Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Kimlik

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Kimlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Kimlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Okullarda Güvenlik, Dijital Erişim Sistemleriyle Güçleniyor Haber

Okullarda Güvenlik, Dijital Erişim Sistemleriyle Güçleniyor

ASSA ABLOY Türkiye Ürün & Pazarlama Direktörü Ceki Bennun, dijital erişim kontrol sistemlerinin okul güvenliğine sağladığı katkıya dikkat çekiyor. Okullara gün boyunca yüzlerce, hatta binlerce öğrenci, öğretmen, idari personel ve ziyaretçi giriş çıkış yapıyor. Bu yoğun hareketlilik, öğrencilerin ve okul çalışanlarının güvenliğinin sağlanması ve yetkisiz erişimin önlenmesi için giriş çıkışların kontrollü biçimde yönetilmesini gerektiriyor. Geleneksel anahtar ve kilit sistemleriyle tüm bu hareketliliği yönetmek ise pek mümkün olmuyor. Dijital erişim kontrol sistemleri, okullarda güvenliği desteklerken günlük işleyişi de kolaylaştıran çözümler olarak öne çıkıyor. Kişiye özel erişim yetkileri tanımlanabiliyor Modern erişim kontrol sistemlerinin eğitim kurumlarına sağladığı avantajlara dikkat çeken ASSA ABLOY Türkiye Ürün & Pazarlama Direktörü Ceki Bennun şunları söyledi: "Erişim kontrol sistemlerinin doğru planlanması, okulun güvenlik ihtiyaçlarına uygun bir altyapı oluşturulmasını sağlıyor. Kart, anahtarlık veya mobil kimlik gibi dijital kimlik bilgileriyle çalışan erişim kontrol sistemleri sayesinde öğrenci, öğretmen, idari personel ve ziyaretçiler için farklı erişim yetkileri tanımlanabiliyor. Böylece okulun giriş noktalarından idari birimlere, laboratuvarlardan teknik odalara kadar farklı alanlara erişim, daha kontrollü ve güvenli oluyor. Kaybolan veya kullanım süresi dolan dijital kimlik bilgilerinin iptal edilebilmesi ise erişim yetkilerinin güncel tutulmasına yardımcı oluyor." İhtiyaca uygun erişim kontrolü çözümleri ASSA ABLOY'un mekanik kapı donanım çözümlerinin yanı sıra Aperio, eCLIQ ve Primo gibi dijital geçiş kontrol çözümleri de eğitim kurumlarının farklı güvenlik ve erişim yönetimi ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Aperio kablosuz elektronik kilit teknolojisiyle mevcut kapıların erişim kontrol sistemlerine entegre edilmesini desteklerken eCLIQ, programlanabilir dijital anahtarlar aracılığıyla erişim yetkilerinin ve kullanım zamanlarının yönetilmesini sağlıyor. Primo ise erişim kontrolü donanım ve yazılımları bir araya getiren modüler bir platform olarak öne çıkıyor. Güvenlik ve yönetim süreçlerinde dijital kolaylık Modern erişim kontrol sistemleri, yalnızca kapıların açılıp kapanmasını yönetmekle sınırlı kalmıyor. Yetkilendirmelerin merkezi olarak yönetilmesi, erişim kayıtlarının izlenebilmesi ve ihtiyaç duyulduğunda erişim haklarının güncellenmesi, okul yönetimlerinin güvenlik süreçlerini daha etkin yürütmesine katkıda bulunuyor. Kablosuz çözümler ise kablolama ihtiyacını azaltarak mevcut yapılara entegrasyon açısından avantaj sağlayabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Önümüzdeki 5 Yılda Rekabeti Dijital Güven Belirleyecek Haber

Önümüzdeki 5 Yılda Rekabeti Dijital Güven Belirleyecek

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) 2026 yılı birinci çeyrek verilerine göre mart ayı sonu itibarıyla güvenli elektronik imza için kullanılan nitelikli elektronik sertifika sayısı 9,93 milyona, mobil güvenli elektronik imza sertifikası sayısı ise 1,29 milyona ulaştı. Böylece toplam nitelikli elektronik sertifika sayısı 11,22 milyon olarak kaydedildi. Bu tablo, kamu hizmetlerinden finans, sağlık ve sigortacılığa kadar birçok sektörde elektronik imzanın yaygınlaştığını ve kurumların dijital süreçlerini güvenli şekilde yönetmeye yönelik yatırımlarının hız kazandığını bir kez daha ortaya koymuş oldu. Yapay zekâ karar alıyor, dijital güven geçerlilik sağlıyor Yapay zekâ artık yalnızca içerik üreten veya analiz yapan bir teknoloji olmaktan çıktı. Sözleşme hazırlama, satın alma, insan kaynakları, müşteri hizmetleri ve finans gibi kritik iş süreçlerinde aktif rol almaya başladı. Ancak yapay zekânın oluşturduğu içeriklerin ve desteklediği kararların güvenilir, izlenebilir ve hukuken geçerli olabilmesi için elektronik imza, dijital kimlik doğrulama ve zaman damgası gibi dijital güven teknolojileri kritik önem taşıyor. Bir örnek olarak yapay zekânın, kurumlar adına sözleşme taslakları hazırlayabildiği ve maddeler konusunda öneriler sunabildiği yapıda, ancak hangi versiyonun onaylandığı, kim tarafından imzalandığı ve belgenin hangi tarihte yürürlüğe girdiğinin elektronik imza ve zaman damgasıyla kayıt altına alınması, sürecin hukuki geçerliliğini ve kurumsal güvenilirliğini sağlıyor. Benzer şekilde satın alma süreçlerinde yapay zekâ, tedarikçilerden gelen teklifleri maliyet, teslim süresi ve teknik kriterler açısından karşılaştırarak en uygun seçeneği belirleyebiliyor. Buna karşın nihai kararın yetkili kişiler tarafından elektronik imzayla onaylanması hem kurumsal yetki zincirini koruyor hem de işlemin güvenilir ve denetlenebilir olmasını sağlıyor. Önümüzdeki 3 ile 5 yılda rekabeti dijital güven belirleyecek E-Güven'e göre önümüzdeki dönemde dijital güven, kurumların yalnızca siber risklerini azaltan bir unsur olmanın ötesine geçerek operasyonel verimliliği, müşteri güvenini ve rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir yatırım alanına dönüşecek. Kurumlar için yeni değerlendirme kriteri, yapay zekâ kullanıp kullanmadıkları değil; bu teknolojileri ne kadar güvenli, izlenebilir ve mevzuata uygun şekilde yönetebildikleri olacak. Elektronik imza, dijital kimlik ve zaman damgası gibi güven teknolojileri de yapay zekâ çağında dijital dönüşümün temel altyapısını oluşturacak. E-Güven tarafından yapılan değerlendirmede ayrıca, önümüzdeki dönemde fiziksel imzanın tamamen ortadan kalkmayacağı, ancak kullanım alanının giderek daralacağı ifade edilirken, asıl dönüşümün imzada değil, iş süreçlerinde yaşandığına dikkat çekildi. Açıklamada, "Dijital dönüşümün başarısı kullanılan teknolojilerden çok, o teknolojilere duyulan güvenle ölçülüyor. Bu nedenle elektronik imza ve dijital güven teknolojileri, yapay zekâ çağında sürdürülebilir dijital ekonominin en önemli yapı taşları arasında yer alıyor" denildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eksim Holding’den Yeni Teknoloji Yatırımı Haber

Eksim Holding’den Yeni Teknoloji Yatırımı

Teknoloji ve dijitalleşmeyi odağına alarak grup şirketlerinin operasyonel verimliliğini ve müşteri deneyimini geliştiren Eksim Holding, bu alandaki yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Enerji sektöründe ilk olan proje kapsamında DEPSAŞ Enerji müşterileri, kimlik doğrulaması gerektiren yeni abonelik işlemini mobil uygulama üzerinden dijital olarak yapabiliyor. Müşteriler, DEPSAŞ Mobil uygulaması üzerinden kimliklerini NFC özelliğini kullanarak tarattıktan sonra yine uygulama üzerinden fotoğraflarını çekerek işlemlerini saniyeler içinde tamamlayabiliyor. Dijital kimlik doğrulama özelliğine sahip DEPSAŞ Mobil uygulaması sayesinde kullanıcılar, fiziki olarak hizmet noktalarına gitmelerine gerek kalmadan işlemlerini tek platform üzerinden hızlı ve güvenli şekilde gerçekleştirebiliyor. “Teknolojimizle ilklere imza atarak sektörde öncü rolümüzü sürdürüyoruz” Hayata geçirdikleri yeni projeyle enerji sektöründe yeni bir dönemi başlattıklarının altını çizen Eksim Holding Teknoloji Başkanı Sami Saraç şunları söyledi: “Müşterilerimize sunduğumuz dijital kimlik doğrulaması hizmeti, grup şirketlerimiz genelinde teknoloji odaklı dönüşüm yaklaşımımızın en somut örneklerinden biri oldu. Burada amacımız en son teknolojiyi kullanarak müşterilerimizin hayatını kolaylaştıracak en yeni çözümü kendileriyle buluşturmak. Sağladığımız teknolojiyle müşterilerimiz bulundukları yerden saniyeler içerisinde kimliklerini dijital olarak doğrulayarak işlemlerini kolayca yapabiliyorlar. Kendi alanında bir ilk olan bu çözümün sektörümüzdeki diğer şirketlere de örnek olacağına inanıyoruz. Ar-Ge merkezimiz ve mühendislerimizle müşterilerimiz için yenilikçi teknolojik çözümler üretmeye ve sektörümüze değer katmaya devam edeceğiz.” Abonelik işlemleri DEPSAŞ Mobil ile kolaylaşıyor Eksim Holding’in dijitalleşme vizyonu doğrultusunda yenilenen DEPSAŞ Mobil uygulaması, kullanıcıların birçok işlemi tek platform üzerinden hızlı ve güvenli şekilde gerçekleştirmesine olanak sağlıyor. Uygulama üzerinden yeni abonelik başvurusu, abonelik sonlandırma, geçici açma-kapama, randevu alma, fatura itirazı, güvence bedeli iade talebi, fatura ödeme, tüketim takibi ve planlı kesinti sorgulama gibi işlemler yapılabiliyor. Yeni hayata geçen dijital kimlik doğrulama hizmetinden ilk etapta yıllık tüketimleri 15 bin kW üzerindeki serbest tüketici statüsündeki yeni aboneler faydalanabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Araçlar Dijital Kimlik Kazanıyor Haber

Elektrikli Araçlar Dijital Kimlik Kazanıyor

İstanbul Elektrikli araç şarjında kart, QR kod veya farklı uygulamalar arasında geçiş yapma ihtiyacını azaltacak yeni dönem Avrupa’da şekilleniyor. Uyumlu araç ve şarj altyapılarında Plug & Charge teknolojisi sayesinde kullanıcı kabloyu taktığında araç kendisini güvenli biçimde tanıtabiliyor, bağlı olduğu sözleşme üzerinden yetkilendiriliyor ve şarj ile ödeme süreci otomatik olarak başlayabiliyor. Avrupa Birliği’nin alternatif yakıt altyapısına ilişkin teknik düzenlemesi, 8 Ocak 2026’dan itibaren yeni kurulan veya yenilenen halka açık AC ve DC şarj noktaları için EN ISO 15118 iletişim standardını zorunlu kılıyor. 1 Ocak 2027’den itibaren EN ISO 15118-20 standardı yeni veya yenilenen halka açık noktaların yanı sıra özel Mode 3 ve Mode 4 şarj noktalarını da kapsayacak. Otomatik kimlik doğrulama sunan halka açık Plug & Charge noktalarının ise EN ISO 15118-2 ve EN ISO 15118-20’yi birlikte desteklemesi gerekecek. Yeni rekabet alanı: kimlik, yetki ve birlikte çalışabilirlik Bu takvim teknik bir güncellemeden daha fazlasını ifade ediyor. Yapının ilk katmanında, uyumlu aracın teknik sertifikası ve araç–şarj noktası iletişimi ISO 15118 standartlarına dayanıyor. İkinci katmanda ise teknik olarak tanımlanan aracın doğrulanmış kullanıcı, sözleşme, işlem yetkisi ve ödeme hesabıyla güvenli biçimde ilişkilendirilmesi gerekiyor. Spark Connect, bu unsurları hizmet sağlayıcılarıyla birlikte tek ve kesintisiz bir deneyimde buluşturmayı hedefliyor. KOBIL Trusted SuperApp teknolojisi ile geliştirilen mobilite platformu Spark Connect’e göre, elektrikli mobilitenin bir sonraki rekabet alanı soket sayısından önce güven ve birlikte çalışabilirlik olacak. Spark; şarj ağı operatörleri, ödeme sistemleri, otomotiv üreticileri, enerji şirketleri ve farklı mobilite hizmetlerini kapalı bir yapı içinde toplamak yerine, kullanıcının bunlara tek ve güvenilir bir deneyim üzerinden erişmesini sağlayan bir orkestrasyon katmanı geliştiriyor. “Elektrikli mobilitenin ilerlemesi yalnızca istasyon sayısıyla kazanılmayacak. Asıl değer; aracı, kullanıcıyı, sözleşmeyi ve ödemeyi güvenli biçimde birbirine bağlayabilmekte. Spark, sektör oyuncularının yerine geçmek için değil, onları tek ve kesintisiz bir kullanıcı deneyiminde buluşturmak için var. KOBIL’in yaklaşık 40 yıllık dijital güven birikimi, bu birleştirici katmanın temelini oluşturuyor.” Bankacılıkta güçlü kimlik doğrulama, uygulama güvenliği ve işlem yetkilendirme teknolojileriyle başlayan yaklaşık 40 yıllık KOBIL deneyimi; KOBIL Trusted SuperApp Platform ile kimlik, güvenli iletişim, elektronik imza, ödeme ve farklı dijital hizmetleri ortak bir mimaride buluşturan hizmet yapılarına taşındı. Spark Connect, KOBIL’in kimlik, yetkilendirme ve güvenli işlem teknolojilerini mobiliteye genişletiyor. Aracın teknik sertifikası ile doğrulanmış kullanıcıyı, sözleşmeyi, işlem yetkisini ve ödeme hesabını güvenli bir hizmet deneyiminde buluşturmayı hedefliyor. Elektrikli araç şarjı, otopark, sigorta, filo, araç kiralama, mikro mobilite ve şehir hizmetleri bu bütünleşik deneyimin farklı bileşenlerini oluşturuyor. GIREVE OCPI 2.2.1 birlikte çalışabilirlik altyapısı da Türkiye’deki şarj ağlarını Avrupa’daki roaming yapısıyla buluşturmak için teknik zemin sağlıyor. Araç, enerji sisteminin de aktif oyuncusuna dönüşüyor Avrupa Komisyonu’nun Akıllı Enerji Uzman Grubu ve Sürdürülebilir Ulaşım Forumu ile Almanya tarafından kurulan Avrupa Çift Yönlü Şarj Koalisyonu, 20 Mayıs 2026’da akıllı ve çift yönlü şarj için veri paylaşımını kolaylaştırmayı amaçlayan ortak önerilerini açıkladı. Avrupa Komisyonu, elektrik ve e-mobilite sektörünün pazar organizasyonu ile standartlar, dijital kimlik, işleyiş ilkeleri ve yönetişimi kapsayan ortak birlikte çalışabilirlik gereksinimlerinde aynı yönde buluşmasını Avrupa ölçeğinde bir dönüm noktası olarak tanımladı. Çift yönlü şarjın uygulandığı bir sistemde araç yalnızca enerji tüketmiyor; bataryasındaki elektriği eve, binaya veya şebekeye geri aktarabiliyor. Uygun pazar ve mevzuat koşullarında enerji satabilen bir varlığa dönüşmesi ise aracın hangi kullanıcıya, sözleşmeye ve ödeme hesabına bağlı olduğunun güvenli biçimde doğrulanmasını zorunlu kılıyor. Bu nedenle dijital kimlik, enerji işleminin yanında sunulan ek bir özellik değil; işlemin güvenli biçimde gerçekleşmesinin ön koşulu haline geliyor. Türkiye için fırsat: mobilitenin güven katmanını kurmak Türkiye’de elektrikli araç gündemi ağırlıklı olarak araç satışları, istasyon sayısı, soket kapasitesi, şarj gücü ve fiyatlandırma üzerinden ilerliyor. Yeni dönemde rekabet; araç sertifikalarının hangi güven zincirine bağlandığı, işlem yetkilerinin nasıl yönetildiği, farklı hizmetlerin ne ölçüde birlikte çalışabildiği ve ortaya çıkan verilerin hangi hukuki çerçevede işlendiği üzerinden şekillenecek. Spark Connect, bu hedef doğrultusunda şarj ağı operatörlerini, otomotiv ve enerji şirketlerini, finans kuruluşlarını, mobilite hizmet sağlayıcılarını ve şehirleri ortak bir güven ve birlikte çalışabilirlik katmanında buluşturmayı amaçlıyor. Bu mimaride başarı, kullanıcıyı tek bir kapalı ağda tutmakla değil; farklı ağlara ve hizmetlere tek, güvenli ve kesintisiz bir deneyimle erişebilmesini sağlamakla ölçülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güvenlikte Yeni Dönemin Yol Haritası BZsec 2026’da Çizilecek    Haber

Güvenlikte Yeni Dönemin Yol Haritası BZsec 2026’da Çizilecek  

Artık güvenlik yalnızca bir koruma katmanı değil; kurumların sürdürülebilirliği açısından kritik bir stratejik alan haline gelmiş durumda. Günümüzde kurumlar sadece klasik siber saldırılarla değil, yapay zekâ tarafından üretilen tehditlerle, kimliği belirsiz dijital varlıklarla ve görünmeyen risklerle karşı karşıya kalıyor. Bu yeni gerçeklikte güvenlik; yalnızca IT sistemlerini değil, veriyi, karar mekanizmalarını, iş süreçlerini ve dijital kimliği kapsayan bütünsel bir yapı olarak ele alınıyor. Güvenlik Zirvesi- BZsec 2026, bu yaklaşım doğrultusunda güvenliği çok boyutlu bir perspektifle gündeme taşıyacak. 17 Haziran 2026 Çarşamba günü gerçekleşecek zirvede; CISO, CIO ve CTO seviyesinde 200 üst düzey karar verici, güvenliğin yalnızca bugünü değil, hızla dönüşen geleceğini masaya yatıracak. Siber Güvenlik Gündemini Belirleyen Stratejik ve Kapsamlı Oturumlar Zirve kapsamında; yapay zekâ ve otonom sistem güvenliği, yapay zekâ destekli saldırılar ve deepfake tehditleri ile kuantum sonrası kriptografi çalışmaları ele alınacak. Tedarik zinciri ve yazılım güvenliği ile bulut, multi-cloud ve edge mimarilerde güvenlik yaklaşımları da zirvenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Siber tehdit istihbaratı ve proaktif savunma modelleri de kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Bununla birlikte; dijital kimlik ve erişim yönetimi, veri güvenliği, mahremiyet ve regülasyonlar ile Zero Trust yaklaşımı zirvenin önemli gündem maddeleri arasında bulunuyor. Siber dayanıklılık ve iş sürekliliği, ransomware ekonomisi, API güvenliği ve dijital ekosistem riskleri ile XDR, MDR ve otonom SOC dönüşümü de ele alınacak başlıklar arasında yer alıyor. Yapay zekâ destekli savunma ve gizlilik odaklı teknolojiler ise siber güvenliğin geleceğini şekillendiren kritik alanlar olarak öne çıkıyor. Keynote konuşmaları, ana panel, konuk sunumları, söyleşi oturumları, networking ve iş birliği alanlarının yer alacağı Güvenlik Zirvesi-BZsec 2026’ya ilişkin detaylı bilgiye https://bilisimzirvesi.com.tr/etkinlikler/etkinlik/guvenlik-zirvesi-bzsec-2 adresinden ulaşılabilir. Etkinliğe kurumların CISO, CIO ve CTO unvanına sahip yöneticileri katılım sağlayabilirken diğer katılımcılar ise web sitesinde yer alan “BİLET AL” butonu üzerinden kayıt yaptırarak katılım gerçekleştirebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Visa, 2026’da ödemeleri şekillendirecek beş büyük trendi açıkladı Haber

Visa, 2026’da ödemeleri şekillendirecek beş büyük trendi açıkladı

Visa, 2025’i ödemeler dünyası için dönüştürücü bir yıl olarak tanımladıktan sonra, asıl kırılmanın 2026’da yaşanacağını açıkladı. Yapay zekâ, üretken yapay zekâ, kuantum bilişim, blokzinciri, küresel ölçekte yaygınlaşan mobil donanım ve neredeyse sınırsız veri kapasitesi, büyük bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Bu dönüşümün merkezinde yer alan ödeme sektörü ise yeni teknolojileri küresel ölçekte inovasyona dönüştürerek öncü bir rol üstleniyor. Agentic (agent-based) ticaretin günlük hayatın doğal bir parçası hâline gelmesi, dijital kimlik güvenliğinin yapay zekâ çağında yeniden tanımlanması, stablecoin’lerin küresel ölçekte ivme kazanması, üye olmadan kart bilgisi girilerek yapılan ödemelerin (manual guest checkout) yavaş yavaş ortadan kalkması ve nakdin rolünün dönüşmesi bu başlıkların öne çıkanları arasında yer alıyor. Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ödeme ekosistemi, yapay zekâdan blokzincirine uzanan teknolojilerle çok hızlı bir değişimden geçiyor. Visa olarak bu değişimin merkezinde yer alıyor, güvenli ve sorunsuz ödeme deneyimlerini daha geniş ölçekte erişilebilir kılmaya odaklanıyoruz. 2026 yılında da önceliğimiz; agentic ticaret, stablecoin çözümleri, dijital kimlik güvenliği ve temassız ödemeler gibi alanlarda, hem kullanıcılar hem de ekosistem için sürdürülebilir ve güven veren bir yapı oluşturmak. Attığımız her adımda, dijital ödemelerin günlük hayatın hızlı, güvenli ve doğal bir parçası hâline gelmesini destekliyoruz.” Agentic ticaret ana akıma taşınıyor Yüz yüze ticaretten e-ticarete, mobil ticaretten yapay zekâ tabanlı ticarete uzanan yolculukta yeni bir döneme giriliyor. 2026 itibarıyla, agentic yapay zeka destekli alışveriş deneyimleri tüketiciler için yaygın bir gerçeklik hâline gelirken, bu gelişimi doğal olarak yapay zekâ destekli asistanlar tarafından (agent) yürütülen ticaret modeli izleyecek. Bu modelde yapay zekâ asistanları, tüketici ve işletmeler adına işlem gerçekleştirebiliyor. Kullanıcılar, yapay zekâ asistanlarına yalnızca ödeme yetkisi vermekle kalmıyor; tercihlerini, bütçe sınırlarını ve hangi kategorilerde alışveriş yapılabileceğini de tanımlayabiliyor. Örneğin seyahat veya restoran harcamalarına izin verirken, sağlık gibi alanları kapsam dışı bırakmak ya da belirli bir tutarın üzerindeki ödemeleri engellemek mümkün oluyor. Böylece yapay zekâ, kullanıcı adına karar veren ancak kontrolü tamamen kullanıcıda kalan kişisel bir alışveriş asistanına dönüşüyor. Markaların agentic alışveriş deneyimlerine yaptığı yatırımlar arttıkça, 2026 yılında yapay zekâ asistanlarının ticaretteki rolü hızla artıyor. Visa, bu dönüşümün gerçekleşmesi için ekosistem iş birlikleriyle gerekli altyapı ve araçları sunuyor. Dijital kimlik güvenliği, yapay zekâ çağında yeni bir mücadeleye dönüşüyor Yapay zekânın sunduğu fırsatlarla birlikte riskler de büyüyor. Dolandırıcılar; yapay zekâ destekli deepfake’ler, ajan tabanlı dolandırıcılıklar ve sentetik kimlikler aracılığıyla artık tekil işlemler yerine doğrudan bireylerin kimliğini hedef alıyor. Kimliğin ele geçirilmesiyle birlikte, o kimlik üzerinden yapılan tüm işlemler risk altına giriyor. Visa’ya göre 2026’da, yapay zekâ destekli kimlik saldırıları hem hacmen hem de karmaşıklık açısından önemli ölçüde artış gösterecek. Bu durum, bankaların, fintech’lerin, işletmelerin ve kamu kurumlarının tek başına kazanamayacağı yeni bir mücadeleyi beraberinde getiriyor. Bu nedenle sektör genelinde bu risklerle mücadele etmek üzere ortak yetkinliklerin ve teknolojilerin geliştirilmesi için iş birlikleri gerçekleşecek. Visa ise bu mücadelenin merkezinde yer almaya devam edecek. Stablecoin’ler hız kazanıyor Fiat para birimleriyle desteklenen stablecoin’ler, spekülatif bir varlıktan güvenilir bir küresel ödeme altyapısına dönüşüyor. Özellikle gelişmekte olan pazarlarda ve sınır ötesi ödemelerde büyük bir potansiyel sunan stablecoin’ler için, ABD’de kabul edilen GENIUS Act ve benzeri düzenlemelerle birlikte 2026 yılı kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Stablecoin pazarının 2030 yılına kadar 4 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Visa, 2026’da stablecoin kullanımının hızla artacağını öngörüyor. Özellikle yerel para birimi oynaklığı yüksek olan pazarlarda değer saklama aracı olarak, B2B ödemelerden bireysel havalelere uzanan sınır ötesi para transferlerinde ve Visa altyapısı sayesinde kripto ile geleneksel finans dünyası arasındaki geçişlerde bu artış önce çıkacak. Bugün Visa, 40’tan fazla ülkede 130’dan fazla stablecoin bağlantılı kart programını destekliyor ve stablecoin’lerle Visa ağı üzerinde dolar ve euro cinsinden mutabakat sağlanabiliyor. Visa altyapısı sayesinde stablecoin varlıkları, Visa kartlarıyla entegre edilerek günlük harcamalarda da kullanılabiliyor. Bu yapı, kullanıcıların stablecoin veya kripto varlıklarını arka planda kullanarak, fiziksel mağazalarda ya da e-ticarette kahve gibi gündelik harcamalarını dahi sorunsuz şekilde gerçekleştirebilmesine imkân tanıyor. Visa, dijital ödemelerdeki küresel uzmanlığını yeni bir danışmanlık servisiyle de genişletiyor. Visa Danışmanlık ve Analitik (VCA) tarafından sunulan Stablecoin Danışmanlık Servisi, bankalar, fintech’ler ve işletmeler için stablecoin alanında pazar uyumu, strateji geliştirme ve uygulama süreçlerine rehberlik ediyor. Servis; Avrupa’da hızla büyüyen stablecoin ekosistemi ve gelişen regülasyonlar doğrultusunda, kurumların bu alandaki fırsatları güvenli ve sürdürülebilir şekilde değerlendirmesine destek olmayı amaçlıyor. Kart bilgilerini girerek ödeme tarihe karışıyor Kart numarası, son kullanma tarihi ve güvenlik kodu girilen çok adımlı ödeme süreçleri hızla geride kalıyor. Dijital cüzdanlar ve e-ticaret platformları üzerinden tek tıkla ödeme deneyimi yaygınlaşırken, bu dönüşüm daha hızlı işlemler, daha az terk edilen sepet ve daha düşük dolandırıcılık oranları sağlıyor. Visa verilerine göre, kart bilgilerini girerek yapılan ödemelerin oranı 2019’da işlemlerin neredeyse yarısını oluştururken, 2025’te bu oran yüzde 16’ya geriledi. Visa’nın en büyük e-ticaret satıcılarında ise bu oran tek haneli seviyelere indi. 16 milyar Visa token’ının devrede olduğu bu dönüşümle birlikte, birçok pazarda kart bilgisi girerek ödeme deneyiminin tamamen ortadan kalkması bekleniyor. Nakit bitmiyor, dönüşüyor Visa’ya göre nakit kullanımı, 2026’da da devam edecek. Dünya genelinde hâlihazırda dolaşımda yaklaşık 11 trilyon dolar tutarında nakit bulunuyor. Ancak küresel ölçekte nakdin payı düşse de, 2026 yılı dünya tarihinde ilk kez tüketici ödemelerinin yarısından fazlasının kartla gerçekleştirildiği yıl olacak. Visa’ya göre 2026’da ayrıca B2B para hareketlerinde yeni dijitalleşme adımları, dijital cüzdanlarda yenilikçi uygulamalar, mobil cihazlar üzerinden ödeme kabul eden milyonlarca yeni mikro‑işletmenin ekosisteme katılması, yüksek gelir grubuna yönelik yeni değer önerilerinin yaygınlaşması ve yeni dijital ödeme yöntemlerinin çoğalması öne çıkacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Destekli Alışverişten Stablecoin Atılımlarına Haber

Yapay Zekâ Destekli Alışverişten Stablecoin Atılımlarına

Visa, 2025’i ödemeler dünyası için dönüştürücü bir yıl olarak tanımladıktan sonra, asıl kırılmanın 2026’da yaşanacağını açıkladı. Yapay zekâ, üretken yapay zekâ, kuantum bilişim, blokzinciri, küresel ölçekte yaygınlaşan mobil donanım ve neredeyse sınırsız veri kapasitesi, büyük bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Bu dönüşümün merkezinde yer alan ödeme sektörü ise yeni teknolojileri küresel ölçekte inovasyona dönüştürerek öncü bir rol üstleniyor. Agentic (agent-based) ticaretin günlük hayatın doğal bir parçası hâline gelmesi, dijital kimlik güvenliğinin yapay zekâ çağında yeniden tanımlanması, stablecoin’lerin küresel ölçekte ivme kazanması, üye olmadan kart bilgisi girilerek yapılan ödemelerin (manual guest checkout) yavaş yavaş ortadan kalkması ve nakdin rolünün dönüşmesi bu başlıkların öne çıkanları arasında yer alıyor. Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ödeme ekosistemi, yapay zekâdan blokzincirine uzanan teknolojilerle çok hızlı bir değişimden geçiyor. Visa olarak bu değişimin merkezinde yer alıyor, güvenli ve sorunsuz ödeme deneyimlerini daha geniş ölçekte erişilebilir kılmaya odaklanıyoruz. 2026 yılında da önceliğimiz; agentic ticaret, stablecoin çözümleri, dijital kimlik güvenliği ve temassız ödemeler gibi alanlarda, hem kullanıcılar hem de ekosistem için sürdürülebilir ve güven veren bir yapı oluşturmak. Attığımız her adımda, dijital ödemelerin günlük hayatın hızlı, güvenli ve doğal bir parçası hâline gelmesini destekliyoruz.” Agentic ticaret ana akıma taşınıyor Yüz yüze ticaretten e-ticarete, mobil ticaretten yapay zekâ tabanlı ticarete uzanan yolculukta yeni bir döneme giriliyor. 2026 itibarıyla, agentic yapay zeka destekli alışveriş deneyimleri tüketiciler için yaygın bir gerçeklik hâline gelirken, bu gelişimi doğal olarak yapay zekâ destekli asistanlar tarafından (agent) yürütülen ticaret modeli izleyecek. Bu modelde yapay zekâ asistanları, tüketici ve işletmeler adına işlem gerçekleştirebiliyor. Kullanıcılar, yapay zekâ asistanlarına yalnızca ödeme yetkisi vermekle kalmıyor; tercihlerini, bütçe sınırlarını ve hangi kategorilerde alışveriş yapılabileceğini de tanımlayabiliyor. Örneğin seyahat veya restoran harcamalarına izin verirken, sağlık gibi alanları kapsam dışı bırakmak ya da belirli bir tutarın üzerindeki ödemeleri engellemek mümkün oluyor. Böylece yapay zekâ, kullanıcı adına karar veren ancak kontrolü tamamen kullanıcıda kalan kişisel bir alışveriş asistanına dönüşüyor. Markaların agentic alışveriş deneyimlerine yaptığı yatırımlar arttıkça, 2026 yılında yapay zekâ asistanlarının ticaretteki rolü hızla artıyor. Visa, bu dönüşümün gerçekleşmesi için ekosistem iş birlikleriyle gerekli altyapı ve araçları sunuyor. Dijital kimlik güvenliği, yapay zekâ çağında yeni bir mücadeleye dönüşüyor Yapay zekânın sunduğu fırsatlarla birlikte riskler de büyüyor. Dolandırıcılar; yapay zekâ destekli deepfake’ler, ajan tabanlı dolandırıcılıklar ve sentetik kimlikler aracılığıyla artık tekil işlemler yerine doğrudan bireylerin kimliğini hedef alıyor. Kimliğin ele geçirilmesiyle birlikte, o kimlik üzerinden yapılan tüm işlemler risk altına giriyor. Visa’ya göre 2026’da, yapay zekâ destekli kimlik saldırıları hem hacmen hem de karmaşıklık açısından önemli ölçüde artış gösterecek. Bu durum, bankaların, fintech’lerin, işletmelerin ve kamu kurumlarının tek başına kazanamayacağı yeni bir mücadeleyi beraberinde getiriyor. Bu nedenle sektör genelinde bu risklerle mücadele etmek üzere ortak yetkinliklerin ve teknolojilerin geliştirilmesi için iş birlikleri gerçekleşecek. Visa ise bu mücadelenin merkezinde yer almaya devam edecek. Stablecoin’ler hız kazanıyor Fiat para birimleriyle desteklenen stablecoin’ler, spekülatif bir varlıktan güvenilir bir küresel ödeme altyapısına dönüşüyor. Özellikle gelişmekte olan pazarlarda ve sınır ötesi ödemelerde büyük bir potansiyel sunan stablecoin’ler için, ABD’de kabul edilen GENIUS Act ve benzeri düzenlemelerle birlikte 2026 yılı kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Stablecoin pazarının 2030 yılına kadar 4 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Visa, 2026’da stablecoin kullanımının hızla artacağını öngörüyor. Özellikle yerel para birimi oynaklığı yüksek olan pazarlarda değer saklama aracı olarak, B2B ödemelerden bireysel havalelere uzanan sınır ötesi para transferlerinde ve Visa altyapısı sayesinde kripto ile geleneksel finans dünyası arasındaki geçişlerde bu artış önce çıkacak. Bugün Visa, 40’tan fazla ülkede 130’dan fazla stablecoin bağlantılı kart programını destekliyor ve stablecoin’lerle Visa ağı üzerinde dolar ve euro cinsinden mutabakat sağlanabiliyor. Visa altyapısı sayesinde stablecoin varlıkları, Visa kartlarıyla entegre edilerek günlük harcamalarda da kullanılabiliyor. Bu yapı, kullanıcıların stablecoin veya kripto varlıklarını arka planda kullanarak, fiziksel mağazalarda ya da e-ticarette kahve gibi gündelik harcamalarını dahi sorunsuz şekilde gerçekleştirebilmesine imkân tanıyor. Visa, dijital ödemelerdeki küresel uzmanlığını yeni bir danışmanlık servisiyle de genişletiyor. Visa Danışmanlık ve Analitik (VCA) tarafından sunulan Stablecoin Danışmanlık Servisi, bankalar, fintech’ler ve işletmeler için stablecoin alanında pazar uyumu, strateji geliştirme ve uygulama süreçlerine rehberlik ediyor. Servis; Avrupa’da hızla büyüyen stablecoin ekosistemi ve gelişen regülasyonlar doğrultusunda, kurumların bu alandaki fırsatları güvenli ve sürdürülebilir şekilde değerlendirmesine destek olmayı amaçlıyor. Kart bilgilerini girerek ödeme tarihe karışıyor Kart numarası, son kullanma tarihi ve güvenlik kodu girilen çok adımlı ödeme süreçleri hızla geride kalıyor. Dijital cüzdanlar ve e-ticaret platformları üzerinden tek tıkla ödeme deneyimi yaygınlaşırken, bu dönüşüm daha hızlı işlemler, daha az terk edilen sepet ve daha düşük dolandırıcılık oranları sağlıyor. Visa verilerine göre, kart bilgilerini girerek yapılan ödemelerin oranı 2019’da işlemlerin neredeyse yarısını oluştururken, 2025’te bu oran yüzde 16’ya geriledi. Visa’nın en büyük e-ticaret satıcılarında ise bu oran tek haneli seviyelere indi. 16 milyar Visa token’ının devrede olduğu bu dönüşümle birlikte, birçok pazarda kart bilgisi girerek ödeme deneyiminin tamamen ortadan kalkması bekleniyor. Nakit bitmiyor, dönüşüyor Visa’ya göre nakit kullanımı, 2026’da da devam edecek. Dünya genelinde hâlihazırda dolaşımda yaklaşık 11 trilyon dolar tutarında nakit bulunuyor. Ancak küresel ölçekte nakdin payı düşse de, 2026 yılı dünya tarihinde ilk kez tüketici ödemelerinin yarısından fazlasının kartla gerçekleştirildiği yıl olacak. Visa’ya göre 2026’da ayrıca B2B para hareketlerinde yeni dijitalleşme adımları, dijital cüzdanlarda yenilikçi uygulamalar, mobil cihazlar üzerinden ödeme kabul eden milyonlarca yeni mikro‑işletmenin ekosisteme katılması, yüksek gelir grubuna yönelik yeni değer önerilerinin yaygınlaşması ve yeni dijital ödeme yöntemlerinin çoğalması öne çıkacak. Visa Inc. hakkında Visa (NYSE: V), dijital ödemeler alanında dünya lideridir ve 200’den fazla ülke ve bölgede tüketiciler, satıcılar, finansal kuruluşlar ve kamu kurumları arasındaki işlemleri kolaylaştırır. Misyonu, dünyanın en yenilikçi, en kolay, en güvenilir ve en güvenli ödeme ağı aracılığıyla dünyayı birbirine bağlamak; bireylerin, işletmelerin ve ekonomilerin gelişmesini sağlamaktır. Visa, her yerde herkesin dahil olduğu ekonomilerin, her yerde herkesi güçlendirdiğine inanıyor ve erişimi, para hareketinin geleceği için temel bir unsur olarak görüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Havacılıkta Havaalanı Terminallerinin Geleceği: Dijital, Sürdürülebilir ve Akıllı Haber

Havacılıkta Havaalanı Terminallerinin Geleceği: Dijital, Sürdürülebilir ve Akıllı

İşte havaalanı terminallerinin geleceğini belirleyen 6 önemli trend: 1. Tam Dijital ve Biyometrik Terminaller Gelecekte pasaport ve bilet kontrolü tarih olabilir. Biyometrik kimlik doğrulama (yüz, iris, parmak izi) sayesinde yolcular, terminale adım attıkları andan uçağa biniş anına kadar temasız ve hızlı bir deneyim yaşayacak. ICAO ve IATA standartlarıyla uyumlu bu sistemler, kuyrukları azaltırken güvenliği artıracak. 2. Sürdürülebilir ve İklim Dirençli Tasarımlar İklim değişikliğine karşı net-sıfır karbon terminaller yaygınlaşıyor. Güneş panelleri, jeotermal enerji, akıllı enerji depolama sistemleri ve yeşil duvarlar ile terminaller kendi enerjisini üretecek. Doğal aydınlatma ve pasif soğutma sistemleri ise uzun vadede işletme maliyetlerini düşürecek. 3. Otonom Sistemler ve Yapay Zekâ Otonom temizlik ve bagaj robotları, terminal içi lojistiği devralırken, yapay zekâ destekli güvenlik taramaları ve öngörülü bakım sistemleri ile gecikmeler azalacak, operasyonel verimlilik artacak. 4. Yolcu Odaklı ve Kapsayıcı Mimari Stres azaltıcı iç mimari, sezgisel yön bulma sistemleri ve hızlı sağlık tarama alanlarına dönüşebilen esnek mekânlar, yolcu memnuniyetini üst seviyeye taşıyacak. 5. Modüler ve Esnek Altyapı Dijital kimlik çerçeveleri, şifrelenmiş veri akışı ve siber risk yönetimi ile terminaller, geleceğin güvenlik ihtiyaçlarına anında uyum sağlayabilecek. 6. Entegre Multimodal Ulaşım Merkezleri Havaalanları; tren, metro, elektrikli ulaşım araçları ve hatta dikey iniş kalkış yapan elektrikli hava taksileri (eVTOL) ile kusursuz bir şekilde entegre olacak. Tek bilet ve dijital ödeme sistemleri ile şehir içi ve şehirler arası ulaşım tek bir noktadan planlanabilecek. Neden Önemli? Bu dönüşüm, sadece teknolojik bir yenilik değil; aynı zamanda daha çevreci, güvenli, hızlı ve konforlu bir seyahat deneyimi sunmayı hedefliyor. Havayolu şirketleri, havalimanı işletmecileri ve teknoloji sağlayıcıları, bu trendlere yatırım yaparak geleceğin seyahat ekosistemini şimdiden inşa ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.