Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dış Ticaret

Kapsül Haber Ajansı - Dış Ticaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dış Ticaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İhracat ve Lojistik Sektörleri LOGISTECH’te Buluşuyor Haber

İhracat ve Lojistik Sektörleri LOGISTECH’te Buluşuyor

8 bin 500 yıllık liman ve ticaret kenti olan İzmir, 7-9 Ekim 2026 tarihlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH – 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı’nda ihracat ve lojistik sektörlerinin büyük buluşmasına ev sahipliği yapacak. LOGISTECH Fuarı’yla ilgili Ege İhracatçı Birlikleri’nde Basın Toplantısı düzenlendi. Toplantıda Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü Lojistik ve Taşımacılık Hizmetleri Daire Başkanı Mehmet Serkan Buralı, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk ve İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu lojistik sektörüyle ihracat arasındaki güçlü bağlara dikkat çektiler. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Jeopolitik risklerin, savaşların, ticaret yollarında yaşanan kırılmaların, navlun maliyetleri, korumacılık politikaları, yeşil dönüşüm ve karbon düzenlemelerinin artık üretim kadar, ürünün hangi rotayla ve hangi maliyetle pazara ulaştığını da belirleyici hale geldiğine dikkati çekti. “Bu nedenle LOGISTECH gibi sektörün tüm taraflarını bir araya getiren organizasyonları son derece önemsiyoruz” şeklinde konuşan Öztürk, “İzmir, Türkiye’nin üretim ve ihracat ekosisteminde yalnızca güçlü bir sanayi merkezi değil; aynı zamanda liman altyapısı, lojistik kapasitesi ve stratejik coğrafi konumuyla ülkemizin dış ticaret trafiğindeki en kritik merkezlerden birisi. İzmir’in liderlik ettiği Ege Bölgesi’nin yıllık 44 milyar dolara yaklaşan ihracatı var. Demir ve demir dışı metallerden gıdaya, kimyadan hazır giyime, yenilenebilir enerji ekipmanlarından tarıma lojistik sektörlerine kadar çok güçlü bir üretim ekosistemine sahibiz” diye konuştu. İzmir’in sahip olduğu 16 limanla Türkiye’de elleçlenen toplam yükün yaklaşık yüzde 17’sini, konteyner yüklerinin ise yüzde 15’ini gerçekleştirdiğini vurgulayan Öztürk, İzmir’in mevcut potansiyelinin tamamını kullanamadığını, Alsancak Limanı, Aliağa–Nemrut Limanlar Bölgesi ve Çandarlı Limanının birlikte ele alınarak İzmir için lojistik master planı oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. İzmir limanlarının işlem hacimlerindeki değişime temas eden Öztürk, “Bir dönem ihracatımızın yaklaşık yüzde 60’ı Alsancak Limanı'ndan, yüzde 40’ı diğer limanlardan gerçekleşirken bugün tablo tersine dönmüş durumda. Aliağa limanları ihracatımızın yaklaşık yüzde 70–75’ini taşırken Alsancak Limanı’nın payı yüzde 25 seviyelerine geriledi. Bu nedenle Alsancak Limanı’nın modernizasyonunu; yüksek kapasiteli ekipman yatırımları, dijital liman uygulamaları, liman sahası verimliliği ve kara–demir yolu bağlantılarının geliştirilmesiyle birlikte ele almalıyız. Aliağa–Nemrut Havzası ise Ege Bölgesi açısından vazgeçilmez bir lojistik merkez haline geldi” dedi. İzmir limanlarıyla OSB’ler arasında demiryolu bağlantısının kurulmasını İzmir'in gelecek 20–30 yıllık lojistik vizyonunun temel yatırımlarından biri olarak gördüklerini kaydeden Öztürk, şöyle devam etti; “Bugün ihracatçımız ürününü organize sanayi bölgesinden limana büyük ölçüde TIR ile taşımak zorunda kalıyor. Bu durum lojistik maliyetleri artırdığı gibi liman çevresinde trafik yoğunluğuna ve daha yüksek karbon emisyonuna neden oluyor. Aliağa–OSB demiryolu aksının güçlendirilmesi, Alsancak Limanı ile Kemalpaşa Lojistik Merkezi arasındaki bağlantının etkin hale getirilmesi, Çandarlı Limanı için demiryolu entegrasyonunun planlanması, Aydın–Denizli–Manisa sanayi koridorunun limanlara demiryoluyla bağlanması öncelikli yatırım başlıklarımız arasında olmalıdır. Demiryolunun yük taşımacılığındaki payını yüzde 5 seviyelerinden yüzde 20’lere doğru çıkaracak bir dönüşümü gerçekleştirmeden Ege Bölgesi'nin lojistik rekabet gücünde kalıcı bir sıçrama yaratmamız kolay değil. Bu noktada, İzmir Valiliği, EBSO, İZTO ve Birliğimiz ortaklığında kurulan Kemalpaşa Lojistik Merkezi’ni de İzmir’in lojistik geleceğinin en stratejik yatırımlarından biri olarak görüyoruz. Alsancak ve Aliağa limanlarıyla bağlantısı, karayolu ve demiryolu altyapısına erişimi sayesinde yalnızca İzmir’e değil, Batı Anadolu’ya ve Türkiye’nin geneline hizmet verecek önemli bir lojistik üs niteliğinde. Projenin tamamlanmasıyla birlikte kombine taşımacılığın güçlenmesini, TIR ve kamyon trafiğinin azalmasını, demiryolu taşımacılığının payının artmasını, gümrük ve lojistik operasyonlarında hız ve verimlilik sağlanmasını bekliyoruz.” İzmir’in, 8 bin 500 yıllık bir liman ve ticaret kenti olduğunun altını çizen İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, İzmir’nin günümüzde de güçlü limanları, sanayisi ve geniş hinterlandıyla Türkiye’nin en önemli lojistik merkezlerinden birisi konumuna dikkat çekerek, bu gerekçelerle lojistik sektörünün İzmir’de güçlü bir şekilde buluşmasının kendileri için ayrı bir önem taşıdığını vurguladı. 2022 yılından bu yana Logistech Fuarı 3 kat büyüdü “LOGITECH’e 2022 yılında 100 katılımcı ve yaklaşık 6 bin ziyaretçiyle başladık” diyen Cumalıoğlu, “5. yılında fuarımız alan olarak yaklaşık üç kat büyüdü ve İzmir sınırlarının ötesine geçen bir sektör buluşmasına dönüştü. Geçtiğimiz yıl 7 farklı ülkeden 136 katılımcıyı ve 20 bine yakın sektör profesyonelini ağırladık. Ama biz bir fuarın başarısını yalnızca rakamlarla ölçmüyoruz. Bizim için asıl mesele, o fuarın içinde yeni ticari ilişkiler kurulması, yeni iş birliklerinin doğması ve katılımcının fuardan somut bir değerle ayrılması. Logistech’te de karayolu, denizyolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığından liman işletmeciliğine; depolamadan dijital lojistiğe kadar geniş bir ekosistemi aynı çatı altında buluşturuyoruz. Bu nedenle Ege’nin ihracatçılarıyla Logistech arasında çok doğal ve güçlü bir bağ olduğuna inanıyorum. Yeni pazarlara ulaşmak, tedarik zincirlerini çeşitlendirmek, alternatif taşıma modelleri oluşturmak ve maliyetleri daha iyi yönetmek bugün ihracatçımızın doğrudan gündeminde. Biz de Logistech’i yalnızca lojistik sektörünün kendi içinde buluştuğu bir fuar olarak görmüyoruz. Lojistik hizmeti üretenlerle, bu hizmeti kullanan ihracatçıyı aynı platformda buluşturmak istiyoruz” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gübretaş İskenderun Limanı’na 190 Milyon Dolarlık Yatırım Haber

Gübretaş İskenderun Limanı’na 190 Milyon Dolarlık Yatırım

Uzun yıllardır faaliyet gösteren İskenderun Limanı, 6 Şubat depremlerinden önce de altyapısının yaşı, ekonomik ve teknik işletme ömrünün sonuna yaklaşması ve ihtiyaç duyulan modernizasyon yatırımları nedeniyle potansiyelinin altında bir kapasiteyle faaliyet gösteriyordu. Limanın altyapı ve üstyapısının yenilenmesi, kapasitesinin artırılması ve günümüz limancılık standartlarına uygun hale getirilmesi için kapsamlı bir yatırım ihtiyacı bulunuyordu. 6 Şubat depremlerinin yol açtığı ilave hasar ise bu ihtiyacı daha da artırdı. İskenderun Limanı modernizasyonla geleceğe hazırlanıyor Proje kapsamında Alport tarafından İskenderun Limanı’nda yaklaşık 190 milyon ABD doları tutarında yatırım gerçekleştirilecek. Limanın altyapı ve üstyapısı kapsamlı biçimde yenilenecek, operasyonel kapasitesi artırılarak modern, rekabetçi ve yüksek kapasiteli bir liman yapısına kavuşturulacak. İşletmeci firmanın belirlenmesinde yatırımın büyüklüğünü karşılayabilecek finansal yeterliliğin yanı sıra liman işletmeciliği deneyimi, operasyonel kapasite ve teknik yetkinlik kriterleri birlikte değerlendirildi. Yurt içinde ve yurt dışında toplam 8 limanın işletilmesinden gelen tecrübeye sahip Alport’un, İskenderun Limanı’nda öngörülen bu ölçekteki yatırım ve dönüşüm projesini gerçekleştirebilecek finansal ve operasyonel kapasitesi de seçim sürecinde dikkate alındı. Anlaşma kapsamında ayrıca GÜBRETAŞ’ın İskenderun’daki gübre faaliyetlerinde kullanılmak üzere 30 bin metrekarelik alanda yeni altyapı ve üstyapı yatırımları Alport tarafından gerçekleştirilecek. Yatırım süresince GÜBRETAŞ’ın bölgedeki gübre üretim faaliyetleri kesintisiz şekilde devam edecek. GÜBRETAŞ yaklaşık 350 milyon dolar gelir elde edecek İşletme modeli, GÜBRETAŞ’ın uzun vadeli ekonomik menfaatlerini gözeten sabit ve performansa bağlı bir gelir yapısı üzerine kuruldu. GÜBRETAŞ, 35 yıllık sözleşme süresince yıllık sabit işletme ücretinin yanı sıra limanın cirosundan da pay alacak. Sözleşme dönemi boyunca GÜBRETAŞ’ın yaklaşık 350 milyon ABD doları toplam gelir elde etmesi öngörülürken, limanın rehabilitasyonu, geliştirilmesi ve kapasite artışı için gerekli yatırım finansmanı Alport tarafından karşılanacak. “GÜBRETAŞ kaynaklarını kullanmadan önemli bir varlığımızın değerini artırıyoruz” GÜBRETAŞ Genel Müdürü Musa Goral, anlaşmanın yalnızca bir işletme hakkı devri olmadığını belirterek şunları söyledi: “İskenderun Limanımız, depremden önce de altyapısının yaşı ve ekonomik işletme ömrünün sonuna yaklaşması nedeniyle kapsamlı bir modernizasyon ve kapasite artışı yatırımına ihtiyaç duyuyordu. 6 Şubat depremlerinin yol açtığı hasar bu ihtiyacı daha da artırdı. Hayata geçirdiğimiz modelle yaklaşık 190 milyon dolarlık yatırım GÜBRETAŞ kaynakları kullanılmadan işletmeci tarafından gerçekleştirilecek; ayrıca gübre faaliyetlerimiz için 30 bin metrekarelik alanda yeni altyapı ve üstyapı yatırımları yapılacak. Böylece önemli bir varlığımızı yenilerken kapasitesini ve uzun vadeli ekonomik değerini de artırıyoruz.” “35 yılda yaklaşık 350 milyon dolar gelir öngörüyoruz” Goral, limanın mülkiyetinin GÜBRETAŞ’ta kalmaya devam edeceğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “İşletme süresince sabit işletme ücretinin yanı sıra limanın cirosundan da pay alacağız. 35 yıllık sözleşme döneminde yaklaşık 350 milyon dolarlık gelir öngörüyoruz. Dolayısıyla bu model; yatırım, kapasite artışı ve uzun vadeli gelir yaratma hedeflerini birlikte karşılıyor.” İskenderun ve bölge ekonomisine katkı Projenin tamamlanmasıyla İskenderun Limanı’nın kapasitesinin ve operasyonel kabiliyetlerinin önemli ölçüde artırılması, bölgenin üretim, ticaret ve lojistik altyapısına daha güçlü katkı sağlaması hedefleniyor. Yatırımın bölgesel önemine de değinen Goral, “İskenderun; sanayi, tarım, dış ticaret ve lojistik açısından ülkemizin stratejik bölgelerinden biri. Bu yatırımla uzun yıllardır bölge ekonomisine hizmet eden limanımızı yeni bir döneme taşıyoruz. Hedefimiz, mevcut yatırım ihtiyacını ve deprem sonrası ortaya çıkan gereksinimleri birlikte karşılayarak İskenderun Limanı’nı modern ve yüksek kapasiteli bir altyapıya kavuşturmak.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NATO Zirvesi Sonrası Türkiye’nin Stratejik Konumuna 360° Bakış Haber

NATO Zirvesi Sonrası Türkiye’nin Stratejik Konumuna 360° Bakış

Türk Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham), NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin değişen küresel dengelerdeki konumunu güvenlik ve ekonomi ekseninde değerlendirmek üzere iş dünyasının önde gelen temsilcileri ile alanında uzman isimleri İstanbul’da bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’nin güvenlik politikaları ve savunma sanayiinden ekonomik görünümüne, yatırım fırsatlarından finansal gelişmelere ve dış ticarete uzanan gündem çok boyutlu olarak ele alındı. Türkiye-ABD ilişkilerinin iş dünyasına yansımaları ve yeni iş birliği fırsatları da etkinliğin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Sarıyer Foreya Lifepark’ta gerçekleştirilen “TABA-AmCham 360° Perspektif: NATO Zirvesi Sonrası Türkiye – Güvenlik, Finans, Yatırım ve Türkiye-ABD İlişkileri Paneli, Üye Buluşması & İş Birliği Seremonisi”, iş dünyasının farklı sektörlerinden temsilcileri ve alanında uzman isimleri bir araya getirdi. Sunuculuğunu TABA-AmCham Executive Direktörü Kenan Taban’ın üstlendiği program, TABA-AmCham üyeleri arasındaki iletişimin ve iş bağlantılarının geliştirilmesine yönelik networking buluşmasıyla başladı. Program kapsamında TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı S. Mert Ünsal ve TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı İlker Küçüker katılımcılara hitap etti. Konuşmalarda Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin, yeni iş birliklerinin oluşturulmasının ve üyeler arasındaki ticari bağların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekildi. GÜVENLİK, EKONOMİ VE TEKNOLOJİ AYNI DENKLEMDE TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, NATO Zirvesi sonrasında güvenlik kavramının ekonomi, teknoloji ve yatırımla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Günümüzde güvenlik yalnızca askeri bir konu değildir. Enerji, kritik altyapılar, siber güvenlik, tedarik zincirleri, teknoloji, finans ve savunma sanayii artık aynı denklem içerisindedir. NATO Ankara Zirvesi’nde 50 milyar doların üzerinde yeni savunma tedariki açıklandı. Hava ve füze savunması, insansız sistemler, istihbarat ve ileri teknolojiler öne çıktı. Önümüzdeki beş yıl için drone karşıtı kabiliyetlere 40 milyar doların üzerinde, enerji altyapısının modernizasyonuna ise 27 milyar avroluk yatırım yaklaşımı ortaya konuldu. 2025 Lahey Zirvesi’nde ise NATO ülkeleri, 2035 yılına kadar GSYH’lerinin yüzde 5’ini savunma ve savunmayla bağlantılı güvenlik yatırımlarına ayırma hedefi belirledi. Bu dönüşüm, savunma ve güvenlik ekonomisinde büyük bir fırsat alanı yaratıyor.” dedi. “HEDEF, TRANSATLANTİK TEDARİK ZİNCİRLERİNİN PARÇASI OLMAK” Türkiye’nin artık yalnızca savunma ürünü satın alan değil; tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olduğuna işaret eden Sanlı, şöyle konuştu: “Savunma ve havacılık ihracatımız 2025 yılında 10.054 milyar dolarla tarihi rekor kırdı. 2002 yılında 248 milyon dolar olan ihracatımızın bugün 10 milyar dolar seviyesini aşması önemli bir dönüşümün göstergesidir. 2026’nın ilk dört ayında ise ihracatımız 2,871 milyar dolara ulaşarak yüzde 28 arttı. NATO’nun “NATO Front Door for Industry” platformu ve “NATO Engine” yapılanması da Türk şirketleri açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Artık hedef yalnızca NATO’ya ürün satmak değil; ortak üretim yapmak, Ar-Ge ve inovasyon projelerine katılmak ve transatlantik tedarik zincirlerinin parçası olmaktır. Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu, Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’ya yakınlığı ve güçlü sanayi altyapısı bu fırsatları daha da değerli hale getiriyor. TABA-AmCham olarak biz de bu noktada Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya devam ediyoruz.” “TÜRKİYE, BİRLİKTE YATIRIM YAPILABİLECEK STRATEJİK BİR ORTAK” Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinde çok önemli bir potansiyel bulunduğuna işaret eden Sanlı, “İki ülke arasındaki mal ve hizmet ticareti 2024 yılında yaklaşık 43 milyar dolara, yalnızca mal ticareti ise 2025 yılında 36,8 milyar dolara ulaştı. ABD’nin Türkiye’deki doğrudan yatırım stoku 6,6 milyar dolar, Türkiye’nin ABD’deki doğrudan yatırım stoku ise 2,3 milyar dolar seviyesinde. Ancak hedefimiz yalnızca mevcut rakamları büyütmek değil; ticareti ve yatırımları teknoloji, savunma sanayii, enerji, finans, ileri imalat ve dijital ekonomi gibi yüksek katma değerli alanlara taşımaktır. Türkiye yalnızca yatırım yapılabilecek bir ülke değil; birlikte yatırım yapılabilecek stratejik bir ortaktır.” dedi. NEW JERSEY, İSTANBUL VE BAKÜ’DE ÜÇ STRATEJİK BULUŞMA TABA-AmCham Başkanı Sanlı, derneğin önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği uluslararası organizasyonlara ilişkin de bilgi verdi. Sanlı; 21 Eylül’de New Jersey’de Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile kamu ve iş dünyasından üst düzey isimlerin katılımıyla TABA-AmCham Global Business Summit 2026’nın, 6–10 Ekim’de İstanbul’da 30 ülkeden 70’in üzerinde Amerikan Ticaret Odası Başkanı ve heyetinin katılımıyla ACE BPSC 2026’nın ve 22 Ekim’de Bakü’de TABA-AmCham Eurasia Investment & Networking Summit 2026’nın düzenleneceğini belirterek, “TABA-AmCham olarak Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya, yeni bağlantılar oluşturmaya ve iş dünyamız için yeni fırsatlar üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu. NATO ZİRVESİ SONRASI TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU ELE ALINDI Etkinliğin ana gündemini oluşturan “NATO Zirvesi Sonrası 360° Güvenlik, Finans, Yatırım ve Dış Ticaret Perspektifi” başlıklı panelde; NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin güvenlik politikaları, savunma sanayii, ekonomik görünümü, yatırım fırsatları, finansal gelişmeler ve dış ticaret perspektifi çok boyutlu olarak değerlendirildi. Panelin moderatörlüğünü TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı ve Ulukartal Holding A.Ş. İcra Kurulu Başkanı S. Mert Ünsal üstlendi. Panelde; İstanbul Rumeli Üniversitesi Öğretim Üyesi, Emekli Kurmay Albay Doç. Dr. Süleyman Özmen; Emekli Albay, Savunma Politikaları ve Stratejik Planlama Uzmanı Dr. Haldun Koçak; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Savunma ve Havacılık Sanayi Analisti Bora Balçay; TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı, Chelsea Financial Solutions Finansal Çözümler A.Ş. ve Happynuts Gıda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İlker Küçüker ile TABA-AmCham Üyesi, İntegral Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Usul Sever konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun ardından TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı ve Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (RUBASAM) Başkanı Süheyl Çobanoğlu, panelde öne çıkan başlıklara ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. TABA-AMCHAM ÜYELERİNE YÖNELİK YENİ İŞ BİRLİKLERİ Programın önemli bölümlerinden biri olan İş Birliği Seremonisi kapsamında TABA-AmCham üyelerine yönelik yeni avantajlar ve iş birliği fırsatları tanıtıldı. Ardından etkinlik kapsamında Harvard Alumni Entrepreneurs (HarvardAE) sertifika takdim töreni gerçekleştirildi. Aslı Usul Sever, Benan Aksoy, Ege Delimollaoğlu, İbrahim Taşdoğan, İlker Küçüker, Kadir Cenk Ulukartal, Mehmet Eren Özdemir, Saffet Ülker, Serdar Mert Ünsal, Kenan Taban ve Firdevs Gül Lafçı sertifikalarını aldı. Programın devamında TABA-AmCham’a yeni katılan üyelerin üyelik sertifikaları ve plaketleri takdim edildi. TÜRKİYE-ABD İŞ DÜNYASI ARASINDAKİ BAĞLAR GÜÇLENİYOR Organizasyonun kapanışında yapılan değerlendirmede TABA-AmCham’ın, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik, ticari ve kurumsal bağların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Programın gerçekleştirilmesine sunduğu katkılar dolayısıyla TABA-AmCham Başkan Yardımcısı Erdem İpekçi’ye teşekkür edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Güvenlik ve Ekonomi Gündemi TABA-AmCham’da Ele Alındı Haber

Türkiye’nin Güvenlik ve Ekonomi Gündemi TABA-AmCham’da Ele Alındı

Türk Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham), NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin değişen küresel dengelerdeki konumunu güvenlik ve ekonomi ekseninde değerlendirmek üzere iş dünyasının önde gelen temsilcileri ile alanında uzman isimleri İstanbul’da bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’nin güvenlik politikaları ve savunma sanayiinden ekonomik görünümüne, yatırım fırsatlarından finansal gelişmelere ve dış ticarete uzanan gündem çok boyutlu olarak ele alındı. Türkiye-ABD ilişkilerinin iş dünyasına yansımaları ve yeni iş birliği fırsatları da etkinliğin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Sarıyer Foreya Lifepark’ta gerçekleştirilen “TABA-AmCham 360° Perspektif: NATO Zirvesi Sonrası Türkiye – Güvenlik, Finans, Yatırım ve Türkiye-ABD İlişkileri Paneli, Üye Buluşması & İş Birliği Seremonisi”, iş dünyasının farklı sektörlerinden temsilcileri ve alanında uzman isimleri bir araya getirdi. Sunuculuğunu TABA-AmCham Executive Direktörü Kenan Taban’ın üstlendiği program, TABA-AmCham üyeleri arasındaki iletişimin ve iş bağlantılarının geliştirilmesine yönelik networking buluşmasıyla başladı. Program kapsamında TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı S. Mert Ünsal ve TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı İlker Küçüker katılımcılara hitap etti. Konuşmalarda Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin, yeni iş birliklerinin oluşturulmasının ve üyeler arasındaki ticari bağların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekildi. GÜVENLİK, EKONOMİ VE TEKNOLOJİ AYNI DENKLEMDE TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, NATO Zirvesi sonrasında güvenlik kavramının ekonomi, teknoloji ve yatırımla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Günümüzde güvenlik yalnızca askeri bir konu değildir. Enerji, kritik altyapılar, siber güvenlik, tedarik zincirleri, teknoloji, finans ve savunma sanayii artık aynı denklem içerisindedir. NATO Ankara Zirvesi’nde 50 milyar doların üzerinde yeni savunma tedariki açıklandı. Hava ve füze savunması, insansız sistemler, istihbarat ve ileri teknolojiler öne çıktı. Önümüzdeki beş yıl için drone karşıtı kabiliyetlere 40 milyar doların üzerinde, enerji altyapısının modernizasyonuna ise 27 milyar avroluk yatırım yaklaşımı ortaya konuldu. 2025 Lahey Zirvesi’nde ise NATO ülkeleri, 2035 yılına kadar GSYH’lerinin yüzde 5’ini savunma ve savunmayla bağlantılı güvenlik yatırımlarına ayırma hedefi belirledi. Bu dönüşüm, savunma ve güvenlik ekonomisinde büyük bir fırsat alanı yaratıyor.” dedi. “HEDEF, TRANSATLANTİK TEDARİK ZİNCİRLERİNİN PARÇASI OLMAK” Türkiye’nin artık yalnızca savunma ürünü satın alan değil; tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olduğuna işaret eden Sanlı, şöyle konuştu: “Savunma ve havacılık ihracatımız 2025 yılında 10.054 milyar dolarla tarihi rekor kırdı. 2002 yılında 248 milyon dolar olan ihracatımızın bugün 10 milyar dolar seviyesini aşması önemli bir dönüşümün göstergesidir. 2026’nın ilk dört ayında ise ihracatımız 2,871 milyar dolara ulaşarak yüzde 28 arttı. NATO’nun “NATO Front Door for Industry” platformu ve “NATO Engine” yapılanması da Türk şirketleri açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Artık hedef yalnızca NATO’ya ürün satmak değil; ortak üretim yapmak, Ar-Ge ve inovasyon projelerine katılmak ve transatlantik tedarik zincirlerinin parçası olmaktır. Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu, Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’ya yakınlığı ve güçlü sanayi altyapısı bu fırsatları daha da değerli hale getiriyor. TABA-AmCham olarak biz de bu noktada Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya devam ediyoruz.” “TÜRKİYE, BİRLİKTE YATIRIM YAPILABİLECEK STRATEJİK BİR ORTAK” Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinde çok önemli bir potansiyel bulunduğuna işaret eden Sanlı, “İki ülke arasındaki mal ve hizmet ticareti 2024 yılında yaklaşık 43 milyar dolara, yalnızca mal ticareti ise 2025 yılında 36,8 milyar dolara ulaştı. ABD’nin Türkiye’deki doğrudan yatırım stoku 6,6 milyar dolar, Türkiye’nin ABD’deki doğrudan yatırım stoku ise 2,3 milyar dolar seviyesinde. Ancak hedefimiz yalnızca mevcut rakamları büyütmek değil; ticareti ve yatırımları teknoloji, savunma sanayii, enerji, finans, ileri imalat ve dijital ekonomi gibi yüksek katma değerli alanlara taşımaktır. Türkiye yalnızca yatırım yapılabilecek bir ülke değil; birlikte yatırım yapılabilecek stratejik bir ortaktır.” dedi. NEW JERSEY, İSTANBUL VE BAKÜ’DE ÜÇ STRATEJİK BULUŞMA TABA-AmCham Başkanı Sanlı, derneğin önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği uluslararası organizasyonlara ilişkin de bilgi verdi. Sanlı; 21 Eylül’de New Jersey’de Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile kamu ve iş dünyasından üst düzey isimlerin katılımıyla TABA-AmCham Global Business Summit 2026’nın, 6–10 Ekim’de İstanbul’da 30 ülkeden 70’in üzerinde Amerikan Ticaret Odası Başkanı ve heyetinin katılımıyla ACE BPSC 2026’nın ve 22 Ekim’de Bakü’de TABA-AmCham Eurasia Investment & Networking Summit 2026’nın düzenleneceğini belirterek, “TABA-AmCham olarak Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya, yeni bağlantılar oluşturmaya ve iş dünyamız için yeni fırsatlar üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu. NATO ZİRVESİ SONRASI TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU ELE ALINDI Etkinliğin ana gündemini oluşturan “NATO Zirvesi Sonrası 360° Güvenlik, Finans, Yatırım ve Dış Ticaret Perspektifi” başlıklı panelde; NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin güvenlik politikaları, savunma sanayii, ekonomik görünümü, yatırım fırsatları, finansal gelişmeler ve dış ticaret perspektifi çok boyutlu olarak değerlendirildi. Panelin moderatörlüğünü TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı ve Ulukartal Holding A.Ş. İcra Kurulu Başkanı S. Mert Ünsal üstlendi. Panelde; İstanbul Rumeli Üniversitesi Öğretim Üyesi, Emekli Kurmay Albay Doç. Dr. Süleyman Özmen; Emekli Albay, Savunma Politikaları ve Stratejik Planlama Uzmanı Dr. Haldun Koçak; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Savunma ve Havacılık Sanayi Analisti Bora Balçay; TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı, Chelsea Financial Solutions Finansal Çözümler A.Ş. ve Happynuts Gıda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İlker Küçüker ile TABA-AmCham Üyesi, İntegral Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Usul Sever konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun ardından TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı ve Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (RUBASAM) Başkanı Süheyl Çobanoğlu, panelde öne çıkan başlıklara ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. TABA-AMCHAM ÜYELERİNE YÖNELİK YENİ İŞ BİRLİKLERİ Programın önemli bölümlerinden biri olan İş Birliği Seremonisi kapsamında TABA-AmCham üyelerine yönelik yeni avantajlar ve iş birliği fırsatları tanıtıldı. Ardından etkinlik kapsamında Harvard Alumni Entrepreneurs (HarvardAE) sertifika takdim töreni gerçekleştirildi. Aslı Usul Sever, Benan Aksoy, Ege Delimollaoğlu, İbrahim Taşdoğan, İlker Küçüker, Kadir Cenk Ulukartal, Mehmet Eren Özdemir, Saffet Ülker, Serdar Mert Ünsal, Kenan Taban ve Firdevs Gül Lafçı sertifikalarını aldı. Programın devamında TABA-AmCham’a yeni katılan üyelerin üyelik sertifikaları ve plaketleri takdim edildi. TÜRKİYE-ABD İŞ DÜNYASI ARASINDAKİ BAĞLAR GÜÇLENİYOR Organizasyonun kapanışında yapılan değerlendirmede TABA-AmCham’ın, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik, ticari ve kurumsal bağların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Programın gerçekleştirilmesine sunduğu katkılar dolayısıyla TABA-AmCham Başkan Yardımcısı Erdem İpekçi’ye teşekkür edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Junioshow 8 Eylül’de Bursa’da Kapılarını Açıyor Haber

Junioshow 8 Eylül’de Bursa’da Kapılarını Açıyor

Fuar, Bursa’nın tasarım ve üretim kapasitesini yerli ve yabancı profesyonel alıcılarla bir araya getirecek. Türkiye’nin bebe ve çocuk konfeksiyonu üretimindeki öncü merkezlerinden Bursa’da gerçekleştirilecek olan Junioshow, firmaların yeni sezon tasarımlarını uluslararası pazarlarda tanıtması adına kritik bir rol üstlenecek. Organizasyon kapsamında yapılacak ticari görüşmelerle, yeni iş ortaklıklarının kurulması, mevcut ilişkilerin güçlendirilmesi ve sektörün ihracat potansiyelinin artırılması amaçlanıyor. Sektöre Güç Katacak KFA Fuarcılık’ın organizasyonel deneyimi ile BEKSİAD’ın sektörel tecrübesini tek çatıda toplayan Junioshow, Bursa bebe ve çocuk konfeksiyonu dünyasını küresel vitrine çıkarırken, yeni ticari ağlar örmeye devam ediyor. Fuar, Bursa’nın sektördeki marka bilinirliğinin artmasına ve firmaların dünya pazarındaki rekabet gücünün pekiştirilmesine katkı sunuyor. Dünyanın Farklı Coğrafyalarından Alım Heyetleri Katılımcı firmaların özel tasarım stantlarda bebe ve çocuk konfeksiyonuna dair yeni koleksiyonlarını sergileyeceği fuar, ziyaretçilere yenilikçi ve tasarım odaklı uluslararası bir ortam sağlayacak. “Bebe ve Çocuk Konfeksiyonu Sektörünün Bursa’dan Dünyaya Açılımı” UR-GE Projesi çerçevesinde, Ticaret Bakanlığı destekleri ve BTSO tarafından yürütülen faaliyetler fuarın global ölçeğini pekiştiriyor. KFA Fuarcılık’ın yurt dışı ofislerinin yürüttüğü yoğun çalışmalarla farklı ülkelerden Bursa’ya getirilen iş insanları ile katılımcı firmalar arasındaki görüşmeler, yeni ihracat kanallarının açılmasına ve sektörün dış ticaret hacminin büyümesine ciddi destek sağlıyor.

Denizbank’tan Citi İş Birliğiyle Tarımın Finansmanı İçin  50 Milyon Dolarlık Sosyal Kredi     Haber

Denizbank’tan Citi İş Birliğiyle Tarımın Finansmanı İçin 50 Milyon Dolarlık Sosyal Kredi   

Bir yıl vadeli kaynak, Bankanın Sürdürülebilir Finans Çerçevesi ile uyumlu şekilde, Üretici Kart aracılığıyla çiftçi ve tarım işletmelerinin finansmanına yönlendirilerek, üretimin sürekliliği ve gıda güvenliğinin güçlendirilmesine katkı sağlayacak. DenizBank Hazine ve Finansal Kurumlar Grubu Genel Müdür Yardımcısı Bora Böcügöz, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sürdürülebilir kalkınmanın finansmanında, uluslararası kaynakların ekonominin stratejik önceliklerine yönlendirilmesi büyük önem taşıyor. Gıda güvenliği ve üretimin devamlılığı açısından tarım sektörü de bu önceliklerin başında geliyor. DenizBank olarak bu alanda uzun yıllara dayanan deneyimimiz ve Üretici Kart gibi sektöre özel çözümlerimizi uluslararası piyasalardaki fonlama kabiliyetimizle birleştirerek tarımın finansmanında etkin şekilde kullanıyoruz. Citi ile sürdürülebilir finans alanındaki iş birliğimizle sağladığımız 50 Milyon Dolarlık sosyal kredi de bu yaklaşımın somut bir örneği. Doğrudan tarıma yönlendireceğimiz kaynakla üreticilerin finansmana erişimini desteklerken, değer zincirinin dayanıklılığı ve gıda güvenliğinin güçlendirilmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde de uluslararası finansman kaynaklarını ülkemizin stratejik öncelikleriyle buluşturarak reel ekonomiye katkımızı artırmayı sürdüreceğiz.” Citi Orta Doğu ve Afrika (MEA) Bölgesi Finansal Kurumlar Satış Başkanı Emre Umut, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “ENBD Grubu’nun parçası ve Türkiye’nin önde gelen finans kuruluşlarından DenizBank ile uzun yıllara dayanan, köklü ilişkimize büyük değer veriyoruz. Bu işlem, DenizBank’ın stratejik büyüme hedefleri ve dış ticaret finansmanı faaliyetlerini desteklemenin ötesinde, Citi’nin Türkiye ve bölgeye yönelik uzun vadeli bağlılığının da güçlü bir göstergesi niteliğinde. Aynı zamanda birlikteliğimizin gücüne ve gelecekte taşıdığı potansiyele duyduğumuz güveni de ortaya koyuyor. İş ortaklarımızı sürdürülebilir finansman yapılarıyla destekleyerek hedeflerine ulaşmalarına katkı sağlamaktan ve Türkiye’de yenilikçi, daha sorumlu ve dayanıklı bir finansal ekosistemin gelişimini desteklemekten gurur duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli’deki Her 10 Trendyol Satıcısından 6’sı e-ihracat Yapıyor Haber

Kocaeli’deki Her 10 Trendyol Satıcısından 6’sı e-ihracat Yapıyor

Trendyol verilerine göre, kentteki satıcıların yüzde 58’i aktif olarak e-ihracat yaparken, Kocaeli’nin e-ihracat siparişleri son bir yılda yüzde 65 arttı. Türkiye genelinde e-ihracatta 5’inci sırada yer alan Kocaeli’den yurt dışına en fazla Romanya, Suudi Arabistan ve Yunanistan’a ürün gönderilirken, Bulgaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de öne çıkan pazarlar arasında yer alıyor. Sanayi ve üretim kapasitesiyle öne çıkan Kocaeli’nin e-ihracat performansı, kentteki işletmelerin dijital kanallar aracılığıyla geleneksel üretim pazarlarının ötesine geçerek farklı coğrafyalara ulaştığını gösteriyor. Trendyol verilerine göre, Kocaelili satıcıların platformda toplam e-ihracat satış hacminin yüzde 21’i Körfez ülkelerinden, yüzde 11’i ise Doğu Avrupa pazarlarından geliyor. En fazla ürün gönderilen ülkeler Romanya, Suudi Arabistan, Yunanistan, Bulgaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri olarak sıralanıyor. Trendyol üzerinden satış yapan Kocaelili satıcıların yüzde 58’i ürünlerini yurt dışındaki müşterilerle buluşturdu. Her 10 Trendyol satıcısından 6’sının küresel pazarlara eriştiği kentin e-ihracat siparişleri son bir yılda yüzde 65’in üzerinde arttı. Kocaeli, e-ihracatta Türkiye genelinde 5’inci sırada yer alıyor. Yurt dışı satışlarında moda ve tekstil ürünlerinin ağırlığı dikkat çekerken, t-shirt ve sweatshirt ilk sıralarda yer alıyor. Yastık, pijama takımı, çorap, pantolon, kemer, elbise, kazak ve etek de Kocaelili satıcıların e-ihracatında öne çıkan ürünler arasında bulunuyor. Sanayi kentinin e-ticaret ekosistemi büyüyor E-ihracatta olduğu gibi iç pazarda da Kocaeli’nin üretim gücü Trendyol’daki satış verilerine yansıyor. Kocaelili satıcılar iç pazarda 10,9 milyon sipariş hacmine ulaşırken, platformda satış yapan Kocaelili işletmelerin sayısı son bir yılda yüzde 17 arttı. Kentten en fazla sipariş veren illerin başında İstanbul, Ankara ve İzmir gelirken; Bursa, Antalya ve Kocaeli de ilk sıralarda yer alıyor. Adana, Mersin, Konya ve Muğla ise Kocaelili satıcılardan yoğun alışveriş yapılan diğer şehirler arasında bulunuyor. Kocaeli’nin ekonomik gücü yalnızca sanayi üretiminden değil, farklı sektörlere yayılan üretim ve ticaret çeşitliliğinden de besleniyor. E-ticaret verileri, kentin bu çeşitliliğinin Türkiye genelindeki tüketici talebine güçlü biçimde yansıdığını ortaya koyuyor. Bahçe ve ev bakım, temizlik ve hijyen, sağlıklı yaşam ve anne-bebek kategorilerinde güçlü satış paylarına ulaşan Kocaelili işletmeler; çiçek soğanı satışlarının yüzde 72’sinden fazlasını, cam ve parlak yüzey temizleyici satışlarının yüzde 50,3’ünü, çamaşır leke çıkarıcı satışlarının yüzde 40,5’ini, protein bar satışlarının yüzde 45’ini ve devam sütü satışlarının yüzde 50,3’ünü gerçekleştiriyor. KSO Başkan Zeytinoğlu: “E-ihracat, Kocaeli’nin küresel ticaretteki gücünü artırıyor” Kocaeli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu değerlendirmesinde “Türkiye imalat sanayine yüzde 13 katkı sağlayan ve ülkemiz dış ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sini gerçekleştiren Kocaeli, ülkemizin en önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biridir. Ticaret Bakanlığının faaliyet illerine göre ihracat istatistiklerinde Kocaeli’nin 2025 yılında İstanbul’un ardından ikinci sırada yer alması da ilimizin ihracat gücünü ortaya koyuyor. Odamıza kayıtlı yaklaşık 3 bin 900 firmanın 443’ü yabancı sermayeli olup, bunların 266’sı AB menşelidir. Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun 85’i, ilk 1000 sanayi kuruluşunun ise 140’ı Kocaeli’de faaliyet gösteriyor. Bu veriler, Kocaeli’nin sahip olduğu güçlü ve uluslararası nitelikteki üretim ekosistemini gösteriyor. Bölgemizdeki yabancı sermaye yatırımları aynı zamanda dijitalleşmeye kolay adapte olabilen, yurt dışındaki uygulamalarını ve tecrübelerini ilimize getiren bunu yaparken de tedarikçilerinin gelişimlerini sağlayan firmalar. Bu tablo, Kocaeli sanayisinin Avrupa üretim zincirleriyle güçlü bir entegrasyon içinde olduğunu gösteriyor. Dijital dönüşümün merkezinde yer alan ilimizin ilimizin bu üretim gücünün, e-ihracat kanallarıyla daha geniş pazarlara taşınmasını son derece kıymetli buluyoruz. Dijital ticaretin sunduğu imkânların özellikle KOBİ’lerimizin yeni müşterilere ve farklı coğrafyalara ulaşmasına, pazar çeşitliliğini artırmasına ve Kocaeli’nin küresel ticaretteki konumunu daha da güçlendirmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz. Kocaeli Sanayi Odası olarak bizler de üyelerimizin dijital pazarlarda rekabet gücünü artıracak ve bu alandaki yetkinliklerinin gelişimini sağlayacak çalışmalara katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi. KOTO Başkanı Bulut: “Kocaeli’nin üretim gücü dijital pazarlarda da karşılık buluyor” Trendyol tarafından açıklanan verileri değerlendiren Kocaeli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Bulut, “Kocaeli güçlü sanayi yapısının yanı sıra kimyadan tekstile, otomotivden makineye, gıdadan metale uzanan geniş bir üretim ve ticaret ekosistemine sahip. İşletmelerimizin farklı kategorilerde Türkiye genelinde önemli satış paylarına ulaşması, bu çeşitliliğin dijital ticarete de güçlü biçimde yansıdığını gösteriyor. E-ticaret ve e-ihracatın sunduğu imkanlarla bu üretim gücünün yeni pazarlara taşınmasını, özellikle KOBİ’lerimiz açısından önemli bir büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Kocaeli’den çıkan ürünlerin Romanya’dan Suudi Arabistan’a, Yunanistan’dan Bulgaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne uzanan geniş bir coğrafyada tüketiciyle buluşması son derece kıymetli” dedi. Kocaeli Ticaret Odası olarak üyelerin dış ticaret kapasitelerini geliştirmeye yönelik uzun soluklu çalışmalar yürüttüklerini vurgulayan Bulut, “2018 yılında kurduğumuz İhracat Destek Ofisimiz aracılığıyla firmalarımıza hedef pazar araştırmalarından devlet desteklerine, dış ticaretten e-ihracata kadar birçok alanda ücretsiz danışmanlık sunuyoruz. Bu çalışmalarımızı uluslararası iş bağlantılarıyla da destekliyoruz. 27 Ağustos 2026’da dokuzuncusunu gerçekleştireceğimiz Co-Matching İkili İş Görüşmeleri ile Kocaelili firmalarımızı farklı ülkelerden iş insanlarıyla buluşturarak yeni ticari bağlantılar kurmalarına katkı sağlamayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. 2024 yılında Trendyol ile gerçekleştirilen e-ihracat bilgilendirme toplantısını da hatırlatan Bulut, “Üyelerimizin dijital ticaretin sunduğu fırsatlardan daha fazla yararlanabilmesi için güçlü kurum ve platformlarla iş birliklerine önem veriyoruz. Bugün Kocaeli’de Trendyol üzerinden satış yapan işletmelerin yüzde 58’inin e-ihracat gerçekleştiriyor olması, e-ihracat siparişlerinin son bir yılda yüzde 65’in üzerinde ve platformda satış yapan Kocaelili işletme sayısının yüzde 17 artması önemli bir gelişime işaret ediyor. Hedefimiz daha fazla firmamızı e-ticaret ve e-ihracatla buluşturmak, mevcut ihracatçılarımızın yeni pazarlara ulaşmasını ve Kocaelili markaların uluslararası alanda daha güçlü yer edinmesini sağlamak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Türkiye'ye, Uluslararası İş Ödülleri’nde 14 Ödül Birden Haber

QNB Türkiye'ye, Uluslararası İş Ödülleri’nde 14 Ödül Birden

QNB Türkiye, değişen müşteri ihtiyaçlarına yanıt veren ürün ve hizmetlerinin yanı sıra sürdürülebilirlik, çalışan mutluluğu, yetenek yönetimi ve kazanımı, uluslararası ticaret ve sponsorluk alanlarında yürüttüğü çalışmalarla da 2026 Uluslararası İş Ödülleri (International Business Awards) kapsamında ödüllendirildi. Kazananlar, dünya genelinden 300’ü aşkın profesyonelin iki ay süren değerlendirmeleri sonucunda belirlendi. Teknoloji ve müşteri deneyimi alanında dört ödül QNB Türkiye’nin müşteri ihtiyaçlarını doğru zamanda ve etkin çözümlerle karşılamak amacıyla geliştirdiği teknoloji odaklı çalışmalar dört farklı kategoride ödüllendirildi. Mobil kredi süreçlerinin yenilenmesini ve müşteri odaklı özel akışların oluşturulmasını kapsayan “Renewed Mobile Loan Application Journey – Bi’Tıkla Kredi”, “Excellence in User-Centered Product Design” kategorisinde Altın Stevie kazandı. QNB Mobil’de müşterilerin düzenli ödemelerini takip eden, önemli durumlarda onları bilgilendiren ve işlemlerini tek onayla tamamlamalarını sağlayan Q Dijital Zekâ, “QNB – Q Digital Assistant” başlığıyla yarışmaya katıldı. Çözüm, “Best Use of Technology in Customer Service” kategorisinde Gümüş Stevie’nin sahibi oldu. Müşterilere sunulan faydaları uzun vadeli ve güçlü müşteri ilişkilerine dönüştürmeyi hedefleyen QNB’nin sadakat programları, uluslararası arenada iki önemli ödül kazandı. Bireysel müşterilere kart harcamalarında indirim, ücretsiz para transferi ve avantajlı faiz oranları gibi çeşitli faydalar sunan QNB Kazananlar Kulübü, “Achievement in Customer Satisfaction” kategorisinde Gümüş Stevie ödülünün sahibi oldu. Birikim müşterilerinin bankacılık deneyimini finansal avantajlar ve günlük yaşama yönelik ayrıcalıklarla zenginleştiren QNB Plus ise “Achievement in Product Innovation” kategorisinde Bronz Stevie kazandı. Bu ödüller, QNB’nin müşterilerine sunduğu faydaları güçlü ve sürdürülebilir müşteri ilişkilerine dönüştürme yaklaşımının uluslararası ölçekteki başarısını ortaya koyuyor. QNB Global Trade üç kategoride ödüllendirildi Dış ticaret yapan ve uluslararası pazarlara açılmayı hedefleyen firmalar için geliştirilen QNB Global Trade; finansman, danışmanlık, eğitim ve dijital bankacılık çözümlerini tek çatı altında bir araya getiriyor. Program kapsamında firmalara Eximbank kredileri, TCMB reeskont kredisi ve İGE kefaletli finansman seçeneklerinin yanı sıra Dijital Hazine, Self Servis Dış Ticaret Menüsü ve Adım Adım İhracat Programı gibi çeşitli çözümler sunuluyor. Finansmanı bilgi, danışmanlık ve dijital çözümlerle tamamlayan bu bütünsel yapı, üç farklı kategoride ödüle layık görüldü. QNB Global Trade, “Achievement in Banking” kategorisinde Altın, “Achievement in Financial Services” kategorisinde Gümüş ve “Achievement in Financial Products & Services” kategorisinde Bronz Stevie kazandı. Sürdürülebilirlik alanında iki Stevie QNB Türkiye’nin sürdürülebilirlik yaklaşımı hem bu alandaki liderliği hem de uzun vadeli Net Sıfır stratejisiyle iki ayrı kategoride ödüllendirildi. QNB Türkiye’nin sürdürülebilirlik çalışmalarına liderlik eden Yeliz Ataay Arıkök, “Sustainability Hero of the Year in the Middle East and Africa” kategorisinde Altın Stevie’nin sahibi oldu. QNB Türkiye’nin 2050 Net Sıfır taahhüdü ise “Net Zero Strategy of the Year” kategorisinde Bronz Stevie kazandı. Bu taahhüdü somutlaştıran Net Sıfır Geçiş Planı, sektör bazlı 2030 ara hedefleri ve 2050 yol haritalarıyla emisyon yoğun sektörlerde ölçülebilir dönüşümü desteklemeyi ve finansmanı düşük karbonlu ekonomiye geçişe yönlendirmeyi hedefliyor. Çalışan mutluluğu, yetenek yönetimi ve kazanımında dört ödül QNB Türkiye, çalışan mutluluğunu iyi olma hâli, çalışan katılımı ve yetenek gelişimiyle birlikte ele alan uygulamalarıyla dört Stevie kazandı. Çalışanları toplumsal fayda etrafında bir araya getiren Charity Bazaar – İyilik Kermesi, “Achievement in Employee Advocacy Program” kategorisinde Altın Stevie kazandı. Çalışanların iyi olma hâlini ve iş deneyimini destekleyen QNB Employee Wellbeing Strategy ise “Achievement in Employee Wellbeing Programs” kategorisinde Gümüş Stevie’ye layık görüldü. Genç yeteneklere QNB Türkiye’nin farklı iş birimlerinde staj ve deneyim imkânı sunan Fin-ally MT Programı, Q-MBA eğitimleri, mentorluk ve kariyer danışmanlığıyla destekleniyor. Program, “Human Capital or Talent Management Solution” kategorisinde Altın, “Achievement in Human Resources” kategorisinde Bronz Stevie kazandı. Padel sponsorluğuna Altın Stevie QNB Türkiye, padelin Türkiye’deki gelişimini desteklemek ve QNB First ile QNB Private Banking müşterilerini padel ile buluşturmak amacıyla yeni bir sponsorluk yolculuğu başlattı. Anlaşmalı kulüplerle başlayan, turnuva ve etkinliklerle genişleyen bu çalışmalar, Türkiye Tenis Federasyonu iş birliğiyle padelin ana sponsorluğuna uzandı. QNB Private Banking’in bu kapsamda gerçekleştirdiği başvuru, “Achievement in Sponsorship” kategorisinde Altın Stevie ödülüne layık görüldü. Ömür Tan: “Dönüşümü tek bir başlıkta ele almıyoruz” QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, ödüllere ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Uluslararası İş Ödülleri (International Business Awards) kapsamında kazandığımız 14 ödülü, QNB Türkiye olarak benimsediğimiz bütünsel yaklaşımın farklı alanlardaki güçlü bir yansıması olarak görüyoruz. Bizim için dönüşüm yeni ürün ve hizmetler geliştirmenin yanı sıra müşterilerimizi ve çalışanlarımızı hayatın farklı alanlarında destekleyecek projeleri hayata geçirmeyi de kapsıyor. Q Dijital Zekâ ve yenilenen mobil kredi deneyimiyle müşterilerimizin günlük bankacılık işlemlerini kolaylaştırırken, QNB Global Trade ile dış ticaret yapan firmaların finansman, bilgi ve dijital çözüm ihtiyaçlarına birlikte yanıt veriyoruz. Net Sıfır Geçiş Planımızla finansmanı, düşük karbonlu ekonomiye geçişin önemli bir aracı olarak görüyoruz. Çalışan mutluluğunu önceliklendiren uygulamalarımız ve Fin-ally MT gibi genç yetenek programlarımızla ise dönüşümü kurum içinde de güçlendiriyoruz. Padel ana sponsorluğumuz ile sporun Türkiye’deki gelişimine katkı sağlamayı ve müşterilerimize yeni deneyimler sunmayı önemsiyoruz. Bu çalışmaların çeşitli kategorilerde ödüllendirilmesi, QNB Türkiye’de müşteri, çalışan ve toplum için kalıcı değer yaratma yaklaşımımızın somut sonuçlar ürettiğini gösteriyor. Farklı uzmanlıklara sahip ekiplerimizin ortak emeğiyle ortaya çıkan bu çalışmaların uluslararası ölçekte karşılık bulmasından gurur duyuyoruz. Bu başarıda emeği olan tüm çalışma arkadaşlarımı kutluyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uganda'dan ATO Üyelerine Ticari İş Birliği Teklifi Haber

Uganda'dan ATO Üyelerine Ticari İş Birliği Teklifi

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Uganda Mukono Bölgesi Ticaret Odası Başkanı Juma Kutakulimuuki Kalema ve beraberindeki heyeti konuk etti. ATO Başkanı Gürsel Baran, Afrika'nın genç nüfusu ve gelişen ekonomisiyle Türk iş dünyası açısından önemli fırsatlar barındırdığını belirterek, "Uganda başta olmak üzere, Afrika ülkeleriyle ticari ve ekonomik ilişkilerimizi geliştirmek için üzerimize düşeni yapmaya hazırız" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran'ın makam odasında gerçekleşen görüşmede, ATO Dış Ticaret Özel İhtisas Komisyonu Başkanı Meclis Üyesi Çetin Çataloğlu ve ATO Genel Sekreteri Ahmet Güran da yer aldı. Uganda Mukono Bölgesi Ticaret Odası Başkanı Juma Kutakulimuuki Kalema'ya inşaat ve mühendislik sektöründe faaliyet gösteren iş insanları Eng Musoke ve Sheikh Adnan eşlik ettiği ziyarette, Türkiye ile Uganda arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, iki ülke iş dünyası arasında yeni iş birliği alanları oluşturulması, karşılıklı ticaret ve yatırımların artırılması konuları ele alındı. -160 MİLYON DOLARLIK DIŞ TİCARETİMİZİ YUKARI TAŞIMAYI HEDEFLİYORUZ- Ziyarette konuşan ATO Başkanı Gürsel Baran, Afrika'nın Türk iş dünyası açısından taşıdığı potansiyele dikkat çekerek, Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle ilişkilerinin son yıllarda çok yönlü olarak geliştiğini kaydetti. Türkiye ile Uganda arasındaki mevcut ticaret hacminin iki ülkenin potansiyelini yeterince yansıtmadığını ifade eden Baran, "Türkiye ile Uganda arasında 120 milyon doları ihracatımız olmak üzere, 160 milyon dolarlık dış ticaret hacmi söz konusu. İki ülke arasındaki ticari ilişkileri mevcut seviyesinin üzerine taşımamız gerekiyor. Bunun için ülkelerimizin ihtiyaç duyduğu sektörleri doğru belirleyerek iş insanlarımızı bir araya getirmeli, karşılıklı ziyaretler ve doğrudan iş görüşmeleriyle ticaretimizi geliştirmeliyiz. Ankara Ticaret Odası olarak bu konuda üzerimize düşeni yapmaya hazırız" dedi. "ANKARA ÇOK SAYIDA SEKTÖRDE GÜÇLÜ ÜRETİM ALTYAPISINA SAHİP" Uganda heyetine Ankara ekonomisi hakkında da bilgi veren Baran, Başkent'in savunma ve havacılık sanayisinden sağlık sektörüne, medikal üretimden inşaat ve iş makinelerine, tekstilden eğitime kadar birçok alanda güçlü bir üretim ve hizmet altyapısına sahip olduğunu anlattı. Ankara'nın üniversiteleri, organize sanayi bölgeleri, sağlık kuruluşları ve üretim kapasitesiyle uluslararası iş birlikleri açısından önemli imkânlar sunduğunu ifade eden Baran, Ugandalı iş insanları ile ATO üyelerinin doğrudan temas kurmasının yeni ticaret ve yatırım fırsatlarının ortaya çıkmasına katkı sağlayacağını kaydetti. -İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ TEKLİFİ- Mukono Bölgesi Ticaret Odası Başkanı Juma Kutakulimuuki Kalema da Türkiye ile uzun yıllardır ticaret yaptıklarını belirterek, özellikle makine, yol ve inşaat ekipmanları ile yedek parça ihtiyaçlarında Türkiye'yi tercih ettiklerini belirtti. Türkiye'nin kaliteli üretim kapasitesine dikkat çeken Kalema, Türk ürünlerinin ve firmalarının Uganda ve Doğu Afrika pazarında daha fazla tanıtılması gerektiğini ifade etti. Kalema, ATO ile Mukono Bölgesi Ticaret Odası arasında kurulacak kurumsal iş birliğinin iki ülke iş dünyasının birbirini daha yakından tanımasına katkı sağlayacağını belirterek, iki Oda arasında bir iş birliği protokolü imzalanmasını önerdi. ATO Başkanı Baran da iş birliği protokolüne olumlu yaklaştıklarını belirterek, protokol taslağının hazırlanabileceğini ve iki Oda arasında somut sonuçlara yönelik çalışmalar yürütülebileceğini ifade etti. Görüşmede, söz konusu protokol kapsamında karşılıklı iş insanı heyetlerinin düzenlenmesi, ATO üyeleri ile Ugandalı iş insanlarının B2B görüşmelerde bir araya getirilmesi, iki ülkenin üretim ve yatırım imkânlarının karşılıklı olarak tanıtılması ile sektörel iş birliklerinin geliştirilmesi konuları değerlendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.