Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Diyetisyen

Kapsül Haber Ajansı - Diyetisyen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diyetisyen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mersin Büyükşehir’den ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ Konulu Farkındalık Eğitimi Haber

Mersin Büyükşehir’den ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ Konulu Farkındalık Eğitimi

Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte çocuklar ve velilere; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım konularında eğitim verildi. Psikologdan diyetisyene, diş hekiminden fizyoterapiste farklı sağlık profesyonellerinin yer aldığı etkinlikle, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve öğrendiklerini çevreleriyle paylaşarak birer ‘Sağlık Elçisi’ olmaları amaçlandı. MERSİN / ( FOTOĞRAFLI - GÖRÜNTÜLÜ) Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin paydaşlığında, Halk Sağlığı haftası kapsamında Toroslar Çocuk Kampüsü ve Halkkent Çocuk Atölyesi’nde ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temalı farkındalık ve eğitim etkinliği düzenlendi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmeleri amaçlandı. Çocuklar ve velilerin katıldığı programda; psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, diş hekimi ve ebe gibi sağlık profesyonellerinin yanı sıra, Kızılay ve UMKE ekipleri de yer aldı. Oyun ve uygulamalarla desteklenen eğitimlerde; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım gibi konularda bilgilendirmeler yapıldı. Etkinlikle çocukların yalnızca sağlık hizmetlerinden yararlanan bireyler değil; aynı zamanda kendi sağlığını koruyabilen, sağlık konusunda doğru kararlar verebilen ve öğrendiklerini hem ailesi hem de çevresiyle paylaşabilen birer ‘Sağlık Elçisi’ olmaları amaçlandı. Öztürk: “Bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyidir” Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Aile ve Çocuk Şube Müdürü Özay Öztürk, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Halk Sağlığı haftası kapsamında, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temasıyla çeşitli eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütüldüğünü anlatarak, “Çeşitli stantların bulunduğu etkinlik kapsamındaki oyun ve uygulamalarla desteklenen çalışmalarda psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, ebe, Kızılay ve UMKE ekipleri yer aldı. Böylece bedensel sağlık, ruh sağlığı, gelişim, beslenme, ağız ve diş sağlığı, hareketli yaşam, afet bilinci ve ilk yardım gibi konular farklı boyutlarıyla ele alındı” ifadelerini kullandı. Hem çocuklar hem de aileleri için önemli ve faydalı bir etkinlik gerçekleştiğini dile getiren Öztürk, “Katılım sağlayan tüm uzman ekibe teşekkür ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki; bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyi ve geleceğin sağlıklı toplumudur” dedi. Veliler, Büyükşehir’in tüm çocuk kampüslerinden memnun 2 çocuğunun da Toroslar Çocuk Kampüsü’nden yararlandığını belirten İnci Cin, çocuklarının sosyal hayata daha aktif katılabilmeleri için Büyükşehir’in Çocuk Kampüsleri’ni tercih ettiğini söyledi. Hem kendisinin hem de çocuklarının Toroslar Çocuk Kampüsü’nün etkinliklerinden çok memnun olduğunu kaydeden Cin, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ aktivitesini de çok faydalı bulduğunu ifade ederek, “Sağlık çalışanları değişik konularda bilgi verdiler. Çocuklar hem nasıl sağlıklı olabileceklerini öğrendiler hem de öğrendikleri bilgi sayesinde çevrelerine faydalı olabilecek konuma geldiler” diye konuştu. Program içeriğinin de oldukça verimli olduğuna dikkat çeken Cin, “Etkinlik sayesinde ne zaman uyuyup ne zaman kalkacaklarını ve nasıl beslenmeleri gerektiğini öğrendiler. Onlar için çok olumlu bir etkinlik” dedi. Toroslar Çocuk Kampüsü velilerinden Kübra Tezcan da düzenlenen etkinliği çocuklar ve veliler açısından değerli bulduğunu belirterek, “Çocuklarımıza çok katkı sağladığını düşünüyorum, gayet mutlu oldular. Diş eğitimi, psikoloji ve beslenme gibi konularda farkındalık kazandılar” dedi. Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesi’nde düzenlenen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliğine çocuklarıyla birlikte katılan Sevda Sulhan, özellikle sağlık konusundaki bilgilendirme çalışmalarının her mahallede yapılması gerektiğine dikkat çekti. Sulhan, “Bizler ne kadar bilgilenirsek, çocuklarımızı da o kadar bilgilendirebiliriz. Mahallemizde böyle etkinlikler oldukça, bizler de katılıp çocuklarımıza örnek oluruz. Hepimiz için faydalı oldu. Çok yönlü bir sağlık eğitimi verildi. Çocuklarımız ve biz anneler için de gerekli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesi’ne 3,5 yaşındaki kızı ile katılan Merve Ertuğrul ise etkinliğin özellikle veliler için çok yararlı olduğunu söyleyerek, “Bilmediğimiz çok şey vardı. Mesela 0-3 yaşındaki çocuklarda bazen otizm görülebiliyormuş. Kızımda olan bazı şeyleri de fark ettim. Farklı branşlardan uzmanlar vardı. Çocuğumuzda fark ettiğimiz bazı durumlarla ilgili yönlendirmelerde bulundular. Çocuklarımıza da eğitim verdiler” diye konuştu. Büyükşehir'in düzenlediği etkinliklerden çok memnun olduğunu sözlerine ekleyen Ertuğrul, “Bu tür etkinlikler olduğunda her zaman katılacağız. Çünkü biz de bilgileniyoruz çocuklarımız da bilgileniyor” dedi. Velilerden Özlem Akbaş, Büyükşehir’in tüm çocuk kampüslerinden memnun olduğunu belirterek, “Bizim için de iyi oldu. Bu tür iş birliklerini hem seviyor hem de kaçırmıyoruz. Belediyemize de bizleri düşündüğü için çok teşekkürler” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Aylarında Doğru Beslenmeyle Hem Zinde Kalın Hem Formunuzu Koruyun Haber

Yaz Aylarında Doğru Beslenmeyle Hem Zinde Kalın Hem Formunuzu Koruyun

Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte beslenme alışkanlıkları da değişiyor. Ağır yemekler yerine daha hafif, ferahlatıcı ve su içeriği yüksek besinlerin tercih edildiğini belirten Nev Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Çağla Koç, yaz döneminde doğru beslenme alışkanlıklarının hem kilo kontrolünü hem de yaşam kalitesini desteklediğini söyledi. “Güne Su ile Başlayın” Artan yaz sıcakları ile birlikte beslenme alışkanlıklarımızda ister istemez değişkenlik gösterir. Ağır yemekler yerine daha hafif, ferahlatıcı ve su içeriği yüksek besinlere yöneliriz. Yaz aylarında zayıflamak ve zinde kalmak için güne su ile başlamanın önemine dikkat çeken Koç, bazı çalışmaların sabah uyanır uyanmaz içilen ortalama iki bardak suyun metabolizmayı daha fazla hızlandırdığını gösterdiğini ifade etti. “Metabolizmayı Destekleyen Besinlerden Yararlanın” Her mevsimde olduğu gibi yaz aylarında da termojenik besinlerden yararlanılabileceğini belirten Koç, acı biber, zencefil ve yeşil çayın metabolizmayı destekleyen besinler arasında yer aldığını söyledi. Sabah bir fincan şekersiz yeşil çay, gün ortasında limonlu zencefilli su tüketilebileceğini, ana yemeklerde ise hafif acı biber ya da karabiberli tariflerin tercih edilebileceğini aktardı. Yüksek proteinli kahvaltıların gün boyu iştahı baskıladığını, yağ kaybını desteklediğini ve kas kaybını önleyerek metabolizmanın yavaşlamasını engellediğini ifade eden Koç, bazı çalışmalarda hibisküs çayının yağ hücresi oluşumunu engelleyebileceğinin gösterildiğini belirtti. Hibisküs ve yeşil çay ikilisine sevilen meyveler eklenerek evde soğuk çay hazırlanabileceğini söyledi. Omega-3 alımının yağ oksidasyonunu artırdığını ve insülin duyarlılığını olumlu yönde etkilediğini kaydeden Koç, yaz aylarında sardalya, somon, ceviz ve chia tohumunun ideal omega-3 kaynakları olduğunu dile getirdi. “Çalışanlar Beslenmelerine Daha Fazla Dikkat Etmeli” Çalışan bireyler için de önerilerde bulunan Diyetisyen Çağla Koç, güne kafeinle değil su ile başlanması gerektiğini belirterek sabah kafein alımının dehidrasyonu artırdığını söyledi. Öğle öğününün hafif ama doyurucu olması gerektiğini ifade eden Koç, bazı çalışmaların öğle yemeğinin içeriğinin zihinsel performansı ve dikkat süresini olumsuz etkileyebildiğini gösterdiğini aktardı. Öğleden sonra yapılan hafif ve düşük glisemik ara öğünlerin ise akşam yemeğinde fazla yemeyi yüzde 30 azalttığının çalışmalarda belirtildiğini söyledi. Ağır akşam yemeklerinin yaz sıcaklarıyla birleştiğinde hem yağ depolanmasını artırdığını hem de uyku kalitesini bozduğunu ifade eden Koç, akşam saat 20.00'dan sonra karbonhidrat alımının sınırlandırılmasının gece yağ yakımını desteklediğini belirtti. “Çok Soğuk Besin Tüketimine Dikkat” Yaz aylarında serinlemek amacıyla tercih edilen çok soğuk yiyecek ve içeceklerin de sanıldığı kadar masum olmayabileceğine dikkat çeken Diyetisyen Çağla Koç, "Yaz sıcaklarında serinlemek için tercih ettiğimiz buz gibi meyveler, donmuş smoothieler, soğuk yoğurtlar yağ kaybını sekteye uğratabilir. Sindirim enzimleri vücut ısısına yakın (37C civarı) bir ortamda aktif olarak çalışır. Vücudunuz o soğuk yiyeceği sindirmeye çalışırken ekstra enerji harcamaz, tam tersine hazmı engellenir. Bu da kan şekeri dengesizlikleri ve daha çabuk acıkmalara yol açabilir" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbanklı Kadınlar Platformu Bir Yılda 400 Bin Üyeye Ulaştı Haber

Akbanklı Kadınlar Platformu Bir Yılda 400 Bin Üyeye Ulaştı

Finansal çözümleri sağlık, kişisel gelişim ve günlük yaşam ayrıcalıklarıyla bir araya getiren platform, kadınların ihtiyaçlarına bütüncül bir yanıt sunuyor. Bir yıllık süreçte 400 bin banka müşterisi platforma üye olurken, sunulan kampanyalara katılım her ay ortalama %24 arttı, her beş platform üyesinden biri faizsiz nakit desteğinden yararlandı. Akbank’ın kadınların hem finansal dünyada güçlenmeleri hem de günlük yaşam kalitelerini artırmaları amacıyla hayata geçirdiği Akbanklı Kadınlar Platformu birinci yılını tamamladı. Gördüğü yoğun ilgiyle üye sayısını müşteriyle buluştuğu ilk aylara kıyasla 4 katın üzerine taşıyan platform, eğitimden sağlığa, kişisel gelişimden iyi yaşam ayrıcalıklarına dek kadınların tüm ihtiyaçlarına bütüncül bir yaklaşımla yanıt veriyor. Platformun ilk yılında kadınların en çok yöneldiği ve hayatlarını kolaylaştıran çözümlerin başında finansal destekler yer aldı. Akbank bugüne kadar 140 bin kadın müşterisine avantajlı faiz oranı ile Taksitli Artı Para çözümü sunarken, platforma katılan her beş kadından biri bu ayrıcalığı kullanarak finansal ihtiyaçlarını karşıladı. Bu kanalla kadınların kısa vadeli nakit ihtiyaçları için 1.5 Milyar TL’yi aşkın ek maliyetsiz kaynak yarattı. Platformun birinci yılına ilişkin değerlendirmede bulunan Akbank Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Emre Çift, şunları söyledi: “Kadınların finansal hayatta güçlenmelerini ve finansal karar süreçlerine aktif katılımlarını, ekonomik sürdürülebilirliğin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bu nedenle Akbanklı Kadınlar Platformu’nu kadınların hayatın farklı alanlarındaki ihtiyaçlarına bütüncül çözümler sunan bir ekosistem olarak tasarladık. İlk yılda ulaştığımız ölçek, kadınların kendilerini anlayan ve beklentilerine uygun çözümler geliştiren platformlara duyduğu ihtiyacı net biçimde ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde güçlü iş birlikleri ve ayrıcalıklarla, daha fazla kadının hayatına değer katmayı hedefliyoruz.” Finansal yaşamı destekliyor Akbanklı Kadınlar Platformu, kadınların gelirlerini yönetmelerini, birikim yapmalarını ve finansal hedeflerine daha kolay ulaşmalarını destekleyen çözümler sunuyor. Platform kapsamında düzenli gelirini Akbank’a getiren kadınlar Kazanan Akbanklı Kadınlar programı ile 12.000 TL’ye varan chip-para kazanırken, 30.000 TL’ye varan avantajlı faiz oranlı Taksitli Artı Para ile kısa vadeli nakit ihtiyaçlarını ek maliyet olmadan karşılayabiliyor. Geleceğine yatırım yapmak isteyen kadınlara bireysel emeklilik katkıları sunulurken, çocuklarına düzenli harçlık gönderen anneler de bu işlemlerden ek fayda elde ediyor. Ayrıca kadınlar, yakınlarını Akbanklı yaparak tüm kampanyalara ilave olarak 2.000 TL’ye varan chip-para da kazanabiliyor. Sağlıktan eğitime, günlük yaşamdan kişisel gelişime uzanan ayrıcalıklar sunuyor Akbanklı Kadınlar Platformu, kadınların finansal ihtiyaçlarının yanı sıra sağlık, iyi yaşam, kişisel gelişim ve sosyal yaşam alanlarında da yanlarında olmayı hedefliyor. Platform üyeleri; ücretsiz mamografi, meme ultrasonografisi ve smear testi gibi koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanırken, diyetisyen ve psikolog desteğine de erişebiliyor. Online eğitim platformlarında yaptıkları harcamalarda iade avantajı kazanan Akbanklı Kadınlar; kozmetik, sağlık ve güzellik alanlarında sunulan indirim fırsatlarından da faydalanabiliyor. Ücretsiz Masterpiece sanat atölyeleri ve Denebunu iş birliğiyle sunulan sürpriz kutu hediyeleri, özel asistan hizmetleri ve günlük yaşamı kolaylaştıran ayrıcalıklar da platformun sunduğu faydalar arasında yer alıyor. Kadın emeğini ve sürdürülebilirliği destekleyen Nahıl.com, Beije gibi kurumlar, sivil toplum kuruluşları ve sosyal girişimlerle geliştirilen iş birlikleriyle ise platform, kadınların ekonomik ve sosyal yaşamdaki varlığını güçlendirmeye katkı sağlıyor. Akbanklı Kadınlar Platformu, kadınlara özel finansal ve finans dışı faydaları tek çatı altında sunarak Türkiye’de kadın odaklı en kapsamlı bankacılık programı konumunda bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zayıf Görünen Çocuklar da Obezite Riski Taşıyabilir Haber

Zayıf Görünen Çocuklar da Obezite Riski Taşıyabilir

İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi’nden Diyetisyen Beste Mum, son yıllarda çocuklarda giderek daha sık görülen ancak çoğu zaman fark edilmeyen “gizli obezite” konusunda aileleri uyardı. Çocuğun kilosunun normal hatta zayıf görünmesinin her zaman sağlıklı olduğu anlamına gelmediğini belirten Diyetisyen Mum, vücut yağ oranının yüksek, kas kütlesinin ise düşük olmasının ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini söyledi. Gizli obezitenin, bireyin dış görünüşte normal kilolu olmasına rağmen metabolik açıdan obeziteye benzer riskler taşıdığı bir durum olduğunu ifade eden Dyt. Mum, “Çocuklarda yalnızca kilo ve boy takibi yapmak yeterli değildir. Vücut kompozisyonunun da değerlendirilmesi gerekir. Tartıda normal görünen bir çocukta yağ oranı yüksek, kas oranı düşük olabilir. Bu durum ilerleyen yıllarda birçok sağlık sorununa zemin hazırlayabilir” diye konuştu. “TABLET BAŞINDA GEÇEN SÜRE ENERJİ HARCAMASINI AZALTIYOR” Teknolojinin günlük yaşamın merkezine yerleşmesiyle çocukların hareket düzeyinin belirgin şekilde azaldığını vurgulayan Dyt. Mum, “Tablet, telefon ve bilgisayar başında geçirilen süre arttıkça çocukların günlük enerji harcaması düşüyor. Hareketsiz yaşam kas gelişimini azaltırken yağ depolanmasını artırıyor. Bunun sonucunda metabolizma yavaşlayabiliyor, insülin direnci gelişebiliyor ve kemik sağlığı olumsuz etkilenebiliyor” şeklinde konuştu. Gizli obezitenin dış görünüşle kolay fark edilmediğini belirten Dyt. Mum, bazı belirtilerin aileler için önemli ipuçları oluşturabileceğini söyledi. Dyt. Mum, “Çabuk yorulma, fiziksel aktivitelerde isteksizlik, kas gücünde azalma, duruş bozuklukları, karın çevresinde yağlanma, sık acıkma, sürekli atıştırma isteği, uyku düzensizlikleri ve konsantrasyon problemleri gizli obezitenin işaretleri arasında yer alabiliyor” ifadelerini kullandı. “PAKETLİ GIDALAR YAĞLANMAYI ARTIRABİLİYOR” İşlenmiş ve paketli gıdaların gizli obezite riskini artıran en önemli faktörlerden biri olduğunu dile getiren Dyt. Mum, “Cips, gazlı içecekler, hazır tatlılar, paketli atıştırmalıklar ve fast food ürünleri yüksek kalori içerirken yeterli protein, vitamin ve lif sağlamıyor. Bu durum çocuklarda yağ oranının artmasına, kas gelişiminin yetersiz kalmasına ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının yerleşmesine neden olabiliyor” dedi. Özellikle paketli ürünlerin ödül olarak verilmesinin çocukların damak tadını olumsuz etkileyebileceğini belirten Dyt. Mum, ailelerin bu konuda daha bilinçli davranması gerektiğini vurguladı. “SADECE KİLO TAKİBİ YETERLİ DEĞİL” Çocukların sağlık değerlendirmesinde yalnızca tartıdaki rakamlara odaklanılmaması gerektiğini ifade eden Dyt. Mum, “Uzman kontrolünde yağ oranı, kas kütlesi, bel çevresi, büyüme eğrileri ve fiziksel performans düzeyi birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle spor yapmayan, düzensiz beslenen veya hızlı büyüme dönemindeki çocuklarda kas kaybı fark edilmeden ilerleyebilir” diye konuştu. “AİLELERİN ROLÜ BÜYÜK” Sağlıklı büyümenin temelinde dengeli beslenme alışkanlıklarının yer aldığını belirten Mum, ailelere önemli önerilerde bulundu. Dyt. Mum, “Amaç çocuğu zayıflatmak değil, sağlıklı büyümesini desteklemektir. Kahvaltı mutlaka yapılmalı, her öğünde kaliteli protein kaynaklarına yer verilmeli, sebze ve meyve tüketimi artırılmalı, paketli atıştırmalıklar sınırlandırılmalı ve şekerli içecekler yerine su tercih edilmelidir. Ayrıca çocuk yemek konusunda baskılanmamalı, aileler de doğru beslenme konusunda rol model olmalıdır” dedi. Çocukların söylenenden çok gördüğünü uyguladığına dikkat çeken Dyt. Mum, aile içindeki beslenme alışkanlıklarının çocukların gelecekteki sağlık durumunu doğrudan etkilediğini belirtti. “GÜNDE EN AZ 60 DAKİKA HAREKET EDİLMELİ” Fiziksel aktivitenin gizli obeziteyle mücadelede önemli bir yere sahip olduğuna değinen Dyt. Mum, “Çocukların her gün en az 60 dakika orta veya yüksek yoğunluklu fiziksel aktivite yapması önerilmektedir. Bu mutlaka profesyonel spor olmak zorunda değildir. Yürüyüş, bisiklet sürme, yüzme, dans etme, ip atlama veya açık havada oyun oynamak da oldukça faydalıdır. Önemli olan düzenli hareket etmeleri ve ekran sürelerinin sınırlandırılmasıdır” diye konuştu. “İLERİDE CİDDİ HASTALIKLARA YOL AÇABİLİR” Gizli obezitenin erken dönemde fark edilmediğinde ilerleyen yaşlarda önemli sağlık sorunlarına neden olabileceğini kaydeden Dyt. Mum, “İnsülin direnci, tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması, yüksek kolesterol, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, hormonal bozukluklar ve kas-iskelet sistemi problemleri gizli obeziteyle ilişkili olarak gelişebilmektedir. Çocukluk döneminde kazanılan yanlış yaşam alışkanlıkları erişkinlikte de devam etme eğilimindedir” dedi. “ZAYIF GÖRÜNMEK HER ZAMAN SAĞLIKLI OLMAK ANLAMINA GELMEZ” Ailelere çocukların kilosundan çok yaşam alışkanlıklarına odaklanmaları gerektiğini hatırlatan Dyt. Mum, “Sağlıklı büyüme yalnızca kilo kontrolü değildir. Güçlü kas yapısı, yeterli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, kaliteli uyku ve doğru yaşam alışkanlıklarının birlikte desteklenmesi gerekir. Zayıf görünmek her zaman sağlıklı olmak anlamına gelmez” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sıcak Havalarda Beslenme Hatalarına Dikkat! Haber

Sıcak Havalarda Beslenme Hatalarına Dikkat!

Uzman Diyetisyen Samet Yağlı, sıcak havalarda beslenmenin yalnızca “az yemek” ya da “soğuk içecek tüketmek” anlamına gelmediğini belirterek, doğru sıvı alımı ve hafif öğün planlamasının kritik olduğunu vurguluyor. “Sıcak havalarda susuzluk hissini beklemek doğru bir strateji değildir. Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler, kronik hastalığı olanlar ve dışarıda çalışan kişiler gün içinde düzenli olarak su içmelidir. Çay, kahve, gazlı içecekler ya da şekerli içecekler suyun yerine geçmez. Vücudun temel ihtiyacı sudur.” diyen Uzm. Dyt. Samet Yağlı, yaz aylarında ağır, yağlı ve kızartma ağırlıklı öğünlerin sindirimi zorlaştırabileceğine dikkat çekiyor. Yağlı ve büyük porsiyonlu yemeklerin sıcak havalarda vücut yükünü artırabileceğini belirten Yağlı, özellikle öğle saatlerinde daha hafif tabakların tercih edilmesi gerektiğini söylüyor: “Yaz aylarında sebze ağırlıklı öğünler, yoğurt, ayran, ayran aşı çorbası, cacık, salata, zeytinyağlılar, meyve ve su oranı yüksek besinler daha doğru tercihlerdir. Karpuz, salatalık, domates, çilek, şeftali gibi su içeriği yüksek besinler destekleyici olabilir; ancak bunlar suyun yerine geçmez.” Sıcak havalarda yapılan bir diğer hatanın da maden suyu, sporcu içeceği veya şekerli soğuk içeceklerin kontrolsüz tüketilmesi olduğunu belirten Yağlı, özellikle tansiyon, böbrek hastalığı veya kalp-damar rahatsızlığı olan kişilerin mineral içerikli içecekleri bilinçsiz tüketmemesi gerektiğini ifade ediyor. Uzm. Dyt. Samet Yağlı, sıcak havalar için şu önerilerde bulunuyor: Gün içinde suyu düzenli tüketin. Susamayı beklemeyin, su tüketimini güne yayın. Ağır ve yağlı öğünlerden kaçının. Kızartmalar, ağır soslar ve büyük porsiyonlar yerine hafif tabaklar tercih edin. Şekerli ve gazlı içecekleri sınırlandırın. Bu içecekler kısa süreli serinlik hissi verse de vücudun sıvı ihtiyacını karşılamaz. Tansiyon sorunu yoksa 2 şişe limon dilimi eklenmiş maden suyu için. Kafein ve alkol tüketimine dikkat edin. Fazla tüketim sıvı kaybını artırabilir. Sebze, meyve ve yoğurtlu seçeneklere yer verin. Cacık, ayran, yoğurt, salata ve zeytinyağlılar sıcak günler için daha dengeli tercihlerdir. Çocuklar ve yaşlılar daha yakından takip edilmeli. Bu gruplar susuzluğu her zaman doğru ifade edemeyebilir. İdrar renginizi takip edin. Koyu renk idrar, yetersiz sıvı alımının işareti olabilir. Sıcak havalarda doğru beslenmenin sadece kilo kontrolü için değil, günlük enerji, konsantrasyon ve genel sağlık için de önemli olduğunu belirten Uzm. Dyt. Samet Yağlı, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Yaz aylarında vücudu yormayan, su ve mineral dengesini destekleyen, hafif ama besleyici bir düzen oluşturmak gerekir. Serinlemek için yalnızca soğuk içeceklere yönelmek yerine, günün tamamına yayılan bilinçli bir beslenme ve sıvı planı yapılmalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ChatGPT Diyet Yazabilir Ama Diyetisyenin Yerini Alamaz! Haber

ChatGPT Diyet Yazabilir Ama Diyetisyenin Yerini Alamaz!

6 Haziran Dünya Diyetisyenler Günü kapsamında yapay zekânın beslenme alanındaki etkilerini değerlendiren Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Arş. Gör. Ekin Çevik, kişiselleştirilmiş beslenmenin yükselişte olduğunu belirterek, yapay zekânın güçlü bir yardımcı olacağını ancak beslenmede insan faktörü, empati ve klinik deneyimin yerini alamayacağını vurguladı. ChatGPT, Gemini ve benzeri yapay zekâ araçlarının beslenme alanındaki kullanımına değinen Ekin Çevik, “Yapay zeka araçları beslenme okuryazarlığını artırmak, pratik tarif fikirleri almak için keyiflidir ama sağlığınızı emanet edip harfiyen uygulanacak bir diyet merci değildir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Arş. Gör. Ekin Çevik, 6 Haziran Dünya Diyetisyenler Günü kapsamında yapay zekânın beslenme alanındaki etkilerini değerlendirdi. Tek tip diyet anlayışı yerini kişiselleştirilmiş beslenmeye bıraktı Beslenme ve diyetetik alanında son yılların en önemli değişiminin kişiselleştirilmiş beslenme yaklaşımı olduğunu belirten Beslenme Uzm. Çevik, “Son yıllarda beslenme bilimindeki en büyük kırılma noktası, 'herkese tek tip diyet' anlayışından uzaklaşılması oldu. Bugün artık ‘kişiselleştirilmiş beslenme’ ve ‘sağlıklı yaş alma (longevity)’ dönemindeyiz. Araştırmalar artık aynı besinin farklı insanlarda çok farklı metabolik yanıtlar oluşturabildiğini net biçimde ortaya koyuyor. Buna bağlı olarak mikrobiyota araştırmaları patlama yaşadı; bağırsak bakterilerinin yalnızca sindirimle değil, ruh hali, bağışıklık ve kilo yönetimiyle de doğrudan bağlantılı olduğu anlaşıldı. Yalnızca ağırlık kaybını hedefleyen geçici hedef yaklaşımları yerine, geleceğe de dokunan, yaş alırken kronik hastalıklardan uzak, dinç ve kaliteli bir yaşam sürmek üzerine şekillenen koruyucu beslenme modelleri önem kazandı. Bunun yanı sıra dünyamızın ve nesillerimizin sağlığını ve refahını konu edinen çevresel sürdürülebilirlik artık beslenme rehberlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi.” dedi. Yapay zekâ beslenme bilimine yeni bir boyut kazandırdı Yapay zekânın sağlık ve beslenme alanında farklı uygulamalarla kullanılmaya başlandığını dile getiren Çevik, “Yapay zekânın beslenme bilimine girişi birkaç farklı kanaldan oldu. Fotoğraftan besin analizi yapabilen uygulamalar, akıllı saatler aracılığıyla toplanan aktivite ve uyku verilerinin diyetle ilişkilendirilmesi, hastane sistemlerinde risk altındaki hastaların erken tespiti... Akademik dünyada ise büyük veri setlerinden kalıplar çıkarma konusunda devrim sayılabilecek çalışmalar yapılıyor. Artık binlerce kişinin genetik, mikrobiyota ve beslenme verisi bir arada değerlendirilerek bireysel öneriler üretmek mümkün hale geliyor.” diye konuştu. Yapay zekâ liste hazırlayabilir ama insanı tam olarak anlayamaz Yapay zekâ destekli uygulamaların kişiye özel diyet listeleri oluşturabildiğini ancak bunun belirli sınırları olduğunu vurgulayan Çevik, şöyle devam etti: “Bu uygulamalar matematiksel olarak harika listeler çıkarabiliyor; boy, kilo, yaş ve hedef girildiğinde saniyeler içinde bir kalori ve makro hesabı yapabiliyor. Ancak burada kritik bir ayrım var: Gerçek anlamda ‘kişiye özel’ olmak, sadece rakamlardan ibaret değildir. Yapay zeka sizin o günkü stres seviyenizi, duygusal yeme krizinizi, çocukluktan gelen damak tadınızı ya da o yemeği yapacak vaktinizin olup olmadığını tam olarak anlamlandıramaz. Dolayısıyla teknik olarak bir liste oluşturabilir ama bu liste ruhsuz ve sürdürülebilirliği düşük bir liste olur. Bu yüzden, teknoloji ‘veriye dayalı’ kısmı çok iyi yapıyor; ‘insana dayalı’ kısmı için diyetisyeniniz hala vazgeçilmez.” Diyetisyenin yerini almayacak, gücünü artıracak Yapay zekânın diyetisyenlerin yerini alıp alamayacağını da değerlendiren Ekin Çevik, “’Yapay zekâyı kullanan diyetisyen, kullanmayanın yerini alır’ gibi düşünmek daha gerçekçi. Beslenme, sadece tabağa ne koyduğumuzla ilgili değil; tamamen psikoloji, motivasyon, şefkat ve insan ilişkisiyle ilgilidir. Bir danışanın ‘Bugün çok mutsuzdum ve diyeti bozdum’ dediğinde duymak istediği şey bir algoritmanın soğuk uyarısı değil, diyetisyeninin onu anlayan, yargılamayan empati dolu sesidir. Öte yandan bir hastanın anoreksiya gibi bir yeme bozukluğuyla mücadelesi, kronik bir hastalık yönetimi ya da anne sütü dönemindeki beslenme danışmanlığı; bunlar empati, klinik deneyim ve etik sorumluluk gerektiren süreçler. Yapay zekâ bu alanlarda yardımcı olabilir, ancak sorumluluğu üstlenemez. İşin bir diğer kritik boyutu da şu: bir bireyin yapay zekadan doğru ve güvenli bir beslenme önerisi alabilmesi için bile, ona neyi nasıl soracağını bilmesi, yani doğru komutları (prompt) kurgulayabilmesi gerekir. Bunun yolu da belirli bir beslenme okuryazarlığı ve temel bilgi düzeyine sahip olmaktan geçer. Toplumda bu doğru beslenme bilincini ve eğitimini inşa edebilecek tek meslek grubu ise diyetisyenlerdir. Yani yapay zekayı doğru yönlendirmek için bile yine bir diyetisyenin rehberliğine ve eğitimine ihtiyaç vardır.” dedi. Popülist içerikler biyokimyasal gerçeklikle çelişiyor… Sosyal medyada hızla yayılan beslenme önerilerine karşı da uyarılarda bulunan Ekin Çevik, “Sosyal medyada 'beslenme uzmanı' olarak öne çıkan isimlerin önemli bir bölümünün beslenme alanında herhangi bir eğitimi bulunmuyor. Viral olan içerik genellikle bilimsel değil, ilgi çekici olan. ‘Tek bir besin kanseri iyi eder’ ya da ‘3 günde 5 kilo verdim’ gibi iddialar ve popülist içerikler biyokimyasal gerçeklikle çelişmekte. Dolayısı ile güvenilir beslenme bilgisi için Türkiye Diyetisyenler Derneği, Sağlık Bakanlığı kaynaklı içerikler veya diyetisyen unvanlı profesyonellerin paylaşımları tercih edilmeli.” şeklinde konuştu. Geleceğin diyetisyeni veri okuryazarı olacak Beslenme alanında dijital dönüşümün hızlanacağını belirten Ekin Çevik, “Geleceğin diyetisyenlerinin temel bilim eğitiminin yanında veri okuryazarlığına sahip olması gerekecek. Yapay zekâ araçlarının ne söylediğini anlamak kadar ne zaman yanılabileceğini bilmek de kritik. Telebeslenme danışmanlığı, dijital takip araçlarının yorumlanması ve sosyal medya iletişimi de müfredatlara girmesi gereken alanlar. Ama bunların hepsi teknik beceri; üstüne insan anlayışı, etik farkındalık ve bilimsel eleştirel düşünce mutlaka eklenmeli. Teknolojiden korkmayan, aksine teknolojiyi arkasına rüzgâr olarak alan diyetisyenler geleceğe yön verecek.” ifadesinde bulundu. ChatGPT ve benzeri araçlar bilgi verebilir ama tedavi sunamaz ChatGPT, Gemini ve benzeri yapay zekâ araçlarının beslenme alanındaki kullanımına da değinen Beslenme Uzm. Ekin Çevik, “Bu araçlar, internetteki milyarlarca veriyi tarayarak size genel bir ortalama sunar. Dolayısı ile genel beslenme bilgisini aktarmak, diyet kavramlarını açıklamak ve farkındalık oluşturmak için oldukça kullanışlıdır. Ancak bunlar tıbbi müdahale değildir. Kronik bir hastalığınız (örneğin diyabet, böbrek yetmezliği, tansiyon) varsa veya hamileyseniz, bu araçların üreteceği genel geçer bir diyet listesi sağlığınızı ciddi şekilde tehlikeye atabilir. Yapay zeka araçları beslenme okuryazarlığını artırmak, pratik tarif fikirleri almak için keyiflidir ama sağlığınızı emanet edip harfiyen uygulanacak bir diyet merci değildir.” diye konuştu. Gelecekte herkesin bir dijital beslenme asistanı olabilir Gelecekte dijital beslenme asistanlarının günlük yaşamın bir parçası haline gelebileceğini belirten Ekin Çevik, “Teknoloji şu an yüksek gelirli ülkelerde ve refah düzeyi yüksek nüfuslarda yoğunlaşıyor. Oysa beslenme problemleri en çok ekonomik eşitsizliğin olduğu yerlerde görülüyor. İdeal senaryo şu: dijital araçlar diyetisyene ulaşamayan insanlara temel beslenme rehberliği sağlarken, karmaşık vakalar için nitelikli uzman desteği de herkes için erişilebilir olsun. Teknoloji tek başına bu denklemi çözemez; sağlık politikaları ve eğitim yatırımları da eşit ölçüde önemli.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Kesilen Et Hemen Tüketilmemeli Haber

Yeni Kesilen Et Hemen Tüketilmemeli

Kurban Bayramı öncesinde dengeli beslenme, porsiyon kontrolü ve sağlıklı tüketim alışkanlıklarına yönelik önemli bilgilendirmelerde bulunan Büyükşehir diyetisyeni Buse Haldız,”Yeni kesilen etin hemen tüketilmesi sindirim problemlerine yol açabilir. Bu sebeple etin buzdolabında 12 ila 24 saat arasında dinlendirilmesi gerekiyor” dedi. BÜYÜKŞEHİR DİYETİSYENİ UYARDI Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Anne Şehir Merkezleri’nde görev yapan diyetisyen Buse Haldız, Kurban Bayramı’nda artan tatlı ve et tüketimi için öğün dengeleme ve tüketim miktarı konularında vatandaşlara önerilerde bulundu. Diyetisyen Haldız, “Yeni kesilen etin hemen tüketilmesi sindirim problemlerine yol açabilir. Kesim sonrası kas yapısının sert olmasından kaynaklı bu durum hazımsızlık, şişkinlik ve mide rahatsızlıklarına neden olabilir. Bunun için en sağlıklı yöntem, etin buzdolabında 12 ila 24 saat dinlendirilmesi. Bu süreçle et daha yumuşak ve sindirilebilir hale gelir” dedi. KAVURMA TÜKETİMİNE DİKKAT Bayram sabahlarının vazgeçilmezi olan kavurmanın kontrollü tüketilmesi gerektiğini belirten Haldız, küçük porsiyonların tercih edilmesini önerdi. Kavurmanın yanında domates, salatalık, roka ve maydanoz gibi sebzelerin tüketilmesinin sindirimi desteklediğini ifade eden Haldız, günün diğer öğünlerinde daha hafif beslenmenin önemli olduğunu da kaydetti. KRONİK HASTALIĞI OLANLARA ÖZEL UYARI Diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalığı bulunan bireylerin bayram boyunca daha dikkatli beslenmesi gerektiğini vurgulayan Haldız, özellikle aşırı et, tuz ve şerbetli tatlı tüketiminden kaçınılması gerektiğini belirtti. Şeker hastalarının öğün atlamaması gerektiğini ifade eden Haldız, hipertansiyon hastaları için az tuzlu pişirme yöntemlerinin tercih edilmesini önerdi. ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR HASSAS GRUP Bayram döneminde çocuklar ve yaşlıların beslenme açısından daha hassas olduğunu belirten Haldız, çocuklarda aşırı şeker tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Yaşlı bireylerde ise hazımsızlık, tansiyon yükselmesi ve kan şekeri dalgalanmalarının sık görüldüğünü belirten Haldız, ağır ve yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini ifade etti. EN SAĞLIKLI PİŞİRME YÖNTEMLERİNİ AÇIKLADI Et pişirme yöntemleri hakkında da bilgi veren Haldız, “En sağlıklı pişirme yöntemi haşlamadır. Etin kendi suyuyla pişmesi sağlanır. Ekstra yağ gerektirmez, sindirimi kolaydır. Daha sonra fırında pişirme ve ızgara gelir. Kızartma ve aşırı yağda pişirme, yüksek ısıda istemediğimiz pişirme yöntemleridir” diyerek, vatandaşlara daha kolay sindirilebilir önerilerde bulundu. “ET MUTLAKA SEBZE İLE DENGELENMELİ” Kurban Bayramı’nda kırmızı et tüketiminin arttığını hatırlatan Haldız,“Etin yanında sebze ve lifli gıdaların tüketilmesi hem sindirim sistemi hem de genel sağlık açısından oldukça önemlidir. Özellikle Kurban Bayramı gibi kırmızı et tüketiminin arttığı dönemlerde öğünlerin mutlaka sebzelerle dengelenmesi gerekir. Lifli besinler midenin boşalmasını yavaşlatır, daha uzun süre tokluk yapar, kolesterol dengesine ise katkı sağlar” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kurban Bayramı’nda Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları Haber

Kurban Bayramı’nda Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları

Kurban Bayramı’nda sofralarda kırmızı et ve tatlı tüketiminin arttığını belirten Nev Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Enes Çağrı Kaleli, bayram sürecinde yasaklarla değil dengeyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Kaleli, “Amaç kendimizi mahrum bırakmak değil, porsiyon kontrolünü sağlayarak sağlıklı bir bayram geçirmek” dedi. “Kurban eti tüketiminde porsiyon uyarısı” Kırmızı etin yüksek doymuş yağ ve kolesterol içerdiğine dikkat çeken Dyt. Enes Çağrı Kaleli, günlük et tüketiminin 100–150 gramı geçmemesi gerektiğini ifade etti. Özellikle kolesterol, tansiyon ve gut hastalarının daha dikkatli olması gerektiğini belirten Kaleli, “Yaklaşık 3-4 köfte büyüklüğündeki porsiyon ideal kabul ediliyor” diye konuştu. “Et mutlaka dinlendirilerek tüketilmeli” Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmesinin sindirim problemlerine yol açabileceğini söyleyen Kaleli, etin en az 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kaleli, “Ette oluşan ölüm sertliği hem pişmesini zorlaştırır hem de sindirimi olumsuz etkiler. Dinlendirilmiş et mide ve bağırsak sağlığı açısından çok daha uygundur” dedi. “Pişirme yöntemine dikkat” Kavurma yapılırken ekstra yağ kullanımından kaçınılması gerektiğini vurgulayan Kaleli, “Et kendi yağıyla pişirilmeli. Izgara, haşlama ve fırınlama yöntemleri tercih edilmeli. Mangal yapılacaksa etin kömürleşmemesine dikkat edilmeli” ifadelerini kullandı. “Etin yanında mutlaka salata tüketin” Et tüketiminin yanında lifli besinlerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Kaleli, bol limonlu mevsim salatasının sindirimi desteklediğini söyledi. C vitamininin demir emilimini artırdığını belirten Kaleli, “Salataya limon sıkılması veya yanında yeşil biber tüketilmesi oldukça faydalı. Yemekten hemen sonra içilen çay ve kahve ise demir emilimini azaltıyor” dedi. “Tatlı tüketiminde “tadımlık” önerisi” Bayram ziyaretlerinde şerbetli tatlı tüketiminin kontrolsüz şekilde artabildiğini belirten Dyt. Enes Çağrı Kaleli, vatandaşlara porsiyon kontrolü önerdi. Kaleli, “Her ikramı tamamen tüketmek yerine tadımlık miktarlarda yemek ya da porsiyonu paylaşmak daha sağlıklı bir yöntem olacaktır” diye konuştu. “Su tüketimi ve yürüyüş önerisi” Bayram boyunca su tüketiminin artırılması gerektiğini belirten Kaleli, günlük en az 2.5–3 litre su içilmesini tavsiye etti. Çay ve kahvenin su yerine geçmediğini ifade eden Kaleli, akşam yemeklerinden sonra yapılacak yürüyüşlerin sindirimi kolaylaştıracağını söyledi. “Önemli olan dengeyi koruyabilmek” Bayramda bir öğünde fazla kaçırmanın büyük bir sorun olmadığını ifade eden Kaleli, “Önemli olan ertesi gün kendinizi cezalandırmak değil, sağlıklı beslenme düzenine kaldığınız yerden devam etmek. Bayram, sevdiklerimizle geçirilen özel bir zaman dilimi” açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.