Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğa Temelli

Kapsül Haber Ajansı - Doğa Temelli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa Temelli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Howden’dan, 6,2 Milyon Karbon Kredisine Küresel Güven Desteği Haber

Howden’dan, 6,2 Milyon Karbon Kredisine Küresel Güven Desteği

İklim değişikliğiyle mücadelede karbon piyasalarının güvenilirliği ve şeffaflığı her geçen gün daha kritik hale gelirken, sigorta sektörü de bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Küresel sigorta brokerliği grubu Howden, yayımladığı 2025 Sürdürülebilirlik Raporu'nda karbon piyasalarının güvenilirliğini artırmaya yönelik çalışmalarını paylaşırken, uluslararası havacılık sektörünün karbon azaltım hedeflerine katkı sağlayacak önemli bir sürece destek verdiğini duyurdu. Howden'ın Sürdürülebilirlik Raporu’nda yer alan bilgilere göre şirket, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü'nün (ICAO) Karbon Dengeleme ve Azaltım Programı (CORSIA) kapsamında kullanılabilecek toplam 6,2 milyon karbon kredisinin uluslararası standartlara uygunluğunun değerlendirilmesine katkı sağladı. Böylece karbon kredilerinin çevresel bütünlüğünü destekleyen güven mekanizmalarının oluşturulmasına da önemli bir katkı sağlanmış oldu. Karbon piyasalarında güveni artıran yeni sigorta mekanizmaları geliştiriliyor Karbon piyasalarının büyümesiyle birlikte karbon kredilerinin güvenilirliği, doğrulanabilirliği ve olası risklere karşı korunması da öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Howden, bu kapsamda dünyanın en büyük bağımsız sera gazı sertifikasyon kuruluşlarından Gold Standard ve Verra tarafından, CORSIA kapsamında kullanılacak karbon kredilerine ilişkin sigorta çözümlerinin uluslararası kriterlere uygunluğunu değerlendirmek üzere görevlendirildi. Bu çalışma, karbon piyasalarında şeffaflığın artırılmasına ve yüksek çevresel standartların korunmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Şirket, geliştirdiği değerlendirme modeliyle sigorta ürünlerinin karbon kredilerinin bütünlüğünü koruyacak nitelikte olup olmadığını incelerken, özellikle karbon azaltım kazanımlarının çift sayım (double claiming) gibi risklere karşı güvence altına alınmasına destek veriyor. Böylece karbon piyasalarında yatırımcı güveninin güçlendirilmesi ve iklim projelerine yönelik finansmanın hızlandırılması amaçlanıyor. Sigorta çözümleri havacılığın karbon dönüşümünü destekliyor Sigortanın yalnızca risk transferi sağlayan bir araç olmanın ötesine geçerek iklim yatırımlarını mümkün kılan stratejik bir unsur haline geldiği görülüyor. Howden, karbon piyasalarından yenilenebilir enerji yatırımlarına kadar birçok alanda geliştirdiği çözümlerle düşük karbon ekonomisine geçişi desteklerken, havacılık sektörünün emisyon azaltım hedeflerine ulaşmasında da önemli rol üstleniyor. Howden'ın İklim Riski ve Dayanıklılık (Climate Risk & Resilience) ekibi, sigortalanabilirliği iklim risklerinin yönetiminde stratejik bir gösterge olarak ele alıyor. Bu yaklaşım sayesinde sigorta çözümleri yalnızca mevcut riskleri güvence altına almakla kalmıyor, aynı zamanda iklim yatırımlarının önündeki finansal engellerin azaltılmasına ve yeni yatırımların hayata geçirilmesine de katkı sağlıyor. Karbon piyasalarının gelişimine katkı sağlıyor Howden'ın yürüttüğü çalışmalar, karbon piyasalarının daha güvenilir, şeffaf ve yatırım yapılabilir hale gelmesini destekleyen küresel girişimlerin önemli bir parçasını oluşturuyor. Gold Standard ve Verra ile gerçekleştirilen iş birlikleri sayesinde karbon kredilerinin uluslararası standartlara uygun şekilde değerlendirilmesine katkı sağlayan şirket, karbon piyasalarının gelişimini desteklerken sürdürülebilir finansman ekosisteminin güçlenmesine de katkıda bulunuyor. Howden, sürdürülebilirlik yaklaşımı kapsamında iklim risklerini azaltmaya yönelik çalışmalarını karbon piyasalarıyla sınırlı tutmuyor. Şirket, yenilenebilir enerji, karbon yakalama teknolojileri, doğa temelli çözümler ve iklim dayanıklılığı alanlarında geliştirdiği sigorta modelleriyle iklim dönüşümünü destekleyen küresel finansman mekanizmalarının yaygınlaşmasına katkı sağlamayı sürdürüyor. “Karbon piyasalarına duyulan güven, iklim yatırımlarının hızını doğrudan belirliyor” Karbon piyasalarının sağlıklı büyümesi için güven mekanizmalarının kritik önem taşıdığına dikkat çeken Howden Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Bölge CEO’su Atınç Yılmaz, şunları söyledi: "Karbon piyasalarının iklim hedeflerine gerçek anlamda katkı sağlayabilmesi, şeffaflık, doğrulanabilirlik ve güven esasına dayanan güçlü bir yapının oluşturulmasına bağlı. Çünkü karbon piyasalarına duyulan güven, iklim yatırımlarının hızını doğrudan belirliyor. Sigorta sektörü ise bu dönüşümde yalnızca riskleri yöneten değil, aynı zamanda sürdürülebilir yatırımların önünü açan stratejik bir rol üstleniyor. Howden olarak karbon kredilerinin uluslararası standartlar doğrultusunda değerlendirilmesine katkı sağlayan çalışmaların içinde yer alırken, iklim finansmanını destekleyen güven mekanizmalarının güçlenmesine de katkıda bulunmayı önemsiyoruz. COP31’in Antalya’da gerçekleştirilecek olması ve Türkiye’nin bu önemli küresel buluşmaya ev sahipliği yapması, iklim finansmanı ve karbon piyasaları alanındaki sigortacıların perspektifini uluslararası gündemin önemli başlıklarıyla buluşturmak açısından değerli bir fırsat sunuyor; bu sürecin Türkiye sigorta piyasasında da yeni açılımları beraberinde getireceğine inanıyoruz. Bu yaklaşımın hem karbon piyasalarının gelişimini hızlandıracağına hem de düşük karbon ekonomisine geçiş sürecine önemli destek sağlayacağına inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan EnBW Enerji'den Doğa Dostu Proje: Kıyıköy RES'te "Arı Otelleri" Dönemi Haber

Borusan EnBW Enerji'den Doğa Dostu Proje: Kıyıköy RES'te "Arı Otelleri" Dönemi

Borusan Grubu ve Energie Baden-Württemberg AG’nin (EnBW) ortak girişimi Borusan EnBW Enerji, yenilenebilir enerji üretimini ekosistemi koruyan uygulamalarla birleştiriyor. Borusan EnBW Enerji çalışanlarının gönüllülük esasıyla geliştirdiği Arı Otelleri projesi, yerel türlerin korunmasına ve bölge halkının bilinçlendirilmesine odaklanıyor. Kıyıköy Rüzgâr Enerji Santrali (RES) sahasında özellikle yaz aylarında türbin girişlerinde yuvalanan Avrupa eşek arısı (Vespa crabro) nedeniyle oluşan insan-yaban hayatı etkileşimi, saha operasyonları ve bakım faaliyetleri açısından iş sağlığı ve güvenliği riski yaratıyor. Borusan EnBW Enerji, bu sorunu kimyasal yöntemlere başvurmadan, ekosistem dostu ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yönetmek üzere “Arı Otelleri” projesini devreye aldı. Borusan Grubu’nun iklim, insan ve inovasyon (i3) sürdürülebilirlik odağını sahaya taşıyan proje; doğayı korurken operasyonel sürekliliği destekleyen, döngüsel ekonomi ve toplumsal etkiyi bir araya getiren bütüncül bir model olarak öne çıkıyor. Amasyalı, “Yeşil dönüşüm, yalnızca enerji üretmekten ibaret değil” Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yenilenebilir enerji üretimi yaparken tesis sahalarımızda biyoçeşitliliği korumak, insan-yaban hayatı etkileşimini doğa temelli çözümlerle yönetmek ve bunu çalışan gönüllülüğü ile yerel kalkınmayı destekleyen bir yaklaşımla hayata geçirmek sürdürülebilirlik vizyonumuzun tam merkezinde yer alıyor. Arı Otelleri projesi, doğaya saygılı operasyon anlayışımızın, toplumsal faydayı önceleyen sürdürülebilirlik yaklaşımımızın ve sahadaki ortak aklın güçlü bir örneği.” Doğal koku bariyerleriyle arılar atık malzemelerle yapılan yaşam alanlarına yönlendiriyor Arı Otelleri projesi kapsamında türbin girişlerine dikilen yabani nane, biberiye, kekik, fesleğen, adaçayı, limon otu, sarımsak, okaliptüs ve defne yaprağı gibi aromatik bitkilerle doğal koku bariyerleri oluşturuldu. Böylece Avrupa eşek arılarının zarar görmeden alternatif alanlara yönlendirilmesi sağlandı. Bununla birlikte, Kıyıköy Ortaokulu’ndan 68 öğrenci ve Borusan EnBW Enerji gönüllüleri bir araya gelerek atık malzemelerden Arı Otelleri üretti. Sahaya yerleştirilen bu oteller, arılar için güvenli yuvalama alanları oluştururken, türbin gövdelerinden toplanan yağmur sularıyla yaban hayatı için su yalakları da kuruldu. Proje, bulunduğu ekosistemin bütününü desteklemeyi amaçlıyor. Kurulan arı otelleri ve su yalaklarının etkinliği ise fotokapan sistemleri ve düzenli saha gözlemleriyle aktif olarak izleniyor. Biyoçeşitlilik, eğitim ve döngüsel ekonomi aynı projede buluştu Arı Otelleri projesi, çevresel faydanın yanı sıra sosyal etki de üretti. Kıyıköy Ortaokulu ile gerçekleştirilen gönüllülük iş birliği sayesinde genç nesillerin biyoçeşitlilik, ekosistem dengesi ve doğa temelli çözümler konusunda farkındalığı artırıldı. Atık malzemelerin yeniden değerlendirilerek arı otellerine dönüştürülmesi ise projeyi döngüsel ekonomi açısından da örnek bir uygulama haline getirdi. Kimyasal müdahale yerine doğal yönlendirme, kaynak verimliliği ve yerel paydaş katılımı, projenin en ayırt edici unsurları arasında yer aldı. “Geleceğe İlham Ödülleri”nde biyoçeşitlilik kategorisinde ödül “Arı Otelleri” projesi, Borusan Holding tarafından düzenlenen “Geleceğe İlham Ödülleri” kapsamında biyoçeşitlilik kategorisinde ödüle layık görüldü. Bu ödül, projenin yalnızca saha özelinde bir çözüm üretmekle kalmadığını; aynı zamanda ölçeklenebilir, tekrarlanabilir ve sektöre örnek teşkil eden bir model sunduğunu da ortaya koydu. Borusan EnBW Enerji, Kıyıköy RES’te geliştirilen bu uygulamayı şirketin diğer sahalarında da yaygınlaştırılmayı planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Türkiye'den Su ve Mavi Ekonomi Finansmanında Mavi Repo İle Yeni Adım Haber

QNB Türkiye'den Su ve Mavi Ekonomi Finansmanında Mavi Repo İle Yeni Adım

İşlem kapsamında sağlanan kaynaklar, su kaynaklarının korunması ve mavi ekonomi faaliyetlerini destekleyen yatırımların finansmanında kullanılacak. İklim değişikliği, kuraklık ve artan su stresi, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir öncelik haline getiriyor. Tarımdan sanayiye, enerjiden şehir yaşamına kadar ekonomik faaliyetlerin devamlılığı açısından kritik öneme sahip olan su kaynaklarının korunması ve verimli kullanımı, önümüzdeki dönemin en önemli yatırım alanları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda gerçekleştirilen Mavi Repo işlemi, uluslararası sermayenin Türkiye'de su kaynaklarının korunmasını ve mavi ekonomi faaliyetlerini destekleyen yatırımlara yönlendirilmesine katkı sağlıyor. İşlem aynı zamanda sürdürülebilir finansmanın yalnızca tahvil ihraçlarıyla değil, sermaye piyasaları ve hazine ürünleri aracılığıyla da desteklenebileceğini ortaya koyuyor. QNB Sürdürülebilir Finans ve Ürün Çerçevesi ile IFC Blue Finance Guidelines (Mavi Finansman Rehberi) doğrultusunda yapılandırılan işlem kapsamında fonların kullanımına ilişkin süreçler düzenli raporlama ve bağımsız doğrulama mekanizmalarıyla takip edilecek. QNB Türkiye, son yıllarda gerçekleştirdiği Mavi Tahvil, Yeşil Tahvil, İklim Geçiş Tahvili ve Üçlü Etki Tahvili işlemleriyle sürdürülebilir finansman alanlında ki ürün yelpazesini genişletti. Mavi Repo işlemi ise bu yaklaşımın sermaye piyasaları ve hazine işlemleri tarafındaki yeni örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. QNB Türkiye Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı ve Uluslararası Bankacılık ve Hazine Yönetici Direktörü Yeliz Ataay Arıkök, gerçekleştirilen işleme ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Günümüzde bankalar, uluslararası sermaye ile reel ekonomi arasında köprü kurarak kaynakların ülkenin geleceğini şekillendirecek alanlara yönlendirilmesinde önemli bir rol üstleniyor. QNB Türkiye olarak sürdürülebilir finansmana bu perspektiften yaklaşıyoruz. Su kaynaklarının korunması ve verimli yönetimi de bu alanların başında geliyor. Su, ekonomik faaliyetlerin devamlılığı, gıda güvenliği, sanayi üretimi ve enerji dönüşümü açısından stratejik bir kaynak niteliğinde. Barclays ile gerçekleştirdiğimiz Mavi Repo işlemi, uluslararası yatırımcıların bu alandaki finansman ihtiyacına verdiği desteğin somut bir göstergesi. İşlem sayesinde uluslararası kaynakları Türkiye'de su ve mavi ekonomi alanındaki yatırımlara yönlendirirken, sürdürülebilir finansmanın yeni ürün ve yapılarla gelişmesine de katkı sağlıyoruz. Mavi Repo işlemini, sürdürülebilir finansman araçlarının çeşitlenmesine katkı sağlayan ve su temelli yatırımlara uluslararası kaynak akışını destekleyen önemli bir adım olarak görüyoruz.” Barclays Gelişmekte Olan Piyasalar Sürdürülebilir Finansman Başkanı Oliver Phillips ise şunları söyledi: “QNB Türkiye'nin ilk Mavi Repo işlemini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Bu işlem, COP31 öncesinde Türkiye finans piyasalarında sürdürülebilir finansman için yeni kaynakların harekete geçirilmesini sağlayan yenilikçi uygulamaların devam ettiğini ortaya koyuyor. Barclays olarak mavi finansmanı; denizler ve okyanuslarla bağlantılı projeler için sermaye sağlayan, aynı zamanda çevresel, ekonomik ve iklim açısından olumlu etkiler yaratan önemli ve hızla büyüyen bir finansman alanı olarak görüyoruz." Bu işlem, Türkiye'de sürdürülebilir finansman piyasalarının derinleşmesine katkı sağlarken, su ve mavi ekonomi alanındaki yatırımlara daha fazla uluslararası sermaye yönlendirilmesine olanak tanıyor. QNB Türkiye, geliştirdiği yenilikçi finansman çözümleriyle iklim, su ve doğa temelli dönüşüm alanlarında sermayenin doğru alanlara yönlendirilmesine katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SKD Türkiye ve İş Bankası’ndan Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı Haber

SKD Türkiye ve İş Bankası’ndan Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği ile İş Bankası’nın düzenlediği Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı, bankalar ve kalkınma finansmanı kurumları, gıda ve tarım şirketleri, tarım ve sulama teknolojileri firmaları, kamu kurumları, akademi, düşünce kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcileri bir araya getirdi. Çalıştayda Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda artan kuraklık riski ve su stresi nedeniyle tarımsal üretimde suyun daha verimli kullanılması ihtiyacı ile bu dönüşümü destekleyecek finansman modelleri ve iş birlikleri ele alındı. “Su verimliliği finansman ve iş birliğiyle güçlenebilir” Çalıştayın açılışında konuşan SKD Türkiye Genel Sekreteri Konca Çalkıvik, "İklim değişikliğiyle birlikte su, tarımsal üretimden gıda güvenliğine, ekonomik kalkınmadan finansal istikrara kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir kaynak haline geldi. Tarımda su verimliliğini artıracak dönüşümü yalnızca teknolojiyle değil, doğru finansman mekanizmaları ve güçlü iş birlikleriyle de desteklemek gerekiyor. SKD Türkiye olarak uzun yıllardır iş dünyasının sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandıracak ortak platformlar oluşturuyor, kamu, özel sektör, finans dünyası ve akademiyi aynı masa etrafında buluşturuyoruz. İş Bankası ile gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay da önemli bir proje oldu. Tarımda su verimliliğine yönelik yatırımların önündeki engellerin aşılmasına, yenilikçi finansman modellerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. “Su verimliliğinin merkezinde tarım, yani gelecek var” İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Müdürü Umut Yiğit ise, iklim değişikliği ve su güvenliği arasındaki güçlü bağlantıya dikkat çektiği konuşmasında, OECD ve Birleşmiş Milletler’in, mevcut üretim ve tüketim alışkanlıklarının sürmesi halinde 2030 yılında dünya genelinde sürdürülebilir tatlı su arzı ile talep arasında yaklaşık yüzde 40’lık bir açığın oluşabileceğine işaret ettiğini hatırlattı. Türkiye’de suyun yaklaşık yüzde 75’inin tarımsal üretimde kullanıldığını, tarımın geleceğinin su üretkenliği üzerine kurulacağını, bu noktada su ayak izi kavramının giderek daha kritik hale geldiğini söyleyen Yiğit, finans sektöründeki dönüşüme de dikkat çekerek, meselenin artık “su ve iklim finansmanı” olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Umut Yiğit, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Su yönetimi artık tek bir kurumun çözebileceği bir mesele değil, kamu, özel sektör, finans sektörü, akademi ve sivil toplumun ortak hareket ettiği bir ekosistem ve uzun soluklu çalışmalar gerektiriyor. SKD Türkiye ile birlikte bugün gerçekleştirdiğimiz çalıştay bu nedenle çok değerli. Su çalıştaylarının ilkini 2022 yılında İzmir’de gerçekleştirmiştik. Bunun yanı sıra; kuraklık ve dolayısıyla su yönetimi konusunda BASUSAD (Basınçlı Sulama Sanayicileri Derneği) iş birliği ile 2025 yılında 22 Tarım İhtisas Şubemizde 500’den fazla üreticimize “Doğru Sulama Teknikleri” başlıklı eğitimler düzenledik. Sürdürülebilir tarım, enerji dönüşümü, doğal mirasın korunması ve kaynak verimliliği alanlarında yürüttüğümüz çalışmaları önümüzdeki dönemde daha da genişletmeyi hedefliyoruz.” Çalıştay raporu; kamu, finans sektörü ve iş dünyası için yol gösterici olacak Açılışın ardından Ziraat Mühendisi Raşit Yılmaz ile Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ersoy Yıldırım’ın değerlendirmeleriyle başlayan programda üç oturum düzenlendi. İlk oturumda tarımda su risklerinin finans sektörü açısından değerlendirilmesi ve doğa temelli çözümlerin finansmanındaki mevcut boşluklar, ikinci oturumda su verimliliği yatırımlarını hızlandıracak finansman araçları, yatırım öncelikleri ve kamu, özel sektör ile finans kuruluşları arasında geliştirilebilecek iş birliği modelleri değerlendirildi. Günün son oturumunda ise Türkiye'nin tarımda su verimliliği alanındaki öncelikli politika başlıkları, kısa ve orta vadede devreye alınabilecek finansal mekanizmalar ile ortak pilot uygulama önerileri paylaşıldı. Önümüzdeki günlerde yayımlanacak çalıştay sonuç raporunun, kamu, finans sektörü ile iş dünyası için yol gösterici bir kaynak oluşturması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SKD Türkiye ve İş Bankası’ndan Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı Haber

SKD Türkiye ve İş Bankası’ndan Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği ile İş Bankası’nın düzenlediği Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı, bankalar ve kalkınma finansmanı kurumları, gıda ve tarım şirketleri, tarım ve sulama teknolojileri firmaları, kamu kurumları, akademi, düşünce kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcileri bir araya getirdi. Çalıştayda Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda artan kuraklık riski ve su stresi nedeniyle tarımsal üretimde suyun daha verimli kullanılması ihtiyacı ile bu dönüşümü destekleyecek finansman modelleri ve iş birlikleri ele alındı. “Su verimliliği finansman ve iş birliğiyle güçlenebilir” Çalıştayın açılışında konuşan SKD Türkiye Genel Sekreteri Konca Çalkıvik, "İklim değişikliğiyle birlikte su, tarımsal üretimden gıda güvenliğine, ekonomik kalkınmadan finansal istikrara kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir kaynak haline geldi. Tarımda su verimliliğini artıracak dönüşümü yalnızca teknolojiyle değil, doğru finansman mekanizmaları ve güçlü iş birlikleriyle de desteklemek gerekiyor. SKD Türkiye olarak uzun yıllardır iş dünyasının sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandıracak ortak platformlar oluşturuyor, kamu, özel sektör, finans dünyası ve akademiyi aynı masa etrafında buluşturuyoruz. İş Bankası ile gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay da önemli bir proje oldu. Tarımda su verimliliğine yönelik yatırımların önündeki engellerin aşılmasına, yenilikçi finansman modellerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. “Su verimliliğinin merkezinde tarım, yani gelecek var” İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Müdürü Umut Yiğit ise, iklim değişikliği ve su güvenliği arasındaki güçlü bağlantıya dikkat çektiği konuşmasında, OECD ve Birleşmiş Milletler’in, mevcut üretim ve tüketim alışkanlıklarının sürmesi halinde 2030 yılında dünya genelinde sürdürülebilir tatlı su arzı ile talep arasında yaklaşık yüzde 40’lık bir açığın oluşabileceğine işaret ettiğini hatırlattı. Türkiye’de suyun yaklaşık yüzde 75’inin tarımsal üretimde kullanıldığını, tarımın geleceğinin su üretkenliği üzerine kurulacağını, bu noktada su ayak izi kavramının giderek daha kritik hale geldiğini söyleyen Yiğit, finans sektöründeki dönüşüme de dikkat çekerek, meselenin artık “su ve iklim finansmanı” olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Umut Yiğit, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Su yönetimi artık tek bir kurumun çözebileceği bir mesele değil, kamu, özel sektör, finans sektörü, akademi ve sivil toplumun ortak hareket ettiği bir ekosistem ve uzun soluklu çalışmalar gerektiriyor. SKD Türkiye ile birlikte bugün gerçekleştirdiğimiz çalıştay bu nedenle çok değerli. Su çalıştaylarının ilkini 2022 yılında İzmir’de gerçekleştirmiştik. Bunun yanı sıra; kuraklık ve dolayısıyla su yönetimi konusunda BASUSAD (Basınçlı Sulama Sanayicileri Derneği) iş birliği ile 2025 yılında 22 Tarım İhtisas Şubemizde 500’den fazla üreticimize “Doğru Sulama Teknikleri” başlıklı eğitimler düzenledik. Sürdürülebilir tarım, enerji dönüşümü, doğal mirasın korunması ve kaynak verimliliği alanlarında yürüttüğümüz çalışmaları önümüzdeki dönemde daha da genişletmeyi hedefliyoruz.” Çalıştay raporu; kamu, finans sektörü ve iş dünyası için yol gösterici olacak Açılışın ardından Ziraat Mühendisi Raşit Yılmaz ile Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ersoy Yıldırım’ın değerlendirmeleriyle başlayan programda üç oturum düzenlendi. İlk oturumda tarımda su risklerinin finans sektörü açısından değerlendirilmesi ve doğa temelli çözümlerin finansmanındaki mevcut boşluklar, ikinci oturumda su verimliliği yatırımlarını hızlandıracak finansman araçları, yatırım öncelikleri ve kamu, özel sektör ile finans kuruluşları arasında geliştirilebilecek iş birliği modelleri değerlendirildi. Günün son oturumunda ise Türkiye'nin tarımda su verimliliği alanındaki öncelikli politika başlıkları, kısa ve orta vadede devreye alınabilecek finansal mekanizmalar ile ortak pilot uygulama önerileri paylaşıldı. Önümüzdeki günlerde yayımlanacak çalıştay sonuç raporunun, kamu, finans sektörü ile iş dünyası için yol gösterici bir kaynak oluşturması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnci Akü’nün #HerAküBirTohum Projesi’nden 100 Bin Tohum Daha Haber

İnci Akü’nün #HerAküBirTohum Projesi’nden 100 Bin Tohum Daha

İlk etapta doğayla buluşturulan 100 bin tohumun ardından, yeni faz kapsamında 100 bin tohum daha ekosisteme kazandırılarak toplam etkinin 200 bin tohuma ulaşması hedefleniyor. Proje, 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde “2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödülü”ne de layık görüldü. İnci Akü’nün ecording iş birliğiyle yürüttüğü #HerAküBirTohum projesi, ikinci fazıyla ekosistem restorasyonuna katkı sağlamayı sürdürüyor. ecoDrone teknolojisiyle gerçekleştirilen ekim çalışmalarıyla doğa temelli çözümler geliştirilmesine katkı sunan proje, 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde “2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödülü”ne layık görüldü. Ödül, zirveye ev sahipliği yapan İstanbul Teknik Üniversitesi’nin rektörü Prof. Dr. törende İTÜ Rektörü Hasan Mandal tarafından İnci Akü’ye takdim edildi. ecoDrone teknolojisi ve yeni tohum türleriyle yeşil destek Projede kullanılan ecoDrone teknolojisiyle ulaşılması güç bölgelerde hızlı ve ölçülebilir ekim çalışmaları gerçekleştiriliyor. Böylece iklim krizinin etkilerine karşı doğa temelli çözümler geliştirilmesi hedefleniyor. Bu çözümler kapsamında İnci Akü’nün desteğiyle ilk fazda toprakla buluşan 100 bin tohum yangın sonrasında Muğla bölgesinin restorasyonuna katkı sağladı. İnci Akü ve ecording iş birliğinin ikinci fazında ise, biyolojik çeşitliliği desteklemek amacıyla danışman akademisyenler tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler doğrultusunda, bölge koşullarına uygunluğu teyit edilen Defne, ana tür Kızılçam ile İnci Akü adına gerçekleştirilecek ekim çalışmalarına dahil edilecek. Uygulamaya alınan bu modelle biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi, toprak yapısının güçlendirilmesi ve ekosistemin doğal onarım sürecine katkı sağlanması hedefleniyor. Proje kapsamında İnci Akü ve EAS marka akü satın alan tüketicilere satış sonrasında iletilen SMS ile ulaşılan tohum takip sistemi üzerinden tohumların doğadaki serüveni e-postalar ile izlenebiliyor. “Sürdürülebilirlik yolculuğumuzu somut adımlarla atıyoruz.” İnci GS Yuasa Akü Yatırım, Yönetim Sistemleri ve Sürdürülebilirlik Müdürü Andrea Mazzone, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti: “İnci Akü olarak sürdürülebilirliği yalnızca operasyonlarımızın değil, uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın da merkezinde konumlandırıyoruz. ecording iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz #HerAküBirTohum projesinin ilk fazında 100 bintohumu doğayla buluşturmanın mutluluğunu yaşarken, ikinci faz kapsamında 100 bin tohumu daha doğayla buluşturarak toplam etkimizi büyütmeye devam ediyoruz. Bu defa Hisarönü, Muğla bölgesinde ekosistemlerin yeniden canlanmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. İş birliğimizin ikinci yılında ise projeyi daha kapsamlı bir ekosistem restorasyonu yaklaşımıyla geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda biyolojik çeşitliliği destekleyen farklı bitki türlerini de projeye dahil ederek sahadaki ekolojik faydayı artırmayı amaçlıyoruz. Projemizin 11. Karbon Zirvesi’nde 2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödülü’ne layık görülmesi ise sürdürülebilirlik odağımızın ve attığımız somut adımların değerli bir göstergesi oldu.” Birden fazla sürdürülebilir kalkınma amacına katkı #HerAküBirTohum projesi; İklim Eylemi, Karasal Yaşamın Korunması, Sorumlu Üretim ve Tüketim, Eşitsizliklerin Azaltılması ve Amaçlar İçin Ortaklıklar başlıklarında Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na katkı sunuyor. ecording’in #Mission2030 vizyonuyla uyumlu ilerleyen proje, karbon nötr bir gelecek hedefi doğrultusunda somut çevresel fayda yaratmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kentlerin Yeni Yol Haritası Sağlıklı Kentler Forumu’nda Çizildi Haber

Kentlerin Yeni Yol Haritası Sağlıklı Kentler Forumu’nda Çizildi

Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde bu yıl ilk kez düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu (Healthy Cities Forum-HCF), ikinci gününde “gıda, su ve enerji” ekseninde kentlerin yaşadığı krizlere yönelik çözüm yollarını ele aldı. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen forumun ikinci gün oturumlarına Başkan Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Kaya, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği üyesi il ve ilçe belediye başkanları, belediye bürokratları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Tüm oturumları yakından takip eden Başkan Tugay, İzmir’in daha sağlıklı bir kent olması hedefi doğrultusunda konuşmacılara sorular yöneltti. Oturumların ardından ise konuşmacılara, Sağlıklı Kentler Birliği adına teşekkür plaketi takdim etti. Krizlerden çıkış koridorları belirlendi İlk gün “Düğümler” başlığı altında, kentlerin yaşadığı krizler, kırılganlıklar, kritik dönüm noktaları bir bütün olarak ele alındı. Forumun ikinci gününde ise “Koridorlar” başlığı altında, düğümlerin çözüm sürecinde ekolojik, sosyal, ekonomik ve yönetsel bağlantılar bir araya getirilerek yol haritası oluşturuldu. Forumun “Eşik” bölümünde ise krizlere karşı kentlerin yeni bir geleceğe geçişinin çıktıları üzerinde duruldu. İki günlük maratonun ardından doğa temelli çözümler, yerel uygulamalar ve iş birlikleri üzerinden ortak eylem alanları ortaya konuldu. Belediyeler gıda üretiminde aktif rol almalı İkinci gün toplantılarının ilk oturumu “Gıdanın Koridorları” oldu. "Kentten Kırsala Yeni Bağlar / Kentte Yaşam Ağları" başlığıyla İstanbul Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Serim Dinç moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği Başkanı Zümran Ömür ve Ege Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya konuşmacı oldu. Kars'ın Boğatepe köyünde hem üretimin hem de turizmin önünü açan Zümran Ömür, kırsalın doğru planlanması, toprağın kıymetinin bilinmesi ve doğru işlenmesinden söz ederek bir başarı öyküsünü aktardı. Prof. Dr. Tayfun Özkaya, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bokaşi kompostu üretimi, biyokömür gibi projelerini örnek gösterdi. Oturumda gıda üretiminde belediyelerin daha aktif olması gerektiği, tarım sektöründeki sıkışma, ekolojik gıda üretimi, agro ekolojinin yaygınlaştırılması önerileri gündeme geldi. Susuzluğa karşı 7 adımlık risk yönetimi Günün ikinci buluşması olan “Suyun Koridorları” oturumu, "Kuraklık Çağında Kentler" başlığıyla gerçekleştirildi. İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yurdanur Ünal moderatörlüğünde düzenlenen oturumda, İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve Bursa Teknik Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gül Sayan Atanur konuşmacı oldu. Prof. Dr. Gül Sayan Atanur, peyzaj çalışmalarının şehirlerin altyapı projeleri olduğuna dikkat çekerek, sürdürülebilir kentsel drenaj sistemlerini anlattı. Her şehrin kendi doğasına göre su yönetimi ve kuraklıkla mücadele yöntemlerini geliştirmesi gerektiğini söyleyerek, yeşil alanları yok eden beton odaklı kentsel dönüşüm projelerine karşı uyardı. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ise belediyelerin uygulaması gereken 7 adımlık risk yönetimini açıkladı. Bu adımlarda belediyelerin meteoroloji birimi kurması gerektiği, su bütçesinin yasallaşması, tarımsal dönüşüm, yağmur hasadı, kent taşıma kapasitesi, içme suyu – gri su ayrımı ve sözde çözümlerin reddedilmesi yer aldı. Enerjiyi tüketen değil üreten, yöneten, paylaşan şehirler Forumun “Enerji Koridorları” oturumu "Kentlerin Enerji Dönüşümü" başlığıyla düzenlendi. Füzyon Solar CEO’su Harun Girgin moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hasan Sarıçiçek ve Es Denizcilik Gayrimenkul Geliştirme Müdürü Alican Baycan konuşmacı oldu. Dr. Hasan Sarıçiçek, ilk kentlerin var olduğu günden günümüze kadar değişen enerji tüketimini anlattı. Veriyle güçlenen şehirlerin yarını daha iyi planladığını söyleyen Sarıçiçek, geleceğin şehirlerinin enerjiyi tüketen değil; üreten, yöneten ve paylaşan şehirler olacağını ifade etti. Alican Baycan ise hanelerden kamu binalarına kadar kentlerde tüketmeden enerjiyi koruyabilmenin yöntemlerini anlattı. Şehirlerin tasarlanırken enerji tasarrufu sağlayacak şekilde kurgulanması gerektiğini söyleyen Baycan, konut, ofis, ticaret ve kamusal alanların bir arada olduğu, ulaşımın minimumda tutulduğu “kompakt şehir” modelini anlattı. Kentte kimler var? Kentlerdeki yaşamı her açıdan ele almak üzerine düzenlenen “Kentte Kimler Var” oturumu gerçekleştirildi. İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi ve DSÖ Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Burcu Zeybek moderatörlüğünde düzenlenen oturumda Yaban Hayatı Fotografçısı Alper Tüydeş ve Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık konuşmacı oldu. Son dönemlerde Yaren Leylek hikayesinin fotoğraflarıyla adından söz ettiren Alper Tüydeş, kentlerdeki yaban hayatına dair deneyimlerini aktardı. Yerel yönetimlerin doğru bilerek uyguladığı birçok projenin kentlerdeki yaban hayatına etkisine dikkat çeken Tüydeş, birlikte yaşam sürülen ama fark edilmeyen çok sayıda tür hakkında bilgi verdi. Kıvılcım Pınar Kocabıyık, “İklim Kliniği: Isınan Dünyada Sağlığı Yeniden Düşünmek” adlı sunumu yaptı. İklim krizinin sadece doğayı değil ekonomiyi, toplumu ve kent sağlığını riske sokan pek çok şeyi etkilediğinin altını çizdi. Sağlıklı kentler için söz gençlerde Sağlıklı Kentler Forumu’nun son oturumunda söz gençlere bırakıldı. "Şehir Bizim Olsa: Gençler Sağlıklı Kentleri Nasıl Hayal Ediyor?" başlıklı gençlik oturumunun moderatörlüğünü Birleşmiş Milletler (BM) YOUNGO Sağlık Çalışma Grubu Lideri Dr. Sıla Gürbüz yaparken Avrupa Komisyonu İklim Elçisi Seren Anaçoğlu ve BM Gençlik Elçisi Resul Hüseynzade oldu. Oturumda gençler, iklim krizi, kuraklık, doğa ve çevre yetersizliği, kent içi yetersiz ulaşım, spor alanları, afetler, bisiklet yolları, yaşam alanları, aidiyet, güvensizlik ve karar alma noktasında gençlerin daha çok söz sahibi olması gibi pek çok konuya dair kendi pencerelerinden başkanlara aktardı. Şimdi yeniden başlama zamanı Son oturumda konuşan DSÖ Bilim Kurulu Üyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, kentlerin bugün birbirini besleyen çok katmanlı krizlerle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Küresel ölçekte servet ve gücün az sayıda kişinin elinde toplandığını belirten Okyay, bunun demokrasi üzerinde baskı oluşturduğunu ve dünyada derin bir eşitsizlik krizinin yaşandığını ifade etti. Sorunların birbirinden bağımsız ele alınamayacağını vurgulayan Okyay, “Su politikaları bir yerde, gıda politikaları bir yerde, enerji politikaları başka bir yerde. Ama afetler ve krizler ayrı ayrı çıkmıyor. Bilginin disiplinler arası akışına ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı. Birlikte hareket etme zorunluluğuna dikkat çeken Okyay “Şimdi yeniden başlama zamanı” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.