Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Disiplinlerarası

Kapsül Haber Ajansı - Disiplinlerarası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Disiplinlerarası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çalı Köy Filmleri Festivali’nde Akademik Buluşma Haber

Çalı Köy Filmleri Festivali’nde Akademik Buluşma

Bu yıl 10’uncu Çalı Köy Filmleri Festivali kapsamında organize edilen “2’nci Ulusal Disiplinlerarası Sinema Sempozyumu” Pancar Deposu’nda gerçekleştirildi. “Yerelden Küresele Film Çalışmaları” başlığında düzenlenen sempozyuma, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Okan Şahin, Emre Karagöz, ÇEKÜDER Başkanı Sadık Emre Sakin, akademisyenler ve sinemaseverler katıldı. Sempozyumun açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Çalı Köy Filmleri Festivali’nin 10 yıl içinde yeni fikirlerin üretildiği bir buluşma alanına dönüştüğünü söyledi. Nilüfer Belediyesi olarak kültür ve sanat çalışmalarının akademik üretimle buluşmasını önemsediklerini dile getiren Şahin, “Çünkü yapılan çalışmaların değerlendirilmesini, tartışmaya açılmasını ve kayıt altına alınmasını kültürel belleğin oluşması açısından son derece değerli buluyoruz” dedi. KİTAPÇIK OLACAK Sempozyuma gösterilen ilginin ve bildiri sayısının artmasının kendilerini mutlu ettiğini dile getiren Şahin, “Aslında sempozyumumuzun ‘Yerelden küresele’ başlığı Çalı Köy Filmleri Festivali’nin kendi hikâyesiyle de çok güzel örtüşüyor. Çalı’da başlayan bir sinema hikâyesinin bugün farklı şehirlerden, farklı üniversitelerden ve farklı disiplinlerden araştırmacıları bir araya getiren bir düşünce ve üretim ortamına evrilmesi çok önemli” dedi. Şahin, sempozyum kapsamında sunulan bildirilerin kitapçık haline getirileceğini de sözlerine ekledi. Çalı Çevre ve Kültür Derneği (ÇEKÜDER) Başkanı Sadık Emre Sakin ise Çalı Köy Filmleri Festivali’nin insanların sadece film izlediği ya da eğlenip gittiği bir alan olmadığını belirterek, “Geldiğinde burada bir şeyler öğrenebildiği, öğrendiği şeyi de birilerine aktarabildiği de bir alan. O yüzden bu sinema sempozyumu bizler için çok kıymetli” dedi. Hacı Bayram Veli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Aydan Özsoy, sinemanın yalnızca filmlerin üretildiği ve izlendiği bir sanat alanı olmadığını vurguladı. Özsoy, sinemanın aynı zamanda toplumların belleğini, kültürel kimliklerini, gündelik yaşamlarını ve dünyayla kurdukları ilişkileri güçlü bir şekilde görünür kılan bir düşünme alanı olduğunu kaydetti. Açılışın ardından sempozyumda, davetli konuşmacı olarak yer alan Prof. Dr. Ruken Öztürk, “Türk Sineması’nda Kadın Yönetmenler: Cahide ve diğerleri” başlıklı sunum yaptı. Gün boyunca 24’ü yüz yüze, 29’u çevrimiçi olmak üzere toplam 53 akademik sunum gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu Başladı Haber

 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu Başladı

Tayland, Güney Kore, Amerika, Macaristan ve Rusya'dan gelen 6 uluslararası ve 8 ulusal olmak üzere toplam 14 davetli sanatçının katılımıyla gerçekleşecek sempozyumda, Çanakkale'nin zengin seramik geleneği çağdaş yorumlarla yeniden keşfedilecek. Kale Grubu bünyesindeki KTSM'nin de aktif katılımıyla gerçekleşecek sempozyum, 3 fiziksel sergi, 52 bildiri sunumu, 8 çalıştay ve geleneksel pişirim gösterileriyle “Seramik Kenti” Çanakkale'ye yeni bir soluk getirecek. Çanakkale Seramik ve Kalebodur markaları ile Kale Grubu bünyesindeki KTSM (Kale Tasarım ve Sanat Merkezi) aracılığıyla 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu’na destek veren Kaleseramik, 69 yıllık seramik mirasını sanatla buluşturarak Çanakkale'nin "Seramik Kenti" vizyonuna katkı sağlıyor. Seramik Sanatını Çok Katmanlı Bir Platformda Buluşturmak 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu, seramik sanatını toplumsal yaşama yansıyan disiplin içi ve disiplinlerarası yönleriyle ele alan çevrimiçi sunumlar, uygulamalı çalıştaylar ve sergiler kapsamında düzenleniyor. Tayland, Güney Kore, Amerika, Macaristan ve Rusya'dan gelen 6 uluslararası ve 8 ulusal olmak üzere toplam 14 davetli sanatçı, 8 çalıştay yürütücüsü, 37 asistan ve 10 davetli konuşmacı Çanakkale'de ağırlanacak. Sempozyum süresince atölye çalışmaları, kamusal alan büyük ebat seramik heykel pişirimleri, 3 farklı fiziksel ve 2 farklı çevrimiçi sergi, 14 uluslararası ve 38 ulusal olmak üzere toplamda 52 çevrimiçi bildiri sunumu ve 8 çalıştay ile Çanakkale'nin binlerce yıllık seramik geleneği modern sanatla buluşturulacak. Kaleseramik: “Seramiği Sanatsal ve Kültürel Bir İfade Biçimi Olarak Görüyoruz” Kaleseramik'in sempozyuma desteği, şirketin sadece ticari bir üretici değil, aynı zamanda kültür-sanat destekçisi olma vizyonunun bir yansıması. Çanakkale Seramik ve Kalebodur markaları ile Kale Grubu bünyesindeki KTSM (Kale Tasarım ve Sanat Merkezi), disiplinlerarası paylaşımlara, sanata ve sanatçıya alan açan, iş birlikleri için zemin oluşturan ve sürdürülebilirliği merkezine koyan bir üretim ve dayanışma platformu olarak sempozyumun gerçekleşmesinde önemli bir rol üstleniyor. Kaleseramik, “İyi Bak Dünyana” vizyonuyla seramiği yalnızca bir yapı malzemesi olarak değil, sanatsal ve kültürel bir ifade biçimi olarak konumlandırıyor. 1957 yılında Çanakkale'nin Çan ilçesinde kurulan ve 69 yıllık köklü geçmişiyle Türkiye seramik sektörünün öncüsü olan şirket, bu destekle yerel kalkınmaya, kültürel mirasa ve seramik sanatının geleceğine katkı sağlamayı hedefliyor. Çanakkale'nin Seramik Geleneği Geleceğe Taşınıyor Çanakkale'nin zengin kültürel dokusu içinde özel bir yere sahip olan seramik, geçmiş ile geleceği buluşturan çok katmanlı yapısıyla sempozyumda kuram, uygulama ve sergileme etkinlikleriyle ele alınacak. Küresel tarihin kültür belleği olarak özgün ve çoğulcu biçimlerini sonsuz bir yaşam döngüsünün doğasına yerleştiren seramik; zanaat ve endüstri ürünlerinin yanı sıra malzeme ve üretim süreçlerine bağlı olarak sunduğu eşsiz ifade olanaklarıyla sanat olgusunun merkezinde yer alıyor. Sempozyum kapsamında, seramiğin zanaat, sanat ve endüstri alanlarındaki güncel yaklaşımları ile bilim, sanat ve tasarım alanlarındaki disiplin içi ve disiplinlerarası konular tartışmaya açılacak. Bu tartışmalar aracılığıyla yeni teknik, estetik ve kavramsal fikirlerin geliştirilmesi ve farklı üretim biçimlerinin ortaya çıkarılması hedefleniyor. Uluslararası Sanat Ağlarını Güçlendirmek 6 ülkeden 14 uluslararası sanatçının katılımıyla gerçekleşecek sempozyum, Çanakkale'de küresel sanat ağlarını güçlendirmeyi ve kültürler arası diyaloğu desteklemeyi amaçlıyor. Avrupa Seramik Rotası'nda yer alan Çanakkale kentinde geleceğe dönük yaratıcı iş birliklerinin geliştirilmesi ve seramiğin ön planda olduğu sürdürülebilir bir sanat ortamı oluşturulması, sempozyumun temel hedefleri arasında yer alıyor. Türkiye'nin lider seramik üreticisi olarak Kaleseramik, sektörün sadece ticari değil, kültürel gelişimine de öncülük ediyor. 69 yıllık birikimini yeni nesil sanatçılarla paylaşarak geleceğe ilham veren şirket, bu sempozyumla Çanakkale'nin "Seramik Kenti" kimliğini güçlendirmeyi ve binlerce yıllık seramik geleneğini modern sanatla buluşturmayı hedefliyor. KTSM Gençlerle Buluşuyor Sempozyum kapsamında, 23 Temmuz'da Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM) gençlerle özel bir programda bir araya gelecek. KTSM, disiplinlerarası paylaşımlara, sanata ve sanatçıya alan açan, iş birlikleri için zemin oluşturan ve sürdürülebilirliği merkezine koyan yaklaşımıyla genç sanatçılara ilham kaynağı olmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kundura DocLab 2026 İçin Açık Çağrı Başladı Haber

Kundura DocLab 2026 İçin Açık Çağrı Başladı

Farklı metodolojilerin ve perspektiflerin iç içe geçtiği yaratıcı bir düşünce alanı olarak tasarlanan Kundura DocLab, kurmaca dışı hikâye anlatımını yeniden ele alan, belgesel sanatının sınırlarını sorgulamaya açan uluslararası bir program olarak üçüncü edisyonuna hazırlanıyor. Sinema ve tiyatronun araştırma pratiklerini ortak bir zeminde buluşturan DocLab, anlatının üretim süreçlerini disiplinlerarası bir yaklaşımla yeniden düşünmeye davet ediyor. İlk kez Mayıs 2023’te hayata geçirilen program, her yıl farklı eğitmen ve katılımcı yapısıyla yeniden kurgulanarak, farklı coğrafyalardan gelen yaratıcı zihinler arasında güçlü bir karşılaşma alanı yaratmayı sürdürüyor. Bu karşılaşmalar, yalnızca proje geliştirme süreçlerine değil, aynı zamanda sanatçıların yöntemlerini, bakış açılarını ve üretim pratiklerini derinleştiren kolektif bir düşünme biçimine alan açıyor. Kundura DocLab, belgesel yaratıcılarının eşit bir zeminde buluşarak ortak üretim süreçlerini paylaşabilecekleri bir ekosistem sunuyor. Program, katılımcıların kendi yaratıcı kaynaklarını keşfetmelerini teşvik ederken; dramaturjik bir akış içinde kurgulanmış, estetik araştırmaya yönlendiren sorular aracılığıyla kurgudışı anlatının özünü yeniden tartışmaya açıyor. Bu yönüyle DocLab, yalnızca bir geliştirme programı değil; anlatının bugünü ve geleceği üzerine düşünen dinamik bir araştırma alanı olarak konumlanıyor. Başvurular 20 Nisan’a kadar devam ediyor Kundura DocLab 2026 için başvurular 20 Nisan 2026 tarihine kadar kabul ediliyor. Seçilen projeler 4 Mayıs’ta açıklanacak; katılımcıların programa dahil olabilmesi için 11 Mayıs’ta gerçekleştirilecek çevrimiçi ön hazırlık buluşmasına katılım zorunlu olacak. Programın konaklamalı geliştirme süreci ise 8–12 Haziran 2026 tarihleri arasında Beykoz Kundura’da gerçekleşecek. Disiplinlerarası araştırma ve ortak üretim odağı Programa kabul edilen katılımcılar, beş gün boyunca Beykoz Kundura’da konaklayarak belgesel sinema ve belgesel tiyatro arasında kurulan yaratıcı alanda ortak araştırmalar yürütecek. Program, katılımcıların kendi pratiklerine yenilikçi ve disiplinlerarası yaklaşımlar geliştirmelerini desteklerken, üretim süreçlerinde karşılaşılan yaratıcı dirençleri dönüştürmeyi ve anlatının farklı katmanlarını görünür kılmayı hedefliyor. Kimler başvurabilir? Kundura DocLab; araştırma odaklı çalışan, metodolojilerini geliştirmeyi hedefleyen 30 yaş ve üzeri film ve tiyatro yönetmenlerine açık bir programdır. Başvuru koşulları kapsamında: Sinema alanında başvuran yönetmenlerin uluslararası bir festivalde gösterilmiş en az 1 uzun ya da 2 orta metraj belgesel filme sahip olması,Tiyatro alanında başvuran yönetmenlerin ulusal ve/veya uluslararası festivallerde sergilenmiş en az 1 özgün oyun ya da projeye imza atmış olması bekleniyor. Programın tamamı İngilizce yürütüleceği için katılımcıların ileri seviyede İngilizce bilgisine sahip olmaları gerekiyor. Uluslararası bir düşünme ve üretim ağı Geniş bir coğrafyadan başvurulara açık olan Kundura DocLab, her edisyonuyla büyüyen uluslararası ağıyla belgesel sanatının dönüşen doğasına eşlik ederken; disiplinlerarası düşünme ve birlikte üretim pratiklerini sürdürülebilir bir zemine taşımayı amaçlıyor. 20 Nisan tarihine kadar devam eden Kundura DocLab açık çağrı başvurularının detayları için https://beykozkundura.com/kunduralab/doclab/ adresini ziyaret edebilirsiniz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DEM Müzecilik, Göbeklitepe’yi İngiltere’ye Taşıyor Haber

DEM Müzecilik, Göbeklitepe’yi İngiltere’ye Taşıyor

Deneyim müzeciliğinin ilk örnekleri olan Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi ile Efes Deneyim Müzeleri’nin yaratıcısı DEM Müzecilik, yeni projesiyle 1995 yılında Şanlıurfa’da keşfedilen ve tarihin kırılma noktası olarak anılan Göbeklitepe’yi, coğrafi sınırların ötesine, Londra’ya taşıyor. Göbeklitepe’den yola çıkan anlatı, Babil, Antik Mısır, Maya ve Rapa Nui gibi insanlık tarihinde iz bırakan kayıp medeniyetlere uzanıyor. Mimariden astronomiye, yazıdan inanç sistemlerine kadar pek çok alanda kültürel miras bırakan bu uygarlıklar, çağdaş deneyim tasarımı, sürükleyici anlatım ve ileri teknolojiler aracılığıyla DEM Müzecilik’in projesinde yeniden hayat buluyor. Temmuz ayında ziyaretçilerle buluşturulması planlanan proje, kültürel bir deneyim sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin kültür ihracı vizyonunun da güçlü bir yansıması niteliğini taşıyor. DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin’in liderliğinde şekillenen bu vizyon, kültürel mirasa ve insanlık tarihine yön veren uygarlıkları küresel ölçekte görünür kılmayı hedefliyor. Proje, DEM Müzecilik’in deneyim müzeciliği alanındaki bilgi birikimini ve anlatı gücünü uluslararası arenaya taşıma yolunda önemli bir adım olarak konumlanıyor. “İnsanlık tarihinin başlangıcına dair en eski izleri dünyayla buluşturacağız” Müzeciliği ziyaretçinin tarih ve kültürle doğrudan bağ kurduğu, yaşayan bir deneyim olarak ele aldıklarını söyleyen DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Göbeklitepe, insanlık tarihine dair bildiğimiz ne varsa kökten değiştiren eşsiz bir miras. Bu mirası farklı coğrafyalardaki insanlarla buluşturmanın ve dünyaya doğru bir dille anlatmanın önemli bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Görsel ve işitsel teknolojiler alanındaki 35 yıllık tecrübemizle, son 15 yılda Türkiye’de ve dünyada 18 müze ve kültür kompleksinin hayata geçirilmesinde önemli roller üstlendik. Bu projeyle de hedefimiz, Göbeklitepe’nin evrensel tarih anlatısını diğer kayıp uygarlıkların izleriyle bütünleştirerek ve günümüz anlatım diliyle yorumlayarak, ziyaretçilerin kültür mirası ile daha derin ve kalıcı bir bağ kurmasını sağlamak.” Göbeklitepe Immerse London’da ziyaretçilerle buluşacak DEM Müzecilik’in Roma’daki Kolezyum projesi ile birlikte hayata geçirdiği diğer uluslararası çalışması olan proje için Birleşik Krallık’ın yeni nesil deneyim merkezi olan Immerse LDN ile anlaşma imzalandı. Uluslararası bir ziyaretçi profiline sahip Immerse LDN, popüler kültür ve tarihi temalardan ilham alan dünya çapındaki sürükleyici deneyimlerle bugüne kadar 1,5 milyondan fazla ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. DEM Müzecilik’in Immerse LDN’da hayata geçireceği proje, insanlık tarihine yön veren en önemli uygarlıkları Londra’nın kalbinde birçok duyuya hitap eden bir deneyim olarak ziyaretçilerle buluşturacak. DEM Müzecilik’in hayata geçireceği proje ile Immerse LDN, ilk kez bu denli kapsamlı bir tarih deneyimine ev sahipliği yapacak. DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin “Projede, Göbeklitepe’den başlayan ve diğer önemli uygarlıklarla devam eden evrensel tarih anlatısı ile unutulanı hatırlatıyor, bilinmeyeni öğretiyor, yanlış bilineni düzeltiyoruz. Eşsiz ama sessiz kalmış tarihi dillendiriyoruz. Dünyada yükselen deneyim müzeciliği akımının öncülerinden biriyiz. Bu yeni anlatı türü sayesinde özellikle yeni neslin öğrenme metotlarına uygun biçimde kültürel mirası tanımalarını sağlıyoruz. Tarihi sadece sergilemiyor, ileri teknolojilerle unutulmaz bir deneyime dönüştürüyoruz. Projede, 25 dilde sunulacak hikâye anlatımı ile farklı kültürlerden gelen ziyaretçilere kapsayıcı ve erişilebilir bir deneyim sunmayı hedefliyoruz” dedi. İçerik disiplinlerarası bir ekip tarafından oluşturuldu Projenin, mimarlar, küratörler, tarihçiler, arkeologlar ve teknoloji uzmanlarının da aralarında bulunduğu yaklaşık 150 kişilik disiplinlerarası bir ekip tarafından hayata geçirildiğini belirten Esin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaratıcı konsepti, uluslararası alanda uzmanlaşmış tasarım ve teknoloji profesyonelleriyle birlikte geliştirilen projemizde içerik üretimi sürecinde dönem tarihçileriyle çalıştık. Projenin içeriği, insanlık tarihinin önemli dönüm noktalarını temsil eden beş büyük medeniyete odaklanıyor. Seçilen bu medeniyetler yalnızca büyük yapılar inşa etmediler, insanlığın düşünsel, siyasal ve bilimsel sıçramalarına da yön verdiler. Bugün hala en çok merak edilen ve konuşulan medeniyetler arasında yer almaları da bu seçimi anlamlı kılıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bilim Dünyası Yapay Zekânın Yol Haritasını Koç Üniversitesi’nde Çizdi Haber

Bilim Dünyası Yapay Zekânın Yol Haritasını Koç Üniversitesi’nde Çizdi

Sempozyum, üniversitenin yapay zekâyı temel stratejik araştırma alanlarından biri olarak konumlandıran vizyonunu uluslararası ölçekte görünür kıldı. Koç Üniversitesi, yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji alanı olarak değil; bilimsel üretimin, ekonomik dönüşümün ve toplumsal değişimin itici gücü olarak ele alan yaklaşımını iki gün boyunca disiplinlerarası bir programla ortaya koydu. Koç üniversitesi Rumeli Feneri Kampüsü’nde gerçekleştirilen sempozyum kapsamındaki oturumlarda, temel bilimlerden mühendisliğe, sağlıktan sosyal bilimlere uzanan alanlarda yapay zekânın çok boyutlu etkisi kapsamlı biçimde ele alındı. Sempozyumun açılışında konuşan Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, yapay zekânın yalnızca teknolojileri değil, aynı zamanda doğayı anlama ve keşfetme biçimimizi de köklü bir şekilde dönüştürdüğüne dikkat çekti. Sempozyum, Yapay Zekâ Bilimi, Fiziksel Dünyada Yapay Zekâ ile Yapay Zekâ, Toplum ve Kurumlar başlıklı üç ana tematik eksen etrafında yapılandırıldı. Program kapsamında alanın küresel ölçekte önde gelen akademisyenleri ve teknoloji liderleri İstanbul’da bir araya geldi. Amazon Alexa AI Başkan Yardımcısı Ruhi Sarikaya, üretken yapay zekâ devriminin arkasındaki teknolojik dinamikleri ve Yapay Genel Zekâ’ya (AGI) uzanan gelişim çizgisini ele aldı. ETH Zurich’ten Prof. Dr. Torsten Hoefler, büyük dil modellerinden akıl yürütme modellerine geçiş sürecini sistem tasarımı perspektifinden değerlendirdi. Münih Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Daniel Cremers, derin öğrenmenin 3D bilgisayarla görme alanındaki dönüşümünü aktarırken; Zürih Üniversitesi’nden Prof. Dr. Davide Scaramuzza, otonom sistemlerde güvenli ve çevik navigasyon yaklaşımlarını paylaştı. Çek Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jiří Matas, büyük temel modeller çağında performans ölçümünün zorluklarını tartışırken, Vrije Universiteit Amsterdam’dan Prof. Dr. Elly Konijn, insan-robot etkileşiminin psikolojik boyutunu ve sosyal robotların toplumsal rolünü değerlendirdi. Prof. Dr. Metîn Sitti: Doğadan öğrenerek geleceğin akıllı sistemlerini tasarlamayı hedefliyoruz Konuşmasında, Koç Üniversitesi’nde gelişen disiplinlerarası yapay zekâ ekosistemine vurgu yapan Prof. Dr. Metin Sitti, yapay zekâ ile fiziksel zekâ arasındaki ilişkiye de değindi. Bitkiler ve biyolojik sistemler gibi doğadaki örneklerin, kendi araştırmalarına nasıl ilham verdiğini aktararak bu gözlemlerin geleceğin akıllı sistemlerinin tasarımında yeni araştırma yönleri açtığını ifade etti. Yürüttüğü araştırmalara değinen Prof. Dr. Sitti, “Araştırmalarım, yapay zekâ ile fiziksel zekânın kesişim noktasını inceliyor. Doğadan öğrenerek geleceğin akıllı sistemlerini tasarlamayı hedefliyoruz” diye konuştu. Prof. Sitti ayrıca, İş Bankası ile kurulan iş birliği kapsamında hayata geçirilen KUIS AI Lab’in bu ekosistemi daha da güçlendirdiğini belirtti. Temel yapay zekâ araştırmaları ile finans ve endüstri alanındaki gerçek dünya uygulamaları arasında bir köprü görevi gören laboratuvarın, akademi ile endüstrinin bilgi, yetenek ve etkiyi birlikte üretmesine olanak sağlayan somut bir örnek olduğunu vurguladı. Akademi–Endüstri Köprüsü: Yapay Zekânın Ekonomik Dönüşümü Ele Alındı Yapay zekâ devriminin önemli bir boyutunu da endüstri ile kurulan güçlü iş birlikleri oluşturuyor. Bilimsel araştırmalar yapay zekâ alanında hızla ilerlerken, bu çalışmaların gerçek dünyada etkili çözümlere dönüşmesi ise akademi ile endüstrinin bir araya gelmesiyle mümkün oluyor. Bu kapsamda, Koç Üniversitesi Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey moderatörlüğünde düzenlenen panelde, akademi ve teknoloji dünyasının önde gelen isimleri bir araya geldi. Panelde Vispera Partner ve Co-CEO’su Aytül Erçil, Hevi AI Kurucu Ortağı ve CEO’su Deniz Aliş, Invent AI Kurucusu ve CEO’su Gürhan Kök ve Trendyol Group Veri Bilimi Direktörü Nezir Alp konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, yapay zekâ temelli keşif ve araştırmaların laboratuvar ortamından gerçek dünya sistemlerine, ürünlere ve hizmetlere nasıl taşındığı ele alındı. Katılımcılar, şirketlerin ileri yapay zekâ teknolojilerini operasyonlarına, karar alma süreçlerine ve dijital altyapılarına nasıl entegre ettiklerini paylaşırken; üniversitelerle geliştirilen daha yakın iş birliklerinin hem inovasyonu hem de yetenek gelişimini nasıl hızlandırdığı üzerine görüşlerini paylaştı. Küresel Ölçekte Bir Araştırma Platformu İki gün süren sempozyum, temel araştırmadan gerçek dünya uygulamalarına, etik ve toplumsal boyuttan endüstriyel ölçeklenmeye kadar geniş bir çerçevede yapay zekânın geleceğini ele aldı. Program, yeni araştırma iş birlikleri ve disiplinlerarası temaslar için güçlü bir zemin oluştururken, Koç Üniversitesi’nin yapay zekâ alanındaki ulusal ve küresel liderlik iddiasını pekiştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bilim Dünyası Kuantum Yılı’nda Koç Üniversitesi’nde Buluştu  Haber

Bilim Dünyası Kuantum Yılı’nda Koç Üniversitesi’nde Buluştu 

Kuantum dünyasının önde gelen araştırmacılarını, dünya çapında çok değerli akademisyenleri, kamu ve özel sektör temsilcilerini ve öğrencileri bir araya getiren zirve, kuantum bilimi ve teknolojilerinin geleceğine dair uluslararası bir buluşma noktası oldu. Açılış konuşmasında Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti: “Koç Üniversitesi olarak kuantum bilimini yalnızca bir araştırma alanı değil, ‘fiziğin dili ile mümkün olanın sınırları’ arasında bir köprü olarak görüyoruz. Uluslararası Kuantum Yılı’nda düzenlenen bu zirve, üniversitemizin bilginin sınırlarını zorlayan, disiplinlerarası ve küresel ölçekte etkili araştırmalar konusunda kararlılığını yansıtıyor. Amacımız, Türkiye’yi kuantum biliminde bölgesel bir lider, Koç Üniversitesi’ni ise bu alanda ulusal bir merkez haline getirmek” dedi. UNESCO’nun 2025’i “Dünya Kuantum Bilimi ve Kuantum Teknolojileri Yılı” ilan etmesi kapsamında düzenlenen Kuantum Teknolojileri ve İnovasyonun Geleceği Zirvesi, 6 Kasım 2025 tarihinde Koç Üniversitesi’nin Rumelifeneri Kampüsü’nde düzenlendi. Etkinlik bilim, teknoloji ve inovasyonun geleceğini şekillendiren uluslararası bir platform olarak büyük ilgi gördü. Zirve, kuantum dünyasının önde gelen araştırmacıları, dünya çapında çok değerli akademisyenler, kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla kuantum bilimi ve teknolojilerinin toplumsal ve ekonomik dönüşümdeki rolünü çok yönlü biçimde ele aldı. Katılımcılar, kuantum hesaplama, iletişim, sensör teknolojileri, veri güvenliği ve yapay zekâ gibi alanlardaki son gelişmeleri tartıştı. Prof. Dr. Metin Sitti: “Kuantum teknolojileri düşünme biçimimizi dönüştürüyor” Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, açılış konuşmasında kuantum alanının geleceğe yön veren stratejik bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Bilim insanlığın en birleştirici dili; farklı disiplinleri, kurumları ve kültürleri ortak bir merak etrafında buluşturuyor. Kuantum bilimi de bu birliğin en güçlü örneklerinden biri; mühendisliği, fiziği ve teknolojiyi aynı potada eritiyor. Bu zirve, hayal gücüyle doğruluğun, keşifle iş birliğinin kesiştiği bir dönemin kapılarını aralıyor” dedi. Kuantum Yılı’nın küresel ayağı Türkiye’de UNESCO’nun küresel ölçekte yürüttüğü “Dünya Kuantum Bilimi ve Kuantum Teknolojileri Yılı” girişimi, bilimsel farkındalığı artırmayı ve kuantum teknolojilerinin disiplinlerarası etkisini görünür kılmayı amaçlıyor. Koç Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen zirve, girişimin Türkiye ayağı olarak bilimsel iletişim, uluslararası iş birliği ve inovasyon kültürü açısından önemli bir adım oluşturdu. Zirve kapsamında yapılan oturumlarda, kuantum teknolojilerinin sadece bilimsel değil, ekonomik ve stratejik boyutları da ele alındı. Katılımcılar, enerji verimliliğinden ilaç geliştirmeye, veri güvenliğinden yapay zekâya kadar birçok alanda kuantum tabanlı çözümlerin geleceğe etkisini değerlendirdi. Koç Üniversitesi Fizik Bölümü’nden Prof. Dr. Özgür Müstecaplıoğlu, Koç Üniversitesi’nin kuantum araştırmalarındaki vizyonunu anlattığı konuşmasında, üniversitenin temel bilimlerden mühendisliğe uzanan disiplinlerarası birikiminin Türkiye’nin kuantum teknolojileri ekosistemine yön verecek bir merkez oluşturduğunu vurguladı. “Kuantum biliminde yalnızca teknoloji üretmiyor, aynı zamanda bu teknolojilerin insanlığa fayda sağlayacak etik ve toplumsal yönlerini de tartışıyoruz” dedi. Max Planck Işık Bilimi Enstitüsü Direktör Emeritus’u ve Ottawa Üniversitesi Fizik Bölümü fahri profesörü Gerd Leuchs, kuantum optiğinin geleceğini ele aldığı sunumunda, ışığın doğası ve kuantum gürültüsünün sınırlarını zorlayan yeni ölçüm tekniklerinden söz etti. Kuantum metrolojisi ve fotonik alanındaki gelişmelerin, haberleşmeden tıbba kadar pek çok uygulamayı dönüştüreceğini belirtti. Universidad Complutense de Madrid’te ve Almanya’daki Max Planck Işık Bilimi Enstitüsü’nde görev yapan Prof. Dr. Luis L. Sánchez-Soto, kuantum metrolojisi ve sensör teknolojileri üzerine yaptığı konuşmada, kuantum ilkelerinin doğadaki en küçük değişimleri bile ölçebilme kapasitesine dikkat çekerken; Palermo Üniversitesi ve Queen’s University Belfast’ta görev yapan Prof. Dr. Mauro Paternostro, kuantum bilgi ve hesaplama sistemlerinin sınırlarını anlattığı konuşmasında, kuantum termodinamiği ve bilgi işleme alanlarındaki son gelişmelerin, klasik bilgisayarların ötesine geçen yeni bir çağ başlattığını vurguladı. 2024 Koç Üniversitesi Rahmi M. Koç Bilim Madalyası sahibi ve Cambridge Üniversitesi Cavendish Laboratuvarı Başkanı olan Prof. Dr. Mete Atatüre ise konuşmasında kuantum optiği ve katı hal kuantum sistemlerinde yaşanan son gelişmelerin, kuantum teknolojilerinin gerçek dünya uygulamalarına dönüşmesinde nasıl kritik bir rol oynadığını anlattı ve spin-foton etkileşimleri ve atomik ölçekteki 2D malzemelerin kuantum cihaz tasarımına sunduğu olanaklara değindi. Bilimsel etik ve özgünlük özel oturumda ele alındı Zirvenin öne çıkan bölümlerinden biri, Koç Üniversitesi’nin öncülüğünde düzenlenen “Bilimsel Yayıncılıkta Özgünlük ve Etik” başlıklı özel oturum oldu. Akademik üretimde özgünlüğün, güvenilirliğin ve etik değerlere bağlılığın öneminin vurgulandığı oturum, genç araştırmacılardan deneyimli akademisyenlere kadar geniş bir katılımcı kitlesine hitap etti. Panelde, bilimsel bilginin paylaşımı, yapay zekânın akademik yazım süreçlerindeki rolü ve yayıncılığın geleceğine dair kapsamlı bir tartışma yürütüldü. Bilimsel iş birlikleri ve yeni araştırma alanları için güçlü bir zemin Zirve, yalnızca bilimsel bilgi paylaşımının değil aynı zamanda akademi, sanayi ve kamu arasında etkileşim ve iş birliğini güçlendiren bir platform sundu. Katılımcılar, yeni araştırma alanları ve ortak projeler üzerine görüş alışverişinde bulunarak, Türkiye’nin kuantum teknolojileri alanındaki konumunu güçlendirecek adımlar için önemli temaslarda bulundu. İki gün süren yoğun programın ardından zirve, katılımcılara geleceğin bilimi ve teknolojisine dair ilham verici bir perspektif sundu. Koç Üniversitesi, bilimsel mükemmeliyet ve yenilikçi araştırma vizyonu doğrultusunda, gelecekte de bu alandaki ulusal ve uluslararası iş birliklerini desteklemeyi sürdürecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.