Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijitalleşme

Kapsül Haber Ajansı - Dijitalleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijitalleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

11’inci Bilim ve Fikir Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu Haber

11’inci Bilim ve Fikir Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

Üsküdar Üniversitesi tarafından İstanbul, Bursa, Kocaeli, Sakarya ve Yalova İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle düzenlenen 11. Bilim ve Fikir Festivali’nde lise öğrencileri geliştirdikleri projelerle yarıştı. Türkiye’nin ilk bilim ve fikir festivali olma özelliğini taşıyan organizasyonda bu yıl 188 okuldan yaklaşık 3 bin öğrenci, takım halinde hazırladıkları 750 bilimsel projeyle yer aldı. Festival, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbn-i Sina Oditoryumunda gerçekleştirildi. “Başımıza İcat Çıkar” mottosuyla düzenlenen festival kapsamında öğrenciler, Fen ve Teknoloji, Sosyal Bilimler ile Sağlık Bilimleri kategorilerinde hazırladıkları projeleri jüri üyelerine sundu. Projeler, alanında uzman 185 akademisyen ile İl Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından görevlendirilen 15 öğretmenin yer aldığı iki aşamalı değerlendirme sürecinden geçti. Ödül töreninde, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Safa Koçoğlu Gürsoy, İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, BFF Koordinatörü Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel ve geçen yıl Fen ve Teknoloji kategorisinde birincilik elde eden öğrenci Asaf Emir Özdemir birer konuşma yaptı. Törene Ümraniye Kaymakamı Yüksel Çelik de katıldı. Doç. Dr. Safa Koçoğlu Gürsoy: “Gençlere alan açıldığında önemli başarılara imza atıyorlar” Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Safa Koçoğlu Gürsoy, gençlerin düşünme, üretme ve problem çözme becerilerini destekleyen projelerin Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, gençlere alan açıldığında önemli başarılara imza attıklarını söyledi. Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen Bilim ve Fikir Festivali’nin uzun yıllardır başarıyla sürdürülmesini çok kıymetli bulduklarını ifade eden Koçoğlu, “Bir şeyi başlatmak kolay değil, onu sürdürebilmek ise hiç kolay değil. Bugün festivalin 11’incisinde bir arada olmak gerçekten çok anlamlı.” dedi. Festivalin farklı şehirlerden gençleri, öğretmenleri ve akademisyenleri ortak bir heyecanda buluşturduğunu kaydeden Koçoğlu, “İstanbul’dan Bursa’ya, Kocaeli’nden Sakarya’ya, Yalova’ya kadar farklı şehirlerden öğrencilerin ve öğretmenlerin bu heyecanın bir parçası olması çok kıymetli.” diye konuştu. “Gençlerimiz üretmek, düşünmek ve katkı sunmak istiyor” Festivalde yer alan projelerin yalnızca teknik çalışmalar olmadığını vurgulayan Bakan Koçoğlu, gençlerin aynı zamanda umut, fikir ve sorumluluk duygusu geliştirdiğini söyledi. “Gençlerimiz üretmek, düşünmek ve katkı sunmak istiyor. Yeter ki gençlere alan açılsın, güvenilsin ve imkan verilsin.” diyen Koçoğlu, bilgiyi insanlık yararına dönüştürmenin önemine dikkat çekti. Koçoğlu, “Burada sadece projeler hazırlanmıyor. Aynı zamanda geleceğe dair fikir, umut ve sorumluluk üretiliyor. Gençler bir problem görüyor ve onun çözümüne odaklanan çalışmalar ortaya koyuyor.” dedi. Konuşmasında Gençlik Haftası’na da değinen Koçoğlu, sabah saatlerinde Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile birlikte Anıtkabir’i ziyaret ettiklerini belirtti. Koçoğlu, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda, gençliğe emanet edilen bu ülkenin yarınlarına dair sorumluluğumuzu bir kez daha hatırladık.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye Yüzyılı gençliğin yüzyılı olacak” sözünü hatırlatan Koçoğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak gençlerin yalnızca akademik değil sosyal ve üretken yönlerini de desteklediklerini söyledi. “Gençlerimizin topluma katkı sunma kapasitelerini de güçlendirmeye çalışıyoruz” Koçoğlu, “Gençlerimizin sadece akademik başarısını değil; fikir üretme, problem çözme, proje geliştirme ve topluma katkı sunma kapasitelerini de güçlendirmeye çalışıyoruz.” dedi. Bakanlığın gençlere yönelik çalışmalarına da değinen Koçoğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde gençlik merkezleri, DENEYAP atölyeleri, genç ofisler, gönüllülük faaliyetleri ve gençlik kamplarıyla gençlere çok yönlü destek sağlandığını anlattı. Üniversite öğrenci topluluklarının projelerine destek veren ÜNİDES programına da dikkat çeken Koçoğlu, “Gençlik merkezlerimiz, spor tesislerimiz ve gençlik kamplarımız sizler için var. Önümüzdeki yıllarda bu imkanlardan yararlanan genç sayısının daha da artmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı. Vali Yardımcısı Gözen: “Proje tabanlı öğrenme kültürü Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek” İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, gençlerin bilim ve fikir üretimine yönlendirilmesinin toplumsal gelişim açısından büyük önem taşıdığını belirterek, proje tabanlı öğrenme kültürünün Türkiye’nin geleceğini şekillendireceğini söyledi. Konuşmasına İstanbul Valisi Davut Gül’ün selamlarını ileterek başlayan Gözen, Bilim ve Fikir Festivali’nin üniversite ile lise öğrencilerini aynı platformda buluşturmasının çok kıymetli olduğunu ifade etti. Gözen, “Bugün burada çok güzel bir etkinlikte bir aradayız. Bilim ve fikir festivalinin bir arada olması oldukça anlamlı. Bunun yanında üniversite ile lise öğrencilerinin aynı projede buluşması da çok önemli bir kazanım.” dedi. Türkiye’de yaşanan birçok toplumsal sorunun temelinde gençlere güçlü bir ideal sunulamamasının bulunduğunu kaydeden Gözen, İstanbul Valiliği olarak gençleri bilimsel, kültürel ve sosyal faaliyetlere yönlendiren projeler yürüttüklerini anlattı. Gençlerin boş zamanlarını verimli alanlara yönlendirmesi önemli Gençlerin boş zamanlarını verimli alanlara yönlendirmesinin önemine dikkat çeken Gözen, “Gençlerimizi bir ideale yönlendirmek ve onları boş zamanı olmayan bireyler haline getirmek istiyoruz. Çünkü boş zamanı kontrolsüz kalan insanlar zamanla topluma zarar verebilecek farklı meşguliyetlerin içine sürüklenebiliyor.” diye konuştu. Yapay zekâ ve dijitalleşmenin doğru kullanıldığında büyük fayda sağlayabileceğini ancak risklerinin de bulunduğunu ifade eden Gözen, “Üniversite ortamında yapay zekâ ve dijitalleşme çok faydalı amaçlar için kullanılabilirken, bunun zararlı sonuçlarını önleyecek tedbirlerin de alınması gerekiyor.” dedi. Yapay zekânın artık suç ve suçluyla mücadelede de aktif rol oynadığını belirten Gözen, İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından kullanılan dijital takip sistemlerine dikkat çekti. Gözen, “Yapay zekâ artık suçu ve suçluyu takip edebilen bir seviyeye geldi. İstanbul Emniyeti’nin kullandığı ‘Avcı’ isimli program sayesinde sanal ortamda işlenen suçlardan uyuşturucu kullanımına ve bağımlılığa kadar birçok konuda tespitler yapılabiliyor.” ifadelerini kullandı. Bilimsel gelişimin manevi değerlerle desteklenmesi gerektiğini de vurgulayan Gözen, “Bilim ve fikrin yanına zikri ve şükrü de ekleyebilirsek geleceğe çok daha sağlam adımlarla yürüyebiliriz.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Festivalin temelinde beyin temelli eğitim yaklaşımı bulunuyor” Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Bilim ve Fikir Festivali’nin ortaya çıkış hikâyesini anlatarak, festival fikrinin bilim üretmeyi gençler için eğlenceli ve kalıcı hale getirme arayışından doğduğunu söyledi. Festivalin temelinde “beyin temelli eğitim” yaklaşımının bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “İnsan beyninin nasıl öğrendiğine ilişkin nörobiyolojik çalışmalar şunu gösteriyor; insan bir konuda hem eğleniyor hem disiplinli çalışıyorsa bilgi beyinde kimyasal kayıt olarak kalıcı şekilde yer ediyor.” dedi. “Bilim ve Fikir Festivali’ni aynı heyecanla sürdürmeye devam ediyoruz” Gençlere bilim üretmeyi nasıl cazip hale getirebileceklerini düşündüklerini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Öğrencilere bilim üretmeyi, fikir geliştirmeyi nasıl eğlenceli hale getiririz diye literatürü araştırdık. Türkiye’de bilim ile festival kavramını bir araya getiren bir çalışma yoktu. Dünyada da yalnızca ABD’de Utah Üniversitesinde benzer bir örnek gördük. Bunun üzerine ‘Bilim ve Fikir Festivali yapalım’ dedik. 2013 yılında kararını aldık, 2014 yılında ilkini gerçekleştirdik.” Prof. Dr. Tarhan, “O dönemin İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Bey, öğrencilerin büyük heyecanla projelere katıldığını görünce bunun Türkiye çapında yapılabileceğini söyledi. Bakanlığa yazıldı. Sonrasında bizim beklediğimizden daha büyük bir gelişme oldu ve Teknofest başladı. Teknofest de bilim ile festivalin sentezini yaparak çok büyük bir heyecan oluşturdu. Biz de Bilim ve Fikir Festivali’ni aynı heyecanla sürdürmeye devam ediyoruz.” diye konuştu. “Yapay zekâ yalnızca meslekleri değil insan davranışlarını ve toplumsal yapıyı da dönüştürüyor” Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yapay zekânın yalnızca meslekleri değil insan davranışlarını ve toplumsal yapıyı da dönüştürdüğünü belirterek, gelecekte fark oluşturacak en önemli unsurun “sağlam karakter” olacağını söyledi. Teknolojik dönüşümlerin tarih boyunca insanlığı değiştirdiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Matbaa insanlıkta dönüşüm yaptı, elektrik dönüşüm yaptı, şimdi de yapay zekâ dönüşüm yapıyor.” diye konuştu. Yapay zekânın gelişim sürecinin bilim insanlarının ısrarlı çalışmalarıyla ortaya çıktığını anlatan Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın hayatı hızla değiştirdiğini ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, teknoloji çağında karakterin daha önemli hale geldiğini belirterek, “Geçen hafta Elon Musk’ın bir paylaşımına rastladım. ‘Zekâ çok ucuzladı, karakter çok pahalandı’ diyordu. Gerçekten çok doğru bir söz. Önümüzdeki dönemde bazı meslekler dönüşecek ama insanlık da dönüşecek. Sağlam karakterli insanlarla sağlam karakteri olmayan insanları yapay zekâ çok hızlı ayıracak.” ifadelerini kullandı. “Dijital demans, dijital otizm gibi kavramlardan söz ediyoruz” Yoğun ekran maruziyetinin gençler üzerinde ciddi psikolojik etkiler oluşturabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Dijital demans, dijital otizm gibi kavramlardan söz ediyoruz. Yapay zekâ artık gerçeğin ve kimliğin sınırlarını değiştiren yeni bir gerçeklik alanı oluşturdu.” dedi. Yapay zekânın sunduğu hız ve kolaylığın doğru kullanılmadığında ciddi riskler doğurabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Yapay zekâ bazı gençlerde gerçeklik algısını bozabiliyor. Bu nedenle yapay zekâ çağında karakterli kalmak, bugün her gencin en önemli meselesi haline geldi. Eskiden bilgelik daha ileri yaşlarla ilişkilendirilirdi. Şimdi ise genç yaşta bilge olma yolunda çabalamak gerekiyor.” dedi. Festival kapsamında sergilenen projelerden etkilendiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerin ortaya koyduğu çalışmaların patent, faydalı model ve akademik makale potansiyeli taşıdığını ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, “Bu yılki projeler gerçekten bizi şaşırttı. Çok güçlü çalışmalar var. Birçok projede patent alınabilirlik, faydalı model ya da akademik makaleye dönüşebilme potansiyeli gördüm. Bilim bir yolculuktur. Siz de bu yolculuğa çıkmışsınız. Aynı heyecanla devam edin. Önünüzde hiç ummadığınız fırsatlar açılacak.” dedi. Prof. Dr. Ergüzel: “Amaç; proje geliştirme tutkusu taşıyan gençlere bir ekosistem oluşturmaktır” Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, BFF Koordinatörü Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, festivalin gençlerin proje geliştirme tutkusunu destekleyen bir ekosistem oluşturmayı amaçladığını vurguladı. Prof. Dr. Ergüzel, “Bilim ve Fikir Festivalimizin gayesi, aramızdaki çok sayıda Asaf Emir’i bulmak ve destek ihtiyacı olan, sağlıkta, mühendislikte, sosyal bilimlerde öğrenme ve proje geliştirme tutkusu taşıyan gençlere bir ekosistem oluşturmaktır.” dedi. Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Dünya Ekonomik Forumu’nun “Geleceğin Meslekleri” raporuna dikkat çekerek 2030 yılına kadar mevcut mesleklerin yaklaşık yüzde 63’ünün dönüşmesinin beklendiğini söyledi. Geleceğin iş dünyasında teknik bilginin yanında farklı yetkinliklerin ön plana çıkacağını ifade eden Ergüzel, “2030 yılı itibarıyla dönüşen mesleklerde ekip çalışması yapabilme, yaratıcı düşünebilme, teknolojiyi konumlandırabilme, fikirleri uygulanabilir çözümlere dönüştürme ve problemleri sistematik şekilde ele alıp projelendirebilme gibi beceriler öne çıkacak.” dedi. Bilim ve Fikir Festivali’nin temel amaçlarından birinin gençlerin zaman, beceri, öğrenme kapasitesi ve mevcut kaynaklarını etkin şekilde kullanmalarını sağlamak olduğunu vurgulayan Ergüzel, festivalin proje geliştirme kültürünü yaygınlaştırmayı hedeflediğini ifade etti. Genç mucitten duygulandıran MS hikâyesi Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen 11. Bilim ve Fikir Festivali’nde konuşan Atatürk Fen Lisesi öğrencisi ve geçen yılın Fen ve Teknoloji kategorisinde birincilik elde eden öğrenci Asaf Emir Özdemir açılışta yaptığı konuşmada, geliştirdikleri yapay zekâ projesiyle bir çocuğun MS hastalığının erken fark edilmesine katkı sağladıklarını anlattı. Özdemir, projenin uluslararası patent sürecinde Üsküdar Üniversitesinin kendilerine destek verdiğini belirterek, “Geçen sene elde ettiğimiz derece sonucunda projemizin uluslararası alanda patentlenmesi için bize sınırsız destek olan Üsküdar Üniversitesine ve tüm öğretim üyelerine teşekkür ediyorum.” dedi. Geliştirdikleri yapay zekânın nörolojik ve ortopedik hastalıkları tespit etmeye yönelik olduğunu ifade eden Özdemir, “Yaklaşık bir buçuk sene önce bir yapay zekâ geliştirmiştik. Bu yapay zekâ, nörolojik ve ortopedik hastalıkları tespit edebiliyordu. Yapay zekânın çalışıp çalışmadığını anlamak için sağlıklı ve sağlıksız insanlardan oluşan iki kontrol grubu ile bir deney oluşturduk.” diye konuştu. Deney sırasında 7 yaşındaki bir çocukta yapay zekânın MS hastalığına işaret ettiğini aktaran Özdemir, “Sağlıklı olarak tanımladığımız 7 yaşındaki bir çocukta yapay zekâ MS hastalığı teşhisi koymuştu. Biz bunu ilk başta yapay zekânın bir hatası olarak düşündük. Ama ne olur ne olmaz diyerek çocuğun ebeveynlerine bildirdik. Daha sonra gerçekten de bu çocukta MS hastalığı çıktı.” dedi. Özdemir, çocuğun annesinden dün aldığı teşekkür mesajının kendisini çok etkilediğini belirterek, mesajı salondakilerle paylaştı. Özdemir; “İyi ki o zaman sizi küçük görüp umursamamak yerine dikkate almışız. Doktorlar hastalığın büyük ölçüde yenildiğini söyledi. Size ne kadar teşekkür etsem az, çünkü bir annenin yavrusuna kavuşmasını asla anlayamazsınız.” İfadelerini kullandı. Gençlere proje yapmaları çağrısında bulunan Özdemir, “Hem toplumu daha iyi bir refah seviyesine kavuşturmak, hem insanların yüreğine dokunmak, hem de problemlere çözüm üretmek istiyorsanız size tek bir şey öneriyorum: Proje yapın, proje yapın, proje yapın.” Şeklinde konuştu. Ödüller… Üsküdar Üniversitesi 11. Bilim ve Fikir Festivali’nde projeler Sağlık Bilimleri, Sosyal Bilimler, Fen ve Teknoloji olmak üzere üç kategoride yarıştı. Festivalde dereceye giren projeler ödüllendirildi. İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Yalova genelinde 188 okuldan öğrencinin takımlar halinde 750 proje ile başvurduğu 11. Bilim ve Fikir Festivali kapsamında dereceye giren projelere toplam 600 bin TL ödül verildi. Bunun 400 bin TL’si öğrencilere, 200 bin TL’si ise danışman öğretmenlere ayrıldı. Her kategoride dereceye giren ilk 3 projeye Üsküdar Üniversitesi tarafından “Patentleme desteği” verilecek. Her kategoride ayrı ayrı olmak üzere ilk 3 dereceye giren öğrencilerden, Üsküdar Üniversitesi'nin ücretli, yüzde 25 ve yüzde 50 indirimli programlarını ilk beş tercihine yazıp bu tercihlerinden birine yerleşenlerin indirim oranı yüzde 75’e tamamlanıyor. Fen ve Teknoloji kategorisinde kazananlar… Fen ve Teknoloji kategorisinde İstanbul Atatürk Fen Lisesi öğrencileri BİYO-MİHA adlı projeyle birinci, TÜBİTAK Fen Lisesi öğrencileri “Biyokütle Tabanlı Kaolin ve Karbon Kuantum Noktası Katkılı Biyopolimer Hidrojel ile Kuraklık Koşullarında Tohum Kaplama” adlı projeyle ikinci, İstanbul Atatürk Fen Lisesi öğrencileri “FROSTGUARD - Biyobazlı ve Mobil Yapay Zekâ Destekli Akıllı Soğuk Zincir Uyarı Etiketi” üçüncülük ödülü aldı. Sağlık Bilimleri kategorisinde dereceye giren projeler… Sağlık Bilimleri kategorisinde İstanbul Fuat Sezgin Bilim ve Sanat Merkezi öğrencileri “Kontrollü Salınım Sağlayan GelMA-NCQDs Tabanlı Mikroiğne Yara Örtüsü İskelesi Tasarımı ve İn Vitro Değerlendirilmesi” adlı projesiyle birinci, Validebağ Fen Lisesi öğrencileri “Çok Modaliteli Derin Öğrenme ile Hasta Sağlık Yörüngesi Tahmini” başlıklı projesiyle ikinci, İstanbul Atatürk Fen Lisesi “Kortikal Yayılım Depresyonunun (CSD) In Slico Simülasyonu ve Sentetik EEG Sinyali Üretimi” başlıklı projesiyle üçüncülük ödülünü aldı. Sosyal Bilimler kategorisinde dereceye girdiler Sosyal Bilimler kategorisinde Halil Rıfat Paşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri “Ekranın Arkasında Ne Var? Yapay Zekâ Destekli Siber Zorbalık Farkındalık ve Rehberlik Modeli” projesi birinci oldu. TÜBİTAK Fen Lisesi öğrencileri “Birlikte Olmanın Bütünleştirici Gücü: Prososyal Harmoni” adlı projesiyle ikinci, 75. Yıl Cumhuriyet Ticaret Meslek Lisesi ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri de “Finans Rehberim: Yapay Zekâ Destekli Mobil Uygulamanın Lise Öğrencilerinin Finansal Okuryazarlık Düzeylerine Etkisi” projesiyle üçüncü oldu. Sürdürülebilir Proje Ödülü Öte yandan tüm kategorilerde geçerli olmak üzere 6-10 arasında yer alan projelere “İyi Fikir, Özgün Yöntem, Sürdürülebilir Proje” ödülü verildi. Tüm katılımcı öğrencilere katılım belgesi, katılan tüm okullara da plaket veya teşekkür belgesi verildi. Üsküdar Üniversitesi Televizyonu (ÜÜ TV) ve Üsküdar Üniversitesi resmi Youtube hesabından canlı yayınlanan tören katılımcıların birlikte hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Dönüşümünün Geleceği ve Finansman Modelleri Bu Etkinlikte Konuşuldu Haber

İklim Dönüşümünün Geleceği ve Finansman Modelleri Bu Etkinlikte Konuşuldu

Etkinlikte, COP31’e giden süreçte iklim dönüşümünün yalnızca çevresel bir sorumluluk alanı değil; sanayi, finans, enerji, teknoloji ve tedarik zincirlerini doğrudan etkileyen stratejik bir dönüşüm başlığı olduğu vurgulandı. Kamu–özel sektör iş birliklerinin önemi, kurumların uyum süreçlerinde karşılaştığı yapısal ve operasyonel zorluklar ile sürdürülebilir finansman modelleri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Program, Platin Yaka Kurucusu Mehtap Yıldız’ın açılış konuşmasıyla başladı. Ardından gerçekleştirilen “Fireside Chat — COP31 Vizyonu” oturumunda, STRAVISION Kurucusu, DeepTech, AI and Growth Strategist Platin Yaka Verda Emiroğlu moderatörlüğünde, Deloitte Türkiye Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Murat Günaydın ile COP31 vizyonu, Türkiye iş dünyasının dönüşüm sürecindeki konumu ve iklim politikalarının ekonomik etkileri ele alındı. Etkinliğin ilk paneli olan “Kurumların İklim Dönüşüm Haritası ve Karşılaştıkları Zorluklar” oturumunda; Plutarion Kurucu ve CEO’su Platin Yaka Yeliz Erinçkan moderatörlüğünde, Akkök Holding Kurumsal Sürdürülebilirlik Müdürü Çiğdem Arpat Koçak, Eczacıbaşı Topluluğu İnovasyon Yöneticisi ve TTGV İklim Öncüsü Tuğba Uçar Demir ile Sabancı Holding Sürdürülebilirlik Direktörü Derya Özet Yalgı yer aldı. Panelde, özel sektörün iklim dönüşümü yolculuğunda karşılaştığı yapısal, stratejik ve operasyonel zorluklar değerlendirildi. İkinci panel olan “İklim Dönüşüm Finansmanı ve Yatırım Araçları” oturumunda ise Energy Shift Capital Kurucu ve CEO’su Platin Yaka İlkay Demirdağ moderatörlüğünde; DenizBank Finansal Kurumlar ve Sürdürülebilirlik Koordinatörü Beril Oğuz, QNB Finansbank Uluslararası Bankacılık ve Hazine Yönetici Direktörü Yeliz Ataay Arıkök ile Yapı Kredi Leasing Perakende Kanalı ve Koç Holding Topluluğu Satış, İş Geliştirme Müdürü ve Sürdürülebilirlik Komitesi Üyesi Özcan Aydoğan konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda, iklim dönüşümünün finansmanı, yatırım araçları, sürdürülebilir finansman modelleri ve kurumların bu alandaki ihtiyaçları masaya yatırıldı. Programın son bölümünde “Platin Yaka İyi Uygulama Örnekleri” kapsamında, So4aDvicE Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri Kurucusu Platin Yaka Selime Öztürk, “Yapı Sektöründe Endüstriyel Simbiyoz: Karbonsuzlaşma, Kaynak Verimliliği ve Yeni Değer Zincirleri” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Perita Analitik Kurucusu Platin Yaka Cem Yılmaz ise “Sürdürülebilirlik Raporlaması Sürecinde Dijital Mentörlük Platformu” başlıklı sunumuyla dijitalleşme ve sürdürülebilirlik raporlaması alanındaki iyi uygulama örneklerini paylaştı. Etkinlik, COP31’e giden süreçte iş dünyası, finans sektörü, teknoloji girişimleri ve farklı sektör temsilcileri arasında ortak bir farkındalık ve iş birliği zemini oluşturmayı hedefledi. Platin Yaka, iklim dönüşümünü kurumların ihtiyaçlarını görünür kılan, iyi uygulamaları yaygınlaştıran ve sürdürülebilir finansman ile teknoloji çözümlerini buluşturan önemli bir dönüşüm alanı olarak konumlandırıyor. Platin Yaka, COP31’e uzanan süreçte iklim dönüşümünü iş dünyası için ortak akıl, somut eylem ve sürdürülebilir değer üretimi ekseninde ele almaya; farklı sektörleri aynı dönüşüm vizyonu etrafında buluşturmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Çimento Sektörü Küresel Dönüşüm Gündemine Çin’den Mesaj Verdi Haber

Türk Çimento Sektörü Küresel Dönüşüm Gündemine Çin’den Mesaj Verdi

Konukoğlu, sektörün yeşil dönüşüm hedefleri doğrultusunda alternatif yakıt kullanımı, enerji verimliliği ve düşük karbonlu üretim teknolojilerine yönelik yatırımlarını hızlandırdığını vurguladı. Küresel çimento sektörünün en önemli organizasyonları arasında yer alan Cementtech etkinliği, 13 Mayıs’ta Çin’de sektör temsilcilerini bir araya getirdi. TÜRKÇİMENTO Başkanı Adil Sani Konukoğlu, etkinliğin açılış oturumunda gerçekleştirdiği konuşmada Türk çimento sektörünün üretim gücü, sürdürülebilirlik yatırımları ve uluslararası iş birliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında sektörün dönüşüm sürecine dikkat çeken Konukoğlu, “Biz, Türk çimento sektörü olarak bu süreci yalnızca bir uyum zorunluluğu değil, uzun vadeli rekabet gücümüzü belirleyecek stratejik bir dönüşüm olarak görüyoruz” dedi. Sektörün “üçüz dönüşüm” yaklaşımıyla hareket ettiğini belirten Konukoğlu, “Bu dönüşümün merkezinde yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve insan odaklı dönüşüm yer alıyor. Türk çimento sektörü dönüşüm sürecini yalnızca takip eden değil, yön veren bir anlayışla ilerliyor” ifadelerini kullandı. “Yeşil dönüşüm, dijitalleşmeden ayrı düşünülemez” Dijitalleşmenin sürdürülebilir üretimde kritik rol üstlendiğini vurgulayan Konukoğlu, veri odaklı yönetim anlayışı, yapay zeka uygulamaları ve ileri üretim teknolojilerinin karbon emisyonlarının azaltılmasından kaynak verimliliğine kadar pek çok alanda belirleyici olduğunu söyledi. Türk çimento sektörünün sürdürülebilirlik yatırımlarına ilişkin güncel verileri de paylaşan Konukoğlu, sektörün 2024 yılı itibarıyla 2,1 milyon ton alternatif yakıt kullandığını ve ısıl enerji ihtiyacının yüzde 13’ünün alternatif kaynaklardan karşılandığını belirtti. Ayrıca Türkiye genelinde 17 fabrikada, 27 hatta kurulu atık ısı geri kazanımı tesisleriyle toplam 164,5 megawatt gücünde enerji üretildiğini ifade eden Konukoğlu, bu üretimin yaklaşık 658 bin hanenin günlük elektrik tüketimine eşdeğer olduğunu kaydetti. “Yeşil çimento kullanımının yaygınlaşması kritik önem taşıyor” Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda sektörün dönüşüm yatırımlarını hızlandırdığını belirten Konukoğlu, alternatif yakıt kullanım oranlarının artırılması, klinker oranının düşürülmesi ve düşük karbonlu yeni nesil üretim teknolojilerinin yaygınlaştırılmasının sektör açısından kritik önem taşıdığını söyledi. Konukoğlu, kamu projelerinde yeşil çimento kullanımını teşvik eden düzenlemeler sayesinde önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 11 milyon ton CO₂ emisyon azaltımı hedeflendiğini de ifade etti. Türkiye-Çin iş birliği vurgusu Konuşmasında Çin Çimento Birliği ile geliştirilen stratejik iş birliğine de değinen Konukoğlu, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ile Çin’in dijitalleşme ve otomasyon alanındaki deneyiminin önemli bir sinerji oluşturacağını belirtti. Konukoğlu, “Türkiye ve Çin arasında kurulan bu güçlü iş birliği, yalnızca iki ülke için değil, küresel çimento sektörünün sürdürülebilir geleceği için de örnek bir model olacaktır” değerlendirmesinde bulundu. Etkinlik kapsamında düzenlenen panel oturumuna TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay da katıldı. Bozay, panelde sektörün sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve uluslararası iş birlikleri odağındaki gelişmelerine ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Burgan Bank'tan Yılın İlk Çeyreğinde 500 Milyon TL Net Kâr Haber

Burgan Bank'tan Yılın İlk Çeyreğinde 500 Milyon TL Net Kâr

Aynı dönemde ülke ekonomisine konsolide bazda 153 milyar TL tutarında kredi desteği sunan banka, konsolide aktif büyüklüğünü ise 207,5 milyar TL seviyesine yükseltti. Burgan Bank Genel Müdürü Murat Dinç, yılın ilk çeyreğinde tüm iş kollarına yayılan bu büyümenin müşteri deneyimini geliştiren adımlar ve operasyonel verimliliği artıran uygulamalarla desteklendiğini ifade etti. Burgan Bank Genel Müdürü Murat Dinç, yılın ilk çeyreğinde tüm iş kollarına yayılan bu büyümenin müşteri deneyimini geliştiren adımlar ve operasyonel verimliliği artıran uygulamalarla desteklendiğini ifade etti. 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptıklarını söyleyen Burgan Bank Genel Müdürü Murat Dinç, “Burgan Bank olarak dengeli büyüme yaklaşımımız, etkin risk yönetimi anlayışımız ve dijitalleşme odağımız doğrultusunda yılın ilk çeyreğinde de güçlü performansımızı sürdürdük. Tüm iş kollarımıza yayılan büyümeyi, müşteri deneyimini geliştiren adımlarımız ve operasyonel verimliliği artıran uygulamalarımızla destekledik. Bu dönemde de yatırımlarımızın odağında teknolojik alt yapımızı geliştirecek ve markalarımızı ileri taşıyacak projeler yer aldı. Dinamik ve çevik yönetim anlayışımızla bilançomuzu etkin şekilde yönetirken, değişen müşteri ihtiyaçlarına hızlı uyum sağlayan yapımızı daha da pekiştirdik. Burgan Bank ve ON Dijital markalarımızı geleceğe taşıyacak yatırımlara kararlılıkla devam ediyor; hedeflerimize ulaşmak için hızlı, kararlı ve sürdürülebilir adımlar atıyoruz” dedi. ON Dijital tarafında büyüme ivmesinin sürdüğünü belirten Dinç, “Dijital kanallarımızda 1,6 milyondan fazla müşterimize hızlı, güvenli ve kesintisiz hizmet sunuyoruz. Masrafsız bankacılık işlemleri, avantajlı mevduat ve kredi oranları yanında zengin yatırım ürünlerimizle müşterilerimizin birikimlerine değer katmaya; farklı markalarla yaptığımız iş birlikleriyle onların hayatlarını kolaylaştırmaya devam ediyoruz. Bu alandaki yatırımlarımız ve çalışmalarımız yeni müşteri kazanımında da bizi ileri taşımayı sürdürüyor. Uzaktan müşteri ediniminde ilk çeyrekte pazar payımız yüzde 4 seviyesine ulaştı. 51 marka, 6.842 satış noktasındaki iş birliklerimizle geniş bir erişim ağı oluşturduk. BKM standartları doğrultusunda sunduğumuz açık bankacılık hizmetlerinde %99,5 kesintisiz hizmet performansımızla operasyonel gücümüzü pekiştirdik. Sigorta tarafında komisyon gelirlerimiz geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık üç kat artarak dijital iş modelimizin katkısını güçlendirdi” dedi. 2026 yılının ilk çeyreğinde Burgan Bank, Kurumsal ve Ticari Bankacılık alanında reel sektöre sağladığı finansman desteğini 122,1 milyar TL seviyesine taşıdı. Bu büyüklüğün 86,2 milyar TL’si nakdi, 35,9 milyar TL’si ise gayrinakdi kredilerden oluşurken, yılın ilk döneminde dengeli bir büyüme yapısı korundu. Nakit yönetimi, dış ticaret ve faktoring alanlarında geliştirilen dijital ve kişiselleştirilmiş çözümlerin işlem hacimlerine doğrudan katkı sağladığını vurgulayan Dinç, “Dış ticaret hacmimizi dolar bazında yüzde 40 büyüterek 1,2 milyar USD seviyesine ulaştırdık. Güçlenen satış yapılanmamızla, KOBİ segmentinde faktoring işlemlerinde işlem hacmimizi 8 kat artırdık” dedi. Birikim Yönetimi iş kolunda kat edilen gelişmeleri de değerlendiren Murat Dinç, şöyle devam etti: “Müşterilerimizin varlıklarını daha etkin değerlendirebilecekleri bir yapıyı güçlendirirken, yönetilen müşteri varlık büyüklüğümüzü mart sonu itibarıyla 69 milyar TL seviyesine taşıdık. Toplam fon büyüklüğümüz ise 26 milyar TL olarak gerçekleşti.” Burgan Yatırım tarafında ise Dinç, işlem hacmi ve komisyon gelirlerinde yüzde 33 büyüme kaydedildiğini ifade etti. Devam eden sıfır komisyon kampanyası ve ON Plus mevduat kampanyasının katkısıyla müşteri kazanımı ve aktivasyon süreçlerinde önemli bir ivme yakalandığını vurgulayan Dinç, hisse opsiyonları ve Eurobond işlemleriyle genişleyen ürün gamının da bu büyümeyi desteklediğini dile getirdi. Leasing ve filo kiralama tarafında 2026 yılının ilk çeyreğinde güçlü performansın sürdüğünü söyleyerek sözlerine devam eden Dinç, toplam işlem hacminde sektörde ilk 10, işlem adedi bazında ise ilk 5 arasında yer aldıklarını ifade etti. Bu dönemde aktif büyüklüğün 22 milyar TL seviyesine yükseldiğini vurgulayan Dinç, özkaynak kârlılığının yüzde 34 ve aktif kârlılığının yüzde 8 olarak gerçekleştiğini aktardı. Filo kiralama tarafında ise araç parkının toplam yatırım değerinin 9,5 milyar TL’ye ulaştığını söyledi. Dinç son olarak, “Elde edilen bu sonuçların temelinde güçlü ekip yapımız var. 2025 yılında ikinci kez Great Place To Work Sertifikası’nı aldıktan sonra, bu yıl ilk kez En İyi İşverenler Listesi’nde yer aldık. Harika Bir İş Yeri olarak Türkiye’nin En İyi İşverenleri arasında olmanın gururunu yaşıyoruz. Çalışan ve müşteri odaklı hizmet anlayışımızı ve teknolojik yatırımlara verdiğimiz önceliği önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Türkiye 170 Yaşında Haber

Siemens Türkiye 170 Yaşında

Siemens Türkiye, Türkiye’nin sanayi ve teknoloji ekosisteminde uzun yıllardır faaliyet gösteren bir teknoloji şirketi olarak konumlanıyor. Şirketin faaliyetlerinin odağında kısa vadeli sonuçların ötesinde uzun vadeli değer üretimi yer alıyor. Siemens Türkiye, yerel mühendislik gücünü, operasyonel yetkinliklerini ve küresel teknoloji birikimini bir araya getirerek çalışmalarını sürdürüyor. Geleceğe bakış: Dijitalleşme, endüstriyel yapay zekâ ve sorumlu büyüme Siemens Türkiye, stratejik odağını dijital dönüşüm, endüstriyel yapay zekâ ve veri odaklı teknolojilere yönlendiriyor. Şirket, sanayide dijitalleşmenin hızlandırılmasını, yeşil teknolojilerin yaygınlaştırılmasını ve daha verimli, dayanıklı sistemlerin geliştirilmesini önceliklendiriyor. Yapay zekâ, dijital ikizler, otomasyon ve akıllı enerji sistemleri, Siemens Türkiye’nin gelecek vizyonunun temel yapı taşlarını oluşturuyor. Siemens Türkiye’den sosyal etki ve sürdürülebilirlik odağında bütüncül yaklaşım Siemens Türkiye, insan odağını merkeze alarak yetenek gelişimi, kapsayıcılık ve etik değerler alanlarında çalışmalar yürütüyor. Şirket, çevresel yaklaşımı kapsamında enerji verimliliğini artıran, kaynak kullanımını optimize eden ve emisyonların azaltılmasına katkı sağlayan teknolojiler geliştiriyor. Bu bütüncül yaklaşım, Siemens Türkiye’nin sosyal etki çalışmalarına da yansıyor. Türkiye, Siemens’in küresel inovasyon ağında stratejik rol oynuyor Türkiye, Siemens’in küresel inovasyon ve mühendislik ağı içinde stratejik bir rol üstleniyor. Siemens Türkiye, 800’ü aşkın mühendis ve araştırmacıdan oluşan kadrosu ve 3 milyar TL’ye ulaşan Ar-Ge yatırımıyla global inovasyon ağının önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Bu yapı, Türkiye’yi yalnızca üretim yapılan bir ülke olmaktan çıkararak teknoloji geliştirilen bir merkez haline getiriyor. Türkiye’de geliştirilen mühendislik çözümleri ve dijital teknolojiler, Siemens’in global portföyüne entegre edilerek farklı coğrafyalarda kullanılıyor. Üretim gücü ve ihracat kapasitesi Siemens Türkiye yerli üretim gücü ve mühendisliği ile Gebze'de 100.000'den fazla orta gerilim dağıtım panosu üretimi gerçekleştirdi. Dünya da pek çok ülkeye ihracat yapan tesis, çevre dostu teknolojileri, uzun ömürlü yapısı ve düşük bakım ihtiyacıyla enerji altyapılarına çözüm sunuyor. Dijital üretim altyapısı sayesinde tesis; otomasyon, dijital ikiz teknolojileri ve entegre üretim yönetimiyle modern sanayi üretiminin gelişmiş örneklerinden biri olarak konumlanıyor. Bunun yanı sıra Siemens’in Türkiye’deki alçak gerilim üretim faaliyetleri de küresel değer zincirinde önemli bir rol üstleniyor. 1961 yılında kurulan tesis, yıllık yaklaşık 20 milyon adet üretim kapasitesiyle faaliyet gösteriyor. Liderlerden 170. yıl mesajları Hüseyin Gelis: “Yenilik ve sorumlu büyüme ile geleceği şekillendiriyoruz” Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis: Geçmişten bugüne taşıdığımız deneyimi, yenilik odağımız ve güçlü mühendislik kabiliyetimizle birleştiriyoruz. Türkiye’deki köklü sanayi ve teknoloji geçmişimiz, bu yaklaşımın önemli bir göstergesidir. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz; dijital dönüşümü hızlandırmak, endüstriyel yapay zekâ ve veri odaklı teknolojileri sanayiye entegre etmek, yeşil teknolojilerin kullanımını yaygınlaştırmak ve sorumlu büyüme yaklaşımıyla sanayi ve altyapının geleceğini şekillendirmek olacaktır. Siemens Türkiye olarak teknolojiyi yalnızca geliştiren değil, ekonomik, çevresel ve toplumsal etkileri birlikte ele alan bir bakış açısıyla hareket ediyoruz. Bu anlayışla ‘zamanın ötesinde’ bir şirket olma hedefimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.” Thomas Kolbinger: “Uzun vadeli ve dengeli büyümeye odaklanıyoruz” Siemens Türkiye CFO’su Thomas Kolbinger ise şirketin uzun vadeli değer yaratma yaklaşımına dikkat çekerek şunları söyledi: 170 yıl boyunca temel odağımız, teknolojiyi ve mühendisliği kullanarak değer üretmek oldu. Siemens Türkiye olarak finansal başarımızı inovasyon ve toplumsal etki yaklaşımıyla birlikte ele alıyoruz. Türkiye, Siemens için yalnızca bir pazar değil, aynı zamanda stratejik bir üretim ve inovasyon merkezi olmayı sürdürüyor. Güçlü Ar-Ge yatırımlarımız, ihracat kapasitemiz ve toplumsal fayda odaklı çalışmalarımızla Türkiye’de uzun vadeli değer üretmeye devam ediyoruz. 170 yıldır zamanın ötesinde olmaktan ve Türkiye için değer yaratmaktan gurur duyuyoruz.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülker, 2026 Yılı İlk Çeyrek Finansallarını açıkladı Haber

Ülker, 2026 Yılı İlk Çeyrek Finansallarını açıkladı

Ülker Bisküvi’nin Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderdiği açıklamaya göre, şirket bu yılın ilk çeyreğini 33,9 milyar TL ciro ile kapattı. Şirket aynı dönemi %15,1 FAVÖK marjı ile bitirdi. Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı ilk çeyrek sonuçlarıyla ilgili şu bilgileri aktardı: “İkonik ve güçlü markalarımızla ve etkin inovasyonlarımızla tüketicilere ulaşıyor, amaç odaklı bir şirket olarak attığımız her adımda her lokmada mutluluk vermeyi amaçlıyoruz. Yeni kampanyamız “Ülker varsa mutluluk var”ın reklam filmi, TV ekranlarında, dijital platformlarda ve açık hava mecralarında izleyiciyle buluştu. Jeopolitik ve zorlu ekonomik koşulların yaşandığı yılın ilk çeyreğini 33,9 milyar TL ciroyla tamamladık ve Türkiye ekonomisine istihdamımızla, üretimimizle, ihracatımızla katkı sağlamaya devam ettik. Sürdürülebilirliği işimizin her aşamasına, dokunduğumuz her alana entegre etmek ve toplumsal faydayı artırmak için çalışıyoruz. Çalışmalarımız, S&P Global ve London Stock Exchane Group (LSEG) gibi uluslararası platformlarda takdir ediliyor. LSEG’de üç yıl üst üste dünya birincisi olurken, S&P Global’in Sustainability Yearbook listesinde altıncı kez yer aldık ve kurumsal sürdürülebilirlik değerlendirmesinde gıda şirketleri arasında ilk %3’e girdik. Önümüzdeki dönemde de değişen küresel dinamikleri yakından izleyerek finansal disiplinimizi korumayı, dijitalleşme, yapay zekâ, inovasyon ve sürdürülebilirliği büyümemizin merkezine alarak uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Praticar Yola Çıktı Haber

Praticar Yola Çıktı

Mobilite dünyası, değişen kullanıcı alışkanlıkları ve hızlanan dijitalleşmenin etkisiyle köklü bir dönüşümden geçiyor. Anadolu Grubu da bu dönüşümü yakından takip ederek, sektördeki bilgi birikimini ve operasyonel yetkinliğini yeni markası Praticar ile farklı bir boyuta taşıyor. Dijital odaklı yapısı, sadeleştirilmiş kullanıcı deneyimi yolculuğu ve erişilebilir hizmet modeliyle mobilite dünyasına adım atan Praticar, halihazırda Türkiye’nin 11 şehrinde bulunan 18 ofisinde, seyahat severlere mutlak müşteri memnuniyeti ilkesi çerçevesinde hizmet sunuyor. Tüm süreçlerin mobil uygulama üzerinden uçtan uca yönetilebildiği bir altyapıya sahip olan Praticar’da kullanıcılar, rezervasyondan araç teslimine kadar tüm adımları dakikalar içinde tamamlayabiliyor. 1 dakikalık rezervasyon süresiyle zamanı daha verimli kullanmak ve ihtiyaç anında çözüme zahmetsizce erişmek isteyen yeni neslin beklentilerini bütünüyle karşılayan Praticar, araç kiralama sektörünün kodlarını yeniden yazmaya hazırlanıyor. Halihazırda Garenta markasıyla sektörde güçlü bir varlık gösteren Anadolu Grubu, Praticar ile mobilite alanında çok markalı bir yapıya geçiş yapıyor. Bu stratejik adımın temelinde ise değişen kullanıcı ihtiyaçlarına daha esnek, daha özgün ve farklı değer önerileriyle yanıt verme yaklaşımı yer alıyor. Çelik Motor Genel Müdürü Şafak Savcı: “Mobilite sektörüne yepyeni bir yaklaşım kazandırıyoruz” 11 Mayıs tarihinde Rixos Tersane’de yoğun bir katılıma sahne olan lansmanda gerçekleştirdiği konuşmasında mobiliteyi zamanın, erişimin ve deneyimin yeniden tanımlandığı çok katmanlı bir alan olarak nitelendirdiklerine işaret eden Çelik Motor Genel Müdürü Şafak Savcı, “Mobiliteyi bugün yalnızca bir ulaşım ihtiyacı olarak değil, yaşamın temposunu belirleyen stratejik bir sektör olarak ele alıyoruz. Anadolu Grubu olarak faaliyet gösterdiğimiz her sektörde oyunun kurallarını takip eden değil, o kuralları bizzat yeniden yazan bir yaklaşım benimsedik. Praticar da bu bakış açısının mobilite alanındaki ifadesi. Praticar, mobilite sektöründe sahip olduğumuz bilgi birikimini ve operasyonel yetkinliği, çeviklik, dijitalleşme ve erişilebilirlik kavramları üzerinden şekillenen bütüncül bir anlayışla yorumladığımız yeni bir başlangıç. Praticar olarak amacımız, mevcut yapıyı tekrar etmekten ziyade, kullanıcı deneyimini daha yalın, daha hızlı ve daha anlamlı bir çerçevede yeniden kurgulamak. Mobiliteyi daha erişilebilir kılarken, aynı zamanda yeni kullanıcıları bu ekosisteme dahil eden, alışkanlıkları dönüştüren ve sektöre yepyeni bir perspektif kazandıran bir yapı inşa etmeyi hedefliyoruz” dedi. Praticar Pazarlama Müdürü Tarık Teksen Tutal: “Praticar, kullanıcıya yalnızca bir aracın değil; zahmetsizce hareket etme özgürlüğünün de kapılarını açıyor” ‘Ödediğinize değer’ yaklaşımı çerçevesinde kullanıcıya tatmin edici bir deneyim sunmayı hedeflediklerini kaydeden Praticar Pazarlama Müdürü Tarık Teksen Tutal, “Praticar’ı kurgularken çıkış noktamız, kullanıcıların hayatındaki ‘karar anını’ daha akıcı hale getirmekti. 24 Nisan 2026 tarihinde yayına giren “Amalara yer yok, şimdi yolda olmak var!” söyleminin altını çizdiğimiz reklam filmimizde de araç kiralamaya dair “ama” şeklinde başlayan önyargıları ortadan kaldırarak, yolda olmakla elde edilebilecek keyifli deneyimlere odaklandık. Çünkü bize göre bugün araç kiralama konusunda asıl ihtiyaç, seçeneklerin artması değil; o seçenekler arasında zahmetsizce ve keyifle ilerleyebilmek. Bu nedenle markayı tasarlarken yalnızca bir hizmet sunmayı değil, kullanıcıyla kurulan etkileşimi baştan sona yeniden düşünmeyi önceliklendirdik. Tüm deneyimi ‘pratiklik’ üzerine kurduk. Dijital altyapımızdan iletişim dilimize kadar her noktada karmaşık prosedürlerden uzak, sade, anlaşılır ve kullanıcıyla aynı ritimde ilerleyen bir yapı oluşturduk. Amacımız, araç kiralamayı planlanan bir ihtiyaç olmaktan çıkarıp, hayatın doğal akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen bir deneyime dönüştürmek. Bu yönüyle Praticar, kullanıcıya yalnızca bir aracın değil; zahmetsizce hareket etme özgürlüğünün de kapılarını açıyor” dedi. Praticar ile araç kiralama süreci 1 dakikaya iniyor Günümüz kullanıcıları artık karmaşık süreçler yerine hız, netlik ve akışkanlık arıyor. Uzayan rezervasyon adımları, belirsiz fiyatlandırmalar ve kopuk deneyimler, araç kiralamada en çok eleştirilen alanların başında geliyor. Praticar, tam da bu ihtiyaçtan hareketle araç kiralama sürecini baştan tasarlıyor. 7/24 destek hizmeti, dijital sözleşme yönetimi ve yol yardım gibi hizmetlerin tümünü kullanıcı dostu mobil uygulaması üzerinden müşterilerine sunan Praticar, daha genç, dinamik ve dijital dünyaya doğmuş bir kitleye hitap ettiği gerçeğinden yola çıkarak sadeleştirilmiş ürün yapısı ve uçtan uca dijital altyapısı sayesinde rezervasyon süresi 1 dakikaya kadar indirerek zamandan tasarruf ettiriyor. Praticar’ın 5 puanlık kullanıcı değerlendirmesi ve %90 seviyesindeki güçlü Net Tavsiye Skoru (NPS) da markanın sunduğu deneyimin kullanıcılar nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Particar, araç kiralamayı “değer” odaklı bir deneyime dönüştürüyor Praticar’ın sunduğu deneyim, yalnızca hız ve kolaylıkla sınırlı kalmıyor; kullanıcıya hissettirdiği değerle de anlam kazanıyor. Marka, fiyatı tek başına bir rekabet unsuru olarak konumlandırmak yerine, hizmetin bütününe yayılan güçlü bir “karşılık duygusu” yaratmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, iletişim dilinden kampanya kurgularına, ürün tasarımından hizmet akışına kadar tüm temas noktalarında kendini gösteriyor. Esnek fayda modelleri, kullanım sıklığına göre genişleyen avantajlar ve kişiselleştirilmiş teklifler, markayı tek seferlik bir hizmet sağlayıcı olmaktan çıkarıp süreklilik üreten bir deneyim platformuna dönüştürüyor. Kullanıcıyla kurduğu bağı zaman içinde güçlenen bir değer ilişkisi üzerinden inşa eden Praticar, araç kiralama sürecinin her adımını netlik anlayışıyla kurgulayarak bir deneyim platformu olma iddiasını pekiştiriyor. Araç kalitesinden kullanım sonrası desteğe kadar uzanan süreçte Praticar’ın düşük araç yaş ortalamasına sahip filo yapısı kullanıcıya güven sunarken; olası bir kaza anında ve sonrasında anında sağlanan destek ise belirsizlik ve yalnızlık hissini ortadan kaldırıyor. Kullanım koşullarının şeffaf biçimde tanımlanması ise sürprizleri ortadan kaldırarak sürecin tamamını öngörülebilir hale getiriyor. Böylece Praticar, araç kiralamayı daha sade, daha güvenilir ve kullanıcı memnuniyetini merkeze alan bir deneyim alanı olarak konumlandırıyor. Uzun vadede hedef, entegre bir mobilite platformuna dönüşmek Praticar, bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren bir araç kiralama markası olmanın ötesine geçerek uzun vadede daha geniş bir mobilite platformuna dönüşmeyi amaçlıyor. Kullanıcının farklı ulaşım ihtiyaçlarını tek bir dijital çatı altında buluşturacak bir yapı hedeflenirken, araç kiralama bu bütünün ilk adımını oluşturuyor. Türkiye’de mobilite pazarının güçlü büyüme potansiyeli ve değişen kullanıcı beklentileri göz önüne alındığında, Praticar’ın bu ekosistemde önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor. Marka, yeni kullanıcıları sisteme dahil ederek mevcut pazarı büyütmeyi ve araç kiralamayı daha erişilebilir hale getirmeyi hedefliyor. Yaygın operasyon ağıyla hızlı başlangıç Praticar, Türkiye genelinde kısa sürede yaygın bir operasyon ağı kurarak faaliyetlerine başladı. Halihazırda İstanbul’dan Batman’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada yer alan 11 şehirde, 18 ofisle hizmet gösteren Praticar, yıl sonuna kadar 30 ofis ve 3.000 araçlık bir filoya ulaşmayı hedefliyor. Büyüme stratejisini yalnızca yayılım üzerine değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve hizmet kalitesi üzerine de inşa eden Praticar, yeni şehirleri bu yapıya kademeli olarak entegre ederek kontrollü ve dengeli bir genişleme modeli benimsiyor. Böylece her yeni lokasyonda aynı kullanıcı deneyimi standardını korumayı ve operasyonel verimliliği istikrarlı biçimde artırmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gelecek Varlık’tan İlk Çeyrekte 402,5 Milyon TL’lik Net Kâr Haber

Gelecek Varlık’tan İlk Çeyrekte 402,5 Milyon TL’lik Net Kâr

Gelecek Varlık Yönetimi Genel Müdürü Sezin Ünlüdoğan, sonuçların sürdürülebilir büyüme hedefleriyle uyumlu olduğunu ifade ederek insana ve teknolojiye olan yatırımlarını artıracaklarını belirtti. Gelecek Varlık Yönetimi, 2026 yılının ilk üç ayında önemli büyüme kaydetti. Yılın ilk çeyreğinde Gelecek Varlık’ın tahsilat tutarı 1 milyar 529 milyon TL’ye ulaşarak bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,4 artış gösterdi. Aynı dönemde şirketin düzeltilmiş FAVÖK’ü 861,9 milyon TL olarak gerçekleşti ve yüzde 28,5’lik bir büyüme kaydetti. Şirketin net kârı 402,5 milyon TL ile yüzde 14,5 oranında yükselirken, özkaynakları 4 milyar 247 milyon TL seviyesine çıkarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39,2 büyüme gösterdi. 2026 yılı ilk çeyreğinde satın alınan alacak tutarı 4,5 milyar TL oldu. Böylelikle toplam satın alınan alacak tutarı 55,3 milyar TL seviyesine ulaştı. Yatırım tarafında da güçlü bir performans sergileyen Gelecek Varlık, bu dönemde 678,5 milyon TL yatırım gerçekleştirdi. Şirketin toplam yatırım tutarı ise 11,4 milyar TL olarak gerçekleşti. “ İnsana ve teknolojiye yatırımlarımızı artıracağız” Gelecek Varlık Yönetimi Genel Müdürü Z. Sezin Ünlüdoğan, 2026 yılı ilk çeyreğine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Gelecek Varlık olarak sergilediğimiz finansal performans, dengeli büyüme stratejimizin başarısını gösteriyor. Sektördeki 20 yılı aşkın liderliğimizi korumak ve güçlendirmeye devam etmek her zaman ilk önceliğimiz. 5 yıllık planımızda yatırmlarımızı doğru ve karlı alanlara yaparak büyümemizi güçlendirmek, yeni kredi, işlem tipleri ve yeni pazarlarla iş alanlarımızın çeşitliliğini arttırmak ve insana ve teknolojiye yatırımlarımızı artırmak bulunuyor. Türkiye’deki gücümüzü ve bilgi birikimimizi taşıyabileceğimiz ayrıca bizim de onlardan öğrenebileceğimiz yeni pazarlar üzerinde çalışmaya devam ediyoruz.” dedi. Dijitalleşmeyle operasyonel verimliliği ve müşteri deneyimini güçlendiriyor Dijitalleşme yatırımlarıyla süreçlerini daha erişilebilir ve yönetilebilir hale getirdiklerini ifade eden Ünlüdoğan, şöyle devam etti; “ Müşterilerimizin ödeme ve yapılandırma süreçlerini self servis bir şekilde dijital kanallar üzerinden kolayca yönetebilmeleri, hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de müşteri deneyimini güçlendiriyor. Ayrıca yarattığımız ekonomik değeri, toplumsal fayda üreten projelerle taçlandırıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Türkiye ile Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Arasında Önemli İş Birliği Haber

Siemens Türkiye ile Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Arasında Önemli İş Birliği

Bu kapsamda HAB OSB’de faaliyet gösteren firmaların üretim süreçlerini güvence altına alan modern ve yüksek güvenilirliğe sahip bir enerji dağıtım sistemi hayata geçirildi. Ayrıca Siemens Türkiye ile HAB OSB, SAHA 2026 Fuarı’nda 7 Mayıs 2026 Perşembe günü bir araya gelerek; SCADA sistemleri, dijitalizasyon, Nesnelerin İnterneti (IoT) uygulamaları ve orta gerilim dağıtım sistemlerini kapsayan alanlarda iş birliğini geliştirmeye yönelik bir iyi niyet anlaşması da imzalandı. Söz konusu niyet anlaşması, Siemens Türkiye ile HAB OSB arasında geçtiğimiz yıllarda hayata geçirilen enerji dağıtım altyapısı projesiyle kurulan iş birliğinin kapsamının genişletilmesine yönelik ortak yaklaşımı ortaya koyuyor. Taraflar, mevcut projeden elde edilen mühendislik deneyimi ve saha uygulamalarını temel alarak, önümüzdeki dönemde dijitalleşme ve akıllı enerji yönetimi alanlarında yeni uygulamaları hayata geçirmeyi hedefliyor. Türkiye'nin savunma ve havacılık sanayisinin en büyük buluşmalarından biri olan Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarı SAHA 2026’da gerçekleşen imza törenine Siemens Türkiye’den Siemens Türkiye Elektrifikasyon ve Otomasyon Birimi Ülke Yöneticisi Cengiz Hamdi Bozbey katılırken; HAB OSB’yi Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Genel Müdürü Mehmet Nihat Yapıcı temsil etti. Siemens Türkiye Elektrifikasyon ve Otomasyon Birimi Ülke Yöneticisi Cengiz Hamdi Bozbey, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile geçtiğimiz dönemde hayata geçirdiğimiz proje, Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay sanayisine yönelik yüksek teknoloji üretim altyapısını güçlendirme yolunda önemli bir adım niteliği taşıyor. Siemens Türkiye olarak 170 yıldır ülkemizin sanayi, altyapı ve teknoloji dönüşümüne katkı sunuyoruz. Bu çerçevede HAB OSB’de faaliyet gösteren şirketlerin kritik operasyonlarını destekleyecek kesintisiz ve güvenilir bir enerji dağıtım altyapısını devreye aldık. Yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, bölgenin gelecekteki büyüme hedeflerine de yanıt verecek şekilde tasarlanan bu altyapı; mühendislik, dijital şebeke planlaması, koruma koordinasyonu ve saha yönetimini kapsayan uçtan uca yaklaşımımızın güçlü bir örneğini oluşturuyor. Siemens Türkiye olarak teknoloji ve mühendislik gücümüzle kritik sektörlerin gelişimine destek olmayı sürdüreceğiz.” Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Genel Müdürü Mehmet Nihat Yapıcı ise şu değerlendirmede bulundu: “Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi olarak savunma, havacılık ve uzay sanayisine yönelik yüksek teknoloji üretim yapan şirketleri aynı ekosistemde buluşturuyoruz. Bu ölçekte stratejik bir üretim altyapısında enerjinin sürekliliği, üretim güvenliği ve sürdürülebilir büyüme açısından kritik önem taşıyor. Siemens Türkiye iş birliğiyle hayata geçirilen bu proje sayesinde bölgemizde faaliyet gösteren şirketleri kesintisiz, güvenilir ve yüksek performanslı bir enerji dağıtım altyapısıyla destekliyoruz. Bu altyapının mevcut üretim gücümüzü desteklerken gelecekteki kapasite artışlarına da katkı sunacağına inanıyoruz.” Siemens Türkiye ile HAB OSB arasında 2025’te tamamlanarak hayata geçirilen projede; ekipman kurulumunun yanı sıra mühendislik, koruma koordinasyonu, saha yönetimi ve saha hizmetlerini kapsayan bütüncül bir yaklaşım benimsendi. Dijital ikiz ve şebeke simülasyonları üzerinden yapılan çalışmalarla sistemin farklı yük senaryolarındaki davranışı daha tasarım aşamasında analiz edildi. Bu sayede hem ilk yatırım hem de uzun vadeli işletme süreçlerinde verimlilik artırıldı. Yüksek teknoloji üretimin yoğunlaştığı HAB OSB’de enerji sürekliliği kritik bir gereklilik olarak öne çıkarken, sistem bakım süreçlerinde dahi kesintiye izin vermeyecek şekilde kurgulandı. Bu kapsamda Siemens Türkiye, HAB OSB’de dış ortamdan tamamen bağımsız, hermetik olarak izole edilmiş uçtan uca gaz izoleli (GIS) dağıtım yapısını gelişmiş koruma sistemleriyle birlikte devreye aldı. Gaz izoleli sistemlerin kompakt yapısı sayesinde geleneksel çözümlere kıyasla çok daha az alan kullanıldı; bu durum inşaat ihtiyacını azaltarak maliyetlerde yaklaşık %50 düşüş sağladı. Hücre bazlı yatırım maliyetlerinde %40’a varan tasarruf elde edilirken, işletme tarafında da geleneksel sistemlere kıyasla %80’e varan avantaj sağlandı. Minimal personelle yönetilebilen yapı operasyonel verimliliği de artırdı. Savunma sanayisindeki büyüme dikkate alınarak iki faz halinde kurgulanan projede ilk faz 9 Ağustos 2021’de imzalanan sözleşme ile başladı. Bu fazda 31 primer ve 137 sekonder GIS hücre devreye alındı, ardından yapılan genişleme çalışmasıyla 55 sekonder hücre daha sisteme dahil edildi. İkinci faz sözleşmesi 9 Şubat 2024’te imzalandı. Bu kapsamda 8 primer ve 133 sekonder GIS hücre kuruldu ve ikinci fazın geçici kabulü Kasım 2025’te gerçekleştirildi. Toplamda 39 primer ve 315 sekonder GIS hücrenin devreye alındığı projede tüm mühendislik ve saha yönetimi Siemens Türkiye tarafından yürütüldü. Hayata geçirilen altyapı sayesinde HAB OSB, 400 yüksek teknoloji üreticisine %100 şebeke sürekliliği sağlayan bir enerji dağıtım yapısına kavuştu. Bakım için dahi duruş gerektirmeyen sistem, minimal işletme personeliyle yönetilebilme imkânı sunarak işletme ve bakım maliyetlerinin önemli ölçüde azaltılmasını sağladı. Siemens Türkiye’nin projeye özel çözüm yaklaşımıyla hayata geçirilen bu yapı, geleneksel şebeke çözümlerine kıyasla daha düşük ilk yatırım maliyetiyle, dünya standartlarında, yüksek sürekliliğe sahip ve sürdürülebilir bir enerji altyapısının kurulmasını mümkün kıldı. HAB OSB enerji dağıtım şebekesi tüm bu avantajları ve yeni yaklaşımı ile Türkiye dağıtım sektörü için referans niteliğinde bir çalışma olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.