Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğu Akdeniz

Kapsül Haber Ajansı - Doğu Akdeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğu Akdeniz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mavi Vatan’da Türkiye'nin Deniz Hâkimiyetini Güçlendirecek Sistem Hizmete Açıldı Haber

Mavi Vatan’da Türkiye'nin Deniz Hâkimiyetini Güçlendirecek Sistem Hizmete Açıldı

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti deniz sınırlarında güvenliği sağlamak amacıyla başlatılan Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri sisteminin açılış törenini gerçekleştirdi. Bakan Uraloğlu, “Mavi Vatan’ımızın savunulması ve denizlerimize hâkimiyetimizin pekiştirilmesi yolunda atılmış kritik bir adımı hep birlikte hizmete almanın gururunu yaşıyoruz. Denizcilik sektörümüz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, ‘denizci millet, denizci ülke’ vizyonuyla son 24 yılda çok büyük bir atılım gerçekleştirmiştir.” ifadelerini kullandı. “Türkiye 144 Bin Gemi İnsanı ile Dünyanın Önde Gelen Denizci Ülkelerinden Biridir” Uraloğlu, Bakanlık olarak hayata geçirdikleri proje ve çalışmaların Türkiye’nin, uluslararası denizcilik arenasındaki yerini ön sıralara taşıyarak gurur verici başarılara yelken açtığını ve Türkiye’yi denizcilik alanında karar verici ülkeler arasında saygın bir konuma yükselttiğini kaydetti. Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Bugün Türkiye; 218 liman tesisi, 65 yat limanı, 85 faal tersanesi, 400 balıkçı barınağı, 181 tekne imal ve çekek yeri, 23 gemi geri dönüşüm tesisi, 144 bin gemi insanı ve 1 milyonu aşan amatör denizcisi ile dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden biridir. Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ, Mersin ve Aliağa olmak üzere 5 limanımız dünyanın en yoğun 100 limanı arasında yer almaktadır. Gemi inşa sanayimiz de küresel ölçekte güçlü bir konumdadır. 85 faal tersaneyle gemi siparişinde dünyada 7’inci, tonajda 10’uncu sıradayız. Mega yat imalatında dünya ikincisiyiz. Gemi geri dönüşüm alanında ise dünyada 3’üncü, Avrupa’da lideriz.” “Bizler İçin Denizlerimiz ‘Mavi Vatan’ımızdır” Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak denizlerde seyir, can, mal ve çevre emniyetine de büyük önem verdiklerini ifade eden Bakan Uraloğlu, “Bizler için denizlerimiz ‘Mavi Vatan’ımızdır. Atalarımız denizlere hâkim olarak bir cihan imparatorluğu kurdular; bizler de aynı bilinçle Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Mavi Vatan’ımıza sahip çıkıyoruz. Kabotaj Kanunu’nun 100. yılını da kutladığımız bu özel senede; her zaman belirttiğimiz üzere bir karış toprağımız ne ifade ediyorsa denizlerimizin bir damla suyunun da bizler için aynı anlam ve önemi taşıdığını bir kez daha vurgulamak istiyorum.” dedi. “Ege’den Kuzeyde Azak Denizi’ne, Güneyde İse Süveyş Kanalına Kadar Geniş Bir Alanda Hizmet Veriyoruz” Uraloğlu, denizleri COSPAS-SARSAT uydu yardımlı arama kurtarma sistemi ve gelişmiş haberleşme sistemleri ile dinlediklerini, Otomatik Tanımlama Sistemleri ile izlediklerini ve Gemi Trafik Hizmetleri Merkezleri ile yönettiklerini kaydetti. Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “2003 yılında Karadeniz ülkelerinin dünyaya çıkış kapısı olan boğazlarımızdaki gemi trafiğini yönetmek amacıyla dünyadaki ilk örneklerinden olan Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Merkezini kurduk. 2020 yılında HAVELSAN’ımıza modernize ettirdik. Artık boğazlarımızdan geçen 80 bin gemiyi anbean izliyor, yönlendiriyor ve geçmişteki büyük kazaların, çevre felaketlerinin önüne geçiyoruz. Ülkemizin İzmit, İzmir ve İskenderun gibi en yoğun trafiğe sahip körfezlerinde de aynı sistemi devreye alarak Gemi Trafik Hizmetleri Merkezleri kurduk. Ankara’da da bu Gemi Trafik Hizmetleri Merkezlerinden elde edilen verilerle tüm kapsama alanlarını gösterir Gemi Trafik Yönetim Merkezi’ni hayata geçirdik. Ulusal Otomatik Tanımlama Sistemimizi de 2007’de kurduk, 2023’te güncelledik ve 2025’te tarihsel iz ve mobil uygulama özellikleriyle güçlendirdik. 2’si KKTC’de olmak üzere 27 baz istasyonuyla Ege’den kuzeyde Azak Denizi’ne, güneyde ise Süveyş Kanalına kadar geniş bir alanda hizmet veriyoruz.” Uraloğlu ayrıca, Uzak Mesafeden Gemilerin Tanımlanması ve İzlenmesi yani LRIT sistemi ile de Türk bayraklı gemileri dünyanın her yerinde, tüm gemileri ise kıyılardan 1000 deniz mili mesafeye kadar izlediklerini ifade etti. “Proje ile Mavi Vatanımızda Çıkarlarımızı Koruyacağız” Uraloğlu, Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri sistemi projesi kapsamında Denizcilik Genel Müdürlüğü ve HAVELSAN tarafından 2024 yılında başlayan çalışmaları yoğun bir mesainin ardından kısa sürede tamamlamış olmanın gururunu yaşadıklarını dile getirdi. Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Proje ile Mavi Vatanımızda çıkarlarımızı koruyacak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çevresi ile ülkemiz arasındaki deniz alanında gemi trafiğini kesintisiz izleyebileceğiz. Proje kapsamında; Gazimağusa’da Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi’ni kurduk. Dipkarpaz, Sadrazamköy ve Çayırova’daki insansız Trafik Gözetleme İstasyonlarımızı tamamladık. Selvitepe’de bulunan Otomatik Tanımlama Sistemi verileri ile Kantara’daki OTS ve radar verilerinin entegrasyonunu sağladık.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kabotajın 100. Yılında 120 Milyon Yolcu Hedefi Haber

Kabotajın 100. Yılında 120 Milyon Yolcu Hedefi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nın 100. yıl dönümünde İstanbul Beşiktaş’ta açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, “Türk Milletinin Denizler Fatihi Barbaros Hayreddin Paşa’nın ‘Denizlere hâkim olan cihana hâkim olur’ sözü, asırlar sonra bugün de aynı güçle yankılanmaktadır. Onun bu veciz sözünden feyz alan atalarımız, Türk Boğazlarında, Karadeniz’de, Ege’de ve Akdeniz’de tam anlamıyla deniz kontrolü sağlayarak okyanuslara açılmış, bir cihan imparatorluğu kurmuşlardır.” ifadelerini kullandı. Bakan Uraloğlu, “Bu noktada bizler için ‘denizci millet, denizci ülke’ olma ülküsü, sadece bir hedef değil; denizci atalarımıza ve aziz milletimize karşı en kutsal görevlerimizden biridir.” dedi. “Bizler Gemileri Sadece Denizden Değil, Karadan Bile Yürütmüş, Tarihe Damgasını Vurmuş Bir Milletiz” 1 Temmuz 1926’da Kabotaj Kanunu ile yabancı devletlerin Türk deniz ticaretindeki hâkimiyetinin sona erdiğini anımsatan Bakan Uraloğlu, “Kıyılarımız ve limanlarımız Türk bayrağı altında Türk gemileri ve Türk firmalarıyla yönetilmeye başlamıştır. Bu yıl 100. yıl dönümünü coşkuyla kutladığımız Denizcilik ve Kabotaj Bayramı, milletimizin denizlerine ve denizciliğe verdiği önemin en büyük kanıtıdır. Bizler gemileri sadece denizden değil, karadan bile yürütmüş, tarihe damgasını vurmuş bir milletiz.” şeklinde konuştu. “Denizlerimizi Mavi Vatanımız Bildik, Denizciliği Milli ve Öncelikli Sektör Kabul Ettik” Doğal bir yarımada olan, kara sınırlarının yaklaşık üç katı deniz sınırına sahip Türkiye için attıkları her adımda, milleti denizle yeniden buluşturmanın en öncelikli hedefleri olduğunu söyleyen Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Günümüzde denizcilik, yalnızca ticaret değil; aynı zamanda kültürel, sosyal ve stratejik bir kimlik meselesidir. Denizci bir ülke olmak, sadece filo büyüklüğüyle veya ticari payla ölçülmez. Buna kültürel ve sosyal boyutları ekleyerek millete ve devlete denizci bir bünye kazandırmak gerekir. Bir denizcinin oğlu olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 24 yılda bu vizyonla hareket ettik. Sektörün önündeki engelleri kaldırdık, paydaşlar arasında iş birliği kültürünü güçlendirdik. Denizlerimizi mavi vatanımız bildik, denizciliği milli ve öncelikli sektör kabul ettik.” “Limanlarımızda Rekor Üstüne Rekorlar Kırdık” Uraloğlu, Türkiye’nin bugün 218 adet liman tesisi, 85 faal tersanesi, 181 tekne imal ve çekek yeri, 65 yat limanı, 23 gemi geri dönüşüm tesisi, 400 balıkçı barınağı, 144 bin gemi insanı ve 1 milyonu aşan amatör denizcisi ile dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden olduğunu ifade etti. Uraloğlu, “Gururla ifade etmek isterim ki Türk sahipli deniz ticaret filomuz, 1 Ocak 2026 itibarıyla 2.234 gemi ve 51,8 milyon DWT kapasiteye ulaşmıştır. Yine, limanlarımızda da rekor üstüne rekorlar kırdık. Uzun yıllardır dünyanın en fazla konteyner elleçleyen ilk 100 limanı arasında olan Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ ve Mersin Limanlarımızın yanına geçen yıl ilk kez listeye giren Aliağa Limanımızı da ekledik. Dünyanın en fazla konteyner elleçleyen 100 limanı arasında 5 limana sahip olmamız da Ülkemizin deniz lojistiğindeki gücünü küresel arenada tescil etti.” bilgilerini paylaştı. 2002 yılından 2025 yıl sonuna limanlarda elleçlenen yük miktarının yüzde 191, konteyner miktarının ise yüzde 617 arttığına dikkati çeken Uraloğlu, “2025 yılında limanlarımızda elleçlenen yük miktarı 553,3 milyon tona, konteyner miktarı 14 milyon TEU’ya ulaştı. Yurt dışı Ro-Ro hatlarında taşınan araç sayısı da 725 bine yaklaştı. Limanlarımıza uğrayan kruvaziyer gemi sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 15,1 artarak 1.375 kruvaziyer gemiye, kruvaziyer yolcu sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 13,2 artarak yaklaşık 2,2 milyona ulaştı.” dedi. Kabotajda 120 Milyon Yolcu Hedefi Son 24 yılda inşa ettikleri yeni yat limanlarıyla, sürekli artan bağlama kapasitesiyle Türkiye’yi yat turizminde de cazibe merkezi haline getirdiklerini vurgulayan Uraloğlu, “2002’de 41 olan yat limanı sayımızı en son Gazipaşa Yat Limanımızı da hizmete açarak 65’e çıkardık. 8 bin 500 olan bağlama kapasitemizi de 3 kat artırarak yaklaşık 26 bine yükselttik. 2025 yılı içerisinde kabotaj hatlarında faaliyet gösteren firmalarımız tarafından yaklaşık 119 milyon yolcu ve 9 milyon 600 bin araç taşıdık. Bu yıl kabotaj hatlarında 120 milyon yolcu ve 10 milyon aracı aşacağımızı öngörüyoruz.” açıklamasında bulundu. “Gemi Geri Dönüşüm Alanında Dünyada 3’üncü, Avrupa’da Lideriz” Gemi inşa sanayisinin de 84 binden fazla kişiye istihdam sağlayarak küresel ölçekte güçlü bir konumda olduğunu dile getiren Bakan Uraloğlu, “85 faal tersaneyle gemi siparişinde dünyada 7’inci, tonajda 10’uncu sıradayız. Mega yat imalatında dünyada ikinci sıradayız. Gemi geri dönüşüm alanında ise Dünyada 3’üncü, Avrupa’da lideriz.” dedi. Uraloğlu, söz konusu başarıların, sadece istatistiki bir sıralama değil, aynı zamanda Türk denizciliğinin küresel arenada bir güç merkezi haline geldiğinin kanıtı olduğunu ifade etti. Uraloğlu, “Bu büyük başarılar, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonu, Bakanlığımızın yapıcı politikaları ve desteği ve siz değerli denizcilerimizin emeği, sektörümüzün kararlılığıyla mümkün oldu.” diye konuştu. 21,8 Milyar Lira ÖTV’siz Yakıt Desteği 2004 yılından itibaren, sicillere kayıtlı yük ve yolcu taşıyan gemilere, ticari yatlara, hizmet ve balıkçı gemilerine ÖTV’siz yakıt uygulamasını başlattıklarını hatırlatan Bakan Uraloğlu, “Bu kapsamda 22 yıl içerisinde yaklaşık 21,8 milyar lira maddi destek sağladık. Sadece 2025’te 5,3 milyar lira destek verdik. Hurda gemi teşvik programımız ile filomuzun yenilenmesini destekliyoruz. Bugüne kadar 27,3 milyon dolarlık teşvik sağladık ve teşvik miktarını artırmak için yeni düzenlemeler yapıyoruz.” şeklinde konuştu. Bakan Uraloğlu, Ro-Ro taşımacılığını geliştirmek amacıyla Tekirdağ-Trieste (İtalya) hattında düzenli seferleri desteklemek için 1,6 milyon dolarlık teşvik belgesi düzenlediklerini de belirterek “2024 yılında Ambarlı-Trieste, Tekirdağ-Trieste hatlarını açtık. 2026 yılında daha fazla Ro-Ro hattını teşvik kapsamına alarak denizyolu taşımacılığının payını artırmayı hedefliyoruz.” dedi. “Bugüne Kadar 51 Farklı Ülke ile 65 Denizcilik Anlaşması İmzaladık” Denizlerdeki hak ve menfaatleri korumak ve denizcilik alanında küresel iş birliğini geliştirmek amacıyla da önemli adımlar attıklarını dile getiren Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Biliyorsunuz son dönemlerde Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kapanmalar, deniz yollarının küresel ekonomi için ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi. Dünya petrol arzının önemli bir bölümünü etkileyen bu gelişmeler, enerji fiyatlarını yükseltti, tedarik zincirlerini zorlaştırdı ve lojistik maliyetlerini arttırdı. Biz, ateş çemberinin ortasında bile kesintisiz ve emniyetli denizciliğin merkezi jeostratejik bir güven adası olduk. Bu süreçte Türkiye, boğazları, limanları ve istikrarlı konumuyla küresel ticaretin güvenilir limanı olmaya devam etti. Bakın, 1999’dan beri kesintisiz üyesi olduğumuz Uluslararası denizcilik örgütü konseyi üyeliğine geçen yılın sonunda 139 ülkenin desteğini alarak üst üste 14. kez seçildik. Bugüne kadar 51 farklı ülke ile 65 denizcilik anlaşması imzaladık. Geçen yıl dünyanın en büyük ikinci bayrak devleti filosuna sahip olarak denizcilikte en etkili ülkelerinden biri olan Panama ile imzaladığımız anlaşmayla birlikte yaklaşık 144 bin gemi insanımızın yeterlik belgelerinin tanındığı ülke sayısı da 42’ye yükselmiş oldu.” “2025 Yılında 4.658 Gemiyi Denetledik” Uraloğlu aynı zamanda, denizlerde can, mal, çevre ve seyir emniyetini arttırmak için uluslararası ve ulusal kurallar kapsamında denetim faaliyetlerini titizlikle sürdürdüklerini dile getirdi. Bakan Uraloğlu, “2025 yılında 3.115 yabancı bayraklı gemi, 960 uluslararası ve 583 ulusal sefer yapan Türk bayraklı gemi olmak üzere toplam 4.658 gemiyi denetledik. Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezimiz (AAKKM), tüm arama-kurtarma faaliyetlerini 7/24 esasına göre kesintisiz olarak en üst düzeyde koordine etmeye devam ediyor. Uluslararası Uydu Yardımlı Arama Kurtarma Sistemi ile arama kurtarma faaliyetlerinde Irak, İran, Afganistan, Gürcistan ve Ukrayna olmak üzere 5 ülkeye de gönüllük esasına göre hizmet veriyoruz” açıklamasında bulundu. Uraloğlu, söz konusu merkezin 2025’te 379 deniz olayında 646 kişinin sağ, 101 kişinin yaralı olarak kurtarılmasını koordine ettiğini dile getirdi. Uraloğlu, “Arama kurtarma faaliyetine dönüşen 255 yasadışı göç olayında ise 7.215 kişiyi kurtardı.” şeklinde konuştu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi 20 Temmuz’da Hizmete Açılacak Bakan Uraloğlu, halihazırda hizmet veren 5 adet Gemi Trafik Hizmetleri Merkezinin yanında Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki etkinliğini artırmak ve bölgedeki deniz trafiğini daha yakından izlemek için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi kurulum çalışmalarında da sona yaklaştıklarını belirtti. Uraloğlu, “İnşallah, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52. yıl dönümü olan 20 Temmuz’da hizmete açacağız.” dedi. Marmara Denizi’nin tamamını radar kapsaması altına alacak olan ve bir ulusal merkez kurulmasını da içeren Gemi Trafik Hizmetlerinin Genişletilmesi projesinin etüt-proje çalışmalarını da tamamladıklarını kaydeden Uraloğlu, “Bu projelerin tamamlanmasının ardından hem ülkemizin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin mavi vatandaki hakimiyetini önemli ölçüde artıracağız.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai’den Sonra Yatırımın Yeni Adresi Kıbrıs Olacak Haber

Dubai’den Sonra Yatırımın Yeni Adresi Kıbrıs Olacak

Özellikle gayrimenkul, turizm, enerji ve ticaret alanlarında artan yatırımlar, KKTC’yi uluslararası yatırımcılar açısından dikkat çeken bir merkez haline getiriyor. Medyada yer alan değerlendirmelerde de Dubai’nin ardından yeni yatırım rotasının KKTC olduğuna dikkat çekiliyor… Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, KKTC’nin önümüzdeki dönemde yatırım dünyasının en önemli merkezlerinden biri olacağını ifade etti. Artukoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “KKTC bugün; stratejik konumu, gelişen altyapısı, yatırım dostu yaklaşımı ve yüksek büyüme potansiyeliyle yatırımcıların radarına güçlü şekilde girmiş durumda. Özellikle Türkiye ile olan yakın ekonomik ilişkiler ve bölgedeki yeni ticaret dengeleri, Kuzey Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’in yükselen yatırım merkezi haline getiriyor. Önümüzdeki dönemde turizmden gayrimenkule, enerjiden lojistiğe kadar birçok sektörde çok daha büyük yatırımlar göreceğimize inanıyoruz.” Air Life Projesiyle Sürdürülebilir Yatırım Vizyonu SOA Holding olarak bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Artukoğlu, KKTC’nin yatırımcılar için güven veren ve sürdürülebilir fırsatlar sunan bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. “Yatırımcı artık yalnızca kısa vadeli kazanç değil; güvenli, sürdürülebilir ve stratejik bölgeler arıyor. KKTC bu anlamda önemli avantajlar sunuyor. Özellikle Türkiye merkezli yatırımcıların bölgeye ilgisinin önümüzdeki süreçte daha da artacağını öngörüyoruz. Biz de SOA Holding olarak bölgenin ekonomik gelişimine katkı sağlayacak projeleri desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Artukoğlu ayrıca, bölgenin potansiyeline olan inançlarını yalnızca söylemde bırakmadıklarını belirterek Lefkoşa’da hayata geçirdikleri Air Life projesine dikkat çekti. Kısa amortisman süreleri sunan, enerji verimliliği yüksek ve uluslararası standartlarda tasarlanan projenin; profesyonellerin, öğrencilerin ve kurumsal yaşamın ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde planlandığını ifade eden Artukoğlu, Air Life’ın geleneksel yazlık konut anlayışının ötesinde, yılın 365 günü yaşayan modern bir ekosistem sunduğunu söyledi. SOA Holding’in enerji sektöründeki köklü tecrübesinin projeye de yansıdığını belirten Artukoğlu, çevre dostu altyapısı ve sürdürülebilir yaşam yaklaşımıyla öne çıkan Air Life’ın, yatırımcılara uzun vadeli ekonomik avantaj sağlamayı hedeflediğini kaydetti. Son yıllarda Türkiye ile Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlenmesi ve bölgeye yönelik yeni yatırım hamleleri de KKTC’nin cazibesini artıran önemli faktörler arasında gösteriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

15 Milyon Kişiye Ulaşan Seeco Kadın Ve Gençleri Güçlendiriyor Haber

15 Milyon Kişiye Ulaşan Seeco Kadın Ve Gençleri Güçlendiriyor

Gaziantep, Adıyaman, Kilis, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Mersin ve Mardin’de yürütülen proje; İpekyolu, Doğu Akdeniz, Karacadağ, Çukurova ve Dicle Kalkınma Ajansları iş birliğiyle sahada aktif şekilde sürdürülüyor. Yerel yönetimler, valilikler ve kamu kurumlarıyla birlikte gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında eğitim programları, kapasite geliştirme faaliyetleri ve çok paydaşlı buluşmalar hayata geçiriliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan SEECO Proje Yöneticisi Hande Kara, “2021 yılının Nisan ayında başlayan projemizin amacı, misafir ve ev sahibi topluluklardaki kadın ve gençlerin geçim kaynaklarını iyileştirmek, sosyal girişimciliği destekleyerek yerel toplulukların refahına katkı sunmak. Anadolu kültüründen ilham alarak paylaşımı, imeceyi ve dayanışmayı merkeze alıyor, sosyal girişimcilik yoluyla çevresel ve sosyal sorunlara çözümler üretiyoruz. Kadınlar, gençler ve engelliler gibi dezavantajlı grupları desteklemek, onların potansiyellerini açığa çıkararak ekonomik hayata daha güçlü bir şekilde katılmalarını sağlamak, SEECO’nun öncelikli hedeflerinden biri. Anadolu’nun gizli kahramanlarını keşfetmek için çıktığımız bu yolda, kadınların ve gençlerin kendi potansiyellerini görmelerine rehberlik ediyoruz. Henüz kendi gücünü keşfetmemiş girişimcilerin hikayelerine tanıklık ediyor, onların ilham verici adımlarını destekliyoruz” ifadelerini kullandı. Proje kapsamında hayata geçirilen Sosyal Girişimcilik Merkezleri; ortak çalışma alanları, girişimcilik ve iş geliştirme atölyeleri, eğitim salonları, kreş ve sosyal girişimcilik kütüphanesi gibi çok yönlü kullanım alanlarıyla dikkat çekiyor. Bununla birlikte oluşturulan Geçim Kaynağı Tesisleri sayesinde kadınlar ve gençlerin gelir elde edebileceği sürdürülebilir üretim modelleri destekleniyor. Bölgesel ihtiyaçlara göre şekillenen bu tesisler; tekstil, dikiş ve gıda işleme gibi farklı sektörlerde faaliyet göstererek yerel ekonomiye doğrudan katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rönesans’tan DAPEK Endüstri Bölgesi için SJ Group ile Stratejik Ortaklık ​​​​​​​ Haber

Rönesans’tan DAPEK Endüstri Bölgesi için SJ Group ile Stratejik Ortaklık ​​​​​​​

SJ Group bu ortaklık kapsamında, Türkiye’nin Doğu Akdeniz enerji ve ticaret koridorunda konumlanan, ulusal ölçekte stratejik öneme sahip yeni nesil endüstri ve lojistik merkezi olarak tasarlanan DAPEK için endüstriyel konumlandırma ve katma değerli sanayi yatırımcılarının entegrasyonunda yönetim ortağı olacak. Rönesans Holding ve SJ Group arasında imzalanan stratejik ortaklık, DAPEK’in geliştirilmesinde küresel iyi uygulamaların hayata geçirilmesine katkı sağlarken; strateji ve konumlandırma, arazi kullanım planlaması, altyapı hizmetleri ve sürdürülebilirlik çerçevelerinin oluşturulması gibi alanları kapsayacak. Söz konusu iş birliği, Rönesans Holding’in büyük ölçekli altyapı ve yatırım deneyimi ile SJ Group’un sanayi planlaması, enerji altyapısı ve yatırımcı ağları konusundaki uzmanlığını bir araya getirecek. 2.750 hektarlık alana ve iki kilometrelik kıyı şeridine sahip olan DAPEK; petrokimya, yeni nesil malzemeler ve enerji dönüşümü odaklı sektörler başta olmak üzere yüksek teknoloji odaklı sanayi faaliyetlerinin yürütüleceği bir merkez olarak tasarlanıyor. Kara, deniz ve demir yolu taşımacılığıyla lojistik bir merkez olarak konumlanan bölgede; sıvı, gaz, konteyner ve kuru yük olmak üzere farklı yük türlerine yönelik depolama ve taşımacılık çözümleri sunuluyor. Ayrıca endüstri bölgesinde; güneş enerjisi santrali ve yeşil hidrojen üretim tesisini kapsayan entegre bir enerji altyapısı da bulunuyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde Rönesans Holding tarafından geliştirilen DAPEK Endüstri Bölgesi’ndeki altyapı yatırımları, küresel yatırımcıların ihtiyaçlarıyla uyumlu, yüksek sermayeli ve ihracat odaklı yatırımlara öncelik verecek biçimde tasarlanıyor. 2025’ten bu yana DAPEK’e danışmanlık desteği sunan SJ Group bu yeni ortaklık kapsamında; süreçlerin sadeleştirilmesi, operasyonel verimliliğin artırılması ve proje teslim sürelerinin hızlandırılması gibi yatırımcı dostu çözümler geliştirecek. Sürdürülebilirlik, karbon azaltımı ve yeşil ekonomi odaklı çalışmalarıyla öne çıkan SJ Group; Singapur’daki Jurong Adası'nın geliştirilmesinin yanı sıra dünyanın farklı bölgelerinde hayata geçirilen çok sayıda endüstri parkında da kritik roller üstleniyor. SJ GROUP İŞ BİRLİĞİ SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME HEDEFLERİMİZİ DESTEKLİYOR Rönesans Holding Onursal Başkanı Erman Ilıcak, iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Uluslararası ortaklıkların sürdürülebilir büyümenin anahtarlarından biri olduğuna inanıyoruz. Küresel bakış açısını yerel uzmanlıkla birleştiren bu iş birlikleri, sanayi gelişimi için güçlü bir model ortaya koyuyor. Teknolojik yenilik ile çevresel sorumluluğun birlikte ilerlediği bu yaklaşım, yalnızca Türkiye için değil daha geniş bölge için de uzun vadeli değer yaratacak. Endüstriyel planlama, enerji altyapısı ve sürdürülebilirlik alanlarındaki küresel deneyimiyle öne çıkan SJ Group, DAPEK’in uzun vadeli stratejisinin güçlendirilmesine ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimizin desteklenmesine önemli bir katkı sağlayacak.” Ayrıca DAPEK kapsamında Rönesans Holding tarafından 2025 yılında inşaatına başlanarak 2027 sonunda tamamlanması planlanan Ceyhan Polipropilen Tesisi ve Sıvı Yük Terminali Projesi hakkında konuşan Ilıcak; “Rönesans olarak DAPEK’te ilk yatırımcı konumundayız. Buradaki polipropilen tesisi ve sıvı dökme yük terminalinin geliştirilmesi için toplam 2 milyar dolarlık yatırım gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin cari dengesine yıllık yaklaşık 300 milyon dolar katkı sağlamasını beklediğimiz proje ile yerli üretimi güçlendirmeyi ve tedarik güvenliğini artırmayı hedefliyoruz” dedi. DAPEK, BÖLGEDE ÖRNEK BİR SANAYİ GELİŞİM MODELİ OLARAK KONUMLANACAK SJ Enerji Kıdemli İcra Direktörü Tan Wooi Leong ise şunları söyledi: “Rönesans ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, enerji dönüşümü, gelişen teknolojiler ve net sıfır üretim tesisi hedefleri doğrultusunda büyük ölçekli ve liman temelli endüstri bölgelerinin geliştirilmesinde önemli bir dönüm noktası. Sanayi bölgeleri konusundaki uzmanlığımızın, DAPEK’in bölgede örnek bir sanayi gelişim modeli olarak konumlanmasına katkı sağlamasını, aynı zamanda Türkiye’nin uzun vadeli sanayi ve altyapı hedeflerini güçlendirmesini amaçlıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin KKTC’ye F-16 Gönderme Hamlesi Güçlü ve Zamanında Bir Yanıt! Haber

Türkiye’nin KKTC’ye F-16 Gönderme Hamlesi Güçlü ve Zamanında Bir Yanıt!

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu hamle, garantörlük hakkının kullanılması, enerji güvenliğinin sağlanması ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin temini açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye’nin hem kendi güvenliğini hem de KKTC’nin varlığını korumak için sahada olmayı sürdüreceği açıktır.” dedi. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliğini artırmaya yönelik planlamalar kapsamında 6 F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemlerinin adaya konuşlandırıldığını açıkladı. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Doğu Akdeniz’de artan askeri hareketlilik ve bunun Kıbrıs meselesine yansımalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. İran meselesi küresel düzenin kritik düğüm noktalarından biri Prof. Dr. Havva Kök Arslan, İran merkezli gerilimin Doğu Akdeniz’de yeni bir güvenlik mimarisinin oluşmasına neden olduğunu belirterek, “İran meselesi, yalnızca bir güvenlik veya nükleer program tartışması olmanın ötesinde, küresel düzenin enerji, finans ve jeopolitik yapısında kritik bir düğüm noktası haline gelmiştir. Bu düğümün çözülmeye çalışıldığı sahalardan biri de Doğu Akdeniz’dir. ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilimin genişlemesi, Kıbrıs adasında askeri yığınağın artmasına neden olmuştur. Avrupa Birliği ülkelerinin bölgeye savaş gemileri ve uçaklar göndermesi ile Yunanistan’ın GKRY’ye askeri takviye yapması, tansiyonu yükselten başlıca etkenlerdir.” dedi. Türkiye’nin KKTC’ye F-16 göndermesi çok katmanlı bir stratejik hamle Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) 6 adet F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemleri konuşlandırmasının bölgesel dengeler açısından kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arslan, şöyle devam etti: “Bu kritik dönemde, Türkiye’nin KKTC’ye 6 F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemi göndermesi, bölgesel ve küresel dengeler açısından önemli bir hamle olarak değerlendirilmektedir. Peki, bu adımın arkasındaki stratejik mantık nedir? Bölgesel ve küresel güçler (ABD, AB ülkeleri, Yunanistan, İran) bu süreçte hangi pozisyonları almış, ne tür hamleler yapmıştır? Türkiye’nin 6 F-16 ve hava savunma sistemlerini KKTC’ye konuşlandırması, çok katmanlı ve zamanında bir stratejik hamledir. Türkiye, 1959 Londra ve Zürih Antlaşmaları ile 1960 Kıbrıs Anayasası çerçevesinde, yalnızca KKTC değil, tüm Kıbrıs adasının garantörüdür. Uzmanlar, bu hamlenin olası bir çatışma ortamında adanın bütünlüğünü ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğini koruma yükümlülüğünün bir gereği olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle belirsizlik ortamında, mevcut anayasal düzeni bozma veya toprak kazanma amaçlı girişimlere karşı caydırıcı bir güç oluşturmak hedeflenmiştir.” Doğu Akdeniz’deki güç dengesi hızla değişiyor Prof. Dr. Arslan, Doğu Akdeniz’de birçok küresel ve bölgesel aktörün aynı anda askeri varlık gösterdiğini belirterek, şunları kaydetti: “Bölgede halihazırda önemli bir askeri varlık bulunmaktadır. ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda ve Yunanistan, İran tehdidine karşı olduklarını belirterek bölgeye savaş gemileri ve uçaklar göndermiştir. Türkiye de bu ortamda ‘sahada olmak’ ve bölgesel bir güç olarak pozisyon almak durumundadır. Bu hamle, aynı zamanda Türkiye’nin KKTC’nin yanında durduğunu göstermesi açısından da önem taşımaktadır.” Enerji güvenliği Türkiye için stratejik önemde Doğu Akdeniz’in enerji kaynakları açısından taşıdığı öneme de dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, “Doğu Akdeniz’in enerji kaynakları ve ticaret yolları Türkiye için stratejik öneme sahiptir. Bu adım, enerji arz güvenliği ile ilgili potansiyel sorunlarda Türkiye’nin sahada bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” ifadesinde bulundu. GKRY’nin NATO üyeliği girişimi Türkiye açısından kritik bir risk Prof. Dr. Arslan, Batı dünyasının İran tehdidini gerekçe göstererek GKRY’yi NATO’ya dahil etme girişimlerinin gündeme gelebileceğini de ifade ederek, “Bazı yorumcular, Batı dünyasının İran tehdidini bahane ederek GKRY’yi NATO’ya dahil etme girişiminde bulunabileceğini belirtmektedir. Türkiye’nin onayı olmadan GKRY’nin NATO’ya üyeliği, Türkiye’yi çevreleme ve KKTC’nin varlığını göz ardı etme riski taşıyacaktır. Bu hamle, söz konusu planları önden engellemeyi hedeflemektedir.” dedi. Yunanistan bölgedeki en aktif askeri aktörlerden biri Bölgede Yunanistan’ın askeri hareketliliğinin dikkat çektiğini belirten Prof. Dr. Arslan, “Yunanistan’ın F-16 ve savaş gemisi göndermesi, Avrupa ülkelerinin askeri yığınağı ve GKRY’ye Patriot füzeleri konuşlandırması, Türkiye’de bir tehdit algısı oluşturmuştur. Türkiye, bu algıya yanıt vererek hem caydırıcılığını artırmış hem de olası sürpriz gelişmelere hazırlık göstermiştir.” diye konuştu. Doğu Akdeniz uzun süre kriz potansiyeli taşıyacak Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Doğu Akdeniz’in, farklı aktörlerin karmaşık bir satranç tahtası haline geldiğini ifade ederek, “ABD, İran’a yönelik operasyonları başlatan taraf olarak görülmekte ve bölgede stratejik bir çıkış planının eksikliği nedeniyle önemli yıkımlar yaşanmaktadır. Uzun vadede ise ABD, doların rezerv para statüsünü koruma çabasıyla jeopolitik sertliğini artırmaktadır. İsrail ise doğrudan bir çatışmadan kaçınmakta, ancak Kıbrıs ile askeri iş birliği yaparak dolaylı bir güvenlik şemsiyesi oluşturmayı sürdürmektedir.” şeklinde konuştu. Fransa, İngiltere, İtalya, Hollanda ve İspanya’nın İran tehdidini gerekçe göstererek Doğu Akdeniz’deki askeri varlıklarını artırdığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Bu hamlelerin temel stratejileri şunlardır: Enerji ve ticaret güvenliğini sağlamak, AB üyesi GKRY’yi olası saldırılara karşı korumak, İsrail’in dolaylı güvenliğini desteklemek, NATO içinde bağımsız bir güvenlik rolü üstlenmek, Fransa ve İngiltere’nin Kıbrıs merkezli operasyon alanları oluşturduğu dikkat çekmektedir.” ifadesinde bulundu. Yunanistan GKRY’ye 4 F-16 ve savaş gemisi gönderdi Yunanistan’ın bölgedeki en aktif aktörlerden biri olarak, GKRY’ye 4 F-16 ve savaş gemisi gönderdiğini söyleyen Prof. Dr. Arslan, “Bazı generaller, Ege Adaları’nın silahlandırılması ve olası bir çatışmada AB ve ABD desteği olacağını varsayarak hareket etmektedir.” dedi. ABD-İsrail saldırılarının hedefi olan İran’ın, karşılık vererek bölgesel yayılma riskini artırdığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “İngiliz üslerine düzenlenen dron saldırısı Doğu Akdeniz’i de etkilemiştir. Uzun vadede İran meselesi, dolar merkezli küresel finans sistemine meydan okuma niteliği taşımakta ve yalnızca bölgesel değil, küresel düzenin geleceğini de ilgilendirmektedir.” şeklinde konuştu. Kıbrıs artık Avrupa’nın ileri savunma platformlarından biri Kıbrıs Adasının artık yalnızca diplomatik veya enerji temelli bir rekabet alanı olmadığını dile getiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Ada, artık yalnızca enerji veya diplomasi sahası olmaktan çıkmış, jeostratejik bir düğüm noktası ve Avrupa’nın ileri savunma platformu haline gelmiştir. Bölgede üç ana askeri eksen oluşmaktadır. Kuzey Eksen: Türkiye kıyıları, KKTC ve Türk donanması, Orta Eksen: Kıbrıs Adası, İngiliz üsleri (Akrotiri ve Dikelya) ve Avrupa unsurları, Güney Eksen: İsrail kıyıları, Levant havzası ve ABD müttefik unsurları.” Beklenmedik hamleler doğrudan çatışma riskini artırabilir Bölgedeki askeri yığılmanın çeşitli riskleri de beraberinde getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, geleceğe dair riskleri şöyle sıraladı: “Doğrudan Çatışma: Yunanistan’ın Ege Adaları veya Kıbrıs’ta beklenmedik hamleleri doğrudan bir çatışmayı tetikleyebilir. GKRY’nin NATO Üyeliği: Batı’nın bu girişimi, Türkiye için kırmızı çizgiyi oluşturabilir ve ittifak içinde kriz yaratabilir. Uzun Vadeli Askeri Yığınak: Bölgeye konuşlandırılan silah ve gemiler, tehdit ortadan kalktıktan sonra da kalabilir; bu durum Türkiye için risk yaratabilir. Bölgesel Rekabetin Derinleşmesi: Avrupa ülkelerinin kalıcı askeri varlığı, Doğu Akdeniz’deki güç rekabetini artırabilir. Küresel Düzenin Test Edilmesi: İran merkezli kriz, sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel ekonomik ve güvenlik düzeninin sınandığı bir durumdur.” F-16 gönderilmesi zamanında ve güçlü bir yanıt Türkiye’nin KKTC’ye F-16 gönderme hamlesinin, artan askeri yığınağa karşı verilen güçlü ve zamanında bir yanıt olarak değerlendirilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu hamle, garantörlük hakkının kullanılması, enerji güvenliğinin sağlanması ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin temini açısından kritik öneme sahiptir. Önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz, enerji rekabeti ve büyük güçlerin güvenlik stratejilerinin kesiştiği bir kriz alanı olmaya devam edecektir. Türkiye’nin hem kendi güvenliğini hem de KKTC’nin varlığını korumak için sahada olmayı sürdüreceği açıktır.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mısır EMITT 2026’da Türkiye ile İlişkilerini Derinleştiriyor Haber

Mısır EMITT 2026’da Türkiye ile İlişkilerini Derinleştiriyor

29. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı EMITT 2026’ya katılan Mısır, Türkiye ile yürüttüğü güçlü ikili ilişkileri daha da ileri taşımaya hazırlanıyor. 2025 yılında 19 milyon uluslararası ziyaretçi ağırlayan ülke, küresel ortalamanın dört katından fazla olan yüzde 21’lik büyüme performansıyla dikkat çekti. Bu tablo Mısır’ın Doğu Akdeniz ve Avrasya pazarlarında stratejik bir turizm ortağı olma konumunu güçlendirdi. EMITT’in, Türk ve Avrasya seyahat ortaklarıyla iş birliklerini derinleştirmek için ideal bir platform olduğunu dile getiren Turizm ve Eski Eserler Bakanı Sherif Fathy, “Turizmde ulaşılan tarihi seviyeler, yeni ve daha kapsamlı deneyimler geliştirmek için önemli bir fırsat sunuyor. Mısır’ın tarihini, kültürünü, tatil ve eğlence seçeneklerini lüks unsurlarla bir araya getiren yeni ürünler ve deneyimler geliştirmek için Türkiye ile yakın çalışmaya hazırız” dedi. Türkiye ile turizme yönelik stratejik iş birlikleri somut adımlarla ilerliyor Mısır’ın EMITT 2026’ya katılımı, iki ülke arasındaki turizm, havacılık ve yatırım başlıklarına ilişkin iş birliklerini güçlendirme yönündeki ortak iradeyi ortaya koydu. Yaklaşan Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı öncesinde atılan bu adım, Türkiye ile Mısır arasındaki iş birliğine yönelik temasların daha da yoğunlaştığını gösteriyor. 2025 yılında Sherif Fathy, tatil köyü ve otel yatırımlarını ele almak üzere Türkiye’nin konaklama sektörü temsilcileriyle bir araya gelmiş ve Mısır’ın uzun vadeli yatırımlar açısından sunduğu potansiyele dikkat çekmişti. Aynı dönemde Türkiye’den gelen ziyaretçi sayısı da hızla artmış; 2025’in ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 56,5 yükselme yaşanmıştı. Türk gezginler için özel olarak tasarlanmış deneyimler Mısır, Türk ziyaretçilere kültürden deniz turizmine, maceradan iş seyahatine kadar geniş bir deneyim yelpazesi sunarak farklı beklentilere aynı anda yanıt veren bütüncül bir destinasyon profili çiziyor. Tarih, yaşam tarzı, gastronomi ve dinlenme olanaklarını tek bir rotada buluşturan bu çeşitlilik, ülkeyi hem kısa şehir kaçamakları hem de kapsamlı tatil programları için güçlü bir alternatif hâline getiriyor. 1 Kasım 2025’te Giza Piramitleri’nin eteklerinde kapılarını açan Grand Egyptian Museum, Tutankhamun koleksiyonunun ilk kez eksiksiz biçimde sergilendiği 57 bin eser ve anıtsal Ramses II heykeliyle Mısır’ı kültür turizminde küresel ölçekte öne çıkaran önemli bir merkez olarak konumlanıyor. Kahire’nin tarihi camileri, İslam mimarisi ve arkeolojik mirası, Akdeniz ve Osmanlı dönemlerine uzanan ortak kültürel bağları yansıtırken; şehrin canlı sanat hayatı, yerel pazarları ve zengin mutfağı Türk gezginlere tanıdık ve dinamik bir şehir deneyimi sunuyor. Arkeolojik alanlar ve müzelere yönelik ziyaretlerin geçen yıl yüzde 33,5 artması, kültür turizmine olan ilginin güçlenerek sürdüğünü ortaya koyuyor. Akdeniz kıyısı ve Kuzey Sahili’ndeki lüks tatil köyleri deniz, gastronomi ve yaşam tarzını bir araya getirirken; Kızıldeniz bölgesi dalış, şnorkelle yüzme ve wellness odaklı deneyimleriyle aileler ve aktif tatilciler için öne çıkıyor. Çöl vahalarında konumlanan wellness merkezleri ise dinlenme ve yenilenme arayan ziyaretçilere farklı alternatifler sunuyor. Bunun yanı sıra Kutsal Aile Rotası ve önemli İslami miras noktaları, inanç temelli seyahatlere ilgi duyanlar için özel güzergâhlar oluştururken; modern konferans merkezleri ve resort altyapısı, MICE ve iş seyahati segmentinde güçlü bir zemin sağlıyor. Bu geniş çeşitlilik, Türk tur operatörlerinin kültür, tatil ve iş seyahatini bir araya getiren, deneyim odaklı talebe yanıt veren özelleştirilmiş programlar tasarlamasına imkan tanıyor Artan ulaşım ve havayolu kapasitesi turizm performansını yukarı taşıyor Mısır’ın güçlü performansı, hızla genişleyen uluslararası bağlantılarla da destekleniyor. Havayolu koltuk kapasitesi ve charter uçuş sayısı önemli ölçüde artarak küresel havacılık eğilimlerinin önüne geçti. Bu gelişmiş bağlantı ağı, Mısır’ın kültür, macera, lüks ve iş seyahati için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir destinasyon konumunu daha da pekiştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turizmde Rekor Büyüme Yaşayan Mısır, EMITT  2026’da Türkiye İle İlişkilerini Derinleştiriyor Haber

Turizmde Rekor Büyüme Yaşayan Mısır, EMITT  2026’da Türkiye İle İlişkilerini Derinleştiriyor

2025’te 19 milyon uluslararası turist ağırlayan ve ziyaretçi sayısında yüzde 21’lik büyüme kaydeden ülke, artan yatırımlar, genişleyen uçuş ağı ve zengin deneyim seçenekleriyle Doğu Akdeniz’in öne çıkan destinasyonları arasında yer alıyor. 29. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı EMITT 2026’ya katılan Mısır, Türkiye ile yürüttüğü güçlü ikili ilişkileri daha da ileri taşımaya hazırlanıyor. 2025 yılında 19 milyon uluslararası ziyaretçi ağırlayan ülke, küresel ortalamanın dört katından fazla olan yüzde 21’lik büyüme performansıyla dikkat çekti. Bu tablo Mısır’ın Doğu Akdeniz ve Avrasya pazarlarında stratejik bir turizm ortağı olma konumunu güçlendirdi. EMITT’in, Türk ve Avrasya seyahat ortaklarıyla iş birliklerini derinleştirmek için ideal bir platform olduğunu dile getiren Turizm ve Eski Eserler Bakanı Sherif Fathy, “Turizmde ulaşılan tarihi seviyeler, yeni ve daha kapsamlı deneyimler geliştirmek için önemli bir fırsat sunuyor. Mısır’ın tarihini, kültürünü, tatil ve eğlence seçeneklerini lüks unsurlarla bir araya getiren yeni ürünler ve deneyimler geliştirmek için Türkiye ile yakın çalışmaya hazırız” dedi. Türkiye ile turizme yönelik stratejik iş birlikleri somut adımlarla ilerliyor Mısır’ın EMITT 2026’ya katılımı, iki ülke arasındaki turizm, havacılık ve yatırım başlıklarına ilişkin iş birliklerini güçlendirme yönündeki ortak iradeyi ortaya koydu. Yaklaşan Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı öncesinde atılan bu adım, Türkiye ile Mısır arasındaki iş birliğine yönelik temasların daha da yoğunlaştığını gösteriyor. 2025 yılında Sherif Fathy, tatil köyü ve otel yatırımlarını ele almak üzere Türkiye’nin konaklama sektörü temsilcileriyle bir araya gelmiş ve Mısır’ın uzun vadeli yatırımlar açısından sunduğu potansiyele dikkat çekmişti. Aynı dönemde Türkiye’den gelen ziyaretçi sayısı da hızla artmış; 2025’in ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 56,5 yükselme yaşanmıştı. Türk gezginler için özel olarak tasarlanmış deneyimler Mısır, Türk ziyaretçilere kültürden deniz turizmine, maceradan iş seyahatine kadar geniş bir deneyim yelpazesi sunarak farklı beklentilere aynı anda yanıt veren bütüncül bir destinasyon profili çiziyor. Tarih, yaşam tarzı, gastronomi ve dinlenme olanaklarını tek bir rotada buluşturan bu çeşitlilik, ülkeyi hem kısa şehir kaçamakları hem de kapsamlı tatil programları için güçlü bir alternatif hâline getiriyor. 1 Kasım 2025’te Giza Piramitleri’nin eteklerinde kapılarını açan Grand Egyptian Museum, Tutankhamun koleksiyonunun ilk kez eksiksiz biçimde sergilendiği 57 bin eser ve anıtsal Ramses II heykeliyle Mısır’ı kültür turizminde küresel ölçekte öne çıkaran önemli bir merkez olarak konumlanıyor. Kahire’nin tarihi camileri, İslam mimarisi ve arkeolojik mirası, Akdeniz ve Osmanlı dönemlerine uzanan ortak kültürel bağları yansıtırken; şehrin canlı sanat hayatı, yerel pazarları ve zengin mutfağı Türk gezginlere tanıdık ve dinamik bir şehir deneyimi sunuyor. Arkeolojik alanlar ve müzelere yönelik ziyaretlerin geçen yıl yüzde 33,5 artması, kültür turizmine olan ilginin güçlenerek sürdüğünü ortaya koyuyor. Akdeniz kıyısı ve Kuzey Sahili’ndeki lüks tatil köyleri deniz, gastronomi ve yaşam tarzını bir araya getirirken; Kızıldeniz bölgesi dalış, şnorkelle yüzme ve wellness odaklı deneyimleriyle aileler ve aktif tatilciler için öne çıkıyor. Çöl vahalarında konumlanan wellness merkezleri ise dinlenme ve yenilenme arayan ziyaretçilere farklı alternatifler sunuyor. Bunun yanı sıra Kutsal Aile Rotası ve önemli İslami miras noktaları, inanç temelli seyahatlere ilgi duyanlar için özel güzergâhlar oluştururken; modern konferans merkezleri ve resort altyapısı, MICE ve iş seyahati segmentinde güçlü bir zemin sağlıyor. Bu geniş çeşitlilik, Türk tur operatörlerinin kültür, tatil ve iş seyahatini bir araya getiren, deneyim odaklı talebe yanıt veren özelleştirilmiş programlar tasarlamasına imkan tanıyor Artan ulaşım ve havayolu kapasitesi turizm performansını yukarı taşıyor Mısır’ın güçlü performansı, hızla genişleyen uluslararası bağlantılarla da destekleniyor. Havayolu koltuk kapasitesi ve charter uçuş sayısı önemli ölçüde artarak küresel havacılık eğilimlerinin önüne geçti. Bu gelişmiş bağlantı ağı, Mısır’ın kültür, macera, lüks ve iş seyahati için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir destinasyon konumunu daha da pekiştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.