Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Diş Sağlığı

Kapsül Haber Ajansı - Diş Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diş Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sosyal Medya Önerileri Çocukların Diş Sağlığını Riske Atmasın Haber

Sosyal Medya Önerileri Çocukların Diş Sağlığını Riske Atmasın

Bilimsel temele dayanan dijital içeriklerin doğru ağız hijyeni alışkanlıklarının kazandırılmasında faydalı olabileceğini belirten Demir, diş ağrısı, diş eti kanaması, şişlik ve ağız içi yaralar gibi şikâyetlerde sosyal medya önerileriyle tedavi aramak yerine diş hekimine başvurulması gerektiğini vurguluyor. Sosyal medyada çocukların ağız ve diş sağlığına yönelik içeriklerin giderek arttığını belirten Dt. Nurgül Demir, ebeveynlerin özellikle ürün önerileri ve tedavi iddiaları içeren paylaşımları dikkatle değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. Çocuklarda kullanılacak ağız bakım ürünlerinin yaşa ve bireysel ihtiyaçlara uygun seçilmesinin önemine dikkat çeken Demir, yüksek etkileşim alan ya da olumlu kullanıcı yorumlarıyla öne çıkan içeriklerin tek başına bilimsel güvenilirlik göstergesi olmadığını vurguladı. Sosyal Medya, Çocukların Diş Sağlığı Eğitiminde Etkili Bir Araç Olabilir Günümüzde sosyal medya, merak edilen konularda bilgiye ulaşmak için başvurulan ilk kaynaklardan biri hâline geldi. Renkli görseller, kısa videolar ve uygulamalı anlatımlar; çocuklarda doğru diş fırçalama tekniklerinin öğrenilmesini, ağız hijyeninin öneminin kavranmasını ve günlük bakım rutinlerine yönelik motivasyonun artırılmasını destekleyebiliyor. Ancak sosyal medyanın ağız ve diş sağlığı konusunda sağladığı bu kolay erişimin, paylaşılan her bilginin doğru ya da her çocuk için uygun olduğu anlamına gelmediğini belirten Dt. Nurgül Demir, ebeveynlerin içerikleri kaynağıyla birlikte değerlendirmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Her Çok Paylaşılan Bilgi, Bilimsel Olarak Doğru Değil Sosyal medyada bilimsel dayanağı bulunmayan öneriler, kişisel deneyimler ve dikkat çekici görseller aracılığıyla kısa sürede geniş kitlelere ulaşabiliyor. Özellikle çocuk sağlığı söz konusu olduğunda bir ürünün çok sayıda kişi tarafından önerilmesi, olumlu yorumlar alması ya da hızlı sonuç verdiğinin iddia edilmesi, o ürünün her çocuk için güvenli ve uygun olduğu anlamına gelmiyor. Çocukların ağız bakımında kullanılacak ürünlerin yaşa, ağız ve diş yapısına ve bireysel ihtiyaçlara uygun seçilmesi gerektiğini belirten Demir, özellikle tedavi edici olduğu öne sürülen ürünlerde profesyonel değerlendirme olmadan hareket edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Diş Ağrısı ve Diş Eti Kanamasında Sosyal Medya Önerileriyle Tedavi Aramayın Sosyal medyada diş ağrısı, diş eti kanaması, şişlik veya ağız içi yaraları gidermek amacıyla önerilen ürünlerin bilinçsiz kullanımının ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Dt. Nurgül Demir, “Hastada rahatsızlık oluşturan küçük veya büyük her şikâyetin önemli bir etkeninin olabileceği unutulmamalıdır. Ağız içinde oluşan yaralar, diş eti kanamaları birçok ciddi hastalığın belirtisi olabilir. Yanlış ürün kullanımı mevcut şikâyeti kötüleştirebileceği gibi, altta yatan asıl problemin tanısının geciktirilmesine de sebep olabilir.” uyarısında bulundu. İçeriği ve kullanım amacı bilinmeyen ürünlerin ağız içine uygulanmasının tahriş, temas kaynaklı alerjik reaksiyonlar ve kimyasal yanıklar gibi istenmeyen sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Demir, bir başkasında olumlu sonuç verdiği söylenen bir ürünün özellikle çocuklarda hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmasının doğru olmadığını ifade etti. Çocuklarda Yanlış Yönlendirmelerin Sonuçları Daha Önemli Olabilir Çocukların ağız ve diş sağlığında erken tanı ve uygun müdahale, tedavi sürecinin doğru yönetilmesi açısından önemli bir yere sahip. Özellikle küçük yaşlarda yaşanan ağrı, enfeksiyon ve uzun süren tedavi deneyimleri, çocuğun diş hekimi ziyaretlerine uyumunu olumsuz etkileyebiliyor. Ebeveynlerin sosyal medyadan edindikleri bilgileri yalnızca bir ön değerlendirme aracı olarak görmeleri gerektiğini belirten Demir, tanı ve tedavi kararlarının bu içeriklere dayandırılmaması gerektiğini vurguluyor. Çocuğun dişinde devam eden ağrı, şişlik, kanama veya ağız içinde iyileşmeyen bir yara fark edildiğinde diş hekimine başvurulması; yüzde hızla artan şişlik, ateşle seyreden enfeksiyon belirtileri ya da yutma ve nefes alma güçlüğü gibi durumlarda ise acil tıbbi değerlendirme alınması gerekiyor. Doğru Bilgiye Ulaşmanın İlk Adımı, Kaynağı Sorgulamak Dt. Nurgül Demir, ebeveynlerin sosyal medyada karşılaştıkları ağız ve diş sağlığı önerilerini değerlendirirken şu noktalara dikkat etmesini öneriyor: İçeriğin bir sağlık profesyoneli tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı kontrol edilmeli.Önerinin bilimsel araştırmalara veya güvenilir sağlık kuruluşlarının rehberlerine dayanıp dayanmadığı sorgulanmalı.Bir ürünün tedavi edici olduğu iddiası yalnızca kullanıcı yorumları ya da öncesi-sonrası görüntülerine dayanarak kabul edilmemeli.Çocuklarda kullanılacak ağız bakım ürünlerinin yaşa uygunluğu, içeriği ve kullanım talimatları değerlendirilmelidir.Devam eden ağrı, kanama, şişlik veya ağız içi lezyonlarda sosyal medya önerileriyle zaman kaybetmeden profesyonel değerlendirme alınmalıdır. Sosyal medyanın doğru kullanıldığında ağız sağlığı bilincinin yaygınlaştırılmasında güçlü bir araç olabileceğini belirten Dt. Nurgül Demir, dijital içeriklerin bireysel tanı ve tedavinin yerini alamayacağının altını çiziyor. Demir, çocukların sağlığını korumada temel yaklaşımın bilimsel olarak doğrulanmış bilgiye ulaşmak ve gerektiğinde profesyonel hekim değerlendirmesine başvurmak olduğunu vurguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bebeklerde Diş Sağlığını Korumanın 10 Altın Kuralı Haber

Bebeklerde Diş Sağlığını Korumanın 10 Altın Kuralı

Özellikle şeker tüketimi, beslenme sıklığı, gece beslenmeleri, ağız hijyeni, biberon ve emzik kullanımı gibi faktörler, erken çocukluk çağı çürükleri açısından önem taşıyor. Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, bebeklik döneminden itibaren ağız ve diş sağlığının korunması için ebeveynlerin dikkat etmesi gereken 10 temel noktaya dikkat çekiyor. 1. İlk İki Yıl Şekerle Tanıştırmayın Yanlış beslenme alışkanlıkları, çocuklarda diş çürüklerinin önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Özellikle erken yaşta şekerli yiyecek ve içeceklerle tanışılması, ağız ve diş sağlığı açısından risk oluşturabiliyor. 2 yaşın altındaki çocukların beslenmesinde şeker bulunmaması, ilerleyen dönemlerde ise şeker içeren yiyecek ve içeceklerin tüketiminden kaçınılması diş sağlığının korunması açısından önem taşıyor. 2. Anne Sütünü Çürüğün Tek Nedeni Olarak Görmeyin Anne sütü, bebeklerin büyüme ve gelişimi açısından önemli bir besin kaynağı. Bununla birlikte özellikle uzun süren gece beslenme alışkanlığı ve gece emzirme sıklığı, şeker içeren ek gıdaların tüketimi ve yetersiz ağız hijyeni gibi faktörlerin bir araya gelmesi, erken çocukluk çağı çürüğü riskini artırabiliyor. Bu nedenle ilk dişlerin sürmesinden itibaren bebeğin ağız hijyenine özen gösterilmesi önem kazanıyor. Dişler çıktıktan sonra düzenli fırçalama alışkanlığının oluşturulması ve hijyen alışkanlıklarının idame ettirilmesi gerekiyor. Anne sütünün tek başına çürüğün nedeni olarak değerlendirilmemesi; beslenme şekli, süresi ve sıklığı, gece beslenmeleri, şeker tüketimi ve ağız hijyeniyle birlikte ele alınması gerekiyor. 3. “Doğal Şeker” De Çürük Riskini Ortadan Kaldırmıyor Ek besinlere geçilen dönemde yiyecekleri tatlandırmak amacıyla beyaz veya esmer şeker yerine bal, pekmez ya da keçiboynuzu özü gibi ürünlerin kullanılması, bu ürünlerin dişler açısından risksiz olduğu anlamına gelmiyor. Bal ve pekmez de doğal şeker içerikleri ile tüketim şekline ve sıklığına göre dişler için tehlike arz edebiliyor. Özellikle bebeğin kolay uykuya dalmasını sağlamak amacıyla biberonun veya emziğin şekerli ürünlerle tatlandırılması, gece saatlerinde tükürük akışının azalması, şekerli gıdaların diş yüzeyleriyle temas süresinin uzaması ve ağız hijyeninin sağlanamaması gibi faktörlerle birleşerek çürük riskini artırabiliyor. 4. Sütü Tatlandırmadan Tüketmeye Özen Gösterin Süt, doğal bir kalsiyum kaynağı olarak tatlandırılmadan tüketilmeli. Diş çürüğü açısından yalnızca alınan şeker miktarı değil, şekerin ne sıklıkta ve ne kadar süreyle diş yüzeyleriyle temas ettiği de önem taşıyor. Bu nedenle bebeklik döneminden itibaren tatlandırılmış süt ve şekerli içecek alışkanlığının oluşturulmaması gerekiyor. 5. Kaşık ve Biberon Gibi Araçları Ortak Kullanmayın Çürükle ilişkili bakterilerin bakım verenlerden bebeklere tükürük yoluyla aktarılması mümkün. Bu nedenle yetişkinlerle bebekler arasında kaşık, biberon veya ağızla temas eden beslenme araçlarının ortak kullanılmamasına dikkat edilmesi gerekiyor. Bebeğin ağız çevresinden öpülerek sevilmesi de bakteri aktarımı açısından risk taşıyabiliyor. 6. Biberondan Bardağa Geçişi Geciktirmeyin Biberon kullanımının uzun süre devam ettirilmesi, özellikle biberonun uyku sırasında veya uzun süre ağızda tutulması, çürük açısından risk oluşturabiliyor. Bu nedenle yaklaşık 12. aydan itibaren bardaktan içme becerisinin desteklenmesi ve biberondan kademeli olarak uzaklaşılması öneriliyor. 7. Düzenli İlaç Kullanan Bebeklerde Bireysel Risk Durumunu Göz Önünde Bulundurun Tanı konmuş bir hastalığı bulunan ve düzenli ilaç kullanması gereken bebeklerde ağız hijyeni alışkanlıklarının çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi önem arz ediyor. Kullanılacak ağız bakım ürünlerinin seçimi, beslenme düzeni ve diş hekimi kontrol sıklığının çocuğun çürük riskine göre belirlenmesi gerekiyor. Düzenli kontroller sayesinde çürük oluşmadan önce koruyucu önlemler alınması veya başlangıç aşamasındaki sorunların erken dönemde tespit edilebilmesi genel sağlığın korunmasında rol oynuyor. 8. İlk Diş Çıkar Çıkmaz Fırçalamaya Başlayın Bebeğin ilk süt dişleri çıkmaya başladığı andan itibaren ağız ve diş bakımına başlanmalı. Çocuğun yaşına uygun, yumuşak kıllı bir diş fırçası ve çürük riski göz önünde bulundurularak çocuk diş hekiminin önerdiği florürlü diş macunu kullanılmalı. Dişlerin günde iki kez, özellikle sabah, günün ilk öğününden sonra, ve gece yatmadan önce fırçalanması gerekiyor. 9. Emzik Kullanım Süresini Doğru Belirleyin Emzik kullanımı, özellikle ilk dönemlerde bebeğin sakinleşmesine yardımcı olabiliyor. Ancak emme alışkanlığının uzun süre devam etmesi, gelişmekte olan çene ve diş yapısı üzerinde istenmeyen etkilere yol açabiliyor. 18 aydan sonra devam eden emzik kullanımı, gelişmekte olan ağız ve yüz yapısını, çenelerin kapanış ilişkisini ve diş dizilimlerini etkileyebiliyor. Bu nedenle emziği bırakma sürecinde, çocuğun gelişim paterninin de göz önünde bulundurulması gerekiyor. 10. Diş Hekimi Kontrollerini İhmal Etmeyin Bebeğin ilk diş hekimi muayenesinin, ilk dişin sürmesinden sonraki 6 ay içinde yapılması öneriliyor. Böylece çürük riski değerlendirilebiliyor; ağız hijyeni, beslenme alışkanlıkları ve diş sağlığı konusunda aileye çocuğun bireysel gereksinimlerine özel olarak önem kazanan öneriler verilebiliyor. Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, “Bebeklerde ağız ve diş sağlığı, yalnızca dişler çıktıktan sonra başlayan bir bakım süreci değildir. Beslenme alışkanlıklarından ağız hijyenine, biberon ve emzik kullanımından ilk diş hekimi kontrolüne kadar birçok faktör çocuğun ilerleyen yıllardaki ağız sağlığını etkiler. Ebeveynlerin ilk dişler çıktığı andan itibaren düzenli bakım ve kontrolleri bir rutin haline getirmesi, sağlıklı bir ağız yapısının korunmasına önemli katkı sağlar. Erken dönemde alınan küçük önlemler, ileride oluşabilecek ciddi ağız hastalıklarının ve diş sorunlarının önüne geçebilir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin Büyükşehir’den ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ Konulu Farkındalık Eğitimi Haber

Mersin Büyükşehir’den ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ Konulu Farkındalık Eğitimi

Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte çocuklar ve velilere; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım konularında eğitim verildi. Psikologdan diyetisyene, diş hekiminden fizyoterapiste farklı sağlık profesyonellerinin yer aldığı etkinlikle, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve öğrendiklerini çevreleriyle paylaşarak birer ‘Sağlık Elçisi’ olmaları amaçlandı. MERSİN / ( FOTOĞRAFLI - GÖRÜNTÜLÜ) Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin paydaşlığında, Halk Sağlığı haftası kapsamında Toroslar Çocuk Kampüsü ve Halkkent Çocuk Atölyesi’nde ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temalı farkındalık ve eğitim etkinliği düzenlendi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmeleri amaçlandı. Çocuklar ve velilerin katıldığı programda; psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, diş hekimi ve ebe gibi sağlık profesyonellerinin yanı sıra, Kızılay ve UMKE ekipleri de yer aldı. Oyun ve uygulamalarla desteklenen eğitimlerde; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım gibi konularda bilgilendirmeler yapıldı. Etkinlikle çocukların yalnızca sağlık hizmetlerinden yararlanan bireyler değil; aynı zamanda kendi sağlığını koruyabilen, sağlık konusunda doğru kararlar verebilen ve öğrendiklerini hem ailesi hem de çevresiyle paylaşabilen birer ‘Sağlık Elçisi’ olmaları amaçlandı. Öztürk: “Bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyidir” Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Aile ve Çocuk Şube Müdürü Özay Öztürk, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Halk Sağlığı haftası kapsamında, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temasıyla çeşitli eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütüldüğünü anlatarak, “Çeşitli stantların bulunduğu etkinlik kapsamındaki oyun ve uygulamalarla desteklenen çalışmalarda psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, ebe, Kızılay ve UMKE ekipleri yer aldı. Böylece bedensel sağlık, ruh sağlığı, gelişim, beslenme, ağız ve diş sağlığı, hareketli yaşam, afet bilinci ve ilk yardım gibi konular farklı boyutlarıyla ele alındı” ifadelerini kullandı. Hem çocuklar hem de aileleri için önemli ve faydalı bir etkinlik gerçekleştiğini dile getiren Öztürk, “Katılım sağlayan tüm uzman ekibe teşekkür ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki; bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyi ve geleceğin sağlıklı toplumudur” dedi. Veliler, Büyükşehir’in tüm çocuk kampüslerinden memnun 2 çocuğunun da Toroslar Çocuk Kampüsü’nden yararlandığını belirten İnci Cin, çocuklarının sosyal hayata daha aktif katılabilmeleri için Büyükşehir’in Çocuk Kampüsleri’ni tercih ettiğini söyledi. Hem kendisinin hem de çocuklarının Toroslar Çocuk Kampüsü’nün etkinliklerinden çok memnun olduğunu kaydeden Cin, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ aktivitesini de çok faydalı bulduğunu ifade ederek, “Sağlık çalışanları değişik konularda bilgi verdiler. Çocuklar hem nasıl sağlıklı olabileceklerini öğrendiler hem de öğrendikleri bilgi sayesinde çevrelerine faydalı olabilecek konuma geldiler” diye konuştu. Program içeriğinin de oldukça verimli olduğuna dikkat çeken Cin, “Etkinlik sayesinde ne zaman uyuyup ne zaman kalkacaklarını ve nasıl beslenmeleri gerektiğini öğrendiler. Onlar için çok olumlu bir etkinlik” dedi. Toroslar Çocuk Kampüsü velilerinden Kübra Tezcan da düzenlenen etkinliği çocuklar ve veliler açısından değerli bulduğunu belirterek, “Çocuklarımıza çok katkı sağladığını düşünüyorum, gayet mutlu oldular. Diş eğitimi, psikoloji ve beslenme gibi konularda farkındalık kazandılar” dedi. Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesi’nde düzenlenen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliğine çocuklarıyla birlikte katılan Sevda Sulhan, özellikle sağlık konusundaki bilgilendirme çalışmalarının her mahallede yapılması gerektiğine dikkat çekti. Sulhan, “Bizler ne kadar bilgilenirsek, çocuklarımızı da o kadar bilgilendirebiliriz. Mahallemizde böyle etkinlikler oldukça, bizler de katılıp çocuklarımıza örnek oluruz. Hepimiz için faydalı oldu. Çok yönlü bir sağlık eğitimi verildi. Çocuklarımız ve biz anneler için de gerekli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesi’ne 3,5 yaşındaki kızı ile katılan Merve Ertuğrul ise etkinliğin özellikle veliler için çok yararlı olduğunu söyleyerek, “Bilmediğimiz çok şey vardı. Mesela 0-3 yaşındaki çocuklarda bazen otizm görülebiliyormuş. Kızımda olan bazı şeyleri de fark ettim. Farklı branşlardan uzmanlar vardı. Çocuğumuzda fark ettiğimiz bazı durumlarla ilgili yönlendirmelerde bulundular. Çocuklarımıza da eğitim verdiler” diye konuştu. Büyükşehir'in düzenlediği etkinliklerden çok memnun olduğunu sözlerine ekleyen Ertuğrul, “Bu tür etkinlikler olduğunda her zaman katılacağız. Çünkü biz de bilgileniyoruz çocuklarımız da bilgileniyor” dedi. Velilerden Özlem Akbaş, Büyükşehir’in tüm çocuk kampüslerinden memnun olduğunu belirterek, “Bizim için de iyi oldu. Bu tür iş birliklerini hem seviyor hem de kaçırmıyoruz. Belediyemize de bizleri düşündüğü için çok teşekkürler” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Diş Kontrolü De Okul Hazırlığının Bir Parçası Olmalı! Haber

Diş Kontrolü De Okul Hazırlığının Bir Parçası Olmalı!

Diş çürüklerinin her zaman ağrıya yol açmadığına dikkat çeken Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bir çocuğun herhangi bir şikayetinin olmaması, ağız ve diş sağlığında sorun bulunmadığı anlamına gelmez. Ağrı ortaya çıktığında ise sorun daha ileri bir aşamaya ulaşmış olabilir.” dedi. Düzenli diş hekimi ziyaretlerinin çocukların klinik ortama alışmasını ve diş hekimi korkusunun azalmasını sağladığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şen, ailelerin ağız ve diş sağlığı kontrolünü okul hazırlık listesinin ayrılmaz bir parçası haline getirmesi önerdi. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, okul öncesinde çocukların ağız ve diş sağlığı kontrolünden geçirilmesinin önemi hakkında açıklamalarda bulundu. Okul başlamadan önce diş kontrolü ihmal edilmemeli! Yeni eğitim-öğretim dönemi yaklaşırken çocukların kırtasiye, kıyafet gibi okul ihtiyaçlarının tamamlandığını ancak çoğu zaman ağız ve diş sağlığı kontrolünün hazırlık listesi dışında kaldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Oysa okul öncesinde gerçekleştirilen rutin diş muayenesi, erken dönemde fark edilmeyen çürüklerin, diş eti sorunlarının, sürme bozukluklarının ve ağız alışkanlıklarının belirlenmesi açısından önem taşıyor.” dedi. Çocuklarda ağız ve diş sağlığının genel sağlık, beslenme, uyku ve okul performansıyla yakından ilişkili olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Aileler okul başlamadan önce diş kontrolünü ihmal etmemeli. Diş çürüğü başlangıç aşamasında her zaman ağrıya yol açmayabilir. Bir çocuğun herhangi bir şikayetinin olmaması, ağız ve diş sağlığında sorun bulunmadığı anlamına gelmez. Ağrı ortaya çıktığında ise sorun daha ileri bir aşamaya ulaşmış olabilir. Bu nedenle okul öncesi kontrol, olası problemlerin çocuk ağrı yaşamadan ve okul düzeni etkilenmeden değerlendirilmesine imkan verir. Ağız ve diş sorunlarının yalnızca ağızla sınırlı olduğu düşünülmemeli. Ağrı, çiğneme güçlüğü ve uykusuzluk çocuğun günlük yaşamını doğrudan etkileyebilir. Okul döneminde ortaya çıkan acil diş tedavisi ihtiyacı, çocuğun derslerden uzak kalmasına ve okul rutininde aksamalara da yol açabilir. Koruyucu yaklaşımın temel amacı, sorun büyümeden önlem almaktır.” açıklamasını yaptı. Süt dişleri ‘nasıl olsa düşecek’ diye ihmal edilmemeli! Toplumda süt dişlerinin geçici olduğu için tedavi edilmesine gerek bulunmadığı yönünde yanlış bir inanış olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Süt dişleri çocuğun sağlıklı beslenmesi, doğru çiğnemesi ve konuşma gelişimi açısından önemli görevler üstlenir.” dedi. Süt dişlerinin, daimi dişler için ağızda yer tuttuğunu ve onların doğru konumda sürmesine rehberlik ettiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Erken kaybedilen bir süt dişi, komşu dişlerin boşluğa kaymasına ve ilerleyen dönemde yer darlığına neden olabilir. Bu nedenle süt dişindeki çürük ‘nasıl olsa düşecek’ düşüncesiyle ertelenmemeli; çocuk diş hekimi tarafından değerlendirilmelidir.” diye konuştu. İlk diş hekimi ziyareti acil durumla başlamamalı! Çocuğun diş hekimiyle ilk karşılaşmasının ağrılı ve acil bir tedavi sırasında gerçekleşmesinin kaygıyı artırabileceğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Şen, rutin kontrollerin çocuğun klinik ortamına alışmasına da yardımcı olduğunu söyledi. “Çocuk diş hekimliğinde güven ilişkisi çok değerlidir.” diyen Şen, “Şikayet yokken yapılan kısa ve olumlu bir tanışma muayenesi, çocuğun diş hekimini korkulacak biri olarak değil, sağlığını koruyan bir kişi olarak tanımasını sağlar. Düzenli ziyaretler sayesinde çocuk hem ortamı tanır hem de ağız bakımının yaşam boyu sürdürülmesi gereken doğal bir sağlık alışkanlığı olduğunu öğrenir.” ifadelerini kullandı. Okul öncesi kontrolde nelere bakılıyor? Rutin diş muayenesinin yalnızca çürük kontrolünden ibaret olmadığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Muayenede çocuğun yaşına ve ihtiyacına göre; dişlerde başlangıç veya ilerlemiş çürük bulunup bulunmadığı, diş eti ve ağız içi dokuların durumu, süt ve daimi dişlerin sürme süreci, çiğneme ve kapanış ilişkisi, erken süt dişi kaybı veya yer darlığı riski, parmak emme, ağız solunumu, dudak ya da kalem ısırma gibi alışkanlıklar, diş fırçalama tekniği ve ağız bakım alışkanlıkları ve çocuğun çürük riskine göre koruyucu uygulama gereksinimleri göz önünde bulundurulur.” dedi. Her çocuğun ağız yapısının, beslenme alışkanlıklarının ve çürük riskinin farklı olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Şen, şunları söyledi: “Kontrol aralığı standart bir takvim yerine çocuk diş hekiminin bireysel değerlendirmesiyle belirlenmeli. Muayene sonucunda çocuğun yaşına ve çürük riskine göre florür uygulamaları, fissür örtücü gibi koruyucu işlemler veya ağız bakım eğitimi planlanabilir. Amaç yalnızca mevcut sorunu tedavi etmek değil, yeni sorunların oluşma riskini de azaltmaktır.” Diş fırçalama sorumluluğu küçük yaşta tamamen çocuğa bırakılmamalı! Okul öncesi çocukların el becerilerinin dişlerin tüm yüzeylerini etkili biçimde temizlemek için her zaman yeterli olmayabileceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocuğun kendi dişini fırçalamasına izin verilmeli, ancak son kontrol ve gerekli tamamlama ebeveyn tarafından yapılmalı.” dedi. Fırçalamanın bir görev ya da ceza gibi sunulmaması gerektiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Sabah ve akşam günlük rutinin doğal bir parçası haline getirilmeli. Yaşa uygun diş fırçası ve florürlü diş macunu seçimi çocuk diş hekiminin önerisi doğrultusunda yapılmalı. Kullanılan macun miktarı çocuğun yaşına göre düzenlenmeli.” şeklinde konuştu. Diş hekimi korkusunu artıran cümlelerden kaçının! Muayene öncesinde ebeveynlerin kullandığı dilin çocuğun yaklaşımını etkilediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Şen, “‘Korkma, acımayacak, iğne yapılmayacak’ gibi cümleler iyi niyetli olsa da çocuğun zihninde ağrı ve korku çağrışımı oluşturabilir.” uyarısını yaptı. Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Çocuğa ‘dişlerini saydıracağız, dişlerinin sağlıklı büyümesine yardımcı olacağız’ gibi sade ve olumlu ifadeler kullanılabilir. Geçmişte yaşanan olumsuz diş hekimi deneyimlerinin çocuğun yanında anlatılmaması da önemlidir. Muayeneyi sürpriz bir olay haline getirmek yerine kısa, dürüst ve yaşına uygun biçimde açıklamak çocuğun güvenini destekler.” önerisinde bulundu. Ağız ve diş sağlığı kontrolü okula hazırlık listesinin bir parçası olmalı! Okul öncesinde yapılacak kısa bir kontrolün, dönem içinde yaşanabilecek daha kapsamlı sorunların önüne geçebileceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Şen, sözlerini şöyle tamamladı: “Sağlıklı dişler; rahat çiğneme, kaliteli uyku, anlaşılır konuşma ve özgüvenli bir gülümseme için önemlidir. Ailelerin okul hazırlığı yaparken ağız ve diş sağlığını da bu sürecin ayrılmaz bir parçası olarak görmesini öneriyoruz. Çocuklarda hedef, ağrı başladığında müdahale etmek değil; düzenli kontrol ve doğru alışkanlıklarla ağız sağlığını korumaktır.” Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.91996 Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Erken Doğum ve Düşük Doğum Ağırlığı Diş Sağlığını Nasıl Etkiliyor? Haber

Erken Doğum ve Düşük Doğum Ağırlığı Diş Sağlığını Nasıl Etkiliyor?

Diş çürükleri yalnızca ağız sağlığını değil; çocukların büyüme ve gelişimini, yaşam kalitesini ve psikolojik durumunu da etkileyebiliyor. Çürük oluşumunda yetersiz ağız hijyeni ve beslenme alışkanlıklarının yanı sıra, çocuğun doğum özellikleri ve erken dönemde yaşadığı bazı sağlık sorunları da rol oynayabiliyor. Erken doğum ve düşük doğum ağırlığının, diş minesinin gelişimindeki bazı bozukluklarla ilişkili olabileceği belirtiliyor… Düşük Doğum Ağırlığı, Dişlerin Kesinlikle Çürüyeceği Anlamına Gelmiyor Erken doğan veya düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelen çocuklarda diş gelişiminin bazı yönlerden etkilenebileceğini belirten Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, doğum ağırlığının tek başına çürük nedeni olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Dt. Nurgül Demir, konuya ilişkin değerlendirmesinde şöyle diyor: “Erken doğum veya düşük doğum ağırlığı, çocuğun ilerleyen dönemde mutlaka diş çürüğü yaşayacağı anlamına gelmez. Ancak bu çocuklarda diş minesinin gelişiminde bazı bozukluklarla karşılaşma ihtimali artabilir. Mine yapısındaki değişiklikler, dişlerin dış etkenlere karşı daha hassas hale gelmesine neden olabilir. Bu nedenle çocuğun ağız ve diş sağlığının erken dönemden itibaren takip edilmesi oldukça önemlidir.” Erken Doğum Diş Minesinin Gelişimini Etkileyebiliyor Diş minesi, dişlerin ağız ortamındaki dış etkenlere karşı korunmasında önemli bir role sahip. Prematüre bebeklerde doğum öncesi ve sonrasında yaşanan bazı sistemik sorunların yanı sıra mineral ve kalsiyum metabolizmasındaki değişikliklerin de mine gelişimini etkileyebileceği ifade ediliyor. Mine gelişimindeki bozukluklar, diş yüzeylerinin daha düzensiz veya hassas bir yapıya sahip olmasına ve plak birikiminin kolaylaşmasına zemin hazırlayabiliyor. Bu durum, uygun ağız bakımının sağlanmadığı durumlarda çürük riskini artırabilecek faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor. Gece Biberonu ve Beslenme Alışkanlıklarına Dikkat Erken doğan bebeklerde beslenme güçlükleri nedeniyle biberon kullanımının daha uzun süre devam edebildiğine dikkat çeken Dt. Nurgül Demir, özellikle gece beslenmesinin ağız ve diş sağlığı açısından önem taşıdığını belirtiyor. Dt. Demir, “Bebeğin biberonla uyuması ve özellikle şeker içeren sıvıların gece boyunca dişlerle temas etmesi, erken çocukluk çağı çürükleri açısından önemli bir risk oluşturabilir. Bu nedenle yalnızca ne tüketildiğine değil, beslenmenin sıklığına, zamanlamasına ve sonrasında ağız bakımının nasıl yapıldığına da dikkat edilmelidir” ifadelerini kullanıyor. İlk Dişin Sürmesiyle Birlikte Koruyucu Diş Hekimliği Başlamalı Erken çocukluk çağı çürüklerinin tek bir nedene bağlı olmadığına vurgu yapan Dt. Nurgül Demir, genetik yatkınlık, beslenme alışkanlıkları, ağız hijyeni ve çocuğun genel sağlık durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Dt. Demir sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle erken doğan veya düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelen çocuklarda ağız ve diş sağlığı takibi bireyselleştirilmelidir. İlk süt dişlerinin sürmesiyle birlikte düzenli ve doğru ağız bakımının başlatılması, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması ve çürük riskinin değerlendirilmesi koruyucu diş hekimliğinin temel adımlarındandır. İlk diş hekimi ziyaretinin de ilk dişin sürmesiyle birlikte gerçekleştirilmesini öneriyoruz.” Amaç Çürüğü Tedavi Etmek Değil, Oluşmasını Önlemek Uzmanlar, erken doğum veya düşük doğum ağırlığı öyküsü bulunan çocuklarda ebeveynlerin endişeye kapılmak yerine koruyucu yaklaşımlara odaklanmasının önemine dikkat çekiyor. Düzenli diş hekimi kontrolleri, doğru ağız hijyeni, dengeli beslenme ve uygun beslenme alışkanlıklarının erken dönemde oluşturulması, çocukların ilerleyen yaşlarda daha sağlıklı bir ağız ve diş yapısına sahip olmasına katkı sağlayabiliyor. Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, “Ebeveynlerin burada temel hedefi, herhangi bir sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine, çocuğun ilk dişlerinden itibaren koruyucu bir ağız sağlığı rutini oluşturmak olmalı” diyerek sözlerini tamamlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuklarda Ağız ve Diş Sağlığında Doğru Alışkanlıkların Önemi Haber

Çocuklarda Ağız ve Diş Sağlığında Doğru Alışkanlıkların Önemi

Çocuklarda diş fırçalama yalnızca ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik bir rutin olarak değerlendirilmemelidir. Diş fırçalama, çocukluk döneminden itibaren önem arz eden, diş tedavilerinin ilk adımıdır. Düzenli ve doğru şekilde idame ettirilen ağız bakımı alışkanlıkları, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek birçok problemin önlenmesine yardımcı olur. İlk süt dişleri genellikle bebekliğin 6–12. ayları arasında çıkmaya başlar. Bu dönemden itibaren ağız hijyeni rutinleri bir alışkanlık olarak devam ettirilmelidir. Ortalama 2,5–3 yaş civarında tamamlanan 20 süt dişi, düzenli olarak temizlenmediğinde çürük ve enfeksiyon açısından ciddi risk oluşturabilir. Süt dişleri nasıl olsa değişecek düşüncesi doğru değildir. Süt dişlerinin sağlıklı olması; çocuğun beslenmesi, konuşma gelişimi, çene gelişimi ve ileride çıkacak olan daimi dişlerin sağlıklı sürmesi ve dizilimi açısından büyük önem taşır. Çocuklarda diş fırçalama alışkanlığı nasıl kazandırılmalı? Çocukların alışkanlık kazanmasında ebeveynlerin rolü çok büyük. Çocuklar özellikle erken yaşlarda ailelerini gözlemleyerek öğrenir. Bu nedenle anne ve babaların diş fırçalamayı birlikte yapılan keyifli bir rutin haline getirmesi önemlidir. Diş fırçalama bir zorunluluk veya ceza gibi değil, günlük yaşamın doğal bir parçası olarak aktarılmalıdır. Ebeveynlerin bu sürece aktif katılım göstermesi, çocukların ağız bakımını benimsemesini ve sürdürülebilir bir alışkanlık haline getirmesine yardımcı olur. Daimi dişlerin tamamlandığı zamana kadar, dişler mutlaka ebeveyn kontrolünde fırçalamalıdır. Süt dişlerinin yerlerin daimi dişlere bırakmaya başladığı karma dişlenme dönemlerinde, yeterli ağız hijyeninin sağlanması ve dişlerin sürmelerini sağlıkla tamamlaması ilerleyen dönemlere taşınabilecek büyük problemlerin önlenebilmesi için önemlidir. Çocuklarda diş macunu kullanımı nasıl olmalı? Çocuklarda kullanılan diş macununun miktarı yaşa göre belirlenmelidir. 3 yaşına kadar pirinç tanesi büyüklüğünde, 3–6 yaş arasında ise bezelye tanesi büyüklüğünde diş macunu kullanılması önerilir. Dişlerin günde iki kez, doğru teknikle fırçalanması ağız ve diş sağlığının temelini oluşturur. Bunun yanında düzenli diş hekimi kontrolleri de erken dönemde oluşabilecek problemlerin ilerlemeden tespit edilmesi açısından önemlidir. Probiyotiklerin ağız ve diş sağlığı üzerinde nasıl bir etkisi bulunuyor? Dünya Sağlık Örgütü probiyotikleri, “yeterli miktarda alındığında sağlık yararı sağlayan canlı mikroorganizmalar” olarak tanımlıyor. Güncel araştırmalar, belirli probiyotik suşlarının diş çürüğüne neden olan bazı bakterilerin seviyesini azaltabileceğini gösteriyor. Bunun yanında probiyotiklerin tükürük akış hızını artırması, tükürüğün pH dengesini ve tamponlama kapasitesini desteklemesi, ağız ortamının çürüğe karşı daha dirençli hale gelmesine katkı sağlayabiliyor. Ancak probiyotiklerin diş fırçalama ve düzenli ağız bakımının yerine geçmediğini özellikle belirtmek gerekir. Sağlıklı bir ağız için temel yaklaşım; doğru fırçalama, dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleridir. Diş sağlığı ile genel sağlık arasında nasıl bir ilişki bulunuyor? Ağız sağlığı, vücudun genel sağlığından bağımsız olarak değerlendirilmemelidir. Diş enfeksiyonlarının önlenmesi yalnızca ağız ve diş sağlığı açısından değil, genel sağlık açısından da önem taşır. Düzenli diş fırçalama, diş eti problemlerinin ve enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olur. Ağızda oluşan enfeksiyonların kontrol altında tutulması, özellikle kalp sağlığı gibi hayati önem taşıyan durumlar açısından da önemlidir. Çocuklarda ekran karşısında yemek yemek neden risk oluşturuyor? Günümüzde tablet ve telefon kullanımı çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası haline geldi. Ancak ekran karşısında yemek yemek, ağız ve diş sağlığı açısından göz ardı edilmemesi gereken riskler oluşturabiliyor. Ekran karşısında yemek yerken çiğneme süresi istemsiz olarak uzayabilir veya çocuklarda gıdaları ağız içerisinde bekletme alışkanlığı gelişebilir. Özellikle karbonhidrat ve şeker içeren besinlerin ağızda uzun süre kalması, çürük oluşum riskini artırabilir. Ayrıca ekran karşısında yemek sırasında çocuğun yemeğe odaklanmaması, ağız açık şekilde yemek yeme alışkanlığı kazanmasına sebebiyet vererek çenelerin gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ekran kullanımında duruş bozuklukları da çocukların ağız ve diş gelişimini etkileyebilir mi? Evet, uzun süre tablet veya telefon kullanımı sırasında oluşan duruş bozuklukları çocukların gelişimini etkileyebilir. Özellikle cihazların göz hizasının altında tutulması, başın sürekli öne eğik pozisyonda kalmasına neden olur. Bu durum zaman içerisinde boyun postürünü, solunum fonksiyonlarını ve çene gelişimini etkileyebilir. Çocuklarda uzun süreli yanlış duruş alışkanlıkları, çene eklemi sağlığı açısından da risk oluşturabilir. Çene eklemi ve ağız solunumu açısından aileler nelere dikkat etmeli? Diş sıkma, travmalar ve postür bozuklukları çene eklemi problemlerinde sık karşılaşılan nedenler arasında yer alıyor. Zaman içerisinde çene hareketlerinde kısıtlılık, çiğneme sırasında zorlanma veya eklemden ses gelmesi gibi belirtiler görülebiliyor. Bunun yanında uzun süreli ekran kullanımı bazı çocuklarda ağızdan nefes alma alışkanlığını da tetikleyebilir. Ağızdan nefes alma; dilin doğru pozisyonda konumlanmasını engelleyerek üst çene gelişimini etkileyebilir. Erken dönemde fark edilmeyen bu durumlar, ilerleyen süreçte çene darlıkları, kapanış bozuklukları ve yüz gelişimiyle ilgili problemlere yol açabilir. Bu nedenle çocukların yalnızca diş sağlığı değil, nefes alma şekli, duruşu ve genel ağız gelişimi de bütüncül olarak değerlendirilmelidir. Ebeveynlere son olarak ne önerirsiniz? Çocuklarda sağlıklı bir ağız yapısının temeli erken yaşlarda atılır. Düzenli diş fırçalama, doğru ürün kullanımı, dengeli beslenme, ekran kullanım alışkanlıklarının kontrol edilmesi ve düzenli diş hekimi kontrolleri çocukların yaşam boyu ağız sağlığını destekleyecek olan ilk ve en önemli adımlardır. Ağız ve diş sağlığı yalnızca estetik bir konu değil; çocuğun genel sağlığının, gelişiminin ve yaşam kalitesinin önemli bir parçasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ağız Sağlığı Her Yaşta Önemli! Haber

Ağız Sağlığı Her Yaşta Önemli!

20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında açıklamalar yapan Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, süt dişlerinden ergenliğe, yetişkinlikten yaşlılığa kadar her dönemde ağız bakımının büyük önem taşıdığını vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, Dünya Diş Hekimleri Birliği tarafından bu yıl ki teması ‘Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ olarak belirlenen 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında, tüm yaşam boyunca korunması gereken alışkanlıklar ve farklı yaş dönemlerine göre dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi. Süt dişleri, kalıcı dişler ve gelişim için önemli! Süt dişlerinin sağlığı neden önemli olduğu konusuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Süt dişleri 6. aydan başlayarak 12 yaşa kadar ağızda kalır.” dedi. Bu uzun zaman aralığında süt dişlerinin pek çok farklı konuda bireye hizmet ettiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Gıdaların çiğnenmesini sağlayarak çocuğun beslenmesini ve büyümesini destekler. Kalıcı dişler için yer tutar, onların doğru pozisyonda çıkmasını sağlar. Konuşma gelişimini destekler, seslerin doğru telaffuzuna yardımcı olur. Çene kemiklerinin ve dental arkın gelişimini stimüle eder. Estetik görünüm ve çocuğun özgüvenini olumlu etkiler. Süt dişlerinin erken kaybı komşu dişlerin devrilmesine dolayısıyla alttaki daimi dişin yerinde sürememesine veya yanlış pozisyonda sürmesine neden olabilir.” açıklamasını yaptı. Karyojenik gıdalar, erken yaşta sınırlanmalı! Doğru beslenmenin küçük yaşta kazandırılmasının önemine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Karyojenik gıda tanımı iyi öğrenilmeli. Karyojenik gıda; diş çürüğüne yol açabilen yiyecek ve içeceklerin tamamını ifade eder.” dedi. Diş çürüğüne yalnızca şekerli gıdaların neden olmadığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Kraker, cips, beyaz ekmek veya tuzlu kurabiye gibi nişastalı ve ağızda kolay yapışan gıdalar da dişler üzerinde uzun süre kalarak çürük oluşumuna katkıda bulunabilir. Bu nedenle ara öğünlerde tüketilen bu tür yiyeceklerin sıklığını azaltmak önemlidir. Bunun yerine elma, havuç gibi lifli gıdalar tercih edilmesi hem ağız temizliğine yardımcı olur hem de dişlerin daha sağlıklı kalmasına katkı sağlar. Çocuğumuzu alıkoyamıyorsak da tükürük akışının yoğun olduğu ana öğünlerden sonra vermeli, gün içinde karyojenik gıdalarla sık sık atıştırmasına izin vermemeli böylece maruziyet sıklığını azaltmalıyız.” şeklinde konuştu. Ergenlik döneminde hormonal değişimler, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkiliyor! Ergenlik döneminde hormonal değişimler, özellikle östrojen, progesteron ve testosteron seviyelerindeki artışın, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkilediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu değişiklikler diş etlerini daha hassas hale getirerek iltihaplanma riskini artırır. Hormonlar diş etlerindeki kan akışını artırır, bu da plak ve bakterilere karşı anormal reaksiyonlara yol açar. Diş etleri şişer, kızarır, parlaklaşır ve kolay kanar; ‘ergenlik gingiviti’ olarak bilinen bu durum yaygındır. Ergenlik döneminde tükürük akışı azalarak çürük riskini yükseltir ve plak birikimini kolaylaştırır. Düzenli fırçalama, diş ipi kullanımı ve profesyonel kontrollerle etkiler minimize edilebilir. Hormonal dalgalanmalar sırasında ağız hijyeni kritik önem taşır.” Diş ve çene bozuklukları erken düzeltilmeli! Diş teli ve diğer ortodontik tedavilerin zamanında uygulanması gerektiğini de hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocukluk döneminde ortaya çıkabilecek çene ve diş gelişim bozukluklarının erken dönemde fark edilip düzeltilmesi açısından önem taşır. Ağız solunumu, uzun süre emzik kullanımı veya parmak emme gibi alışkanlıklar dişlerin dizilişini ve çene gelişimini olumsuz etkileyerek çapraşıklıklara yol açabilir. Ayrıca süt dişlerinin erken kaybı sonucunda oluşan dişsiz boşluklar da dişlerin yer değiştirmesine ve ark yapısının bozulmasına neden olabilir. Bu nedenle bu tür durumlarda erken dönemde uygulanan koruyucu veya önleyici ortodontik tedaviler büyük önem taşır.” İhmal edilen ağız bakımı, yetişkinlikte de diş sorunlarına yol açar! Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz ise yetişkinlik döneminde ağız bakımının ihmal edilmesinin, düzensiz diş hekimi kontrollerinin ve bazı sistemik faktörlerin çeşitli diş ve diş eti problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabileceğine dikkat çekti. Yetişkinlerde en sık karşılaşılan diş sorunlarını açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Diş çürükleri, diş eti hastalıkları, diş eti çekilmesi, diş hassasiyeti, diş aşınmaları ve ağız kokusu (halitozis) sıklıkla karşılaşılan sorunlar arasında. Ağız ve diş sağlığımızı korumak için, dişler günde en az iki kez doğru teknikle fırçalanmalı, diş ipi veya ara yüz temizleyicileri düzenli kullanılmalı, şekerli ve asitli gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı, en az 6 ayda bir diş hekimi kontrolü yapılmalıdır.” dedi. Ağız sağlığı, bakım kadar hormon, stres ve beslenmeyle de ilgili! Ağız ve diş sağlığının, yalnızca ağız bakım alışkanlıklarıyla değil; hormonal değişimler, psikolojik durum ve beslenme düzeni gibi birçok faktörle yakından ilişkili olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, şunları söyledi: “Özellikle hamilelik dönemi, yoğun stres ve dengesiz beslenme alışkanlıkları ağız sağlığını doğrudan etkileyebilen önemli etkenler arasında yer alır. Hamilelik döneminde vücutta meydana gelen hormonal değişiklikler diş eti dokularını daha hassas hale getirebilir. Mide bulantısı ve kusma gibi durumlar da ağız içi asit seviyesini artırarak diş minesinde aşınmaya neden olabilir. Yoğun stres, ağız ve diş sağlığını hem doğrudan hem de dolaylı olarak etkileyebilir. Stres altında bazı bireylerde diş sıkma ve gıcırdatma (bruksizm) alışkanlığı gelişebilir. Bu durum dişlerde aşınmaya, çene ekleminde ağrıya ve baş ağrılarına yol açabilir. Ayrıca stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak diş eti hastalıklarına yatkınlığı artırabilir. Stresli dönemlerde ağız bakımının ihmal edilmesi ve düzensiz beslenme alışkanlıkları da ağız sağlığını olumsuz etkileyen faktörler arasında yer alır. Beslenme düzeni ağız ve diş sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar. Özellikle şekerli ve rafine karbonhidrat içeren gıdaların sık tüketilmesi, ağız içindeki bakterilerin asit üretimini artırarak diş çürüğü oluşumuna zemin hazırlar. Buna karşılık; kalsiyum, fosfor ve vitamin açısından zengin besinler diş ve kemik dokusunun sağlığını destekler. Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, balık ve kuruyemişler diş sağlığı açısından faydalı besinler arasında yer alır. Ayrıca yeterli su tüketimi ağız içi temizliğin desteklenmesine ve tükürük üretiminin artmasına yardımcı olur.” Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde büyük önem taşır! Yaşlanma sürecinin, vücudun birçok sisteminde olduğu gibi ağız ve diş sağlığında da çeşitli değişikliklere neden olabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “İleri yaşlarda diş kaybı, ağız kuruluğu ve protez kullanımı daha sık görülür. Bunun temel nedeni, yıllar içinde biriken ağız sağlığı problemleri, sistemik hastalıklar ve kullanılan ilaçların ağız dokuları üzerindeki etkileridir.” dedi. Yaşlılık döneminde ağız sağlığını korumak için önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde olduğu gibi özel fizyolojik veya yaşam tarzı değişikliklerinin yaşandığı dönemlerde de büyük önem taşır. Bu süreçte ağız bakımına özen göstermek, olası diş ve diş eti problemlerinin önlenmesine yardımcı olur. Ağız sağlığını korumak için; dişler günde en az iki kez, uygun teknikle ve florür içeren diş macunu kullanılarak fırçalanmalıdır. Diş fırçasının ulaşamadığı bölgelerde biriken plak ve gıda artıklarının uzaklaştırılması için diş ipi veya ara yüz fırçaları kullanılmalı. Şekerli ve asitli gıdaların sık tüketiminden kaçınılmalı. Su tüketimi ağız içinin nemli kalmasına yardımcı olur ve bakterilerin oluşturduğu asitlerin etkisini azaltır. Olası diş ve diş eti hastalıklarının erken dönemde tespit edilebilmesi için düzenli diş hekimi kontrolleri ihmal edilmemeli.” ifadelerini kullandı. Doğal dişler ile protez ihtiyacı arasında denge önemli! Ağız ve diş sağlığında temel amacın, mümkün olduğunca doğal dişlerin korunması ve ağız fonksiyonlarının sürdürülebilir şekilde devam ettirilmesi olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz “Ancak çeşitli nedenlerle diş kaybı meydana geldiğinde, çiğneme fonksiyonunun ve estetiğin yeniden sağlanabilmesi için diş protezleri önemli bir tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkar.” dedi. Bu nedenle tedavi planlamasında doğal dişlerin korunması ile protez kullanımının gerekliliği arasında doğru bir denge kurulmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Protez tedavileri; hareketli protezler, sabit köprü protezleri veya implant destekli protezler şeklinde planlanabilir. Tedavi seçeneği belirlenirken hastanın ağız içi durumu, kemik yapısı, mevcut dişlerin sağlığı ve genel sağlık durumu dikkate alınır.” açıklamasını yaptı. Ağız sağlığına gösterilen özen, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın anahtarı! Yaşam boyu ağız sağlığını korumak için temel üç alışkanlığın düzenli ve doğru ağız bakımı, dengeli ve sağlıklı beslenme ile düzenli diş hekimi kontrolleri olduğunu yineleyen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu yıl için belirlenen ‘mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ teması; ağız ve diş sağlığının yalnızca estetik bir gülüşten ibaret olmadığını, genel sağlığın önemli bir parçası olduğunu vurgular. Sağlıklı dişler ve diş etleri, doğru beslenme, rahat konuşma ve güçlü bir yaşam kalitesi için temel bir rol oynar. Düzenli ağız bakımı ve diş hekimi kontrolleri sayesinde yalnızca ağız hastalıkları değil, genel sağlık üzerinde de olumlu bir etki sağlanabilir. Bu nedenle ağız sağlığına gösterilen özen, daha sağlıklı, konforlu ve mutlu bir yaşamın önemli bir adımıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayramda Yapışkan Şekerlere Dikkat! Haber

Bayramda Yapışkan Şekerlere Dikkat!

Şekerlemelerin dişler üzerindeki etkisinin, türüne ve ağızda kalma süresine bağlı olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Elanur Kök, “Tatlılar arasında dişler için en riskli olanlar; lokum, karamelli şeker ve jelibon gibi ağızda uzun süre kalan yapışkan şekerlerdir. Çikolata daha kısa sürede eridiği için nispeten daha az riskli sayılır” dedi. Çocukların diş yapısı yetişkinlere göre daha hassas olduğu için şekerli yiyeceklerden daha hızlı etkilenebilir. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Elanur Kök, “Çocukların dişlerinin dış tabakası olan mine yetişkinlere göre daha ince, iç kısmı olan dentin ise daha yumuşaktır. Bu yapı nedeniyle şekerli yiyecekler çocuk dişlerinde daha hızlı etki gösterebilir ve çürük oluşma ihtimali artabilir. Ayrıca çocukların ağız hijyeni alışkanlıkları henüz tam oturmadığı için diş yüzeyinde kalan şeker, bakteriler için uygun bir ortam oluşturabilir. Bu nedenle aynı miktarda şeker tüketildiğinde yetişkin dişleri daha dayanıklı kalabilirken çocuk dişleri daha hızlı zarar görebilir” bilgilerini verdi. Florürlü diş macunu kullanılmalı Bayramda artan tatlı tüketimine dikkat çeken Kök, “3-4 günlük bayram sürecinde yoğun tatlı tüketimi tek başına hemen çürük oluşturmaz. Çürük gelişimi genellikle haftalar veya aylar içinde başlar. Ancak tatlılardan sonra dişler fırçalanmaz ve şeker ağızda uzun süre kalırsa çürük riski artar. Bayramda çocukların dişlerini korumak için ailelerin dikkat etmesi gerekenler; çocukların tatlılardan sonra ağzını suyla çalkalamasını sağlamak, günde en az iki kez özellikle yatmadan önce dişlerini fırçalatmak, tatlıları ana öğünlerle birlikte vermek, gece şeker vermekten kaçınmak, florürlü diş macunu kullanmak ve yapışkan şekerleri sınırlamak olarak sıralanabilir” dedi. 6-12 yaş grubunda risk daha fazla Diş sağlığı açısından en riskli yaş grubuna dikkat çeken Kök, “Diş sağlığı açısından en riskli yaş grubu 6-12 yaş arasındaki çocuklardır. Bu dönemde hem süt hem de kalıcı dişler bulunur ve kalıcı dişler yeni çıkmaya başladığı için yapıları daha hassas olabilir. Ortodontik tedavi gören veya daha önce çürük geçmişi olan çocuklarda da çürük gelişme riski daha yüksek olabilir. Ayrıca çocukların tatlıyı ödül gibi bir alışkanlık haline getirmemesi önemli. Düzenli diş hekimi kontrolleri de çürüklerin erken fark edilmesi ve önlenmesi açısından kıymetli” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Diş Sağlığınız İçin Bunlara Dikkat Edin!  Haber

Diş Sağlığınız İçin Bunlara Dikkat Edin! 

Fark edilmeden yapılan diş sıkma ve gıcırdatma davranışı tedavisinde hangi yöntemin kullanılması gerektiği sorusuna değinen Restoratif Diş Tedavisi Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, “Bu sorunda en ideal yaklaşımı gece plağı ve masseter botoksunun birlikte uygulanmasıdır.” dedi. Öte yandan evde karbonat, limon veya bilinmeyen kimyasallarla yapılan diş beyazlatma girişimlerinin ciddi hasarlara yol açabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, diş minesinin aşınması ve hassasiyetin bu yöntemlerin en sık görülen sonuçları arasında yer aldığını aktardı. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Restoratif Diş Tedavisi Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, bruksizm tedavisinde gece plağı ve masseter botoksunun birlikte kullanımının önemi, evde bilinçsiz diş beyazlatma yöntemlerinin zararları ve diş sağlığıyla ilgili doğru bilinen yanlışlar hakkında açıklamalarda bulundu. Bruksizmde en ideal yaklaşım kombinasyon tedavisi! Diş hekimliği pratiğinde hastalardan en sık gelen sorulardan birinin ‘Bruksizm için botoks mu yaptırmalıyım, yoksa gece plağı mı kullanmalıyım?’ olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, “Bruksizm; kişinin uyku sırasında farkında olmadan yaptığı diş sıkma ve gıcırdatma davranışıdır. Zamanla dişlerde aşınmaya, çene ekleminde ağrıya, baş ve boyun bölgesinde gerginliğe yol açabilir.” dedi. Tedavi edilmediğinde hem diş yapısını hem de çene eklemini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Turan, tedavi yöntemleri arasında yer alan gece plağı ve masseter botoksu hakkında bilgi verdi: “Gece plağı, dişler için koruyucu bir apareydir. Diş sıkma kuvvetini tamamen durdurmaz, ancak dişlerin aşınmasını önler. Çene eklemine binen yükü azaltarak koruyucu bir görev üstlenir. Yani gece plağı, dişleri fiziksel olarak korur. Masseter botoksu ise çiğneme kasına uygulanır. Kasın aşırı gerginliğini azaltır, çene kaslarını rahatlatır. Baş, boyun ve çene ağrılarının hafiflemesine yardımcı olur. Ancak botoks, dişleri fiziksel olarak koruyan bir yöntem değildir. Bu nedenle kombinasyon tedavisi en ideal yaklaşımdır. Gece plağı dişleri korur, masseter botoksu kas aktivitesini azaltır. Bu iki yöntem birlikte uygulandığında hem dişler hem de kaslar daha etkili şekilde korunur.” Evde bilinçsiz uygulanan diş beyazlatma yöntemlerinden kaçınılmalı! Bruksizm ve çene sağlığı kadar önemli bir diğer konunun da diş estetiği olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, “Özellikle son yıllarda evde doğal yöntemlerle diş beyazlatma oldukça yaygınlaştı. Ancak bu yöntemlerin çoğu sanıldığı kadar masum değil.” dedi. Hastalarımızdan en sık duyulan yöntemlerden birinin karbonat ile fırçalamak olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Turan, “İlk etapta dişler daha beyaz görünebilir, ancak uzun vadede; diş minesini aşındırır, alttaki dentin tabakası açığa çıkar, dişlerde sararma ve hassasiyet gelişir. Sirke ve limon ise asidik yapıları nedeniyle mine tabakasını yumuşatır, diş yüzeyinde aşınmaya yol açar ve kalıcı hassasiyet oluşturabilir. Kontrolsüz kullanılan hidrojen peroksit ve bilinmeyen kimyasallar gibi maddeler diş etlerinde kimyasal yanıklara, dişlerde aşırı hassasiyete neden olabilir. Evde bilinçsiz diş beyazlatma yöntemlerinden kesinlikle kaçınılmalıdır.” uyarısında bulundu. Diş sağlığı hakkında her duyduğunuz doğru olmayabilir! Günlük hayatta diş sağlığıyla ilgili pek çok bilgiyle karşılaştığımıza dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, bu bilgileri ve doğru olup olmadıklarını paylaşarak sözlerini şöyle tamamladı: “Diş fırçalarken kanıyorsa fırçalamayı bırakmalıyım” – Yanlış “Amalgam dolgular herkeste sürekli cıva salar ve zararlıdır” – Yanlış “Diş sıkma ve gıcırdatma stres kaynaklı olabilir” – Doğru “Diş çürükleri erken dönemde ağrı yapmadan ilerleyebilir” – Doğru “Her diş ağrısında mutlaka kanal tedavisi gerekir” – Yanlış “Diş eti hastalığı tedavi edilmezse diş kaybına yol açabilir” – Doğru “Karbonat ve limon dişleri beyazlatır” – Yanlış, kesinlikle yapılmamalı “Şikâyet olmasa bile yılda iki kez diş hekimine gidilmeli” – Doğru “Hamilelikte diş tedavileri kesinlikle yapılamaz” – Yanlış “Tütün kullanımı diş eti hastalığı ve implant başarısızlığı riskini artırır” – Doğru

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.