Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Diş Fırçalama

Kapsül Haber Ajansı - Diş Fırçalama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diş Fırçalama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Diş Kontrolü De Okul Hazırlığının Bir Parçası Olmalı! Haber

Diş Kontrolü De Okul Hazırlığının Bir Parçası Olmalı!

Diş çürüklerinin her zaman ağrıya yol açmadığına dikkat çeken Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bir çocuğun herhangi bir şikayetinin olmaması, ağız ve diş sağlığında sorun bulunmadığı anlamına gelmez. Ağrı ortaya çıktığında ise sorun daha ileri bir aşamaya ulaşmış olabilir.” dedi. Düzenli diş hekimi ziyaretlerinin çocukların klinik ortama alışmasını ve diş hekimi korkusunun azalmasını sağladığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şen, ailelerin ağız ve diş sağlığı kontrolünü okul hazırlık listesinin ayrılmaz bir parçası haline getirmesi önerdi. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, okul öncesinde çocukların ağız ve diş sağlığı kontrolünden geçirilmesinin önemi hakkında açıklamalarda bulundu. Okul başlamadan önce diş kontrolü ihmal edilmemeli! Yeni eğitim-öğretim dönemi yaklaşırken çocukların kırtasiye, kıyafet gibi okul ihtiyaçlarının tamamlandığını ancak çoğu zaman ağız ve diş sağlığı kontrolünün hazırlık listesi dışında kaldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Oysa okul öncesinde gerçekleştirilen rutin diş muayenesi, erken dönemde fark edilmeyen çürüklerin, diş eti sorunlarının, sürme bozukluklarının ve ağız alışkanlıklarının belirlenmesi açısından önem taşıyor.” dedi. Çocuklarda ağız ve diş sağlığının genel sağlık, beslenme, uyku ve okul performansıyla yakından ilişkili olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Aileler okul başlamadan önce diş kontrolünü ihmal etmemeli. Diş çürüğü başlangıç aşamasında her zaman ağrıya yol açmayabilir. Bir çocuğun herhangi bir şikayetinin olmaması, ağız ve diş sağlığında sorun bulunmadığı anlamına gelmez. Ağrı ortaya çıktığında ise sorun daha ileri bir aşamaya ulaşmış olabilir. Bu nedenle okul öncesi kontrol, olası problemlerin çocuk ağrı yaşamadan ve okul düzeni etkilenmeden değerlendirilmesine imkan verir. Ağız ve diş sorunlarının yalnızca ağızla sınırlı olduğu düşünülmemeli. Ağrı, çiğneme güçlüğü ve uykusuzluk çocuğun günlük yaşamını doğrudan etkileyebilir. Okul döneminde ortaya çıkan acil diş tedavisi ihtiyacı, çocuğun derslerden uzak kalmasına ve okul rutininde aksamalara da yol açabilir. Koruyucu yaklaşımın temel amacı, sorun büyümeden önlem almaktır.” açıklamasını yaptı. Süt dişleri ‘nasıl olsa düşecek’ diye ihmal edilmemeli! Toplumda süt dişlerinin geçici olduğu için tedavi edilmesine gerek bulunmadığı yönünde yanlış bir inanış olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Süt dişleri çocuğun sağlıklı beslenmesi, doğru çiğnemesi ve konuşma gelişimi açısından önemli görevler üstlenir.” dedi. Süt dişlerinin, daimi dişler için ağızda yer tuttuğunu ve onların doğru konumda sürmesine rehberlik ettiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Erken kaybedilen bir süt dişi, komşu dişlerin boşluğa kaymasına ve ilerleyen dönemde yer darlığına neden olabilir. Bu nedenle süt dişindeki çürük ‘nasıl olsa düşecek’ düşüncesiyle ertelenmemeli; çocuk diş hekimi tarafından değerlendirilmelidir.” diye konuştu. İlk diş hekimi ziyareti acil durumla başlamamalı! Çocuğun diş hekimiyle ilk karşılaşmasının ağrılı ve acil bir tedavi sırasında gerçekleşmesinin kaygıyı artırabileceğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Şen, rutin kontrollerin çocuğun klinik ortamına alışmasına da yardımcı olduğunu söyledi. “Çocuk diş hekimliğinde güven ilişkisi çok değerlidir.” diyen Şen, “Şikayet yokken yapılan kısa ve olumlu bir tanışma muayenesi, çocuğun diş hekimini korkulacak biri olarak değil, sağlığını koruyan bir kişi olarak tanımasını sağlar. Düzenli ziyaretler sayesinde çocuk hem ortamı tanır hem de ağız bakımının yaşam boyu sürdürülmesi gereken doğal bir sağlık alışkanlığı olduğunu öğrenir.” ifadelerini kullandı. Okul öncesi kontrolde nelere bakılıyor? Rutin diş muayenesinin yalnızca çürük kontrolünden ibaret olmadığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Muayenede çocuğun yaşına ve ihtiyacına göre; dişlerde başlangıç veya ilerlemiş çürük bulunup bulunmadığı, diş eti ve ağız içi dokuların durumu, süt ve daimi dişlerin sürme süreci, çiğneme ve kapanış ilişkisi, erken süt dişi kaybı veya yer darlığı riski, parmak emme, ağız solunumu, dudak ya da kalem ısırma gibi alışkanlıklar, diş fırçalama tekniği ve ağız bakım alışkanlıkları ve çocuğun çürük riskine göre koruyucu uygulama gereksinimleri göz önünde bulundurulur.” dedi. Her çocuğun ağız yapısının, beslenme alışkanlıklarının ve çürük riskinin farklı olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Şen, şunları söyledi: “Kontrol aralığı standart bir takvim yerine çocuk diş hekiminin bireysel değerlendirmesiyle belirlenmeli. Muayene sonucunda çocuğun yaşına ve çürük riskine göre florür uygulamaları, fissür örtücü gibi koruyucu işlemler veya ağız bakım eğitimi planlanabilir. Amaç yalnızca mevcut sorunu tedavi etmek değil, yeni sorunların oluşma riskini de azaltmaktır.” Diş fırçalama sorumluluğu küçük yaşta tamamen çocuğa bırakılmamalı! Okul öncesi çocukların el becerilerinin dişlerin tüm yüzeylerini etkili biçimde temizlemek için her zaman yeterli olmayabileceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocuğun kendi dişini fırçalamasına izin verilmeli, ancak son kontrol ve gerekli tamamlama ebeveyn tarafından yapılmalı.” dedi. Fırçalamanın bir görev ya da ceza gibi sunulmaması gerektiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Sabah ve akşam günlük rutinin doğal bir parçası haline getirilmeli. Yaşa uygun diş fırçası ve florürlü diş macunu seçimi çocuk diş hekiminin önerisi doğrultusunda yapılmalı. Kullanılan macun miktarı çocuğun yaşına göre düzenlenmeli.” şeklinde konuştu. Diş hekimi korkusunu artıran cümlelerden kaçının! Muayene öncesinde ebeveynlerin kullandığı dilin çocuğun yaklaşımını etkilediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Şen, “‘Korkma, acımayacak, iğne yapılmayacak’ gibi cümleler iyi niyetli olsa da çocuğun zihninde ağrı ve korku çağrışımı oluşturabilir.” uyarısını yaptı. Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Çocuğa ‘dişlerini saydıracağız, dişlerinin sağlıklı büyümesine yardımcı olacağız’ gibi sade ve olumlu ifadeler kullanılabilir. Geçmişte yaşanan olumsuz diş hekimi deneyimlerinin çocuğun yanında anlatılmaması da önemlidir. Muayeneyi sürpriz bir olay haline getirmek yerine kısa, dürüst ve yaşına uygun biçimde açıklamak çocuğun güvenini destekler.” önerisinde bulundu. Ağız ve diş sağlığı kontrolü okula hazırlık listesinin bir parçası olmalı! Okul öncesinde yapılacak kısa bir kontrolün, dönem içinde yaşanabilecek daha kapsamlı sorunların önüne geçebileceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Şen, sözlerini şöyle tamamladı: “Sağlıklı dişler; rahat çiğneme, kaliteli uyku, anlaşılır konuşma ve özgüvenli bir gülümseme için önemlidir. Ailelerin okul hazırlığı yaparken ağız ve diş sağlığını da bu sürecin ayrılmaz bir parçası olarak görmesini öneriyoruz. Çocuklarda hedef, ağrı başladığında müdahale etmek değil; düzenli kontrol ve doğru alışkanlıklarla ağız sağlığını korumaktır.” Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.91996 Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuklarda Ağız ve Diş Sağlığında Doğru Alışkanlıkların Önemi Haber

Çocuklarda Ağız ve Diş Sağlığında Doğru Alışkanlıkların Önemi

Çocuklarda diş fırçalama yalnızca ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik bir rutin olarak değerlendirilmemelidir. Diş fırçalama, çocukluk döneminden itibaren önem arz eden, diş tedavilerinin ilk adımıdır. Düzenli ve doğru şekilde idame ettirilen ağız bakımı alışkanlıkları, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek birçok problemin önlenmesine yardımcı olur. İlk süt dişleri genellikle bebekliğin 6–12. ayları arasında çıkmaya başlar. Bu dönemden itibaren ağız hijyeni rutinleri bir alışkanlık olarak devam ettirilmelidir. Ortalama 2,5–3 yaş civarında tamamlanan 20 süt dişi, düzenli olarak temizlenmediğinde çürük ve enfeksiyon açısından ciddi risk oluşturabilir. Süt dişleri nasıl olsa değişecek düşüncesi doğru değildir. Süt dişlerinin sağlıklı olması; çocuğun beslenmesi, konuşma gelişimi, çene gelişimi ve ileride çıkacak olan daimi dişlerin sağlıklı sürmesi ve dizilimi açısından büyük önem taşır. Çocuklarda diş fırçalama alışkanlığı nasıl kazandırılmalı? Çocukların alışkanlık kazanmasında ebeveynlerin rolü çok büyük. Çocuklar özellikle erken yaşlarda ailelerini gözlemleyerek öğrenir. Bu nedenle anne ve babaların diş fırçalamayı birlikte yapılan keyifli bir rutin haline getirmesi önemlidir. Diş fırçalama bir zorunluluk veya ceza gibi değil, günlük yaşamın doğal bir parçası olarak aktarılmalıdır. Ebeveynlerin bu sürece aktif katılım göstermesi, çocukların ağız bakımını benimsemesini ve sürdürülebilir bir alışkanlık haline getirmesine yardımcı olur. Daimi dişlerin tamamlandığı zamana kadar, dişler mutlaka ebeveyn kontrolünde fırçalamalıdır. Süt dişlerinin yerlerin daimi dişlere bırakmaya başladığı karma dişlenme dönemlerinde, yeterli ağız hijyeninin sağlanması ve dişlerin sürmelerini sağlıkla tamamlaması ilerleyen dönemlere taşınabilecek büyük problemlerin önlenebilmesi için önemlidir. Çocuklarda diş macunu kullanımı nasıl olmalı? Çocuklarda kullanılan diş macununun miktarı yaşa göre belirlenmelidir. 3 yaşına kadar pirinç tanesi büyüklüğünde, 3–6 yaş arasında ise bezelye tanesi büyüklüğünde diş macunu kullanılması önerilir. Dişlerin günde iki kez, doğru teknikle fırçalanması ağız ve diş sağlığının temelini oluşturur. Bunun yanında düzenli diş hekimi kontrolleri de erken dönemde oluşabilecek problemlerin ilerlemeden tespit edilmesi açısından önemlidir. Probiyotiklerin ağız ve diş sağlığı üzerinde nasıl bir etkisi bulunuyor? Dünya Sağlık Örgütü probiyotikleri, “yeterli miktarda alındığında sağlık yararı sağlayan canlı mikroorganizmalar” olarak tanımlıyor. Güncel araştırmalar, belirli probiyotik suşlarının diş çürüğüne neden olan bazı bakterilerin seviyesini azaltabileceğini gösteriyor. Bunun yanında probiyotiklerin tükürük akış hızını artırması, tükürüğün pH dengesini ve tamponlama kapasitesini desteklemesi, ağız ortamının çürüğe karşı daha dirençli hale gelmesine katkı sağlayabiliyor. Ancak probiyotiklerin diş fırçalama ve düzenli ağız bakımının yerine geçmediğini özellikle belirtmek gerekir. Sağlıklı bir ağız için temel yaklaşım; doğru fırçalama, dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleridir. Diş sağlığı ile genel sağlık arasında nasıl bir ilişki bulunuyor? Ağız sağlığı, vücudun genel sağlığından bağımsız olarak değerlendirilmemelidir. Diş enfeksiyonlarının önlenmesi yalnızca ağız ve diş sağlığı açısından değil, genel sağlık açısından da önem taşır. Düzenli diş fırçalama, diş eti problemlerinin ve enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olur. Ağızda oluşan enfeksiyonların kontrol altında tutulması, özellikle kalp sağlığı gibi hayati önem taşıyan durumlar açısından da önemlidir. Çocuklarda ekran karşısında yemek yemek neden risk oluşturuyor? Günümüzde tablet ve telefon kullanımı çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası haline geldi. Ancak ekran karşısında yemek yemek, ağız ve diş sağlığı açısından göz ardı edilmemesi gereken riskler oluşturabiliyor. Ekran karşısında yemek yerken çiğneme süresi istemsiz olarak uzayabilir veya çocuklarda gıdaları ağız içerisinde bekletme alışkanlığı gelişebilir. Özellikle karbonhidrat ve şeker içeren besinlerin ağızda uzun süre kalması, çürük oluşum riskini artırabilir. Ayrıca ekran karşısında yemek sırasında çocuğun yemeğe odaklanmaması, ağız açık şekilde yemek yeme alışkanlığı kazanmasına sebebiyet vererek çenelerin gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ekran kullanımında duruş bozuklukları da çocukların ağız ve diş gelişimini etkileyebilir mi? Evet, uzun süre tablet veya telefon kullanımı sırasında oluşan duruş bozuklukları çocukların gelişimini etkileyebilir. Özellikle cihazların göz hizasının altında tutulması, başın sürekli öne eğik pozisyonda kalmasına neden olur. Bu durum zaman içerisinde boyun postürünü, solunum fonksiyonlarını ve çene gelişimini etkileyebilir. Çocuklarda uzun süreli yanlış duruş alışkanlıkları, çene eklemi sağlığı açısından da risk oluşturabilir. Çene eklemi ve ağız solunumu açısından aileler nelere dikkat etmeli? Diş sıkma, travmalar ve postür bozuklukları çene eklemi problemlerinde sık karşılaşılan nedenler arasında yer alıyor. Zaman içerisinde çene hareketlerinde kısıtlılık, çiğneme sırasında zorlanma veya eklemden ses gelmesi gibi belirtiler görülebiliyor. Bunun yanında uzun süreli ekran kullanımı bazı çocuklarda ağızdan nefes alma alışkanlığını da tetikleyebilir. Ağızdan nefes alma; dilin doğru pozisyonda konumlanmasını engelleyerek üst çene gelişimini etkileyebilir. Erken dönemde fark edilmeyen bu durumlar, ilerleyen süreçte çene darlıkları, kapanış bozuklukları ve yüz gelişimiyle ilgili problemlere yol açabilir. Bu nedenle çocukların yalnızca diş sağlığı değil, nefes alma şekli, duruşu ve genel ağız gelişimi de bütüncül olarak değerlendirilmelidir. Ebeveynlere son olarak ne önerirsiniz? Çocuklarda sağlıklı bir ağız yapısının temeli erken yaşlarda atılır. Düzenli diş fırçalama, doğru ürün kullanımı, dengeli beslenme, ekran kullanım alışkanlıklarının kontrol edilmesi ve düzenli diş hekimi kontrolleri çocukların yaşam boyu ağız sağlığını destekleyecek olan ilk ve en önemli adımlardır. Ağız ve diş sağlığı yalnızca estetik bir konu değil; çocuğun genel sağlığının, gelişiminin ve yaşam kalitesinin önemli bir parçasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Engelli Bireylerde Destek Yoksa Diş Sağlığı Tehlikede! Haber

Engelli Bireylerde Destek Yoksa Diş Sağlığı Tehlikede!

Bu durumun başlıca nedenleri arasında ise; motor kısıtlılıklar, bilişsel davranışsal faktörler ile anatomik farklılıklar var. El-göz koordinasyonunun yetersiz olması ve ince motor becerilerindeki sınırlılıklar, günlük ağız bakımının etkin şekilde yapılmasını zorlaştırıyor. Özellikle Down sendromu olan bireylerde görülen büyük dil yapısı, dar çene ve diş çapraşıklıkları, hem temizliği güçleştiriyor hem de dişeti hastalıklarını artırıyor. Bu nedenle Down sendromlu bireylerde erken diş kaybı, normal popülasyona göre 3-4 kat daha sık karşılaşılan bir durum. Otizm spektrum bozukluğu bulunan bireylerde ise diş hekimiyle iş birliği kurmak güç olabilirken ağız içi işlemlere hassasiyet gelişebiliyor. Kullanılan epilepsi ve depresyon ilaçları da ağız kuruluğuna yol açarak çürük riskini artırabilmekte. Tükürüğün azalması ise, ağız içindeki doğal savunma mekanizmalarını zayıflatan bir durum. Dolayısıyla bakım veren eksikliği ya da ağız hijyeninin ikinci plana atılması gibi ihmaller, diş çürüğü, diş eti hastalıkları ve erken diş kaybı riskini artırıyor. İstanbul Okan Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler Endodonti Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Gözde Akbal Dinçer, ağız sağlığının korunmasında düzenli ve doğru günlük bakımın en kritik adım olduğunu vurgulayarak hem aileler hem de bakım verenler için bu konudaki önerilerini paylaşıyor: Günlük Bakımda En Büyük İhtiyaç: Destek Ailelerin ve bakım verenlerin eğitimi bu süreçte belirleyici bir role sahip. Pek çok engelli birey dişlerini tek başına yeterli düzeyde temizleyemediği için aile üyelerinin aktif katılımına ihtiyaç duyuyor. Aynada birlikte diş fırçalama gibi yöntemlerin, doğru alışkanlık kazandırmada etkili olduğunu unutmayın. Günde iki kez florürlü diş macunu ile fırçalama yapmayı ihmal etmeyin. Motor kısıtlığı bulunan bireylerde elektrikli diş fırçası kullanılabilir. Ağız kuruluğu yaşayan bireylerde ise şekersiz sakız veya yapay tükürük ürünleri destekleyicidir. Beslenme Düzeninde Şekere Geçit Yok Özellikle şekerli, yumuşak gıdalar dişlerde sürekli asit oluşumuna neden olarak çürük riskini artırır. Bu nedenle bisküvi, meyve suyu ve püre kıvamındaki gıdaların tüketimini sınırlandırın. Kontrol Şart Ama Daha Sık! Engelli bireylerin normal popülasyona göre daha sık, genellikle 3-6 ayda bir diş hekimi tarafından değerlendirilmesi daha sağlıklıdır. Fissür örtücüler, topikal flor uygulamaları ve profesyonel diş taşı temizliği gibi koruyucu uygulamalar, ciddi diş sorunlarının önüne geçebilir. Gerekli durumlarda sedasyon ile planlı ve kısa seanslarla tedavi seçenekleri de uygulanabiliyor. İş birliğinin mümkün olmadığı veya çok sayıda işlemin gerektiği hastalarda ise dental tedaviler genel anestezi altında tek seansta güvenli bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuklarda Elektrikli Diş Fırçası Kullanımında Nelere Dikkat Etmeli? Haber

Çocuklarda Elektrikli Diş Fırçası Kullanımında Nelere Dikkat Etmeli?

Elektrikli diş fırçalarının çocuklarda kullanımına dair dikkat edilmesi gereken önemli noktalar bulunduğunu vurgulayan Demir, hatalı kullanımın bazı sorunları da beraberinde getirebileceğine dikkat çekti. Diş fırçası seçiminde çocuğun zevkleri, sevdiği renkler ve çizgi film karakterlerinin dikkate alınmasının, çocuğun diş fırçalamayı eğlenceli bir etkinlik olarak algılaması açısından önemli bir adım olduğunu ifade etti. Ebeveynlere düşen görevin, çocuğun yaşı için uygun olarak üretilen elektrikli diş fırçaları arasından, çocuk diş hekiminin önerilerini de göz önünde bulundurarak en ideal seçimi yapmasında yönlendirici olmak olduğunu belirten Demir, bu sürecin doğru yönetilmesinin önemine dikkat çekti. Elektrikli diş fırçalarının plak temizliği üzerindeki üstünlüğünü gösteren çalışmalar ve kısa sürede olumlu sonuçlar verdiğine dair iddiaların bulunduğunu aktaran Demir, özellikle el becerileri gelişmeye devam eden ve diş fırçalamaya alışma sürecinde olan çocuklarda manuel diş fırçalarına kıyasla avantaj sağladığını ifade etti. Sesli ve ışıklı tasarımlara sahip fırçaların, çocukların diş fırçalama süresini isteyerek uzattığını da gözlemlediklerini belirtti. Ancak diş fırçalamaya yeni alışan çocuklarda, döner diş fırçası başlığı ile kontrolsüz basınç uygulanması ya da başlığın dönme hareketinin oluşturabileceği travmalar nedeniyle diş etlerinde ciddi yaralanmalar meydana gelebileceğini vurgulayan Demir, özellikle süt dişlerinin düşüp daimi dişlerin çıkmaya başladığı karma dişlenme döneminde diş etlerinin daha hassas olduğunu ifade etti. Bu dönemde, daimi dişler tamamlanana kadar elektrikli diş fırçasına ara verilmesinin doğru bir yaklaşım olacağını belirtti. Çocuğun fırça başlığının dönme hareketini yönlendirmekte zorlanabileceğini ve otomatik fırça hareketlerinin temizleme etkisini öngöremeyebileceğini ifade eden Demir, bu durumun etkili fırçalama ve yeterli temizlik sağlanamamasına yol açabileceğini söyledi. Dişlerinde konum bozukluğu, yer darlığı nedeniyle çapraşık veya sıkışık dizilim bulunan çocuk hastalarda bu durumun daha fazla önem kazandığını vurgulayan Demir, çocuklarda elektrikli diş fırçasının mutlaka ebeveyn kontrolünde kullanılması gerektiğinin altını çizdi.

Ekran Bağımlılığı Ağız Sağlığını Tehdit Ediyor! Haber

Ekran Bağımlılığı Ağız Sağlığını Tehdit Ediyor!

Uzun süre telefon veya bilgisayara dalmanın, diş fırçalama rutinlerini aksattığını ve çürük riskini artırdığını aktaran Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Ekran başında geçirilen süre çoğu zaman atıştırmalık tüketimiyle birleşiyor. Genellikle şekerli içecekler, çikolata, cips gibi kuru ve yapışkan gıdalar daha fazla tüketiliyor.” dedi. Gece telefon kullanımının uyku kalitesini düşürerek bağışıklığı zayıflatabildiğine ve diş eti iltihabını tetikleyebildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Bahar, dijitali tamamen bırakmadan küçük günlük rutinler oluşturarak ağız sağlığının korunabileceğini aktardı. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, dijital bağımlılığın özellikle gençlerde ağız sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine değindi ve küçük günlük önlemlerle bu etkilerin nasıl azaltılabileceği hakkında bilgi verdi. Uzun süre ekran başında kalındığında diş fırçalamak unutulabiliyor! Günümüzde ekran karşısında geçirilen sürenin artmasının, ağız sağlığı açısından da önemli olduğunu dile getiren Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Özellikle gençler arasında dijital bağımlılığın yaygınlaşmasıyla birlikte ağız sağlığı da doğrudan etkilenmeye başladı.” dedi. Ekran süresinin tek başına çürük ya da periodontal hastalık oluşturmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Fakat beraberinde getirdiği yaşam tarzı değişiklikleri ağız sağlığını belirgin şekilde bozabiliyor. Uzun süre ekran başında kalındığında en sık görülen durum, bireyin günlük rutinlerini aksatması oluyor. Özellikle ergenlerde ve genç erişkinlerde, telefon veya bilgisayara dalındığında diş fırçalama kolayca atlanabiliyor, ertelenebiliyor ya da tamamen unutuluyor.” şeklinde konuştu. Gece telefon kullanımı diş eti iltihabını artırabiliyor Ekran başında geçirilen sürenin çoğu zaman atıştırmalık tüketimiyle birleştiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Genellikle şekerli içecekler, çikolata, cips gibi kuru ve yapışkan gıdalar daha fazla tüketiliyor. Yeme sonrası ağız bakımı yapılmadığı için de bu durum çürük riskini ciddi şekilde artırıyor.” dedi. Bir diğer önemli etkinin uyku düzeninin bozulması olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bahar, şöyle devam etti: “Özellikle gece telefon kullanımının artması melatonin üretimini etkiliyor, uyku kalitesini düşürüyor. Kalitesiz uyku ise hem bağışıklığı zayıflatıyor hem de periodontal dokularda inflamasyonu (diş eti iltihabı) artırabilecek hormonal değişikliklere yol açabiliyor. Buna ek olarak, uzun süre aynı pozisyonda ekrana bakmak boyun ve çene kaslarında gerginlik yaratarak ve çene ekleminde (tempromndibular-TME ) sorunlarını tetikleyebiliyor.” Ekran süresinin artmasıyla, ağız hijyeni bozuluyor ve çürük oranları yükseliyor! Beslenme düzeninin de dijital bağımlılığın en çok bozduğu alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Dijital platformlara dalmış bireylerde öğün atlama, gece geç saatlerde yemek yeme, şekerli içecek tüketiminin artması gibi davranışlar daha sık görülüyor.” dedi. Bu yaşam tarzı bozukluklarının, çürük oluşumunu artırdığının birçok çalışmayla gösterilmiş durumda olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Son yıllarda gençlerin ekran süresinin belirgin şekilde artmasıyla birlikte ağız hijyeni davranışlarındaki bozulmanın ve çürük oranlarının yükseldiğine dair bulgular da giderek güçleniyor. Özellikle ergenlerde internet bağımlılığı oranlarının yüzde 15–30 arasında değiştiği bildiriliyor ve bu grubun ağız sağlığı davranışları, ekran süresi düşük olanlara göre belirgin şekilde daha zayıf.” açıklamasını yaptı. Dijitali tamamen bırakmaya gerek yok; küçük günlük düzenlemeler bile çok etkili! Risk grubundakilerin ağız sağlığını korumalarının mümkün olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Öncelikle dijital kullanımın tamamen bırakılması gerekmiyor; ancak günlük rutinde bazı küçük düzenlemeler oldukça etkili oluyor.” dedi. Yapılabilecek düzenlemeler hakkında önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Bahar, sözlerini şöyle tamamladı: “Yemeklerden sonra telefon/tablet kullanılmadan önce kısa bir fırçalama rutini oluşturmak, ekran başında geçirilen sürede şekerli içecek ve atıştırmalıkları sınırlandırmak, su tüketimini artırmak, gece telefon kullanımını azaltmak ve uyku düzenini toparlamak ağız sağlığı üzerinde çok olumlu sonuçlar doğuruyor. Hatta dijital teknolojinin olumlu yönlerinden yararlanmak da mümkün. Fırçalama süresini takip eden uygulamalar, AI destekli diş fırçaları ve teledentistry gibi araçlar ağız bakımını destekleyebiliyor.”

Sağlıklı Dişlerin Temelini Ebeveynler Atıyor! Haber

Sağlıklı Dişlerin Temelini Ebeveynler Atıyor!

Süt dişlerinin korunmasının, hem genel sağlık hem de daimi dişlerin düzgün sürmesi için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çeken Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Daimi dişler doğal yer tutucu işlevi görürler ve süt dişlerinin erken kaybedildiği durumlarda daimi dişlerin sürmesinde bir takım problemler ortaya çıkabilir.” dedi. Ebeveynlerin istikrarlı tutumunun, çocukların diş fırçalama alışkanlığını kazanmasını kolaylaştıracağını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Koçan, düzenli diş kontrollerinin, çürüklerin erken fark edilmesini ve tedavisinin kolay olmasını sağlayacağını vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, çocuklarda diş sağlığının korunmasında ebeveyn sorumluluğu, doğru beslenme, düzenli diş fırçalama ve kontrollerin önemi hakkında bilgi verdi. Süt dişlerinin korunması, genel ve kalıcı diş sağlığı için önemli! Çocuklarda diş bakımı konusunda ebeveynlere büyük sorumluluk düştüğünü dile getiren Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Çocuklar henüz kendi ağız ve diş bakımını yapabilecek düzeyde değillerdir.” dedi. Çocukların büyüme ve gelişme dönemlerinde süt dişlerinin beslenme kadar önemli olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Koçan, “Çocukların konuşmayı öğrendikleri dönemde özellikle ön dişler bazı seslerin çıkartılmasında önemlidir. Bu dişlerin korunması çocukların genel sağlığı açısından ve daimi dişlerin korunması için de gereklidir. Daimi dişler doğal yer tutucu işlevi görürler ve süt dişlerinin erken kaybedildiği durumlarda daimi dişlerin sürmesinde bir takım problemler ortaya çıkabilir.” şeklinde konuştu. Ebeveynler istikrarlı olursa çocuklar uyum sağlar! Ebeveynlerin çocuklarına günde 2 kez diş fırçalanması gerektiğini anlatmalarının önemli olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Çocuğun yaş aralığına göre diş fırçası ve macun seçimi önemli. Ancak diş fırçalamanın düzenli bir şekilde yapılması daha da önemli bir husus. Çocuklar başlangıçta diş fırçalatmak istemeyip bu durumdan kaçabilir. Ebeveynlerin bu konuda istikrarlı olması durumunda her çocuk bu sürece uyum sağlar.” açıklamasını yaptı. Karbonhidrat ve şeker içeriği yüksek yiyeceklerden uzak durulmalı! Beslenmenin diş çürüklerindeki etkisinin oldukça büyük olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Çikolata, şekerleme, cips, kraker ve diğer karbonhidrat ve şeker içeriği yüksek yiyeceklerden uzak durulması gerekiyor. Bu tür yiyeceklerin çürük oluşturma ihtimali yüksek. Bu nedenle bu tip yiyeceklerin olabildiğince sınırlandırılması çocuğun diş sağlığı açısından önemli.” dedi Beslenmenin dışında ise düzenli diş kontrollerin yapılmasının önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Koçan, sözlerini şöyle tamamladı: “Çürükler ilk zamanlarda çok anlaşılamayabilir ve bir ebeveyn bu durumu anlayamayabilir. Ağrı ortaya çıkması ve çürüğün görünür hale gelmesinden sonra tedavinin biraz daha zorlaşacağı söylenebilir. Özellikle küçük çocuklar için bu durum daha da zorlaşabilir, fakat tedavi etmek mümkündür.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.