Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Varlıklar

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Varlıklar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Varlıklar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zeka Çağında Rekabeti Veri ve Siber Dayanıklılık Belirliyor Haber

Yapay Zeka Çağında Rekabeti Veri ve Siber Dayanıklılık Belirliyor

Risk ve insan kaynakları çözümleri alanında 120’den fazla ülkede faaliyet gösteren Aon’un Türkiye Kurumsal Risk Yönetiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Tevfik Erdengi, yapay zekâ çağında şirket değerini belirleyen dinamiklerin yeniden tanımlandığını belirterek şunları söylüyor: “Şirketlerin değerinin giderek daha büyük bir bölümü verileri, fikri mülkiyetleri, algoritmaları ve dijital varlıklarıyla ölçülüyor. Dijital varlıklar büyüdükçe, bu varlıkları hedef alan siber riskler de aynı hızla artıyor. Bu nedenle siber güvenlik, yalnızca bir BT yatırımı değil; şirket değerini ve rekabet gücünü koruyan stratejik bir yönetim konusu haline geldi.” “Siber güvenlik artık CEO’ların ve yönetim kurullarının ana gündemi” Erdengi, siber güvenliğin kurum içinde üst yönetim düzeyinde ele alınması gerektiğinin altını çizerek şöyle devam ediyor: “Bugün tek bir siber saldırı, şirketlerin bilançosunu, marka itibarını ve yatırımcı güvenini aynı anda sarsabiliyor. Bu yüzden siber güvenlik, sadece teknoloji ekiplerinin yönettiği operasyonel bir dosya olmaktan çıktı; CEO’ların ve yönetim kurullarının doğrudan sahiplenmesi gereken stratejik bir konuya dönüştü. Yapay zekâ destekli tehditlerin arttığı bu dönemde farkı yaratacak olan, kurumların dijital varlıklarını ne kadar etkin koruyabildikleri olacak.” Yapay zeka hem saldırganların silahı hem kurumların savunma aracı Yapay zeka, şirketlere verimlilik ve büyüme imkânı sunarken, siber suçluların da daha sofistike ve ölçeklenebilir saldırılar gerçekleştirmesine imkân tanıyor. Deepfake destekli dolandırıcılıklar, yapay zekâ ile hazırlanmış kimlik avı saldırıları ve otomatikleştirilmiş siber saldırılar, kurumların maruz kaldığı tehditleri daha karmaşık ve öngörülmesi zor hale getiriyor. Erdengi, kurumların yalnızca yapay zekâyı iş süreçlerine entegre etmesinin yeterli olmadığını vurguluyor: “Yapay zeka artık hem saldırganların en güçlü silahı hem de kurumların en önemli savunma aracı. Şirketler yapay zekâyı sadece verimlilik için değil, yapay zeka destekli tehditlere karşı savunma stratejilerinin merkezinde konumlandırmak zorunda. Deepfake gibi yöntemler klasik güvenlik yaklaşımlarını geçersiz kılıyor. Rekabet avantajı, yapay zekâyı en hızlı kullananlarda değil, onu en güvenli şekilde yöneten şirketlerde olacak. Saldırılar akıllandıkça savunmanın da akıllanması gerekiyor.” En büyük riskler: Tedarik zinciri, yapay zeka kaynaklı saldırılar ve fidye yazılımları Dijital ekosistemlerin birbirine sıkı sıkıya bağlandığı günümüzde şirketlerin siber risk gündemi, sadece kendi sistemleriyle sınırlı değil. Bulut servis sağlayıcıları, yazılım firmaları ve dış kaynak hizmet ortakları üzerinden yaşanan ihlaller, tek bir tedarikçi zafiyetinin yüzlerce kurumu etkileyebildiği bir risk ortamı yaratıyor. Buna yapay zekâ destekli saldırılar ve fidye yazılımlarının yol açtığı uzun süreli operasyonel kesintiler ile yüksek tutarlı finansal kayıplar eklendiğinde, siber dayanıklılık iş sürekliliğinin temel unsurlarından biri haline geliyor. Jeopolitik gerilimler ve devlet destekli siber faaliyetler de bu tabloyu daha karmaşık bir hale getiriyor. Erdengi’ye göre siber risklerin sınır tanımayan yapısı, kurumları yalnızca kendi sistemlerini değil, tüm iş ortakları ve tedarik zinciri boyunca oluşabilecek kırılganlıkları yönetmeye zorluyor. “Ölçemediğiniz riski yönetemezsiniz” Yapay zeka çağında hızla değişen siber riskler, sezgiye dayalı karar verme anlayışının yerini veriye dayalı risk yönetimine bırakıyor. Gerçek zamanlı veri ve gelişmiş analitik çözümler sayesinde kurumlar, maruz kaldıkları riskleri daha doğru ölçerken, sigorta ve risk transfer stratejilerini de daha isabetli biçimde kurgulayabiliyor. Erdengi, siber dayanıklılığın sadece teknolojik çözümlerle değil, bütüncül bir yönetim yaklaşımıyla mümkün olduğuna dikkat çekiyor: “Artık başarı, sadece saldırıyı engellemekle değil, saldırı sonrasında operasyonları ne kadar hızlı ayağa kaldırabildiğinizle ölçülüyor. Ölçemediğiniz riski yönetemezsiniz. Bu nedenle veriye dayalı risk analizi, güçlü güvenlik kontrolleri ve düzenli kriz tatbikatları, şirketlerin siber dayanıklılığını belirleyen temel unsurlar. Risklerini sürekli izleyen, farklı senaryoları önceden test eden ve kararlarını veriyle destekleyen kurumlar, belirsizlikleri daha etkin yönetirken önemli bir rekabet avantajı elde ediyor.” Erdengi sözlerini şöyle tamamlıyor: “Dijital ekonomide şirketlerin geleceğini yalnızca teknoloji yatırımlarının büyüklüğü değil, bu teknolojilerin ne kadar etkin ve güvenli yönetildiği belirleyecek. Yapay zekâ çağında rekabet avantajı, risklerini gerçek zamanlı izleyebilen, veriyi doğru analiz eden ve olası krizlere hazırlıklı olan kurumların olacak. Geleceğin güçlü şirketleri, dijital dönüşümü siber dayanıklılıkla birlikte yöneten, kriz hazırlıklarını ve siber sigorta çözümlerini birlikte değerlendiren şirketler olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

3. Global İslami Ekonomi Zirvesi Tamamlandı Haber

3. Global İslami Ekonomi Zirvesi Tamamlandı

“İslam Ekonomisinde Sermaye: Sürdürülebilir Kalkınma İçin Servetin Yapılandırılması” temasıyla gerçekleştirilen zirve; devlet temsilcilerini, merkez bankası başkanlarını, ekonomi yöneticilerini, yatırımcıları, akademisyenleri, finans kuruluşlarını, girişimcileri ve iş dünyasının önde gelen isimlerini aynı platformda buluşturdu. Dört gün boyunca düzenlenen paneller, stratejik çalıştaylar, yuvarlak masa toplantıları, akademik oturumlar ve üst düzey görüşmelerde; İslami ekonominin geleceği, küresel sermaye hareketleri, dijital dönüşüm, yapay zekâ, katılım finansı, sürdürülebilir kalkınma, reel ekonomi, girişimcilik ve uluslararası iş birlikleri kapsamlı şekilde ele alındı. Zirve boyunca ortaya çıkan ortak mesaj ise netti: Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu eşitsizlikler, artan borç yükü, finansal kırılganlıklar ve kalkınma sorunları karşısında; etik değerlere dayanan, üretimi önceleyen, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomik modele her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunuyor. DÖRT GÜN BOYUNCA ÜST DÜZEY KATILIM 3.Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca ele aldığı konularla değil, ağırladığı üst düzey isimlerle de uluslararası ölçekte dikkat çekti. Zirvenin üçüncü günü ise Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilen resmi açılış törenine sahne oldu. Resmi açılış törenine AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel, Suudi Arabistan Kraliyet Sarayı Danışmanı ve Mescid-i Haram İmamı Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid ile çok sayıda uluslararası davetli katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında mevcut küresel ekonomik sistemin daha adil, üretim odaklı ve ahlaki temellere dayanan yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Faizin olduğu yerde bereket olmaz” mesajıyla İslam ekonomisinin sunduğu ilkelerin küresel ölçekte giderek daha fazla önem kazandığına dikkat çekti. Açılış konuşmasını gerçekleştiren AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel ise İslam ekonomisinin yalnızca finansal bir model değil; sosyal adalet, sürdürülebilir kalkınma ve kapsayıcı büyüme hedeflerine katkı sağlayan bütüncül bir yaklaşım sunduğunu vurguladı. Kamel, İstanbul’un tarih boyunca ticaret, finans ve medeniyetlerin buluşma noktası olduğunu belirterek, Türkiye’nin İslami ekonomi ve katılım finans alanındaki stratejik rolünün her geçen yıl daha da güçlendiğini ifade etti. Törende konuşan Suudi Arabistan Kraliyet Sarayı Danışmanı ve Mescid-i Haram İmamı Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid ise ekonomik kalkınmanın yalnızca finansal göstergelerle değil; ahlaki değerler, adalet ve toplumsal sorumluluk ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bin Humaid, İslam ekonomisinin insan odaklı yaklaşımına dikkat çekerek sürdürülebilir refahın ancak etik değerlerle desteklenen ekonomik modeller aracılığıyla mümkün olabileceğini ifade etti. Tören kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Türkiye Varlık Fonu tarafından özel bir hediye takdim edildi. Ayrıca Abdullah Saleh Kamel tarafından da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a özel bir hediye sunuldu. İSTANBUL, KÜRESEL İSLAMİ EKONOMİNİN BULUŞMA NOKTASI OLDU Zirvenin resmi açılışında Abdullah Saleh Kamel ve Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid gibi İslam dünyasının önde gelen kanaat önderlerinin yer alması, organizasyonun uluslararası düzeydeki etkisini ve küresel İslami ekonomi ekosistemindeki önemini bir kez daha ortaya koydu. Ekonomi, finans, akademi ve dini düşünce dünyasını aynı platformda buluşturan zirve, disiplinler arası bir küresel diyalog zemini oluşturdu. Zirve, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen politika yapıcıları, finans liderlerini, yatırımcıları ve düşünce kuruluşlarını İstanbul’da bir araya getirerek Türkiye’nin küresel İslami ekonomi ekosistemindeki stratejik konumunu bir kez daha ortaya koydu. İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilen program boyunca İslami finansın geleceğine yön verecek yeni fikirler, politika önerileri ve iş birlikleri masaya yatırılırken, katılımcılar İstanbul’un bölgesel ve küresel bir finans merkezi olarak yükselen rolüne dikkat çekti. ZİRVENİN ANA GÜNDEMİ: SERMAYENİN YENİDEN TANIMLANMASI Zirvenin merkezinde yer alan “sermaye” kavramı, yalnızca finansal kaynaklar çerçevesinde değil; insan kaynağı, bilgi, teknoloji, girişimcilik, sosyal etki ve sürdürülebilir kalkınma boyutlarıyla ele alındı. Dört gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda sermayenin; • Reel ekonomiye yönlendirilmesi, • Üretim kapasitesinin artırılması, • KOBİ’lerin desteklenmesi, • Altyapı yatırımlarının güçlendirilmesi, • Sosyal refahın yaygınlaştırılması, • Genç girişimcilerin desteklenmesi, • Eğitim ve bilgi üretiminin teşvik edilmesi, • Sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, sermayenin yalnızca büyüme üretmek için değil, toplumsal fayda oluşturmak ve kalkınmayı daha kapsayıcı hale getirmek için de yapılandırılması gerektiği konusunda görüş birliğine vardı. İSLAMİ FİNANS İÇİN YENİ BÜYÜME DÖNEMİ Zirvede öne çıkan en güçlü mesajlardan biri, İslami finansın küresel ölçekte hâlen önemli bir büyüme potansiyeli taşıdığı yönündeydi. Katılımcılar, İslami finansın yalnızca Müslüman toplumlar için değil; etik yatırım, sürdürülebilirlik ve kapsayıcı kalkınma arayışındaki tüm ekonomiler için önemli fırsatlar sunduğunu vurguladı. Merkez bankası başkanları, uluslararası finans kuruluşlarının temsilcileri ve sektör liderleri tarafından gerçekleştirilen değerlendirmelerde; finansal istikrar, likidite yönetimi, sermaye hareketliliği, sınır ötesi iş birlikleri ve ekonomik dayanıklılık konuları öne çıktı. DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE YAPAY ZEKÂ ZİRVENİN BELİRLEYİCİ BAŞLIKLARI ARASINDA YER ALDI Zirvenin ilk gününden son gününe kadar dijital sermaye, fintech çözümleri, dijital varlıklar, tokenizasyon, yapay zekâ destekli finansal hizmetler ve veri ekonomisi en yoğun tartışılan başlıklar arasında yer aldı. Uzmanlar, yapay zekânın yatırım süreçlerinden risk yönetimine, şeriat uyumluluğunun denetlenmesinden finansal kapsayıcılığın artırılmasına kadar geniş bir alanda dönüştürücü etkiler yaratacağını vurguladı. Son gün gerçekleştirilen oturumlarda ise yapay zekâ çağında sermayenin dönüşümü, dijital para uygulamaları, dijital finans altyapıları, İslami fintech çözümleri ve şeriata uygun dijital finans ekosisteminin geleceği kapsamlı şekilde değerlendirildi. Katılımcılar, dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil, aynı zamanda İslami finansın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak stratejik bir fırsat olduğu konusunda görüş birliğine vardı. KOBİ’LER, GİRİŞİMCİLİK VE REEL EKONOMİ VURGUSU Zirvenin son gününde gerçekleştirilen oturumlarda, sermayenin üretime yönlendirilmesi ve reel ekonominin güçlendirilmesi konusu öne çıktı. KOBİ’lerin finansmana erişimi, girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi, sürdürülebilir iş modelleri, altyapı yatırımları ve genç iş liderlerinin desteklenmesi ekonomik kalkınmanın temel unsurları arasında gösterildi. Katılımcılar, İslami finans araçlarının özellikle gelişmekte olan ekonomilerde üretim kapasitesini artırabilecek önemli bir kaldıraç görevi üstlenebileceğini ifade etti. ETİK DEĞERLER VE SOSYAL ADALET ORTAK PAYDA OLDU Zirvenin en dikkat çekici yönlerinden biri, ekonomik büyümenin ahlaki ilkelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğine yönelik güçlü vurgu oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bilal Erdoğan, Abdullah Saleh Kamel ve uluslararası konuşmacılar tarafından yapılan değerlendirmelerde; adalet, emanet, sorumluluk, hakkaniyetli paylaşım ve toplumsal fayda kavramlarının İslam ekonomisinin temel yapı taşları olduğu vurgulandı. Katılımcılar, sürdürülebilir refahın ancak etik ilkelerle desteklenen ekonomik sistemler aracılığıyla mümkün olabileceği konusunda ortak görüş ortaya koydu. YENİ İŞ BİRLİKLERİ VE STRATEJİK ORTAKLIKLAR Zirve kapsamında uluslararası kurumlar arasında çeşitli iş birliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalanırken, akademik kurumlar, finans kuruluşları ve uluslararası organizasyonlar arasında yeni ortaklıkların temelleri atıldı. İslam Bankaları ve Finansal Kuruluşlar Genel Konseyi (CIBAFI), İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi, Saleh Kamel İslam Ekonomisi Ödülü, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, İbn Haldun Üniversitesi ve Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu başta olmak üzere birçok kurum arasında gerçekleştirilen anlaşmalar, zirvenin somut çıktıları arasında yer aldı. Ayrıca AlBaraka Stratejik Raporu’nun lansmanı gerçekleştirilerek İslami ekonominin geleceğine ilişkin kapsamlı bir referans çerçevesi sektörün kullanımına sunuldu. DOLMABAHÇE SARAYI'NDA KÜRESEL BULUŞMA Zirvenin üçüncü günü akşamında Dolmabahçe Sarayı Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde düzenlenen özel gala yemeği, küresel iş dünyası temsilcilerini, kamu otoritelerini, yatırımcıları ve uluslararası davetlileri bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın teşrifleriyle gerçekleştirilen gala programı, zirve boyunca kurulan uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine ve farklı ülkelerden katılımcılar arasındaki stratejik ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağladı. Gala gecesi, küresel İslami ekonomi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini tarihi Dolmabahçe Sarayı’nda buluşturarak zirvenin uluslararası niteliğini ve prestijini bir kez daha ortaya koydu. GELECEĞE YÖN VEREN BİR PLATFORM Dört gün boyunca gerçekleştirilen oturumlar sonunda ortaya çıkan ortak değerlendirme, İslami ekonominin artık yalnızca alternatif bir finans modeli değil; sürdürülebilir kalkınma, finansal kapsayıcılık, etik yatırım ve küresel ekonomik dayanıklılık açısından giderek daha fazla önem kazanan bütüncül bir yaklaşım sunduğu yönünde oldu. İstanbul’da gerçekleştirilen 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca mevcut ekonomik sorunlara çözüm arayan bir tartışma platformu olmakla kalmadı; aynı zamanda geleceğin ekonomi ve finans mimarisine ilişkin somut fikirlerin, iş birliklerinin ve stratejik vizyonun şekillendiği küresel bir buluşma noktası olarak öne çıktı. AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Genel Sekreteri Yousef Hassan Khalawi yaptığı kapanış konuşmasında zirvenin dört günlük genel bir özetine yer verirken, başarılı bir programa imza atıldığını, her yıl farklı bir konuya odaklandıklarını bu yıl sermaye ile ilgili konuya yer verdiklerini önümüzdeki yıl ise islami yatırım ve bankacılık üzerine odaklanacaklarını açıkladı. İslami bankacılığın faizsiz olmasının yanı sıra herhangi bir katkı da sağlamaması gerektiğini vurguladı. Bunu nasıl yapacağımız ile ilgili konulara önümüzdeki sene bakacağız dedi. Khalawi ayrıca; zirvede gerçekleştirilen panellerin yanı sıra kapalı oturum olarak düzenlenen yuvarlak masa toplantılarında spesifik konuların ele alındığını ve bu görüşmelerin çıktılarının yakın gelecekte yayınlanacağını belirtti. Ayrıca her yıl bu yuvarlak masa görüşmelerinde farklı bölgelere odaklandıklarını söyleyen Khalawi, bu yıl Rusya ve Orta Asya bölgeleri ile ilgili çalıştıklarını da söyledi. Genel olarak partnerlerimiz ve sponsorlarımızın da desteğiyle başarılı bir zirveyi geride bıraktık diyen Khalawi gelecek sene için herkesi tekrardan zirveye davet ederek, teşekkürlerini sundu. GÜÇLÜ PAYDAŞLARIN DESTEĞİYLE GERÇEKLEŞTİ 3.Global İslami Ekonomi Zirvesi, kamu kurumları, finans kuruluşları, akademik yapılar ve uluslararası organizasyonların oluşturduğu güçlü bir iş birliği ağıyla hayata geçirildi. Zirvenin Stratejik Ortakları arasında yer alan Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Türkiye Varlık Fonu, İstanbul Finans Merkezi, İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) ve İbn Haldun Üniversitesi’nin temsilcileri; Global Partner AlBaraka Group, Ev Sahibi Partner Halkbank, Resmi Taşıyıcı Türk Hava Yolları, Global İletişim Partnerleri Anadolu Ajansı ve Demirören Medya, Platin Sponsor Ziraat Katılım, Medya Partneri Iqraa, Altın Sponsorlar Türkiye Katılım Sigorta, Takas İstanbul, Fuzul ve Emlak Katılım, Gümüş Sponsor Yıldız Holding ile Bronz Sponsor Kalyon İnşaat, Ayhan Hukuk ve Halal 360 sponsorlarının üst düzey temsilcileriyle birlikte gala gecesinde yer aldı. Kamu, özel sektör, akademi ve uluslararası kuruluşları ortak bir vizyon etrafında buluşturan bu güçlü paydaş yapısı sayesinde 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca fikirlerin tartışıldığı bir platform olmanın ötesine geçerek yeni iş birliklerinin kurulduğu, ortak projelerin şekillendiği ve İslami ekonominin geleceğine yön veren küresel bir buluşma noktası olarak tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Visa Avrupa İnovasyon Programı 8. Dönemde Odağını Yapay Zekâya Taşıdı Haber

Visa Avrupa İnovasyon Programı 8. Dönemde Odağını Yapay Zekâya Taşıdı

Program, 2019’dan bu yana Türkiye’de fintech’leri Visa’nın küresel ağı, yerel ve uluslararası iş ortakları, bankalar ve karar vericilerle bir araya getirerek ekosistemde kalıcı değer üretiyor. Bugüne kadar 750’nin üzerinde birebir tanışma ve 1,550 saatin üzerinde mentorluk sağlayarak, girişimlerin gerçek iş birliklerine dönüşebilecek temaslar kurmasına olanak tanıdı. Sekizinci döneminde de VIPE, Türkiye’den çıkan çözümlerin Avrupa ve global pazarlara açılmasını destekleyen güçlü bir iş birliği platformu olmayı sürdürüyor. Visa Güney Avrupa İş Geliştirme Başkanı Jak Telyaz, “Türkiye’de fintech ve girişimcilik ekosistemi, artık yalnızca hızla büyüyen değil; gerçek ihtiyaçlara çözüm üreten, pilotlardan ölçeklenebilir ve sürdürülebilir iş modellerine evrilen güçlü bir yapıya dönüşmüş durumda. Bugün finans dünyasında fark yaratan şey, bir fikrin ne kadar yenilikçi olduğu değil; doğru iş ortaklarıyla ne kadar hızlı hayata geçirilebildiği. Visa Avrupa İnovasyon Programı’nı bu nedenle bir hızlandırma programından öte, bankalar ve girişimler arasında somut iş birliklerinin kurulduğu stratejik bir platform olarak konumlandırıyoruz. Bu yıl programa seçilen girişimlerin, bankalarla birlikte ölçeklenebilir değer yaratacak güçlü iş birliklerine imza atacağına inanıyoruz” dedi. Programın 2026 dönemi kapsamında, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin desteğiyle Türkiye fintek ekosisteminin gelişimine yönelik önemli bir adım daha atıldı. T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Finansal Yatırımlar Birimi Müdürü Dr. Kaan Masatçı konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Geçtiğimiz yıl Türkiye’de teknoloji yatırımları yaklaşık 560 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Küresel eğilimlerle paralel olarak bir önceki yıla kıyasla genel bir daralma görülse de fintek yatırımları artış kaydetti. Bu tablo, fintek sektörünün Türkiye teknoloji ekosistemi içindeki stratejik rolünü net biçimde ortaya koyuyor. Bu yıl sekizincisi gerçekleştirilen Visa İnovasyon Programı (VIPE) Türkiye ayağının bu alana sağladığı katkı son derece değerli. Yatırımların asıl ivmesini 2020 yılı sonrasında kazandığı bir ekosistemde, 2019 yılından bu yana kesintisiz şekilde varlık gösteren VIPE, fintek endüstrisinde güçlü ve konumlandırıcı bir rol üstleniyor.” Sekizinci dönemin odağında yapay zekâ ve ölçeklenebilir iş modelleri VIPE’nin 2026 dönemi, üç ana tema etrafında yapılandırıldı: Yapay zekâ ve Agentic Commerce B2B ve Para Hareketleri ile Açık Finans ve Veri olarak belirlendi. Bu alanlar, yalnızca yükselen trendler değil; bugün finans sektöründe gerçek kullanım senaryolarının ve sürdürülebilir iş modellerinin üretildiği kritik başlıklar olarak öne çıkıyor. Bu yıl programa seçilen girişimler; tedarik, ticaret, mobilite, uyum ve dijital varlıklar gibi alanlarda bankaların ve kurumların gerçek operasyonel ihtiyaçlarına çözüm sunuyor. Daha da önemlisi, bu çözümler bankalara entegre edilebilecek ve ölçeklenebilecek şekilde tasarlanmış yapılar olarak dikkat çekiyor.[AG1] Türkiye’den yola çıkan girişimler dünyaya açılıyor VIPE, fintech’lerin Visa’nın global ağı, uzmanlığı ve iş ortaklarıyla bir araya gelerek somut iş birlikleri geliştirmesine olanak tanıyor. Bugüne kadar programa katılan Türkiye merkezli girişimler, Visa’nın uluslararası ağı aracılığıyla farklı pazarlara açıldı. Craftgate’in İspanya açılımı, Mall IQ’nun Visa CEMEA ile iş birliği ve Wamo’nun İtalya genişlemesi, bu sürecin somut çıktıları arasında yer alıyor. Program kapsamında ayrıca girişimlere yönelik uluslararası büyüme, yatırım süreçleri, operasyon ve yatırımcı ilişkileri gibi farklı başlıklarda atölye çalışmaları düzenleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bitcoin 96 Bin Doların Üzerinde Tutunma Gayretinde Haber

Bitcoin 96 Bin Doların Üzerinde Tutunma Gayretinde

Kripto paralarda son 24 saatin öne çıkan gelişmeleri Kripto para piyasasında toplam piyasa değeri ve Bitcoin fiyatı yükselişini sürdürürken, altcoinlerde zayıf bir görünüm öne çıkıyor. Haftaya güçlü bir ralli ile başlayan Bitcoin’in kritik seviyelerin üzerinde tutunması, risk iştahının azaldığı bir ortamda dikkat çekiyor. Küresel piyasalarda daha temkinli bir hava hakim. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik olası askeri adımı erteleyebileceğine dair açıklamaları, jeopolitik tansiyonu bir nebze düşürürken, petrol fiyatları altı günlük yükselişin ardından geriledi. Dün rekor kıran kıymetli metaller ise rekor seviyelerden geri çekildi ve Asya borsaları da günü sınırlı kayıplarla kapattı. ABD vadeli endeksleri ise teknoloji hisselerindeki satışların etkisiyle negatif seyretti. Tüm bu gelişmelere rağmen kripto piyasası günün erken saatlerinde yukarı yönlü hareketini sürdürdü. Ancak piyasa genelinde ivmenin yavaşladığına dair işaretler, kısa vadede daha seçici ve temkinli bir fiyatlama sürecine işaret ediyor. Lider kripto para Bitcoin, günün erken saatlerinde 97.735 dolar seviyesini gördükten sonra, 96.336 dolar seviyesinde bir düzeltme gerçekleşti. Bülten yazıldığı sırada Ethereum 3.307 dolardan işlem görürken, XRP 2,10 dolardan, Solana ise 144,54 dolardan fiyatlanıyordu. 14 Ocak’ta Bitcoin ETF’leri 843,62 milyon dolar, Ethereum ETF’leri ise 175 milyon dolar net giriş kaydetti. Kapsamlı kripto tasarısı ABD Senatosu’nda askıya alındı ABD Senatosu Bankacılık Komitesi, Coinbase’in desteğini çekmesinin ardından kapsamlı kripto para düzenlemesini görüşmek ve oylamak üzere planlanan oturumu iptal etti. Oturumun ne zaman yapılacağı henüz netleşmedi. Komitenin perşembe sabahı düzenlemesi beklenen toplantıda, Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu ile Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu arasındaki yetki paylaşımının netleştirilmesi, dijital varlıkların hangi koşullarda menkul kıymet veya emtia sayılacağının tanımlanması ve yeni açıklama yükümlülüklerinin getirilmesi hedefleniyordu. Komite Başkanı Tim Scott çarşamba gecesi yaptığı açıklamada, kripto sektörü, finans dünyası ve her iki partiden senatörlerle iyi niyetli müzakerelerin sürdüğünü belirtti. Scott, tasarının tüketiciyi koruyan, ulusal güvenliği güçlendiren ve finansın geleceğinin ABD’de inşa edilmesini amaçlayan net kurallar getirmeyi hedeflediğini vurguladı. Taslak metin pazartesi gecesi yayımlanmış, değişikliklerin salı gecesine kadar sunulması ve perşembe günü oylamaya geçilmesi planlanmıştı. Ancak çarşamba günü destek zayıfladı. Tasarının önemli müzakerecilerinden Demokrat Senatör Ruben Gallego, Beyaz Saray’ın Dijital Varlıklar Danışma Konseyi yöneticisiyle yapmayı planladığı görüşmenin gerçekleşmemesi nedeniyle bu aşamada tasarıya oy veremeyeceğini söyledi. Aynı gün Coinbase de desteğini geri çekti. Şirketin CEO’su Brian Armstrong, stablecoin getirileri, tokenize hisse senetleri ve merkeziyetsiz finans konularındaki düzenlemelere itiraz ettiklerini açıkladı. Buna karşın bazı kripto şirketleri ve sektör örgütleri, 2026’da yasalaşacak bir düzenleme için çalışmaya devam edeceklerini bildirdi. Eric Adams’tan NYC Token açıklaması: “Likidite iddiaları gerçeği yansıtmıyor” New York eski Belediye Başkanı Eric Adams, kısa süre önce piyasaya sürülen NYC Token adlı memecoin ile ilgili olarak ortaya atılan ve yatırımcıların milyonlarca dolar kaybettiği iddialarını reddetti. Adams adına açıklama yapan sözcüsü Todd Shapiro, salı günü Adams’ın X hesabından yayımlanan mesajda, Adams’ın token’dan para çektiği yönündeki haberlerin asılsız olduğunu ve hiçbir somut kanıta dayanmadığını belirtti. Açıklamada, Adams’ın yatırımcı fonlarına dokunmadığı, token’ın lansmanından herhangi bir kazanç elde etmediği ve NYC Token’dan fon çıkarılmadığı vurgulandı. Sözcü, token’daki sert fiyat hareketlerini yeni çıkan kripto varlıklarda sıkça görülen piyasa dalgalanmalarına bağladı. NYC Token projesi de daha sonra yaptığı açıklamada, lansman sırasında yoğun talep nedeniyle likiditenin yeniden dengelenmesi gerektiğini kabul etti. Proje, likidite havuzundan çıkarılan fonlara ilişkin işlemlerin geçici olduğunu ve ek likidite sağlandığını bildirdi. Adams cephesi, NYC Token’ın bir yatırım aracı değil, sivil toplum projeleri ve toplumsal eğitim faaliyetlerini desteklemek amacıyla tasarlandığını savundu. Ancak token’ın düzensiz piyasa performansı, projenin yapısı ve yönetimine ilişkin soru işaretlerini artırdı. Proje sitesinde yer alan bilgilere göre Solana ağı üzerinde oluşturulan NYC Token’ın toplam arzı 1 milyar adet. Arzın yüzde 70’inin “NYC Token Rezervi”ne ayrıldığı ve dolaşıma sokulmayacağı ifade ediliyor. Buna karşın, likiditeyi yöneten iş ortaklarına ilişkin ayrıntılı bir liste henüz paylaşılmış değil. Sui blok zinciri altı saatlik kesintinin ardından yeniden faaliyete geçti Layer1 blok zinciri ağı Sui, yaklaşık altı saat süren ağ kesintisinin ardından yeniden faaliyete geçti. Kesinti sırasında yüksek hızlı ağda işlemler durma noktasına gelmişti. Sui Foundation, çarşamba günü X üzerinden yaptığı açıklamada, işlemlerin normal şekilde akmaya başladığını ve sorun yaşayan kullanıcıların uygulama ya da tarayıcılarını yenilemeleri gerektiğini bildirdi. Vakıf, kesintiyi saat 18:24’te (TSİ) doğrulayarak geliştirici ekibin sorunu çözmek için çalıştığını duyurmuştu. Açıklamaya göre sorun 17.52’de (TSİ) tespit edildi ve 23.44’te (TSİ) giderildi. Böylece ağ, 5 saat 52 dakikalık kesintinin ardından yeniden devreye alındı. “Konsensüs kesintisi” olarak tanımlanan arızanın nedeni ise henüz açıklanmadı. Kesinti sırasında zincir üzerinde 1 milyar doların üzerinde değerin kilitlendiği ve kullanıcıların işlem yapamadığı belirtildi. Bu olay, Mayıs 2023’te faaliyete geçen Sui ağında yaşanan ikinci büyük kesinti oldu. Ağ, Kasım 2024’te de benzer bir sorunla karşılaşmıştı. Benzer geçmiş sorunlar yaşayan Solana ağında ise son 18 aydır büyük bir kesinti yaşanmadı. Solana, daha önce doğrulayıcıların kritik sorunlara daha hızlı müdahale edebilmesi için acil güncellemeler yayımlamıştı.

Redington Türkiye ve Cyble'dan Stratejik İş Birliği Haber

Redington Türkiye ve Cyble'dan Stratejik İş Birliği

Redington Türkiye, yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı ve siber güvenlik alanında global ölçekte öne çıkan Cyble ile stratejik bir iş birliğine imza attı. Bu kapsamda, Redington Türkiye, Cyble'ın gelişmiş siber tehdit istihbaratı çözümlerini Türkiye, Orta Asya ve Kafkasya bölgesindeki kurumlarla buluşturacak. Yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı ile proaktif güvenlik Cyble, AI-native mimarisiyle kurumların dijital varlıklarını proaktif şek ilde korumalarını sağlayan yeni nesil tehdit istihbaratı çözümleri sunuyor. Dark web ve deep web izleme, yapay zeka destekli marka takibi, saldırı yüzeyi yönetimi (Attack Surface Management), tehdit aktörü analizi ve gerçek zamanlı risk tespiti gibi yetkinlikler, kurumların yalnızca tehditlere yanıt vermesini değil, tehditler oluşmadan önce aksiyon almasını mümkün kılıyor. Redington Türkiye ve Cyble iş birliği, özellikle finans, telekomünikasyon, kamu, perakende ve kritik altyapı sektörlerinde faaliyet gösteren kurumların, siber riskleri daha bütüncül ve öngörülebilir bir yaklaşımla yönetmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Cyble, tehdit istihbaratını yalnızca veri sağlayan bir yapıdan çıkararak, operasyonel olarak kullanılabilir içgörülere dönüştüren bütünleşik bir platform sunuyor. Agentic AI yaklaşımıyla desteklenen çözümler; bulut, uç nokta ve dijital varlıklar genelinde sürekli görünürlük s ağlarken, kurumların güvenlik ekiplerinin karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Bu yaklaşım, Cyble'ı geleneksel tehdit istihbaratı çözümlerinden ayrıştıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Bora İncir: "Proaktif siber savunma yaklaşımını güçlendiriyoruz" Redington Türkiye, güçlü partner ekosistemi ve bölgesel uzmanlığı sayesinde Cyble çözümlerinin pazarda daha hızlı konumlanmasını hedefliyor. Bu kapsamda iş ortaklarına yönelik enablement programları, teknik eğitimler ve sektörel etkinliklerle Cyble çözümlerinin yaygınlaştırılması planlanıyor. İş birliği modeli, Redington'un katma değerli dağıtım yaklaşımıyla uyumlu şekilde, kurumların operasyonel ihtiyaçlarına göre esnek çözümler sunulmasını mümkün kılıyor. Redington Türkiye & Orta Asya ve Kafkaslar Genel Müdürü Bora İncir, iş birliğiyle ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Siber güvenlik a rtık yalnızca tehditlere karşı savunma yapmak değil, riskleri önceden öngörebilmek anlamına geliyor. Cyble ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde, Redington Türkiye olarak müşterilerimize yapay zekâ destekli, proaktif ve operasyonel değeri yüksek tehdit istihbaratı çözümleri sunacağız. Güçlü partner ekosistemimizle birlikte, bölgedeki kurumların siber dayanıklılığını artırmayı hedefliyoruz." Cyble CEO ve Kurucu Ortağı Beenu Arora: "Türkiye, Orta Asya ve Kafkaslar siber tehditlerin hem hacim hem de karmaşıklık açısından hızla arttığı stratejik pazarları temsil ediyor. Redington Türkiye ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde, yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı çözümlerimizi bölgedeki kurumlara daha etkin şekilde ulaştırmayı hedefliyoruz. Redington'ın güçlü iş ortağı ekosistemi ve derin yerel pazar uzmanlığı, Cyble'ın proaktif siber savunma yaklaşımının yayg ınlaşmasında kritik bir rol oynuyor." Redington Türkiye Hakkında 1993 yılında kurulan Redington Grup, bugün 37'den fazla ülkede faaliyet gösteren ve 450'nin üzerinde global markanın dağıtımını üstlenen lider bir teknoloji sağlayıcısıdır. Grup, yıllık 11,8 milyar doları aşan gelir hacmiyle; siber güvenlik, yapay zekâ, büyük veri, nesnelerin interneti, analitik ve 5G gibi alanlarda uçtan uca dijital çözümler sunmaktadır.Türkiye operasyonlarını 1995 yılında LinkPlus adıyla başlatan şirket, 2015'te Redington Grup bünyesine katılmış, 2021 itibarıyla Redington Türkiye adını almıştır. Bugün Redington Türkiye; global tecrübesi, güçlü iş ortakları ağı ve temsil ettiği 50'nin üzerinde markalarla, bölgesel dijital dönüşümün öncülerinden biri konumundadır.Cyble Hakkında Cyble, yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı ve siber ris k analizi alanında faaliyet gösteren global bir teknoloji şirketidir. Dark web, deep web ve açık kaynaklardan elde ettiği verileri AI-native platformu üzerinden analiz eden Cyble; kurumlara gerçek zamanlı tehdit görünürlüğü, saldırı yüzeyi yönetimi ve risk önceliklendirme imkânı sunar. Dünya genelinde birçok kurum tarafından tercih edilen Cyble, siber güvenlikte proaktif savunma yaklaşımının öncülerinden biri olarak konumlanmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Varlıklar Spekülatif Araçlardan Stratejik Finansal Araçlara Dönüşüyor Haber

Dijital Varlıklar Spekülatif Araçlardan Stratejik Finansal Araçlara Dönüşüyor

Sektördeki yapısal dönüşümün altını çizen Richard Teng, 2026 yılına dair detaylı öngörülerini şu sözlerle paylaştı: “Geçtiğimiz yıl, Bitcoin sahiplerinin profilinde, değişen bir piyasa manzarasına işaret eden temel bir değişim ortaya koydu. Aralık 2025 itibarıyla, borsalarda tutulan BTC miktarı son beş yılın en düşük seviyesine (2,94 milyon BTC) gerilerken, halka açık şirketler ve ETF’ler tarafından tutulan varlıklar artmaya devam ederek toplamda 2,5 milyon BTC’yi aştı. Bireysel sahiplikten kurumsal sahipliğe doğru yaşanan bu geçiş, bir istatistikten çok daha fazlasıdır. Bu durum, potansiyel olarak oynaklığı (volatiliteyi) azaltabilecek, spekülatif fiyat dalgalanmalarını yumuşatabilecek ve gelecekteki ayı piyasalarının şiddetini ve süresini hafifletebilecek bir dönüm noktasına işaret ediyor. Diğer bir deyişle, daha istikrarlı ve olgun bir varlık sınıfını yansıtan, daha az belirgin piyasa döngülerine doğru ilerliyor olabiliriz. Bu değişim, şu anda içinden geçmekte olduğumuz daha geniş kapsamlı bir dönüşümün parçasıdır. Dijital varlıklar, spekülatif araçlardan stratejik finansal araçlara evriliyor. Bugün, 200'den fazla halka açık şirket bilançolarında Bitcoin tutuyor; bu da kriptoya, çeşitlendirme ve uzun vadeli değer koruma aracı olarak duyulan güvenin arttığını gösteriyor. 2026'da, kurumsal hazinelerin Bitcoin ve Ethereum’un ötesine geçerek seçili altcoin’lere yönelmesi ve hükümetler ile kamu kurumlarının düzenleyici çerçeveler ve pilot programlar aracılığıyla daha aktif bir şekilde sürece dahil olmasıyla bu eğilimin hızlanmasını bekliyoruz. İleriye bakıldığında, 2026 yılı, düzenleyici netlik ve kurumsal katılımın piyasanın temelini yeniden şekillendirmek üzere bir araya geldiği bir yıl olacaktır. Hükümetler artık pasif gözlemciler değil; dijital varlıkları daha fazla şeffaflık ve güvenle ana akım finansa dahil etmeyi amaçlayan merkez bankası dijital para birimleri (CBDC’ler) gibi girişimleri başlatıyor ve çerçeveler oluşturuyorlar. Bu gelişen düzenleyici ortam, değerlemelerin gerçek dünya kullanım alanı, sürdürülebilir ekonomi ve uyumluluk gibi temel unsurlara kaymasına yardımcı olacaktır. Bu durum, tarihsel olarak daha değişken olan altcoin’ler için özellikle geçerlidir. Ayrıca, yatırımcılar için Bitcoin’in ötesinde daha güvenli ve daha erişilebilir giriş noktaları sağlayan ETF’ler gibi düzenlenmiş dijital varlık kanallarının yükselişinin devam etmesini bekliyoruz. Bu arada, bu döngüde kriptonun ‘en etkileyici uygulaması’ (killer app) olarak adlandırılan stablecoin’ler, büyük ölçüde ABD’deki GENIUS Yasası gibi daha net düzenlemelerin etkisiyle bu yıl 300 milyar dolarlık piyasa değerini aştı. Stablecoin’ler, sadece ödeme araçları olarak değil, dünya genelindeki kullanıcıların neredeyse anında ve ihmal edilebilir maliyetlerle sorunsuz işlem yapmalarına olanak tanıyarak finansal kapsayıcılığın sağlayıcıları olarak da değerlerini kanıtlıyor. Teknolojik inovasyon da endüstri için kilit bir itici güç olmaya devam edecektir. Yapay zeka ve blokzincirinin yakınsaması, daha akıllı ve daha güvenli bir finansal altyapı oluşturuyor. Bu iki teknoloji, gelecekte her ekonomik alt sektörün omurgasını oluşturacaktır. Yapay zeka, platform verimliliğini ve güvenliğini artırmaya yardımcı olmak için halihazırda geniş çapta entegre edilmiştir. Sonuç olarak 2026, heyecan (hype) ve spekülasyonun ötesine geçerek gerçek, ölçeklenebilir değer sunmaya odaklanılan bir yıl olacaktır. Kripto endüstrisinin bir sonraki bölümünün; amaca yönelik benimsenme, güven ve uzun vadeli etki üzerine kurulu olduğuna inanıyoruz. İnovasyon sorumlulukla buluştuğunda, dijital varlıklar günlük finansın ayrılmaz bir parçası haline gelecektir.” Yasal Uyarı: Bu basın bülteninde yer alan bilgi ve değerlendirmeler yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Kripto varlıklara yatırım yapmak yüksek risk içerir.

Kripto piyasası Powell’ın güvercin mesajlarıyla toparlanma eğiliminde Haber

Kripto piyasası Powell’ın güvercin mesajlarıyla toparlanma eğiliminde

ABD-Çin ilişkilerindeki gerilimin yarattığı satış baskısıyla haftaya zayıf başlayan kripto para piyasası, güne hafif yükselişle başladı. ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Jerome Powell, Philadelphia’da Ulusal İşletme Ekonomisi Derneği’nin düzenlediği toplantıda yaptığı konuşmada, bilanço küçültme sürecinin sonlandırılmasının değerlendirildiğini açıkladı. Powell’ın bu güvercin tonlu açıklamaları, yatırımcıların risk iştahını bir miktar artırırken, kripto piyasasında da kısmi bir toparlanma görülmesine yol açtı. Kripto para piyasasının toplam değeri 3,93 trilyon dolara ulaşırken, Bitcoin, güne 112.497 dolardan başladı. Bülten yazıldığı sırada Ethereum 4.120 dolardan işlem görürken, XRP 2,50 dolardan, Solana ise 203,69 dolardan fiyatlanıyordu. Dün Bitcoin ETF’leri toplam 103 milyon dolarlık, Ethereum ETF’leri ise 236 milyon dolarlık net giriş kaydetti. Ethereum’un Fusaka güncellemesi Sepolia testnet’te başlatıldı Ethereum’un performans ve ölçeklenebilirlik hedeflerini bir adım ileriye taşıyan Fusaka yükseltmesi, Sepolia testnet’inde devreye alındı. Bu gelişme, üç aşamalı Fusaka yol haritasının ikinci fazını oluşturuyor. İlk aşama 1 Ekim’de Holesky testnet’inde tamamlanmıştı. Sepolia dağıtımıyla birlikte geliştiriciler, yeni veri kullanılabilirliği sistemi ve artırılmış blok gaz limiti üzerinde yoğun stres testleri yürütüyor. Kodun, bu ayın sonunda son test ağı Hoodi’de etkinleştirilmesi planlanıyor. Fusaka, Ethereum ağında hem performans hem de konsensüs mekanizması açısından önemli yenilikler getiriyor. Tamamlandığında, blok gaz limiti 60 milyona çıkarılacak. Bu sayede her blok daha fazla işlem ve daha karmaşık akıllı sözleşme etkileşimini aynı anda işleyebilecek. Consensys’in Besu istemcisi protokol mühendisi ve çekirdek geliştiricilerden Gabriel Trintinalia, ekiplerin mevcut node yapılandırmalarının 60 milyon gazlık blokları istikrarlı biçimde işleyebilmesi için kapsamlı mühendislik çalışmaları yürüttüğünü belirtti. Büyük blokların node’lar üzerinde oluşturduğu veri yükünü hafifletmek amacıyla, güncellemede Peer Data Availability Sampling (PeerDAS) sistemi de test ediliyor. Bu sistem, doğrulayıcıların tüm veriyi indirmek yerine ağdaki farklı eşlerden küçük veri örnekleri alarak doğrulama yapmasını sağlıyor. Böylece hem hız hem ölçeklenebilirlik artarken ağın merkeziyetsiz yapısı korunuyor. Ethereum Vakfı, 26 Eylül’de yayımladığı takvimle Fusaka testnet sürecini duyurmuştu. Planlamaya göre son deneme 28 Ekim’de Hoodi testnet’inde yapılacak, ardından aralık ayında ana ağ aktivasyonu gerçekleşecek. New York Belediye Başkanı Eric Adams, dijital varlıklar ve blok zinciri ofisini kurdu New York Belediye Başkanı Eric Adams, dijital varlıklar ve blok zinciri teknolojisine odaklanacak yeni bir belediye ofisinin kurulmasını öngören kararnameyi imzaladı. Bu adım, ABD’de bir belediye tarafından kurulan ilk dijital varlık ofisi olma özelliğini taşıyor. Salı günü imzalanan kararnameye göre yeni ofis, dijital varlıkların ve blok zinciri teknolojisinin sorumlu kullanımını teşvik etmeyi hedefliyor. Ofisin başına, son bir yıldır şehir yönetiminde dijital varlık politikaları üzerinde çalışan Moises Rendon getirildi. Adams yaptığı açıklamada, “New York her zaman yeniliğin merkezi oldu ve biz de geleceğin teknolojilerini bugünden benimsiyoruz. Dijital varlıkların çağı başladı. Bu dönüşüm ekonomimizi büyütme, küresel yetenekleri çekme, finansal hizmetlere erişimi kısıtlı topluluklara fırsat yaratma ve kamu hizmetlerini daha kullanıcı dostu hale getirme potansiyeli taşıyor” dedi. Dijital varlıklar ve blok zinciri ofisi, kripto sektörü ile kamu kurumları arasındaki koordinasyonu güçlendirmeyi, ayrıca federal ve eyalet düzeyinde politika çalışmalarına katkı sunarak New York’un blok zinciri ve kripto girişimleri için daha kapsayıcı bir merkez haline gelmesini amaçlıyor. Ofis ayrıca, finansal inovasyon alanında kentin rekabet gücünü korumak için yetenek çekmeye odaklanacak. Görev süresi boyunca kriptoya olumlu yaklaşımıyla bilinen Adams, ilk üç maaşını Bitcoin ile almış ve kentin ilk kripto zirvesine öncülük etmişti. Belediye başkanının görev süresi yıl sonunda sona erecek. Adams, geçen ay kampanya finansmanındaki zorluklar ve medya baskısı nedeniyle yeniden aday olmaktan vazgeçtiğini açıklamıştı. Celsius Network, Tether ile 299,5 milyon dolarlık uzlaşmaya vardı İflas süreci üç yılı aşkın süredir devam eden Celsius Network (CEL), stablecoin ihraççısı Tether ile yürüttüğü davada 299,5 milyon dolarlık uzlaşma sağladı. Bu anlaşma, Celsius’un yeniden yapılanma sürecindeki en büyük hukuki ihtilaflardan birinin çözülmesi anlamına geliyor. Anlaşma, VanEck ve GXD Labs ortaklığında kurulan Blockchain Recovery Investment Consortium (BRIC) tarafından pazartesi günü duyuruldu. Celsius, 2022’de Tether’in 39.542 Bitcoin’i zorunlu 10 saatlik bekleme süresi dolmadan tasfiye ettiğini iddia ederek 4,3 milyar dolar tazminat talebinde bulunmuştu. Yeni anlaşma, bu tutarın yaklaşık yüzde 7’sine denk geliyor. Dava, Ağustos 2024’te New York Güney Bölgesi İflas Mahkemesi’nde açılmış, Yargıç Martin Glenn Temmuz 2025’te Celsius’un iddialarının büyük kısmının görülmesine izin vererek uzlaşmanın önünü açmıştı. Tether CEO’su Paolo Ardoino, X üzerinden yaptığı açıklamada, “Tether, Celsius iflasıyla ilgili tüm konuların çözüme kavuşmasından memnuniyet duyuyor” ifadelerini kullandı. Tether, süreç boyunca iddiaları reddetmiş, davayı “temelsiz” olarak nitelendirerek Celsius’un “kendi kötü yönetiminin sonuçlarını başkalarına yüklemeye çalıştığını” savunmuştu. TEKNİK ANALİZ Bitcoin (BTC) Bitcoin 112.497 dolar seviyesinden işlem görüyor. Haftanın ilk yarısında yaşanan satış baskısının ardından 110.500 seviyesine kadar gerileyen Bitcoin destek bölgesinden gelen alımlarla yeniden toparlanma eğilimine girdi. Kısa vadede 111.500 ve 109.800 seviyeleri destek, yukarıda ise 113.800 ve 115.000 aralıkları direnç konumunda. BTC’nin 115.000 dolar üzerinde kalıcılık sağlaması, yükselişin 117.000–118.500 bandına doğru genişlemesini destekleyebilir. Buna karşın 111.500 altına sarkma, fiyatı 109.000–108.000 bölgesine kadar geri çekebilir. Genel görünüm, Bitcoin’in 111.500 üzerinde tutunduğu sürece kısa vadeli toparlanma eğilimini koruyabileceğine işaret ediyor. Ethereum (ETH) Ethereum şu anda 4.120 dolar seviyesinden işlem görüyor. Gün içinde görülen toparlanma, varlığın kısa vadeli direnç seviyesine yaklaşmasını sağladı. 4.000 ve 3.870 seviyeleri destek, yukarıda 4.150 ve 4.250 aralıkları direnç olarak izleniyor. ETH’nin 4.150 üzerinde kalıcılık sağlaması durumunda yükselişin 4.260–4.320 bandına doğru ivme kazanması beklenebilir. Aksi yönde, 4.000 altına gerileme olasılığı fiyatı yeniden 3.850–3.900 bölgesine çekebilir. Genel görünüm, Ethereum’un 4.000 üzerinde kaldığı sürece pozitif eğilimini sürdürdüğünü gösteriyor. Ripple (XRP) Ripple (XRP) 2,50 dolar seviyesinden işlem görüyor. Dün yaşanan dalgalanmanın ardından fiyat, kısa vadeli destek bölgesinde dengelenmiş durumda. 2,45 ve 2,48 seviyeleri destek, 2,52 ve 2,58 aralıkları ise direnç olarak öne çıkıyor. 2,52 üzerinde kalıcılık sağlanması, fiyatın 2,60–2,62 bandına yükselmesini destekleyebilir. 2,45 altına sarkma ise kısa vadede 2,40–2,42 bölgesine doğru geri çekilme riskini artırıyor. Genel görünüm, XRP’nin 2,45 üzerinde kaldığı sürece toparlanma potansiyelini koruduğuna işaret ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.