Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijitalleşme

Kapsül Haber Ajansı - Dijitalleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijitalleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DHL Supply Chain Türkiye, Asya 1 Tesisini Hizmete Açtı Haber

DHL Supply Chain Türkiye, Asya 1 Tesisini Hizmete Açtı

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’na yakın konumuyla İstanbul’un Tuzla ilçesinde yer alan yeni tesis, farklı sektörlerin değişen ve artan tedarik zinciri ihtiyaçlarına özelleştirilmiş, esnek ve uçtan uca lojistik çözümler sunmak üzere hayata geçirilen stratejik bir yatırım olarak öne çıkıyor. Asya 1 tesisi, DHL Supply Chain’in çok sektörlü uzmanlığı ve müşteri odaklı çözüm yaklaşımıyla; operasyonel verimlilik, hizmet kalitesi ve tedarik zinciri dayanıklılığını aynı çatı altında buluşturmayı amaçlıyor. Asya 1 tesisinin açılışını, Türkiye’de tedarik zinciri yönetiminin geleceği açısından önemli bir adım olarak değerlendiren DHL Supply Chain Türkiye Genel Müdürü Buket Cox, konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Özellikle Sağlık Hizmetleri Lojistiği alanındaki uzmanlığımızı daha da ileri taşırken, çok sektörlü yapımız sayesinde farklı endüstrilerin hızla değişen ihtiyaçlarına yüksek çeviklikle yanıt verebiliyoruz. Enerji verimliliği ve teknoloji odaklı altyapımız, hem müşterilerimizin beklentilerini hem de DHL Group 2030 vizyonunu destekleyen sürdürülebilir bir operasyon modeli sunuyor.” Geniş depolama kapasitesi, güçlü taşıma ağı ve kapsamlı katma değerli hizmetleriyle Asya 1, yüksek hacimli hızlı tüketim ürünleri operasyonları ile mevzuat ve kalite gereklilikleri yüksek sağlık sektörü operasyonlarını tek bir entegre yapı altında etkin ve güvenilir bir şekilde yönetme kabiliyeti sağlıyor. Sağlık lojistiğinde uçtan uca entegre ve yüksek standartlı çözümler DHL Supply Chain Türkiye Asya 1 tesisi, GDP (İyi Dağıtım Uygulamaları) ve GMP (İyi Üretim Uygulamaları) standartlarıyla uyumlu operasyon yaklaşımıyla sağlık lojistiği alanında yüksek katma değerli ve güvenilir çözümler sunan stratejik altyapısıyla öne çıkıyor. Tesis; 36.000 m² depo alanı,7/24 operasyon modeliyle görev yapan uzman ekipleri,Tıbbi cihazlar, sağlık ürünleri ve hassas ürünler için yüksek kalite ve güvenlik standartlarına sahip altyapısı,Sıcaklık kontrollü depolama çözümleri,Uçtan uca izlenebilirlik (GPS takibi, sıcaklık izleme, eğim sensörleri) ile tedarik zinciri boyunca şeffaflık ve güven sunması,Ulusal ve uluslararası mevzuatlara tam uyum sağlayan süreç ve kalite yönetimi,Kesintisiz, çevik ve esnek operasyonları destekleyen teknoloji odaklı sistemleri sayesinde DHL Supply Chain Türkiye’nin küresel sağlık lojistiği uzmanlığını yerel pazara başarıyla entegre etmesine olanak tanıyor. Müşteriye özel kurgulanan çözümler ve küresel lojistik ağı ise değişen ihtiyaçlara etkin ve sürdürülebilir şekilde yanıt verilmesini sağlıyor. GoGreen yaklaşımıyla sürdürülebilir lojistik uygulamaları DHL Supply Chain Türkiye, Asya 1 tesisini DHL Group GoGreen yaklaşımı doğrultusunda sürdürülebilirlik odağıyla hayata geçirdi. Güneş paneli altyapısı, otomasyonlu aydınlatma sistemleri, enerji kullanımının anlık takibi ve düşük emisyonlu lojistik ekipmanları sayesinde tesiste enerji verimliliği üst seviyeye taşınıyor. Dijitalleşme odaklı operasyon süreçleri ve sürdürülebilir taşımacılık uygulamalarıyla karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik somut adımlar atan şirket, çevresel sürdürülebilirliği iş modelinin merkezinde konumlandırmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ManageEngine, UserConf Türkiye 2026’da Otonom Kurum Dönemi İçin Yol Haritasını Açıkladı Haber

ManageEngine, UserConf Türkiye 2026’da Otonom Kurum Dönemi İçin Yol Haritasını Açıkladı

Kuruluşlar, kendi kendini yöneten ve kendi kendini iyileştiren sistemlere geçiş hedefiyle “YZ’ye hazır” aşamadan “YZ odaklı” yapılara evrilirken; BT ekipleri altyapı modernizasyonu, veri tutarlılığı, yönetişim, güvenlik ve hızla değişen iş ihtiyaçlarına uyum sağlama gibi alanlarda artan bir baskıyla karşı karşıya kalıyor. ManageEngine CEO’su Rajesh Ganesan konuyla ilgili olarak şu açıklamaları yaptı: “Dijital dönüşümün bir sonraki aşaması, kurumların yapay zekâyı ve sunduğu otonomiyi somut iş sonuçlarına ne ölçüde dönüştürebildiğiyle belirlenecek. Bu süreç yalnızca yeni teknolojileri benimsemenin ötesinde, aynı zamanda güvenilir ve entegre bir temel gerektiriyor. Geliştirdiğimiz entegre platform yaklaşımı, kuruluşların bu temeli oluşturmasına ve kurum genelinde otonomiyi hayata geçirmesine yardımcı olmak üzere tasarlandı.” Ganesan ayrıca, uzun vadeli sürdürülebilirlik ve performans odaklı sonuçlar için geliştirilen ManageEngine dijital kurumsal yönetim platformunun, Türkiye’deki müşterilere güçlü değer sunmaya hazır olduğunu belirtti. Etkinlikte Ürün Yol Haritaları ve Başarı Hikâyeleri Öne Çıktı “Ahead of Intelligence” temasıyla gerçekleştirilen iki günlük UserConf etkinliği; yapay zekânın BT yönetimini nasıl dönüştürdüğünü ve kurumların bu yeni dönemde nasıl konumlanabileceğini ele almak üzere Türkiye genelinden yüzlerce BT profesyonelini, iş liderini ve iş ortaklarını bir araya getirdi. ManageEngine’in Türkiye’deki 20 yıllık iş ortağı Vitel A.Ş. ile birlikte düzenlenen etkinlikte; altı ürün yol haritası oturumu, 40’tan fazla uygulamalı atölye ve çok sayıda müşteri başarı hikâyesi paylaşıldı. Program kapsamında uç nokta yönetimi, birleşik hizmet yönetimi, güvenlik operasyonları ve uçtan uca gözlemlenebilirlik gibi kritik başlıklar ele alındı. Katılımcılar ayrıca teknik uzmanlar tarafından gerçekleştirilen derinlemesine oturumlara ve iş ortağı danışmanlıklarına katılarak en yeni akıllı BT çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu. Türkiye, ManageEngine İçin Stratejik Öneme Sahip ManageEngine, Türkiye pazarında yaklaşık 20 yıldır faaliyet gösteriyor. Ülke, yıllık yaklaşık %25 büyüme oranıyla şirketin Avrupa’daki en önemli pazarlarından biri konumuna gelmiş durumda. Şirket, farklı sektör ve ölçeklerde 1.700’den fazla kuruluşa BT yönetimi çözümleri sunuyor. Beyaz Kağıt San. ve Tic. A.Ş. Bilgi Sistemleri ve Dijitalleşme Müdürü Melih Mercan ise şunları söyledi: “BT altyapımız büyüdükçe cihaz sayısı arttı, riskler çeşitlendi ve manuel takip yöntemleri yetersiz kaldı. Bu durum, BT operasyonlarımızın reaktif yapıdan proaktif ve yönetilebilir bir modele dönüşmesini zorunlu hale getirdi. Merkezi ve sürdürülebilir bir uç nokta yönetimi çözümü ihtiyacı doğrultusunda ManageEngine Endpoint Central’ı tercih ettik. Bugün yalnızca sorunlara müdahale eden değil, potansiyel riskleri önceden tespit ederek aksiyon alan bir BT yapısına sahibiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Mimarisinde Yeni Faz Başlıyor Haber

Enerji Mimarisinde Yeni Faz Başlıyor

Türkiye’nin 2035 yılı için ortaya koyduğu 120 GW rüzgâr ve güneş kurulu güç hedefi doğrultusunda enerji dönüşümünün yalnızca yeni santral yatırımlarıyla değil, yatırım ekosisteminin tamamının yeniden yapılandırılmasıyla mümkün olacağı vurgulanırken, artan elektrikleşme talebinin enerji altyapısını mevcut reflekslerle yönetilemeyecek yeni bir ölçeğe taşıdığına dikkat çekiliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın paylaştığı, yıllık 8–9 GW seviyesindeki kurulum temposunun 15 GW düzeyine çıkarılabileceğine yönelik mesajlar ise sektörde yeni bir ölçeğe geçileceğine işaret ediyor. HEDEFLERE ULAŞMAK İÇİN SİSTEM BÜTÜNLÜĞÜ İÇİNDE KURGULANAN YATIRIM MODELLERİ Yeni dönemde enerji yatırımlarının yalnızca üretim tesisi bazlı ele alınamayacağını belirten ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı: “Sayın Bakan’ın özellikle elektrikleşmeyi enerji dönüşümünün temel sürükleyicilerinden biri olarak vurgulaması kritik önemdedir; ulaşım, sanayi, ısıtma-soğutma ve dijitalleşme kaynaklı elektrik talep artışı, yenilenebilir kurulu güç artışını artık yalnız iklim hedeflerinin değil, büyüyen sistem talebinin de zorunlu bileşeni haline getiriyor. Trafo merkezleri, iletim koridorları, depolama sistemleri ve hibrit altyapıları kapsayan ağ temelli bir planlama anlayışı öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde enerji dönüşümünde yeni dönemi tanımlayan ana unsur, üretim artışından ziyade sistem bütünlüğü içinde kurgulanan yatırım modelleri olacak. Bu dönüşümün; paralel ve entegre işleyen reform mimarisi, üretim ve iletim altyapısını birlikte optimize eden grid-aware proje geliştirme yaklaşımı ve depolama ile hibritleşme destekli yeni nesil mekânsal enerji planlama modeli ekseninde şekilleneceğini öngörüyoruz. Türkiye’nin 2035 hedeflerine ulaşımı yalnızca yeni kapasite tahsisiyle değil, bu alanların birlikte dönüşümüyle mümkün olacaktır" dedi. ARI-ES Enerji Hakkında: ARI-ES Enerji; farklı kaynaklardaki yenilenebilir enerji yatırımlarında lisanslama, imar planları, ÇED ve uluslararası ESIA süreçleri, kamulaştırma, yol projeleri, lisanssız üretim izinleri ile teknik ve idari analiz hizmetleri sunmaktadır. Saha geliştirme süreçlerinden başlayarak inşaat aşamasına kadar istisnasız her adımı kapsayan güçlü bir proje yönetimi yaklaşımı ile çalışmaktadır. Şirket, rüzgâr ve güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji alanında yatırım süreçlerinin sağlıklı, öngörülebilir ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otomotiv Lojistiğinde Dünyaya Açılan Kapı Port Yarımca’nın Yıllık Kapasitesi 780 Bin Araç Haber

Otomotiv Lojistiğinde Dünyaya Açılan Kapı Port Yarımca’nın Yıllık Kapasitesi 780 Bin Araç

Geçen yıl 428 bin 119 adetlik elleçleme miktarına ulaşan Port Yarımca, 235 bin metrekarelik alanda sunduğu entegre hizmet yapısıyla klasik liman anlayışının ötesine geçti. OYAK ile Japon Nippon Yusen Kaisha (NYK Line) grubunun ortaklığıyla 2018 yılında Kocaeli Körfezi’nde kurulan Port Yarımca, uluslararası otomobil markalarının dış ticaret kapısı olarak faaliyetlerini her yıl artırıyor. Liman, Ro-Ro (Roll-on/Roll-off) konseptinde hizmet veriyor. Port Yarımca, yüzde 100 otomotiv odaklı yapısı, modern teknolojik altyapısı ve güçlü operasyonel kabiliyetiyle otomotiv lojistiğinin dünyaya açılan kapısı konumunda. Toplam Ro-Ro hacminin yüzde 20’si Port Yarımca’dan Port Yarımca, 2025 yılında kuruluşundan bu yana en yüksek yıllık gemi uğrağı ve elleçleme hacmine ulaşarak rekor kırdı. Türkiye’nin tek ihtisas Ro-Ro limanı olan Port Yarımca, yıllık 780 bin araçlık kapasitesiyle sektör liderliğini sürdürürken geçen yıl Türkiye toplam Ro-Ro hacminin yüzde 20’sini tek başına gerçekleştirdi ve 428 bin 119 adetlik elleçleme miktarına ulaştı. Port Yarımca değer üreten stratejik lojistik merkezi Port Yarımca Genel Müdürü Gökalp Sözen konuya ilişkin şunları söyledi: “Port Yarımca olarak, uluslararası standartlarda hizmet sunan bir Ro-Ro limanı olmanın sorumluluğuyla otomotiv lojistiğinde müşterilerimize yüksek verimlilik ve operasyonel güvenlik sağlayan çözümler geliştiriyoruz. Entegre hizmet modelimiz ve güçlü altyapımız sayesinde süreçleri tek noktadan yöneterek müşterilerimizin operasyonlarını hızlandırıyoruz. Önümüzdeki dönemde de küresel otomotiv sektöründeki dönüşümü yakından takip ederek dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve operasyonel mükemmeliyet odağında yatırımlarımızı sürdürmeyi hedefliyoruz. Port Yarımca’yı sadece bir liman değil, müşterilerine değer üreten stratejik bir lojistik merkez olarak konumlandırmayı sürdüreceğiz.” 20 bin araçlık stoklama alanı fark oluşturuyor Türkiye limanları arasında en yüksek kapasiteli katlı otoparkı da içeren toplam 20 bin araçlık stoklama alanı, Port Yarımca’ya büyük ölçekli operasyonları eş zamanlı, emniyetli ve esnek biçimde yönetme olanağı tanıyarak sektörde belirgin bir fark oluşturdu. Port Yarımca, 235 bin metrekarelik alanda sunduğu entegre hizmet yapısıyla klasik liman anlayışının da ötesine geçti. 2025’te 553,3 milyon metrik ton yük elleçlendi Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 2025 yılında elleçlenen toplam tonaj 553,3 milyon metrik ton olarak gerçekleşerek bir önceki yıla göre yüzde 4 arttı. Konteyner pazarında da aynı yıl elleçlenen hacim 2024’e kıyasla yüzde 3,3 artarak 13,99 milyon TEU’ya ulaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOBİ'lerin Tahsilat Sorununa Radikal Çözüm Haber

KOBİ'lerin Tahsilat Sorununa Radikal Çözüm

Ekonomik dalgalanmaların ve nakit akışı baskısının KOBİ'ler üzerinde yoğunlaştığı bu dönemde, Özel Riskler Yönetim Merkezi (ÖRYM) koordinasyonunda hayata geçirilen Devlet Destekli Alacak Sigortası (DDAS) sisteminin önemi her zamankinden daha fazla artıyor. Ticari alacakları devlet güvencesi altına alan DDAS, KOBİ'ler için kritik bir kamu ürünü olarak öne çıkarken DDAS sistemine dahil bir sigorta şirketi olan Prive Sigorta bu güvenceyi çok daha erişilebilir hale getirdi. Bürokratik engelleri ortadan kaldıran dijital altyapı sayesinde başvuru süreçleri hızlanırken, Prive Sigorta'nın "dijital KOBİ" ve "dijital acente" ağı üzerinden yürütülen elektronik başvuru modeliyle Türkiye'nin 81 ilindeki KOBİ'ler DDAS sistemine kolaylıkla erişebiliyor. KOBİ'ler Tek Bir Panel Üzerinden Dijitalleşiyor Prive Sigorta'nın devreye aldığı yeni dijital yapı ile KOBİ'ler artık DDAS başvurularını elektronik ortamda doğrudan kendileri doldurabiliyor; başvurular tek bir platform üzerinden hem sigorta acentelerine hem de eş zamanlı olarak Prive Sigorta tarafından Özel Riskler Yönetim Merkezi'ne iletiliyor. Böylece süreç hem sadeleşiyor hem de önemli ölçüde hız kazanıyor. Bu dönüşüm, yalnızca başvuru süreçlerini kolaylaştırmakla kalmıyor; DDAS'ın çok daha geniş bir tabana yayılmasını sağlayarak sistemin sahadaki etkinliğini belirgin şekilde artırıyor. Prive Sigorta ile E-Fatura Artık Teminat ve Likidite Aracı Prive Sigorta, vadeli alacakları yalnızca sigortalamakla kalmayıp alternatif bir finansman aracına dönüştüren bir yapı sunuyor. Alacağın devri altyapısı sayesinde KOBİ'ler, vadesi gelmemiş alacaklarını DDAS güvencesiyle ödemelerde kullanabilmekte ve banka limitlerine bağlı kalmadan ticaretlerinde likidite üretebilmekte. Dijitalleşme DDAS'ın başarısına olumlu katkı sunuyor Konu ile ilgili değerlendirmede bulunan Türk Reasürans Genel Müdür Yardımcısı Ali Sertaç Canal, Devlet Destekli Alacak Sigortası'nın KOBİ'lerin ticari sürdürülebilirliğini güvence altına alan stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekti. Dijitalleşmenin sistem üzerindeki dönüştürücü etkisine de vurgu yapan Canal, "Hayata geçirilen dijital entegrasyonlar sistemin sahadaki erişilebilirliği ve etkinliği önemli ölçüde artıyor. Bu sayede KOBİ'ler sistemi doğrudan kullanma imkanına erişiyor." ifadelerini kullandı. Canal ayrıca, DDAS'ın yalnızca işletmeleri korumakla kalmadığını, aynı zamanda ticari güven ortamını güçlendiren ve ekonomik istikrarı destekleyen bir rol üstlendiğini belirterek, "Kayıtlı ekonominin güçlenmesi, ticari ilişkilerde güvenin artması ve finansal risklerin yönetilebilir hale gelmesi açısından DDAS çok önemli bir enstrüman. Bu yapının yaygınlaşması, ülke ekonomisinin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir zeminde büyümesine katkı sağlayacaktır" değerlendirmesinde bulundu. Prive Sigorta Genel Müdürü Ahmet Gökhan Kerem ise DDAS'ın sahadaki gerçek ihtiyaçlara doğrudan yanıt veren güçlü bir model olduğuna dikkat çekerek, "DDAS'ın KOBİ'leri yalnızca koruyan değil, aynı zamanda onların büyümesini destekleyen ve ticari hayatlarını sürdürülebilir kılan bir yapı olduğunu gördük. Bu nedenle sistemde aktif rol alma kararı aldık" dedi. Kerem, Özel Riskler Yönetim Merkezi tarafından kurgulanan bu yapının, doğru entegrasyonlarla çok daha geniş bir etki alanına ulaştığını vurgulayarak, "Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye'nin 81 ilinde faaliyet gösteren KOBİ'ler vadeli alacaklarını sigorta güvencesi altına alarak işletme sermayesine dönüştürebiliyor. Bu sayede firmalar, banka limitlerine bağımlı kalmadan ticaretlerini daha özgür, esnek ve güvenli bir zeminde sürdürebiliyor" ifadelerini kullandı. Dijital altyapının sağladığı hız ve erişilebilirliğin altını çizen Kerem, "Kurduğumuz dijital KOBİ ve dijital acente ekosistemi sayesinde başvuru süreçlerini sadeleştirirken, sistemin sahadaki yaygınlığını da önemli ölçüde artırıyoruz. Amacımız, DDAS'ı yalnızca bir sigorta ürünü olmaktan çıkarıp KOBİ'ler için aktif kullanılan bir finansal araç haline getirmek" dedi. Kerem ayrıca, bu dönüşümün Türkiye ekonomisi açısından taşıdığı öneme de değinerek, "KOBİ'lerin tahsilat risklerini yönetebildiği, nakit akışını daha sağlıklı planlayabildiği bir yapı; ticari güveni artırır, üretimi destekler ve ekonomik istikrarı güçlendirir. Biz de Prive Sigorta olarak bu dönüşümün öncülerinden biri olmaktan büyük bir heyecan ve sorumluluk duyuyoruz" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vahap Seçer TBB Başkanı Seçildi Haber

Vahap Seçer TBB Başkanı Seçildi

Seçim gündemiyle Ankara'da toplanan TBB Meclisi, Birlik Başkanı, Meclis Başkanlık Divanı, İhtisas Komisyonu Üyeleri ile Encümen Üyelerini seçti. Meclis Toplantısının Divan Başkanlığını, Meclis 1. Başkan Meclis 2. Başkan Vekili Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu üstlendi. Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci ve Korkuteli Belediye Başkanı Saniye Caran da Divan'da Katip üye olarak görev aldı. Toplantıda gündem maddelerinin görüşülerek karara bağlanmasının ardından seçime geçildi. Birlik Başkanlığı için Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel aday gösterildi. Birlik Meclisinde yapılan seçimlere göre 446 Meclis Üyesinin oyunu alan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer TBB Başkanı Seçildi. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ise 311 oy aldı. Toplantı, Seçer'in açılış konuşmasıyla başladı. Seçer, hem gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu hem de Birliğin işleyişine dair bilgiler paylaştı. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından Birlik yönetiminde yaşanan süreci anlatan Seçer, "Seçim sonrası yapılan oylamada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu Birlik Başkanı seçildi. 2025 yılı mart ayında yaşanan gelişmelerin ardından Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Zeydan Karalar Meclis Başkan Vekili olarak seçildi. Daha sonra bu göreve layık görüldüm ve bugün bu sorumluluğu sürdürmeye çalışıyorum." ifadelerini kullandı. Seçer: "Siyasi makamlarda ülkemize, şehrimize ve milletimize hizmet etmeye çalışıyoruz" Halkın iradesiyle görev yapan yöneticiler olarak vatandaşla doğrudan iletişim halinde olduklarını belirten Seçer, vatandaşa karşı sorumluluklarının büyük olduğunu ifade etti. Konuşmasında hukuk devleti vurgusu yaparak, kamu görevinde bulunan herkesin hukuka bağlı hareket etmesi gerektiğini söyleyen Seçer, "Siyasi makamlarda ülkemize, şehrimize ve milletimize hizmet etmeye çalışıyoruz." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin demokrasi tarihinin zorlu süreçlerden geçtiğine dikkati çeken Seçer, bu çerçevede hukukun üstünlüğünün önemine işaret ederek, "Demokrasi emek ister; emekleme, büyüme ve olgunlaşma aşamalarından geçer. Toplum olarak darbelerden siyasi krizlere kadar birçok zorluğu yaşadık. Amacımız evrensel normlara uygun bir demokrasiyi kalıcı hale getirmektir." dedi. Seçer: "Geciken adalet, adalet değildir" Seçer, yerel yönetimlere yönelik yargı süreçlerine de değindi. Hukukun temel ilkelerine dikkati çeken Seçer, "Elbette herkes yargılanabilir ancak mümkünse tutuksuz yargılama esas olmalıdır. Geciken adalet, adalet değildir. Yargı süreçleri hızlı ve şeffaf şekilde tamamlanmalıdır." diye konuştu. Bazı belediye başkanlarının yargı süreçleri sonrasında görevlerine iade edilmemesinin kamuoyunda soru işaretleri oluşturduğunu belirten Seçer, hukuka olan güvenin korunmasının önemine işaret etti. Belediye başkanlığının siyasi kimliğin ötesinde bir hizmet görevi olduğunu vurgulayan Seçer, "Bizler yalnızca partimizin değil, tüm vatandaşların oyuyla seçiliyoruz. Bu nedenle herkese eşit hizmet sunmak zorundayız." dedi. Seçer: "Ekonomik kriz parti ayrımı yapmadan herkesi etkiliyor" Belediyelerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara da ayrı bir parantez açan Seçer, "Ekonomik kriz parti ayrımı yapmadan herkesi etkiliyor. Genel bütçeden yapılan kesintiler, SGK ve vergi borçları nedeniyle belediyeler ciddi mali zorluklarla karşı karşıya." ifadelerini kullandı. Kamu bankaları ve finansmana erişimde eşitlik çağrısı yapan Seçer, tüm belediyelere ayrım gözetilmeksizin destek verilmesi gerektiğini belirtti. Yurt dışı finansman ve yatırım süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini ifade eden Seçer, merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki yetki dengesine de dikkati çekti. Küresel iklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimlerin rolüne değinen Seçer, Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) sürecine belediyelerin daha fazla dahil edilmesi gerektiğini söyledi. TBB'nin son iki yıllık çalışmalarına ilişkin bilgi veren Seçer, kurumsallaşma, şeffaflık ve sürdürülebilir yönetim anlayışını güçlendirdiklerini, belediyelere araç, ekipman ve finansal destek sağladıklarını ve eğitim faaliyetlerini artırdıklarını ifade etti. Genel Sekreter Yıldız 2025 Yılı Faaliyet Raporunu Sundu Gündem maddelerinin görüşülmesiyle devam eden toplantıda, TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız, 2025 yılı Faaliyet Raporu'na ilişkin sunum yaptı. TBB'nin 2025 yılında yürüttüğü faaliyetlere ilişkin bilgi paylaşan Yıldız, bu çalışmaların şeffaflık, adalet ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi ilkeleri doğrultusunda sürdürüldüğünü vurguladı. Yıldız, belediyelere sağlanan desteklerin objektif kriterlere göre ve ayrım gözetilmeksizin dağıtıldığını belirtirken, karar alma süreçlerinde daha katılımcı ve sistematik bir yapının benimsendiğini ifade etti. Yıldız ayrıca, TBB'nin yeni döneminde de yerel yönetimler arasında dayanışmayı artırarak daha güçlü bir kurumsal yapı hedefiyle çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti. Toplantıda gündem maddelerinin görüşülerek karara bağlanmasının ardından seçime geçildi. Birlik Başkanlığına verilen önergeler ile Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel aday gösterildi. Seçer: "Türkiye'nin sorunlarını birlikte çözmek zorundayız" Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, aday gösterildikten sonra yaptığı konuşmada belediye başkanlığının doğrudan halk iradesiyle şekillenen güçlü bir makam olduğunu vurgulayarak, "Belediye başkanlığı siyaset yapma makamı değildir ama milletin iradesinin tecelli ettiği en güçlü makamlardan biridir." ifadelerini kullandı. Siyasetin meclisler dışında farklı bir anlam taşıdığına dikkati çeken Seçer, "Varsa bir adaletsizlik, bir eşitsizlik bunu dile getirmek siyasetin ta kendisidir ve bunu yapmak zorundayız." dedi. TBB'nin faaliyetlerine değinen Seçer, Birliğin verdiği desteklerin belirli kriterlere göre dağıtıldığını belirterek, "Bir belediyenin kendi ekonomik durumu, hizmet ettiği toplumun sosyo-ekonomik durumu, nüfusu, bölgesi, özellikleri var. Biz desteği bütün bu özellikleri alarak belirli kriterler ile yapıyoruz. Bu bir hatır-gönül işi değildir." diye konuştu. Dağıtılan desteklere ilişkin rakamları da paylaşan Seçer, "826 adet aracı 688 belediyeye dağıtmış olacağız. Böylelikle yüzde 60'ı CHP'li belediyelere yani Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 65'inin yaşadığı şehirleri yöneten belediyelere, yüzde 40'ı da kalan yüzde 35 nüfusu yöneten diğer belediyelere dağıtılmıştır." ifadelerini kullandı. Geçmiş dönemle karşılaştırma da yapan Seçer, "2019-2024 yılları arasında Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin aldığı destek oranı yüzde 14,55 civarındaydı." dedi. Seçer ayrıca, "Hiçbir belediye başkanını ayırmadım, talepte bulunan herkesle görüştüm ve yardımcı olmaya çalıştım." dedi. Konuşmasının sonunda birlik ve beraberlik vurgusu yapan Seçer, "Bu ülke hepimizin. Farklı düşünsek de ortak noktamız var. Türkiye'nin sorunlarını birlikte çözmek zorundayız." ifadelerini kullandı. TBB yönetimine talip olduklarını yineleyen Seçer, "Yaptıklarımız yeterli değil, daha iyisini yapabiliriz. Sizlerin desteğiyle daha güzel işler başaracağımıza inanıyoruz." dedi. Ayrıca Seçer, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel'e de başarı dileklerini iletti. Görgel: "Bu salondaki farklı siyasi gelenekler bir ayrışma değil, bir berekettir" Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel de konuşmasında TBB'nin önemine dikkati çekerek, "TBB, yerel yönetimler arasındaki istişareyi güçlendiren, dayanışmayı sürdürülebilir hale getiren ve şehirlerimizde demokrasi kültürünü kurumsallaştırmayı hedefleyen bir kurumdur. Şehirlerimizin geleceğini ortak akılla şekillendirmek zorundayız." diye konuştu. Şehirlerin sürdürülebilirliğine işaret eden Görgel, "Şehirlerimizi sadece geleneksel hizmetlerle değil, yenilikçi yaklaşımlarla yönetmek zorundayız. Sosyal uyum, çevre, dijitalleşme gibi alanları merkeze alarak daha dirençli ve yaşanabilir şehirler inşa etmeliyiz." dedi. "Bu salondaki farklı siyasi gelenekler bir ayrışma değil, bir berekettir." diyen Görgel, konuşmasında "Önceliğimiz şehirlerimizde yaşayan her insana hizmet etmek olmalıdır." ifadelerine yer verdi. 6 Şubat depremlerine de değinen Görgel, "Depremde büyük acılar yaşadık. O zor günlerde tüm belediyelerimiz imkanlarını seferber etti. Dayanışma, şehirlerimizin yeniden ayağa kalkmasının en güçlü delili oldu." dedi. TBB için de benzer bir anlayışın mümkün olduğunu ifade eden Görgel, "Ayrışma değil uzlaşmayı, rekabet değil iş birliğini savunmalıyız. Geleceği planlamak için güçlü iş birlikleri geliştirmeliyiz." dedi. Konuşmasının sonunda birlik ve ortaklık vurgusu yapan Görgel sözlerini, "Bu kürsüden bir yarışın değil, bir ortaklığın çağrısını yapıyorum. Kazananın şehirlerimizin tamamı olmasını istiyorum." şeklinde tamamladı. TBB'nin Yeni Yönetimi Seçiliyor TBB Başkanlığına mahalli idareler seçiminden sonra oluşan TBB Meclisince 5 Haziran 2024 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu seçildi. 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu ve Birlik Tüzüğünün 16'ncı maddesi uyarınca İmamoğlu'nun iki yıllık görev süresinin sona ermesi nedeniyle Birlik Başkanlığı için seçim yapıldı. Bu kapsamda; TBB'nin yeni Başkanı Vahap Seçer seçildi. Seçer'in yanı sıra, Meclis Başkanlık Divanı, İhtisas Komisyonu Üyeleri ile Encümen Üyeleri de Meclis tarafından seçilecek. Yeni Yönetim Belli Oldu SEÇER: "HER ŞEY ŞEHİRLERİMİZ VE GÜZEL TÜRKİYE'MİZ İÇİN" Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) 2026 yılı Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı Ankara'da gerçekleştirildi. Toplantıda yapılan oylamada Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer en fazla oyu alarak Birlik Başkanı seçildi. Seçim gündemiyle Ankara'da toplanan TBB Meclisi, Birlik Başkanı, Encümen Üyeleri, Meclis Başkanlık Divanı ve İhtisas Komisyonu Üyelerini seçti. Birlik Başkanlığı için Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel aday gösterildi. Birlik Meclisinde yapılan seçimlere göre 446 Meclis Üyesinin oyunu alan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer TBB Başkanı Seçildi. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ise 311 oy aldı. Seçer: "TBB bin 405 belediye başkanımızın her zaman yanında olacak" Seçimlerin ardından TBB Başkanı Vahap Seçer, teşekkür konuşmasını gerçekleştirdi. Yeni döneme ilişkin mesajlarını paylaşan Seçer, "Aldığımız kararlar ve seçimlerde elde ettiğimiz sonuçlar Birliğimize ve ülkemize hayırlı uğurlu olsun." dedi. Üç yıllık görev süresine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Seçer, "Bu görevi ben ve arkadaşlarım sizlere mahcup olmamak için adalet duygusunu ön plana alarak, hakkaniyeti ve yardımlaşmayı parti farkı gözetmeksizin esas alarak yürüteceğiz." ifadelerini kullandı. Önceki dönem çalışmalarına da değinen Seçer, "Sayın Ekrem İmamoğlu ile başlayan, Sayın Zeydan Karalar ile devam eden ve benimle nihayetlenen süreçte değerli işler yapıldı. Eksiklerimiz varsa onları da arkadaşlarımızla birlikte tamamlayacağız." diye konuştu. Destek veren belediye başkanlarına da teşekkür eden Seçer, "Desteğiniz çok değerliydi, çok önemliydi. Sizlerden beldelerinize, şehirlerinize ve vatandaşlarımıza selamlarımızı iletmenizi istiyorum." dedi. Türkiye genelindeki belediyelere destek mesajı veren Seçer, "Merak etmesinler, TBB bin 405 belediye başkanımızın her zaman yanında olacak ve onların destekçisi olacak. Her şey şehirlerimiz için, her şey güzel Türkiye'miz için." ifadelerini kullandı. TBB'nin Yeni Yönetimi Seçildi TBB Başkanlığına mahalli idareler seçiminden sonra oluşan TBB Meclisince 5 Haziran 2024 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu seçildi. 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu ve Birlik Tüzüğünün 16'ncı maddesi uyarınca İmamoğlu'nun iki yıllık görev süresinin sona ermesi nedeniyle Birlik Başkanlığı için seçim yapıldı. Bu kapsamda; TBB'nin yeni Başkanı Vahap Seçer seçildi. Toplantıda, Meclis Başkanlık Divanı, İhtisas Komisyonu Üyeleri ile Encümen Üyeleri de Meclis tarafından seçildi. Yapılan seçim sonucunda Meclis 1. Başkan Vekili Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Meclis 2. Başkan Vekili de Kırıkkale Belediye Başkanı Ahmet Önal olarak belirlendi. Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci ve Korkuteli Belediye Başkanı Saniye Caran da Katip üye olarak seçildi. Başkanlık Divanı seçimi sonrasında İhtisas Komisyonu Üyeleri belirlendi. Birliğin yeni Encümen Üyeleri ise şu şekilde sıralandı: "Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir, Ağrı Belediye Başkanı Hazal Aras, Artvin Belediye Başkanı Bilgehan Erdem, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Karaköprü Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel ve Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik." Seçimlerin ardından, TBB Encümeni Birlik Başkanı Vahap Seçer yönetiminde ilk toplantısını gerçekleştirdi. İmamoğlu'nun Meclis Toplantısına Gönderdiği Mektup Okundu Toplantının "Dilek ve temenniler" bölümünde söz alan İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, 2024 yılında Ekrem İmamoğlu'nun TBB Başkanı seçildiğini hatırlatarak, "Sayın İmamoğlu, çeşitli sebeplerle gözaltına alınıp tutuklanınca bu süreci önce Sayın Zeydan Karalar, daha sonra da Sayın Vahap Seçer başarıyla ve adaletle sürdürdüler. Bizim anlayışımızda kime oy verdiğiniz, hangi partiden olduğunuz önemli değil; eşit ve adaletli hizmet esastır." dedi. Aslan, Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Meclis Toplantısına gönderdiği mektubu okudu. İmamoğlu'nun mektubu şu şekilde: "Değerli belediye başkanlarımız, Türkiye Belediyeler Birliğinin değerli emekçileri, Kıymetli meclis üyeleri, sizleri, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Ülkemizin içinde bulunduğu zor koşullar altında, milletimizin çıkarları doğrultusunda, Birliğimizin, tüm varlığı ve azmiyle, yerel yönetimleri destekleyen çalışmalarını takdirle karşılıyor, sizlere bu çalışmaları devam ettirdiğiniz için teşekkürlerimi sunuyorum. İçinde bulunduğumuz olağanüstü dönemin olağanüstü koşullarında yapılan bu seçimin Birliğimiz ve milletimiz adına hayırlı olmasını temenni ediyorum. Demokratik bir ülkede, halkın oyu ve güveniyle iş başına gelmiş yöneticilerin tutuklu olarak yargılanması, yalnızca o kişiler için ağır bir hukuksuzluk örneği değildir. Aynı zamanda seçmen iradesine ve demokratik hukuk düzenine karşı işlenmiş, onarılması güç, son derece ağır bir hak ihlali ve hukuksuzluk da teşkil eder. Böylesi bir hukuksuzluğa karşı çıkmak, hangi siyasi partiden olursa olsun tüm yerel yöneticilerin görevi ve sorumluluğudur. Aynı sorumluluk, sadece hukuksuzluklara karşı durmakla sınırlı değildir; kamu kaynaklarının kullanımında adaleti, şeffaflığı ve hesap verebilirliği tesis etmek de yerel yönetim anlayışımızın temelini oluşturmalıdır. Önceki dönemde sizlerin kıymetli oylarıyla seçildiğim Türkiye Belediyeler Birliği başkanlığında "imtiyaz değil adalet, menfaat değil hakkaniyet" ilkesiyle hayata geçirdiğimiz uygulamalarla, uzun yıllar sonra ilk kez sistemli, ölçülebilir ve denetlenebilir bir dağıtım mekanizmasını hayata geçirdik. Yaklaşım ve vizyonumuz liyakati esas alan, hiçbir ayrıcalığa yer vermeyen, hakkaniyeti merkeze koyan bir yönetim anlayışının da somut ifadesidir. Yerel yönetimlerin tamamına eşit mesafede duran bu anlayışın, vatandaşlarımızın güvenini pekiştirecek en önemli zemin olduğuna inanıyorum. Aynı anlayış ve ilkelerle bayrak yarışını üstün başarıyla yürüten başkanlarımız Sayın Zeydan Karalar ve Sayın Vahap Seçer ile tüm encümen üyesi başkanlarına şükranlarımı sunuyorum. Bize yönelen tüm hukuksuz girişimlere rağmen bu anlayışla milletimize hizmet etmekten vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha dile getirmek isterim. Bugün yapılacak Meclis toplantısında, tutuklu bulunan tüm belediye başkanlarımızın ve belediye kadrolarımızın tutuksuz yargılanmasının; demokrasi ve milli egemenlik açısından taşıdığı önemi vurgulayan kararın oy birliğiyle alınmasını umut ediyorum. Atacağınız bu tarihi adım milletimizin demokrasiye, adalete ve huzura duyduğu hasret ve inancın da açık bir ifadesi olarak tarihe geçecektir. Türkiye Belediyeler Birliği Meclis Toplantısı'nın ülkemiz adına hayırlı, verimli çalışma ve kararlara vesile olmasını temenni ediyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum."

ManageEngine, UserConf Türkiye 2026’da Otonom Kurumsal Çağ için Yol Haritasını Tanıttı Haber

ManageEngine, UserConf Türkiye 2026’da Otonom Kurumsal Çağ için Yol Haritasını Tanıttı

Kuruluşlar, kendi kendini sürdürebilen ve kendi kendini iyileştirebilen operasyonlar hedefiyle “YZ’ye hazır” olmaktan “YZ odaklı” yapılara geçiş yaparken; BT ekipleri altyapıyı modernize etme, veri tutarlılığını sağlama, yönetişim ve güvenliği güçlendirme ve teknoloji stratejisini hızla değişen iş ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirme konusunda artan bir baskıyla karşı karşıya kalıyor. ManageEngine CEO’su Rajesh Ganesan, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Dijital dönüşümün bir sonraki aşaması, işletmelerin yapay zekâyı ve onun sağladığı otonomiyi gerçek dünya sonuçlarına ne ölçüde dönüştürebildiğiyle belirlenecek. Bu süreç, yeni teknolojilerin benimsenmesinin yanı sıra güvenilir ve entegre bir temel gerektirir. Platformlar platformuna evrilmemiz, kuruluşların bu temeli oluşturmasına ve modern işletme genelinde otonomiyi mümkün kılmasına yardımcı olmak üzere tasarlandı.” Ganesan ayrıca, uzun vadeli sürdürülebilirlik ve performans odaklı çıktılar için geliştirilen ManageEngine dijital kurumsal yönetim platformunun, Türk müşterilere değer sunmaya hazır olduğunu belirtti. Etkinlikte Ürün Yol Haritaları ve Müşteri Başarı Hikâyeleri Yer Aldı “Ahead of Intelligence” temasıyla düzenlenen iki günlük UserConf, yapay zekânın BT yönetimini nasıl köklü biçimde dönüştürdüğünü ve kuruluşların bu yeni dönemde nasıl liderlik edebileceğini ele almak üzere ülke genelinden yüzlerce BT profesyonelini, iş liderini, iş ortaklarını ve distribütörleri bir araya getirdi. Konferans, ManageEngine CEO’su Rajesh Ganesan’ın açılış konuşmasının yer aldığı bir BT liderliği forumu ile başladı. Etkinlikte ayrıca Amplitude Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen ve Vitel A.Ş. CEO’su Deniz Eşiyok da konuşmacı olarak yer aldı. ManageEngine’in Türkiye’deki 20 yıllık iş ortağı olan Vitel A.Ş. ile ortaklaşa düzenlenen konferansta; altı ürünün yol haritası oturumu, 40’tan fazla uygulamalı atölye çalışması, çeşitli müşteri başarı hikâyeleri ile uç nokta yönetimi, birleşik hizmet yönetimi, güvenlik operasyonları ve uçtan uca gözlemlenebilirlik konularını kapsayan üst düzey sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcılar ayrıca ManageEngine teknik uzmanları tarafından gerçekleştirilecek derinlemesine oturumlara ve iş ortağı danışmanlıklarına doğrudan erişim sağlayarak akıllı BT inovasyonundaki en son gelişmeleri yakından inceleme fırsatı buldu. Türkiye, ManageEngine için Kilit Pazarlar Arasında Öne Çıktı Türkiye pazarında yaklaşık 20 yıldır çözümler sunan ManageEngine için bu bölge, yıllık yaklaşık yüzde 25 büyüme oranıyla Avrupa’daki en büyük pazarlardan biri haline geldi. Şirket bugün, Türkiye’de farklı ölçek ve sektörlerden 1.700’den fazla kuruluşa destek sağlıyor. Beyaz Kağıt San. ve Tic. A.Ş. Bilgi Sistemleri ve Dijitalleşme Müdürü Melih Mercan, sürece dair şu değerlendirmede bulundu: “Kurumsal BT altyapımız genişledikçe cihaz sayısı arttı, riskler çeşitlendi ve manuel takip yöntemleri yetersiz kalmaya başladı. BT operasyonlarının reaktif bir yapıdan proaktif ve yönetilebilir bir modele evrilmesi gerektiği açıkça ortaya çıktı. Merkezi ve sürdürülebilir bir uç nokta yönetimi çözümüne duyulan ihtiyaç bizi ManageEngine Endpoint Central’a yönlendirdi. Artık yalnızca sorunlara yanıt veren değil, potansiyel riskleri önceden tespit edip aksiyon alan bir BT yapısına sahibiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cevher Jant, Ticaret Bakanlığı’nın Responsible Programı’na Kabul Edildi Haber

Cevher Jant, Ticaret Bakanlığı’nın Responsible Programı’na Kabul Edildi

70 yılı aşkın mühendislik deneyimiyle alüminyum döküm teknolojilerinde öncü konumda bulunan Cevher Jant, Ticaret Bakanlığı’nın şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki olgunluk seviyelerini artırmayı, gelişim alanlarını netleştirmeyi ve uzun vadeli dönüşüm planlarını desteklemeyi amaçlayan Responsible Programı kapsamında Faz-1 sürecini başarıyla tamamladı. Şirket, bu süreçte hazırlanan Mevcut Durum Analizi ve Sürdürülebilirlik Yol Haritası’nı da Bakanlık nezdinde paylaştı. Cevher Jant, program kapsamında sürdürülebilirlik performansını somut verilerle ortaya koyarken, bu performansı daha sistematik bir yapıda yönetmeyi ve uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor. “Sürdürülebilirliği işimizin merkezine konumlandırıyoruz” Sürdürülebilirliği şirketin temel yapı taşlarından biri olarak konumlandırdıklarını belirten Cevher Jant CEO’su Oğuz Özmen, “Responsible Programı’na kabul edilmemiz, bu alandaki çalışmalarımızın ulusal ölçekte de teyit edilmesi açısından önemli bir adım. Sürdürülebilirlik Komitemiz öncülüğünde çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında performansımızı sürekli geliştiriyor, ASI Performans Standardı ve SA8000 gibi uluslararası sertifikasyonlarla bu yaklaşımımızı somutlaştırıyoruz. Sürdürülebilirlik odağında yürütülen çalışmalara da değinen Özmen, “Üretimden tedarik zincirine kadar tüm süreçlerimizi sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yeniden şekillendiriyoruz. I-REC kapsamında elektrik tüketimimizin tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılıyor, su ve karbon ayak izimizi azaltmaya yönelik yatırımlarımızı sürdürüyoruz. ISO 14001 ve ISO 50001 yönetim sistemlerini entegre bir yapıda uygulayarak; su, enerji, atık ve emisyon yönetiminde ölçülebilir ve sürekli iyileştirmeye dayalı bir yaklaşım benimsiyoruz. Üretim süreçlerimizden çıkan atıkları geri kazanım odaklı yönetirken, döngüsel ekonomi yaklaşımını iş modelimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz” diye konuştu. “Otomotiv tedarik zincirinde sürdürülebilirlik artık zorunluluk” Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın otomotiv tedarik zincirinde köklü bir dönüşümü beraberinde getirdiğine dikkat çeken Özmen, “Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, zorunluluk. Özellikle Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) gibi uygulamalar, ihracat odaklı üretim yapan şirketler için karbon ayak izinin şeffaf şekilde yönetilmesini kritik hale getiriyor. Bu doğrultuda hem kendi operasyonlarımızı hem de tedarik zincirimizi dönüştürüyoruz. Hammadde portföyümüzde düşük emisyonlu ve ‘yeşil’ kaynakların payını artırıyor, tedarikçilerimizle birlikte somut aksiyon planları hayata geçiriyoruz. Enerji verimliliği, su tüketiminin azaltılması ve üretim süreçlerinde verimlilik artışı da öncelikli odak alanlarımız arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı. İzmir’den dünyaya uzanan jant üretim gücü Bugün Türkiye’nin jant ihracatında yaklaşık %20 pazar payına sahip olan Cevher Jant, Ege Serbest Bölgesi'nde toplam 78.000 m² alana yayılan iki modern fabrikasında yıllık yaklaşık 3 milyon jant üretimi gerçekleştiriyor. Almanya, İspanya ve İsveç’te bulunan ofisleriyle de uluslararası pazarda güçlü bir konumda yer alan şirket, üretiminin %99’unu ihraç ediyor. Konsept aşamasından nihai ürün aşamasına kadar müşterileri için farklı renk ve tasarım uygulamalarıyla jantların tüm dizaynını gerçekleştirebilen Cevher Jant, Volkswagen, Audi, Mercedes-Benz, Skoda, Seat, Stellantis gibi dünyaca ünlü markalara tasarım ortağı olarak hizmet veriyor. Ar-Ge ve inovasyonla geleceğin mobilitesine odaklanıyor Ar-Ge ve mühendislik kabiliyetlerini sürekli geliştiren Cevher Jant, alüminyum döküm parçaları ve yeni nesil mobilite çözümlerine yönelik yatırımlarına devam ediyor. Flow forming teknolojisiyle premium segmentte yüksek katma değerli jant çözümleri sunarken, hafifletme, dayanıklılık ve performans odaklı ürün geliştirme çalışmalarını sürdürüyor. Dijitalleşme ve ileri üretim teknolojilerini stratejilerinin odağına yerleştiren Cevher Jant, bu sayede müşteri ihtiyaçlarına hızlı ve esnek çözümler sunarken, geleceğin mobilite trendlerine de yön veren ürünler geliştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Yemek Hizmetleri Pazarı 2,98 Trilyon Euroya Ulaşıyor Haber

Küresel Yemek Hizmetleri Pazarı 2,98 Trilyon Euroya Ulaşıyor

Küresel yemek hizmetleri pazarı, pandemi sonrası toparlanma sürecini geride bırakarak daha dengeli ve yapısal dönüşümün öne çıktığı bir döneme girerken, 2025 yılı itibarıyla 2,98 trilyon euro büyüklüğe yaklaşmış ve ılımlı bir büyüme eğilimine girmiştir Deloitte’un yayımlanması öncesinde TUTTOFOOD ile paylaşılan Yemek Hizmetleri Market Monitor 2026 ön verilerine göre, küresel büyüme 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla %2,2 seviyesinde gerçekleşti. Bu büyümede Avrupa (%6,0) ve Asya-Pasifik (%3,2) bölgeleri belirleyici rol oynadı. Fiere di Parma CEO’su Antonio Cellie, “Yemek hizmetleri sektörü, değişen tüketim alışkanlıkları ve giderek karmaşıklaşan tedarik zincirleriyle yeni bir döneme giriyor” dedi. Cellie, Güney Avrupa’nın önde gelen gıda platformlarından TUTTOFOOD’un 4 bini aşkın üst düzey alıcıyı uluslararası tedarikçilerle buluşturduğunu belirterek, ITA (İtalyan Ticaret Ajansı) iş birliğiyle yürütülen Alım Heyeti Programı sayesinde sektör içgörülerinin somut iş fırsatlarına dönüştüğünü vurguladı. Deloitte Ortağı ve Değer Yaratma Hizmetleri Lideri Tommaso Nastasi ise son yıllardaki büyümenin iki temel dinamikten beslendiğine dikkat çekti: format çeşitliliğinin artması ve zincir operatörlerin yaygınlaşması. Özellikle hızlı servis restoranlarının (QSR) bu dönüşümde kritik rol oynadığını belirten Nastasi, zincir yapıların hizmet, kalite ve müşteri deneyimini entegre bir şekilde sunma konusunda öne çıktığını ifade etti. Bu gelişmelerin değer zincirinin tamamını daha cazip hale getirdiğini vurgulayan Nastasi, tedarikçilerin bu sayede operasyonlarını sadeleştirdiğini, maliyetlerini optimize ettiğini ve ortak geliştirme projeleriyle daha hedefli çözümler sunduğunu dile getirdi. Sektördeki bu dönüşüm, operasyonel verimlilik, format inovasyonu ve tedarik zinciri entegrasyonunun rekabetin temel belirleyicileri haline geldiği “yeni normal”e işaret ediyor. 2025 yılında 19 milyar euro büyüklüğe ulaşan Türkiye yemek hizmetleri sektörü, ivme kaybederek bir önceki yıla kıyasla %1,5 daraldı. Bu gerileme, son beş yılda ortalama %2,9 büyüme kaydedilen dönemin ardından gerçekleşti. Söz konusu büyüme döneminde ise, %13 artış gösteren hızlı servis restoranları (QSR) modeli belirleyici rol oynadı. Son beş yılda Türkiye’de sektör performansına yön veren hızlı servis restoranları (QSR) segmentinin, önümüzdeki dönemde de sokak lezzetleriyle birlikte en hızlı büyüyen alanlar arasında yer alması öngörülüyor. Bu iki segmentin etkisiyle küresel büyümede ise Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik bölgeleri öne çıkıyor. Türkiye pazarının 2030’a kadar toparlanarak yeniden güçlü bir görünüm kazanması bekleniyor. Bu görünüm, gıda sektöründe stratejik yatırımlar açısından fırsatların sürdüğüne işaret ediyor. Küresel yemek hizmetleri sektöründe öne çıkan başlıca trendler Küresel ölçekte tüketici tercihleri hızla değişiyor. Premium ambalajlama, paket servis büyümesini destekleyen kritik unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Tüketicilerin %90’ı premium ambalaj sunulduğunda daha geniş bir ürün yelpazesinden sipariş vermeye istekli olduğunu belirtirken, %53’ü bu deneyim için daha fazla ödeme yapmaya hazır. Öte yandan fiyat-performans dengesi giderek daha belirleyici hale geliyor. Tüketicilerin yaklaşık %80’i müşteri yolculuğunun tüm aşamalarında daha fazla dijitalleşme talep ederken, bu beklentiler birçok pazarda henüz tam anlamıyla karşılanabilmiş değil. Arz tarafında ise mekân dışı tüketimin artışı, işletmeleri yeni formatlara yönlendiriyor. Operatörlerin %41’i paket servis ve gel-al odaklı alanlara daha fazla yer ayırmayı planlarken, QSR markalarının %34’ü yalnızca paket servise yönelik lokasyonlara odaklanıyor. Otomasyonun yaygınlaşması da dikkat çekiyor: İşletmelerin %74’ü verimliliği artırmak amacıyla yeni teknolojileri devreye alıyor. Her ne kadar bugün yalnızca %28’i bu yatırımların kârlılığa doğrudan katkı sağladığını ifade etse de, bu eğilim önümüzdeki dönemde verimlilik artışı ve inovasyon açısından önemli fırsatlara işaret ediyor. TUTTOFOOD Hakkında TUTTOFOOD, Güney Avrupa’nın önde gelen gıda iş platformlarından biri olarak küresel gıda inovasyonunu, tedarik süreçlerini ve pazar büyümesini bir araya getiriyor. Milano merkezli platform, üreticiler, distribütörler ve uluslararası pazarlar arasında güçlü ve stratejik ticari iş birliklerinin kurulmasına katkı sağlıyor. İtalya ve Avrupa’nın önde gelen fuar organizatörlerinden Fiere di Parma tarafından hayata geçirilen TUTTOFOOD, gıda sektörünün gelişimi ve dönüşümünde hem ulusal hem de uluslararası ölçekte referans noktalarından biri olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.