Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital İkiz

Kapsül Haber Ajansı - Dijital İkiz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital İkiz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Veri Merkezlerinin Tasarım ve Operasyonları Yeniden Şekillenecek Haber

Veri Merkezlerinin Tasarım ve Operasyonları Yeniden Şekillenecek

Kritik dijital altyapı ve süreklilik çözümlerinin küresel sağlayıcısı Vertiv'in yayımladığı rapora göre, veri merkezi inovasyonu, yapay zekâ odaklı makro dinamikler ve teknolojik trendlerin etkisiyle şekillenmeye devam ediyor. Kurum genelindeki uzmanların katkılarıyla hazırlanan Vertiv™ Frontiers raporu, yapay zeka (AI) için güç altyapısının dönüşümünden dijital ikizlere ve uyarlanabilir sıvı soğutma teknolojilerine kadar, bugün ve gelecekte inovasyonu yönlendiren başlıca teknoloji trendlerini mercek altına alıyor. Vertiv Ürün ve Teknoloji Direktörü Scott Armul, konuyla ilgili şunları söyledi: "Veri merkezi sektörü, yapay zeka uygulamalarının ihtiyaç duyduğu yüksek işlem gücü ve hızlı kurulum beklentilerine uyum sağlamak için tasarım, kurulum ve işletme süreçlerini hızla değiştiriyor. Artan işlem yoğunluğu, veri merkezlerinin artık gigawatt seviyelerinde ve çok daha büyük ölçekte kurulmasını gerektiriyor. Bu da daha yüksek voltajlı DC güç altyapıları ve gelişmiş sıvı soğutma sistemleri gibi yeni teknolojilerin öne çıkmasına yol açıyor. Ayrıc a, yerinde enerji üretimi ve dijital ikiz gibi çözümlerin, yapay zekânın daha hızlı yaygınlaşmasına ve ölçeklenmesine önemli katkı sağlamasını bekliyoruz." Vertiv Frontiers raporu, Vertiv'in önceki yıllarda paylaştığı Veri Merkezi Trendleri öngörülerini bir adım ileri taşıyor. Raporda, veri merkezlerini dönüştüren başlıca etkenler yer alıyor. Bunlar arasında, yapay zekâ ve yüksek performanslı bilişimin (HPC) yol açtığı işlem yoğunluğundaki hızlı artış, veri merkezlerinin artık çok daha büyük ölçekte ve çok daha kısa sürede, gigawatt seviyelerinde kurulması, tesislerin yapay zekâ çağında tek bir "bili im birimi" olarak tasarlanıp işletilmesi gereği ve artan çip ve işlemci çeşitliliğine uyum sağlama ihtiyacı öne çıkıyor. Raporda, bu büyük değişimlerin veri merkezlerinin farklı alanlarını etkileyen beş temel trendi nasıl şekillendirdiği detaylı şekilde ele alınıyor. 1. Yapay zekâ için güç altyapısının dönüşümü Günümüzde pek çok veri merkezi, şebekeden BT kabinlerine kadar uzanan hibrit AC/DC güç dağıtım sistemleriyle çalışıyor. Ancak bu yapı, birden fazla enerji dönüşüm aşaması içerdiği için verimlilik kayıplarına neden oluyor. Yapay zekâ uygulamalarının beraberinde getirdiği yüksek güç yoğunluğu ise mevcut sistemleri giderek daha fazla zorlamaya başladı. Daha yüksek voltajlı DC mimarilerine geçiş, akımın azalmasını, kablo kesitlerinin küçülmesini ve dönüşüm adımlarının sadeleşmesini sağlıyor. Ayrıc a güç dönüşümünün oda seviyesinde merkezi olarak yapılmasına imkân tanıyarak sistemi daha verimli ve ölçeklenebilir hale getiriyor. Bugün hibrit AC ve DC çözümler yaygın olsa da, tam DC standartları ve teknolojileri olgunlaştıkça, artan raf yoğunluklarıyla birlikte yüksek voltajlı DC altyapıların daha yaygın şekilde kullanılacağı öngörülüyor. Yerinde enerji üretimi ve mikro şebekeler de bu dönüşümü destekleyen ve hızlandıran önemli faktörler arasında yer alıyor. 2. Dağıtık Yapay Zekâ (Distributed AI) Bugüne kadar büyük dil modellerini (LLM) desteklemek için yapay zekâ veri merkezlerine yapılan milyarlarca dolarlık yatırımlar, yapay zekâ çözümlerinin hem bireyler hem de kurumlar tarafından yaygın şekilde kullanılmasını amaçladı. Vertiv'e göre yapay zeka, şirketler için artık kritik bir iş bileşeni haline geliyor; ancak bu servisler in nerede ve nasıl sunulacağı, her kurumun kendi ihtiyaçlarına ve çalışma koşullarına göre farklılık gösterecek. Finans, savunma ve sağlık gibi regülasyonun yoğun olduğu sektörlerde ise veri güvenliği, verinin bulunduğu ülke sınırları içinde kalması ve düşük gecikme gereksinimleri nedeniyle yapay zekâ uygulamalarının, bulut yerine özel ya da hibrit ortamlarda, kurum içi veri merkezleri üzerinden çalıştırılması gerekebilecek. Bu noktada esnek ve ölçeklenebilir, yüksek yoğunluklu sistemleri destekleyen güç altyapıları ile sıvı soğutma çözümleri; ister yeni veri merkezi yatırımlarıyla ister mevcut tesislerin dönüştürülmesiyle, dağıtık yapay zeka mimarileri için gerekli kapasitenin hızlı ve güvenli şekilde hayata geçirilmesini sağlayacak. 3. Enerji Otonomisinin Hızlanması Veri merkezlerinde kısa süreli yerinde enerji üretimi, uzun yıllardır kesintilere karşı dayanıklılığı sağlamak için kullanılıyor. Ancak bugün, özellikle yapay zeka veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacı ve şebeke kapasitesindeki sınırlamalar, daha uzun süreli ve daha bağımsız bir enerji yapısına geçişi zorunlu kılıyor. Doğal gaz türbinleri ve benzeri teknolojilerle tesis içinde enerji üretimine yapılan yatırımlar; esneklik, güvenilirlik ve operasyonel süreklilik gibi önemli avantajlar sunsa da bu dönüşümün asıl itici gücü enerjiye erişimde yaşanan kısıtlar oluyor. Bu nedenle "Kendi Enerjini (ve Soğutmanı) Getir" gibi yaklaşımlar, veri merkezlerinin gelecekte daha otonom ve şebekeye daha az bağımlı çalışmasını sağlayacak stratejilerin temel parçaları arasında yer alacak. 4. Dijital İkiz Odaklı Tasarım ve Operasyonlar Yapay zekâ iş yüklerinin giderek yoğunlaşması ve GPU'ların daha güçlü hale gelmesi, bu karmaşık "AI fabrikalarının" çok daha hızlı şekilde devreye alınmasını zorunlu kılıyor. Yapay zekâ destekli araçlar sayesinde veri merkezleri artık dijital ikizler aracılığıyla sanal ortamda birebir modellenebiliyor. BT ve kritik altyapı sistemleri prefabrik ve modüler tasarımlar halinde entegre edilerek birer "bilişim birimi" (unit of compute) olarak sahaya kurulabiliyor. Bu yaklaşım, kurulum ve devreye alma sürelerini ciddi ölçüde kısaltarak, yapay zekâ uygulamalarında "time-to-token" süresini yüzde 50'ye varan oranlarda azaltma potansiyeli sunuyor. Dijital ikiz tabanlı bu model, gelecekte yapay zekâ için gerekli olacak gigawatt ölçeğindeki veri merkezi yatırımlarının daha hızlı ve verimli şekilde hayata geçirilmesinde kritik bir rol oynayacak. 5. Uyarlanabilir ve Dayanıklı Sıvı Soğutma Yapay zeka iş yükle rinin hızla artması, sıvı soğutma teknolojilerini veri merkezlerinin vazgeçilmez bir parçası haline getirdi. Ancak yapay zekâ sadece daha güçlü soğutma ihtiyacı yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda bu sistemlerin çok daha akıllı ve verimli çalışmasını da sağlıyor. Yapay zeka destekli izleme ve kontrol mekanizmaları sayesinde sıvı soğutma altyapıları, olası arızaları önceden öngörebilen, akışkanları ve ekipmanları en verimli şekilde yöneten ve kendi performansını sürekli optimize edebilen yapılara dönüşüyor. Bu yaklaşım, yüksek değerli donanımların ve üzerlerinde çalışan kritik iş yüklerinin daha güvenilir, kesintisiz ve dayanıklı bir şekilde çalışmasına olanak tanıyor. Vertiv, 130'dan fazla ülkede faaliyet göstererek dünya genelinde veri merkezleri, iletişim ağları ile ticari ve endüstriyel tesislere yönelik kritik dijital altyapı çözümleri sunuyo r. Güç yönetimi, ısı yönetim ve BT altyapısını kapsayan geniş ürün ve servis portföyü, buluttan ağın uç noktasına kadar uzanan tüm dijital ekosistemi destekliyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde müşteriler, giderek karmaşıklaşan dijital dünyada operasyonlarını kesintisiz sürdürebiliyor, yüksek performans elde edebiliyor ve güvenle ölçeklenebiliyor.

EY, Fiziksel Yapay Zekâ Platformunu Hizmete Sundu Haber

EY, Fiziksel Yapay Zekâ Platformunu Hizmete Sundu

Eş zamanlı olarak yapay zekâ laboratuvarını (EY.ai Lab) da açan EY; bu sayede, kuruluşların yapay zekâyı fiziksel ortamlara ve iş operasyonlarına sorunsuz bir şekilde entegre etmelerine yardımcı olacak. EY’ın yenilikçi yapay zekâ çözümleri, endüstriyel üretim, enerji, tüketici ürünleri ve sağlık gibi çeşitli sektörlerde fiziksel yapay zekâ uygulamalarının hayata geçirilmesini destekliyor. Ayrıca EY; bu yatırımlarla operasyonel verimliliği artırmanın yanı sıra akıllı otomasyon yoluyla atıkları azaltmayı, olumsuz çevresel etkiyi düşürmeyi ve sürdürülebilirliği desteklemeyi hedefliyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, NVIDIA iş birliğiyle yeni bir fiziksel yapay zekâ platformu olan EY.ai Physical AI’ı hayata geçirdi. Yapay zekâ ve teknolojik dönüşüm yatırımlarını sadece bununla sınırlı tutmayan EY, işletmelerin ölçeklenebilir fiziksel yapay zekâ çözümleri için prototip geliştirme, test etme ve devreye alma süreçlerini hızlandırmalarına da yardımcı olacak çevik bir Ar-Ge ortamı sunan laboratuvarı EY.ai Lab’i de açtığını duyurdu. NVIDIA altyapıları kullanılarak geliştirilen yeni fiziksel yapay zekâ platformu EY.ai Physical AI; kuruluşların robotlar, dronlar, akıllı cihazlar ve benzeri teknolojiler tarafından yürütülen yapay zekâ sistemlerini uygulamalarına ve yönetmelerine yönelik kapsamlı bir yaklaşım sunacak. Bu sayede EY, fiziksel sistemlerin gerçek dünyada uygulanmadan önce modellenmesi, test edilmesi ve iyileştirilmesi için dijital ikiz geliştirme konusunda işletmeleri destekleyecek. Böylece, risklerin azaltılmasına ve değer elde etme süresinin hızlandırılmasına katkıda bulunacak. EY ayrıca, işletmelerin yapay zekâ ile çalışan robotları gerçekçi üç boyutlu (3D) ortamlarda geliştirmelerine, simüle etmelerine ve doğrulamalarına yardımcı olmak amacıyla NVIDIA’nın açık modellerini, simülasyon ve öğrenme çerçevelerini de entegre edecek. Bununla birlikte, platform gelişmiş yapay zekâ iş yüklerinin uygulanması için güvenli, ölçeklenebilir ve yüksek performanslı bir temel sunuyor. İlgili platform, üç temel unsura odaklanmayı hedefliyor: Yapay zekâya hazır veriler: Fiziksel yapay zekâ için çok sayıda senaryoyu simüle etmek üzere sentetik veriler üretmek Dijital ikiz, robotik simülasyon ve eğitim: NVIDIA'nın açık modellerini, kütüphanelerini ve çerçevelerini kullanarak dijital ve fiziksel dünyalar arasında köprü kurmaya yardımcı olmak, gerçek zamanlı içgörüler ve performans izleme sağlamak ve operasyonel sürekliliği kolaylaştırmak Sorumlu fiziksel AI: İş operasyonları genelinde güvenlik, etik, uyumluluk unsurlarını ve dayanıklılığı korumaya yardımcı olmak için güçlü önlemler uygulamak EY aynı zamanda; yapay zekânın fiziksel ortamlara sorunsuz bir şekilde entegre edilmesine olanak tanıyan ve alanının ilk örneği olan yeni yapay zekâ laboratuvarını (EY.ai Lab) da faaliyete geçirdi. En ileri seviye robotik, sensör ve simülasyon yetkinlikleriyle donatılan laboratuvar EY.ai Lab; kuruluşlara ölçeklenebilir fiziksel yapay zekâ çözümlerini prototip geliştirme, test etme ve devreye alma süreçlerini hızlandırmalarına yardımcı olacak çevik bir Ar-Ge ortamı sunuyor. EY, fiziksel yapay zekâ yetkinliklerini enerji, sağlık ve akıllı şehirler başta olmak üzere birçok sektöre yönelik daha da genişletecek bu yatırımlar ile akıllı otomasyon yoluyla atıkları azaltmayı, olumsuz çevresel etkiyi düşürmeyi ve sürdürülebilirliği desteklemeyi hedefliyor. EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı Gökhan Gümüşlü, konuyla ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “EY olarak, geliştirdiğimiz platformlar ve ürünlerle yapay zekâya yönelik yatırımlarımızı sürdürerek iş dünyasına katkı sunmaya devam ediyoruz. Kurumların geleceğini şekillendiren yapay zekâ platformumuz EY.ai, strateji, dönüşüm, risk, denetim ve vergi alanlarındaki uzmanlığımızı AI teknolojisiyle bir araya getirerek şirketlere bütüncül bir değer sağlarken; bunu bir adım öteye taşıyarak yakın zamanda hayata geçirdiğimiz yeni platformumuz EY.ai Physical AI, bu değeri fiziksel dünyayla bütünleştirerek, sunulan hizmet kapsamını çok daha geniş bir alana yaymayı hedefliyor. Gelişmiş otomasyon, yüksek verimlilik ve operasyonel maliyetlerin önemli ölçüde azaltılmasına kadar pek çok alanda işletmelerin faaliyet biçimini dönüştürerek değer elde etmelerine yardımcı olacak EY.ai Physical AI ile işletmeler, yapay zekâ entegrasyonlarını güvenli bir şekilde yönetebilecek ve deneysel çalışmalardan kurumsal ölçekli uygulamalara geçişte hızlarını artırabilecek. Ayrıca EY olarak yakın zamanda açılışını yaptığımız EY.ai Lab ise işletmelere; fiziksel yapay zekâ sistemlerini, kapsamlı simülasyonlarla sanal bir test ortamında tasarlamak, insansı robotlar, dört ayaklı robotlar ve diğer yeni nesil robotik platformlar dahil olmak üzere farklı formlarda çözümler geliştirmek, dijital ikiz aracılığıyla lojistik, üretim ve servis akışlarını iyileştirmek gibi birçok imkân sağlayacak.”

Siemens Türkiye’den Dijital Dönüşüm Atağı Haber

Siemens Türkiye’den Dijital Dönüşüm Atağı

Sürdürülebilirlik ve dijital dönüşümü odağına alan Siemens Türkiye, mühendislik ve teknoloji gücüyle enerjinin daha verimli kullanılmasına yönelik çözümler geliştiriyor. Sanayi, altyapı ve binalarda dijitalleşme odaklı yaklaşımıyla düşük karbonlu dönüşüme katkı sunan Siemens Türkiye, 5–11 Ocak Enerji Verimliliği Haftası kapsamında enerji verimliliğinin iklim kriziyle mücadelede ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolüne dikkat çekiyor. Hüseyin Gelis: “Dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik için güçlü bir itici güç” Enerji verimliliği ve dijital dönüşümün sürdürülebilirlik açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, “Dünya, iklim değişikliğinin yarattığı acil sorunlarla karşı karşıya. Bu dönemde dijital dönüşüm, yalnızca teknolojik bir adım değil, sürdürülebilirlik ve büyüme için önemli bir itici güç olarak öne çıkıyor. Ancak bugün sürdürülebilirlik alanındaki en büyük risk, teknoloji eksikliği değil; kısa vadeli düşünme ve karar alma alışkanlıkları. Hükümetlerin, endüstri ve kurumların karbon salımını azaltmaya, kaynakları daha verimli kullanmaya ve belirsizlikler karşısında daha dayanıklı yapılar oluşturmaya odaklanması büyük önem taşıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın bu hafta yaptığı ve ‘2030 vizyonu doğrultusunda Türkiye’nin enerjisini verimlilikle büyütme’ hedeflerini vurgulayan açıklama da ülkemizin bu konuya verdiği önemin en güçlü göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu hedef doğrultusunda dijitalleşmenin, gerekli altyapının tasarımından işletilmesine kadar tüm süreçleri kapsayarak dönüşümü hızlandıran güçlü bir araç sunduğuna inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Dijitalleşmenin sürdürülebilirlik açısından sunduğu fırsatlara dikkat çeken Hüseyin Gelis, bu dönüşümün aynı zamanda önemli zorluklar barındırdığını vurgulayarak şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik için dijitalleşme önemli bir adım olsa da aşılması gereken ciddi zorluklar bulunuyor. Bugün birçok altyapı sistemi uzun yıllardır kullanılıyor ve dijital teknolojilerle kolayca entegre edilemiyor. Bununla birlikte, verinin birçok noktada mevcut olmasına rağmen bu verinin bütünleşmiş, tutarlı ve güvenilir bir yapıda karar alma süreçlerine yansıtılamaması da önemli bir darboğaz oluşturuyor. Dijital yetkinlik ile sürdürülebilirlik bilgisini bir araya getirebilecek insan kaynağının sınırlı olması da bu süreci yavaşlatan önemli faktörlerden biri. Yatırım boşlukları ve kısa vadeli finansal bakış açıları, uzun vadeli sürdürülebilirlik faydalarının önüne geçebiliyor. Bütünleşmiş veri sistemlerinin eksikliği ise veri silolarına yol açarak dijital dönüşümün tüm potansiyelinden yararlanılmasını zorlaştırıyor. Tüm bu süreçlerin, veri gizliliği, siber güvenlik ve etik yapay zekâ gibi başlıkları kapsayan güçlü bir yönetişim anlayışıyla desteklenmesi büyük önem taşıyor.” Hüseyin Gelis: “Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan... Değişime en çok uyum sağlayabilendir, hayatta kalan” sözü bugünkü dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yolculuğunun özünü anlatıyor Tüm bu zorluklara rağmen, dijitalleşmenin sürdürülebilir verimlilik için güçlü bir kaldıraç sunduğunu belirten Gelis, “Yapay zekâ, IoT, bulut bilişim ve dijital ikizler gibi teknolojiler yalnızca operasyonel ve maliyet verimliliğini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda çevresel koşullara gerçek zamanlı uyum sağlayabilen akıllı altyapıların temelini oluşturuyor. Bu dönüşüm, teknik bir güncellemenin ötesinde sürdürülebilirliği tasarımdan işletmeye, oradan da sürekli optimizasyona uzanan bir yaşam döngüsü olarak ele alan bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor. Kentlerin ve endüstriyel sistemlerin bu bakış açısıyla yeniden ele alınması gerekiyor. Bu nedenle kamu, özel sektör, akademi ve teknoloji sağlayıcılarının ortak bir vizyonla hareket etmesi, sürdürülebilir bir gelecek için kritik önem taşıyor. Dijital dönüşümün kalıcı etki yaratabilmesi için yalnızca teknolojiye yatırım yapmak yeterli değil. Ölçülebilirlik, sahiplenme ve hesap verebilirlik olmadan sürdürülebilir sonuçlardan söz etmek pek mümkün görünmüyor. Güçlü bir yönetişim anlayışı dijital dönüşümün ayrılmaz bir parçası” dedi. Siemens Türkiye’den enerji verimliliğinde somut kazanımlar Siemens Türkiye, geçtiğimiz yıl hem kendi operasyonlarında hem de müşterilerinde önemli kazanımlar elde etti. Şirket, 2025 yılında, müşterilerinin operasyonlarında 148 bin tCO2-eşd emisyon azaltımına katkı sundu. Aynı dönemde hayata geçirilen enerji verimliliği projeleri sayesinde müşteriler için 448 adet enerji tasarruf önlemi ile 21,72 milyon avroluk tasarruf potansiyeli ortaya çıkarıldı. Siemens Türkiye, proje bazlı çalışmalarının yanı sıra 2009 yılından bu yana sürdürdüğü Sertifikalı Enerji Yöneticisi eğitimleriyle, enerji verimliliği alanında nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlamayı sürdürüyor. Siemens Türkiye farklı sektörlerde enerji verimliliğini destekliyor Siemens Türkiye, enerji tüketiminin yüksek olduğu sektörlerde hayata geçirdiği iş birlikleriyle enerji verimliliği ve dijital dönüşüme katkı sunuyor. Bu kapsamda Siemens Türkiye, Yıldız Holding bünyesinde faaliyet gösteren sakız ve şekerleme şirketi Continental Confectionery Company (CCC) ile yürüttüğü projede, üretim süreçlerinde enerji verimliliği ve dijitalleşmeyi birlikte ele alıyor. Çorlu’daki üretim tesisinde soğutma sistemlerinin dönüşümünü kapsayan ve Enerji Performans Sözleşmesi (EPS) modeliyle hayata geçirilen projede, dijital ikiz teknolojileriyle sistemler izlenip yönetilirken, enerji tasarrufu ve operasyonel verimliliğin artırılması hedefleniyor. Petrokimya sektöründe ise Siemens Türkiye, SOCAR Türkiye ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle, Petkim’in Aliağa’daki tesislerinde enerji altyapısının modernizasyonuna katkı sağlıyor. Elektrik altyapısının yenilendiği ve dijital izleme–kontrol sistemleriyle desteklenen çalışmalarla, enerji kayıplarının azaltılması, güvenliğin artırılması ve üretim süreçlerinin daha verimli hale getirilmesi hedefleniyor. Uzun yıllara yayılan bu iş birliği, ağır sanayide dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik açısından örnek uygulamalar arasında yer alıyor. Siemens Türkiye’nin Kardemir’de gerçekleştirdiği elektrifikasyon ve otomasyon modernizasyonları ve dijital enerji yönetimi çözümleri, üretim süreçlerinde hem verimliliğin artmasına hem de kesintisiz ve güvenli enerji hedeflerinin desteklenmesine katkı sağladı. Bu çalışmalar, demir-çelik sektöründe dijitalleşmenin etkisini güçlü bir şekilde hissettirdi. Siemens, entegre ağaç sektöründe Starwood Orman Ürünleri ile yürüttüğü enerji verimliliği projesiyle üretim süreçlerinde verimlilik ve dijitalleşmeyi birlikte ele alırken, makine imalatı alanında Mert Makina ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle otomasyon ve dijital çözümler aracılığıyla üretim performansının artırılmasına katkı sağlıyor. Dijital izleme ve kontrol sistemleriyle desteklenen bu çalışmalar, sürdürülebilir ve verimli üretim süreçlerinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanayinin Geleceğini Şekillendirecek En Önemli 4 Trend Haber

Sanayinin Geleceğini Şekillendirecek En Önemli 4 Trend

Küresel rekabetin sertleştiği, maliyet baskılarının arttığı ve teknolojinin üretim süreçlerine hızla entegre olduğu bir dönemde, Türkiye sanayisi kritik bir eşikten geçiyor. İşletmelerin verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik hedeflerini yeniden tanımlayan bu dönüşüm; robotik sistemlerden veri analitiğine, enerji yönetiminden CNC ekosistemindeki dijitalleşmeye kadar geniş bir alanı kapsıyor. Sanayi yatırımlarında yön belirleyici rol oynayan bu dört trend, 2026 ve sonrasında üretim modellerinin tamamen yeniden şekilleneceğini gösteriyor. Otomasyon ve robotik entegrasyon sanayinin yeni standardı oluyor Üretim hatlarında otomasyon sistemlerinin ve robotik çözümlerin hızla yaygınlaşması hem verimliliği hem de kalite tutarlılığını artıran en kritik faktörlerden biri hâline geldi. Robotik hücreler özellikle tekrarlayan operasyonlarda insan hatasını en aza indirirken, üretim bandının hızını artırarak rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. KOBİ’lerin dahi otomasyon yatırımlarına yönelmesi, dönüşümün sadece büyük ölçekli tesislerle sınırlı kalmadığını gösteriyor. Yapay zekâ ve büyük veri, üretim yönetimini tamamen değiştiriyor Akıllı fabrika yaklaşımının merkezinde büyük veri analitiği ve yapay zekâ yer alıyor. Kestirimci bakım uygulamaları, makine duruşlarını azaltıyor; gerçek zamanlı veri analizi ise üretim akışını optimize ederek maliyetleri aşağı çekiyor. Bu dönüşüm; CNC tezgâhlarının performans takibinden enerji yönetimine kadar üretim hattının tüm bileşenlerini daha öngörülebilir, ölçülebilir ve kontrol edilebilir hâle getiriyor. Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği yatırım stratejilerinin merkezine yerleşiyor Enerji maliyetlerinin artması ve uluslararası regülasyonların sıkılaşması, işletmeleri daha düşük enerji tüketen, çevresel etkisi azaltılmış teknolojilere yönlendiriyor. Modern tesis tasarımları artık karbon ayak izinin azaltılması, geri dönüşüm odaklı süreçler ve enerji verimliliği kriterleriyle şekilleniyor. Bu değişim, sadece çevresel sorumluluk değil; aynı zamanda uzun vadeli rekabet avantajı sağlayan bir yatırım stratejisi olarak görülüyor. İleri üretim teknolojileri ve CNC ekosisteminde dijital dönüşüm hızlanıyor Yeni nesil CNC tezgâhları artık yüksek hassasiyet ve işleme kapasitesini dijital altyapı ile birleştiriyor. Uzaktan izleme, adaptif kontrol, yapay zekâ destekli performans analizi ve dijital ikiz uygulamaları gibi teknolojiler, üretimde sıfıra yakın hata oranı ve daha kısa yatırım geri dönüş süresi sağlıyor. Özellikle otomotiv, savunma, enerji ve kalıp sektörlerinde dijitalleşmiş tezgâhların sağladığı rekabet avantajı giderek belirginleşiyor. “GNC Makina, bu dönüşüme uyum sağlayan değil; sektörde öncülük etmeyi hedefleyen bir oyuncu olarak konumlanıyor” Sanayinin geleceğini şekillendiren önemli trendleri hakkında değerlendirmelerde bulunan GNC Makina Genel Müdürü Gökhan Yıldız, “Sanayide yaşadığımız dönüşüm, yalnızca makine parkını yenilemekten ibaret değil; üretimin tüm katmanlarını etkileyen yapısal bir değişimden söz ediyoruz. Otomasyon, veri odaklı üretim ve sürdürülebilirlik, işletmelerin rekabet gücünü belirleyen en güçlü bileşen hâline geldi. GNC Makina olarak bu dönüşüme sadece uyum sağlamakla yetinmiyor, sektörde öncülük eden oyunculardan biri olmak için yatırımlarımızı ve stratejilerimizi bu doğrultuda şekillendiriyoruz. Türkiye’nin üretim gücü bu teknolojik sıçramayı ne kadar erken benimserse küresel rekabette o kadar güçlü bir konumlanma elde edeceğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Artık Her Şirketin Dijital Marka ve Pazarlama Danışmanı Olacak Haber

Artık Her Şirketin Dijital Marka ve Pazarlama Danışmanı Olacak

Bu yeniliğin adı; üst düzey yönetici dijital ikiz yapay zeka modeli. İlk örneği ise tanınmış marka ve pazarlama danışmanlarından Tunç Berkman. Berkman'ın dijital ikizi Türkiye'de ilk defa ticari amaçla şirketlerin kullanımına açıldı. 18 yıldır veri ve veri teknolojileri alanında öncü çalışmalara imza atan; 30'dan fazla sektörde 300'den fazla şirketi referanslarına katm ş olan Kuantum Araştırma'nın veri birikimiyle kurulan yapay zeka çözümü şirketi QMindLab, deneyimli üst düzey yöneticilik yapmış danışmanların bilgi ve tecrübesini tüm şirketler için erişilebilir kılacak devrim niteliğinde bir yenilik sundu. Üst düzey yöneticilerin dijital ikizini sunan yapay zeka modeli sayesinde tanınmış marka ve pazarlama danışmanlarından Tunç Berkman'ın dijital ikizi Türkiye'de ilk defa ticari amaçla şirketlerin kullanımına açılıyor. Her şirket için üst düzey pazarlama danışmanlığı QMindLab tarafından geliştirilen bu yenilikçi proje, büyük şirketlerin pazarlama için sahip olduğu geniş kaynaklar ile küçük şirketler arasında oluşan uçurumu kapatma hedefiyle, Tunç Berkman'ın uzun yıllara dayanan iş geliştirme, marka yönetimi, pazarlama ve dijital strateji tecrübesini dijital ikiz aracılı ıyla KOBİ'lere ulaştırmayı amaçlıyor. Tunç Berkman'ın dijital ikizini kullanarak şirketler; marka ve pazarlama stratejileri için kritik süreçleri bir profesyonel desteğiyle daha kolay değerlendirebilecek. Ayrıca şirketler; mevcut müşterilerine yönelik pazarlama iletişimi geliştirerek çapraz satış ve ek satış imkânları yaratabilecek, reklam karşılığını ve verimliliğini artırarak doğru reklam ve medya stratejilerini belirleyebilecek, yeni müşteri kazanımını sağlayacak etkin pazarlama kampanyaları tasarlayabilecek ve müşteri kaybını önlemek amacıyla hedef odaklı kampanyalar geliştirebilecek. Bu sayede dijital dönüşüm süreçlerini de hızlandırarak, pazarlama ekiplerinin performansında sürdürülebilir bir artış sağlayabilecekler. Dijital ikiz nedir? Dijital ikiz, gerçek bir kişinin bilgi birikimi, tecrübesi ve düşünce y apısının yapay zeka aracılığıyla sanal ortamda oluşturulmuş bir kopyasıdır. Bu teknoloji sayesinde şirketler, gerçek bir uzmanın bilgisine ve tecrübesine istedikleri zaman erişebilirler. Dijital ikizler, stratejik karar alma süreçlerinden günlük operasyonlara kadar pek çok farklı alanda kullanılabilir. Dijital ikinize yatırım yapan ilk isim QMindLab'ın bu devrim niteliğindeki projesi daha fikir aşamasındayken yatırım desteği sunan Tunç Berkman; "CMO olarak profesyonel kariyerimi bıraktığım 2020 yılından beri pek çok firmayla pazarlama ve marka yönetimi konusunda çalıştık ancak zaman ve kaynak kısıtlamaları sebebiyle bu konuda talepleri olan birçok KOBİ ile çalışmak da mümkün olmadı. Şimdi yapay zekâ sayesinde bilgi birikimimi ve tecrübemi dijital ortama taşıyarak, farklı firmalara yardımcı ol ma potansiyeline sahibim. Bu şekilde tecrübemi çok daha geniş bir alana yaymanın mutluluğunu yaşıyorum" dedi. Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdiklerini belirten Kuantum Araştırma ve QMindLab'ın Kurucusu ve CEO Volkan Kılıç ise; "Daha önce dijital ikizler oluşturuldu ancak ilk kez bir dijital ikiz şirketlerin stratejik ihtiyaçlarını doğrudan karşılamak üzere ticari kullanıma sunuluyor. Bu yönüyle benzersiz ve heyecan verici bir iş oldu. Bugüne kadar Kuantum olarak pazar araştırma ve veri danışmanlığı alanında yenilikçi yaklaşımlarımızla veriyi ve veri teknolojilerini demokratikleştirerek, hizmetlerimizi KOBİ'lere ulaştırdık. Bu teknolojiyle de sadece belli seviyedeki şirketlerin uzmanlıklarından yararlanabildiği profesyonellerin bilgi birikimini demokratikleştirerek KOBİ'ler ile buluşturacağız" dedi. Dijital dönüşüm ve teknoloji stratejisti Kuantum Araştırma Yönetim Kurulu Üyesi Demirhan Şener ise; "QMindLab kurulurken yapay zekâ asistanımız KAI ile KOBİ'lere satış ve pazarlama danışmanlığı vermeyi hedeflemiştik. Tunç Berkman ile hayata geçirdiğimiz bu yenilikçi proje, hedeflerimizin somutlaşmış hali. Türkiye genelinde üst düzey danışmanlığı demokratikleştirme ve her ölçekteki şirkete erişilebilir kılma amacındayız" sözleriyle projenin geleceğine dair tüyo verdi.

 Siemens ve NVIDIA, Yapay Zekâ Çağında Üretim İçin Yeni Ürün Gamını Vitrine Çıkardı Haber

 Siemens ve NVIDIA, Yapay Zekâ Çağında Üretim İçin Yeni Ürün Gamını Vitrine Çıkardı

Siemens ve NVIDIA, Washington D.C.'de düzenlenen NVIDIA GTC'de (GPU Teknoloji Konferansı) Siemens Xcelerator portföyü için geliştirilmekte olan yeni teknoloji ürün yelpazesini tanıttı. Bu demo, mühendislerin yakında geleceğin fabrikaları için en gelişmiş ve doğru dijital ikizleri nasıl hızlı bir şekilde tasarlayabileceklerini, optimize edebileceklerini ve yönetebileceklerini ortaya koydu. Siemens Xcelerator ve NVIDIA Omniverse arasındaki entegrasyondan beslenen bu teknoloji, 3B görselleştirme, simülasyon ve fabrika verilerini tek bir birleşik, sürükleyici ortamda bir araya getirecek yeni ve son derece gerçekçi bir dijital ikizi destekleyecek. Bu dönüm noktası, Siemens'in endüstri için yeni inovasyon, iş birliği ve sürdürülebilir değer yaratma seviyelerine ulaşmak üzere gerçek ve dijital dünyaları sorunsuz bir şekilde birleştirme vizyonu olan endüstriyel metaverse'ü gerçekleştirmeye yönelik önemli bir adım oluşturuyor. Günümüzde imalat sanayi, önemli yatırımlar ve ileri teknolojilerin hızla benimsenmesiyle küresel bir dönüşüm geçiriyor. Bu değişimi desteklemek amacıyla Siemens ve NVIDIA, endüstriyel yapay zekâ devrimini hızlandırmak için ortaklıklarını pekiştirerek dünya çapında daha akıllı, enerji verimliliği daha yüksek fabrikaların geliştirilmesine olanak sağlıyor. Halen üzerinde çalışılmakta olan bu gelişmiş dijital ikiz yazılımı, yapay zekâ çağı için özel olarak tasarlanmış yeni bir Siemens teknoloji yığınının parçası olacak. Yazılım, üreticilerin sadece dünyanın en gelişmiş fabrikalarını inşa etmesine değil, aynı zamanda bu fabrikaları sürekli olarak optimize etmesine de olanak sağlayacak. Bu teknoloji; planlama ve mühendislik çalışmalarıyla operasyonları hızlandırmak için kullanılacak. Böylece tasarım ve operasyonun her aşamasında büyük ölçekli simülasyonları, yapay zekâ odaklı iş akışlarını ve güvenilir, veriye dayalı karar alma süreçlerini mümkün kılacak. Siemens, GTC'deki demosunda bu yeni teknoloji yığınının müşterileri gelişmiş fabrikalarının tasarım aşamasından işletme aşamasına kadar nasıl destekleyebileceğini gösterdi. Bu yeni teknolojinin en önemli işlevlerinden biri, müşterilerin bina altyapılarını ve üretim hatlarını tek bir mühendislik ortamında bir araya getirebilmesidir. Bu işlev, en verimli tasarımı bulmak amacıyla yüzlerce potansiyel fabrika yerleşimini simüle etmek için yapay zekadan faydalanılmasını da içeriyor. Mühendisler bu yeni teknoloji yığınını kullanarak bu tasarım ve simülasyonu günler veya haftalar değil, saatler içinde yapabilecekler. Bu işlemin ardından müşteriler, fabrikalarının fotogerçekçi ve fizik tabanlı modellerini oluşturabilecek. Bu ortak çalışma, müşterilerin daha akıllı, daha verimli fabrikalar, ürünler ve yapay zekâ veri merkezleri tasarlamalarına yardımcı olmak için Siemens'in üretim ve endüstriyel teknoloji alanındaki derin uzmanlığını NVIDIA'nın grafik işleme alanındaki lider teknolojisiyle bir araya getiriyor. Siemens Yönetim Kurulu Üyesi, Teknoloji ve Strateji Başkanı Peter Koerte, "Endüstriyel inovasyon daha önce görülmemiş bir hızda ilerliyor. Siemens ve NVIDIA güçlerini birleştirerek bu sürece öncülük ediyor. Endüstriyel yapay zekâ, dijital ikizler, otomasyon ve bina teknolojileri alanlarındaki güçlü yönlerimizi birleştirerek, endüstriyel metaverse'i ve bununla birlikte yeni nesil fabrikaları ve yapay zekâ veri merkezlerini hayata geçiriyoruz. Artan küresel talebi karşılamak ve endüstrinin geleceğini şekillendirmek için gereken verimliliği, gücü, ölçeklenebilirliği ve zekâyı da ortaya koyuyoruz." NVIDIA Omniverse ve Simülasyon Teknolojisi Başkan Yardımcısı Rev Lebaredian ise "Dijital ikizler, tek bir donanım parçası bile kurulmadan önce tüm üretim hatlarının simülasyonunu ve optimizasyonunu, robotik sistemlerin ise sanal olarak eğitilmesini mümkün kılarak kendilerine endüstriyel yapay zekâ çağında çok önemli bir yer edindiler. Siemens ile iş birliğimiz, NVIDIA Omniverse'ü üretimin merkezine yerleştirerek konseptten işletmeye kadar tüm fabrika yaşam döngüsünü hızlandırmak için kritik platform kabiliyetleri sağlıyor" diye konuştu. Günümüzde üreticiler; karmaşık süreçlerin üstesinden gelme, üretimi hızlandırma ve enerji verimliliğini artırma konularında benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıyakalıyor. Bu yeni teknoloji, bir fabrikanın dijital ikizini oluşturmak ve bu ikizle etkileşim kurmak için kolaylaştırılmış, sezgisel bir ortam sağlayarak söz konusu zorlukları giderecek. Örneğin, bir yarı iletken üreticisinin mevcut bir tesiste son derece karmaşık bir üretim sürecini yönetirken üretimi artırmak için yeni bir fabrika hattı kurması gerekebilir. Bu yeni araç sayesinde mühendisler, mevcut fabrika binası içindeki farklı yerleşim düzenlerini hızlı bir şekilde simüle ederek en verimli konfigürasyonu belirleyebiliyor ve üretimin artırılmasına kadar geçen süreyi kısaltabiliyor. Siemens, üretimden akıllı operasyonlara ve bina ortamına kadar çipten şebekeye tüm altyapı değer zincirindeki her bir halkayı birbirine bağlayacak uzmanlığa sahip bulunuyor. Bu uçtan uca yetenek, Siemens ve NVIDIA'nın portföylerini bir araya getirerek endüstriyel müşteriler için verimlilik, ölçeklenebilirlik ve inovasyon sağlayan gerçek anlamda entegre çözümler sunmalarını sağlıyor. Siemens teknolojisi ister sıfırdan bir tesis inşa etmek ister mevcut bir tesisi yenilemek için, güç, soğutma, bilgi işlem ve bina sistemlerinin birleşik bir bütün olarak çalışmasını sağlar. Operatörler simülasyondan ve yapay zekâ destekli otomasyondan faydalanarak tesisleri yıllar değil, aylar içinde optimize edip ölçeklendirebiliyor. Böylece performansı artırabilir, enerji verimliliğini yükseltebilir ve kapasitelerini geleceğe hazır hale getirebiliyor. Bu yaklaşım, hızlandırılmış bilgi işlem ve akıllı depolamadan enerji tasarruflu soğutma seçeneklerine kadar yapay zekâ altyapısı için yeni bir mükemmellik standardı belirleyecek, çoklu üretim yapabilen, gigawatt ölçekli yapay zekâ fabrikası kurulumları konusunda yakın zamanda duyurulan NVIDIA Omniverse DSX Blueprint ile uyumludur. Siemens ve NVIDIA ayrıca hem GPU üretimini hem de yapay zekâ veri merkezi altyapısının optimizasyonunu geliştirmek üzere iş birliği yaparak endüstriyel zekanın geleceği için ölçeklenebilir, verimli çözümler sunuyor. Siemens, GPU ve yapay zekâ veri merkezi iş ortaklarını elektronik tasarım otomasyonu ve fabrika otomasyon kontrolörlerinden beyaz alan soğutma optimizasyonu ve dayanıklı bina sistemlerine uzanan geniş bir yelpazede destekleyerek; - Yeni yapay zekâ fabrikalarını hızla çevrimiçi hale getirmelerini, - Herhangi bir GPU yükseltmesi için işlemleri yeniden yapılandırmalarını, - Gelişmiş simülasyon ile gücü ve soğutmayı optimize etmelerini, - Çalışma süresine yönelik tehditleri öngörerek çözmelerini, enerji verimliliğini artırmalarını ve tedarik zinciri esnekliğini güçlendirmelerini sağlıyor. Siemens ve NVIDIA, üreticileri ve veri merkezi operatörlerini gelişmiş, enerji tasarruflu altyapı ile destekleyerek yapay zekâ yeteneklerinin gelişimini hızlandırıyor. Bu iş birliği daha akıllı, daha güçlü bir dijital temel oluşturuyor, inovasyonu mümkün kılıyor, ekonomik fırsatları teşvik ediyor ve yapay zekanın faydalarının dünya genelinde yaşamları ve toplumları iyileştirmek için kullanılabilmesini sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital İkizinizle Veriminiz İki Kat Artacak Haber

Dijital İkizinizle Veriminiz İki Kat Artacak

İşletmelerin maliyetlerini azaltmasının yanında nesnelerin ömrünü uzatarak çalışma performanslarını artırmaya imkân sağlıyor. Gerçek dünyayı dijital dünyaya taşıyan dijital ikiz teknolojisi sanayiden sağlığa kadar her alanda harikalar yaratıyor. Giderek yaygınlaşan bu teknoloji ile yapılabileceklerin sınırı bulunmuyor. Fiziksel ve dijital dünya arasında köprü kuran dijital ikiz", fiziksel bir ürün ya da hizmetin dijital kopyası olarak tanımlanıyor. Bu uygulamalar, gerçek nesnenin modeli, verileri ve birebir karşılaştırmalarıyla izlenmesine imkan veriyor. Bu sayede oluşabilecek sorunların tespiti, yeni ayarların test edilmesi, oluşturulan senaryoların sanallaştırılmış kopyasının oluşturulması ve analizlerin gerçekleştirilmesi mümkün hale geliyor. Bu kavram İlk kez 2000'li yılların başında NASA'nın eşleme teknolojisi sonucu ortaya çıktı. Tasarladıkları uzay araçlarının dijital replikasını modelleyen NASA mühendisleri, uzay aracının çeşitli çevresel faktörler karşısındaki tepkisini(sıcaklık, basınç, darbe) dijital ikizi üzerinde simüle etti. Uzmanlar, uzay aracı görevdeyken bir aksaklık yaşandığında, bu aksaklığın nasıl giderileceğine dünyadaki dijital kopyası üzerinde çalışarak karar verdi. Sanallaşmanın artması ve nesnelerin internet teknolojisinin gelişmesi ile beraber, dijital ikizlerin çok farklı kullanım alanları ortaya çıktı. Günümüzde savunma sanayisinden tıbba, mühendislikten çevreye, spordan şehirciliğe kadar birçok alanda dijital ikizler kullanılıyor. Yapay zekâ alanında faaliyet gösteren yerli teknoloji şirketi Cerebrum Tech kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Dr. R. Erdem Erkul sanal ve gerçeğin aynı anda deneyimlenmeye başlandığı bu dönemde, dijital ikiz kavramının son derece önem kazandığını söylüyor. Pazar giderek büyüyor USD Analytics Market tarafından gerçekleştirilen Küresel Dijtal İkiz Pazarı araştırmasına göre, dünyada dijital ikiz pazarı bu yılın sonunda 17,7 milyar dolara ulaşacak. Bu süreç, sadece teknoloji devleri ve girişimler için değil, aynı zamanda sağlık, eğitim ve kamu yönetimi gibi sektörler için de yeni iş modellerinin kapısını aralayacak. 2027 yılına kadar büyük şirketlerin yüzde 40’ı dijital ikizleri projelerinde kullanacak. Bu pazar yılda yüzde 40 büyümeyle 2034 yılında 351,8 milyar doları bulacak. Verimli ve kârlı ikizler "Dijital ikiz" uygulaması verimlilik ve kâr artışı sağlıyor. İşletmelerin maliyetlerini azaltmasının yanında nesnelerin ömrünü uzatarak çalışma performanslarını artırmaya imkan sağlıyor. Dijital ikizlerin, her alanda büyük bir avantaj sağladığına işaret eden Erkul, şöyle konuştu: "Çok geniş bir sektörel fayda söz konusu. Örneğin, kuruluşlar, ürünlerinin veya hizmetlerinin üretim ve bakım planlama çalışmalarını dijital ikizler sayesinde daha kolay yapabilecek, saptanan sorunların iyileştirilmesi daha kolay olabilecek. Tasarımın ve ürün geliştirmenin dahil olduğu her sektörün işini kolaylaştıracak dijital ikizler kolaylaştıracak. Tasarımların sanal bir dünyada oluşturulması ve bunların yeterliklerinin gözetlenmesi fiziksel dünyada bu tasarımların inşa edilmesini kolaylaştıracak. Dijital ikizde elde edilen bulgular fiziksel dünyada daha kolay hayata geçirilebilecek. Tıp alanında dijital ikiz sayesinde bazı operasyonların çalışmaları yapılabilir, çevre ve şehircilik alanında şehir düzenlemesi için dijital ikizden yararlanılabilir. Mühendisliğin çoğu dalı da dijital ikizden yararlanacaktır. Bu sayede dijital ikiz, hayatımızı kolaylaştıracak." Hatalar önceden tespit ediliyor Örneğin endüstriyel uygulamalarda devrim yaratan dijital ikiz teknolojisi, üretim sürecinin birebir dijital kopyasını oluşturarak, simülasyonlar aracılığıyla üretim sürecinde olası hataları önceden tespit etmeye olanak tanıyor. Bu sayede, ürün prototipleri üzerinde yapılan testler ve optimizasyonlar, gerçek üretime geçmeden önce sanal ortamda yapılarak riskler ve maliyetler hesaplanıyor. Dijital ikizler, sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği açısından da büyük katkılar sağlıyor. Örneğin, makinelerin ve sistemlerin performansı gerçek zamanlı olarak izlenip analiz edilerek, enerji israfı tespit edilebilir. Dijital ikizlerle yapılan simülasyonlar, fiziksel prototiplerin ve deneme yanılma süreçlerinin azaltılmasına yardımcı oluyor, bu da malzeme israfını en aza indiriyor. Bu teknoloji sayesinde daha verimli üretim, daha az atık ve daha sürdürülebilir operasyonlar mümkün hale geliyor. Dijital ikizlerin şu an fabrikalarda verimliliği yüzde 70’lere varan düzeyde artırdığı, oeprasyonel giderleri yüzde 40 azalttığı hesaplanıyor. Daha fazla veriyle beslendikçe bu rakamların da daha yukarılara taşınması öngörülüyor. Dijital ikizlerle akıllı şehirler Dijital ikizler hem şehirlerin altyapısını daha iyi yönetmeyi hem de gelecekteki gelişmeleri daha iyi görmeyi sağlayarak akıllı şehirlerin de temel yapı taşlarını oluşturuyor. Dijital ikizler şehirlerin altyapısından enerji tüketimine kadar pek çok alanı izlemeyi ve verileri analiz etmeyi mümkün kılıyor. Bu sayede şehir yönetimleri altyapı sorunlarını proaktif bir şekilde çözerek kaynak kullanımını optimize edebiliyor. Örneğin enerji verimliliği sağlamak için enerji şebekelerinin dijital ikizlerini kullanarak gerçek zamanlı veri analizi ve performans değerlendirmesi yapılabiliyor. Bu tür uygulamalar akıllı şehirlerin daha sürdürülebilir ve verimli bir şekilde işlemesini sağlıyor. Tıpta devrim yaratacak Özellikle tıp alanında devrim yaratma potansiyeline sahip bu teknoloji, hastaların genetik, fizyolojik ve yaşam tarzı verileri kullanılarak oluşturulacak. Dijital ikizler, kişiselleştirilmiş tedavilerin geliştirilmesine, hastalıkların önlenmesine ve hatta cerrahi operasyonların sanal ortamda simülasyonuna olanak tanıyacak. Ayrıca bireylerin beslenme, egzersiz ve uyku gibi yaşam tarzı verileri analiz edilerek, sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirilebilecek ve kronik hastalıklar önlenebilecek.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.