Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Okuryazarlık

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Okuryazarlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Okuryazarlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zeka Çağında  Şirketlerin Rekabet Avantajını İnsan Odağı Belirleyecek Haber

Yapay Zeka Çağında Şirketlerin Rekabet Avantajını İnsan Odağı Belirleyecek

Kasım 2025 – Ocak 2026 döneminde 62 farklı coğrafyada gerçekleştirilen araştırmaya Türkiye’den de 62 katılımcı dahil oldu. Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 73’ünün yapay zekayı devreye aldığı, buna karşın çalışanlarını bu dönüşüme hazırlayan şirketlerin sadece yüzde 18’de kaldığı görülüyor. Araştırma, yapay zeka çağında rekabet avantajının yalnızca teknoloji yatırımlarıyla değil, çalışan deneyimi, liderlik dönüşümü ve güven duygusunu güçlendiren şirketlerle şekilleneceğine işaret ediyor. Risk sermayesi ve insan sermayesi alanlarında global deneyimi ve yerel çözümleriyle 120’den fazla ülkede hizmet veren Aon, Human Capital Trends Study araştırmasını yayımladı. Dünya genelinde 62 farklı coğrafyadan 2.361 yönetim kurulu üyesi, üst düzey yönetici ve insan kaynakları liderinin katılımıyla hazırlanan araştırmaya Türkiye’den de 62 katılımcı dahil oldu. Araştırmaya göre iş dünyasının gündemini çalışan deneyimi, ücret şeffaflığı ve yapay zeka şekillendiriyor. Kasım 2025 – Ocak 2026 döneminde gerçekleştirilen araştırma iş dünyasında yapay zeka yatırımlarının hızlandığını, ancak çalışanların bu dönüşüme hazırlanması konusunda ciddi bir boşluk bulunduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 73’ü yapay zekayı devreye aldı ya da pilot uygulamalar yürütüyor. Buna karşın çalışanlarını yapay zeka odaklı yetkinlik programlarına dahil eden şirketlerin oranı yalnızca yüzde 18’de kalıyor. İşverenlerin yüzde 80’i yapay zekâ yatırımlarındaki temel hedefin rutin işleri otomatikleştirmek olduğunu belirtirken, çalışanların yeniden yetkinlik kazanmasını önceliklendiren şirketlerin oranı yüzde 35 seviyesinde bulunuyor. Aon’un 2026 İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması, çalışanlarla işverenler arasında çalışan deneyimi konusunda dikkat çekici bir algı farkı bulunduğunu ortaya koyuyor. Çalışanların yüzde 72’si yüksek stres altında çalıştığını belirtirken, iş verenlerin yüzde 84’ü mevcut çalışan deneyimi stratejilerinin yeterli olduğu görüşünde. İş Dünyasında Yeni Dönemin Anahtarı: Adaptasyon ve Dijital Yetkinlikler Araştırma, şirketlerin yalnızca teknoloji yatırımlarına değil; liderlik dönüşümü, çalışan deneyimi ve organizasyonel dayanıklılık alanlarına da odaklanması gerektiğine işaret ediyor. Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 39’u devam eden ekonomik dalgalanmalar nedeniyle birleşme ve satın alma süreçlerini değerlendiriyor veya aktif olarak yürütüyor. Önümüzdeki üç yıl içinde organizasyonel başarı açısından en kritik yetkinlikler ise “adaptasyon ve değişim yönetimi”, “liderlik ve insan yönetimi” ile “dijital okuryazarlık ve teknoloji adaptasyonu” olarak öne çıkıyor. Rekabet avantajını insan odağını güçlendiren şirketler elde edecek Aon Türkiye Sağlık, Yan Haklar ve Bireysel Emeklilik Çözümlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinem Yalçın, değerlendirmesinde şunları söyledi: “Şirketler yapay zekâyı hızla iş süreçlerine entegre ediyor ancak dönüşümün sürdürülebilirliği, çalışanların bu sürece ne kadar hazır olduğuyla doğrudan bağlantılı. Araştırma sonuçları; organizasyonların teknoloji yatırımlarında güçlü bir ivme yakaladığını, yetkinlik gelişimi, liderlik dönüşümü ve çalışan deneyimi tarafında ise daha kapsamlı aksiyon ihtiyacı bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde rekabet avantajı yaratacak şirketler, insan odağını güçlendiren ve değişime uyum kapasitesini artıran kurumlar olacak.” Çalışanların yüzde 72’si yüksek stres altında Araştırma, çalışan deneyimi tarafında işverenlerle çalışanlar arasında dikkat çekici bir algı farkı olduğunu ortaya koyuyor. Çalışanların yalnızca yüzde 21’i duygusal iyi oluş desteği aldığını belirtirken, işverenlerin yüzde 84’ü mevcut stratejilerinin çalışan ihtiyaçlarını karşıladığına inanıyor. Buna karşın çalışanların yüzde 72’si iş hayatında yüksek stres seviyesi yaşadığını ifade ediyor. Çalışan Değer Önerisini Güçlendiren Şirketler Fark Yaratıyor Araştırma, birçok organizasyonun veri kullanımında ve çalışan değer önerilerini net şekilde tanımlamada yetersiz kaldığını gösteriyor. Organizasyonların yalnızca yüzde 38’i yüksek seviyede İK veri olgunluğuna sahip olduğunu belirtirken, çalışan değer önerilerinin net şekilde tanımlandığını ve çalışanlar tarafından iyi anlaşıldığını ifade eden şirketlerin oranı yüzde 19 seviyesinde kalıyor. Bununla birlikte çalışan değer önerisi güçlü şirketlerin önemli ölçüde fark yarattığı görülüyor. Bu organizasyonların yüzde 49’u liderlerinin çalışan refahına bağlılığını “güçlü ve görünür” olarak değerlendiriyor. Aynı şirketler, kadınların emeklilik tasarruf açığını azaltmaya yönelik uygulamalarda 21 puan daha yüksek performans gösterirken, çalışan yan haklarını kişiselleştirme konusunda da 20 puan daha güçlü bir yaklaşım sergiliyor. Çalışanların yüzde 81’i ücret şeffaflığı istiyor Araştırma, ücret şeffaflığı ve fırsat eşitliği alanlarında da dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Çalışanların yüzde 81’i ücret şeffaflığını önemli veya çok önemli bulurken, organizasyonların yalnızca yüzde 19’u bu alandaki uygulamalarını güçlü ve sistematik olarak değerlendiriyor. Türkiye ise yüzde 37 ile ücret şeffaflığı uygulamalarında en yüksek olgunluk oranına sahip ülkeler arasında yer alıyor. Öte yandan işverenlerin yüzde 84’ü kadın ve erkek çalışanlara eşit işe eşit ücret sunduğunu belirtse de kariyer gelişimi ve terfi fırsatlarında eşitliği destekleyen politikalara sahip şirketlerin oranı yalnızca yüzde 14 seviyesinde kalıyor. Benzer şekilde işverenlerin yüzde 85’i kadın sağlığının desteklenmesi gerektiğini düşünürken, çalışanların yalnızca yüzde 12’si bu desteği aldığını ifade ediyor. Araştırma ayrıca organizasyonların yalnızca yüzde 28’inin tam kapsamlı yapay zeka yönetişim mekanizmalarına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Küresel ölçekte İrlanda yüzde 71 ile yapay zekayı en yüksek seviyede devreye alan ülke olurken, Malezya yüzde 21 ile en düşük oranlardan birine sahip ülkeler arasında yer alıyor. 2026 İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması, şirketlerin teknoloji yatırımlarını hızlandırdığı; ancak sürdürülebilir başarı için insan dönüşümüne, çalışan deneyimine ve liderlik kapasitesine daha fazla yatırım yapması gereken yeni bir döneme işaret ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone Türkiye ’den 28,8 Milyar TL’lik Yatırım Haber

Vodafone Türkiye ’den 28,8 Milyar TL’lik Yatırım

Vodafone Türkiye’nin mobil müşteri sayısı 2025-26 mali yıl sonu itibarıyla 25,2 milyona ulaşırken, M2M (makinelerarası iletişim) dahil toplam mobil abone sayısı 31,9 milyon oldu. Şirketin faturalı abone sayısı son bir yılda 926 bin artışla 21,7 milyona çıkarken, toplam bazının %86,1’ini faturalı aboneler oluşturdu. Vodafone Türkiye, bu mali yılda yaklaşık 1,3 milyon sabit genişbant müşterisine ulaştı. 18.1 milyon dijital müşteri Müşterilerine en iyi dijital deneyimi yaşatma hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Vodafone’un Vodafone Yanımda ve Online Self Servis gibi dijital kanallarını kullanan aylık aktif müşteri sayısı 18.1 milyon oldu. Vodafone’un dijital kanallarını kullanan müşterilerin aylık toplam etkileşimi ise 345 milyona ulaştı. 2025-26 mali yılında Vodafone Türkiye müşterilerinin toplam mobil data kullanımı geçen yıla kıyasla %11,7 artışla 5.540 petabyte'a yükseldi. Vodafone Türkiye, dijital servislerde de önemli gelişme kaydetti. Vodafone’un yeni nesil mobil finans çözümü Vodafone Pay’in ürünlerini kullanan tekil kullanıcı sayısı 10 milyonu aştı. Müşteri deneyiminde yapay zekâ atılımı Vodafone’un 1.000’e yakın farklı işlem yapabilen yapay zekâ tabanlı kişisel dijital asistanı TOBi, aylık ortalama 7,1 milyon müşteriyle etkileşime geçti ve bir yıl içinde 262 milyon kez konuşma başlattı. TOBi üzerinden sunulan selfservis çözümlerle tarife değişikliği, ek paket satın alma, faturasız hatlar için TL yükleme gibi işlemler kapsamında toplam 2 milyon işlem ve satış gerçekleştirildi. Temel müşteri süreç ve talepleri kapsamında TOBi’ye gelen başvuruların %92’si ilk temas anında çözüme kavuşturuldu. Müşterilerin TOBi Voice platformu üzerinden hizmet alma ve işlemlerini Sesli Yanıt Sistemi aracılığıyla gerçekleştirme oranı %58’e yükseldi. Şebekeye 100 milyar TL’yi aşkın yatırım Nisan itibarıyla 81 ilde 922 ilçeyi aynı anda 5G teknolojisiyle buluşturan Vodafone Türkiye ekosistemiyle birlikte 15 bin kişilik doğrudan ve dolaylı çalışanının katkısıyla 5 yılı aşkın bir hazırlık dönemini başarıyla tamamladı. Son 1 yılda ülke genelinde altyapısını güçlendiren Vodafone, hazırlıklar için toplamda 3,4 milyon saat mesai harcadı. Vodafone Türkiye, son 5 yılda şebekesine spektrum bedeli hariç 100 milyar TL'nin üzerinde yatırım yaptı. Sosyal projelerle milyonlarca kişinin hayatına dokundu Özellikle kadınlar, çocuklar ve gençler için önemli sosyal projeler gerçekleştiren Vodafone Vakfı, 2007'den bu yana yaklaşık 4,5 milyon kişinin hayatına dokundu; yaklaşık 4 milyar TL'lik sosyal katkı sağladı. Kadınların dijital becerilerini geliştirerek ekonomik hayata katılımlarını desteklemek amacıyla hayata geçirilen “Dijital Benim İşim” projesi kapsamında 61 binden fazla kadın kursiyere Dijital Okuryazarlık, Dijital Pazarlama ve Dijital Dünyaya Giriş eğitimleri verilirken, proje kapsamında 6 yılda 123 milyon TL’yi aşkın sosyal değer elde edildi ve son bir yılda yapılan her 1 TL’lik yatırım 15,73 TL’lik sosyal getiri sağladı. Diğer yandan, ortaokul ve lise öğrencilerinin yapay zekâ ile buluşturulduğu “Yapay Zekâ Yıldızları” projesinde 2 yılda 118 bin öğrenciye ulaşıldı. Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, 2025-26 mali yıl sonuçlarını şöyle değerlendirdi: “Bir mali yılı daha hedeflerimiz doğrultusunda önemli başarılar ve ülkemizin teknolojisine ve ekonomisine güçlü katkılarla geride bırakmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. 2025-26 mali yılında Servis gelirlerimizi geçen yıla göre organik olarak %45,2 artırarak 144,8 milyar TL’ye çıkardık. Bu büyüme, müşteri deneyiminde yaptığımız önemli iyileştirmeler ve şebekemize yaptığımız yoğun yatırımlar sonucunda geldi. Geçtiğimiz mali yılda 28,8 milyar yatırımla son 20 yılda Türkiye’ye yaptığımız yatırımın reel değeri 500 milyar TL’yi aştı. Heyecanla beklediğimiz 5G teknolojisini ülkemizde devreye almış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 5G'ye geçişi, sıradan bir lansman olarak değil, global deneyimimizin ve 5 yıllık kapsamlı hazırlık sürecimizin bir sonucu olarak konumladık. 5G'yi yalnızca belirli bölgelerde değil, tüm Türkiye'de kullanıcıların hizmetine sunmayı hedefledik. Bu hedefimize de ulaştık. 1 Nisan'da 81 ilde 922 ilçede 5G sinyalini aynı anda vererek müşterilerimize 5G deneyimi yaşatmaya başladık. Ayrıca, 5G odaklı kampanyalarla müşterilerimizin bu yeni teknolojiden en iyi şekilde yararlanabilmesi için toplam 4 milyar TL’ye yakın fayda sunduk. En yeni ve en iyi teknolojileri en iyi deneyimlerle ülkemizdeki kullanıcılarla buluşturmak için çalışmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’de Veri Temelli Dayanışma Modeli Haber

İzmir’de Veri Temelli Dayanışma Modeli

Avrupa Birliği destekli Çocuklar için Hesap Verebilirlik ve Hak Savunuculuğu (ACAR) projesi kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi, UNICEF ve İhtiyaç Haritası iş birliği ile hayata geçirilen “UNICEF-İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Haritası” girişimi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Swissotel Büyük Efes’te düzenlenen toplantıyla tanıtıldı. Tanıtım programına İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İhtiyaç Haritası Kurucu Ortakları Mert Fırat, Dr. Ali Ercan Özgür, UNICEF Türkiye Sosyal Politikalar Sorumlusu Dr. Görkem Güner, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. İhtiyaç haritası tanıtıldı Çocukların ihtiyaçlarının belirlendiği dijital platform olan İhtiyaç Haritası’nın (https://ihtiyacharitasi.org/) tanıtıldığı toplantıda, Türkiye genelinde gerçekleştirilen çocuk ihtiyaç analizlerinin sonuçları da paylaşıldı. Etkinlikte ayrıca özel sektörün çocukların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik katkı alanları ele alınırken, farklı paydaşlar arasında geliştirilebilecek yeni iş birliği fırsatları değerlendirildi. Proje kapsamında her pilot belediyede görev yapacak 30’ar gönüllü ihtiyaç elçisinin desteklenmesi amacıyla gençlerin veri analizi, saha çalışmaları ve çocuk hakları alanındaki farkındalık çalışmalarına aktif katılımı teşvik edildi. “Anlamlı çalışma” Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, yürütülen çalışmanın önemine dikkat çekerek, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak projeye farklı alanlarda katkı sunmaya çalışıyor, bu katkıyı giderek artırmayı hedefliyoruz. Farklı toplumlar çocuklara farklı bakış açılarıyla yaklaşabilir. İzmir, Ankara ve Gaziantep’te yapılan değerlendirmelerin, bu farklılıklar göz önünde bulundurularak ele alınması ve verilerin buna göre yorumlanması gerekiyor. Yapılan tüm çalışmaların sonuçlarını düzenli olarak izlemek ve takip etmek büyük önem taşıyor” diye konuştu. Hedef, en az 10 bin çocuğun ihtiyacına yanıt vermek UNICEF Türkiye Sosyal Politika Sorumlusu Dr. Görkem Güner, dijital bir platform tanıtımının ötesinde çocuk hakları alanında yerelde önceliklerin nasıl belirlendiğini ve çözümlerin nasıl geliştirildiğini yeniden şekillendiren önemli bir adım attıklarını söyledi. Çocukların ihtiyaçlarının çoğu zaman görünmez kaldığını ve sistematik biçimde ortaya konulamadığını belirten Güner, UNICEF Çocuk Haritası girişiminin bu soruna çözüm sunduğunu ifade etti. Girişimin, çocukların ihtiyaçlarını veriyle görünür kılarak kanıta dayalı karar alma süreçlerini desteklediğini ve yerel düzeyde çocuk odaklı politika ile hizmetlerin güçlendirilmesine katkı sağladığını vurguladı. Güner, haritanın veriye dayalı hizmetler ve güçlü iş birlikleriyle en az 10 bin çocuğun ihtiyacına yanıt verilmesini hedeflediğini kaydederek, “Avrupa Birliği’nin stratejik desteği; İzmir, Ankara ve Gaziantep Büyükşehir belediyelerinin yerel sahiplenme ve uygulamadaki liderliği, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün çözüm üretme süreçlerinde sunduğu katkılar bu başarının temelini oluşturacak.” “Projenin İzmir’den başlaması çok değerli” İhtiyaç Haritası kurucu ortaklarından oyuncu Mert Fırat, projenin İzmir’den başlamasının kendileri için çok değerli olduğunu belirterek, Çocuk İhtiyaç Haritası’nın aslında uzun süredir bir hayal olduğunu söyledi. İhtiyaçların iller bazında şeffaf biçimde görülebilmesinin projenin çıkış noktası olduğunu ifade eden Fırat, destekçilerin harita üzerinden Türkiye’deki ihtiyaçları hızlı şekilde okuyabilmesinin önemine dikkat çekti. İzmir’in bu konudaki hassasiyeti ve geri dönüş hızının da süreci güçlendirdiğini belirten Fırat, İzmir’e, UNICEF’e ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. “Belediyenin çok güzel bir yardım sistemi ve müthiş bir ekibi var” İhtiyaç Haritası kurucu ortaklarından Dr. Ali Ercan Özgür ise “İhtiyaç sahipleriyle destekçileri bir dijital sistemde buluşturma amacıyla 12 yıl önce bir hayalle yola çıktık. Hesap verebilirlik ve şeffaflık kapsamında ihtiyaçların görünür kılınmasını amaçladık. Bu yolculuk, yoksulluk haritası, afet haritası gibi bizi yaklaşık 30 harita üretmeye sevk etti ve bir anlamda sosyal teknoloji kurumuna dönüştük. Kendimizi bir anda birçok projenin içinde bulduk” dedi. İzmir’de yapılan toplantıdaki katılım yoğunluğuna değinen Özgür, “İzmir’in çocuğa duyduğu güven, verdiği katkı çok güzel. İzmir’den başlayan bir çocuk ihtiyaçları haritamız var, belediyemizin çok güzel yardım sistemi ve müthiş bir ekibi var. Bunun yanı sıra bu masanın etrafında özel sektör, sivil toplum kuruluşları, vakıflar gibi birçok katkı sağlayıcı var. Çocuklarımız için bu masayı birlikte canlı kılmak için elimizden geleni yapacağız” sözlerine yer verdi. 10 bin çocuğa ulaşılacak Çocuk Haritası girişimi; çocukların eğitim, sağlık ve koruma alanlarındaki ihtiyaçlarını veri temelli bir yaklaşımla belirlemeyi ve bu ihtiyaçlara yönelik çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. Girişim aynı zamanda yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesini hedefliyor. Ankara, Gaziantep ve İzmir’in pilot il olarak yer aldığı proje kapsamında en az 10 bin çocuğa ulaşılması planlanıyor. Neler yapıldı? 29 Ağustos-15 Eylül 2025 tarihleri arasında toplam bin 24 hanede 2 bin 48 görüşme yapıldı. Süreç içinde paydaşlarla çocuk danışma kurulları gerçekleştirildi. Çocukların en belirgin ihtiyaçları arasında “Güvenli alan ve katılım”, “Eğitimde fırsat eşitliği” ve “Katılım hakkı” başlıkları öne çıktı. Dijital erişim, dijital okuryazarlık, dijital platformlarda güvenlik, kaliteli eğitim materyallerine ve öğrenme araçlarına erişim, akademik destek, okullarda güvenli, sağlıklı, kapsayıcı koşullar, yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme imkânı, temel ve koruyucu sağlık hizmetleri, engelli ve kronik hastalığı bulunan çocuklar için sağlık ve rehabilitasyon hizmetleri, oyun, spor ve güvenli oyun alanları, temel yaşam standartları ve ekonomik güvenlik gibi alanlar önemli ihtiyaçlar arasında yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ING Türkiye’nin Aktif Büyüklüğü 283.3 milyar TL’ye Ulaştı Haber

ING Türkiye’nin Aktif Büyüklüğü 283.3 milyar TL’ye Ulaştı

. ING Türkiye Genel Müdürü Alper Gökgöz, “Küresel gelişmelerin etkili olduğu bir dönemde güçlü finansal performansımızı korurken, müşterilerimizin yanında olmayı ve reel ekonomiye katkı sağlamayı sürdürdük. Masrafsız bankacılık yaklaşımını stratejimizin merkezine alarak dijitalleşmenin sunduğu imkânlarla somut müşteri faydası üretmeye odaklandık. Bu anlayışla, günlük bankacılık işlemlerinde masrafsız bankacılığı müşterilerimiz için yeni standart haline getirdik” dedi. Türkiye’nin en sevilen dijital bankası olmayı hedefleyen ING Türkiye, 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin konsolide finansal sonuçlarını açıkladı. Dijitalleşmeyi stratejisinin merkezine alan ING Türkiye’nin 2026 yılı birinci çeyrek konsolide aktif toplamı 283.3 milyar TL, vergi öncesi kârı ise 1.1 milyar TL oldu. Toplam özkaynakları 25 milyar TL olarak gerçekleşen ING Türkiye, 2025 yılının birinci çeyreğinde Türkiye ekonomisine 160.7 milyar TL’si nakdi olmak üzere toplam 189.3 milyar TL’lik kredi desteği sağladı. ING Türkiye’nin mevduat büyüklüğü ise 177.4 milyar TL olarak gerçekleşti. Alper Gökgöz: Güçlü finansal performansla ilerlerken masrafsızlık bankacılığı stratejimizin merkezine alıyoruz. Finansal sonuçlara ilişkin değerlendirmede bulunan ING Türkiye Genel Müdürü Alper Gökgöz, “Yılın ilk çeyreğinde küresel ekonomi; jeopolitik gerilimler ve piyasa oynaklığıyla şekillenirken, Türkiye’de bölgesel gelişmelerin etkisini sınırlamak için atılan hızlı ve kapsamlı adımlar öne çıktı. ING Türkiye olarak biz de global gelişmeleri yakından takip ederken, Türkiye’nin en sevilen dijital bankası olma hedefimiz doğrultusunda ilerlemeyi ve reel ekonomiye katkı sağlamayı sürdürdük” dedi. Güçlü finansal performansı ile ilerlerken müşterilerinin yanında olma anlayışının yansıması olan masrafsız bankacılık yaklaşımını stratejilerinin merkezine aldıklarını aktaran Gökgöz, “Dijitalleşmenin sunduğu imkânlarla müşterilerimize somut fayda üretmeye odaklandık. Bu doğrultuda, bankacılığı görünmez kılma hedefiyle ING Mobil’den EFT, havale, FAST işlemlerini ömür boyu ücretsiz sunarken, kredi kartı aidatını kaldırdık. Bu görünmez maliyetleri ortadan kaldırarak günlük bankacılık işlemlerinde masrafsız bankacılığı müşterilerimiz için yeni standart haline getirdik” dedi. Bu uygulamayla birlikte, ING müşterileri ING Dijital Kredi Kartı ve ING Light Kredi Kartını aidat ödemeden, ING Bonus Kredi Kartını ise her ay 5.000 TL harcamayla ücretsiz olarak kullanabiliyor. ING Türkiye, iştiraki ING Leasing’in sermayesini 500 milyon TL artırdı. ING Türkiye, bireysel müşterilerin yanı sıra işletmeleri de desteklemeyi önceliklendiriyor. Bu kapsamda ING Türkiye, sanayinin dönüşümünü ve reel sektörü desteklemek amacıyla iştiraki ING Leasing’in sermayesini yıl sonunda 500 milyon TL artırdı. Bu sermaye artışıyla birlikte teknoloji, otomasyon ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlara hız verilmesi hedefleniyor. ING Türkiye, ayrıca tüzel müşterileri için de masrafsız, zahmetsiz ve dijital bankacılık anlayışı ile ilerliyor ve yeni kurulan işletmeleri desteklemeyi önceliklendiriyor. Yeni İşim Hesabı ile yeni iş kuranlara, kuruluş aşamasında ihtiyaç duyulan finansal ve operasyonel unsurları bir araya getiren bütüncül bir çözüm sağlıyor. İşletmeler 7/24 ücretsiz para transferiyle masrafsız bankacılıktan yararlanırken; ilk kez İşim İçin Turuncu Hesap açanlar, kuruluşlarının ilk yılında 2 milyon TL’ye kadar Hoş Geldin Faizinden faydalanabiliyor. Dijital Öğretmenler Projesi, daha geniş kapsam, zengin içerik ve etki alanı odağında yenilendi. ING Türkiye, bu dönemde değer yaratma hedefiyle toplumsal yatırım çalışmalarını da sürdürdü. Bu kapsamda ING Türkiye’nin Habitat Derneği ve ODTÜ iş birliğiyle 2020 yılından bu yana gerçekleştirdiği Dijital Öğretmenler Projesi daha geniş kapsamı, güçlü yapısı ve zengin içeriği ile yenilendi. Bugüne kadar 10 binden fazla öğretmene dijital okuryazarlık eğitimi sunulan proje ile Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecine katkı sağlanması hedefleniyor. Yenilenen proje kapsamında ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin yanı sıra okul öncesi ve lise öğretmenleri de programa dahil edildi, eğitim içerikleri dijital zekâ odağında oluşturuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trendyol'un Sosyal Etki Projelerine Uluslararası Alanda İki Ödül Haber

Trendyol'un Sosyal Etki Projelerine Uluslararası Alanda İki Ödül

Trendyol, kurumların toplumsal fayda, sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık alanlarında yarattıkları somut etkiyi odağına alan Communitas Awards’ta iki projesiyle ödül kazandı. “Dijital Usta” projesi “Fark Yaratan”, “Yarının Köyleri” projesi ise “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” kategorisinde ödülün sahibi oldu. ABD merkezli Pazarlama ve İletişim Profesyonelleri Derneği (Association of Marketing and Communication Professionals - AMCP) tarafından düzenlenen Communitas Awards; topluma ve çevreye değer katan, sürdürülebilir bir gelecek hedefiyle yürütülen çalışmaları değerlendiriyor. Kurumsal sosyal sorumluluk, etik ve çevresel sorumluluk gibi farklı başlıklarda verilen ödüller, bu alanda fark yaratan projeleri görünür kılmayı amaçlıyor. Dijital Usta ile KOBİ’lere dijitalleşme yolunda güçlü destek Trendyol’un Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Habitat Derneği iş birliğiyle hayata geçirdiği Dijital Usta projesi, gençlerin dijital becerilerini geliştirirken KOBİ’lerin e-ticaret ve e-ihracata katılım süreçlerini destekleyen yenilikçi bir model sunuyor. İlk etapta Balıkesir, Gaziantep, Nevşehir, Ordu ve Denizli olmak üzere 5 pilot ilde hayata geçirilen proje kapsamında gençler çevrimiçi eğitim programlarına katıldı. Temel e-ticaret eğitimlerinin ardından yüzlerce katılımcı sertifikalı uzmanlık eğitimlerini tamamlayarak “Dijital Usta” unvanı almaya hak kazandı. Proje kapsamında yetişen Dijital Ustalar, pilot illerde faaliyet gösteren KOBİ’lerde tohum istihdam modeliyle iş gücüne dahil edilerek e-ticaret ve e-ihracat süreçlerinde aktif rol almaya başladı. Böylece gençler kariyer yolculuklarında önemli bir adım atarken, işletmeler de dijitalleşme süreçlerinde doğrudan destek alarak dönüşümlerini hızlandırma imkânı buldu. Dijital Usta, genç iş gücünü geleceğin yetkinlikleriyle buluştururken, işletmelerin dijital ekonomiye entegrasyonunu hızlandıran çift taraflı bir etki yaratmaya devam ediyor. Yarının Köyleri ile kırsalda kapsayıcı dijital dönüşüm Trendyol’un teknoloji odaklı yerel kalkınma vizyonunun önemli bir parçası olan Yarının Köyleri projesi, kırsalda dijital uçurumu azaltmayı ve kapsayıcı büyümeyi destekliyor. Trendyol’un teknoloji ve e-ticaret alanındaki yetkinlikleri ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın kalkınma perspektifi ve saha tecrübesini bir araya getiren proje; Türkiye’nin farklı kırsal bölgelerinde kurulan dijital merkezler aracılığıyla üreticilerden gençlere, girişimci kadınlardan çiftçilere kadar geniş bir kitleye eğitim ve gelişim imkânı sunuyor. İlk dijital merkezin kurulduğu Aralık 2023‘ten bu yana 10 bin kişiye ulaşan proje, e-ticaret, dijital okuryazarlık, yapay zeka, sürdürülebilir tarım ve ürün geliştirme gibi alanlarda sunduğu eğitimlerle katılımcıların dijital beceriler kazanmasına katkı sağladı. Eğitimlerin yanı sıra dijital tarım uygulamaları, veriye dayalı üretim modelleri ve sürdürülebilir değer zincirleriyle kırsalda uzun vadeli dönüşümü de destekliyor. Proje kapsamında açılan Yarının Köyleri Butiği aracılığıyla eğitimlerini tamamlayan üreticiler, ürünlerini Türkiye’nin yanı sıra yurt dışındaki 30’un üzerinde pazara ulaştırma imkânı buluyor. Bu süreç, yerel üretimi teşvik ederken özellikle kadın ve gençlerin istihdama katılımını güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka ile Oluşturulan Yüzler   Gerçek İnsanlardan Daha Güvenilir Bulunuyor Haber

Yapay Zeka ile Oluşturulan Yüzler Gerçek İnsanlardan Daha Güvenilir Bulunuyor

Sayıları giderek artan bu sentetik hesaplar yeni nesil dijital manipülasyonlara kapı aralıyor. Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, ebeveynleri uyararak çocukları yapay zeka tuzaklarından korumanın 5 kritik yolunu sıralıyor. Günümüzde gençler dijital dünyada TikTok, YouTube veya Instagram gibi geleneksel platformların çok ötesine geçerek; ödevlerinden eğlenceye, oyunlardan sosyal etkileşimlere kadar her alanda yapay zeka araçlarıyla doğrudan iletişim kuruyor. Bu hızlı adaptasyon süreci, teknolojinin ulaştığı gerçekçilik seviyesiyle birleştiğinde ebeveynler için yepyeni bir endişe kaynağı oluşturuyor. Global siber güvenlik lideri Bitdefender’ın son araştırmaları, yapay zeka algoritmaları tarafından üretilen sentetik insan yüzlerinin, gerçek insan yüzlerine kıyasla daha "tanıdık", "samimi" ve "güvenilir" bulunduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. İnsan beyninin algı yeteneğini aşan bu hiper-gerçekçilik, dijital ekranda kimin gerçek bir insan, kimin sadece bir kod dizini olduğunu ayırt etmeyi imkansız hale getiriyor. Kusursuz gülümsemelere ve güven veren bakışlara sahip bu sahte profiller, eleştirel düşünme becerileri henüz tam gelişmemiş gençleri siber zorbaların, dolandırıcıların ve kötü niyetli kişilerin manipülasyonlarına açık hale getiriyor. Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, çocukları korumak için atılması gereken 5 kritik adımı paylaşıyor. "Gördüklerine İnanan Bir Nesil, Kusursuz Sahtelikle Karşı Karşıya" Yapay zekanın sunduğu kolaylıkların arkasındaki tehlikeye dikkat çeken Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, "Çocuklarımız internette gördükleri yüzlerin, izledikleri videoların veya sohbet ettikleri kişilerin gerçekliğinden şüphe duymama eğiliminde. Oysa bugün siber saldırganlar, yapay zeka araçlarıyla saniyeler içinde son derece sevecen, güven veren ve tamamen sahte dijital kimlikler oluşturabiliyor. Gençlerin teknolojiyle kurduğu bu yoğun ve filtresiz bağ, onları sahte hesapların veya kimlik avı dolandırıcılarının açık hedefi haline getiriyor. Çevrimiçi platformlarda 'gördüğüne inanma' devri çoktan kapandı. Ebeveynlerin bu yeni dijital okuryazarlık çağında çocuklarına rehberlik etmesi hayati bir önem taşıyor." uyarısında bulundu. Alev Akkoyunlu, gençleri yapay zekanın karanlık yüzünden ve sentetik medya tuzaklarından korumak için alınması gereken 5 önlemi paylaşıyor: 1. “Hiper-gerçekçilik" kavramını çocuklarınızla konuşun. Gördükleri her fotoğrafın veya videonun gerçek bir insana ait olmayabileceğini onlara açıkça anlatın. Yapay zeka ile üretilmiş yüzlerin ne kadar inandırıcı olabileceğine dair örnekleri birlikte inceleyerek farkındalıklarını artırın. 2. Sorgulama ve doğrulama alışkanlığı kazandırın. Yeni tanıştıkları çevrimiçi kişilere veya karşılaştıkları inanması güç içeriklere şüpheyle yaklaşmalarını öğütleyin. Videolardaki anormal göz kırpmaları, ciltteki kusursuzluk veya doğal olmayan ışık yansımaları gibi yapay zeka ipuçlarını nasıl fark edebileceklerini gösterin. 3. Duygusal manipülasyonlara karşı sınır çizin. Siber saldırganlar, oluşturdukları güvenilir yapay zeka yüzleriyle gençlerle duygusal bağ kurarak para, şifre veya hassas fotoğraf talebinde bulunabiliyor. Çevrimiçi ortamda kim olursa olsun kişisel bilgilerin asla paylaşılmaması gerektiği kuralını netleştirin. 4. Gizlilik ayarlarını maksimum seviyede tutun. Yapay zeka algoritmaları, sahte içerikler üretmek veya çocukları hedef almak için açık profillerdeki verileri toplar. Çocuğunuzun sosyal medya hesaplarını gizli tutarak ve takipçi listesini sadece tanıdığı kişilerle sınırlandırarak veri toplanmasını engelleyin. 5. Ebeveyn kontrolü ve güvenlik yazılımlarından destek alın. Çocukların hangi platformlarda ne kadar vakit geçirdiğini bilmek ve zararlı içerikleri filtrelemek oldukça önemlidir. Bitdefender Ebeveyn Kontrolü (Parental Control) gibi çözümlerle çocuklarınızın çevrimiçi aktivitelerini güvenli bir mesafeden takip edebilir, şüpheli bağlantıları ve siber tehditleri cihazlarına ulaşmadan engelleyebilirsiniz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Dünyada Çocuklar İçin Yeni Dönem! Haber

Dijital Dünyada Çocuklar İçin Yeni Dönem!

Çocukların dijital ortamlarda karşılaşabilecekleri risklerden korunması gerekliliğine vurgu yapan Çocuk Gelişimi Uzmanı Dr. Demet Gülaldı, “Ancak çözümün yalnızca yasaklama üzerinden kurgulanması, sosyal medyanın eğitim, yaratıcılık, sosyal bağ kurma ve kamusal katılım gibi olumlu yönlerini göz ardı etme riskini taşımaktadır.” dedi. Bu bağlamda daha sürdürülebilir bir yaklaşımın, “yasaklama” yerine “güvenli tasarım” ve “çocuk hakları temelli düzenleme” ilkelerini merkeze alan politikalar geliştirmek olduğunu dile getiren Dr. Gülaldı, “Amaç, gençleri dijital dünyadan izole etmek değil; onları bilinçli, eleştirel düşünebilen ve çevrim içi risklerle başa çıkabilecek dayanıklılığa sahip bireyler olarak güçlendirmektir.” diye konuştu. ABD’de oyun bağımlısı olduğu öne sürülen 11 yaşındaki bir çocuğun babasını öldürmesi ve geçtiğimiz günlerde Trabzon’da 13 yaşındaki Abdulkadir Eymen Bilgin’in ölümü, dijital bağımlılık tartışmalarını yeniden gündeme taşıyarak “yasaklama mı, güçlendirme mi?” sorusunu kamuoyunun merkezine yerleştirdi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, dijital bağımlılık konusunu “yasaklama mı, güçlendirme mi?” bağlamında ele aldı. Dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi hedefleniyor Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, ülkemizde 3 Şubat 2026 tarihli resmî gazete yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile “Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı 2026-2030”nın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, “Bu eylem planının stratejik amaçları; Farkındalık ve Bilinçlendirme, Koruyucu ve Önleyici Mekanizmaların Geliştirilmesi, Dijital Risklere Karşı Müdahale ve Destek Mekanizmalarının Güçlendirilmesi ve Yasal ve Kurumsal Düzenlemelerin Güçlendirilmesi başlıklarında belirlenmiştir. Özellikle hem çocukların hem de ailelerin dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi, dijital platformlarda güvenli davranış biçimlerinin kazandırılması ve eleştirel düşünme, etik sorumluluk ve mahremiyet bilinci gibi becerilerin desteklenmesi hedeflenmektedir. Çocukların bilgiye erişim, çevrim içi öğrenme ve teknolojiyi etkin bir şekilde kullanmaları teşvik edilerek, dijital teknolojilerin yalnızca tüketim aracı değil aynı zamanda üretim ve gelişim alanı olarak görülmesi amaçlanmaktadır.” dedi. Avustralya öncü oldu 10 Aralık 2025 itibarıyla Avustralya’da 16 yaş altındaki çocuk ve ergenlerin TikTok, Instagram, YouTube, Snapchat, X ve Facebook gibi büyük sosyal medya platformlarında hesap açmaları ve mevcut hesaplarını sürdürmelerinin yasaklandığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “28 Kasım 2024’te kabul edilen ‘Online Safety Amendment (Social Media Minimum Age) Bill 2024’ ile sosyal medya kullanımında asgari yaş 16 olarak belirlenmiş; böylece bu kapsamda dünyada öncü bir düzenleme hayata geçirilmiştir. Yasa, yaptırımları çocuklara ya da ebeveynlere değil, doğrudan teknoloji şirketlerine yöneltmektedir. Düzenlemenin temel gerekçesi, çocuk ve ergenlerin ruh sağlığını, güvenliğini ve genel iyilik hâlini korumaktır. Siber zorbalık vakalarındaki artış, zararlı içeriklere maruz kalma, çevrim içi istismar riski, kötü niyetli yetişkinlerle temas olasılığı ve sürekli karşılaştırma kültürünün benlik saygısı üzerindeki olumsuz etkileri, yasanın dayanak noktaları arasında gösterilmektedir.” diye konuştu. Sosyal medya yasaklamaları küresel ölçekte hızlandı Avustralya’daki bu düzenlemenin, benzer tartışmaları küresel ölçekte hızlandırdığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Birleşik Krallık 16 yaş altına yönelik kısıtlamaları değerlendirmekte; Fransa’da 15 yaş altına sosyal medya yasağını öngören tasarı parlamentodan geçmiştir. Çin, ‘minor mode’ uygulamasıyla yaşa bağlı ekran süresi sınırlamaları getirmiştir. İspanya ve Danimarka’da da benzer düzenlemeler gündemdedir. Avrupa Parlamentosu ise bağlayıcı olmamakla birlikte 16 yaş sınırını öneren bir karar üzerinde uzlaşmıştır. Bu gelişmeler, sosyal medyanın çocuk gelişimi üzerindeki etkisinin pedagojik bir tartışmanın ötesine geçerek hukuki ve siyasal bir mesele hâline geldiğini göstermektedir.” ifadesinde bulundu. Yasaklama bir çözüm mü? 12–16 yaş aralığının kimlik gelişiminin hızlandığı, sosyal kabul ihtiyacının arttığı ve duygusal dalgalanmaların yoğunlaştığı kritik bir dönem olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Ergenlikte bireyin fiziksel değişimlere uyum sağlaması, kendilik algısını yapılandırması ve sosyal ilişkiler içinde konumunu belirlemesi beklenir. Ancak nörogelişimsel açıdan dürtü kontrolü ve uzun vadeli sonuçları değerlendirme kapasitesi henüz tam olarak olgunlaşmamıştır. Bu durum, sosyal medya ortamlarında karşılaşılan içeriklere karşı ergenleri daha kırılgan hâle getirebilmektedir.” şeklinde konuştu. Ergenlik kırılgan bir dönem Araştırmalar, sosyal medya platformlarında idealize edilmiş yaşam temsillerinin, mükemmel beden algısı ve popülerlik odaklı görünürlük kültürünün, ergenlerin benlik gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini ortaya koyduğunu da anlatan Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Özellikle sosyal karşılaştırma süreçleri, özsaygı ve beden algısı üzerinde belirleyici olabilmektedir. Bununla birlikte sosyal medya, ergenlerin kendilerini ifade edebildikleri, akran ilişkilerini sürdürebildikleri ve toplumsal meselelere dair farkındalık geliştirebildikleri bir alan olarak da işlev görmektedir. Dolayısıyla sosyal medya hem risk hem de fırsat barındıran çift yönlü bir dijital ekosistem sunmaktadır.” dedi. Gençleri 16 yaşına kadar dijital deneyimden bütünüyle uzak tutmanın da riski var Çocukların dijital ortamlarda karşılaşabilecekleri risklerden korunması gerekliliğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Ancak çözümün yalnızca yasaklama üzerinden kurgulanması, sosyal medyanın eğitim, yaratıcılık, sosyal bağ kurma ve kamusal katılım gibi olumlu yönlerini göz ardı etme riskini taşımaktadır. Ayrıca gençleri 16 yaşına kadar dijital deneyimden bütünüyle uzak tutmak, sonrasında ani ve denetimsiz bir geçişe yol açabilir. Bu durum, dijital okuryazarlık ve öz düzenleme becerilerinin kademeli olarak gelişmesini engelleyebilir.” diye konuştu. Dijital okuryazarlık eğitimleri temel olmalı Bu bağlamda daha sürdürülebilir bir yaklaşımın, “yasaklama” yerine “güvenli tasarım” ve “çocuk hakları temelli düzenleme” ilkelerini merkeze alan politikalar geliştirmek olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Algoritmik şeffaflık, yaşa uygun içerik tasarımı, veri koruma önlemleri, etkili denetim mekanizmaları ve dijital okuryazarlık eğitimleri bu yaklaşımın temel bileşenleri olmalıdır. Amaç, gençleri dijital dünyadan izole etmek değil; onları bilinçli, eleştirel düşünebilen ve çevrim içi risklerle başa çıkabilecek dayanıklılığa sahip bireyler olarak güçlendirmektir. 16 yaş altı sosyal medya yasağı yalnızca hukuki bir düzenleme değil; dijital çağda çocukluk ve ergenlik kavramlarının yeniden tanımlandığı bir kırılma noktasına işaret etmektedir. Bu kırılmanın nasıl yönetileceği ise yasaklardan çok, bilimsel veriye dayalı, çok paydaşlı ve çocuk merkezli politikaların geliştirilmesine bağlıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 İkinci Bahar Akademisi İlk Mezunlarını Verdi Haber

 İkinci Bahar Akademisi İlk Mezunlarını Verdi

Muratbey İletişim ve İş Geliştirme Direktörü Gülnur Uluğ, “İkinci Bahar Akademisi’ne verilen destek, Muratbey’in toplumun her kesimine dokunma arzusunun bir göstergesi. Haziran 2026’ya kadar farklı katılımcılarla buluşarak büyümeye ve daha fazla hayata dokunmaya devam edeceğiz.” dedi. Kadıköy Belediyesi ile Fenerbahçe Üniversitesi’nin Kadıköylü 65 yaş üstü bireylerin dijital okuryazarlık, sağlıklı beslenme, spor, iletişim, akılcı ilaç kullanımı ve ilk yardım konularında bilgi ve becerilerini artırmak için hayata geçirdiği “İkinci Bahar Akademisi” ilk mezunlarını verdi. Kozyatağı Kültür Merkezi’nde yapılan diploma töreninde açılış konuşmasını Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı yaptı. Fenerbahçe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükriye Güniz Küçükgüzel ve Kadıköy Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Zeynep Özen Aslan’ın konuşmaları sonrasında mezuniyet diplomaları verildi, kepler havaya atıldı. “İleri Yaşta Sağlıklı Beslenme” eğitimleri, Muratbey sponsorluğunda farklı gruplarla devam ediyor Akademi kapsamında Ekim ayında başlayan ve Haziran 2026’ya kadar düzenli aralıklarla tekrarlanacak “İleri Yaşta Sağlıklı Beslenme” eğitimleri, Muratbey sponsorluğunda farklı katılımcı gruplarıyla devam ediyor. Eğitimler, Fenerbahçe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muazzez Garipağaoğlu ve değerli akademisyenlerin katkılarıyla Fenerbahçe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından gerçekleştiriliyor. Atölyelerde, ileri yaşta doğru beslenmenin temelleri, kritik besin ögeleri, sağlıklı menü planlama gibi konular uygulamalı örneklerle ele alınıyor. Seminer sonunda katılımcıların soruları cevaplanıyor ve Muratbey peynirleriyle sağlıklı tarifler birlikte hazırlanıyor. İleri yaşta beslenme menüleri, Muratbey’in Burgu, Topi, Kaymaklı gibi az tuzlu, besleyici değeri yüksek, glüten içermeyen peynirleri ile zenginleştiriliyor. “Muratbey olarak, her yaşta öğrenmenin ve birlikte güçlenmenin değerine inanıyoruz” Akademiye verilen destekle ilgili konuşan Muratbey İletişim ve İş Geliştirme Direktörü Gülnur Uluğ, “İkinci Bahar Akademisi’ne verilen destek, Muratbey’in toplumun her kesimine dokunma arzusunun bir göstergesi olarak büyük önem taşıyor. 65 yaş üzeri bireylerin yaşam kalitesini artırmayı, sağlıklı, aktif ve bilinçli bir yaşamı teşvik etmeyi hedefleyen İkinci Bahar Akademisi; Haziran 2026’ya kadar farklı katılımcılarla buluşarak büyümeye ve daha fazla hayata dokunmaya devam edecek. Muratbey olarak, her yaşta öğrenmenin ve birlikte güçlenmenin değerine inanıyor; ikinci baharların da umutla yeşermesine destek olmaktan gurur duyuyoruz. Muratbey, bir yandan sağlıklı ve dengeli beslenme kültürünü yaygınlaştırırken diğer yandan sürdürülebilirlik adımlarıyla geleceğe karşı sorumluluk üstleniyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İkinci Bahar’da Mezuniyet Sevinci Haber

İkinci Bahar’da Mezuniyet Sevinci

Kadıköy Belediyesi ile Fenerbahçe Üniversitesi'nin Kadıköylü 65 yaş üstü bireylerin dijital okuryazarlık, sağlıklı beslenme, spor, iletişim, akılcı ilaç kullanımı ve ilk yardım konularında bilgi ve becerilerini artırmak için hayata geçirdiği “İkinci Bahar Akademisi” ilk mezunlarını verdi. Mezunların diploma töreni 26 Ocak Pazartesi günü Kozyatağı Kültür Merkezi’nde yapıldı. Kokteyl ile başlayan, Kadıköy Belediyesi Gençlik Sanat Merkezi öğretmen ve öğrencilerinin verdiği müzik dinletisi ile renklenen tören, açılış konuşmalarıyla devam etti. “KADIKÖY SİZLERLE GÜZEL” Törenin açılış konuşmasını yapan Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı, “Kadıköy, çoğunlukla 65 yaş üstü vatandaşımızın ikamet ettiği bir yer. Biz de bundan gurur duyuyoruz. Çünkü hepsinin çok güzel geçmişleri, yaşanmışlıkları var. Her sahaya çıktığımda onlardan çok şey öğreniyorum. Onların tecrübelerinden yararlanmaya çalışıyorum. Bu dönem özellikle temel hedefimiz 65 yaş üstü vatandaşlarımızı evde oturtmamak. Onları sürekli hem kendi belediyemizin imkanıyla hem de şu anda Fenerbahçe Üniversitesi'nde olduğu gibi ortak paydaşlarla, ortak protokol ve ortak projelerle onların sosyalleşmesi ve hayata daha çok katkı sunmaları için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Atölyeler, kurslar, korolar ile vatandaşlarımıza dokunarak onların sosyalleşmesini amaçlıyoruz. Bu çalışmaların en güzel örneklerinden biri de İkinci Bahar Akademisi. İleri yaşta sağlıklı beslenme, ilk yardım, iletişim eğitimi, ileri yaşta akılcı ilaç kullanımı eğitimleri alındı. Bu yaş grubu için çok değerli işler. Ben de yemek yapma atölyesine katıldım. Çok güzel geçmişti.” diye konuştu. Kösedağı konuşmasını şu sözlerle bitirdi: “Projeye emek veren herkese ve siz değerli katılımcılara teşekkür ediyorum. Kadıköy sizlerle güzel. Biz de her zaman sizin yanınızda olmaya, taleplerinize cevap vermeye devam edeceğiz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Teşekkür ediyorum.” “ÖZVERİLİ BİR ÇALIŞMA” Fenerbahçe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükriye Güniz Küçükgüzel de projeye dair duygu ve düşüncelerini şöyle dile getirdi: “Çok özverili bir çalışma yapıldı. Bugün de mezuniyet heyecanı yaşadık. Sağlıklı beslenme, spor, iletişim teknikleri, ileri yaşlardaki akılcı ilaç kullanımı, evde geçirilen kazalarda uygulanacak durumlar ile ilgili dersler verildi. Atölyelerde en güzel sahnelerinden biri de başkanımızla yaptığımız mutfak atölyesiydi. Bu projenin devam etmesiyle daha fazla kişiye ulaşması iyi olacak. Bu törenin hazırlanmasında emeği geçen tüm Kadıköy Belediyesi çalışanları ile üniversitemizde büyük mesai harcayan çalışma arkadaşlarıma özellikle teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten çok büyük özveriyle ve büyük bir istekle çalıştılar.” Kadıköy Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Zeynep Özen Aslan da projede emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti, projeden daha fazla kişinin faydalanması için çalışmalarına devam edeceklerini söyledi. “HER AN ÖĞRENEBİLİRSİNİZ” Konuşmaların ardından beklenen o mutlu an geldi, mezuniyet diplomaları verildi, kepler havaya atıldı. Diploma heyecanı yaşayan İkinci Bahar Akademi öğrencisi 90 yaşındaki Mustafa Şavur ise şöyle konuştu: “Saygılı hocalarımız, kıymetli yöneticilerimiz, değerli arkadaşlarım İkinci Bahar Akademisi’nden mezun olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu süreç benim için sadece bir eğitim değil paylaşmanın ve yeniden üretiminin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan bir yolculuk oldu. Emek veren tüm hocalarıma, bu ortamı hazırlayan herkese ve birlikte güzelleştirdiğimiz arkadaşlarıma gönülden teşekkür ederim. İkinci bahar bize hayatın her anında öğrenmenin mümkün olduğunu gösterdi. Hepinize tekrar teşekkür ediyorum. Bu güzel programın uzun yıllar devam etmesini diliyorum." Mezuniyet mutluluğu, Parlak Şapkalılar dans grubunun gösterisi ile Fenerbahçe Üniversitesi öğrencileri ve öğretmenlerinden oluşan Türbülans müzik grubunun konseri ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.