Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Teknolojiler

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Teknolojiler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Teknolojiler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Geleceğin Tarımı Manisa’da Şekilleniyor Haber

Geleceğin Tarımı Manisa’da Şekilleniyor

Avrupa Birliği Ufuk Avrupa Programı kapsamında destek almaya hak kazanan projenin hibe sözleşmesi imzalandı. Manisa’daki pilot uygulamada, Sarıgöl’de arıtılmış atık suyun tarımsal sulamada yeniden kullanımı üzerine çalışılacak. Finlandiya’daki Centria Uygulamalı Bilimler Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen proje, 8 farklı ülkeden 36 uluslararası ortağı bir araya getiriyor. Avrupa Birliği, tarafından toplam 8,76 milyon avro hibe desteği sağlanan projeyle yapay zekâ, sensör teknolojileri ve uç bilişim uygulamalarından yararlanılarak tarımsal üretimde su verimliliğini artıracak çözümler geliştirilecek ve sahada test edilecek. Sarıgöl’de Arıtılmış Atık Su Tarıma Kazandırılacak Projenin Manisa ayağındaki uygulamaları Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü işbirliğiyle yürütülecek. Sarıgöl Atıksu Tesisi’nde gerçekleştirilecek pilot uygulamada, arıtılmış atık suyun tarımsal sulamada güvenli ve verimli bir şekilde yeniden değerlendirilmesi sağlanacak. Böylece küresel iklim değişikliğiyle birlikte artan kuraklık riskine karşı alternatif bir su kaynağı oluşturulması ve mevcut su kaynakları üzerindeki baskının azaltılması hedefleniyor. Projenin uluslararası koordinasyonu ve kurumlar arası iletişimi Manisa Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı tarafından, teknik ve saha uygulamaları ise MASKİ Genel Müdürlüğü eliyle yürütülecek. Proje Ortakları Finlandiya’da Bir Araya Geldi AFarEdge Projesi’nin açılış toplantısı, 8–10 Eylül 2026 tarihlerinde Finlandiya’da gerçekleştirildi. Toplantıda Manisa Büyükşehir Belediyesi ve MASKİ Genel Müdürlüğü’nü, MASKİ Atıksu Arıtma Dairesi Başkan Vekili Onur Artan temsil etti. Sekiz Ülkeden 36 Ortak 8 farklı ülkeden (Finlandiya, Portekiz, Avusturya, İspanya, Hollanda, İsviçre, Fransa ve Türkiye) 36 ortağın yer aldığı projeye Türkiye’den Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Ege Üniversitesi, Ergünler (ERARGE) ve Bitnet katılım sağlıyor. Eylül 2026’da başlayan ve 36 ay boyunca sürecek proje kapsamında geliştirilen dijital teknolojiler ve Manisa Sarıgöl’deki pilot uygulamanın saha deneyimleri sağlanmış olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

T3 Vakfı’nın Bilim Merkezi Ağı Özbekistan’a Uzandı Haber

T3 Vakfı’nın Bilim Merkezi Ağı Özbekistan’a Uzandı

Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı), Özbekistan Cumhuriyeti Gençlik İşleri Ajansı ve Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığına bağlı Beş Teşebbüs Proje Ofisi iş birliğiyle hayata geçirilen Bilim Taşkent, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te kapılarını açtı. Taşkent’in Olmazor bölgesindeki Gençlik Merkezinde gerçekleştirilen açılış programına T.C. Taşkent Büyükelçisi Ufuk Ulutaş, Özbekistan Cumhuriyeti Gençlik İşleri Ajansı Direktörü Sa’dullayev Alisher Zafarovich, Özbekistan Cumhuriyeti Beş Teşebbüs Proje Ofisi Direktörü Nazirov Abdulaziz Abdurasulovich ve T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Elvan Kuzucu Hıdır katıldı. Bilim ve teknolojiyi toplumun her kesimi için erişilebilir kılmayı, çocukların erken yaşlardan itibaren bilimsel düşünme becerilerini geliştirmeyi ve gençlerin teknoloji üretme potansiyelini desteklemeyi amaçlayan Bilim Taşkent, Türkiye ile Özbekistan arasındaki güçlü kardeşlik bağlarına bilim ve teknoloji alanında yeni bir boyut kazandırdı. Taşkent’te Geleceğin Bilim İnsanları Yetişecek Bilim Türkiye’nin uluslararası bilim merkezlerinden biri olarak faaliyet gösterecek Bilim Taşkent, çocuklara ve gençlere teorik bilgilerini uygulamaya dönüştürebilecekleri, keşfederek öğrenebilecekleri ve kendi projelerini geliştirebilecekleri kapsamlı bir eğitim ortamı sunacak. Özbekistan Cumhuriyeti Gençlik İşleri Ajansının Taşkent Şehir Müdürlüğüne ait Gençlik Merkezi binasında hizmet verecek merkezde; Matematik, Astronomi, Uzay ve Havacılık, Doğa Bilimleri, Yapay Zeka ve Akıllı Sistemler ile Dijital Teknolojiler Atölyeleri yer alıyor. Ayrıca DENEYAP Sınıfı/Teknoloji Atölyesi ve Üretim Atölyesi de gençlerin teknoloji geliştirme ve üretim süreçlerine doğrudan katılmalarına imkan sağlayacak. Bunların yanı sıra Tasarım ve Yazılım Atölyesi, Elektronik ve Mekanik Atölyesi ile Montaj ve Entegrasyon Atölyesi olmak üzere üç farklı alanda öğrenciler; dijital tasarım, yazılım geliştirme, elektronik devreler, mekanik üretim, prototipleme, montaj ve test süreçlerinde projeler geliştirerek fikirlerini somut ürünlere dönüştürme fırsatı bulacak. Bilim Taşkent’te gerçekleştirilecek uygulamalı eğitimler sayesinde çocukların ve gençlerin yalnızca bilimsel bilgi edinmeleri değil; aynı zamanda sorgulayan, araştıran, problem çözen, takım çalışmasına yatkın ve yenilikçi çözümler üretebilen bireyler olarak yetişmeleri hedefleniyor. Lise seviyesine yönelik atölyelerde ise öğrencilerin bilim ve teknoloji alanlarında edindikleri teorik bilgileri uygulamaya dönüştürmeleri ve ileri düzey beceriler kazanmaları amaçlanıyor. Deney, gözlem, araştırma ve proje tabanlı etkinliklerle öğrencilerin bilimsel düşünme, analitik problem çözme, eleştirel düşünme ve yenilikçi fikirler geliştirme becerileri güçlendirilirken farklı disiplinleri bir araya getirerek bilim ve teknolojiyi günlük yaşamla ilişkilendirmeleri destekleniyor. Açılışta konuşan Dr. Elvan Kuzucu Hıdır, “T3 Vakfı olarak bizler, her çocuğun içinde keşfedilmeyi bekleyen büyük bir potansiyel olduğuna inanıyoruz. Bugün Bilim Toshkent ile bu vizyonumuzu kardeş ülkemiz Özbekistan’a taşımanın mutluluğunu yaşıyoruz. Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan, Kırgızistan ve Moritanya gibi dost ve kardeş ülkelerde hayata geçirdiğimiz bilim merkezlerimize bir yenisini daha ekleyerek 33. bilim merkezimizin kapılarını bugün Taşkent’te açıyoruz. Bilim Toshkent’te doğa bilimlerinden matematiğe, tasarım ve teknolojiden astronomi, havacılık ve uzaya uzanan atölyelerimizle çocuklarımızın merak duygusunu beslemeyi, onlara keşfederek ve deneyimleyerek öğrenebilecekleri bir ortam sunmayı hedefliyoruz. Dijital Teknolojiler ile Yapay Zekâ ve Akıllı Sistemler atölyelerimizde ise akıllı fabrikalar, otonom araç sistemleri, biyomedikal teknolojiler, doğal dil işleme, dijital ikiz, simülasyon ve sanal deneyler ile blokzincir gibi geleceğin teknolojilerine yönelik eğitimler sunacağız. İnşallah bugün bu atölyelerde filizlenen fikirler, yarın TEKNOFEST sahnesinde başarılara, ardından da dünyaya değer katan teknoloji girişimlerine dönüşecek. Bizim hayalimiz, bu merkezlerden yetişen gençlerimizin yalnızca teknolojiyi kullanan değil; teknolojiyi geliştiren, üreten ve dünyaya yön veren bireyler olması. Çünkü biliyoruz ki bir çocuğa fırsat verdiğimizde yalnızca onun hayatına değil, bir ülkenin geleceğine de dokunuyoruz. Bakü’den Bişkek’e, Nuakşot’tan Taşkent’e Uzanan Bilim Yolculuğu Türkiye’nin Millî Teknoloji Hamlesi vizyonuyla çalışmalarını sürdüren T3 Vakfı, Bilim Türkiye eğitim modelini uluslararası alana taşıyarak farklı ülkelerde çocukların ve gençlerin bilim ve teknolojiyle buluşmasını sağlıyor. Bu uluslararası yolculuğun ilk adımı, 2022 yılında Azerbaycan’da hayata geçirilen Bilim Bakü ile atıldı. Ardından 2023 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Bilim Lefkoşa, 2024 yılında Kırgızistan’da Bilim Bişkek açıldı. 2025 yılında Azerbaycan’da Bilim Quba ve Bilim Maarif merkezleriyle genişleyen uluslararası bilim ağı, 2026 yılında Moritanya’nın başkenti Nuakşot’ta Afrika kıtasındaki ilk bilim merkezine kavuştu. Şimdi ise bu yolculuğun yeni durağı Özbekistan oldu. Bilim Taşkent’in açılmasıyla birlikte T3 Vakfı, bilim ve teknoloji eğitiminde geliştirdiği modeli yeni nesillerle buluşturma hedefini bir adım daha ileri taşıdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Paslanmaz Çelik Sektörünün Geleceği II. Ulusal Paslanmaz Çelik Zirvesi'nde Ele Alındı Haber

Paslanmaz Çelik Sektörünün Geleceği II. Ulusal Paslanmaz Çelik Zirvesi'nde Ele Alındı

“Türkiye'de Paslanmaz Çelik Sektörünün Yakın Gelecekteki Dönüşümü” temasıyla gerçekleştirilen zirvede, sektörün rekabet gücünden küresel tedarik zincirindeki değişimlere, yeni kullanım alanlarından nitelikli insan kaynağı ihtiyacına kadar pek çok konu ele alındı. Türkiye'de paslanmaz çelik sektörünün gelişimini desteklemek amacıyla faaliyet gösteren PASSAD, II. Ulusal Paslanmaz Çelik Zirvesi'ni 13 Ekim 2026'da İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde gerçekleştirdi. Sektörün farklı alanlarından temsilcileri, akademisyenler, kamu paydaşlarını ve öğrencileri buluşturan zirvede, Türkiye'de paslanmaz çelik sektörünün mevcut durumu ve önümüzdeki dönemde karşılaşabileceği fırsat ve riskler değerlendirildi. Gün boyunca düzenlenen oturumlarda değişen pazar koşulları, küresel rekabet, son kullanıcı beklentileri, teknik gelişmeler ve sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağı gibi başlıklar üzerinde duruldu. Açılışta konuşan PASSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ji Seob Choi, “Bu anlamlı etkinliğe ev sahipliği yaptığı için Sayın Hasan Mandal’a ve zirvenin düzenlenmesine katkıda bulunan herkese en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Bugünkü zirvenin, paslanmaz çelik sektöründeki yeni teknolojileri ele almak ve sürdürülebilir bir geleceğe yönelik vizyonumuzu paylaşmak açısından değerli bir fırsat olmasını diliyorum” dedi. “Zirvede ortaya çıkan fikirlerin somut iş birliklerine dönüşmesini istiyoruz” PASSAD Genel Sekreteri Dr. Erdem Şireli, zirvenin sektör ile akademi arasında kalıcı iş birlikleri geliştirmek açısından önemli bir platform olduğunu belirterek şunları söyledi: “Geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz ilk zirvede 100'den fazla şirketten 467 katılımcıyı bir araya getirdik. Bu buluşma, sektörümüzün birbirini dinlemeye ve ortak çözümler geliştirmeye ne kadar ihtiyaç duyduğunu gösterdi. İlk zirvede dile getirilen görüş ve beklentiler, bu yılki programımızın şekillenmesinde de yol gösterici oldu. PASSAD olarak geçtiğimiz bir yıl içinde eğitimden üniversite iş birliklerine kadar farklı alanlarda önemli adımlar attık. Bizim için önemli olan, bu çalışmaların birbirini tamamlaması ve zirvede ortaya çıkan bir fikrin daha sonra bir eğitime, araştırmaya veya sektörün ortak bir çalışmasına dönüşebilmesi. Bu yıl Türkiye'de paslanmaz çelik sektörünün yakın gelecekteki dönüşümünü ele alırken rekabet koşullarından dış ticarete, karbon düzenlemelerinden yeni kullanım alanlarına ve insan kaynağına kadar pek çok başlığı geniş bir perspektifle değerlendirme fırsatı bulduk. Bir üreticinin burada dile getirdiği ihtiyacın bir akademisyenin araştırmasına ya da bir öğrencinin meslek tercihine yön verebilmesini son derece değerli buluyoruz.” “Paslanmaz çeliği artık stratejik bir malzeme olarak değerlendirmeliyiz” İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ise dünyada değişen ekonomik ve teknolojik dengelerin paslanmaz çelik sektörüne yeni sorumluluklar ve fırsatlar getirdiğine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Dünyada jeopolitik dengelerin yanı sıra jeoekonomik ve jeoteknolojik gelişmelerin giderek daha fazla belirleyici olduğu bir dönemden geçiyoruz. Küresel ticaret dinamiklerinin, stratejik ham maddelerin ve teknolojiye dayalı rekabetin önem kazandığı bu ortamda paslanmaz çeliği yalnızca bir metalin ötesinde, stratejik bir malzeme olarak konumlandırmamız büyük önem taşıyor. Sektörün geleceğini şekillendirecek üç temel alan görüyorum. Bunlardan ilki bilgi, bilim ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli üretim; ikincisi sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm; üçüncüsü ise yapay zekâ ve dijital teknolojiler. Bu üç alandaki dönüşümün başarısını belirleyecek ortak unsur ise nitelikli insan kaynağı olacak. Üniversitelerin, bilgi aktarımının ötesine geçerek değişen teknolojilere uyum sağlayabilecek yetkinlikleri kazandıran kurumlar rolünü üstlenmesi gerekiyor. Bu dönüşüm sürecini başarıyla yönetmek ise ancak üniversite ve sanayi iş birliğinin güçlü bir şekilde tesis edilmesiyle mümkün olacaktır. Sektörle üniversiteler arasındaki iş birliğini eğitimden araştırmaya ve teknoloji geliştirmeye kadar genişletmeliyiz. İTÜ olarak sektörün ortak ihtiyaçlarına çözüm üretmek ve bu iş birliklerinde sorumluluk üstlenmek için hazırız.” Zirve kapsamında düzenlenen oturumlarda Türkiye paslanmaz çelik sektörünün gelişimini etkileyen ekonomik ve ticari koşullar farklı yönleriyle ele alındı. Küresel tedarik zincirindeki değişimler, yeni pazar fırsatları ve sektörün rekabet gücünü etkileyen unsurlar değerlendirilirken, paslanmaz çeliğin farklı sektörlerdeki kullanım alanları ve değişen müşteri beklentileri de gündeme geldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Sanayisi COP31 Öncesinde Yeşil Dönüşümün Finansmanını ve Rekabet Gücünü Masaya Yatırdı Haber

Türkiye Sanayisi COP31 Öncesinde Yeşil Dönüşümün Finansmanını ve Rekabet Gücünü Masaya Yatırdı

Türkiye sanayisi, küresel ticaretin değişen kuralları, sürdürülebilirlik odaklı yeni düzenlemeler ve finansmana erişimde dönüşen kriterlerle birlikte yeni bir rekabet ortamına hazırlanıyor. Şirketlerin çevresel performansı giderek yatırım kararları, tedarik zincirlerindeki konumları, teknolojik yetkinlikleri ve uluslararası pazarlara erişimleriyle daha yakından ilişkilenirken, yeşil dönüşüm de iş dünyasının temel stratejik gündemlerinden biri haline geliyor. Bu dönüşümün şirketler açısından ortaya çıkardığı fırsat ve ihtiyaçları bütüncül bir perspektifle ele almak amacıyla Sistem Global tarafından düzenlenen “Yeşil Dönüşümün Finansmanı ve Rekabet Gücü” etkinliği, sanayi kuruluşları, finans kurumları, teknoloji şirketleri ve sürdürülebilirlik ekosisteminin temsilcilerini bir araya getirdi. 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek olan COP31 öncesindeki dönemde Türkiye sanayisinin dönüşüme hazırlığını merkeze alan etkinliğin “Sürdürülebilirlik Bir Maliyet mi, Yoksa Yeni Bir Büyüme Fırsatı mı?” başlıklı ilk panelinde İstanbul Sanayi Odası Sürdürülebilirlik, Enerji ve Çevre Şubesi Müdürü Gülberk Ertap, DenizBank Finansal Kurumlar ve Sürdürülebilirlik Koordinasyon Grup Müdürü Nimet Sinem Yahşi, SKD Türkiye Genel Sekreteri Konca Çalkıvik, Sgreen Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Yıldız, Erciyas Holding Hyperloop Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Örgen ve Brisa Bridgestone Sabancı Kamu İlişkileri ve Sürdürülebilirlik Teşvikleri Müdürü Vahit Yazıcı yeşil dönüşümün sanayi şirketlerinin rekabet gücü üzerindeki etkileri farklı perspektiflerden değerlendirdi. “Yeşil dönüşüm verimlilik, pazar erişimi ve uzun vadeli rekabetçilikle doğrudan ilişkili” Panelde sürdürülebilir yatırımların finansmana erişim koşulları, ESG kriterleri, CBAM’ın sanayi üzerindeki etkileri ve ihracat pazarlarında yükselen çevresel standartlar ele alınırken, şirketlerin dönüşüm yol haritalarını somut yatırım planları ve uygun finansman araçlarıyla desteklemesinin önemi farklı sektörlerden örneklerle değerlendirildi. Panelin moderatörlüğünü gerçekleştiren Sistem Global Ortaklarından İskender Cem Leblebici yeşil dönüşümün şirketlerin rekabet gücü açısından stratejik noktada olmasına dikkat çekerek, “Yeşil dönüşümü; doğru kurgulandığında enerji ve kaynak verimliliğini artıran, şirketlerin uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendiren ve finansmana erişimini destekleyen stratejik bir yatırım alanı olarak görüyoruz. Şirketler için kritik olan, bu dönüşümü ölçülebilir hedeflere dayanan bir yol haritasına dönüştürmek ve yatırımlarını doğru finansman araçlarıyla eşleştirmek. Bu yaklaşım, kısa vadeli uyum ihtiyacının ötesinde uzun vadeli rekabetçiliğin de temelini oluşturuyor” dedi. “Yapay zeka ve dijital teknolojiler yeşil dönüşümde yeni iş modellerinin önünü açıyor” Etkinliğin “Yapay Zeka, İnovasyon ve Yeşil Dönüşümün Kesişiminde Yeni İş Modelleri” başlıklı ikinci panelinde, yapay zeka ve dijital teknolojilerin üretimde verimlilik, kaynak optimizasyonu, sürdürülebilirlik performansının ölçümü ve yeni iş modelleri üzerindeki etkileri ele alındı. Sistem Global CSGO’su Elif İşgör Önen moderatörlüğünde; BTS Ortağı Yasin Becenive Sun Tekstil Operasyonel Mükemmellik Genel Müdür Yardımcısı Berna Adıgüzel’in katılımıyla gerçekleşen oturumda özellikle İmplika’nın Sun Tekstil’de kullanım alanları özelinde operasyon verimliliğine olan katkısı konuşuldu. Ayrıca PoC modelleri, yapay zeka ve climate-tech girişimlerinin sanayideki kullanım alanları, çözümlerin ticarileşme potansiyeli ve sanayi ile teknoloji girişimleri arasındaki iş birlikleri tartışıldı. Oturumu değerlendiren Sistem Global CSGO’su Elif İşgör Önen, “Yeşil ve dijital dönüşüm artık şirketlerin birbirinden ayrı yönettiği iki gündem olmaktan çıkıyor. Yapay zeka ve dijital teknolojiler; kaynak kullanımını daha doğru yönetmekten emisyonların izlenmesine, süreçlerin verimliliğini artırmaktan yeni ürün ve hizmet modelleri geliştirmeye kadar geniş bir alanda dönüşümü hızlandırıyor. Asıl değer, teknolojiyi somut bir iş problemine bağlayıp ölçülebilir sonuç üreten çözümlere dönüştürebilmekte. Bu bakış açısı, şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerini iş sonuçlarıyla buluştururken yeni iş modellerinin de önünü açıyor” dedi. Program kapsamında Yapay Zeka Fabrikası CEO’su Can Bakır ile ACM Agile Kurucu ve Yönetici Ortağı Mehmet Yitmen’in katıldığı “Yapay Zeka ile Sürdürülebilir Rekabet: Geleceğin Şirketlerini Yeniden Tasarlamak” başlıklı oturumunda ise dijital ve yeşil dönüşümde yapay zeka yatırımlarının ölçülebilir iş sonuçlarına dönüştürülmesi, teknolojinin liderlik ve çalışma modellerine etkisi ile startup-kurum iş birliklerinin yeni ürün, hizmet ve iş modelleri yaratmadaki rolü değerlendirildi. Etkinliğin son bölümünde Sistem Global Ar-Ge, İnovasyon ve Teknoloji Bölümü Başkan Yardımcısı Zuhal Kardeşler, “İkiz Dönüşümü Finanse Etmek: Ulusal ve Uluslararası Destek ve Teşvik Mekanizmaları” başlıklı konuşmasında şirketlerin yeşil ve dijital dönüşüm yatırımları için yararlanabileceği Horizon Europe, Innovation Fund, Eurostars ve EIC gibi uluslararası programların yanı sıra TÜBİTAK destekleri, Türkiye’deki yeşil dönüşüm destekleri ile Ar-Ge ve inovasyon teşviklerine dikkat çekti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni BMW 7 Serisi Neue Klasse Teknolojileriyle Türkiye’de Satışa Sunuldu Haber

Yeni BMW 7 Serisi Neue Klasse Teknolojileriyle Türkiye’de Satışa Sunuldu

BMW’nin Neue Klasse vizyonunun lüks sınıftaki ilk temsilcisi olan Yeni BMW 7 Serisi, Eylül ayı itibarıyla Türkiye’de satışa sunuldu. İlk neslinden bu yana inovasyon ve teknoloji alanındaki öncü karakteriyle BMW’nin amiral gemisi olan 7 Serisi, Neue Klasse tasarım dilini dijital teknolojiler, elektrikli mobilite ve yüksek performansla bir araya getirerek lüks sedan segmentinde yeni bir dönem açıyor. Yeni BMW 7 Serisi’nin öne çıkan özellikleri arasında BMW İşletim Sistemi X ve sürücü odaklı tasarıma sahip BMW Panoramic iDrive’ın yanı sıra A sütunundan A sütununa ön camın genişliği boyunca uzanan projeksiyon yüzeyiyle sürüş bilgilerini sürücünün görüş alanına taşıyan BMW Panoramic Vision yer alıyor. 8K çözünürlüklü Theatre Screen, 700’e varan kişiselleştirme seçeneği ve ilk kez sunulan BMW Ön Yolcu Multimedya Ekranı da modelin dikkat çeken yenilikleri arasında bulunurken, Executive Lounge donanımları arka koltuk konforunu yeniden tanımlıyor. Yeni BMW Lüks Sınıf Tasarımının Prömiyeri BMW Iconic Glow aydınlatmalı böbrek ızgaralar ve BMW Individual kristal farlar, otomobilin ön yüzünde bütünleşerek Yeni BMW 7 Serisi’ne görsel açıdan etkileyici bir görünüm kazandırıyor. Yandan bakıldığında sadeleştirilmiş yüzeyler ve karakteristik çizgiler şık bir silüet oluştururken, arka tasarım yenilenen stopların net hatlarıyla şekilleniyor. BMW Individual Iconic Glow Kristal Ön Farlar; kristal cam öğeleri ve elmas kesimli yapıları sayesinde ışığı çok sayıda yüzeyde yansıtarak benzersiz bir görünüm sunuyor. Aynı zamanda viraj aydınlatması ve 600 metreye kadar aydınlatma menzili sağlayan matrix uzun farlarla sürüş güvenliğini üst seviyeye taşıyor. Ceremonial Dinamik Zemin Aydınlatması, kapı eşiklerine entegre edilen 194 binden fazla piksele sahip LED aydınlatmaların animasyon moduna göre değişen koreografisiyle otomobile binme anını kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüştürüyor. Benzinli mild hibrit ve tamamen elektrikli motor seçeneklerini aynı ürün gamında sunan Yeni BMW 7 Serisi, Türkiye’de BMW 740 xDrive, BMW i7 60 xDrive ve BMW i7 M70 xDrive olmak üzere üç farklı versiyonla satışa sunuluyor. Kullanıcıların kişisel zevklerini ve karakterlerini otomobillerine yansıtabilmeleri için Pure Excellence ve M Excellence olmak üzere iki farklı tasarım paketi sunuluyor. Saf Zarafetin Yorumu: Pure Excellence Pure Excellence tasarım paketi; mat krom cam çıtaları, krom kapı altı çıtaları, yeni gövde renkleri ve 20 ila 22 inç aralığında jant seçenekleri ile zarafetin en saf halini temsil ediyor. İç mekânda ise aydınlatmalı kapı eşikleri, yüksek kaliteli Merino deri döşemeler ve açık gözenekli parlak ahşap/meşe kaplamalar lüks bir ambiyans yaratıyor. Daha sportif ve dinamik: M Excellence M Excellence tasarım paketi ise Yeni BMW 7 Serisi’nin daha dinamik ve güçlü karakterini yansıtıyor. 21 ve 22 inç jant seçeneklerine ek olarak parlak siyah cam çıtaları, parlak siyah BMW M tasarımlı ön ve arka tamponlar, arka spoiler ve mavi kaliperli M Sport fren diskleri dış tasarımda sportif görünümü güçlendiriyor. İç mekânda yer alan M tasarımlı aydınlatmalı kapı eşikleri, deri direksiyon ve karbon fiber iç kaplamalar ise otomobilin performans odaklı karakterini tamamlıyor. Üç Motor Seçeneği, Üç Ayrı Karakter Yeni BMW 7 Serisi’nin içten yanmalı motor seçeneği olan Yeni BMW 740 xDrive, 3.0 litrelik mild hibrit benzinli motoruyla 400 beygir güç ve 580 Nm tork üretiyor. Dört tekerlekten çekiş sistemine sahip otomobil, 0-100 km/s hızlanmasını 5,1 saniyede tamamlarken 250 km/s maksimum hıza ulaşıyor. 540 litrelik bagaj hacmiyle günlük kullanım ve uzun yol ihtiyaçlarına da cevap vermeyi hedefliyor. Yeni BMW 740 xDrive; Pure Excellence tasarım paketiyle 21.526.200 TL, sportif tasarım öğelerini öne çıkaran M Excellence paketiyle ise 22.966.800 TL liste fiyatına sahip. Geleceğin mobilite vizyonunu bugüne taşıyan tamamen elektrikli model ailesinde ise Yeni BMW i7 60 xDrive, 544 beygir güç ve 745 Nm tork sunuyor. Model, 0-100 km/s hızlanmasını 4,8 saniyede gerçekleştirirken WLTP ölçümlerine göre 608 ila 727 kilometre arasında menzil vadediyor. 112,5 kWh net batarya kapasitesine sahip i7 60 xDrive, 250 kW DC hızlı şarj desteğiyle yüzde 10’dan yüzde 80’e 28 dakikada şarj edilebiliyor. BMW’nin verilerine göre 10 dakikalık yüksek güçlü şarj, 202 ila 252 kilometre arasında ek menzil sağlayabiliyor. Yeni BMW i7 60 xDrive Pure Excellence tasarım paketiyle 14.370.400 TL, M Excellence paketiyle 15.136.900 TL fiyatıyla Borusan Otomotiv Yetkili Satıcıları’ndaki yerini aldı. Serinin performans zirvesinde ise BMW i7 M70 xDrive yer alıyor. 680 beygir güç ve 1.015 Nm maksimum tork üreten elektrikli amiral gemisi, 0-100 km/s hızlanmasını yalnızca 3,8 saniyede tamamlıyor. 250 km/s maksimum hıza ulaşabilen model, 112,4 kWh kapasiteli bataryasıyla WLTP ölçümlerine göre 601 ila 686 kilometre arasında menzil sunuyor. Performansını tasarım detaylarıyla da vurgulayan BMW i7 M70 xDrive; M Sport Pro tasarım unsurlarının yanında BMW Iconic Glow aydınlatmalı böbrek ızgaraları, C sütunundaki M logoları, M tasarımlı ayna kapakları ve siyah kaliperli fren diskleriyle serinin diğer üyelerinden ayrışıyor. Adaptif M Şasi Kontrol Professsional ve Launch Control gibi performans odaklı sürüş teknolojilerini de standart olarak sunan BMW i7 M70 xDrive, elektrikli mobilitenin sunduğu anlık performansı lüks sedan segmentinin konfor ve teknolojileriyle bir araya getiriyor. Yeni BMW i7 M70 xDrive modeli ise 16.000.000 TL’lik satış fiyatına sahip. Konfor Odaklı Gelişmiş Sürüş Teknolojileri Yeni BMW 7 Serisi, konfor ve dijital teknolojilerin yanı sıra gelişmiş sürüş destek sistemleriyle de öne çıkıyor. Integral Aktif Direksiyon, arka tekerlekleri 3,5 dereceye varan açıyla yönlendirerek düşük hızlarda manevra kabiliyetini, yüksek hızlarda ise sürüş stabilitesini artırıyor. Park Asistanı Professional ise My BMW App üzerinden otomobilin yaklaşık 6 metre mesafeden ileri veya geri hareket ettirilmesine imkân tanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Cat, KOMATEK 2026’ya Damgasını Vurdu Haber

Borusan Cat, KOMATEK 2026’ya Damgasını Vurdu

İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuarda Borusan Cat; güçlü iş makineleri, dijital teknolojileri ve farklı sektörlere hitap eden ‘Kazandıran Çözümleri’ ile ziyaretçilerini ağırladı. Borusan Cat, KOMATEK 2026’da en dar alanlarda yüksek performans sunan Cat® kompakt makinelerden genel inşaat ve altyapı projelerine yönelik iş makinelerine, verimliliği artıran dijital çözümlerden bakım ve onarım süreçlerini güvence altına alan hizmet modellerine kadar uzanan kapsamlı çözüm setini sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Şirket, fuara özel avantajlar ve uzman ekip desteğiyle müşterilerine ihtiyaçlarına en uygun çözümleri yerinde değerlendirme fırsatı sundu. Borusan Cat Türkiye Genel Müdürü Uğur Tarık Gül, KOMATEK 2026’da yer almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Borusan Cat olarak, ‘Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz’ şirket amacımız doğrultusunda iş ortaklarımızın operasyonlarını kolaylaştırmaya ve onlara en yüksek katma değeri sunmaya odaklanıyoruz. KOMATEK 2026 Fuarı, sektörümüzdeki güçlü talebi ve teknolojik dönüşümü paylaşmak açısından bizim için son derece değerli bir platform sunuyor. Fuarda yalnızca sahada yüksek performans sunan güçlü iş makinelerimizi değil; dijital ekosistemimizi, hizmet modellerimizi ve farklı sektörlere özel çözümlerimizi de tanıtarak müşterilerimizin verimliliğini artırmayı hedefliyoruz. Geliştirdiğimiz her inovasyonla, iş ortaklarımızın sürdürülebilir büyüme yolculuklarında her zaman en güvenilir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz. Borusan Cat’in dijital çözüm ekosistemi de KOMATEK 2026’nın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Süper uygulama Boom360, filo yönetiminde veri odaklı yaklaşımıyla dikkat çeken VisionLink, Cat® teknolojileri ve SITECH çözümleri; sahada verimliliği artıran, operasyonel kontrolü güçlendiren ve işletmelere daha fazla görünürlük sağlayan yapılarıyla tanıtıldı. Bu çözümler, iş makinelerinin performansını yalnızca sahada değil, operasyonun tüm aşamalarında daha etkin bir şekilde yönetmeyi mümkün kılıyor. Borusan Cat, fuarda ayrıca Müşteri Değer Anlaşmaları (MDA) ile bakım ve onarım süreçlerini güvence altına alan, iş sürekliliğini destekleyen hizmet yaklaşımını da ziyaretçilerle paylaştı. Böylece müşteriler, makinelerinin performansını korurken operasyonlarını daha öngörülebilir ve verimli şekilde sürdürebiliyor. Borusan Cat standında; Cat® kazıcı yükleyiciler, ekskavatörler, mini ekskavatörler, lastikli ekskavatörler, lastikli yükleyiciler, silindirler ve dozerler ziyaretçilerin incelemesine sunuldu. Borusan Cat, yakın zamanda distribütörlük ağına dahil ettiği Faresin markalı teleskopik yükleyiciler ve tarım makinelerini de ilk kez KOMATEK 2026’da tanıttı. İş makinelerine ek olarak, güç sistemleri ürün gamında yer alan jeneratör çözümleriyle de farklı ihtiyaçlara yanıt veren şirket, entegre çözüm yaklaşımını fuar boyunca ziyaretçilerle paylaştı. Fuar kapsamında sergilenen makinelerin alana taşınması ise grup şirketlerinden Borusan Heavy ile yürütülen lojistik iş birliği kapsamında gerçekleştirildi. Borusan Cat, fuar kapsamında uzman ekipleriyle birebir görüşme imkanı sunarak ziyaretçilerin ihtiyaçlarına en uygun çözümleri değerlendirmelerine katkı sağladı. “Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz” şirket amacı ile faaliyet gösteren şirket, KOMATEK 2026’da iş makineleri, dijital teknolojiler ve hizmet çözümleriyle müşterilerine uçtan uca değer sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Audi’den Elektrikli Dünyaya Yeni Giriş Kapısı: A2 e-tron Haber

Audi’den Elektrikli Dünyaya Yeni Giriş Kapısı: A2 e-tron

Ingolstadt’ta üretilecek ve 2026 sonbaharında dünya prömiyerini gerçekleştirecek model, markanın ürün gamını daha da gençleştirirken premium elektrikli mobiliteye erişimi genişletmeyi hedefliyor. Audi, elektrikli dönüşüm sürecinde yeni bir model ailesini daha duyurdu. Markanın Yıllık Medya Konferansı’nda tanıtılan A2 e-tron, ürün gamında giriş seviyesinde konumlanarak elektrikli mobiliteye erişimi genişletmeyi hedefliyor. Kompakt sınıfta yer alan tamamen elektrikli model, verimlilik, dijital teknolojiler ve günlük kullanım ihtiyaçlarına odaklanıyor. İlk tasarım eskiziyle paylaşılan silüet ise Audi’nin bu segmentteki yeni tasarım yaklaşımına ilişkin ilk ipuçlarını ortaya koyuyor. Kompakt premium segmentte yeni bir referans noktası Kompakt elektrikli araçlara yönelik talep, özellikle büyük şehirlerde artmaya devam ediyor. Audi A2 e-tron, şehir içi kullanım, verimlilik ve dijital bağlantı özelliklerine önem veren kullanıcıların beklentileri dikkate alınarak geliştirildi. Kompakt boyutları, verimlilik odağı ve bağlantı çözümleriyle model, sürdürülebilirlik ve premium mobilite yaklaşımını bir araya getiriyor. Modelin ismi, 25 yılı aşkın süre önce verimlilik ve hafif yapı yaklaşımıyla öne çıkan Audi A2’ye bilinçli bir gönderme niteliği taşıyor. A2 e-tron da bu yaklaşımı elektrikli mobilite çağının ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yorumlayarak sürdürüyor. Audi, bu model ailesiyle müşterilerinin günlük yaşamda karşılık bulan, verimli, kompakt ve günlük kullanıma uygun bir elektrikli mobilite beklentisine yanıt vermeyi amaçlıyor. Aynı zamanda markanın elektrikli dünyasına geçişi daha erişilebilir hale getirmeyi hedefliyor. Ingolstadt’ta üretilecek A2 e-tron, Audi’nin Almanya’daki merkezi Ingolstadt’ta üretilecek bir diğer tamamen elektrikli model ailesi olacak. Bu karar, markanın Almanya ve Avrupa’daki üretim altyapısını elektrikli dönüşüm doğrultusunda geliştirme yaklaşımının bir parçası olarak öne çıkıyor. Yeni model ailesi, yalnızca ürün stratejisi açısından değil, aynı zamanda üretim altyapısının geleceği bakımından da önemli bir rol üstleniyor. A2 e-tron, Audi açısından yalnızca ürün gamını tamamlayan yeni bir model ailesi olmanın ötesinde, Almanya’daki üretim yapılanması açısından da stratejik önem taşıyor. Ingolstadt’ta yeni bir tamamen elektrikli model ailesinin üretilecek olması, istihdamın korunmasına katkı sağlarken, Almanya üretimi elektrikli mobilite yaklaşımını da destekliyor. Ürün atağı kararlılıkla sürüyor Audi, 2024 ve 2025 yıllarında 20’den fazla yeni modeli pazara sunarak, tamamen elektrikli kompakt segmentten premium üst sınıfa kadar uzanan en genç ürün gamlarından birine sahip konuma ulaştı. Marka, 2026 yılında da bu stratejik ürün atağını sürdürmeyi planlıyor. Bu kapsamda ürün gamının hem üst segmentte hem de giriş seviyesinde tamamlanması hedefleniyor. Premium üst sınıfta konumlanan Audi Q9 ile birlikte, kompakt segmentte yer alacak Audi A2 e-tron, bu stratejinin iki temel yapı taşını oluşturuyor. Tasarımda ilk ipuçları Yeni Audi A2 e-tron, 2026 sonbaharında dünya prömiyerini gerçekleştirecek. Paylaşılan ilk tasarım eskizi, modelin dinamik oranlarını ve kompakt sınıfa özgü güçlü duruşunu ortaya koyarken, Audi’nin elektrikli tasarım dilinin bu segmentte nasıl şekilleneceğine dair ilk ipuçlarını da sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

   Yalnızlık Kurumsallaşıyor! Haber

  Yalnızlık Kurumsallaşıyor!

İlk bakışta bireysel güvenliği hedefleyen işlevsel araçlar gibi görünen bu uygulamaların, daha yakından incelendiğinde çağdaş toplumların en kırılgan meselelerinden birine işaret ettiğini söyleyen Prof. Dr. Süleymanlı, “Bu da yalnızlığın kurumsallaşması ve dijital teknolojiler aracılığıyla yönetilebilir bir toplumsal olguya dönüşmesi.” dedi. Modern toplumlarda güven duygusunun giderek yüz yüze ilişkilerden değil, dijital sinyaller ve doğrulama mekanizmalarından beslendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Are You Dead Yet, yalnızlığı ortadan kaldırmayı değil; onu yönetilebilir kılmayı hedefler. Bu yönüyle uygulama, yalnızlığın çözümü değil, onunla baş etme teknolojisidir.” diye konuştu. Yalnızlık kurumsallaştı Son dönemde dijital mecralarda hızla yayılan “Are You Dead? / Are You Dead Yet” uygulamalarının, kullanıcıların belirli aralıklarla “hayatta olduklarını” dijital olarak teyit etmelerine dayandığını ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, bu teyidin kesintiye uğraması hâlinde önceden tanımlanmış kişi veya ağlara otomatik uyarı gönderildiğini hatırlattı. Bu tür uygulamaların ilk bakışta bireysel güvenliği hedefleyen işlevsel araçlar gibi görüldüğünü belirten Prof. Dr. Süleymanlı, asıl meselenin çok daha derin olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: “İlk bakışta bireysel güvenliği hedefleyen işlevsel araçlar gibi görünen bu uygulamalar, daha yakından incelendiğinde çağdaş toplumların en kırılgan meselelerinden birine işaret etmektedir; yalnızlığın kurumsallaşması ve dijital teknolojiler aracılığıyla yönetilebilir bir toplumsal olguya dönüşmesi.” Bu durum toplumsal alarm niteliği taşıyor! Bu durumun basit bir teknolojik kolaylık olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu durum, teknolojik bir kolaylıktan ziyade, bireyin varlığının artık kendiliğinden fark edilmediği; toplumsal ilişkilerin bu işlevi yerine getirecek güçten giderek yoksunlaştığına işaret eden bir toplumsal alarm niteliği taşımaktadır.” Uygulamaların ima ettiği temel gerçeğin altını çizen Prof. Dr. Süleymanlı, “Çünkü bu uygulamalar şunu ima eder; toplumsal ilişkiler, bireyin varlığını kendiliğinden fark edecek kadar güçlü değildir.” dedi. Uygulamalar yalnız yaşam olgusunu sosyolojik tartışmaların merkezine taşıdı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Are You Dead? / Are You Dead Yet gibi dijital teyit uygulamalarının ortaya çıkışının, yalnız yaşam olgusunu yeniden sosyolojik tartışmaların merkezine taşıdığını belirterek, bu kavramın akademik literatürde ele alınışının romantize edilmiş bireysel tercihlerden değil, derin ve travmatik toplumsal kırılma deneyimlerinden beslendiğine dikkat çekti. Bu noktada sosyolog Eric Klinenberg’in çalışmalarına işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, “Eric Klinenberg, ‘Going Solo’ adlı çalışmasında geliştirdiği ‘solo yaşam’ kavramsallaştırmasını, doğrudan 1995 Chicago sıcak hava dalgası sonrasında yürüttüğü saha araştırmalarına dayandırmaktadır. Bu felaket sırasında özellikle yalnız yaşayan yaşlı bireylerin günlerce fark edilmeden evlerinde hayatlarını kaybetmiş olmaları, solo yaşamın yalnızca bir yaşam tarzı değil; ölümcül sonuçlar üretebilen yapısal bir kırılganlık alanı olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.” diye konuştu. Toplumsal refleksin yerini algoritmik refleks alıyor Solo yaşamın, modern toplumlarda yaş, sınıf, sosyal sermaye ve kırılganlık eksenlerinde derinleşen eşitsizlikleri yansıtan karmaşık bir toplumsal form olduğunun altını çizen Prof. Dr. Süleymanlı, dijital teyit uygulamalarının tam da bu kırılgan zeminde ortaya çıktığını ifade etti. Are You Dead? türü uygulamaların, geleneksel sosyal ağların işlevini büyük ölçüde yitirdiği bir dünyada “gecikmiş fark edilme” riskini dijital bir protokole dönüştürdüğünü belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Birey hayatta olduğunu bildirmezse, sistem bunu bir istisna olarak algılar ve müdahale mekanizmasını devreye sokar. Böylece toplumsal refleksin yerini algoritmik refleks alır.” ifadesinde bulundu. Dijital teyit uygulamalarının kısa sürede viral hâle gelmesi tesadüf değil Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Are You Dead Yet gibi dijital teyit uygulamalarının kısa sürede viral hâle gelmesinin tesadüf olmadığını dile getirerek, bu durumun modern bireyin derin bir ontolojik güvensizlik yaşadığını ortaya koyduğunu söyledi. Günümüz insanının yalnızca fiziksel olarak değil, varoluşsal düzeyde de kendini güvencesiz hissettiğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bu tür uygulamaların kısa sürede viral hâle gelmesi tesadüf değildir. Günümüz bireyi, yalnızca fiziksel olarak değil, ontolojik düzeyde de güvencesizdir; yani var olduğundan, fark edildiğinden ve bir başkasıyla anlamlı bir bağ içinde bulunduğundan emin olmak istemektedir.” dedi. Modern toplumlarda güven duygusunun giderek yüz yüze ilişkilerden değil, dijital sinyaller ve doğrulama mekanizmalarından beslendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Are You Dead Yet, yalnızlığı ortadan kaldırmayı değil; onu yönetilebilir kılmayı hedefler. Bu yönüyle uygulama, yalnızlığın çözümü değil, onunla baş etme teknolojisidir.” diye konuştu. Yalnızlık artık gizlenmiyor, yönetilmeye çalışılıyor! Dünyadaki benzer örneklere de dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Benzer örnekler Japonya’da yalnız yaşlılara yönelik sensörlü ev sistemlerinde, Güney Kore’de tek kişilik hanelere odaklanan dijital bakım uygulamalarında ve ABD’de acil durum teyit yazılımlarında görülmektedir. Özellikle Japonya’da pandemi dönemindeki uzun karantinalar sırasında, evlerinde yalnız yaşayan yaşlı bireyler arasında intihar vakalarının artması, yalnızlığın kamusal bir kriz olarak ele alınmasına yol açmış; bu süreç Yalnızlık Bakanlığı’nın kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Benzer şekilde İngiltere’de de yalnızlığın halk sağlığı üzerindeki etkileri nedeniyle ‘Yalnızlık Bakanlığı’ oluşturulmuş, yalnızlık artık bireysel bir sorun değil, devlet politikası düzeyinde ele alınan yapısal bir mesele hâline gelmiştir. Bu örneklerin ortak noktası açıktır: Toplumsal bağların yerini, dijital izleme ve doğrulama mekanizmaları almaktadır. Yalnızlık artık gizlenen değil; ölçülen, izlenen ve yönetişim alanına dâhil edilen bir toplumsal olguya dönüşmektedir.” dedi. Türkiye’de de yalnızlık meselesi yeni bir boyut kazandı Türkiye’de yalnızlık meselesinin, hızlanan kentleşme, çekirdek ailenin çözülmesi ve dijital iletişim pratiklerinin yaygınlaşmasıyla yeni bir boyut kazandığını anlatan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bu çerçevede Üsküdar Üniversitesi, yalnızlığı her yıl farklı sosyal gruplar ve toplumsal kategoriler bağlamında ele alan uluslararası sempozyumlar ve ulusal ölçekli araştırmalar yoluyla bu alanda önemli bir akademik birikim üretmektedir. Gençlik ve yalnızlık ile yaşlılık ve yalnızlık üzerine yapılan son araştırmalar, yalnızlığın kuşaklar arası farklı biçimlerde deneyimlendiğini; ancak her iki grupta da ortak olarak görünürlük, aidiyet ve sosyal destek eksikliği ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.” diye konuştu. Bu bağlamda dijital uygulamaların, yalnızlık olgusunun hem sonucu hem de semptomu olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Süleymanlı, “Are You Dead? gibi araçlar, sosyal çözülmenin birey düzeyinde ürettiği geçici savunma mekanizmalarıdır. Akademik bilgi ile dijital pratik arasındaki bu kesişim, yalnızlığın artık yalnızca teorik bir tartışma değil; gündelik hayatın doğrudan düzenlenen bir alanı hâline geldiğini göstermektedir. Are You Dead? / Are You Dead Yet, basit bir mobil uygulamadan çok daha fazlasıdır. Bu tür araçlar, çağımızın yalnızlık–güvenlik–varlık kanıtı ekseninde şekillenen toplumsal kırılganlığı görünür kılmaktadır. Uygulamanın ima ettiği temel soru nettir: İnsanların hayatta olduklarını düzenli olarak teyit etmek zorunda kaldığı bir toplumda, hangi sosyal bağlar zayıflamıştır?” şeklinde konuştu. Gençler yapay zekâ tabanlı dijital araçlarla dertleşiyor Dijital çağda yalnızlığın artık yalnızca hissedilen bir duygu değil; izlenen, ölçülen ve yönetilen bir toplumsal olguya dönüştüğünü de kaydeden Prof. Dr. Süleymanlı, “Özellikle gençler arasında, yüz yüze dertleşilen ve güven duyulan kişi sayısının azalmasıyla birlikte, ChatGPT gibi yapay zekâ tabanlı dijital araçlarla dertleşme ve paylaşım pratiklerinin giderek yaygınlaştığı görülmektedir. Bu yönelim, insan ilişkilerinin giderek yüzeyselleştiğini, buna karşılık bireylerin yargılanmadan dinlenebilecekleri, sürekli erişilebilir ve ‘güvenli’ alanlara duyduğu ihtiyacın arttığını göstermektedir. Üsküdar Üniversitesi tarafından yürütülen ‘Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık’ araştırmasının bulguları, gençlerin yoğun dijital etkileşim içinde olmalarına rağmen derin, sürdürülebilir ve güven temelli sosyal bağlar kurmakta zorlandıklarını ortaya koymaktadır. Teknoloji yalnızlığı ortadan kaldırmaz; yalnızca onunla başa çıkma biçimleri sunar. Kalıcı güven, aidiyet ve insani temas ise algoritmik sistemlerde değil, yeniden inşa edilecek yüz yüze ilişkilerde ve kolektif dayanışma pratiklerinde yatmaktadır.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Deniz Portföy Oxtech GSYF'den,  Sürdürülebilir Su Yönetimi için  Blueit’e Yatırım Haber

Deniz Portföy Oxtech GSYF'den,  Sürdürülebilir Su Yönetimi için Blueit’e Yatırım

Blueit’in endüstriyel işletmelere sunduğu veriye dayalı ve izlenebilir su yönetimi çözümlerinin çevresel ve operasyonel etkisini artırmayı hedefleyen yatırım, Deniz Portföy’ün doğal kaynakların etkin kullanımını odağına alan, sürdürülebilirlik merkezli yatırım yaklaşımının da önemli bir adımını oluşturuyor. “Su stresini azaltmayı hedefleyen girişimleri destekliyoruz” Deniz Portföy Genel Müdürü Haldun Alperat, konuyla ilgili değerlendirmesinde: “Girişim sermayesi fonlarımızın büyüme stratejisinin merkezinde; kaynak verimliliğini artıran çözümler, sürdürülebilir teknolojiler ve yenilikçi girişimlere verdiğimiz destek yer alıyor. Bu çerçevede, su ve atık su süreçlerini dijital ortamda izleyerek kaynak yönetimini optimize etmeye yönelik çözümler geliştiren Blueit’in ekosisteme sağladığı katkıyı da son derece değerli buluyoruz. Blueit’in su yönetiminde verimliliği ve izlenebilirliği artıran teknoloji altyapısını güçlendirmesi ve operasyonel kapasitesini ileri taşımasına katkı sağlayacak bu yatırımı gerçekleştirmekten mutluluk duyuyoruz” dedi. “Sürdürülebilir etki yaratan çözümlere yatırım yapıyoruz” Oxtech Ventures Yönetici Ortağı Siret Ünsal; “Oxtech Ventures olarak kaynak verimliliğini artıran teknolojileri desteklemeye önem veriyoruz. Blueit’in ortaya koyduğu çözüm ve değer önerisi de bizi ilk günden beri çok etkiledi. Sürdürülebilir etki yaratan çözümler hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda güçlü bir değer yaratma potansiyeli taşıyor. Bu yatırımın, Blueit’in teknoloji altyapısını daha da güçlendirmesine ve ölçeklenebilir modelinin yaygınlaşmasına katkı sağlayacağına inanıyor; bu dönüşümün parçası olmanın gururunu taşıyoruz” dedi. “Su kullanımını daha verimli kılmak üzere önemli bir adım attık” Blueit Kurucusu Hülya Tomak ise; “Blueit olarak suyu, gezegenimizin en stratejik ve değerli kaynağı olarak ele alıyoruz. Artan su stresi ve hızla azalan kullanılabilir kaynaklar, suyun hem çevresel hem ekonomik açıdan etkin biçimde yönetilmesini zorunlu hale getiriyor. Biz bu bilinçle, su alanındaki çalışmalarımızı veriye, bilime ve teknolojik zekaya dayalı bir anlayışla şekillendiriyoruz. Deniz Portföy Oxtech Sürdürülebilir Teknoloji Yatırımları GSYF’nin finansal ve stratejik desteğiyle; yapay zeka ve dijital teknolojiler aracılığıyla suyu daha verimli, izlenebilir ve sürdürülebilir hale getirme yolculuğumuzda yeni bir döneme adım atıyoruz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.