Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğru Planlama

Kapsül Haber Ajansı - Doğru Planlama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğru Planlama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dolgu Çağı Bitiyor mu?  ​​​​​​​ Haber

Dolgu Çağı Bitiyor mu?  ​​​​​​​

Yüzdeki hacim kayıplarından mimik çizgilerine, göz altı yorgunluğundan kontur değişimlerine kadar birçok estetik beklenti, uzun zamandan beri dolgu uygulamalarıyla hızlı şekilde çözülmeye çalışılıyordu. Günümüzde dolgu uygulamaları tamamen ortadan kalkmış bir yöntem değil, ancak artık her estetik sorunun standart cevabı olarak görülmüyor. Doğru hastada, doğru anatomik analizle ve doğru teknikle uygulanmak şartıyla, dolgu hâlâ yüzün kaybettiği desteği geri kazandırabilen ve daha dinamik bir ifade sağlayabilen önemli bir uygulama olarak kullanılmaya devam ediyor. Kartal Tıp Merkezi Medikal Estetik Doktoru Hasan Yeşilkayalı son yıllarda en önemli yaklaşım değişiminin, yüzün yalnızca yüzeysel bir değerlendirme ile değil, anatomik katmanlarıyla birlikte ele alınmasının gerekliliğini vurguluyor. Dr. Yeşilkayalı, güncel yaklaşımın; kemik desteği, yağ dokularının yer değişimi, cilt kalitesi, mimik kaslarının etkisi ve önceki estetik işlemler artık birlikte ele alınarak kişiye özel planlama yapılması gerektiğini ifade ediyor. Medikal Estetik Doktoru Hasan Yeşilkayalı günümüzün dolgu trendlerini anlattı ‘Dolgular, özellikle anında sonuç vermesi ve hızlı dönüşüm etkisi ile sosyal medya paylaşımlarının da yarattığı talep ile uzun süre en güçlü kabul gören estetik uygulama oldu. Kısa süre önce başlayan bu yeni yaklaşım değişiminde dolgu tamamen terk edilmiş bir yöntem değil, ancak artık tek başına bir çözüm olarak görülmüyor. Kontrolsüz ve aşırı kullanımın yüzün doğal yapısını bozabildiği, mimikleri ağırlaştırabildiği ve giderek daha sık konuşulan ‘fazla dolgun yüz’ algısını ortaya çıkardığı da artık daha çok kabul görür hale geldi. Medikal estetikte artık çağdaş yaklaşımımızda; aynı zamanda cilt kalitesini de hedefleyen uygulamalar daha planda. Cildin nem dengesini, parlaklığını ve elastikiyetini destekleyen yöntemler, daha doğal ve sağlıklı bir görünümün tamamlayıcı unsurları olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte kollajen üretimini uyaran biyolojik yaklaşımlar da son yıllarda daha fazla gündeme geliyor. Ancak bu uygulamaların etkisinin hastaya, doku yapısına ve doğru planlamaya bağlı olduğunun bilinerek, herkese uygun standart bir çözüm olarak görülmemesi gerekiyor. Benzer şekilde minimal invaziv sıkılaştırma yöntemleri de belirli hasta gruplarında destekleyici seçenekler olarak kullanılıyor. Ancak bu işlemlerin cerrahi müdahalelerin yerini alan alternatifler değil, doğru seçilmiş vakalarda tamamlayıcı uygulamalar olduğu artık daha net kabul ediliyor. Tüm bu gelişmeler medikal estetikte önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Günümüzde artık hedef daha fazla işlem yapmak değil, daha doğru bir planlama kurmak. Çünkü yeni estetik anlayışı, yüzü değiştirmeyi değil, yüzün kendi doğal potansiyelini doğru şekilde ortaya çıkarmayı hedefliyor. ‘ Dr. Yeşilkayalı, sektörde dikkat edilmesi gereken önemli bir başka noktaya da işaret ediyor. Medikal estetik alanında yeterli yetkinliği bulunmayan kişiler tarafından yapılan uygulamaların, cilt sağlığı açısından ciddi riskler oluşturabildiğini belirten Yeşilkayalı, özellikle kontrolsüz ortamlarda gerçekleştirilen dolgu işlemlerinin istenmeyen sonuçlara yol açabildiğini vurguluyor. Bu tür hatalı uygulamalar sonrasında düzeltme ihtiyacıyla başvuran hasta sayısında artış gözlemlediklerini ifade eden Yeşilkayalı, doğru planlama kadar doğru uygulayıcı seçiminin de kritik önem taşıdığını belirtiyor. Medikal Estetik Doktoru Hasan Yeşilkayalı son yıllarda medikal estetiğin yönünün daha ölçülü, daha bilimsel ve daha kişiselleştirilmiş bir çizgiye doğru evrildiğini ve bu yaklaşımın hem hasta memnuniyeti hem de doğal sonuçlar açısından daha sürdürülebilir olduğunu ifade ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Equine Design Studio Turizm Sektörüne Binicilik Deneyimi Katıyor Haber

Equine Design Studio Turizm Sektörüne Binicilik Deneyimi Katıyor

Equine Design Studio, doğru planlama ve tasarımla binicilik alanlarının hem yatırımcı hem de ziyaretçi için güçlü bir çekim noktası sunduğuna dikkat çekiyor. Mimar Kaan Alkan liderliğinde, atlı spor kulüpleri ve hara tasarımları konularında uzmanlaşan Equine Design Studio, turizm sektöründe giderek daha fazla önem kazanan binicilik tesislerini, konaklama deneyimini zenginleştiren ve destinasyonlara özgün bir kimlik kazandıran alanlar olarak ele alıyor. Deneyim odaklı turizm anlayışının güçlenmesiyle birlikte binicilik, yalnızca bir aktivite değil; doğa, kültür ve mimariyle bütünleşen nitelikli bir deneyim unsuru olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin binicilik turizmi açısından son derece yüksek bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Equine Design Studio, mevcut tesislerin sayısı ve niteliklerinin bu potansiyeli karşılamakta yetersiz kaldığına dikkat çekiyor. Kapadokya gibi dünyada eşi benzeri olmayan destinasyonlarda dahi binicilik faaliyetlerinin, doğru planlanmış rotalar ve entegre tesis çözümleriyle desteklenememesi bu alanın gelişimini sınırlandırıyor, ancak doğru planlama yapılan örneklerde, binicilik tesisleri hem yatırımcıya değer katıyor hem de destinasyon için güçlü bir çekim noktası oluşturuyor. Binicilik alanlarının otel ve resort projeleri içinde konumlanması, konaklama süresini uzatan ve misafirlere daha kapsamlı bir deneyim sunan önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor. Özellikle yabancı turistler için binicilik, doğayla temas eden, bölgenin kültürel ve tarihi katmanlarını keşfetmeye olanak tanıyan özel bir deneyim sunuyor. Ailelerin birlikte katılabileceği bir spor ve rekreasyon alternatifi olması da bu tesislerin tercih edilebilirliğini artırıyor. Equine Design Studio’ya göre yalnızca sportif amaçla tasarlanan şehir içi manejler ile turizm merkezleri içinde konumlanan binicilik tesisleri arasında belirgin farklar bulunuyor. Turizm yapılarıyla entegre edilen manej ve hara alanları, binişi kapalı bir alan etkinliğinin ötesine taşıyarak doğa ve çevreyle bütünleşen uzun rotalar ve keşif deneyimleri sunuyor. Bu yaklaşım, atlı gezileri sadece bir spor değil, bölgenin doğal ve kültürel mirasını deneyimleme biçimi haline getiriyor. Her projede özgün bir tasarım dili benimseyen Equine Design Studio, belirli bir şablon yerine bulunduğu coğrafyanın doğal, kültürel ve mimari verilerini merkeze alıyor. Yerel malzemelerin kullanımı, arazi yapısına duyarlı yerleşim kararları ve çevreyle uyumlu çözümler, binicilik tesislerinin hem otel konseptiyle hem de çevresiyle bütünleşmesini sağlıyor. Tasarım sürecinde öncelik her zaman atların sağlığı ve refahı olarak tanımlanıyor. Güvenli biniş alanları, doğru sirkülasyon kurgusu, sürdürülebilir malzeme kullanımı ve işletme kolaylığı, Equine Design Studio’nun projelerinde belirleyici kriterler arasında yer alıyor. Stüdyo, binicilik tesislerinde “lüks” kavramından ziyade, uzun ömürlü, doğal ve çevreyle uyumlu çözümlerle konfor ve sürdürülebilirliği odağa alıyor. Equine Design Studio, doğru planlama ve mimari yaklaşımla ele alınan binicilik tesislerinin, turizm sektöründe destinasyonları farklılaştıran ve ziyaretçilere kalıcı bir deneyim sunan güçlü mekanlar olarak gelecekte çok daha önemli bir rol üstleneceğini vurguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yunanistan mı, Dubai mi? Yatırımcılar Açısından Hangisi Daha Avantajlı? Haber

Yunanistan mı, Dubai mi? Yatırımcılar Açısından Hangisi Daha Avantajlı?

İki model arasındaki farkları değerlendiren Level Immigration & Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, Yunanistan’ın kalıcı oturum yapısı ve son dönemde bazı adalarda uygulanan vergi indirimlerinin yatırımcı ilgisini artırdığını söyledi. Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde, yatırım yoluyla oturum programları yalnızca seyahat özgürlüğü değil, uzun vadeli güvenlik ve yaşam planlaması açısından da stratejik önem taşıyor. Bu alanda en çok karşılaştırılan iki merkez ise Yunanistan ve Dubai. Her iki destinasyon da Golden Visa benzeri modeller sunarken, programların hukuki niteliği, yatırımın maliyeti ve sunduğu yaşam çerçevesi açısından belirgin şekilde ayrışıyor. Süreci değerlendiren Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, yatırımcıların karar verirken bu farkları net şekilde görmesi gerektiğini vurguladı. KALICI OTURUM – SÜRELİ OTURUM FARKI Yunanistan Golden Visa programı, gayrimenkul yatırımı yoluyla 5 yıllık ve yenilenebilir oturum izninin yanı sıra 7 yılın sonunda vatandaşlık imkanı sağlarken, bu statü AB içinde uzun vadeli bir yerleşim zemini sunuyor. Dubai’de ise yatırımcıların elde ettiği oturum hakkı süreli ve yenilenebilir bir statü olarak öne çıkıyor. Bu farkı değerlendiren Alamarioğlu, “Yunanistan modelinde yatırımcı, Avrupa Birliği içinde kalıcı bir oturum perspektifiyle hareket ediyor. Dubai’de ise statü daha çok süreli oturum mantığıyla ilerliyor. Bu iki yaklaşım, yatırımcının uzun vadeli planlarını doğrudan etkiliyor,” dedi. AB ERİŞİMİ VE KÜRESEL HAREKETLİLİK Yunanistan Golden Visa, yatırımcılara Schengen Bölgesi’nde vizesiz seyahat imkânı sunarken, Dubai modeli daha çok Orta Doğu merkezli bir yaşam ve iş ağına erişim sağlıyor. Alamarioğlu, “AB içinde serbest dolaşım imkânı, özellikle Türkiye’den başvuru yapan yatırımcılar için Yunanistan’ı daha cazip hale getiriyor. Dubai ise bölgesel bir ticaret ve iş merkezi olarak konumlanıyor,” ifadelerini kullandı. YATIRIM MALİYETİ VE İŞLETME GİDERLERİ Yunanistan’da Golden Visa kapsamında gayrimenkul yatırımı belirli bölgelerde 250 bin eurodan başlarken, Dubai’de yatırım tutarlarının yanı sıra yıllık aidat ve işletme giderleri yatırımcıların maliyet hesaplarında önemli bir kalem oluşturuyor. Bu noktaya dikkat çeken Alamarioğlu, “Dubai’de gayrimenkul yatırımı güçlü bir pazar sunsa da, düzenli aidat ve işletme maliyetleri net getiriyi etkiliyor. Yunanistan’da ise yatırımın işletme tarafı daha öngörülebilir bir yapı sunuyor,” dedi. YUNANİSTAN’DAN VERGİ HAMLESİ: 24 ADADA İNDİRİM Yunanistan’ın yatırımcılar ve yerleşim planı yapanlar açısından öne çıkan bir diğer başlığı ise vergi politikaları oluşturuyor. Son dönemde Yunanistan hükümeti, 24 adada KDV oranlarını düşüren uygulamayı yeniden devreye alarak bu bölgelerde yaşam ve yatırım maliyetlerini aşağı çekti. Alamarioğlu, bu adımı şu sözlerle değerlendirdi: “Vergi indirimi uygulanan 24 ada, hem yerleşim hem de gayrimenkul yatırımı açısından daha erişilebilir hale geliyor. Bu durum, özellikle yaşam maliyetine duyarlı yatırımcılar ve emekliler için Yunanistan’ı daha cazip bir noktaya taşıyor,” dedi. YAŞAM TARZI VE HEDEF KİTLE AYRIŞMASI Yunanistan, Akdeniz yaşam tarzı, AB standartlarında sağlık ve eğitim altyapısı ile daha çok yerleşim ve emeklilik odaklı bir profil çizerken; Dubai, dinamik iş ortamı ve ticaret ağıyla aktif iş hayatını sürdüren yatırımcılara hitap ediyor. Alamarioğlu, “Yunanistan, ‘Avrupa’da sakin ve uzun vadeli bir yaşam’ arayanlara; Dubai ise ‘bölgesel iş ve finans merkezi’ odağıyla hareket edenlere sesleniyor. Bu nedenle yatırımcıların önce kendi beklentilerini netleştirmesi gerekiyor,” diye konuştu. DOĞRU PROGRAM, DOĞRU PLANLAMA Golden Visa programlarının tek tip olmadığını vurgulayan Alamarioğlu, yatırımcıların karar sürecinde profesyonel destek almasının önemine dikkat çekti. “Golden Visa, her ülkede aynı anlama gelmiyor. Statünün süresi, hakların kapsamı ve uzun vadeli sonuçlar mutlaka doğru analiz edilmeli. Biz Level Immigration & Properties olarak, yatırımcının hedeflerine en uygun ülke ve programı belirleyip süreci baştan sona mevzuata uygun şekilde yönetiyoruz,” dedi. Alamarioğlu’na göre Yunanistan ve Dubai, farklı beklentilere hitap eden iki güçlü model sunuyor; doğru tercih ise yatırımcının yaşam planı, hareketlilik ihtiyacı ve uzun vadeli hedefleri doğrultusunda şekilleniyor.

Fuzul, Kadın İstihdamındaki Başarılarıyla Ödüllendirildi Haber

Fuzul, Kadın İstihdamındaki Başarılarıyla Ödüllendirildi

Fuzul, kadınların iş hayatına aktif katılımını destekleyen politikaları nedeniyle İş Kadınları Girişim Derneği (İŞKAGİD) tarafından ödüle layık görüldü. Şirketin ödülü, Türkiye Kadın Girişimciler Zirvesi’nde düzenlenen bir törenle Fuzul Tasarruf Finansman AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Akbal’a takdim edildi. Eyüp Akbal, törende yaptığı konuşmada Fuzul’ün kadın istihdamına verdiği önemi vurgulayarak şunları söyledi: “Fuzul’de çalışanlarımızın neredeyse yüzde 50’si kadın arkadaşlarımızdan oluşuyor. Ayrıca Türkiye genelinde 160 şubemizin en başarılı 10 temsilcisi arasında da kadınlar yer alıyor. Dolayısıyla başarımızda kadın çalışma arkadaşlarımızın büyük rolü olduğunu mutlulukla görüyoruz. Bu ödül, sadece bir farkındalık sembolü değil; Fuzul’ün kadınları iş gücünde görünür kılma ve destekleme yönündeki kararlılığının somut bir göstergesidir. Bu doğrultuda sektördeki yenilikçi yaklaşımlarımıza ve kadınların iş hayatında daha fazla yer almasını sağlamaya yönelik çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Kadınların doğru planlama yapma becerilerine ve karar alma süreçlerindeki titiz yaklaşımlarına büyük önem veriyoruz.” Kadın istihdamı konusunda etkin bir politika izleyen Fuzul, önümüzdeki dönemde kadın çalışan oranını daha da yükseltmeyi, yönetim ve karar alma süreçlerine daha fazla kadın lider kazandırmayı ve iş hayatında fırsat eşitliğini daha da güçlendirmeyi amaçlıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.