Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Sağlık

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Halkbank HUBrica Demo Day'de 10 Girişimi   Yatırımcılarla Buluşturdu Haber

Halkbank HUBrica Demo Day'de 10 Girişimi Yatırımcılarla Buluşturdu

Etkinlikte konuşan Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, “Bugün desteklediğimiz her girişim, yarın Ülkemiz ekonomisinin üretim ve rekabet gücüne katkı sağlayacaktır.” dedi. Halkbank girişimcilik ekosistemine, finansmanın yanı sıra eğitim, mentörlük ve iş birliği imkânlarıyla da katkı sunmaya devam ediyor. Banka’nın İTÜ ARI Teknokent iş birliğiyle yürüttüğü HUBrica Hızlandırma Programı'nın üçüncü dönemi, İstanbul Finans Merkezi'ndeki Halkbank Kuleleri'nde düzenlenen Demo Day etkinliğiyle tamamlandı. Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil ve İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş’ın katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte programı başarıyla tamamlayan 10 girişim kürsüye çıktı. Fintek, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik alanlarında faaliyet gösteren girişimler, geliştirdikleri projeleri yatırımcılara, girişim sermayesi temsilcilerine ve girişimcilik ekosisteminin paydaşlarına tanıttı. Program sonunda nakdi ödüllerin sahibi olan girişimler, Türkiye'nin önde gelen girişimcilik etkinliklerinden Big Bang Startup Challenge sahnesinde projelerini daha geniş bir yatırımcı kitlesine sunma fırsatı da yakalayacak. “Bugün desteklediğimiz her girişim yarın Türkiye ekonomisine katkı sağlayacak” Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, etkinlikte yaptığı konuşmada, “Halkbank olarak kurulduğumuz günden bu yana Ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamayı en önemli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Ülkemizin öncelikleri her zaman bizim de önceliklerimiz oldu. Bu anlayışla girişimcilerimizin yanında olmayı görev biliyoruz. Girişimcilik ekosistemini desteklemeye başladığımız 2021 yılından bugüne kadar 285 bini kadın girişimci olmak üzere 500 bini aşkın girişimciye 200 milyar TL’nin üzerinde finansal destek sağladık. Geçen ay hayata geçirdiğimiz Aile ve Nüfus 10 Yılına Özel Kadın Girişimci Kredisi’nden faydalanan kadın girişimci sayısı da kısa süre içinde bini aştı. Bugün desteklediğimiz her girişim, yarın Ülkemiz ekonomisinin üretim ve rekabet gücüne katkı sağlayacaktır.” dedi. Girişimciliğe yönelik desteklerinin yalnızca finansmanla sınırlı olmadığının da altını çizen Recep Süleyman Özdil, “Üreten Kadınlar Yarışması, BİGE ve Jet Luck gibi projelerimizle girişimcilerimizin önünü açıyor, onların başarılarını görünür kılıyoruz. Bugün Demo Day etkinliği için bir araya geldiğimiz HUBrica Hızlandırma Programımızla da girişimlerimizin ölçeklenme süreçlerini hızlandırmalarına ve küresel başarıya ulaşmalarına destek oluyoruz. Bu yıl üçüncüsünü düzenlediğimiz HUBrica Programımızdan şu ana kadar toplam 30 girişim başarıyla mezun oldu. Bu girişimleri Bankamızın ilgili birimleriyle bir araya getirerek somut iş birliklerinin önünü açıyoruz. Bankamızın ihtiyaçları doğrultusunda 5 girişimle sözleşme imzaladık. Teklif aşamasındaki girişimlerle ilgili değerlendirme sürecimiz de devam ediyor.” diye konuştu. Halkbank Genel Müdürü Özdil, girişimcilere yönelik desteklerini bütüncül bir yaklaşımla genişletmek için yakın bir zamanda HUBrica Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’ni hayata geçireceklerini de hatırlattı. “Girişimlerimizin yeni iş birlikleri kurmasını destekliyoruz” İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “İTÜ ARI Teknokent olarak, paydaşlarımızla yürüttüğümüz programlarla girişimlerimizin sektörün ihtiyaçlarını yakından tanımasını, teknolojilerini bu ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirmesini ve yeni iş birlikleri kurmasını destekliyoruz. Halkbank ile HUBrica Hızlandırma Programı kapsamında yürüttüğümüz iş birliği ile fintek, sürdürülebilirlik ve yapay zekâ alanlarında teknolojik çözüm üreten girişimlerimizin gelişimine katkı sağladık. İTÜ Çekirdek’in girişimcilik alanındaki bilgi birikimini Halkbank’ın sektörel uzmanlığı ve geniş iş ağıyla buluşturan bu iş birliği; girişimlerimize eğitim, mentörlük ve banka yöneticileriyle doğrudan etkileşim yoluyla iş modellerini geliştirme ve potansiyel iş birliklerini değerlendirme imkânı sundu. HUBrica Demo Day’i, girişimlerimizin program boyunca edindikleri kazanımları ekosistem paydaşlarıyla paylaşmaları ve büyümelerini destekleyecek yeni bağlantılar kurmaları açısından değerli görüyoruz.” HUBrica’26 Demo Day’de sunum yapan 10 girişim şöyle: CHERRY MIC: Yerli mikroorganizmalarla geliştirdiği mikrobiyal gübre teknolojileri sayesinde çiftçilerin kimyasal gübre kullanımını azaltarak daha verimli ve sürdürülebilir tarımsal üretim yapmalarını sağlamaktadır. CLAMINT: Markaların yapay zekâ aramalarındaki görünürlüğünü analiz eden, hangi kullanıcı sorularında öne çıktıklarını ölçen ve pazarlama ekiplerine görünürlüğü artırmaya yönelik yapay zekâ ajanı tabanlı çözümler sunan platformdur. INNOLIFE: Biyosensörler, kamera, mikrofon ve yapay zekâ teknolojilerini kullanarak danışanların seans sırasında izlenmesini, seans sonrasında ise derin analiz ve karar desteği sunulmasını sağlayan dijital sağlık platformudur. INOPOLYME: Gıda ürünlerinin gerçek tazelik durumunu renk değişimiyle gösteren biyobazlı akıllı ambalaj teknolojileri geliştirerek gıda israfının, sağlık risklerinin ve ürün iadelerinin azaltılmasını hedeflemektedir. KITCHENEST: KOBİ'lerin atıl mutfaklarını otonom yapay zekâ ajanları aracılığıyla dijital restoranlara dönüştüren, işletmelerin ek yatırım yapmadan paket servis pazarında büyümelerini sağlayan teknoloji platformudur. ODIGOS: İnsan kaynakları ekiplerinin uygun adayları proaktif biçimde bulmasını ve adaylarla iletişime geçmesini sağlayan; telefon mülakatı, görüşme planlama, teklif ve doküman süreçlerini tek platformda birleştiren çözümler sunmaktadır. PARKERA: Sürücülerin boş ve dolu park yerlerini görüntüleyebildiği, park yeri rezervasyonu yapabildiği ve online ödeme gerçekleştirebildiği otopark mobil uygulamasıdır. SASPERA: Şirketlerin sürdürülebilirlik, finans ve operasyonel verilerini otomatik süreçlerle tek noktadan yönetmelerini sağlayarak yeşil dönüşüm performanslarını ölçülebilir, yönetilebilir ve raporlanabilir hale getiren SaaS platformudur. TYLUS AI: Kurumların veri tabanlarına şema farkındalığıyla bağlanarak yöneticilerin SQL kodu yazmadan, yalnızca Türkçe veya İngilizce komutlarla anlık rapor oluşturabilmesini sağlayan yapay zekâ tabanlı Text-to-SQL çözümüdür. VERICORE: Kritik karar ve işlemlerde neye dayanılarak karar verildiğini, kimin yetkilendirdiğini, neyin icra edildiğini ve sonrasında ne gözlendiğini tek bir izlenebilir kanıt akışında birleştiren karar kanıt altyapısıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Allianz Türkiye’nin HackZone Girişimleri Ekosistemden 17 Milyon Doların Üzerinde Yatırım Aldı Haber

Allianz Türkiye’nin HackZone Girişimleri Ekosistemden 17 Milyon Doların Üzerinde Yatırım Aldı

Türk sigorta sektörünün ilk açık inovasyon programı olan HackZone by Allianz’ın bu döneminde girişimler; dijital sağlık, finansal danışmanlık, contact center ve agentic yapay zekâ gibi alanlarda yenilikçi çözümler geliştirdi ve projelerini Demo Day etkinliğinde tanıttı. Programa katılan girişimler bugüne kadar ekosistemden 17 milyon doların üzerinde yatırım aldı. Sigorta sektörünün öncü şirketlerinden Allianz Türkiye, 2020 yılından bu yana gerçekleştirdiği HackZone’da startup’larla birlikte yenilikçi iş modelleri geliştirerek sektörde inovasyonu teşvik ediyor. Tenity iş birliğiyle 6 yıldır düzenlenen program kapsamında bugüne dek 700’e yakın startup değerlendirilirken, 53 startup ile PoC gerçekleştirildi ve 20 proje canlıya taşındı. Program sayesinde 30 startup sigorta sektörüyle ilk kez çalışma fırsatı bulurken, HackZone’a katılan girişimlerin ekosistemden aldığı toplam yatırım geçen yıla göre 2 milyon doları aşan bir artışla 17 milyon doların üzerine çıktı. Türk sigorta sektörünün ilk açık inovasyon programı olan HackZone’un 6. döneminde finansal danışmanlık, dijital sağlık, contact center ve agentic yapay zekâ kategorilerinde 100’e yakın startup başvuru yaptı. Seçilen 7 startup; Callby AI, Freya, Fintela, Marin App, Opinion, Smart IQ ve SYNAPS oldu. Açık inovasyon kültürü Allianz’ın farklı ekiplerine yayılıyor HackZone kapsamında girişimlere mentorluk desteğinin yanı sıra PoC’ler için 500 bin TL finansal destek, Allianz API’larına erişim, eğitim ve potansiyel yatırımcılarla network imkânı sunuluyor. Bugün Allianz’ın açık API ekosisteminde 5 binden fazla geliştirici bulunuyor. Program kapsamında Allianz Türkiye bünyesindeki farklı iş birimleri, teknoloji ekipleri ve yöneticiler startup’larla birlikte çalışırken, 50’den fazla uzman mentor da girişimcilere birebir destek veriyor. 2026 yılında hayata geçirilen C-Level Startup Mentorluk Programı ile Allianz liderleri de girişimcilerle doğrudan bir araya geldi. Demo Day’de yapay zekâ ve sigortacılığın geleceği konuşuldu HackZone by Allianz 6. Dönem Demo Day kapsamında “AI ile Sigortacılığın Geleceği” başlıklı bir panel de düzenlendi. Panelde, Allianz Türkiye Operasyonlar Genel Müdür Yardımcısı Kaan Toker, Pazarlama ve Dijital Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Onur Kırcı ile Gartner Başkanı Yunus Özdemir; yapay zekânın iş yapış biçimlerinden müşteri deneyimine, veri kullanımından sigortacılığın geleceğine kadar yarattığı dönüşümü ele aldı. “HackZone sigortacılığın geleceğini birlikte şekillendirdiğimiz bir platform” Allianz Türkiye Operasyonlar Genel Müdür Yardımcısı Kaan Toker, HackZone’un altı yıllık yolculuğunun Allianz’ın açık inovasyon yaklaşımındaki önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “HackZone bizim için bir startup programından çok daha fazlası. Altı yıl önce çıktığımız bu yolda amacımız, Allianz’ın sektör deneyimi, uzmanlığı ve teknolojik altyapısını girişimlerin çevikliği ve yenilikçi bakış açısıyla buluşturarak sigortacılığın gerçek ihtiyaçlarına dokunan çözümler geliştirmekti. Bugün 700’e yakın startup’ı değerlendirmiş, 53 PoC gerçekleştirmiş ve 20 projemizi canlıya taşımış olmamız, bu yaklaşımın somut karşılığını ortaya koyuyor. Ancak bizim için asıl değer, ortaya çıkan sayıların ötesinde; girişimlerle birlikte yeni fikirleri test etmemizde, birbirimizden öğrenmemizde ve başarılı çözümleri gerçek hayata taşıyabilmemizde. HackZone’un geldiği noktada, yalnızca Allianz’ın değil, Türkiye’nin InsurTech ve teknoloji ekosisteminin gelişimine katkı sağlayan bir açık inovasyon platformu oluşturduğumuza inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de yapay zekâ başta olmak üzere yeni teknolojileri gerçek iş problemleri üzerinde test ederek, ekosistemimizle birlikte sigortacılığın geleceğini şekillendirmeye devam edeceğiz.” Yapay zekânın müşteri beklentilerini de dönüştürdüğüne dikkat çeken Allianz Türkiye Pazarlama ve Dijital Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Onur Kırcı ise “Günümüzde müşteriler artık kendisini anlayan, ihtiyacını önceden gören, doğru zamanda doğru öneriyi sunan ve işini kolaylaştıran bir sigorta şirketi görmek istiyor. Biz de yapay zekâyı müşterinin ihtiyacını daha oluşmadan tahmin edebilen bir ‘sezgi katmanı’ olarak konumluyoruz. Geleceğin müşterisi ‘Bir hasar olduğunda ne kadar hızlı ödeme alırım?’ sorusundan önce ‘Allianz benim bu riski yaşamamam için ne yapıyor?’ diye soracak. Bu nedenle artık sigortacılıkta kişiselleştirme, proaktivite ve güvenin belirleyici olacağına inanıyoruz.” dedi. 6. dönemde yapay zekâ odağı öne çıktı HackZone’un 6. döneminde yapay zekâ, programın farklı çalışma alanlarında öne çıkan ortak teknoloji başlığı oldu. Son dönem HackZone projelerinin yaklaşık yüzde 90’ında yapay zekâ bulunurken, bu dönemde özellikle Agentic AI, contact center, dijital sağlık ve finansal danışmanlık alanlarına odaklanıldı. Bu yaklaşım, Allianz Türkiye’nin yapay zekâyı gerçek iş ve müşteri ihtiyaçlarına yönelik çözümlerde test etme ve geliştirme yaklaşımını da ortaya koyuyor. Programın 6. döneminde yer alan girişimler farklı alanlarda çözümler geliştiriyor: Callby AI, doğal dil işleme, yapay zekâ ses sentezi ve duygu analizi teknolojileriyle çağrı merkezi operasyonlarını otomatikleştirmeye odaklanıyor. Fintela Financial Advisory, yapay zekâ ajanlarıyla finansal verileri gerçek zamanlı takip ederek kişiselleştirilmiş içgörülere dönüştürüyor. Freya, finans ve sigortacılık sektörlerindeki çağrı merkezleri için yapay zekâ müşteri temsilcileri geliştiriyor. Marin App, yapay zekâ tabanlı ve sağlık profesyoneli onaylı algoritmasıyla kişiselleştirilmiş takviye rutinleri sunuyor. Opinion AI, dijital ikizler ve büyük veri analitiğiyle teşhis ve tedavi süreçlerinde sağlık kuruluşları ve sigorta şirketlerine destek sağlıyor. Smart IQ, otomotiv verilerini gerçek zamanlı değerleme, fiyat ve stok optimizasyonu ile risk göstergelerine dönüştürüyor. SYNAPS, yetenek yönetimi süreçlerini tek platformda birleştirerek işe alım süreçlerini hızlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlıkta Dijital Dönüşüm, Yeni Kariyer Seçenekleri Sunuyor! Haber

Sağlıkta Dijital Dönüşüm, Yeni Kariyer Seçenekleri Sunuyor!

Biyomedikal Cihaz Teknolojisi, Elektronörofizyoloji ve Sağlık Bilgi Sistemleri Teknikerliği gibi programlar; sağlık, teknoloji, veri ve yapay zekâyı aynı meslek alanında buluşturuyor. YKS yerleştirme sonuçlarının ardından başlayacak ek tercih süreci, ilk yerleştirmede istediği programa yerleşemeyen ya da tercih yapmayan adaylara üniversite için yeni bir fırsat sunuyor. Adaylar ek tercih listelerini oluştururken yalnızca bugünün değil, teknolojik dönüşümle birlikte önümüzdeki yıllarda önem kazanacak meslekleri de değerlendiriyor. Üsküdar Üniversitesi Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Program Başkanı Öğr. Gör. Eyser Kılıç, sağlık hizmetlerinde tanı ve tedavide kullanılan binlerce tıbbi cihazın bulunduğunu anlattı. Eyser Kılıç, hastanelerde biyomedikal cihaz teknikerlerine duyulan ihtiyacın neden arttığını şöyle anlattı: “Sağlık hizmetlerinde tanı ve tedavide kullanılmakta olan binlerce tıbbi cihaz bulunmaktadır ve gelişen teknolojiyle birlikte bu cihazların çalışma prensipleri, teknik özellikleri ve kullanım avantajları değişebilmektedir. Yaşamsal öneme sahip tıbbi cihazların sürekli ve doğru bir şekilde çalışabilmesi için bu alanda yeterli donanıma sahip biyomedikal teknikerleri tarafından düzenli olarak bakım ve kalibrasyonlarının yapılması gerekmektedir. Ayrıca sağlık hizmetleri devam ederken bu cihazlarda olası bir arıza ya da sorun oluşması durumunda hızlı bir şekilde alanda uzman biyomedikal teknikerleri tarafından duruma müdahale edilmeli ve gerekli süreçlerin başlatılması gerekir. Dolayısıyla tıpta tıbbi cihazların yeri ve önemi yadsınamaz ve bu cihazların kurulumlarından itibaren artık iş göremez hale gelip hurdaya ayrılmasına kadar geçen süreçte işleyişin devamlılığı için biyomedikal teknikerlerine ihtiyaç duyulmaktadır.” MR'dan yoğun bakıma kadar kritik sorumluluk üstleniyorlar Biyomedikal teknikerlerinin yalnızca cihaz arızası olduğunda devreye giren teknik personel olmadığını vurgulayan Kılıç, “Biyomedikal teknikerleri tıbbi cihazların ilgili birimlere kurulumundan itibaren, cihazların periyodik olarak bakım ve kalibrasyonlarının yapılmasından sorumlu kişilerdir. Tıbbi cihazlarda herhangi bir arıza ya da sorun oluşması durumunda arızayı tespit etmek ve arızanın giderilmesi için gerekli çalışmaları yürütürler. Hastanelerde tıbbi cihazlara ait envanter tutmak, cihazlar çalışmaz duruma geldiğinde hurdaya ayrılması için gerekli prosedürleri yürütmek, yeni bir tıbbi cihaz alınacağı zaman uzman doktorlarla birlikte ilgili cihazın teknik özelliklerini belirlemek gibi görevleri bulunmaktadır.” diye konuştu. Yerli tıbbi cihaz üretimi yeni fırsatlar sağlayabilir Biyomedikal teknikerlerinin yalnızca hastanelerde değil AR-GE ve üretim süreçlerinde de görev alabildiğini kaydeden Kılıç, “Biyomedikal teknikerleri AR-GE faaliyetlerinde, tıbbi cihaz üretim süreçlerinde de görev alabilirler. Bu nedenle yerli tıbbi cihaz üretimi biyomedikal teknikerlerinin ülkemizde üretim aşamalarında istihdam sağlayabilecek bir fırsat sağlar.” dedi. Sağlık ve teknoloji aynı eğitimde buluşuyor Biyomedikal Cihaz Teknolojisi programının sağlık bilimleri ile teknik bilimleri bir araya getirdiğini anlatan Kılıç, öğrencilerin elektrik-elektronik temelli derslerin yanında anatomi ve fizyoloji gibi temel tıp bilimleri derslerini de aldığını belirtti. Öğrencilerin görüntüleme, yaşam destek ve laboratuvar cihazlarının çalışma prensiplerini öğrendiğini ifade eden Kılıç, “Elektrik-elektronik ya da makine gibi teknik alanlara ilgi duyan ve tıp-sağlık alanında kullanılan cihazlarla uğraşmak isteyen kişiler için Biyomedikal Cihaz Teknolojisi programı oldukça uygun ve zevkli bir seçenektir.” diye konuştu. Mezunların kamu ve özel hastanelerin biyomedikal birimlerinin yanı sıra tıbbi cihaz firmalarının teknik servis, satış-pazarlama, kalibrasyon, kalite ve belgelendirme alanlarında görev alabildiğini belirten Kılıç, DGS ile ilgili mühendislik programlarına geçiş imkânı bulunduğunu da söyledi. Beyin ve sinir sisteminin elektriksel dili ölçülüyor Üsküdar Üniversitesi Elektronörofizyoloji Program Başkanı Öğr. Gör. Cansu Özbay, elektronörofizyolojinin sinir sisteminin elektriksel ve fizyolojik faaliyetlerini tıbbi cihazlarla ölçen ve hekimin tanısal değerlendirmesine yardımcı olan bir sağlık alanı olduğunu söyledi. Elektronörofizyoloji teknikerlerinin uzman hekim gözetiminde EEG, EMG ve uyku incelemeleri başta olmak üzere sinir sisteminin fonksiyonlarını ölçen uygulamalarda görev aldığını kaydeden Özbay, MR ve BT gibi anatomik görüntülemelerin yanında fonksiyonel ölçümlerin de tanı sürecinin önemli parçaları olduğuna dikkat çekti. “Hasta ile ileri teknoloji arasında kritik bir köprü” Epilepsi, uyku bozuklukları ve sinir sistemi hastalıklarında teknikerin tanı koymadığını, ancak tanı sürecinin teknik bölümünü yürüttüğünü vurgulayan Özbay, şöyle konuştu: “Burada teknikerin rolü hekimin yerine tanı koymak değil, tanı sürecinin teknik ve uygulamalı bölümünü doğru şekilde yürütmektir. Teknikerin yaptığı iş, hasta, ileri teknoloji cihaz, nörofizyolojik kayıt ve hekim değerlendirmesi arasında kritik bir köprü kurmaktır.” Beyin-bilgisayar arayüzleri geleceği değiştirebilir Nörobilimdeki gelişmelerin elektronörofizyoloji alanına da doğrudan yansıdığını dile getiren Özbay, beyin-bilgisayar arayüzleri, yapay zekâ destekli sinyal analizi, nöromodülasyon ve giyilebilir nörolojik cihazların önem kazanacağına dikkat çekti. Özbay, “Beyin-bilgisayar arayüzleri, nöromodülasyon, yapay zekâ destekli sinyal analizi, giyilebilir nörolojik cihazlar ve gelişmiş nöromonitörizasyon sistemleri ilerledikçe EEG ve diğer biyosinyallerin toplanması ve yorumlanmasına yönelik teknik yetkinliklerin önemi artabilir. Burada elektronörofizyoloji mezununun avantajı, hem insan fizyolojisini hem de biyomedikal cihazlarla çalışmayı öğrenmesidir.” dedi. Nörobilim ve teknoloji aynı meslekte buluşuyor Beyin ve teknolojiye birlikte ilgi duyan gençler açısından programın farklı bir seçenek sunduğunu belirten Özbay, “İnsan vücudu nasıl çalışıyor?’ sorusuyla ilgileniyorsanız nörobilim tarafı var. ‘Bu sistemi teknolojiyle nasıl ölçerim?’ diyorsanız cihaz ve uygulama tarafı var.” dedi. Elektronörofizyoloji mezunlarının kamu ve özel hastanelerde, nöroloji ve nörofizyoloji laboratuvarlarında, uyku merkezlerinde ve nöromonitörizasyon birimlerinde çalışabildiğini ifade eden Özbay, öğrencilerin mezun olduklarında yalnızca teorik bilgiye değil, belirli cihaz ve klinik uygulamalarda çalışma deneyimine de sahip olduklarını belirtti. Dijitalleşen hastaneler sağlık ve bilişimi birlikte bilen çalışan arıyor Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilgi Sistemleri Teknikerliği Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dündar Ertemiz, randevudan hasta kayıtlarına, tetkiklerden raporlama ve faturalandırmaya kadar sağlık hizmetlerinin büyük bölümünün artık dijital sistemlerle yürütüldüğünü söyledi. Ertemiz, sağlık sektöründe yalnızca bilişim teknolojilerini bilmenin yeterli olmadığını belirterek, şöyle konuştu: “Sağlık hizmetlerinin nasıl yürüdüğünü, sağlık çalışanlarının kullandığı terminolojiyi, ihtiyaçlarını ve kullanılan verinin niteliğini de anlamak gerekiyor. Sağlık Bilgi Sistemleri Teknikerliği tam da bu iki alanın kesiştiği noktada yer alıyor. Sağlık alanını tanıyan, aynı zamanda bilişim sistemlerini ve teknolojiyi anlayan insan kaynağına duyulan ihtiyaç sağlık kurumlarının dijitalleşmesiyle birlikte giderek daha görünür hâle geliyor.” Sağlık çalışanları ile bilişim ekipleri arasında köprü Sağlık Bilgi Sistemleri Teknikerlerinin çalışma alanının yalnızca teknik destekle sınırlandırılamayacağını ifade eden Ertemiz, mezunların Hastane Bilgi Yönetim Sistemleri, elektronik sağlık kayıtları, veri yönetimi ve kullanıcı desteği gibi farklı dijital süreçlerde görev alabildiğini söyledi. Mesleğin sağlık çalışanları ile bilişim ekipleri arasında önemli bir köprü oluşturduğunu vurgulayan Ertemiz, “Sağlık çalışanının neye ihtiyaç duyduğunu anlayıp bunu bilişim süreçleri açısından değerlendirebilecek kişilere ihtiyaç var.” dedi. “Yapay zekâ için doğru ve güvenilir sağlık verisi gerekiyor” Yapay zekâ, büyük veri, mobil sağlık, uzaktan sağlık hizmetleri ve giyilebilir teknolojilerin sağlık sektöründe giderek yaygınlaştığını kaydeden Ertemiz, bu teknolojilerin temelinde verinin bulunduğunu söyledi. Ertemiz, “Bir yapay zekâ uygulamasından doğru sonuç alabilmeniz için öncelikle doğru, düzenli, güvenilir ve güvenli bir sağlık verisine ihtiyacınız var. Bu sebeple sağlık verisini anlayan, bilgi sistemlerini kullanabilen, veri güvenliği ve mahremiyet konusunda bilinçli ve yeni teknolojilere uyum sağlayabilen çalışanların önemi giderek artıyor.” diye konuştu. Hasta bakımından çok teknolojiyle çalışmak isteyenlere alternatif Sağlık sektöründe çalışmanın yalnızca hekimlik, hemşirelik veya doğrudan hasta bakımından ibaret olmadığını belirten Ertemiz, hastanelerin güçlü bir teknolojik altyapıya da ihtiyaç duyduğunu vurguladı. “Sağlık alanına ilgi duyan ama ‘Ben doğrudan hasta bakımından ziyade teknolojiyle, bilgisayarla ve veriyle çalışmak istiyorum’ diyen bir öğrenci için Sağlık Bilgi Sistemleri Teknikerliği farklı bir seçenek sunuyor.” diyen Ertemiz, teknolojiye meraklı ve problem çözmeyi seven gençlerin programı değerlendirebileceğini söyledi. “İki yıl teknoloji açısından oldukça uzun bir süre” Teknolojideki değişim hızına dikkat çeken Ertemiz, bugün yeni olarak konuşulan bazı uygulamaların iki yıl sonra sağlık hizmetlerinin günlük işleyişinin bir parçası olabileceğini belirtti. Ertemiz, “İki yıl özellikle teknoloji açısından aslında oldukça uzun bir süre. Bugün yeni olarak konuştuğumuz bazı uygulamaların iki yıl sonra sağlık hizmetlerinin günlük işleyişinin bir parçası hâline geldiğini görebiliriz. Bu nedenle öğrencilere belirli bir pozisyon ya da iş garantisi üzerinden yaklaşmak yerine, farklı alanlara uyum sağlayabilecek yetkinlikler kazandırmanın daha önemli olduğunu düşünüyoruz.” dedi. Mezunların hastanelerin bilgi sistemleri ve bilgi işlem birimlerinin yanı sıra sağlık yazılımı, dijital sağlık, veri yönetimi, sistem entegrasyonları ve yapay zekâ destekli sağlık uygulamalarında görev alabileceğini kaydeden Ertemiz, yeni çalışma alanlarının önümüzdeki dönemde daha da çeşitleneceğini ifade etti. Öğrencilerin iki yıllık eğitimi yalnızca diploma süreci olarak görmemesi; staj, bilişim becerileri ve sektörel gelişmelerle kendilerini desteklemesi gerektiğini vurgulayan Ertemiz, “Sağlık sektörü değişiyor ve bu değişimin önemli bir bölümü teknoloji üzerinden gerçekleşiyor. Sağlık alanında çalışmak isteyen ama kendisini teknolojiye, bilişime ve veriye daha yakın hisseden gençler için bu program önemli bir alternatif.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Huawei’den Sağlık Alanında İki Yeni Hamle: Terve Research ve Watch D3 Tanıtıldı Haber

Huawei’den Sağlık Alanında İki Yeni Hamle: Terve Research ve Watch D3 Tanıtıldı

Huawei, Avrupa Kardiyoloji Derneği Kongresi’nde dijital sağlık alanındaki yeni çalışmalarını duyurdu. Şirket, akademik araştırmalara destek verecek Terve Research platformunu tanıtırken tansiyon takibi yapabilen yeni akıllı saati HUAWEI WATCH D3’ü de görücüye çıkardı. Huawei, teknoloji ile sağlık araştırmalarını buluşturacak iki yeni projesini ESC Kongresi 2026 kapsamında açıkladı. Bunlardan ilki, Avrupa’daki üniversiteler ve sağlık kuruluşları için geliştirilen Terve Research platformu oldu. Şirket aynı etkinlikte, bilekten tansiyon takibine odaklanan yeni akıllı saati HUAWEI WATCH D3’ü tanıttı. Cihazın 2 Eylül 2026’dan itibaren dünya genelinde satışa sunulacağı bildirildi. Avrupa genelinde sağlık araştırmaları yapılacak Adını Fince “sağlık” kelimesinden alan Terve Research, araştırmacılar ile Huawei akıllı saat kullanıcılarını ortak çalışmalarda buluşturacak. Üniversiteler ve sağlık kuruluşları platform üzerinden geniş katılımlı araştırmalar başlatabilecek, gönüllü kullanıcıları çalışmalara davet edebilecek ve akıllı saatlerden elde edilen verileri inceleyebilecek. Araştırmalar iki farklı şekilde yürütülebilecek. Kapalı çalışmalarda katılımcılar araştırma ekibi tarafından belirlenecek ve gerekli cihazlar kendilerine verilecek. Açık çalışmalarda ise Avrupa’daki uygun Huawei akıllı saat kullanıcıları, Terve Research uygulamasında yayımlanan projeleri inceleyerek gönüllü biçimde katılabilecek. Katılımcıların onay vermesinin ardından araştırma için gerekli bilgiler kimlikten arındırılarak toplanacak. Huawei, bu yöntemin gönüllülere ulaşmayı kolaylaştıracağını, araştırma maliyetlerini azaltacağını ve daha geniş kitlelerle çalışma yapılmasına imkân sağlayacağını belirtiyor. Platformu bağımsız bir şirket yönetecek Terve Research, Huawei tarafından finanse edilmesine rağmen Avrupa merkezli sağlık teknolojileri şirketi Thryve tarafından bağımsız biçimde yönetilecek. Platformun sağlık verilerinin kullanımı konusunda Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’ne uygun çalışacağı açıklandı. Bilgi güvenliği ve kalite yönetimi alanlarında ISO 27001 ve ISO 9001 belgelerine sahip olduğu da belirtildi. Huawei akıllı saatleriyle doğrudan bağlantılı çalışacak sistem, araştırmalarda kullanılan verilerin aynı standartlarda toplanmasını amaçlıyor. İlk iki araştırma eylülde başlayacak Terve Research üzerinden yürütülecek ilk çalışmaların eylül ayında başlaması planlanıyor. Zürih Üniversite Hastanesinden Profesör Ramin Khatami’nin yöneteceği araştırmada, uyku saatlerindeki düzensizliğin kalp sağlığı ve metabolizma üzerindeki etkileri incelenecek. Çalışmada özellikle hafta içi ve hafta sonu uyku düzeni arasındaki farklılıklara odaklanılacak. Profesör Tomasz Guzik’in liderliğindeki diğer araştırmada ise fiziksel hareketlilik ile kalp ve damar hastalıklarına ilişkin riskler arasındaki bağ ele alınacak. Akıllı saatlerden alınan verilerle farklı egzersiz alışkanlıklarının kalp sağlığı üzerindeki etkileri değerlendirilecek. Watch D3 tansiyon takibine odaklanıyor Huawei’nin etkinlikte tanıttığı bir diğer yenilik ise HUAWEI WATCH D3 oldu. İnce gövdesi ve hafif kayışıyla günlük kullanıma uygun şekilde tasarlanan saat, üç farklı renk seçeneğiyle sunulacak. Yeni model dinlenme sırasında, gün boyunca ve egzersizin öncesiyle sonrasında tansiyon ölçümü yapabiliyor. Huawei, cihazın kalp atışının yükseldiği durumlarda da ölçüm doğruluğunu koruyacak şekilde geliştirildiğini belirtiyor. Watch D3, kullanıcının egzersiz öncesi ve sonrasındaki değerlerini karşılaştırarak hareket yoğunluğu konusunda kişiselleştirilmiş öneriler de sunacak. Şirkete göre cihaz, egzersizle bağlantılı tansiyon takibi alanındaki ilgili ISO standartlarını karşılayan dünyadaki ilk ürün olma özelliğini taşıyor. Ani sıcaklık değişimlerinde kullanıcıyı uyaracak Tıbbi cihaz kapsamında CE işareti taşıyan HUAWEI WATCH D3, yüksek rakıma çıkıldığında veya hava sıcaklığı aniden değiştiğinde kullanıcıya tansiyonunu ölçmesi yönünde hatırlatma yapabilecek. Saatte ayrıca geliştirilmiş uyku takibi, genel sağlık görünümü ve duygusal iyilik halini izlemeye yardımcı olacak yeni özellikler bulunacak. Bu özelliklere ilişkin ayrıntıların resmi lansman sırasında paylaşılacağı açıklandı. Huawei, dijital sağlık alanındaki çalışmalarını dünya genelinde 160’tan fazla sağlık ve araştırma kuruluşuyla yürüttüğü iş birlikleri üzerine kuruyor. Terve Research ile gerçek yaşamdan elde edilen sağlık verilerinin bilimsel araştırmalarda daha geniş ölçekte kullanılması, Watch D3 ile de gelişmiş sağlık takibinin günlük yaşamda daha ulaşılabilir hale gelmesi hedefleniyor. Akıllı saat tarafından sunulan ölçüm ve uyarıların doktor muayenesi veya tıbbi teşhisin yerine geçmediğini de hatırlatmak gerekiyor.

Bayer Türkiye Dijital Sağlık ve Tarım Girişimleri Haritası İçin Başvuruları Başlattı Haber

Bayer Türkiye Dijital Sağlık ve Tarım Girişimleri Haritası İçin Başvuruları Başlattı

Bayer, sağlık ve tarım alanında faaliyet gösteren yenilikçi girişimleri görünür kılmak amacıyla hazırladığı "Türkiye Dijital Sağlık ve Tarım Girişimleri Haritası"nı güncelliyor. Tenity iş birliğiyle dokuz yıldır yürütülen G4A Girişim Hızlandırma Programı kapsamında iki yılda bir yayımlanan harita için başvurular başladı. Türkiye’nin sağlık ve tarım alanındaki girişimcilik ekosistemini tek bir platformda bir araya getirmeyi hedefleyen haritada yer almak isteyen girişimler, 6 Eylül Pazar gününe kadar bu link üzerinden başvuruda bulunabilecek. Haritada yer almak isteyen girişimlerin logo, şirket unvanı, çalışma alanı ve web sitesi iletişim bilgilerini paylaşması ve başvuru formunu detaylı bir şekilde doldurması gerekiyor. İletişim Desteği Verilecek 2026 yılı Türkiye Dijital Sağlık ve Tarım Girişimleri Haritası; akıllı tarım teknolojilerinden telesağlığa, zararlılarla mücadeleden hastane ve eczane çözümlerine kadar sağlık ve tarım alanında farklı kategorilerde faaliyet gösteren girişimleri kapsayacak. Değerlendirmeler sonucunda haritada yer alacak girişimler ekim ayında açıklanacak. Bayer, belirlenen startup’ları sosyal medya kanalları ve çeşitli platformlarda paylaşarak görünürlüklerine katkı sağlayacak. Güncellenen harita ile yenilikçi girişimlerin görünürlüğünün artırılması, ekosistem paydaşları arasındaki iş birliklerinin güçlendirilmesi ve inovasyon kültürünün gelişimine katkı sağlanması amaçlanıyor. Bayer Hakkında Bayer, sağlık ve beslenme ile ilgili yaşam bilimleri alanlarında uzmanlaşmış küresel bir şirkettir. "Herkes için Sağlık, Sıfır Açlık" misyonu doğrultusunda, artan ve yaşlanan küresel nüfus nedeniyle çağımızın önemli sorunlarına ürün ve hizmetleriyle çözüm sunmaya katkıda bulunarak insanlara ve yaşadığımız gezegene destek olmayı amaçlamaktadır. Sürdürülebilir kalkınma ilkelerine bağlı olan şirket, faaliyet gösterdiği alanlarda olumlu etki yaratma konusunda kararlıdır. Bayer Grup, aynı zamanda inovasyon ve büyüme yoluyla değer yaratmayı ve kâr etme gücünü artırmayı hedeflemektedir. Bayer markası tüm dünyada güveni, kaliteyi ve güvenilirliği temsil etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Sağlıkta Güven ve Sorumluluk Dönemi Haber

Dijital Sağlıkta Güven ve Sorumluluk Dönemi

Özellikle açık hava aktivitelerinin, sporun ve seyahatlerin zirveye ulaştığı, hareket ve sağlık takibi ihtiyacının en çok arttığı Temmuz ayı ve yaz döneminde, bu teknolojilerin sunduğu rehberlik hayati bir önem kazanıyor. Huawei; küresel Ar-Ge yatırımları, tıp dünyasıyla gerçekleştirdiği bilimsel iş birlikleri ve uluslararası düzeyde tescillenmiş medikal sertifikasyonlarıyla dijital sağlıkta yeni bir güven ve sorumluluk dönemine öncülük ediyor. Günümüz dünyasında dijital sağlık, bireylerin kendi yaşam kalitelerini yönetme biçimini kökten değiştiriyor. Teknoloji ile sağlık arasındaki bu kesişim noktası, kullanıcıları sadece veri tüketen pasif izleyiciler olmaktan çıkarıp, kendi sağlıklarının aktif yöneticileri haline getiriyor. Ancak bu dönüşümün kalıcı ve faydalı olabilmesi, giyilebilir teknolojilerin güven, doğruluk ve sorumluluk temelleri üzerine inşa edilmesini zorunlu kılıyor. Yaz Dinamizmi ve Mevsimsel Sağlık Takibi Yaz aylarının gelişiyle birlikte artan sıcaklıklar ve nem, açık havada yapılan antrenmanlarda kardiyovasküler sistem üzerinde ek bir yük oluşturabiliyor. İnsanlar sağlıklı yaşam ilkelerini ve yazın alınması gereken önlemleri teoride çok iyi bilseler de bu bilgileri günlük alışkanlıklarına dönüştürmekte, yani eyleme geçmekte sıklıkla zorlanıyor. Sıcak havalarda vücudun sıvı dengesini korumak, kalp hızını kontrol altında tutmak ve uyku kalitesini optimize etmek, teorik bilgi ile pratik yaşam arasındaki boşluğu daha da derinleştiriyor. Giyilebilir teknolojilerin asıl sorumluluğu tam bu noktada, yani mevsimsel değişimlerin getirdiği fiziksel zorluklarda başlıyor. Akıllı cihazlar, karmaşık biyolojik verileri herkesin anlayabileceği basit, tutarlı ve proaktif geri bildirimlere dönüştürerek bu açığı kapatıyor. Kullanıcıya sıcak yaz günlerinde sadece kaç adım attığını söylemek yerine, uykusunun kalitesini analiz ederek yaşam tarzını nasıl iyileştirebileceğine dair bilimsel tavsiyeler sunan bir asistan, dijital sağlıkta gerçek bir davranışsal dönüşümü tetikliyor. Sıcak Havalarda Klinik Düzeyde Doğruluk ve Standartlar Sıcak havalarda damarların genişlemesiyle birlikte tansiyon seviyelerinde yaşanan dalgalanmalar, giyilebilir cihazların sunduğu verilerin doğruluğunu her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Teknolojinin sunduğu sağlık verilerinin hayatı iyileştirebilmesi, bu verilerin doğruluğuna ve arkasındaki bilimsel temele bağlıdır. Huawei, bu doğruluğu sağlamak adına Çin ve Avrupa’daki son teknoloji sağlık laboratuvarlarında çok disiplinli bir Ar-Ge ağı yönetiyor. Bu çalışmaların en somut kanıtı olan HUAWEI WATCH D2, sunduğu gelişmiş ölçüm teknolojileriyle yaz aylarında güvenli egzersiz yapmayı kolaylaştırıyor. Geleneksel PPG tabanlı tahmini ölçüm metotlarından ayrılan bu teknoloji, saat kayışına entegre edilen Ultra Dar Mekanik Hava Yastığı sayesinde osilometrik ölçüm metodunu temel alarak doğrudan ve kesin sonuçlar sunuyor. Cihazın kan basıncı izleme, elektrokardiyogram ve yirmi dört saatlik ayaktan kan basıncı izleme özellikleri, Avrupa Birliği'nin en sıkı medikal yazılım yönetmeliği olan CE MDR standartlarına göre belgelendirilmiş durumda. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı (TİTCK) onaylı bir medikal cihaz olarak güvenilirliğini ortaya koyan bu ekosistem, evrensel AAMI, ESH (Avrupa Hipertansiyon Cemiyeti) ve ISO standartları ile tam uyumlu olarak tasarlanıp test ediliyor. Avrupa'nın yanı sıra Çin'de NMPA ve Malezya'da MDA onaylarını da alan teknoloji, dijital sağlıkta güven sınırlarını küresel ölçekte tescilliyor. Herkes İçin Güvenli Yaz Aktivitesi Huawei'in dijital sağlık vizyonu, teknolojiyi klinik araştırmaların ve toplumsal faydanın bir parçası haline getirerek her mevsim güvenli aktiviteyi teşvik etmeyi hedefliyor. Yapay zekâ ve kardiyovasküler hastalıklar alanındaki en iddialı Avrupa Birliği girişimlerinden biri olan iCARE4CVD programına katılan tek giyilebilir cihaz üreticisi olan şirket, akıllı cihazların sürekli ölçüm yeteneğini kronik hastalık yönetiminde doktorların hizmetine sunmayı amaçlıyor. Geliştirilen yeni ekosistem özellikleri sayesinde kullanıcılar, sıcak havalarda daha da kritik hale gelen EKG ve tansiyon gibi hassas verilerini Sağlık Topluluğu aracılığıyla aile üyeleri ve hekimleriyle güvenle paylaşabiliyor. Bununla birlikte, dijital sağlığın kapsayıcı olması gerektiği inancıyla hareket eden şirket, tekerlekli sandalye kullanıcıları gibi engelli bireylerin sıcak yaz günlerinde hareket ve aktivite takibini doğru yapabilmek için özel algoritmalar geliştiriyor. Standart modellerin dışındaki ihtiyaçları anlayarak her bireye adil bir sağlık takibi sunmak, teknolojinin toplumsal sorumluluğunun en somut göstergesi olarak kabul ediliyor. Sıcak Yaz Günlerinde Tavizsiz Veri Güvenliği Sağlık verileri, özellikle seyahatlerin ve dış mekan aktivitelerinin arttığı bu hareketli dönemde bir bireyin sahip olduğu en hassas ve kişisel bilgilerdir. Bu nedenle dijital sağlıkta güven, veri güvenliğiyle eş anlamlıdır. Huawei, giyilebilir cihazlarında topladığı tüm biyometrik verileri cihaz içinde uçtan uca şifreleyerek güvence altına alıyor. Bulut aktarımları ve üçüncü taraf veri paylaşımları, yalnızca kullanıcının açık ve bilinçli onayıyla gerçekleştiriliyor. Kullanıcı, verilerinin nerede depolandığını, kimlerle paylaşıldığını ve nasıl kullanıldığını tam olarak kontrol etme hakkına sahip oluyor. Giyilebilir teknoloji, şık bir aksesuar olmanın çok ötesine geçerek yaşam kalitemizi proaktif olarak koruyan, eyleme dökülebilir tavsiyeler sunan ve en önemlisi mahremiyetimize saygı duyan güvenilir bir yaşam asistanına dönüşüyor. Huawei, bilimsel araştırmalara ve uluslararası tıp standartlarına dayanan bu yeni dönemi, teknolojinin insanlığa hizmet etme sorumluluğunun bir gereği olarak görüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anne ve Bebek Sağlığı İçin Örnek Adım Haber

Anne ve Bebek Sağlığı İçin Örnek Adım

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin güçlü desteğiyle hayata geçirilen proje; sağlık, eğitim ve istihdamı aynı çatı altında buluşturarak hem anne adaylarına hem de geleceğin sağlık çalışanlarına önemli katkılar sunacak. Gaziantep Üniversitesi, İŞKUR ve Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde, Gaziantep Valiliği koordinasyonunda yürütülecek proje kapsamında Gaziantep Valiliği Fuaye Salonu'nda düzenlenen törende protokol imzaları atıldı. Büyükşehir Belediyesi'nin son yıllarda sağlık alanında ortaya koyduğu vizyoner çalışmaların yeni halkasını oluşturan proje, gebelik sürecindeki kadınların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırırken, anne ve bebek sağlığının korunmasına yönelik bütüncül bir model sunacak. ŞAHİN: BİN KADRO ALDIK Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin protokolün imza töreninde yaptığı konuşmada teoriyle pratiği geliştirerek hem okuyan öğrencilerin kariyer alanında destek sağladığı hem de annenin temel destek ve ihtiyaçlarını katkıda bulunulduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu çok önemli bir kadroydu çünkü staj programlarında teoriyle pratiği birleştirmek ve şehrin sağlıklı şehir olması konusundaki ihtiyaçları gidermek gerekiyordu. Çünkü bin kadro aldık şu anda. Bu önemli bir başlangıçtı. Fakülteyi ziyaret ettiğimizde, ebelik okuyan öğrencilerimizle bir araya geldiğimizde onların da öğrendiği bilgiyi pratikte kullanmak istediklerini bize söylediler. Aynı zamanda esnek çalışmanın sosyal güvenlik ayağı şu anda çalışıyor. Çocuklarımız sigortalı oluyorlar. Yarın için çok önemli bir başlangıç olacak.” HER BİR BİREYİMİZİN SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE DOĞMASI, SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE AKTİF YAŞAMASI EN BÜYÜK AMACIMIZ Açıklamasının devamında anne ve bebek için yapılan çalışmalara değinen Başkan Şahin, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Gerçekten anne sütü zekayı artırıyor. Normal doğum çok kıymetli. Ama o dokuz aylık süreçte anne bunu hazırlamak gerekiyor. Her yönden hazırlamak gerekiyor. Bu hazırlık bunun sonucu olacak. Nesillerimiz daha ilk dünyaya geldiğinde sağlıklı bir şekilde gelecek. İşte biraz önce gördüğünüz gibi dört altı yaşta Kur'an kursunda kreşlerde eğitimini alacak. Günün sonunda Alzheimer merkezini geçen on beş gün önce açtık. Her bir bireyimizin sağlıklı bir şekilde doğması, sağlıklı bir şekilde aktif yaşaması bizim Büyükşehir Belediyemizin en büyük amacı.” ÇEBER: BİZİM BURADA TABİ ŞANSIMIZ KURUCU AİLE BAKANIMIZ Gaziantep Valisi Kemal Çeber proje ile ilgili birkaç boyutuyla ilgilenildiğini belirterek, “Bizim burada tabi şansımız Kurucu Aile Bakanımız. Gebe okullarının içeriğini de yardımcı oluyor. Özellikle İnayet Topçuoğlu'nu da merkez alarak orada gebe okulları, sekiz haftalık eğitimler, lazım olan bütün malzemeler bu konularda büyükşehir belediyemiz meselenin öncülüğünü yapıyor ve son derece güzel bir projeyi hayata geçirmiş oluyoruz. Ben bu başlıklarla yani bir taşta birçok kuşu vurduğumuz ve en iyi şekilde istifade edeceğimiz bu başlıklarda inşallah projenin gebelerimize, sonra onlarla ilgilenecek olan ebelerimize ve ondan sonra inşallah aramıza katılacak sağlıklı bebeklerimize, neslimize hayırlı olmasını temenni ediyorum” açıklamasında bulundu. Gaziantep Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fahrettin Göğüş sağlıklı bireylerin yetiştirilmesinde ilk adım olduğunu ifade ederek, “Bireyler anne karnında sağlıkla tanışıyorlar ve sonrasında birer birey olarak topluma sağlıklı bireyler ve sağlıklı toplumların yetiştirilmesinde katkı sunan ebelerimizin rolünü biz bu projeyle çok daha net görmüş olacağız” açıklamasında bulundu. Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Şen hizmet fikrinden dolayı Başkan Fatma Şahin’e teşekkür ederek, “Çok faydalı olacak çünkü sağlıklı nesiller sağlıklı gebelikle başar. Bu düsturla yola çıktık. İnşallah sonuçlarımız da iyi olacak” diye konuştu. Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Semra Çevik hem kadınlara hem öğrencilere avantaj sağladığını vurgulayarak, “Her gebeye bir ebe projesi her anlamda hem gebe kadınlara sunacağımız bir hizmet olacak. Hem gebeliklerin sağlıklı sürdürülmesini sağlamak, anne bebek sağlığını güçlendirmek Gaziantep ile içerisinde. Aynı zamanda da üniversite olarak öğrencilerimizin uygulamadaki etkinliğini artırmak, onların sahada daha aktif olmasını sağlamak” ifadelerini kullandı. İŞKUR İl Müdürü Aytekin Doğan hem annelerin sağlığı konusunda çalışmalar yapılması hem de istihdamın geliştirilmesi açısından bir çalışma olması çok önemli olduğunu belirterek, “Ayrıca burada bizim kullanacağımız bir enstrüman olarak İYUP programı var. Program sayesinde hem öğrencilerimizin staj imkanlarının doğması hem de iş hayatına atılacak kişilerin, iş hayatına hazırlık aşaması olarak değerlendirilecek. Bu program kapsamında haftada 3 gün çalışarak ve belli 1 ücret getirisiyle birlikte hem iş hayatına hazırlık hem de burada gebe annelerimizin sağlıklı şekilde doğumlarının gerçekleşmesi sağlanacak” açıklamasında bulundu. Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Mikail Özdemir istenmeyen anne ve bebek ölümlerinin azalmasını sağlayacak ve anneye birçok konuda destek veren proje hakkında “Öğrencilerimiz her gebe bir ebe projesini yereldeki bir alt basamağı olan bu projeyle oradaki ebelik öğrencileri işin ciddiyetini bilerek, teorik anlamda gördüğü şeyi pratikte de uygulayarak yetişecekler ve günün sonunda yine bizlere hizmet edecekler ve daha kaliteli bir hizmet sunacaklar.” diye konuştu. BÜYÜKŞEHİR'İN SAĞLIK VİZYONUNA YENİ HALKA Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, bugüne kadar yaşlı bakımından engelli hizmetlerine, evde sağlık hizmetlerinden koruyucu sağlık çalışmalarına, İnayet Topçuoğlu Hastanesi'nden sağlık merkezlerine kadar birçok yatırımı hayata geçirirken, "Her Gebeye Bir Ebe" Projesi ile anne ve çocuk sağlığı alanında da örnek bir uygulamayı kente kazandırıyor. Proje kapsamında Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı kamu hastaneleri, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki İnayet Topçuoğlu Hastanesi ile Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Gebe Okulları koordineli şekilde hizmet verecek. Gaziantep genelindeki anne adayları, gebelik sürecinin ilk döneminden itibaren uzman ebeler tarafından takip edilecek. Böylece gebelerin sağlık süreçleri planlı, düzenli ve bire bir takip sistemiyle yürütülecek. HER GEBEYE BİRE BİR EBE DESTEĞİ VERİLECEK Proje kapsamında her gebeye bir ebe atanacak. Anne adayları için sekiz haftalık eğitim programları düzenlenecek, gebelik süreci dijital sağlık sistemleri üzerinden takip edilecek, doğuma hazırlık eğitimleri verilecek, emzirme danışmanlığı sunulacak ve doğum sonrasındaki süreçte de rehberlik hizmetleri devam edecek. Normal doğumun teşvik edilmesini amaçlayan proje ile birlikte ebe süreklilik bakım modeli uygulanacak. Böylece gebeler aynı ebe tarafından düzenli olarak takip edilerek güven ilişkisi kurulacak. Ayrıca dijital sağlık teknolojileri sayesinde gebelik süreci kayıt altına alınacak, riskli gebelikler erken dönemde tespit edilerek gerekli sağlık müdahaleleri zamanında gerçekleştirilecek. ÖĞRENCİLER HEM DENEYİM KAZANACAK HEM İSTİHDAMA KATILACAK "Her Gebeye Bir Ebe" Projesi'nin önemli ayaklarından birini de üniversite öğrencileri oluşturuyor. İşgücü Uyum Programı (İUP) kapsamında Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü 3'üncü sınıf öğrencileri sahada aktif görev alacak. Böylece öğrenciler teorik eğitimlerini uygulamayla pekiştirme fırsatı bulurken aynı zamanda meslek hayatına hazırlanacak, sigortalı çalışma imkânı elde edecek ve istihdama önemli bir adım atmış olacak. Bu yönüyle proje, sağlık hizmetlerinin niteliğini artırırken genç istihdamına da doğrudan katkı sağlayacak. İstihdamı destekleyen, üniversite-kamu iş birliğini güçlendiren ve sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran proje, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin "önleyici sağlık, güçlü aile ve sağlıklı nesiller" vizyonunun yeni ve önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.