Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Disleksi

Kapsül Haber Ajansı - Disleksi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Disleksi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tohum Otizm Vakfı’ndan İş Dünyasına Nöroçeşitlilik Çağrısı Haber

Tohum Otizm Vakfı’ndan İş Dünyasına Nöroçeşitlilik Çağrısı

Dünya genelinde kutlanan Nöroçeşitlilik Haftası, bireylerin dünyayı algılama, öğrenme ve düşünme biçimlerindeki farklılıkların doğal ve değerli olduğunu hatırlatıyor. Otizm, DEHB, disleksi ve Tourette sendromu gibi nörolojik farklılıkların bir eksiklik değil, insan çeşitliliğinin parçası olduğunu vurgulayan bu hafta, eğitimden istihdama kadar her alanda daha kapsayıcı yaklaşımların gerekliliğine dikkat çekiyor. Farklılıkların dışlanmadığı, aksine değer üretimine dönüştüğü kurumlar ve toplumlar ise geleceğin en güçlü yapıları olarak öne çıkıyor. Tohum Otizm Vakfı, Türkiye’de otizmli bireylerin erken tanı ve bilimsel temelli özel eğitimle desteklenmesine yönelik çalışmalarının yanı sıra kapsayıcı istihdam modellerinin yaygınlaştırılmasına yönelik projeleri ile iş dünyasına rehberlik ediyor. Vakıf; 2010 yılından beri kurumlara yönelik farkındalık eğitimleri, danışmanlık çalışmaları ve kapsayıcı istihdam programları tasarlayarak nöroçeşitli bireylerin iş hayatına katılımını artırmak üzere çalışıyor. Otizm dostu iş ortamlarının geliştirilmesi, bu alandaki farkındalığın artırılması, kurumlarda kapsayıcı politikaların yaygınlaştırılması ve istihdam fırsatları yaratılması, vakfın öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor. Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Seda Köknel, Nöroçeşitlilik Haftası kapsamında yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Bugün içinde yaşadığımız toplum hâlâ nörotipik varsayım üzerine kurulu. İşe alım süreçleri, mülakat formatları, açık ofisler, afet planları, dijital arayüzler… Hepsi ortalama bir beyin için tasarlanmış durumda. Oysa gerçek şu ki her birey dünyayı farklı algılıyor, farklı öğreniyor ve farklı değer üretiyor. Nöroçeşitlilik bu anlamda çok güçlü bir potansiyel barındıyor. Bugün iş dünyasının önünde önemli bir fırsat var: Farklı düşünen zihinleri sisteme uyumlandırmaya çalışmak yerine, sistemleri bu çeşitliliği kapsayacak şekilde yeniden tasarlamak. Çünkü nöroçeşitlilik bir eksiklik değil; doğru yaklaşımla kurumlar için inovasyonun, yaratıcılığın ve sürdürülebilir başarının güçlü bir kaynağı. Türk iş dünyasını, nöroçeşitliliğin sunduğu bu gücü keşfetmeye ve kapsayıcı istihdamı birlikte büyütmeye davet ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Her 3 Girişimciden En Az 1'i Disleksik Düşünce Yapısına Sahip Haber

Her 3 Girişimciden En Az 1'i Disleksik Düşünce Yapısına Sahip

Bu durumu yaşayan birçok kişi, doğru destekle yüksek yaratıcılık ve problem çözme becerileri sayesinde girişimcilik potansiyeli taşıyor. Öyle ki Richard Branson tarafından desteklenen Made By Dyslexia'nın küresel verileri her 3 girişimciden en az 1'inin disleksik düşünce yapısına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Derslerde zorlanan, odaklanmakta güçlük çeken ya da öğrenme süreci yaşıtlarından farklı ilerleyen çocuklar, çoğu zaman "çalışmıyor", "istemiyor" ya da "dikkatini vermiyor" gibi yorumlarla karşılaşabiliyor. Oysa bu durum çoğu zaman isteksizlikten değil, beynin bilgiyi işleme biçimindeki farklılıklardan kaynaklanıyor. Özgül öğrenme güçlüğü olarak tanımlanan bu durum okuma, yazma, dikkat ve bilgi işleme süreçlerinde farklılıklarla ortaya çıkabiliyor. Ancak bu farklılıklar aynı zamanda bireylerin yaratıcılık, görsel düşünme ve problem çözme becerilerinde güçlü yönler geliştirmesine de zemin hazırlayabiliyor. Bu kişiler, farklı bir potansiyele sahip bireyler olarak değerlendiriliyor. Nitekim yapılan araştırmalar da bu durumu destekliyor. Londra'daki Cass Business School'da gerçekleştirilen bir çalışma, ABD'de girişimcilerin yaklaşık yüzde 35'inin disleksi gibi öğrenme farklılıklarına sahip olduğunu ortaya koyuyor.Richard Branson tarafından desteklenen Made By Dyslexia'nın küresel verileri ise her 3 girişimciden en az 1'inin disleksik düşünce yapısına sahip olduğu söylüyor. Tembel' Denilen Çocuklar Geleceğin Girişimcileri Olabilir Bu kişileri etiketlemek yerine onların nasıl öğrendiğini anlamamız gerektiğini belirten Auto Train Brain CEO'su Günet Eroğlu, "Bu çocukların zekâlarıyla ilgili bir problem yok. Öncelikle bu konuda bilinçlenmemiz gerekiyor. Yalnızca beynin bilgiyi işleme biçimi farklı çalışıyor. Bu nedenle onların güçlü yönlerini destekleyen, kişiye özel eğitim programlarıyla ilerlemek büyük önem taşıyor. Nörogeribildirim temelli çalışmalar da bu noktada önemli bir destek sunabiliyor. Beyin dalgalarının analiz edilmesi ve buna uygun beyin egzersizlerle dikkat, odaklanma ve öğrenme süreçlerini geliştirmek mümkün olabiliyor. Özellikle Girişimcilik Haftası'nda olduğumuz bu günlerde, farklı düşünme becerilerimizin çok önemli bir avantaj olduğunu hatırlamak gerekiyor. Çünkü birçok girişimci de kalıpların dışında düşünebilme, problem çözme ve yeni fikirler geliştirme becerileriyle öne çıkıyor. Doğru yöntemler ve erken destekle bu çocukları potansiyelini ortaya çıkarmak ve onları üretken bireyler olarak topluma kazandırabiliriz" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Yapay Zeka Disleksi Tanısında Yüzde 99'luk Doğruluk Sağladı" Haber

"Yapay Zeka Disleksi Tanısında Yüzde 99'luk Doğruluk Sağladı"

Tanısı genellikle uzun süren klinik gözlemlere ve testlere dayanan bu sorunun teşhisi için aile umut olan çalışma bilimsel hakemli bir yayın olan Dyslexia Dergisi'nde yayınlandı. Bu kapsamda Bahçeşehir Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Günet Eroğlu ve Raja Abou Harb tarafından hazırlanan çalışma, disleksinin beyin dalgaları üzerinden yapay zekâ ile yüzde 99,6 doğrulukla tespit edilebildiğini ortaya koydu. Toplumun yaklaşık yüzde 10'unu etkileyen en yaygın öğrenme güçlükleri arasında yer alan disleksi, beynin bilgiyi işleme merkezinden kaynaklanan nörogelişimsel bir farklılık olarak ortaya çıkıyor. Bu durum bireyin dil ile ilgili sesleri ayrıştırmasını, kelimeleri tanımasını ve okuma-yazma becerileri edinmesini de zorlaştırıyor. Okul ve sosyal yaşamda bu sorunu yaşayan kişiler 'tembel', 'yaramaz' veya 'ilgisiz' gibi ifadelerle haksız yere etiketlemelere maruz kalabiliyor. Oysa doğru tanı ve destekle bu farklılığı potansiyele çevirebiliyor. Bu kapsamda, son yıllarda kullanım alanı hızla artan yapay zeka teknolojileri, disleksinin erken teşhisinde ve kişiselleştirilmiş iyileştirme süreçlerinde umut oluyor. Bahçeşehir Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Günet Eroğlu ve Raja Abou Harb tarafından Dyslexia Dergisi'nde yayınlanan çalışma disleksinin beyin dalgaları üzerinden yapay zekâ algoritmalarıyla yüzde 99,6 doğruluk oranıyla tespit edilebildiğini ortaya çıkarıyor. Araştırma kapsamında 200 çocuktan alınan QEEG (Kantitatif Elektroensefalografi) verileri incelendi. Elde edilen sonuçlara göre, disleksili çocukların beyinlerinde "Theta" dalgalarının daha yüksek, "Beta-1" dalgalarının ise daha düşük olduğu saptandı. Ayrıca makalede bu sorunun çözümü için nöro geribildirim (neurofeedback) teknolojisine de değiniliyor. Bu teknolojik yöntem ile 100 seans sonunda disleksili çocukların yüzde 48'inin beyin dalgaları yapay zekâ tarafından "normal" seviyede sınıflandırılmaya başlandığı gözlemlendi. Bu sonuçlar, erken teşhis ve doğru teknolojiyle disleksinin bir engel olmaktan çıkıp başarıya giden bir yola dönüşebileceğini gösteriyor. "Disleksi Sabit Bir Durum Değil" Yapay zekanın insan gözünün kaçırabileceği karmaşık yapıları çok kısa sürede analiz edebildiğine değinen Auto Train Brain CEO'su Günet Eroğlu, "QEEG verileri üzerinden yaptığımız değerlendirmelerde ulaşılan yüksek doğruluk oranı, bu teknolojinin öğrenme güçlükleri alanında ne kadar güçlü bir araç olabileceğini gösteriyor. Bu sadece disleksi için değil, gelecekte farklı nörogelişimsel durumların anlaşılması açısından da önemli bir adımı oluşturuyor. Çalışmada ele aldığımız nöro geribildirim uygulamaları, beynin kendi işleyişini yeniden düzenleyebilme kapasitesine işaret ediyor. Seanslar ilerledikçe, beyin aktivitelerinde gözlemlenen olumlu değişimler, kişiye özel müdahalelerin ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor. Bu bulgular, disleksinin sabit ve değişmez bir durum olmadığına, doğru yöntemlerle gelişimin desteklenebileceğine dair güçlü bir bilimsel çerçeve sunuyor" dedi. Beyin Sinyalleri, Dislekside Tedavi Kararlarını Daha Bilinçli Hale Getiriyor Bu çalışmanın en önemli katkılarından birinin disleksinin beyin sinyalleri üzerinden daha erken ve net şekilde anlaşılmasını sağladığını vurgulayan Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Makine öğrenimi sayesinde, nöro geribildirim terapisine başlamadan önce hangi çocukların bu yöntemden daha fazla fayda görebileceği öngörülebiliyor. Böylece aileler, her yerde uygulanabilen ve daha ulaşılabilir maliyete sahip bu yönteme bilinçli bir şekilde karar verebiliyor"

Lacoste Türkiye Web Sitesi Artık Herkes için Daha Erişilebilir Haber

Lacoste Türkiye Web Sitesi Artık Herkes için Daha Erişilebilir

Lacoste Türkiye, dijital dünyada kapsayıcılığı güçlendirmek amacıyla önemli bir adım attı. Erişilebilirlik çözümleri sağlayıcısı Binclusive iş birliğiyle gerçekleştirilen yeni entegrasyon sayesinde Lacoste.com.tr, Web İçeriği Erişilebilirlik Yönergeleri (WCAG) ile uyumlu hale getirildi. Bu yenilikle birlikte görme zorluğu yaşayan, disleksi, renk körlüğü veya yaşa bağlı görme farklılıkları bulunan kullanıcılar, web sitesini kendi ihtiyaçlarına uygun biçimde deneyimleyebiliyor. Ayrıca görme engelli kullanıcılar için tüm ürün içerikleri anlamlı açıklamalarla betimlenerek erişilebilir hale getirildi. Eren Perakende CEO’su Osman Şentürk konuyla ilgili; “Perakende sektörünün yalnızca ticari değil, toplumsal sorumluluklar da taşıdığına inanıyoruz. Lacoste markası olarak, erişilebilirliği bir zorunluluktan öte bir değer olarak görüyoruz. Türkiye’de henüz yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen, bu adımı gönüllü şekilde attık. Amacımız tüm kullanıcılarımız için kapsayıcı bir dijital ekosistem inşa etmek. Bu yaklaşım, markamızın vizyonunu dijital dünyada da yansıtıyor” şeklinde konuştu. Lacoste Türkiye Genel Müdürü Atok Kansav ise şu değerlendirmeyi yaptı; “Lacoste’un global vizyonunda eşitlik ve kapsayıcılık, marka DNA’sının temel taşlarından biri. Bu proje, sadece web sitemizin teknik dönüşümü değil, aynı zamanda kullanıcılarımızla kurduğumuz bağı güçlendiren stratejik bir adım. Erişilebilirliğe yaptığımız bu yatırım, hem yaklaşan yasal düzenlemelere öncülük ediyor hem de sektörde farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Herkesin aynı kalitede bir dijital deneyim yaşaması bizim için vazgeçilmez.” Lacoste’un bu hamlesi, Türkiye’de 21 Haziran 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek e-ticaret sitelerinde erişilebilirlik zorunluluğu ve Avrupa Birliği erişilebilirlik yasalarına uyum için de önemli bir hazırlık niteliği taşıyor. Lacoste, dijital platformlarında herkesin eşit şekilde faydalanabileceği bir deneyim sunmak için çalışmalarını sürdürerek, kapsayıcı marka kültürünü güçlendirmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beynin Gücünü Açığa Çıkaran Yazılım Disleksiye Umut Oluyor Haber

Beynin Gücünü Açığa Çıkaran Yazılım Disleksiye Umut Oluyor

Bu kapsamda Dr. Günet Eroğlu, Dünyada ilk defa nöro geribildirim ile çoklu duyu öğrenmeyi mobil platformlarda birleştiren mobil yazılım geliştirdi. Eroğlu, bu uygulaması ile sadece Türkiye'de değil Almanya'dan ABD'ye kadar 15 farklı ülkedeki çocukların rahat öğrenmesini sağlarken, disleksiye yönelik anlayışı da değiştiriyor. Özgül öğrenme güç lüğünün alt grubu olan okumada güçlük /disleksi, çocukların eğitim hayatını olumsuz etkileyen ve erken teşhisin büyük önem taşıdığı bir nörogelişimsel farklılık olarak kendini gösteriyor. Okuma, yazma ve bazı harfleri tanımada güçlük gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10'unu etkiliyor. Hem çocuklar için hem de aileler için zorlu bir süreci içinde barındıran disleksiyle mücadeleye bir annenin "Beyin kendini iyileştirebiliyorsa, neden bu gücü çocuklar için erişil ebilir hâle getirmeyelim?" sorusu Türkiye'den tüm dünyaya umut ışığı oldu. "Amacımız Çocukların Potansiyelini Ortaya Çıkarmak" Bir anne olarak, bu zorlukların çözüm yollarını ararken beynin nöroplastisite özelliğini keşfettiğini dile getiren Auto Brain Train CEO'su Dr. Günet Eroğlu, "Amacımız, çocukların potansiyellerini ortaya çıkarmak ve öğrenme güçlüklerinin üstesinden gelmelerine yardımcı olmak. Bir anne olarak bu yola çıktım ve bugün geldiğimiz noktada birçok çocuğun hayatına dokunduğumuzu görmekten mutluluk duyuyorum. Çünkü biliyorum ki beyin yeniden yapılandırılabilir. Gelişimleri ölçülebilir. İlk etapta; nörologlar, yazılım geliştiriciler, psikologlar ve psikiyatristlerden oluşan 10 kişilik bir ekip kurduk. Fikri hayata geçirmek için öncelikle klinik verileri topladık, ardından algoritmalar geliştirdik. Çocuklar üzerinde etkili ve güvenilir bir ürün hizmeti verebilmek için sürekli geri bildirimler aldık ve denemeler yaptık. Bu süreçte yüzlerce saatlik Ar-Ge çalışması ve 16 klinik çalışma yaptık "dedi. "15 Ülkede 5.000'den Fazla Çocuğun Hayatına Dokunan Başarı Hikayesi" Auto Train Brain uygulamasının ilk versiyonu 2020 yılında piyasaya sürüldüğünü belirten Eroğlu, sözlerine şu sözlerle devam etti: "Teknolojimizi sürekli geliştirdik. Örneğin, daha hassas EEG ölçümleri yapılabilmesi için sensörlerimizi optimize ettik. Kullanıcı arayüzünü aileler ve çocuklar için daha kolay hale getirdik. Ayrıca, kullanıcılarımızın bireysel ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilmek için kişiselleştirilmiş eğitim modülleri geliştirdik. Bugüne kadar İngiltere'den ABD'ye kadar 15 farklı ülkede 5.000'den fazla kullanıcıya ulaştık ve geri bildirimle rimizle ürünümüzü sürekli güncelliyoruz." "İstediğiniz Zaman İstediğini z Yerde Kullanabilirsiniz" Uygulamayı istediğiniz yerde kolaylıkla kullanabildiğini belirten Eroğlu, "30 dakika beyin eğitiminden sonra yapılan alfabe ve öğrenme çalışmaları daha büyük fayda sağlıyor ve uygulamaya entegre olarak, şu anda alfabeyi öğreten uygulama bulunuyor. Ürün 21 kez ve daha fazla kullanımda, bilişsel kapasitenin artırılmasında pozitif gelişme sağlanıyor. Üründen maksimum fayda sağlanabilmesi için 6 ile 9 ay süresince düzenli olarak haftada en az 3 gün 15 ile 20 dakika olarak e vde kullanımı gerekiyor" ifadelerini kullandı. Etki seviyesi 0.88 ile tüm dünyadaki diğer çözümlerin üstünde bir başarı sağlıyor" ifadelerini kullandı. "Disleksiyle Mücadeleyi Özgüven Yolculuğuna Çeviren Kahramanlarımızın Yanındayız" 8 Ekim Dünya Disleksi Günü'nün sadece bir farkındalık günü olmadığını vurgulayan Eroğlu," Bugün aynı zamanda sınırsız potansiyelin ve azmin kutlandığı özel bir günü kutluyoruz. Biz, disleksiye bakış açısını kökten değiştirenler olarak her gün bize yeniden ilham veren beyinlerinin benzersiz çalışma biçimini bir engele değil, bir güc e dönüştüren o parlak zihinlerin her zaman yanındayız. Onlar, disleksiyle mücadeleyi yeniden programlama, yeniden öğrenme ve yeniden özgüven kazanma yolculuğuna çeviren kahramanlarımız. Her bir veri noktasının arkasında bir insan hikayesi barındırıyor. İlk kez kendi başına kitap okuyan çocuk, her ödev sonrası ağlamayı bırakan anne ve sonunda tünelin ucundaki ışığı gören aile. Bu hikayeler, uygulamanın sadece bilişsel kapasiteyi artırmakla kalmayıp aynı zamanda ailelerin üzerindeki duygusal yükü hafiflettiğinin ve çocuklara en değerli hediyeyi verdiğini de bizlere gösteriyor" diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka, Disleksi ve Otizm'in Erken Tanısında Yüzde 98'e Varan Doğruluk Sağladı Haber

Yapay Zeka, Disleksi ve Otizm'in Erken Tanısında Yüzde 98'e Varan Doğruluk Sağladı

Otizm ve disleksi gibi nörogelişimsel farklılıklar, bireylerin yaşamını derinden etkiliyor. Tıpkı diğer tüm sağlık sorunlarında olduğu gibi, bu durumlarda da erken ve doğru teşhis, kişilerin ihtiyaç duyduğu özel eğitim ve desteğe ulaşması açısından hayati önem taşıyor. Fakat, her iki durum da dikkat eksikliği, hiperaktivite gibi başka sorunlarla karıştırılabiliyor veya aileler tarafından fark edilmeyebiliyor. Bu yanlış anlaşılmalar ise tanı ve müdahalede gecikmelere yol açabiliyor. Hemen hemen hayatımızın her yönüne etkisi bulunan teknolojik gelişmeler bu rahatsızlıkların erken teşhisinde önemli bir rol oynuyor. Bu kapsamda Bahçeşehir Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Günet Eroğlu'nun kaleme aldığı "Disleksi ve Otizm Spektrum Bozukluğunda Biyobelirteç Tespiti için Elektroensefalografi Tabanlı Makine Öğrenmesi: Modeller, Özellikler ve Tanısal Fayda Üzerine Karşılaştırmalı Bir Derleme" başlıklı makale de EEG (elektroensefalografi) ve yapay zekâ teknolojilerinin, bu tür bilişsel temelli durumları erkenden ortaya çıkarabileceğini gösteriyor. Makale, 15 farklı akademik çalışmanın verilerini analiz ederek, beyin dalgalarını inceleyen EEG verileri üzerinden disleksi ve OSB'nin yüksek doğruluk oranlarıyla (%82 ila %99,2) teşhis edilebileceğini gösteriyor. Bu başarı, özellikle geleneksel yöntemlerle tanının konulmasının zor olduğu vakalarda, nörogelişimsel bozukluklara yönelik objektif biyobelirteçlerin belirlenmesi açısından büyük bir ilerleme anlamına geliyor. Bu derleme, disleksi ve OSB'yi ayrı ayrı ele alan geleneksel yaklaşımlardan farklı olarak, iki durumu da karşılaştırmalı bir şekilde değerlendiriyor. Bu sayede, ortak nöral mekanizmalar ve metodolojik zorluklar daha iyi anlaşılıyor, bu da gelecekteki tanı süreçlerinin geliştirilmesi için önemli ipuçları sunuyor. Makale, bu teknolojilerin klinik uygulamalara entegrasyonu için hâlâ aşılması gereken zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak elde edilen yüksek doğruluk oranları, yapay zekâ destekli EEG analizlerinin, nörogelişimsel bozuklukların erken teşhisinde ve tedavisinde yeni bir dönem başlatabileceğini gösteriyor. "Her Şey Beyni Anlamaktan Geçiyor" Bu makalenin yapay zekanın nörobilim alanında ne kadar dönüştürücü olabileceğini gösterdiğini belirten Auto Train Brain Ceo'su Dr. Günet Eroğlu, "Erken yaşta konulacak doğru bir teşhis, bir çocuğun tüm hayatını değiştirebilir. Çünkü her şey beyni anlamaktan geçiyor; bu sorunlar beynin içerisinde gerçekleşiyor. Amacımız, klinik süreçleri daha verimli ve ulaşılabilir hale getirerek, disleksi ve otizmli bireylerin potansiyellerini tam olarak gerçekleştirmelerine yardımcı olmaktır. EEG ve makine öğrenmesi teknolojileri, bu hedefimize ulaşmak için en güçlü araçlarımızdan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu sorunların teşhisinde olduğu gibi, tedavisinde de teknolojik gelişmeler büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Makale, bilimin ve teknolojinin, nörogelişimsel bozuklukların anlaşılması ve yönetilmesi konusunda önemli çıkarımlar da yapıyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.