Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Diş Hastanesi

Kapsül Haber Ajansı - Diş Hastanesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diş Hastanesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çocuk Diş Hekimliğinde Teknolojik Çözümler ‘Korkusuz’ Tedaviyi Mümkün Kılıyor!  Haber

Çocuk Diş Hekimliğinde Teknolojik Çözümler ‘Korkusuz’ Tedaviyi Mümkün Kılıyor! 

Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, özellikle çocuk diş tedavilerinde kullanılan yeni nesil dental yaklaşımların ağrı, iğne korkusu ve kaygı üzerindeki etkileri etkileri hakkında bilgi verdi. Çocuklukta yaşanan diş hekimi deneyimleri, yaşam boyu ağız ve diş sağlığını etkiliyor! Çocukluk çağında edinilen diş hekimi deneyimlerinin, bireyin yaşamı boyunca ağız ve diş sağlığına yönelik tutumunu şekillendiren en önemli unsurlardan biri olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Birçok bireyde görülen diş hekimi korkusunun temelinde çoğunlukla ağrı algısı ve enjeksiyon kaygısı yer alır.” dedi. Özellikle erken yaşlarda yaşanan zorlayıcı tedavilerin, olumsuz klinik deneyimler ve iğneye bağlı korkuların, ilerleyen dönemlerde dental fobi gelişimine zemin hazırlayabildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, bu nedenle güncel pedodontik yaklaşımların temel amacının; çocuk hastalara ağrısız, güvenli ve konforlu bir tedavi ortamı sunarak, yaşam boyu ağız ve diş sağlığı uygulamalarına uyumu artırmak olduğunu ifade etti. Yeni nesil dental yaklaşımlarla çocukların tedaviye uyumu kolaylaşıyor! Geleneksel diş tedavilerinde en önemli kaygı unsurunun, lokal anestezinin uygulanma şekli ve uygulama sırasında hissedilen basınç olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Klasik enjektör sistemlerinde özellikle alt çene bölgesinde yeterli anestezi sağlamak amacıyla daha karmaşık ve zor tekniklere ihtiyaç duyulabilir.” dedi. Bu durumun, yalnızca ilgili diş bölgesinin değil; dudak, yanak ve çevre yumuşak dokuların da uzun süre uyuşmasına neden olabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, şunları söyledi: “Sonuç olarak çocuk hastalarda istemsiz dudak veya yanak ısırıkları, buna bağlı ödem, şişlik ve doku travmaları görülebilir. Ayrıca geleneksel yöntemlerde anestezik solüsyonun dokuya manuel basınçla verilmesi, işlem sırasında ağrı ve rahatsızlık hissinin ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu durum özellikle çocuk hastalarda tedaviye karşı direnç gelişmesine ve işlemlerin yarıda bırakılmasına neden olabilir. Gelişen teknoloji ile birlikte, pedodonti alanında da daha modern ve hasta dostu uygulamalar ön plana çıktı. Dijital anestezi sistemleri gibi yenilikçi yöntemler sayesinde enjeksiyon sırasında oluşan ağrı, iğne korkusu ve stres belirgin ölçüde azaltılabiliyor. Bu sayede çocukların tedaviye adaptasyonu kolaylaşırken, klinik süreç hem hasta hem de ebeveyn açısından daha kontrollü ve konforlu ilerliyor. Yeni nesil dental yaklaşımlar, çocukların diş hekimiyle olumlu bir bağ kurmasına olanak tanıyor ve bu da ilerleyen yaşlarda ağız ve diş sağlığını önemseyen bireylerin yetişmesine önemli katkı sağlıyor.” İlacın kontrollü verilmesi ağrıyı azaltıyor! Dijital anestezinin, lokal anestezik solüsyonun doku içerisine, bilgisayar kontrollü bir mikroişlemci aracılığıyla, önceden programlanmış sabit hız ve basınçta iletilmesini sağlayan modern bir anestezi yöntemi olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bilgisayar destekli sistem, hastanın doku direncine göre anestezik maddenin miktarını otomatik olarak ayarlayarak ilacı yavaş ve kontrollü şekilde iletir.” dedi. Bu sayede işlem sırasında ağrı ve yanma hissinin büyük ölçüde ortadan kalktığını; çoğu hastada yalnızca hafif bir temas hissi oluştuğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, “Dijital anestezi cihazı genellikle kalem formunda, ergonomik ve ışıklı bir tasarıma sahiptir. Bu yapı, çocuk hastalarda korkuya neden olan klasik enjektörlü iğne görünümünü ortadan kaldırarak tedaviye psikolojik uyumu artırır. Özellikle dental fobi veya iğne korkusu bulunan çocuklar açısından daha güven verici bir uygulama sunar. Cihazın ucunda oldukça ince ve kısa bir iğne yer alır, bu da enjeksiyon hissinin minimum düzeyde algılanmasını sağlar. Ayrıca uygulama sırasında cihazdan yayılan hafif müzik, çocuğun dikkatini dağıtarak kaygı düzeyinin azalmasına katkı sağlar. Çocuk diş hekimi, çocuğu koltuğa aldığında, çocuğa ‘dişine sihirli bir kalemle dokunacağını’ veya ‘dişini uyutacağını’ anlatarak güven sağlar. Böylece klinik ortam daha sakin algılanır, tedaviye uyum artar ve ilerleyen dönemlerde diş hekimi korkusu gelişme riski belirgin şekilde azalır.” açıklamasını yaptı. Dijital anestezi, iğne korkusu olan çocuklarda tedavi konforunu artırıyor! Dijital anestezinin dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi gibi lokal anestezi gerektiren pek çok dental işlemde uygulanabildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bununla birlikte bazı hasta gruplarında özellikle belirgin avantaj sağlar. Önceden olumsuz deneyim yaşamış veya iğne korkusu bulunan çocuklarda güven duygusunun yeniden oluşturulmasında etkili olur. Kooperasyonun sınırlı olduğu özel gereksinimli bireylerde tedavi konforunu artırarak süreci kolaylaştırır. Dudak ve yanak ısırma riskinin yüksek olduğu çocuklarda, uyuşukluğun sınırlı tutulması açısından tercih edilir.” dedi. Dijital anestezinin ebeveynler ve çocuklar tarafından sıklıkla tercih edilmesinin başlıca nedenlerine değinen Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, “Klasik metal enjektör görünümü bulunmadığından, çocuk uygulama sırasında iğne yapıldığını fark etmeyebilir. Anestezik solüsyonun dokuya iletimi bilgisayar denetiminde gerçekleştiği için basınç hissi, yanma ve rahatsızlık belirgin şekilde azalır. Dijital sistemler, yalnızca ilgili diş çevresinin uyuşturulmasını mümkün kılar. Böylece dudak, dil ve yanakta uzun süreli ve rahatsız edici hissizlik oluşma olasılığı düşer. Uyuşukluğun daha kontrollü olması sayesinde tedavi sonrasında dudak veya yanak ısırılmasına bağlı doku hasarı riski azalabilir. Anestezinin etki süresi genellikle kısa olduğundan, tedavi öncesi bekleme zamanı kısalır.” şeklinde konuştu. Dijital anestezi tek başına yeterli değil! Dijital anestezinin genel anesteziye alternatif olmadığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Dijital anestezi, yalnızca lokal anestezi uygulamalarında kullanılan konfor artırıcı bir yöntemdir ve hastanın tedavi sürecine belirli düzeyde uyum göstermesini gerektirir. Genel anestezi ise; kooperasyonun sağlanamadığı, ileri düzey korku ve kaygı bulunan, dental ünitte oturmayı reddeden ya da özel gereksinimi olan bireylerde tercih edilen bir yaklaşımdır.” dedi. Dijital anestezinin, tedavi sürecini kolaylaştıran ileri bir teknoloji olduğunu yineleyen Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, şu uyarıyla sözlerini tamamladı: “Ancak tek başına yeterli değildir. Uygulamanın başarısı; hekimin klinik deneyimi, çocuğun bireysel özellikleri ve ailenin yaklaşımı ile birlikte değerlendirilmeli. Bu nedenle çocuğa ‘hiç acımayacak’ ya da ‘iğne yapılmayacak’ gibi kesin ifadeler yerine, ‘dişler uyuşturulacak’ veya ‘hafif bir gıdıklanma hissedebilirsin’ gibi daha gerçekçi ve güven verici açıklamalar yapılması önerilir.”

Diş Eti Çekilmesinin En Büyük Sebebi Diş Taşı! Haber

Diş Eti Çekilmesinin En Büyük Sebebi Diş Taşı!

Diş taşı temizliği yapıldıktan ve diş etleri sağlığına kavuştuktan sonra tedavi planlamasının yapılabileceğini aktaran Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “En temel tedavi ağzın başka bir bölgesinden bir miktar diş eti alarak diş eti çekilmesi olan yere yama yapmaktır.” dedi. Yama yapılan bölgenin iyileşmesi için hastaların yaklaşık 10 gün boyunca bölgeyi kullanmamaları gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Güler, PRF denilen biyomateryal ile parça alınan yara bölgesinin korunarak iyileşmenin desteklendiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, diş eti çekilmelerinin nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Diş taşı temizliğinden sonra çekilen diş eti eski haline gelmez! Diş eti çekilmelerinin çeşitli nedenlerle karşımıza çıktığını dile getiren Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Farklı nedenleri olsa da en temel sebebi diş taşı birikimidir.” dedi. Diş taşlarının birikmesiyle diş etinin yavaş yavaş aşağı doğru çekildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Güler, “Diş taşı temizliğinden sonra ise çekilen diş eti eski haline gelmez.” uyarısında bulundu. Tedavi, diş etleri sağlığına kavuştuktan sonra planlanır! Diş taşı temizliği yapıldıktan ve diş etleri sağlığına kavuştuktan sonra tedavi planlamasının yapılabileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Güler, “En temel tedavi ağzın başka bir bölgesinden bir miktar diş eti alarak o diş eti çekilmesi olan yere yama yapmaktır. Bunun için genellikle damak bölgesinden bir parça kullanılır. Diş eti çekilmesinin boyutuna göre, yani ne kadar parça gerekli ise damak bölgesinden o kadar parça kesilir ve hazırlanan bölgeye çeşitli dikişlerle tutturulur.” şeklinde tedavi yöntemini açıkladı. Çekilmenin tamamı her zaman kapatılamayabilir! Müdahalenin ardından hastanın, tedavinin uygulandığı bölgeye mümkün olduğunca iyi bakması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Bölge temiz tutulmalı ve çok kullanmaktan kaçınılmalı. 1 hafta ile 10 gün arasında yama yapılan doku alttaki dokulardan da beslenerek yerine yapışır ve iş eti çekilmesi tedavi edilmiş olur.” dedi. Yüksek miktarda diş eti çekilmesinin olduğu durumlarda ise her zaman çekilmenin tamamının kapatılamayabileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Güler, “Ancak önemli olan sıkı, yapışık ve dişin hareket etmesini önleyecek güzel bir dokunun oluşmasıdır. Bu da yapılan ‘serbest diş eti grefti’ denilen damaktan diş eti alınarak yama yapılan tedavilerle mümkün olur. İşlem sonrasında ise ağrı ve enfeksiyon oluşmaması için hastaya antibiyotik ve ağrı kesici reçete edilir.” açıklamasında bulundu. Dikişler alındıktan sonra hasta normal düzenine dönebiliyor! Damaktan alınan parçanın yerinde oluşan yara bölgesine de çeşitli uygulamalar yapıldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Güler sözlerini şöyle tamamladı: “Damakta oluşan yara bölgesi için hastanın kanından elde edilen ve PRF denilen yara bandı benzeri bir biyomateryal oluşturulur ve parçanın alındığı yaralı bölgeye tutturulur. Yeme içme sırasında bu bölgedeki biyomateryal etkilenmez. Bu tedavi süresinde hastalardan beklenen yaklaşık 10 gün kadar yama yapılan bölgeyi kullanmamalarıdır. Bu sürenin sonunda dikişler alınır ve hasta normal yeme içme düzenine dönebilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.