Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğum Sonrası

Kapsül Haber Ajansı - Doğum Sonrası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğum Sonrası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ebelik Mesleği Dönüşüyor Haber

Ebelik Mesleği Dönüşüyor

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, yeni yönetmeliklerle güçlenen ebelik mesleğinin dönüşümünü değerlendirdi. "Ebelik, bilimsel temellere dayanan profesyonel bir sağlık alanına dönüştü" Ebeliğin insanlık tarihi kadar eski ve köklü bir meslek olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Ebelik, insanlık tarihi kadar eski ve köklü bir meslektir. Yüzyıllardır ebeler, doğum yapan kadınların yanında yer almış, onlara destek olmuş ve en zor anlarında güven veren kişiler olmuştur. Günümüzde ise ebelik, sadece doğum yaptıran bir meslek olmaktan çıkmış; bilimsel verilere dayanan, profesyonel bir sağlık alanına dönüşmüştür." dedi. Eskiden usta-çırak ilişkisiyle öğrenilen ebeliğin bugün üniversitelerde lisans düzeyinde eğitim verilen akademik bir meslek haline geldiğini vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, şöyle devam etti: "Artık ebeler; gebelik öncesinden başlayarak doğum ve doğum sonrası döneme kadar annenin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığını takip eden, normal doğumu yönetebilen ve yenidoğan bakımında aktif rol alan sağlık profesyonelleridir. Aynı zamanda aile planlaması, üreme sağlığı ve toplum sağlığı gibi alanlarda da hizmet vermektedirler." Yeni yönetmelikle ebelerin yetki ve sorumlulukları güçlendi Modern sağlık sisteminde ebelerin yalnızca doğum sürecinde değil, koruyucu sağlık hizmetlerinde de önemli görevler üstlendiğini ifade eden Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Günümüzde ebeler hem koruyucu hem de tedavi edici sağlık hizmetlerinde görev almaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte uzaktan takip, mobil uygulamalar ve tele-sağlık gibi yöntemlerle daha fazla kişiye ulaşabilmektedirler. Ayrıca bazı alanlarda bağımsız olarak hizmet sunabilmeleri de mümkün hale gelmiştir." diye konuştu. Türkiye’de ebelik eğitiminin 1996 yılından itibaren lisans düzeyine çıkarıldığını ardından yüksek lisans ve doktora programlarıyla akademik olarak güçlendirildiğini kaydeden Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, “Sağlık Bakanlığı’nın 3 Aralık 2024 tarihinde yayımlanan yeni Ebelik Yönetmeliği, ebelerin yetki ve sorumluluklarını netleştirerek serbest meslek icrası gibi bağımsız çalışma haklarını güçlendirmiştir. Normal Doğum Eylem Planı'nın bir parçası olarak, her gebenin kendi özel ebesine sahip olması ve doğum sürecinde birebir ebe desteği alması sağlanmıştır.” şeklinde konuştu. Yönetmeliğin yalnızca doğum sürecini değil, kadın sağlığının birçok alanını kapsadığını vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, şunları söyledi: "Yönetmelik, ebelerin sadece doğum anıyla sınırlı kalmayıp; üreme sağlığı, cinsel sağlık, aile planlaması danışmanlığı ve toplum sağlığı liderliği gibi alanlarda daha etkin ve yetkili olmalarını sağlamıştır. Ebelerin doğum ve sezaryen yönetimini güncel klinik rehberlere göre sağlaması teşvik edilerek, tıbbi müdahale gerektirmeyen fizyolojik süreçlerdeki karar verici otoriteleri pekiştirilmiştir." "Ebelerin güçlenmesi sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlar" Ebelik hizmetlerinin güçlü olduğu sağlık sistemlerinde anne ve bebek sağlığı göstergelerinin daha olumlu olduğunu belirten Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Ebelik hizmetlerinin yeterince güçlü olmadığı sağlık sistemlerinde koruyucu sağlık hizmetlerinin zayıflaması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının azalması ve doğum sürecinin doğal akışının bozulması gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Türkiye'de sezaryen oranlarının yüzde 61,2 gibi yüksek bir seviyede olması da bu durumun önemli bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir." dedi. Dünya Sağlık Örgütü verilerinin de ebelerin önemini ortaya koyduğunu ifade eden Doç. Dr. Yıldırım, şöyle konuştu: "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, ebelerin aktif olduğu sistemlerde hem sezaryen oranları hem de anne ve bebek ölümleri daha düşüktür. Ebeler, özellikle düşük riskli gebeliklerde normal doğumu destekleyerek gereksiz cerrahi müdahalelerin önüne geçebilmektedir.” Anne adayına doğum boyunca sunulan birebir desteğin önemine değinen Doç. Dr. Yıldırım, "Anne adayını sürece hazırlayan, doğum boyunca birebir destek sunan ebeler, doğumun doğal akışına uygun ilerlemesini sağlayarak komplikasyon risklerini azaltmaktadırlar. Sağlık Bakanlığınca yayımlanan 'Ebelere Yönelik Doğum Eylem Yönetimi Klinik Rehberi' de doğumun fizyolojik bir süreç olarak yönetilmesinde ebelerin kilit rolünü vurgulamaktadır." diye konuştu. Doğum sonrası ruh sağlığının korunmasında kritik görev üstleniyorlar Doğum sonrasının yalnızca fiziksel değil, psikolojik açıdan da hassas bir dönem olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Doğum sonrası dönem, anneler için hem fiziksel hem de duygusal açıdan hassas bir süreçtir. Bu dönemde ebeler, düzenli takip ve destek sağlayarak annenin kendini yalnız hissetmesini önleyip yapılan izlem ziyaretleri sayesinde ruhsal değişimleri erken fark edebilmektedir. Ebeler, takipler sırasında çeşitli değerlendirme yöntemleri kullanarak doğum sonrası depresyon riski taşıyan anneleri erken dönemde belirleyebilmekte, gerekli durumlarda uzman desteğine yönlendirme yapıp erken müdahale ile annenin ruh sağlığının korunmasında önemli bir rol oynamaktadırlar." ifadelerini kullandı. Dijitalleşme ebelik hizmetlerini de dönüştürüyor Sağlıkta dijital dönüşümün ebelik hizmetlerini daha erişilebilir hale getirdiğini ifade eden Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Sağlık alanındaki dijital gelişmeler, ebelik hizmetlerini de dönüştürmüştür. Artık bakım hizmetleri sadece hastanelerle sınırlı kalmamakta, dijital platformlar üzerinden de sürdürülebilmektedir." şeklinde konuştu. "Annelik Yolculuğu" uygulaması ve dijital ebe danışmanlık sistemlerinin annelere önemli kolaylık sağladığını belirten Doç. Dr. Yıldırım, "T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen 'Annelik Yolculuğu' mobil uygulaması, e-Nabız entegrasyonu sayesinde annelerin aşı takvimini ve bebek gelişimini kolayca takip etmesine imkân tanımaktadır. Bunun yanı sıra 'Ebebul' gibi platformlar üzerinden aileler uzman ebelere görüntülü görüşmelerle ulaşabilmekte ve ihtiyaç duydukları desteği hızlı bir şekilde alabilmektedir. Uzaktan takip sistemleri sayesinde ebeler, annelerin tansiyon ve nabız gibi temel sağlık verilerini dijital ortamda izleyebilmektedir. Bu sayede olası riskler erken fark edilerek zamanında müdahale edilebilmektedir." dedi. "Güçlü ebelik, sağlıklı toplum demektir" Ebelik hizmetlerinin güçlendirilmesinin yalnızca doğum süreçlerini değil, toplum sağlığını da doğrudan etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: "Ebelerin sağlık sisteminde daha aktif ve güçlü bir şekilde yer alması hem sezaryen oranlarının azaltılmasına hem de anne ve bebek sağlığının korunmasına önemli katkı sağlar. Ebelik hizmetlerinin güçlendirilmesi, daha sağlıklı bir toplum için atılacak en önemli adımlardan biridir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğum Sonrası Depresyona Dikkat! Haber

Doğum Sonrası Depresyona Dikkat!

Öyle ki, annelerin bir kısmı doğum sonrası dönemde duygusal dalgalanmalar yaşarken bazı kadınlarda belirtiler daha ağır seyrederek “doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon)” olarak adlandırılan klinik bir tablo oluşturabiliyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kevser Altıntaş, bilinçli bir hazırlığın, riskleri azaltacağının ve süreci daha sağlıklı hale getireceğinin altını çizerek şunları söylüyor: “Annelik her zaman kusursuz geçen bir süreç olmayabilir. Doğum sonrası dönemlerde duygusal olarak tükenmiş hissetmek, zorlanmak ya da yardım ihtiyacı duymak bir zayıflık değildir. Önemli olan erken fark etmek ve yardım istemekten çekinmemektir. Unutmayın, destek istemek bir eksiklik değil; hem kendiniz hem de bebeğiniz için attığınız güçlü ve iyileştirici bir adımdır.” Doğum Sonrası Her Duygu Değişimi Depresyon mu? Toplumda yaygın görülen doğum sonrası dönemdeki duygusal dalgalanmalarda birçok anne ilk birkaç gün veya hafta içinde ağlama nöbetleri, huzursuzluk, duygu durum değişiklikleri yaşayabiliyor. “Annelik hüznü (Baby blues)” olarak da bilinen bu durum genellikle 7-14 gün içinde kendiliğinden geçiyor. Ancak postpartum depresyon çok daha ciddi bir tablonun adı. Belirtileri genellikle doğumdan sonraki ilk 4 ilâ 6 haftada ortaya çıksa da bazı kadınlarda doğumdan birkaç ay sonra, hatta bazen doğumdan sonraki bir yıl içinde bile kendini gösterebiliyor. Bu dönemde sürekli mutsuzluk, keyif alamama, yoğun kaygı, yetersizlik hissi ve hatta bebeğe karşı olumsuz duygular gibi belirtilere dikkat edilmelidir. Bu belirtiler annenin işlevselliğini etkiliyorsa ve iki haftadan uzun süredir devam ediyorsa, doğum sonrası depresyon açısından mutlaka bir hekim değerlendirmesi yapılmalıdır. Hangi Anneler Daha Çok Risk Altında? Doğum sonrası depresyon her annede ortaya çıkabilir; ancak bazı biyolojik, psikolojik ve çevresel risk faktörleri bu durumu daha da kolaylaştırabilir. Örneğin; daha önce depresyon veya anksiyete öyküsü olması, zor ya da travmatik doğum deneyimi, sosyal destek eksikliği (aile, arkadaş, eş desteği), evlilik/ilişki problemleri ya da maddi zorluklar, beklenmeyen ya da istenmeyen gebelik ve bebeğin sağlık sorunları bunlar arasındadır. Ancak bu risk faktörlerinin hiçbirinin olmadığı annelerde de doğum sonrası depresyon görülebilmekte. Günümüzde ayrıca mükemmel anne olma baskısı ve sosyal medyada idealize edilen annelik algısı da annelerin kendilerini yetersiz hissetmelerinde önemli bir faktör. Doğum Sonrası Depresyon Nasıl Tedavi Ediliyor? Unutulmamalıdır ki, doğum sonrası depresyon tedavi edilebilir bir durumdur. Tedavi planı ise belirtilerin şiddetine göre değişebiliyor. Psikoterapi, ilaç tedavisi, sosyal destek ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle tamamen iyileşme mümkündür. Bu nedenle tedavi sürecinin planlanması için mutlaka bir psikiyatri uzmanına danışılmalıdır. Kuşkusuz annenin yakın çevresindeki kişilerin/eşinin anlayışlı, yargılamadan dinleyen ve destekleyici bir tutum sergilemeleri de iyileşme sürecinde önemlidir. Peki, doğum öncesinden itibaren anneler ruh sağlıklarını nasıl korumalı? Özellikle önleyici bazı adımlarla depresyon riskini düşürmek mümkün. İşte o adımlar: Eşinizle açık iletişim kurunDoğum sonrası bakım planınızı gözden geçirin Uyku ve beslenme düzeninize özen gösterinGerekirse doğumdan önce bir uzmandan destek alınKendinize zaman ayırın, hobilerinizden kopmayın ve günlük yaşam planlarınızı sürdürün. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anne Olmaya Güvenle Hazırlık: Gebe Okulları Haber

Anne Olmaya Güvenle Hazırlık: Gebe Okulları

Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Tayfur Çift, gebe okullarının anne adaylarını bilinçlendirerek gebelik sürecinde yaşanabilecek komplikasyonların önüne geçilmesinde önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Gebelik sürecine hazırlığın yalnızca doğuma değil, gebeliğin tamamına yönelik olması gerektiğini vurgulayan Çift, bu sürecin doğru bilgiyle çok daha sağlıklı yönetilebileceğini ifade etti. “Fizyolojik Süreçler ile Riskli Durumlar Ayırt Ediliyor” Gebe okullarında anne adaylarına gebeliğin fizyolojik süreçleri ile problemli durumların ayrımının öğretildiğini belirten Doç. Dr. Çift, “Anne adaylarının vücutlarında meydana gelen değişimleri tanıması, hangisinin normal hangisinin riskli olduğunu bilmesi büyük önem taşıyor. Olası bir problemde vakit kaybetmeden hastaneye ya da en yakın aile hekimliğine başvurulması sağlanıyor” dedi. “Fiziksel Değişimler Hastalık Olarak Algılanmamalı” Gebelikte pek çok fizyolojik değişimin yaşandığını hatırlatan Çift, bu değişimlerin çoğu zaman anne adayları tarafından hastalık olarak algılanabildiğine dikkat çekti. “Bu sürecin gebeliğin doğal bir parçası olduğunun bilinmesi, gebenin kendini daha güvende hissetmesini sağlıyor. Bilgi, kaygıyı azaltan en önemli unsurlardan biri” diye konuştu. “Aile Desteği Gebelik Sürecini Güçlendiriyor” Gebe okullarında yalnızca anne adaylarının değil, aile bireylerinin de sürece dahil edildiğini belirten Doç. Dr. Çift, eşlerin ve aile büyüklerinin olumlu geri bildirimlerinin gebelik sürecini doğrudan etkilediğini söyledi. “Olumsuz tutumlar yerine destekleyici bir yaklaşım, gebenin hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha sağlıklı bir süreç geçirmesine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. “Lohusalık Döneminde Destek Hayati Öneme Sahip” Doğum sonrası dönemin, yani lohusalık sürecinin kadınlar için oldukça zorlayıcı olabildiğini dile getiren Çift, bu dönemde annelerin kendilerini zaman zaman yalnız, dışlanmış ya da soyutlanmış hissedebildiğini belirtti. Yeni doğan bebeğin bakımının annenin zamanının büyük bölümünü aldığını vurgulayan Çift, bu süreçte verilen desteğin anne ruh sağlığı açısından kritik olduğunu söyledi. “Psikolojik Destek Sürecin Ayrılmaz Bir Parçası” Gebelik ve doğum sonrası dönemde psikolojik desteğin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Tayfur Çift, gebe okullarında bu alanda da rehberlik sağlandığını ifade etti. Anne adaylarının duygusal dalgalanmalarının normal olduğunun anlatıldığını belirten Çift, bu desteğin annenin kendini yalnız hissetmesini engellediğini söyledi. “Gebeler Arası İletişim Süreci Kolaylaştırıyor” Gebe okullarının en önemli avantajlarından birinin de anne adaylarının birbirleriyle iletişim kurabilmesi olduğunu belirten Çift, “Benzer süreçlerden geçen gebelerin bir araya gelmesi, gebeliği daha kolay, daha keyifli ve daha eğlenceli bir hale getiriyor” dedi. “Amaç: Gebeliği Kaygı Değil Güvenle Yaşamak” Gebe okullarının temel amacının gebeliğin bir anksiyete ya da stres kaynağı olarak değil, doğru destekle sağlıklı ve güzel bir süreç olarak yaşanmasını sağlamak olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tayfur Çift, bilinçli ve desteklenen gebeliklerin hem anne hem bebek sağlığına olumlu katkı sunduğunu sözlerine ekledi.

Sarılık Ne Zaman Tehlikelidir? Haber

Sarılık Ne Zaman Tehlikelidir?

Yenidoğan sarılığı, bebeklerde doğumdan sonraki ilk günlerde ciltte ve gözlerde sarı renk değişikliğiyle ortaya çıkan, oldukça sık görülen bir durumdur. Genellikle fizyolojik, yani doğal bir süreçtir ve çoğu zaman kendiliğinden düzelir. “Doğum sonrası dönemde bebeklerde alyuvar yıkımıyla ortaya çıkan bilirubin adlı madde, karaciğer tarafından vücuttan atılır. Ancak yenidoğan döneminde karaciğerin bu maddeyi işleme kapasitesi henüz tam gelişmediği için bilirubin kandaki düzeyi geçici olarak yükselebilir. Bu da ciltte ve göz aklarında sararma şeklinde kendini gösterir” diyen Nev Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Onur Kaşlı, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Ne zaman normaldir, ne zaman dikkat etmek gerekir? Kaşlı, “Fizyolojik sarılık genellikle doğumdan sonraki 2. veya 3. günde başlar, 4–5. gün civarında en yüksek düzeye ulaşır ve 1–2 hafta içinde kendiliğinden kaybolur. Bununla birlikte, bazı durumlarda sarılık normal sınırların üzerine çıkabilir ve tedavi gerektirebilir. Aşağıdaki durumlarda mutlaka bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır: Sarılığın ilk 24 saatte başlaması Sarılığın hızla artması veya tüm vücuda yayılması Bebeğin uyuşuk, emmeyi zayıf hale gelmesi ya da ateşinin yükselmesi Sarılığın 2 haftadan uzun sürmesi Anne ve bebek arasında kan grubu uyuşmazlığı bulunması” ifadelerinde bulundu. Tanı ve takip “Sarılığın derecesi yalnızca gözle değerlendirilemeyebilir” diyen Kaşlı, “Bu nedenle, gerek görüldüğünde kan testiyle bilirubin düzeyi ölçülür. Elde edilen değer, bebeğin doğumdan sonraki yaşıyla (saat olarak) birlikte değerlendirilir. Bu sayede tedavi gereksinimi objektif olarak belirlenir. Bazı durumlarda sadece emzirmenin sıklaştırılması yeterli olurken, bilirubin düzeyinin yüksek olduğu olgularda fototerapi (ışık tedavisi) uygulanabilir. Nadiren çok ağır sarılıklarda kan değişimi gerekebilir” dedi. Evde takip ve öneriler Uzm. Dr. Onur Kaşlı, evde takipte dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıraladı: “Bebeğin sık ve etkili emzirilmesi, bilirubinin vücuttan atılmasını hızlandırır. Cilt renginin gün ışığında gözlemlenmesi, sarılığın seyri hakkında fikir verir. Bebeğin idrar ve dışkılama sıklığının izlenmesi önemlidir. Sarılığın ilerlemesi durumunda vakit kaybetmeden doktora başvurmak, olası komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşır. Yenidoğan sarılığı çoğu zaman geçici ve tedavi edilebilir bir durumdur. Düzenli doktor kontrolleri, doğru emzirme uygulamaları ve erken farkındalık sayesinde bebeklerin büyük çoğunluğu hiçbir sorun yaşamadan iyileşir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.