Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Diş Hekimi

Kapsül Haber Ajansı - Diş Hekimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diş Hekimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erken Doğum ve Düşük Doğum Ağırlığı Diş Sağlığını Nasıl Etkiliyor? Haber

Erken Doğum ve Düşük Doğum Ağırlığı Diş Sağlığını Nasıl Etkiliyor?

Diş çürükleri yalnızca ağız sağlığını değil; çocukların büyüme ve gelişimini, yaşam kalitesini ve psikolojik durumunu da etkileyebiliyor. Çürük oluşumunda yetersiz ağız hijyeni ve beslenme alışkanlıklarının yanı sıra, çocuğun doğum özellikleri ve erken dönemde yaşadığı bazı sağlık sorunları da rol oynayabiliyor. Erken doğum ve düşük doğum ağırlığının, diş minesinin gelişimindeki bazı bozukluklarla ilişkili olabileceği belirtiliyor… Düşük Doğum Ağırlığı, Dişlerin Kesinlikle Çürüyeceği Anlamına Gelmiyor Erken doğan veya düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelen çocuklarda diş gelişiminin bazı yönlerden etkilenebileceğini belirten Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, doğum ağırlığının tek başına çürük nedeni olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Dt. Nurgül Demir, konuya ilişkin değerlendirmesinde şöyle diyor: “Erken doğum veya düşük doğum ağırlığı, çocuğun ilerleyen dönemde mutlaka diş çürüğü yaşayacağı anlamına gelmez. Ancak bu çocuklarda diş minesinin gelişiminde bazı bozukluklarla karşılaşma ihtimali artabilir. Mine yapısındaki değişiklikler, dişlerin dış etkenlere karşı daha hassas hale gelmesine neden olabilir. Bu nedenle çocuğun ağız ve diş sağlığının erken dönemden itibaren takip edilmesi oldukça önemlidir.” Erken Doğum Diş Minesinin Gelişimini Etkileyebiliyor Diş minesi, dişlerin ağız ortamındaki dış etkenlere karşı korunmasında önemli bir role sahip. Prematüre bebeklerde doğum öncesi ve sonrasında yaşanan bazı sistemik sorunların yanı sıra mineral ve kalsiyum metabolizmasındaki değişikliklerin de mine gelişimini etkileyebileceği ifade ediliyor. Mine gelişimindeki bozukluklar, diş yüzeylerinin daha düzensiz veya hassas bir yapıya sahip olmasına ve plak birikiminin kolaylaşmasına zemin hazırlayabiliyor. Bu durum, uygun ağız bakımının sağlanmadığı durumlarda çürük riskini artırabilecek faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor. Gece Biberonu ve Beslenme Alışkanlıklarına Dikkat Erken doğan bebeklerde beslenme güçlükleri nedeniyle biberon kullanımının daha uzun süre devam edebildiğine dikkat çeken Dt. Nurgül Demir, özellikle gece beslenmesinin ağız ve diş sağlığı açısından önem taşıdığını belirtiyor. Dt. Demir, “Bebeğin biberonla uyuması ve özellikle şeker içeren sıvıların gece boyunca dişlerle temas etmesi, erken çocukluk çağı çürükleri açısından önemli bir risk oluşturabilir. Bu nedenle yalnızca ne tüketildiğine değil, beslenmenin sıklığına, zamanlamasına ve sonrasında ağız bakımının nasıl yapıldığına da dikkat edilmelidir” ifadelerini kullanıyor. İlk Dişin Sürmesiyle Birlikte Koruyucu Diş Hekimliği Başlamalı Erken çocukluk çağı çürüklerinin tek bir nedene bağlı olmadığına vurgu yapan Dt. Nurgül Demir, genetik yatkınlık, beslenme alışkanlıkları, ağız hijyeni ve çocuğun genel sağlık durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Dt. Demir sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle erken doğan veya düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelen çocuklarda ağız ve diş sağlığı takibi bireyselleştirilmelidir. İlk süt dişlerinin sürmesiyle birlikte düzenli ve doğru ağız bakımının başlatılması, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması ve çürük riskinin değerlendirilmesi koruyucu diş hekimliğinin temel adımlarındandır. İlk diş hekimi ziyaretinin de ilk dişin sürmesiyle birlikte gerçekleştirilmesini öneriyoruz.” Amaç Çürüğü Tedavi Etmek Değil, Oluşmasını Önlemek Uzmanlar, erken doğum veya düşük doğum ağırlığı öyküsü bulunan çocuklarda ebeveynlerin endişeye kapılmak yerine koruyucu yaklaşımlara odaklanmasının önemine dikkat çekiyor. Düzenli diş hekimi kontrolleri, doğru ağız hijyeni, dengeli beslenme ve uygun beslenme alışkanlıklarının erken dönemde oluşturulması, çocukların ilerleyen yaşlarda daha sağlıklı bir ağız ve diş yapısına sahip olmasına katkı sağlayabiliyor. Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, “Ebeveynlerin burada temel hedefi, herhangi bir sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine, çocuğun ilk dişlerinden itibaren koruyucu bir ağız sağlığı rutini oluşturmak olmalı” diyerek sözlerini tamamlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuklarda Ağız ve Diş Sağlığında Doğru Alışkanlıkların Önemi Haber

Çocuklarda Ağız ve Diş Sağlığında Doğru Alışkanlıkların Önemi

Çocuklarda diş fırçalama yalnızca ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik bir rutin olarak değerlendirilmemelidir. Diş fırçalama, çocukluk döneminden itibaren önem arz eden, diş tedavilerinin ilk adımıdır. Düzenli ve doğru şekilde idame ettirilen ağız bakımı alışkanlıkları, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek birçok problemin önlenmesine yardımcı olur. İlk süt dişleri genellikle bebekliğin 6–12. ayları arasında çıkmaya başlar. Bu dönemden itibaren ağız hijyeni rutinleri bir alışkanlık olarak devam ettirilmelidir. Ortalama 2,5–3 yaş civarında tamamlanan 20 süt dişi, düzenli olarak temizlenmediğinde çürük ve enfeksiyon açısından ciddi risk oluşturabilir. Süt dişleri nasıl olsa değişecek düşüncesi doğru değildir. Süt dişlerinin sağlıklı olması; çocuğun beslenmesi, konuşma gelişimi, çene gelişimi ve ileride çıkacak olan daimi dişlerin sağlıklı sürmesi ve dizilimi açısından büyük önem taşır. Çocuklarda diş fırçalama alışkanlığı nasıl kazandırılmalı? Çocukların alışkanlık kazanmasında ebeveynlerin rolü çok büyük. Çocuklar özellikle erken yaşlarda ailelerini gözlemleyerek öğrenir. Bu nedenle anne ve babaların diş fırçalamayı birlikte yapılan keyifli bir rutin haline getirmesi önemlidir. Diş fırçalama bir zorunluluk veya ceza gibi değil, günlük yaşamın doğal bir parçası olarak aktarılmalıdır. Ebeveynlerin bu sürece aktif katılım göstermesi, çocukların ağız bakımını benimsemesini ve sürdürülebilir bir alışkanlık haline getirmesine yardımcı olur. Daimi dişlerin tamamlandığı zamana kadar, dişler mutlaka ebeveyn kontrolünde fırçalamalıdır. Süt dişlerinin yerlerin daimi dişlere bırakmaya başladığı karma dişlenme dönemlerinde, yeterli ağız hijyeninin sağlanması ve dişlerin sürmelerini sağlıkla tamamlaması ilerleyen dönemlere taşınabilecek büyük problemlerin önlenebilmesi için önemlidir. Çocuklarda diş macunu kullanımı nasıl olmalı? Çocuklarda kullanılan diş macununun miktarı yaşa göre belirlenmelidir. 3 yaşına kadar pirinç tanesi büyüklüğünde, 3–6 yaş arasında ise bezelye tanesi büyüklüğünde diş macunu kullanılması önerilir. Dişlerin günde iki kez, doğru teknikle fırçalanması ağız ve diş sağlığının temelini oluşturur. Bunun yanında düzenli diş hekimi kontrolleri de erken dönemde oluşabilecek problemlerin ilerlemeden tespit edilmesi açısından önemlidir. Probiyotiklerin ağız ve diş sağlığı üzerinde nasıl bir etkisi bulunuyor? Dünya Sağlık Örgütü probiyotikleri, “yeterli miktarda alındığında sağlık yararı sağlayan canlı mikroorganizmalar” olarak tanımlıyor. Güncel araştırmalar, belirli probiyotik suşlarının diş çürüğüne neden olan bazı bakterilerin seviyesini azaltabileceğini gösteriyor. Bunun yanında probiyotiklerin tükürük akış hızını artırması, tükürüğün pH dengesini ve tamponlama kapasitesini desteklemesi, ağız ortamının çürüğe karşı daha dirençli hale gelmesine katkı sağlayabiliyor. Ancak probiyotiklerin diş fırçalama ve düzenli ağız bakımının yerine geçmediğini özellikle belirtmek gerekir. Sağlıklı bir ağız için temel yaklaşım; doğru fırçalama, dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleridir. Diş sağlığı ile genel sağlık arasında nasıl bir ilişki bulunuyor? Ağız sağlığı, vücudun genel sağlığından bağımsız olarak değerlendirilmemelidir. Diş enfeksiyonlarının önlenmesi yalnızca ağız ve diş sağlığı açısından değil, genel sağlık açısından da önem taşır. Düzenli diş fırçalama, diş eti problemlerinin ve enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olur. Ağızda oluşan enfeksiyonların kontrol altında tutulması, özellikle kalp sağlığı gibi hayati önem taşıyan durumlar açısından da önemlidir. Çocuklarda ekran karşısında yemek yemek neden risk oluşturuyor? Günümüzde tablet ve telefon kullanımı çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası haline geldi. Ancak ekran karşısında yemek yemek, ağız ve diş sağlığı açısından göz ardı edilmemesi gereken riskler oluşturabiliyor. Ekran karşısında yemek yerken çiğneme süresi istemsiz olarak uzayabilir veya çocuklarda gıdaları ağız içerisinde bekletme alışkanlığı gelişebilir. Özellikle karbonhidrat ve şeker içeren besinlerin ağızda uzun süre kalması, çürük oluşum riskini artırabilir. Ayrıca ekran karşısında yemek sırasında çocuğun yemeğe odaklanmaması, ağız açık şekilde yemek yeme alışkanlığı kazanmasına sebebiyet vererek çenelerin gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ekran kullanımında duruş bozuklukları da çocukların ağız ve diş gelişimini etkileyebilir mi? Evet, uzun süre tablet veya telefon kullanımı sırasında oluşan duruş bozuklukları çocukların gelişimini etkileyebilir. Özellikle cihazların göz hizasının altında tutulması, başın sürekli öne eğik pozisyonda kalmasına neden olur. Bu durum zaman içerisinde boyun postürünü, solunum fonksiyonlarını ve çene gelişimini etkileyebilir. Çocuklarda uzun süreli yanlış duruş alışkanlıkları, çene eklemi sağlığı açısından da risk oluşturabilir. Çene eklemi ve ağız solunumu açısından aileler nelere dikkat etmeli? Diş sıkma, travmalar ve postür bozuklukları çene eklemi problemlerinde sık karşılaşılan nedenler arasında yer alıyor. Zaman içerisinde çene hareketlerinde kısıtlılık, çiğneme sırasında zorlanma veya eklemden ses gelmesi gibi belirtiler görülebiliyor. Bunun yanında uzun süreli ekran kullanımı bazı çocuklarda ağızdan nefes alma alışkanlığını da tetikleyebilir. Ağızdan nefes alma; dilin doğru pozisyonda konumlanmasını engelleyerek üst çene gelişimini etkileyebilir. Erken dönemde fark edilmeyen bu durumlar, ilerleyen süreçte çene darlıkları, kapanış bozuklukları ve yüz gelişimiyle ilgili problemlere yol açabilir. Bu nedenle çocukların yalnızca diş sağlığı değil, nefes alma şekli, duruşu ve genel ağız gelişimi de bütüncül olarak değerlendirilmelidir. Ebeveynlere son olarak ne önerirsiniz? Çocuklarda sağlıklı bir ağız yapısının temeli erken yaşlarda atılır. Düzenli diş fırçalama, doğru ürün kullanımı, dengeli beslenme, ekran kullanım alışkanlıklarının kontrol edilmesi ve düzenli diş hekimi kontrolleri çocukların yaşam boyu ağız sağlığını destekleyecek olan ilk ve en önemli adımlardır. Ağız ve diş sağlığı yalnızca estetik bir konu değil; çocuğun genel sağlığının, gelişiminin ve yaşam kalitesinin önemli bir parçasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuklarda Yutulan Diş Macunu İstemsiz Gluten Maruziyetine Sebep Olabilir Haber

Çocuklarda Yutulan Diş Macunu İstemsiz Gluten Maruziyetine Sebep Olabilir

Uzmanlar, çölyak hastalarında çok küçük miktardaki gluten maruziyetinin dahi riskli olabileceğine dikkat çekerek, ailelerin güvenilir içerik bilgisine sahip ürünleri tercih etmesi gerektiğini vurguluyor… "Çölyaklı Çocuklarda Güvenilir İçerik Bilgisi Önemli" Çölyak hastalığı bulunan çocuklar için üreticisi tarafından glutensiz olduğu açıkça belirtilen ve güvenilir içerik bilgisi sunan diş macunlarının tercih edilmesinin önem taşıdığını vurgulayan Dt. Nurgül Demir, şu değerlendirmede bulundu: "Küçük çocuklar dişlerini fırçalarken diş macununun bir kısmını istemsiz olarak yutabiliyor. Bu nedenle çölyak hastalarında yalnızca tüketilen gıdalar değil, ağız bakım ürünleri de gluten açısından değerlendirilmelidir. Üreticisi tarafından glutensiz olduğu açıkça belirtilen veya güvenilir içerik bilgisi sunulan ürünlerin tercih edilmesi, istemsiz gluten maruziyetinin azaltılmasına katkı sağlayabilir." Glutensiz Diş Macunu Her Çocuk İçin Gerekli Değil Glutensiz ibaresi taşıyan diş macunlarının her çocuk için ekstra bir avantaj sağlamadığını belirten Dt. Demir, güncel bilimsel veriler ışığında, bu ürünlerin diş çürüklerini önlemede standart çocuk diş macunlarından daha üstün olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. "Glutensiz olarak formüle edilen diş macunlarının amacı, çölyak hastalarında istemsiz gluten maruziyeti riskini azaltmaktır. Gluten hassasiyeti bulunmayan çocuklarda ise yalnızca 'glutensiz' etiketi taşıması, bir diş macununu daha sağlıklı ya da daha etkili hale getirmez. Burada önemli olan profesyonel olarak önerilen, çocuğun yaşına ve çürük riskine uygun florür içeriğine sahip, güvenilir formülasyondaki ürünlerin tercih edilmesidir." dedi. "'Glutensiz' Etiketi Tek Başına Yeterli Değil" Ebeveynlerin yalnızca "glutensiz" ibaresine odaklanmasının doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Dt. Nurgül Demir, bazı glutensiz çocuk diş macunlarının florür içermeyebildiğine dikkat çekti. "Florür, çocukluk çağı diş çürüklerinin önlenmesinde etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış en önemli bileşenlerden biridir. Özellikle çürük riski yüksek çocuklarda yalnızca glutensiz olduğu için florür içermeyen bir ürünün tercih edilmesi, ağız ve diş sağlığının korunmasında yetersiz kalabilir. Gluten hassasiyeti olmayan çocuklarda glutensiz diş macunu kullanmanın diş sağlığı açısından ilave bir fayda sağladığını gösteren bilimsel bir veri bulunmamaktadır." ifadelerini kullandı. Diş Sağlığının Temeli Doğru Alışkanlıklar Sağlıklı dişlerin temelinin doğru ağız bakım alışkanlıklarından geçtiğini belirten Dt. Nurgül Demir, ailelere şu önerilerde bulundu: "Çocuklarda diş çürüklerinden korunmanın temelini yaşına ve çürük riskine uygun olarak seçilen bir diş macunu ile dişlerin günde iki kez doğru teknikle fırçalanması, şeker tüketiminin sınırlandırılması ve düzenli diş hekimi kontrolleri oluşturur. Çölyak hastalığı bulunan çocuklarda ise bunlara ek olarak güvenilir şekilde glutensiz olduğu belirtilen ağız bakım ürünlerinin tercih edilmesi, istemsiz gluten maruziyetini azaltmaya yardımcı olabilir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Çocuk Diş Sağlığında Kritik Noktalar Haber

 Çocuk Diş Sağlığında Kritik Noktalar

Bu süreçte karşılaşılan diş problemleri ise çoğu zaman erken dönemde fark edilmediğinde daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Bu kapsamda değerlendirmelerde bulunan Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, diş çürüklerinin çocukluk çağında en sık görülen enfeksiyon hastalıkları arasında yer aldığını belirterek, düzenli ağız ve diş bakımının erken yaşta kazandırılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Demir, çocuklarda ağız sağlığının sadece dişleri değil, aynı zamanda beslenme alışkanlıklarını ve genel sağlık durumunu da etkileyen bütüncül bir yapı olduğuna dikkat çekiyor… “Çocuklar diş hekimine çoğunlukla ağrı ile geliyor” Dt. Nurgül Demir, çocukların diş hekimi ile ilk tanışmasının çoğu zaman diş ağrısı nedeniyle gerçekleştiğini belirterek, “Birçok çocuk geçmişte yaşadığı olumsuz deneyimler, çevreden duyduğu hikâyeler ya da korku nedeniyle tedaviye kaygılı şekilde geliyor” dedi. Diş tedavisinde korku ve kaygı yönetimi Çocuklarda diş tedavisi sürecinde korku ve kaygının önemli bir sorun oluşturduğunu ifade eden Demir, bazı durumlarda tedavilerin klinik ortamda standart yöntemlerle tamamlanamadığını söyledi. Bu gibi durumlarda sedasyon veya genel anestezi yöntemlerinin tercih edilebildiğini belirten Demir, özellikle diş hekimi fobisi, yüksek kaygı düzeyi, kontrol edilemeyen bulantı refleksi, sistemik hastalıklar ve özel gereksinimli hastalarda bu yöntemlerin uygulandığını aktardı. Ağız ve diş sağlığı genel sağlığı doğrudan etkiliyor Ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Demir, diş çürüklerinin çocukluk döneminde en yaygın enfeksiyon hastalıklarından biri olduğuna dikkat çekti. Kalp hastalığı olan çocuklarda risk daha yüksek Konjenital kalp hastalığı bulunan çocuklarda ağız ve diş sağlığının çok daha büyük önem taşıdığını ifade eden Demir, bu çocuklarda diş minesinde yapısal bozukluklar görülebildiğini söyledi. Düzenli ilaç kullanımı, gece beslenmeleri ve beslenme alışkanlıklarının çürük riskini artırdığını belirten Demir, enfektif endokardit riskine de dikkat çekti. “Doğan her 1000 bebekten 7–10’u konjenital kalp hastalığı ile dünyaya geliyor. Bu nedenle ağız hijyeninin en üst seviyede tutulması hayati önem taşıyor,” dedi. Erken diş hekimi takibi ve koruyucu tedaviler Kalp hastalığı olan çocuklarda ilk süt dişlerinin çıkmasıyla birlikte diş hekimi kontrolünün başlaması gerektiğini belirten Demir, doğru fırçalama alışkanlığının ebeveyn kontrolünde kazandırılması gerektiğini ifade etti. Gerekli durumlarda flor uygulamaları gibi koruyucu tedavilerin planlanabileceğini, ileri vakalarda ise kardiyoloji ile birlikte tedavi sürecinin yürütülmesi gerektiğini söyledi. Sakız tüketimi ve xylitol etkisi Sakız çiğnemenin çocuklarda çürük riski üzerinde etkili olabileceğini belirten Demir, şekerli sakızların risk oluşturduğunu, ancak xylitol içeren sakızların koruyucu etki gösterebildiğini ifade etti. Xylitolün “çürük yapmayan şeker” olarak bilindiğini belirten Demir, ağızdaki bakteriler tarafından kolay parçalanmadığını ve çürük oluşumunu azaltmaya yardımcı olabildiğini söyledi. Çocukluk çağı obezitesi diş sağlığını da etkiliyor Çocukluk çağı obezitesinin yalnızca kilo ile ilgili bir sorun olmadığını vurgulayan Demir, bu durumun ağız ve diş sağlığını da doğrudan etkilediğini ifade etti. Paketli gıdalar, şekerli içecekler ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin hem obeziteyi hem de diş çürüklerini artırdığını belirtti. Obez çocuklarda tükürük yapısının değişebileceğini, bunun da dişlerin doğal koruyucu mekanizmasını zayıflattığını ve dişlerin erken sürmesiyle birlikte çürük riskinin arttığını söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Diş Eti Kanaması Sessiz Tehlike Haber

Diş Eti Kanaması Sessiz Tehlike

Eyrice Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (Eyrice ADSM) Periodontoloji Uzmanı Dt. Nihal Salı, diş eti kanamasının ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Diş eti kanamasının genellikle diş fırçalarken ya da sert gıdalar tüketirken fark edildiğini ifade eden Diş Hekimi Nihal Salı, bu durumun sağlıklı diş etlerinde görülmemesi gerektiğini belirterek, "Diş eti kanaması, çoğu zaman diş eti iltihabının ilk belirtisidir. Hastalar bunu geçici bir durum olarak değerlendirip önemsemeyebiliyor. Oysa bu kanamalar, tedavi edilmediğinde daha ciddi diş eti hastalıklarına ve hatta diş kaybına kadar ilerleyebilir" dedi. Diş eti hastalıklarının erken evrede fark edilmesinin büyük önem taşıdığını dile getiren Diş Hekimi Nihal Salı, "Diş eti kanaması, vücudun verdiği bir uyarı sinyalidir. Bu sinyali doğru okumak gerekir. Erken dönemde yapılacak basit tedavilerle hastalığın ilerlemesi durdurulabilir. Ancak ihmal edildiğinde kemik kaybı ve dişlerin sallanması gibi geri dönüşü zor sonuçlarla karşılaşılabilir" şeklinde konuştu. Diş eti sağlığını korumak mümkün Diş eti sağlığını korumanın sanıldığı kadar zor olmadığını söyleyen Eyrice ADSM Periodontoloji Uzmanı Dt. Nihal Salı, düzenli ve doğru ağız bakım alışkanlıklarının bu süreçte belirleyici olduğunu ifade etti. Periodontoloji Uzmanı Dt. Nihal Salı, günde en az iki kez doğru teknikle diş fırçalamanın, diş ipi ve ara yüz temizleyicilerinin düzenli kullanımının ve belirli aralıklarla diş hekimi kontrolüne gidilmesinin diş eti kanamasını önlemede önemli rol oynadığını vurguladı. Ayrıca aşırı sert fırçalamadan ve yanlış diş fırçası seçiminden kaçınılması gerektiğini belirten Dt. Nihal Salı, sigara kullanımının azaltılmasının ya da tamamen bırakılmasının ve dengeli, vitamin açısından zengin bir beslenme düzeninin de diş eti sağlığını korumada etkili olduğunu dile getirdi. Diş eti kanamasının kendi kendine geçmesini beklemenin yanlış bir yaklaşım olduğunu belirten Dt. Nihal Salı, "Kanama birkaç gün içinde düzelmiyorsa mutlaka bir diş hekimine başvurulmalı. Erken müdahale ile hem diş eti sağlığı korunur hem de daha kapsamlı tedavilere ihtiyaç duyulmaz" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayramda Yapışkan Şekerlere Dikkat! Haber

Bayramda Yapışkan Şekerlere Dikkat!

Şekerlemelerin dişler üzerindeki etkisinin, türüne ve ağızda kalma süresine bağlı olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Elanur Kök, “Tatlılar arasında dişler için en riskli olanlar; lokum, karamelli şeker ve jelibon gibi ağızda uzun süre kalan yapışkan şekerlerdir. Çikolata daha kısa sürede eridiği için nispeten daha az riskli sayılır” dedi. Çocukların diş yapısı yetişkinlere göre daha hassas olduğu için şekerli yiyeceklerden daha hızlı etkilenebilir. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Elanur Kök, “Çocukların dişlerinin dış tabakası olan mine yetişkinlere göre daha ince, iç kısmı olan dentin ise daha yumuşaktır. Bu yapı nedeniyle şekerli yiyecekler çocuk dişlerinde daha hızlı etki gösterebilir ve çürük oluşma ihtimali artabilir. Ayrıca çocukların ağız hijyeni alışkanlıkları henüz tam oturmadığı için diş yüzeyinde kalan şeker, bakteriler için uygun bir ortam oluşturabilir. Bu nedenle aynı miktarda şeker tüketildiğinde yetişkin dişleri daha dayanıklı kalabilirken çocuk dişleri daha hızlı zarar görebilir” bilgilerini verdi. Florürlü diş macunu kullanılmalı Bayramda artan tatlı tüketimine dikkat çeken Kök, “3-4 günlük bayram sürecinde yoğun tatlı tüketimi tek başına hemen çürük oluşturmaz. Çürük gelişimi genellikle haftalar veya aylar içinde başlar. Ancak tatlılardan sonra dişler fırçalanmaz ve şeker ağızda uzun süre kalırsa çürük riski artar. Bayramda çocukların dişlerini korumak için ailelerin dikkat etmesi gerekenler; çocukların tatlılardan sonra ağzını suyla çalkalamasını sağlamak, günde en az iki kez özellikle yatmadan önce dişlerini fırçalatmak, tatlıları ana öğünlerle birlikte vermek, gece şeker vermekten kaçınmak, florürlü diş macunu kullanmak ve yapışkan şekerleri sınırlamak olarak sıralanabilir” dedi. 6-12 yaş grubunda risk daha fazla Diş sağlığı açısından en riskli yaş grubuna dikkat çeken Kök, “Diş sağlığı açısından en riskli yaş grubu 6-12 yaş arasındaki çocuklardır. Bu dönemde hem süt hem de kalıcı dişler bulunur ve kalıcı dişler yeni çıkmaya başladığı için yapıları daha hassas olabilir. Ortodontik tedavi gören veya daha önce çürük geçmişi olan çocuklarda da çürük gelişme riski daha yüksek olabilir. Ayrıca çocukların tatlıyı ödül gibi bir alışkanlık haline getirmemesi önemli. Düzenli diş hekimi kontrolleri de çürüklerin erken fark edilmesi ve önlenmesi açısından kıymetli” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Engelli Bireylerde Destek Yoksa Diş Sağlığı Tehlikede! Haber

Engelli Bireylerde Destek Yoksa Diş Sağlığı Tehlikede!

Bu durumun başlıca nedenleri arasında ise; motor kısıtlılıklar, bilişsel davranışsal faktörler ile anatomik farklılıklar var. El-göz koordinasyonunun yetersiz olması ve ince motor becerilerindeki sınırlılıklar, günlük ağız bakımının etkin şekilde yapılmasını zorlaştırıyor. Özellikle Down sendromu olan bireylerde görülen büyük dil yapısı, dar çene ve diş çapraşıklıkları, hem temizliği güçleştiriyor hem de dişeti hastalıklarını artırıyor. Bu nedenle Down sendromlu bireylerde erken diş kaybı, normal popülasyona göre 3-4 kat daha sık karşılaşılan bir durum. Otizm spektrum bozukluğu bulunan bireylerde ise diş hekimiyle iş birliği kurmak güç olabilirken ağız içi işlemlere hassasiyet gelişebiliyor. Kullanılan epilepsi ve depresyon ilaçları da ağız kuruluğuna yol açarak çürük riskini artırabilmekte. Tükürüğün azalması ise, ağız içindeki doğal savunma mekanizmalarını zayıflatan bir durum. Dolayısıyla bakım veren eksikliği ya da ağız hijyeninin ikinci plana atılması gibi ihmaller, diş çürüğü, diş eti hastalıkları ve erken diş kaybı riskini artırıyor. İstanbul Okan Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler Endodonti Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Gözde Akbal Dinçer, ağız sağlığının korunmasında düzenli ve doğru günlük bakımın en kritik adım olduğunu vurgulayarak hem aileler hem de bakım verenler için bu konudaki önerilerini paylaşıyor: Günlük Bakımda En Büyük İhtiyaç: Destek Ailelerin ve bakım verenlerin eğitimi bu süreçte belirleyici bir role sahip. Pek çok engelli birey dişlerini tek başına yeterli düzeyde temizleyemediği için aile üyelerinin aktif katılımına ihtiyaç duyuyor. Aynada birlikte diş fırçalama gibi yöntemlerin, doğru alışkanlık kazandırmada etkili olduğunu unutmayın. Günde iki kez florürlü diş macunu ile fırçalama yapmayı ihmal etmeyin. Motor kısıtlığı bulunan bireylerde elektrikli diş fırçası kullanılabilir. Ağız kuruluğu yaşayan bireylerde ise şekersiz sakız veya yapay tükürük ürünleri destekleyicidir. Beslenme Düzeninde Şekere Geçit Yok Özellikle şekerli, yumuşak gıdalar dişlerde sürekli asit oluşumuna neden olarak çürük riskini artırır. Bu nedenle bisküvi, meyve suyu ve püre kıvamındaki gıdaların tüketimini sınırlandırın. Kontrol Şart Ama Daha Sık! Engelli bireylerin normal popülasyona göre daha sık, genellikle 3-6 ayda bir diş hekimi tarafından değerlendirilmesi daha sağlıklıdır. Fissür örtücüler, topikal flor uygulamaları ve profesyonel diş taşı temizliği gibi koruyucu uygulamalar, ciddi diş sorunlarının önüne geçebilir. Gerekli durumlarda sedasyon ile planlı ve kısa seanslarla tedavi seçenekleri de uygulanabiliyor. İş birliğinin mümkün olmadığı veya çok sayıda işlemin gerektiği hastalarda ise dental tedaviler genel anestezi altında tek seansta güvenli bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.