Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Disiplinler Arası

Kapsül Haber Ajansı - Disiplinler Arası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Disiplinler Arası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Modernleşme Serüveni Masaya Yatırıldı! Haber

Türkiye’nin Modernleşme Serüveni Masaya Yatırıldı!

Sempozyum açılışında konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, modernleşmenin bir taklit değil, özgün bir yürüyüş olması gerektiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, modernleşmenin psikolojik boyutuna dikkat çekerek Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘zafer kimliği’ üzerine inşa edildiğini ifade etti. Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Havva Kök Arslan ise Türk modernleşmesinin doğrusal değil, kırılmalar ve yeniden inşa süreçleriyle şekillenen dinamik bir tecrübe alanı olduğunu söyledi. Sempozyumda modernleşme, demokrasi, kimlik, gelenek ve küresel sistem tartışmaları karşılaştırmalı perspektifle ele alındı. Dünyaca tanınan akademisyenlerin katıldığı etkinlikte, Türkiye’nin geleceğine dair yeni düşünsel arayışların önemi vurgulandı. Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi’nin himayelerinde, Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSSAM) tarafından düzenlenen “Çağdaşlaşma: Küresel Karşılaştırmalar ve Alternatif Arayışlar Işığında Türk Modernleşmesi Uluslararası Sempozyumu” açılışı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’un da katılımıyla gerçekleştirildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: “Türk modernleşmesi taklit değil, özgün bir yürüyüş olmalıdır” Türk modernleşmesinin tarihsel, siyasal, toplumsal, kültürel ve entelektüel boyutlarıyla disiplinler arası bir yaklaşımla ele alındığı sempozyumun açılış konuşmasını yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, modernleşme meselesinin yalnızca geçmişin değil, bugünün ve geleceğin de en önemli tartışma alanlarından biri olduğunu söyledi. Kurtulmuş, Türkiye’nin modernleşme sürecinin başka toplumların deneyimlerinden farklı, kendine özgü bir karakter taşıdığını vurgulayarak, “Hiçbir millet başka bir milleti taklit ederek ayakta kalamaz. Modernleşmeyi bir mukallitlik serüveni olarak görmüyoruz.” dedi. “Modernleşme disiplinler arası bir çalışma alanına dönüştü” TBMM’nin yalnızca yasa yapan bir kurum olmadığını belirten Kurtulmuş, üniversitelerle yapılan iş birlikleri sayesinde fikir hayatına katkı sunan önemli toplantılar gerçekleştirdiklerini ifade etti. Daha önce ‘Cedidcilik Hareketi’ üzerine bir sempozyum düzenlediklerini hatırlatan Kurtulmuş, bu toplantının ise Türk modernleşmesini farklı perspektiflerle ele almayı amaçladığını aktardı. Yakın zamanda Türkiye’de İslamcılık düşüncesini konu alan yeni bir uluslararası sempozyum daha düzenleneceğini açıklayan Kurtulmuş, şunları söyledi: “Modernleşme tartışmaları artık disiplinler arası bir çalışma alanına dönüştü. Türkiye’de bu konuda yoğun akademik çalışmalar yürütülüyor. 20. yüzyılın başında dünyayı etkileyen iki büyük gelişme modernleşme tartışmalarını şekillendirdi. Bunlardan ilki Batı’nın bilim ve teknoloji alanındaki büyük atılımı, ikincisi ise Osmanlı dahil Doğu imparatorluklarının çözülme süreci . Batı dışındaki toplumlar modernleşmeye zaman zaman kaygı ve çekinceyle yaklaşıyor. Türk modernleşmesi nasıl farklıysa, Japonya’nın Meiji restorasyonu, Rusya’nın dönüşümü ve Çin’in modernleşme hikâyesi de birbirinden farklıdır. Ancak hepsi ortak bir soruya odaklanmıştır: ‘Bu gelişmeye karşı kendi cevabımızı nasıl oluşturacağız?’” “Modernleşme, çağdaşlaşma ve Batılılaşma aynı şey değildir” Konuşmasında kavramların doğru kullanılmasının önemine dikkat çeken Kurtulmuş, modernleşme, çağdaşlaşma ve Batılılaşmanın birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyledi. Batı’yı yalnızca taklit edilecek bir hedef olarak görmenin toplumları köklerinden uzaklaştıracağını ifade eden Kurtulmuş, “Türkiye kendi tarihsel birikimiyle yeni bir çıkış gerçekleştirebilecek milli tecrübeye sahip. Günümüzde modern değerler üzerine kurulu uluslararası sistem ciddi bir kriz yaşıyor. İnsan hakları, uluslararası hukuk ve devletlerin egemen eşitliği gibi temel kavramlar yeniden tartışılıyor. Mevcut küresel düzen artık günümüz sorunlarına çözüm üretemez hale geldi. Modern değerler üzerine kurulan uluslararası sistemin kurumları, kuralları ve hatta terminolojisi iflas etmiştir. Artık dünyadaki sorunları eski kavramlarla açıklamak mümkün değil.” şeklinde konuştu. “Demokrasi modernleşmenin en önemli alanlarından biridir” Türk modernleşmesinin en önemli başlıklarından birinin demokrasi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Türkiye’nin demokrasi mücadelesinin büyük bedellerle ilerlediğini söyledi. Darbeler, siyasi müdahaleler ve antidemokratik uygulamalara rağmen toplumun demokrasi yönünde irade ortaya koyduğunu belirten Kurtulmuş, “Demokrasiyi gözümüzün nuru gibi koruyacağız.” dedi. “Devlet geleneğimiz insan merkezlidir” Türk devlet geleneğinin temelinde insanı merkeze alan bir anlayış bulunduğunu söyleyen Kurtulmuş, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı: “Bizim devlet anlayışımızın temelinde ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ ilkesi vardır. Devlet-i ebed müddet anlayışıyla hareket ederiz. Aynı zamanda ‘Nizam-ı âlem’ düşüncesiyle yalnızca kendimiz için değil, bütün insanlığın huzuru için söz söylemeyi görev kabul ederiz.” Kurtulmuş, sempozyumda ortaya konulacak fikirlerin akademik çalışmalara katkı sağlayacağına inandığını belirterek, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Modernleşmenin psikolojik boyutu da konuşulmalı” Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini söyledi. Tarih Bölümü Başkanı ile birlikte yürüttükleri psikotarih çalışmalarına değinen Kaynak, “Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış sürecinin toplum üzerindeki etkilerini inceledik. ‘Travmadan Zafere’ isimli kitapta da Osmanlı’nın yıkılış travması yerine İstiklal Harbi ve zafer anlatısı üzerine inşa edilen ulusal kimlik sürecini ele aldık. Türkiye Cumhuriyeti ulusal kimliği kuşkusuz bir zafer kimliği olarak inşa edilmiştir ve bu stratejik bir tercihtir.” şeklinde konuştu. “Mustafa Kemal Atatürk geçiş sürecinin köprüsüdür” Cumhuriyetin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte önemli bir köprü rolü üstlendiğini ifade eden Kaynak, “Kurucu kadroların dönüşümü toplumun tamamında aynı hızda gerçekleşmediği için modernleşme sürecinin farklı boyutlarda değerlendirilmesi gerekiyor.” dedi. Toplumların yaşadığı büyük kayıpların doğal olarak bir yas süreci doğurduğunu belirten Kaynak, bazı akademisyenlerin Türkiye’de yaşanan kimlik ve aidiyet tartışmalarını ‘tamamlanmamış yas süreci’ üzerinden değerlendirdiğini aktardı. “Modernleşme sadece teknoloji veya kıyafet değişimi değildir” Modernleşmenin yalnızca Batı’yı taklit etmek anlamına gelip gelmediğinin uzun yıllardır tartışıldığına değinen Kaynak, şu soruların önemine dikkat çekti: “Bir toplumun modernleşmesi yalnızca giyimi, kuşamı, teknolojisi ve eğitim sistemiyle mi ilgilidir; yoksa değerleri, zihniyeti ve kültürüyle birlikte ele alınması gereken bir dönüşüm müdür?” Modernleşme ile modernleştirme kavramlarının da birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Kaynak, bu sürecin tepeden inme bir zorlamadan mı yoksa toplumsal ihtiyaçlardan mı doğduğunun tartışılması gerektiğini ifade etti. Gençlere seslenen Kaynak, “Geçmişinizi iyi öğrenmeden iyi bir gelecek inşa edemezsiniz.” diyerek öğrencilerin tarihsel ve düşünsel süreçleri anlamasının önemine vurgu yaptı. Prof. Dr. Havva Kök Arslan: “Türk modernleşmesi dinamik bir tecrübe alanıdır” Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Havva Kök Arslan ise konuşmasında, Türk modernleşmesinin yalnızca tarihsel değil, güncel ve geleceğe dönük yönleriyle de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türk modernleşmesi meselesinin her neslin yeniden sorduğu temel sorulardan biri olduğunu ifade eden Arslan, “Sempozyum yalnızca akademik bir toplantı değil, aynı zamanda ortak tarihsel hafızayı ve geleceğe dair sorumlulukları da değerlendirme zemini sunuyor. Türk modernleşmesi doğrusal bir ilerleme değil; sürekliliklerin, kırılmaların ve yeniden inşa süreçlerinin iç içe geçtiği dinamik bir tecrübe alanıdır. Bu düşünsel yaklaşımları, birbirini dışlayan ideolojik kalıplar olarak görmüyor; tarih içinde dönüşen ve etkileşen fikir akımları olarak değerlendiriyoruz.” “Modernleşme yalnızca kurumsal dönüşüm değildir” Modernleşmenin yalnızca teknik ilerleme veya kurumsal reformlardan ibaret olmadığını vurgulayan Arslan, şöyle konuştu: “Türkiye’nin modernleşme deneyimi eğitimden hukuka, ekonomiden sanata kadar uzanan çok katmanlı bir dönüşüm süreci. Bu süreç aynı zamanda toplumun kendisini yeniden tanımladığı bir zihniyet ve kimlik dönüşümü. Türk modernleşmesi Batı’nın yükselişiyle paralel ilerliyor ancak kendi özgün gerilimlerini ve arayışlarını da üretiyor. Günümüzde modernleşme tartışmaları artık tek merkezli bir modele indirgenemez. Modernleşme yalnızca teknik ilerleme değil; gelenek ile modernlik, yerel ile evrensel arasında sürekli yeniden kurulan bir denge arayışı.” “Asıl mesele değişirken kendimiz olarak kalabilmek” Sempozyumun temel hedefinin Türkiye’nin modernleşme tecrübesini küresel karşılaştırmalar ışığında yeniden değerlendirmek olduğunu belirten Arslan, farklı disiplinlerden akademisyenleri bir araya getirerek yalnızca akademik değil, toplumsal bir tartışma zemini oluşturmayı amaçladıklarını söyledi. Arslan, “Mesele yalnızca nasıl modernleşeceğimiz değil, değişirken kendimiz olarak nasıl kalabileceğimiz meselesidir.” ifadelerini kullandı. “Üç yıllık düşünsel programın ikinci ayağını oluşturuyor” Geçtiğimiz yıl düzenlenen ilk sempozyumda Cedidcilik hareketi ile Türkçülük ve Türkleşme meselelerinin ele alındığını hatırlatan Arslan, bu yılki toplantının merkezinde “muasırlaşmak”, yani modernleşme konusunun yer aldığını ifade etti. Önümüzdeki yıl düzenlenecek üçüncü sempozyumda ise “İslamlaşmak” başlığı altında din, toplum ve siyaset ilişkilerinin tartışılacağını açıkladı. Dünyaca tanınan sosyolog Nilüfer Göle, SOAS University of London Onursal Profesörü William Hale gibi alanında uzman isimler; Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve düşünürün katılımıyla gerçekleştirilen sempozyumda modernleşme deneyimleri küresel karşılaştırmalar ışığında tartışıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak’a uluslararası prestijli ödül Haber

Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak’a uluslararası prestijli ödül

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, dünyanın saygın akademik ödüllerinden biriyle onurlandırıldı. Uluslararası Politik Psikoloji Derneği’nin (ISPP), 2026 yılı Nevitt Sanford Award ödülüne, bu yıl Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak’a layık görüldü. Nevitt Sanford ödülü, akademik alandaki en prestijli ödüllerden birisi ve politik psikoloji alanındaki kalıcı ve dönüştürücü katkıları onurlandırmak amacıyla veriliyor. 1978 yılında kurulan ve dünya genelinde akademisyenler ve uzmanları bir araya getiren ISPP, politik davranışın psikolojik temellerini inceleyen en önemli uluslararası platform olarak kabul ediliyor. Dernek, yıllık konferansları ve “Political Psychology” dergisi aracılığıyla alanın teorik ve uygulamalı gelişimine de yön veriyor. Nevitt Sanford Ödülü’nü daha önce kimler almıştı? ISPP Nevitt Sanford Ödülü ise geçmişte Ralf Dahrendorf, Vamık D. Volkan, Ole Holsti, Jerrold Post, Robert Jervis, Philip E. Tetlock ve Margaret G. Hermann gibi alanın önde gelen isimlerine verilmesiyle dikkat çekiyor. Bu yönüyle ödül, yalnızca akademik üretimi değil, aynı zamanda düşünsel etkiyi ve disiplinler arası katkıyı da tescil eden güçlü bir referans niteliği taşıyor. Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak’ın çalışmaları, uluslararası ilişkiler ile politik psikolojiyi kesiştiren yaklaşımıyla öne çıkıyor. Politik gelişmeleri yalnızca güç dengeleri üzerinden değil; algı, kimlik ve kolektif hafıza üzerinden de okuyan bu perspektif, özellikle günümüzün karmaşık krizlerini anlamada yeni bir analitik çerçeve sunuyor. Ödül temmuz ayında Prof. Dr. Kaynak’a takdim edilecek Bu ödül, Türkiye’de politik psikoloji alanında yapılan çalışmaların uluslararası görünürlüğü açısından da önemli bir eşik. Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak’a ödülü temmuz ayında Birleşik Krallık, University of New Castle’da yapılacak büyük kongrede takdim edilecek. Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, halen Üsküdar Üniversitesi Politik Psikoloji Merkezi direktörü ve İnsan ve Toplum Bilgileri Fakültesi Dekanı olarak görev yapıyor. Prof. Dr. Kaynak, 2015- 2025 yılları arasında Oxford Üniversitesi CRIC Merkezi kıdemli üyesi olarak Çatışma Çözümü alanında akademik çalışmalarını sürdürdü. Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, halen toplumsal çatışmanın incelenmesine ve iyileştirilmesine psikolojik bir bakış açısı getiren psikanalistler, akademisyenler, diplomatlar ve diğer profesyonellerden oluşan uluslararası, çok disiplinli grup olan IDI (International Dialogue Initiative) bünyesinde uluslararası çalışmalarına devam ediyor. Prof. Dr. Kaynak aynı zamanda, TÜBA Uluslararası İlişkiler Çalışma Grubu ve Dünya Sanat ve Bilimler Akademisi (WAAS) üyesi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İKMİB Başkan Adayı Aracı’ya Kocaeli’de İki Büyük Ödül Haber

İKMİB Başkan Adayı Aracı’ya Kocaeli’de İki Büyük Ödül

İş insanı Vefa İbrahim Aracı, toplumsal katkıları ve yükseköğretim alanındaki destekleri dolayısıyla bir hafta içinde iki farklı törende ödüle layık görüldü. İlk olarak sosyal sorumluluk temasıyla gerçekleştirilen “Uluslararası Öğrencilerle Birlik Yemeği” ve “Kocaeli’nin Elleri” programında ödüllendirilen Aracı, ardından Kocaeli Üniversitesi tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen Başarı ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde verilen “Rektörlük Özel Ödülü”nün sahibi oldu. Kocaeli’de aynı hafta içinde gerçekleştirilen iki ayrı organizasyonda, sosyal sorumluluk çalışmaları ile üniversite-sanayi iş birliğine sağlanan katkılar ödüllendirildi. Eğitimden bilime uzanan başlıklarda verilen takdirler, kentte toplumsal fayda ve akademik üretim odağındaki iş birliklerini gündeme taşıdı. İKMİB Başkan Adaylığını kısa süre önce kamuoyuyla paylaşan GEBKİM Kimya İhtisas OSB Başkanı ve KORUMA Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, Kocaeli’de düzenlenen iki ayrı organizasyonda toplumsal katkıları ve üniversite-sanayi iş birliğine sunduğu destekler dolayısıyla ödüllendirildi. Aracı’ya toplumsal katkıları nedeniyle Sosyal Sorumluluk ve Vefa Ödülü verilirken, Kocaeli Üniversitesi’nin bu yıl ilk kez gerçekleştirdiği Başarı ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde ise Rektörlük Özel Ödülü takdim edildi. Uluslararası Öğrencilerle Dayanışma Buluşması MÜSİAD Kocaeli tarafından düzenlenen “Uluslararası Öğrencilerle Birlik Yemeği” ve “Kocaeli’nin Elleri” programında Aracı, kentte hayata geçirilen eğitim, sağlık ve sosyal sorumluluk projelerine verdiği destek nedeniyle ödüllendirildi. Uluslararası öğrencilerle bir araya gelinen ve toplumsal dayanışma vurgusunun öne çıktığı organizasyonda, Kocaeli’ye kazandırılan eğitim yatırımları, gençlere yönelik destekler ve sosyal fayda odaklı çalışmalar dikkat çekti. Rektörlük Özel Ödülü İlk Kez Verildi Haftanın ikinci programı ise Kocaeli Üniversitesi’nin bu yıl ilk kez düzenlediği Başarı ve Teşvik Ödülleri Töreni oldu. Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen tören, Rektör Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk’ün ev sahipliğinde yapıldı.Törene Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Sadettin Hülagü ve kent protokolü katıldı. Akademik başarı, atıf, makale, proje ve patent alanlarında çok sayıda akademisyen ödül alırken, üniversiteye stratejik katkı sunan isimlere de özel takdir verildi. Bu kapsamda Rektörlük Özel Ödülü, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesine sunduğu katkılar, bilimsel projelere verdiği destek ve eğitime yönelik çalışmaları dolayısıyla Vefa İbrahim Aracı’ya takdim edildi. Söz konusu ödülün, üniversite tarihinde ilk kez verilmesi dikkat çekti. Üniversite-Sanayi İş Birliği Vurgusu Açılış konuşmasında Rektör Cantürk, üniversitenin araştırma kapasitesindeki artışa ve kent-üniversite bütünleşmesine dikkat çekerek, Başarı ve Teşvik Ödülleri’nin akademik üretimi teşvik etmeyi ve bilimsel emeği görünür kılmayı amaçladığını ifade etti. Aracı da yaptığı değerlendirmede, üniversite-sanayi iş birliğinin hem şehir hem de ülke kalkınması açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Bilimsel üretimin desteklenmesi, gençlerin nitelikli eğitim imkanlarına erişimi ve üniversite-sanayi entegrasyonunun güçlendirilmesi adına katkı sunmaya devam edeceklerini dile getirdi. Akademik Başarılar Ödüllendirildi Törende akademik başarı ödüllerinin yanı sıra teşvik ve birim ödülleri de sahiplerini buldu. Altın, Gümüş ve Bronz kategorilerinde Fen ve Sağlık Bilimleri, Sosyal Bilimler, Proje ve Patent alanlarında çok sayıda akademisyen ödüle layık görüldü. Başarı ve Teşvik Ödülleri Töreni, disiplinler arası iş birliğinin ve proje kültürünün de görünür olduğu bir organizasyon olarak değerlendirildi. Program toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Kanser Tedavileri TEKNOFEST 2026’da Yarışıyor Haber

Geleceğin Kanser Tedavileri TEKNOFEST 2026’da Yarışıyor

TEKNOFEST 2026 Teknoloji Yarışmaları kapsamında gerçekleştirilecek yarışma, genetik mühendisliği, biyoteknoloji ve yapay zeka gibi ileri teknolojileri onkolojik problemlere uyarlayan projeleri bir araya getiriyor. TEKNOFEST 2026 Tedavi Hedefi: Beyin Kanseri Bu yıl Onkolojide 3T Yarışması’nın tedavi odağı Beyin Kanseri olarak belirlendi. Yarışma kapsamında, hastaya özel ve yüksek doğrulukta tedavi yaklaşımlarını temel alan, bilimsel ve teknolojik açıdan fark yaratan projelerin geliştirilmesi amaçlanıyor. Beyin kanseri gibi kritik bir alanda, yenilikçi ve uygulanabilir çözümlerle fark yaratacak çalışmaların desteklenmesi hedefleniyor. Disiplinler arası Güç Birliği Onkolojide 3T Yarışması, genetik mühendisliği, biyoteknoloji, yapay zeka ve ilgili diğer disiplinlerde geliştirilen ileri teknolojilerin, onkolojik problemlere entegre edilmesini teşvik ediyor. Yarışma, farklı uzmanlık alanlarından gelen genç araştırmacı ve bilim insanlarını ortak bir hedef etrafında buluşturarak, geleceğin kanser tedavi teknolojilerinin bugünden şekillenmesine katkı sunuyor. Geniş Katılım Profili ile Geleceğin Bilim İnsanları Bir Arada Yarışmaya Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören T.C. vatandaşı veya yabancı uyruklu lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri takım üyesi olarak katılabiliyor. Doktora mezunları ise yalnızca takım danışmanı olarak projelerde yer alabiliyor. En az üç, en fazla beş kişiden oluşan takımların, alanında yetkin bir danışman eşliğinde yarışmaya katılması zorunlu tutuluyor. Onkolojide 3T Yarışması’na başvurular 20 Şubat tarihine kadar devam ediyor. Toplam 900 Bin TL’lik Ödül ile Yenilikçi Projelere Güçlü Destek Onkolojide 3T Yarışması, başarılı projeleri yalnızca bilimsel görünürlükle değil, yüksek tutarlı ödüllerle de destekliyor. Yarışmada birinciliği elde eden ekip 400 bin TL, ikincilik ödülünü kazanan ekip 300 bin TL, üçüncü olan ekip ise 200 bin TL ödülün sahibi olacak. Toplam 900 bin TL’lik ödül desteği, beyin kanseri tedavisine yönelik yenilikçi projelerin hayata geçirilmesine önemli bir katkı sunmayı amaçlıyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nden TÜBA Ödüllü Hermetik Mikro Batarya Hamlesi Haber

Boğaziçi Üniversitesi’nden TÜBA Ödüllü Hermetik Mikro Batarya Hamlesi

Boğaziçi Üniversitesi, sağlık, savunma ve afet teknolojileri gibi kritik alanlarda ihtiyaç duyulan mikro ölçekte enerji çözümleri için hermetik sızdırmaz mikro bataryalar geliştiriyor. Kapsül endoskopi, elektronik haplar ve tıbbi tanı amaçlı mikro cihazların yanı sıra; gelişmiş tıbbi sistemler, afet sonrası müdahalelerde kullanılan mikro robotik yapılar ve savunma sanayiinde kullanılan mikro robotlar ile İHA’lar için bu bataryalar önemli bir enerji kaynağı olarak öne çıkıyor. Boyut kadar güvenlik ve uzun çalışma süresinin de belirleyici olduğu bu alanlarda, geliştirilen mikro bataryalar yüksek performanslı ve güvenilir bir çözüm sunmayı hedefliyor. Boğaziçi Üniversitesi, ileri teknoloji ve mühendislik alanındaki araştırmalarına bir yenisini daha ekledi. Üniversite, ‘Mikro Batarya Tasarım Projesi’ kapsamında, kredi kartı üzerindeki tümleşik devre kartından daha küçük boyutlarda, hermetik olarak sızdırmaz mikro bataryalar geliştirmeyi hedefliyor. Geleneksel batarya çözümlerinin boyut, güvenlik ve sızdırmazlık sınırlarının belirginleştiği alanlarda mikro bataryalar; yüksek güvenlik, uzun süreli çalışma ve mikro ölçekte entegrasyon ihtiyacına yanıt verme potansiyeli taşıyor. Bu kapsamda proje, mikro batarya tasarımına odaklanarak kritik bir mühendislik problemini ele alıyor. Hermetik Tasarım: Güvenlik ve Kararlılığın Anahtarı Söz konusu Ar-Ge çalışmasının yürütücüleri arasında yer alan ve akademik çalışmalarını Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü’nde sürdüren Doç. Dr. Mehmet Nurullah Ateş, projeye ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Mikro bataryalar; güvenlik, uzun süreli çalışma ve mikro ölçekte entegrasyon ihtiyacının belirginleştiği alanlarda etkili bir çözüm potansiyeli taşıyor. Bu nedenle projemizde mikro bataryanın tasarımını merkeze alıyoruz. Hermetik sızdırmazlık yaklaşımı sayesinde bataryanın çevreyle etkileşimini kontrol ederek özellikle tıbbi uygulamalarda kritik olan güvenlik ve kararlılık hedeflerini desteklemeyi amaçlıyoruz. Bu çok katmanlı Ar-Ge projesi, medikal teknolojilerden afet koşullarına ve savunma sanayine uzanan geniş bir kullanım alanı için yerli bir altyapı oluşturuyor.” TÜBA’dan Ateş’e Genç Bilim İnsanı Ödülü Mikro batarya tasarımına ilişkin çalışmalarıyla Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı (GEBİP) Ödülü’ne layık görülen Doç. Dr. Ateş, “Bu ödül, sürdürdüğümüz araştırmaların bilimsel değerinin altını çizen anlamlı bir geri bildirim. Mikro batarya tasarımı gibi disiplinler arası alanlarda, ekiplerin uzun soluklu ve titiz bir şekilde ilerlemesi gerekiyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde oluşan araştırma ortamı, bu tür zorlu problemlerin ele alınmasını mümkün kılıyor” dedi. Boğaziçi Üniversitesi, mikro batarya tasarımı gibi ileri teknoloji odaklı projelerle; temel bilimleri, mühendisliği ve toplumsal faydayı bir araya getiren araştırma üniversitesi vizyonunu güçlendirmeyi sürdürüyor.

Kastamonu Entegre’ye İSO Yeşil Dönüşüm Ödülü Haber

Kastamonu Entegre’ye İSO Yeşil Dönüşüm Ödülü

Yüzde 100 biyobazlı tutkallarla üretilen, formaldehit içermeyen ve düşük emisyon değerlerine sahip PureBoard, sürdürülebilirliği ürünün tüm yaşam döngüsüne yayan yaklaşımıyla yeşil dönüşüm vizyonunun güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor. Ahşap bazlı panel sektörünün global markası Kastamonu Entegre, çevre dostu ve sürdürülebilir malzeme inovasyonundaki öncü yaklaşımını yeni bir ödülle taçlandırdı. Şirketin çevre ve insan sağlığı odaklı inovasyon anlayışıyla geliştirdiği PureBoard, İSO Yeşil Dönüşüm Ödülleri 2025’te “Çevre Dostu Ürün” kategorisinde birinci oldu. Ödül, Kastamonu Entegre Global Satış ve Pazarlama Direktörü Talha Aydın’a, 24 Aralık’ta düzenlenen törende takdim edildi. PureBoard, yüzde 100 biyobazlı tutkallarla üretilmesi, formaldehit içermeyen (NAF) yapısı ve düşük emisyon değerleriyle sürdürülebilir ve çevre dostu üretimin güçlü bir örneği olarak değerlendirildi. Akademiden sanayiye disiplinler arası değerlendirme İstanbul Sanayi Odası tarafından hayata geçirilen İSO Yeşil Dönüşüm Ödülleri; sanayinin daha yeşil, daha döngüsel ve daha dijital bir yapıya evrildiği yeni dönemde, üretimin her aşamasında yeşil dönüşüm etkisini görünür kılan ürün ve uygulamaları odağına alıyor. 1995’ten bu yana düzenlenen; akademisyenler, çevre ve enerji alanlarında uzman araştırmacılar, kamu kurumları ile finans, teknoloji ve sürdürülebilirlik alanlarında görev yapan profesyonellerden oluşan çok disiplinli bir jüri tarafından değerlendirilen program, yeşil dönüşüm vizyonunu somut çıktılara dönüştüren sanayi kuruluşlarını desteklemeyi amaçlayan itibarlı bir ödül programı olarak konumlanıyor. PureBoard ile çevre ve insan sağlığı odaklı üretim İSO Yeşil Dönüşüm Ödülleri kapsamında yer alan Çevre Dostu Ürün kategorisinde; yaşam döngüsünün tüm aşamalarında çevresel etkileri azaltan, döngüsel ekonomi yaklaşımını benimseyen çözümler değerlendiriliyor. PureBoard, biyobazlı içeriği, formaldehit içermeyen yapısı ve düşük emisyon değerleri gibi özellikleriyle kriterleri karşılayarak, ödüle layık görüldü. PureBoard, sürdürülebilirliği yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı tutmayan, ürünün tüm yaşam döngüsüne yayılan yaklaşımıyla Kastamonu Entegre’nin çevreye ve insan sağlığına duyarlı inovasyon vizyonunu yansıtıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.