Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Platformlar

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Platformlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Platformlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Daikin, Isı Pompası Uzmanlığını Sahaya Taşıdı Haber

Daikin, Isı Pompası Uzmanlığını Sahaya Taşıdı

İklimlendirme sektörünün öncü markalarından Daikin, sürdürülebilir yaşamın temel taşlarından biri olarak öne çıkan ısı pompası teknolojileri konusundaki uzmanlığını Türkiye’nin dört bir yanına taşıdı. Antalya’dan Trabzon’a, İzmir’den Gaziantep’e uzanan eğitim turu kapsamında Daikin, bayilerine ve sektör profesyonellerine yönelik geniş çaplı bir bilgi paylaşım süreci yürüttü. Yaklaşık 2 bin 800 insan/saatlik eğitim hacmine ulaşan bu programla Daikin, hem teknik bilgiyi sahaya aktardı hem de daha çevre dostu, enerji verimli ve konforlu yaşam alanlarının yaygınlaşmasına katkı sağladı. Isı Pompasında Dönüşümün Ön Safında Enerji verimliliği ve çevre bilincinin giderek önem kazandığı günümüzde, geleneksel iklimlendirme çözümlerinin yerini ısı pompaları alıyor. Havadan suya ısı pompasının mucidi olan Daikin Türkiye, bu dönüşüme öncülük etmek amacıyla, ısıtma ve soğutma alanında faaliyet gösteren bayilerine yönelik kapsamlı bir eğitim süreci kurguladı. Herhangi bir ön deneyim şartı aranmadan, bu alana ilgi duyan ve gelişim potansiyeli bulunan bayiler için tasarlanan eğitimler; sektörde nitelikli insan kaynağını artırmayı ve doğru uygulamaların yaygınlaşmasını hedefledi. 12 Şehri Kapsayan Bilgi Yolculuğu Daikin Akademi çatısı altında organize edilen ve 2025 yılı boyunca süren eğitim programı, Türkiye’nin farklı iklim özelliklerine sahip 12 ilinde hayata geçirildi. Antalya, İzmir, Adana, Samsun, Trabzon ve Gaziantep gibi şehirlerde gerçekleştirilen yüz yüze eğitimlerin yanı sıra, dijital platformlar üzerinden de geniş bir katılımcı kitlesine ulaşıldı. Toplam 16 ayrı oturum halinde düzenlenen eğitimlerde yaklaşık 400 sektör profesyoneli yer aldı. Özellikle ısı pompası kullanımının yaygın olduğu İzmir ve Antalya’da yoğun katılım sağlanması, sektörde bu teknolojiye olan ilginin giderek arttığını ortaya koydu. Uluslararası Standartlarda Eğitim Güvencesi Eğitimler, Daikin Akademi’nin sahip olduğu ISO 29993 sertifikası güvencesiyle gerçekleştirildi. Uluslararası öğrenme hizmetleri standartlarını belgeleyen bu sertifika; eğitimlerin katılımcı odaklı, sistematik ve sürekli iyileştirme anlayışıyla yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, katılımcıların aldıkları eğitime duyduğu güveni artırırken, Daikin’in sektörel gelişime verdiği önemi de pekiştiriyor. Doğru Analiz, Doğru İklimlendirme Eğitim içerikleri yalnızca ürün tanıtımıyla sınırlı kalmadı. “Isı pompası nedir?” sorusuyla başlayan programlar; sistem çevrimi, güncel trendler, soğutucu akışkanların çevresel etkileri ve mekanik tesisat uygulamalarına kadar geniş bir perspektifte ele alındı. Daikin, bayileriyle birlikte hareket ederek daha ekonomik, çevreci ve geleceğe uyumlu iklimlendirme çözümlerinin yaygınlaşmasını amaçlıyor. Eğitimlerle oluşturulan bu bilgi altyapısı, Türkiye’de ısı pompası kullanımının sağlam temeller üzerinde büyümesine katkı sağlıyor. Sürdürülebilir Gelecek İçin Güçlü Adım Isı pompalarının kullanım alanları genişledikçe, sürdürülebilir yaşam vizyonu da güç kazanıyor. Daikin, gerçekleştirdiği bu eğitim turu ile teknolojiyi insan hayatına en verimli şekilde entegre etmeyi sürdürürken, Türkiye’nin sürdürülebilir dönüşüm yolculuğunda bayileriyle birlikte güçlü bir adım atıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TP Türkiye’den İnsan Kaynaklarında Yeni Dönem Haber

TP Türkiye’den İnsan Kaynaklarında Yeni Dönem

Dijital iş hizmetlerinin küresel lideri TP, insan kaynakları süreçlerindeki operasyonel uzmanlığını şimdi Dış Kaynak İnsan Kaynakları Hizmetleri (HRO) çatısı altında daha sistematik bir yapıyla sunuyor. Yeni yapılanma; farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlere esnek kapasite yönetimi, mevzuat uyumu ve operasyonel verimlilik sağlarken, TP Türkiye’yi stratejik bir iş ortağı konumuna taşıyor. Uçtan Uca İşe Alım ve Bordro Danışmanlık Hizmetleri TP Türkiye, işe alım çözümleri kapsamında; aday bulma, ön değerlendirme, mülakat yönetimi, profil doğrulama ve referans kontrolleri dahil olmak üzere uçtan uca seçme ve yerleştirme hizmetleri sunuyor. Dış kaynak modelinde ise ihtiyaç duyulan iş gücüne ilişkin ücretlendirme, mevzuat uyumu ve insan kaynakları süreçleri, danışmanlık ve operasyonel destek kapsamında TP uzman ekipleri tarafından yönetiliyor. Operasyonel sevk ve idare müşteri kontrolünde ilerlerken, ücretlendirme ve ilgili idari süreçler danışmanlık yaklaşımıyla desteklenmekte; sürekli iletişimle süreçlerin sağlıklı ve kesintisiz ilerlemesi sağlanmaktadır. 81 İlde Saha Operasyonları ve Yaygın Organizasyon Yönetimi HRO yapılanması yalnızca ofis rolleriyle sınırlı kalmıyor. TP Türkiye; perakende satış ve uygulama yönetimi, deneyimsel aktivasyonlar ile saha ekiplerinin işe alımı, eğitimi ve yönetimini kapsayan uçtan uca saha çözümleri sunuyor. 81 ilde yürütülen operasyonlar; online ve offline raporlama sistemleri, KPI ölçümleri, denetimler ile heatmap ve davranışsal analizler aracılığıyla düzenli olarak raporlanmaktadır. Geniş Sektörel Kapsam Bu hizmetler kapsamında; FMCG, zincir mağazalar, teknoloji, kozmetik, sağlık, telekom, e-ticaret, otomotiv, finans, sigorta, enerji, eğitim, dijital platformlar, turizm ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren iş ortaklarına destek veriliyor. “Hedefimiz Stratejik Bir İş Ortağı Olmak” TP Türkiye ve Azerbaycan CEO’su Tülay Doğrular, konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: “TP olarak yıllardır büyük ölçekli iş gücü yönetimi konusunda güçlü bir uzmanlık geliştirdik. Bu deneyimi artık daha kurumsal bir hizmet çerçevesinde yapılandırarak şirketlere uçtan uca HR çözümleri sunuyoruz. Hedefimiz; operasyonel yükü azaltan, maliyet avantajı sağlayan ve şirketleri daha çevik hâle getiren güçlü bir iş ortağı olmak. HRO yapılanmamız sadece operasyonel süreçleri üstlenen bir yapı değil; aynı zamanda iş gücünün geleceğini, öne çıkacak becerileri ve rekabet avantajlarını birlikte tasarladığımız bir yol arkadaşlığı modeli.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TP Türkiye, İnsan Kaynakları ve İş Gücü Yönetiminde Dış Kaynak Hizmetlerini Daha Kapsamlı ve Kurumsal Bir Yapıya Taşıyor Haber

TP Türkiye, İnsan Kaynakları ve İş Gücü Yönetiminde Dış Kaynak Hizmetlerini Daha Kapsamlı ve Kurumsal Bir Yapıya Taşıyor

Dijital iş hizmetlerinin küresel lideri TP, insan kaynakları süreçlerindeki operasyonel uzmanlığını bugüne kadar birçok sektörde başarıyla uyguladı. Şimdi bu tecrübeyi, Dış Kaynak İnsan Kaynakları Hizmetleri (HRO) başlığı altında daha sistematik ve bütünsel bir yaklaşımla şirketlerin hizmetine sunuyor. Yeni yapılanma, farklı sektörlerden işletmelere esnek kapasite yönetimi, mevzuat uyumu ve operasyonel verimlilik gibi kritik avantajlar sağlarken; TP Türkiye, bu süreçlerde sadece hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda stratejik bir iş ortağı olarak konumlanıyor. İşe alım çözümleri kapsamında TP Türkiye; aday bulma, ön değerlendirme, mülakat süreçlerinin yönetimi, profil doğrulama ve referans kontrolleri gibi uçtan uca seçme ve yerleştirme hizmetlerini sürdürüyor. Dış kaynak kullanımında ise müşteri şirketlerin ihtiyaç duyduğu iş gücü, TP bordrosunda istihdam edilerek tüm yasal ve idari süreçler TP’nin uzman ekipleri tarafından yönetiliyor. Operasyonel sevk ve idare ise müşteri kontrolünde ilerliyor. Bu model, hem esneklik hem de mevzuat uyumluluğu açısından şirketlere ciddi avantaj sağlıyor. Çalışan ve iş ortağı şirket arasında sürekli iletişim sağlanarak sürecin kesintisiz, sağlıklı ve yüksek memnuniyetle ilerlemesi güvence altına alınıyor. HRO yapılanması kapsamında TP Türkiye, ofis rolleriyle sınırlı kalmayan; sahada yaygın organizasyon gerektiren iş gücü ihtiyaçlarına da uçtan uca çözümler sunuyor. 81 ilde yönetilebilen saha operasyonları ile perakende satış ve uygulama yönetimi, deneyimsel aktivasyonlar ve saha ekiplerinin işe alımı, eğitimi ve yönetimi tek çatı altında yürütülüyor. Bu kapsamda; FMCG, zincir mağazalar, teknoloji, kozmetik, sağlık, telekom, e-ticaret, otomotiv, finans, sigorta, enerji, eğitim, dijital platformlar, turizm ve hizmet sektörlerinde faaaliyet gösteren iş ortaklarımıza destek veriliyor. Sahadan gelen veriler online/offline raporlama sistemleriyle takip edilerek denetimler, KPI ölçümleri, heatmap ve davranışsal analizler ile yönetime periyodik raporlar sağlanıyor. Konuya ilişkin açıklamada bulunan TP Türkiye ve Azerbaycan CEO’su Tülay Doğrular, “TP olarak yıllardır büyük ölçekli iş gücü yönetimi konusunda güçlü bir uzmanlık geliştirdik. Bu deneyimi artık daha kurumsal bir hizmet çerçevesinde yapılandırarak, şirketlere uçtan uca HR çözümleri sunuyoruz. Hedefimiz; operasyonel yükü azaltan, maliyet avantajı sağlayan ve şirketleri daha çevik hâle getiren güçlü bir iş ortağı olmak” dedi. Doğrular açıklamasında ayrıca şu ifadeleri kullandı: “HRO yapılanmamız sadece operasyonel süreçleri üstlenen bir yapı değil; aynı zamanda iş gücünün geleceğini, öne çıkacak becerileri ve rekabet avantajlarını birlikte tasarladığımız bir yol arkadaşlığı modeli. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin farklı bölgelerinde yeni müşteri kümelerini kapsayan ölçeklenebilir bir HRO ekosistemi kurmayı, dijital işe alım, saha ve bordro yönetimi teknolojilerini sürekli geliştirmeyi ve şirketlerin tüm HR operasyonlarını tek elden, bütüncül bir yaklaşımla yönetecek 360° dış kaynak modelimizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gelecekte Hibrit Sinema Anlayışı Doğacak! Haber

Gelecekte Hibrit Sinema Anlayışı Doğacak!

Dijital platformların sinema kültürünü önemli ölçüde dönüştürdüğünü kaydeden Dr. Kabaş, gelecekte yapay zekâ ile insan yaratıcılığının iç içe geçtiği hibrit bir sinema anlayışı doğabileceğini, duyguyu algoritmayla değil insanla inşa eden filmlerin ise her zaman bir biçimde var olacağını kaydetti. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, 14 Kasım Dünya Sinema Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, sinemanın dijital çağda geçirdiği büyük dönüşüme dikkat çekti. Sinema en büyük dönüşümlerinden birini geçiriyor Sinemanın en büyük dönüşümlerden birini dijital çağla birlikte geçirdiğini, filmin artık sadece bir anlatı sanatı olarak değil aynı zamanda veri akışı, algoritmalar ve içerik stratejileriyle tanımlanmaya başlandığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Eskiden sinema, fiziksel olarak bir araya gelinen, ortak duyguların paylaşıldığı ve devamında çeşitli sosyalleşmelerin de yaşandığı bir ritüeldi; bugünse sıklıkla bireysel ekranlara, kısalan dikkat sürelerine ve hızlı tüketim çerçevesine sıkışmaya doğru ilerliyor. Ancak bu değişim, sinemanın bittiği anlamına gelmiyor. Aksine, dijital çağ sinemaya yeni ifade biçimleri de kazandırıyor. Artık bir hikâye yalnızca perdede değil, sosyal medyada, sanal gerçeklikte hatta yapay zekâ destekli deneyimlerde var olabiliyor. Dolayısıyla sinemaya farklı bir gözle bakıldığında aynı zamanda bir tür ‘dijital hafıza alanı’ na dönüşümün söz konusu olduğu da söylenebilir. Bu süreçte film yapanlar, yalnızca kamera arkasında değil, kodun ve verinin içinde de yeni bir anlatım dili kurabiliyor. En nihayetinde dijitalleşmenin en üst seviyesine ulaşarak sinema alanını tamamıyla dönüştürmesinin tam karşılığını henüz göremedik.” dedi. Pandemi, sinema salonları için dönüm noktası oldu Pandeminin, sinema salonları için bir anlamda dönüm noktası olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Uzun süre kapalı kalan salonlar ekonomik ve duygusal bir kayıp yaşadı. Evde film izleme alışkanlığıyla birlikte salonların sağladığı kolektif izleme deneyiminden uzaklaşılmaya başlandı. Öte yandan sinema salonlarında film izlemenin ekonomik karşılığının giderek artması, salonların AVM’lere taşınmasıyla birlikte film izlemenin ötesinde bir tüketim çerçevesinin öne çıkması da bu durumu pekiştirdi. Ancak son birkaç yılda bu durumun değiştirilmeye çalışıldığını görebiliyoruz. Ödüllü yerli yapımların salonlarda gösterilmesi, belirli yönetmenlerin sinema perdesi gösterim formatına uygun üretimlerde bulunması ve sinema salonların ‘nostalji’ üretimi doğrultusunda kült yapımları yeniden beyazperdeye taşıması bu konudaki girişimlere örnek olarak verilebilir. Bunların yanı sıra film sonrası söyleşiler, tematik gösterimler, festival organizasyonları da bu bağın yeniden kurulması açısından önem taşıyor.” diye konuştu. Dijital platformlar, sinema kültürünü önemli ölçüde dönüştürdü… Netflix, Amazon Prime, Max gibi dijital platformların sinema kültürünü önemli ölçüde dönüştürdüğünü de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Bir yandan erişim sınırlarını ortadan kaldırarak hikâyeleri zaman-mekân ayrımı olmaksızın küresel ölçeğe taşıdılar öte yandan izleme alışkanlıklarını da kökten değiştirdiler. Artık izleyici filmi bir etkinlik olarak değil, tıpkı bir sosyal medya içeriği gibi hızlıca tüketilen bir ‘akış’ olarak deneyimliyor. Bu durumun iki yönü var: Olumlu tarafı erişimin, çeşitliliğin ve görünürlüğün artması. Olumsuz tarafıysa sinemanın hızlı tüketim ve izleyici verisi odaklı üretim kültürüne teslim olması. Platformların algoritmaları, izleyiciye yeni içerikleri sürekli kişiselleştirilmiş bir şekilde sunarken, derinleşme, film üzerine tartışma ve sinemasal deneyim giderek zayıflıyor. Elbette ki bazı yönetmenlerin de bu dijital koşulları yaratıcı biçimde kullanarak yeni anlatım biçimleri geliştirdiğini de dikkatle takip edebiliyoruz. Dolayısıyla artık bugün sinemayı bir anlatı sanatı olarak nasıl tanımlayacağımız önemli olacaktır.” ifadesinde bulundu. Gelecekte hibrit bir sinema anlayışı doğacak! Yapay zekânın artık sinemanın bir parçası hâline gelmeye başladığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, şöyle devam etti: “Senaryo yazımından görsel efektlere, kurgudan ses tasarımına kadar birçok aşamada üretim süreçlerine dahil edilebiliyor. Bu teknolojiler sayesinde daha hızlı, daha düşük bütçeli ve teknik olarak çok daha gelişkin işler üretmek mümkün kılınıyor. Ancak bu gelişmeler sinemanın insani yönünü tehdit etme riski de taşıyor. Yapay zekâ bir hikâyeyi yapı olarak taklit edebilir, duygusal ritmini analiz edebilir, hatta belli formüllerle istenilen noktalarda izleyiciyi ağlatan ya da heyecanlandıran sahneler üretebilir. Ancak sinemanın anlamını güçlendiren şeyler arasında, insanın duygusal sezgisi ve yaratıcı hataları da bulunmaktadır. Bu nedenle yapay zekâ sinemayı dönüştürüyor ama henüz insanın hayal gücünün yerini tam olarak, en azından bizim kavrayabileceğimiz şekliyle, alamıyor. Belki gelecekte yapay zekâ ile insan yaratıcılığının iç içe geçtiği hibrit bir sinema anlayışı doğacak ama duyguyu algoritmayla değil insanla inşa eden filmler her zaman bir biçimde var olacak.” Dijital oyuncular ya da yapay zekâ ile oluşturulan karakterler yeni kapılar açtı Deepfake veya dijital oyuncu kullanımının sinemada hem etik hem de hukuki açıdan çok ciddi bir tartışma alanı oluşturduğunu da anlatan Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Deepfake teknolojisiyle bir oyuncunun canlandırılması ya da izinsiz olarak bir yüzün kullanılması, temsiliyet ve rıza kavramları üzerine yeniden düşünmemizi gerektiriyor. Bu tartışmanın sadece teknolojik bir yerden değil aynı zamanda insan onuru, emeği ve sanatsal bütünlüğe dair bir sorumluluk konusu olarak da sürdürülmesi gerekiyor. Dijital oyuncular ya da yapay zekâ ile oluşturulan karakterler, sinemaya teknik olarak yeni kapılar açabiliyor. Fakat bu teknoloji suistimal edildiğinde, sanatın en temel unsuru olan ‘insanlık hâli’ zarar görüyor. Dolayısıyla teknolojiyi kullanan niyeti de tartışmamız gerekiyor. Dolayısıyla sinemada etik çizginin korunması, sanatsal güvenin de korunması anlamına geliyor.” şeklinde konuştu. Sinemayı yaşatan insanın beyazperdeye yansıyan büyülü anlatımı Sinemanın geleceğinin, teknoloji üzerinden ya da teknolojiye dönük bir rekabet endüstrisi oluşturmaktan değil teknolojiyle birlikte yeni duygusal ve estetik alanlar oluşturmakta gizli olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, bir hikâyeyi anlamlı kılan şey her zaman onu anlatan insanın iç dünyası, toplumla kurduğu ilişki ve hayatı yorumlama biçimini aktarma yolu olmaktadır. Bu nedenle, dijital çağda bile sinemayı yaşatan şey, teknolojinin, platformların ya da endüstrinin inşa ettiği değil insanın beyazperdeye yansıyan büyülü anlatımıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Koç Holding’den 10 Kasım Mesajı Haber

Koç Holding’den 10 Kasım Mesajı

Cumhuriyet’i var eden o büyük sevginin izinden yola çıkan kampanya, milyonların kalbinde aynı sevgiyle büyüyen Atatürk’ü ve o sevgiyle her gün yeniden anlam bulan Cumhuriyet’i anlatıyor. Koç Holding, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü için hazırladığı filmiyle bu yıl da Atatürk’e duyulan sevgiyi odağına alan güçlü bir anlatıyla izleyicilerin karşısına çıkıyor. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü yalnızca hatırlamakla kalmayan; onunla yaşayan, ondan güç alan milyonların ortak duygusunu görünür kılan film, kuşaktan kuşağa taşınan bu büyük sevginin, yalnızca özel günlerde değil, yaşamın her anında hissedildiğini hatırlatıyor. Topluluk şirketleriyle birlikte 2006’dan bu yana kesintisiz sürdürdüğü 10 Kasım iletişimini, Atatürk’ü anma değil, anlama ve onun değerlerini geleceğe taşıma sorumluluğu olarak gören Koç Holding, bu yılki filminde Atatürk’ün ilkeleriyle yaşayan, değerlerini gündelik hayatının bir parçası haline getiren insanlara odaklanıyor. Film, Atatürk’ün fikirleri ve ideallerinin her gün yeniden anlam bulduğunu, onun iradesinin toplumda aynı güçle varlığını sürdürdüğünü gösteriyor. Filmde kullanılan MFÖ’nün “Gözyaşlarımızı bitti mi sandın” şarkısının yeniden düzenlenmiş versiyonu, hüznü ve umudu birlikte hissettiren bir atmosfer yaratıyor. BBQ Creative Agency imzası taşıyan filmin yönetmenliğini Abdullah Oğuz üstlenirken, kampanyanın görsel dünyası, önceki yılların sade estetiğini koruyor. Bu yıl “sevgi” temasını daha sıcak, samimi ve insana dokunan bir tonla öne çıkaran film, dijital platformlar, sinema salonları ve televizyonlarda 8–10 Kasım tarihleri arasında izlenebilecek.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.