Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijitalleşme

Kapsül Haber Ajansı - Dijitalleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijitalleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Siemens Türkiye, COP31’de Sürdürülebilir Dönüşüm Teknolojilerini Tanıtacak Haber

Siemens Türkiye, COP31’de Sürdürülebilir Dönüşüm Teknolojilerini Tanıtacak

Türkiye’nin sanayi ve teknoloji dönüşümüne 170 yıldır katkı sunan Siemens Türkiye, COP31 kapsamında sürdürülebilir dönüşüme yönelik teknoloji ve uygulamalarını uluslararası katılımcılarla buluşturmaya hazırlanıyor. Enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, enerji ve kaynak verimliliği ile iklime dayanıklı altyapılar başlıklarında çalışmalarını paylaşacak şirket, kendi operasyonlarında elde ettiği sonuçların yanı sıra müşterileriyle hayata geçirdiği projelerin somut çıktılarını da zirve gündemine taşıyacak. Young Guru Academy (YGA) iş birliğiyle yürütülen Climathon çalışmaları da gençlerin iklim odaklı çözüm önerileriyle programda yer alacak. Dört Panelde Sürdürülebilir Dönüşümün Farklı Boyutları Ele Alınacak Siemens Türkiye, COP31 kapsamında Yeşil Bölge’de üç, Mavi Bölge’de bir olmak üzere toplam dört panelde yer alacak. Müşterileriyle birlikte gerçekleştireceği oturumlarda sanayide enerji verimliliği, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim ve kaynak yönetimi alanlarında hayata geçirilen uygulamalar ve elde edilen sonuçlar paylaşılacak. Gaziantep'teki su iletim altyapısı ve AGT Ağaç'ın üretim süreçlerinde gerçekleştirilen enerji verimliliği çalışmaları, teknoloji uygulamalarının farklı sektörlerde yarattığı etkiyi ortaya koyacak. YGA iş birliğiyle yürütülen Climathon çalışmaları ise Yeşil ve Mavi Bölge'de gerçekleştirilecek oturumlarda ele alınacak. Gençlerin iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik geliştirdiği fikir ve çözüm önerilerinin paylaşılacağı panellerde, inovasyonun sürdürülebilir dönüşümdeki rolü ve gençlerin bu süreçte üstlenebileceği sorumluluklar değerlendirilecek. Müşteri Projeleriyle Enerji ve Kaynak Verimliliğine Katkı Siemens Türkiye'nin müşterileriyle farklı sektörlerde hayata geçirdiği projeler, teknolojinin enerji ve kaynak verimliliği alanında sağladığı katkıyı somut sonuçlarla ortaya koyuyor. Gaziantep'te sanayinin su ihtiyacının sürdürülebilir biçimde karşılanmasına yönelik geliştirilen Fırat-Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi Su İletim Hattı projesi, iklime dayanıklı altyapılar açısından önemli bir örnek oluşturuyor. Fırat Nehri'nden alınan suyun organize sanayi bölgesine iletilmesini sağlayan sistem, günlük 80 bin ile 120 bin metreküp arasında su iletim kapasitesine sahip. Yeraltı su kaynakları üzerindeki baskının azaltılmasına katkı sağlayan projede, enerji otomasyonu ve şebeke yönetimi çözümleriyle sistemin verimli işletilmesi hedefleniyor. Projenin işletme ve bakım süreçlerinde yaklaşık 500 bin avroluk tasarruf potansiyeli bulunuyor. AGT Ağaç ile gerçekleştirilen çalışmada ise üretim süreçlerinin dijital enerji yönetimi ve proses yönetimi çözümleriyle iyileştirilmesine odaklanılıyor. Proje kapsamında yıllık 159 bin MMBtu enerji tasarrufu sağlanırken, enerji tüketiminde yüzde 4,9 iyileşme ve yaklaşık 5.350 ton CO₂ emisyon azaltımı elde ediliyor. Dijital teknolojilerin üretim süreçlerine entegre edilmesi, enerji kullanımının daha etkin yönetilmesini ve kaynak verimliliğinin artırılmasını destekliyor. Siemens Türkiye, Kendi Operasyonlarında Karbon Ayak İzini Azaltıyor Siemens Türkiye, sürdürülebilirlik hedeflerini yalnızca müşterileriyle gerçekleştirdiği projelerle değil, kendi operasyonlarında hayata geçirdiği uygulamalarla da destekliyor. Şirketin operasyonel karbon ayak izi, 2019 yılına kıyasla 2025'te yaklaşık yüzde 70 azalarak 4.500 ton CO₂e seviyesine geriledi. Elektrik tüketiminde yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanan Siemens Türkiye, 2022-2025 döneminde enerji tüketimini de yüzde 13 azalttı. Düzenli depolamaya gönderilen atık miktarı ise 81 tondan 13 tona düşürüldü. Gebze Üretim Tesisi'nde yürütülen BOLD (Building Our Low-carbon Destination) programı, Siemens Türkiye'nin düşük karbonlu üretim yaklaşımının önemli örneklerinden birini oluşturuyor. Programın 2021-2024 dönemini kapsayan ilk fazında güneş enerjisi sistemleri, LED aydınlatma ve yeşil enerji uygulamalarıyla tesisin enerji ve kaynak verimliliği geliştirildi. Yıllık yaklaşık 1,3 GWh yenilenebilir enerji üretimine ulaşan tesiste enerji tüketiminde yüzde 30, su tüketiminde yüzde 50 tasarruf sağlanırken, inşaat atıklarının yüzde 75'i geri kazanıldı. Programın 2026-2027 dönemini kapsayan ikinci fazında ise yeni nesil ısı pompası sistemleri, atık ısı geri kazanımı ve yapay zekâ destekli bina otomasyonu gibi teknolojilerin devreye alınması planlanıyor. Bu çalışmalarla 2027 yılına kadar karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 93, enerji, doğal gaz ve su tüketiminin ise yüzde 54 azaltılması hedefleniyor. Siemens Türkiye'nin müşterileriyle yürüttüğü enerji verimliliği çalışmaları da bu yaklaşımın farklı sektörlerdeki etkisini ortaya koyuyor. Dört ülkede 22 müşteriyle gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında 448 enerji tasarrufu önleminin uygulanmasına destek verildi. Projelerle yaklaşık 21,72 milyon avroluk tasarruf potansiyeli oluşturulurken, 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağlandı. Siemens'in demiryolu ulaşımına yönelik teknolojileri de sürdürülebilir dönüşümün hızlandırılmasına katkı sağlıyor. Railigent® X platformu, yapay zekâ destekli varlık yönetimi ve operasyon optimizasyonuyla demiryolu işletmelerinin enerji tüketimini yüzde 10-20 oranında azaltmasına yardımcı oluyor. Dijital ikizler, kestirimci bakım ve durum izleme uygulamaları plansız duruşların azaltılmasını, ekipman ömrünün uzatılmasını ve ağ dayanıklılığının artırılmasını destekliyor. Siemens Velaro yüksek hızlı tren platformu ise kısa mesafeli hava ulaşımı ve karayoluna kıyasla daha düşük karbonlu bir alternatif sunuyor. Yolcu-kilometre başına havacılığa göre yüzde 90'a varan CO₂ azaltım potansiyeliyle ulaşım kaynaklı emisyonların düşürülmesine katkı sağlıyor. Siemens Teknolojileri, COP31 Ziyaretçileriyle Buluşacak Siemens Türkiye, COP31 kapsamında Teknoloji, İnovasyon ve Bilgi Hub'ında yer alacak standıyla da ziyaretçilerini ağırlayacak. Stantta dijitalleşme, otomasyon, elektrifikasyon ve yapay zekâ alanlarındaki teknoloji çözümleri tanıtılacak. Ziyaretçiler, bu teknolojilerin sanayi, enerji sistemleri ve altyapılarda sürdürülebilir dönüşüme nasıl katkı sağladığını yakından inceleme fırsatı bulacak. “Teknoloji ve inovasyon, sürdürülebilir dönüşümde belirleyici bir rol oynuyor” Siemens AG İcra Kurulu Başkan Yardımcısı ve Küresel Sürdürülebilirlik Başkanı Eva Riesenhuber, Siemens'in sürdürülebilirlik yaklaşımına ve teknolojinin bu dönüşümdeki rolüne ilişkin şunları söyledi: “İnsanlar ve gezegen için daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek; sanayi, enerji sistemleri, binalar ve ulaşım alanlarında dönüşümü gerektiriyor. Teknoloji ve inovasyon, bu dönüşümün hayata geçirilmesinde belirleyici bir rol oynuyor. Siemens olarak teknolojiyi kaynak verimliliğini artırmak, altyapıların dayanıklılığını güçlendirmek ve iklim hedeflerini somut sonuçlara dönüştürmek için kullanıyoruz. COP31'i bu etkiyi ortaya koymak, deneyimleri paylaşmak ve iş birliklerini güçlendirmek için önemli bir fırsat olarak görüyoruz.” “Teknoloji ve mühendislik gücümüzle sürdürülebilir dönüşümü destekliyoruz” Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Gelis ise teknolojinin sürdürülebilir dönüşümdeki rolüne dair şöyle konuştu: “Sürdürülebilir dönüşümün hız kazanmasında teknolojinin sunduğu olanakların somut uygulamalara dönüştürülmesi büyük önem taşıyor. Siemens Türkiye olarak dijitalleşme, elektrifikasyon, otomasyon ve yapay zekâ alanındaki yetkinliklerimizle sanayinin dönüşümünü destekliyoruz. Kendi operasyonlarımızda enerji tüketimimizi ve karbon emisyonlarımızı azaltmaya yönelik elde ettiğimiz sonuçları, müşterilerimizle gerçekleştirdiğimiz projelere taşıyoruz. Gaziantep'te su yönetimi, sanayide enerji verimliliği ve Gebze Üretim Tesisimizde düşük karbonlu üretim alanlarında hayata geçirdiğimiz çalışmalar, teknolojinin sürdürülebilirlik hedeflerine nasıl katkı sağlayabildiğini gösteriyor. COP31'i bu deneyimleri uluslararası katılımcılarla paylaşmak, teknolojinin sunduğu fırsatları değerlendirmek ve yeni iş birliklerini geliştirmek açısından önemli bir platform olarak görüyoruz. Türkiye'nin sürdürülebilir dönüşüm yolculuğuna teknoloji ve mühendislik gücümüzle katkı sağlamayı sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Allianz, Üst Üste 8. Kez Dünyanın En Değerli Sigorta Markası Seçildi Haber

Allianz, Üst Üste 8. Kez Dünyanın En Değerli Sigorta Markası Seçildi

Dünyanın önde gelen sigorta ve varlık yönetimi şirketlerinden Allianz, global marka gücünü bir kez daha ortaya koydu. New York merkezli küresel marka danışmanlığı şirketi Interbrand tarafından 2000 yılından bu yana yayımlanan “En İyi Global Markalar” (Best Global Brands) 2026 sıralamasına göre Allianz, üst üste sekizinci kez dünyanın en değerli global sigorta markası seçildi. Allianz, tüm sektörleri kapsayan sıralamada bir basamak yükselerek 26. sırada yer alırken marka değerini de bir önceki yıla göre yüzde 9 artırarak 30,7 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine taşıdı. Güven ve müşteri odaklılıkla gelen istikrarlı yükseliş Allianz’ın marka değerindeki yükselişin arkasında güçlü iş performansı ve finansal sonuçların yanı sıra güven, müşteri odaklılık ve müşteri ihtiyaçlarına duyarlı bir marka stratejisi bulunuyor. Sağlık ve kişisel finans gibi insanların yaşamında öncelikli yer tutan alanlara odaklanan Allianz, ürün ve hizmetlerini giderek karmaşıklaşan dünyada müşterilerinin ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde geliştiriyor. Şirket, spor iş birlikleri ve toplumsal fayda odaklı girişimleriyle de insanları bir araya getiren, güven ve dayanışmayı güçlendiren çalışmalara imza atıyor. Allianz Grubu, yaklaşık 70 ülkede faaliyet gösterirken Türkiye’de de Allianz Türkiye, Allianz Trade ve Allianz Partners şirketleriyle hizmet veriyor. 2008 yılından bu yana Allianz Grubu’nun bir parçası olarak faaliyetlerini sürdüren Allianz Türkiye, müşteri deneyimi, dijitalleşme, çeviklik, çalışan bağlılığı, sürdürülebilirlik ve inovasyon alanlarında sektöre öncülük etme hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. 8,3 milyon müşterisinin bugünden yarına, yaşam boyu partneri olma vizyonuyla hareket eden Allianz Türkiye, global marka gücünü yerel pazardaki hizmet ve deneyimine yansıtıyor. Global marka gücü Türkiye’de toplumsal faydaya dönüşüyor Allianz Türkiye, global marka yaklaşımını Türkiye’de sporun ve toplumsal gelişimin desteklenmesine yönelik uzun soluklu iş birlikleriyle de güçlendiriyor. Olimpiyat ve Paralimpik Hareketlere verdiği global desteği Türkiye’de de sahiplenen Allianz Türkiye; olimpiyat şampiyonu milli okçu Mete Gazoz, milli para yüzücü Sümeyye Boyacı, milli tekvandocu Merve Dinçel, milli kayakçı Ceren Reyhan Yıldırım ve milli para yüzücü Defne Kurt gibi başarılı sporcuların yanında yer alıyor. Dağ Gibi Arkanızdayız projesiyle Erzurumlu kız çocuklarını kış sporlarıyla buluşturan Allianz Türkiye, Habitat Derneği ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP Türkiye) iş birliğiyle yürüttüğü Finansla Gelecek projesiyle de Türkiye’nin dört bir yanından gençlerin finansal okuryazarlık becerilerini geliştirmeyi hedefliyor. Allianz Türkiye ayrıca Koruncuk Vakfı ile yürüttüğü Bir Kız Gelecek projesi kapsamında kız çocuklarının eğitim yolculuğuna eşlik ederken, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ile yürüttüğü Bilinçli Adımlar Güvenli Yarınlar projesiyle de 7-14 yaş aralığındaki çocuklarda deprem farkındalığını artırmaya odaklanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijitalleşme Hafızayı Değil, Önce Dikkati Vuruyor! Haber

Dijitalleşme Hafızayı Değil, Önce Dikkati Vuruyor!

Prof. Dr. Tarhan, “Dijitalleşmenin verdiği en büyük zararlardan biri dikkatimizi bozması ve insana ‘multi-tasking’ yaptırması. Aynı anda çok şeylerle ilgileniyorum zannediyor fakat hiçbirinden bir şey öğrenemiyor, verim alamıyor.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital demans konusunu değerlendirdi. “Dijital demans kitabi bir tanım değil ama gerçek payı var” “Dijital demans” ifadesinin tıbbi bir tanı olmadığını söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kavramın dijital dünyanın hafızaya yönelik etkisini çarpıcı biçimde anlatmak için kullanılan bir metafor olduğunu belirtti. Prof. Dr. Tarhan, “Kitaplara girmemiş bir tanım aslında. Bir metafor yapılmak istenmiş orada. Dijitalin insan hafızasına yaptığı olumsuz etkileri çarpıcı hale getirmek için biraz abartılı bir tabir. Kitabi bir tabir değil bu ama gerçek payı da şöyle var; dijitalleşme ciddi şekilde insanda hafıza erozyonu yapıyor. En çok da çocuklarda.” dedi. “Dijital cihazlar yedek beyin gibi kullanılıyor” Dijitalleşmeyle birlikte insanların bilgiyi öğrenmekten çok, bilgiye nereden ulaşacağını hatırlamaya yöneldiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Dijital dünyayı bir yedek beyin gibi tutuyor. Yedek beyin gibi tutunca da beynin derin anlamlı kayıtlar yapan, derin öğrenme yapan alanlarını kullanmıyor. ‘Nasılsa yedek beyin var, oraya sorarım’ diyor. Sadece neyi nerede bulacağına odaklanan insan beyni etkileniyor.” diye konuştu. Kes-yapıştır bilgi derin öğrenme sağlamıyor Bilgiyi sadece bulmanın yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, insan beynini geliştiren temel unsurun bilgiyi anlamlandırmak, yorumlamak ve yeniden ifade etmek olduğunu söyledi. “Okur, yazar, çıkarır, yapıştırır, keser, yapıştırır ama anlam üretme, yeni yorumlar yapma, yeni bir bilgi inşa etme konusunda derin düşünmeyi yapmazsa kişi burada zorlanıyor.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “İnsan beynini en çok geliştiren şey yeni deneyimlemelere açık olması ve yeni şeyler öğrenmesi ama bunu kendi yorumunu kattığı zaman öğreniyor insan. Trafik polisi gibi bilgileri gönderip aktardığı zaman beyin bir şey öğrenmiyor. Öğrenebilmesi için muhakkak anlayıp, yorumlayıp, anlatmak gerekiyor.” ifadelerini kullandı. “Yapay zekânın hâlâ önemli sınırlılıkları var” Yapay zekânın bilgiye ulaşmada önemli kolaylıklar sağladığını ancak insanın düşünme ve değerlendirme süreçlerinin yerine tamamen geçemeyeceğini ifade eden Tarhan, yapay zekâ kullanımında etik ve kişisel veriler açısından da dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Tarhan, yapay zekâ algoritmalarının şeffaflığı ve dijital izler konusunda önemli tartışmalar bulunduğunu belirterek, dijitalleşmenin insanların özel dünyasına daha fazla nüfuz ettiğini ve yüzeysel ilişkileri artırırken derin ilişkileri zayıflatabildiğini ifade etti. “Dijital demans klinik bir demans değil” Dijital demansın klinik anlamdaki demansla karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Tarhan, “Dijital demans denilmesi demans tanımını, klinik tanıyı almıyor ama hafızayı bozduğu…” değerlendirmesinde bulundu. Özellikle yoğun dijital maruziyetin sosyal iletişim becerileri üzerinde de etkili olabileceğini söyleyen Tarhan, teknolojide son derece başarılı olduğu halde yüz yüze iletişim kurmakta ve sosyal ilişki geliştirmekte zorlanan gençlere rastlanabildiğini ifade etti. “Beyin ‘kullan, kaybet’ kuralına göre çalışıyor” Dijital cihazların hafıza işlevlerini üstlenmesinin insanların bazı bilgileri hatırlama ihtiyacını azaltabildiğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Cep telefonu olmadığı zaman kendi numarasını bile bazen unuttuğu oluyor insanın. Beyin ‘kullan, kaybet’ kuralına göre çalışıyor. Kullanmadığınız bilgiler beyinde uzak belleğe gidiyor.” dedi. Dijital teknolojinin doğru kullanılması halinde yararlı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tarhan, “Amacı olan, amacına yönelik paylaşımlar yapan, amacına yönelik sorgulamalar yapan, dijital dünyayı haz ve eğlence için değil de amacını desteklemek için kullanırsa dijital dünyanın kendisi zarar vermez, belleği bozmaz. Onun yanlış kullanımı bozar.” şeklinde konuştu. “Teknoloji amacı olmayan insanı esir alır” Prof. Dr. Tarhan, teknoloji karşıtlığının doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayarak, “Teknoloji bizzat tarafsızdır. İyi amaçla, amacı olan bir kimseye yardım eder, araç olur. Hayatını kolaylaştırır ama amacı olmayan bir kimseyi esir alır, köleleştirir.” ifadesinde bulundu. Algoritmalar insanın zaaflarını öğreniyor Dijital platformların kullanıcıların ilgi alanlarını analiz ederek kişiselleştirilmiş içerikler sunduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bunun insan davranışını yönlendirme potansiyeline dikkat çekerek, “Önümüze girdiğimiz konular, anahtar kelimeler giriyorsa o videolar yahut görseller bize geliyor. Burada bir nevi kişiye özel robot geliştirmiş oluyorlar. Bu bizim zaaflarımızı kullanıyor.” ifadelerini kullandı. Dikkat süresi giderek kısalıyor Sürekli kaydırmaya dayalı sosyal medya kullanımının dikkat üzerindeki etkisine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Scrolling, kaydırma var ya; dikkati…” diyerek dijital içeriklerin hızlı tüketiminin odaklanmayı zorlaştırdığını ifade etti. Tarhan, geçmişte sınıfta öğrencilerin dikkatinin yaklaşık 14-15 dakika sonra dağılabildiğini, bugün ise bunun bazı durumlarda 3-4 dakikaya kadar gerileyebildiğini söyledi. Ailelere “dijital detoks” önerisi Dijital kullanımın aile içinde de ortak kurallarla düzenlenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Bir ailede haftanın belli bir günü ‘dijital detoks’ yapmayı öneriyoruz. Herkes telefonu bırakacak, beraber bir saat iki saat kitap okuyacak.” dedi. “Yatıp uykuya geçmeden önce elinde kaydırmalar yaparak bakıyorsan uyku gelmez bir türlü.” diyen Prof. Dr. Tarhan, uyku öncesinde dijital cihazların bırakılması gerektiğini ifade etti. Dijitalleşmenin yaşamı kolaylaştıran ve hızlandıran çok önemli imkânlar sunduğunun altını çizen Tarhan, doğru kullanımın belirleyici olduğunu vurgulayarak, “Dijitalleşme hayatımıza birçok şey kattı ama doğru kullanıyorsak hayatımızı kolaylaştırıyor, hızlandırıyor. Yanlış kullanıyorsak en çok zarar da insanın ruh sağlığına var; insanı olumsuz etkiliyor.” dedi. “Dijitalleşme küresel bir tehdit” Dijital bağımlılığın çocuklarda okul reddi ve yemek reddi gibi ciddi davranışsal sorunlara kadar ilerleyebildiğini belirten Tarhan, “Dijitalleşme küresel bir tehdit.” değerlendirmesinde bulundu. Yoğun dijital kullanımın en önemli sonuçlarından birinin derin odaklanma becerisindeki gerileme olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Kesinlikle zarar görüyor. Derin odaklanma kaybının olması bir insanın hayatındaki en büyük öğrenme yetisinin kaybolması demektir.” dedi. İnsanın yaptığı işe tamamen yoğunlaşmasını ifade eden “akış duygusu”nun psikolojik sağlamlık açısından da önemli olduğunu kaydeden Tarhan, uzun süre bir işe yoğunlaşamayan beynin sürekli kısa süreli hazlara yöneldiğini söyledi. “Demans değil, hafıza erozyonu diyelim” Dijital kullanımın neden olduğu unutkanlığın demansla karıştırılmaması gerektiğini belirten Tarhan, dijital cihazların “yedek bellek” gibi kullanılmasının bilgilerin zihne kaydedilmesini azaltabildiğini söyledi. “İnsan dijital dünyayı yedek bellek gibi görüyor. Bilgiyi beyne kaydetmeye değil, nereden bulacağına odaklı hafızasını kullanıyor.” diyen Tarhan, cihaz yanında olmadığında kişinin bilgiye erişmekte zorlanabildiğini kaydetti. Tarhan, “Demans değil; demans bir bunama hastalığıdır. Ama dijitalleşmenin hafıza erozyonu yaptığını söyleyebiliriz.” dedi. “Genellikle bunlar ‘dikkate sekonder’ dediğimiz unutkanlıklar.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Kişi odaklanma zorluğu yaşadığı zaman bunu unutkanlık zannediyor. Halbuki beyin odaklanıp bilgiyi kaydetmiyor.” ifadelerini kullandı. “Multi-tasking derin öğrenmeyi engelliyor” Prof. Dr. Tarhan, “Dijitalleşmenin verdiği en büyük zararlardan biri dikkatimizi bozması ve insana ‘multi-tasking’ yaptırması. Aynı anda çok şeylerle ilgileniyorum zannediyor fakat hiçbirinden bir şey öğrenemiyor, verim alamıyor.” dedi. Bilginin kalıcı hale gelmesi için dikkatin belli bir süre tek bir noktada toplanması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Derin öğrenmek için belli bir süre odaklanıp izole olmak gerekiyor. Böyle olduğunda beyin kimyasal kayıt yapıyor. Öbür türlü yapılan kayıt elektriksel kalıyor, kuma yazılmış gibi siliniyor. Derin öğrenmede ise taşa yazılmış gibi kalıcı oluyor.” ifadelerini kullandı. “Muhakemeyi de dijital dünyaya yaptırırsak zihinsel körelme olur” Aklın en temel özelliklerinden birinin farklı bilgiler arasında bağlantı kurmak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, dijital sistemlerin insan adına sürekli bağlantı kurması ve yorum yapmasının muhakeme becerileri üzerinde etkili olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Tarhan, “Aklımız bir olayla başka bir olay arasında bağlantı kurup yeni bir yorum yapmayı gerektiriyor. Hep bu bağlantı kurmayı da dijital dünyaya yaptırdığın zaman muhakeme bozuluyor.” dedi. Mantıksal, duygusal ve sosyal muhakemenin farklı zihinsel süreçler olduğunu kaydeden Tarhan, “Bağlantı kuramadığı için kişide zihinsel tembelleşme ve körelme oluyor.” ifadelerini kullandı. Çocukların dijital ortamda sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmasının da önemsenmesi gerektiğini belirten Tarhan, çocukların özellikle küçük yaşlarda gördükleri içerikle gerçeklik arasındaki ayrımı yetişkinler kadar kolay yapamayabileceğini söyledi. Yapay zekâyla yapılan ödevlerde elle yazma yöntemi Öğrencilerin yapay zekâyı ödevlerde kullanmasının eğitimciler açısından yeni yöntemler geliştirmeyi gerekli hale getirdiğini belirten Tarhan, bazı öğretim üyelerinin öğrencilere ödevleri elle yazdırmaya başladığını söyledi. Tarhan, “Yapay zekâdan bakıp elle de yazabilir ama sonuçta yazmanın yine bir kazanımı olur. Yazmayı geliştirir.” diyerek teknolojiyi bütünüyle yasaklamak yerine öğrenme sürecine nasıl entegre edileceğinin tartışılması gerektiğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sri Lanka'dan Türk İş İnsanlarına "İhalelerimize Katılın" Daveti Haber

Sri Lanka'dan Türk İş İnsanlarına "İhalelerimize Katılın" Daveti

ATO Başkanı Gürsel Baran'ın makamında gerçekleşen ziyarete ATO Başkan Yardımcısı Adem Ali Yılmaz ile Genel Sekreter Ahmet Güran eşlik etti. Baran, ziyarette yaptığı konuşmada, coğrafi şekli nedeniyle Hint Okyanusu'nun incisi olarak anılan Sri Lanka ile Türkiye arasındaki ilişkilerin uzun tarihi geçmişi olduğunu belirterek, olumlu seyreden bu ilişkileri ticari ve ekonomik alanda ilerletmeyi hedeflediklerini söyledi. Küresel ekonomide dengelerin değiştiği, ticaret yollarının ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği, Asya'nın dünya ekonomisindeki ağırlığının arttığı ve Hint Okyanusu'nun da uluslararası ticaretin, enerji taşımacılığının ve küresel lojistik ağların en stratejik bölgelerinden biri haline geldiğini anlatan Baran, "Türkiye'nin üretim gücü ve geniş pazarlara erişim imkânlarıyla Sri Lanka'nın Hint Okyanusu'ndaki stratejik konumunun birbirini tamamlayan önemli avantajlar sunduğu görülüyor. Bu avantajları karşılıklı ticarete, yatırımlara ve uzun vadeli iş ortaklıklarına dönüştürmek ortak hedefimiz" dedi. İki ülke arasında ekonomik ve teknik işbirliği ile çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının bulunduğunu hatırlatan Baran, "Sri Lanka ile tekstil ve hazır giyim, gıda ve tarım ürünleri, madencilik, makine, sağlık, turizm, lojistik ve teknoloji sektörlerinde önemli fırsatlar görüyoruz." diye konuştu. Sri Lanka'nın Mannar Körfezi'ndeki petrol rezervlerinin çıkarılmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü belirten Baran, Türkiye'nin petrol ve madencilik alanlarındaki tecrübelerine dikkat çekti. Baran, "Ülkelerimiz arasında Cumhurbaşkanlarımızın belirlediği 500 milyon dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmak için mevcut potansiyelimizi daha etkin değerlendirmemiz gerekiyor. Bunun için öncelikle iş dünyalarımızın birbirini daha yakından tanımasına, karşılıklı ziyaretlerin artmasına ve firmalarımız arasında doğrudan temas kurulmasına ihtiyaç var. Ankara Ticaret Odası olarak, Sri Lankalı iş insanlarıyla üyelerimizi buluşturmaya, yeni ticari bağlantılar kurulmasına ve karşılıklı yatırım fırsatlarının değerlendirilmesine katkı sunmaya hazırız" dedi. Baran, konuşmasında Ankara ekonomisi hakkında da bilgi verdi. -HAVACILIK VE TARIM SEKTÖRLERİNDE ANLAŞMA- Ziyarette konuşan Sri Lanka Dışişleri ve Yurtdışı İstihdam Bakan Yardımcısı Arun Hemachandra, Türkiye ile Sri Lanka arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirterek, bu ziyaretinde Türkiye ve Sri Lanka arasında havacılık ve tarım sektörü üzerine iki önemli ikili anlaşma imzaladıklarını bildirdi. Sri Lanka ekonomisi hakkında bilgi veren Bakan Yardımcısı Hemachandra, küresel ekonomideki zorluklara rağmen Sri Lanka ekonomisinin geçen yılı yüzde 5'lik büyümeyle dayanıklılık göstererek tamamladığını belirterek, "Ülkenizdeki yatırımcı ve iş insanlarının güçlü ekonomideki fırsatları değerlendirmelerini isteriz" dedi. Beyaz ve elektronik eşya başta olmak üzere, Türk ürünlerinin Sri Lanka piyasasındaki ağırlığının arttığını, kendisinin de evinde Türk markalarını kullandığını bildiren Bakan Yardımcısı, "Daha fazla Türk ürününün Sri Lanka piyasasında yer almasını istiyoruz" diye konuştu. Dijitalleşme konusundaki hızlı gelişmelere ve Türk şirketlerinin bu konudaki başarılı çalışmalarına dikkat çeken Bakan Yardımcısı Hemachandra, hem dijitalleşme hem de inşaat, makine dâhil olmak üzere tüm alanlarda daha fazla işbirliği yapmak için Türk şirketlerini Sri Lanka'nın açtığı uluslararası ihalelere katılmaya davet etti. Bakan Yardımcısı Hemachandra, Sri Lanka'yı tanıtmak ve işbirliği imkânlarını detaylı görüşmek üzere Baran başkanlığındaki ATO heyetini de ülkesine davet etti. -SRI LANKA EXPO 2027'YE DAVET- Sri Lanka Büyükelçisi Niluka Kadurugamuwa da yaptığı konuşmada, 14-17 Ocak tarihlerinde Başkent Kolombo'da Sri Lanka Expo 2027'nin düzenleneceği bilgisini vererek, "Sri Lanka Uluslararası Ticaret Fuarı, iş dünyası için yeni fırsatlar oluşturur. Ankara Ticaret Odası üyelerini Sri Lanka Expo'ya davet ediyoruz" dedi. Büyükelçi, Sri Lanka Expo hakkında Kasım ayında organize edilecek bir toplantıyla katılmak isteyenlere detaylı bilgi vereceklerini de söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Afrika Sanayisine Açılan Yeni Kapı: ITAF 2026 Kazablanka’da Gerçekleşti Haber

Afrika Sanayisine Açılan Yeni Kapı: ITAF 2026 Kazablanka’da Gerçekleşti

Afrika’da sanayi yatırımlarının ve üretim kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmaların hız kazanması, otomasyon, robotik, dijital üretim ve akıllı fabrika teknolojilerine olan talebi artırıyor. Bu dönüşümün sunduğu fırsatları uluslararası sanayi dünyasıyla buluşturmayı hedefleyen ITAF 2026, küresel teknoloji sağlayıcıları ile Afrika’nın gelişen sanayi pazarları arasında doğrudan iş bağlantıları kurulmasına olanak sağladı. Fuar kapsamında 11 ülkeden yaklaşık 50 nitelikli alıcının katılımıyla gerçekleştirilen Hosted Buyer Programı ve B2B görüşmeleri, teknoloji sağlayıcıları ile satın alma karar vericilerini bir araya getirerek yeni ticari fırsatların değerlendirilmesine katkıda bulundu. Etkinliğin önemli bileşenlerinden biri olan Industrial Edge Summit Africa konferans programında ise 60’tan fazla konuşmacı; endüstriyel otomasyon, dijitalleşme, ileri üretim teknolojileri ve Afrika sanayisinin dönüşümüne yönelik fırsatları ele aldı. Endüstriyel dönüşüme yön veren teknolojiler ITAF 2026’da buluştu ITAF 2026, üç gün boyunca endüstriyel üretimin geleceğini şekillendiren teknolojilere ve yenilikçi çözümlere ev sahipliği yaptı. Robotik sistemlerden endüstriyel otomasyona, yapay zekâ ve dijital üretim teknolojilerinden akıllı iç lojistik, güç aktarım sistemleri ve enerji verimliliği çözümlerine kadar geniş bir teknoloji yelpazesi, uluslararası sektör profesyonelleriyle buluştu. Fuar, yeni teknolojilerin tanıtılmasının yanı sıra bu çözümlerin üretim süreçlerine sağlayabileceği somut katkıları da gündeme taşıdı. Türkiye’den katılan ve kendi alanlarında küresel ligde yer alan Esit Elektronik ve IHI Dalgakıran gibi öncü Türk üreticileri de fuarda geliştirdikleri son teknoloji çözümleri, akıllı tartım ve kompresör sistemlerini Afrika pazarıyla buluşturarak yoğun ilgi gördü. Verimlilik artışı, operasyonel maliyetlerin azaltılması, üretim süreçlerinin dijitalleşmesi ve sürdürülebilir üretim gibi sanayinin öncelikli konuları, teknoloji sağlayıcıları ile sektör temsilcileri arasındaki görüşmelerin odağında yer aldı. Böylece ITAF, küresel teknolojik gelişmelerin Afrika sanayisinin dönüşüm ihtiyaçlarıyla buluştuğu bir platform olarak öne çıktı. ITAF 2026, uluslararası ticari iş birliklerine kapı açtı ITAF 2026, sergilenen teknolojilerin ötesinde, uluslararası satın almacılar ile sanayi ve teknoloji sağlayıcıları arasında yeni iş fırsatlarının değerlendirildiği bir platform oldu. Fuar kapsamında düzenlenen Alım Heyeti Programı, Afrika ve Avrupa'daki 11 ülkeden yaklaşık 50 nitelikli satın almacıyı Kazablanka'da bir araya getirdi. B2B eşleştirme görüşmeleri sayesinde katılımcı firmalar, yeni pazarlara açılma, potansiyel müşterilerle doğrudan temas kurma ve uzun vadeli ticari ortaklıklar geliştirme fırsatı yakaladı. Programın uluslararası boyutunu güçlendiren bir diğer önemli buluşma ise 9 Afrika ülkesinden 22 üst düzey temsilcinin katılımıyla gerçekleşti. Kamu kurumları, ticaret odaları ve iş dünyasından temsilcilerin yer aldığı heyet, bölgenin sanayi ve altyapı yatırımlarına yönelik ihtiyaçlarını uluslararası teknoloji sağlayıcılarıyla değerlendirdi. Makine ve otomasyondan enerji ve lojistiğe uzanan görüşmelerde, teknoloji transferi, üretim kapasitesinin geliştirilmesi ve yeni yatırım fırsatları ön plana çıktı. Böylece ITAF, Afrika sanayisinin ihtiyaçları ile uluslararası teknoloji ve üretim çözümleri arasında doğrudan bağlantılar kurulmasına katkı sağladı. Öncelikli hedef, sürdürülebilir katma değer yaratmak ITAF, ilk edisyonuyla etkinliğin ötesine geçerek yıl boyu aktif kalacak bir platformun ilk temellerini attı. ITAF ilk edisyonun ardından, Kazablanka’da kurulan iş birliklerini kalıcı kılmayı, saha deneyimlerini paylaşmayı, nitelikli iş gücünü ve yetkinlikleri geliştirmeyi amaçlıyor. Bu sayede sanayi aktörlerine yenilikçi teknolojileri keşfetme aşamasından sahada uygulamaya kadar her adımda rehberlik eden sürdürülebilir bir ekosistem sunmayı hedefliyor. Bundan sonraki süreçte elde edilen ivmeyi büyüterek yerel ve uluslararası paydaşlar arasındaki köprülerin güçlendirilmesi, ayrıca Kazablanka’da kurulan bağlantıların yatırım, inovasyon ve endüstriyel iş birliği odaklı yeni fırsatlara dönüştürülmesi planlanıyor. Industrial Edge Summit Africa’da sanayinin geleceği ele alındı ITAF 2026 kapsamında düzenlenen Industrial Edge Summit Africa, 60’ı aşkın konuşmacının katılımıyla sanayinin dijital ve sürdürülebilir dönüşümüne yönelik gelişmeleri gündeme taşıdı. Uluslararası iş dünyası temsilcilerini, teknoloji liderlerini ve sektör uzmanlarını buluşturan konferans programında; üretimde yapay zekâ uygulamaları, Endüstri 4.0, Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT), siber güvenlik, enerji verimliliği ve karbonsuzlaşma gibi sanayinin öncelikli konuları ele alındı. Üç gün süren oturumlarda, yeni teknolojilerin üretim süreçlerine entegrasyonu, sanayide dijitalleşmenin hızlandırılması ve işletmelerin rekabet gücünün artırılması konuları öne çıktı. Afrika sanayisinin gelişen ihtiyaçları doğrultusunda teknoloji yatırımlarından nitelikli iş gücüne uzanan farklı başlıkların değerlendirildiği konferans, uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımına katkı sağlayarak bölgenin endüstriyel dönüşümüne yönelik yeni perspektifler sundu. Geleceğe Güçlü Adım: ITAF 2027 İçin Hazırlıklar Başladı Başarılı ilk edisyonunun ardından 2026’da atılan temeller üzerine yükselecek fuar, Afrikalı sanayi paydaşlarını uluslararası teknoloji sağlayıcıları, yatırımcılar ve iş ortaklarıyla buluşturan bir platform olarak konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Afrika’nın sanayi ve teknoloji sektörlerindeki önemli buluşmalarından biri olan Industrial Transformation Africa’nın (ITAF) bir sonraki edisyonu 26–28 Ekim 2027 tarihleri arasında OFEC/Kazablanka’da düzenlenecek. ITAF, Deutsche Messe ekosistemi bünyesindeki Hannover Fairs MENA tarafından, yerel organizatör Smart Expos & Events Morocco ile birlikte düzenleniyor. 2026 edisyonunun stratejik ortakları UNIDO, GMAI ve AMCA; sponsorları Turkish Machinery ve GSMA; resmi teknoloji ortakları CE3M Maroc, R&D Maroc ve TEAM Henri-Fabre; kurumsal ortakları AHK Maroc, GIZ, Fraunhofer-Gesellschaft ve KFW; destekleyici ortakları ise AMPF, FMIIP, Morocco Train Industry (MTI) ve WorldPTA oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Doğalgaz Teknoloji, Operasyonel Mükemmellik  ve Sürdürülebilirlik Odaklı Büyümeye Devam Edecek Haber

Aksa Doğalgaz Teknoloji, Operasyonel Mükemmellik ve Sürdürülebilirlik Odaklı Büyümeye Devam Edecek

Aksa Doğalgaz Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Arslan “2031 yılı sonuna kadar hizmet verdiğimiz ilçe ve belde sayısını 489, şebeke uzunluğumuzu 115 bin kilometre ve abone sayımızı da 11 milyonun üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Yol haritamızda yatırımlarımızı kesintisiz sürdürürken teknolojiyi, operasyonel mükemmelliği ve sürdürülebilirliği büyümemizin temel unsurları olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı. Gerçekleştirdiği stratejik yatırımlarla istikrarlı büyümesini sürdüren Aksa Doğalgaz, yeni dönem yol haritası ile 2031 hedeflerini paylaştığı 2026 Strateji Toplantısı’nı gerçekleştirdi. Aksa Doğalgaz üst yönetimi liderliğinde gerçekleştirilen stratejik değerlendirme toplantısında şirketin yeni dönem vizyonu ele alındı, sürdürülebilir büyüme kararlılığı vurgulandı. 2031 vizyonumuzla büyümemizi ve etkimizi yeni ufuklara taşıyoruz Aksa Doğalgaz Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Arslan, yaptığı konuşmada, “Kazancı Holding’in bir iştiraki olarak kurulduğumuz günden bugüne geniş dağıtım ağımız, deneyimli ekibimiz ve artan abone sayımızla Türkiye'nin enerji dönüşümünde önemli bir rol üstleniyoruz. Yıllar içinde bu önemli dönüşümün bir paydaşı olarak yaptığımız işin yalnızca gaz arzı sağlamaktan ibaret olmadığını, ülke ekonomisine, şehirlerin gelişimine ve toplumsal refaha kalıcı katkı sunmak olduğunu biliyoruz. Bu anlayışla stratejik adımlarımızı geleceği gözeterek atıyor, iş modelimizi bugünün gerekliliklerine olduğu kadar yarının dönüşümüne de uyum sağlayacak esneklik ve dayanıklılıkla şekillendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de ölçeğimizi büyüterek, sahip olduğumuz yetkinlikleri yeni coğrafyalara taşımayı amaçlıyoruz. 2031’e uzanan yol haritamızda yatırımlarımızı kesintisiz sürdürürken teknolojiyi, operasyonel mükemmelliği ve sürdürülebilirliği büyümemizin temel unsurları olarak görüyoruz. Türkiye’de ulaştığımız liderliği daha ileriye taşıyacak; güçlü kurumsal yapımız, insan kaynağımız ve sektörel bilgi birikimimizle uluslararası pazarlarda kalıcı değer üreten bir yapıya dönüşeceğiz. Aksa Doğalgaz’ı geleceğin enerji dünyasında daha güçlü ve daha etkin bir konuma taşıyacağımıza inanıyorum” dedi. ‘Hizmet verdiğimiz bölgelerde dijital altyapıyı güçlendiriyoruz’ Aksa Doğalgaz Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Arslan, “Büyüme yolculuğumuzda yeni rotalar açarak faaliyet alanımızı genişletmeye devam ediyoruz. 2025 yılında Bursa, Kayseri ve Sakarya’daki dağıtım şirketlerinin Aksa Doğalgaz ailesine katılmasıyla hizmet ağımızı önemli ölçüde büyüttük. Yeni rotaları sadece hizmet alanımıza eklemiyoruz aynı zamanda bu bölgelerdeki altyapıyı güçlendirecek çalışmalar da gerçekleştiriyoruz. Son olarak Aksa Sakarya Doğalgaz abonelerine daha hızlı, kolay ve verimli hizmet sunmak amacıyla hayata geçirdiğimiz dijital altyapı yenileme çalışmalarımızı tamamladık. Siber güvenliği merkeze alan yeni altyapımızla birlikte abonelik ve müşteri süreçlerinin daha etkin ve güvenli şekilde yönetilmesini sağladık” dedi. Hedef 115 bin kilometre şebeke, 11 milyon abone Aksa Doğalgaz’ın yıllık doğal gaz dağıtım hacminin 17 milyar m³ seviyesini aştığını belirten Yaşar Arslan, şöyle devam etti: “%31,3 dağıtım payımızla Türkiye’nin en geniş coğrafi dağıtım alanına hizmet veren doğal gaz dağıtım şirketiyiz. 76 bin kilometreyi aşan şebekemizle ülkemizin güvenli ve sürdürülebilir enerji altyapısını sürekli geliştirirken, teknoloji ve dijitalleşme yatırımlarımızla hizmet kalitemizi her geçen gün ileri taşıyoruz. 2031 yılı sonuna kadar hizmet verdiğimiz ilçe ve belde sayısını 489, şebeke uzunluğumuzu 115 bin kilometre ve abone sayımızı da 11 milyonun üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Bu büyümeyi daha güçlü bir kurumsal yapı, daha geniş bir yatırım kapasitesi ve daha sağlam bir sermaye tabanıyla destekleyeceğiz.” Doğal Gaz Ürün Güvenliği ve Takip Sistemi (GÜTAS) test çalışmaları tamamlandı Aksa Doğalgaz olarak hizmet kalitesini ve operasyonel süreçlerini sektöre yön verecek inovatif çalışmalarla sürekli geliştirdiklerini belirten ve yürüttükleri AR-GE çalışmalarına değinen Yaşar Arslan, “GAZBİR-GAZMER iş birliğiyle “Doğal Gaz Ürün Güvenliği ve Takip Sistemi (GÜTAS)” projesini hayata geçirdik. Pilot bölge olarak seçilen Ordu-Giresun ve Tokat-Amasya dağıtım bölgelerimizde uygunluk testleri tamamlanan çalışmayla benzersiz kod numaraları tanımlanan doğal gaz ürün, ekipman ve cihazların üretim aşamasından son kullanıcıya kadar olan tüm süreçlerinin güvenli, etkin ve şeffaf şekilde takip edilmesini hedefliyoruz. Uygulamanın yaygınlaştırılmasıyla birlikte yıllık yaklaşık 4,5 milyon adet ürünün hızlı, güvenli ve hatasız şekilde takip edilmesi mümkün olacak” dedi. Doğal Gaz Şebekemizi Geleceğin Enerjisine Hazırlıyoruz Enerji sistemlerinin geleceğine yönelik adımlarını dönüşen enerji ekosistemini gözeterek tasarladıklarını ve bu çerçevede de önemli Ar-Ge projeleri yürüttüklerini ifade eden Arslan, “Sürdürülebilirliği büyüme stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor, doğal gaz dağıtım altyapımızı enerji dönüşümünün ihtiyaçlarına hazırlıyoruz. GAZBİR-GAZMER iş birliğiyle yürüttüğümüz biyometan Ar-Ge projeleriyle, alternatif gazların şebekemize entegrasyonuna yönelik teknik, ekonomik ve mevzuatsal gereklilikleri değerlendirdik. Bu kapsamda, biyometan enjeksiyon istasyonlarının tasarımı ve gaz kalite standartlarının geliştirilmesine yönelik çalışmalarımızla güvenli, verimli ve ölçeklenebilir bir entegrasyon için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Atık kaynaklarının enerjiye kazandırılmasını ve düşük karbonlu gazların yaygınlaşmasını destekleyen bu çalışmalarla, mevcut altyapımızın geleceğin enerji sistemlerine uyumunu güçlendirmeyi hedefliyoruz. Büyüme ve sürdürülebilirliği birlikte ele alarak enerji dönüşümünde uzun vadeli değer yaratmaya odaklanıyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Brisa, Yılın İlk Dokuz Ayında 806,7 Milyon TL Net Kar Elde Etti Haber

Brisa, Yılın İlk Dokuz Ayında 806,7 Milyon TL Net Kar Elde Etti

İç pazarda pazarın üzerinde büyüyerek tüm ana segmentlerde pazar payını artıran Brisa, yüksek katma değerli segment odağı ile bu segmentte pazarın iki katı büyüme kaydetti. Türkiye lastik sektörünün lideri Brisa, 2026 yılının üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, yılın ilk dokuz ayında satış hacmindeki artış, katma değerli ürünlerin satışlar içindeki olumlu etkisi ve operasyonel verimlilik kazanımlarıyla finansal performansını iyileştirdi. Şirketin FAVÖK büyüklüğü geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27 artışla 5,9 milyar TL’ye ulaştı. FAVÖK marjı yüzde 15,2 olarak gerçekleşti. Devam eden global belirsizlik ortamında Brisa, geçen yılın aynı dönemine göre net zarardan net kara geçti ve bu yılın ilk dokuz ayını 806,7 milyon TL net kârla tamamladı. Brisa CEO’su Vecih Yılmaz, sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yılın ilk dokuz ayında güçlü müşteri odağımız, verimli kapasite kullanımımız, odaklı kanal stratejimiz, disiplinli maliyet ve bilanço yönetimimiz ile hem pazar gücümüzü arttırdık hem de karlılığımızı iyileştirdik. Güçlü marka ve ürün portföyümüz, yaygın bayi ağımız ve müşteri odaklı yaklaşımımız sayesinde tüm ana segmentlerde pazar payımızı artırdık. Özellikle yüksek katma değerli ürünlerde pazarın üzerinde büyüyerek stratejik odağımızın karşılığını aldık. Lassa markamızla da Doğu ve Orta Avrupa başta olmak üzere uluslararası pazarlarda güçlü bir performans gösterdik; Avrupa ve Avrupa dışındaki pazarlarda büyümemizi sürdürürken toplam 18 ülkede pazar payı kazandık. Gelecekteki büyümemizi destekleyecek alanlarda da önemli adımlar attık. Ar-Ge yatırımlarımız sayesinde Ar-Ge-500 araştırmasında sektör liderliğimizi korurken, Lassa Revola’nın Auto Bild’in bağımsız performans testlerinde elde ettiği başarılı sonuçlar ürün geliştirme yetkinliğimizi bir kez daha ortaya koydu. Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında attığımız adımlarla uzun vadeli rekabet gücümüzü desteklemeyi sürdürdük. Dijital Dönüşüm Merkezi unvanımız, dijitalleşme alanındaki yetkinliklerimizin önemli bir göstergesi olurken; sürdürülebilirlik tarafında kaydettiğimiz ilerlemeler sonucunda ETS kapsamında karbon yükümlülüğünden istisna tutulduk. Önümüzdeki dönemde de müşterilerimize değer yaratan ürün ve hizmetler geliştirmeye, verimliliğimizi artırmaya ve hem iç pazarda hem uluslararası pazarlarda büyümemizi sürdürmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik'ten 200 Milyon Euroluk Dev Yatırım Haber

Arçelik'ten 200 Milyon Euroluk Dev Yatırım

Açılış töreninde konuşan Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır yatırımlarımız, üretimimiz, istihdamımız ve ihracatımızla ülkemizin kalkınmasına katkı sağlıyoruz. Ülkemizin geleceğine duyduğumuz güven ve uzun vadeli bakış açımızla teknolojiye ve insana yatırım yapmaya devam ediyoruz. Arçelik’in son beş yılda Türkiye’de gerçekleştirdiği yaklaşık 458 milyon euroluk yatırım ve bugün açılışını yaptığımız Manisa Çamaşır Makinesi İşletmemiz de bu anlayışımızın somut birer göstergesi” dedi. Arçelik CEO’su Can Dinçer ise tesisin üretim ve ihracat gücüne dikkat çekerek, “Manisa’da Türkiye’nin mühendislik birikimini küresel üretim deneyimimiz ve ileri teknolojilerle bir araya getiriyoruz. Yıllık 4 milyona yakın üretim kapasitesine sahip işletmemizde her 6 saniyede bir çamaşır makinesi üretiyor, üretimimizin %44’ünü 106 ülkeye ihraç ediyoruz. Yeni işletmemizle ülkemizin üretim ve ihracat gücüne katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” diye konuştu. Ev teknolojilerinin lider şirketi Arçelik, Koç Topluluğu’nun 100. yılında Manisa’daki yeni Çamaşır Makinesi İşletmesi’nin resmî açılışını gerçekleştirdi. Şirketin 2021 yılında devraldığı üretim kampüsünde yaklaşık 200 milyon euro yatırımla hayata geçirilen işletme, küresel üretim ağının önemli merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. 92 bin metrekarelik alana kurulu yeni tesis, Arçelik’in 13 ülkede 38 tesise yayılan küresel üretim deneyimini ileri otomasyon, dijitalleşme ve ar-ge yetkinlikleriyle bir araya getiriyor. Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi, Ankara, Bolu, Eskişehir, Kocaeli ve Tekirdağ’daki tesislerle birlikte şirketin Türkiye’deki üretim altyapısını güçlendirirken hem Türkiye’ye hem de dünyanın farklı coğrafyalarına yönelik üretim gerçekleştiriyor. İşletmenin açılış törenine Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, Arçelik CEO’su Can Dinçer ile kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, Koç Holding ve Arçelik yöneticileri ve çalışanları katıldı. Polat Şen: “Arçelik ile son beş yılda ülkemizdeki üretim altyapısına yaklaşık 458 milyon euro yatırım yaptık” Arçelik’in yeni işletmesinin açılış töreninde konuşan Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, “Kurucumuz merhum Vehbi Koç’un Ankara’da attığı temeller üzerinde gelişen Topluluğumuzun yolculuğu, Cumhuriyetimizin ekonomik ve toplumsal gelişimiyle birlikte şekillendi. Koç Topluluğu olarak 100 yıldır yatırımlarımız, üretimimiz, istihdamımızla ve ihracatımızla ülkemizin kalkınmasına katkı sağlıyoruz. Ülkemizin geleceğine duyduğumuz güven ve uzun vadeli bakış açımızla teknolojiye ve insana yatırım yapmaya devam ediyoruz. Arçelik’in son beş yılda Türkiye’de gerçekleştirdiği yaklaşık 458 milyon euroluk yatırım ve bugün açılışını yaptığımız, yaklaşık 200 milyon euro yatırımla hayata geçirilen Manisa Çamaşır Makinesi İşletmemiz bu yaklaşımımızın somut göstergeleri. Topluluğumuzun 100. yılında işletmemizin açılışını gerçekleştirirken, Cumhuriyetimizin bize kazandırdığı üretim kültürünü ve sanayi birikimini ileri teknolojilerle buluşturuyoruz” diye konuştu. Dijital dönüşüm ve sürdürülebilirliğin önemine vurgu yapan Polat Şen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Topluluk olarak 2016 yılında başlattığımız Dijital Dönüşüm Programı ile üretim altyapımızı, teknolojik yetkinliklerimizi ve çalışma arkadaşlarımızın becerilerini geliştirmeye devam ediyoruz. Koç Topluluğu bünyesindeki altı üretim tesisi, Dünya Ekonomik Forumu’nun Global Lighthouse Network’ünde yer alıyor. Bu tesislerdeki başarılı uygulamalarımızı diğer işletmelerimize de yaygınlaştırıyoruz. Manisa’da ileri üretim teknolojilerini enerji ve su verimliliğiyle buluşturan uygulamalarımız, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik anlayışımızın somut karşılığını oluşturuyor. Bu dönüşümün temelinde, çalışma arkadaşlarımızın bilgi birikimi ve gelişime açık yaklaşımı bulunuyor. Teknolojiye ve insana birlikte yatırım yaparak ülkemiz için kalıcı değer yaratma anlayışımız, ikinci yüzyılımıza yön veren vizyonumuzun da temelini oluşturuyor.” Can Dinçer: “Manisa’da ürettiğimiz makineler ülkemizin mühendisliğini 106 ülkeye taşıyor” Arçelik’in çamaşır makinesi üretimindeki yolculuğuna dikkat çeken Arçelik CEO’su Can Dinçer, “Arçelik olarak 71 yıldır ülkemize değer katmak için çalışıyoruz. 1959 yılında Türkiye’nin ilk yerli çamaşır makinesini ürettiğimizde, üretim bandından günde 15 makine çıkıyordu. Bugün Manisa’da her 6 saniyede bir çamaşır makinesi üretiyoruz. 10 ülkeye yayılan bir üretim ağına sahibiz. Küresel çamaşır makinesi pazarının 2026 yıl sonunda yaklaşık 144 milyon adetlik satış hacmine ve 67,5 milyar dolarlık perakende satış değerine ulaşması bekleniyor. Bu pazara hizmet veren önemli üretim merkezlerimizden biri olan Manisa’da, Türkiye’nin mühendislik birikimini küresel üretim deneyimimiz ve ileri teknolojilerle bir araya getiriyoruz. Yıllık 4 milyona yakın üretim kapasitesine sahip işletmemizde üretimimizin %44’ünü 106 ülkeye ihraç ediyoruz. Yeni işletmemizle ülkemizin üretim ve ihracat gücüne katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” dedi. Üretimde dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik uygulamalarına değinen Can Dinçer sözlerini şöyle sürdürdü: “‘Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın’ vizyonumuzla Manisa’da da enerji ve su verimliliğine odaklanıyoruz. Kampüsümüzdeki 10,2 MWp gücündeki güneş enerjisi santralimiz, Çamaşır Makinesi İşletmemizin yıllık elektrik ihtiyacının yaklaşık %46’sına eşdeğer elektrik üretiyor. Yağmur suyu depolama sistemimizle de su tüketimini azaltıyoruz. İşletmede üretim süreçleri ve altyapıda hayata geçirdiğimiz iyileştirmelerle 2023 baz yılına göre 2025’te doğrudan sera gazı emisyonlarını %95 oranında düşürdük. Genel otomasyon seviyesinin %75’e ulaştığı işletmemizde, malzeme taşımada kullandığımız otomatik yönlendirmeli araçlar (AGV) ve üretimde yararlandığımız robotik sistemlerle verimliliği artırırken, çalışma arkadaşlarımızın fiziksel yükünü de azaltıyoruz. İşletmemizin gelişimine katkı sağlayan tüm çalışma arkadaşlarımıza, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum. Manisa’da hayata geçirdiğimiz bu uygulamalar, mühendislik ve teknolojiyi kaynakların verimli kullanımı ve insan emeğiyle buluşturan üretim anlayışımızı yansıtıyor.” Üretim ve istihdamla gelişen sanayi ekosistemi Arçelik, Türkiye’deki Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi’nin yanı sıra Bangladeş, Çin, İtalya, Pakistan, Güney Afrika, Polonya, Romanya, Rusya ve Slovakya’daki tesisleriyle toplam 10 ülkede çamaşır makinesi üretiyor. Şirket, Manisa’daki çamaşır makinesi ve buzdolabı işletmelerinde toplam yaklaşık 1800 kişiye istihdam sağlıyor. Çamaşır Makinesi İşletmesi’nde 134 tedarikçiyle doğrudan, 83 tedarikçiyle dolaylı olarak yürütülen iş birlikleri de üretimin çevresinde gelişen sanayi ekosistemini destekliyor. Üretimden malzeme dağıtımına ileri otomasyon Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi’nde üretim süreçleri, yapay zekâ tabanlı sistemler ve veri odaklı yönetim uygulamalarıyla destekleniyor. Üretim, depolama ve malzeme dağıtımının yüksek otomasyonla yürütüldüğü toplam 44.700 metrekarelik “karanlık fabrika” alanlarında otomasyon seviyesi %100’e varıyor. Malzeme dağıtımında raylı güdümlü araçlar ve otomatik yönlendirmeli araçlar (AGV) kullanılıyor. Robotik uygulamalar, tekrarlayan ve fiziksel güç gerektiren işlerde çalışanların yükünü azaltırken, ekiplerin uzmanlık gerektiren görevlere odaklanmasını destekliyor. Kaynak verimliliğine uluslararası sertifika Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi’nin genişleme projesi, enerji, su ve malzeme kullanımında kaynak verimliliğini değerlendiren EDGE Advanced sertifikasını aldı. Uluslararası Finans Kurumu (IFC) tarafından geliştirilen sertifikasyon sistemi kapsamında projede, referans binaya kıyasla %73 enerji ve %23 su tasarrufu ile yapı malzemelerinin gömülü karbon etkisinde %20 azalma sağlandı. EDGE Advanced sertifikası, standart referans binaya kıyasla enerjide en az %40, suda en az %20 tasarruf ve yapı malzemelerinin gömülü karbon etkisinde en az %20 azalma kriterlerini karşılayan projelere veriliyor. Farklı coğrafyaların ihtiyaçlarına yönelik ar-ge çalışmaları Manisa’daki ar-ge merkezinde, Türkiye’den Avrupa’ya, Asya’dan Amerika ve Avustralya’ya uzanan farklı coğrafyalardaki tüketicilerin yıkama alışkanlıkları ve beklentileri dikkate alınarak ürün ve teknolojiler geliştiriliyor. Farklı kumaş, leke, deterjan ve su koşullarının simüle edildiği test süreçleri, bağlantılı çamaşır makinelerinden gelen anonim kullanım verileri ve saha denemeleriyle destekleniyor. İşletmedeki ürünlerin dayanıklılığı ve uzun ömürlülüğü ise ar-ge laboratuvarlarındaki çalışmaların yanı sıra TÜV Rheinland ve VDE gibi bağımsız uluslararası kuruluşların test ve sertifikalarıyla doğrulanıyor. Tüketicilerin kısa programlarda da temizlik performansından ödün vermeme beklentisine yanıt veren SuperWash teknolojisi, bu ürün geliştirme yaklaşımının somut örneklerinden biri. Özel tambur kanatları ve geliştirilmiş algoritmasıyla deterjanın daha hızlı çözünmesini ve suyun tambur içinde daha eşit dağılmasını sağlayan teknoloji, hız ve temizlik performansını bir araya getiriyor. SuperWash teknolojili çamaşır makineleri, Super 40°C 40 dk programında tam doluyken bile 40°C’de yalnızca 40 dakikada kanıtlanmış temizlik performansı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.