Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tck by Kıraç  A.Ş., Yeni Yatırım Rotasını Bursa Başköy Olarak Açıkladı! Haber

Tck by Kıraç A.Ş., Yeni Yatırım Rotasını Bursa Başköy Olarak Açıkladı!

Türkiye sanayisinde katma değerli üretim ve teknoloji odaklı büyüme ivmesi hız kesmeden devam ediyor. Altyapıdan savunma sanayisine kadar kritik sektörlerde stratejik üretim gerçekleştiren Tck by Kıraç A.Ş., küresel pazarda bölgesel bir üretim merkezi olma vizyonu doğrultusunda dev bir adım daha attı. Şirket, yaklaşık 1,35 milyar TL yatırımlarla tamamlanan Bozüyük Üretim Kampüsü’nde seri üretime geçerken, eş zamanlı olarak Bursa Başköy’de kurulması planlanan yeni üretim tesisi için çalışmaları başlattı. Robotik otomasyon sistemleri, dijital üretim altyapıları ve ileri galvaniz teknolojileriyle donatılan Bozüyük tesisi, Türkiye’nin sanayi gücünü artırmanın yanı sıra; Avrupa, Balkanlar, Körfez Bölgesi, Türk Cumhuriyetleri ve küresel savunma sanayi ekosistemine yönelik yüksek teknoloji ihracatının da yeni üssü olacak. Serkan Malçok: "Günü Değil, Nesiller Boyu Sürecek Bir Sanayi Hikâyesini Planlıyoruz" Yatırım hamleleri ve şirketin küresel vizyonuna dair stratejik açıklamalarda bulunan Tck by Kıraç A.Ş. Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serkan Malçok, Bozüyük yatırımının bir final değil, yeni nesil bir başlangıç olduğunu vurguladı. Malçok, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti: “Bozüyük yatırımımız bizim için bir final değil, yeni bir başlangıçtır. Çünkü biz günü değil geleceği planlıyor, kısa vadeli değil nesiller boyu sürecek bir sanayi hikâyesi inşa ediyoruz. Türkiye’nin üretim gücüne, mühendisliğine ve sanayi potansiyeline inanıyoruz. Katma değerli üretim, ileri teknoloji, ihracat ve sürdürülebilirlik ekseninde büyümeye devam edeceğiz.” Küresel Tedarik Zincirinde İleri Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Dönemi İzlenebilir üretim süreçleri ve sürdürülebilirlik odağıyla faaliyetlerini yürüten Tck by Kıraç A.Ş., geniş ürün yelpazesi ve gelişmiş mühendislik kabiliyetleriyle uluslararası projelerde küresel bir oyun kurucu olmayı hedefliyor. Şirket; Ar-Ge gücünü ve yatırım stratejisini özellikle can güvenliğini ön plana çıkaran yol güvenliği sistemleri, motosiklet dostu bariyer teknolojileri ve gürültü önleme sistemleri üzerinde yoğunlaştırıyor. Eş zamanlı olarak yeşil enerji dönüşümüne de yön veren marka, enerji altyapı çelikleri ile güneş enerjisi taşıyıcı sistemlerinin yanı sıra galvanizli çelik çözümleri ve savunma sanayisine yönelik gerçekleştirdiği özel stratejik üretimlerle küresel ölçekteki rekabetçi gücünü her geçen gün pekiştiriyor. Hedef, Türkiye’den Dünyaya Açılan Küresel Bir Sanayi Markası Olmak Bursa Başköy yatırımının da hayata geçmesiyle birlikte üretim kapasitesini ve ihracat hacmini katlamayı hedefleyen Tck by Kıraç A.Ş., sadece bir üretici değil, küresel ölçekte bir teknoloji şirketi olma yolunda ilerliyor. Şirketin vizyonunun çelik üretiminin çok ötesinde olduğunu belirten Serkan Malçok, sözlerini şöyle tamamladı: “Biz yalnızca çelik üretmiyoruz. Daha güvenli yollar, daha güçlü enerji altyapıları ve daha stratejik savunma projeleri için çözümler geliştiriyoruz. Amacımız, Türkiye’de doğan bir sanayi markasını dünya ölçeğinde rekabet eden bir teknoloji ve üretim şirketine dönüştürmektir. Bugünü değil, geleceği üretiyoruz.” Bozüyük’te devreye alınan yeni nesil tesis ve Bursa Başköy’de yükselmeye hazırlanan stratejik hamle, Türkiye sanayisinin küresel pazardaki ağırlığını artıracak yeni bir başarı hikayesi olarak kayıtlara geçiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB’den Kesintisiz Kütüphane Hizmeti Haber

İBB’den Kesintisiz Kütüphane Hizmeti

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kent genelinde kültürel altyapıyı güçlendirmek ve bilgiye erişimi kolaylaştırmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle yoğun sınav dönemlerinde evinde uygun çalışma ortamı bulamayan gençler için 24 saat açık kütüphaneler hizmet veriyor. Bu kapsamda Beyoğlu’ndaki Sevgi Soysal Kütüphanesi, Kadıköy’deki Afife Batur Kütüphanesi ve Kartal’daki Muallim Cevdet Kütüphanesi günün her saati İstanbullulara açık tutuluyor. Gece saatlerinde de güvenli, sessiz ve konforlu bir öğrenme alanı sunan bu üç merkez, öğrencilerin ders çalışma ve araştırma ihtiyaçlarında önemli birer buluşma noktası haline geliyor. KÜTÜPHANE SAYISI 6 YILDA 4 KAT ARTTI Günün her saati açık olan bu merkezlerin yanı sıra, İBB'nin İstanbul genelindeki kütüphane ağında da son 6 yılda büyük bir artış yaşandı. 2019 yılında yalnızca 20 olan toplam kütüphane sayısı, yürütülen yoğun çalışmalar ve tarihi yapıların restorasyon süreçleriyle birlikte bugün 78’e ulaştı. Kütüphane sayısındaki bu artış, kullanım alanları ve üye istatistiklerine de doğrudan yansıdı. 2019 öncesi dönemde günlük toplam 2 bin 530 kişi kapasitesiyle hizmet veren kütüphaneler, bugün aynı anda 9 bin 320 kişiyi ağırlayabilecek fiziki büyüklüğe ulaştı. Benzer şekilde geçmiş dönemde yaklaşık 250 bin olan toplam üye sayısı bugün 900 bin sınırına dayanırken, sistemin aktif kullanımı da bu oranla artış gösterdi. SADECE KÜTÜPHANE DEĞİL MAHALLE YAŞAM ALANI İBB’nin yeni nesil kütüphaneleri, yalnızca kitap ödünç alınan geleneksel mekânlar olmanın ötesine geçerek üretimin, etkileşimin ve yaşam boyu öğrenmenin merkezleri haline geliyor. Bireysel ve grup çalışmalarına uygun sessiz alanlar, dijital üretim ve teknoloji odaları, sergi salonları, çocuk bölümleri ve çok amaçlı mekânlarla donatılan bu merkezler, özellikle kültürel imkanların sınırlı olduğu semtlerde önemli bir kamusal işlev üstleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çimko’dan Sürdürülebilir Gelecek İçin 37 Milyon TL’lik Yatırım Haber

Çimko’dan Sürdürülebilir Gelecek İçin 37 Milyon TL’lik Yatırım

SANKO Holding’in çimento ve hazır beton sektöründeki lider şirketi Çimko, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansını, stratejik önceliklerini ve hedeflerini kamuoyuyla paylaştığı “Bizimle güçlenir” temalı 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) dikkate alınarak ve Küresel Raporlama Girişimi (GRI) Standartları’na uygun olarak hazırlanan raporda, Çimko’nun karbon yönetimi, enerji dönüşümü, dijital üretim teknolojileri, sosyal sorumluluk projeleri, iş sağlığı ve güvenliği gibi başlıklarda yürüttüğü somut uygulamalara, performans göstergelerine ve gelecek hedeflerine yer verildi. “Sürdürülebilirliği, rekabet gücümüzü artıran stratejik bir unsur olarak konumlandırıyoruz” Çimento sektörünün yüksek enerji ihtiyacı ve karbon yoğun üretim yapısına dikkat çeken Çimko CEO’su Dr. Önder Kırca, “2025 yılı, sürdürülebilirlik alanında attığımız adımları daha sistematik, ölçülebilir ve entegre bir yapıya kavuşturduğumuz bir dönem oldu. Hayata geçirdiğimiz uygulamalarla üretim süreçlerimizde fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltırken alternatif yakıt kullanımını artırdık. Atık ısı geri kazanım sistemlerimiz sayesinde üretimden açığa çıkan enerjinin yeniden değerlendirilmesine katkı sağladık. Küresel ölçekte değişen regülasyonlar ve özellikle sınırda karbon düzenlemeleri doğrultusunda, iş modelimizi değişen gerekliliklere uyumlu hale getirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda sürdürülebilirliği, rekabet gücümüzü ve operasyonel dayanıklılığımızı destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz” dedi. Alternatif yakıt ısıl ikame oranı 5 yılda %63 arttı Üretim süreçlerinde kaynak verimliliğini artırmak ve karbon emisyonlarını azaltmak amacıyla alternatif hammadde ve yakıt kullanımını geliştirmeye yönelik çalışmaların sonuçlarını almaya devam eden Çimko, 2025 itibarıyla 130 bin tona yakın alternatif yakıt ve 70 bin tona yakın alternatif hammadde kullandı. Alternatif yakıt tedarikinde biyokütle içeriğine sahip atıklarla birlikte yüksek kalorifik değere sahip atıkları öncelikli olarak tercih eden Çimko’nun, 2025 yılında fabrikalara ait ağırlıklı ortalama alternatif yakıt ısıl ikame oranı yüzde 17,2 seviyesine ulaşırken, bu oran 2020 baz yılına kıyasla yaklaşık yüzde 63 artış gösterdi. Aynı dönemde biyokütleye dayalı ısıl ikame oranında ise 2020 baz yılına kıyasla yaklaşık yüzde 174 artış kaydedildi. Enerji dönüşümü tarafındaki yatırımlarına hız veren Çimko, toplam 49 MW kurulu güce sahip güneş enerjisi kapasitesi ve yenilenebilir enerji projeleriyle portföyünü güçlendirdi. Tesislerde kurulu olan Atık Isı Geri Kazanım Sistemleri (WHR) ile yıllık 69 bin MWh enerji tasarrufu sağlayan Çimko, toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 25’ini yenilenebilir enerji yatırımları ile karşıladı ve bu sayede 65 bin ton CO2 emisyonunun önüne geçildi.” Hazır beton tesislerinde kullanılan suyun %63’ü geri kazanıldı 2021 yılından bu yana su ayak izini düzenli olarak hesaplayan Çimko, üretim süreçlerinde oluşan atık suyun geri kazanımına yönelik projeleri hayata geçirirken, 2025 yılında çimento fabrikalarında yaklaşık 190 bin m3 su geri kazanarak üretim süreçlerinde yeniden kullanıma kazandırdı. Bu miktar, fabrikalarda kullanılan toplam suyun yaklaşık %14’üne karşılık geliyor. Hazır beton tesislerinde ise kullanılan suyun %63’ü geri kazanılarak yeniden değerlendirildi. Çimko raporlanan uygulama ve performans sonuçları doğrultusunda, ilk raporlama yılında CDP İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Programlarında A Listesi’nde yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Toplumsal yatırımlara 37 milyon TL kaynak ayrıldı Çimko, sürdürülebilirlik yaklaşımını yalnızca çevresel performansla sınırlamayıp, insan ve toplum boyutunu da kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Bu kapsamda Çimko, 2025 yılında toplumsal yatırım alanına 37 milyon TL kaynak ayırarak faaliyet gösterdiği bölgelerde sosyal fayda odaklı projelere destek verdi. Bu yaklaşımın en önemli unsurlarından birini, uluslararası iş birlikleriyle hayata geçirilen eğitim projeleri oluşturdu. Çimko’nun UNICEF ile birlikte yürüttüğü MakerUp programı, çocukların ve gençlerin 21. yüzyıl becerilerinin geliştirilmesine katkı sağlayan çalışmalar arasında yer aldı. Program kapsamında katılımcıların yaratıcı düşünme, problem çözme, dijital okuryazarlık ve üretim odaklı becerileri geliştirilirken, aynı zamanda uygulamalı öğrenme modeliyle çocukların potansiyellerini keşfetmeleri desteklendi. MakerUp programı, Gaziantep ve Adıyaman’da açılan merkezler aracılığıyla eğitime erişim ve beceri gelişimine katkı sunmayı hedefleyen uygulamalar kapsamında Çimko’nun toplumsal etki yaklaşımının önemli bir parçası oldu. Eğitim alanındaki bir diğer önemli çalışma ise SosyalBen Vakfı iş birliğiyle Hatay ve Adıyaman’da hayata geçirilen Beceri ve Yetenek Merkezleri (BEYEM) oldu. Bu merkezler aracılığıyla 2.800 öğrenciye ulaşılırken, çocukların bilim, teknoloji ve üretim odaklı becerilerini geliştirmeye yönelik uygulamalı eğitimler desteklendi. Çimko, bu projelerle çocukların ve gençlerin gelişimine katkı sağlamayı ve faaliyet gösterdiği bölgelerde sosyal gelişimi desteklemeyi amaçlıyor. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) imzacılığıyla ise sosyal ve yönetişim alanındaki taahhütlerini uluslararası ilkeler doğrultusunda desteklemeyi sürdürdü.

İstanbul Dijital Sanat Festivali 6. Kez AKM’de Başlıyor Haber

İstanbul Dijital Sanat Festivali 6. Kez AKM’de Başlıyor

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından hayata geçirilen festival, bu yıl “RETELL” (Yeniden Anlat) temasıyla sanatseverleri ağırlayacak. Dijital sanatın güncel üretimlerini, yapay zekâ destekli yaratıcı pratikleri ve yeni medya alanındaki yenilikçi yaklaşımları bir araya getiren festival, beş gün boyunca sergilerden performanslara, panellerden atölyelere uzanan geniş bir program sunacak. Herkese açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinlik, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden toplam 70 sanatçıyı İstanbul’da buluşturacak. Bu yıl “RETELL” teması etrafında şekillenen festival, dijital çağda hikâye anlatımının dönüşümünü, yapay zekânın üretim süreçlerindeki etkisini ve teknolojinin bireysel yaratıcılık ile kolektif hafıza üzerindeki rolünü tartışmaya açacak. Festival kapsamında yapay zekâ yalnızca teknolojik bir araç olarak değil, sanatın yeni ifade biçimlerini geliştiren yaratıcı bir ortak olarak ele alınacak. Afrika’dan Asya’ya uzanan farklı coğrafyalardan sanatçıları bir araya getiren festival, sanatseverlere deneyimsel ve beklenmedik anlatımlar sunacak. Festivalin direktörlüğünü Dr. Nabat Garakhanova, artistik direktörlüğünü Esra Özkan üstlenirken; küratör kadrosunda Evgeniya Romanidi, Gonzalo Herrero Delicado, Burcu Öztürkler, Ozan Turkkan, İsmail Erim Gülaçtı ve Türkiye’nin ilk yapay zekâ küratörü Avind yer alıyor. Güncel Tartışmalar ve Yeni Anlatılar Festivalin dikkat çeken bölümlerinden birini uluslararası konuşmacıları bir araya getiren panel programı oluşturuyor. “RETELL: Algımızı Ne Şekillendirir?” başlıklı oturumda dijital çağda gerçeklik, algı ve anlatı ilişkisi tartışılırken, “REWORLD: Makinenin Ötesinde Kurulan Bağlar” paneli insan ile teknoloji arasında gelişen yeni ilişki biçimlerine odaklanacak. Yapay zekânın çalışma hayatı, yaratıcılık ve üretim süreçleri üzerindeki etkileri ise “REWORLD: İnsan Deneyimi, Emek ve Yapay Zekâ” panelinde ele alınacak. Festival programında ayrıca dijital sanat alanındaki uluslararası dolaşım ağlarını ve yaratıcı iş birliklerini odağına alan “Circulating Practices: Dijital Sanat Dünyasında Hareketlilik” başlıklı oturum yer alırken, “Yerel Hafıza, Küresel Altyapı: Anlatıyı Kim Yeniden Kurar?” paneli ise kültürel hafıza, dijital altyapılar ve günümüz anlatı biçimleri üzerine önemli tartışmalara ev sahipliği yapacak. Böylece festival, sanat ve teknolojinin kesişiminde ortaya çıkan güncel meseleleri farklı disiplinlerden uzmanların katılımıyla değerlendirme fırsatı sunacak. Çocuklar ve Gençler İçin Yaratıcı Atölyeler Festival, çocuklar ve gençler için hazırlanan kapsamlı atölye programıyla da dikkat çekiyor. Katılımcılar, “İleri Dönüşümden Dijital Sanata”, “Oyun Hamurundan Dijital Sanata”, “Renkleri Yakala Atölyesi” ve “Teknoloji İzcileri Atölyesi” gibi etkinliklerde yaratıcılıklarını teknolojiyle buluşturma fırsatı yakalayacak. Yapay zekâ ve dijital üretim odaklı programlar arasında ise “Makine Öğrenmesi ile Görsel Yolculuk”, “AI Storybook”, “Geleceğin Yüzleri Atölyesi”, “Gökyüzü Kaşifleri Atölyesi”, “VR Gözlük ile Dijital İllüstrasyon” ve “Yeni Medya ve Yapay Zekâ: Dijital Üretimin Evrimi” öne çıkıyor. Oyun teknolojileri ve dijital tasarım alanlarına ilgi duyan gençler için hazırlanan programda “Dijital Oyunlarda Kreatif Video Üretimi”, “Marvelous Designer ve Unreal Engine: Oyun İçi Kostüm Tasarım Entegrasyonu ve Sinematik Render Atölyesi”, “Dijital Oyunlarda Görsel Geribildirim Sekansları”, “Karakter Tasarımı ve Yapay Zekâ ile Görsel Oluşturma” ve “Karakterini Hayata Geçir: Yapay Zekâ ile Animasyon 101” gibi uygulamalı çalışmalar da yer alıyor. Dijital Sanatın Buluşma Noktası Altıncı yılında İstanbul Dijital Sanat Festivali, teknolojiyi yalnızca sergileyen değil; onunla düşünen, sorgulayan ve yeni anlatılar geliştiren bir platform olmayı sürdürüyor. Sanat, yapay zekâ ve teknolojinin kesişim noktasında yer alan festival; sergileri, performansları, panelleri ve eğitim programlarıyla ziyaretçilerine dijital kültürün bugünü ve geleceğine dair kapsamlı bir deneyim sunmayı amaçlıyor. 3-7 Haziran tarihleri arasında Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek 6. İstanbul Dijital Sanat Festivali, beş gün boyunca sanat, teknoloji ve yaratıcılığın buluştuğu uluslararası bir platform olarak kapılarını tüm ziyaretçilere ücretsiz olarak açacak. Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Turkish Airlines, Yıldız Teknik Üniversitesi, Onvo, Akın Robotics, Esas Holding, DİSAD (Dijital Sanat Derneği), Meta Yapı, Mayer, Monster, Sultangazi Belediyesi, Allnjoy, Omni Event, Dewards, Adinteraction, FH İletişim, Gauss, Pakala, Node Media Lab, Ars Electronica, TODA ve Artvive yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L'Oréal Türkiye, 50+ Tekno Kadın Guru Programı” ile Toplumsal Dönüşüme Katkısını Sürdürüyor Haber

L'Oréal Türkiye, 50+ Tekno Kadın Guru Programı” ile Toplumsal Dönüşüme Katkısını Sürdürüyor

L’Oréal Türkiye çalışanları, gönüllülük esasına dayanan katkıları ve dijital konulardaki uzmanlıklarıyla katılımcılara rehberlik ediyor. Programın ikinci yılında, yapay zekâ başta olmak üzere güncel dijital ve sosyal beceriler kazandırmayı amaçlayan 25 farklı başlıkta kapsamlı eğitimler düzenlendi. Bu yıl programa 5.000’in üzerinde 50 yaş üstü kadın katıldı. Tekno-güzellik devi L’Oréal Türkiye, 50 yaş ve üzeri kadınların gerçek potansiyellerine ulaşmalarını, istihdamın aktif bir parçası olmalarını ve nesiller arası sinerjiyle güçlenmelerini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği “L'Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı”nın ikinci dönem mezunlarını açıkladı. Güzelliği yalnızca inovatif ürün ve servisleri ile değil, bireyleri özgüvenlerini ve potansiyellerini açığa çıkaran bir güç olarak tanımlayan; sürdürülebilir ve kapsayıcı dijital deneyimleri herkes için erişilebilir kılmayı ilke edinen şirket, SistersLab - Bilim ve Teknolojide Kadın Derneği iş birliğiyle hayata geçirdiği bu program kapsamında 2026 mezunlarını çevrimiçi bir törende mezuniyet sertifikalarıyla buluşturdu. Program, SistersLab'in bu yaş grubuna yönelik bugüne kadar hayata geçirdiği en kapsamlı girişim olma özelliğini de taşıyor. İlk yılında hedefini %250 aşarak 3.000’den fazla kadına ulaşan program, 12 ücretsiz çevrimiçi eğitim modülü ve L'Oréal Türkiye çalışanlarının eğitimci olarak sunduğu katkıyla toplumsal etkisini güçlü biçimde ortaya koymuştu. L'Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı, bu yıl ise 5.000’in üzerinde toplam katılıma ulaştı. Bu yılki başvuruların %86’sını programa ilk kez katılan kadınlar oluşturdu. Programa en yoğun katılım sağlayan 3 il ise İstanbul, İzmir ve Ankara oldu. Programa en çok üniversite mezunu kadınlar ilgi gösterirken yurt dışından sırasıyla Almanya, Hollanda ve ABD’den katılım gösterildi. Çevrimiçi düzenlenen mezuniyet töreninde kadınların yoğun ilgisiyle karşılaşan L’Oréal Kurumsal İletişim ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu “L’Oréal Türkiye olarak, teknoloji ve dijital dönüşümün ancak kapsayıcı olduğunda gerçek anlamda değer yarattığına inanıyoruz. ‘Önce İnsan’ yaklaşımımızla, 50 yaş ve üzeri kadınları dönüşümün gerisinde kalan bireyler olarak değil; bilgi, deneyim ve yaşam birikimleriyle bu dönüşümün aktif bir parçası olan güçlü aktörler olarak görüyoruz. L’Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı’nı da bu anlayışla hayata geçirdik. Programımızla kadınların gerçek potansiyellerini görünür kılmayı, dijital ve sosyal becerilerini güçlendirmeyi, istihdamda daha aktif rol almalarını desteklemeyi ve kuşaklar arası etkileşimi artırmayı amaçlıyoruz. İkinci yılında %70’e varan erişim artışıyla bir ihtiyaca karşılık verdiğimizi ve doğru yolda ilerlediğimizi güçlü biçimde ortaya koyuyor. Katılımcılarımızdan aldığımız geri bildirimlerle içeriğimizi sürekli geliştirirken, tersine mentörlük yaklaşımımızla kuşaklar arası bilgi birikimi paylaşımını daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bizim için bu program, yalnızca bugüne dokunan bir eğitim süreci değil; kadınların geleceğe daha güçlü, daha görünür ve daha özgüvenli adımlarla ilerlemelerine eşlik eden uzun soluklu bir yolculuk.” şeklinde belirtti. 40.yıla özel tersine mentörlük sistemi ve zenginleşen eğitim içerikleri ile yaş alan kadınlarla birlikte güçleniyor L’Oréal Türkiye, 40. yılında 50 yaş ve üzeri kadınları dijital dünyanın “öğrencileri” değil, aktif oyuncuları olarak konumlandırıyor. Programın ikinci yılında, şirketin 40. yılına özel olarak hayata geçirilen tersine mentörlük sistemi kapsamında katılımcılar; özellikle dijital alanda güçlü bilgi birikimine sahip genç kadın çalışanlar ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde eğitimlerini sürdüren üniversite öğrencileriyle bir araya geliyor. 18–35 yaş aralığındaki; ilgi alanları, yetkinlikler ve beklentiler doğrultusunda gerçekleştirilecek, eşleşmeler ise belirlenen kriterlere göre oluşturulacak. 6 ay sürecek mentörlük sürecinde, ayda bir kez çevrim içi görüşmeler gerçekleştirilerek genç ve 50 yaş üzeri kadınlar birbirleriyle deneyimlerini paylaşacak. Bu modelle; genç kadınların güncel dijital bilgi ve pratik deneyimleri, 50 yaş ve üzeri kadınların derin yaşam ve iş birikimiyle buluşturularak nesiller arası güçlü bir bilgi köprüsü inşa edilmesi ve bilgiye erişimde fırsat eşitliğinin pekiştirilmesi hedefleniyor. Bu yıl, programın ilk döneminden elde edilen deneyimler ve katılımcı geri bildirimleri doğrultusunda içerik yapısı daha da güçlendirildi. İlk yılda oluşturulan eğitim çerçevesi zenginleştirilirken, 25 modüllük programın içeriği derinleştirilerek yapay zekâ, dijital üretim, gelir modelleri, dijital marka yaratma, finansal okuryazarlık ve dijital ortamda güvenli ve bilinçli var olma gibi alanlarda daha kapsamlı hale getirildi. Program, aynı zamanda 50 yaş ve üzeri kadınları öz güven, öz saygı ve zihinsel iyi oluş perspektifiyle destekleyen bütüncül bir yaklaşım benimsedi. Böylece katılımcıların dijital dünyaya yalnızca adım atmaları değil, bu alanda aktif biçimde üretmeleri, görünür olmaları ve sürdürülebilir fırsatlara hazır hale gelmeleri de desteklendi. Programdaki L’Oréal eğitimci sayısı bu yıl 4 katına çıktı. Eğitim içerikleri ayrıca dijital platformda da yayına alınarak daha geniş ve sürdürülebilir bir erişim modeli desteklenecek. Program kapsamında oluşturulacak Mezunlar Ağı sayesinde ise katılımcılar eğitim sonrasında da etkileşimde kalmaya, deneyim paylaşmaya ve birbirlerini desteklemeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cevher Jant’tan SAHA Expo Çıkarması Haber

Cevher Jant’tan SAHA Expo Çıkarması

Kurulduğu günden bu yana global OEM’lere ve dünyanın önde gelen markalarına üretim gerçekleştiren Cevher, 5-9 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenen SAHA Expo Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda sektör profesyonelleriyle bir araya geldi. Mühendislik ve Ar-Ge yetkinlikleri, alçak basınçlı döküm (LPDC), ısıl işlem, flow form ve ileri işleme teknolojilerindeki uzmanlığıyla sektörün öncü oyuncuları arasında yer alan Cevher Jant, yıllar içinde oluşturduğu kalite kültürü, proses disiplini ve seri üretim kabiliyetini savunma ve havacılık sanayilerinin yüksek hassasiyet, güvenilirlik ve sürdürülebilirlik odaklı ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirmeyi hedefliyor. Cevher Jant CEO’su Oğuz Özmen, savunma ve havacılık sanayilerinin yüksek mühendislik disiplini, ileri üretim teknolojileri ve uzun vadeli kalite sürdürülebilirliği gerektiren stratejik alanlar arasında yer aldığını belirterek, Türkiye’nin son 20 yılda savunma sanayisinde gerçekleştirdiği yatırımların bugün önemli bir teknik bilgi birikimi ve güçlü bir üretim altyapısı oluşturduğunu ifade etti. Cevher Grubu olarak otomotiv sektöründe 70 yıl boyunca edindikleri küresel üretim deneyimini, kalite kültürünü ve teknolojik altyapıyı savunma, havacılık ve uzay sanayilerinde de değerlendirmeyi hedeflediklerini belirten Özmen, “Otomotiv sektörüyle savunma sanayi, yüksek seviyede mühendislik tecrübesi ve güçlü üretim altyapısı açısından önemli ortak noktalara sahip. Biz de otomotivde yıllar içerisinde oluşturduğumuz mühendislik ve üretim tecrübemizi, özellikle alüminyum döküm, metal şekillendirme ve ileri işleme teknolojilerindeki uzmanlığımızı savunma sanayisinde nasıl değerlendirebileceğimize odaklandık. Türkiye’nin mühendislik gücüne ve sanayi altyapısına inanıyoruz. Bugün savunma sanayimizin ulaştığı yüksek teknoloji üretim kabiliyeti ve teknik know-how seviyesi bizim için de çok değerli bir motivasyon oluşturuyor” dedi. “Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim yolculuğuna katkı sunacağız” Yeni dönemde otomotivin yanı sıra savunma, havacılık ve uzay sanayilerine yönelik yüksek dayanımlı, hafifletilmiş ve ileri mühendislik gerektiren metal bileşenler üzerine çalışmalarını artıracaklarını ifade eden Özmen, otomasyon, robotizasyon, dijital üretim teknolojileri ve sürdürülebilir üretim altyapısına yönelik yatırımlarını da sürdürdüklerini kaydetti. Savunma ve havacılık sanayilerine yönelik büyüme stratejisinin, yüksek katma değerli üretim vizyonunun bir parçası olduğunu vurgulayan Özmen, “Savunma ve havacılık sanayilerinde yerlileşme, tedarik güvenliği ve yüksek teknoloji üretim kapasitesinin artırılması hedefleri doğrultusunda Cevher Grubu’nun bilgi birikimi önemli bir katma değer yaratıyor. Global kalite ve Endüstri 4.0 standartlarındaki üretim altyapımız ve uluslararası müşteri deneyimimizle, önümüzdeki dönemde otomotive ilave olarak savunma ve havacılık sanayilerinde de hem yurt içinde hem yurt dışında Türkiye’nin teknoloji, Ar-Ge ve üretim gücünü temsil eden şirketlerinden biri olmayı amaçlıyoruz. 70 yıllık mühendislik ve sanayi mirasımızı geleceğin stratejik sektörlerinde büyüterek Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim yolculuğunda aktif rol üstlenmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mitsubishi Electric FR-D800 Serisi İnverterlerini Tanıttı Haber

Mitsubishi Electric FR-D800 Serisi İnverterlerini Tanıttı

Mitsubishi Electric’in kullanıcı dostu FR-D800 serisi inverterleri, tek faz 100V ve 200V ile üç faz 400V seçenekleriyle farklı gerilim ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Kapak tipi yüzey tasarımı ve entegre kablolama sistemi sayesinde, kurulum süreçleri daha hızlı, pratik ve sorunsuz gerçekleştirilebiliyor. Bir önceki eşdeğer modele kıyasla yüzde 37’ye kadar daha küçük boyutlara sahip olan yeni seri[1], pano içinde yer tasarrufu sağlayarak montaj esnekliğini artırıyor ve kurulum maliyetlerini düşürüyor. Ayrıca yeni USB Type-C arayüzü sayesinde kullanıcılar, inverteri enerjilendirmeden bilgisayar üzerinden parametre ayarlarını yapabiliyor. Bu da hem kurulum hem de bakım süreçlerini önemli ölçüde kolaylaştırıyor. FR-D800 serisi, gelişmiş senkron motor kontrolü sayesinde enerji tasarrufu sağlıyor. Bu özellik, güç tüketimini azaltırken işletme maliyetlerini düşürmeye yardımcı oluyor. Yüksek verimliliğe sahip motor sürüş sistemi ve düşük bekleme gücü tüketimiyle karbon ayak izinin azaltılmasına katkıda bulunurken, sürdürülebilir üretim hedeflerini de destekliyor. Mitsubishi Electric İnverter Geliştirme Bölümü Lideri Shotaro Marumoto, FR-D800 serisi için şu değerlendirmede bulunuyor: “FR-D800 serisiyle hem yeni hem de deneyimli kullanıcıların güvenle tercih edebileceği bir inverter geliştirmeyi hedefledik. Kolay kullanılabilirliği ön planda tutarken, işletmelerin verimliliğini artıran, enerji tasarrufu sağlayan ve sürdürülebilirlik hedeflerini destekleyen gelişmiş performans özellikleri sunduk.” Entegrasyon Kolaylığıyla Öne Çıkıyor FR-D800 serisi; konveyörler, pompalar, gıda işleme ekipmanları ve tekstil makineleri gibi geniş bir uygulama yelpazesinde kullanılabiliyor. Ayrıca bazı modeller[2] (inverter modelinde “-60” uzantısı bulunan versiyonlar) IEC 60721-3-3:1994 3C2/3S2 standartlarına uygun devre kartı koruması sayesinde zorlu ve aşındırıcı ortamlarda da güvenle kullanılabiliyor. Yeni inverterler hem asenkron motorları hem de kalıcı mıknatıslı (PM) motorlar ile uyumlu çalışabiliyor. Bu sayede farklı motor tipleri için birden fazla inverter kullanma gerekliliğini ortadan kaldırıyor. Ayrıca CC-Link IE TSN, Modbus/TCP ve EtherNet/IP gibi yaygın Ethernet protokollerini destekleyen dahili bağlantı özellikleri sayesinde, mevcut endüstriyel ağlara kolay entegrasyon sağlanıyor ve dijital üretim ile akıllı fabrika altyapılarına hızlıca entegre edilebiliyor. Gelişmiş Bakım ve Arıza Analizi Avantajı Sunuyor FR-D800 serisi bakım süreçlerini kolaylaştırıyor. Kondansatör ve fan gibi kritik bileşenler için ömür teşhisi sağlayan önleyici bakım fonksiyonları, olası arızaların erken tespitine yardımcı oluyor. FR Configurator2 yazılımı ile kullanıldığında bu özellikler daha da etkin hale geliyor. Ayrıca akım desenlerine dayalı anormal durum tespiti beklenmedik duruş riskini azaltırken, gelişmiş hata analizi fonksiyonları olası sorunların hızlıca çözülmesini sağlıyor. Shotaro Marumoto, yeni serinin, şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımına katkısına vurgu yaparak şunları söyledi: “Enerji verimliliği, kullanım kolaylığı ve güvenilirlik günümüz otomasyon uygulamaları ile genel endüstrinin en temel gerekliliklerinden biri olarak öne çıkıyor. FR-D800 serisi, Mitsubishi Electric’in bu gereksinimleri karşılarken çevreye duyarlı, daha yeşil bir gelecek inşa etme konusundaki kararlılığını da güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.