Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğa

Kapsül Haber Ajansı - Doğa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Miniklerden İklim Seferberliği Haber

Miniklerden İklim Seferberliği

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çocuk Meclisi Doğa ve Ekoloji Komisyonu üyesi çocukların kararı doğrultusunda, kent genelinde çocuklara ve gençlere yönelik iklim eylemi odaklı eğitim ve farkındalık çalışmalarını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen “Yerelde İklim Eylemi ve Çocuk Sempozyumu” serisini tamamladı. Sürdürülebilirlik Eğitimleri Planlama Komisyonu tarafından, Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışma kapsamında, sekiz pilot okulda eğitim gören çocuklara iklim krizi ve çoklu krizler konusunda farkındalık kazandırmaya yönelik eğitimler verildi. Sempozyumlar kapsamında 549 öğrenciyle tam zamanlı eğitim çalışmaları gerçekleştirildi. Eğitimlerin ardından okullar, belirlenen temalar doğrultusunda komisyonun rehberliğinde iklim odaklı kampanyalar yürüttü. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen kapanış toplantısında ise projeye katılan okullar, yıl boyunca gerçekleştirdikleri iklim odaklı çalışmaları birbirleriyle paylaştı. Önemli bir farkındalık sürecine katkı sunan çocuklara program sonunda sertifikaları takdim edildi. İklim dostu etkinlikler Sempozyum programında; tohum, toprak, tarımsal faaliyetler ve su döngüsü ekseninde iklim değişikliği eğitimlerinin yanı sıra iklim krizi ile çocuk hakları arasındaki ilişkiyi ele alan farkındalık ve savunuculuk çalışmaları gerçekleştirildi. Eğitimlerin ardından okullar, “Su Kahramanları”, “Enerji Dedektifleri”, “Atıksız Okul”, “İklim Elçileri”, “Geri Dönüşüm Savaşçıları” ve “Hayvan Dostu Okul” başlıkları arasından seçim yaparak yıl boyunca belirledikleri alanda çalışmalar yürüttü. Bu kapsamda boş sınıflarda ışıkların kapatılması, gün ışığından daha fazla yararlanılması, su tasarrufu için muslukların kontrol edilmesi ve sızıntıların tespit edilmesi, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, atık pillerin toplanması, beslenme çantalarında sürdürülebilir tüketim farkındalığının artırılması, geri dönüşüm kutularının doğru kullanılması, geri dönüştürülmüş malzemelerle sanat çalışmaları yapılması ve okul bahçelerinde hayvanlar için su ve mama kapları hazırlanması gibi çok sayıda etkinlik hayata geçirildi. Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda çalışmalar yürüten AIESEC’in Dünya'nın En Büyük Dersi (World’s Largest Lesson-WLL) projesi kapsamında, Sürdürülebilirlik Eğitimleri Planlama Komisyonu tarafından 30 gence yönelik eğitici eğitimi düzenlendi. AIESEC İzmir iş birliğiyle yürütülen proje sayesinde bin 500 çocuğa ulaşıldı. Çalışmalar kapsamında toplam 2 bini aşkın öğrenciyle birebir temas kurulurken, veliler ve öğretmenlerin de sürece dahil olmasıyla yaklaşık 10 bin kişiye erişim sağlandı. “İklim için birlikte hareket etmeliyiz” Sempozyum serisinin kapanış toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, çocukların yalnızca geleceğin değil, bugünün de önemli aktörleri olduğunu vurgulayarak, “Çocuklar genellikle gelecekle ilişkilendirilir. Oysa onlar tam da bugün şekilleniyor ve değişimin bir parçası oluyor. Sizler, yaşadığınız dünyaya bugün sahip çıkmanız açısından da çok değerlisiniz. Atılan küçük adımlar süreklilik kazandığında büyük değişimlere dönüşebilir. Bu farkındalığı ailelerinize, arkadaşlarınıza ve çevrenize taşıyacaksınız. Etki dalga dalga büyür ve bunu kalıcı hale getirebilirsek, iklim krizi gibi küresel sorunlarla hep birlikte mücadele edebiliriz” dedi. “Farkındayız ve çaba harcıyoruz” Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Şube Müdürü Emre Uysal ise, “Yerel yönetimler olarak iklim krizi ve onun yarattığı çoklu krizlere karşı gerekli dönüşümleri gerçekleştirmek zorundayız. Bu noktada en önemli hedef kitlemiz çocuklar. Çünkü kullandığımız kaynaklar aslında siz çocukların geleceğine ait. Biz büyükler olarak bunun farkındayız ve daha yaşanabilir bir dünya için çözüm üretmeye çalışıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak okullarda yürütülen bu eğitimleri çok değerli buluyoruz” dedi. “Biz değişirsek toplum değişir” İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topaç da sürdürülebilirliğin yalnızca çevreyle sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Genellikle sürdürülebilirlik denildiğinde akla ilk olarak çevre geliyor. Oysa sürdürülebilirliğin çevresel, ekonomik ve toplumsal olmak üzere üç temel boyutu bulunuyor. Bunlar arasında en önemlilerinden biri de toplumsal sürdürülebilirlik. Çocuklar; yönetime katılmanız, fikirlerinizi dile getirmeniz ve bizlere yol göstermeniz çok kıymetli. Siz değişirseniz bizi değiştirirsiniz, biz değişirsek toplum değişir” ifadelerini kullandı. İklim kahramanları sahnedeydi Toplantıda, Çocuk Meclisi Doğa ve Ekoloji Komisyonu üyeleri Poyraz Karagöz ve Lidya Mina Alpargu da söz alarak görüşlerini paylaştı. Projeye katılan öğrenciler ise sahneye çıkarak dönem boyunca yürüttükleri iklim dostu çalışmaları ve elde ettikleri kazanımları anlattı. Farkındalığın ve paylaşımın öne çıktığı etkinlikte, canlı müzik performansı da katılımcılara keyifli anlar yaşattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanal Gerçeklik, İstanbul Modern Sinema’da Haber

Sanal Gerçeklik, İstanbul Modern Sinema’da

Deniz Tortum ve Sister Sylvester’ın birlikte yazıp yönettikleri VR projesi Gölgezaman, dünya prömiyerini 2023 yılında Venedik Film Festivali’nde gerçekleştirmesinin ardından Türkiye prömiyerini İstanbul Modern’de yapıyor. Adını, çağımız için türetilmiş yeni bir kelimeden alan Gölgezaman, aynı anda birbiriyle uzlaşması imkânsız iki farklı zamanın içinde yaşama hissini tarif ediyor: Bir çocuk için kahvaltı hazırlarken, onun yaşamı boyunca binlerce yıllık bir çiçek türünün yok olacağını bilmek ya da trafikte işe yetişmeye çalışırken motorunuzdaki yakıtın tarih öncesi canlıların sıkışmış kalıntılarından oluştuğunu fark etmek gibi. Proje, bu zamansal ve duygusal çelişkileri sanal gerçeklik ve simülasyon teorisi üzerinden keşfe çıkıyor. Sanal dünyada var olmak; iki bedene, dört ele ve iki kalbe sahip olmak, aynı anda iki ayrı dünyada yaşamak anlamına geliyor. İzleyici, bu çift katmanlı dünyanın gizemli rehberi Alma ile birlikte iklim krizi, yas, hafıza ve sanal olanın bir kaçış mı yoksa yeni bir varoluş biçimi mi olduğu üzerine düşünürken, sanal alanı da aynı anda iki yerde ve iki zamanda var olmayı öğrenebileceğimiz bir deneyim alanı olarak keşfediyor. Sanal gerçeklik üzerine söyleşi Gölgezaman’a paralel olarak 11 Haziran Perşembe günü yönetmen Deniz Tortum, araştırmacı Nurten Bayraktar, akademisyen Reşat Fuat Çam ve küratör/yazar Karen Cirillo’nun sanal gerçeklik teknolojisini ve bu kavramı farklı açılardan ele alacağı bir söyleşi düzenleniyor. Dijital bir Nuh’un Gemisi Program kapsamında ayrıca Deniz Tortum ve Sister Sylvester’ın kısa deneme filmi Our Ark (2021), 11 ve 18 Haziran Perşembe günleri İstanbul Modern Sinema’da gösteriliyor. Film, gezegensel çöküşe karşı bir güvence olarak “yedek kopyalar” yaratma fikrini tekno-ütopyacı bir vizyonun merkezine yerleştiriyor. “Digital Life” adlı şirketin yürüttüğü gerçek bir projeden yola çıkan yapım, yok olma riski taşıyan hayvanların üç boyutlu kopyalarını üreterek dijital bir “Nuh’un Gemisi” yaratma fikrine odaklanıyor. “Gezegeni yedekleme” düşüncesinden hareket eden film, teknoloji, doğa ve gelecek tahayyülü arasındaki kırılgan ilişkiye dair sorular ortaya atıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Sanatın Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Dijital Sanatın Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor

Festivalin öne çıkan işlerinden “Mental Garden”, ziyaretçilerin gerçek zamanlı beyin dalgalarını analiz ederek onları yaşayan dijital çiçek kompozisyonlarına dönüştürüyor. Her katılımcının zihinsel ve duygusal durumu, renkleri, hareketleri ve formları sürekli değişen benzersiz bir görsel evren yaratıyor. İnsan zihninin görünmeyen süreçleri böylece somut, organik ve şiirsel bir dile dönüşüyor. “SYMBIONT” ise insan ve teknolojiyi birbirine bağımlı iki yaşam formu olarak ele alıyor. İzleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkaran çalışma, dijital strüktür ile insan varlığını aynı nefes içinde buluşturarak “ontolojik tamamlanma” fikrini merkezine alıyor. Hareket, ışık ve mekânsal etkileşim aracılığıyla ziyaretçiler, yaşayan bir dijital organizmanın parçasına dönüşüyor. Festival kapsamında yer alan “Neural Nectar”, arıcılık, robotik ve yapay zekâyı aynı potada eriterek insan bilişini dijital ekosistemde bir “nektar” metaforu üzerinden yeniden yorumluyor. Balmumu beyin heykelleri, video ve robotik sistemlerle birleşirken; insanın teknolojiyle kurduğu ilişkiye dair rahatsız edici ama büyüleyici bir atmosfer yaratıyor. “d.memo” adlı çalışma ise REM uykusu estetiği üzerinden hafıza, kimlik ve dijital aktarım süreçlerini araştırıyor. Hipergerçekçi heykel, animatronik sistemler ve projeksiyon teknolojileriyle şekillenen eser, insan bilincinin teknoloji aracılığıyla nasıl yeniden üretildiğini sorguluyor. İklim krizi ve ekolojik yıkım da festivalin önemli temaları arasında yer alıyor. Brenva Glacier’ın dramatik eriyişini deneyimleten sürükleyici enstalasyon, iklim eyleminin aciliyetini fiziksel bir hisse dönüştürüyor. “Computational Compost” ise veri depolamanın çevresel etkilerini sorgulayarak dijital kültürün görünmeyen ekolojik maliyetlerine dikkat çekiyor. Doğa ile teknolojinin sınırlarını bulanıklaştıran “Seedlings”, toprağa yerleştirilmiş hoparlörler ve mikrotonal ses frekansları aracılığıyla bitkiler arasında biyosonik bir iletişim ağı kurarken; “Planatorium” isimli çarpıcı yerleştirme, bitkileri bir yoğun bakım ünitesinde yaşatmaya çalışan mekanik sistemiyle insan-doğa ilişkisindeki kırılmayı sert bir yüzleşmeye dönüştürüyor. Festivalde ayrıca artırılmış gerçeklik, holografik projeksiyon ve çok kanallı ses tasarımlarını bir araya getiren “The Pond”; yapay süper zekânın biyomekanik bir tahayyülü olan “T.A.H.I.R.A - 108”; ışık, hareket ve ses arasında yaşayan bir organizma gibi davranan “Array Afterglow”; ve fizik, titreşim ve kozmoloji arasında görsel bir köprü kuran Michela Pelusio’nun etkileyici performansı “SpaceTime Helix” de izleyicilerle buluşacak. Festivalin dikkat çeken deneyimlerinden biri de GastroDigital’in yeni eseri “Journey of Spice | 5 Sense VR Experience” olacak. Gastronomi, kültürel miras ve ileri dijital teknolojileri bir araya getiren eser, izleyicileri Anadolu’nun kadim baharat yolları boyunca çok duyulu bir keşfe çıkarıyor. Büyük ilgi gören “Journey of Wheat” deneyiminin ardından geliştirilen çalışma; baharatın yalnızca mutfak kültürünün değil, aynı zamanda medeniyetleri şekillendiren tarihsel bir güç olduğuna odaklanıyor. Dünya baharat ticaret yollarının doğuşundan Antakya’ya uzanan bu etkileyici yolculuk, ziyaretçilere tarih, ticaret, kültür ve duyular arasında sürükleyici bir deneyim sunuyor. Yakın gelecekte insan ve robotların gündelik yaşamı nasıl paylaşabileceğini sorgulayan yeni medya projeleri, hipergerçekçi robot figürleriyle ziyaretçileri “başka bir akıllı varlıkla birlikte yaşamaya hazır olup olmadığımız” sorusuyla baş başa bırakırken; “The Rising Dusk” gibi gerçek zamanlı görsel-işitsel performanslar, kayıp, dönüşüm ve yeniden doğuş temalarını şiirsel bir deneyime dönüştürüyor. 6.İstanbul Dijital Sanat Festivali; yalnızca teknolojik yenilikleri sergileyen bir etkinlik değil, aynı zamanda insanlık, bilinç, doğa ve geleceğe dair derin düşünsel alanlar açan uluslararası bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Ziyaretçiler festival boyunca, yapay zekâdan nörobilime, ekolojik dönüşümden dijital hafızaya uzanan geniş bir spektrumda, dünyanın önde gelen sanatçılarının sıra dışı eserleriyle karşılaşacak. Gerçek ile simülasyonun, organik ile dijitalin, insan ile makinenin sınırlarının giderek belirsizleştiği bu festival; izleyicilerini yalnızca eserleri izlemeye değil, onların bir parçası olmaya davet ediyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından düzenlenen 6. İstanbul Dijital Sanat Festivali 7 Haziran’a kadar ziyarete açık olacak. Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Turkish Airlines, Yıldız Teknik Üniversitesi, Onvo, Akın Robotics, Esas Holding, DİSAD (Dijital Sanat Derneği), Meta Yapı, Mayer, Monster, Sultangazi Belediyesi, Allnjoy, Omni Event, Dewards, Adinteraction, FH İletişim, Gauss, Pakala, Node Media Lab, Ars Electronica, TODA ve Artvive yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Korunan Alanlar Kurban Bayramı’na Hazır Haber

Korunan Alanlar Kurban Bayramı’na Hazır

DKMP Genel Müdürlüğü bünyesindeki korunan alanlardaki tesislerin bakım ve onarımları tamamlandı, ziyaretçilerin sorunsuz bir ziyaret deneyimi yaşamaları için tüm önlemler alındı. Bu kapsamda sahadaki tesislerin kontrolleri gerçekleştirildi, gerekli bakım ve tadilatlar yapılarak kullanıma uygun hale getirildi. Ayrıca alanların temizliğine yönelik çalışmalar artırıldı; vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit edebilecek durumlara karşı gerekli güvenlik tedbirleri alındı. DKMP Genel Müdürlüğünün yetki ve sorumluluğundaki milli parklar ve tabiat parkları; havası, suyu, tarihi-doğal kaynak değerleri, tabii görünümleri ve sakin ortamları ile vatandaşlara eğlenme, dinlenme ve boş zamanlarını değerlendirme imkânı sunuyor. Bu tür alanlar, şehir yaşamından uzaklaşıp doğayla iç içe vakit geçirmek isteyen vatandaşlar için özellikle hafta sonları ve tatil dönemlerinde cazibe merkezi haline geliyor. 50 MİLLİ PARK VE 275 TABİAT PARKI BAYRAMA HAZIR Türkiye'de genelinde 50 milli park, 275 tabiat parkı, 112 tabiat anıtı, 32 tabiatı koruma alanı, 85 yaban hayatı geliştirme sahası, 14 Ramsar alanı, 59 ulusal öneme haiz sulak alan ve 65 mahalli öneme haiz sulak alan olmak üzere toplam 692 alan DKMP Genel Müdürlüğü tarafından koruma altında bulunuyor. DKMP Genel Müdürlüğü tarafından korunan alanlar sahip olduğu kaynak değerleri ile korunurken bir yandan da ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tanıtım merkezleri, günübirlik alan düzenlemeleri, konaklama tesisleri, seyir terasları, tur güzergâhları, macera parkurları ile turizm potansiyelini artıracak çalışmalar yapılıyor. Böylece daha fazla sayıda vatandaşın doğada keyifle vakit geçirmesi hedefleniyor. DKMP Genel Müdürlüğü bünyesindeki korunan alanları, geçen yıl Kurban Bayramı'nda 2 milyon 984 bin 902 kişi ziyaret etmişti. MİLLİ PARKLAR MOBİL UYGULAMASI HİZMETTE DKMP Genel Müdürlüğü tarafından korunan alanların daha erişilebilir olması ve doğa turizmi faaliyetlerine aktif olarak katılmak isteyenler için Milli Parklar Mobil Uygulaması da kullanıma sunuldu. Milli Parklar Mobil Uygulaması her bir korunan alanın tanıtımı, fotoğraf ve video galerisi, korunan alan içerisinde gerçekleştirilebilecek faaliyetler, alanın haritası, ulaşım ve iletişim bilgilerini içeriyor. Ayrıca uygulamada, ziyaretçilerin bir korunan alana gelmeden önce alanı gezebilmesini sağlayan sanal turlar da bulunuyor. Bazı korunan alanlardaki faaliyetler için rezervasyon işlemleri de yine Milli Parklar Uygulaması üzerinden yapılabiliyor. YUMAKLI'DAN UYARI Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye topraklarının zengin bir biyoçeşitliliğe sahip olduğunu belirterek, bu değerleri koruyup geliştirmek için önemli çalışmalar yürüttüklerinin altını çizdi. Ülkenin zengin biyoçeşitliliğini barındıran korunan alanların, vatandaşlar tarafından bilinip takip edilmesinin önemine dikkati çeken Yumaklı, 9 günlük Kurban Bayramı tatilinin, DKMP Genel Müdürlüğü bünyesindeki milli parklar ve tabiat parklarının ziyaret edilmesi için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti. Bakan Yumaklı, bin bir çeşit bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapan korunan alanların, sadece geçmişten devralınan bir miras değil aynı zamanda gelecek kuşaklara bırakılması gereken birer hazine olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: “Aziz milletimiz mübarek Kurban Bayramı'nı idrak ederken bu uzun tatil dönemini değerlendirerek tabiatla iç içe vakit geçirmek isteyen vatandaşlarımız milli parklarımızı ve tabiat parklarımızı ziyaret edebilirler. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 3 milyon kişiyi ağırlayan korunan alanlarda, bu yıl da ziyaretçilerin konforu ve güvenliği için tüm önlemleri üst seviyeye çıkardık ve tüm tedbirlerimizi aldık. Bununla birlikte, vatandaşlarımızdan korunan alanlarımızı ziyaretleri sırasında gereken hassasiyeti göstermelerini de bekliyoruz. Vatandaşlarımıza ayrıca yine orman yangınları konusunda tedbirli davranmalarını, milli parklar, tabiat parkları ve ormanlarımızın içerisinde yangına sebebiyet verecek ihmallerden kaçınmaları gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Tüm değerli vatandaşlarımızın iyi bayramlar geçirmesini diliyorum." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Contemporary’den Sanat ve Ekolojiyi Buluşturan Yeni Atölye Programı Haber

Borusan Contemporary’den Sanat ve Ekolojiyi Buluşturan Yeni Atölye Programı

16 ve 17 Mayıs tarihlerinde yetişkinlere ve gençlere özel olarak iki farklı içerikle düzenlenecek atölyeler, katılımcıları doğayla kurduğumuz ilişkiyi köklenme, bakım ve sorumluluk kavramları üzerinden yeniden keşfetmeye çağırıyor. Edward Burtynsky’nin insan eliyle dönüştürülmüş çarpıcı manzaralarından ilham alan atölyeler, sanat ve ekolojiyi bir araya getiriyor. Sanatçı ve akademisyen Dr. Işıl Eğrikavuk tarafından tasarlanan ve yürütülecek olan programlar, katılımcılara sergiden seçilen fotoğraflar, yaratıcı çalışmalar ve somut ekim pratikleri eşliğinde doğayla olan bağlarını daha derin bir perspektiften ele alma imkânı sunuyor. Yetişkinler İçin İnsan-Ötesi Bir Perspektif: “Benim Bahçem” 16 Mayıs Cumartesi günü yetişkinlere yönelik düzenlenecek “Benim Bahçem: Köklenmek, Ekoloji ve İnsan-Ötesi Düşünme” başlıklı atölye, insan-doğa ilişkisini insan-ötesi (post-human) bir yaklaşımla ele alıyor. Katılımcılar; erozyon, bakım, sorumluluk ve aidiyet gibi kavramları büyük ölçekli endüstriyel manzaralar üzerinden okurken bu temaları yazı, çizim ve farkındalık temelli pratiklerle kendi kişisel ve bedensel deneyimlerine taşıyor. Gençlerin Gözünden Gelecek Hayalleri: “Gelecek İçin Kökler” 17 Mayıs Pazar günü 16-25 yaş arası gençlerin katılımına açık olan “Gelecek İçin Kökler: Ekoloji, Sanat ve Tohum” atölyesi ise gençleri “İnsan doğayı nasıl dönüştürüyor?” ve “Gelecekte nasıl bir dünyada yaşamak istiyoruz?” soruları etrafında buluşturuyor. Deneyim, sezgi ve yaratıcı ifadenin ön planda olacağı bu atölyede gençler; yazı, çizim ve kolaj gibi araçlarla sergideki imgelerle kendi yaşamları ve gelecek beklentileri arasında bağ kurabilecekleri özgür bir ifade alanına sahip oluyor. Toprak ve Tohumla Kurulan Somut Bir Bağ Her iki atölyenin de son bölümünde katılımcılar, yalnızca kavramsal bir tartışmayla kalmayıp toprak ve tohumlarla çalışarak küçük saksılara ekim yapıyor. Bu süreçte tohum sadece bir bitkinin başlangıcı değil, süreklilik, umut ve özen gerektiren bir ilişkinin metaforu olarak ele alınıyor. Katılımcılar, atölye sonunda kendi ektikleri saksıları evlerine götürerek Borusan Contemporary’de başlayan bu ekolojik farkındalık ve bakım pratiğini günlük yaşamlarında da sürdürmeye davet ediliyor. Atölyeler, 16 ve 17 Mayıs tarihlerinde 13.00-16.00 saatleri arasında Borusan Contemporary’de 15 kişilik kontenjanlarla gerçekleştirilecek. Borusan Contemporary Çocuk Atölyeleri biletlerini Biletix üzerinden satın alabilirsiniz. PROGRAM DETAYLARI: Yetişkinlere Yönelik Atölye - Benim Bahçem: Köklenmek, Ekoloji ve İnsan-Ötesi Düşünme Tarih: 16 Mayıs Cumartesi Saat: 13.00-16.00 Kontenjan: 15 kişi Gençlere Yönelik Atölye - Gelecek İçin Kökler: Ekoloji, Sanat ve Tohum Tarih: 17 Mayıs Pazar Saat: 13.00-16.00 Yaş Aralığı: 16–25 yaş Kontenjan: 15 kişi Atölye dili Türkçedir. Katılımcıların etkinlik başlangıcından en az 15 dakika önce Borusan Contemporary’de bulunmaları gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hıdırellez Coşkusu Bursalıları Buluşturdu Haber

Hıdırellez Coşkusu Bursalıları Buluşturdu

Şenliğe katılan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan ve Büyükşehir Belediyesi yöneticileriyle birlikte alanı gezerek vatandaşlarla sohbet etti. Kadın kooperatiflerinin ürünlerinin sergilendiği alanı gezip tek tek stantlara uğrayan Başkan Vekili Biba, üreten kadınlara hayırlı işler diledi. Ardından şenlikte sahne alan Suzan Kardeş ile bir araya gelen Başkan Vekili Şahin Biba, etkinliğe katılımından dolayı teşekkür ederek çiçek ve hediye takdim etti. “BURSA, KÜLTÜRÜYLE, DOĞASIYLA, İNSANIYLA YAŞAYAN BİR HAFIZADIR” Konser öncesinde Başkan Vekili Şahin Biba adına programa katılarak vatandaşlara hitap eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Osman Şahin, Hıdırellez’in coğrafyanın en köklü miraslarından biri olduğunu söyledi. Hıdırellez’in, Hazreti Hızır ile Hazreti İlyas peygamberin yeryüzünde buluştuğu özel bir zaman olduğuna inanıldığını belirten Şahin, “Hıdırellez, toprağın uyanışıyla birlikte insanın da kendini yenilediği, kırgınlıkların yerini muhabbetin aldığı, umudun yeniden filiz verdiği bir dönemdir. Ne mutlu bizlere ki, bugün bizler de şehrimizde hep birlikte baharı, Hıdırellez’i yaşıyoruz. Bursa, geçmişten bugüne taşıdığı değerlerle büyüyen ve gelişen bir şehirdir. Bursa, kültürüyle, doğasıyla, insanıyla yaşayan bir hafızadır. Bizler de bu hafızayı koruyan, geliştiren ve geleceğe taşıyan bir anlayışla çalışıyor, Hıdırellez geleneğimizi yaşatıyoruz” dedi. “HIDIRELLEZ HEPİMİZE KUTLU OLSUN” Hıdırellez’in hatırlattıklarına değinen Başkan Vekili Osman Şahin, “Doğa nasıl yeniden can buluyorsa, insan da umutla yeniden başlar. Paylaştıkça çoğalan, bir arada oldukça güçlenen bir hayat mümkündür. Dileğimiz, şehrimizin ve ülkemizin her köşesinde bereketin, huzurun ve mutluluğun artmasıdır. Yarınlara daha güçlü yürümektir. Bu anlamlı buluşmaya emek veren herkese teşekkür ediyorum. Hıdırellez hepimize kutlu olsun” diye konuştu. Konuşmaların ardından sahne alan Suzan Kardeş, sevilen şarkıları ve enerjisiyle şenliğe damga vurdu. Daha sonra Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi’nin kontrolünde yakılan Hıdırellez Ateşi’nin üzerinden atlayan vatandaşlar, Hıdırellez’in bereketini ve umudunu hep birlikte paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yves Rocher Vakfı Toprağın Kadınları Ödülü 2026 Jürisi Bir Araya Geldi Haber

Yves Rocher Vakfı Toprağın Kadınları Ödülü 2026 Jürisi Bir Araya Geldi

Yves Rocher Vakfı’nın çevre için değer üreten kadınları desteklemek amacıyla hayata geçirdiği Toprağın Kadınları Ödülü’nün 2026 edisyonu kapsamında, jüri üyeleri bir araya geldi. Doğa için üreten, dönüştüren ve ilham veren projelerin değerlendirileceği süreç öncesinde gerçekleşen buluşma, programın güçlü etki vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. 1991 yılında kurulan ve doğaya bağlılığı tüm çalışmalarının merkezine alan Yves Rocher Vakfı, bugün dünya genelinde yürüttüğü projelerle çevre ve toplum yararına geniş bir etki alanı yaratmayı sürdürüyor. Toprağın Kadınları programı ise bu yaklaşımın en güçlü yansımalarından biri olarak, 2001 yılından bu yana 50’den fazla ülkede 500’den fazla projeyi destekleyerek kadınların çevresel dönüşümdeki rolünü güçlendiriyor. Türkiye’de 2016 yılında başlayan ve 2026 itibarıyla yeniden hayata geçirilen program kapsamında, çevrenin korunmasına yönelik projeler geliştiren kadınların başvuruları alınmaya devam ederken, jüri üyeleri de değerlendirme süreci öncesinde bir araya gelerek programın kapsamını ve etki alanını değerlendirdi. Yves Rocher Türkiye CEO’su Elif Berker’in de yer aldığı jüri, iş dünyası, sivil toplum, medya ve sürdürülebilirlik alanında farklı disiplinlerden isimleri bir araya getiriyor. Esra Bezircioğlu, Ebru Uygun, Fatoş Karahasan, Ayşe Özyılmazel, Sinem Özler, Renan Tan Tavukçuoğlu, Cemre Sıla Atılgan Otar ve Melda Narmanlı Çimen’den oluşan jüri, doğa koruma odağındaki projeleri çok boyutlu bir bakış açısıyla değerlendirecek. Yves Rocher Türkiye CEO’su Elif Berker, jüri ile bir araya geldiği toplantıda programın önemini vurgulayarak, “Toprağın Kadınları bizim için çok özel bir proje çünkü markamızın tüm değerlerini içinde barındırıyor. İçinde doğa var, samimiyet var ve mutlaka başrolde bir kadın var. Jacques Rocher’in kadının toplumdaki ve doğadaki dönüştürücü gücüne olan inancı bu programın temelini oluşturuyor. Türkiye’de bu yolculuğa 2016 yılında başladık ve çok değerli projelere birlikte hayat verdik. Ardından program küresel bir yapıya taşındı ve Türkiye’den başvurular bu yapı içinde değerlendirildi. Bugün geldiğimiz noktada ise Türkiye’nin kendi projelerini kendi dinamikleriyle değerlendirebileceğine inanarak, Toprağın Kadınları’nı yeniden yerel ölçekte hayata geçiriyoruz” diye konuştu. Toprağın Kadınları Ödülleri’nin geldiği noktada jüri üyelerinin, basının ve projeye gönülden destek veren herkesin çok büyük katkısı olduğunu da söyleyen Elif Berker, “Toprağın Kadınları’nı sadece bir yarışma olarak değil, birlikte büyüttüğümüz bir değer olarak görüyoruz. Geçmişte desteklediğimiz projelerde de gördük ki, doğa için çalışan kadınlar sadece çevreye değil, bulundukları topluma da gerçek bir dönüşüm sağlıyor. Yerel kalkınmayı destekleyen, insanları yeniden üretimin içine çeken ve bulundukları coğrafyayı yeniden canlandıran çok güçlü hikâyeler ortaya çıkıyor. Bu proje kolay bir proje değil, başlatmak, sürdürmek ve büyütmek emek istiyor. Ama biz bunu bırakmayacağız. Çünkü Toprağın Kadınları’nın büyüyerek devam etmesi gerektiğine inanıyoruz. Bize destek veren jüri üyelerimize tekrar teşekkür ediyoruz” dedi. Toprağın Kadınları Ödülü kapsamında projeler, çevreye ve topluma sağladıkları somut etki, sürdürülebilirlik potansiyelleri ve Yves Rocher Vakfı’nın değerleriyle uyumları doğrultusunda ele alınıyor. Bu yaklaşım, yalnızca bugünün değil, geleceğin de ihtiyaçlarına cevap verebilecek projelerin öne çıkmasını hedefliyor. Çevre yararına örnek nitelikte çalışmalar yürüten kadınlara finansal destek sağlamayı amaçlayan program kapsamında, birinci seçilecek proje 1.000.000 TL ödülün sahibi olacak. Başvurular 30 Nisan 2026 tarihine kadar devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın En İyi Rotasında Turizmin Meşalesi Start Alıyor Haber

Dünyanın En İyi Rotasında Turizmin Meşalesi Start Alıyor

Bu yıl rekor katılımla gerçekleşecek organizasyonda yaklaşık 1000 sporcu parkurlarda yer alacak. 15 ülkeden yaklaşık 100 yabancı sporcunun katılımı, etkinliğin uluslararası kimliğini daha da güçlendiriyor. Kayıt ve kit dağıtımının gerçekleştirildiği ilk gün, sporcular ısınma turlarıyla Babadağ rotalarında antrenmanlarına başladı. “Babadağ Ultra Maratonu, Küresel Bir Spor ve Turizm Buluşması” Babadağ Ultra Maratonu Organizatörü, milli sporcu Serkan Özdemir, organizasyona ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Babadağ Ultra, farklı zorluk seviyelerine sahip etaplarıyla her seviyeden sporcuyu ağırlıyor. 14 kilometrelik Kayaköy ve köy koşusu parkurları ile Ölüdeniz Lagünü çevresinde gerçekleştirilen etaplar, katılımcılara eşsiz manzaralar sunuyor. Bunun yanı sıra 56 kilometrelik zorlu ultra parkur, deneyimli sporcular için büyük bir meydan okuma niteliği taşıyor. Organizasyona katılan sporcuların büyük bölümü bireysel katılım sağlıyor. Bu da etkinliğin doğal bir çekim merkezi haline geldiğini gösteriyor. Yabancı katılımcı oranımız şu an yüzde 10 seviyelerinde. Önümüzdeki dönemde farklı pazarlarda tanıtım faaliyetleriyle bu oranı artırmayı hedefliyoruz. Babadağ’ın coğrafyası, parkurları ve lokasyonu, dünya çapında ses getirecek potansiyele sahip” Likya Yolu’nda Tarih ve Doğa İç İçe Babadağ Ultra Maratonu’nu benzersiz kılan en önemli unsurlardan biri, parkurların Likya Yolu üzerinden geçmesi. Dünyanın en iyi yürüyüş rotaları arasında gösterilen bu tarihi yol, sporculara yalnızca fiziksel bir mücadele değil, aynı zamanda kültürel bir yolculuk da sunuyor. Yarışın gerçekleştiği Babadağ ve Ölüdeniz bölgesi aynı zamanda dünyanın en iyi yamaç paraşütü noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Sporcular, parkur boyunca gökyüzünde süzülen paraşütlerin eşliğinde koşarak görsel açıdan eşsiz bir deneyim yaşıyor. Yarışın en dikkat çeken kategorisi ise 26K DOWN HILL Etabı. 1900 metre rakımdan başlayarak Ölüdeniz’e doğru inişe geçen parkur, katılımcılara hem dağ hem de deniz deneyimini aynı anda sunuyor. Yarışın finiş noktası ise dünyanın en özel plajlarından biri olarak kabul edilen Ölüdeniz sahili. Spor ve Tatilin Buluştuğu Eşsiz Deneyim Babadağ Ultra Maratonu, sporculara yalnızca yarış değil, aynı zamanda doğa ve tatil deneyimini bir arada sunuyor. Organizasyon kapsamında paylaşılan GPS kayıtları sayesinde sporcular, yıl boyunca parkurlarda antrenman yapma imkanı da buluyor. Yarış sonunda sporcuların kendilerini Ölüdeniz’in turkuaz sularına bırakabilmesi ise organizasyonun en unutulmaz anları arasında yer alıyor. Babadağ Ultra Maraton Program 25 Nisan 2026 Cumartesi 56K BABADAĞ ULTRA- Banana Beach Ölüdeniz- 07:00 – 21:00 30K 1922- Banana Beach / Babadağ Zirve- 07:00 – 16:00 15K SKYRUNNING DRAGON- Banana Beach / Babadağ Zirve- 08:00 – 15:00 26K DOWN HILL- Babadağ Zirve / Banana Beach- 10:00 – 16:00 ÖDÜL TÖRENİ- Banana Beach Ölüdeniz - 19:00 – 20:30 25 Nisan 2026 Pazar 14K KAYAKÖY HISTORY RUN-Banana Beach Ölüdeniz-09:00 – 13:30 5K ÖLÜDENİZ RUN-Banana Beach Ölüdeniz - 09:00 – 11:30 ÖZEL 23 NİSAN ÇOCUK KOŞUSU - Banana Beach Ölüdeniz-10:00 – 11:00 ÖDÜL TÖRENİ-Banana Beach Ölüdeniz - 14:00 – 15:00 Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÇEKÜL Gelecek Akademisi Kapılarını Herkese Açıyor! Haber

ÇEKÜL Gelecek Akademisi Kapılarını Herkese Açıyor!

ÇEKÜL Vakfı uzmanları, akademisyenler ve deneyimli profesyonellerin hazırladığı doğa ve kültür odaklı eğitim/seminer/atölye/rotalar iklim krizinden gastronomiye, biyoçeşitlilikten somut olmayan kültürel mirasa, arkeolojiye, mimariye, yeşil ulaşıma kadar pek çok konuyu meraklıların ilgisine sunuyor. ÇEKÜL Gelecek Akademisi'nin ilk serisi Bahar Seminerleri, 29 Nisan 2026 tarihinde ÇEKÜL Beyoğlu Evi'nde başlayacak. Bahar Seminerleri her Çarşamba 19:00'da, doğa ve kültüre dair farklı temalara ilgi duyanları ÇEKÜL Evi'nde bir araya getirecek. ÇEKÜL Vakfı Genel Sekreteri Ilgın Sözen, Gelecek Akademisi ile yeni bir dönem başlattıklarını söyledi: "35 yıldır doğa, kültür ve insan arasındaki bağı, Türkiye'nin doğal ve kültürel mirasını korumak, yaşatmak ve geleceğe taşımak için çalışıyoruz Bilgiyi çoğaltan, paylaşan ve yaygınlaştıran güçlü eğitim kültürümüzle, sahada çok şey öğrendikve bu bilgiyi paylaşmanın ne kadar dönüştürücü olduğunu gördük. Günümüzde iklim krizi, kentleşme baskısı, tüketim alışkanlıkları, miras alanındaki bilgiyi daha geniş kitlelerle paylaşmayı zorunlu kılıyor. ÇEKÜL Gelecek Akademisi ile yeni bir dönem başlatıyoruz. Bugüne kadar yerel yönetimlerle birlikte geliştirdiğimiz bilgi ve deneyimi artık bireyler ve kurumlarla buluşturuyoruz. Birlikte öğrenen, birlikte düşünen bir topluluk kuruyoruz. Kültüre dair farklı temalar etrafında öğrenmek, tartışmak ve birlikte düşünmek isteyenleri ÇEKÜL Gelecek Akademisi'ne bekliyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.