Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğrulama

Kapsül Haber Ajansı - Doğrulama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğrulama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

QR Kodlar Siber Suçluların Yeni Silahına Dönüşüyor Haber

QR Kodlar Siber Suçluların Yeni Silahına Dönüşüyor

QR kodlar günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelse de beraberinde büyük güvenlik riskleri getiriyor. Sahte ödeme sayfalarına yönlendiren, zararlı yazılım indiren veya hassas giriş bilgilerini çalan bu QR kodlar, özellikle aciliyet hissi uyandıran senaryolarda sıklıkla kullanılıyor. İngiltere merkezli Action Fraud verilerine göre, kurbanlar sadece bir yıl içinde QR kod dolandırıcılığı yüzünden 3,5 milyon sterlin kaybetti. Sokaklardaki elektrikli scooterların veya restoran masalarındaki orijinal kodların üzerine yapıştırılan sahte etiketler, beklenmedik şekilde kapınıza gelen kargo paketleri gibi QR yönlendirmeleri siber saldırganların son zamanlarda en çok tercih ettiği yöntemler arasında yer alıyor. Bu tür dolandırıcılıklardan korunmak için mantığı elden bırakmamak gerektiğini belirten Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, alınması gereken 5 önlemi paylaşıyor. "Hız ve Kolaylık Arayışı Siber Güvenlik Zafiyetine Dönüşüyor" QR kodların, geleneksel e-posta güvenlik filtrelerini atlatabilen ve doğrudan kullanıcıların dalgınlığından faydalanan bir yapıya sahip olduğuna dikkat çeken Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, "İnsanlar genellikle tıklayacakları bir bağlantıyı kontrol etme alışkanlığına sahip olsa da QR kodları tararken aynı şüpheciliği göstermiyor. Hedefin gizli kalması, siber suçluların işini büyük ölçüde kolaylaştırıyor. Özellikle sokakta elektrikli scooter kiralarken veya bir restoranda hızlıca menüye ulaşmak isterken, orijinal kodun üzerine yapıştırılan sahte bir etiket saniyeler içinde tüm kredi kartı bilgilerinizin kopyalanmasına yol açabiliyor. Kullanıcıların tarama yapmadan önce mutlaka fiziksel bir müdahale olup olmadığını kontrol etmesi ve yönlendirildikleri bağlantının doğruluğundan emin olması gerekiyor." uyarısında bulundu. Alev Akkoyunlu, sahte QR kodlarına ve "quishing" saldırılarına karşı kullanıcıların alması gereken 5 önlemi paylaşıyor: 1. QR kodun fiziksel bütünlüğünü kontrol edin. Elektrikli scooterlar, restoran menüleri veya sokak afişlerindeki QR kodları taramadan önce dikkatlice inceleyin. Orijinal kodun üzerine sonradan yapıştırılmış bir etiket veya hizalama bozukluğu fark ederseniz o kodu taramaktan kesinlikle kaçının. 2. Yönlendirilen bağlantı (URL) adresini dikkatlice inceleyin. Kameranız QR kodu taradığında ekranda beliren bağlantı adresini hemen onaylamayın. Bağlantının beklediğiniz kuruma ait resmi bir adres olduğundan emin olun. Kısaltılmış veya şüpheli uzantılara sahip adresler oltalama tuzaklarının en net göstergesidir. 3. Kişisel bilgilerinizi veya ödeme detaylarınızı girerken şüpheci olun. Sadece bir menü görmek veya basit bir işlem yapmak için taradığınız bir kod sizden anında ödeme bilgisi veya şifre talep ediyorsa işlemi derhal durdurun. Güvenli işlemler için doğrudan kurumun kendi uygulamasını veya resmi web sitesini kullanmayı tercih edin. 4. Beklenmedik kargolardaki ve e-postalardaki kodlara karşı dikkatli olun. Sipariş vermediğiniz halde size ulaşan bir paketin içindeki veya aniden e-postanıza düşen hesap doğrulama temalı mesajlardaki QR kodları taramayın. İşlem yapmanız gerekiyorsa ilgili kurumun internet sitesine tarayıcınız üzerinden manuel olarak giriş yapın. 5. Güçlü bir dijital güvenlik ve doğrulama aracı kullanın. Şüpheli durumlarda kodu doğrudan taramak yerine güvenilir kaynaklardan ikinci bir görüş alın. Bitdefender Scamio gibi yapay zeka destekli dolandırıcılık tespit servislerini kullanarak ekran görüntülerini kontrol edebilir, ayrıca cihazlarınızı Bitdefender Mobile Security gibi kapsamlı çözümlerle zararlı yazılımlara karşı proaktif olarak koruma altına alabilirsiniz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yayıncılar Neden Hazır Haber Kullanır? Haber

Yayıncılar Neden Hazır Haber Kullanır?

Bir dijital yayın masasının en kritik sorusu çoğu zaman içerik fikri değil, içerik akışının nasıl sürdürüleceğidir. Tam da bu nedenle yayıncılar neden hazır haber kullanır sorusu, yalnızca operasyonel bir tercih değil, doğrudan büyüme, görünürlük ve editoryal verimlilik meselesidir. Özellikle gün içinde çok sayıda kategori beslemek zorunda olan internet gazeteleri, sektörel yayınlar ve kurumsal medya platformları için hazır haber, boşluk dolduran bir araç değil, planlı yayıncılığın temel bileşenlerinden biridir. Yayıncılar neden hazır haber kullanır? Hazır haberin temel değeri hızdan gelir, ancak konu yalnızca hız değildir. Bir yayıncı için önemli olan, güncel gelişmeleri zamanında yayınlamak, okur karşısında sürekli görünür kalmak ve bunu sürdürülebilir bir maliyet yapısıyla yapabilmektir. Kendi muhabir ağı sınırlı olan, her sektörde uzman editör bulunduramayan ya da gün boyu yüksek hacimli içerik üretmek zorunda kalan platformlar için hazır haber bu üç ihtiyacı aynı anda karşılar. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, hazır haberin çoğu zaman yanlış biçimde değerlendirilmesidir. Dışarıdan bakıldığında bu model yalnızca içerik temini gibi görünebilir. Oysa pratikte mesele çok daha stratejiktir. Yayıncı, hazır haber sayesinde yalnızca bir metin almaz; haber dili kurulmuş, başlığı netleştirilmiş, yayın akışına uygun hale getirilmiş ve çoğu zaman görsel destekle güçlendirilmiş bir editoryal ürün alır. Hız avantajı neden belirleyici hale geldi? Dijital medyada gecikme, çoğu zaman görünürlük kaybı demektir. Özellikle ekonomi, teknoloji, enerji, savunma sanayii, tarım ve lojistik gibi haber değeri yüksek alanlarda birkaç saatlik fark bile okur trafiğini, arama görünürlüğünü ve sosyal dağılımı etkileyebilir. Bu yüzden yayıncılar, haberi sıfırdan üretmek ile hazır ve yayınlanabilir içerik kullanmak arasında sürekli bir kaynak planlaması yapar. Hazır haber burada ciddi bir zaman tasarrufu sağlar. Editörler saha takibi, yazım, doğrulama, başlık üretimi ve görsel eşleştirme gibi her adımı baştan kurmak zorunda kalmaz. Bunun yerine içerik seçimi, son okuma, kurum politikalarına uyum ve yayın zamanlaması üzerine odaklanırlar. Bu ayrım küçük görünse de yoğun akışta çok büyük fark yaratır. Hızın bir başka boyutu da kategori derinliğidir. Genel haber siteleri yalnızca manşetlerle yetinemez. Ekonomi, iş dünyası, girişimcilik, sürdürülebilirlik, yapay zeka ya da şirket duyuruları gibi alanlarda düzenli akış sunmak gerekir. Hazır haber kullanımı, bu kategorilerin güncel ve canlı kalmasına yardımcı olur. Sadece hızlı olmak yetmez Elbette hızlı yayınlanan her içerik değerli değildir. Hazır haberin işe yaraması için dilin profesyonel, bilginin doğrulanmış ve yayın formatının temiz olması gerekir. Aksi halde yayıncı, zaman kazanırken güven kaybedebilir. Bu nedenle kaliteli haber kaynağı ile düşük standartlı içerik havuzu arasındaki fark son derece önemlidir. Maliyet baskısı yayın kararlarını nasıl etkiliyor? Medya ekonomisi uzun süredir daralan marjlarla çalışıyor. Reklam gelirleri parçalanmış durumda, trafik maliyetleri yükseliyor, nitelikli insan kaynağını sürekli istihdam etmek ise her yayıncı için kolay değil. Bu tabloda hazır haber kullanımı, içerik üretim maliyetini daha öngörülebilir hale getirir. Bir yayın için her başlığı kurum içinde üretmek teoride güçlü bir model gibi görünür, fakat pratikte yüksek personel maliyeti, uzmanlık açığı ve zaman baskısı yaratır. Hazır haber ise özellikle belirli dikeylerde bu yükü azaltır. Yayıncı, iç kaynaklarını özel dosyalara, röportajlara, analizlere ve kendi markasını ayrıştıracak içeriklere ayırırken günlük akışın bir kısmını dış kaynakla destekleyebilir. Bu yaklaşım, editoryal kaliteyi düşürmek zorunda değildir. Tam tersine, doğru kullanıldığında kurum içi ekiplerin daha değerli işlere zaman ayırmasını sağlar. Hazır haber burada ikame değil, kapasite çarpanı işlevi görür. Editoryal süreklilik neden bu kadar önemli? Dijital yayında en zor işlerden biri tek seferlik başarı değil, sürekliliktir. Okur, bir kategoride düzenli içerik gördüğünde o yayını takip etmeye başlar. Arama motorları da benzer şekilde istikrarlı yayın akışını olumlu değerlendirir. Düzensiz içerik üretimi ise hem okur alışkanlığını hem sayfa performansını zayıflatır. Hazır haber, özellikle hafta içi yoğunluğu ile hafta sonu boşluğu arasında denge kurmak isteyen yayıncılar için kritik bir çözümdür. Aynı durum küçük ve orta ölçekli haber siteleri için de geçerlidir. Sınırlı ekiple çalışan yayınlar, her gün her kategoriyi aynı yoğunlukta besleyemez. Hazır haber desteği, bu boşlukların kontrolsüz hale gelmesini önler. Yayıncılıkta ritim en az içerik kalitesi kadar önemlidir. Okur siteye girdiğinde yeni, ilgili ve düzgün kurgulanmış içerik görmek ister. Bu beklentiyi sürdürülebilir biçimde karşılamak, hazır haber kullanımının başlıca nedenlerinden biridir. Sektörel uzmanlık açığı nasıl kapatılıyor? Her editör her alanın uzmanı değildir. Üstelik bugün yayıncıların karşısındaki konu başlıkları giderek daha teknik hale geliyor. Savunma sanayii yatırımları, enerji dönüşümü, yeşil finansman, yapay zeka uygulamaları, üretim teknolojileri ve tarım politikaları gibi alanlarda yüzeysel anlatım yeterli olmuyor. Okur daha net, daha doğru ve daha bağlamsal içerik bekliyor. Bu noktada sektörel odaklı hazır haber kaynakları öne çıkıyor. Çünkü bu içerikler yalnızca güncel bilgiyi taşımakla kalmıyor, aynı zamanda ilgili sektörün terminolojisini, aktörlerini ve dinamiklerini de doğru yansıtıyor. Böylece yayıncı, kendi uzmanlık alanı dışında kalan kategorilerde bile güvenilir bir yayın standardı koruyabiliyor. Özellikle B2B odaklı yayınlarda bu ihtiyaç daha görünür. Kurumsal iletişim ekipleri, yatırımcılar, karar vericiler ve sektör profesyonelleri genel geçer haber dilinden çok, iş etkisi yüksek bilgiyi arıyor. Hazır haberin değeri burada artıyor çünkü içerik yalnızca okunmak için değil, takip edilen sektörün nabzını tutmak için kullanılıyor. Hazır haber her yayın için aynı sonucu verir mi? Hayır. Sonuç, yayıncının editoryal çizgisine ve içerik seçme disiplinine bağlıdır. Hazır haber kullanmak, otomatik olarak güçlü yayıncılık anlamına gelmez. İçeriğin hangi kategoride, hangi başlık mimarisiyle, hangi yayın sıklığında ve ne tür yerel dokunuşlarla sunulduğu belirleyicidir. Bazı yayıncılar hazır haberi ana akışı beslemek için kullanır. Bazıları ise niş sektörlerde görünürlük artırmak için tercih eder. Kurumsal medya platformları açısından bakıldığında ise hazır haber, kurumsal içerik ile bağımsız gündem arasındaki dengeyi kurmaya yardımcı olabilir. Telifsiz ve ücretsiz içerik modeli neden cazip? Hazır haber kullanımında lisans ve telif konusu doğrudan risk yönetimiyle ilgilidir. Özellikle hızlı büyüyen dijital yayınlarda içerik kaynağının kullanım koşulları net değilse ileride hukuki ve itibari sorunlar doğabilir. Bu nedenle telifsiz ve ücretsiz haber modeli, pek çok yayıncı için yalnızca ekonomik değil aynı zamanda operasyonel güvenlik anlamına gelir. Net kullanım çerçevesi sunan içerikler, editoryal ekiplerin daha rahat hareket etmesini sağlar. Böylece yayıncı, bir haberi kullanırken hem bütçe hem hak yönetimi açısından daha öngörülebilir bir sistem kurar. Bu yapı özellikle çok sayıda haber giren, farklı kategoriler yöneten ve yüksek hacimli yayın yapan platformlar için önemlidir. Bu modelin güçlü çalışabilmesi için içerik kalitesinin ücretsiz olmasına rağmen profesyonel standardı koruması gerekir. Aksi halde maliyet avantajı, marka değerinde erimeye dönüşebilir. Nitelikli ajans desteği bu yüzden belirleyicidir. Hazır haber marka kimliğini zayıflatır mı? Bu kaygı gerçek ama mutlak değil. Evet, yalnızca hazır haberle ilerleyen ve hiçbir editoryal farklılaşma üretmeyen bir yayın zamanla benzeşme riski yaşar. Fakat dengeli kullanımda tablo değişir. Hazır haber, temel akışı taşırken yayıncı kendi yorum gücünü özel haber, analiz, röportaj, yerel veri ve kurum içi dosyalarla inşa edebilir. Asıl mesele oran yönetimidir. Tüm yayını dış kaynakla kurmak başka bir şeydir, haber akışını ölçeklemek için hazır içerikten yararlanmak başka. Güçlü yayıncılar genelde ikinci yolu seçer. Böylece hem yayın ritmini korur hem de ayırt edici editoryal kimliğini kaybetmez. Bu nedenle hazır haber kullanımı bir zayıflık göstergesi olarak değil, modern dijital yayıncılığın kaynak yönetimi aracı olarak okunmalıdır. Nitekim bugün birçok yayın için mesele daha fazla içerik üretmekten çok, doğru içeriği doğru anda ve doğru formatta yayımlamaktır. Yayıncılar hangi durumda hazır habere daha çok yönelir? Yeni büyüyen haber siteleri, sınırlı kadrolu sektörel yayınlar, kurumsal medya platformları ve kategori genişletmek isteyen dijital gazeteler hazır habere daha fazla ihtiyaç duyar. Özellikle ekonomi, sanayi, teknoloji ve kurumsal gelişmeler gibi düzenli akış gerektiren alanlarda bu ihtiyaç daha net hissedilir. Bu noktada Kapsül Haber Ajansı gibi telifsiz ve ücretsiz içerik sağlayan yapılar, yayıncıların haber akışını daha esnek biçimde yönetmesine destek olur. Değer yalnızca içerik hacminde değil, iş dünyası ve stratejik sektörler odağında sunulan yayınlanabilir formatta ortaya çıkar. Hazır haber, iyi yayıncılığın kısa yolu değildir. Ama doğru kaynakla kullanıldığında iyi yayıncılığın temposunu koruyan güçlü bir araçtır. Yayıncının asıl avantajı da burada başlar: Enerjisini yetişme telaşına değil, editoryal tercih kalitesine ayırabildiği anda.

Instagram Hesaplarını Saldırılardan Korumak İçin Alınması Gereken 5 Önlem Haber

Instagram Hesaplarını Saldırılardan Korumak İçin Alınması Gereken 5 Önlem

Aciliyet hissi uyandıran sahte destek mesajları, hesapların saniyeler içinde ele geçirilmesine yol açıyor. Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, bu tuzaklara karşı kullanıcıları uyararak hesap güvenliğini korumanın 5 kritik yolunu sıralıyor. Siber saldırganlar, Instagram kullanıcılarının hesaplarını ele geçirmek için her geçen gün daha inandırıcı yöntemler geliştiriyor. Kullanıcılara e-posta veya doğrudan mesaj yoluyla ulaşan dolandırıcılar resmi Instagram destek ekibi gibi davranarak, "Hesabınızda telif hakkı ihlali tespit edildi", "Mavi tik başvurunuz onaylandı" veya "Başka bir cihazdan şüpheli giriş yapıldı" gibi aciliyet hissi uyandıran mesajlar iletiyor. Bu sayede kullanıcıları paniğe sürükleyen saldırganlar, paylaşılan bağlantıya tıklanma sağlamayı amaçlıyor. Tıklanan bağlantı kurbanı, orijinal Instagram giriş sayfasına birebir benzeyen sahte bir ekrana yönlendiriyor. Panikle kullanıcı adı ve şifresini bu ekrana giren kişilerin hesapları anında dolandırıcıların eline geçiyor. Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, tuzaklara karşı kullanıcıları uyararak hesap güvenliğini korumanın 5 kritik yolunu paylaşıyor. "Saldırganlar Aciliyet Hissiyle Mantıklı Düşünmeyi Engelliyor" Sosyal medya dolandırıcılıklarında temel silahın panik havası olduğuna dikkat çeken Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, "Saldırganlar, kurbanlarını endişeye sürükleyerek saniyeler içinde karar vermelerini ve mantıklı düşünmelerini engellemeyi amaçlıyor. 'Hesabınız 24 saat içinde kalıcı olarak kapatılacak' gibi uyarılar, kullanıcıların yönlendirildikleri adresin doğruluğunu kontrol etmeden kişisel bilgilerini girmesine yol açıyor. Ele geçirilen hesaplar daha sonra asıl sahibine şantaj yapmak veya takipçi listesindeki diğer kişileri dolandırmak amacıyla kullanılıyor. Gelen her resmi görünümlü mesaja şüpheyle yaklaşmak ve platform içi güvenlik önlemlerini en üst düzeyde tutmak dijital güvenliğin temelini oluşturuyor." uyarısında bulunuyor. Alev Akkoyunlu, Instagram hesaplarını sahte giriş sayfalarından ve oltalama saldırılarından korumak için 5 kritik adımı paylaşıyor: 1. Mesajlardaki veya e-postalardaki yönlendirme bağlantılarına tıklamayın. Instagram size hesabınızla ilgili önemli bir uyarıyı asla DM yoluyla göndermez. E-posta ile gelen "Hemen giriş yapın" veya "İtiraz edin" butonlarına basmaktan kaçının. İşlem yapmanız gerekiyorsa, her zaman uygulamayı kendiniz açarak veya tarayıcınıza "instagram.com" adresini manuel olarak yazarak giriş yapın. 2. Gönderici adresini ve sayfa bağlantısını (URL) mutlaka kontrol edin. Resmi görünen bir sayfanın adres çubuğunda sahte uzantılar bulunabilir. Güvenliğiniz için adresin sadece "instagram.com" olduğundan emin olun ve e-postayı gönderen kişinin adresindeki harf oyunlarına dikkat edin. 3. İki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) aktif hale getirin. Parolanız siber suçluların eline geçse bile hesabınızı korumanın en etkili yolu İki Faktörlü Kimlik Doğrulama’dır. Bu özelliği hemen açarak, yeni bir cihazdan giriş yapılmak istendiğinde telefonunuza SMS veya kimlik doğrulayıcı uygulama üzerinden kod gelmesini sağlayın. 4. Resmi bildirimleri sadece uygulama içinden doğrulayın. Hesabınızla ilgili gerçekten bir sorun veya telif hakkı uyarısı varsa, bunu doğrudan uygulamanın "Ayarlar" menüsündeki "Instagram'dan E-postalar" veya "Hesap Durumu" bölümünden görüntüleyebilirsiniz. Harici kanallardan gelen uyarıları sadece bu menüler üzerinden teyit edin. 5. Cihazlarınızda güçlü bir mobil ve masaüstü güvenlik çözümü bulundurun. Oltalama bağlantıları bazen gözden kaçabilecek kadar profesyonelce hazırlanabiliyor. Bitdefender Mobile Security veya Bitdefender Total Security, tıkladığınız bir bağlantının sahte veya zararlı olduğunu anında tespit ederek o siteye erişiminizi engeller ve hesap bilgilerinizi güvende tutar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Telifsiz Haber İçeriği Nereden Bulunur? Haber

Telifsiz Haber İçeriği Nereden Bulunur?

Telifsiz haber içeriği neden bu kadar kritik? Bir dijital yayın için en pahalı kalem her zaman bütçe değildir. Çoğu zaman asıl maliyet, yanlış içerik kullanımının doğurduğu hukuki risk, editoryal zaman kaybı ve itibar hasarıdır. Özellikle internet gazeteleri, sektörel yayınlar ve kurumsal medya ekipleri için içerik akışını hızlandırmak kadar, o içeriğin güvenle yeniden yayımlanabilir olması da belirleyicidir. Bu nedenle soru yalnızca içerik bulmak değildir. Asıl soru şudur: Telifsiz haber içeriği nasıl bulunur ve bu içerik gerçekten güvenle kullanılabilir mi? Yanıt, birkaç kaynağı rastgele taramaktan ibaret değildir. Doğru model; lisans mantığını anlayan, editoryal kaliteyi koruyan ve yeniden kullanım hakkını açık biçimde tanımlayan bir içerik tedarik sistemidir. Telifsiz haber içeriği nasıl bulunur? İlk adım, "telifsiz" kavramını doğru tanımlamaktır. İnternette açık görünen her haber telifsiz değildir. Bir metnin erişilebilir olması, kopyalanabilir olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde kaynak göstererek yayımlamak da tek başına hukuki koruma sağlamaz. Burada belirleyici olan şey, içeriğin yeniden kullanım izninin açık biçimde verilmiş olmasıdır. Pratikte telifsiz haber içeriği üç ana kanalda bulunur. Birincisi, yeniden yayıma uygun içerik üreten dijital haber ajansları ve dağıtım platformlarıdır. Bunlar genellikle internet gazeteleri, niş yayıncılar ve kurumsal medya ekipleri için haberleri yeniden kullanım mantığıyla paketler. İkincisi, kamu kurumları, bakanlıklar, belediyeler, düzenleyici otoriteler ve resmi kuruluşların duyuru akışlarıdır. Üçüncüsü ise şirket basın bültenleri, sektör derneklerinin açıklamaları ve etkinlik bazlı kurumsal içeriklerdir. Ancak bu üç kaynağın değeri aynı değildir. Resmi açıklamalar güven verir ama haber dili açısından zayıf kalabilir. Şirket bültenleri hızlıdır ama çoğu zaman tek taraflıdır. Ajans tipi telifsiz içerik platformları ise haber akışı, editoryal düzen ve kullanım kolaylığı açısından daha ölçeklenebilir bir yapı sunar. Özellikle ekonomi, teknoloji, savunma, enerji, lojistik ve yapay zeka gibi dikey alanlarda bu fark daha net görünür. Kaynağın güvenilir olup olmadığını nasıl anlarsınız? Bir kaynağın telifsiz olduğunu söylemesi yetmez. Profesyonel yayıncılıkta güven, beyanla değil sistemle ölçülür. Önce şu soruya bakılır: Yeniden kullanım koşulları açık mı? İçeriğin alınıp yayımlanabileceği net biçimde belirtilmiyorsa, orada gri alan vardır. Gri alan ise hız kazandırmaz, tam tersine editoryal riski büyütür. İkinci olarak içerik üretim standardı incelenmelidir. Haberde tarih, yer, kurum adı, konuşan kişi, unvan ve bağlam net değilse o içerik yeniden yayıma uygun görünse bile editoryal açıdan sorun çıkarır. Çünkü telifsiz olmak, kalitesiz olmak anlamına gelmez. Kurumsal okuyucuya hitap eden mecralarda içerik hem serbest kullanılabilir olmalı hem de profesyonel haber standardını karşılamalıdır. Üçüncü unsur, içerik çeşitliliğidir. Yalnızca tek tip bülten yayımlayan bir yapı, günlük yayın temposunu beslemekte zorlanır. Oysa haber merkezleri için metin kadar fotoğraf, video, röportaj, analiz ve sektör bazlı özel dosyalar da önemlidir. İçerik havuzu ne kadar çeşitliyse yayın akışını planlamak o kadar kolaylaşır. Haberle bülteni ayırmak neden önemli? Birçok yayıncı telifsiz içerik ararken aslında yalnızca kopyalanabilir metin arıyor. Bu yaklaşım kısa vadede pratik görünür ama uzun vadede mecrayı zayıflatır. Çünkü basın bülteni ile haber aynı şey değildir. Basın bülteni, kurumun kendisi hakkında anlattığı çerçevedir. Haber ise o gelişmeyi daha geniş bir bağlama yerleştirir. Örneğin bir enerji şirketinin yatırım duyurusu tek başına yayımlanabilir; fakat piyasa etkisi, bölgesel yatırım iklimi, istihdam boyutu ve sektör dengesi eklenmediğinde içerik haber değerinin bir kısmını kaybeder. Bu yüzden telifsiz içerik arayan editörlerin sadece kullanım hakkına değil, haber işlenmişliğine de bakması gerekir. Hazır yayımlanabilir bir içerik, başlık yapısından spot kurgusuna kadar yeniden kullanımı kolaylaştırır. Bu da hem editoryal süreci hızlandırır hem de sayfa kalitesini korur. Hangi kaynaklar gerçekten verimlidir? Verimli kaynak, sadece ücretsiz olan kaynak değildir. Verimli kaynak; hızlı, yeniden kullanılabilir, doğrulanabilir ve düzenli akış sağlayan kaynaktır. Günlük haber operasyonu yürüten bir yayın için asıl mesele budur. Sektörel uzmanlaşması olan telifsiz ajanslar bu nedenle öne çıkar. Çünkü genel gündem içerikleri birçok yerde bulunur, ancak savunma sanayii, sürdürülebilirlik, tarım teknolojileri, lojistik yatırımları ya da yapay zeka tabanlı iş dönüşümü gibi alanlarda hem hızlı hem de yayınlanabilir içerik bulmak daha zordur. Bu noktada uzman editoryal kadro ve kategori bazlı içerik mimarisi ciddi avantaj sağlar. Kamu kurumları da önemli bir kaynaktır, fakat burada editoryal işlem yükü yüksektir. Resmi açıklamayı alıp habere dönüştürmek zaman ister. Kurumsal iletişim ekipleri için bu normal olabilir; ancak yoğun çalışan dijital gazetelerde doğrudan yayımlanabilir içerik daha fazla değer üretir. Bu çerçevede, telifsiz ve ücretsiz haber akışını sektörel derinlikle birleştiren platformlar daha sürdürülebilir bir çözüm sunar. Kapsül Haber Ajansı gibi yapılar, özellikle iş dünyası ve stratejik sektör odaklı yayın yapan mecralar için bu ihtiyaca yanıt verir. Lisans kontrolü yapmadan içerik kullanılır mı? Kısa cevap hayır. İçerik açık görünse bile lisans net değilse risk devam eder. Burada en sık yapılan hata, "zaten internette yayımlanmış" düşüncesidir. Oysa dijital erişim ile yeniden yayın hakkı aynı şey değildir. İçerik kullanmadan önce en az dört noktayı kontrol etmek gerekir. Yeniden yayıma izin var mı, görseller de bu kapsama dahil mi, kaynak gösterme şartı isteniyor mu, içerikte üçüncü taraf materyal bulunuyor mu? Özellikle fotoğraf ve video tarafı metinden daha hassastır. Metin telifsiz olabilir, ama eşlik eden görselin lisansı ayrı olabilir. Bir diğer kritik konu güncelleme sorumluluğudur. Bazı haberler ilk yayımlandığında doğru olsa da saatler içinde revize edilir. Bu nedenle telifsiz içerik kullanan yayınların kaynak akışını izlemeye devam etmesi gerekir. Hızlı olmak önemli, fakat düzeltme disiplini olmadan hız tek başına değer üretmez. Editörler için pratik seçim kriterleri Telifsiz haber içeriği seçerken en iyi yöntem, kaynağı bir içerik deposu gibi değil, operasyon ortağı gibi değerlendirmektir. İçerik düzenli mi geliyor, başlıklar yayınlanabilir mi, sektör kırılımları net mi, tekrar oranı yüksek mi, arşiv taraması kolay mı? Bu sorular günlük iş akışında teoriden daha belirleyicidir. Ayrıca yayınınızın hedef kitlesi ile kaynak yapısının uyumu da önemlidir. Finans ve reel sektör odaklı bir mecranın yalnızca genel gündem akışıyla büyümesi zordur. Benzer şekilde kurumsal itibar iletişimi yapan bir platform için doğrulanmış yönetici açıklamaları, yatırım haberleri, üretim, ihracat, teknoloji ve regülasyon başlıkları daha değerlidir. Burada nicelik ile nitelik arasında denge kurmak gerekir. Çok sayıda içerik sunan ama editoryal standardı düşük bir kaynak, kısa sürede sayfaları doldurur ama marka güvenini aşındırabilir. Daha seçici ama kaliteli bir akış ise uzun vadede daha güçlü sonuç verir. Telifsiz içerik bulurken en sık yapılan hatalar En yaygın hata, sosyal medya paylaşımlarını haber kaynağı sanmaktır. Bir kurum yöneticisinin açıklaması sosyal medyada yer alabilir, ancak bunun yeniden yayıma uygun haber paketi olduğu anlamına gelmez. Doğrulama, bağlam ve lisans boyutu ayrıca ele alınmalıdır. İkinci hata, yalnızca ücretsiz olduğu için içeriği yeterli görmek. Ücretsiz içerik değerlidir, fakat editoryal maliyeti yüksekse gerçek anlamda ekonomik değildir. Başlığı yeniden yazmak, metni temizlemek, bilgileri doğrulamak ve görsel aramak için harcanan süre bazen ücretli ama hazır bir akıştan daha pahalıya gelir. Üçüncü hata ise dikey uzmanlık ihtiyacını küçümsemektir. Savunma, enerji, tarım, lojistik ya da yapay zeka gibi alanlarda terminoloji hatası, yüzeysel anlatım veya eksik bağlam profesyonel okuyucuda hemen fark edilir. Bu yüzden kaynak seçerken sektör okuryazarlığı mutlaka dikkate alınmalıdır. Doğru içerik akışı yayın performansını nasıl etkiler? Telifsiz haber içeriği doğru bulunduğunda sadece maliyet düşmez. Yayın ritmi güçlenir, editörlerin zamanı daha stratejik işlere kalır ve haber çeşitliliği artar. Özellikle çok kategorili dijital yayınlarda bu etki doğrudan görünür. Güncel ekonomi başlıkları ile sektör bazlı özel içerikler aynı havuzda sunulabildiğinde hem okur bağlılığı hem de sayfa verimliliği yükselir. Dahası, yeniden kullanım hakkı net olan içerik akışı kurumsal iş birlikleri açısından da daha güvenli bir zemin oluşturur. Markalar, kurumlar ve medya paydaşları hukuki belirsizlik taşımayan yapılara daha rahat yaklaşır. Bu da sadece editoryal değil, ticari açıdan da avantaj üretir. Telifsiz haber içeriği ararken en doğru yaklaşım, "nerede çok içerik var" sorusundan önce "hangi kaynak benim yayın disiplinime uyuyor" sorusunu sormaktır. Çünkü güçlü yayıncılık çoğu zaman daha fazla içerikle değil, doğru lisanslanmış ve iyi işlenmiş içerikle büyür. Sonuçta haber akışında güven kaybedildiğinde telafi zordur; güvenle kullanılabilen doğru içerik bulunduğunda ise ivme kalıcı hale gelir.

Yapay Zeka ile Oluşturulan Yüzler   Gerçek İnsanlardan Daha Güvenilir Bulunuyor Haber

Yapay Zeka ile Oluşturulan Yüzler Gerçek İnsanlardan Daha Güvenilir Bulunuyor

Sayıları giderek artan bu sentetik hesaplar yeni nesil dijital manipülasyonlara kapı aralıyor. Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, ebeveynleri uyararak çocukları yapay zeka tuzaklarından korumanın 5 kritik yolunu sıralıyor. Günümüzde gençler dijital dünyada TikTok, YouTube veya Instagram gibi geleneksel platformların çok ötesine geçerek; ödevlerinden eğlenceye, oyunlardan sosyal etkileşimlere kadar her alanda yapay zeka araçlarıyla doğrudan iletişim kuruyor. Bu hızlı adaptasyon süreci, teknolojinin ulaştığı gerçekçilik seviyesiyle birleştiğinde ebeveynler için yepyeni bir endişe kaynağı oluşturuyor. Global siber güvenlik lideri Bitdefender’ın son araştırmaları, yapay zeka algoritmaları tarafından üretilen sentetik insan yüzlerinin, gerçek insan yüzlerine kıyasla daha "tanıdık", "samimi" ve "güvenilir" bulunduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. İnsan beyninin algı yeteneğini aşan bu hiper-gerçekçilik, dijital ekranda kimin gerçek bir insan, kimin sadece bir kod dizini olduğunu ayırt etmeyi imkansız hale getiriyor. Kusursuz gülümsemelere ve güven veren bakışlara sahip bu sahte profiller, eleştirel düşünme becerileri henüz tam gelişmemiş gençleri siber zorbaların, dolandırıcıların ve kötü niyetli kişilerin manipülasyonlarına açık hale getiriyor. Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, çocukları korumak için atılması gereken 5 kritik adımı paylaşıyor. "Gördüklerine İnanan Bir Nesil, Kusursuz Sahtelikle Karşı Karşıya" Yapay zekanın sunduğu kolaylıkların arkasındaki tehlikeye dikkat çeken Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, "Çocuklarımız internette gördükleri yüzlerin, izledikleri videoların veya sohbet ettikleri kişilerin gerçekliğinden şüphe duymama eğiliminde. Oysa bugün siber saldırganlar, yapay zeka araçlarıyla saniyeler içinde son derece sevecen, güven veren ve tamamen sahte dijital kimlikler oluşturabiliyor. Gençlerin teknolojiyle kurduğu bu yoğun ve filtresiz bağ, onları sahte hesapların veya kimlik avı dolandırıcılarının açık hedefi haline getiriyor. Çevrimiçi platformlarda 'gördüğüne inanma' devri çoktan kapandı. Ebeveynlerin bu yeni dijital okuryazarlık çağında çocuklarına rehberlik etmesi hayati bir önem taşıyor." uyarısında bulundu. Alev Akkoyunlu, gençleri yapay zekanın karanlık yüzünden ve sentetik medya tuzaklarından korumak için alınması gereken 5 önlemi paylaşıyor: 1. “Hiper-gerçekçilik" kavramını çocuklarınızla konuşun. Gördükleri her fotoğrafın veya videonun gerçek bir insana ait olmayabileceğini onlara açıkça anlatın. Yapay zeka ile üretilmiş yüzlerin ne kadar inandırıcı olabileceğine dair örnekleri birlikte inceleyerek farkındalıklarını artırın. 2. Sorgulama ve doğrulama alışkanlığı kazandırın. Yeni tanıştıkları çevrimiçi kişilere veya karşılaştıkları inanması güç içeriklere şüpheyle yaklaşmalarını öğütleyin. Videolardaki anormal göz kırpmaları, ciltteki kusursuzluk veya doğal olmayan ışık yansımaları gibi yapay zeka ipuçlarını nasıl fark edebileceklerini gösterin. 3. Duygusal manipülasyonlara karşı sınır çizin. Siber saldırganlar, oluşturdukları güvenilir yapay zeka yüzleriyle gençlerle duygusal bağ kurarak para, şifre veya hassas fotoğraf talebinde bulunabiliyor. Çevrimiçi ortamda kim olursa olsun kişisel bilgilerin asla paylaşılmaması gerektiği kuralını netleştirin. 4. Gizlilik ayarlarını maksimum seviyede tutun. Yapay zeka algoritmaları, sahte içerikler üretmek veya çocukları hedef almak için açık profillerdeki verileri toplar. Çocuğunuzun sosyal medya hesaplarını gizli tutarak ve takipçi listesini sadece tanıdığı kişilerle sınırlandırarak veri toplanmasını engelleyin. 5. Ebeveyn kontrolü ve güvenlik yazılımlarından destek alın. Çocukların hangi platformlarda ne kadar vakit geçirdiğini bilmek ve zararlı içerikleri filtrelemek oldukça önemlidir. Bitdefender Ebeveyn Kontrolü (Parental Control) gibi çözümlerle çocuklarınızın çevrimiçi aktivitelerini güvenli bir mesafeden takip edebilir, şüpheli bağlantıları ve siber tehditleri cihazlarına ulaşmadan engelleyebilirsiniz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Varsayılan Değerleri Çimento İhracatı İçin Risk Oluşturuyor Haber

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Varsayılan Değerleri Çimento İhracatı İçin Risk Oluşturuyor

Avrupa Komisyonu tarafından 17 Ekim 2025’te yayımlanan torba yasa değişiklikleri ve Aralık 2025’te yürürlüğe giren uygulama tüzükleri, özellikle üçüncü ülkelere uygulanacak varsayılan emisyon değerleri nedeniyle Türk çimento ihracatı üzerinde ciddi mali baskılar yaratıyor. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmesinde, “Türkiye çimento sektörü, 2015 yılından bu yana AB ile uyumlu bir izleme, raporlama ve doğrulama (İRD) sistemi kapsamında faaliyet gösteriyor. Tüm tesislerimizde düşük emisyonlu kuru sistem fırınlar kullanılıyor ve fiili emisyon performansımız varsayılan değerlerin oldukça altında seyrediyor. Türkiye için özel bir varsayılan değer tanımlanmadığı için “diğer ülkeler” başlığı altındaki en yüksek emisyon katsayılarının uygulanması, sektörümüzü haksız biçimde dezavantajlı duruma düşürüyor. 2025 yılının ilk 11 ayında, sektörün yaklaşık yüzde 94’ünü temsil eden TÜRKÇİMENTO üyeleri 75 milyon ton klinker üretimi gerçekleştirdi. Türkiye ayrıca, AB’nin klinker ve çimento ithalatının ana tedarikçisi konumundadır.” dedi. Bozay, mevcut varsayılan değerlerin gerçek üretim koşullarını yansıtmadığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye’de SKDM geçiş döneminde AB’ye ihracat yapan üyelerimizin beyan ettiği fiili veriler, gri çimento klinkeri için emisyonların 0,88 tCO₂/ton seviyesinde gerçekleştiğini gösteriyor. Buna karşın AB mevzuatında Türkiye için kullanılan varsayılan değer 1,551 tCO₂/ton. Bu fark, gerçek emisyon performansını yansıtmayan ilave maliyetler doğuruyor ve SKDM’nin adil ve doğru uygulanmasına ilişkin tartışmaları beraberinde getiriyor.” AB Vatandaşlarını da Etkileyecek Fiili değerlerin doğrulanması süreçlerinde aksama yaşanması halinde, fiili değerler ile varsayılan değerler arasındaki farkın ciddi bir mali yüke dönüşeceğini vurgulayan TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, şunları söyledi: “Bu fark, güncel AB ETS fiyatlarıyla hesaplandığında karbon maliyetini bir ton klinker için yaklaşık 20 Avrodan 80 Avroya çıkarıyor. Ortaya çıkan tutar, AB’ye ihraç edilen ürünlerin ortalama birim fiyatını dahi aşarak ihracatın ekonomik sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit ediyor. SKDM bu haliyle uygulanırsa, oluşacak ek maliyetin önemli bir kısmı nihai ürün fiyatlarına yansıyacak ve sonuçta AB’deki tüketicileri de etkileyecektir. Bu nedenle, doğrulayıcı kapasitesinin zamanında devreye alınması ve varsayılan değerlerin gerçekçi şekilde güncellenmesi kritik önem taşıyor. Bu durum, Gümrük Birliği’nin temel prensipleriyle de tam uyumlu olmayan bir sonuç doğurabilir.” Öte yandan Bozay, uygulamada netleştirilmesi gereken bazı teknik konulara da dikkat çekti: “Çimento sektörümüz yenilenebilir elektrik kullanımını artırmaya odaklanıyor. Ancak düşük-orta ölçekli bir çimento fabrikasının öz tüketimini tamamen yenilenebilir enerjiden karşılayabilmesi için yaklaşık 50–70 MW büyüklüğünde bir güneş santrali kapasitesine ihtiyaç duyuluyor. Bu büyüklükte bir yatırımın fabrika sahası içinde veya hemen yakınında yapılması ve doğrudan bağlanması çoğu zaman teknik olarak mümkün olmuyor. Bu nedenle üreticiler yenilenebilir enerji yatırımlarını farklı lokasyonlarda gerçekleştirmek durumunda kalıyor. SKDM kapsamında, bu yatırımların ve beyan edilen fiili üretim verilerinin dolaylı emisyon hesaplamalarında tanınmasını sağlayacak net kurallara ihtiyaç var. Ayrıca nihai ürünün çimento olması durumunda gömülü emisyon metodolojisi, elektrik emisyon katsayıları ve bedelsiz tahsisat ayarlamaları gibi alanlarda mevzuatta belirsizlikler bulunuyor.” Bozay, SKDM’nin çevresel hedefleri korunurken adil rekabet koşullarının sağlanabilmesi için çözüm önerilerini ise şöyle dile getirdi: “Sektörümüzün önceliği, SKDM kapsamında emisyon raporlarının titizlikle hazırlanması ve doğrulanmasıdır. Ancak özellikle ilk yıllarda doğrulama süreçlerinde gecikmeler yaşanması ve doğrulayıcı kapasitesinin yetersiz kalması ihtimali bulunmaktadır. Saha ziyaretleri ve ilk doğrulama işlemleri beklenenden uzun sürebilir. Bu durumda, fiili emisyon performansını yansıtmayan varsayılan değerlerin uygulanması, düşük karbon yoğunluğuna sahip üreticileri orantısız biçimde negatif yönde etkileyebilir. Türkiye’nin 2015 yılından bu yana AB’ye benzer bir İzleme, Raporlama ve Doğrulama (İRD) sistemine sahip olması, gerçek veriler üzerinden değerlendirme yapılabilmesi açısından hem ihracatçılar hem de ithalatçılar için önemli bir güvence sunmaktadır. SKDM’nin fiili bir ticaret engeline dönüşmemesi için, ‘Diğer Ülkeler’ başlığı altındaki genel varsayılan değerler yerine, AB ile uyumlu İRD sistemi verilerine dayalı ulusal değerlerin kullanılmasına imkân tanınması önem taşımaktadır. Doğrulama altyapısı tam işler hale gelene kadar fiili emisyon verilerinin esas alınması ve orantısız mali yüklerin önlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, düşük karbonlu üretim ile en yüksek karbonu üreteni ayırt edemeyen bir sistem olarak SKDM’nin düşük karbonlu üretimi destekleme amacı sadece tarife dışı teknik engel olmaktan öteye geçemeyecektir. Bu itibarla, uygulamada netleşmeyen SKDM kapsamında akredite kuruluşların nihai listesi gibi akreditasyona dair süreçlerde AB’nin iç mevzuatındaki ikincil düzenlemelerin ve teknik konuların da en kısa sürede açıklığa kavuşturulması büyük önem arz etmektedir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Balina Avı Saldırıları Yöneticileri Hedef Alıyor Haber

Balina Avı Saldırıları Yöneticileri Hedef Alıyor

Balinalar avı saldırılarında mağdur edebilecek kişi sayısı sıradan çalışanlara göre daha az olduğu için siber saldırganlar için ilgi çekici bir alan hâline geliyor. Üst düzey yöneticiler (C-suite dâhil) genellikle üç temel özelliğiyle öne çıkıyorlar. Zamanları kısıtlıdır yani kimlik avı e-postasına tıklayabilir, kötü amaçlı bir eki açabilir veya sahte bir transfer talebini düzgün bir şekilde incelemeden onaylayabilirler. Zaman kazanmak için çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) gibi güvenlik kontrollerini kapatabilir veya atlayabilirler. Çevrimiçi ortamda oldukça görünürler. Bu, tehdit aktörlerinin, astlarından veya asistanlarından geliyormuş gibi görünen e-postalar gibi ikna edici sosyal mühendislik saldırıları oluşturmak için bilgi toplamasına olanak tanır. Son derece hassas ve kazançlı kurumsal bilgilere erişme ve büyük miktarlı para transferlerini onaylama veya talep etme yetkisine sahiptir. Tipik bir balina avı saldırısı nasıl görünür? Normal bir spearphishing veya BEC saldırısı gibi, balina avı saldırısının da başarılı olması için belirli bir hazırlık gerekir. Bu, tehdit aktörlerinin hedefleri hakkında ayrıntılı keşif yapma olasılığının yüksek olduğu anlamına gelir. Sosyal medya hesapları, şirket web sitesi, medya röportajları ve önemli videolar dâhil olmak üzere, onlara yardımcı olacak kamuya açık bilgilerin eksiği olmamalıdır. Temel bilgilerin yanı sıra kilit alt çalışanlar ve meslektaşlar hakkında bilgiler veya sosyal mühendislik için bahane olarak kullanılabilecek kurumsal bilgiler, örneğin birleşme ve satın alma faaliyetleri veya şirket etkinlikleri hakkında bilgiler de öğrenmek isteyeceklerdir. Bu, tehdit aktörünün kişisel çıkarlarını ve nihai hedef "balina"yı taklit etmekse tehdit aktörünün kişisel ilgi alanlarını ve hatta iletişim tarzını anlamasına da yardımcı olabilir. Sosyal mühendislik yöntemleri kullanılıyor Bu bilgileri elde ettikten sonra, saldırgan genellikle bir spearphishing veya BEC e-postası hazırlar. Bu, büyük olasılıkla güvenilir bir kaynaktan gönderilmiş gibi görünen, sahte bir e-posta olacaktır. Ayrıca alıcının karar verme sürecini hızlandırması için klasik sosyal mühendislik taktiği olan aciliyet yaratma yöntemi kullanılacaktır. Nihai hedef bazen kurbanı, giriş bilgilerini ifşa etmeye veya farkında olmadan bilgi hırsızlığı amaçlı kötü amaçlı yazılım ve casus yazılım yüklemeye ikna etmektir. Bu kimlik bilgileri, paraya çevrilebilir kurumsal sırlara erişmek için ya da balina kimliğine bürünerek daha küçük balıkları büyük para transferleri yapmaya ikna etmek için astlarına BEC saldırıları başlatarak e-posta hesaplarını ele geçirmek için kullanılabilir. Alternatif olarak dolandırıcı, fon transferini onaylamaları için onları kandırmak amacıyla "balina"nın patronu gibi davranabilir. Yapay zekâ balina avı kurallarını değiştiriyor Ne yazık ki yapay zekâ bu görevleri kötü niyetli kişiler için daha da kolaylaştırıyor. Kurbanları keşfetmek için hedefler hakkında büyük miktarda veri toplamak üzere yapay zekâ araçlarından yararlanabilirler. Kusursuz doğal dilde ikna edici e-postalar veya metinler oluşturmak için üretken yapay zekâ (GenAI) kullanabilirler. Bu araçlar, yararlı bağlam eklemek veya gönderenin yazım stilini taklit etmek için bile kullanılabilir. GenAI, hedefleri para transferi yapmaya ikna etmek için derin sahtecilik teknolojisini son derece ikna edici vishing saldırılarında kullanmak hatta üst düzey yöneticileri taklit eden videolar oluşturmak için kullanılabilir. Büyük bir BEC saldırısı, milyonlarca dolarlık gelir kaybına neden olabilir. Hassas kurumsal verilerin ihlali ise yasal cezalar, toplu davalar ve operasyonel aksaklıklara yol açabilir. Şirketler için itibar kaybı daha da kötü olabilir. Daha kişisel bir açıdan bakıldığında bu tür olayların ardından kandırılan yöneticiler genellikle üstleri tarafından günah keçisi ilan edilir. Saldırıların önüne nasıl geçilebilir? Güvenlik ekipleri, spearphishing ve BEC saldırılarının risklerini azaltmaya yardımcı olmak için çeşitli yöntemler kullanabilir. Ancak kuralların kendileri için geçerli olmadığını düşünen üst düzey yöneticilerle karşı karşıya kaldıklarında bu yöntemler her zaman başarılı olmaz. Bu nedenle, simülasyonları içeren yöneticiye özel eğitim alıştırmaları çok önemlidir. Bu alıştırmalar, son derece kişiselleştirilmeli ve deepfake video veya ses dâhil olmak üzere en son tehdit aktörlerinin TTP'lerini içeren kısa ve yönetilebilir dersler şeklinde olmalıdır. Bunlar, iyileştirilmiş güvenlik kontrolleri ve süreçleriyle desteklenmelidir. Buna, büyük meblağlı fon transferleri için sıkı bir onay süreci dâhil edilebilir; bu süreçte iki kişinin imzası veya alternatif bir güvenilir kanal aracılığıyla doğrulama gerekebilir. Yapay zekâ savunma stratejisinin bir parçası olabilir Yapay zekâ araçları da ağ savunucularına yardımcı olabilir. Şüpheli iletişim kalıplarını, gönderenleri ve içeriği tespit etmek için tasarlanmış yapay zekâ tabanlı e-posta güvenliğini göz önünde bulundurun. Ayrıca potansiyel olarak kötü niyetli aramaları gerçek zamanlı olarak işaretlemek için deepfake algılama yazılımları da mevcut. Sıfır Güven yaklaşımı da yararlı bir direnç sağlayabilir. En az ayrıcalık ve tam zamanında erişim uygulayarak yöneticilerin erişebileceği bilgileri en aza indirir ve oturum açma bilgilerinin varsayılan olarak asla güvenilir olmamasını sağlar. Kuruluşunuz kamuya açık olarak paylaştığı kurumsal bilgilerin türünü sınırlamaya başlamak isteyebilir. Yapay zekânın her yerde olduğu bir dünyada, bu tür bilgileri bulma ve silah olarak kullanma araçları artık azınlığın değil, çoğunluğun elindedir.

Samsung Electronics'ten Bir İlk​​​​​​​ Haber

Samsung Electronics'ten Bir İlk​​​​​​​

Samsung'un AI (Yapay Zekâ) Enerji Modu'nun DUCD tarafından yayımlanan spesifikasyonlar çerçevesinde doğrulanması, şirketin çamaşır makinelerinin karbon emisyonunu azalttığını teyit ediyor. Samsung Electronics, belirli çamaşır makinelerindeki AI Enerji Modu’nun sunduğu karbon azaltma etkisinin, DUCD (Decarbonizing the Use-Phase of Connected Devices) spesifikasyonuna göre Carbon Trust Assurance tarafından doğrulandığını duyurdu. Böylece ilk kez Samsung’un bir ürün veya özelliği, DUCD spesifikasyonu kullanılarak doğrulanmış oldu. Kullanım aşamasında AI Enerji Modu ile azalan sera gazı (GHG) etkisinin, üçüncü bir taraf tarafından doğrulanması sektör için büyük önem taşıyor. Samsung Electronics Başkan Yardımcısı ve Dijital Ev Aletleri İş Birimi Ar-Ge Ekibi Başkanı Jeong Seung Moon, “Samsung olarak çevre faktörlerini göz önünde bulundurarak ürün ve hizmetlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Çabalarımızın önemli bir göstergesi olan AI Enerji Modu’yla elde ettiğimiz doğrulama, bu özelliğin ne kadar etkili olduğunu gösterdi. Ürünlerimizin, özelliklerimizin ve hizmetlerimizin gerçek anlamda sunduğu faydaları daha da iyileştirmek için çalışmaya devam ediyoruz” dedi. Samsung’un uzun soluklu çabaları Samsung, uzun bir zamandır ev aletlerinden kaynaklanan karbon emisyonlarını değerlendirmek ve yönetmek için objektif ve sistematik göstergeler oluşturmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu çabaların bir parçası olarak şirket, Eylül 2022'de DUCD girişimine Sekreter üye olarak katıldı. DUCD girişimi, olumlu iklim eylemlerini teşvik etmek için şirketlerle, hükümetlerle ve finans kurumlarıyla iş birliği yapan global iklim danışmanlığı kuruluşu Carbon Trust tarafından yönetiliyor. Diğer sektör liderleriyle iş birliği yaparak bağlı cihazların enerji kullanımını ve sağladığı tasarrufu ölçülme şeklini standartlaştırmayı hedefleyen DUCD, Wi-Fi bağlantılı cihazların karbon tasarrufunu hesaplamak için global metodolojiler oluşturulmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Kasım 2024'te DUCD, bağlı cihazlar için birleşik ölçüm kriterleri ve azaltma metodolojileri belirleyen global bir spesifikasyon yayımladı. Bu yaklaşım, tüketicilerin gerçek kullanımında meydana gelen karbon emisyonlarındaki azalmayı ölçüyor ve geleneksel olarak kullanılan “üretim sürecindeki” karbon emisyonlarının ölçümünden veya azaltımından ayrışıyor. AI Enerji Modunun karbon emisyonunu azalttığı doğrulandı Carbon Trust'ın bağımsız güvence kolu Carbon Trust Assurance Ltd, ilgili kılavuzu kullanarak Samsung'un dünya çapında kullanılan çamaşır makinesi serisi üzerinde pilot bir değerlendirme testi yaptı. AI Enerji Modu'nun azaltım etkisi, Temmuz 2024 ile Haziran 2025 arasında bu mod kullanıldığında ve kullanılmadığında salınan karbon miktarları karşılaştırarak doğrulandı. Samsung'un enerji verimliliği yüksek seçili çamaşır makineleri, SmartThings Platformu kullanılarak çalıştırıldı ve harcanan toplam enerji tüketimi bu süre zarfında 12,28 GWh olarak doğrulandı. DUCD Bölüm 1: Spesifikasyon ve Kılavuz doğrultusunda Carbon Trust Assurance Ltd tarafından hesaplanan karbon emisyonu 5.266 tCO2e olarak kaydedildi. Doğrulanan 5,02 GWh enerji tasarrufu ve 2.084 tCO2e sera gazı emisyonu tasarrufu, AI Enerji Modu'nun etkinleştirilmesiyle ilişkilendirildi. Bu miktardaki enerji tasarrufu, ABD’deki ortalama bir konutun günlük yaklaşık 29,54 kWh enerji kullandığı göz önüne alındığında, yaklaşık 169.000 hanenin bir günde kullanabileceği elektrik miktarına denk geliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.