Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğal Gaz

Kapsül Haber Ajansı - Doğal Gaz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğal Gaz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aksa Doğalgaz 7. Kez “Düşük Karbon Kahramanı Ödülü”ne Değer Görüldü Haber

Aksa Doğalgaz 7. Kez “Düşük Karbon Kahramanı Ödülü”ne Değer Görüldü

Türkiye’nin lider, Avrupa’nın dördüncü büyük doğal gaz dağıtım şirketi Aksa Doğalgaz, 71 bin kilometreyi aşan şebeke uzunluğuyla 30 il, 375 ilçe ve beldede 8,4 milyon abonesini doğal gazla buluşturuyor. Faaliyetlerini daha temiz bir gelecek anlayışıyla insana, doğaya ve yaşama saygı çerçevesinde hayata geçiren Aksa Doğalgaz, sürdürülebilir enerji dönüşümüne katkı sağlamak üzere Ar-Ge çalışmalarını kararlılıkla yürütüyor. 11. İstanbul Karbon Zirvesi, 4-5 Mayıs tarihlerinde Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ana desteğinde İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde “Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” başlığıyla gerçekleştirildi. Aksa Doğalgaz da Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği projesiyle SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödül Töreni’nde yedinci kez ödülün sahibi oldu. Törende Aksa Doğalgaz’a, sera gazı emisyonlarını azaltarak iklim değişikliğine karşı etkin mücadelede örnek oluşturan kuruluşlara değer görülen SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödülü’nün veriliş teknik gerekçesini İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu açıkladı, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal takdim etti. Doğal gaz ile biyometanın güç birliği Aksa Doğalgaz Başkan Yardımcısı Şinasi Gölbaşı, zirve kapsamındaki “Karbon Yönetimi ve Enerji” oturumunda konuşmacı olarak yer aldı. Gölbaşı sunumunda, Aksa Doğalgaz’ın sürdürülebilirlik faaliyetlerini, karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik çalışmalarını ve Şirket’in yenilikçi Ar-Ge projesi Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği’ni anlattı. Gölbaşı, “Aldığımız ödülü uzun soluklu çalışmalarımızın anlamlı bir takdiri olarak görüyoruz. Doğal Gazımızda Atığın Yerli ve Yeşil Gücü projemizin devamı niteliğindeki Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği’nde, biyometanın üretimden şebekeye enjeksiyonuna, taşıma seçeneklerinden sertifikasyon ve mevzuat süreçlerine kadar tüm değer zincirini inceliyoruz. Biyometanın doğal gaz altyapısıyla birlikte kullanılabilirliğini teknik, ekonomik, çevresel ve sertifikasyon boyutlarıyla değerlendiriyoruz” diye konuştu. Enerji arzını çeşitlendiriyoruz Küresel iklim krizine karşı kapsayıcı ve sürdürülebilir bir çevresel yönetim adımlarıyla ilerlediklerini belirten Gölbaşı, iklim değişikliğinin etkileriyle mücadelede alternatif yakıtların ve çevreci enerji kaynaklarının önemine inandıklarına dikkat çekti. Gölbaşı, sözlerine şöyle devam etti: “Karbon yönetimi açısından doğal gaz, fosil yakıtlardan çevreci yakıtlara geçiş sürecinde en önemli yakıt olduğundan, Ar-Ge çalışmalarımızla enerji arzını çeşitlendirmeyi hedefliyoruz. Bunun yanı sıra düşük karbon ekonomisine geçiş, yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı olmayan; enerji arz güvenliğinden atık yönetimine, yerli kaynakların değerlendirilmesinden sanayinin rekabet gücüne kadar çok boyutlu bir dönüşümü ifade ediyor. Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği projemiz de bu yaklaşımın somut bir çıktısı.” Sürdürülebilir yaşama katkı Aksa Doğalgaz, faaliyet gösterdiği bölgelerde hava kalitesinin iyileşmesine önemli bir katkı sağlıyor. Kömür gibi karbon yoğun yakıtların çevresel etki konusunda bilinçlendirme çalışmalarına devam ederek, hava kalitesinin her geçen gün iyileştirilmesine katkıda bulunuyor. Şirket, 2025 yılında abonelerinin kömür yerine doğal gazı tercih etmesiyle 17,64 milyon ton karbon emisyonunun önüne geçilmesini sağladı. 2025 yılı Kapsam 1, 2 ve 3 emisyonlarını ISO 14064 Kurumsal Sera Gazı Emisyonlarının Hesaplanması ve Raporlanması Standardı’na uygun olarak altı farklı kategori üzerinden hesapladı. Ayrıca, 2025 yılı elektrik tüketiminden kaynaklı Kapsam 2 karbon emisyonlarını Yenilenebilir Enerji Kaynak Belgesi ile nötrleyen Aksa Doğalgaz, ecodrone’larla ulaşılması zor alanlarda gerçekleştirilen tohum atışlarıyla bugüne kadar aboneleri adına 201 bin tohumu toprakla buluşturdu, 2026 yılı sonuna kadar da 500 bin tohum topunu daha toprakla buluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gölova’da Doğal Gazlı Hayat Başladı Haber

Gölova’da Doğal Gazlı Hayat Başladı

Sivas’ta 2004 yılından bu yana doğal gaz dağıtım hizmeti veren Aksa Sivas Doğalgaz, “Kesintisiz ve güvenli gaz arzı” ilkesiyle hareket ediyor. 2.294 kilometrelik dağıtım şebekesiyle yaklaşık 240 bin aboneyi doğal gaz konforuyla buluşturan Şirket, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) onayıyla lisans alanına dahil edilen Gölova’da çalışmaların tamamlanmasıyla ilçeye doğal gaz arzı sağladı. Genişleme çalışmalarımıza devam edeceğiz Gölova’da vatandaşları doğal gaz konforu ve ekonomisi ile buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Aksa Sivas Doğalgaz Şirket Müdürü Resul Korkmaz, “İlçemizde genişleme çalışmalarımıza devam edeceğiz. Vatandaşlarımız artık daha çevreci, güvenli ve ekonomik bir enerji kaynağına sahip olmakla birlikte mutfakta tüp bitti, yemek yarıda kaldı sorunu yaşamadan yemek pişirebilecek, sıcak suya yedi yirmi dört erişebilecek ve evinin her odasını eşit bir şekilde ısıtabilecek. Atık derdi, is ve kül sorunu yaşamayacak. Doğal gazın konforundan yararlanmak isteyen vatandaşlarımız Online İşlemler kanalımız ve Aksa Doğalgaz Mobil uygulamamızı kullanarak aboneliklerine dair tüm işlemlerini gerçekleştirebilir” dedi. Yaşam kalitesini artırıyor Doğal gazın sağladığı ekonomik avantajlara da değinen Korkmaz, “Doğal gaz, 2026 Ocak ayı verilerine göre yemek pişirme ve sıcak su kullanımında tüpe göre beş kat, ısınmada kömüre göre üç buçuk kat, ısınmada elektriğe göre de iki kat daha ekonomik bir yakıt” dedi. Doğal gazın Gölova’da yaygınlaşmasıyla birlikte ilçede yaşam kalitesinin artacağını ve ticari işletmelere önemli artılar sağlayacağını ifade eden Korkmaz, hava kirliliğinin de önemli ölçüde azalacağına dikkat çekti. “Onay verilmeden kullanmayın” Korkmaz, Sivas merkez başta olmak üzere Akıncılar, Altınyayla, Divriği, Gemerek, Gürün, Hafik, İmranlı, Kangal, Koyulhisar, Şarkışla, Suşehri, Ulaş, Yıldızeli, Zara ve son olarak Gölova ilçesi ile Cemel ve Gürçayır beldelerinde doğal gaz dağıtım hizmetine başarıyla devam ettiklerini açıkladı. Sivas genelinde sürdürdükleri genişleme çalışmalarının kontrollü olarak devam ettiğini vurgulayan Korkmaz, il genelinde özellikle yeni abone olacak vatandaşlar için uyarılarını yineledi: “Doğal gazın kullanıma başlamadan önce güvenlik risklerini ortadan kaldırmak ve olumsuz durumlarla karşılaşmamak için mutlaka dağıtım şirketinin gerçekleştirdiği kontroller tamamlanmalı, ayrıca, ilk ve yenilenen sözleşmeler sonrasında yalnızca dağıtım şirketinin onayı ile doğal gaz kullanımı yapılmalıdır. Doğal gaz tesisatına ve yakıcı cihazlara sertifikasız kişiler müdahale etmemeli, gerçekleştirilecek her türlü müdahale öncesinde dağıtım şirketine mutlaka bilgi verilmelidir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa’da Doğal Gaz Tüketimi 2,6 Milyar Metreküpü Aştı Haber

Bursa’da Doğal Gaz Tüketimi 2,6 Milyar Metreküpü Aştı

Aksa Bursa Doğalgaz tarafından açıklanan 2025 yılı doğal gaz tüketimi verileri Bursa’da doğal gaz kullanımının artış eğilimini sürdürdüğünü ortaya koydu. Bursa’da doğal gaz altyapısının genişlemesi ve konutlarda doğal gaz kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte abone sayısı ve tüketim miktarı arttı. 2025 yılında doğal gaz tüketimi bir önceki yıla göre yüzde 19 artarak 2,6 milyar metreküp seviyesini aştı. Tüketimin büyük bölümünü ise konutlar oluşturdu. Konutların toplam doğal gaz tüketimi içindeki payı yüzde 71, ticari işletmeler ve sanayi kuruluşlarını içeren serbest tüketicilerin payı ise yüzde 29 oldu. Osmangazi ilçesi ilk sırada Bursa’da doğal gaz tüketiminin ilçelere göre dağılımına bakıldığında Osmangazi ilçesi, yıllık 302,8 milyon metreküp tüketim ile ilk sırada yer aldı. Osmangazi’yi Yıldırım ve Nilüfer ilçeleri takip etti. Sanayi faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde doğal gaz tüketimi daha yüksek olurken, nüfus yoğunluğu ve yapılaşmanın daha fazla olduğu bu ilçeler, kentteki toplam konut tüketiminin önemli bölümünü oluşturdu. En yüksek tüketim: 20 Şubat 2025 2025 yılında Bursa’da hane başına yıllık ortalama tüketimde de artış yaşandı. Bursa’da konutlarda 2024 yılında 968,52 metreküp olan yıllık ortalama doğal gaz tüketimi, 2025’te 1.061 metreküp seviyesine yükseldi. Tüketimin en yoğun olduğu ay şubat olurken, en yüksek tüketim 20 Şubat 2025’te gerçekleşti. 20 Şubat günü Türkiye’de tüketilen doğal gazın yüzde 5,4’ü Bursa’da tüketilmiş oldu. Bu tarihte kentte toplam 16,7 milyon metreküp doğal gaz kullanıldı. En düşük tüketimin gerçekleştiği ay ise ağustos oldu. “Artan talebi altyapı yatırımlarıyla destekliyoruz” Bursa’da her geçen gün daha fazla kişinin doğal gazın konforuyla buluştuğunu belirten Aksa Bursa Doğalgaz Şirket Müdürü Çağdaş Adıbelli, “Bursa’da doğal gaz, özellikle konutlarda ısınma, sıcak su ve pişirme gibi temel ihtiyaçların karşılanmasında en çok tercih edilen enerji kaynaklarının başında geliyor. Talep artışını altyapı yatırımlarıyla destekliyor, çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. İlimizde doğal gazın ulaştığı konut ve işletme sayısını her yıl düzenli olarak artırıyor, daha geniş bir kullanıcı kitlesine kesintisiz ve güvenli gaz arzı sağlıyoruz” dedi. Bacanın dışarı kadar uzatılması önemli Güvenli kullanıma yönelik olarak doğal gazın, ilk gaz açma veya sözleşme yenileme süreçlerinde yalnızca dağıtım şirketinin onayıyla kullanılması gerektiğini hatırlatan Adıbelli, “Gerçekleştirilecek her işlem öncesinde dağıtım şirketine mutlaka bilgi verilmelidir” dedi. Kombilerin kapalı balkon veya teras gibi alanlarda yer alması halinde bacalarının mutlaka dışarıya kadar uzatılmasının önemini vurgulayan Adıbelli, “Baca bağlantıları açılmamalı, sızdırma yapmamalı ve gözle düzenli olarak kontrol edilmelidir” diye konuştu. Bacalı cihaz kullanımında düzenli bakım hayati önem taşıyor Güvenli doğal gaz arzının sağlanabilmesinin güçlü dağıtım altyapısının yanı sıra projeye uygun olarak yapılmış ve dağıtım şirketi tarafından onaylı iç tesisat sistemleriyle mümkün olabildiğini söyleyen Adıbelli, özellikle bacalı cihaz kullanan aboneler için dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle aktardı: “Binanın ortak bacasına çıkış verilerek çalışan bacalı sistemler, zamanla baca çekiş sorunları, yetersiz havalandırma, tesisatın yaşlanması ve kullanım alışkanlıkları gibi nedenlerle ciddi güvenlik riskleri oluşturabiliyor. Hermetik cihazların baca bağlantıları buz kütleleri, yoğun kar, sert rüzgar ve fırtına gibi dış etkenler nedeniyle yerinden çıkabiliyor. Bu durum cihazın güvenli çalışmasını engelliyor ve atık gazın ortamda birikerek karbonmonoksit oluşumuna neden olabiliyor. Renksiz ve kokusuz olması nedeniyle fark edilmesi zor olan karbonmonoksit gazı ciddi hayati tehlikelere yol açarak can güvenliğini riske atıyor.” Doğal gazın doğru şekilde kullanıldığında en güvenli enerji kaynaklarından biri olduğunu belirten Adıbelli, abonelere doğal gaz tesisatlarına dağıtım şirketinin onayı olmadan proje dışı herhangi bir müdahalede bulunulmaması, cihaz ilavesi ya da cihaz yeri değişikliği yapılmaması gerektiğini hatırlattı. Bacalı cihazların bağlantı parçalarının bacaya ve cihaza bağlandığı noktalarda sızdırma olup olmadığının yetkili firmalara kontrol ettirilmesinin önemine dikkat çeken Adıbelli, her cihazın baca bağlantısının ayrı olması gerektiğini vurguladı. Adıbelli ayrıca, bacaların bakım ve temizliğinin her yıl düzenli olarak yaptırılması ve tuğla, beton gibi malzemelerden yapılmış, CE belgesi bulunmayan eski tip doğal gaz bacalarının ise mevzuata uygun şekilde yenilenmesi gerektiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Doğalgaz Şanlıurfa’da 340 Bin Aboneyi Aşmayı Hedefliyor Haber

Aksa Doğalgaz Şanlıurfa’da 340 Bin Aboneyi Aşmayı Hedefliyor

Aksa Şanlıurfa Doğalgaz Şirket Müdürü Muhammed Nezih Ural, geçtiğimiz yıl gerçekleştirdikleri genişleme çalışmalarından yeni dönem faaliyetlerine, tüketim değerlerinden Şanlıurfa’nın hava kalitesindeki iyileşmeye kadar bir dizi değerlendirmede bulundu. Ural, merkez ilçeler Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü’nün yanı sıra Akçakale, Birecik, Ceylanpınar, Halfeti, Harran, Hilvan, Viranşehir, Siverek ve Bozova ilçelerindeki abonelere genişleme faaliyetleri kapsamında doğal gaz ulaştırmaya devam ettiklerini belirtti. Dağıtım ağımız her geçen gün büyüyor Aksa Şanlıurfa Doğalgaz’ın 2026 yılı faaliyetlerine yönelik bilgiler veren Ural, “2026’da hız kesmeden devam edeceğimiz yatırım faaliyetlerimizle şehrimizin enerji altyapısını daha da güçlendireceğiz. Yıl sonuna kadar yaklaşık 29 bin konutu daha doğal gazla buluşturmayı ve Suruç ilçemizi doğal gaz konforuna kavuşturmayı hedefliyoruz. Böylelikle ilimizde doğal gazı ulaştırmadığımız ilçemiz kalmayacak ve abone sayımız yaklaşık 341 bine ulaşacak” dedi. 15 bin 199 deprem konutuna gaz arzı sağlandı 2025 yılında Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından Şanlıurfa’da yapımı tamamlanan 4 bin 108 deprem konutuna doğal gaz ulaştırdıklarının bilgisini paylaşan Ural, “Bu adımla birlikte 6 Şubat depremlerinden bu yana toplam 15 bin 199 deprem konutuna gaz arzını sağladık. 2025, oldukça verimli bir yıldı; şebeke uzunluğumuz bir önceki yıla göre yüzde 8 artarak 2 bin 143 kilometreye ulaştı. Abone sayımız da yüzde 11 artışla 312 bin oldu” dedi. Ural ayrıca, 2025 yılında Şanlıurfa’da hane başı ortalama tüketimin 890 metreküp, yıllık genel tüketimin ise 230,7 milyon metreküp olarak gerçekleştiğini dile getirdi. Siverek 30 bin doğa dostu aboneye ulaştı “Şanlıurfa doğal gazı sevdi” diyerek, yatırım planlarını ön talep başvuruları doğrultusunda gerçekleştirdiklerine dikkat çeken Ural, sözlerini şöyle sürdürdü: “2025’te Siverek’te 4 bin 100 hane doğal gaz konforuna kavuşurken, abone sayımız 30 bine ulaştı. Siverek’te yakaladığımız bu ivmeyi diğer ilçelerimize de taşımak amacıyla yatırımlarımızı, talep doğrultusunda planlıyor, vatandaşlarımızın konforlu ve ekonomik doğal gazla buluşması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” Doğal gaz, solunum yolu hastalıkları riskini azaltıyor Şanlıurfa’nın hava kalitesinin hissedilebilir düzeyde iyileştiğini belirten Ural, doğal gazın yaşam konforunu artırmakla kalmayıp, daha temiz ve güvenle solunabilir bir hava sahası oluşmasına önemli ölçüde katkı sağladığını ifade etti. Ural, “Kömür ve odun kullanımına bağlı gelişen solunum yolu hastalıkları riski doğal gaz kullanımı arttıkça giderek azalıyor. 2025’te ilimizde kömür yerine doğal gazı tercih eden abonelerimiz sayesinde 672 ton karbon salımı azaltımı gerçekleşti” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arktik Deniz Rotaları Küresel Ticaretin Haritasını Gerçekten Yeniden Şekillendirecek Mi?  Haber

Arktik Deniz Rotaları Küresel Ticaretin Haritasını Gerçekten Yeniden Şekillendirecek Mi? 

Arktik rotaları ise potansiyel alternatifler olarak giderek daha fazla ilgi çekiyor. Coface tarafından yayımlanan yeni bir araştırma, iklim değişikliğinin seyrüsefer koşullarını dönüştürmesine rağmen, önümüzdeki beş yıl içinde bu rotaların ticari potansiyelinin sınırlı kalacağını ortaya koyuyor. Konteyner taşımacılığı açısından güçlü bir alternatif oluşturmadığı belirtilen Arktik güzergâhlar, buna karşın ham petrol ve doğal gaz gibi belirli emtia akışlarında önemli avantajlar sunabiliyor. Özellikle ABD ve Kuzey Avrupa’dan Asya’ya yapılan ihracat için bu rotaların stratejik katkı sağlayabileceği öngörülüyor. Öne çıkan küresel veriler şöyle: - Küresel mal ticaretinin yüzde 80’i deniz taşımacılığıyla gerçekleştiriliyor. - Doğu Asya ile Avrupa veya Kuzey Amerika arasındaki ticaretin ise önümüzdeki beş yıl içinde yaklaşık yüzde 3,5’inin Arktik rotaları üzerinden gerçekleşebileceği düşünülüyor Küresel deniz taşımacılığında artan baskı karşısında daha kısa rotalar Deniz taşımacılığı, küresel ticaretin yüzde 80’inden fazlasını oluştururken, Doğu Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika arasında yoğunlaşıyor ve sınırlı sayıda stratejik koridor etrafında şekilleniyor. Bu yoğunlaşma, küresel ticareti jeopolitik şoklara karşı daha kırılgan hale getiriyor. Son dönemde Kızıldeniz’de yaşanan aksamalar, Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler ve özellikle ABD politikalarıyla şekillenen uluslararası ticaret düzenindeki değişimler bu kırılganlığı daha da görünür kılıyor. Bu çerçevede Arktik rotaları, mesafeleri ciddi ölçüde kısaltan teorik bir alternatif olarak öne çıkıyor. Doğu Asya ile Kuzey Avrupa arasındaki mesafeyi yüzde 40’a kadar, Kuzey Amerika’nın doğu kıyılarına olan mesafeyi ise yaklaşık yüzde 20 oranında azaltabilen bu rotalar, iklim değişikliğiyle birlikte artan kullanılabilirlikleri sayesinde ekonomik açıdan ne ölçüde sürdürülebilir oldukları sorusunu gündeme taşıyor. Gerçek bir potansiyel barındırsa da ağırlıklı olarak dökme yük taşımacılığına odaklanıyor Bu rotaların ekonomik uygulanabilirliğini değerlendirmek amacıyla, Asya–Kuzey Avrupa ve Asya–Kuzey Amerika hatlarında Arktik rotalar ile geleneksel güzergâhlar arasındaki birim taşıma maliyetlerini karşılaştıran Coface, yaptığı analizde tankerler, dökme yük gemileri ve konteyner gemileri olmak üzere üç ana gemi tipini ele aldı. Elde edilen sonuçlar, önümüzdeki beş yıllık dönemde Arktik rotalarının ağırlıklı olarak ham madde taşımacılığına odaklanacağını gösteriyor. Özellikle sıvı dökme yükte (ham petrol, dizel, metanol ve LNG gibi) maliyet avantajı dikkat çekiyor; bazı durumlarda yüzde 45 ila 50’ye varan düşüşler mümkün görünüyor. Kuru dökme yükte (tahıl, cevher ve inşaat malzemeleri) de rekabetçi bir yapı oluşabileceği değerlendiriliyor, ancak bu durum büyük ölçüde gemilerin buz kırıcı desteği olmadan operasyon gerçekleştirebilmesine bağlı. Buna karşılık konteyner taşımacılığı, daha kısa mesafelere rağmen rekabetçi bir konumda bulunmuyor. Operasyonel kısıtlar, gemi boyutlarına ilişkin sınırlamalar ve Arktik seyrüseferine özgü maliyetler, mevcut koşullarda bu rotaların geleneksel hatların ölçek ekonomisiyle yarışmasını engelliyor. Bazı sektörlerde avantaj sağlansa da küresel ticarete etkisi sınırlı kalıyor Toplamda, Doğu Asya, Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika arasındaki ticaretin yaklaşık yüzde 3,5’inin Arktik rotalarını kullanması bekleniyor. Bu nedenle, kısa vadede bu rotaların küresel ticaret haritası üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağı öngörülüyor. Buna karşın bazı sektörlerin bu gelişmeden avantaj sağlaması bekleniyor. Özellikle tahıl, enerji, metal ve ormancılık ile bağlantılı sektörler öne çıkıyor. Bu durum nasıl yorumlanmalı? Kuzey Amerika’dan Doğu Asya’ya yapılan ihracatın değer bazında yaklaşık yüzde 7’sinin Arktik rotaları üzerinden taşınabileceği öngörülüyor. Bu da toplamda 22 milyar dolarlık bir hacme karşılık geliyor; bunun 6 milyar doları kuru dökme yükten, 16 milyar doları ise sıvı dökme yükten oluşuyor. ABD’nin kuzeydoğu kıyısında veya Kuzey Avrupa’da konumlanan dökme yük ihracatçıları, daha düşük taşıma maliyetleri ve kısalan transit süreler sayesinde Asya pazarlarında rekabet güçlerini artırabilir. Buna karşılık Güney Amerika’daki bazı rakipler (demir cevheriyle Brezilya, bakırla Şili) ile Afrika’daki bazı üreticiler (belirli minerallerde Demokratik Kongo Cumhuriyeti) göreli taşıma avantajlarında zayıflama yaşayabilir. Üreticilerin ötesinde, geleneksel deniz rotalarına yüksek ölçüde bağımlı bazı ülkeler de kırılgan hale gelebilir. Kanal gelirlerinin GSYH içinde önemli paya sahip olduğu Mısır ve Panama bu açıdan öne çıkıyor. Asya-Avrupa ticaretinde kilit rol oynayan bazı büyük liman merkezleri de ticaret akışlarının bir bölümünün kuzeye kayması halinde stratejik konumlarını sorgulamak durumunda kalabilir. Bu kapsamda Singapur ve daha sınırlı ölçüde Cebel Ali öne çıkan örnekler arasında yer alıyor. Ancak bu risk daha uzun vadeye yayılıyor; zira Arktik taşımacılığın 2030 yılına kadar konteyner taşımacılığına açılması beklenmiyor. Henüz ikincil önemde bir ticaret rotası olsa da önemli bir jeopolitik unsur Arktik rotaları mesafe açısından avantaj sunsa da gelişimleri önemli kısıtlarla karşı karşıya bulunuyor. Seyrüsefer süreleri hâlâ mevsimsel özellik gösterirken, buz koşulları değişken ve öngörülemez kalıyor; birçok durumda buz kırıcı gemilerin kullanımı zorunlu hale geliyor. Bu nedenle Arktik bölgesi giderek artan bir stratejik rekabet alanına dönüşmüş durumda. Kuzey Deniz Rotası büyük ölçüde Rusya’nın kontrolünde bulunurken, Çin bölgedeki varlığını ve kutup kapasitesini kademeli olarak güçlendiriyor. ABD de bölgede etkisini artırma yönünde adımlar atıyor. Bu çerçevede Arktik rotalarının gelişimi, yalnızca lojistik maliyetlerin değerlendirilmesiyle sınırlı kalmıyor; egemenlik, kritik altyapının kontrolü, kaynaklara erişim ve güç dengelerinin yeniden şekillenmesi gibi başlıkları da beraberinde getiriyor. Kısa vadede bu rotaların değeri ticari olmaktan çok siyasi bir nitelik taşıyor. Konteyner taşımacılığı ekonomik olarak geniş ölçekte uygulanabilir hale gelmediği sürece, küresel ticaret dengelerinde köklü bir değişim yaratmaları beklenmiyor. Coface sektör ekonomisti Eve Barré ise bu durumla ilgili, “Arktik deniz rotaları, mesafeleri kısaltmaları nedeniyle dikkat çekiyor. Ancak önümüzdeki birkaç yıl içinde ticari ilgi oldukça sınırlı kalacak ve ağırlıklı olarak hammadde taşımacılığı etrafında yoğunlaşacak” açıklamasında bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB, TANAP’ın Bakım Hizmetlerini 5 Yıl Daha Üstlenecek Haber

ABB, TANAP’ın Bakım Hizmetlerini 5 Yıl Daha Üstlenecek

Anlaşma kapsamında ABB; 1.811,7 kilometrelik TANAP doğal gaz boru hattı üzerindeki kritik kontrol sistemlerinin güvenli ve kesintisiz şekilde çalışmasını sağlamaya devam edecek. “ABB, TANAP’a daha önce ardışık üç yıllık ABB Care sözleşmeleri kapsamında bakım hizmetleri sunuyordu. Yeni Care anlaşması, güçlü ve uzun vadeli bir ortaklık tesis ediyor” ifadelerini kullanan ABB Türkiye Enerji Endüstrileri Otomasyon İş Kolu Başkanı Barış Ünver, iş birliğinin uzun vadeli niteliğine dikkat çekti. Anlaşma kapsamında otomasyon ve dijitalleşme alanlarındaki derin uzmanlığıyla ABB servis mühendisleri 7/24 görev alarak; proaktif bakım uygulamaları, gelişmiş siber güvenlik çözümleri ve yaşam döngüsü yükseltmeleriyle hattın operasyonel mükemmelliğine katkı sunacak. Doğal gaz boru hatlarında güvenlik ve süreklilik en temel öncelik olarak öne çıkıyor. ABB ise sahadaki mühendisleri ve bu alandaki yetkinlikleriyle TANAP ekipleri ile birlikte doğal gaz boru hattının en yüksek performansla çalışmasına uzun yıllardır katkı sağlıyor. Taraflar arasındaki uzun soluklu iş birliği, hizmet kapsamının ötesine geçerek karşılıklı güvene dayalı stratejik bir ortaklık niteliği taşıyor. ABB, bu yaklaşımıyla Türkiye’nin ve bölgenin enerji güvenliğini desteklemeyi sürdürüyor. Eylül 2025’te yürürlüğe giren yeni ABB Care bakım anlaşmasının Eylül 2030’a kadar devam etmesi planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Balıkesir’de Doğal Gaz Yatırımları Hızla Devam Ediyor Haber

Balıkesir’de Doğal Gaz Yatırımları Hızla Devam Ediyor

Türkiye’nin lider, Avrupa’nın dördüncü büyük doğal gaz dağıtım şirketi Aksa Doğalgaz’ın ilk dağıtım bölgesi olan Aksa Balıkesir Doğalgaz, 2003 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürüyor. Şirket’in doğal gazı yaygınlaştırmasıyla üretim maliyetleri azalırken, sanayileşme hızlanıyor ve düşük karbon salımı nedeniyle şehrin havası her geçen gün daha da iyileşiyor. Öte yandan Şirket’in afet ve acil durumlara yönelik gerekli planlamaları da hazır. Dağıtım ağımız büyümeye devam ediyor Aksa Balıkesir Doğalgaz’ın 2026 yılındaki faaliyetlerine ilişkin bilgiler veren Aksa Balıkesir Doğalgaz Şirket Müdürü Ferhat Öztürk, “2026 yılı, gerçekleştireceğimiz yeni yatırım ve genişleme çalışmalarıyla dağıtım ağımızı büyüttüğümüz, şehrimizin enerji altyapısını daha da güçlendirdiğimiz bir yıl olacak. Hedefimiz, Dursunbey’de imarlı alanların yüzde 90’ına, Burhaniye’de yüzde 97’sine ve Edremit’te yüzde 67’sine doğal gaz arzı sağlamak… Savaştepe ilçemizde ise çelik dağıtım hattı inşasını tamamlayarak boru gazına geçmeyi amaçlıyoruz. Ayrıca bu yıl kentimizin kalkınmasında büyük önem taşıyan iki önemli sanayi bölgesine de doğal gaz ulaştıracağız. Bu kapsamda Dursunbey Organize Sanayi Bölgesi ile Burhaniye Zeytin ve Zeytin Ürünleri İşleme İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ni doğal gazla buluşturmayı hedefliyoruz” dedi. 2025’te şebekemiz yüzde 6, abone sayımız yüzde 8,9 büyüdü 2025’te faaliyetlerini değerlendiren Öztürk, “Balıkesir merkez başta olmak üzere Ayvalık, Bigadiç, Burhaniye, Dursunbey, Edremit, Gömeç, Havran, İvrindi, Kepsut, Savaştepe ve Sındırgı’da yatırımlarımız sistematik biçimde ilerledi. Şebeke uzunluğumuz 2025’te yüzde 6 artarak 2.583 kilometreye ulaşırken, abone sayımız yüzde 8,9 büyüyerek 317 bin 954’e yükseldi” dedi. Değişen yaşam koşullarının Balıkesir’de doğal gaza olan talebi ve tüketimi doğrudan etkilediğini de belirten Öztürk, “Özellikle Ayvalık ve Edremit gibi yazlık bölgelerimizde talep her geçen gün artmaya devam ediyor. Tüketim miktarımız bir önceki yıla göre yüzde 10,24 artarak 312 milyon metreküpe ulaştı” dedi. Doğal gaz ile 666 bin ton daha az karbon salımı Doğal gaz kullanımının yaygınlaşmasıyla Balıkesir’in havasının ölçülebilir ve hissedilebilir düzeyde değiştiğine dikkat çeken Öztürk, “Doğal gaz, karbon yoğun yakıt kömüre kıyasla yüzde 50 daha az karbon salımı oluşturuyor. Havaya partikül, is, duman saçmıyor. Bölgemizde kömür yerine doğal gazı tercih eden 317 bin abonemiz sayesinde sadece bir yılda 666 bin 206 ton daha az karbon salımı gerçekleşti” dedi. Şebeke 7/24 takip ediliyor Afet ve acil durumlara yönelik gerekli planlamalara sahip olduklarını ifade eden Öztürk, şunları söyledi: “Şebekemizin tüm göstergeleri Sevkiyat Kontrol Merkezimizde ve tüm mobil cihazlarımızda anlık olarak 7/24 takip ediliyor. Yangın ve deprem gibi hızlı müdahale gerektiren riskli durumlarda, acil eylem planlarımızda belirlenen seviyelere uygun olarak alarm seviyeleri devreye giriyor. Kontrolsüz gaz çıkışlarında, bina bağlantılarında yer alan gas-stop ve servis regülatör emniyetleri sayesinde gaz otomatik olarak kesiliyor. Sektörlerle dizayn edilen şebeke altyapımızdan dolayı büyük bir alanı etkileyen afetlerde, hasar olmayan bölgelerde doğal gaz kullanımı güvenle sürerken, hasar olan bölgelerde bölgesel kesinti yapabiliyoruz. Böylece doğal gaz şebekemizin güvenliğini 7/24 olarak en üst seviyede sağlamış oluyoruz.” Aksa Doğalgaz Hakkında Faaliyet alanında yer alan 30 il, 375 ilçe ve beldede 8,4 milyon aboneye hizmet veren Aksa Doğalgaz, Türkiye’nin en büyük doğal gaz dağıtım şirketi konumunda bulunmaktadır. Yatırımlarını “Şehirler Doğal Gazla Nefes Alıyor” sloganıyla Türkiye’nin her yerine hızla ulaştırmayı amaçlayan Aksa Doğalgaz, genişleyen dağıtım bölgelerine yönelik yatırımlarıyla ülke ekonomisine katkıda bulunmayı sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Savaşın Ekonomik Dalgası Üretim Bantlarını Zorluyor” Haber

“Savaşın Ekonomik Dalgası Üretim Bantlarını Zorluyor”

Karadeniz, kısa sürede enerji ve hammadde maliyetlerinde önemli artışlar yaşandığını vurguladı. Mevcut koşulların devam etmesi halinde maliyetlerin hızla yükselebileceğini ve bunun üretim maliyetleri ile tüketici fiyatları üzerinde yeni bir baskı yaratabileceğini ifade etti. Orta Doğu’da yaşanan savaşın küresel enerji piyasalarında yarattığı dalgalanma, Türkiye’de sanayi üretimini de doğrudan etkilemeye başladı. Petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, özellikle enerji ve petro-kimya türevli hammaddelere dayalı sektörlerde ciddi maliyet baskısı oluşturuyor. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, savaşın yalnızca jeopolitik değil aynı zamanda ekonomik bir dalga yarattığını belirterek, enerji ve hammadde maliyetlerindeki artışın üretim maliyetlerine doğrudan yansıdığını ifade etti. Petrol fiyatlarında yaşanan yükselişin başta plastik sanayisi olmak üzere sanayinin birçok kolunu etkilediğini söyleyen Karadeniz, “Petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, plastik sanayisi başta olmak üzere petro-kimya türevli hammaddelere dayalı üretim yapan sektörleri doğrudan etkiliyor. İlk değerlendirmelerimize göre enerji ve hammadde maliyetlerinde kısa süre içinde önemli ölçüde artışlar yaşandı. Mevcut koşulların bu şekilde devam etmesi halinde maliyetlerin hızla yükselebileceğini öngörebiliriz” dedi. Plastik sektöründe hammaddenin üretim maliyetleri içindeki payının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Karadeniz, ürünün türüne göre bu oranın yüzde 70 ile yüzde 85 arasında değiştiğini bildirdi. Çatı kuruluş PLASFED Başkanı, bu nedenle enerji ve hammadde fiyatlarındaki artışın sanayicinin maliyet yapısını ciddi şekilde zorladığını vurguladı. “Maliyet baskısı tüketici fiyatlarına yansıyacak” Sanayicinin maliyet artışlarını mümkün olduğunca kendi içinde dengelemeye çalıştığını ifade eden Karadeniz, ancak artışların uzun süre devam etmesi halinde bunun nihai ürün fiyatlarına yansımasının kaçınılmaz olacağını kaydetti. Karadeniz, “Bu süreç aynı şekilde devam ederse, A’dan Z’ye tüm ürünlerde zam kaçınılmaz olacak ve doğrudan tüketici bu durumdan etkilenecek. Maliyet baskısının özellikle ambalaj, temizlik ürünleri, lojistik ve perakende zincirlerinde artması bekleniyor. Sonuç olarak, maliyetlerin tüketici fiyatlarına yansıması ve daha kritik seviyelere ulaşması olası görünüyor” diye konuştu. “Sanayici son yılların en zor dönemiyle karşı karşıya” Türk sanayicisinin bugüne kadar birçok küresel krizden üretim gücü ve esnekliği sayesinde çıkmayı başardığını hatırlatan Karadeniz, mevcut koşulların sanayici açısından son yılların en zor dönemlerinden birine işaret ettiğini ifade etti. “Enerji ve hammadde maliyetlerindeki artış, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve küresel ticaretteki belirsizlikler üretim maliyetlerini ciddi şekilde yükseltiyor. Özellikle bu dönemde sanayicimizin finansmana ulaşması için acil desteğe ihtiyaç var ve bu desteğin devlet tarafından sağlanmasını bekliyoruz. Buna rağmen sanayicimiz üretimi sürdürmek, ihracatını korumak ve istihdam yaratmak için büyük bir çaba gösteriyor” diyen Karadeniz, üretim ekonomisinin desteklenmesinin Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi açısından kritik olduğunu vurguladı. “İlk fiyat ayarlamaları ambalaj ürünlerinde görülebilir” Plastik sektörünün birçok sektör için ara malı üretimi yaptığını hatırlatan Karadeniz, maliyet artışlarının ilk etapta bazı ürün gruplarında daha hızlı hissedilebileceğini söyledi. Karadeniz, “İlk aşamada plastik ambalaj ürünleri, tek kullanımlık gıda ambalajları, temizlik ve hijyen ürünlerinin ambalajları ile lojistik ve taşıma ekipmanlarında fiyat ayarlamaları görülebilir. Enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi halinde bu fiyat düzenlemelerinin hızla yükselebileceği ihtimali göz ardı edilmemelidir” değerlendirmesinde bulundu. “Enflasyon hedefleri üzerinde risk oluşabilir” Orta Doğu’daki savaşın küresel enerji fiyatlarını yukarı çektiğini belirten Karadeniz, bunun Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde enflasyon beklentilerini de etkileyebileceğini söyledi. Karadeniz, “Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki her artış üretim maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Savaşın uzun sürmesi halinde yıl sonu enflasyon hedeflerinin tutturulması zorlaşabilir ve yukarı yönlü bir revizyon gündeme gelebilir” dedi. Buna rağmen Türkiye’nin güçlü üretim altyapısına dikkat çeken Karadeniz, sanayicinin kriz dönemlerinde geliştirdiği esnekliğin önemli bir avantaj olduğunu belirterek, enerji piyasalarında hızlı bir normalleşme yaşanması halinde hem üretim maliyetleri hem de enflasyon üzerindeki baskının kontrol altına alınabileceğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orta Doğu’daki Çatışma Emtia Fiyatlarının Hızla Yükselmesine Neden Oluyor Haber

Orta Doğu’daki Çatışma Emtia Fiyatlarının Hızla Yükselmesine Neden Oluyor

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface sektör ekonomisti Simon Lacoume, “Orta Doğu’daki mevcut tırmanış emtia piyasalarını sert biçimde etkiliyor. Çatışmanın kilitlenip kilitlenmeyeceği, değer zincirinin aşağı yönlü kısmındaki mevcut şokun boyutunu belirleyecek” dedi. Petrol fiyatları: uzun süreli bir şok mu? Katar’daki Ras Laffan gaz kompleksine yönelik son saldırılar enerji emtialarının fiyatında ilave bir artışı tetikledi. Geçen hafta varil başına 119 dolarla zirve yapan Brent petrol, bir ayda yüzde 50 yükseldi. Bu artış homojen değil. Umman DME ham petrolü varil başına 160 doların üzerine çıkarken, ABD WTI petrolü varil başına yaklaşık 100 dolar seviyesinde seyrediyor; bu durum fiyatlar üzerindeki etkinin bölgeye ve ürüne göre son derece eşitsiz olduğunu yansıtıyor. Çatışma uzadıkça bu artış değer zinciri boyunca yayılmaya başladı. ABD’de perakende benzin fiyatları tarihi bir zirveye ulaştı (galon başına 3,96 dolar, aylık bazda yüzde 35 artış). Asya’da dizel fiyatları (Singapur) çatışmanın başlangıcından bu yana neredeyse üç katına çıkarak varil başına 256 dolara ulaştı; Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’ne (IATA) göre küresel jet yakıtı fiyatları ise iki katına çıktı. Arz kesintilerinin merkezinde doğal gaz var Artış doğal gazda da görülüyor. Avrupa’da gaz vadeli işlem kontratları (Hollanda TTF endeksi) bir ayda yüzde 85 yükselerek megavat saat başına 55 avroya çıktı; Asya referans fiyatı (LNG Japonya/Kore Marker) aynı dönemde iki katına çıktı ve bu durum ithalatçı piyasaların kalıcı kırılganlığını yansıtıyor. Buna kıyasla ABD piyasası arz kesintilerine daha az maruz görünüyor. Buna rağmen ABD Henry Hub fiyatı güçlü bir yukarı yönlü baskı altında (aylık bazda yüzde 36 artış); bu durum enerji gerilimlerinin halihazırda küresel ölçekte yayıldığını gösteriyor. Sonuç olarak birçok petrokimyasal bileşiğin fiyatları katlanarak artıyor. Körfez ülkeleri, tüm plastik endüstrisi için kritik olan petrokimyasal ürünlerin Asya’daki başlıca tedarikçileri konumunda. Singapur’da naftanın tonu 1.000 dolara ulaştı; bu, çatışmanın başlangıcından bu yana yüzde 60’ın üzerinde artış anlamına geliyor. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve Asya’daki tarihsel olarak düşük stok seviyeleri (2 ila 3 hafta), polimer fiyatlarını (polipropilen, polietilen, polistiren, PVC) şimdiden yükseltti. Bu durum artık tüm değer zinciri boyunca yayılma riski taşıyor. Bu eğilim, bakır ve nikel cevherinin liçi için temel bir girdi olan kükürdü de etkiliyor. Tek bir ayda yüzde 25’lik fiyat artışı, Şili, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Endonezya gibi bu girdiye yüksek ölçüde bağımlı madencilik üreticilerini risk altına sokuyor. Elverişli bir tarım takvimine rağmen gübre fiyatları hızla yükseliyor Ucuz yerli enerji arzı sayesinde Körfez ülkeleri bu piyasalarda merkezi bir konuma sahip; küresel azotlu gübre ihracatının yaklaşık yüzde 19’unu ve küresel üre hacminin yüzde 36’sını oluşturuyor. Suudi Arabistan ise fosfatın dördüncü büyük ihracatçısı konumunda. Bununla birlikte doğal gaz, azotlu gübre üretim maliyetlerinin yüzde 80’ine kadarını oluşturuyor. Gaz fiyatlarındaki sıçrama bu nedenle otomatik olarak gübre fiyatlarının artmasına yol açıyor: granül ürenin tonu (FOB Orta Doğu) çatışmanın başlangıcından bu yana yüzde 37 artarak 665 dolara çıktı. Ancak uygun zamanlama nedeniyle etki şimdilik sınırlı kalıyor. Şu an yalnızca ABD’li tahıl üreticileri etkilenmiş görünüyor; fakat kesintilerin sürmesi durumunda Brezilya, Hindistan hatta Avrupa daha fazla maruz kalabilir. Olumsuz etkiler doğrudan gübre akışlarının ötesine de uzanabilir – azotlu gübre ithalatlarının sırasıyla yüzde 63’ünü, yüzde 24’ünü ve yüzde 21’ini Körfez ülkelerinden karşılayan Hindistan, Brezilya veya ABD’ye – ayrıca Körfez ülkelerinden ihraç edilen kükürde yüksek ölçüde bağımlı olan dünyanın en büyük fosfat kayası üreticisi Fas gibi üçüncü ülkeleri de etkileyebilir. En yüksek risk altındaki metal: Alüminyum Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte, küresel alüminyum üretiminin yüzde 8’ini oluşturan Körfez ülkeleri, iç üretimlerini ihraç edemiyor veya izabe tesislerinin ihtiyaç duyduğu ham maddeleri (boksit ve alümina) ithal edemiyor. 16 Mart Pazartesi günü bölgedeki alüminyumun yüzde 25’ini üreten Aluminum Bahrain (Alba), bu nedenle üretiminin yüzde 19’unu askıya aldığını açıkladı; bu oran bölgenin alüminyum üretiminin yüzde 5’ine karşılık geliyor. Orta Doğu’daki kargaşadan uzakta ise Mosal, aşırı yüksek görülen enerji maliyetlerini gerekçe göstererek Mozambik’teki operasyonlarını durdurduğunu duyurdu. Bu olumsuz tablo karşısında alüminyum fiyatları yukarı yönlü bir eğilim izlemeye devam ediyor (aylık bazda yüzde 11,5 artış) ve 12 Mart’ta ton başına 3.500 dolarla zirve yaptı; son bir yıldaki artış ise yaklaşık yüzde 25 oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.