Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğal Kaynaklar

Kapsül Haber Ajansı - Doğal Kaynaklar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğal Kaynaklar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek Haber

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY; öncü ekonomilerin politikalarını belirleyen unsurlardan nadir toprak elementlerine (NTE’ler) yönelik araştırma sonuçlarını yayımladı. Araştırma; nadir toprak elementlerinin modern teknolojiler için önemi ve Çin’in küresel tedarik zincirindeki baskın rolü ile bu konudaki jeopolitik ve ekonomik riskleri vurguluyor. Araştırmaya göre; Çin’in, stratejik varlık olarak sınıflandırdığı nadir toprak elementleri alanındaki hakimiyeti devam ediyor. Avrupa Bölgesi ise alternatif kaynaklar ve geri dönüşüm stratejileriyle nadir toprak elementlerine bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. 2026 sonuna kadar nadir toprak elementlerini temsil eden 17 elementin 12'si için ihracat lisansı getirilebileceği belirtiliyor. Listeye yeni elementler eklenmediği takdirde, Çin’in, bugün yalnızca yedi NTE ürününde uyguladığı düzenleyici kontrol kapsamının daha da genişleyeceği, bu durumun, AB’nin kritik mineral olarak tanımladığı hammaddelere erişimini daha da zorlaştıracağı ifade ediliyor. Küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik artıyor Nadir toprak elementleri, periyodik cetveldeki 21, 39 ve 57-71 numarasına sahip eşsiz manyetik, ışık yayan ve elektrokimyasal özelliklerine sahip 17 elementten oluşuyor. Modern teknolojilerde yeni ve geniş bir kullanım alanına sahip olan nadir toprak elementleri fiziksel, manyetik ve kimyasal özellikleri sebebiyle günlük yaşamda önemli bir rol oynuyor. Burada özellikle, dış enerjiye ihtiyaç duymadan manyetik özelliklerini süresiz olarak koruyan mıknatısların rolü büyük öneme sahip ve küresel NTE talebinin 2023 yılı rakamlarına göre yüzde 45’ini oluşturuyor. Nadir toprak elementleri; akıllı telefon, dizüstü bilgisayar, hibrit otomobil, rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri gibi pek çok yüksek teknoloji ürününün yanı sıra savunma sanayisinde de kullanılıyor. Örneğin; jet motorları, füze savunma mekanizmaları, uzay tabanlı uydular ve iletişim sistemlerinde bu elementlerin yer aldığı biliniyor. Araştırmaya göre; yeşil enerji teknolojileri, gelişmiş elektronik ve savunma uygulamaları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan talebi hızla artırıyor. Özellikle, küresel ölçekte mıknatıs kullanım hacminin önümüzdeki 10 yılda %9 büyümesi öngörülüyor. Çin, küresel NTE üretiminin %70’ini ve rafinasyon işlemlerinin %90’ını kontrol ediyor. Ayrıca sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretiminde (PETRM) de %94 paya sahip. Araştırmada, jeopolitik risklere de dikkat çekiliyor. Çin’in, 2025’te yedi tip NTE için ihracat kontrolleri getirmesi ve yıl sonunda beş ek element için kontrolleri askıya almasının küresel tedarik zinciri güvenliği endişelerini artırdığı ifade ediliyor. Öte yandan tedarik güvenliği endişeleri nedeniyle NTE şirketlerinin piyasa değerinin 2025’in ilk 10 ayında %175 arttığı; bu artışın enerji ve teknoloji devlerini geride bıraktığı görülüyor. 2025 yılı ilk 10 ayında piyasa değeri %175 arttı Avrupa, Çin'in ham nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıslar ihracatı için en önemli destinasyonlardan biri olmaya devam ediyor. Almanya, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa, modern teknolojinin vazgeçilmezi olarak görülen bu elementleri Çin’den ithal ediyor. Söz konusu lisans süreçleri, Avrupa’da üretim duraksamalarına yol açabiliyor. Çin, NTE rezervlerinin %50’sini elinde tutsa da Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Orta Asya’da bu alana yönelik yeni projeler geliştiriliyor. Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya ve Polonya gibi ülkeler stratejik maden ve rafineri yatırımlarına yöneliyor. AB stratejik hammaddeleri geri dönüşümden karşılamayı hedefliyor NTE’ler, jeolojik olarak nadir olduklarından değil, genellikle yoğun ve işletilebilir cevher yataklarında bulunmamasından dolayı bu isimle anılıyor. Prometyum hariç tüm nadir toprak elementlerinin, ortalama olarak dünyada gümüş, altın veya platinden daha bol bulunduğu ifade ediliyor. Kimyasal olarak birbirlerine çok benzemeleri, bu elementlerin çıkarım süreçlerini teknik ve ekonomik açıdan güçleştiriyor. NTE’lerin büyük ölçekli üretimi önemli miktarda su ve enerji kullanımını gerektirebiliyor; ayrıca kimyasal sızıntı riski ile uranyum ve toryum gibi nadir toprak mineralleriyle birlikte doğal olarak bulunan radyoaktif elementlerin açığa çıkması gibi çevresel riskler de ortaya çıkabiliyor. Avrupa Birliği bu kapsamda 2030’a kadar stratejik hammaddelerin %25’ini geri dönüşümden karşılamayı hedefliyor. Ancak yeni madenlerin devreye alınması 8–10 yıl, rafinerilerin kurulması ise 5 yıl sürebiliyor. Merkez Avrupa ve Türkiye AB’nin NTE tedariğinde önemli bir avantaja sahip Merkezi Avrupa Bölgesi ülkeleri AB sanayisinin ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri tedariğinde önemli bir avantaja sahip. Örneğin, İsveç, Norveç ve Finlandiya’da keşfedilen yeni NTE oksit rezervleri tahmini 11 milyon ton üretimle AB’nin NTE ihtiyacının üçte birini karşılayabilir. Ülkemizde ise, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı açıklamalarına göre, Eskişehir Beylikova ve Sivrihisar ilçeleri arasında yer alan sahada 694 milyon ton rezerve sahip nadir toprak elementi (NTE) bulunuyor. Tahminler, bu maden sahasının Çin'deki 800 milyon tonluk "Bayan Obo" sahasından sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğunu gösteriyor. Bakanlık, Ekim 2024'te nadir toprak elementleri çıkarma ve işleme konusunda bilgi paylaşımı, madencilik teknolojilerinin geliştirilmesi ve ortak yatırımların yapılması için Çin ile "Doğal Kaynaklar ve Madencı̇lı̇k Alanlarında İşbı̇rlı̇ğı̇ne İlı̇şkı̇n Mutabakat Zaptı" imzaladı. EY Enerji Sektörü Lideri Cem Çamlı, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Nadir toprak elementleri, enerji, teknoloji, mobilite, savunma ve endüstriyel üretim sektörlerinin görünmez omurgasını oluşturuyor. Artan jeopolitik gelişmeler, küresel talebin ciddi büyümesi ve stratejik ulusal çıkarlar ülkelerin stratejik planlamalarını ve yatırımcıların ajandalarındaki öncelikleri yeniden şekillendiriyor. Türkiye, hem Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi konumu, hem gelişen sanayi altyapısı hem de nadir toprak elementleri rezervleri ile bu dönüşümde daha etkin bir rol üstlenebilir. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, elektrikli araç ekosistemimiz ve savunma sanayimiz NTE arz güvenliğini artık bir rekabet avantajı değil, zorunlu bir stratejik gereklilik haline getiriyor. Bu nedenle nadir toprak elementleri değer zinciri boyunca sanayicilerimizin ve yatırımcılarımızın aktif rol oynaması, AR-GE yatırımları ve teşvikleri ile ekosistemin büyütülmesi ve bilgi birikiminin artırılması kritik önem taşıyor. Böylece, nadir toprak elementleri ile yatırılacak ekonomik değer ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacak ve AB ile olan ticari iş birliğimizin daha da sağlamlaşmasını sağlayacaktır. Yakın zamanda, Türkiye’de nadir toprak elementleri değer zincirinde rol alan yeni yatırımlar, girişimler ve kamu-özel sektör iş birliklerini göreceğimizi tahmin ediyoruz. EY-Parthenon olarak, küresel ve bölgesel bilgi birikimimizle bu alanda sektörünün öncüsü müşterilerimize stratejiden uygulamaya uçtan uca hizmet vermeye ve rekabet avantajı yaratmaya devam ediyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Jaguarları Koruma Projesinin İkinci Aşaması Meksika'da Başladı Haber

Jaguarları Koruma Projesinin İkinci Aşaması Meksika'da Başladı

MERİDA / Meksika - |KAHA| - Lansman, Huawei ve IUCN'nin yanı sıra Meksika Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, Yucatán Eyalet Hükümeti ve yerel ortak C-Minds tarafından gerçekleştirildi. Meksika Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı Biyoçeşitlilik ve Çevresel Restorasyon Müsteşarı Dr. Marina Robles García, "Meksika'da, ülkemiz ekosistemlerinin %42'si, çözüm bulmak zorunda olduğumuz derecede bir bozulmayla karşı karşıyadır. Bu çözüm, çok sayıda restorasyon ve izleme çalışması içeriyor ancak aynı zamanda daha önemli bir şey anlamına da geliyor ki, bu ittifak sayesinde, tam da bunu görüyoruz," dedi. Huawei TECH4ALL ve IUCN Yeşil Listesi doğrultusunda Huawei ve IUCN, 2020 yılında, teknolojik inovasyon yoluyla doğanın korunması konusunda başarıyı artırmak için Tech4Nature küresel ortaklığını başlattı. Meksika'nın Yucatán Valisi Joaquín Díaz Mena, 2025 Tech4Nature Zirvesi'nde, "Bugün ortak bir vizyonu, doğayı korumanın artık sadece iyi niyet veya münferit politikalara bağlı olamayacağını idrak eden bir vizyonu kutluyoruz. Bilim, teknoloji, güçlendirilmiş topluluklar ve kararlı hükümetlere ihtiyacımız var," şeklinde konuştu. Habitat kaybı ve parçalanması nedeniyle jaguarlar, IUCN Kırmızı Listesi'nde Neredeyse Tehdit Altında olarak sınıflandırılmıştır. Bu türün korunmasına katkıda bulunmak amacıyla projenin ilk aşamasında Dzilam de Bravo Devlet Koruma Alanı'na 60 ses cihazı ve 20'den fazla kamera tuzağı yerleştirildi. Sistem, eğitimli yapay zeka modellerini kullanarak koruma alanında yaşayan türlerin ses ve görüntülerini tanıyabiliyor. Nisan 2025'e kadar bu çözüm, toplam 147 tür tespit etti ve bölgede dokuz jaguarın varlığını doğruladı. Projenin ikinci aşaması, jaguar popülasyonlarının dağılımı hakkında veri toplama ve biyolojik bir koridor oluşturmak amacıyla karar verme sürecini desteklemek ve koruma alanı yönetimini iyileştirmek için veriye dayalı içgörüler sağlamaya odaklanıyor. 2025 Tech4Nature Zirvesi, teknoloji odaklı doğa koruma alanındaki gelişme ve stratejileri paylaşmak üzere dünyanın dört bir yanından uzman, bilim insanı ve koruma liderini bir araya getirdi. Huawei Yönetim Kurulu Direktörü ve Kurumsal Sürdürülebilir Kalkınma Komitesi Direktörü Tao Jingwen, "Dijital teknoloji, biyoçeşitliliğin korunmasını çok daha verimli hale getiriyor ve hükümet ve koruma savunucularının daha hızlı, daha hedefe yönelik adımlar atmasına yardımcı oluyor," diyerek şöyle devam etti: "Dijital teknolojiyi küresel ekosistemin korunmasında ortak bir araç haline getirmek üzere daha fazla ortağımızı Tech4Nature girişimine katılmaya çağırmak istiyorum." Zirvede, Meksika'nın yanı sıra Brezilya, Çin, İspanya, Kenya ve Türkiye'deki Tech4Nature İkinci Aşama projeleri incelenerek dijital teknolojiler ve yapay zeka analitiğinin farklı ekosistemlerin özel ihtiyaçlarına nasıl uyarlanabileceği gösterildi. IUCN Meksika, Orta Amerika ve Karayipler Bölge Ofisi (ORMACC) Direktörü Úrsula Parrilla da, "Şu ana kadar yakaladığımız ivmeyi temel alarak bu ortaklığın ikinci aşamasını büyük bir heyecanla bekliyoruz. Bu yeni bölüm, altı ülkeye hitap edecek ve türler, ekosistemler ve bu ülkelerin toplumları için dönüştürücü bir değişimi teşvik edecek," diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü: "Teknolojiyi büyük ölçekli korumaya entegre ederek doğayı, sürdürülebilir kalkınma karar alma süreçlerinin merkezine koymayı amaçlayan küresel hedeflere katkıda bulunuyoruz."  Tech4Nature ikinci aşama projeleri Brezilya iklim değişikliğinin Marajó Adası üzerindeki etkisini inceleyecek ve ekosistem sağlığının bir göstergesi olarak mangrov yengeçlerini izleyecek. Çin dünyanın en nadir primatı olan ve sayıca sadece 42 tane kalmış olan Hainan gibonunun yeniden çoğalmasını takip edip desteklemek için ağa bağlı dijital çözüm ve yapay zeka analitiği kullanıyor. İspanya park ziyaretçilerinin kartalların üreme başarısı üzerindeki etkisini analiz etmek için dijital teknolojileri kullanarak Sant Llorenç del Munt i l'Obac Doğa Parkı'ndaki Bonelli kartalını korumayı amaçlıyor. Kenya Kisite-Mpunguti Denizcilik Milli Parkı ve Koruma Alanı'nda bulunan koruma altındaki deniz alanları ve mercan resiflerinde izlemeyi geliştirerek yasadışı balıkçılık ve turizm baskısı gibi sorunların üstesinden gelmeye yardımcı olmayı ve mercanların hayatta kalmasına yardım eden papağan balığını izlemeyi amaçlıyor. Türkiye iki pilot bölgede, alageyik ve yaban keçisi de dahil olmak üzere büyük memelilere odaklanarak biyolojik çeşitliliğin korunmasını değerlendirmek için STK'lar, özel sektör ve hükümet arasında öncü bir işbirliğini temsil ediyor. 2025 Tech4Nature Zirvesi teknoloji sektörü, STK'lar, hükümetler, akademik kurumlar ve yerel topluluklar arasındaki işbirliğinin, biyoçeşitlilik ve ekosistemlerin korunmasında nasıl yeni bir paradigma yarattığına tanıklık etti.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.