Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dış Politika

Kapsül Haber Ajansı - Dış Politika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dış Politika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Savunma Sanayi Haberleri Neden Önemlidir? Haber

Savunma Sanayi Haberleri Neden Önemlidir?

Bir ülkenin savunma kapasitesi yalnızca envanterdeki platformlarla ölçülmez. O kapasitenin nasıl geliştiği, hangi teknolojilere yöneldiği, hangi şirketlerin hangi kabiliyetleri kazandığı ve hangi ihracat hamlelerinin devreye alındığı da en az sonuçlar kadar belirleyicidir. Tam da bu yüzden savunma sanayi haberleri neden önemlidir sorusu, sadece askeri çevrelerin değil; yatırımcıların, tedarik zinciri aktörlerinin, medya profesyonellerinin ve kamuoyu yöneticilerinin de gündeminde yer alır. Savunma sanayi, ekonomi, teknoloji ve dış politika arasında duran özel bir alandır. Bir yeni üretim hattı haberi, sıradan bir şirket duyurusu gibi görünse de arka planında yerlileşme, ithalat bağımlılığı, istihdam, ihracat geliri ve stratejik özerklik gibi başlıklar bulunur. Bu nedenle savunma alanındaki haber akışı, yalnızca bilgi vermekle kalmaz; piyasanın ve kurumların karar alma çerçevesini de etkiler. Savunma sanayi haberleri neden önemlidir? Bu sorunun ilk yanıtı, savunma sanayinin artık dar bir uzmanlık alanı olmamasıdır. Günümüzde insansız sistemlerden yapay zekaya, elektronik harpten siber güvenliğe kadar uzanan geniş bir ekosistem söz konusudur. Bu ekosistemde yaşanan her gelişme, birden fazla sektörü aynı anda etkiler. Örneğin bir motor geliştirme programındaki ilerleme, sadece savunma tarafında bir teknik başarı anlamına gelmez. Aynı zamanda metalürji, hassas üretim, yazılım, test altyapısı ve nitelikli insan kaynağı açısından da kapasite artışı demektir. Haberin değeri burada başlar. Çünkü doğru okunan savunma sanayi haberleri, ekonomide hangi alanların büyüdüğünü ve hangi alanlarda yeni fırsatların oluştuğunu gösterir. İkinci önemli nokta, haberin stratejik farkındalık üretmesidir. Savunma projeleri çoğu zaman uzun solukludur ve kamuoyunda etkisi ancak yıllar sonra görünür hale gelir. Oysa düzenli ve nitelikli haber takibi, bu projelerin sadece nihai teslimat anında değil, geliştirme ve olgunlaşma aşamalarında da anlaşılmasını sağlar. Bu da özellikle karar verici pozisyondaki profesyoneller için kritik bir avantajdır. Güvenlikten ekonomiye uzanan etkisi Savunma sanayine ilişkin haberler çoğu zaman güvenlik boyutuyla ele alınır. Bu doğal bir yaklaşım, ancak eksiktir. Çünkü savunma projeleri aynı zamanda ciddi bir ekonomik ölçek üretir. Yüksek katma değerli üretim, ihracat sözleşmeleri, alt yüklenici ağları ve Ar-Ge yatırımları doğrudan ekonomik etki yaratır. Bir hava platformunun teslimatı ya da bir mühimmat sisteminin seri üretime geçmesi, kamuoyunda çoğu zaman teknik bir gelişme olarak yer bulur. Oysa iş dünyası açısından asıl soru şudur: Bu gelişme hangi tedarik zincirini harekete geçirdi, hangi yerli üreticiye yeni kabiliyet kazandırdı, hangi pazarlarda rekabet gücü oluşturdu? Savunma haberlerinin önemi, tam da bu dönüşümü görünür kılmasından gelir. Bu noktada ihracat haberleri ayrıca öne çıkar. Bir ülkeye yapılan satış, yalnızca gelir kalemi değildir. Diplomatik ilişki, bakım-idame kapasitesi, eğitim hizmeti, teknoloji güveni ve uzun vadeli iş ortaklığı anlamına da gelir. Dolayısıyla savunma sanayi haberleri, dış ticaret ve jeoekonomi perspektifinden de okunmalıdır. Yatırımcılar ve iş dünyası için neden kritik? Profesyonel okur açısından savunma haberi, yalnızca sektör merakıyla takip edilen bir içerik değildir. Birçok şirket için bu haberler, yeni iş alanlarının habercisidir. Kompozit malzeme, elektronik bileşen, yazılım, sensör teknolojisi, batarya sistemleri veya test altyapısı gibi alanlarda faaliyet gösteren firmalar için savunma projeleri yeni pazar kapıları açabilir. Burada önemli olan, haberin başlığından öte içeriğindeki sinyalleri görebilmektir. Hangi platformun yerlilik oranı artıyor, hangi alt sistemde dışa bağımlılık azaltılmak isteniyor, hangi program seri üretim eşiğine geldi? Bu sorulara verilen yanıtlar, tedarikçi firmalar için somut iş geliştirme verisi sunar. Aynı şekilde yatırım çevreleri de savunma haberlerini yakından izler. Ancak bu alanda tek bir olumlu haberle büyük çıkarımlar yapmak çoğu zaman yanıltıcı olabilir. Savunma sanayi, yüksek potansiyel kadar yüksek zaman maliyeti ve regülasyon yoğunluğu da taşır. Bu nedenle haberlerin bağlam içinde okunması gerekir. Teknoloji yönünü anlamanın en hızlı yollarından biri Savunma sektörü, yeni teknolojilerin erken kullanım alanlarından biridir. Otonom sistemler, görüntü işleme, karar destek yazılımları, siber savunma, mikroelektronik ve haberleşme altyapıları gibi başlıklar önce savunma ihtiyaçlarıyla ivme kazanabilir. Sonrasında ise sivil kullanıma yayılabilir. Bu yüzden savunma alanındaki haber akışı, teknoloji trendlerini anlamak için güçlü bir göstergedir. Bir radar modernizasyonu haberi ya da bir elektronik harp çözümüne ilişkin açıklama, aslında veri işleme kapasitesinden yarı iletken ihtiyacına kadar uzanan daha geniş bir resim sunar. Kurumlar açısından bu, sadece savunma teknolojisini değil, geleceğin sanayi yönünü de okumak anlamına gelir. Savunma haberlerinin değerli olmasının bir başka nedeni de teknolojik olgunluk düzeyini göstermesidir. Prototip ile seri üretim aynı şey değildir. Tanıtım ile operasyonel kabiliyet de aynı anlama gelmez. Bu ayrımı ortaya koyan haberler, sektörde gerçek ilerleme ile iletişim başarısını birbirinden ayırmaya yardımcı olur. Kamuoyu, itibar ve kurumsal iletişim boyutu Savunma sanayi haberleri, kurumsal itibar yönetimi açısından da önem taşır. Özellikle halka açık şirketler, büyük sanayi kuruluşları, kamu kurumları ve sektör birlikleri için savunma alanındaki görünürlük sadece prestij unsuru değildir. Güven, kapasite ve sürdürülebilirlik algısını etkileyen bir faktördür. Ancak bu alanda iletişimin dengeli kurulması gerekir. Fazla abartılı söylem, kısa vadede dikkat çekse de profesyonel okur nezdinde güven kaybına yol açabilir. Buna karşılık doğrulanmış veriye, teslimat takvimine, teknik yetkinliğe ve ihracat performansına dayanan haberler kalıcı etki yaratır. Savunma sektöründe itibarı besleyen unsur, gürültü değil tutarlılıktır. Bu nedenle yayıncılık tarafında da savunma haberleri özel bir editoryal dikkat ister. Teknik doğruluk, kavramsal netlik ve stratejik bağlam bir arada kurulmadığında içerik ya fazla yüzeysel kalır ya da dar bir uzman çevresine sıkışır. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odağı güçlü yayın modellerinde bu dengenin değerli görülmesinin nedeni de budur. Haber takibinde en sık yapılan hata Savunma sanayi gündemini izlerken en yaygın hata, sadece büyük platformlara odaklanmaktır. Elbette savaş uçağı, deniz platformu, hava savunma sistemi ya da insansız hava aracı haberleri yüksek ilgi görür. Fakat asıl dönüşüm çoğu zaman alt sistemlerde yaşanır. Bir aktarıcı sistem, bir elektro-optik çözüm, bir güç yönetim modülü ya da bir görev yazılımı güncellemesi dışarıdan küçük görünebilir. Oysa bu tür gelişmeler, yerlileşme oranını ve operasyonel bağımsızlığı doğrudan etkileyebilir. Nitelikli savunma haberciliği, büyük başlığın yanında bu görünmeyen katmanı da okuyucuya taşır. Bir diğer hata ise her haberi kesin başarı göstergesi gibi yorumlamaktır. Test aşaması, niyet beyanı, ön protokol, seri üretim ve operasyonel kullanım farklı evrelerdir. Profesyonel okur için değerli olan, bu evrelerin net biçimde ayrıştırılmasıdır. Aksi halde beklenti yönetimi bozulur ve haberin güvenilirliği zedelenir. Editörler ve yayıncılar için neden yüksek değer taşır? Savunma sanayi içerikleri, dijital yayıncılık açısından yüksek etkileşim üreten fakat aynı zamanda dikkatli işlenmesi gereken içeriklerdir. Çünkü bu başlıkta okur kitlesi yalnızca meraklı kullanıcıdan oluşmaz. Sektör temsilcileri, kamu profesyonelleri, yatırım çevreleri ve uluslararası gözlemciler de aynı içeriği takip eder. Bu durum, savunma haberini yeniden kullanılabilir ve referans niteliği taşıyan bir içerik türüne dönüştürür. Özellikle telifsiz ve ücretsiz haber akışına ihtiyaç duyan dijital yayınlar için savunma başlığı, hem trafik hem de kurumsal güven açısından önemli bir kategoridir. Fakat burada hız kadar doğrulama da belirleyicidir. İlk veren olmakla doğru veren olmak her zaman aynı sonuçları üretmez. Savunma sanayi haberleri neden önemlidir sorusunun asıl yanıtı Asıl yanıt şu: Çünkü savunma sanayi haberleri, bir ülkenin sadece askeri hazırlığını değil, sanayi derinliğini, teknoloji yönünü, ihracat kapasitesini ve stratejik özgüvenini görünür hale getirir. Bu haberler sayesinde hangi alanlarda ilerleme kaydedildiği, hangi darboğazların sürdüğü ve hangi fırsatların doğduğu daha net anlaşılır. Karar vericiler için bu içerikler bir erken uyarı ve yön tayini aracıdır. Medya kuruluşları için yüksek değerli, kalıcı ve uzmanlık gerektiren bir yayın alanıdır. Şirketler için pazar sinyali, yatırımcılar için stratejik gösterge, kamuoyu için ise daha bilinçli bir değerlendirme zeminidir. Savunma sanayini sadece manşet anlarında değil, sürekli ve bağlamlı biçimde izlemek gerekir. Çünkü çoğu zaman geleceğin ekonomik ve teknolojik ağırlık merkezleri, önce bu haberlerin satır aralarında görünür hale gelir.

NATO Zirvesi Türkiye'nin Stratejik Gücünü Tescilleyecek Haber

NATO Zirvesi Türkiye'nin Stratejik Gücünü Tescilleyecek

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (Türkçe) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nergiz Özkural Köroğlu, ABD Başkanı Donald Trump'ın 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne bizzat katılacak olmasını değerlendirdi. Trump lider diplomasisini ön plana çıkarıyor “ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO Zirvesi'ne bizzat katılacak olması Türkiye açısından diplomatik ve stratejik önem taşımaktadır.” diyen Prof. Dr. Nergiz Özkural Köroğlu, “NATO ile alakalı yürüttüğü politikanın yanı sıra dış politikada izlediği strateji gereği liderler arası pazarlık ve doğrudan ilişkiyi de ön plana alacaktır. F-16 modernizasyon talepleri ve savunma sanayi iş birliği gibi stratejik konularda ve CAATSA yaptırımları gibi konularda pragmatik pazarlıklar ve esneklikler söz konusu olabilecektir.” dedi. Türkiye'nin NATO içerisindeki ağırlığına dikkat çeken Prof. Dr. Köroğlu, “NATO içerisinde Türkiye, güçlü ordusunun yanı sıra Karadeniz güvenliği, Ortadoğu’ya yakınlığı ve göç sınır yönetimindeki rolü bakımından önem arz eden bir ülkedir. Türkiye’nin bu jeostratejik konumu elini güçlendiren unsurlardır. Trump’ın NATO Zirvesi’ne doğrudan katılımı Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir diplomatik atmosfer yaratabilir. Ancak bu, daha çok kurumsal yeniden yapılanma değil, pragmatik ve lider merkezli bir yoğunlaşma anlamına gelir. Zaten Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile yakın ilişkiler kurma yönünde süregelen bir tercihi bulunmaktadır. Bu zirve sonrası daha da yoğun şekilde bunun devam edeceği öngörülebilir.” diye konuştu. NATO'nun geleceği Ankara'da tartışılacak Trump yönetiminin NATO'nun önemli değişikliklere ihtiyaç duyduğu yönündeki yaklaşımını değerlendiren Prof. Dr. Köroğlu, “’Trump yönetiminin NATO’ya ilişkin “önemli değişikliklere ihtiyaç var’ yaklaşımı, NATO’nun kurumsal kimliğini doğrudan tartışmaya açan NATO’nun iç dönüşüm kapasitesi ve transatlantik siyasi uyumunun dayanıklılığını sorgulayan bir yaklaşımdır. Trump, ABD’nin NATO içinde orantısız yük taşıdığı iddiasında bulunmaktadır. Bu konu bu yıl yapılan Münih Güvenlik Konferansı’nda da gündeme gelmişti. Avrupa tarafından savunma harcamalarının artırılması ve yük paylaşımının NATO içerisinde dengeli olması gerekliliğini ortaya koymaktadır.” şeklinde konuştu. Trump’ın, ABD’nin artık Avrupa güvenliği açısından 2.Dünya Savaşı’nın sonundan bu yana devam eden güvenlik garantörlüğü rolünün değişmesi gerektiğini savunduğuna işaret eden Prof. Dr. Nergiz Özkural Köroğlu, “Ayrıca Trump, Avrupalı liderlerin aksine NATO’nun bir değerler ittifakı değil daha ziyade yük paylaşımı ve fayda dengesi üzerine kurulu bir güvenlik platformu olması gerekliliği inancındadır. Neticede, Ankara Zirvesi’nde Avrupa’nın güvenlik harcamalarının artırması, yük paylaşımı ve ittifakın stratejik dönüşümünün ele alınacağını öngörebiliriz. NATO içerisinde Türkiye’nin askeri gücü ile öne çıkması, olası yük paylaşımı vb. değişikliklerde Türkiye’nin pozisyonun daha fazla dikkate alınmasını gerektirecektir.” dedi. Türkiye'nin dengeleyici rolü öne çıkıyor Türkiye'nin hem NATO üyesi hem de Rusya, Ukrayna, Karadeniz ve Orta Doğu dengelerinde önemli bir aktör olmasının Ankara'nın elini güçlendirdiğini kaydeden Prof. Dr. Köroğlu, “Türkiye, dış ilişkilerinde ‘bölgesel sorunlarda bölgesel sahiplenme ve çözümleri savunmaktadır’ ilkesini benimsemektedir. Dolayısıyla bölgesel manevra kapasitesini günden güne proaktif dış politika kararları ile arttırmaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda çok açılı bir dış politika yürüterek Rusya ve batılı güçler arasındaki dengeyi sağlayarak ‘tahıl diplomasisi’ gibi girişimleri ile de başarılı bir dış politika gerçekleştirmiştir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde Karadeniz güvenliğinde Rusya ve Türkiye önemli birer aktördür. Ama aynı zamanda Türkiye, NATO’nun güney kanadında bir NATO ülkesidir ve stratejik önemi vardır. Bu açıdan Türkiye’nin kendi güvenliği ve bölgedeki barışı koruması açsından ‘dengeliyici rolü’ önemlidir. Ortadoğu ülkeleri ile de coğrafi yakınlığı ve sınır komşusu olması da yine Türkiye’nin stratejik önemini göstermektedir. Türkiye İran Savaşı’nda da Ukrayna Savaşı karşısındaki itidalli ve barışçıl tutumu ile bölgede istikrar ve refahı savunan bir yaklaşımda bulunmuştur.” diye konuştu. İran krizi ve enerji güvenliği zirvenin önemli başlıkları olacak Trump'ın İran ile yürütülen müzakerelerde anlaşmaya yakın olduklarını açıklamasının da zirvenin gündemini etkileyeceğini ifade eden Prof. Dr. Köroğlu, şöyle devam etti: “Trump’ın İran’la müzakerelerde anlaşmaya yakın olunduğunu açıklaması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılabileceğine dair söylem, Ankara zirvesinde bu krizin yarattığı küresel enerji krizinin ittifak ülkelerine etkileri ve enerji arz güvenliği bağlamında tartışılabilir. Ayrıca, zirvede İran krizinin yarattığı sonuçlar bakımından NATO’nun ‘alan dışılık’ rolü tartışılabilir. ‘İttifak sadece bölgesel mi yoksa küresel kriz yöneticisi mi?’ gibi bir sorgulama olabilir. Türkiye’nin bu süreçteki rolüne bakıldığında karşımıza birkaç konu çıkmaktadır. Türkiye, İran’ın komşusu olduğu için savaş esnasında bazı füzeler yönünü şaşırarak Türkiye’ye düşmüştür. Dolayısıyla zirvede Türkiye'nin hava ve füze savunmasının güçlendirilmesi, NATO'nun güney kanadının güvenliği, Kürecik radarının rolü, hava savunma sistemlerinin kalıcı konuşlandırılması gibi konular gündeme gelebilir. Ayrıca Türkiye, enerji koridorları üzerinde olan bir ülke olduğu için enerji arz güvenliği açısından önem arz etmektedir. Bunun haricinde Türkiye’nin arabuluculuk kapasitesi ve rolü de yine ABD-İran iletişiminde etkin olabilir.” Türkiye kolaylaştırıcı rol üstlenebilir İsrail-İran geriliminin devam ettiği bir dönemde Trump'ın Ankara'da bulunmasının Türkiye açısından diplomatik fırsatlar yaratabileceğini söyleyen Prof. Dr. Köroğlu, “İsrail-İran geriliminin sürdüğü bir ortamda Trump’ın Ankara’da bulunması, Türkiye’nin arabuluculuk kapasitesi açısından fırsat yaratabilir ancak bu otomatik olarak bir arabuluculuk rolüne dönüşmez. Türkiye, İsrail ve İran geriliminde ‘kolaylaştırıcı’ bir rol üstlenmek isteyecektir. Ancak Türkiye’nin İsrail’in Gazze’de uluslararası hukuka aykırı tutumu konusundaki tavrı net olduğu için Türkiye’nin arabuluculuk kapasitesi çok yoğun olmayacaktır.” şeklinde konuştu. F-16 ve savunma sanayisinde yeni iş birlikleri gündeme gelebilir Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Prof. Dr. Köroğlu, “F-35 meselesi S-400 krizi ve CAATSA yaptırımları ile de bağlantılıdır. Bu nedenle F-35 programına dönüş kısa vadede gerçekleşemese de F-16 modernizasyonu, mühimmat, ortak üretim gibi savunma sanayiinde alternatif iş birlikleri kurmaları mümkündür. Enerji güvenliği anlamında Türkiye transit ülke olduğu için Avrupa enerji arz güvenliği açısından Türkiye ile çeşitli proje ve alternatifler üzerine görüşülecektir. Terörle mücadele en kırılgan konulardan bir tanesidir. Çünkü ABD’nin Suriye’deki SDG/YPG ile ilişkisi vardır ancak Türkiye bu yapıyı güvenlik tehdidi olarak görmektedir. ABD’nin Suriye’deki askeri varlığını azaltması halinde Türkiye’nin Suriye'nin siyasi dönüşüm sürecindeki rolü güçlenebilir. Trump geldiğinde Türkiye ile görüşülecek başlıklar dahilinde bir konudur.” dedi. Türkiye'nin küresel sistemdeki ağırlığı teyit ediliyor Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin yalnızca NATO'nun geleceği açısından değil, Türkiye'nin uluslararası sistemdeki konumu bakımından da önemli mesajlar verdiğini belirten Prof. Dr. Köroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Çok kutuplu uluslararası sistemde Türkiye, ABD ile her ne kadar S-400, F-35 krizi ve Suriye politikaları gibi konularda sorunlar yaşamış olsa da aynı zamanda Ukrayna-Rusya Savaşı’ndan İran krizine kadar tüm sıcak hatlar için kritik bir konumda yer almaktadır. Bölgesel krizlerdeki arabulucu/dengeleyici rolü bu anlamda önemlidir.” Zirvenin Ankara'da yapılmasının Türkiye'nin jeostratejik ve askeri ağırlığının uluslararası sistem tarafından kabul edildiğinin göstergesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Köroğlu, “Trump'ın NATO’daki yük paylaşımı ve stratejisine yönelik sert tutumuna mukabil, Erdoğan ile yürüttüğü doğrudan telefon diplomasisi iki lider arasındaki kişisel diplomasi kanalının belirleyici olduğunu göstermektedir. Genişletilmiş Ortadoğu projesinin önem kazandığı son dönemde Türkiye’nin kilit rolü ön plana çıkmaktadır.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Müteahhitler Birliği Gündem Toplantısında Küresel Pazarlar ve Eşit Rekabet Vurgusu Haber

Türkiye Müteahhitler Birliği Gündem Toplantısında Küresel Pazarlar ve Eşit Rekabet Vurgusu

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren konuşmasında, sektörün uzun yıllara dayanan deneyimini ve uluslararası başarılarını vurgulayarak, “Müteahhitlik sektörümüz yurt dışına açılmaya 1972 yılında Libya ile başlamıştı. O günden bu yana meslektaşlarımız 138 ülkede 558 milyar dolar tutarında 13 bine yakın projeye imza attılar” dedi. Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) tarafından düzenlenen “Gündem Toplantısı” iftar programı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yanı sıra kamudan üst düzey temsilciler, STK temsilcileri ve TMB üyesi firmaların yöneticilerinin katılımıyla düzenlendi. Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, konuşmasında “Müteahhitlik sektörümüz yurt dışına açılmaya 1972 yılında Libya ile başlamıştı. O günden bu yana meslektaşlarımız 138 ülkede 558 milyar dolar tutarında 13 bine yakın projeye imza attılar. 1972 ile 2002 yılı arasında yılda ortalama 1,5 milyar dolar yeni sözleşme imzalanırken bu tutar 2003 yılında 7, 2005 yılında 13, sonraki yıllarda ise ortalama 20 milyar dolarların üstüne çıkmıştır” ifadelerini kullandı. Başkan Eren, son yıllardaki bu artışın sadece müteahhitlerin tecrübelerinin artışına bağlı olmadığını belirterek, Dışişleri Bakanlığı merkez teşkilatı ve Türk müteahhitlerinin gittiği her ülkede ilgili makamlara daha kolay ulaşması için çalışan büyükelçilerin sektöre sağladığı desteğin de büyük rolü olduğunu vurguladı. Küresel gelişmeler ışığında Türk müteahhitlik sektörü Irak’ın yeniden imarında önemli bir potansiyel bulunduğunu vurgulayan Eren, “Kalkınma Yolu ve diğer altyapı projelerinin yanında, Su Alanında İşbirliği Anlaşması kapsamında finansmanı petrol karşılığı sağlanacak su projeleri ile Irak’ı yeniden büyük bir potansiyel şantiyemiz olarak takip ediyoruz” dedi. Libya’da 2011 yılından bu yana bekleyen alacaklar ve teminat mektubu sorunlarının çözümü ile yeni projelerin önünün açılmasının önemine değinen Eren, Türkiye-Libya Ortak Çalışma Grubu’nun etkin şekilde işletilmesine duyulan ihtiyacı ifade etti. Suriye’nin yeniden imarında ise bütüncül bir kalkınma yaklaşımının önemine işaret ederek, Körfez finansmanı ile Türk müteahhitlerinin sahadaki uygulama gücünün birlikte değerlendirilmesinin gerçekçi bir model olacağını belirtti. Avrupa Birliği ülkelerinde artan proje varlığına da değinen Eren, kamu alımları mevzuatında “Made in Europe” yaklaşımı çerçevesinde şekillenen düzenlemelerin Türk firmalarının rekabet gücünü zayıflatmaması gerektiğini vurguladı. AB ile kamu alımları alanında karşılıklı erişimi güvence altına alan kapsamlı bir anlaşmanın önemine dikkat çeken Eren, kamu ihale mevzuatının AB ile tam uyumlu hale getirilmesini desteklediklerini ifade etti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da yaptığı konuşmada, yakın coğrafyamızda yaşanan gelişmeler, küresel jeopolitik dinamikler, Hükümetin dış politika vizyonu ve stratejik öncelikler çerçevesinde kapsamlı değerlendirmelerde bulunarak, Bakanlığın yurt dışı müteahhitlik hizmetleri sektörüne desteklerinin her zaman devam edeceğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

180 Diplomat Adayı Aranıyor! Haber

180 Diplomat Adayı Aranıyor!

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Türk dış politikasının oluşturulması ve icrasında görev alacak genç yetenekleri bünyesine katmak amacıyla Aday Meslek Memurluğu Giriş Sınavı duyurusunu yayımladı. Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca diplomatik kariyer memurları yetiştirmeyi hedefleyen Bakanlık, azami 180 Meslek Memuru kadrosu için adayları bekliyor. Sınav Süreci ve Önemli Tarihler Diplomatik kariyer hayali kuran adaylar için sınav süreci ve başvuru koşulları detaylı olarak açıklandı: Yazılı Sınav Tarihi ve Yeri: Giriş sınavının yazılı aşaması 17 Ağustos 2025 tarihinde Ankara'da yapılacak. Yazılı aşamada başarılı olan adaylar için daha sonra muhakeme/analiz yetenek testi ve sözlü sınav düzenlenecek. Bu aşamaların yeri ve tarihi bilahare ilan edilecek. Başvuru Başlangıcı: Başvurular 7 Temmuz 2025 Pazartesi günü saat 09:00’da başladı. Başvuru Bitişi: Başvurular için son tarih 31 Temmuz 2025 Perşembe günü saat 14:00. Başvuru Yöntemi: Adaylar, başvurularını e-Devlet üzerinden "Dışişleri Bakanlığı - Kariyer Kapısı Kamu İşe Alım" hizmeti veya "Kariyer Kapısı" (https://isealimkariyerkapisi.cbiko.gov.tr) internet adresi üzerinden elektronik ortamda yapacaklar. Posta veya diğer yollarla yapılan başvurular kabul edilmeyecek. Kimler Başvurabilir? Başvuru Şartları Nelerdir? Sınava başvurabilmek için adayların belirli koşulları sağlaması gerekiyor: Genel Şartlar: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinde sayılan genel şartları taşımak ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak. Yaş Sınırı: Giriş sınavının yapıldığı yılın Ocak ayının birinci günü (01.01.2025) itibarıyla 35 yaşını doldurmamış olmak (01.01.1990 ve daha sonra doğmuş olanlar başvurabilir). Eğitim Durumu: Yurt içindeki üniversitelerin veya YÖK tarafından denkliği onaylanmış yabancı üniversitelerin; uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi, kamu yönetimi, iktisat, işletme, maliye, finans, çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri, tarih, sosyoloji, halkla ilişkiler ve tanıtım, psikoloji bölümleri ile bu bölümlerden herhangi birinin müfredatında yer alan derslerin en az %80’ine sahip olan diğer bölümlerden veya hukuk fakültelerinden mezun olmak. Veya sosyal bilimler alanında veya mühendislik fakültelerinde en az dört yıllık lisans eğitimi diplomasına sahip olup, uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi, kamu yönetimi, hukuk ve iktisat alanlarında lisansüstü eğitim yapmış olmak. Yabancı Dil Şartı: Adaylar, duyuruda yer alan Tablo-1'deki yabancı dil kategorilerinden sadece birinden başvurabileceklerdir. 1 Ocak 2022’den son başvuru tarihine kadar sınava girilecek yabancı dilde alınmış asgari YDS/e-YDS puanı veya ÖSYM tarafından eşdeğerliği saptanmış uluslararası yabancı dil sınavlarından alınmış puanlar geçerli sayılacak. (Tablo-2'de bu sınavlar belirtilmiştir.) Yurtdışı Mezunları İçin Özel Durum: Yurtdışındaki yabancı üniversitelerde lisans mezuniyeti şartını karşılayan ve belirtilen yabancı dil sınav sonuç belgesi bulunmayan adaylar, lisans eğitimi alınan yabancı ülkenin resmi dilinde mezun olmaları halinde ilgili kategoriye başvurabilirler. Bu adaylar, YDS/e-YDS ve eşdeğer sınav sonucuyla başvuranlardan sonra kendi aralarındaki sıralamaları lisans mezuniyet not ortalamalarına göre belirlenecek. Meslek Memurları, Bakanlığın görevleri çerçevesinde Türk dış politikasının oluşturulmasına katkıda bulunan, icrasında görev, yetki ve sorumluluk üstlenen ve ülkeyi temsil görevi icra eden diplomatik kariyer memurlarıdır. Aday Meslek Memurluğu hakkında ayrıntılı bilgiye Dışişleri Bakanlığı'nın kariyer sayfasından (https://kariyer.mfa.gov.tr) ulaşmak mümkün.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.