Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Sanat

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Sanat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Sanat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İlham Veren Kadınlar “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” İçin Buluştu Haber

İlham Veren Kadınlar “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” İçin Buluştu

Türkiye İş Bankası tarafından düzenlenen “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” paneli, farklı alanlarda önemli başarılar elde etmiş kadınların deneyimlerini aktarmalarına, bireysel gelişim ile toplumsal dönüşüm arasındaki ilişkinin farklı bir boyutta ele alınmasına vesile olmak amacıyla dört yıldır düzenleniyor. Bu yılki etkinliğin Beslenme uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu, The Godwild Kurucu Ortağı Dilara Koçak’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Dönüşüm: Topraktan Geleceğe” başlıklı ilk oturumunda sürdürülebilir yaşama yaptıkları katkılarla dikkat çeken konuşmacılar yer aldı. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur ABD’deki akademik kariyerini bırakarak annesinin kuraklıkla mücadele eden köyünde başlattığı susuz tarım dönüşümünü anlatırken; Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın sürdürülebilir yaşama geçiş için küçük adımların önemine değindi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise gıda israfının önlenmesine yönelik çalışmaları hakkında bilgi verdi. Gazeteci Gülay Afşar moderatörlüğündeki “Kendi Hikâyesini Yazanlar” oturumunda Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler kadın şef olarak bazı zorluklar yaşamış olsa da emek ve istikrarın iyi bir yere gelmek için büyük önem taşıdığını anlattı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney kadınların teknolojide ve yaşamın her alanında daha etkin roller üstlenmesinin önemine dikkat çekti. Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de kadınlara yönelik bir alanda başladığı girişim yolculuğunda karşılaştığı önyargılara değindi. SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Sınırların Ötesinde” oturumunda Ödüllü Oyuncu Fadik Sevin Atasoy Türkiye’nin ilk kadın samurayı olma sürecinde yaşadığı değişim ve dönüşümleri anlatırken; Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli başarılarındansa yenilgilerinin kendisi için daha öğretici olduğunu söyledi. Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse de dijital sanat alanında Japonya’ya uzanan başarılı kariyer yolculuğunu aktardı. Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda ise Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula beyaz yakalı kadınlar arasında yaptıkları araştırmanın Türkiye’de kadınlar için bir potansiyel sorununa değil bir sistem sorununa işaret ettiğini belirtti. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem kız çocuklarının doğru rol modellerle yönlendirilmesinin önemine işaret etti. PANEL KONUŞMALARI Dönüşüm: Topraktan Geleceğe Panelin “Dönüşüm: Topraktan Geleceğe” oturumu Beslenme Uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu ve The Good Wild Kurucu Ortağı Dilara Koçak moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Toprağın, suyun, havanın hasta olduğu bir ortamda insanların iyi olmasının mümkün olmadığını söyleyen Koçak, “Karnımızı doyuramadığımız, gıdaya erişemediğimiz bir ortamda barış, istihdam, eşitlik, eğitim de olmaz. Hem kendimizi hem geleceği iyi beslemek konusunda dönüşüm yaratmış kadınların hikayeleri bu açıdan çok ilham verici” diye konuştu. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur, ABD’de akademik kariyerini sürdürürken dedesinin vefatının ardından annesinin doğduğu köye döndüğünde, köyün adeta savaşa maruz kalmış gibi bir yıkıntıya uğradığını gördüğünü belirterek, şöyle konuştu: “Burada birileri bir şeyler yapmalı, biz yapmazsak kim yapar diye düşündüm. Kullanılabilir suyun yüzde 80’inin tarımda kullanıldığını, bu suyun neredeyse yarısının da israf edildiğini öğrenince su kullanmadan üretim yapabilir miyiz diye yola çıktık. Önce kuraklık canavarıyla savaşmaya çalıştım ama fark ettim ki kuraklıkla savaşamam. Doğayla barışırsam savaşmama da gerek kalmayacak. Akademik araştırmalarımı Anadolu kadınlarının kadim bilgisiyle birleştirince dönüşüm başladı. Bugün köyde Toprağın Melekleri kolektifiyle 42 çeşit tıbbi aromatik bitki, 6-7 çeşit baharat ve çay üretimini zehirsiz ve sulama olmadan yapıyoruz. Bugün gençlerin susuz tarıma ilgi duyduğunu görmek; köyde tekrar istihdam yaratmak, gençlerin, çocukların cıvıltılarını duymak çok güzel.” Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın, sadeleşme yolculuğunda öncelikle kişinin kendisinden ve evinden başlaması gerektiğini belirterek, “Sürdürülebilirlik sadece bireyle ilgili bir süreç değil ama devletler ve kurumların yanında bireylerin de yapabilecekleri var. Akıllara bir fikir düşürmek ve yüzde 5-10 değişim bile değerli. Eşyaları azaltınca evlerimizdeki alan artıyor. Evi derleyip toplamak, hayatla ilgili işleri yönetmek pratiklik gerektiriyor, eşyaları azaltmak bu pratikliği getiriyor ve zaman kazandırıyor. Gereksiz alışverişlerin daha fazla farkına vardığınızda eşya değil deneyimi önceliklendiriyorsunuz böylece para kazanıyorsunuz. O yüzden sadeleşmek aslında zenginleştiriyor” dedi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise, gıda kaybına dikkat çektiği konuşmasında “100 birim üretim yapıyorsak 25’ini yiyoruz, geri kalanı israf oluyor. Ancak burada değişim kesinlikle mümkün. Bunun için doğru satın alma ve saklama, bozulan ürünleri anlama, bozulduysa dönüştürme ve değerlendirme yollarını da içeren 9 adımdan oluşan bir rehber oluşturduk” dedi. Kurtuluşun topraktan olduğuna inandığını söyleyen Birgül, “Youtube kanalımızın adı Yemek Okuluydu; hedefim onu yavaş yavaş Tarım Okuluna çevirmek, toprağa dönmek ve bu yolculuğu daha iyi anlayarak matematikselleştirip, başkalarına da anlatabilmek” diye konuştu. Kendi Hikayesini Yazanlar Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler, yeme-içme sektörüne yönetici olarak başladığını ve hayatın evrilmesiyle restoranda şef olduğunu anlatarak, şunları söyledi: “Aslında yemek yapmakla ilgili bir eğitim almadım. Öğrendiklerim annemin evde öğrettiklerinden ibaretti. Bir nevi okyanusta çırpınarak yüzmeyi öğrendim. İlk zamanlar elbette kadın şefe pek alışkın olunmadığı için meraklı gözleri, ataerkil yaklaşımı hissettim. Halbuki mutfakta cinsiyetin değil emeğin ve istikrarın yarışması gerekiyor.” Kadınların görünür olmasının, tabuları yıkmalarının kendi ellerinde olduğunu ifade eden Özler, kadınların hayallerini gerçekleştirdiği süreçte emek ve istikrarın yanı sıra hiç vazgeçmemenin çok büyük önem taşıdığını, ancak bu yaklaşımla kadınların toplumda iyi bir yerlere gelebileceğini vurguladı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney de bir insanın en büyük gücünün anlık değişim, dönüşümle uyum sağlayabilmesi olduğuna dikkat çekerek, “Ben 12 yıl kadar turizm alanında çalıştıktan sonra bir GSM şirketinde çalışmaya başladım. Sürekli öğrenip gelişmek, hiçbir riskten ve sorundan korkmamak sayesinde bambaşka bir sektöre geçiş yapabildim” dedi. Öney, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz artık bir teknoloji servisi ya da ürün çağının içinde değil yepyeni bir sistemin içindeyiz. Bunu öğrenmek yetmeyecek, içini dizayn etmemiz gerekecek. Kadınlar da sadece teknolojik değil toplumsal, psikolojik, felsefi bütün unsurların bir araya toplandığı etik dizaynın yaratıcıları olmalı. ‘Ben bunu öğreneyim’ yaklaşımı yerine tavır değiştirip, “yardım etmeyelim, biz kadınlar olarak kolları sıvayalım, bu konuyu gerçek bir konu olarak üstlenelim” demeliyiz. Binlerce yapay zekâ aracına verdiğimiz bilgiler yarın insanlar açısından etik sorunlar yaratabilir. O yüzden sadece öğrenmekle kalmayalım yapay zeka dünyasında etik kısmın dizaynında da çalışalım.” Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de özellikle bir erkek olarak kadınlara yönelik bir alanda girişim yolculuğuna başladığında etrafında birçok kişinin bu durumu anlamlandıramadığını, garipsediğini söyledi. İyi bir ekiple ürünü ortaya çıkarıp hangi noktalarda farklı oldukları bilinir hale geldikçe olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Akpek, “Şirketimizde çalışanların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Zaten cinsiyetten bağımsız bir iş ortamı söz konusu olduğunda, insana ‘kadın’ veya ‘erkek’ değil de ‘insan’ olarak yaklaştığınızda sorunlar da azalıyor” diye konuştu. Sınırların Ötesinde “Sınırların Ötesinde” oturumunun moderatörlüğünü üstlenen SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin, “Sınırları aşmak derken hem uluslararası düzeyde başarılara imza atmak hem de kadınların önüne konulan sınırların ötesine geçmekten bahsediyoruz. Sınır dediğimiz şey bazen kendi içimizde başlıyor ama bunları aşmak da kadınların süper güçlerinden biri. Bunu çoğu zaman normalleştiriyor olsak da günlük hayattan kariyere kadar bu süper güç hepimizin omuzlarında” dedi. Ödüllü Oyuncu ve Türkiye’nin ilk kadın samurayı Fadik Sevin Atasoy, kendisini bir arketip olarak tanımladığı konuşmasında, “Ben farklı coğrafya ve zaman dilimlerinde birbirlerinden habersiz olmasına rağmen aynı onurlu duruşu paylaşan kadınların bir arketipiyim. Tarihin bir döneminde feodal bir coğrafyada savaşa giden kadınlar varken, başka bir zamanda Anadolu’da sırtında bebeğiyle cephane taşıyan kadınlar vardı. Bu kadınlar ortak bir duruş sergilediler” dedi. İçindeki bu arketiple tanışmasının vücudunda yayılmaya hazır bir tümör bulunduğunu haber almasının ardından gerçekleştiğini söyleyen Atasoy, samuray eğitimi ve sonrasındaki dönüşümünü şöyle anlattı: “16 onurlu duruşu olan kadın ile eğitim alırken 4,5 yıllık kanser mücadelemi kimseyle paylaşmamıştım. Son gün zihnim ve bedenim arasında bir mücadele başladı. Sınırları aşmak uğruna kendi sınırlarımı ihlal mi edecektim? Gerçeğimi reddetmedim, daha fazla devam edemeyeceğimi söyleyip bir ağaç gölgesinin altına oturdum. Ne kadar kırılgan, zaafları olan, yardıma muhtaç biri olduğumu o ağacın altında anladım. Gerçek gücüm kırılganlığımda, onu reddetmekte değil kabullenmekte saklıydı.” Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli ise, acının insanın hayatındaki yol gösterici rolüne işaret eden konuşmasında, “Doktora omuzum ağrıyor dediğimde, ‘Sınırını bilmemişsin, çok zorlamışsın’ demişti. Sonrasında yine çok zorladım. Üç ameliyat geçirdim. Şimdi sınırımı biliyorum. Bence hem psikolojik hem fiziksel anlamda acı hepimiz için bir yol arkadaşı. Nerede durmamız nerede harekete geçmemiz gerektiğini söylüyor” diye konuştu. Öte yandan acısız başarının da mümkün olmadığını; en büyük madalyalarını en kötü yenilgilerine borçlu olduğunu söyleyen Sürmeneli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ringe çıkıyorsun ve tek başınasın. Gününde olmayabilirsin, yenilebilirsin. Sonuçta hepimiz insanız, duygularımız var ama anda kalmak önemli. Kazandıklarımın değil kaybettiklerimin bana çok şey öğrettiğini düşünüyorum. Tokyo’da olimpiyat şampiyonu oldum. O zaman bu yolun güzelliğini anlayamamıştım. 2024 Paris Olimpiyatları’nda yenildim. Soyunma odasına gittim, ağladım, dışarıda ekibim bekliyordu. 17 senelik hocama sarıldım ve ‘Şu an ağlıyorum ama bu yenilgiden çok şey kazandığımı biliyorum’ dedim. 4 ay sonra da dünya şampiyonu oldum. Önemli olan düşmek değil tekrar tekrar kalkmayı bilebilmektir.” Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse, sanat dünyasını “sanatçı arkadaşlarıyla yarışmadığı, sadece herkesin farklı olduğu bir ortam” şeklinde gördüğünü belirterek, “Bizim kariyerimizde bir sergiyle kendinizden vazgeçersiniz, diğer serginizde yeniden inşa edersiniz. Yakın zamanda bir sergi yaptım. Orada bir Ecem’i bitirdim, bir Ecem’i gösterdim, bir sonrakinde yeniden bir Ecem kuracağım. Ben, daha iyi bir dünya olabileceğine inanıyorum. Teknolojinin yanında ve karşısında insanın nereye gideceğini düşündüğüm genel bir bakışla eserlerimi üretiyorum. Daha iyi bir insan topluluğu için daha iyi bir dünya kurulabilir gibi bir niyetle kendi sanatımı yapıyorum” diye konuştu. Son kişisel sergisini Japonya’da gerçekleştirdiğini ve burada teknoloji ile samimiyet arasındaki ilişkiyi sorguladığını aktaran Köse, Samimiyeti Japonya’da aradığım bir sergi yaptım. Kültürlerinde bunu saklamak var. O yüzden termal kameralarla çektiğim günlük hayat fotoğraflarını sergiledim. En sonunda bilgisayarımı da çekmeye başladım çünkü o da ısınıyordu. Böylece insan ve teknoloji arasında birbirine dönen, birbirini sorgulayan bir sergi oldu” dedi. Kız çocukları için doğru rol modellerin önemi Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula da Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, beyaz yakalı kadınlar arasında bir araştırma yaptıklarını belirterek, araştırmaya ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Araştırmaya katılan beyaz yakalı kadınların %73’ü ‘cinsiyet eşitliği yok’, %75’i ‘şirketimin sistemi erkeklere göre kurulmuş’, %72’si ‘hayatımın en az bir mülakatında cinsiyetçi sorularla karşı karşıya kaldım’, %40’ı çocuk sahibi olmam kariyerimi ciddi şekilde etkiledi’ dedi. İstifa edenlerin %25’i ‘erkek sisteminden dolayı istifa ettiğim için ‘istifa ettim’ gibi değil ‘istifa ettirildim’ gibi hissettim’ düşüncesinde. Ayrıca yükselen kadınların önemli bir kısmında sistemin cam tavanlarını yıkmak için erkek mentöre destek duyulmuş.” Abdula, bu sonuçlara bile bakıldığında Türkiye’de çok net bir şekilde kız çocukları ve kadınlarla ilgili bir potansiyel sorunu değil sistem sorunu olduğunun görüldüğünü, bu konuda daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Türkiye’deki doğurganlık oranlarıyla ekonominin erkek işgücü üzerine oturtulamayacağını, sitemin sürdürülebilirliği için çok hızlı bir şekilde kadın istihdamının %50’lere çıkarılması gerektiğini ifade eden Abdula, şirketlerden önce evlerde özellikle iş yükü, çocuk bakımı gibi konularda sosyolojik bir dönüşümün şart olduğunu söyledi. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem de kız erkek fark etmeksizin her çocuğun hayal kurma potansiyeliyle doğduğunu, ancak bu potansiyelin sürdürülebilirliğinin büyük ölçüde çevre etkenlerine bağlı olduğunu söyleyerek şöyle konuştu: “Süreç içerisinde kız çocukları okula başladığında bir yerde sistematik olarak başarı/başarısızlıklar, doğru/yanlışlar derken yavaş yavaş geriye çekilme oluyor. Doğal öğrenme sürecinde aslında ‘yapabilirim’ diye başlıyor, ‘ama’larla kitleniyor, öz yeterlilik dediğimiz duygu yavaş yavaş yok oluyor. Bu nedenle doğru rol modellerin mutlaka kız çocuklarını yönlendirmesi çok önemli. Sıkıştığında kendini güvenli alanlara kaydırıyor, kendi sınırlarını koyuyor. Böylelikle ‘ben ancak bu kadarını yapabilirim’ gibi yaklaşımla toplumsal algı kodlamaları oluyor. Sistem eşit bir güven zemini oluşturmuyorsa bireysel cesaret yavaş yavaş yorgunlaşıyor, kırılıyor.” Hiçbir zaman umutsuz olmadıklarını dile getiren Erdem, “Özellikle eşit koşullar, destek mekanizmaları sağlandığında kadınların yapamayacağı hiçbir şey olmadığına inanıyoruz. Yeter ki eşitlik politikalarını içselleştirelim. Sorunumuz kültürel kodlamalarda ve bunlar için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emirates, Bu Kış Dubai’ye Seyahat Edenlere İki Unutulmaz Deneyim Hediye Ediyor Haber

Emirates, Bu Kış Dubai’ye Seyahat Edenlere İki Unutulmaz Deneyim Hediye Ediyor

Emirates, bu kış Dubai’ye seyahat edecek yolcularına dünya standartlarında misafirperverliği benzersiz deneyimlerle birleştiren özel bir kampanya sunuyor. 21 Aralık 2025’e kadar Dubai’ye gidiş-dönüş bilet satın alan yolcular, iki popüler tur ve aktiviteye ücretsiz katılma fırsatı elde edecekler. Bu kampanya kapsamında yolcular, Dubai Marina’da 90 dakikalık gün batımında akşam yemekli tekne turuyla şehrin eşsiz manzarasını izleyebilecekler ve Arte Museum Dubai’de yenilikçi bir dijital sanat deneyimi yaşayacaklar. Bu kampanya, 8–21 Aralık 2025 tarihleri arasında yapılan rezervasyonlarda geçerli olup 7 Ocak – 18 Mart 2026 tarihleri arasındaki seyahatleri kapsıyor. Xclusive Yachts Gün Batımı Turu Xclusive Yachts’ın 38 metre cam tasarımlı lüks teknesine adım atan misafirler Dubai Marina’nın gün batımına karşı muhteşem manzarasının tadını çıkarırken, uluslararası mutfaklardan açık büfe yemek ve canlı müzik eşliğinde unutulmaz bir akşam yaşayacak. Arte Museum Dubai Arte Museum Dubai, dijital sanat ile duyusal hikâye anlatımını bir araya getiriyor. Etkileyici görsel enstalasyonlar, özgün ses tasarımları ve özel kokularla tamamlanarak, ziyaretçilerine tamamen çok duyulu bir sanat deneyimi yaşatıyor. Emirates ile Seyahatinizde Daha Fazlasını Elde Edin Bu özel kış kampanyasına ek olarak Emirates, yolcularına Dubai’de geçirdikleri zamanı daha değerli kılmak için de bir dizi avantaj sunuyor: My Emirates Pass – Kış aylarında Dubai; açık hava festivallerinden sezonun en büyük indirimlerine kadar pek çok sürpriz sunuyor. My Emirates Pass ile yolcular şehir genelinde 700’den fazla özel fırsata erişebiliyor. Skywards – Emirates’in ödüllü sadakat programı Skywards üyeleri; oteller, havayolları, araç kiralama, yaşam tarzı ve bankacılık gibi dünya çapındaki iş ortaklarından Mil kazanabiliyor. Kazanılan Miller; ödül biletleri, kabin yükseltmeleri ve konser ya da spor etkinliği biletleri için kullanılabiliyor. Yolcular Dubai’de; Dubai Duty Free, Skywards Everyday uygulaması, Dubai Mall, Arabian Adventures, Emirates Holidays ve diğer program ortaklarından Mil kazanabiliyor. Skywards üyeleri ayrıca uçuş boyunca ücretsiz Wi-Fi hizmetinden yararlanabiliyor.

Akbank, Öğrencileri Refik Anadol’un   Yapay Zekâ Eseri İle Buluşturmaya Devam Ediyor Haber

Akbank, Öğrencileri Refik Anadol’un Yapay Zekâ Eseri İle Buluşturmaya Devam Ediyor

Akbank, Refik Anadol’un bankaya özel olarak tasarladığı Türkiye’nin ilk kalıcı yapay zekâ eserini gençlerle buluşturduğu rehberli turlara yıl boyunca devam ediyor. Lise ve üniversite öğrencilerine yönelik olarak düzenlenen turlar, gençlere sanat ve teknolojiyi buluşturan ilham verici bir deneyim yaşatıyor. Yılbaşından bu yana yüzlerce öğrenciye ulaşan program kapsamında öğrenciler, rehber eşliğinde Akbank Genel Müdürlük binasında yer alan Refik Anadol’un yapay zekâ eserini inceliyor. Turun ardından gençler, Akbank LAB iş birliğiyle düzenlenen Yapay Zekâ ile Sanat Deneyimi Atölyesi’ne katılıyor. Bu atölyede öğrenciler, yapay zekâyı bir ifade aracı olarak kullanarak kendi sanat çalışmalarını üretiyor ve teknolojiyi yaratıcı biçimde deneyimleme imkânı buluyor. Böylece gençlerin hem dijital sanat farkındalığı hem de üretken yapay zekâ okuryazarlığı güçleniyor. 2025 yılı boyunca sürecek turlar ile, yıl sonuna kadar toplam 520 öğrencinin Akbank ev sahipliğinde bu deneyime katılması hedefleniyor. Refik Anadol’dan İstanbul’a, Akbank’a ve doğaya adanmış bir eser Refik Anadol’un 60 milyondan fazla piksel ve 220 metrekarelik alanı dolduran eseri, sanatçının dünyadaki en büyük 3 eserinden biri olma özelliği taşıyor. Ziyaretçileri sanat, teknoloji ve doğa arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye davet eden eser, Akbank’ın tarihsel yolculuğunu, sürdürülebilirlik vizyonunu ve yoğun dijital işlem trafiğini estetik bir dille yorumluyor. Akbank arşivlerinin görselleştirilmesinden İstanbul’un doğal ritimlerine ve dünyanın farklı mercan ekosistemlerine kadar uzanan geniş bir veri setini içeren eser, yalnızca teknolojik altyapısıyla değil, aynı zamanda sanat, bilim ve doğa arasındaki dinamik ilişkiyi sorgulatan derin anlamıyla da dikkat çekiyor. Eser dört bölümden oluşuyor: Akbank Arşivleri: Bankanın tarihsel gelişimi, ticaret ağlarını simgeleyen hatlar ve düğümler aracılığıyla dijital bir tuvalde canlandırılıyor.Akbank Hatıraları: Kurumsal anılar, fotografik kolajlarla birleşerek kolektif hafızayı estetik bir deneyime dönüştürüyor.İstanbul’un Rüzgarları: Şehrin rüzgar verilerini sanatsal bir akışkanlıkla yorumlayan bölüm, İstanbul’un doğal ve kentsel manzaralarını gözler önüne seriyor.Mercan Rüyaları: Mercan resiflerinden oluşan veri setiyle, iklim değişikliği farkındalığını artırmayı hedefleyen bir yapay gerçeklik simülasyonu oluşturuluyor.

Mercedes-Benz Yeni CLA Büyüleyici Bir Lansmanla Görücüye Çıktı Haber

Mercedes-Benz Yeni CLA Büyüleyici Bir Lansmanla Görücüye Çıktı

Mercedes-Benz, şimdiye kadarki en akıllı otomobili olarak konumlanan tamamen yeni CLA’yı İstanbul’da büyüleyici bir lansman gecesiyle tanıttı. 23 Ekim 2025 tarihinde Mandarin Oriental Bosphorus’ta gerçekleşen etkinlik; otomotiv, moda, sanat ve medya dünyasından seçkin isimleri bir araya getirdi. Gecenin sunuculuğunu Ebru Akel üstlenirken, Şükrü Özyıldız, Mert Yazıcıoğlu, İbrahim Çelikkol, Melis İşiten, Bünyamin Aydın, Ulaş Durmaz, Nesrin Cavadzade, Burak Berkay Akgül, Aslıhan Malbora, Burak Deniz, Yiğit Kirazcı, İpek Filiz Yazıcı, Ezgi Eyüboğlu, Bora Cengiz, Serkan Altunorak, Ulvi Kahyaoğlu, Berk Keklik, Reynmen, Orkun Işıtmak, Berkcan Güven, Nihat Odabaşı, Emre Yusufi, Tamer Yılmaz, Özge Törer, Buse Terim, Bilge Öztürk, Rüya Büyüktetik, Kaan Mirac Sezen, Koray Erkaya gibi isimlerin katılım gösterdiği davet, Boğaz’ın etkileyici atmosferinde düzenlenen drone ve dans şovları, müzik grubunun canlı performansı ve DJ setiyle unutulmaz bir deneyime dönüştü. Etkinlikte, Mercedes-Benz x Les Benjamins özel kapsül koleksiyonu ilk kez davetlilerle buluşurken, Ouchhh Studio tarafından tasarlanan yapay zeka destekli dijital sanat enstalasyonları gecede davetlileri adeta büyüledi. Moda ve sanat dünyasındaki bu özel iş birlikleriyle Mercedes-Benz, mühendisliği; teknoloji, yaratıcılık ve kültürle buluşturarak markanın vizyonunu ilham veren bir deneyimle sergiledi. Yeni CLA, dijital dönüşümün öncüsü Gecede konuşma yapan Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı Şükrü Bekdikhan, markanın geleceğe yönelik vizyonunu şu sözlerle paylaştı: “Tamamen yeni CLA, Mercedes-Benz için yalnızca yeni bir model değil, dijitalleşme ve elektrifikasyon yolculuğumuzun da simgesi. Bugün burada, geleceğin teknolojisini tasarım ve duyguyla bir araya getiren yeni bir dönemi başlatıyoruz. CLA, markamızın genç, dinamik ve yenilikçi ruhunu en güçlü şekilde yansıtırken; aynı zamanda Mercedes-Benz’in yaratıcılıkla teknolojiyi buluşturma vizyonunu da gözler önüne seriyor.” Akıllı, sezgisel ve tamamen elektrikli Yeni CLA; ışıltılı ızgara panelinde 142 LED yıldız, MBUX Superscreen ve MB.OS işletim sistemiyle tamamen dijital ve kişiselleştirilebilir bir sürüş deneyimi sunuyor. CLA 350 4MATIC Edition 1 AMG paketiyle Türkiye’de satışa sunulan model; 715 km’ye varan menzil, 10 dakikada 300 kilometreden fazla menzil, 354 bg gücü ve 0–100 km/s 4,9 sn değerleriyle dikkat çekiyor. Mercedes-Benz’in “Geleceğin Estetiği” yaklaşımını yansıtan yeni CLA, tasarım, teknoloji ve verimlilikte sınıfının ötesine geçiyor. Mercedes-Benz x Les Benjamins kapsül koleksiyonu: Köklerden geleceğe uzanan bir hikaye İstanbul merkezli lüks sokak giyim markası Les Benjamins, tamamen yeni Mercedes-Benz CLA için hazırladığı Mercedes-Benz x Les Benjamins kapsül koleksiyonunu ilk kez davetlilerle buluşturdu. Koleksiyon, markanın kurucusu ve kreatif direktörü Bünyamin Aydın’ın göçmen köklerinden ve ailesinin Almanya’da başlayan hikayesinden ilham alıyor. Aydın, “Ailemiz için bir Mercedes’e sahip olmak, alın terinin sembolüydü. Şimdi o hayal, tasarımın diliyle gerçeğe dönüştü.” sözleriyle bu birlikteliğin kişisel anlamını vurguluyor. Koleksiyonun teması “Köklerinle bütünleş” olarak tanımlanıyor. Yeni CLA’nın aerodinamik hatları, ikonik sportif ızgarası ve kırmızı pantone’sinden ilham alan parçalar; Les Benjamins’in imza Carpet Monogram dokularıyla birleşiyor. Siyah, beyaz ve kırmızıdan oluşan renk paleti; hızı, tutkuyu ve mirasın gücünü temsil ediyor. Koleksiyonun satışına 24 Ekim itibarıyla başlanacak ve sınırlı sayıda ürün Les Benjamins mağazalarında ve çevrimiçi olarak satışa sunulacak. Bu iş birliği, Mercedes-Benz’in ilk kez bir Türk moda markasıyla ortak bir koleksiyon üretmesiyle, markanın moda ve tasarım alanındaki vizyoner duruşunu güçlendiriyor. Mercedes-Benz x Ouchhh: Yapay zeka destekli sanat deneyimi Etkinlikte, Ouchhh Studio tarafından geliştirilen yapay zeka ve nörobilim temelli özel bir dijital sanat deneyimi yer aldı. Veri bilimi, mimari ve sanatı bir araya getiren Ouchhh, bu proje için tamamen yeni CLA’nın teknolojik kimliğinden ilham aldı ve markaya özgü bir hikaye oluşturdu. Etkinlik alanına girer girmez CLA’nın dataları kullanılarak oluşturulmuş immersive tünel’den geçen davetliler, Ouchhh imzalı bir dünyaya adım attılar. Açık alandaki deneyimin merkezinde ise, yeni CLA’nın sergilendiği özel dijital sergileme enstalasyonu yer aldı. Seçilen konuklardan biri, EEG (elektroensefalografi) başlığı ile otomobille kurduğu bağ anındaki duygusal tepkilerini gerçek zamanlı olarak sanat eserine dönüştürdü. Bu beyin dalgası verilerine ek olarak, Ouchhh Studio eserde yeni CLA’nın tasarım ve mühendislik verilerini de kullandı. Bu veriler yapay zeka algoritmaları tarafından anlık olarak veri boyamasına dönüşüyor. Mercedes-Benz’in mühendisliğin ötesine geçerek insan ve teknoloji arasındaki duygusal bağı güçlendiren vizyonunu yansıtan bu çalışma, gecenin en dikkat çeken bölümlerinden biri oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.