Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğa

Kapsül Haber Ajansı - Doğa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Borusan Contemporary’de Çocuklar Sanat, Oyun ve Yaratıcılıkla Buluşuyor Haber

Borusan Contemporary’de Çocuklar Sanat, Oyun ve Yaratıcılıkla Buluşuyor

Çağdaş sanatın ilham verici dünyasını çocuklarla buluşturan Borusan Contemporary, ekim ayı boyunca Perili Köşk’te gerçekleşecek kapsamlı bir atölye programına ev sahipliği yapıyor. Atölyeler, müzenin güncel sergileri “Olivo Barbieri: Zaman Mekân Geometri” ile “Perili”den ilham alıyor. Program, Borusan Hikâye Evi’nin anlatı odaklı pedagojik yaklaşımını ve atölyepikolo’nun disiplinlerarası üretim anlayışını bir araya getiriyor. Sergi gezileriyle başlayan atölyelerde çocuklar, birer izleyici olmanın ötesine geçerek eserleri doğrudan deneyimleme imkânı buluyor. Program boyunca renk, doku, şehir, doğa ve mimari gibi temel kavramlar; yaratıcı drama, dans, suluboya, kolaj ve üç boyutlu tasarım gibi farklı ifade biçimleriyle ele alınıyor. Daniel Canogar’ın “250 K” isimli yerleştirmesinden Olivo Barbieri’nin kent fotoğraflarına, Alpler’in karlı zirvelerinden Efes’in antik sahnesine kadar uzanan geniş bir yelpazede çocuklar, kendi sorularını sorarak özgün fikirlerini sanatsal eserlere dönüştürüyor. Atölye Programı ve Etkinlik Detayları: Uzat, Kıvır, Birleştir: Geleceğin Hatıralarını Çağır 24 Ekim 2026, Cumartesi, 11.00 4-6 yaş arası çocuklar için (yetişkin eşliğinde) Atölye, Daniel Canogar’ın “250 K” eserindeki kabloların dinamik formlarından ilham alıyor. Katılımcılar, esnek malzemelerle geçmiş, şimdi ve gelecek arasında bağ kuran yaratıcı heykeller inşa ediyor. Şehrin İçinden, Şehrin Üstünden 24 Ekim 2026, Cumartesi, 13.15 6-8 yaş arası çocuklar için Sanatçı Olivo Barbieri’nin kent fotoğraflarından yola çıkan bu atölyede şehirlerin mimarisi ve sokakların dokusu; havadan bakış açısı, kolektif kolaj ve haritalama gibi yöntemlerle yeniden ele alınıyor. Mikro Doğa 25 Ekim 2026, Pazar, 12.00 6-8 yaş arası çocuklar için Atölye, Perili Köşk’ü saran doğadan ve sergilerdeki organik yapılardan ilham alıyor. Doğadaki mikro detaylar, inceleme, çizim ve suluboya teknikleriyle yaratıcı formlara dönüştürülüyor. Antik Sahnenin Sırrı 25 Ekim 2026, Pazar, 14.00 8-12 yaş arası çocuklar için Atölyede çocuklar, yaratıcı drama ve hikâye anlatımından maket tasarımına uzanan çalışmalarla Efes’in antik tiyatrosunu ve tarihî yapılarını keşfederek geçmişe doğru yaratıcı bir yolculuğa çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

National Geographic ve Boyner, Kâşiflere İlham Vermek için Yeniden Bir Arada Haber

National Geographic ve Boyner, Kâşiflere İlham Vermek için Yeniden Bir Arada

Her rota, keşfedilmeyi bekleyen yeni bir hikâyeye açılıyor. Bazen yeni bir şehrin sokaklarında, bazen hafta sonu doğaya uzanan bir yolculukta, bazen de her gün geçtiğimiz yollarda… National Geographic’in yeni sezon koleksiyonu da bu merak duygusundan besleniyor; konforu, işlevselliği ve teknik detayları yalnızca outdoor deneyimlerin değil, gündelik hayatın da bir parçası haline getiriyor. 135 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan National Geographic'in etki odaklı mirası ve geleceği, Boyner’de çağdaş bir stil anlayışıyla yeniden yorumlanıyor. Sade siluetler, doğadan ilham alan renkler ve işlevsel detaylarla şekillenen kadın, erkek ve çocuk koleksiyonları; değişen hava koşullarına uyum sağlayan yapıları ve hareket özgürlüğünü destekleyen tasarımlarıyla günün farklı anlarına eşlik ediyor. “Dünyanın en güçlü keşif miraslarından biriyle yeniden iş birliği yapmanın heyecanını yaşıyoruz.” Boyner’de farklı tarzlara yanıt veren zengin bir seçki sunduklarını vurgulayan Boyner Büyük Mağazacılık Ürün ve Kategori Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Orçun Kızıldağ: “Boyner müşterilerinin geçmiş sezonlardan yakından tanıdığı ve ilgiyle karşıladığı National Geographic ile iş birliğimizi bir adım öteye taşımak ve yolculuğumuza aynı tutkuyla devam etmek bizim için heyecan verici. Dünyanın en güçlü keşif miraslarından birine sahip National Geographic’in işlevselliği güncel tasarım anlayışıyla buluşturan yaklaşımının seçkimize farklı ve güçlü bir değer kattığına inanıyoruz. Her türlü hava koşuluna uyum sağlayan teknik özellikleri, konfor ve çağdaş tasarımla bir araya getiren sonbahar-kış koleksiyonu; şehir hayatından doğaya uzanan farklı anlara eşlik eden çok yönlü bir stil sunuyor. National Geographic ile müşterilerimizi yalnızca yeni bir koleksiyonla değil, merakı, keşfetme arzusunu ve yeni deneyimlere açık olmayı hayatın her anına taşıyan bir dünyayla buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi. The Walt Disney Company Türkiye Ülke Genel Müdürü Cenk Soner; "Boyner'in uzmanlığı ve National Geographic'in güçlü marka mirasını bir araya getiren bu projenin, markanın temsil ettiği keşif ve merak ruhunu Türkiye'de daha geniş kitlelere ulaştıracağına inanıyoruz. Bu yolculukta Boyner ile yeniden bir araya gelmekten ve National Geographic'in hikâyesini yeni nesillerle buluşturacak olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz." dedi. Doğanın izleri, şehrin enerjisi National Geographic’in yeni sezonunda renkler de bu hikâyenin bir parçası oluyor. Toprak tonları, kamuflaj, haki, bej ve antrasit gibi doğayla özdeşleşen renkler; modern kesimlerle yorumlanıyor. Ortaya çıkan palet, doğanın dinginliğini modern yaşamın enerjisiyle aynı noktada birleştiriyor. Koleksiyonda yer alan su itici özellikli katmanlar ve rüzgar geçirmeyen yapılar ise doğa koşullarına karşı koruma sağlıyor. Boyner, National Geographic’in dünyasını keşfetmek isteyen herkesi Boyner’e, Boyner Online’a, Boyner uygulamasına ve Boyner Now’a bekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Contemporary’den Ekim Ayı Çocuk Atölyeleri Haber

Borusan Contemporary’den Ekim Ayı Çocuk Atölyeleri

Çağdaş sanatın ilham verici dünyasını çocuklarla buluşturan Borusan Contemporary, ekim ayı boyunca Perili Köşk’te gerçekleşecek kapsamlı bir atölye programına ev sahipliği yapıyor. Atölyeler, müzenin güncel sergileri “Olivo Barbieri: Zaman Mekân Geometri” ile “Perili”den ilham alıyor. Program, Borusan Hikâye Evi’nin anlatı odaklı pedagojik yaklaşımını ve atölyepikolo’nun disiplinlerarası üretim anlayışını bir araya getiriyor. Sergi gezileriyle başlayan atölyelerde çocuklar, birer izleyici olmanın ötesine geçerek eserleri doğrudan deneyimleme imkânı buluyor. Program boyunca renk, doku, şehir, doğa ve mimari gibi temel kavramlar; yaratıcı drama, dans, suluboya, kolaj ve üç boyutlu tasarım gibi farklı ifade biçimleriyle ele alınıyor. Daniel Canogar’ın “250 K” isimli yerleştirmesinden Olivo Barbieri’nin kent fotoğraflarına, Alpler’in karlı zirvelerinden Efes’in antik sahnesine kadar uzanan geniş bir yelpazede çocuklar, kendi sorularını sorarak özgün fikirlerini sanatsal eserlere dönüştürüyor. Atölye Programı ve Etkinlik Detayları: Renk ve Dokunun Hafızası 11 Ekim 2026, Pazar, 12.00 4-6 yaş arası çocuklar için (yetişkin eşliğinde) Bu atölyede minikler, sergideki eserlerde yer alan renk ve doku çeşitliliğini duyusal oyunlar, suluboya ve dokunsal kolaj teknikleriyle keşfederek sanatın hafızasında keyifli bir yolculuğa çıkıyor. Küçük Dağcılar Alpler’de 11 Ekim 2026, Pazar, 14.00 7-10 yaş arası çocuklar için Katılımcılar, Olivo Barbieri’nin karlı Alpler zirvelerini konu alan ikonik fotoğraflarından hareketle doğa, coğrafya ve yükseklik kavramlarını üç boyutlu tasarım ve katmanlı maket teknikleriyle şekillendiriyor. Uzat, Kıvır, Birleştir: Geleceğin Hatıralarını Çağır 17 Ekim 2026, Cumartesi, 11.00 4-6 yaş arası çocuklar için (yetişkin eşliğinde) Atölye, Daniel Canogar’ın “250 K” eserindeki kabloların dinamik formlarından ilham alıyor. Katılımcılar, esnek malzemelerle geçmiş, şimdi ve gelecek arasında bağ kuran yaratıcı heykeller inşa ediyor. Şehrin İçinden, Şehrin Üstünden 17 Ekim 2026, Cumartesi, 13.15 6-8 yaş arası çocuklar için Sanatçı Olivo Barbieri’nin kent fotoğraflarından yola çıkan bu atölyede şehirlerin mimarisi ve sokakların dokusu; havadan bakış açısı, kolektif kolaj ve haritalama gibi yöntemlerle yeniden ele alınıyor. Uzat, Kıvır, Birleştir: Geleceğin Hatıralarını Çağır 24 Ekim 2026, Cumartesi, 11.00 4-6 yaş arası çocuklar için (yetişkin eşliğinde) Atölye, Daniel Canogar’ın “250 K” eserindeki kabloların dinamik formlarından ilham alıyor. Katılımcılar, esnek malzemelerle geçmiş, şimdi ve gelecek arasında bağ kuran yaratıcı heykeller inşa ediyor. Şehrin İçinden, Şehrin Üstünden 24 Ekim 2026, Cumartesi, 13.15 6-8 yaş arası çocuklar için Sanatçı Olivo Barbieri’nin kent fotoğraflarından yola çıkan bu atölyede şehirlerin mimarisi ve sokakların dokusu; havadan bakış açısı, kolektif kolaj ve haritalama gibi yöntemlerle yeniden ele alınıyor. Mikro Doğa 25 Ekim 2026, Pazar, 12.00 6-8 yaş arası çocuklar için Atölye, Perili Köşk’ü saran doğadan ve sergilerdeki organik yapılardan ilham alıyor. Doğadaki mikro detaylar, inceleme, çizim ve suluboya teknikleriyle yaratıcı formlara dönüştürülüyor. Antik Sahnenin Sırrı 25 Ekim 2026, Pazar, 14.00 8-12 yaş arası çocuklar için Atölyede çocuklar, yaratıcı drama ve hikâye anlatımından maket tasarımına uzanan çalışmalarla Efes’in antik tiyatrosunu ve tarihî yapılarını keşfederek geçmişe doğru yaratıcı bir yolculuğa çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bozcaada’da 5 Günlük Ekoloji Maratonu Haber

Bozcaada’da 5 Günlük Ekoloji Maratonu

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED), 7–11 Ekim 2026 tarihleri arasında 13. kez düzenlenecek. Halk Eğitim Merkezi ve Salhane’deki gösterimlere yönetmen söyleşileri, atölyeler, buluşmalar ve bir sergi eşlik edecek. Festival bu yıl çevresel kayıpları, bu kayıplara yol açan kararlarla birlikte ele alıyor. Program; kararları kimlerin aldığı, sonuçlarından kimlerin etkilendiği ve zararın sorumluluğunu kimlerin taşıdığı sorularının etrafında şekilleniyor. Su, toprak ve biyoçeşitliliğin yanı sıra emek, eşitsizlik, zorunlu göç, savaş ve yaşam alanlarının kaybı da festivalin ekoloji yaklaşımının parçası. BİFED Kurucu Direktörü Petra Holzer, festivalin kolektif yapısına ve bu yıl gündeme taşıdığı soruya dikkat çekerek şunları söyledi:“13 yıldır Bozcaada’da kolektif emekle sürdürdüğümüz BIFED, yalnızca film izlenen bir alan değil, bağımsız bir dayanışma platformu. Bu yıl ‘Kararları kimler aldı, sonuçlarından kimler etkileniyor?’ sorusunu soruyoruz. Herkesi bu ücretsiz buluşmaya davet ediyoruz.”Dört bölümde 44 film Seçki dört bölümden oluşuyor. Uluslararası Yarışma’daki 10 film, Fethi Kayaalp Büyük Ödülü ve Madam Melpo Ödülü için yarışıyor. Öğrenci filmlerine ayrılan Gaia Öğrenci Yarışması’nda 7, farklı coğrafyalardan insan ve doğa hikâyelerini bir araya getiren Panorama’da 15 film var. Özel Gösterim’deki 12 film arasında Brezilya’nın yerli seslerine ayrılan seçki, Hindistan’daki ALT-EFF (All Living Things Environmental Film Festival) iş birliğiyle ekolojik belgeseller ve Sicilya’daki SiciliAmbiente ile ada iş birliği kapsamında filmler yer alıyor. Yusufeli’den Karaburun’a: Türkiye yapımları Uluslararası Yarışma’daki Türkiye yapımları arasında Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz’ın yönettiği Kuru Taşın Başı ile Evrim İnci’nin Gelgit filmi bulunuyor. Dünya prömiyerini Mart 2026’da Selanik Uluslararası Belgesel Festivali’nde yapan Kuru Taşın Başı, Yusufeli Barajı nedeniyle yerinden edilen insanların toprakları, geçim kaynakları ve hafızalarıyla kurdukları ilişkiye odaklanıyor. Gelgit ise Karaburun yakınlarındaki bir adada yaşayan keçilere su taşıyan Mustafa Simavlı’nın hikâyesini anlatıyor. Afişte görünmeyen izler Sanatçı ve tasarımcı Seda Portakal’ın festival afişi, bu yılın temasını görsel bir dille anlatıyor. Bozcaada fotoğrafı üzerine gerçek iplikle işlenen nakışın ön yüzündeki düzen ile arka yüzündeki düğümler, yapılan her müdahalenin görünmeyen izlerine ve toplumsal-ekolojik sonuçlarına işaret ediyor. Felaketi seyretmek değil, birbirimizi duymak Savaşın, yangının ve ekolojik yıkımın görüntülerinin her gün ekranlara aktığı bir dönemde, yalnızca felaketi görmek bizi olup bitene yaklaştırmaya yetmiyor. BIFED, belgeselin hâlâ başka bir imkân taşıdığına inanıyor: temas etmek, dinlemek, tanıklık etmek ve birlikte düşünmek. Festival, felaketin estetiğini yeniden üretmek yerine sularını ve topraklarını savunan, yerinden edilmemek için direnen insanların deneyimlerine alan açan filmleri bir araya getiriyor. Ses ekolojisinden müşterek emeğe: film dışı program Alper Maral “Ses Ekolojisinin İzinde Duyusal Tasarım” çalışmasında ses ile çevre arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Selçuk Gürışık’ın Malzemenin Devamı sergisi ve sanatçı buluşması sanatsal üretimi ve malzeme süreçlerini, Neslihan Acar’ın “Emeğin Ekolojisi” ve “İş, Sağlık ve Yaşam Hakkı” başlıklı söyleşileri ise çalışma hayatı, sağlık ve ekoloji ilişkisini ele alıyor. Lalehan Öcal’ın Kolektif Film Okuma Atölyesi, filmlere birlikte bakmanın yollarını arayacak. Kenan Kahya ve Yırcalı kadınların katılımıyla gerçekleşecek Mukufluk Buluşması, ekoloji mücadelelerinde müşterek emeği ve toplumsal belleği konuşmaya açıyor. Prof. Dr. Turan Takaoğlu “Arkeoloji ve Ekoloji: Aynı Sorular, Farklı Zamanlar” buluşmasında katılımcılarla adadaki arkeolojik alanlardan birini gezecek; Ümit Hamlacıbaşı’nın duyusal ekoloji yürüyüşü de programda yer alıyor. Dört dalda ödülBIFED 2026 Jüri değerlendirmeleri sonucunda şu ödüller sahiplerini bulacak: Fethi Kayaalp Büyük Ödülü — Uluslararası Yarışma birincisi Madam Melpo Ödülü — Uluslararası Yarışma ikincisi İdil Schneider-Bulut Ödülü — En İyi Müzik ve Ses Tasarımı Naci Güçhan Ödülü — Gaia Öğrenci Yarışması kazananı Bozcaada’dan başka adalara Adalar, iklim krizinin ve ekolojik dönüşümlerin sonuçlarının erken ve görünür biçimde yaşandığı yerler arasında. BIFED, Bozcaada’da edindiği deneyimi Türkiye’de Gökçeada ve Güney Marmara Adaları’ndan başlayarak Akdeniz’de Limnos ve Sicilya’ya uzanan buluşmalarla paylaşıyor; BIFED film günleri bu yıl Gökçeada’da üçüncü kez yapıldı. Amaç daha büyük bir festival olmak değil, birbirinden öğrenen küçük ama güçlü karşılaşma alanlarını çoğaltmak. BIFED’i kim yapıyor? Çok kişi. BIFED, on üç yıldır gönüllülük, kolektif emek ve dayanışmayla varlığını sürdürüyor. Konuklara kapısını açanlardan yemek hazırlayanlara, ulaşımı sağlayanlardan gönüllülere, mekânlarını paylaşanlardan yıllardır maddi ve manevi destek verenlere kadar festival, görünür ve görünmez büyük bir emeğin toplamından oluşuyor. Festivalin en büyük desteklerinden biri ise başından beri ona sahip çıkan Bozcaada halkı. BIFED; Bozcaada Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Avusturya Kültür Forumu, Goethe-Institut İstanbul, Fransız Kültür Merkezi İzmir, Brezilya Konsolosluğu, Hindistan Konsolosluğu ve yerel işletmelerin desteğiyle düzenleniyor. Rengigül Konukevi, Aral Tatil Çiftliği, Bağ Badem Konukevi, Nefesada, Delos ve Alesta Oteli de festivale katkı sunan yerel işletmelerden bazıları. 2026, BIFED için ekonomik açıdan kolay bir yıl değil; festivale katkı sağlayan önemli desteklerin sona ermesiyle festival, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. BIFED, yıllardır yanında duran tüm destekçilerine teşekkür ediyor ve on üç yıldır kendisini ayakta tutan dayanışmaya güvenerek yoluna devam ediyor. Onu var eden, yıllar içinde etrafında oluşan topluluk oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bozcaada’da 5 Günlük Ekoloji Maratonu Haber

Bozcaada’da 5 Günlük Ekoloji Maratonu

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED), 7–11 Ekim 2026 tarihleri arasında 13. kez düzenlenecek. Halk Eğitim Merkezi ve Salhane’deki gösterimlere yönetmen söyleşileri, atölyeler, buluşmalar ve bir sergi eşlik edecek. Festival bu yıl çevresel kayıpları, bu kayıplara yol açan kararlarla birlikte ele alıyor. Program; kararları kimlerin aldığı, sonuçlarından kimlerin etkilendiği ve zararın sorumluluğunu kimlerin taşıdığı sorularının etrafında şekilleniyor. Su, toprak ve biyoçeşitliliğin yanı sıra emek, eşitsizlik, zorunlu göç, savaş ve yaşam alanlarının kaybı da festivalin ekoloji yaklaşımının parçası. BİFED Kurucu Direktörü Petra Holzer, festivalin kolektif yapısına ve bu yıl gündeme taşıdığı soruya dikkat çekerek şunları söyledi:“13 yıldır Bozcaada’da kolektif emekle sürdürdüğümüz BIFED, yalnızca film izlenen bir alan değil, bağımsız bir dayanışma platformu. Bu yıl ‘Kararları kimler aldı, sonuçlarından kimler etkileniyor?’ sorusunu soruyoruz. Herkesi bu ücretsiz buluşmaya davet ediyoruz.”Dört bölümde 44 film Seçki dört bölümden oluşuyor. Uluslararası Yarışma’daki 10 film, Fethi Kayaalp Büyük Ödülü ve Madam Melpo Ödülü için yarışıyor. Öğrenci filmlerine ayrılan Gaia Öğrenci Yarışması’nda 7, farklı coğrafyalardan insan ve doğa hikâyelerini bir araya getiren Panorama’da 15 film var. Özel Gösterim’deki 12 film arasında Brezilya’nın yerli seslerine ayrılan seçki, Hindistan’daki ALT-EFF (All Living Things Environmental Film Festival) iş birliğiyle ekolojik belgeseller ve Sicilya’daki SiciliAmbiente ile ada iş birliği kapsamında filmler yer alıyor. Yusufeli’den Karaburun’a: Türkiye yapımları Uluslararası Yarışma’daki Türkiye yapımları arasında Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz’ın yönettiği Kuru Taşın Başı ile Evrim İnci’nin Gelgit filmi bulunuyor. Dünya prömiyerini Mart 2026’da Selanik Uluslararası Belgesel Festivali’nde yapan Kuru Taşın Başı, Yusufeli Barajı nedeniyle yerinden edilen insanların toprakları, geçim kaynakları ve hafızalarıyla kurdukları ilişkiye odaklanıyor. Gelgit ise Karaburun yakınlarındaki bir adada yaşayan keçilere su taşıyan Mustafa Simavlı’nın hikâyesini anlatıyor. Afişte görünmeyen izler Sanatçı ve tasarımcı Seda Portakal’ın festival afişi, bu yılın temasını görsel bir dille anlatıyor. Bozcaada fotoğrafı üzerine gerçek iplikle işlenen nakışın ön yüzündeki düzen ile arka yüzündeki düğümler, yapılan her müdahalenin görünmeyen izlerine ve toplumsal-ekolojik sonuçlarına işaret ediyor. Felaketi seyretmek değil, birbirimizi duymak Savaşın, yangının ve ekolojik yıkımın görüntülerinin her gün ekranlara aktığı bir dönemde, yalnızca felaketi görmek bizi olup bitene yaklaştırmaya yetmiyor. BIFED, belgeselin hâlâ başka bir imkân taşıdığına inanıyor: temas etmek, dinlemek, tanıklık etmek ve birlikte düşünmek. Festival, felaketin estetiğini yeniden üretmek yerine sularını ve topraklarını savunan, yerinden edilmemek için direnen insanların deneyimlerine alan açan filmleri bir araya getiriyor. Ses ekolojisinden müşterek emeğe: film dışı program Alper Maral “Ses Ekolojisinin İzinde Duyusal Tasarım” çalışmasında ses ile çevre arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Selçuk Gürışık’ın Malzemenin Devamı sergisi ve sanatçı buluşması sanatsal üretimi ve malzeme süreçlerini, Neslihan Acar’ın “Emeğin Ekolojisi” ve “İş, Sağlık ve Yaşam Hakkı” başlıklı söyleşileri ise çalışma hayatı, sağlık ve ekoloji ilişkisini ele alıyor. Lalehan Öcal’ın Kolektif Film Okuma Atölyesi, filmlere birlikte bakmanın yollarını arayacak. Kenan Kahya ve Yırcalı kadınların katılımıyla gerçekleşecek Mukufluk Buluşması, ekoloji mücadelelerinde müşterek emeği ve toplumsal belleği konuşmaya açıyor. Prof. Dr. Turan Takaoğlu “Arkeoloji ve Ekoloji: Aynı Sorular, Farklı Zamanlar” buluşmasında katılımcılarla adadaki arkeolojik alanlardan birini gezecek; Ümit Hamlacıbaşı’nın duyusal ekoloji yürüyüşü de programda yer alıyor. Dört dalda ödülBIFED 2026 Jüri değerlendirmeleri sonucunda şu ödüller sahiplerini bulacak:Fethi Kayaalp Büyük Ödülü — Uluslararası Yarışma birincisiMadam Melpo Ödülü — Uluslararası Yarışma ikincisiİdil Schneider-Bulut Ödülü — En İyi Müzik ve Ses TasarımıNaci Güçhan Ödülü — Gaia Öğrenci Yarışması kazananıBozcaada’dan başka adalara Adalar, iklim krizinin ve ekolojik dönüşümlerin sonuçlarının erken ve görünür biçimde yaşandığı yerler arasında. BIFED, Bozcaada’da edindiği deneyimi Türkiye’de Gökçeada ve Güney Marmara Adaları’ndan başlayarak Akdeniz’de Limnos ve Sicilya’ya uzanan buluşmalarla paylaşıyor; BIFED film günleri bu yıl Gökçeada’da üçüncü kez yapıldı. Amaç daha büyük bir festival olmak değil, birbirinden öğrenen küçük ama güçlü karşılaşma alanlarını çoğaltmak. BIFED’i kim yapıyor? Çok kişi. BIFED, on üç yıldır gönüllülük, kolektif emek ve dayanışmayla varlığını sürdürüyor. Konuklara kapısını açanlardan yemek hazırlayanlara, ulaşımı sağlayanlardan gönüllülere, mekânlarını paylaşanlardan yıllardır maddi ve manevi destek verenlere kadar festival, görünür ve görünmez büyük bir emeğin toplamından oluşuyor. Festivalin en büyük desteklerinden biri ise başından beri ona sahip çıkan Bozcaada halkı. BIFED; Bozcaada Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Avusturya Kültür Forumu, Goethe-Institut İstanbul, Fransız Kültür Merkezi İzmir, Brezilya Konsolosluğu, Hindistan Konsolosluğu ve yerel işletmelerin desteğiyle düzenleniyor. Rengigül Konukevi, Aral Tatil Çiftliği, Bağ Badem Konukevi, Nefesada, Delos ve Alesta Oteli de festivale katkı sunan yerel işletmelerden bazıları. 2026, BIFED için ekonomik açıdan kolay bir yıl değil; festivale katkı sağlayan önemli desteklerin sona ermesiyle festival, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. BIFED, yıllardır yanında duran tüm destekçilerine teşekkür ediyor ve on üç yıldır kendisini ayakta tutan dayanışmaya güvenerek yoluna devam ediyor. Onu var eden, yıllar içinde etrafında oluşan topluluk oldu. BIFED hakkında 2014’te başlayan BIFED, ekolojik belgesel sinema aracılığıyla doğa, insan, toplum ve kültür arasındaki ilişkileri ele alan bağımsız bir festivaldir. Festival yönetmenliğini Petra Holzer, koordinatörlüğünü Ethem Özgüven yürütüyor. Green Film Network (GFN) üyesi olan BIFED, gönüllülük ve kolektif emekle düzenleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TOÇEV’in Sosyal Girişim Projesi PAYAM’da İlk Hasat Haber

TOÇEV’in Sosyal Girişim Projesi PAYAM’da İlk Hasat

1994 yılından bu yana çocukların eğitim hakkını savunan TOÇEV, sivil toplum kuruluşlarının kaynak geliştirme süreçlerine yenilikçi bir yaklaşım getiren PAYAM Ekolojik Badem Köyü Projesi’nde önemli bir milada ulaştı. 2021 yılında toprağa dikilen fidanlar, sürdürülebilir tarım, doğa ve sosyal etkinin buluştuğu bir modele dönüşerek ilk ürünlerini verdi. PAYAM, yalnızca bir badem bahçesi olmanın ötesinde; yetişen bademlerin ürüne, ürünün kaynağa, kaynağın ise çocukların eğitim hakkına dönüştüğü uçtan uca sürdürülebilir bir sosyal girişim modeli olarak öne çıkıyor. "PAYAM, Birlikte Büyüttüğümüz Bir Değer" Projenin yalnızca badem satışı geliriyle sınırlı kalmadığını, derin bir sosyal etki odaklı yürütüldüğünü belirten TOÇEV yetkilileri, projenin geldiği aşamayı şu sözlerle değerlendirdi: "TOÇEV olarak 1994’ten bu yana çocukların eğitim hakkını kesintisiz savunuyoruz. Bu hakkı destekleyecek sürdürülebilir kaynaklar yaratmak en büyük sorumluluğumuz. PAYAM, 2021 yılında çocukların eğitimine katkı sağlayacak bağımsız ve sürdürülebilir bir kaynak fikriyle doğdu. Bugün ilk hasadımızı yaparken, sadece bir bahçenin ürününü değil; bir fikrin gerçeğe dönüşmesini ve paydaşlarımızla birlikte büyüttüğümüz ortak bir değeri kutluyoruz." Veri Odaklı ve Ölçülebilir Sosyal Etki Hedefleniyor PAYAM projesinin bundan sonraki döneminde etki odaklı yönetim anlayışı güçlendirilecek. Modelin sunduğu değeri daha ölçülebilir, görünür ve paylaşılabilir kılmak adına teknik analiz, veri toplama, ölçme, karşılaştırma ve iyileştirme çalışmalarına ağırlık verilecek. Ayrıca projenin iletişim ve stratejik iş birlikleri boyutu da yeni bir evreye taşındı. Tamamlanan “PAYAM Görünürlük ve Stratejik Katılım Analizi” ve oluşturulan “PAYAM İletişim ve Stratejik İlişki Planı” doğrultusunda, uluslararası ve ulusal platformlarda yeni paydaş görüşmelerine başlandı. Projenin tarımsal süreçleri ve Organik Tarım sertifikasyon çalışmaları Karaoklar ekibinin uzmanlığıyla yürütülürken, TOÇEV tüm destekçilerini ve ekosistem üyelerini bu büyüyen değeri çocukların geleceği için birlikte daha da büyütmeye davet ediyor. TOÇEV (Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı) Hakkında: 1994 yılında kurulan TOÇEV, okumak isteyen ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle eğitime erişim güçlüğü çeken çocuklara ilköğretimden üniversite hayatlarının sonuna kadar eşit ve kesintisiz eğitim hakkı sağlamak amacıyla faaliyet göstermektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L’Oréal'in Sürdürülebilir İnovasyon Hızlandırıcı Programı L’AcceleratOR'un 2. Dönemi Başladı Haber

L’Oréal'in Sürdürülebilir İnovasyon Hızlandırıcı Programı L’AcceleratOR'un 2. Dönemi Başladı

L’Oréal’in sürdürülebilirlik vizyonunu desteklemek üzere 100 milyon Euro fonla hayata geçirilen L’AcceleratOR programı; iklim, doğa ve döngüsellik alanlarındaki en acil sorunlara çözüm getirecek geleceğin sürdürülebilir teknolojilerini belirlemeyi, pilot uygulamalarla test etmeyi ve ölçeklendirmeyi amaçlıyor. İlk dönemdeki start-up ve KOBİ grubunun elde ettiği başarının ardından, L’AcceleratOR programının ikinci döneminde coğrafi kapsam genişletilirken, su teknolojilerinin de aralarında bulunduğu yeni sürdürülebilirlik alanlarına odaklanılıyor. Program kapsamında seçilen 8 ülkeden 13 ortak, Cambridge Institute for Sustainability Leadership (CISL) inovasyon ekibinin liderliğinde, çözümlerini pilot uygulamaya hazır hale getirmeye odaklanan yoğun bir hızlandırma sürecine girecek. Katılımcılar ayrıca, 6 ila 9 ay sürecek pilot projeleri hayata geçirmek ve çözümlerinin L’Oréal Grup’unun dünya genelindeki operasyonlarında ölçeklendirilmesini sağlamak amacıyla L’Oréal’in küresel kaynaklarına erişim fırsatına sahip olacak. L’Oréal Kurumsal Sorumluluk Direktörü Ezgi Barcenas, programla ilgili olarak “Güzellik sektöründe öncü çözümler aracılığıyla yeni ufuklar açmak için çalışıyoruz. L’AcceleratOR’un ikinci dönemi; girişimci yaratıcılığını, bilimsel ilerlemeyi ve L’Oréal’in küresel erişimini bir araya getirerek çığır açan inovasyonların ölçeklendirilmesine katkı sağlama hedefimizi yansıtıyor.” dedi. CISL İnovasyondan Sorumlu Genel Müdür James Cole ise şunları ekledi: “Uluslararası ölçekte hedeflenen coğrafyalarda ticari açıdan uygulanabilir çözümler geliştiren girişimleri belirlemek amacıyla aylar süren titiz bir seçim sürecinin ardından L’AcceleratOR programının ikinci dönemini karşılamaktan büyük heyecan duyuyoruz. L’Oréal’in sürdürülebilirlik alanındaki inovasyonlara yönelik devam eden yatırımı ve desteği, ileri görüşlü markaların pazarı herkes için daha iyi çözümlere yönlendirme gücünü ortaya koyuyor.” İkinci dönemin başlamasıyla birlikte, ilk dönemdeki üç değişim öncüsünün yolculuğunu konu alan yeni belgesel serisi “Entering L’AcceleratOR” da izleyiciyle buluşuyor. Seri, bu girişimlerin ve L’Oréal iç ekiplerinin çığır açan çözümleri ticarileştirmeye yönelik pilot uygulamalarda nasıl birlikte çalıştığına dair perde arkası bir bakış sunuyor. Serinin ilk bölümü L’Oréal YouTube Kanalı üzerinden izlenebiliyor. 13 değişim öncüsünün çığır açan projeleri geleceğin güzelliğini tasarlayacak Yeni nesil ambalaj ve malzemeler alanında Birleşik Krallık'tan Arda Biomaterials, premium malzemelerde kullanılmak üzere bitki bazlı bir deri alternatifi yaratırken; İtalya'dan Bormioli Luigi ultra hafif ve dayanıklı cam ambalajlarını yeniden tasarlıyor. Fransa'dan Auressens ambalajlar için metal içermeyen, geri dönüştürülebilir yansıtıcı pigmentler geliştirirken, ABD'den Newlight Technologies, Inc. metanı ambalaj malzemesine dönüştürüyor. Yenilikçi içerikler ve formüller konusunda Almanya'dan Bioweg hassas fermantasyon teknolojisinin gücünden yeni hammaddeler için yararlanırken, Çin'den Envision Energy, yenilenebilir enerjiden saç boyaları için yeşil amonyak geliştiriyor. Gelişmiş endüstriyel süreçler başlığında; Hindistan'dan Without geri dönüştürülmesi zor esnek ambalajlar için geri dönüşüm teknolojisi sunarken, Çin'den HCpect plastik atıkları yenilikçi bir kimyasal geri dönüşüm teknolojisiyle işliyor. ABD'den MacroCycle düşük karbonlu bir çözümle Polietilen Tereftalatı (PET) geri dönüştürürken, Hindistan'dan Nexus döngüsel bir teknolojiyle tarımsal atıklardan batarya üretiyor. Finlandiya'dan Upheat Solutions Oy yenilikçi endüstriyel ısı pompalarıyla enerji verimliliği sağlarken, ABD'den Laminar toplam kullanımını azaltmak için akıllı sensör teknolojisiyle endüstriyel su yönetimini geliştiriyor. Son olarak veri istihbaratı alanında, ABD'den Waterplan yerel düzeyde harekete geçmek üzere su ve biyoçeşitlilik risklerini ele alan yapay zekâ tabanlı bir platform sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alaçatı Wind Fest 2026 için Geri Sayım Başladı Haber

Alaçatı Wind Fest 2026 için Geri Sayım Başladı

Bu yıl yedinci kez düzenlenecek Alaçatı Wind Fest, 7-11 Ekim 2026 tarihleri arasında dünyanın farklı ülkelerinden rüzgâr sörfçülerini Alaçatı’da buluşturacak. Yarışlara iki hafta kala 14 ülkeden 130 sporcunun kayıt yaptırdığı organizasyon, beş gün boyunca yaklaşık 7 bin ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyor. Alaçatı, ekim ayında bir kez daha rüzgâr sörfü tutkunlarının buluşma noktası olacak. 7-11 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek Alaçatı Wind Fest 2026 için 14 ülkeden 130 sporcu kayıt yaptırdı. Organizasyonun ilk gününe kadar devam edecek kayıtlarla birlikte katılımcı sayısının artması bekleniyor. AXA Sigorta, TÜVTÜRK ve Signify (Philips Aydınlatma) ana sponsorluğunda, Çeşme Belediyesi’nin desteğiyle gerçekleştirilecek festival; beş gün boyunca heyecanlı rüzgâr sörfü yarışlarının yanı sıra spor, çevre ve sürdürülebilir yaşam odağındaki etkinliklere de ev sahipliği yapacak. Bu yıl TGA’nın Türkiye tanıtım çalışmalarında da yer alacak festival, 7 bin ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyor. Rüzgâr bu kez gelecek için esecek Alaçatı’nın dünyanın önde gelen rüzgâr sörfü destinasyonlarından biri olarak konumunu güçlendirmek, çocukları ve gençleri sporla buluşturmak, çevre ve sürdürülebilir yaşam konusunda farkındalık yaratmak amacıyla, “Rüzgâr Gelecek İçin Essin” mottosuyla hayata geçirilen Alaçatı Wind Fest 2026 her yaştan ziyaretçinin katılımına açık olarak düzenleniyor. Konaklama sponsoru Boyalık Beach Hotel & Spa Thermal Resort ev sahipliğinde düzenlenen festival kapsamında çocuklar ve gençler yalnızca sporla değil, doğa ve çevre farkındalığını güçlendiren çalışmalarla da buluşacak. Bölgedeki okullardan öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilecek programların yanı sıra iklim, geri dönüşüm ve ileri dönüşüm odaklı atölyeler ile sponsorların hazırladığı özel etkinlikler festival boyunca devam edecek. Festival programında rüzgâr sörfü yarışlarının yanı sıra çeşitli su sporlarına yönelik eğlenceli yarışmalar, pilates ve yoga dersleri, sürprizler ve ödüllü aktiviteler de yer alacak. Alaçatı Wind Fest Hakkında: Çağla Kubat Windsurf Academy tarafından düzenlenen Alaçatı Wind Fest, Alaçatı’nın dünyanın önde gelen rüzgâr sörfü destinasyonları arasındaki konumunu güçlendirmek, çocukları ve gençleri sporla buluşturmak, çevre ve sürdürülebilir yaşam konusunda farkındalık yaratmak amacıyla hayata geçirildi. 2026 yılında yedinci kez düzenlenen festival, Alaçatı Turizm Derneği ve Çeşme Belediyesi’nin desteğiyle gerçekleştiriliyor. Uluslararası sporcuları Alaçatı’nın rüzgârında bir araya getiren organizasyona bugüne kadar İtalya, Fransa, Yunanistan, Hollanda, Bonaire, Seyşeller, Belçika, Danimarka, Venezuela, İngiltere, Aruba, Almanya, Avusturya, Bulgaristan, Türkiye, Japonya ve ABD’den sporcular katıldı. Sporun yanı sıra çevre bilincini ve sürdürülebilir yaşam kültürünü odağına alan Alaçatı Wind Fest, yeni nesilleri rüzgâr sörfüyle buluştururken Alaçatı’nın bu alandaki uluslararası bilinirliğine katkı sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeşim Kozanlı İmzalı “XO Cape Arnna”  WAF Interiors Awards 2026’da Finalist Oldu! Haber

Yeşim Kozanlı İmzalı “XO Cape Arnna” WAF Interiors Awards 2026’da Finalist Oldu!

Proje, doğa, tarih ve duyusal deneyimi bir araya getiren özgün tasarım yaklaşımıyla uluslararası jüri tarafından değerlendirmeye layık bulundu. Akredite olduğu uluslararası otel zincirleri için 25 seneyi aşkın deneyimi ile dünyanın çok farklı destinasyonlarında konaklama mekanları tasarlayan Yeşim Kozanlı Mimarlık, tasarım anlayışını uluslararası arenada bir kez daha başarıyla temsil ediyor. Ofisin Fethiye’de hayata geçirdiği XO Cape Arnna projesi, dünyanın en saygın mimarlık etkinliklerinden World Architecture Festival (WAF) kapsamında düzenlenen Interiors 2026 ödüllerinin Interiors – Hotels kategorisinde shortlist’e seçildi. Fethiye’nin benzersiz doğasında, Arnna Burnu’nun en uç noktasında konumlanan XO Cape Arnna, yalnızca bir otel değil; doğa, tarih ve duyular arasında kurulan çok katmanlı bir deneyim dünyası olarak tasarlandı. Projenin ilham kaynağını, Anadolu’nun kadim uygarlıklarından Luviler’in ışıkla kurduğu simgesel ilişki oluştururken, geçmişin bilgeliği çağdaş estetik anlayışıyla yeniden yorumlanıyor. Yeşim Kozanlı Mimarlık’ın geliştirdiği "orchestrated design" yaklaşımı doğrultusunda kurgulanan proje, mimariyi adeta yaşayan bir sahneye dönüştürüyor. Görme, işitme, dokunma, koklama ve tat alma duyularını harekete geçiren mekanlar, bir senfoninin farklı enstrümanları gibi birbirini tamamlıyor. Bu yaklaşım sayesinde XO Cape Arnna, konuklarına yalnızca konforlu bir konaklama değil, bütüncül ve unutulmaz bir deneyim sunuyor. Doğal ışıkla şekillenen lobi alanı, mekansal yolculuğun ilk adımını oluştururken; otelin ana omurgası niteliğindeki "Kral Yolu" aksı, gastronomi alanlarından spa deneyimine, sosyal mekanlardan odalara kadar uzanan ritmik bir akış sunuyor. Ana restoranda yer alan zeytin ağacı, antik Arnna medeniyetine gönderme yapan güçlü bir simge olarak mekanın hikayesini desteklerken; doğal malzemeler, pastel tonlar ve ışık oyunlarıyla tasarlanan odalar ise dinginliği ve huzuru mimari bir dile dönüştürüyor. İsmini yıllanmışlık ve deneyimi ifade eden "XO" kavramından alan proje, 35 yıllık otelcilik birikimini çağdaş tasarım anlayışıyla buluşturarak geçmiş ile geleceği, doğa ile insanı ve mimari ile deneyimi aynı potada eritiyor. Zamansız tasarım yaklaşımıyla öne çıkan XO Cape Arnna'nın Interiors 2026’daki finalistlik başarısı, Yeşim Kozanlı Mimarlık'ın uluslararası ölçekte özgün ve nitelikli konaklama mekanları üretme vizyonunun önemli bir göstergesi olarak dikkat çekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.