Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğu Akdeniz

Kapsül Haber Ajansı - Doğu Akdeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğu Akdeniz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rönesans’tan DAPEK Endüstri Bölgesi için SJ Group ile Stratejik Ortaklık ​​​​​​​ Haber

Rönesans’tan DAPEK Endüstri Bölgesi için SJ Group ile Stratejik Ortaklık ​​​​​​​

SJ Group bu ortaklık kapsamında, Türkiye’nin Doğu Akdeniz enerji ve ticaret koridorunda konumlanan, ulusal ölçekte stratejik öneme sahip yeni nesil endüstri ve lojistik merkezi olarak tasarlanan DAPEK için endüstriyel konumlandırma ve katma değerli sanayi yatırımcılarının entegrasyonunda yönetim ortağı olacak. Rönesans Holding ve SJ Group arasında imzalanan stratejik ortaklık, DAPEK’in geliştirilmesinde küresel iyi uygulamaların hayata geçirilmesine katkı sağlarken; strateji ve konumlandırma, arazi kullanım planlaması, altyapı hizmetleri ve sürdürülebilirlik çerçevelerinin oluşturulması gibi alanları kapsayacak. Söz konusu iş birliği, Rönesans Holding’in büyük ölçekli altyapı ve yatırım deneyimi ile SJ Group’un sanayi planlaması, enerji altyapısı ve yatırımcı ağları konusundaki uzmanlığını bir araya getirecek. 2.750 hektarlık alana ve iki kilometrelik kıyı şeridine sahip olan DAPEK; petrokimya, yeni nesil malzemeler ve enerji dönüşümü odaklı sektörler başta olmak üzere yüksek teknoloji odaklı sanayi faaliyetlerinin yürütüleceği bir merkez olarak tasarlanıyor. Kara, deniz ve demir yolu taşımacılığıyla lojistik bir merkez olarak konumlanan bölgede; sıvı, gaz, konteyner ve kuru yük olmak üzere farklı yük türlerine yönelik depolama ve taşımacılık çözümleri sunuluyor. Ayrıca endüstri bölgesinde; güneş enerjisi santrali ve yeşil hidrojen üretim tesisini kapsayan entegre bir enerji altyapısı da bulunuyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde Rönesans Holding tarafından geliştirilen DAPEK Endüstri Bölgesi’ndeki altyapı yatırımları, küresel yatırımcıların ihtiyaçlarıyla uyumlu, yüksek sermayeli ve ihracat odaklı yatırımlara öncelik verecek biçimde tasarlanıyor. 2025’ten bu yana DAPEK’e danışmanlık desteği sunan SJ Group bu yeni ortaklık kapsamında; süreçlerin sadeleştirilmesi, operasyonel verimliliğin artırılması ve proje teslim sürelerinin hızlandırılması gibi yatırımcı dostu çözümler geliştirecek. Sürdürülebilirlik, karbon azaltımı ve yeşil ekonomi odaklı çalışmalarıyla öne çıkan SJ Group; Singapur’daki Jurong Adası'nın geliştirilmesinin yanı sıra dünyanın farklı bölgelerinde hayata geçirilen çok sayıda endüstri parkında da kritik roller üstleniyor. SJ GROUP İŞ BİRLİĞİ SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME HEDEFLERİMİZİ DESTEKLİYOR Rönesans Holding Onursal Başkanı Erman Ilıcak, iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Uluslararası ortaklıkların sürdürülebilir büyümenin anahtarlarından biri olduğuna inanıyoruz. Küresel bakış açısını yerel uzmanlıkla birleştiren bu iş birlikleri, sanayi gelişimi için güçlü bir model ortaya koyuyor. Teknolojik yenilik ile çevresel sorumluluğun birlikte ilerlediği bu yaklaşım, yalnızca Türkiye için değil daha geniş bölge için de uzun vadeli değer yaratacak. Endüstriyel planlama, enerji altyapısı ve sürdürülebilirlik alanlarındaki küresel deneyimiyle öne çıkan SJ Group, DAPEK’in uzun vadeli stratejisinin güçlendirilmesine ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimizin desteklenmesine önemli bir katkı sağlayacak.” Ayrıca DAPEK kapsamında Rönesans Holding tarafından 2025 yılında inşaatına başlanarak 2027 sonunda tamamlanması planlanan Ceyhan Polipropilen Tesisi ve Sıvı Yük Terminali Projesi hakkında konuşan Ilıcak; “Rönesans olarak DAPEK’te ilk yatırımcı konumundayız. Buradaki polipropilen tesisi ve sıvı dökme yük terminalinin geliştirilmesi için toplam 2 milyar dolarlık yatırım gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin cari dengesine yıllık yaklaşık 300 milyon dolar katkı sağlamasını beklediğimiz proje ile yerli üretimi güçlendirmeyi ve tedarik güvenliğini artırmayı hedefliyoruz” dedi. DAPEK, BÖLGEDE ÖRNEK BİR SANAYİ GELİŞİM MODELİ OLARAK KONUMLANACAK SJ Enerji Kıdemli İcra Direktörü Tan Wooi Leong ise şunları söyledi: “Rönesans ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, enerji dönüşümü, gelişen teknolojiler ve net sıfır üretim tesisi hedefleri doğrultusunda büyük ölçekli ve liman temelli endüstri bölgelerinin geliştirilmesinde önemli bir dönüm noktası. Sanayi bölgeleri konusundaki uzmanlığımızın, DAPEK’in bölgede örnek bir sanayi gelişim modeli olarak konumlanmasına katkı sağlamasını, aynı zamanda Türkiye’nin uzun vadeli sanayi ve altyapı hedeflerini güçlendirmesini amaçlıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin KKTC’ye F-16 Gönderme Hamlesi Güçlü ve Zamanında Bir Yanıt! Haber

Türkiye’nin KKTC’ye F-16 Gönderme Hamlesi Güçlü ve Zamanında Bir Yanıt!

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu hamle, garantörlük hakkının kullanılması, enerji güvenliğinin sağlanması ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin temini açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye’nin hem kendi güvenliğini hem de KKTC’nin varlığını korumak için sahada olmayı sürdüreceği açıktır.” dedi. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliğini artırmaya yönelik planlamalar kapsamında 6 F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemlerinin adaya konuşlandırıldığını açıkladı. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Doğu Akdeniz’de artan askeri hareketlilik ve bunun Kıbrıs meselesine yansımalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. İran meselesi küresel düzenin kritik düğüm noktalarından biri Prof. Dr. Havva Kök Arslan, İran merkezli gerilimin Doğu Akdeniz’de yeni bir güvenlik mimarisinin oluşmasına neden olduğunu belirterek, “İran meselesi, yalnızca bir güvenlik veya nükleer program tartışması olmanın ötesinde, küresel düzenin enerji, finans ve jeopolitik yapısında kritik bir düğüm noktası haline gelmiştir. Bu düğümün çözülmeye çalışıldığı sahalardan biri de Doğu Akdeniz’dir. ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilimin genişlemesi, Kıbrıs adasında askeri yığınağın artmasına neden olmuştur. Avrupa Birliği ülkelerinin bölgeye savaş gemileri ve uçaklar göndermesi ile Yunanistan’ın GKRY’ye askeri takviye yapması, tansiyonu yükselten başlıca etkenlerdir.” dedi. Türkiye’nin KKTC’ye F-16 göndermesi çok katmanlı bir stratejik hamle Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) 6 adet F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemleri konuşlandırmasının bölgesel dengeler açısından kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arslan, şöyle devam etti: “Bu kritik dönemde, Türkiye’nin KKTC’ye 6 F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemi göndermesi, bölgesel ve küresel dengeler açısından önemli bir hamle olarak değerlendirilmektedir. Peki, bu adımın arkasındaki stratejik mantık nedir? Bölgesel ve küresel güçler (ABD, AB ülkeleri, Yunanistan, İran) bu süreçte hangi pozisyonları almış, ne tür hamleler yapmıştır? Türkiye’nin 6 F-16 ve hava savunma sistemlerini KKTC’ye konuşlandırması, çok katmanlı ve zamanında bir stratejik hamledir. Türkiye, 1959 Londra ve Zürih Antlaşmaları ile 1960 Kıbrıs Anayasası çerçevesinde, yalnızca KKTC değil, tüm Kıbrıs adasının garantörüdür. Uzmanlar, bu hamlenin olası bir çatışma ortamında adanın bütünlüğünü ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğini koruma yükümlülüğünün bir gereği olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle belirsizlik ortamında, mevcut anayasal düzeni bozma veya toprak kazanma amaçlı girişimlere karşı caydırıcı bir güç oluşturmak hedeflenmiştir.” Doğu Akdeniz’deki güç dengesi hızla değişiyor Prof. Dr. Arslan, Doğu Akdeniz’de birçok küresel ve bölgesel aktörün aynı anda askeri varlık gösterdiğini belirterek, şunları kaydetti: “Bölgede halihazırda önemli bir askeri varlık bulunmaktadır. ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda ve Yunanistan, İran tehdidine karşı olduklarını belirterek bölgeye savaş gemileri ve uçaklar göndermiştir. Türkiye de bu ortamda ‘sahada olmak’ ve bölgesel bir güç olarak pozisyon almak durumundadır. Bu hamle, aynı zamanda Türkiye’nin KKTC’nin yanında durduğunu göstermesi açısından da önem taşımaktadır.” Enerji güvenliği Türkiye için stratejik önemde Doğu Akdeniz’in enerji kaynakları açısından taşıdığı öneme de dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, “Doğu Akdeniz’in enerji kaynakları ve ticaret yolları Türkiye için stratejik öneme sahiptir. Bu adım, enerji arz güvenliği ile ilgili potansiyel sorunlarda Türkiye’nin sahada bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” ifadesinde bulundu. GKRY’nin NATO üyeliği girişimi Türkiye açısından kritik bir risk Prof. Dr. Arslan, Batı dünyasının İran tehdidini gerekçe göstererek GKRY’yi NATO’ya dahil etme girişimlerinin gündeme gelebileceğini de ifade ederek, “Bazı yorumcular, Batı dünyasının İran tehdidini bahane ederek GKRY’yi NATO’ya dahil etme girişiminde bulunabileceğini belirtmektedir. Türkiye’nin onayı olmadan GKRY’nin NATO’ya üyeliği, Türkiye’yi çevreleme ve KKTC’nin varlığını göz ardı etme riski taşıyacaktır. Bu hamle, söz konusu planları önden engellemeyi hedeflemektedir.” dedi. Yunanistan bölgedeki en aktif askeri aktörlerden biri Bölgede Yunanistan’ın askeri hareketliliğinin dikkat çektiğini belirten Prof. Dr. Arslan, “Yunanistan’ın F-16 ve savaş gemisi göndermesi, Avrupa ülkelerinin askeri yığınağı ve GKRY’ye Patriot füzeleri konuşlandırması, Türkiye’de bir tehdit algısı oluşturmuştur. Türkiye, bu algıya yanıt vererek hem caydırıcılığını artırmış hem de olası sürpriz gelişmelere hazırlık göstermiştir.” diye konuştu. Doğu Akdeniz uzun süre kriz potansiyeli taşıyacak Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Doğu Akdeniz’in, farklı aktörlerin karmaşık bir satranç tahtası haline geldiğini ifade ederek, “ABD, İran’a yönelik operasyonları başlatan taraf olarak görülmekte ve bölgede stratejik bir çıkış planının eksikliği nedeniyle önemli yıkımlar yaşanmaktadır. Uzun vadede ise ABD, doların rezerv para statüsünü koruma çabasıyla jeopolitik sertliğini artırmaktadır. İsrail ise doğrudan bir çatışmadan kaçınmakta, ancak Kıbrıs ile askeri iş birliği yaparak dolaylı bir güvenlik şemsiyesi oluşturmayı sürdürmektedir.” şeklinde konuştu. Fransa, İngiltere, İtalya, Hollanda ve İspanya’nın İran tehdidini gerekçe göstererek Doğu Akdeniz’deki askeri varlıklarını artırdığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Bu hamlelerin temel stratejileri şunlardır: Enerji ve ticaret güvenliğini sağlamak, AB üyesi GKRY’yi olası saldırılara karşı korumak, İsrail’in dolaylı güvenliğini desteklemek, NATO içinde bağımsız bir güvenlik rolü üstlenmek, Fransa ve İngiltere’nin Kıbrıs merkezli operasyon alanları oluşturduğu dikkat çekmektedir.” ifadesinde bulundu. Yunanistan GKRY’ye 4 F-16 ve savaş gemisi gönderdi Yunanistan’ın bölgedeki en aktif aktörlerden biri olarak, GKRY’ye 4 F-16 ve savaş gemisi gönderdiğini söyleyen Prof. Dr. Arslan, “Bazı generaller, Ege Adaları’nın silahlandırılması ve olası bir çatışmada AB ve ABD desteği olacağını varsayarak hareket etmektedir.” dedi. ABD-İsrail saldırılarının hedefi olan İran’ın, karşılık vererek bölgesel yayılma riskini artırdığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “İngiliz üslerine düzenlenen dron saldırısı Doğu Akdeniz’i de etkilemiştir. Uzun vadede İran meselesi, dolar merkezli küresel finans sistemine meydan okuma niteliği taşımakta ve yalnızca bölgesel değil, küresel düzenin geleceğini de ilgilendirmektedir.” şeklinde konuştu. Kıbrıs artık Avrupa’nın ileri savunma platformlarından biri Kıbrıs Adasının artık yalnızca diplomatik veya enerji temelli bir rekabet alanı olmadığını dile getiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Ada, artık yalnızca enerji veya diplomasi sahası olmaktan çıkmış, jeostratejik bir düğüm noktası ve Avrupa’nın ileri savunma platformu haline gelmiştir. Bölgede üç ana askeri eksen oluşmaktadır. Kuzey Eksen: Türkiye kıyıları, KKTC ve Türk donanması, Orta Eksen: Kıbrıs Adası, İngiliz üsleri (Akrotiri ve Dikelya) ve Avrupa unsurları, Güney Eksen: İsrail kıyıları, Levant havzası ve ABD müttefik unsurları.” Beklenmedik hamleler doğrudan çatışma riskini artırabilir Bölgedeki askeri yığılmanın çeşitli riskleri de beraberinde getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, geleceğe dair riskleri şöyle sıraladı: “Doğrudan Çatışma: Yunanistan’ın Ege Adaları veya Kıbrıs’ta beklenmedik hamleleri doğrudan bir çatışmayı tetikleyebilir. GKRY’nin NATO Üyeliği: Batı’nın bu girişimi, Türkiye için kırmızı çizgiyi oluşturabilir ve ittifak içinde kriz yaratabilir. Uzun Vadeli Askeri Yığınak: Bölgeye konuşlandırılan silah ve gemiler, tehdit ortadan kalktıktan sonra da kalabilir; bu durum Türkiye için risk yaratabilir. Bölgesel Rekabetin Derinleşmesi: Avrupa ülkelerinin kalıcı askeri varlığı, Doğu Akdeniz’deki güç rekabetini artırabilir. Küresel Düzenin Test Edilmesi: İran merkezli kriz, sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel ekonomik ve güvenlik düzeninin sınandığı bir durumdur.” F-16 gönderilmesi zamanında ve güçlü bir yanıt Türkiye’nin KKTC’ye F-16 gönderme hamlesinin, artan askeri yığınağa karşı verilen güçlü ve zamanında bir yanıt olarak değerlendirilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu hamle, garantörlük hakkının kullanılması, enerji güvenliğinin sağlanması ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin temini açısından kritik öneme sahiptir. Önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz, enerji rekabeti ve büyük güçlerin güvenlik stratejilerinin kesiştiği bir kriz alanı olmaya devam edecektir. Türkiye’nin hem kendi güvenliğini hem de KKTC’nin varlığını korumak için sahada olmayı sürdüreceği açıktır.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mısır EMITT 2026’da Türkiye ile İlişkilerini Derinleştiriyor Haber

Mısır EMITT 2026’da Türkiye ile İlişkilerini Derinleştiriyor

29. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı EMITT 2026’ya katılan Mısır, Türkiye ile yürüttüğü güçlü ikili ilişkileri daha da ileri taşımaya hazırlanıyor. 2025 yılında 19 milyon uluslararası ziyaretçi ağırlayan ülke, küresel ortalamanın dört katından fazla olan yüzde 21’lik büyüme performansıyla dikkat çekti. Bu tablo Mısır’ın Doğu Akdeniz ve Avrasya pazarlarında stratejik bir turizm ortağı olma konumunu güçlendirdi. EMITT’in, Türk ve Avrasya seyahat ortaklarıyla iş birliklerini derinleştirmek için ideal bir platform olduğunu dile getiren Turizm ve Eski Eserler Bakanı Sherif Fathy, “Turizmde ulaşılan tarihi seviyeler, yeni ve daha kapsamlı deneyimler geliştirmek için önemli bir fırsat sunuyor. Mısır’ın tarihini, kültürünü, tatil ve eğlence seçeneklerini lüks unsurlarla bir araya getiren yeni ürünler ve deneyimler geliştirmek için Türkiye ile yakın çalışmaya hazırız” dedi. Türkiye ile turizme yönelik stratejik iş birlikleri somut adımlarla ilerliyor Mısır’ın EMITT 2026’ya katılımı, iki ülke arasındaki turizm, havacılık ve yatırım başlıklarına ilişkin iş birliklerini güçlendirme yönündeki ortak iradeyi ortaya koydu. Yaklaşan Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı öncesinde atılan bu adım, Türkiye ile Mısır arasındaki iş birliğine yönelik temasların daha da yoğunlaştığını gösteriyor. 2025 yılında Sherif Fathy, tatil köyü ve otel yatırımlarını ele almak üzere Türkiye’nin konaklama sektörü temsilcileriyle bir araya gelmiş ve Mısır’ın uzun vadeli yatırımlar açısından sunduğu potansiyele dikkat çekmişti. Aynı dönemde Türkiye’den gelen ziyaretçi sayısı da hızla artmış; 2025’in ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 56,5 yükselme yaşanmıştı. Türk gezginler için özel olarak tasarlanmış deneyimler Mısır, Türk ziyaretçilere kültürden deniz turizmine, maceradan iş seyahatine kadar geniş bir deneyim yelpazesi sunarak farklı beklentilere aynı anda yanıt veren bütüncül bir destinasyon profili çiziyor. Tarih, yaşam tarzı, gastronomi ve dinlenme olanaklarını tek bir rotada buluşturan bu çeşitlilik, ülkeyi hem kısa şehir kaçamakları hem de kapsamlı tatil programları için güçlü bir alternatif hâline getiriyor. 1 Kasım 2025’te Giza Piramitleri’nin eteklerinde kapılarını açan Grand Egyptian Museum, Tutankhamun koleksiyonunun ilk kez eksiksiz biçimde sergilendiği 57 bin eser ve anıtsal Ramses II heykeliyle Mısır’ı kültür turizminde küresel ölçekte öne çıkaran önemli bir merkez olarak konumlanıyor. Kahire’nin tarihi camileri, İslam mimarisi ve arkeolojik mirası, Akdeniz ve Osmanlı dönemlerine uzanan ortak kültürel bağları yansıtırken; şehrin canlı sanat hayatı, yerel pazarları ve zengin mutfağı Türk gezginlere tanıdık ve dinamik bir şehir deneyimi sunuyor. Arkeolojik alanlar ve müzelere yönelik ziyaretlerin geçen yıl yüzde 33,5 artması, kültür turizmine olan ilginin güçlenerek sürdüğünü ortaya koyuyor. Akdeniz kıyısı ve Kuzey Sahili’ndeki lüks tatil köyleri deniz, gastronomi ve yaşam tarzını bir araya getirirken; Kızıldeniz bölgesi dalış, şnorkelle yüzme ve wellness odaklı deneyimleriyle aileler ve aktif tatilciler için öne çıkıyor. Çöl vahalarında konumlanan wellness merkezleri ise dinlenme ve yenilenme arayan ziyaretçilere farklı alternatifler sunuyor. Bunun yanı sıra Kutsal Aile Rotası ve önemli İslami miras noktaları, inanç temelli seyahatlere ilgi duyanlar için özel güzergâhlar oluştururken; modern konferans merkezleri ve resort altyapısı, MICE ve iş seyahati segmentinde güçlü bir zemin sağlıyor. Bu geniş çeşitlilik, Türk tur operatörlerinin kültür, tatil ve iş seyahatini bir araya getiren, deneyim odaklı talebe yanıt veren özelleştirilmiş programlar tasarlamasına imkan tanıyor Artan ulaşım ve havayolu kapasitesi turizm performansını yukarı taşıyor Mısır’ın güçlü performansı, hızla genişleyen uluslararası bağlantılarla da destekleniyor. Havayolu koltuk kapasitesi ve charter uçuş sayısı önemli ölçüde artarak küresel havacılık eğilimlerinin önüne geçti. Bu gelişmiş bağlantı ağı, Mısır’ın kültür, macera, lüks ve iş seyahati için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir destinasyon konumunu daha da pekiştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turizmde Rekor Büyüme Yaşayan Mısır, EMITT  2026’da Türkiye İle İlişkilerini Derinleştiriyor Haber

Turizmde Rekor Büyüme Yaşayan Mısır, EMITT  2026’da Türkiye İle İlişkilerini Derinleştiriyor

2025’te 19 milyon uluslararası turist ağırlayan ve ziyaretçi sayısında yüzde 21’lik büyüme kaydeden ülke, artan yatırımlar, genişleyen uçuş ağı ve zengin deneyim seçenekleriyle Doğu Akdeniz’in öne çıkan destinasyonları arasında yer alıyor. 29. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı EMITT 2026’ya katılan Mısır, Türkiye ile yürüttüğü güçlü ikili ilişkileri daha da ileri taşımaya hazırlanıyor. 2025 yılında 19 milyon uluslararası ziyaretçi ağırlayan ülke, küresel ortalamanın dört katından fazla olan yüzde 21’lik büyüme performansıyla dikkat çekti. Bu tablo Mısır’ın Doğu Akdeniz ve Avrasya pazarlarında stratejik bir turizm ortağı olma konumunu güçlendirdi. EMITT’in, Türk ve Avrasya seyahat ortaklarıyla iş birliklerini derinleştirmek için ideal bir platform olduğunu dile getiren Turizm ve Eski Eserler Bakanı Sherif Fathy, “Turizmde ulaşılan tarihi seviyeler, yeni ve daha kapsamlı deneyimler geliştirmek için önemli bir fırsat sunuyor. Mısır’ın tarihini, kültürünü, tatil ve eğlence seçeneklerini lüks unsurlarla bir araya getiren yeni ürünler ve deneyimler geliştirmek için Türkiye ile yakın çalışmaya hazırız” dedi. Türkiye ile turizme yönelik stratejik iş birlikleri somut adımlarla ilerliyor Mısır’ın EMITT 2026’ya katılımı, iki ülke arasındaki turizm, havacılık ve yatırım başlıklarına ilişkin iş birliklerini güçlendirme yönündeki ortak iradeyi ortaya koydu. Yaklaşan Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı öncesinde atılan bu adım, Türkiye ile Mısır arasındaki iş birliğine yönelik temasların daha da yoğunlaştığını gösteriyor. 2025 yılında Sherif Fathy, tatil köyü ve otel yatırımlarını ele almak üzere Türkiye’nin konaklama sektörü temsilcileriyle bir araya gelmiş ve Mısır’ın uzun vadeli yatırımlar açısından sunduğu potansiyele dikkat çekmişti. Aynı dönemde Türkiye’den gelen ziyaretçi sayısı da hızla artmış; 2025’in ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 56,5 yükselme yaşanmıştı. Türk gezginler için özel olarak tasarlanmış deneyimler Mısır, Türk ziyaretçilere kültürden deniz turizmine, maceradan iş seyahatine kadar geniş bir deneyim yelpazesi sunarak farklı beklentilere aynı anda yanıt veren bütüncül bir destinasyon profili çiziyor. Tarih, yaşam tarzı, gastronomi ve dinlenme olanaklarını tek bir rotada buluşturan bu çeşitlilik, ülkeyi hem kısa şehir kaçamakları hem de kapsamlı tatil programları için güçlü bir alternatif hâline getiriyor. 1 Kasım 2025’te Giza Piramitleri’nin eteklerinde kapılarını açan Grand Egyptian Museum, Tutankhamun koleksiyonunun ilk kez eksiksiz biçimde sergilendiği 57 bin eser ve anıtsal Ramses II heykeliyle Mısır’ı kültür turizminde küresel ölçekte öne çıkaran önemli bir merkez olarak konumlanıyor. Kahire’nin tarihi camileri, İslam mimarisi ve arkeolojik mirası, Akdeniz ve Osmanlı dönemlerine uzanan ortak kültürel bağları yansıtırken; şehrin canlı sanat hayatı, yerel pazarları ve zengin mutfağı Türk gezginlere tanıdık ve dinamik bir şehir deneyimi sunuyor. Arkeolojik alanlar ve müzelere yönelik ziyaretlerin geçen yıl yüzde 33,5 artması, kültür turizmine olan ilginin güçlenerek sürdüğünü ortaya koyuyor. Akdeniz kıyısı ve Kuzey Sahili’ndeki lüks tatil köyleri deniz, gastronomi ve yaşam tarzını bir araya getirirken; Kızıldeniz bölgesi dalış, şnorkelle yüzme ve wellness odaklı deneyimleriyle aileler ve aktif tatilciler için öne çıkıyor. Çöl vahalarında konumlanan wellness merkezleri ise dinlenme ve yenilenme arayan ziyaretçilere farklı alternatifler sunuyor. Bunun yanı sıra Kutsal Aile Rotası ve önemli İslami miras noktaları, inanç temelli seyahatlere ilgi duyanlar için özel güzergâhlar oluştururken; modern konferans merkezleri ve resort altyapısı, MICE ve iş seyahati segmentinde güçlü bir zemin sağlıyor. Bu geniş çeşitlilik, Türk tur operatörlerinin kültür, tatil ve iş seyahatini bir araya getiren, deneyim odaklı talebe yanıt veren özelleştirilmiş programlar tasarlamasına imkan tanıyor Artan ulaşım ve havayolu kapasitesi turizm performansını yukarı taşıyor Mısır’ın güçlü performansı, hızla genişleyen uluslararası bağlantılarla da destekleniyor. Havayolu koltuk kapasitesi ve charter uçuş sayısı önemli ölçüde artarak küresel havacılık eğilimlerinin önüne geçti. Bu gelişmiş bağlantı ağı, Mısır’ın kültür, macera, lüks ve iş seyahati için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir destinasyon konumunu daha da pekiştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akdeniz ve Marmara’da Sıcaklık Stresi Artıyor Haber

Akdeniz ve Marmara’da Sıcaklık Stresi Artıyor

Türkiye İş Bankası tarafından ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nün kullanımına sunulan ve 2023’ten bu yana Türkiye’nin tüm denizlerinde veriler toplayan insansız su altı planörü (glider) Deniz Kâşifi, iklim değişikliğinin etkilerini, denizlerdeki oksijensizleşmeyi ve biyokimyasal döngülerdeki değişimleri uzun soluklu olarak izlemeyi sürdürüyor. Can suyu girdaplar ilk kez uzun süreli ölçümlendi 2025 yılında Akdeniz’de 60 gün boyunca inceleme yapan Deniz Kâşifi, 2 bin 100 kilometreden fazla yol kat ederek 900 dalış gerçekleştirdi. Böylece Deniz Kâşifi ile Akdeniz için can suyu olan deniz girdapları ilk kez bu kadar uzun süreli ölçümlendi. Doğu Akdeniz’in beklenenden çok daha dinamik bir girdap yapısına sahip olduğunu gösteren Deniz Kâşifi’nin topladığı verilere göre, Akdeniz’deki çok sayıda girdap, taşıdıkları ısı ve maddeler sayesinde denizlerin sıcaklığını ve iklimini düzenlemeye yardımcı oluyor. Bu girdapların körfez ve koylara taşıdığı serin ve temiz sular, özellikle Mersin ve Antalya Körfezi gibi kapalı bölgeler için hayati bir ‘havalandırma’ işlevi görüyor ve kirlilik baskısı altındaki alanlar için adeta can suyu sağlıyor. Marmara Denizi’nde bugüne kadarki en kapsamlı müsilaj verisi toplandı Deniz Kâşifi, 2025 yılında Marmara Denizi’nde de 30 gün boyunca suda kalarak 600 kilometrelik rota üzerinde 807 dalış gerçekleştirdi ve bugüne kadarki en kapsamlı müsilaj ölçümünü gerçekleştirdi. Müsilajın bir ay boyunca sürekli üretildiği, geniş bir alana yayıldığı ve Marmara Denizi’nin yapısal özelliği neticesinde müsilajın akıntılarla su kolonunda nasıl taşındığı ayrıntılı biçimde haritalandı. Özellikle Tekirdağ–Orta Çukur bölgesinde oluşan girdabın, müsilajlı tabakayı yüzeye taşıyarak sistemden daha hızlı uzaklaştırdığı tespit edilirken, bu yapının müsilajı daha hızlı hareket eden yüzey sularına taşıyarak Marmara Denizi’nden daha çabuk uzaklaşmasını sağladığı gözlemlendi. Bu döngü Deniz Kâşifi sayesinde uzun süreli olarak ilk kez tespit edildi. “Çalışmalar Deniz Kâşifi ile uzun dönemli akademik izleme sürecine girdi” Deniz Kaşifi’nin 2025 yılında yaptığı ölçümleri değerlendiren ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu konuya ilişkin şunları söyledi: “2023 yılından bu yana Türk denizlerinde Deniz Kâşifi tarafından toplanan verilerle deniz araştırmalarında pek çok ilke imza atıldı. Deniz Kâşifi ile elde edilen veriler Marmara ve Akdeniz’deki girdap yapıları ve su sıcaklıklarının zaman içindeki değişimini ortaya koydu. Bu bulgular, deniz ekosistemlerinin iklim değişikliğine ve kirlilik baskısına nasıl tepki verdiğini gösteriyor. Ayrıca Deniz Kâşifi sayesinde Marmara Denizi’nde müsilajın yüzeyde görünmese bile denizin derinliklerinde varlığını sürdürdüğünü, yaygın olduğunu ve Marmara’nın fiziksel koşullarının sürekli müsilaj üretimine elverişli olduğunu gördük. Bu tablo, sorunun geçici değil kalıcı önlemler gerektiren yapısal bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.” “Denizler yaşamı doğrudan ilgilendiren temel alanlardan biri“ İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen de, her geçen gün daha da derinleşen iklim değişikliği bağlantılı problemlerin çözümü için tek tek vatandaşların ya da kurumların sorumluluk üstlenmelerinin yetersiz kaldığını belirterek, ilgili tüm tarafların el birliğiyle çalışmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Sözen, iklim değişikliğiyle mücadelede deniz ekosisteminin büyüyen rolüne işaret ederek, “Genellikle akademik ve bilimsel ortamlarda konuşulan, tartışılan denizlerimizdeki durumun aslında genel kanaatin aksine pek iyi olmadığını 2021 yılında karşılaştığımız müsilaj gerçeğiyle çok net bir biçimde anladık. Deniz ekosistemi sadece çevre veya iklim değişikliğiyle ilgili bir konu değil gıda güvenliği ve ekonomik faaliyetler gibi yaşamı doğrudan ilgilendiren temel alanlardan biri. Bu yüzden biz de üç tarafı denizlerle çevrili, aynı zamanda bir iç denize sahip ülkemizde daha fazla sorumluluk üstleniyor, üniversitelerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışmalar yürütüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2.1 Milyon Yolcu ile Kruvaziyer Turizmi 2025’te Altın Yılını Yaşadı    Haber

2.1 Milyon Yolcu ile Kruvaziyer Turizmi 2025’te Altın Yılını Yaşadı  

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun açıkladığı resmi verilere göre; 2025 yılında Türkiye limanlarına gelen kruvaziyer yolcu sayısı yüzde 13,2 artışla 2 milyon 138 bin 136’ya, kruvaziyer gemi sayısı ise yüzde 15,1 artışla 1.375’e ulaştı. Böylece Türkiye, 2013 yılından bu yana ilk kez yeniden 2 milyon yolcu eşiğini aşarak Doğu Akdeniz’deki stratejik konumunu güçlendirdi. Türkiye kruvaziyer turizmi, 2025 yılında yakaladığı güçlü ivmeyle son yılların en yüksek yolcu sayısına ulaştı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, yıl boyunca Türkiye limanlarına gelen kruvaziyer yolcu sayısı 2 milyon barajını aşarak sektörde yeniden yükselişin sinyalini verdi. 2025 verilerinin yalnızca turizm değil, makro ekonomik göstergeler açısından da önemli bir tablo ortaya koyduğunu belirten Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, kruvaziyer turizminin artık salt yolcu sayılarıyla değil, yarattığı döviz girdisi, liman ekonomisine katkısı ve yerel kalkınma etkisiyle değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Kruvaziyer Turizmi Ekonomik Büyümenin Güçlü Başlıklarından Biri Haline Geldi Türkiye kruvaziyer turizmi, 2025 yılında 2 milyonun üzerindeki yolcu sayısıyla son yılların en güçlü performansını ortaya koyarken, sektör 2026’ya daha nitelikli bir büyüme hedefiyle hazırlanıyor. 2025’te ulaşılan 2 milyonun üzerindeki yolcu sayısı, Türkiye’nin kruvaziyer liginde yeniden güçlü bir oyuncu olduğunu net biçimde gösterdiğini değerlendiren Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, asıl kritik eşik, 2026 itibarıyla bu yolcu profilinin harcama gücü yüksek, destinasyon odaklı ve sürdürülebilir bir yapıya evrilmesi gerektiğini vurguladı. Kuşadası Ve İstanbul Limanları Stratejik Merkez Haline Geldi Bakanlık verilerine göre 2025’te Kuşadası Limanı, 617 gemi ve yaklaşık 1 milyon yolcu ile Türkiye’nin kruvaziyer lideri olurken; İstanbul limanları, 625 bini aşkın yolcu ile ikinci sırada yer aldı. Bodrum Limanı ise artan sefer sayılarıyla Ege hattındaki önemini pekiştirdi. Bu tabloyu şöyle değerlendiren Çavuşoğlu, “Kuşadası ve İstanbul yalnızca birer uğrak noktası değil, artık kruvaziyer rotalarının merkez destinasyonları haline geliyor. Bu durum; perakende, yeme–içme, rehberlik, ulaşım ve kültür turizmi başta olmak üzere çok sayıda alt sektörde doğrudan ekonomik çarpan etkisi yaratıyor.” Dedi. 2026 Nicelikten Niteliğe Geçiş Yılı Sektörün 2026 hedeflerinde yüksek harcama profiline sahip yolcu, homeport operasyonlarının artırılması, liman altyapılarının modernizasyonu ve sürdürülebilir denizcilik uygulamaları öne çıkıyor. Kruvaziyer turizmi Türkiye için yalnızca sezonluk bir turizm faaliyeti olmadığının altını çizen Çavuşoğlu, “Dört mevsime yayılan, yüksek katma değer üreten ve şehir ekonomilerini doğrudan besleyen stratejik bir alan.” İfadelerini kullandı. Ekonomi, Turizm Ve Lojistik Bütünleşmesi Öne Çıkıyor Artan sefer sayılarıyla birlikte kruvaziyer turizmi; liman işletmeciliği, lojistik, gemi tedarik zinciri ve hizmet ihracatı açısından da yeni fırsatlar yaratıyor. Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, 2026 yılında kruvaziyerin turizm gelirleri içindeki payının niteliksel olarak daha görünür hale gelmesini bekliyor.

Türkiye Kruvaziyer Turizminde Güçlü Yükseliş Haber

Türkiye Kruvaziyer Turizminde Güçlü Yükseliş

Türkiye kruvaziyer turizmi, 2025 yılında yakaladığı büyüme ivmesiyle Doğu Akdeniz’deki konumunu güçlendirdi. Sektörde artan sefer sayıları, uluslararası kruvaziyer şirketlerinin Türkiye limanlarına ilgisi ve operasyonel kapasitedeki gelişmeler, 2026 yılına güçlü bir geçiş sürecini beraberinde getirdi. Bu büyümenin en çarpıcı göstergelerinden biri Galataport İstanbul oldu. Galataport, 2025 yılında geçtiğimiz yıla göre yüzde 48 artışla 595 bin yolcuya ulaşarak, Doğu Akdeniz’in ana kruvaziyer limanı olma hedefinde kritik bir eşiği geride bıraktı. Kruvaziyer Sektörü Artık Ekosistem Yönetimi Gerektiriyor Uzun yıllardır cruise ve ticari denizcilik sektöründe; teknik yönetim, operasyon, klas ve dry-dock süreçlerinde aktif görev aldığını belirten Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “2026’ya girerken sektörün bizden duymak istediği en temel kavramlar; istikrar, şeffaflık ve sürdürülebilir büyüme. Cruise sektörü artık yalnızca gemi işletmekten ibaret değil. Güvenli operasyon, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası standartlarla uyumlu bir ekosistem yönetimi gerektiriyor.” diyerek sektörün dönüşümüne dikkat çekti. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Karadeniz İçin Güçlü Bir Merkez Adayı Türkiye’nin kruvaziyer turizminde sahip olduğu potansiyelin altını çizen Çavuşoğlu, coğrafi avantajlar ve teknik altyapının doğru yönetilmesi halinde Türkiye’nin bölgesel bir merkez haline gelebileceğini ifade ederek, “Türkiye, coğrafi konumu, tersanelerimizin kabiliyeti, teknik insan kaynağımız ve operasyonel esnekliğimiz sayesinde Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de güçlü bir cruise merkezi olabilecek kapasiteye sahip. Ancak bunun sürdürülebilir olması için sektör olarak ortak bir dil konuşmamız, aynı hedeflere odaklanmamız gerekiyor.” açıklamasını yaptı. “Güvenilir operasyon ortağı” yaklaşımı öne çıkıyor Teknik yeterliliğin sahaya doğru şekilde yansıtılması, karar alma süreçlerinde gerçek operasyonel deneyimin dikkate alınması ve paydaşlarla şeffaf iletişim kurulması bugün sektörün en çok ihtiyaç duyduğu özellikler arasında olduğunu belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin ‘güvenilir operasyon ortağı’ olarak konumlandırılması bu anlayışla mümkün olduğunu ifade etti. 2025’te Yakalanan İvme Tesadüf Değil Sektörün ortak akıl ve iş birliğiyle büyümesi gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, “2025’te yakalanan bu ivme tesadüf değil. Doğru planlama, operasyonel disiplin ve şeffaf yönetimle 2026’da bu ivmenin daha da güçleneceğine inanıyoruz.’’ diyerek 2026 yılına dair beklentilerini de paylaştı. Çavuşoğlu, “Türk denizcilerinin kruvaziyer sektöründe daha görünür olması, yerli teknik kadroların uluslararası projelerde daha fazla sorumluluk üstlenmesi ve Türkiye’nin global ölçekte güvenilen bir merkez haline gelmesi temel hedeflerimiz arasında.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Galataport İstanbul, Kruvaziyer Turizminde Rekor Kırdı Haber

Galataport İstanbul, Kruvaziyer Turizminde Rekor Kırdı

2025’te ana liman yolcu sayısını %137 oranında artıran Galataport İstanbul, 2026’da 280 bin ana liman yolcusuyla tarihin en yüksek rakamını yakalamaya hazırlanıyor. Türkiye’nin 2025 yılında kruvaziyer turizminde gösterdiği tüm zamanların en yüksek performansına paralel bir sene geçiren Galataport İstanbul, bir yandan 2026’nın tarihi rekorlarına hazırlanıyor. Doğu Akdeniz bölgesinin ana limanı olma vizyonuyla hayata geçirilen Galataport İstanbul, 2025’i yolcu sayısında %48 artış oranını yakalayarak toplam 595 bin yolcu ve 224 seferle kapattı. Aynı dönemde ana liman yolcu sayısı ise 2024’e göre %137 artışla 230 bine erişti. Bu sayının 2026’da %22 artış göstererek 280 bine ulaşması bekleniyor. Böylece iki sene içerisinde üç misline katlanan ana liman yolcu sayısı, 2026’da tarihte ilk kez transit yolcu sayısına denk gelecek. Ana liman kruvaziyer yolcusunun ülke ekonomisine katkısı, standart bir turistinkinin yaklaşık 6 katına denk geliyor. Bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde başrolü; Galataport İstanbul’un çok sayıda global ödül kazanmış, dünyadaki tüm liman şehirlerine örnek gösterilen dünyanın ilk yer altı kruvaziyer terminali ve Port Pass gibi inovatif uygulamalarla da desteklenerek %98 yolcu memnuniyet oranı sağlayan liman operasyonları oynuyor. Kruvaziyer turizminde ana liman kavramı; bir seyahatin yalnızca başlangıç ya da bitiş noktası olmasının ötesinde, yolcu deneyiminin planlama aşamasından seyahat sonrasına, tüm süreci kapsayan bir yapıyı tanımlıyor. Söz konusu yapının kalıcı biçimde güçlenmesi; şehrin turistik cazibesinin yanı sıra, ulusal taşıyıcı hava yolunun erişim ağı, şehirde bulunan havaalanları, ulaşım altyapısı ve liman operasyonu kalitesinin kusursuz bir uyum içinde işlemesiyle de mümkün kılınıyor. Türkiye’nin tüm turizm paydaşlarıyla yaptığı yakın çalışmaların neticesinde oluşturduğu “evden eve kusursuz yolcu deneyimi” sayesinde Galataport İstanbul, ana liman operasyonlarında çalıştığı gemi firması sayısını dördüncü yılında %50 oranında artırarak, bu alanda önceliklendirilen bir liman haline geldi. Ayrıca 2025 yılında Galataport İstanbul çıkışlı Türk yolcu sayısındaki üç katlık artış, kruvaziyer turizminin Türkiye’de seyahat tercihleri arasında hızla yükseldiğini gösteriyor. Galataport İstanbul Hakkında: İstanbul’un kalbinde, Boğaz kenarında 1.2 kilometrelik sahil şeridi boyunca uzanan Galataport İstanbul; erişilebilir ve düşük katlı yapıları, mahalle konseptinde tasarlanmış, bölgenin tarihi dokusuyla uyum içindeki mimarisi ile ziyaretçilerine “nefes alan”, sağlıklı ve güvenli bir kültür-sanat, alışveriş, yeme-içme ve çalışma deneyimi sunuyor. Dünyaca ünlü markalar ve yerel tasarımcıların özgün ürünlerinin öne çıktığı geniş bir mağaza yelpazesini bünyesinde barındıran Galataport İstanbul, Türk ve dünya mutfaklarından otantik lezzetlerin servis edildiği zengin restoran çeşitliliğiyle de misafirlerini cezbediyor. Tarihte olduğu gibi bugün de farklı kültürleri bir araya getiren konumunun çevresel ve yerel etkileri, mimari nitelikleri, marka çeşitliliği ve müşteri memnuniyeti kriterleri doğrultusunda yapılmış değerlendirme sonucunda Galataport İstanbul, 2023 yılında uluslararası MAPIC Ödülleri’nde “En İyi Yeni Geliştirme Projesi” seçildi. Ekim 2021’den bu yana İstanbul’un buluşma noktalarından biri olan Galataport İstanbul, Karaköy’ü yeniden kentin ticari ve sosyal yaşamının merkezine taşıyor. İhale bedeli dahil toplam 1,7 milyar dolarlık yatırım ile hayata geçirilen Galataport İstanbul’un en etkileyici özelliklerinden birini; İstanbul’un yer altı sarnıçlarından esinlenmiş, Red Dot tasarım ödüllü, dünyanın ilk yer altı kruvaziyer terminali oluşturuyor. Limana gemi yanaştığında devreye girerek güvenlik (ISPS) alanını ayıran 176 adet hidrolik özel kapak sistemi aracılığıyla geçici gümrüklü bir saha yaratılıyor. Kapakların tekil olarak hareket edebilmesi, geçici gümrüklü alanın limandaki gemi adedi ve boyutlarına göre esneklikle şekillenmesini sağlıyor. Bu inovasyon sayesinde, Karaköy’ün 19. yüzyılın sonundan bu yana erişime kapalı olan eşsiz sahil şeridi, limanda gemi bulunmadığında veya geminin yanaştığı zamanlarda kapaklarla ayrılan kısım hariç misafirlerin ziyaretine açılarak, şehrin en özel yürüyüş rotalarından birine dönüşüyor. 29 bin m2’lik bir alana yayılan terminali ile birlikte aynı anda 3 geminin yanaşabileceği ve günlük 15 bin yolcuyu ağırlayabilecek kapasiteye sahip Galataport İstanbul, Akdeniz çanağından Karadeniz’e varan geniş bir coğrafyada kruvaziyer turizmini büyük ölçüde hareketlendirerek bölge ve ülke turizmi ile ekonomisinin ivmelenmesinde önemli bir rol oynuyor. Bölgenin ana limanı olma vizyonuyla hayata geçirilen Galataport İstanbul’da ana liman yolcu sayısı, 2026 yılında tarihte ilk kez transit yolcu sayısını yakalayacak. Galataport İstanbul 2022 yılında, dünyanın Amerika ve Avrupa’nın başlıca limanlarının yarıştığı Seatrade Cruise fuarı kapsamında gerçekleştirilen, sektörün en prestijli ödül organizasyonu Seatrade Cruise Awards’ta küresel anlamda örnek gösterilen inovatif yaklaşımı ve operasyonel süreçlerde getirdiği yeniliklerle “Yılın Limanı” ödülüne layık görüldü. İstanbul’un tarihi limanını şehirle bütünleştiren Galataport İstanbul, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirliğe de pozitif yönde etki ediyor. Özel soğutma sisteminden atık yönetimine, çevresel sürdürülebilirlik alanındaki faaliyetleri ile Avrupa’nın LEED Platinum sertifikalı en büyük ikinci projesi konumuna ulaşan Galataport İstanbul, 2021’de MedCruise Birliği tarafından “Çevresel Sorumluluk Ödülü”ne layık görüldü ve 2024’te Schneider Electric Sürdürülebilirlik Etki Ödülleri’nin kazananları arasına adını yazdırdı. 2020’de MedCruise Ödülleri’nde “Pandemi Sürecinde Sektöre En Yüksek Bağlılık Gösteren Doğu Akdeniz Kruvaziyer Limanı”, 2023’te ise Türkiye’de gayrimenkul sektörünün en prestijli ödül platformlarından “Sign of the City Awards”ta “En İyi Karma Kullanımlı Proje” ve “En Yeşil Yapı/Yapılar Topluluğu” ödüllerini aldı. Kamusal alan kullanımı vizyonuyla 2025 CTBUH “Urban Habitat”, 2025 Kotler Awards’ta ise “Yılın En Başarılı 360 Derece Pazarlama Kampanyası” ödülünü kazanan Galataport İstanbul’un “Bosphorus Winter” projesi Eventex Awards’ta, CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası kapsamında ev sahipliği yaptığı Fanzone etkinliğinin iletişim çalışmaları da Prida 2024’te ödüllere layık görüldü. Galataport İstanbul’da yürütülen restorasyon çalışmaları, İstanbul’un çok değerli tescilli yapılarını şehre geri kazandırdı. Paket Postanesi; Karaköy’ün çok kültürlü ticaret hayatını ve zanaat geleneklerini İstanbul’dan dünyaya açılmış moda, tasarım, lezzet ve mücevher sanatı ustaları ile günümüze taşıyor. Sahanın diğer üç tescilli yapısı; Merkez Han, Karaköy Yolcu Salonu ve Çinili Han da itinalı bir restorasyon sürecinden geçti. Bu yapılar, dünyada sadece 12 seçkin lokasyonda bulunan Peninsula Hotels markasının 11. oteli The Peninsula Istanbul’a ev sahipliği yapıyor. Tarihi Yarımada’nın karşısında konumlanan 177 odalı otel, 90 saniyede açılabilen özel giyotin cepheli, yeni inşa edilmiş balo salonuyla da dikkat çekiyor. Tarihi 1848’e dayanan, Türkiye ve İstanbul’un ayakta kalan en eski saat kulesi konumundaki Tophane Saat Kulesi ise adını verdiği Saat Kulesi Meydanı’nı taçlandırıyor. Meydan; şehrin yıllık kültür-sanat takviminin önemli etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Sanatın Türkiye’deki en iyi örneklerinden kabul edilen İstanbul Modern ve MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi de Saat Kulesi Meydanı etrafında konumlanıyor. Galataport İstanbul herkes için erişilebilir bir kültür sanat alanı yaratıp genç sanatçıları destekleyerek toplumsal faydaya hizmet ediyor. Karaköy ve çevresi başta olmak üzere kamusal alanda sanata yaptığı yatırımlarla katılımcılığı teşvik eden Galataport İstanbul’da bugüne dek düzenlenen herkese açık ve ücretsiz yüzlerce etkinliğe milyonlarca kişi katılım gösterdi. Gelenekselleştirilen Galataport Jazz gibi büyük çaplı etkinlikler, ulusal ve uluslararası kültür-sanat yatırımlarına katkıda bulunmanın yanı sıra İstanbul’un yaratıcı ekonomisine de yön veriyor. İlk dört yılında 50 milyondan fazla misafir ağırlayan Galataport İstanbul; yabancı devlet başkanlarının, misyon temsilcilerinin, uluslararası basın mensuplarının, dünyanın önde gelen turizm profesyonellerinin de incelemelerde bulunmak üzere ziyaret ettiği bir destinasyon haline geldi. Bu yoğun global ilgi ve beğeni, Galataport İstanbul’a ikinci senesinde “Türkiye Markası” ödülünü getirdi.

Ege Port Kuşadası 2025’i Rekor Yolcu ve Sefer Sayılarıyla Kapattı Haber

Ege Port Kuşadası 2025’i Rekor Yolcu ve Sefer Sayılarıyla Kapattı

Yıl boyunca artan gemi ve yolcu trafiğiyle dikkat çeken Ege Port Kuşadası, 2025 kruvaziyer sezonunu 29 Aralık’ta, 617 kruvaziyer seferi ve 995.303 kruvaziyer yolcu ile tamamladı. Doğu Akdeniz’in en fazla gemi ve yolcu ağırlayan dördüncü kruvaziyer limanı olan Ege Port Kuşadası, aynı dönemde 1016 feribot seferi ve 187.077 feribot yolcu sayısına ulaşarak tarihinin en yüksek toplam sefer ve yolcu sayılarına imza attı. Yeni kruvaziyer sezonu, 1 Ocak’ta ilk geminin gelişiyle başlayacak. 9 yeni gemi ilk kez Kuşadası’nı rotasına dahil etti 2025 sezonunda 9 yeni kruvaziyer gemisi ilk kez Kuşadası’nı rotasına dahil ederek Ege Port Kuşadası’na demirledi. Resilient Lady, Costa Fortuna, Elysium, National Geographic Orion, Spirit of Adventure, Viking Vela, Viking Vesta, Aroya ve Norwegian Pearl, sezon boyunca limanı ilk kez ziyaret eden gemiler arasında yer aldı. Efes Antik Kenti başta olmak üzere bölgenin tarihi ve kültürel destinasyonlarına deniz yoluyla erişim sağlayan limana, sezon boyunca farklı segmentlerde faaliyet gösteren kruvaziyer gemileri sefer düzenledi. ‘Büyüyen ölçeğe hazır bir liman altyapısı oluşturuyoruz’ Global Ports Holding Doğu Akdeniz Bölge Direktörü ve Ege Port Kuşadası Genel Müdürü Aziz Güngör, elde edilen sonuçların uzun vadeli bir vizyonun ve çabanın ürünü olduğunu vurguladı: “Ege Port Kuşadası’nda ulaştığımız bu yüksek performans, operasyonel disiplinimiz, sahadaki deneyimli ekiplerimiz ve paydaşlarımızla kurduğumuz etkin iş birliklerinin bir sonucudur. Türkiye’nin en çok tercih edilen kruvaziyer limanı olarak, artan gemi ve yolcu trafiğini verimli ve güvenli şekilde yönetebilecek altyapımızı sürekli olarak geliştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de Kuşadası’nı Doğu Akdeniz’de kruvaziyer gemileri için vazgeçilmez bir uğrak noktası olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.” GES yatırımıyla enerji ihtiyacının tamamı karşılanıyor Ege Port Kuşadası, artan operasyon hacmine paralel olarak yenilenebilir enerji altyapısına yönelik yatırımlarını sürdürüyor. Liman Yolcu Terminali çatısında 2025 yılı Haziran ayında devreye alınan güneş enerjisi santrali (GES) ile yıllık yaklaşık 312.552 kWh elektrik üretimi hedefleniyor. Bu kapsamda yolcu terminali ile operasyonel sahanın enerji ihtiyacının tamamı yenilenebilir kaynaklardan karşılanıyor. Proje kapsamında 426 güneş paneli ve 5 invertör devreye alındı. GES yatırımı, Ege Port Kuşadası’nın enerji kullanımında yenilenebilir kaynaklara geçiş sürecinin bir parçası olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.