Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dış Ticaret

Kapsül Haber Ajansı - Dış Ticaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dış Ticaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Golden Global Yatırım Bankası'ndan Güçlü Büyüme Haber

Golden Global Yatırım Bankası'ndan Güçlü Büyüme

Banka, aktif büyüklüğünü bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 57 artırarak 25 milyar TL seviyesine yükseltirken, net kârını yüzde 53 artışla 1,06 milyar TL'ye çıkardı. Faizsiz finans prensipleri doğrultusunda sunduğu yatırım bankacılığı ürün ve hizmetleriyle sektörde farklılaşan Golden Global Yatırım Bankası, nakdi ve gayrinakdi kredi büyüklüğünü de artırarak toplam finansman hacmini 16,2 milyar TL'ye ulaştırdı. Bankanın özkaynakları 3,1 milyar TL, faaliyet kârı ise 2,44 milyar TL olarak gerçekleşti. "Güçlü bilanço yapımızla büyümemizi sürdürdük" Golden Global Yatırım Bankası Genel Müdürü Yavuz Yeter, elde edilen finansal sonuçların bankanın istikrarlı büyüme stratejisinin bir yansıması olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Tüm paydaşlarımıza artı değer oluşturma temel anlayışımız çerçevesinde etkin bilanço yönetimimiz, güçlü risk yönetimi yaklaşımımız ve müşterilerimize sunduğumuz yenilikçi finansal çözümler sayesinde 2025 yılını başarılı finansal sonuçlarla tamamladık. Aktif büyüklüğümüzü bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 57 artırarak 25 milyar TL'ye yükselttik. Net kârımız ise yüzde 53 artışla 1,06 milyar TL seviyesine ulaştı. Toplam nakdi ve gayrinakdi kredi büyüklüğümüzü 16,2 milyar TL'ye çıkarırken, özkaynaklarımız 3,1 milyar TL seviyesine yükseldi. Faaliyet kârımızın 2,44 milyar TL olarak gerçekleştiği bu dönemde özsermaye kârlılığımız yüzde 43,8 olurken aktif kârlılığımız yüzde 5,39 seviyesine ulaştı. Güçlü sermaye yapımızın önemli göstergelerinden biri olan sermaye yeterlilik oranımız da yüzde 16,86 seviyesinde gerçekleşti." Yatırım bankacılığında etkinliğini artırıyor Golden Global Yatırım Bankası'nın kurumsal finansman, dış ticaret ve hazine ürünleri alanında sunduğu müşteri odaklı çözümlerle hem yurt içi hem de uluslararası piyasalardaki etkinliğini artırdığını vurgulayan Yeter, faizsiz finans prensipleri doğrultusunda geliştirilen yenilikçi ürünlerle müşterilere katma değer sağlamaya devam ettiklerini ifade etti. İstikrarlı büyüme stratejisi devam edecek Golden Global Yatırım Bankası'nın önümüzdeki dönemde teknoloji odaklı bankacılık hizmetleri, yenilikçi finansal ürünler ve uluslararası iş birlikleriyle büyümesini sürdürmeyi hedeflediğini belirten Yeter, şu değerlendirmeyi yaptı: "Faizsiz finans prensiplerinden ödün vermeden müşterilerimize özel çözümler sunmaya ve paydaşlarımıza değer katmaya devam edeceğiz. Kurumsal bankacılık, hazine ürünleri ve dış ticaret alanlarında müşterilerimizin finansman ihtiyaçlarına çözüm sunarken, uluslararası sermaye piyasalarıyla ve ülkemiz ticaretinde öne çıkan coğrafyalarla olan bağlantılarımızı da güçlendirmeyi sürdüreceğiz. 2026 yılında Portföy Yönetim Şirketimizin sektörde dinamik ve başarılı bir konuma yükseleceğini düşünüyoruz. Ankara başta olmak üzere bir kaç kentimizde etkin şubeler açarak müşteri yelpazemizi genişletmeyi de planlıyoruz. Yine aynı dönemde girişim sermayesi alanında büyümek, sermaye piyasaları alanında müşterilerimize yurt içinde ve uluslararası piyasalarda alternatif finansman olanakları sunma kabiliyetimizi artırmak ve sinerji oluşturma potansiyeli yüksek yeni iştiraklerimizle finansal hizmet sunumumuzu derinleştirmek istiyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank’tan 21 Bin İşletmeye Dijital ve Yeşil Destek Haber

Akbank’tan 21 Bin İşletmeye Dijital ve Yeşil Destek

Akbank Dönüşüm Akademisi, dijitalleşme, yeşil dönüşüm, dış ticaret, sürdürülebilir finans ve girişimcilik başlıklarında kurgulanan eğitimler, paneller ve networking buluşmalarıyla ticari işletmelerin değişen küresel rekabet koşullarına uyum sağlamasına katkı sunuyor. 2022 yılından bugüne dek Akbank Dönüşüm Akademisi çatısı altında 21 farklı ilde 105 program düzenlendi ve bu programlara 21.000’in üzerinde katılım gerçekleşti. Düzenlenen seminerlerle farklı sektörlerden işletme sahipleri, alanında uzman isimlerle bir araya geldi. Bu etkinliklerde işletmelerin güncel bilgiye, iyi uygulama örneklerine ve yeni iş perspektiflerine erişimi hedeflendi. Seminerler ve özelleştirilmiş eğitim programları sayesinde ticari işletmeler; dijital ve yeşil dönüşüm, ihracat alanlarında yetkinliklerini geliştirme fırsatı buldu. Bu programları tamamlayan işletmelere ise bankacılık hizmetlerinde özel avantajlar sunularak ticari işletmelerin finansal olarak da güçlenmesine katkı sağlandı. Böylece işletmeler, dönüşüm süreçlerini destekleyen somut finansal imkânlara erişti. 2025 yılında düzenlenen 19 farklı programla 2.000’e yakın katılımcıya doğrudan destek sağlanırken, yıl boyunca da tüm KOBİ’lere açık atölyeler, pazarlama ve girişimcilik etkinlikleri hayata geçirildi. Akbanklı uzmanların da eğitmen olarak yer aldığı “Sanayi Tesislerinde İş Sürekliliği Sertifika Programı” ile katılımcılar firmalarının kurumsal dayanıklılıklarını artıracak bilgiler edindi ve projelerini geliştirdi. Bu çalışmalarla Akbank Dönüşüm Akademisi, birlikte üretmeyi, öğrenmeyi ve büyümeyi teşvik eden bir etkileşim alanı sundu. Ayrıca İzmir ve Bursa illerinde gerçekleştirilen Girişimci Kadın Programı ile girişimci kadınların işlerini bir adım öteye taşımasına destek olurken aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlamayı hedefledi. Akbank Dönüşüm Akademisi, 2026 yılında da Girişimci Kadın Programı’nın sayısını arttırarak girişimci kadınların sürdürülebilir iş modelleri geliştirmeleri ve finansal sağlamlıklarını arttırmaları için destek olmaya devam edecek. Akbank Dönüşüm Akademisi, 2025 yılının son etkinliği olarak, Gaziantep’te ticari işletmelerle birlikte güncel ekonomik ve ticari gelişmelerin görüşüldüğü bir panel düzenledi. Akbank Dönüşüm Akademisi, Gaziantep Sanayi Odası ve İnovakademi iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlik, işletmelere özel olarak tasarlanan iki oturumdan oluştu. Panelde “2026 Ekonomik Görünüm ve Dış Ticarette Global Trendler” ve “İhracatta Hedef Pazarlar” başlıkları, alanında uzman isimlerin değerlendirmeleriyle ele alındı. Program, panel oturumlarının ardından gerçekleştirilen bire bir networking buluşmasıyla sona ererken, katılımcılara katılım belgesi ve Akbank’ın avantajlı finansal paketlerine erişim imkânı sunuldu. “Akbank Dönüşüm Akademisi ile KOBİ’lerin dönüşüm yolculuğunu bütüncül biçimde destekliyoruz” Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, Akbank Dönüşüm Akademisi’nin işletmelere sunduğu katkının altını çizdi: “KOBİ’ler ülkemiz ekonomisinin üretim, istihdam ve ihracat kapasitesini taşıyan en önemli yapı taşlarından biri. Bugünün hızla değişen rekabet koşullarında işletmelerimizin yalnızca finansal olarak değil; dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir büyüme alanlarında da güçlenmesi büyük önem taşıyor. Bu çalışmaları gerçekleştirirken bizimle aynı amacı benimsemiş kurumlarla iş birliği içerisinde olmak yarattığımız sosyal etkiyi daha geniş kitlelere yaymak için motive edici bir güç. İlk olarak 2024 yılında, girişimci kadın ve deprem bölgesine yönelik gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerle uluslararası yatırımcı olan EFSE (European Fund for South East Europe) ile birlikte çalıştık. 2026 yılında ise Asya Kalkınma Bankası iş birliği ile Mastercard Etki Fonu ile güçlerimizi birleştirerek bu alandaki desteğimizi güçlendireceğiz. Akbank Dönüşüm Akademisi ile KOBİ’lerimizin ihtiyaç duydukları bilgiye, uzman desteğine ve yeni iş birliği fırsatlarına erişimini sağlarken; aynı zamanda dönüşüm süreçlerini kolaylaştıracak finansal çözümlerle, danışman bankacılık anlayışımız doğrultusunda KOBİ’lerimizin stratejik çözüm ortağı olarak yanlarında yer alıyoruz. Eğitim programlarımız, mentörlük, danışmanlık desteklerimiz ve avantajlı bankacılık hizmetlerimiz sayesinde işletmelerin hem bugüne hem de geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemesine katkı sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin dört bir yanındaki ticari işletmelerimizin küresel pazarlarda rekabet gücünü artıracak, sürdürülebilir büyümelerini destekleyecek çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” Ayrıntılı bilgi ve Akbank Dönüşüm Akademisi’ne katılmak için: https://akbankdonusumakademisi.com/ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kurumsal ve Ticari Bankacılıkta Alternatif Bank İmzası Haber

Kurumsal ve Ticari Bankacılıkta Alternatif Bank İmzası

Alternatif Bank, Kurumsal ve Ticari Bankacılık alanında 2025 yılında güçlü büyüme ivmesi yakaladı. Banka; danışmanlık odaklı hizmet modeli, dijital çözümleri ve ekosistem bankacılığı yaklaşımıyla şirketlerin yalnızca finansman ihtiyaçlarına değil, büyüme ve rekabet stratejilerine de katkı sunmayı hedefliyor. Küresel ticarette yaşanan dönüşümün bankacılık sektörünü de yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Alternatif Bank Kurumsal ve Ticari Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Didem Şahin, bankanın yaklaşımını şu sözlerle açıkladı: “Bugün bankaların rolü yalnızca finansman sağlayan kurumlar olmakla sınırlı değil. Şirketlerin büyüme stratejilerine yön veren, öngörülebilirliği güçlendiren ve ticareti kolaylaştıran stratejik iş ortağı olma sorumluluğunu taşıyoruz.” “Büyümeyi, müşterilerimizin büyümesiyle birlikte okuyoruz” Kurumsal ve Ticari Bankacılıkta büyümeyi yalnızca bilanço göstergeleri üzerinden değerlendirmediklerini vurgulayan Didem Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim için anlamlı büyüme; müşterilerimizin ticaret hacmini, nakit akışını ve rekabet gücünü artırabildiğimiz ölçüde gerçekleşiyor. Kurumsal ve Ticari Bankacılık olarak 2025 yılında TL kredilerimizde %40, yabancı para nakdi kredilerimizde %26 büyüme kaydettik. Bu tablo, seçici büyüme anlayışımızın ve doğru segment odağımızın bir sonucu.” Dış ticarette danışmanlık temelli bankacılık modeli Alternatif Bank’ın dış ticarette standart işlem bankacılığının ötesine geçen bir konumlanma benimsediğini belirten Şahin, danışmanlık yaklaşımının sahadaki karşılığını şöyle değerlendirdi: “2025 yılında aracılık ettiğimiz dış ticaret hacminde %20 artış sağladık. Ancak bu büyümeyi anlamlı kılan, firmaların ihtiyaçlarına özel yapılandırılmış finansman çözümleriyle gerçekleşmiş olmasıdır. Çin Yuanı, Katar Riyali gibi ilgili ülkelerin lokalpara birimleri üzerinden dış ticaretin finansmanına imkan tanıyan, uygun maliyetli fonlama kaynaklarına erişimini kolaylaştıran, ticaret ve finansal risklerin daha etkin şekilde yönetilmesini sağlayan yenilikçi ürünlerinyanında; müşteri ve işlem özelinde çözüm ve danışmanlık odağı Alternatifbank’ın güçlü kası.” Şahin ayrıca, Alternatif Bank’ın bu alandaki farkını pekiştiren uygulamalardan biri olarak Dış Ticaret Danışman Hattı (444 00 55/7) ile Banka müşterisi olsun ya da olmasın dış ticaret yapan tüm firmalara uzman destek sağlandığını da sözlerine ekledi Ekosistem bankacılığı ve tedarik zincirlerinde derinleşme Kurumsal ve Ticari Bankacılıkta ekosistem yaklaşımının giderek daha kritik hale geldiğini vurgulayan Şahin, tedarik zincirini kapsayan finansal çözümlerde yakalanan büyümeye dikkat çekti: “Tedarik zinciri finansmanı çözümlerinde ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir model kurmayı önceliklendiriyoruz. 2025 yılında Tedarikçi Finansmanı Sisteminde işlem hacmimizi %229, keşide çeki hacmimizi ise %67 artırdık. Bu performans, ana firmalarla tedarikçileri aynı finansal ekosistem içinde buluşturan çözümlerimizin başarısını ortaya koyuyor.” Şahin, açık bankacılık perspektifiyle geliştirilen fintek iş birliklerinin DBS ve TFS gibi ürünleri daha entegre ve dijital bir yapıya taşıdığını da vurguladı Üçlü dönüşüm vurgusu: Dijital, sosyal ve çevresel etki birlikte ele alınıyor Bankacılıkta dönüşümün yalnızca dijitalleşmeden ibaret olmadığını belirten Şahin, finansmanın sosyal fayda ve çevresel sürdürülebilirlik kriterleriyle birlikte değerlendirildiği yeni döneme dikkat çekti: “Günümüzde finansman; hız, verimlilik ve kolay erişimin yanı sıra kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik kriterleriyle birlikte ele alınıyor. Alternatif Bank olarak dijitalleşme odağımızı sosyal ve çevresel bakış açısıyla bütünlüyor; müşterilerimize değer yaratırken bu yaklaşımı iş modelimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İhracatçıları Türkmenistan’a İhracatta Zirveye Gözünü Dikti Haber

Türk İhracatçıları Türkmenistan’a İhracatta Zirveye Gözünü Dikti

Türk ihracatçıları iki ülke arasındaki dış ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkarmak için bu sene 10-12 Şubat 2026 tarihlerinde 12’ncisi düzenlenen Türkmenistan Türk İhraç Ürünleri Fuarı’na yoğun ilgi gösterdi. Fuarda Türkiye’den 87 firma ve kuruluş yerini aldı. Türkmenistan Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nın açılışını Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Ticaret Bakan Yardımcı Ö. Volkan Ağar ve Türkmenistan Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcısı Nökergulı Ataguliyev gerçekleştirdi. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, Ege İhracatçı Birlikleri’ni temsil etti. Türkmenistan’ın ithalatında ikinci ülkeyiz hedefimiz birinci ülke olmak Türkiye’nin Türkmenistan’a ihracatının 2025 yılında yüzde 19,3’lük artışla 885 milyon dolardan 1 milyar 56 milyon dolara ulaştığı bilgisini veren EİB Koordinatör Başkan Yardımcısı Yalçın Ertan, iki ülke arasındaki tarihi ve kültürel bağların dış ticaretin artması için elverişli bir zemin oluşturduğunu vurguladı. İki ülke arasında dengeli bir dış olduğunun altını çizen Ertan, “Türkmenistan’ın yıllık 5,7 milyar dolarlık ithalatından yüzde 19 pay alıyoruz. Türkmenistan’ın ithalat yaptığı ülkeler sıralamasında ikinci sıradayız. Bu tür temasları sıklaştırarak Türkmenistan’ın ithalat yaptığı ülkeler listesinde zirvenin yeni sahibi olmak istiyoruz” şeklinde konuştu. 2025 yılında Türkiye’nin Türkmenistan’a ihracat yaptığı sektörler hakkında bilgi veren Ertan şöyle devam etti: “Çelik sektörümüz ile Demir ve Demirdışı Metaller sektörümüz 252 milyon dolarlık ihracatla ilk sırada yer alıyor. Elektrik ve elektronik sektörü 213 milyon dolar, kimya sektörü 185 milyon dolarlık ihracatla ilk üç sırayı paylaşıyorlar. Gıda sektörlerimizde ilk sırada 32 milyon dolarla hububat bakliyat yağlı tohumlar sektörü yer alırken, su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörümüz 22 milyon dolar ihracat yapıyor. Yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörlerimiz ise 6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.” Türk kanatlı sektörü ihracatta ikinci sırada Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektörü; Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Koordinasyonunda, Akdeniz ve İstanbul İhracatçı Birlikleri’yle birlikte Türkmenistan Türk İhraç Ürünleri Fuarı’na ortak stantta katılım sağladı. Türkmenistan 2024 yılı su ürünleri ve hayvansal mamuller ithalatı 68 milyon ABD doları olurken, Türkiye 8 milyon doları kanatlı eti olmak üzere 14,5 milyon dolarlık ihracatla ABD’nin ardından ikinci büyük tedarikçi oldu. Türkiye, 2025 yılında ise Türkmenistan’a 16 milyon doları kanatlı eti olmak üzere 20 milyon dolarlık su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatı gerçekleştirdi. Türk kuru meyve sektörü Türkmenistan’da yerini aldı Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri Sektörü; Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Koordinasyonunda, Güneydoğu Anadolu ve İstanbul İhracatçı Birlikleri’yle birlikte Türkmenistan Türk İhraç Ürünleri Fuarı’na ortak stantta katılım sağladı. Türkiye 2025 yılında Türkmenistan’a yaptığı 1,6 milyon dolarlık kuru meyve ihracatını 5 milyon dolara taşımayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEB’in Aktifleri 2025 Yılı Sonunda 768 milyar TL’ye Ulaştı Haber

TEB’in Aktifleri 2025 Yılı Sonunda 768 milyar TL’ye Ulaştı

TEB, ülke ekonomisine katkı sağlayarak sürdürülebilir büyümeyi desteklerken, “iyi banka” anlayışıyla toplumda pozitif etki yaratmak için çalışmalarına devam etti. 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla TEB’in aktif toplamı 768 milyar TL olurken, net kârı 14 milyar 61 milyon TL olarak gerçekleşti. TEB’in ekonomiye ve müşterilerine sağladığı desteğin en önemli göstergesi olan kredileri ise toplam aktiflerinin yüzde 58’ini oluşturdu. Her dönem olduğu gibi risk yönetimine ve aktif kalitesine öncelik veren TEB’in toplam kredileri yıl sonunda 445 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, aynı dönemde toplam mevduatı ise 510 milyar TL oldu. 2025 yılında güçlü sermaye yapısıyla birlikte istikrarlı büyümeyi sağlayan ve karlılığını sürdürülebilir bir şekilde devam ettiren TEB’in özkaynakları 58 milyar TL olurken, sermaye yeterlilik rasyosu hedef rasyo olan yüzde 12’nin oldukça üstünde, yüzde 18,82 oranında gerçekleşti. Uluslararası kurumlardan sağladığı kaynaklarla reel sektörü destekleyen TEB, yılın son çeyreğinde yenilediği sendikasyon kredisiyle reel sektörün dış ticaret finansmanına 350 milyon ABD doları tutarında destek sağladı. TEB’in sendikasyon kredisine 500 milyon ABD doları talep gelirken, 14 ülkeden beşi yeni katılımcı olmak üzere toplam 23 bankanın katılımıyla gerçekleşen sendikasyon kredisi ilave kaynak artışıyla yüzde 106 oranında yenilendi. TEB, ilk kez hazırladığı Sürdürülebilir Finansman Çerçeve dokümanı ile çevresel ve sosyal açıdan sürdürülebilir projelerin finansmanını hedefleyen “Sürdürülebilirlik Sendikasyon Kredisi” yapısına geçti. Uluslararası piyasalarda yeşil, sosyal ve sürdürülebilir finansman araçları ihraç etme imkanı sağlayan çerçeve doküman kapsamında, çevresel ve sosyal açıdan sürdürülebilir projelerin finansmanı ve dış ticaretin finansmanı desteklenirken; iklim değişikliğiyle mücadele, temiz enerjiye geçiş, enerji verimliliği, okyanusların korunması, biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi, kapsayıcı ekonomik büyüme ve eğitimde eşitlik gibi alanlarda somut katkılar sağlanması hedefleniyor. TEB, sürdürülebilir ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi destekleme hedefi doğrultusunda, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile iş birliğini güçlendirdi. EBRD tarafından yürütülen Yeşil Ekonomi Finansman Programı’nın (GEFF II) bir parçası olarak, aralık ayında 100 milyon Euro tutarında bir kredi sözleşmesi imzalandı ve 50 milyon Euro tutarındaki ilk dilim finansman sağlandı. TEB ile EBRD arasındaki uzun soluklu iş birliğinde ilk yeşil finansman adımı olan bu kredi; kurumsal firmalar, KOBİ’ler ve bireysel müşterilerin sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarının finansmanında kullanılacak. TEB, yıl boyunca müşterilerinin finansal ihtiyaçlarına yönelik ürün ve hizmetler sunmaya devam etti. Mobil bankacılık uygulaması CEPTETEB üzerinden kredi kartı, KMH ve kredi ürünleri yeniden yapılandırılarak kredili ürünlerin yönetimi daha esnek hale getirildi. Geliştirilen dijital platform ödemeleri fonksiyonuyla kullanıcıların anlaşmalı dijital platformlara Visa logolu TEB kartlarına tanımlanmış üyeliklerini görüntüleyerek ödeme talimatlarını kolayca yönetmesine imkân sağlandı. CEPTETEB İŞTE platformunda ticari müşterilere yönelik kredi kartı borç yapılandırma, HGS başvuru, dijital kartlarla üyelik kontrolü, çek karnesi ve ibraz izleme gibi alanlarda yeni geliştirmeler yapıldı. Müşterilerine online İhracat Bedeli Kabul Belgesi (İBKB) sunan ilk bankalardan biri olan TEB, %3 döviz dönüşüm desteği kapsamında teşvikli İBKB hizmetini online kanala taşıdı. Rotatif ve spot kredi kullanım özelliği platforma eklenirken, ticari müşterilere özel kredi ve banka kartı şifre alma özelliği getirildi, teminat mektubu ve çek karnesi başvurusuna erişim sağlandı. TEB, Kadın Bankacılığı ile sürdürülebilir ekonomik büyüme için kadın işletme sahiplerinin ve girişimcilerin iş dünyasındaki varlığını güçlendirmeye yönelik çalışmaya devam etti. Yıl boyunca kadın girişimcilerin finansmana erişimini artırmaya yönelik çalışmalar yapan TEB, kadın KOBİ’lere kullandırılan kredilerde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %70 oranında büyüme elde etti. Kadın girişimcilerin yalnızca finansmana değil aynı zamanda bilgiye, pazara ve iş ağlarına erişimini destekleyen TEB, Kadın Bankacılığı çalışmalarıyla kadın girişimcilerin işlerini büyütmelerine, istihdam yaratmalarına ve ekonomiye daha güçlü katılmalarına katkı sunmayı sürdürdü. TEB, toplumun sürdürülebilir kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla finansal okuryazarlığa odaklanan çalışmalarına devam etti. TEB Aile Akademisi ile 2025 yılında 30’dan fazla kurumda 10 binden fazla kişiye finansal okuryazarlık eğitimleri verildi. Sürdürülebilir çevre ve iklim farkındalığı oluşturmak amacıyla tasarlanan iklim okuryazarlığı ve çevre hukuku okuryazarlığı eğitimleri 5 binden fazla kişiye yüz yüze ve dijital olarak sunuldu. TEB Aile Akademisi tarafından finansal okuryazarlık eğitimi verilen birey sayısı yıl sonu itibarıyla 21 milyonu aştı. TEB, finansal okuryazarlık çalışmaları kapsamında her yıl toplumun finansal sağlık durumunu değerlendirmek ve bu alanda katedilen mesafeyi ölçmek için düzenli olarak araştırma yapıyor. TEB, bu yıl Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) ile hazırladığı araştırmanın sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Türkiye genelinde 12 ilde yaklaşık 2.500 anketle gerçekleştirilen araştırmada hanelerdeki finansal karar alıcıların finansal durumları, finansal karar alma şekilleri ve finansal okuryazarlık seviyeleri değerlendirildi. KOBİ Bankacılığı çalışmalarıyla TEB, çevresel ve sosyal sorumluluk bilinciyle hareket ederek KOBİ'lerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasını destekledi. Sürdürülebilirlik finansmanı kapsamında; yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi, atık yönetimi, elektrikli ulaşım araçları ve karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik yenileme projelerinin finansmanında KOBİ'lere ve belediyelere çözümler sundu. Ayrıca KOBİ’lere yönelik TEB KOBİ Sürdürülebilirlik Finansman Ürünü’nü hayata geçirdi. TEB, Girişim Bankacılığı ile girişimcileri desteklemeyi ve ekosisteme katkı sağlamayı yılın son çeyreğinde de sürdürdü. TİM tarafından düzenlenen Türkiye Innovation Week’in bu yıl da partnerleri arasında yer alan TEB, TİM-TEB Girişim Evi girişimcilerinin stantlarının bulunduğu InnovaZone’da girişimcilerle yatırımcıları bir araya getiren çok sayıda program gerçekleştirdi. Türkiye genelinde faaliyet gösteren TİM-TEB Girişim Evleri’nin Startup to Export programı kapsamında 30 girişimci, uluslararası ağa katılma ve müşteri edinimi konularında desteklendi. İhracatçıları desteklemek amacıyla uygun maliyetli TCMB reeskont kredisi ve Exim kredi kullanımlarının yakından takip edildiği yılın son çeyreğinde TEB’in aracılık ettiği TCMB reeskont kredi kullanımı 11,7 milyar TL’ye ulaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İhracatçıları için "Hindistan Tehdidi" Kapıda Haber

Türk İhracatçıları için "Hindistan Tehdidi" Kapıda

Dış ticaret ve dijitalleşme alanında eğitim ve danışmanlık hizmetleri veren İnovakademi'nin kurucusu Gökhan Erol, AB ile Hindistan arasındaki yeni ticaret anlaşmasının Türkiye ekonomisi üzerindeki olası etkilerini, son ticaret verileri ışığında değerlendirdi. Erol, sürecin Türkiye için bir "çifte kıskaç" yarattığını vurguladı. "Oyunun Kuralları Değil, Oyunun Kendisi Değişti" Anlaşmanın Türkiye için "soğuk duş" etkisi yaratabileceğini belirten Gökhan Erol, şu ifadeleri kullandı: "Biz yıllardır Gümrük Birliği sayesinde AB pazarında 'bizden biri' muamelesi görüyor, gümrüksüz ticaretin konforunu yaşıyorduk. Ancak bu anlaşma ile AB, 1.42 milyar nüfuslu Hindistan'a da aynı VIP giriş kartını verdi. Artık rafta yanımızda, işçilik maliyeti bizden çok daha düşük, üretim kapasitesi devasa bir rakip var. Oyunun kuralları değişmedi, oyunun kendisi değişti." " 5.5 Milyar Dolarlık Otomotiv İhracatımız Risk Altında" Kamuoyunda sadece tekstil sektörünün etkileneceğine dair yanlış bir algı olduğunu belirten Erol, 2024 verilerine dikkat çekerek asıl tehlikenin sanayide olduğunu vurguladı: "Rakamlar duygusal değildir, gerçeği söyler. Türkiye, 2024 yılında AB'ye 5.57 Milyar Dolar değerinde otomotiv yedek parçası sat tı. Bu bizim kalemiz. Ancak Hindistan, gümrük duvarlarına rağmen şimdiden aynı kalemde 1.71 Milyar Dolar ihracat yapıyor. Gümrükler sıfırlandığında, aradaki %10-15'lik maliyet avantajı Hintli üretic inin lehine dönecek. Bir Alman otomotiv devi için %10 maliyet farkı, tedarikçi değiştirmek için yeterli bir sebeptir. Yan sanayicimizin acilen bu senaryoya hazırlanması gerekiyor." "İç Pazarda da 'Arka Kapı' Tehlikesi Var" Gökhan Erol, tehlikenin sadece ihracatla sınırlı kalmayacağını, Türkiye iç pazarının da tehdit altında olduğunu şu sözlerle açıkladı: "Gümrük Birliği'nin teknik yapısı gereği, AB'ye gümrüksüz giren bir Hint malı, 'Serbest Dolaşım' ilkesiyle Türkiye'ye de gümrüksüz girebilecek. Yani Bayrampaşa'daki tekstilci veya Konya'daki parçacı, sadece Almanya'da değil, kendi evinde de Hint mallarıyla rekabet edecek. Biz Hindistan'a mal satarken gümrük ödeyeceğiz, onlar bize satarken ödemeyecek. Bu, sürdürülebilir bir denklem değil." Çıkış Yolu: "Hız, Güven ve Dijital Markalaşma" Türk ihracatçısının "ucuzluk" yarışına girmemesi gerektiğini savunan Erol, ç ıkış reçetesini ise şöyle özetledi: "Hindistan ile fiyat rekabetine girersek kaybederiz. Bizim kazanacağımız alan 'Hız ve Güven'. Hindistan'dan gelen bir konteynerin Avrupa'ya ulaşması haftalar sürerken, biz 48-72 saatte teslimat yapabiliyoruz. Avrupalı satın almacıya şunu anlatmalıyız: 'Tedarik zincirini riske atma, yeşil lojistikle malını kapına indireyim.' Bunun için de klasik pazarlamayı bırakıp, LinkedIn ve B2B platformlarında dijital markalaşmaya yatırım yapmalıyız. Artık sadece malı değil, güveni pazarlama devrindeyiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Dijital Ürün Pasaportu" Olmayan Avrupa Kapısından Dönecek Haber

"Dijital Ürün Pasaportu" Olmayan Avrupa Kapısından Dönecek

İnovakademi ve Akademik Dünyadan Sürdürülebilirlik İş Birliği Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği en kritik düzenlemelerden biri olan Dijital Ürün Pasaportu (DPP) uygulaması, 2026 yılı itibarıyla kademeli olarak yürürlüğe girdi. Türk ihracatçısının küresel pazardaki rekabet gücünü korumak amacıyla harekete geçen İnovakademi ve Sürdürülebilir Ticaret Derneği ile stratejik bir eğitim ve danışmanlık seferberliği başlattı. Doç. Dr. Şenay BALBAY'ın liderliğinde oluşturulan içeriğe katılımcılar yoğun ilgi gösteriyor. "Bu Bir Mevzuat Değil, Yeni Bir Ticaret Rejimi" Konunun akademik ve yasal çerçevesini değerlendiren Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Endüstriyel Sürdürülebilirlik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şenay Balbay, Dijital Ürün Pasaportu'nun teknik bir belgeden çok daha fazlası olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Şenay Balbay:"Dijital Ürün Pasaportu, bir ürünün ham maddesinden geri dönüşümüne kadar tüm yaşam döngüsünü şeffaf bir şekilde kayıt altına alıyor. 2026 itibarıyla bu veri setini sunamayan ürünlerin AB gümrüklerinden geçişi imkansız hale gelecek. Akademik bakış açısıyla uyarımız net: Bu bir tercih değil, zorunluluktur. Şirketlerin yaşam döngüsü analizlerini (LCA) bilimsel temellere oturtması ve verilerini uluslararası denetim standartlarında doğrulatması gerekiyor. Biz bu projeyle, bilginin sanayiye aktığı güvenli bir liman inşa ediyoruz," dedi. "35 Yıllık Tecrübemle Söylüyorum: Pazar Kaybetme Riski Kapıda" Dış tica retin duayen isimlerinden, İnovakademi Kurucusu Gökhan Erol ise sürecin saha gerçeklerine ve sanayici üzerindeki etkilerine dikkat çekti. 35 yıllık dış ticaret geçmişiyle ihracatçının nabzını tutan Erol, tehlikenin boyutunu şu sözlerle özetledi: Gökhan Erol:"Sahadaki 35 yılım bana şunu öğretti: Türk sanayicisi kaliteli üretir, zamanında teslim eder ama değişen regülasyonun getirdiği görünmez gümrük duvarlarını görmezden gelip öteler. Şu an karşımızda duran Di jital Ürün Pasaportu, ihracatçımız için bir 'dijital vize'dir. Eğer bu vizeyi alamazsanız, malınız gümrükte kalır, rakipleriniz sizin rafınıza yerleşir. Özellikle Bursa, Gaziantep, Kocaeli ve İstanbul gibi üretim merkezlerimizdeki tekstil, otomotiv ve kimya devleri için 'bekleyip görme' dönemi bitti. Biz İnovakademi olarak, sadece eğitim vermiyoruz, sanayicinin ticari sırlarını koruyarak bu dijital dönüşümü nasıl yapacağını, tedarik zincirini nasıl ayakta tutacağını gösteren bir hayatta kalma stratejisi sunuyoruz. Artık pazar kaybetmeye ihracatçılarında bizim de tahammülümüz yok." Eğitim Turu Bursa, Gaziantep ve İstanbul'dan Başlıyor Nisan ayı itibarıyla start alacak olan kapsamlı eğitim ve danışmanlık faaliyetleri, tekstil, otomotiv yan sanayi, plastik ve kimya gibi lokomotif sektörlerin yoğunlaştığı sanayi illerinde hayata geçiyor. Program sonunda şirketler; veri katmanlandırma, ticari gizlilik yönetimi, tedarikçi izleme sistemleri ve finansal yüklerin yönetimi gibi kritik başlıklarda uzmanlaşarak, 2026'da hayata geçen yeni ticaret düzenine tam donanımlı birer stratejik oyuncu olarak dahil olacaklar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yabancı Dil Bilenlerin İş Bulma Olasılığı Daha Yüksek Haber

Yabancı Dil Bilenlerin İş Bulma Olasılığı Daha Yüksek

İstinye Üniversitesi Yabancı Diller Bölüm Başkanı Dr. Özlem Salı, yabancı dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda kariyer ve istihdam için kritik bir yetkinlik olduğunu vurguluyor. Sektöre göre değişen dil ihtiyaçlarına dikkat çeken Salı, çok dilli bireylerin uluslararası iş dünyasında daha fazla tercih edildiğini belirtiyor. Yapay zekâ çağında dahi dil bilmenin önemini koruduğunun altını çiziyor. Teknolojinin gelişmesiyle yabancı dilde çeviri yapmak daha kolay hale geliyor. Ancak bu yabancı dil bilmenin önemini azaltmıyor. Aksine istihdamda yabancı dil bilmek hala bir avantaj. Araştırmalar, en az bir yabancı dil bilen bireylerin iş bulma olasılığının bilmeyenlere göre yüzde 25’e kadar daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Yabancı dilin istihdama katkısıyla ilgili bilgi veren İstinye Üniversitesi Yabancı Diller Bölüm Başkanı Dr. Özlem Salı, sektörlere göre çalışanlarda aranan yabancı dilin farklılık gösterdiğine dikkat çekiyor. Yabancı dil yeterliliği özel sektörde işe alım süreçlerinde belirleyici bir kriter Yabancı dil yeterliliğinin Türkiye’de özel sektörde işe alım süreçlerinde belirleyici bir kriter olduğunu vurgulayan İstinye Üniversitesi Yabancı Diller Bölüm Başkanı Dr. Özlem Salı, şunları söyledi: “Uluslararası ve ulusal araştırmalar, en az bir yabancı dil bilen bireylerin istihdam edilme olasılığının anlamlı biçimde daha yüksek olduğunu göstermektedir. Avrupa Komisyonu ve OECD verilerine göre yabancı dil bilen bireylerin iş bulma olasılığı, bilmeyenlere kıyasla yaklaşık yüzde 15–25 oranında daha yüksektir. Türkiye özelinde yapılan çalışmalar da özellikle yabancı dil yeterliliğinin özel sektörde işe alım süreçlerinde belirleyici bir kriter olduğunu ortaya koymaktadır.” Hangi sektöre hangi dil aranıyor İngilizce’nin tüm sektörlerde temel yabancı dil konumunda olduğuna dikkat çeken Salı, sektöre göre aranan yabancı dilin farklılık gösterdiğini belirterek şunları söyledi: “Mühendislik, otomotiv, sağlık ve sanayi sektörlerinde Almanca; Diplomasi, uluslararası kuruluşlar ve akademide Fransızca; Dış ticaret, enerji ve Orta Doğu odaklı iş alanlarında Arapça; Turizm, lojistik ve dış ticarette ise Rusça ve Çince önemli bir avantaj sağlamaktadır. Çok dilli bireylerin özellikle uluslararası şirketlerde tercih edilme oranı daha yüksektir. Bu çerçevede Yabancı Diller Bölümü altında kurduğumuz Modern Diller Birimimizde öğrencilerimize İspanyolca, İtalyanca, Fransızca, Almanca, Çince, Rusça ve Arapça dillerinde eğitimler sunuyoruz. Bu diller, bazı bölümlerde zorunlu, bazı bölümlerde ise seçmeli olarak programlara entegre edilmekte; böylece öğrencilerin çok dilli ve uluslararası iş ortamlarına daha donanımlı şekilde hazırlanması hedeflenmektedir.” “Türkiye uluslararası karşılaştırmalarda istenilen seviyede değil” Türkiye’de yabancı dil öğrenimine yönelik ilginin son yıllarda arttığını belirten Dr. Salı, şöyle devam etti: “Ancak uluslararası karşılaştırmalarda istenilen seviyede değildir. Veriler, genç nüfusta yabancı dil öğrenme oranlarının önceki yıllara kıyasla yükseldiğini, ancak ileri düzey dil yeterliliği konusunda hâlen gelişim alanı bulunduğunu göstermektedir.” “Yapay zekanın yabancı dil bilmenin önemini ortadan kaldırmaz”” Yapay zekanın ve diğer teknolojilerin gelişmesi dil bilmenin önemini nasıl etkileyeceğine dair de açıklamalarda bulunan Salı, “Yapay zekâ destekli çeviri ve iletişim araçları hızla gelişmektedir. Ancak bu durum yabancı dil bilmenin önemini ortadan kaldırmamaktadır. Aksine, bu teknolojileri etkin kullanabilen ve kültürel bağlamı anlayabilen bireylerin değeri artmaktadır. Dil bilmek yalnızca kelime çevirisi değil; müzakere, ikna, kültürel okuryazarlık ve ilişki yönetimi gibi insani becerileri de kapsadığı için gelecekte de önemini koruyacaktır” dedi. Dil öğreniminde süreklilik önemli Dil öğrenimi en kolay nasıl gerçekleştirildiğine dair bilgilere paylaşan Salı, “Araştırmalar, dil öğreniminde en etkili yöntemin sürekli maruz kalma ve aktif kullanım olduğunu göstermektedir. Günlük hayatta dili kullanmak, dijital platformlardan yararlanmak, konuşma odaklı öğrenme ve hedef dile ait kültürel içeriklerle etkileşim süreci hızlandırmaktadır” diyerek dil öğreniminin uzun soluklu bir süreç olduğunu ve sürekliliğin temel belirleyici olduğunu vurguladı. Gençlere öneriler: Dili iletişim ve kariyer aracı olarak görün “Gençlere, yabancı dili yalnızca bir ders veya sınav konusu olarak değil, bir iletişim ve kariyer aracı olarak görmelerini öneririm” diyen Dr. Özlem Salı, gençlere şu önerilerde bulundu: “Erken yaşta dil öğrenimine başlamak, mümkün olduğunca pratik yapmak, değişim programları ve uluslararası projelere katılmak büyük avantaj sağlar. Ayrıca mesleki alanlarına özgü terminolojiye hâkim olmaları da istihdam edilebilirliklerini artıracaktır. Bu noktada İstinye Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü altında faaliyet gösteren Materyal Geliştirme ve Yayın Birimi olarak öğrencilerin alanlarıyla doğrudan ilişkili bir dil yeterliliği kazanmasını hedefleyen aktif çalışmalar yürütüyoruz. CLIL (Content and Language Integrated Learning – İçerik ve Dil Bütünleşik Öğretimi) ve CBI (Content-Based Instruction – İçerik Temelli Öğretim) yöntemleriyle eğitim veriyor, öğrencilerin kendi disiplinlerine yönelik İngilizce becerilerini geliştirmelerini sağlıyoruz. Ayrıca alan bazlı İngilizce ders kitapları serimizi de kendi akademik kadromuzla üreterek bu süreci destekliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa'da denizin dibinde dev operasyon! 40 milyon TL'lik projeye onay çıktı... Haber

Bursa'da denizin dibinde dev operasyon! 40 milyon TL'lik projeye onay çıktı...

Bursa'nın ve Türkiye'nin dış ticaret hacmi için kritik öneme sahip olan Gemlik Borusan Limanı, son dönemde yaşanan zemin sorunlarıyla gündeme geldi. Gemi hareketleri ve zemin kabarmaları gibi etkenler, limanın rıhtım ve iskelelerindeki yanaşma yerlerinde derinliğin azalmasına ve deniz trafiğinin sürekliliğini tehdit eden 'topuklar' oluşmasına neden oldu. Bunun üzerine Borusan, liman kapasitesini güvence altına almak için harekete geçerek ÇED başvurusunda bulundu. PROJEYE YEŞİL IŞIK Borusan Lojistik tarafından sunulan Proje Tanıtım Dosyası'nın (PTD) incelenmesinin ardından karar çıktı. ÇED Yönetmeliği'nin 17. maddesi gereğince yapılan değerlendirmede, projenin çevresel etkilerinin kontrol edilebilir olduğu vurgulanarak "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı verildi. ÇALIŞMALAR BAŞLIYOR Onayın ardından limandaki "dip taraması" çalışmalarının hızla başlaması bekleniyor. Proje tamamlandığında, Bursa'nın dış ticaret kapısı olan limanda derinlik sorunu ortadan kalkacak ve ihracat-ithalat sevkiyatları herhangi bir aksama yaşamadan devam edecek. 40 MİLYON TL BEDELLİ Toplam yatırım bedeli 40 milyon TL olarak öngörülen bu dev bakım hamlesi, deniz trafiğindeki aksaklıkları gidermek için 86 bin 829 metrekarelik oldukça geniş bir sahada yürütülecek. Yürütülecek operasyon kapsamında, deniz tabanından yaklaşık 30 bin 922 metreküp malzeme taranarak bölgeden tahliye edilecek. Bu sayede, zemin hareketleri nedeniyle zamanla sığlaşan rıhtım ve iskele bölgeleri yeniden eski derinliğine kavuşturulacak.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.