Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dışa Bağımlılık

Kapsül Haber Ajansı - Dışa Bağımlılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dışa Bağımlılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Bayraktar’dan ‘Enerji Diplomasisi ile Barış’ Mesajı Haber

Bakan Bayraktar’dan ‘Enerji Diplomasisi ile Barış’ Mesajı

Bakan Bayraktar, Genç Diplomasi Derneği (GDD) tarafından düzenlenen Bosphorus Diplomasi Forumu 2026’ya (BDF'26) iştirak ederek “Küresel Sistemin Kırılma Noktası: Enerji Diplomasisi” başlıklı panelde gençlerle bir araya geldi. Gençlerin sorularını cevaplayan Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerji ve tabii kaynaklar alanındaki çalışmalarını ve hedeflerini anlattı. Önceliğimiz Enerjide Dışa Bağımlılığı Bitirmek Kendi kaynaklarıyla enerjisini sağlamanın ülkeler için stratejik, jeopolitik ve ekonomik açıdan çok büyük katkıları olduğuna dikkat çeken Bakan Bayraktar, “Temel önceliğimiz, Türkiye'de enerjide dışa bağımlılığı bitirmek. Bunu başardığı anda Türkiye, ekonomisi çok daha güçlü, siyasi açıdan da çok daha güçlü bir ülke haline gelecek.” dedi. Bakan Bayraktar, şu anda yüzde 70’lerde olan dışa bağımlılık oranını 2035’te yüzde 50'nin altına çekmeyi hedeflediklerini ifade etti. Daha Adil Bir Dünya Enerjide De Mümkün Gelişmiş ülkelerin daha çok enerji harcadığına dikkat çeken Bakan Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Dünya 5’ten büyüktür” sözüne atıfta bulunarak, “Daha adil bir dünya mümkün; daha adil bir dünya enerjide de mümkün. Sahra altı Afrika’nın kullandığı elektrik, New York'un toplam kullandığı elektrik kadar. Yani, burada ciddi bir adaletsizlik var. Dünyada şu anda hala yaklaşık 700 milyon insanın elektriğe erişimi yok. Dünyada 2 milyar insanın üzerindeki nüfus şu anda hala geleneksel pişirme yöntemlerini kullanıyor. Dünyanın bu adaletsizliğe de bir çözüm bulması lazım” diye konuştu. Türkiye Bölgesinin Arz Güvenliğine Katkı Sağlayan Önemli Bir Noktada Türkiye'nin önemli jeostratejik bir konuma sahip olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, “Birçok boru hattı Türkiye üzerinden geçiyor veya geçebilir. Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 3'ü boğazlardan geçiyor, yani önemli bir deniz trafiği var. Bakü-Tiflis-Ceyhan, Irak-Türkiye Boru Hatları önemli miktarda petrolü dünya piyasalarına Ceyhan üzerinden göndermemize vesile oluyor. Doğal gaz boru hatları hem Türkiye'nin hem Avrupa'nın arz güvenliğine hizmet ediyor. Yani Türkiye, sadece kendi arz güvenliğine değil, aynı zamanda bölgesinin arz güvenliğine, Avrupa'nın arz güvenliğine katkı sağlayan önemli bir noktada ve bununla alakalı da projeleri geliştiriyor.” dedi. Enerji Diplomasisini Küresel Barışa Vesile Olabilecek Bir Araç Olarak Kullanalım Bakan Bayraktar, “Biz ‘Enerji diplomasisini küresel barışa, bölgesel barışa, çatışmaların sonlanmasına vesile olabilecek bir araç olarak kullanalım’ diyoruz. Yoksa enerji diplomasisi veya enerji, tam tersine bir silah olarak da kullanılabilir, işte şu anda Hürmüz'de bunu yaşıyoruz; Vanayı kapatarak, enerji tesislerini vurarak veya enerji geçiş koridorlarını kontrol altına alıp oradaki geçişe mani olarak aslında enerjiyi bir anlamda silaha da dönüştürmek mümkün ama biz enerjinin, barışın bir kaynağı olarak kullanılmasının ve bölgesel çatışmaların çözümünde bir kaynak olarak kullanılmasının doğru olduğuna inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Terörsüz Türkiye’nin Resmi Gabar Gabar’daki petrol üretimiyle ilgili de konuşan Bakan Bayraktar, “Gabar özellikle bugünlerde daha da anlamlı hale geldi. Türkiye, Terörsüz Türkiye'yi konuşuyor. Bununla ilgili çok çok önemli bir adımı Meclis'te atmış olduk, çok büyük bir katılımla ve çok büyük bir destekle. Gabar, bütün bölgemizin terörden kurtulduğu, terörle mücadelede bir anlamda başarıya ulaştığı noktada neler olabileceğini gösterdiğimiz bir resim. Gabar, yıllarca adı terörle anılan bir yerdi. Şimdi artık 3 bin 500'ün üzerinde genç kardeşimiz o sahalarda çalışıyor. Petrol bulma tarafı tabii çok önemli ama esas itibariyle oradaki sosyal dokuya, gençlerin hayatına dokunması, ailelerin hayatına dokunması yönüyle Gabar, bizim gözbebeği projelerimizden bir tanesi.” dedi. Akkuyu’da İlk Üretim Akkuyu Nükleer Santrali ile Türkiye’nin 70 yıllık rüyasının gerçeğe dönüştüğünü ifade eden Bakan Bayraktar, “Türkiye şu anda Akkuyu'da 4 reaktörü aynı anda inşa ediyor ve inşallah ilk reaktörde elektrik üretmeye önümüzdeki birkaç ay içerisinde başlıyoruz.” ifadesini kullandı. Türkiye Nükleerde Söz Sahibi Olacak Nükleer enerjinin ikinci döneminde küçük modüler reaktörlerin ön plana çıktığına işaret eden Bakan Bayraktar, “Türkiye'yi biz artık nükleerde, bu yeni çağda kendi teknolojisini kullanabilen, kendi kaynağını yapabilen bir ülke haline getirmek istiyoruz. Türkiye'nin mühendislik gücünün buna yeteceğini düşünüyorum. Şu anda bu konuda çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Eylül başında Çekmece'de, nükleer araştırma reaktörümüzün olduğu yerde TEKNOFEST'le bir nükleer teknoloji yarışmasını tertip ediyoruz. Bu sene üçüncüsünü yapacağız. Türkiye, bu alanda inşallah söz sahibi bir ülke olacak.” dedi. Karadeniz’de Üretim 2 Katına Çıkacak Karadeniz’deki yerli doğal gaz üretiminin sene sonunda 2 katına çıkacağına işaret eden Bakan Bayraktar, “Osman Gazi Yüzer Üretim Platformu, birkaç hafta sonra Karadeniz'deki lokasyonuna gidecek. O yerde bu üretimi iki katına çıkaracak.” diye konuştu. Bakan Bayraktar, gençlere tavsiyelerde de bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Takip Edilmesi Gereken Savunma Yayınları Haber

Takip Edilmesi Gereken Savunma Yayınları

Bir savunma ihalesinin sonucu, yeni bir platformun ilk uçuşu ya da ihracat sözleşmesi yalnızca sektör haberi değildir. Tedarik zincirinden sermaye piyasalarına, dış politikadan teknoloji yatırımlarına kadar uzanan etkiler yaratabilir. Bu nedenle takip edilmesi gereken savunma yayınları, hızlı bilgi tüketiminin ötesinde; doğrulanmış veri, teknik bağlam ve stratejik okuma sunabilmelidir. Savunma sanayii haberlerinde en sık yapılan hata, ürün lansmanını operasyonel kabiliyetle eş tutmaktır. Bir prototipin sergilenmesi, seri üretime geçildiği anlamına gelmez. İmza atılan bir niyet mektubu da kesinleşmiş ihracat geliri değildir. Profesyonel okur için değerli yayın, bu ayrımları görünür kılan; açıklamanın arkasındaki takvim, bütçe, sertifikasyon, teslimat ve kullanıcı ihtiyaçlarını sorgulayan yayındır. Savunma yayınını değerli kılan nedir? Nitelikli savunma gazeteciliği, güvenlik gündemini heyecan diliyle değil, kanıt zinciriyle ele alır. Haberde kurum açıklaması ile bağımsız değerlendirme ayrışır; teknik özellikler, yalnızca pazarlama metninden alınmaz. Platformun menzili, faydalı yükü veya vuruş hassasiyeti kadar bakım ihtiyacı, entegrasyon kabiliyeti, mühimmat bağımlılığı ve yaşam döngüsü maliyeti de dikkate alınır. Bu yaklaşım özellikle karar vericiler açısından kritiktir. Bir savunma şirketinin sipariş hacmi artabilir; ancak kritik alt sistemlerde dışa bağımlılık, ihracat lisansı riski ya da finansman sınırlaması varsa büyüme beklentisi yeniden değerlendirilmelidir. Yayının niteliği, haberi ilk veren olmasından çok, haberi ne kadar doğru çerçevelediğiyle ölçülür. Savunma alanında iyi bir yayın üç soruya yanıt verir: Ne oldu, neden şimdi oldu ve bunun sonraki etkisi ne olabilir? İlk soru gündemi taşır. İkinci soru siyasi, askeri ve ticari motivasyonu açıklar. Üçüncü soru ise editörler, yatırımcılar, sektör yöneticileri ve kamu paydaşları için asıl karar değerini üretir. Takip edilmesi gereken savunma yayınları nasıl seçilmeli? Tek bir yayın seti, her kurumun ihtiyacını karşılamaz. İhracat fırsatlarını izleyen bir şirket ile savunma politikası çalışan bir araştırmacının öncelikleri farklıdır. Buna karşın sağlıklı bir takip düzeni, dört ayrı kaynağı birlikte okumayı gerektirir: uzman uluslararası haber platformları, düşünce kuruluşları, resmi kurum açıklamaları ve şirketlerin yatırımcı ya da kurumsal duyuruları. Uzman uluslararası yayınlar, büyük programları ve pazar hareketlerini izlemek için güçlü bir başlangıç noktasıdır. Defense News, Breaking Defense, Defense One, Janes, Naval News ve Shephard gibi yayınlar; kara, deniz, hava, uzay ve savunma teknolojilerindeki gelişmeleri düzenli biçimde ele alır. Her birinin editoryal odağı farklıdır. Bazıları Washington merkezli politika ve bütçe kararlarına yoğunlaşırken, bazıları deniz platformları, havacılık programları veya küresel tedarik projeleri hakkında daha derin teknik dosyalar üretir. Bu kaynaklar okunurken coğrafi ağırlık dikkate alınmalıdır. ABD ve NATO gündeminin küresel savunma haberleri üzerindeki etkisi büyüktür; fakat bu yoğunluk, diğer bölgelerdeki kabiliyet gelişimlerini arka plana itebilir. Orta Doğu, Asya-Pasifik, Afrika ve Latin Amerika pazarlarını değerlendiren kurumlar, yerel kaynaklarla ve bölgesel uzman analizleriyle bu kör noktayı kapatmalıdır. Düşünce kuruluşları ise habere stratejik katman ekler. IISS, SIPRI, RUSI ve CSIS gibi kurumların raporları; savunma harcamaları, kuvvet yapısı, silah transferleri, caydırıcılık, çatışma dinamikleri ve doktrin değişimleri için referans niteliği taşır. Bu raporlar günlük haber akışından daha yavaş üretilir, ancak bir gelişmenin yapısal anlamını kavramada güçlüdür. Yine de raporların metodolojisi, veri tarihi ve kurumun çalışma çerçevesi mutlaka okunmalıdır. Her analiz, yazarının erişebildiği veri ve seçtiği varsayımlar kadar güçlüdür. Türkiye odağında resmi veri ve sektör nabzı Türkiye savunma sanayiini takip edenler için resmi açıklamalar temel kaynaktır. Savunma Sanayii Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve ilgili kamu kurumlarının duyuruları; program takvimi, teslimat, kabul faaliyeti, iş birliği ve ihracat gündemi açısından birincil veri sağlar. Ancak resmi açıklamanın doğal olarak kurumsal öncelikleri yansıttığı unutulmamalıdır. Bu nedenle aynı gelişme, teknik uzmanların yorumları, sektör şirketlerinin açıklamaları ve bağımsız haberlerle birlikte değerlendirilmelidir. ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN, STM, ASFAT ve diğer savunma şirketlerinin faaliyet raporları, finansal sunumları ve proje duyuruları; yalnızca yeni ürünleri değil, kapasite artışını, Ar-Ge yönelimini ve uluslararasılaşma hedeflerini de gösterir. Özellikle halka açık şirketlerde ciro, sipariş bakiyesi, ihracat payı ve yatırım harcamaları, başlıkların ötesinde bir görünüm sunar. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ticari duyuru ile program başarısını birbirine karıştırmamaktır. Bir ürünün fuarda ilgi görmesi ile sözleşmeye dönüşmesi farklı aşamalardır. Aynı şekilde ihracat duyurusunda miktar, teslimat dönemi, kapsam ve yerelleştirme şartları paylaşılmıyorsa haberin ekonomik etkisi hakkında kesin yargıya varmak erken olabilir. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörler arası yayın yapan kaynakların katkısı da bu noktada öne çıkar. Savunma programını enerji, lojistik, yapay zeka, finansman, insan kaynağı ve sürdürülebilirlik başlıklarıyla ilişkilendiren içerikler; kurumların daha geniş iş ekosistemini görmesine yardımcı olur. Savunma sanayii artık yalnızca ana yüklenicilerden ibaret değildir. Yazılım, elektronik, kompozit malzeme, siber güvenlik, test altyapısı ve nitelikli iş gücü, haberin ekonomik çerçevesini doğrudan belirler. Haber akışında doğrulama disiplini Açık kaynak istihbaratı, uydu görüntüleri, sosyal medya paylaşımları ve saha videoları savunma haberciliğinde önemli hale geldi. Buna rağmen ilk görüntü her zaman ilk gerçek değildir. Görüntünün tarihi, konumu, platformun varyantı ve bağlamı doğrulanmadan yapılan yorumlar, özellikle çatışma dönemlerinde hızla yanlış bilgiye dönüşebilir. Profesyonel takip için basit bir kontrol disiplini yeterlidir: Kaynağın olayla doğrudan ilişkisi var mı, iddia ikinci bir güvenilir kaynakla destekleniyor mu, kullanılan görsel güncel mi ve açıklamada ölçülebilir veri bulunuyor mu? Bu sorular, hem editoryal hata riskini hem de kurumların itibar riskini azaltır. Terminoloji de doğrulamanın parçasıdır. İHA ile silahlı İHA, konsept tasarım ile prototip, test atışı ile envantere giriş, mutabakat zaptı ile tedarik sözleşmesi aynı şey değildir. Savunma yayınlarını düzenli izleyen ekiplerin ortak bir terim sözlüğü oluşturması, haberlerin kurum içinde doğru aktarılmasını kolaylaştırır. Okuma rutini, bilgi yükünü azaltabilir Savunma gündemi yüksek hacimlidir. Gün boyunca tüm kaynakları izlemeye çalışmak, kritik gelişmeyi yakalamayı garanti etmez. Daha verimli yöntem, takip hedefini belirlemektir. İhracat ve şirket gelişmeleri için günlük tarama yapılabilir; bütçe, doktrin ve kuvvet modernizasyonu için haftalık analizler yeterli olabilir. Büyük fuarlar, tatbikatlar, savunma zirveleri ve bütçe dönemleri ise özel izleme gerektirir. Editörler açısından da yayın seçimi yalnızca içerik kalitesi meselesi değildir. Haberin telif durumu, görsel kullanım hakkı, güncelleme hızı ve yeniden yayımlanabilir formatı operasyonel değer taşır. Kurumsal iletişim ekipleri içinse hangi başlıkların piyasa algısını, kamuoyunu veya yatırımcı ilgisini etkilediğini ayırmak gerekir. Her teknik gelişme geniş kitle haberi olmayabilir; fakat stratejik bağımlılığı azaltan bir alt sistem, sektörel açıdan büyük önem taşıyabilir. Savunma yayınlarını izlemek, daha fazla başlık biriktirmek değildir. Doğru kaynakları karşılaştırarak hangi gelişmenin gerçekten kabiliyet, ticaret ve güvenlik dengelerini değiştireceğini ayırt edebilmektir. Bu ayrımı düzenli yapan kurumlar, gündemi yalnızca takip etmez; gündemin kendi sektörleri için ne ifade ettiğini daha erken görür.

Türkiye, Finans Teknolojilerinde Avrupa’yı Geride Bıraktı Haber

Türkiye, Finans Teknolojilerinde Avrupa’yı Geride Bıraktı

OYAK’ın Girişim Sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance, başta finans sektörü olmak üzere farklı endüstrilere sunduğu uçtan uca teknoloji çözümleriyle dikkat çekiyor. Innovance'in Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, Türkiye'de geliştirdikleri yerli çözümleri Avrupa başta birçok pazara ihraç ettiklerini belirterek, her türlü bankayı sıfırdan hızlı bir şekilde kurabildiklerini söyledi. Yusuf Ürey, Türk mühendislerinin teknoloji alanındaki yetkinliğini ve global ölçekte elde edilen başarılarını değerlendirdi. Forbes Türkiye'nin "Girişim 2026 Listesi"nde zirvede yer alan Innovance'in vizyonu anlatan Yusuf Ürey, Türkiye'nin özellikle finans teknolojilerinde önemli bir yetkinlik kazandığını ve yerli teknoloji geliştirmenin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini bildirdi. Yusuf Ürey, yüz tanıma sistemlerinden dijital cüzdana kadar tüm süreçlerde dünyanın teknoloji devleriyle yarışan Türk mühendislerinin bankacılık teknolojisi millîleştirerek önemli bir küresel başarıya imza attıklarını dile getirdi. "Dört farklı banka türünü sıfırdan süratli bir şekilde kurabiliyoruz" Türk mühendislerinin finans teknolojilerindeki yüksek yetkinliğine dikkati çeken Yusuf Ürey, “Klasik banka, dijital banka, yatırım bankası ve katılım bankasını sıfırdan çok hızlı bir şekilde kurabiliyoruz. Bunu sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde hayata geçirebiliyoruz. Bu bizim önemli rekabet avantajlarımızdan biri" dedi. Yusuf Ürey, Innovance olarak “Mobil Bankacılık”, “ATM”, “Çağrı Merkezi”, “Yüz Tanıma Sistemleri”, “e-Cüzdan” ve “KYC” çözümleri gibi sektörün tüm ihtiyaçlarını kapsayan ve kendi veri tabanı sistemlerini geliştiren bir yapıya sahip olduklarını aktardı. “Tek Sözleşme modeli ile zamandan ve maliyetten tasarruf sağlıyoruz” Büyük ölçekli projelerde yaşanan entegrasyon zorluklarına Türk mühendisleri olarak geliştirdikleri inovatif yaklaşımla çözüm getirdiklerini belirten Yusuf Ürey, sektöre kazandırdıkları “Tek Sözleşme” modelini şu sözlerle anlattı: “Geleneksel sistemde büyük projelerde birçok firmanın ürününü entegre etmek gerekiyor. Sözleşme yönetimi uzun ve meşakkatli oluyor. Bir hata çıktığında firmalar arasında sorumluluk paylaşımı zorlaşabiliyor. Biz bu süreci 'Tek Sözleşme' modeliyle sadeleştiriyoruz. Veri tabanı sistemlerinden temel bankacılığa, dijital kanallardan regülasyon süreçlerine kadar tüm sorumluluğu üstleniyoruz. Müşteri tek bir şirketle muhatap oluyor. Bu modelin en büyük avantajı süre kazandırmasıdır. Süre eşittir maliyet. Müşterimizin harcayacağı parayı azaltıyor, kazanacağı parayı artırıyoruz.” "Türkiye teknoloji üretiminde güçlü bir konumda" Türkiye'nin yazılım, veri ve güvenlik alanlarında önemli bir gelişim kaydettiğinin altını çizen Yusuf Ürey, Avrupa ile yapılan kıyaslamalarda Türkiye'nin net bir ara farkla önde olduğunu vurguladı. Ürey, "Hizmet ve servis kalitemiz, teknolojimiz ve bilgi birikimimizle güçlü bir konumdayız. Avrupa'da bazı köklü sistemlerin dönüşümü zaman alırken, Türkiye daha çevik yapısıyla yeni teknolojilere daha hızlı adapte olabiliyor. Bu da uluslararası projelerde önemli bir avantaj sağlıyor" dedi. Türk girişimcilerin yurt dışındaki sürdürülebilir başarısının sırrını “adaptasyon” olarak tanımlayan Ürey, “Türk insanına her zaman güvenin. Bizim insanımızın inanılmaz yüksek bir adaptasyon kabiliyeti var. Doğa kanunları gereği gittiğiniz yere alışmazsanız başarısız olursunuz; biz bu esnekliğe ve güce sahibiz” diye konuştu. “Teknolojide dışa bağımlılık, bir millî güvenlik sorunu” Millî yazılımın öneminin günümüz dünyasında daha net anlaşıldığını belirten Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, stratejik bağımsızlık konusunda şöyle dedi: "Devletin kritik birimlerine yaptığımız projelerde yabancı ürünlere olan ihtiyacı azaltıyoruz. Datanızın ve tüm güvenliğinizin size ait olması, yerli ve millî olması büyük önem taşıyor. Küresel gelişmeler, teknolojide dışa bağımlılığın risklerini de daha görünür hale getirdi. Bu nedenle kritik sistemlerde kendi teknolojimizi geliştirmek stratejik bir gereklilik." "Türkiye'nin teknolojisi Avrupa içlerine yayılıyor" Almanya’da OYAK Anker Bank’ın teknoloji dönüşümünü başarıyla tamamladıklarını vurgulayan Yusuf Ürey, burada kazandıkları güçlü Avrupa bankacılık deneyimi sayesinde bugün İtalya, Hollanda ve Almanya'nın farklı bölgelerinde yeni müşteriler kazanarak Türkiye'nin teknoloji ihracatına katkı sağlamayı sürdürdüklerini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer Belediyesi Sahadaki Gücünü Yeni Yatırımlarla Artırıyor Haber

Nilüfer Belediyesi Sahadaki Gücünü Yeni Yatırımlarla Artırıyor

Nilüfer Belediyesi, ilçedeki altyapı ve ulaşım hizmetlerini daha etkin, hızlı ve kesintisiz sürdürebilmek amacıyla araç filosunu genişletti. Nilüfer Belediyesi Alaaddinbey Ek Hizmet Binası’nda düzenlenen törenle, yeni alınan 4 iş makinesi ve 6 kamyon resmen hizmete alındı. Törene; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri ve muhtarlar katıldı. “GERÇEK GÜCÜMÜZ SAHADA ORTAYA ÇIKIYOR” Törenin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, bir belediyenin asıl performansının şantiyede ve mahallelerdeki çalışmalarda belli olduğuna dikkat çekti. Sahadaki hizmet kapasitesini sürekli olarak güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Şadi Özdemir, yatırımla ilgili şu bilgileri paylaştı: “Mevcut 20 iş makinesi ve 13 kamyonumuza ek olarak, 4 iş makinesi ve 6 kamyonu daha filomuza katıyoruz. Böylece iş makinesi sayımızı yüzde 20, kamyon sayımızı yüzde 46 artırıyor, toplam araç parkımızı yüzde 30 büyütmüş oluyoruz.” DIŞA BAĞIMLILIK AZALACAK, KAYNAKLAR VERİMLİ KULLANILACAK Yeni araçlarla birlikte vatandaşın taleplerine ve olası sorunlara çok daha kısa sürede müdahale edeceklerini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, bu yatırımın sağladığı ekonomik avantajlara da değindi. Başkan Şadi Özdemir, “Bakım ve arıza durumlarında iş sürekliliğini kendi imkanlarımızla sağlayacağız. Dışarıdan hizmet alımına daha az ihtiyaç duyulacak, kaynaklarımızı daha verimli, ekonomik ve daha kontrollü kullanacağız” dedi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız ise bu alımın sosyal belediyeciliğin güzel bir örneği olduğunu belirtti. Saldız, Nilüfer’in filosuna katılan bu yeni araçların, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin bölgedeki çalışmalarına da kolaylık ve destek sağlayacağını ifade etti. Tören, açılış konuşmalarının ardından protokol üyelerinin kurdele kesimiyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Milli Yalpa Sönümlendirme Sistemi, Malezya Korvetleri’nde Kullanılacak Haber

Milli Yalpa Sönümlendirme Sistemi, Malezya Korvetleri’nde Kullanılacak

Türkiye’nin Mavi Vatan’daki mühendislik gücü STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., askerî denizcilik alanında kritik yerlileştirme ve millileştirme adımlarını ihracata dönüştürmeyi sürdürüyor. STM ve Robotek Otomasyon Teknolojileri iş birliği ile geliştirilen Türkiye’nin ilk milli Yalpa Sönümlendirme Sistemi daha önce korvet sınıfı savaş gemilerine başarı ile entegre edilmişti. Türkiye’nin yerli ve milli Yalpa Sönümlendirme Sistemi, STM ana yükleniciliğinde yürütülen Malezya Korvet Projesi kapsamında üç korvete daha entegre ediliyor. Sistemin fabrika kabul testleri (FAT) ve teslimat süreçleri başarıyla tamamlandı. Milli Fırkateynlerde de Görev Yapacak Milli Yalpa Sönümlendirme Sistemi, STM’nin yürüttüğü bir ihracat projesi kapsamında daha önce iki korvete daha entegre edilmişti. Böylece bugüne kadar Türkiye tarafından ihraç edilen toplam 5 savaş gemisinde milli sistem kullanılmış oldu. Sistem, ayrıca Türkiye’nin milli fırkateyn projeleri kapsamında MİLGEM İstif Sınıfı Fırkateynlerde de görev yapacak. Yalpa Sönümlendirme Sistemi, 2024 yılı içerisinde Türk Loydu ürün sertifikasını alarak, Türk Loydu’nun da üyesi olduğu Uluslararası Klas Kuruluşları Birliği (IACS) bünyesindeki tüm klas kuruluşları tarafından sertifikalandırılan gemilerde kullanılabilecek. Yalpa Sönümlendirme Sistemleri daha önce yurt dışından tedarik ediliyordu. STM’nin milli çözümü ile bu alandaki dışa bağımlılık sona ermiş oldu. Dalgalı Denizlerde Gemi Performansını Artırıyor Geminin her iki yöndeki aşırı yalpa hareketine karşı daha stabil bir platform sağlamak amacıyla geliştirilen Yalpa Sönümlendirme Sistemi, dalgalı deniz koşullarında platformların operasyon kabiliyetini artırıyor. Aşırı denizli havalarda platformun operasyonel verimliliğini ve bunun en kritik bileşeni olan personel konforunu arttıran sistem; seyir ve muharebe esnasında, zorlu deniz şartları ve ani manevralar sonucu oluşan hareketleri asgari seviyeye indiriyor. Helikopter harekâtı, silah stabilizasyonu, denizde ikmal ile malzeme ve personel transferi faaliyetlerine katkı sağlayan Yalpa Sönümlendirme Sistemi; zorlu deniz koşullarına dayanıklı tasarımı, otomatik ve adaptif çalışma kabiliyeti ile öne çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.