Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğa

Kapsül Haber Ajansı - Doğa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeşim Kozanlı İmzalı “XO Cape Arnna”  WAF Interiors Awards 2026’da Finalist Oldu! Haber

Yeşim Kozanlı İmzalı “XO Cape Arnna” WAF Interiors Awards 2026’da Finalist Oldu!

Proje, doğa, tarih ve duyusal deneyimi bir araya getiren özgün tasarım yaklaşımıyla uluslararası jüri tarafından değerlendirmeye layık bulundu. Akredite olduğu uluslararası otel zincirleri için 25 seneyi aşkın deneyimi ile dünyanın çok farklı destinasyonlarında konaklama mekanları tasarlayan Yeşim Kozanlı Mimarlık, tasarım anlayışını uluslararası arenada bir kez daha başarıyla temsil ediyor. Ofisin Fethiye’de hayata geçirdiği XO Cape Arnna projesi, dünyanın en saygın mimarlık etkinliklerinden World Architecture Festival (WAF) kapsamında düzenlenen Interiors 2026 ödüllerinin Interiors – Hotels kategorisinde shortlist’e seçildi. Fethiye’nin benzersiz doğasında, Arnna Burnu’nun en uç noktasında konumlanan XO Cape Arnna, yalnızca bir otel değil; doğa, tarih ve duyular arasında kurulan çok katmanlı bir deneyim dünyası olarak tasarlandı. Projenin ilham kaynağını, Anadolu’nun kadim uygarlıklarından Luviler’in ışıkla kurduğu simgesel ilişki oluştururken, geçmişin bilgeliği çağdaş estetik anlayışıyla yeniden yorumlanıyor. Yeşim Kozanlı Mimarlık’ın geliştirdiği "orchestrated design" yaklaşımı doğrultusunda kurgulanan proje, mimariyi adeta yaşayan bir sahneye dönüştürüyor. Görme, işitme, dokunma, koklama ve tat alma duyularını harekete geçiren mekanlar, bir senfoninin farklı enstrümanları gibi birbirini tamamlıyor. Bu yaklaşım sayesinde XO Cape Arnna, konuklarına yalnızca konforlu bir konaklama değil, bütüncül ve unutulmaz bir deneyim sunuyor. Doğal ışıkla şekillenen lobi alanı, mekansal yolculuğun ilk adımını oluştururken; otelin ana omurgası niteliğindeki "Kral Yolu" aksı, gastronomi alanlarından spa deneyimine, sosyal mekanlardan odalara kadar uzanan ritmik bir akış sunuyor. Ana restoranda yer alan zeytin ağacı, antik Arnna medeniyetine gönderme yapan güçlü bir simge olarak mekanın hikayesini desteklerken; doğal malzemeler, pastel tonlar ve ışık oyunlarıyla tasarlanan odalar ise dinginliği ve huzuru mimari bir dile dönüştürüyor. İsmini yıllanmışlık ve deneyimi ifade eden "XO" kavramından alan proje, 35 yıllık otelcilik birikimini çağdaş tasarım anlayışıyla buluşturarak geçmiş ile geleceği, doğa ile insanı ve mimari ile deneyimi aynı potada eritiyor. Zamansız tasarım yaklaşımıyla öne çıkan XO Cape Arnna'nın Interiors 2026’daki finalistlik başarısı, Yeşim Kozanlı Mimarlık'ın uluslararası ölçekte özgün ve nitelikli konaklama mekanları üretme vizyonunun önemli bir göstergesi olarak dikkat çekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Astronomi Tutkunları Topuklu Yaylası’nda Buluştu Haber

Türkiye’nin Astronomi Tutkunları Topuklu Yaylası’nda Buluştu

Türkiye’nin dört bir yanından gelen amatör-profesyonel astronomları, kamp ve doğaseverleri bir araya getiren Gökyüzü Gözlem Şenliği, Topuklu Yaylası’nda düzenlenen açılış programıyla başladı. Törene; Denizli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ali Marım, Beyağaç Kaymakamı Servet Haydari, Kale Kaymakamı İbrahim Gökçe, ilçe belediye başkanları, protokol üyeleri, çok sayıda bilim insanı ve doğa tutkunu katıldı. “Topuklu Yaylası ülkemizde nadir bulunan bir hazinedir” Şenliğin onursal konuğu Prof. Dr. Ethem Derman konuşmasında, gök bilimi sevgisinin yaygınlaştırılmasının önemine değinerek, “Gök bilimi sevgisini yediden yetmiş yediye aşılamak, evrenin ve bilimin ışığını yeni nesillerle buluşturmak adına bu tür organizasyonlar son derece hayati önem taşımaktadır. Topuklu Yaylası’nın sunduğu eşsiz karanlık gökyüzü koşulları, astronomi gözlemleri için ülkemizde nadir bulunan bir hazinedir” sözleriyle düşüncelerini paylaştı. “İlçemizi ulusal bir astronomi merkezi haline getiriyoruz” Beyağaç Belediye Başkanı Sezayi Pütün, “Büyükşehir Belediyemiz iş birliğiyle düzenlediğimiz ve her yıl daha da büyüyen bu organizasyona ev sahipliği yapmaktan büyük onur duyuyoruz. Sandras Dağı’yla, Kartal Gölü’yle, Topuklu Yaylası’yla ve Karagöl’üyle eşsiz doğal güzelliklere sahip küçük ama gönlü büyük bir ilçeyiz. Biz istiyoruz ki bu güzellikleri yalnızca hemşehrilerimiz değil, ülkemizin dört bir yanından gelen misafirlerimiz de görsün, tanısın ve yaşasın. İlçemizi ulusal çapta bir astronomi merkezi haline getiriyoruz. Denizli Büyükşehir Belediyemizin destekleriyle, bilim insanlarımızın katkılarıyla ve kilometrelerce yoldan gelen siz değerli konuklarımızın katılımıyla burada çok özel bir iklim oluşturduk. Gökyüzüne bakmak için belki başımızı kaldıracağız ama burada kuracağımız güçlü dostluklarla gönüllerimizi birbirimize yaklaştıracağız; doğamızı nasıl bulduysak öyle koruyarak Beyağaç'tan unutulmaz hatıralarla ayrılacağız” dedi. “Beyağaç keşfedilmeyi bekleyen önemli bir değerdir” Beyağaç Kaymakamı Servet Haydari, bu etkinliklerin yeni neslin gelişimindeki kritik rolüne dikkat çekerek, “Çocuklarınızın ve gençlerinizin doğayı, bilimi ve gökyüzünü keşfetmelerine imkan sağlayan bu tür etkinliklerin, onların merak duygusunu ve öğrenme heyecanını artıracağına inanıyorum. Beyağaç; ormanları, yaylaları, gölleri, temiz havası ve doğal güzellikleriyle keşfedilmeyi bekleyen önemli bir değere sahiptir. Bizler de ilçemizin sahip olduğu bu güzellikleri koruyarak gelecek nesillere aktarmak ve Beyağaç’ımızı doğa, kültür ve turizm alanında daha ileri noktalara taşımak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu güzel etkinliğin gerçekleşmesinde emeği bulunan tüm kurum ve kuruluşlarımıza, katkı sunan herkese teşekkür ediyorum” dedi. “Doğanın izinde, bilimin yanındayız” Denizli’nin Beyağaç ilçesinde düzenlenen gökyüzü etkinliklerinde yerel yönetimler arası iş birliğinin ve doğa turizminin önemine dikkat çeken Denizli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ali Marım, Büyükşehir Belediyesi olarak kentin tüm güzelliklerine sahip çıkmaya devam edeceklerini belirterek, “Denizli'mizin her köşesi ayrı bir doğal hazineye sahip; Sandras Dağı’ndan Topuklu Yaylası’na kadar uzanan bu eşsiz coğrafyada bilimin, doğanın ve dostluğun buluştuğu bu anlamlı organizasyona destek vermekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak, şehrimizin turizm potansiyelini artıracak, çocuklarımızın ve gençlerimizin bilime olan merakını besleyecek her türlü çalışmanın her zaman öncüsü ve destekçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Konuşmalarla start alan şenlik programının ilk günü, Prof. Dr. Ethem Derman’ın oturum başkanlığını üstlendiği “Karanlık Bölge” belgeselinin gösterimi ve Fadime Kırmızı’nın sunumuyla devam etti. Bilimin ve gökyüzünün buluştuğu dolu dolu program Katılımcılara hem teorik hem de pratik anlamda zengin bir içerik vaat eden etkinlik kapsamında, uzman akademisyenler tarafından “Yediden Yetmiş Yediye Gök Bilimi”, “Meteor Yağmurları ve Perseid Şöleni”, “Evrenin Dünü, Bugünü ve Yarını”, “Yıldızımız Güneş ve Güneş Gözlemleri”, “Astrofotoğrafçılığa Giriş” ile “Uzayda İnsan Sağlığı ve Tıbbi Zorluklar” başlıklarında ilham verici konuşmalar gerçekleştirilecek. Denizli Bilim Merkezi iş birliğiyle her yaşa hitap eden uzay temalı atölyeler, güneş gözlemleri, su roketi gösterileri, evde teleskop yapımı etkinlikleri ile İspanya’dan canlı yayınla aktarılan güneş tutulması heyecanı programa renk katacak. Satürn, Samanyolu ve derin uzay cisimlerinin inceleneceği programda; Perseid Meteor Yağmuru Topuklu Yaylası’nın berrak gökyüzünde çıplak gözle izlenecek. Ayrıca Ankara Astronomy Grubu öncülüğünde düzenlenen hızlandırılmış kurslar sayesinde katılımcılar, gökyüzü fotoğrafçılığının inceliklerini yerinde öğrenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Denizli Topuklu Yaylasında ‘Bilim Buluşması’ Haber

Denizli Topuklu Yaylasında ‘Bilim Buluşması’

Denizli Büyükşehir Belediyesi ve Beyağaç Belediyesi iş birliğiyle hayata geçirilen Beyağaç Topuklu Yaylası Sandras Ethem Hoca ile Gökyüzü Gözlem Şenliği, bugün katılımcıların kamp alanına yerleşmesiyle başlıyor. Türkiye’nin dört bir yanından gelen amatör ve profesyonel astronomlar ile doğaseverler, “Karanlık Bölge” ilan edilen Topuklu Yaylası’nda evrenin gizemini keşfetmek için bir araya geliyor. Prof. Dr. Ethem Derman eşliğinde söyleşi ve atölyeler Prof. Dr. Ethem Derman’ın onursal katılımıyla gerçekleştirilecek organizasyon, dopdolu bir bilim ve doğa programına ev sahipliği yapacak. Şenlik boyunca alanında uzman isimler tarafından “Yediden Yetmiş Yediye Gök Bilimi”, “Meteor Yağmurları ve Perseid Şöleni”, “Kozmoloji”, “Güneş Gözlemleri”, “Astrofotoğrafçılık” ve “Uzayda İnsan Sağlığı” başlıklarında paneller ve söyleşiler düzenlenecek. Denizli Bilim Merkezi iş birliğindeki uzay temalı atölyeler, su roketi gösterileri, evde teleskop yapımı ve İspanya’dan canlı güneş tutulması yayını programa ayrı bir renk katacak. 13 Ağustos tarihine kadar devam edecek olan şenliğin açılış programı, 11 Ağustos Salı günü saat 19.00’da gerçekleştirilecek. Dev teleskoplarla Perseid heyecanı Havanın kararmasıyla birlikte ise şenliğin en büyüleyici anları başlayacak. Profesyonel dev teleskoplar eşliğinde Satürn, Samanyolu ve derin uzay cisimleri gözlemlenirken; 11-12 Ağustos tarihlerinde zirveye ulaşacak olan Perseid Meteor Yağmuru, ışık kirliliğinden uzak yaylada çıplak gözle izlenebilecek. Ayrıca Ankara Astronomy Grubu öncülüğünde hızlandırılmış astronomi fotoğrafçılığı kursları verilecek. Güvenlik ve gözlem için dikkat edilmesi gereken kurallar Şenliğin sorunsuz tamamlanması için gerekli hazırlıklar da tamamlandı. Bu kapsamda, etkinlik süresince alanda ateş ve mangal yakmanın kesinlikle yasak olduğu, kamp ocaklarının yalnızca yanmaz örtülü güvenli alanlarda kullanılabileceği belirtildi. Çadırların yanına araç park edilmesine izin verilmezken, gece görüşünün bozulmaması için alanda yalnızca düşük parlaklığa sahip kırmızı ışıklı fenerlerin kullanımına müsaade edilecek. Öte yandan vatandaşların, Beyağaç ilçe merkezinden sonra navigasyon yerine yol üzerindeki yönlendirme tabelalarını takip etmeleri istendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

81 İldeki Aile Kamplarına Yoğun İlgi Haber

81 İldeki Aile Kamplarına Yoğun İlgi

Yumaklı, Sorgun Tabiat Parkı'nda, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) koordinasyonunda düzenlenen "aile kampı" etkinliğine katıldı. DKMP'nin tedavi ettiği kuşları çocuklarla birlikte doğaya salan Yumaklı, etkinlik alanında çocukların halat çekme yarışına da eşlik etti. Yumaklı, etkinlikte yaptığı konuşmada, son 24 yılda milli park sayısını 4 kat artışla 696'ya çıkardıklarını bildirdi. Sadece doğal parkların ya da tabiat parklarının değil, tarihte önemli yer edinen milli ve tarihi parkların da bunlar içinde önemli yer tuttuğuna işaret eden Yumaklı, aynı zamanda 47 ekoturizm rotası belirlediklerini de dile getirdi. 10 BİN AİLEMİZİN BAŞVURUSU VE KATILIMI VAR​ Aile kampına ilişkin detayları paylaşan Yumaklı, "81 ilde eş zamanlı şekilde, aile kampı etkinliğimize başladık. Geçtiğimiz yıl kampa yoğun ilgi vardı. Bu yıl da duyurduğumuz andan itibaren kampa 10 bin ailemizin başvurusu ve katılımı var. Başvurular artmaya devam ediyor. Her ailede ortalama 4 kişi olduğunu hesaplarsak, yaklaşık 40 bin kişinin doğayla, tabiatla, sahip olduğumuz değerlerle bütünleşmesi, onları hissetmesi söz konusu." diye konuştu. Yumaklı, aile kampı çerçevesinde çocuklara doğa bilincini ve sevgisini de aşılamak istediklerini vurgulayarak, şöyle devam etti: "Teknolojinin birçok getirdiği avantajlar var ama en önemli dezavantajı da maalesef çocuklarımızın doğayı, tabiatı tanımaması. Tanımadığınız bir şeye, gereken değeri veremezsiniz. Bunu sadece kitaplarda, öğretilerle onlara kazandırmak mümkün değil. Bu konuda, Milli Eğitim Bakanlığımıza da teşekkür ediyorum. Onlar da tabiat bilincinin, milli ve manevi değerlerinin sahip olunması ve o bilincin çocuklarda yerleşmesi için gayret sarf ediyorlar." AİLE KAMPI HER YIL GELİŞEREK DEVAM EDİYOR Yumaklı, aile ve doğa temalı kampın bugüne kadar yapılan en geniş organizasyonlardan biri olduğunun altını çizerek, etkinliğin her yıl gelişerek devam ettiğini söyledi. Aileleri kampa davet eden Yumaklı, "Çocuklarımızla televizyonun, bilgisayar oyunlarının olmadığı, ağacın, kuşun, karıncanın, doğada, tabiatta neler varsa onların hissedildiği, yaşandığı, görüldüğü, çocuklarımızın ellerinin, gözlerinin temas etmesinin sağlandığı bu kamplara, sizler de gelin." çağrısında bulundu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına da teşekkür eden Yumaklı, "Aile yılından itibaren Türkiye'de bizim gelecek nesillerimizin garantisi olan ailenin devamlılığına ilişkin ciddi çalışmalar yapıyorlar. Bizler de bu yönüyle destek veriyoruz, destek vermeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. Yumaklı, açıklamasının ardından kamp alanındaki çocuklarla da bir araya gelerek sohbet etti.​ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WWF-Türkiye'den Yeşil Enerji Dönüşümü Çağrısı Haber

WWF-Türkiye'den Yeşil Enerji Dönüşümü Çağrısı

Global Footprint Network tarafından hesaplanan Küresel Limit Aşımı Günü, insanlığın doğanın bir yıl içinde yenileyebileceği doğal kaynakları tükettiği tarihi ifade ediyor. 2026 için bu tarih 30 Temmuz olarak belirlendi. Küresel Limit Aşımı Günü'nün hesaplanmaya başlandığı 1970'lerden bu yana insanlık, Dünya'nın yıllık yenilenme kapasitesini her yıl aşmaya devam ediyor. Bugün insanlık, doğanın kendini yenileme kapasitesinden %73 daha fazla kaynak tüketiyor. Başka bir ifadeyle, mevcut üretim ve tüketim biçimimizi sürdürebilmek için yaklaşık 1,73 Dünya'nın kaynaklarına ihtiyaç duyuyoruz. Bu aşırı tüketimin sonuçları; ormansızlaşma, toprak kaybı, biyolojik çeşitlilikteki azalma ve atmosferde biriken karbondioksit emisyonlarıyla giderek daha görünür hale geliyor. İklim krizinin derinleşen etkileri ve giderek sıklaşan aşırı hava olayları, doğal kaynakları doğanın sınırları içinde kullanmanın artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu gösteriyor. Ekolojik Açığı Kapatmak İçin Sistemsel Dönüşüm Küresel Limit Aşımı Günü'nün her yıl yaz ortasında gerçekleşmesi, enerji, ulaşım, kentleşme, üretim ve kaynak yönetimi politikalarında doğa ile uyumlu köklü dönüşümlere ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor. Küresel gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) %55 dolayında doğaya ve ekosistem hizmetlerine doğrudan bağımlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, fosil yakıtların başat sebeplerinden biri olduğu iklim ve biyoçeşitlilik krizleri neticesinde yaşanan ekolojik bozulmalar, ekonomide şiddeti ve kalıcılığı gittikçe artan arz problemlerine sebep oluyor. Hesaplamalara göre fosil yakıtlardan kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının %50 azaltılması, Küresel Limit Aşımı Günü'nü yaklaşık üç ay ileri taşıyabilir. Türkiye’nin ülke Limit Aşımı Günü ise bu yıl 6 Haziran olarak hesaplandı. Bu tarih, dünya ortalamasından yaklaşık iki ay önce gerçekleşti ve Türkiye'nin doğal kaynakları küresel ortalamadan daha hızlı tükettiğini ortaya koyuyor. WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, konuyla ilgili açıklamasında "Küresel Limit Aşımı Günü, doğanın sınırlarını aşan üretim ve tüketim biçimlerinin artık sürdürülemez olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ekolojik açığın kapatılması, küresel politikaların doğanın kendini yenileme kapasitesiyle uyumlu hale getirilmesini ve sürdürülebilir seçeneklerin toplumun tamamı için erişilebilir kılınmasını gerektiriyor. Bu kapsamda kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşitlikçi bir çıkışın hızlandırılması; yenilenebilir enerji sistemlerine öncelik verilmesi ve bozulan Kasım ayında COP31 İklim Zirvesi'ne başkanlık ve ev sahipliği yapacak Türkiye'nin önemli bir sorumluluğu bulunduğunu vurgulayan Kula, “Türkiye'nin kömürden çıkış için açık ve uygulanabilir bir yol haritası ortaya koyması güçlü bir liderlik mesajı olacaktır. Fosil yakıtlardan çıkış yalnızca iklim krizine karşı atılmış bir adım değil; aynı zamanda enerji güvenliğini güçlendiren, insan ve doğa için daha sağlıklı ve dayanıklı bir geleceğin de temelidir” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uludağ Premium Ultra Trail’de Madalyalar Sahiplerini Buldu Haber

Uludağ Premium Ultra Trail’de Madalyalar Sahiplerini Buldu

Uludağ’da Koşmayı Hayal Et!” sloganıyla bu yıl 9’uncusu düzenlenen ve 23 ülkeden 2 bin 853 sporcunun katıldığı Uludağ Premium Ultra Trail, üç gün süren heyecanın ardından tamamlandı. 70K, 42K, 30K, 16K ve 6K parkurlarında koşan sporcular, Uludağ'ın eşsiz doğasında unutulmaz bir yarış deneyimi yaşarken, dereceye giren isimler madalyalarını düzenlenen törenle aldı. Mint Organizasyon tarafından, Uludağ Alan Başkanlığı’nın ev sahipliğinde, Uludağ Premium isim sponsorluğunda düzenlenen Uludağ Premium Ultra Trail, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Türkiye Atletizm Federasyonu’nun katkılarıyla gerçekleştirildi. Anadolu Sigorta, Asics, Bauhaus Türkiye ve Bursa Teleferik’in sponsorluğunda; Almira Hotel, Garmin, Ceylan Splend’or Uludağ, Lifeon Concept, Power App, Segway Türkiye, Herbalife ve ANDA Arama Kurtarma’nın destekleriyle düzenlenen organizasyonda, Adım Adım ve Bodrum Sağlık Vakfı da sosyal sorumluluk partneri olarak yer aldı. Beş farklı parkurda her seviyeden yerli ve yabancı sporcuyu ağırlayan etkinlikte koşucular, Cennettepe, Kirazlıyayla, Süleymaniye, Hünkar Köşkü, Zeyniler, Cumalıkızık, Kürekli Şelalesi, Saitabat Şelalesi, Buzul Göletler, Uludağ Zirve, Softaboğan Şelalesi, Bakacak, Kurbağakaya ve Sarıalan gibi Bursa’nın önemli ve değerli lokasyonlarından geçerek hem zorlu hem de keyifli bir yarış tecrübe etti. 6K VE ÇOCUK KOŞUSU RENKLİ GÖRÜNTÜLERE SAHNE OLDU Yarış programı kapsamında dün 70K, 42K, 30K ve 16K etapları koşulurken, organizasyonun son gününde 6K ve bu yıl ilk kez düzenlenen Çocuk Koşusu gerçekleştirildi. Doğayla iç içe kısa parkurda koşan sporcular keyifli anlar yaşarken, minik sporcular da kendileri için hazırlanan parkurda büyük heyecan yaşadı. Ailelerin yoğun ilgi gösterdiği Çocuk Koşusu, renkli görüntülere sahne olurken, organizasyonun en neşeli anlarından biri oldu. ULUDAĞ'IN PARKURLARINDA SENFONİ YANKILANDI Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası, parkurun belirli noktalarında performans sergiledi. Yarış boyunca klasik müzik eserleri seslendiren sanatçılar, sporculara parkur üzerinde eşlik etti. Doğa ile müziğin bir araya geldiği bu anlar, hem koşucular hem de etkinliği takip eden ziyaretçiler tarafından ilgiyle izlendi. 23 ÜLKEDEN SPORCULAR ULUDAĞ'DA BULUŞTU Türkiye dahil 23 ülkeden 2 bin 853 sporcunun katıldığı Uludağ Premium Ultra Trail, bu yıl da uluslararası katılımıyla dikkat çekti. Rusya, Bangladeş, İspanya, Kanada, Türkmenistan, İngiltere, İran, Güney Kıbrıs, Avustralya, Polonya, Japonya, KKTC, ABD, Finlandiya, Slovakya, Fransa, Güney Kore, Brezilya, Almanya, Hollanda, Malezya ve Yunanistan’dan gelen sporcular, parkurlarda yerini aldı. BEYZA GÜZEL: HER GELDİĞİMDE FARKLI BİR DENEYİM SUNUYOR 70K’da birincilik elde eden Beyza Güzel, “Uludağ'da 5’inci yılım. Her sene üstüne koyarak ilerleyen bir yarış. Her geldiğimde farklı bir deneyim sunuyor. Gerçekten müthiş duygularla ayrılıyorum. Çok mutluyum. Gerçekten çok tarif edilemez duygular içerisindeyim. İnşallah seneye de 70 kilometrede tekrar aynı başarıyı kazanırım. Çok kırıcı bir parkurdu. 30’uncu kilometrede 300 metreden biz 2 bin 500'e kadar tırmandık. Burası kırıcıydı ama ben yeterli antrenman yaptım ve keyif aldım. Şu an hedefimde Chamonix var. Sonrasında Kaçkar ve Kapadokya. Kapadokya da çok özel bir yarış benim için. Onun için de heyecanlıyım. Uludağ, Türkiye'de patika yarışlarında gerçekten çok değerli bir yarış. Her sene üstüne koyarak ilerliyor. Benim de 5’inci yılımdı ve her geldiğimde bize çok güzel deneyimler sunuyor. Global bir yarış bu yüzden değer verilmesi gereken bir yarış. Ben de değer verdiğimi düşünüyorum ve hep de vereceğim” diye konuştu. MUSTAFA DAĞDELEN: PLANLADIĞIM GİBİ GİTTİ 70K’da birinci olan Mustafa Dağdelen, "Yıllardır takip ettiğim bir yarıştı, Türkiye'nin en büyük organizasyonlarından biri. Mükemmel bir organizasyon. Bana da ilk defa koşmak kısmet oldu burada. İlk defa bu yıl 70K parkurunda koştum. Bize sadece koşmak kaldı ve organizasyon resmen kusursuzdu. Yarış tam planladığım gibi gitti. Parkuru biraz araştırmıştım. Çok zor ve teknik bir parkur olduğunu biliyordum. Uludağ'ın zirvesine tırmanmak, 300 metre rakıma inip tekrardan zirveye tırmanmanın zor olacağını zaten biliyordum. Yarışın nasıl geçeceğini de biliyordum aslında. Tam planladığım gibi gitti. Açıkçası birinci olmayı beklemiyordum, çok zor rakipler vardı. Çok da zor geçti yarış aslında. Çok son dakikaya kadar sürekli birincilik el değiştirdi. Ama zirveye çıktıktan sonra artık orada kendimi çok daha iyi hissettim. Oraya güçlü çıkan zaten yarışı kazanacaktı. Zirveye çıktığımda hala çok iyiydim. Kendimi iyi hissettim, çok güçlü hissettim. Orası ondan sonra artık birinciliği aldıktan sonra geri vermedim. Parkur çok keyifliydi zaten, zirve çok güzeldi. Manzara mükemmeldi diyebilirim” dedi. HER SEFERİNDE KENDİMİ GEÇMEK İSTİYORUM Koşu sporuna dört yıl önce kilo verme amacıyla başladığını ifade eden Dağdelen, “İlk defa koşumu o zaman yaptım, 34 yaşından sonra başladım. Disiplinli bir şekilde antrenmanlarımı yaptım. Gelişimimi gördüm. Motivasyonum iyi bir şekilde devam etti ve 4 yılda şu an 100-120 km koşacak seviyeye geldim. Her şey 4 yıl önce başladı, 4 yıl önce koşuyla başladı. Her seferinde kendimi geçmek istiyorum. Bir yıl önce aynı koştuğum parkuru geliştirdiğim zaman daha çok motive oluyorum. Yoksa kaçıncı sırada bitirdiğimin önemi yok. Kendimi geçmek ve geliştirmek. Bu yaştan sonra hiç sıfırdan başlayan birisi belli bir yerlere gelebilmesi aslında beni motive ediyor ve herkese de bunu tavsiye ediyorum. Özel bir biyomekanik olarak bir mucize değilim, sadece sonradan başladım ve disiplinli bir şekilde antrenmanımı yapıp devam ettim. Her şeyin başı disiplin. Her şey disiplin ve antrenmandan geçiyor. Sırada diğer yarışlar var, Kapadokya'ya hazırlanacağım. Türkiye'deki bütün ultra traillerde yarışmaya çalışacağım. Ama burası başka. Burası her yıl geleceğim bir yarış oldu artık. Bu parkurda herkesin koşması lazım. Özellikle uzun mesafe koşan veya kendini geliştirmek isteyenlerin bu parkurda mutlaka olması gerekir. Bence yurt dışında bir yarış aramaya gerek yok. Parkur zaten yıllardır yurt dışından takip ettiğimiz yarışların parkurlarıyla hemen hemen aynı ve çok daha iyi, çok daha güzel bir parkur bence. Çok keyifliydi. Bundan sonra her yıl burada koşabilirim” diye konuştu. DERECEYE GİREN SPORCULAR ÖDÜLLENDİRİLDİ Uludağ Premium Ultra Trail'de 70K, 42K, 30K, 16K ve 6K etaplarında dereceye giren sporcular, Uludağ 2. Oteller Bölgesi'ndeki 6000 Meydan'da düzenlenen ödül töreninde madalyalarını aldı. Sporculara madalyalarını Kültür ve Turizm Bakanlığı Uludağ Alan Başkanı Candemir Zoroğlu, Uludağ İçecek Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl, Bursa Gençlik ve Spor İl Müdürü Rahmi Aksoy, Bursa Büyükşehir Belediyesi Spor İşleri Müdürlüğü Organizasyon Sorumlusu Yasemin Pulat, Uludağ Jandarma Karakol Komutanı Astsubay Üstçavuş Alper Çağrı Koç, Ardeniz Holding Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Ceylan, Asics Türkiye Genel Müdürü Masato Bamba, Bursa Teleferik Yönetim Kurulu Üyesi Hande Cumbul, Bauhaus E-Ticaret Direktörü Umut Taş ve Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mehmet Tuğtan takdim etti. Beş farklı parkurda dereceye giren sporcular şöyle: UPUT70K -Erkekler- 1 - Mustafa Dağdelen - 8:43:40 2 - Fabian Amado Espasandin (İspanya) - 8:54:25 3 - Bilal Öztürk - 8:56:19 -Kadınlar- 1 - Beyza Güzel - 9:52:11 2 - Seda Kurtuldu - 10:40:28 3 - Natalia Mamon - 11:11:48 UPM42K -Erkekler- 1 - Ayhan Çelik - 5:09:30 2 - Canpolat Akbay - 5:35:17 3 - Ramis Nuraliev - 5:44:07 -Kadınlar- 1 - Leyli Coşar - 6:57:09 2 - Sıla Dursun - 7:10:28 3 - Sonja Bjorklund (Finlandiya) - 7:28:58 UPE30K -Erkekler- 1 - Halil Yaşın - 2:51:12 2 - Tercan Usal - 3:06:40 3 - İbrahim Güneş - 3:06:51 -Kadınlar- 1 - Michaela Kucharikova (Slovakya) - 3:29:18 2 - Balam Tuğba Yaşar - 4:12:54 3 - Aliye Ayta - 4:15:27 UP16K -Erkekler- 1 - Ercan Geleş - 1:17:01 2 - Mustafa Kaya - 1:17:58 3 - Muhammed Bilal Osman - 1:17:58 -Kadınlar- 1 - Eylül Şenal - 1:33:15 2 - Betül Önal - 1:37:24 3 - Daria Boichuk - 1:41:17 UP6K -Erkekler- 1 - Sefa Özdemir - 0:28:30 2 - Sergio Turull Serratosa (İspanya) - 0:29:19 3 - Mehmet Aydıngör - 0:30:21 -Kadınlar- 1 - Veronika Stockem (Almanya) - 0:34:28 2 - Aliye Ayta - 0:37:51 3 - Zeynep Uyaroğlu - 0:38:25 Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Miniklerden İklim Seferberliği Haber

Miniklerden İklim Seferberliği

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çocuk Meclisi Doğa ve Ekoloji Komisyonu üyesi çocukların kararı doğrultusunda, kent genelinde çocuklara ve gençlere yönelik iklim eylemi odaklı eğitim ve farkındalık çalışmalarını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen “Yerelde İklim Eylemi ve Çocuk Sempozyumu” serisini tamamladı. Sürdürülebilirlik Eğitimleri Planlama Komisyonu tarafından, Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışma kapsamında, sekiz pilot okulda eğitim gören çocuklara iklim krizi ve çoklu krizler konusunda farkındalık kazandırmaya yönelik eğitimler verildi. Sempozyumlar kapsamında 549 öğrenciyle tam zamanlı eğitim çalışmaları gerçekleştirildi. Eğitimlerin ardından okullar, belirlenen temalar doğrultusunda komisyonun rehberliğinde iklim odaklı kampanyalar yürüttü. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen kapanış toplantısında ise projeye katılan okullar, yıl boyunca gerçekleştirdikleri iklim odaklı çalışmaları birbirleriyle paylaştı. Önemli bir farkındalık sürecine katkı sunan çocuklara program sonunda sertifikaları takdim edildi. İklim dostu etkinlikler Sempozyum programında; tohum, toprak, tarımsal faaliyetler ve su döngüsü ekseninde iklim değişikliği eğitimlerinin yanı sıra iklim krizi ile çocuk hakları arasındaki ilişkiyi ele alan farkındalık ve savunuculuk çalışmaları gerçekleştirildi. Eğitimlerin ardından okullar, “Su Kahramanları”, “Enerji Dedektifleri”, “Atıksız Okul”, “İklim Elçileri”, “Geri Dönüşüm Savaşçıları” ve “Hayvan Dostu Okul” başlıkları arasından seçim yaparak yıl boyunca belirledikleri alanda çalışmalar yürüttü. Bu kapsamda boş sınıflarda ışıkların kapatılması, gün ışığından daha fazla yararlanılması, su tasarrufu için muslukların kontrol edilmesi ve sızıntıların tespit edilmesi, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, atık pillerin toplanması, beslenme çantalarında sürdürülebilir tüketim farkındalığının artırılması, geri dönüşüm kutularının doğru kullanılması, geri dönüştürülmüş malzemelerle sanat çalışmaları yapılması ve okul bahçelerinde hayvanlar için su ve mama kapları hazırlanması gibi çok sayıda etkinlik hayata geçirildi. Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda çalışmalar yürüten AIESEC’in Dünya'nın En Büyük Dersi (World’s Largest Lesson-WLL) projesi kapsamında, Sürdürülebilirlik Eğitimleri Planlama Komisyonu tarafından 30 gence yönelik eğitici eğitimi düzenlendi. AIESEC İzmir iş birliğiyle yürütülen proje sayesinde bin 500 çocuğa ulaşıldı. Çalışmalar kapsamında toplam 2 bini aşkın öğrenciyle birebir temas kurulurken, veliler ve öğretmenlerin de sürece dahil olmasıyla yaklaşık 10 bin kişiye erişim sağlandı. “İklim için birlikte hareket etmeliyiz” Sempozyum serisinin kapanış toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, çocukların yalnızca geleceğin değil, bugünün de önemli aktörleri olduğunu vurgulayarak, “Çocuklar genellikle gelecekle ilişkilendirilir. Oysa onlar tam da bugün şekilleniyor ve değişimin bir parçası oluyor. Sizler, yaşadığınız dünyaya bugün sahip çıkmanız açısından da çok değerlisiniz. Atılan küçük adımlar süreklilik kazandığında büyük değişimlere dönüşebilir. Bu farkındalığı ailelerinize, arkadaşlarınıza ve çevrenize taşıyacaksınız. Etki dalga dalga büyür ve bunu kalıcı hale getirebilirsek, iklim krizi gibi küresel sorunlarla hep birlikte mücadele edebiliriz” dedi. “Farkındayız ve çaba harcıyoruz” Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Şube Müdürü Emre Uysal ise, “Yerel yönetimler olarak iklim krizi ve onun yarattığı çoklu krizlere karşı gerekli dönüşümleri gerçekleştirmek zorundayız. Bu noktada en önemli hedef kitlemiz çocuklar. Çünkü kullandığımız kaynaklar aslında siz çocukların geleceğine ait. Biz büyükler olarak bunun farkındayız ve daha yaşanabilir bir dünya için çözüm üretmeye çalışıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak okullarda yürütülen bu eğitimleri çok değerli buluyoruz” dedi. “Biz değişirsek toplum değişir” İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topaç da sürdürülebilirliğin yalnızca çevreyle sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Genellikle sürdürülebilirlik denildiğinde akla ilk olarak çevre geliyor. Oysa sürdürülebilirliğin çevresel, ekonomik ve toplumsal olmak üzere üç temel boyutu bulunuyor. Bunlar arasında en önemlilerinden biri de toplumsal sürdürülebilirlik. Çocuklar; yönetime katılmanız, fikirlerinizi dile getirmeniz ve bizlere yol göstermeniz çok kıymetli. Siz değişirseniz bizi değiştirirsiniz, biz değişirsek toplum değişir” ifadelerini kullandı. İklim kahramanları sahnedeydi Toplantıda, Çocuk Meclisi Doğa ve Ekoloji Komisyonu üyeleri Poyraz Karagöz ve Lidya Mina Alpargu da söz alarak görüşlerini paylaştı. Projeye katılan öğrenciler ise sahneye çıkarak dönem boyunca yürüttükleri iklim dostu çalışmaları ve elde ettikleri kazanımları anlattı. Farkındalığın ve paylaşımın öne çıktığı etkinlikte, canlı müzik performansı da katılımcılara keyifli anlar yaşattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanal Gerçeklik, İstanbul Modern Sinema’da Haber

Sanal Gerçeklik, İstanbul Modern Sinema’da

Deniz Tortum ve Sister Sylvester’ın birlikte yazıp yönettikleri VR projesi Gölgezaman, dünya prömiyerini 2023 yılında Venedik Film Festivali’nde gerçekleştirmesinin ardından Türkiye prömiyerini İstanbul Modern’de yapıyor. Adını, çağımız için türetilmiş yeni bir kelimeden alan Gölgezaman, aynı anda birbiriyle uzlaşması imkânsız iki farklı zamanın içinde yaşama hissini tarif ediyor: Bir çocuk için kahvaltı hazırlarken, onun yaşamı boyunca binlerce yıllık bir çiçek türünün yok olacağını bilmek ya da trafikte işe yetişmeye çalışırken motorunuzdaki yakıtın tarih öncesi canlıların sıkışmış kalıntılarından oluştuğunu fark etmek gibi. Proje, bu zamansal ve duygusal çelişkileri sanal gerçeklik ve simülasyon teorisi üzerinden keşfe çıkıyor. Sanal dünyada var olmak; iki bedene, dört ele ve iki kalbe sahip olmak, aynı anda iki ayrı dünyada yaşamak anlamına geliyor. İzleyici, bu çift katmanlı dünyanın gizemli rehberi Alma ile birlikte iklim krizi, yas, hafıza ve sanal olanın bir kaçış mı yoksa yeni bir varoluş biçimi mi olduğu üzerine düşünürken, sanal alanı da aynı anda iki yerde ve iki zamanda var olmayı öğrenebileceğimiz bir deneyim alanı olarak keşfediyor. Sanal gerçeklik üzerine söyleşi Gölgezaman’a paralel olarak 11 Haziran Perşembe günü yönetmen Deniz Tortum, araştırmacı Nurten Bayraktar, akademisyen Reşat Fuat Çam ve küratör/yazar Karen Cirillo’nun sanal gerçeklik teknolojisini ve bu kavramı farklı açılardan ele alacağı bir söyleşi düzenleniyor. Dijital bir Nuh’un Gemisi Program kapsamında ayrıca Deniz Tortum ve Sister Sylvester’ın kısa deneme filmi Our Ark (2021), 11 ve 18 Haziran Perşembe günleri İstanbul Modern Sinema’da gösteriliyor. Film, gezegensel çöküşe karşı bir güvence olarak “yedek kopyalar” yaratma fikrini tekno-ütopyacı bir vizyonun merkezine yerleştiriyor. “Digital Life” adlı şirketin yürüttüğü gerçek bir projeden yola çıkan yapım, yok olma riski taşıyan hayvanların üç boyutlu kopyalarını üreterek dijital bir “Nuh’un Gemisi” yaratma fikrine odaklanıyor. “Gezegeni yedekleme” düşüncesinden hareket eden film, teknoloji, doğa ve gelecek tahayyülü arasındaki kırılgan ilişkiye dair sorular ortaya atıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Sanatın Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Dijital Sanatın Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor

Festivalin öne çıkan işlerinden “Mental Garden”, ziyaretçilerin gerçek zamanlı beyin dalgalarını analiz ederek onları yaşayan dijital çiçek kompozisyonlarına dönüştürüyor. Her katılımcının zihinsel ve duygusal durumu, renkleri, hareketleri ve formları sürekli değişen benzersiz bir görsel evren yaratıyor. İnsan zihninin görünmeyen süreçleri böylece somut, organik ve şiirsel bir dile dönüşüyor. “SYMBIONT” ise insan ve teknolojiyi birbirine bağımlı iki yaşam formu olarak ele alıyor. İzleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkaran çalışma, dijital strüktür ile insan varlığını aynı nefes içinde buluşturarak “ontolojik tamamlanma” fikrini merkezine alıyor. Hareket, ışık ve mekânsal etkileşim aracılığıyla ziyaretçiler, yaşayan bir dijital organizmanın parçasına dönüşüyor. Festival kapsamında yer alan “Neural Nectar”, arıcılık, robotik ve yapay zekâyı aynı potada eriterek insan bilişini dijital ekosistemde bir “nektar” metaforu üzerinden yeniden yorumluyor. Balmumu beyin heykelleri, video ve robotik sistemlerle birleşirken; insanın teknolojiyle kurduğu ilişkiye dair rahatsız edici ama büyüleyici bir atmosfer yaratıyor. “d.memo” adlı çalışma ise REM uykusu estetiği üzerinden hafıza, kimlik ve dijital aktarım süreçlerini araştırıyor. Hipergerçekçi heykel, animatronik sistemler ve projeksiyon teknolojileriyle şekillenen eser, insan bilincinin teknoloji aracılığıyla nasıl yeniden üretildiğini sorguluyor. İklim krizi ve ekolojik yıkım da festivalin önemli temaları arasında yer alıyor. Brenva Glacier’ın dramatik eriyişini deneyimleten sürükleyici enstalasyon, iklim eyleminin aciliyetini fiziksel bir hisse dönüştürüyor. “Computational Compost” ise veri depolamanın çevresel etkilerini sorgulayarak dijital kültürün görünmeyen ekolojik maliyetlerine dikkat çekiyor. Doğa ile teknolojinin sınırlarını bulanıklaştıran “Seedlings”, toprağa yerleştirilmiş hoparlörler ve mikrotonal ses frekansları aracılığıyla bitkiler arasında biyosonik bir iletişim ağı kurarken; “Planatorium” isimli çarpıcı yerleştirme, bitkileri bir yoğun bakım ünitesinde yaşatmaya çalışan mekanik sistemiyle insan-doğa ilişkisindeki kırılmayı sert bir yüzleşmeye dönüştürüyor. Festivalde ayrıca artırılmış gerçeklik, holografik projeksiyon ve çok kanallı ses tasarımlarını bir araya getiren “The Pond”; yapay süper zekânın biyomekanik bir tahayyülü olan “T.A.H.I.R.A - 108”; ışık, hareket ve ses arasında yaşayan bir organizma gibi davranan “Array Afterglow”; ve fizik, titreşim ve kozmoloji arasında görsel bir köprü kuran Michela Pelusio’nun etkileyici performansı “SpaceTime Helix” de izleyicilerle buluşacak. Festivalin dikkat çeken deneyimlerinden biri de GastroDigital’in yeni eseri “Journey of Spice | 5 Sense VR Experience” olacak. Gastronomi, kültürel miras ve ileri dijital teknolojileri bir araya getiren eser, izleyicileri Anadolu’nun kadim baharat yolları boyunca çok duyulu bir keşfe çıkarıyor. Büyük ilgi gören “Journey of Wheat” deneyiminin ardından geliştirilen çalışma; baharatın yalnızca mutfak kültürünün değil, aynı zamanda medeniyetleri şekillendiren tarihsel bir güç olduğuna odaklanıyor. Dünya baharat ticaret yollarının doğuşundan Antakya’ya uzanan bu etkileyici yolculuk, ziyaretçilere tarih, ticaret, kültür ve duyular arasında sürükleyici bir deneyim sunuyor. Yakın gelecekte insan ve robotların gündelik yaşamı nasıl paylaşabileceğini sorgulayan yeni medya projeleri, hipergerçekçi robot figürleriyle ziyaretçileri “başka bir akıllı varlıkla birlikte yaşamaya hazır olup olmadığımız” sorusuyla baş başa bırakırken; “The Rising Dusk” gibi gerçek zamanlı görsel-işitsel performanslar, kayıp, dönüşüm ve yeniden doğuş temalarını şiirsel bir deneyime dönüştürüyor. 6.İstanbul Dijital Sanat Festivali; yalnızca teknolojik yenilikleri sergileyen bir etkinlik değil, aynı zamanda insanlık, bilinç, doğa ve geleceğe dair derin düşünsel alanlar açan uluslararası bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Ziyaretçiler festival boyunca, yapay zekâdan nörobilime, ekolojik dönüşümden dijital hafızaya uzanan geniş bir spektrumda, dünyanın önde gelen sanatçılarının sıra dışı eserleriyle karşılaşacak. Gerçek ile simülasyonun, organik ile dijitalin, insan ile makinenin sınırlarının giderek belirsizleştiği bu festival; izleyicilerini yalnızca eserleri izlemeye değil, onların bir parçası olmaya davet ediyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından düzenlenen 6. İstanbul Dijital Sanat Festivali 7 Haziran’a kadar ziyarete açık olacak. Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Turkish Airlines, Yıldız Teknik Üniversitesi, Onvo, Akın Robotics, Esas Holding, DİSAD (Dijital Sanat Derneği), Meta Yapı, Mayer, Monster, Sultangazi Belediyesi, Allnjoy, Omni Event, Dewards, Adinteraction, FH İletişim, Gauss, Pakala, Node Media Lab, Ars Electronica, TODA ve Artvive yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.