Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğa Koruma

Kapsül Haber Ajansı - Doğa Koruma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa Koruma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sabancı Vakfı 17. Sezon Fark Yaratanı Yaz Güvendi  Doğa Koruma Çalışmalarını Sanatla Buluşturuyor Haber

Sabancı Vakfı 17. Sezon Fark Yaratanı Yaz Güvendi Doğa Koruma Çalışmalarını Sanatla Buluşturuyor

Nesli tehlike altında olan kuşların sesleriyle Anadolu’nun kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel çalgılarını buluşturan “Miras” albümüyle çalışmalarına başlayan kolektif; konserler, atölyeler, ve kuş gözlem yürüyüşleri farklı kitlelere ulaşıyor. Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı’nın 17. Sezonunda Fark Yaratan seçilen Yaz Güvendi’nin kurucusu olduğu Kuş Kolektifi, doğa koruma çalışmalarına sanatsal ve kültürel bir perspektif kazandırarak daha fazla insanın doğayla bağ kurmasına destek oluyor. Farklı kültürlerle iç içe büyüdüğü bir çocukluk ve gençlik döneminin ardından doğa ile kurduğu bağı hayatının merkezine alan bir yaşam tarzı benimseyen Yaz Güvendi, çevre ve iklim krizi odağında çalışan farklı sivil toplum kuruluşlarında yer aldı. Bolkar Dağları’nda gerçekleştirdiği bir saha gezisinde göremediği, yalnızca sesini duyabildiği kuşlar, Kuş Kolektifi’nin çıkış noktası oldu. 2025 yılında kurulan sanat, gözlem ve umut temelli doğa hareketi Kuş Kolektifi, aynı yıl nesli tehlike altındaki kuş türlerini müzik aracılığıyla görünür kılmak amacıyla “Miras” albümünü dinleyicilerle buluşturdu. Nesli tehlike altındaki kuşların sesleriyle Çeng, Kopuz, Rebab, Kam Davulu ve Ruzba gibi Anadolu’nun geleneksel çalgılarını icra eden müzisyenlerle bir araya getiren albüm; işitsel bir deneyim sunarken ekolojik ve kültürel mirasın korunmasına katkı sağlıyor. Kuş Kolektifi, bugüne kadar 100 binin üzerinde dinleyiciye ulaşan “Miras” albümüyle başladığı çalışmalarını; konserler, atölyeler, kuş gözlem yürüyüşleri ve eğitim programlarıyla farklı alanlara taşıyarak geniş kitlelere ulaşıyor. Yetişkinlerin yanı sıra okullarda çocuk ve gençlere yönelik düzenlenen atölyelerde Türkiye’nin kuş türlerini tanıtırken, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel çalgıları da katılımcılarla buluşturuyor. Müzik, kuş gözlemi ve doğa farkındalığını bir araya getiren bu atölyeler, katılımcıların doğayla ve kültürel mirasla daha güçlü bir bağ kurmasına katkı sağlıyor. Farklı şehirlerde düzenlenen etkinlikler ve iş birlikleriyle çalışmalarını yaygınlaştıran Kuş Kolektifi, doğayı korumanın yanı sıra onunla bağ kurmayı ve deneyimlemeyi de teşvik ediyor. Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, “Kuş Kolektifi ile birlikte doğa koruma çalışmalarına sanatın dönüştürücü gücüyle katkı sağlayan Yaz Güvendi, nesli tehlike altındaki kuşları müzik aracılığıyla daha geniş kitlelerle buluşturuyor. Bu yaklaşım, toplumun doğayla bağ kurarak harekete geçmesini teşvik ederken biyolojik çeşitliliğin korunmasına ve kültürel mirasın yaşatılmasına yönelik farkındalığı da artırıyor. Sabancı Vakfı olarak, sanatı toplumsal faydaya dönüştüren ve insanları doğayla daha güçlü bir bağ kurmaya davet eden bu ilham verici çalışmayı desteklemekten büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WWF-Türkiye’den Çağrı: Akbabalar Varsa Denge Var Haber

WWF-Türkiye’den Çağrı: Akbabalar Varsa Denge Var

Doğada yaşamın devamlılığı, farklı türlerin birbirini tamamladığı hassas bir dengeye dayanıyor. Bu dengenin önemli parçalarından biri olan ve hayvan leşleriyle beslenen akbabalar, güçlü mide asitleri sayesinde hastalık etkenlerini ortadan kaldırarak ekosistemlerin sağlıklı işleyişine katkı sağlıyor. Bu özellikleri nedeniyle akbabalar “doğanın temizlikçileri” olarak anılıyor. Sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlıyor Akbabalar, leşleri çürümeden tüketmeleriyle sera gazı emisyonlarının azaltılmasına da yardımcı oluyor. Yalnızca Amerika kıtasında akbabaların yılda yaklaşık 12 milyon metrik ton CO₂ eşdeğeri emisyonun atmosfere salınmasını önlediği; bunun yaklaşık 2,6 milyon otomobilin yıllık emisyonuna eşdeğer olduğu hesaplanıyor. Türkiye dört akbaba türüne ev sahipliği yapıyor Avustralya ve Antarktika kıtaları hariç dünya geneline yayılmış 23 akbaba türü bulunuyor. Türkiye ise, kara akbaba (Aegypius monachus), kızıl akbaba (Gyps fulvus), sakallı akbaba (Gypaetus barbatus) ve küçük akbaba (Neophron percnopterus) olmak üzere dört akbaba türüne ev sahipliği yapıyor. Türkiye’de görülen en büyük akbaba türü olan kara akbaba, aynı zamanda dünyanın en ağır uçan kuşlarından biri olarak öne çıkıyor. Kuş gözlemciler arasında uçan halı lakaplı kara akbabanın kanat açıklığı 250-310 cm, ağırlığı ise 6,3-11,5 kg arasında değişiyor. Yaşam alanlarının tahrip edilmesi ve besin kaynaklarının azalması, ortalama ömrü 30 yıl olan bu tür için en önemli tehditler arasında yer alıyor. Kara akbabadan sonra Türkiye’de görülen en büyük akbaba türü olan kızıl akbabanın görme ve işitme duyuları oldukça gelişmiştir. Kanat açıklığı 230-280 cm, ağırlığı ise 6,2-10,5 kg arasında değişiyor. Rüzgâr türbinleri, elektrik telleri, çiftlik hayvanlarının tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, yaşam alanlarının tahribi ve zehirli et uygulamaları türün karşı karşıya olduğu tehditler arasında yer alıyor. Türkiye’de görülen bir diğer tür olan sakallı akbaba, başlıca kemiklerle besleniyor. Kanat açıklığı 235-275 cm, ağırlığı ise 5-7 kg arasında değişiyor. Sakallı akbabalar; tarım ilacı kaynaklı ölümler, yüksek gerilim hatları kaynaklı çarpılmalar, kurşun zehirlenmesi, yasa dışı avcılık, besin kaynaklarının azalması, rahatsız edilme ve yaşam alanlarının daralması gibi tehditlerle karşı karşıya. Türkiye’deki en küçük akbaba türü olan küçük akbaba ise nesli küresel ölçekte tehlike altında olan bir tür. Boyu 47–65 cm, ağırlığı yaklaşık 1,9 kg, kanat açıklığı ise 155–170 cm arasında değişiyor. Kayalıklara yuva yapan bu tür için kurşun zehirlenmesi, doğrudan ya da dolaylı zehirlenme, elektrik hatları ve rüzgâr türbinleriyle çarpışmalar ile popülasyon azalması başlıca tehdit unsurları arasında yer alıyor. “Akbabaları korumak hepimizin katkısıyla mümkün” WWF-Türkiye Doğa Koruma Kıdemli Uzmanı Can Yeniyurt, Uluslararası Akbaba Farkındalık Günü kapsamında şu değerlendirmede bulundu: “Akbabalar, çoğu zaman gözden kaçan ancak ekosistemlerin sağlıklı işleyişinde kritik görevler üstlenen türler. Leşlerle beslenerek hastalık etkenlerinin yayılmasının önlenmesine yardımcı oluyorlar ve doğanın dengesinin korunmasına katkı sağlıyorlar. Buna karşılık, yaşam alanı kaybı, elektrik çarpması ve enerji altyapılarıyla çarpışma ve zehirlenme, gibi farklı tehditlerle karşı karşıyalar. Akbabalar gibi süzülerek uçan kuşlardan leyleklere, son günlerde yaşanan elektrik çarpması vakaları da bu tehditlerin güncelliğini ve önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türleri ve karşılaştıkları tehditleri daha iyi anlamak, gözlem yapmak ve elde edilen verileri koruma çalışmalarına kazandırmak bu nedenle büyük önem taşıyor. Vatandaşların da bu sürece katılması mümkün. Gözüm Doğada uygulamasıyla doğada karşılaştığımız türleri kayıt altına alarak vatandaş bilimine katkı sağlayabiliriz. Her gözlem, doğayı daha iyi tanımamıza ve türlerin korunmasına yönelik çalışmalarımıza destek oluyor.” Gözüm Doğada ile doğa koruma çalışmalarına katkı WWF-Türkiye’nin Gözüm Doğada mobil uygulaması, vatandaş bilimi yoluyla doğa koruma çalışmalarına katkı sunma olanağı sağlıyor. Doğada gözlemledikleri türleri uygulama üzerinden paylaşan kullanıcılar, tür gözlem kayıtlarının oluşturulmasına katkıda bulunuyor. Toplanan veriler, koruma çalışmalarına hizmet edebilmesi amacıyla ilgili kurum ve araştırmacılarla paylaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğa Koruma İçin Kritik Adım: Önemli Doğa Alanları Envanteri Yenileniyor Haber

Doğa Koruma İçin Kritik Adım: Önemli Doğa Alanları Envanteri Yenileniyor

Önemli Doğa Alanları, hassas ekosistemleri, endemik türleri ve nesli tehlike altındaki canlıları barındıran kritik habitatları kapsayarak, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik küresel standartların uygulanması ve koruma stratejilerinin geliştirilmesine olanak sağlıyor. 2006 yılında yayınlanan ilk envanterde bitkiler, kız böcekleri, kelebekler, iç su balıkları, çift yaşamlılar, sürüngenler, kuşlar ve memeliler ile ilgili veriler sentezlendi ve Türkiye’de 305 Önemli Doğa Alanı tanımlandı. Doğa Derneği’nin koordinasyonunda 2023 yılında başlatılan ve 2029 yılında tamamlanması hedeflenen Önemli Doğa Alanları güncelleme çalışması, son yirmi yılda Türkiye doğasında yaşanan değişimleri, kayıpları ve umut verici yeni keşifleri bilimsel verilerle kayıt altına alacak. Türkiye’den Avrupa’ya Akademisyen ve Uzmanların Ortak Çalışması ÖDA yaklaşımı, 2016 yılında Dünya Doğa Koruma Kurumu (IUCN) tarafından küresel ölçekte öncelikli alanların belirlenmesinde resmi bir standart olarak kabul edildi. Doğa Derneği, 2023 yılında IUCN ekibinden Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ÖDA’ları Bölge Sorumlusu Dr. Catherine Numa ve ÖDA uluslararası sekreteryası başkanı Dr. Andrew Plumptre, BirdLife International ÖKA/ÖDA Küresel Bilim Koordinatörü Olivia Crowe işbirliğinde ÖDA Güncelleme Programı'nı başlattı. Tükiye’den eklenen akademisyen ve uzman ağı vasıtasıyla veri derleme çalışmaları kesintisiz olarak sürdürüldü. Kuşlardan Balıklara Bitkilerden Yumuşakçalara 9 tür grubuna ait 7.144 önemli konum tespit edildi. 12 uzmanın iki yıl boyunca yürüttüğü kapsamlı çalışmanın ilk sonuçları, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğine ilişkin dikkat çekici veriler ortaya koydu. Çalışma kapsamında 38 amfibi ve sürüngen türüne ait 61 nokta, 2.333 bitki türü ve varyetesine ait 3.794 nokta, 122 içsu balığı türüne ait 381 nokta, 56 kelebek türüne ait 338 nokta, 14 kızböceği ve yusufçuk türüne ait 92 nokta, 42 kuş türüne ait 256 nokta, 26 memeli türüne ait 137 nokta ve 875 yumuşakça türüne ait 2.083 nokta belirlendi.İlk bulgular sonucunda, toplam 9 tür grubuna ait 7.144 farklı yer tespit edildi. Elde edilen veriler, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğinin güncel durumunun ortaya konulması ve dünya çapında önem taşıyan alanların belirlenmesi açısından önemli bir bilimsel temel oluşturuyor.Bu güncelleme çalışmasını öncekilerden ayıran en önemli farklardan biri, analiz edilen canlı gruplarının genişletilmesi oldu. Bitkiler, yusufçuklar ve kızböcekleri, kelebekler, iç su balıkları, amfibiler, sürüngenler, memeliler ve kuşlar bu güncellemede de yer aldı. Mevcut uzmanlık gruplarına bu yıl yumuşakçalar da eklendi. Devam eden süreçte onlarca farklı disiplinden çok sayıda uzmanın da katkı sunacağı çalışmada; endemik, nesli tehlike altında olan ve hassas türlerin habitatları titizlikle haritalandırılacak. Çalışmaları gerçekleştiren uzman grubunda yer alan uzmanlar: Prof. Dr. Ahmet Emre Yaprak - Bitkiler, Prof. Dr. Ali Kandemir - Bitkiler, Prof. Dr. Hasan Yıldırım - Bitkiler, Dr. Tuğkan Özdöl - Bitkiler, Prof. Dr. Ahmet Karataş - Memeliler, Uzman Cem Orkun Kıraç - Memeliler, Prof. Dr. Kerim Çiçek - Sürüngenler ve Amfibiler, Dr. Evrim Karaçetin - Kelebekler, Prof. Dr. Burçin Aşkım Gümüş - Yumuşakçalar, Doç. Dr. Ali Miroğlu - Kızböcekleri & Yusufçuklar, Prof. Dr. Baran Yoğurtçuoğlu - İç Su Balıkları, Dr. Şafak Arslan - Kuşlar - Memeliler, Prof. Dr. Muhammed Zeynel Öztürk - CBS, Dr. Enes Taşoğlu - CBS. Bilimsel bulgular, endemik, tehlike altında, hassas veya benzersiz türlerin Türkiye’deki yaşam alanlarını belgeliyor. Çalıştaya dair açıklamalarda bulunan Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Dr. Şafak Arslan; ’’COP 31’e sayılı günler kala gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay, Türkiye’nin doğa koruma ve iklim değişikliği konularındaki politika ve planlamalarını doğrudan etkileyecek düzeyde bir çalışma. Elde edilen bilimsel bulgular, endemik, tehlike altında, hassas veya benzersiz türlerin Türkiye’deki yaşam alanlarını belgeliyor. Bu veriler, Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin %30 Korunan Alan (30x30) Hedefi doğrultusunda ulusal koruma politikalarına ve Diğer Etkili Alan Temelli Koruma Önlemleri (OECM) mekanizmalarına ve ulusal veritabanlarına uyarlanarak entegre edilebilecek nitelikte. Söz konusu verilerin ulusal veritabanlarına eklenmesi, ulusal koruma stratejilerine şeffaf, çok paydaşlı ve bilimsel bir çerçevede entegre edilmesi, uluslararası standartlar ve Uluslararası ÖDA Sekretaryası ile uyumunun sağlanması ve alan bazlı koruma hedeflerine altlık oluşturması amacıyla ÖDA Ulusal Koordinasyon Grubu oluşturulması hedefleniyor. 2029’da çalışma tamamlandığında Türkiye’nin ÖDA envanteri statik bir yazılı envanter olmaktan çıkıp, anlık olarak güncellenebilen çevrimiçi bir yazılım haline getirilecek,’’ dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pepsico Türkiye’nin Bir Damla Bir Dünya Projesi Tekirdağ’da Devam Ediyor Haber

Pepsico Türkiye’nin Bir Damla Bir Dünya Projesi Tekirdağ’da Devam Ediyor

Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketlerinden PepsiCo, PepsiCo Pozitif (pep+) stratejisinin temel bileşenlerinden biri olan “Net Su Pozitif” vizyonu doğrultusunda su kaynaklarını korumaya yönelik projelerini büyütmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda 2023 yılında PepsiCo Türkiye’nin Doğa Koruma Merkezi iş birliğiyle Tarsus Berdan havzasında başlayan ve 2024’te Manisa ve İzmir, 2025’te Adana’da uygulanmaya devam eden Bir Damla Bir Dünya projesi, 2026 yılında Tekirdağ’da Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi ortaklığı ile gerçekleştirilecek. Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi, Önder Çiftçi Projesi bünyesindeki üreticilere tohum, ilaç ve gübre temininin yanı sıra ürettikleri ürünlerin değerlendirilmesi ve ekonomiye kazandırılması süreçlerinde destek olmayı amaçlıyor. Özellikle sözleşmeli üretim modelinde alternatif ürünlerin üretimi ve değerlendirilmesi Trakya genelinde kooperatif aracılığıyla sağlanıyor. PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay, su yönetiminin sosyal, ekonomik ve çevresel açıdan en hayati konulardan biri olduğunu vurgulayarak, başta şirketler olmak üzere tüm kurumların bu alanda somut adımlar atması ve iş birliklerini artırması gerektiğini belirtti. Ergün Günay, “PepsiCo Türkiye olarak su yönetimini sürdürülebilirlik stratejimizin merkezine yerleştiriyoruz. Daha az su kullanmak, kullanılan suyu geri kazandırmak ve temiz suya erişimi artırmak hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz ‘Bir Damla Bir Dünya’ projemizle 2025 yılında Tarsus, Manisa, İzmir ve Adana’daki operasyonlarımızın bulunduğu havzalarda yaklaşık 1,14 milyon m³ suyu doğaya geri kazandırdık. Operasyonel su kullanımımızın Tarsus ve İzmir’de %100’ünü, Manisa’da %98’ini ve Adana’da %52’sini yerel havzalara geri kazandırdık. Şimdi de Tekirdağ’da, Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi iş birliğiyle Meriç-Ergene Havzasındaki yer altı ve yer üstü sularının korunmasına katkı sağlayarak yarattığımız pozitif etkiyi daha da genişletmeyi hedefliyoruz” dedi. Projeye koruyucu tarım uygulamaları da eklendi Proje kapsamında bugüne kadar yaklaşık 3000 dekar arazide uygulanan damla sulama pratiklerine 2026 yılında koruyucu tarım uygulamaları da eklendi. Yerel proje ortaklarımız olan Kooperatiflerimiz ile yapılan iş birliği kapsamında çiftçiler topraklarını en az şekilde işleyerek ve anız üzerine ekim yaparak, toprağın yapısını korurken su tutma kapasitesini de artıracaklar. Toprak sağlığının iyileştirilmesi bölgede sulu tarımda kullanılan su miktarını da azaltacağından Meriç-Ergene Havzasının yer altı ve yer üstü suları korunacak. Toprak doğrudan ekim yöntemiyle iyileştirilecek Son yıllarda sayısı ve şiddeti artan aşırı iklim olayları tarımsal üretimi olumsuz yönde etkilerken, iklim değişikliğine uyum kapsamında toprağı ve suyu koruyucu uygulamalar yaygınlaşıyor. Bu kapsamda, organik maddesi oldukça düşük olan ülkemiz topraklarının iyileştirilmesine yönelik en önemli uygulamalardan biri toprak işlemeyi azaltan ve tarımsal üretimi kuraklığa karşı dirençli hale getiren (anıza) doğrudan ekim yöntemi. Bir Damla Bir Dünya projesi kapsamında da kullanılacak bu yöntem ile toprağın nemi korunacak ve organik madde miktarı artırılacak, aynı zamanda toprağın işlenmesi azaldığı için yakıttan ve işçilikten de tasarruf sağlanarak çiftçilerin gelirlerine de katkıda bulunulacak. Tarımsal ekosistemlerde verimlilik ve karlılığı artıran ve gıda güvenliğine katkı sağlayan bir uygulama olan doğrudan ekim yöntemi aynı zamanda iklim ve çevre dostu özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu yöntemde geleneksel uygulamalardan farklı olarak hasattan sonra yeniden ekime kadar herhangi bir toprak işleme yapılmıyor; ekim bir önceki ürüne ait anızla kaplı alan üzerine ekim yapabilen özel mibzerler ile gerçekleştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Henkel’in İz Bırak Projesi, 444 Çocuğa Ulaşarak Sürdürülebilirlik Bilinci Aşıladı Haber

Türk Henkel’in İz Bırak Projesi, 444 Çocuğa Ulaşarak Sürdürülebilirlik Bilinci Aşıladı

İhtiyaç Haritası iş birliğiyle gerçekleştirilen proje, sürdürülebilirlik bilincini Türkiye'nin farklı şehirlerindeki çocuklarla buluşturma yolculuğunu bu yıl da sürdürdü. Daha önce Hatay'daki konteyner yaşam alanlarında hayatlarını sürdüren çocuklara ulaşan proje, bu kez de İzmir'de 30 bin hektarlık alanı etkileyen büyük orman yangınlarının ardından bölgede hayata geçirilerek çocukların doğayla yeniden bağ kurmalarına katkı sağladı. İz Bırak Projesi, 444 çocuğa ulaşarak sürdürülebilirlik bilinci aşıladı… Türk Henkel'in İz Bırak projesi, İzmir Konak Belediyesi Toros Sosyal Tesisi'nde gerçekleştirildi. Karabağlar, Seferihisar ve Menderes'te yangından etkilenen bölgelerden çocukların da dâhil olduğu proje kapsamında, alanında uzman eğitimciler tarafından düzenlenen atölye ve etkinliklere 8-12 yaş aralığındaki çocuklar katılım sağladı. Proje kapsamında hazırlanan tohum topları ve çocukların yaratıcı çalışmalarını destekleyen boya kalemi setleriyle farklı okullara da destek sağlandı. Atölye çalışmaları, uygulamalı etkinlikler ve okul destekleri sayesinde proje, doğrudan katılımcılarla sınırlı kalmayarak toplam 444 çocuğa ulaştı. Proje ile yangın sonrası bölgenin yeniden ormanlaştırma sürecine katkı sağlanması, çocukların doğayla bağlarının güçlendirilmesi ve sürdürülebilirlik bilincinin desteklenmesi amaçlandı. Çocuklar, Sürdürülebilirlik Bilincini Güçlendiren Atölyelere Katıldı… Proje kapsamında çocuklar, çevre duyarlılığı kazanmalarını ve doğayı koruma yollarını öğrenmelerini destekleyen ücretsiz atölyelere katıldı. Örneğin; “Sürdürülebilirlik Kahramanları” atölyesinde geri dönüşüm uygulamalarına ve atıklardan yeni ürün tasarımlarına yönelik çalışmalar yapılarak çocuklarda çevre bilinci ve yeniden kullanım farkındalığının geliştirilmesi hedeflendi. “Doğa Sevgisi Drama” atölyesinde hikâyeleştirme ve drama çalışmaları aracılığıyla çocukların doğayla empati kurmalarını desteklemek üzere uygulamalar gerçekleştirildi. “Doğa Koruyucuları Tasarım” atölyesi kapsamında poster ve maket çalışmaları yapıldı. “Tohum Topu Hazırlama” atölyesinde ise çocuklar yerel bitki tohumları, kil ve toprak kullanarak kendi tohum toplarını hazırladı. Böylece çocukların doğa koruma bilincini uygulamalı deneyimlerle pekiştirmelerine katkı sağlandı. Atölyelere ek olarak tüm çocukların katılımıyla “Benim Fidanım, Benim Geleceğim” isimli bir saha etkinliği de düzenlendi. Bu çerçevede çocuklar kendi fidanlarını dikti ve atölyelerde hazırladıkları tohum toplarını doğayla buluşturdu. “Çocukların gelişimine sunulan her katkı, aydınlık yarınlar için atılmış bir adım.” Türk Henkel Kurumsal İletişim Müdürü Öznur Çatı, projeyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Türk Henkel olarak, kurumsal vatandaşlık anlayışını, sahip olduğumuz sorumluluk hissinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Çocukların gelişimine sunulan her katkının, aydınlık yarınlar için atılmış anlamlı bir adım olduğuna inanıyoruz. Bu yıl İzmir’de hayata geçirdiğimiz İz Bırak projemizle de daha önce Hatay’da olduğu gibi çocuklarımıza hem sürdürülebilirlik bilinci kazandırmayı hem de onların kişisel gelişimlerini ve öğrenme süreçlerini desteklemeyi hedefledik. Bundan sonra da eğitim, çevre bilinci ve sürdürülebilirlik alanlarında toplumsal fayda yaratan projeler geliştirerek, çocukların ve gençlerin bilinçlenmesine katkıda bulunmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” dedi. İz Bırak Projesi, Geçtiğimiz Yıl Hatay’da Depremden Etkilenen Çocuklara Ulaşmıştı… Proje geçtiğimiz yıl da yine İhtiyaç Haritası iş birliğinde Hatay’da depremden etkilenen çocuklar için hayata geçirilmişti. İz Bırak projesi, eğitici ve öğretici temalardaki ücretsiz atölyeler aracılığıyla İhtiyaç Haritası konteyner yaşam alanında hayatlarını sürdüren yaklaşık 250 çocuğumuzun yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmelerine, çevre bilinci kazanmalarına ve toplumsal farkındalık oluşturmalarına destek sağlamıştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Deniz Kaplumbağaları ve Akdeniz Fokları İçin Bilim Temelli Koruma Çalışmaları Haber

Deniz Kaplumbağaları ve Akdeniz Fokları İçin Bilim Temelli Koruma Çalışmaları

Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı’nın 17. Sezonunda Fark Yaratan seçilen Seher Akyol, deniz kaplumbağalarını korumak amacıyla başlattığı bireysel çabayı, gönüllülerin ve bilim insanlarının katkılarıyla kıyı ekosistemini koruyan kapsamlı bir harekete dönüştürdü. Oğluyla çıktığı bir sahil yürüyüşünde yumurtalarının yanında yaşamını yitirmiş bir deniz kaplumbağasıyla karşılaşan Akyol, nesli tehlike altındaki bu türü korumak için neler yapabileceğini araştırmaya başladı. İlk olarak sahilde kurduğu çadırda nöbet tutarak koruma çalışmalarına başlayan Akyol, yerel yönetimler iş birliğiyle bölgede ışıklandırma, yapılaşma ve araç girişine yönelik önlemler alınmasını sağladı. Çalışmalarını kum zambakları ve Akdeniz foklarını da kapsayacak şekilde genişleten Akyol, 2020 yılında Deniz Kaplumbağaları, Akdeniz Fokları, Kum Zambakları Kıyı Koruma Derneği’ni (DEKAFOK) kurdu. DEKAFOK Derneği, zamanla bir koruma girişimi olmanın ötesine geçerek bilimsel ve toplumsal bir farkındalık platformuna dönüştü. Akademisyenlerle yürütülen iş birlikleri sayesinde kıyı ekosistemine ilişkin veriler, ilgili kurumlarla paylaşıldı. Bu çalışmalar sonucunda bölgede trol teknelerinin faaliyetlerinin kontrol altına alınması gibi önemli kazanımlar elde edildi. Sahil boyunca yürütülen devriye çalışmaları, yuvalama alanlarının korunması ve ışık kirliliğinin azaltılmasına yönelik uygulamalarla deniz kaplumbağalarının yaşam alanları daha güvenli hale getirildi. DEKAFOK Derneği bünyesinde faaliyet gösteren Türkiye’nin ilk resmi Bilgi ve Gözlem Merkezi’nde öğrencilere ve ziyaretçilere yönelik eğitim programları düzenlenirken “Duymayan Kalmasın” Projesiyle çocuklara nesli tehlike altındaki türlerin korunmasına yönelik farkındalık kazandırılıyor. Sahil temizliği, kompost üretimi, geri dönüşüm ve yenilenebilir enerji uygulamaları gibi çalışmalarla doğa koruma bütüncül bir yaklaşımla ele alınıyor. Manavgat Mendirek Yarımadası’nda yer alan merkezde; Deniz Ekosistemi Kütüphanesi, Eğitim Araştırma Laboratuvarı ile Deniz Kaplumbağası İlk Yardım ve Bakım Ünitesi aracılığıyla araştırma, eğitim ve rehabilitasyon çalışmaları yürütülüyor. Bugüne kadar 45 binin üzerinde öğrenciye ulaşan DEKAFOK, her yıl yurt içinden ve yurt dışından onlarca gönüllüyü ağırlıyor. Gönüllüler, yumurtlama döneminde aralıksız devriyeler düzenleyerek yuvaları kontrol ediyor ve araştırma çalışmalarına katkı sağlıyor. Dernek, ayrıca gönüllülerine staj imkanı da sunuyor. Türkiye'nin ilk Deniz Kaplumbağası İhbar Hattı’nı hayata geçiren DEKAFOK Derneği, bireylerin de koruma sürecine dahil olmasını sağlıyor. Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, “Bireysel bir çabanın kolektif bir harekete dönüşmesinin en güçlü örneklerinden birini ortaya koyan Seher Akyol, DEKAFOK Derneği çatısı altında yürüttüğü çalışmalarla Antalya kıyılarındaki nesli tehlike altındaki türlerin ve kıyı ekosisteminin korunmasına öncülük ediyor. Bilim insanlarından gönüllülere, kamu kurumlarından üniversitelere kadar birçok paydaşı ortak bir amaç etrafında buluşturan Akyol, doğayla uyumlu bir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Sabancı Vakfı olarak, kıyı ekosistemlerinin korunmasına katkı sunan ve toplumsal farkındalığı güçlendiren çalışmalarıyla ilham veren Seher Akyol’un çalışmalarını desteklemekten büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Caretta Caretta’ların Göç Rotalarına Uydu Takibiyle Işık Tutuluyor Haber

Caretta Caretta’ların Göç Rotalarına Uydu Takibiyle Işık Tutuluyor

TÜPRAG, Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD) ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle 2024 yılında hayata geçirilen Miner Turtle Projesi kapsamında, uydu takip cihazı takılan iki yeni Caretta caretta denize uğurlandı. Kızılot Ulualan Halk Plajı’nda düzenlenen etkinlikte, deniz kaplumbağalarının korunmasına yönelik bilimsel izleme çalışmaları, proje kapsamında elde edilen bulgular ve Akdeniz ekosistemi açısından taşıdığı önem paylaşıldı. Miner Turtle Projesi, Türkiye’nin Caretta caretta için birinci derece yuvalama alanlarından biri olan Antalya-Kızılot kumsalında, deniz kaplumbağası popülasyonlarının araştırılması ve korunması amacıyla yürütülüyor. Proje kapsamında 16 kilometrelik kumsal bandında yuva tespiti ve izleme, risk altındaki yuvaların korunması, yavru çıkışlarının yönetilmesi, canlı kurtarma çalışmaları, uydu izleme, gönüllülük programları, eğitimler ve turizm farkındalık çalışmaları gerçekleştiriliyor. 2024–2025 döneminde proje kapsamında 4.497 Caretta caretta yuvası ve 314.867 yumurta kayıt altına alındı. Aynı dönemde 110.019 yavrunun denize ulaşması sağlanırken, yuva içi ve yuva ağzı kontrollerinde 10.569 yavru canlı olarak kurtarıldı. 450 yuva koruma altına alındı. Ayrıca 2024 ve 2025 yıllarında toplam dört ergin dişi Caretta caretta’ya uydu vericisi takılarak göç yolları, beslenme ve kışlama alanlarına ilişkin bilimsel veri üretildi. Bilimsel izleme, koruma ve toplumsal farkındalık bir arada Miner Turtle Projesi, yalnızca yuvalama alanlarının fiziksel olarak korunmasına değil, deniz kaplumbağalarının yaşam döngüsünün daha iyi anlaşılmasına da katkı sağlıyor. Uydu takip çalışmaları sayesinde Caretta caretta’ların Akdeniz’deki göç rotaları izleniyor; elde edilen veriler, türlerin korunmasına yönelik bilimsel çalışmalar ve gelecek dönem planlamaları için temel oluşturuyor. Projenin sosyal etki boyutunda ise öğrenciler, turizm çalışanları, turistler, yerel topluluklar ve gönüllüler yer alıyor. 2024–2025 döneminde yaklaşık 3.100 öğrenciye, 1.450 turizm çalışanına ve 1.900 yerli/yabancı turiste biyoçeşitlilik eğitimleri ve farkındalık çalışmalarıyla ulaşıldı. Aynı dönemde 212 ulusal ve uluslararası gönüllü saha çalışmalarına katıldı. “Kızılot, Akdeniz’de deniz kaplumbağaları açısından kritik bir yuvalama alanı” Etkinlikte konuşan EKAD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Onur Candan, Kızılot kumsalının Akdeniz’deki deniz kaplumbağası popülasyonları açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek şunları söyledi: “Deniz kaplumbağaları, yalnızca tek bir türün korunması açısından değil, bağlı oldukları kıyı ve deniz ekosistemlerinin bütünlüğü açısından da büyük önem taşıyor. Kızılot kumsalı, Caretta caretta için Türkiye’nin en önemli yuvalama alanlarından biri. Miner Turtle Projesi kapsamında yürüttüğümüz düzenli saha çalışmaları, yuva tespiti, yavru çıkış kontrolleri, kurtarma çalışmaları ve uydu takip uygulamalarıyla hem bu alanın korunmasına hem de Akdeniz ölçeğinde bilimsel veri üretilmesine katkı sağlıyoruz. Bugün denize uğurladığımız uydu takip cihazı takılı Caretta caretta da bize göç rotaları, beslenme ve kışlama alanları hakkında çok değerli bilgiler sunacak.” “Doğal sermayeye uzun vadeli yatırım yapıyoruz” Etkinlikte konuşan TÜPRAG Sürdürülebilirlik Direktörü Jale Şakıyan Ateş ise Miner Turtle Projesi’nin TÜPRAG’ın sürdürülebilirlik yaklaşımı içinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek şöyle konuştu: “TÜPRAG olarak ‘Önce insan ve çevre, sonra madencilik’ prensibiyle hareket ediyoruz. Sürdürülebilir ve sorumlu madencilik anlayışımızı yalnızca operasyon sahalarımızla sınırlı görmüyor; faaliyet alanlarımızın ötesinde de doğal sermayeye uzun vadeli katkı sunmayı önemsiyoruz. EKAD ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürüttüğümüz Miner Turtle Projesi de bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri. Kızılot kumsalında yürütülen bilim temelli izleme ve koruma çalışmaları sayesinde iki yılda 110 binden fazla yavrunun denize ulaşmasına destek olduk. Uydu izleme çalışmalarıyla da Caretta caretta’ların Akdeniz’deki yolculuklarını takip ederek bilimsel veri üretimine katkı sağlıyoruz. Bu proje, bizim için bir destek çalışmasının ötesinde; biyoçeşitliliği koruma, toplumsal farkındalığı artırma ve gelecek nesillere daha sağlıklı ekosistemler bırakma sorumluluğumuzun bir parçası.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Club Marvy, Avrupa'nın En Prestijli  Sorumlu Turizm Ödüllerinde Üst Üste İkinci  Kez Altın Ödüle Layık Görüldü Haber

Club Marvy, Avrupa'nın En Prestijli Sorumlu Turizm Ödüllerinde Üst Üste İkinci Kez Altın Ödüle Layık Görüldü

Geçtiğimiz yıl da ICRT tarafından hem Avrupa Sorumlu Turizm Ödülleri’nde hem de Global Sorumlu Turizm Ödülleri’nde altın ödüle layık görülen Club Marvy, böylece üst üste ikinci kez Avrupa'nın en başarılı sorumlu turizm projeleri arasında yer aldı. Turizm sektöründe çevresel ve sosyal etkileri odağına alan en saygın uluslararası platformlardan biri olarak kabul edilen ICRT Sorumlu Turizm Ödülleri, turizmin doğal çevreye, yerel ekonomilere ve topluluklara sağladığı olumlu katkıları ödüllendiriyor. Doğa İçin Pozitif Etki kategorisi ise biyolojik çeşitliliğin korunmasına, doğal yaşamın desteklenmesine ve turizm faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkilerinin azaltılmasına yönelik örnek uygulamaları değerlendiriyor. Doğayla uyumlu bir yaşam kültürünü yalnızca misafir deneyiminin bir parçası olarak değil, işletmenin temel yaklaşımı olarak benimseyen Club Marvy, yerel üreticilerle kurduğu güçlü iş birlikleri, bölgesel kalkınmayı destekleyen uygulamaları, doğal kaynakların korunmasına yönelik çalışmaları ve misafirlerini doğayla daha bilinçli bir ilişki kurmaya teşvik eden deneyimleriyle sürdürülebilir turizme bütüncül bir yaklaşım sunuyor. Üst üste kazanılan bu ödüller, Club Marvy'nin sorumlu turizmi bir proje ya da geçici bir hedef olarak değil, işletmenin temel yaklaşımı olarak benimsediğinin güçlü bir göstergesi oluyor. Paloma Hotels Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Ece Tonbul konuyla ilgili: "Doğanın bir parçası olduğumuza inanıyor, tüm kararlarımızı bu anlayışla şekillendiriyoruz. Club Marvy'de misafirlerimize yalnızca unutulmaz bir tatil deneyimi sunmayı değil, bulunduğumuz bölgeye, yerel topluluklara ve doğal yaşama değer katmayı hedefliyoruz. Üst üste ikinci kez Altın Ödül ile onurlandırılmak, bu yaklaşımın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu görmek açısından son derece değerli." açıklamasında bulundu. Bu yılki ödüllerde Paloma Hotels markası altında faaliyet gösteren Paloma Grida da önemli bir başarıya imza attı. Paloma Grida, İklim Değişikliğine Uyum kategorisinde Gümüş Ödül’e layık görüldü. İklim değişikliğinin turizm üzerindeki etkilerine karşı geliştirilen uygulamaları değerlendiren bu kategori, sektörün geleceği açısından kritik öneme sahip çalışmaları ödüllendiriyor. Club Marvy'nin Altın Ödülü ve Paloma Grida'nın Gümüş Ödülü, Paloma Hotels'in sürdürülebilirlik, doğa koruma ve sorumlu turizm alanlarında uzun yıllardır kararlılıkla sürdürdüğü çalışmaların uluslararası ölçekte de karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.