Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Sağlık

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yerli ve Milli Sağlık Teknolojilerinin Geliştirilmesi Hedefleniyor Haber

Yerli ve Milli Sağlık Teknolojilerinin Geliştirilmesi Hedefleniyor

Üsküdar Üniversitesi Perfüzyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Kocailik, Perfüzyon Doktora Programı'nın ortaya çıkış sürecini, sağlık alanına sağlayacağı katkıları ve geleceğe yönelik hedeflerini değerlendirdi. Perfüzyon teknolojisi baş döndürücü bir hızla gelişiyor Programın hangi ihtiyaçlardan doğduğunu anlatan Prof. Dr. Ali Kocailik, “Perfüzyon teknolojisi dünyada baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Artık sadece açık kalp ameliyatlarında değil, yapay organlarda ve ileri yaşam destek sistemlerinde de bu bilim dalı hayati bir rol oynuyor. Sektördeki bu hızlı büyüme, en güçlü bilimsel temellerle donatılmış uzman ihtiyacını ve en önemlisi bu uzmanları eğitecek yetkin akademisyen eksikliğini doğurdu. Üsküdar Üniversitesi olarak bu büyük boşluğu doldurmak amacıyla Türkiye’de vakıf üniversiteleri arasında ilk ve tek olan doktora programımızı hayata geçirdik.” dedi. Perfüzyonistler artık hastanın hayata tutunma mücadelesinin merkezinde Kalp ve damar cerrahisi ile yoğun bakım süreçlerinde perfüzyon uzmanlarının rolünün son yıllarda önemli ölçüde değiştiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ali Kocailik, “Eskiden perfüzyonistler sadece ameliyathanede, kalp-akciğer makinesini yöneten teknik uzmanlar olarak görülüyordu. Bugün ise kritik yoğun bakım süreçlerinde, ECMO adını verdiğimiz yapay akciğer ve kalp destek sistemlerinin yönetiminde, yani hastanın hayata tutunma mücadelesinin tam merkezinde yer alıyorlar. Rolleri, teknik bir görevden multidisipliner bir klinik ortaklığa dönüştü.” diye konuştu. Yerli ve milli sağlık teknolojilerinin geliştirilmesi hedefleniyor Programın sağlık hizmetleri ve klinik araştırmalar açısından önemli katkılar sağlayacağını vurgulayan Prof. Dr. Kocailik, “Doktora programımız sayesinde ameliyathanelerde ve yoğun bakımlarda tamamen kanıta dayalı, yani bilimsel olarak doğruluğu kanıtlanmış yöntemler geliştirilecek. Bu da doğrudan tıbbi hata risklerini minimuma indirerek hasta güvenliğini en üst seviyeye çıkaracak. Ayrıca yerli ve milli sağlık teknolojilerinin geliştirilmesi için klinik araştırmalara öncülük edeceğiz.” şeklinde konuştu. Yapay zekâ ve dijital sağlık perfüzyon uygulamalarını dönüştürüyor Geleceğin perfüzyon uygulamalarına dikkat çeken Prof. Dr. Kocailik, şöyle konuştu: “Öncelikli konularımız yapay organ teknolojileri, yeni nesil cihaz tasarımları ve hasta güvenliği protokolleridir. Günümüzde yapay zekâ ve dijital sağlık, perfüzyon uygulamalarını tamamen değiştiriyor. Akıllı sensörler ve veri analitiği sayesinde ameliyat esnasında hastanın tüm hayati verilerini anlık olarak tahmin edebiliyor ve riskleri önceden öngörebiliyoruz. Doktora programımız tam da bu yeni nesil teknolojileri üretecek beyinleri yetiştirecek.” Türkiye’yi perfüzyon biliminde söz sahibi bir merkez haline getirmeyi hedefliyoruz Prof. Dr. Ali Kocailik, Türkiye'nin bu alandaki bilimsel gücünü artırmayı amaçladıklarını söyleyerek, sözlerini şöyle tamamladı: “Mezunlarımız sadece hastanelerde klinik liderler olmakla kalmayacak; üniversitelerde yeni nesilleri yetiştirecek akademisyenler ve sağlık politikalarına yön veren danışmanlar olacaklar. Bu programla amacımız, Türkiye’yi perfüzyon biliminde dünyada söz sahibi bir akademik merkez haline getirmektir. Kısacası, perfüzyonun kalbi Üsküdar’da atıyor ve geleceğin sağlık liderleri burada yetişiyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Genç Girişimciler Final Sahnesinde Buluştu Haber

Genç Girişimciler Final Sahnesinde Buluştu

CCN Holding liderliğinde, IC İbrahim Çeçen Vakfı desteği, Katalist yürütücülüğünde ve CIFE Avrupa Enstitüsü iş birliğiyle bu yıl ikinci kez gerçekleştirilen WeShape Girişimcilik Programı, muhteşem bir final gecesiyle tamamlandı. Türkiye’nin dört bir yanından, 110 üniversiteden yaklaşık 350 genç yeteneğin girişimcilik yolculuğuna adım attığı program kapsamında finale kalan 10 proje, iş dünyası, akademi ve sivil toplumun önde gelen isimlerinden oluşan güçlü bir jürinin önünde sunumlarını gerçekleştirdi. Gençlerin geleceği şekillendiren fikirlerini değerlendiren jüri koltuğunda; CCN Holding Yönetim Kurulu Üyesi Berfin Çeçen Şenol, IC İbrahim Çeçen Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve CCN Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Günseli Çeçen, IC Holding CEO’su Can Çaka, SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı Emine Erdem, Akademisyen ve Sosyal Girişimci Prof. Dr. Itır Erhart, , Aposto Co-Founder’ı Umutcan Savcı ve Berik Ventures Kurucusu Early Stage Angel Investor Hulusi Berik yer aldı. Türkiye’nin dört bir yanından final sahnesine uzanan heyecan dolu gecede; Ağrı’dan Gizem Dinler, Elif Miroğlu ve Lorin Türe FittyFit girişimiyle FoodTech ve restoran teknolojileri alanında, Ağrı, Ankara ve Rize’den Elif Naz Günel, Süleyman Emre Kaya ve Hayati Kozak MEDBRIDGE ile dijital sağlık ve takviye güvenliği alanında, İzmir’den Ceylin Çetin PSYGrow ile mental sağlık ve dijital psikososyal destek alanında, Erzurum’dan Dilber Taştan ve Gökdeniz Aşık BÜTÇEM ile FinTech ve kişisel finans alanında, Ankara’dan Ersan Yüksekkaya, Burak Kılıç ve Batuhan İnce Enigma ile SpaceTech ve derin teknoloji alanında, Ağrı’dan Mehmet Deveci, Rabia Ebrar Ateş ve Ahmet Hatip MATEPLORER ile TravelTech ve turizm platformu alanında, Ağrı’dan Yusuf Emre Kılıç Care Circle ile CareTech ve yaşlı bakım koordinasyonu alanında, Antalya’dan Fatıma Nur Cengiz ve Selin Kuru DEĞERKAT LABS ile CampusTech ve sosyal platform alanında, Mersin’den Abdurrahman Bilgiç ve Celal Acar AcarSoft ile B2B SaaS ve belge otomasyonu alanında, son olarak İzmir’den Ali İmran Demirhan ise EduCoach girişimiyle EdTech ve yapay zekâ destekli çalışma koçluğu alanında geliştirdikleri projelerini jüriye sunarak büyük finalde ter döktüler. WeShape Ekosistem Buluşması Girişimcilik Dünyasını Bir Araya GetirdiFinal sunumlarının ardından gerçekleşen WeShape Ekosistem Buluşması, genç girişimcileri iş dünyasının önemli isimleri, yatırımcılar, STK’lar, medya temsilcileri ve ekosistemin önde gelen isimleriyle bir araya getirdi. Gün boyu fikirlerini jüriye anlatan finalistler, bu kez projelerini daha geniş bir çevreyle paylaşma ve yeni iş birliklerinin kapısını aralama fırsatı yakaladı. İlham veren sohbetlerin, yeni bağlantıların ve girişimcilik heyecanının öne çıktığı buluşma, programın en güçlü temas alanlarından biri oldu.Jüri Karşısına Çıkan En İyi Projeler Ödüllendirildi Ekosistem Buluşması’nın ardından gerçekleşen ödül töreninde ise, WeShape Girişimcilik Programı’nın bu yılki kazananları açıklandı. Gecede sergilediği başarılı performans ve sunduğu yenilikçi çözümlerle Ersan Yüksekkaya, Burak Kılıç ve Batuhan İnce, “Enigma” projesiyle birincilik ödülünün sahibi olarak CIFE Avrupa Enstitüsü’nün Avrupa’daki yaz okullarından birine katılım hakkı kazandı. Gizem Dinler, Elif Miroğlu ve Lorin Türe, “FittyFit” projesiyle ikinci olurken staj ve mentorluk desteği almaya hak kazandı. Elif Naz Günel, Süleyman Emre Kaya ve Hayati Kozak ise “MEDBRIDGE” projesiyle üçüncülük ödülünün sahibi olarak staj desteği elde etti. Ayrıca Ceylin Çetin, “PSYGrow” projesiyle Jüri Özel Ödülü kapsamında mentorluk desteğiyle ödüllendirildi. Finalist gençler, girişimcilik ekosisteminin önde gelen temsilcileriyle bir araya gelerek projelerini tanıtma ve yeni iş birlikleri geliştirme fırsatı buldu. 350 Gençten 10 Finaliste Uzanan Yolculuk Ocak ayında başlayan başvuru sürecinin ardından, girişimcilik ve inovasyona ilgi duyan üniversite öğrencileri kapsamlı bir eğitim ve mentorluk yolculuğunu geride bıraktı. Gençlerin fikirlerinin eğitim, mentorluk ve proje deneyimiyle güçlendirilmesini hedefleyen program kapsamında katılımcılar, fikir geliştirme, iş modeli oluşturma ve pazarlama iletişimi gibi girişimcilik süreçlerine yönelik kapsamlı öğrenim imkânları buldu. Girişimci adayı gençler, aynı zamanda alanında uzman mentorlarla birebir çalışma ve farklı sektörlerden profesyonellerle tanışma fırsatı yakaladılar. Sekiz ay süren bu yoğun gelişim yolculuğunun sonunda projelerini somut iş planlarına dönüştüren finalist girişimciler, İstanbul'da düzenlenen WeShape Ekosistem Buluşması’nda iş planlarını sundu. Ekosistem buluşmasında katılımcılara hitap eden CCN Holding Yönetim Kurulu Üyesi Berfin Çeçen Şenol, teknoloji odaklı girişimlerin küresel ölçekte dönüşümün ana itici gücü haline geldiğini vurgulayarak girişimciliğin CCN Holding kültüründeki yerine dikkat çekti. CCN Holding’in yalnızca projeler geliştiren değil, aynı zamanda girişimcilik ruhunu kurum kültürünün merkezine alan bir yapı olduğunun altını çizen Şenol, bu yaklaşımın WeShape’e de yön verdiğini belirtti. “Yapay zekâdan sürdürülebilirliğe, dijitalleşmeden veri teknolojilerine kadar birçok alanda geleceği artık genç fikirlerin şekillendirdiğini ifade eden Şenol, CCN Holding olarak WeShape’i gençlerin potansiyeline alan açmak, üretme cesaretlerini desteklemek ve bu yolculukta onların yanında güçlü bir paydaş olmak amacıyla hayata geçirdiklerini” söyledi. Programın ikinci yılında ulaştığı başvuru sayısı ve yarattığı etkiyle geleceğe dair umut verdiğini de vurgulayan Şenol, “WeShape ile birlikte ülkemizdeki tüm gençler için potansiyellerini en üst seviyeye çıkarabilecekleri, fırsat eşitliğine dayalı bir girişimcilik ekosistemi kurmaya devam edeceklerini” ifade etti. Vakfın 22 yıllık toplumsal gelişim misyonuna dikkat çeken IC İbrahim Çeçen Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ayşe Günseli Çeçen ise, programın yarattığı etkiyi şu sözlerle dile getirdi: “IC İbrahim Çeçen Vakfı olarak eğitimden sağlığa pek çok alanda değer üreterek binlerce gencin hayatına dokunuyoruz. WeShape Girişimcilik Programı’nı da gençlerin fikirlerini özgürce geliştirebildiği ve fırsatlara eşit şekilde erişebildiği bir gelişim alanı sunma hedefiyle hayata geçirdik. Bugün 110 üniversiteden 350’ye yakın gencin bu yolculuğa dahil olması ve katılımcıların yarısından fazlasının kadın girişimcilerden oluşması, fırsat eşitliği vizyonumuzun ne kadar güçlü bir karşılık bulduğunun kanıtıdır. İnanıyoruz ki; gençlerin ortaya koyduğu her yenilikçi fikir, yalnızca kendi geleceklerini değil, ülkemizin yarınlarını da şekillendiriyor. Bu ekosistemi her yıl daha da büyüterek, gençlerin üretme cesaretini desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz.” Uluslararası Başarı ve Avrupa’da Eğitim Fırsatı Genç girişimciler için yerel bir başarı hikâyesinden çok daha fazlasını sunan WeShape, CIFE Avrupa Enstitüsü ile yapılan iş birliği sayesinde finale kalan katılımcılara Avrupa genelinde geçerli 6 ECTS değerinde akademik kredi kazanma hakkı sundu. Kazanan ekip, enstitünün Avrupa’nın farklı ülkelerinde düzenlediği CIFE Avrupa Yaz Okulu Programı’na katılım hakkıyla ödüllendirildi. Genç yetenekler bu sayede, Türkiye’de temellerini attıkları projelerini uluslararası bir vizyonla global ölçekte geliştirme imkânı bulurken, dereceye giren diğer başarılı girişimciler ise staj imkanları, stratejik mentorluk destekleri ve kurumsal inovasyon liderleriyle çalışma fırsatları elde etti. Dereceye Giren GirişimlerBirincilik Ödülü: ENİGMA – Ersan Yüksekkaya, Burak Kılıç, Batuhan İnceİkincilik Ödülü: FittyFit – Gizem Dinler, Elif Miroğlu, Lorin TüreÜçüncülük Ödülü: MEDBRIDGE – Elif Naz Günel, Süleyman Emre Kaya, Hayati Kozak Jüri Özel Ödülü: PSYGrow – Ceylin Çetin Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaspersky, Dünya Sağlık Günü’nde Dijital Sağlık Hizmetlerine İlişkin Risklere Dikkat Çekiyor Haber

Kaspersky, Dünya Sağlık Günü’nde Dijital Sağlık Hizmetlerine İlişkin Risklere Dikkat Çekiyor

Teletıp, artık yalnızca bir kolaylık unsuru olmaktan çıkarak sağlık hizmet sunumunun temel bileşenlerinden biri haline geldi. Ancak bu hızlı benimsenme, güvenlik modellerinin aynı hızda gelişmesini sağlayamadı ve ortaya çıkan riskler teorik olmaktan çok uzak. Nitekim yakın geçmişte yaşanan olaylar bu risklerin ne kadar somut olduğunu ortaya koyuyor. 2023 yılında, özellikle ruh sağlığı hizmetlerine odaklanan büyük bir teletıp sağlayıcısı olan Cerebral’ın; ruh sağlığı değerlendirmeleri, hasta kabul bilgileri ve kişisel tanımlayıcı veriler dahil olmak üzere hassas hasta verilerini sosyal medya ve reklam ağları gibi üçüncü taraf platformlarla paylaştığı ortaya çıktı. Bu durumdan milyonlarca kullanıcının yıllar boyunca etkilendiği bildirildi. Daha geniş çerçevede ise 2025 yılında yaşanan olaylar, farklı ancak aynı derecede kritik bir riske işaret ediyor: dijital sağlık altyapılarında büyük ölçekli kesintiler. ManageMyHealth hasta portalına yönelik veri ihlali, 120 binden fazla hastanın hassas tıbbi verilerinin açığa çıkmasına neden olurken; SimonMed Imaging’e yönelik saldırı bir milyondan fazla kaydın tehlikeye girmesine ve fidye yazılımı taleplerine yol açtı. Bu vakalar, hem teletıp platformlarının hem de daha geniş dijital sağlık ekosisteminin siber saldırganlar için giderek daha cazip hedefler haline geldiğini gösteriyor. Buna paralel olarak, sağlık temalı dolandırıcılık kampanyaları da giderek daha sofistike hale geliyor. Kullanıcılar, kontrol randevusu veya takip muayenesi daveti gibi görünen içeriklerle hedef alınıyor. Bu tür sahte “sağlık hizmeti” sitelerinin alan adlarının çoğu yalnızca birkaç hafta önce oluşturulmuş oluyor; sayfalardaki sosyal medya bağlantıları çalışmıyor ve Kullanım Koşulları ile Gizlilik Politikası gibi temel içerikler bulunmuyor. Buna karşın bu siteler, telefon numarası, adres, sigorta bilgileri, kullanılan ilaçlar, semptom açıklamaları ve hatta ilgili vücut bölgelerine ait fotoğraflar gibi son derece hassas bilgileri talep ediyor. Sahte marka unsurları, uydurma doktor profilleri ve aciliyet hissi yaratan çağrılarla kullanıcılar ikna edilmeye çalışılıyor. Bu tür durumlarda paylaşılan veriler, dark web’de satılabiliyor, kimlik hırsızlığında kullanılabiliyor ya da ilerleyen süreçte daha hedefli ve gelişmiş saldırılar için istismar edilebiliyor. Hassas verilerin korunması için, kötü amaçlı bağlantılara tıklanmasını engelleyen yapay zekâ destekli kimlik avı (anti-phishing) özelliklerine sahip güvenlik çözümlerinin kullanılması büyük önem taşıyor. Telefon numarası, adres, sigorta numarası, kullanılan ilaçlar, semptom açıklamaları ve hatta kişisel fotoğraflar gibi bilgileri talep eden “teletıp hizmeti” dolandırıcılığı örnekleri Kaspersky Web İçeriği ve Gizlilik Analizi Uzmanı Anna Larkina konuyla ilgili olarak şunları belirtiyor: “Dijital sağlık deneyimi, sağlık hizmetlerine erişimi dönüştürürken, birçok kullanıcının farkında olmadığından daha geniş bir saldırı yüzeyi de yaratıyor. Tıbbi veriler son derece değerli ve dark web’de aktif olarak alınıp satılıyor; bu da hastaları dolandırıcılık ve hedefli kimlik avı saldırıları için öncelikli hedef haline getiriyor. Aynı zamanda sağlık temalı dolandırıcılıklar, aciliyet ve güven duygusunu istismar ederek sahte danışmanlıklar veya indirimli teklifler üzerinden kullanıcıları hassas bilgilerini paylaşmaya yönlendiriyor. Kullanıcıların dijital sağlık hizmetlerine, finansal hizmetlerde olduğu gibi temkinli yaklaşması; hizmet sağlayıcıları doğrulaması, istenmeyen bağlantılardan kaçınması ve verilerinin nasıl kullanıldığını anlaması gerekiyor. Güvenlik ve gizlilik, dijital sağlık deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline gelmeli.” Kaspersky, kullanıcıların güvende kalabilmesi için şu önerilerde bulunuyor: Özellikle aciliyet hissi yaratan veya hassas bilgi talep eden sağlık danışmanlığı kampanyalarına şüpheyle yaklaşın.Randevu oluştururken yalnızca resmi web sitelerini ve uygulamaları kullanın.Sağlık hizmeti sağlayıcılarını doğrulayın; e-posta veya mesajlaşma uygulamaları üzerinden gelen rastgele bağlantılar aracılığıyla hizmetlere erişmekten kaçının.Cihazlarınızda dolandırıcılık girişimlerine karşı sizi uyaracak güvenilir bir güvenlik çözümü kullanın. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bupa Türkiye, Dünya Sağlık Günü’nde Entegre Sağlık Yaklaşımının Gücüne Dikkat Çekiyor    Haber

Bupa Türkiye, Dünya Sağlık Günü’nde Entegre Sağlık Yaklaşımının Gücüne Dikkat Çekiyor   

Bupa Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Gürcan sağlığın ancak bütünsel, erişilebilir ve sürdürülebilir bir yaklaşımla geleceğe taşınabileceğine dikkat çekiyor. 1947 yılında kurulan ve bugün 40’tan fazla ülkede faaliyet gösteren Bupa; kendi hastaneleri, diş klinikleri ve yaşlı bakım merkezleriyle dünya genelinde 68 milyonu aşkın müşterisine hizmet sunuyor. Hissedarı olmayan ve elde ettiği tüm geliri yeniden sağlığa yatıran küresel bir sağlık kuruluşu olan Bupa’nın bir parçası olan Bupa Türkiye, 2019 yılından bu yana; sigortacılıktan dijital sağlığa, diş sağlığından iş yeri ve evde bakım hizmetlerine kadar uzanan entegre yapısıyla, bireylerin sağlık yolculuğunu uçtan uca kapsayan bir model sunuyor. Dünya Sağlık Günü kapsamında görüşlerini paylaşan Bupa Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Gürcan, “İnsanların daha uzun, daha sağlıklı ve daha mutlu yaşam sürmelerine yardımcı olmak ve daha iyi bir dünya yaratmak misyonuyla hareket ediyoruz. Sağlığın geleceği, onu nasıl tanımladığımızla doğrudan bağlantılı. Biz Bupa Türkiye olarak sağlığı yalnızca tedaviyle sınırlı bir alan olarak görmüyoruz. Bizim için sağlık; yaşamın her anını, bireyin tüm potansiyelini ve toplumların geleceğini belirleyen stratejik bir değer. Bugün sağlık hizmetlerinin dönüşümü; teknoloji, veri ve entegre hizmet modelleriyle yeniden şekilleniyor. Biz de bu dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda şekillendiricisi olma hedefiyle hareket ediyoruz” dedi. Bupa Türkiye’nin entegre sağlık yaklaşımıyla bireylerin hayatlarının her anında yanlarında olabilecek, erişilebilir ve sürdürülebilir bir sağlık ekosistemi kurmayı hedeflediklerini belirten Gürcan, “Sağlık alanındaki en büyük global oyunculardan biri olan Bupa’nın sahip olduğu köklü birikim ve müşterek vizyonumuz doğrultusunda; Türkiye’de sağlığı yalnızca bireyin yaşam kalitesiyle sınırlı görmeyen, toplumların refahını ve gezegenin sürdürülebilirliğini de ihtiva eden bütüncül bir değer olarak ele alıyoruz. Bu anlayışın şekillenmesine katkı sunan ve onu birlikte inşa eden bir yaklaşımla; koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerini yaygınlaştırırken, toplumsal ve çevresel faydayı gözeten girişimlerimizle daha sağlıklı bir gelecek için sorumluluk alıyoruz. Sağlık, hepimizin ortak geleceği. Bu geleceği daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha kapsayıcı bir yapıyla inşa etmek ise hepimizin sorumluluğu” sözleriyle dikkat çekti. İhtiyaç Anında Değil, Hayatın Tamamında… Bupa Türkiye’nin vizyonunda sağlık, yalnızca tedavi etmekle sınırlı değil; iyi kalabilmek, yaşam kalitesini sürdürülebilir şekilde artırabilmek ve geleceği güvence altına alabilmek anlamına geliyor. Bu doğrultuda koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri, şirket stratejisinin merkezinde konumlanıyor. Bu yaklaşımın temelinde ise farklı sağlık ihtiyaçlarını tek bir çatı altında buluşturan entegre bir yapı yer alıyor. Sigortacılıktan dijital sağlık çözümlerine, iş yeri sağlığından evde bakım ve yerinde sağlık hizmetlerine kadar uzanan geniş ekosistem; bireylerin sağlıkla kurduğu ilişkiyi kesintisiz ve bütünsel bir deneyime dönüştürüyor. Bupa Türkiye’nin bu entegre yapısı; Bupa Acıbadem Sigorta ile sigortacılık, senCard Direkt Satış ile dağıtım, senCard Partners ile TPA hizmetleri, senCard Dental ile diş sağlığı, Wellpoint ile iş yeri, evde sağlık çözümleri ve Blua ile dijital sağlık alanlarını kapsayan geniş bir ekosistemden oluşuyor. Bu çok katmanlı yapı sayesinde Bupa Türkiye, bireysel ve kurumsal müşterilerinin tüm sağlık ihtiyaçlarına tek bir çatı altında, kesintisiz ve bütüncül çözümler sunuyor. Sağlıklı Birey, Sağlıklı Toplum, Sağlıklı Gezegen Sağlıklı bireyler ancak sağlıklı toplumlar ve sağlıklı bir çevre ile mümkün. Bu anlayışla Bupa Türkiye, sağlık kavramını sosyal etki ve çevresel sürdürülebilirlik ile ele alıyor. Globalde uygulanan “Healthy Cities” Sağlıklı Şehirler programı ise bu anlayışın en güçlü örneklerinden biri. Türkiye’de geçen yıl üçüncü kez hayata geçirilen program, ilk kez farklı sektörlerden iş ortaklarının da katılımıyla büyüyerek gerçek bir topluluk hareketine dönüştü. Proje kapsamında 1.700 katılımcı ve 7 iş ortağı, bir ay boyunca günde 6.000 adım hedefiyle hareket etti. Katılımcılar hem günlük hedeflerine ulaştı hem de çevreye ve topluma fayda sağlayan etkinliklerle fark yarattı. Toplamda ulaşılan 232 milyon adım, 250 bin tohum topu ile Muğla’da orman yangınlarından etkilenen alanların yeniden canlanmasına katkı sağlayan bir ekosistem restorasyon projesine dönüştü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Dünyada Yeni Bir Sorun: Dijital Obezite ve Dijital Oburluk Haber

Dijital Dünyada Yeni Bir Sorun: Dijital Obezite ve Dijital Oburluk

Teknolojinin hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte bilgiye, içeriğe ve etkileşime erişim hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Ancak bu kolaylık, beraberinde dijital obezite ve dijital oburluk gibi modern çağın görünmez sorunlarını da getirdi. Bugün birçok kişi, farkında olmadan dijital içerikleri kontrolsüzce tüketiyor; bu durum zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve verimlilik kaybına yol açıyor. Bu yazıda dijital obezite ve dijital oburluk kavramlarını, nedenlerini, etkilerini ve çözüm yollarını ele alıyoruz. Dijital Obezite Nedir? Dijital obezite, bireyin ihtiyaç duymadığı halde aşırı miktarda dijital içeriğe maruz kalması ve bu içerikleri tüketmesi sonucunda ortaya çıkan zihinsel ve duygusal yüklenme durumudur. Tıpkı fiziksel obezitede olduğu gibi burada da temel sorun, kontrolsüz tüketimdir. Dijital Obezitenin Belirtileri Sürekli bildirim kontrol etme ihtiyacı Sosyal medya uygulamalarında planlanandan çok daha fazla zaman geçirme Bilgi bombardımanı nedeniyle karar verememe Odaklanma süresinin kısalması Dijital yorgunluk ve tükenmişlik hissi Dijital Oburluk Nedir? Dijital oburluk, dijital obezitenin davranışsal boyutudur. Kişinin sürekli daha fazla içerik tüketme isteği duyması ve “kaçırma korkusu” (FOMO) ile hareket etmesidir. Burada amaç bilgi edinmekten çok, tüketmeye devam etmektir. Dijital Oburluğa Örnek Davranışlar Bir içeriği bitirmeden diğerine geçmek Sosyal medyada “sonsuz kaydırma” alışkanlığı Aynı anda birden fazla platformda aktif olmak Gerçek ihtiyacı sorgulamadan içerik tüketmek Dijital Obezite ve Dijital Oburluğun Nedenleri 1. Algoritmalar ve Sonsuz Akış Sosyal medya ve içerik platformları, kullanıcıyı daha uzun süre ekranda tutmak için tasarlanır. 2. FOMO (Gelişmeleri Kaçırma Korkusu) “Bir şeyleri kaçırıyorum” hissi, sürekli bağlantıda kalma ihtiyacı yaratır. 3. Bilgi Çağı Baskısı Her şeyi bilme, her şeye yetişme zorunluluğu algısı. 4. Dijital Minimalizmin Eksikliği Dijital tüketimde sınır koyma alışkanlığının olmaması. Dijital Obezitenin Bireysel ve Kurumsal Etkileri Bireysel Etkiler Dikkat dağınıklığı Zihinsel yorgunluk Stres ve kaygı artışı Üretkenlik kaybı Kurumsal Etkiler Çalışan verimliliğinde düşüş Toplantı ve iletişim kirliliği Sürekli bildirim kaynaklı odak kaybı Dijital tükenmişlik sendromu Dijital Obeziteden Kurtulmanın Yolları 1. Dijital Farkındalık Geliştirin Ne tükettiğinizi, neden tükettiğinizi sorgulayın. 2. Bildirim Diyeti Uygulayın Gerçekten gerekli olmayan bildirimleri kapatın. 3. Dijital Minimalizm Benimseyin Az ama nitelikli içerik tüketmeye odaklanın. 4. Ekran Süresi Sınırları Belirleyin Günlük dijital kullanım sürelerinizi planlayın. 5. Bilinçli İçerik Tüketimi Her içerik size değer katmak zorunda değildir. Dijital Sağlık: Yeni Nesil Bir Yetkinlik Günümüzde dijital sağlık, bireyler ve kurumlar için kritik bir yetkinlik haline gelmiştir. Dijital obezite ve dijital oburlukla mücadele, sadece teknoloji kullanımını azaltmak değil; doğru, bilinçli ve amaçlı kullanım geliştirmektir. Sonuç Dijital obezite ve dijital oburluk, fark edilmediğinde uzun vadede ciddi zihinsel ve davranışsal sorunlara yol açabilir. Ancak doğru farkındalık ve dijital disiplin ile teknoloji, hayat kalitesini düşüren değil; artıran bir araç haline getirilebilir. Unutmayın: Sorun dijital dünya değil, onu nasıl tükettiğimizdir.

MAPFRE Sigorta, Dijital Sağlık Yolculuğunu Eczacıbaşı Evital İş Birliğiyle Güçlendiriyor Haber

MAPFRE Sigorta, Dijital Sağlık Yolculuğunu Eczacıbaşı Evital İş Birliğiyle Güçlendiriyor

Dijitalleşme alanında attığı adımlarla müşteri deneyimini geliştirmeyi hedefleyen MAPFRE Sigorta, online tıbbi danışmanlık hizmeti “Bir Doktora Sor” uygulamasının teknik altyapısını güçlendirmek ve müşteri memnuniyetini daha da artırmak amacıyla Eczacıbaşı Evital ile stratejik bir iş birliğine imza attı. İş birliği kapsamında “Bir Doktora Sor” uygulaması, güçlenen teknolojik altyapısı, e-reçete imkânı, genişleyen hekim kadrosu ve görüşme süreleri ile müşteri deneyimini en üst seviyeye taşımayı hedefliyor. Yeni dönemde uygulama, sağlık hizmetlerine erişimi daha pratik ve kesintisiz hâle getiren yeni özelliklerle kullanıcılara sunulacak. Görüşmeler sırasında evrak yükleme özelliği sayesinde e-Nabız üzerinden alınan sağlık belgeleri sisteme aktarılabilecek. Hekimler ise görüşmeler sırasında e-reçete düzenleyebilecek. Bununla birlikte, her görüşme sonrasında devreye alınan anket sistemiyle müşteri memnuniyeti ve NPS skorları düzenli olarak ölçümlenecek. Elde edilen geri bildirimler, hizmet kalitesinin sürekli olarak izlenmesine ve geliştirilmesine katkı sağlayacak. Teknik altyapıdaki bu gelişmelere paralel olarak uygulama kapsamında sunulan sağlık hizmetlerinin kapsamı da genişletildi. Halihazırda 15 branşta 28 hekimle sunulan hizmetin kapsamı ilk aşamada 39 hekime yükseltildi.Psikolog seans süreleri 20 dakikadan 40 dakikaya çıkarılırken, çocuk ve ergen alanlarında uzmanlaşmış psikologlar da hizmet kapsamına dâhil edildi. Önümüzdeki dönemde ayıca randevu süreçlerini daha kolay ve şeffaf hâle getirecek yeni adımların hayata geçirilmesi planlanıyor. Bu kapsamda müşterilere, randevu oluşturulduğunda ve randevuya 24 saat kala SMS ile hatırlatma yapılacak; iptal veya değişiklik durumlarında da bilgilendirme mesajları iletilecek. Eczacıbaşı Evital iş birliği ile ilgili bir değerlendirme yapan MAPFRE Sigorta Bireysel Sigortalar Teknik Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Emre Bayram, “MAPFRE Sigorta olarak dijitalleşmeyi yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil; müşteri deneyimini uçtan uca geliştiren, iş yapış biçimlerimizi dönüştüren stratejik bir dönüşüm alanı olarak ele alıyoruz. Amacımız; teknolojiyi insan odağıyla buluşturarak, müşterilerimizin yaşamına gerçek anlamda değer katan, erişilebilir ve sürdürülebilir çözümler sunmak. Eczacıbaşı Evital ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği de dijital sağlık alanında daha güçlü bir altyapı ve daha kapsayıcı bir hizmet modeliyle deneyim sunma hedefimizin önemli bir adımı. Önümüzdeki dönemde de müşterilerimizin yaşam kalitesini destekleyen çözümlerimizle, dijital sağlık alanında değer üretmeye devam edeceğiz” dedi. Eczacıbaşı Evital Genel Müdürü Berk Boyacıgil ise iş birliğini şu sözlerle değerlendirdi: “Evital ve Mapfre Sigorta arasında hayata geçen bu iş birliği, dijital sağlığın yaygınlaşması ve daha geniş kitleler için erişilebilir hâle gelmesi açısından önemli bir adımı temsil ediyor. Bugün sağlık, yalnızca hastalıkların tedavisiyle sınırlı olmayan; fiziksel, zihinsel ve duygusal iyi olma hâlinin birlikte ele alındığı yeni bir anlayışla şekilleniyor. Evital olarak, Sağlık Bakanlığı lisansına sahip dijital sağlık platformumuz, yapay zekâ destekli çözümlerimiz ve 15’ten fazla branşı kapsayan doktorlar, klinik psikologlar ve uzman diyetisyenlerden oluşan diploma onaylı uzman ağımızla bu dönüşümde aktif bir rol üstleniyoruz. MAPFRE Sigorta iş birliğiyle sigortalılar, online sağlık hizmetlerine hızlı, kolay ve güvenli şekilde erişebiliyor. Bu iş birliği, sigortalıların sağlık ihtiyaçlarına daha kapsamlı çözümler sunulmasını sağlarken, Evital’in sigorta sektöründe güvenilir bir dijital sağlık partneri olarak konumlanmasını da destekliyor. Hedefimiz, dijital sağlık çözümleriyle sürdürülebilir ve güçlü bir sağlık ekosistemi oluşturmak.”

BioScience Managers ve Maxis’ten Sağlık Teknolojileri Fonu Haber

BioScience Managers ve Maxis’ten Sağlık Teknolojileri Fonu

BioScience Managers Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun tanıtımı, İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, BioScience Managers Yönetici Ortağı Jeremy Curnock Cook ve BioScience Managers Türkiye Yönetici Ortağı Dr. Işıl Güney ile girişimcilik ekosisteminin önde gelen isimlerinin katıldığı etkinlikle gerçekleştirildi. İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, programın açılışında yaptığı konuşmada, yeni kurulan fonun Türkiye’nin inovasyon yetkinliğine duyulan küresel güvenin güçlü bir göstergesi olduğunu belirterek, “Bu fon girişimcilik ekosistemi için olduğu kadar sağlık teknolojilerinde dönüştürücü çözümlerin geleceği için de önemli bir adım. Geleceğe yapılan bir yatırım olarak gördüğümüz fon ile ülkemizin teknolojide tüketici bir konumdan küresel alanda teknoloji üreten bir konuma ulaşması yolculuğuna katkıda bulunmayı hedefliyoruz” dedi. Biyobilim, genetik ve dijital sağlık alanlarını kapsayan tıp alanındaki derin teknolojinin küresel ölçekte en kritik ve yüksek etkili sektörlerden biri olduğuna işaret eden Lüle, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu bakış açısıyla hayata geçirdiğimiz BioScience Managers GSYF halihazırda güçlü bir sağlık altyapısına ve bu alanda önemli yeteneklere sahip olan ülkemizin tıptaki potansiyelini ortaya çıkarmak için tasarlandı. Aynı zamanda ülkemizin bilimsel bilgi birikimini küresel ölçekte rekabetçi, yüksek değerli varlıklara dönüştürerek ihracat profilimizin yeniden tanımlanmasına katkı sunacak. Yeni fonun en önemli kazanımlarından birinin de bilimsel mükemmellik için yeni bir çekim merkezi inşa etmesiyle Türkiye’yi yeni nesil teknolojilerin geliştirilmesi için önde gelen bir merkez haline getirmesi ve dünya standartlarında bir inovasyon kültürünü teşvik etmesi olacağına inanıyoruz.” BioScience Managers Türkiye Yönetici Ortağı Dr. Işıl Güney de sağlık ve biyobilim alanında köklü geçmişe sahip olan BioScience Managers’ın bugüne kadar 200’den fazla sağlık yatırımı gerçekleştirdiğini; 40’ı aşkın halka arz ve birleşme sürecine liderlik ettiğini belirtti. Kurdukları fonlarla yüzde 20’nin üzerinde yıllık net getiri başarısı yakaladıklarını kaydeden Güney, “Türkiye’nin sağlık alanındaki yüksek potansiyeline yatırım yapmak; inovasyon odaklı şirketleri ticari olarak sürdürülebilir küresel işletmelere dönüştürme vizyonuyla hareket ederek sağlık teknolojilerinin geleceğine yön vermek ve değer yaratmak için çalışacağız. Bu fonu Maxis ile hayata geçirerek Türkiye’de önemli bir kurumla iş birliği kurmanın mutluluğunu ve bu potansiyelle yola başlamanın heyecanını yaşıyoruz” diye konuştu. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel ise “Bugün ülkemiz girişimcilik ekosistemi için önemli bir kilometre taşına şahitlik ediyoruz. Global olarak sağlık ve yaşam bilimleri teknolojileri alanında büyük başarılara imza atmış bir grupla, Türk kuruculara sahip startup’lara finansman sağlamanın yanı sıra büyük bir know how transfer imkânı yaratacağımız için heyecanlıyız. İş Bankası Grubu’nun bu alana ihtisaslaşan iştiraki olarak bu yıl hem yatırımlarımız hem de hayata geçirdiğimiz fonlarla ekosisteme önemli bir katma değer yarattığımızı düşünüyoruz” dedi. Türk girişimcilere ve ekosisteme katkı sağlayacak yabancı şirketlere odaklanacak BioScience Managers GSYF sağlık teknolojileri başta olmak üzere, biyoteknoloji, genetik ve dijital sağlık gibi alanlara odaklanıyor. Ülkemizin güçlü sağlık altyapısı ve nitelikli araştırma havuzu ile bu alanda global tecrübe ve yönetim uzmanlığı arasında köprü oluşturacak fon ile Türkiye’nin küresel ölçekte rekabetçi sağlık çözümleri geliştirmesi hedefleniyor. Ülkemiz girişimcilerine, yurt dışındaki Türk girişimcilere veya Türkiye ekosistemine katkı sağlayacak yabancı şirketlere odaklanacak BioScience Managers GSYF için belirlenen hedef fon büyüklüğü 100 milyon dolar oldu. İlk yatırımlarda 5 ila 10 milyon dolar arasında yatırımlar hedefleyen fonun toplam 10-12 şirkete yatırım yapması öngörülüyor. Türkiye İş Bankası iştiraki Maxis bünyesinde kurulan fonun yönetiminden de Maxis sorumlu olacak. Kuruluşundan bu yana yönettiği 17 fon ve yaptığı 100’ün üzerinde yatırımla 500 milyon dolara yaklaşan yönetilen varlık büyüklüğü ile girişimcilik ekosistemine önemli destek sunan Maxis, bu alanın önde gelen yatırım şirketi olma konumunu sürdürüyor. Uluslararası alanda 20 yılı aşkın fon yönetim tecrübesine sahip BioScience Managers ise deneyimi ile stratejik yönlendirme desteği sağlayacak. BSM sağlık teknolojileri alanında yaptığı küresel yatırımları son 20 yılda yıllık yüzde 20’nin üzerinde iç verim oranı ile getiri elde etti.

Türk Telekom Ventures, Türkiye’nin Teknoloji Girişimlerini Küresel Arenanın Merkezine Taşıyor Haber

Türk Telekom Ventures, Türkiye’nin Teknoloji Girişimlerini Küresel Arenanın Merkezine Taşıyor

TT Ventures kurumsal girişim sermayesi şirketi, TT Ventures GSYF ve girişim hızlandırma programı PİLOT ile yenilikçi girişimleri destekliyor. TT Ventures girişim hızlandırma programı PİLOT ile bugüne kadar 131 girişime toplamda 3,2 milyon dolarlık nakit ve yatırım desteği sağlarken, bu girişimlerden 78’i yerli ve yabancı yatırımcılardan toplam 58 milyon dolarlık yatırım aldı. Yerli teknoloji girişimlerini küresel ekosistemle buluşturan kritik bir köprü görevi üstlenen TT Ventures PİLOT’un desteklediği girişimler ABD, EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) ve Asya dahil olmak üzere geniş bir coğrafyada faaliyet gösteriyor. Yapay zeka, makine öğrenmesi, büyük veri ve kuantum teknolojileri; dijital sağlık ve eğitim teknolojileri; biyoteknoloji; otomasyon ve robotik; siber güvenlik, e-ticaret ve sürdürülebilirlik; Saas alanlarında güçlü çözümler üreten girişimler, Türkiye’nin teknoloji ihracatına ve global rekabet gücüne katkı sunuyor. Global Girişimcilik Haftası’yla ilgili açıklamalarda bulunan Türk Telekom Ventures Genel Müdürü Muhammed Özhan, “Türk Telekom’un teknoloji alanındaki bilgi ve tecrübesi, geniş müşteri ağı ve uluslararası bağlantılarından aldığımız güçle girişimcilerin hem Türkiye’de hem de dünyada ölçeklenebilir iş modelleri geliştirmesine destek oluyoruz. Bugün ABD’den Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren girişimlerimiz, ülkemizin teknoloji üretim kapasitesini global ölçekte temsil ediyor. Bu uluslararası başarıların somut göstergelerinden biri olarak TT Ventures girişimlerinin portföy değeri 2025 yıl ortası itibarıyla 500 milyon doları aştı. San Francisco’daki ofisimiz aracılığıyla Türkiye’den doğan yenilikçi girişimleri Silikon Vadisi üzerinden dünyaya taşırken, küresel girişimcilik ekosistemindeki değerli birikimi de ülkemize kazandırıyoruz. TT Ventures olarak girişimcilik ekosistemine katkı sunmaya ve Türkiye ile global pazarlar arasında stratejik bir köprü olmaya devam edeceğiz” dedi. Yerli teknoloji girişimlerinin uluslararası pazarlara açılmasına öncülük eden Türk Telekom, Türkiye’nin teknoloji girişimlerini küresel arenayla buluşturan kritik bir köprü görevi üstlenmeyi sürdürüyor. Türk Telekom’un kurumsal girişim sermayesi TT Ventures, girişimlerin yerel pazarda geliştirilmesinden küresel pazarlara açılmasına kadar tüm yolculuklarında yatırım, mentörlük, altyapı ile Türkiye ve ABD’de ofis alanı imkanı sunuyor. TT Ventures dahil olduğu küresel ağlarla girişimleri alanındaki en iyi yapılarla bir araya getirerek bilgi ve tecrübe paylaşımı sağlarken, uluslararası ve sürdürülebilir güçlü iş bağlantıları ile küresel ölçekte büyümelerini destekliyor. TT Ventures PİLOT’un girişimlere sunduğu desteğin klasik hızlandırma programlarının ötesine geçerek global bir büyüme modeline dönüştüğünün altını çizen Türk Telekom Ventures Genel Müdürü Muhammed Özhan, Global Girişimcilik Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada şunları söyledi; “TT Ventures olarak hedefimiz, Türkiye’nin yenilikçi girişimlerini yalnızca yerelde büyütmek değil, küresel arenaya taşıyacak güçlü bir ekosistem oluşturmak. TT Ventures PİLOT ile bugüne kadar 131 girişime toplamda 3,2 milyon dolarlık nakit ve yatırım desteği sağladık. Bu girişimlerden 78’i yerli ve yabancı yatırımcılardan toplam 58 milyon dolarlık yatırım aldı. Türk Telekom’un teknoloji alanındaki bilgi ve tecrübesi, geniş müşteri ağı ve uluslararası bağlantılarından aldığımız güçle girişimcilerin hem Türkiye’de hem de dünyada ölçeklenebilir iş modelleri geliştirmesine destek oluyoruz. Bugün ABD’den Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren girişimlerimiz, ülkemizin teknoloji üretim kapasitesini global ölçekte temsil ediyor. Bu uluslararası başarıların somut göstergelerinden biri olarak TT Ventures girişimlerinin portföy değeri 2025 yıl ortası itibarıyla 500 milyon doları aştı.” TT Ventures PİLOT’un desteklediği girişimlerin yapay zeka, makine öğrenmesi, büyük veri ve kuantum teknolojileri; dijital sağlık ve eğitim teknolojileri; biyoteknoloji; otomasyon ve robotik; siber güvenlik, e- ticaret ve sürdürülebilirlik; Saas alanlarında güçlü çözümler ürettiklerini ve 2 binden fazla kişiye istihdam sağladıklarını belirten Özhan, “12 haftalık PİLOT programımıza dahil olan girişimler, alanında uzman mentörlerle birebir çalışma fırsatı buluyor. PİLOT girişimleri Türk Telekom ile potansiyel iş birlikleri, geniş müşteri ve yatırımcı ağına erişim imkanı ve program sonunda TT Ventures’tan yatırım alma fırsatı yakalıyor. Girişimlere San Francisco, Tahtakale ve Atatürk Kültür Merkezi’ndeki (AKM) ofislerimizden ücretsiz yararlanma imkânı sunuyoruz. Programı tamamlayan girişimler, Silikon Vadisi’nde Stanford Üniversitesi ile TT Ventures’ın girişimlerine özel geliştirdiği tamamlayıcı programa katılmaya hak kazanıyor. San Francisco’daki ofisimiz aracılığıyla Türkiye’den doğan yenilikçi girişimleri Silikon Vadisi üzerinden dünyaya taşırken, küresel girişimcilik ekosistemindeki değerli birikimi de ülkemize kazandırıyoruz. TT Ventures olarak girişimcilik ekosistemine katkı sunmaya ve Türkiye ile global pazarlar arasında stratejik bir köprü olmaya devam edeceğiz” dedi. TT Ventures’ın küresel teknoloji sahnesinde doğrudan konumlanması: Groq yatırımı TT Ventures yalnızca yerli girişimleri desteklemekle kalmıyor; küresel ölçekte çığır açan teknoloji şirketlerine yaptığı stratejik yatırımlarla Türkiye’nin uluslararası teknoloji arenasındaki yerini güçlendiriyor. Bu vizyon doğrultusunda TT Ventures GSYF, ABD merkezli ileri yapay zekâ işlemci şirketi Groq, Inc.’e yatırım yaparak portföyünü güçlü bir şekilde genişletti. Yatırımla ilgili değerlendirmelerde bulunan Özhan şöyle konuştu: “Groq’a yaptığımız yatırım, SPV (Special Purpose Vehicle) veya dolaylı araçlar üzerinden değil, doğrudan şirket ortaklık yapısına girerek gerçekleşti. TT Ventures, Türkiye’den çıkıp küresel teknoloji devlerinin doğrudan ortakları arasında yer almayı başaran az sayıdaki kurumsal fondan biri hâline geldi. Bu gelişme uluslararası arenadaki kararlılığımızın ve iddiamızın en somut göstergelerinden biridir. Groq’un ileri işlemci teknolojileri, Türkiye’deki girişimlere ilham verecek; aynı zamanda TT Ventures’ın küresel teknoloji ekosistemindeki etkisini daha da yükseltecek.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.