Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dolandırıcılık

Kapsül Haber Ajansı - Dolandırıcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dolandırıcılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zekâ Destekli Alışverişten Stablecoin Atılımlarına Haber

Yapay Zekâ Destekli Alışverişten Stablecoin Atılımlarına

Visa, 2025’i ödemeler dünyası için dönüştürücü bir yıl olarak tanımladıktan sonra, asıl kırılmanın 2026’da yaşanacağını açıkladı. Yapay zekâ, üretken yapay zekâ, kuantum bilişim, blokzinciri, küresel ölçekte yaygınlaşan mobil donanım ve neredeyse sınırsız veri kapasitesi, büyük bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Bu dönüşümün merkezinde yer alan ödeme sektörü ise yeni teknolojileri küresel ölçekte inovasyona dönüştürerek öncü bir rol üstleniyor. Agentic (agent-based) ticaretin günlük hayatın doğal bir parçası hâline gelmesi, dijital kimlik güvenliğinin yapay zekâ çağında yeniden tanımlanması, stablecoin’lerin küresel ölçekte ivme kazanması, üye olmadan kart bilgisi girilerek yapılan ödemelerin (manual guest checkout) yavaş yavaş ortadan kalkması ve nakdin rolünün dönüşmesi bu başlıkların öne çıkanları arasında yer alıyor. Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ödeme ekosistemi, yapay zekâdan blokzincirine uzanan teknolojilerle çok hızlı bir değişimden geçiyor. Visa olarak bu değişimin merkezinde yer alıyor, güvenli ve sorunsuz ödeme deneyimlerini daha geniş ölçekte erişilebilir kılmaya odaklanıyoruz. 2026 yılında da önceliğimiz; agentic ticaret, stablecoin çözümleri, dijital kimlik güvenliği ve temassız ödemeler gibi alanlarda, hem kullanıcılar hem de ekosistem için sürdürülebilir ve güven veren bir yapı oluşturmak. Attığımız her adımda, dijital ödemelerin günlük hayatın hızlı, güvenli ve doğal bir parçası hâline gelmesini destekliyoruz.” Agentic ticaret ana akıma taşınıyor Yüz yüze ticaretten e-ticarete, mobil ticaretten yapay zekâ tabanlı ticarete uzanan yolculukta yeni bir döneme giriliyor. 2026 itibarıyla, agentic yapay zeka destekli alışveriş deneyimleri tüketiciler için yaygın bir gerçeklik hâline gelirken, bu gelişimi doğal olarak yapay zekâ destekli asistanlar tarafından (agent) yürütülen ticaret modeli izleyecek. Bu modelde yapay zekâ asistanları, tüketici ve işletmeler adına işlem gerçekleştirebiliyor. Kullanıcılar, yapay zekâ asistanlarına yalnızca ödeme yetkisi vermekle kalmıyor; tercihlerini, bütçe sınırlarını ve hangi kategorilerde alışveriş yapılabileceğini de tanımlayabiliyor. Örneğin seyahat veya restoran harcamalarına izin verirken, sağlık gibi alanları kapsam dışı bırakmak ya da belirli bir tutarın üzerindeki ödemeleri engellemek mümkün oluyor. Böylece yapay zekâ, kullanıcı adına karar veren ancak kontrolü tamamen kullanıcıda kalan kişisel bir alışveriş asistanına dönüşüyor. Markaların agentic alışveriş deneyimlerine yaptığı yatırımlar arttıkça, 2026 yılında yapay zekâ asistanlarının ticaretteki rolü hızla artıyor. Visa, bu dönüşümün gerçekleşmesi için ekosistem iş birlikleriyle gerekli altyapı ve araçları sunuyor. Dijital kimlik güvenliği, yapay zekâ çağında yeni bir mücadeleye dönüşüyor Yapay zekânın sunduğu fırsatlarla birlikte riskler de büyüyor. Dolandırıcılar; yapay zekâ destekli deepfake’ler, ajan tabanlı dolandırıcılıklar ve sentetik kimlikler aracılığıyla artık tekil işlemler yerine doğrudan bireylerin kimliğini hedef alıyor. Kimliğin ele geçirilmesiyle birlikte, o kimlik üzerinden yapılan tüm işlemler risk altına giriyor. Visa’ya göre 2026’da, yapay zekâ destekli kimlik saldırıları hem hacmen hem de karmaşıklık açısından önemli ölçüde artış gösterecek. Bu durum, bankaların, fintech’lerin, işletmelerin ve kamu kurumlarının tek başına kazanamayacağı yeni bir mücadeleyi beraberinde getiriyor. Bu nedenle sektör genelinde bu risklerle mücadele etmek üzere ortak yetkinliklerin ve teknolojilerin geliştirilmesi için iş birlikleri gerçekleşecek. Visa ise bu mücadelenin merkezinde yer almaya devam edecek. Stablecoin’ler hız kazanıyor Fiat para birimleriyle desteklenen stablecoin’ler, spekülatif bir varlıktan güvenilir bir küresel ödeme altyapısına dönüşüyor. Özellikle gelişmekte olan pazarlarda ve sınır ötesi ödemelerde büyük bir potansiyel sunan stablecoin’ler için, ABD’de kabul edilen GENIUS Act ve benzeri düzenlemelerle birlikte 2026 yılı kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Stablecoin pazarının 2030 yılına kadar 4 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Visa, 2026’da stablecoin kullanımının hızla artacağını öngörüyor. Özellikle yerel para birimi oynaklığı yüksek olan pazarlarda değer saklama aracı olarak, B2B ödemelerden bireysel havalelere uzanan sınır ötesi para transferlerinde ve Visa altyapısı sayesinde kripto ile geleneksel finans dünyası arasındaki geçişlerde bu artış önce çıkacak. Bugün Visa, 40’tan fazla ülkede 130’dan fazla stablecoin bağlantılı kart programını destekliyor ve stablecoin’lerle Visa ağı üzerinde dolar ve euro cinsinden mutabakat sağlanabiliyor. Visa altyapısı sayesinde stablecoin varlıkları, Visa kartlarıyla entegre edilerek günlük harcamalarda da kullanılabiliyor. Bu yapı, kullanıcıların stablecoin veya kripto varlıklarını arka planda kullanarak, fiziksel mağazalarda ya da e-ticarette kahve gibi gündelik harcamalarını dahi sorunsuz şekilde gerçekleştirebilmesine imkân tanıyor. Visa, dijital ödemelerdeki küresel uzmanlığını yeni bir danışmanlık servisiyle de genişletiyor. Visa Danışmanlık ve Analitik (VCA) tarafından sunulan Stablecoin Danışmanlık Servisi, bankalar, fintech’ler ve işletmeler için stablecoin alanında pazar uyumu, strateji geliştirme ve uygulama süreçlerine rehberlik ediyor. Servis; Avrupa’da hızla büyüyen stablecoin ekosistemi ve gelişen regülasyonlar doğrultusunda, kurumların bu alandaki fırsatları güvenli ve sürdürülebilir şekilde değerlendirmesine destek olmayı amaçlıyor. Kart bilgilerini girerek ödeme tarihe karışıyor Kart numarası, son kullanma tarihi ve güvenlik kodu girilen çok adımlı ödeme süreçleri hızla geride kalıyor. Dijital cüzdanlar ve e-ticaret platformları üzerinden tek tıkla ödeme deneyimi yaygınlaşırken, bu dönüşüm daha hızlı işlemler, daha az terk edilen sepet ve daha düşük dolandırıcılık oranları sağlıyor. Visa verilerine göre, kart bilgilerini girerek yapılan ödemelerin oranı 2019’da işlemlerin neredeyse yarısını oluştururken, 2025’te bu oran yüzde 16’ya geriledi. Visa’nın en büyük e-ticaret satıcılarında ise bu oran tek haneli seviyelere indi. 16 milyar Visa token’ının devrede olduğu bu dönüşümle birlikte, birçok pazarda kart bilgisi girerek ödeme deneyiminin tamamen ortadan kalkması bekleniyor. Nakit bitmiyor, dönüşüyor Visa’ya göre nakit kullanımı, 2026’da da devam edecek. Dünya genelinde hâlihazırda dolaşımda yaklaşık 11 trilyon dolar tutarında nakit bulunuyor. Ancak küresel ölçekte nakdin payı düşse de, 2026 yılı dünya tarihinde ilk kez tüketici ödemelerinin yarısından fazlasının kartla gerçekleştirildiği yıl olacak. Visa’ya göre 2026’da ayrıca B2B para hareketlerinde yeni dijitalleşme adımları, dijital cüzdanlarda yenilikçi uygulamalar, mobil cihazlar üzerinden ödeme kabul eden milyonlarca yeni mikro‑işletmenin ekosisteme katılması, yüksek gelir grubuna yönelik yeni değer önerilerinin yaygınlaşması ve yeni dijital ödeme yöntemlerinin çoğalması öne çıkacak. Visa Inc. hakkında Visa (NYSE: V), dijital ödemeler alanında dünya lideridir ve 200’den fazla ülke ve bölgede tüketiciler, satıcılar, finansal kuruluşlar ve kamu kurumları arasındaki işlemleri kolaylaştırır. Misyonu, dünyanın en yenilikçi, en kolay, en güvenilir ve en güvenli ödeme ağı aracılığıyla dünyayı birbirine bağlamak; bireylerin, işletmelerin ve ekonomilerin gelişmesini sağlamaktır. Visa, her yerde herkesin dahil olduğu ekonomilerin, her yerde herkesi güçlendirdiğine inanıyor ve erişimi, para hareketinin geleceği için temel bir unsur olarak görüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İkinci Baharını Arayan Yaşlılar Romantizm Dolandırıcılığı ile Birikimlerini Kaybediyor Haber

İkinci Baharını Arayan Yaşlılar Romantizm Dolandırıcılığı ile Birikimlerini Kaybediyor

Siber güvenlik dünyasında genellikle şirketlerin veya gençlerin hedef alındığı düşünülse de son dönemde en savunmasız grup internetle geç tanışan yaşlılar. Yalnızlık hissiyle başa çıkmak için sosyal medyaya yönelen ileri yaştaki bireyler, sahte profillerle (Catfishing) kendilerine yaklaşan dolandırıcıların ağına düşebiliyor. Dolandırıcılar, sabırla ilmek ilmek işledikleri bu süreçte, kurbanlarını gerçekten sevildiklerine inandırıyor. Güven tam olarak sağlandığında ise "Acil ameliyat parası", "Yanıma gelmek için uçak bileti" veya "Gümrüğe takılan hediye" gibi bahanelerle para talepleri başlıyor. Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, bu durumun sadece bir para kaybı değil, yaşlı bireylerin hayallerinin ve güven duygularının çalınması anlamına geldiğini vurguluyor. “Kalplerini Çalarak Ceplerini Boşaltıyorlar” Yaşlı bireylerin bu durumu ailelerine anlatmaktan utandıkları için dolandırıcılığın genellikle çok geç fark edildiğini belirten Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, “Dolandırıcılar, kurbanlarını ailelerinden ve arkadaşlarından uzaklaştırarak izole ediyor. 'Çocukların bizi anlamaz, ilişkimizi kıskanıyorlar' gibi telkinlerle yaşlı bireyi manipüle ediyorlar. Bir gün babanız veya anneniz, hiç yüz yüze görüşmediği ama 'hayatımın aşkı' dediği birine, tüm emekli ikramiyesini göndermeye kalkabilir. Bu noktada ailelerin suçlayıcı değil, anlayışlı ve koruyucu bir tavır sergilemesi hayati önem taşıyor. Çünkü kurbanlar o sırada bir dolandırıcıyla değil, aşık oldukları kişiyle konuştuklarını sanıyorlar” dedi. Romantizm Dolandırıcılığından Korumak İçin Dikkat Etmeniz Gereken 4 İşaret Alev Akkoyunlu, ebeveynlerinizin bir romantizm tuzağına düştüğünü gösterebilecek kırmızı çizgileri ve alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor: 1. Yüz Yüze Görüşmekten Sürekli Kaçınıyorsa: Eğer ebeveyninizin "sevgilisi" ile aylardır yazışıyor ama iş görüntülü konuşmaya veya buluşmaya gelince sürekli bir bahane (kameram bozuk, yurt dışındayım, işteyim vb.) üretiyorsa, bu en büyük alarm zilidir. O kişi ile gerçek hayatta görüşmek için ısrarcı olun. Görüşme teklifi reddediliyorsa iletişimi kesmelerini sağlayın. Ayrıca profil fotoğrafını "Google Görseller"de aratarak sahte olup olmadığını teyit edin. 2. Konu Aniden Paraya Geldiyse: Romantik bir ilişkinin ortasında aniden ortaya çıkan "Acil paraya ihtiyacım var", "Kripto yatırımı yapalım" veya "Borç ver" talepleri kesinlikle normal değildir. "İnternetten tanışılan birine, sebep ne olursa olsun asla para gönderilmez." Bu prensibi ailenize kesin bir dille, gerekirse örnek olaylar göstererek anlatın. 3. Gizlilik ve Savunma Mekanizması Arttıysa: Ebeveyniniz telefonunu veya bilgisayar ekranını sizden saklıyorsa, yeni ilişkisi hakkında soru sorduğunuzda aşırı tepki verip savunmaya geçiyorsa, manipüle ediliyor olabilir. Yargılayıcı değil destekleyici olun. Onlara kızmak yerine, benzer dolandırıcılık haberlerini paylaşarak "Bak, böyle şeyler olabiliyormuş, dikkatli olalım" yaklaşımıyla farkındalık yaratın. 4. Aile Boyu Dijital Koruma Sağlayın: Yaşlı bireyler, karmaşık siber tehditleri her zaman fark edemeyebilir. Bu noktada Bitdefender Family Plan gibi aile odaklı bütünleşik çözümler devreye girmeli. Bu tür güvenlik yazılımları, sahte mesajları ve oltalama (phishing) girişimlerini önceden tespit ederek ebeveynlerinizi koruma altına alır. Ayrıca şüpheli durumlarda uzakta yaşayan aile üyelerine de bildirim göndererek, olası bir dolandırıcılık girişimini maddi ve manevi bir yıkıma dönüşmeden durdurmanıza yardımcı olur.

Yapay Zekâ ile Üretilen Sahte İçerikler Dolandırılma Riskini 5 Kata Kadar Artırabiliyor! Haber

Yapay Zekâ ile Üretilen Sahte İçerikler Dolandırılma Riskini 5 Kata Kadar Artırabiliyor!

Sahte reklamlar ve yapay zekâ ile üretilmiş dolandırıcılık içerikleri sosyal medyada hızla artıyor. Visa’nın Avrupa genelinde gerçekleştirdiği araştırma, bu içeriklerin gerçek olduğuna inanan kullanıcıların dolandırılma riskinin yaklaşık beş kat daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre, dijital ortamda yayılan yanlış bilgiler, kullanıcıları dolandırıcılık girişimlerine karşı oldukça savunmasız bırakabiliyor. Araştırmaya göre, online dolandırıcılık mağdurlarının ortalama kaybı 165 dolar olurken, dolandırıcılık vakaları Avrupa ekonomisine yıllık yaklaşık 9,5 milyar dolarlık zarar olarak yansıyor. Mağdurlar maddi kaybın çok daha ötesinde; duygusal stres, artan kaygı ve düşen verimlilik gibi ciddi etkilerle de karşı karşıya kalıyor. Ayrıca online dolandırıcılık vakalarının ardından yaşanan sorunları çözmek için ortalama 14 iş günü harcıyor; bu da bir aylık çalışma süresinin yaklaşık %70’ine denk geliyor. Kullanıcıların çevrim içi davranışları da dolandırıcılık riskinin artmasında kritik rol oynuyor. İçeriğin doğruluğunu kontrol etmeden paylaşım yapanlar, doğrulama yapanlara kıyasla iki kat daha fazla hedef alınıyor (%43 - %22). Sadece başlıkları taramak, içeriği doğrulamadan paylaşmak veya yapay zekâ ile üretilmiş içeriklere güvenmek gibi günlük alışkanlıklar, dolandırıcılar için yeni hedefler yaratıyor. Kullanıcıların %44’ü, gerçek sandığı içeriğin, yapay zekâ ile üretilmiş olduğunu sonradan fark ettiğini söylüyor.Katılımcıların üçte biri (%32) çoğu zaman içeriklerin sadece başlığını okuyor.Her beş kişiden biri (%19), içeriğin doğruluğunu teyit etmeden gönderi paylaştığını belirtiyor. “Amacımız dolandırıcılığı gerçekleşmeden durdurmak” Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin, konu ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yapay zekâ, hayatımızı kolaylaştırırken iş süreçlerimizi de dönüştürüyor. Dolandırıcılar artık yapay zekâ araçlarını kullanarak insanları kandırıyor ve çevrimiçi kanallara olan güveni zedeliyor. Sahteyi gerçekten ayırt etmek her zamankinden daha zor ve bunun gerçek hayattaki sonucu; kaybedilen para, zaman ve güven. İşte bu yüzden Visa olarak, yapay zekâ destekli inovasyona yatırım yapıyor, sektör genelinde iş ortaklarıyla iş birliği yapıyor, tüketicileri güvende kalmaları için gerekli bilgi ve araçlarla güçlendiriyoruz. Visa olarak son 5 yılda, yapay zekâ destekli platformların geliştirilmesi de dahil olmak üzere dolandırıcılığı önlemeye yönelik 13 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdik. Bu yatırımlarımız sayesinde, küresel güvenlik araçlarımızla her yıl 40 milyar doların üzerinde dolandırıcılık girişimini engelliyoruz. Örneğin, 2025 Kara Cuma döneminde bir önceki yıla kıyasla dünya genelinde yüzde 144 daha fazla dolandırıcılık girişimini tespit ettik ve durdurduk. Online dolandırıcılığı gerçekleşmeden durdurmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” Dolandırıcılığın ekonomi üzerindeki etkileri artıyor Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık yöntemleri daha karmaşık hâle geliyor. Bu durum, tüketici davranışlarını da değiştirerek ekonomi üzerinde belirgin bir etki yaratıyor. Avrupa’da yaklaşık 9 milyon kişinin, dolandırıcılığa maruz kaldıktan sonra çevrim içi alışveriş alışkanlıklarını değiştirdiği tahmin ediliyor. Dolandırılanların %28’i online alışverişi azalttıklarını, %4’ü ise tamamen bıraktıklarını söylüyor. Dolandırıcılığa karşı mücadele güçleniyor Yapay zekâ, Visa’nın dolandırıcılığı önleme stratejisinin merkezinde yer alıyor. Visa son 30 yıldır ödemelerin güvenliğini sağlamak amacıyla yapay zekâ destekli araçlar kullanıyor. Visa, sadece son beş yılda, şüpheli davranışları gerçek zamanlı tespit eden ve dolandırıcılık girişimlerini kullanıcıya ulaşmadan engelleyen akıllı, yapay zekâ destekli teknolojilere 13 milyar dolar yatırım yaptı. Farkındalık, teknoloji kadar kritik bir rol oynuyor. Araştırmalar, kullanıcıların %33’ünün yapay zekâ tarafından üretilmiş içeriklerin sosyal medyada dolandırıcılıkları tespit etmeyi zorlaştıracağını düşündüğünü ortaya koyuyor. Visa, “Dijitalde Güvendeyim” projesi ile dolandırıcılığa karşı farkındalığı artırıyor Visa’nın Türkiye’de UNDP ve Habitat iş birliğiyle yürüttüğü “Dijitalde Güvendeyim” projesi, dolandırıcılığı yalnızca teknik bir güvenlik riski olarak değil, toplumsal bir sorun olarak ele alıyor. Projede eğitimler, teorik anlatımlar yerine gerçek dolandırıcılık vakalarına dayanıyor; sosyal mühendislik, oltalama (phishing), kamu görevlisi taklidi gibi klasik yöntemlerin yanı sıra, yapay zekâ ile üretilen sahte ses ve görüntüler de işleniyor. Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin projeyi şu sözlerle değerlendirdi: “Visa olarak güvenlik alanındaki uzun yıllara dayanan uzmanlığımızı, ‘Dijitalde Güvendeyim’ projesiyle toplumsal faydaya dönüştürüyoruz. Eğitimlerimizde sosyal mühendislik, oltalama ve yapay zekâ tabanlı saldırı gibi yöntemleri gerçek vakalarla anlatıyoruz. Dolandırıcılık özellikle 55 yaş üzeri bireylerde yoğun duygusal manipülasyonla karşımıza çıkan ciddi bir toplumsal sorun. Bu nedenle eğitimlerde gerçek vakaları ele alıyor ve ‘Dur – Düşün – Danış’ yani 3D Kuralını yaygınlaştırıyoruz. Daha güvenli bir dijital gelecek için çalışmaya devam edeceğiz.”

Yapay Zeka Yeni Bir Tehdit Çağının Fitilini Ateşliyor Haber

Yapay Zeka Yeni Bir Tehdit Çağının Fitilini Ateşliyor

ESET Research, ESET telemetrisinde görülen, ESET tehdit algılama ve araştırma uzmanlarının bakış açısıyla 2025 yılının Haziran ayından Kasım ayına kadar olan dönemde tehdit ortamındaki eğilimleri özetleyen en son Tehdit Raporunu yayımladı. ESET, anında kötü amaçlı komut dosyaları oluşturabilen, bilinen ilk yapay zekâ destekli fidye yazılımı olan PromptLock'u keşfetti. Yapay zekâ hâlâ çoğunlukla ikna edici kimlik avı ve dolandırıcılık içerikleri oluşturmak için kullanılıyor olsa da PromptLock ve bugüne kadar tespit edilen diğer birkaç yapay zekâ destekli tehdit, yeni bir tehdit çağının başlangıcını işaret ediyor. ESET Tehdit Önleme Laboratuvarları Direktörü Jiří Kropáč, "Nomani yatırım dolandırıcılıklarının arkasındaki dolandırıcılar da tekniklerini geliştirdiler. Daha yüksek kaliteli deepfake'ler, yapay zekâ tarafından oluşturulan kimlik avı sitelerinin işaretleri ve tespit edilmekten kaçınmak için giderek daha kısa süreli reklam kampanyaları gözlemledik" açıklamasını yaptı. ESET telemetrisinde, Nomani dolandırıcılıklarının tespiti bir önceki yıla göre yüzde 62 arttı ancak bu eğilim 2025'in ikinci yarısında hafifçe azaldı. Nomani dolandırıcılıkları son zamanlarda Meta'dan YouTube dâhil diğer platformlara da yayılmaya başladı. Fidye yazılımı alanında, kurban sayısı yıl sonundan çok önce 2024 toplamını aştı. ESET Research tahminleri, bir önceki yıla göre yüzde 40'lık bir artışa işaret ediyor. Akira ve Qilin şu anda fidye yazılımı hizmet pazarına hakimken düşük profilli yeni gelen Warlock yenilikçi kaçınma teknikleri sundu. EDR katilleri yayılmaya devam etti ve uç nokta tespit ve müdahale araçlarının fidye yazılımı operatörleri için önemli bir engel olmaya devam ettiğini vurguladı. NFC tehditleri büyümeye devam ediyor Mobil platformda, NFC tehditleri ölçek ve karmaşıklık açısından büyümeye devam etti. ESET telemetrisinde yüzde 87'lik bir artış ve 2025'in ikinci yarısında birkaç önemli yükseltme ve kampanya gözlemlendi. ESET tarafından ilk kez keşfedilen NFC tehditleri arasında öncü olan NGate, iletişim bilgilerini çalma şeklinde bir güncelleme aldı ve bu da gelecekteki saldırılar için zemin hazırlıyor olabilir. NFC dolandırıcılık sahnesinde tamamen yeni bir kötü amaçlı yazılım olan RatOn, uzaktan erişim trojanı (RAT) yetenekleri ile NFC aktarım saldırılarını nadir görülen bir şekilde bir araya getirerek siber suçluların yeni saldırı yolları arayışındaki kararlılığını gösterdi. RatOn, sahte Google Play sayfaları ve yetişkinlere yönelik TikTok sürümünü taklit eden reklamlar ve bir dijital banka kimlik hizmeti aracılığıyla dağıtıldı. PhantomCard – Brezilya pazarına uyarlanmış yeni NGate tabanlı kötü amaçlı yazılım – 2025 yılının ikinci yarısında Brezilya'da birçok kampanyada görüldü. Mayıs ayında küresel çapta ortadan kaybolmasının ardından Lumma Stealer bilgi hırsızı, iki kez kısa süreliğine yeniden ortaya çıktı ancak parlak günleri büyük olasılıkla sona erdi. 2025 yılının ikinci yarısında tespitler, yılın ilk yarısına kıyasla yüzde 86 oranında düştü. Lumma Stealer'ın önemli bir dağıtım vektörü olan ClickFix saldırılarında kullanılan HTML/FakeCaptcha truva atı, ESET telemetrisinden neredeyse tamamen kayboldu. GuLoader olarak da bilinen CloudEyE, ESET telemetrisine göre neredeyse otuz kat artışla öne çıktı. Kötü amaçlı e-posta kampanyaları yoluyla dağıtılan bu hizmet olarak sunulan kötü amaçlı yazılım indirici ve şifreleyici, fidye yazılımı dâhil olmak üzere diğer kötü amaçlı yazılımları ve Rescoms, Formbook ve Agent Tesla gibi bilgi hırsızlığı devlerini dağıtmak için kullanılıyor. Polonya, bu tehditten en çok etkilenen ülke oldu ve 2025'in ikinci yarısında CloudEyE saldırı girişimlerinin yüzde 32'si burada tespit edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dolandırıcılar Instagram ve WhatsApp Hesaplarını Çalıyor! Haber

Dolandırıcılar Instagram ve WhatsApp Hesaplarını Çalıyor!

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2023 verilerine göre erkek kullanıcıların yaklaşık yüzde 88,7’si WhatsApp, yüzde 72,6’sı ise Instagram kullanıyor. Kadın kullanıcılarda da oranlar benzer düzeyde. Bu kadar yoğun kullanım, bu platformları dolandırıcılar için de doğal bir hedef hâline getiriyor. ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban Türkiye’de büyüyen bir sorun hâline gelen Instagram ve WhatsApp hesaplarının çalınması konusuna dikkat çekti; alınması gereken önlemler hakkında bilgi paylaşımında bulundu. Instagram ve WhatsApp hesap çalma saldırıları, teknik olarak çoğu zaman karmaşık istismar zincirlerinden çok; “insan davranışını hedef alan sosyal mühendislik ve kimlik avı” yöntemlerine dayanıyor. Türkiye’de hem sıradan kullanıcılar hem de kamuya mal olmuş kişiler bu saldırıların hedefinde. Dolandırıcılar, ele geçirdikleri güven ilişkisini de kullanarak çok kısa sürede büyük maddi kayıplara yol açabiliyor. ESET açısından çözüm, yalnızca bir antivirüs veya tekil bir güvenlik ürünü kurmaktan ibaret değil. Etkili koruma; kullanıcı farkındalığı, güçlü kimlik ve parola yönetimi, çok faktörlü doğrulama, mobil ve uç nokta güvenliği ile bütünleşik bir “sıfır güven” yaklaşımı gerektiriyor. En zayıf halka hâlâ insan ama doğru araçlar ve alışkanlıklarla bu halkayı güçlendirmek mümkün. Neden Instagram ve WhatsApp? Türkiye’de sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları günlük hayatın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. İş hayatı, okul ve aile içi iletişimde WhatsApp ve Instagram, resmî kanallar kadar etkili. Bu da iki kritik sonucu beraberinde getiriyor: Ele geçirilen bir hesap, sadece sahibini değil; “tüm rehberi ve takipçi ağını” doğrudan etkiliyor. Dolandırıcılar, “gerçek bir arkadaş veya aile üyesi” kimliğine bürünerek, klasik telefon dolandırıcılığından çok daha ikna edici olabiliyor. Dünya genelinde dijital dolandırıcılık kayıplarının 2023 yılında 1 trilyon ABD dolarını aştığı tahmin ediliyor. Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları da bu zararın önemli bir kısmını oluşturuyor. Meta hakkında açılan bir dava dosyasında, yalnızca 2022 yılında günde ortalama 100 bin WhatsApp hesabının ele geçirildiği, 2023’te ise bu sayının 400 bine kadar çıktığı iddia ediliyor. Bu rakamlar, hesap ele geçirme saldırılarının ölçeğini ortaya koyuyor. Bireysel kullanıcılar için ESET’ten öneriler WhatsApp’ta İki Adımlı Doğrulama özelliğini (PIN kodu) etkinleştirin.Instagram’da İki Faktörlü Kimlik Doğrulama’yı (uygulama tabanlı doğrulama tercih ederek) açın.Her iki platformda da kullandığınız parolaların benzersiz ve uzun olmasına dikkat edin (en az 12 karakter, harf–rakam–sembol karışımı).Size gelen 6 haneli doğrulama kodunu kimseyle paylaşmayın. Ne WhatsApp ne Instagram ne de “destek ekibi” bu kodu sizden istemez.Mesaj içeriği ne kadar inandırıcı olursa olsun, yüksek tutarlı para veya acil talep içeren her mesajı farklı bir kanaldan (telefon, görüntülü arama) doğrulayın.Bilinmeyen kaynaklardan gelen linklere tıklamadan önce, adres çubuğunu ve alan adını dikkatle kontrol edin. Küçük bir harf farkı bile sahte siteye işaret edebilir. Android’de mümkün olduğunca sadece resmî mağaza (Google Play) üzerinden uygulama indirin; bilinmeyen kaynaklardan gelen APK dosyalarını kurmayın.Telefonunuzda güncel bir mobil güvenlik çözümü (örneğin ESET Mobile Security) bulundurun.İşletim sistemi ve uygulamaları güncel tutun; eski sürümlerde kritik güvenlik açıkları bulunabilir. Hesabınız ele geçirilirse yapmanız gerekenler Öncelikle e-posta hesabınızın güvende olduğundan emin olun; gerekirse parolayı değiştirin ve 2FA açın.Instagram ve WhatsApp’ın resmî destek sayfalarındaki “Hesabım ele geçirildi” adımlarını eksiksiz takip edin.Dolandırıcılık iddiası varsa ödeme dekontları ve yazışmalarla birlikte savcılık veya emniyet birimlerine başvurun.Çevrenizi bilgilendirin; sizin adınıza gelebilecek yeni mesajlara karşı uyarın.

Finans Sektörü 2025’te Yapay Zeka, Blokzincir ve Organize Suç Tehditlerinin Hedefi Oldu Haber

Finans Sektörü 2025’te Yapay Zeka, Blokzincir ve Organize Suç Tehditlerinin Hedefi Oldu

Rapora göre finans sektörü, 2025 boyunca mesajlaşma uygulamaları üzerinden yayılan zararlı yazılımlar, yapay zekâ destekli saldırılar, tedarik zinciri ihlalleri ve NFC tabanlı dolandırıcılık gibi hızla değişen bir tehdit ortamında faaliyet gösterdi. Kaspersky Security Network istatistiklerine (Kasım 2024 – Ekim 2025 dönemi) göre finans sektöründeki kullanıcıların yüzde 8,15’i çevrim içi tehditlerle, yüzde 15,81’i ise yerel (cihaz üzerindeki) tehditlerle karşılaştı. Şirketin çözümleri tarafından toplam 1.338.357 bankacılık truva atı saldırısı tespit edildi. Buna ek olarak B2B finans kuruluşlarının yüzde 12,8’i bu dönemde fidye yazılımı saldırısına maruz kaldı; bu oran, 2024’ün aynı dönemine kıyasla benzersiz kullanıcı sayısında yüzde 35,7’lik bir artışa işaret ediyor. Kaspersky uzmanları, 2025’te finans sektörünü şekillendiren başlıca siber güvenlik trendlerini ve vakaları şöyle özetliyor: Büyük ölçekli tedarik zinciri saldırıları: Finans sektörü, üçüncü taraf hizmet sağlayıcılarındaki zafiyetlerin ulusal ödeme ağlarına kadar uzanan zincirleme etkiler yarattığı, eşi görülmemiş tedarik zinciri saldırılarıyla karşılaştı. Bu saldırılar, üçüncü taraflara yönelik bir açığın kritik finansal sistemleri dahi etkileyebileceğini ortaya koydu. Organize suç ve siber suçun kesişimi: Organize suç grupları fiziksel ve dijital yöntemleri birleştirerek daha sofistike ve koordineli saldırılar düzenliyor. Sosyal mühendislik, içeriden manipülasyon ve teknik istismarın birleştiği hibrit tehditler, finans kuruluşları için büyüyen bir risk oluşturdu. Eski zararlı yazılımlar, yeni dağıtım kanalları: Siber suçlular, e-posta kimlik avcılığından sosyal kanallara yönelerek popüler mesajlaşma uygulamalarını kötü amaçlı yazılım yaymak için kullanmaya başladı. Bankacılık truva atları, mesajlaşma platformlarını yeni dağıtım vektörü olarak kullanacak şekilde yeniden yazılıyor ve geniş ölçekli enfeksiyonlara yol açıyor. Yapay zekâ ile ölçeklenen kötü amaçlı yazılımlar: 2025’te yapay zekâ destekli zararlı yazılımlar, otomatik yayılım ve kaçınma yetenekleri kazandı. Bu durum, saldırıların daha hızlı yayılmasını ve daha fazla hedefe ulaşmasını sağlıyor. Otomasyon, kötü amaçlı yazılım üretimi ile dağıtımı arasındaki süreyi de belirgin şekilde kısaltıyor. Mobil bankacılık saldırıları ve NFC dolandırıcılığı: ATS (Automated Transfer System) tekniğini kullanan Android kötü amaçlı yazılımları, kullanıcı fark etmeden işlem tutarlarını ve alıcılarını gerçek zamanlı olarak değiştirebiliyor. NFC tabanlı saldırılar ise hem kalabalık alanlarda fiziksel dolandırıcılık hem de sosyal mühendislik ve sahte banka uygulamaları üzerinden uzaktan dolandırıcılık şeklinde öne çıktı. Blokzincir tabanlı C2 altyapısının yükselişi: Suç grupları, kötü amaçlı yazılımlara ilişkin komutları blokzincir akıllı sözleşmelerine gömerek Web3 ortamını hedef alıyor ve kripto para hırsızlığı yapıyor. Bu yöntem, altyapının kalıcılığını artırıyor ve kaldırılmasını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Blokzincir tabanlı C2 yapıları, geleneksel sunucular kapatılsa dahi saldırganların kontrolü sürdürmesine olanak tanıyor. Fidye yazılımlarının varlığını sürdürmesi: Finans sektöründe fidye yazılımları hâlâ ciddi bir tehdit oluşturuyor. Kasım 2024 – Ekim 2025 döneminde B2B finans kuruluşlarının yüzde 12,8’i bu saldırılardan etkilendi. Bazı zararlı yazılım ailelerinin ortadan kaybolması: Belirli zararlı yazılım ailelerinin, faaliyetleri doğrudan ilgili suç gruplarının operasyonlarına bağlı olduğu için zamanla ortadan kalkması bekleniyor. Kaspersky GReAT Amerika ve Avrupa Birimleri Başkanı Fabio Assolini şunları söyledi: “2025’te finansal siber tehditler hem işletmeleri hem de son kullanıcıları etkileyen son derece karmaşık bir manzara haline geldi. Suç grupları dijital araçları, içeriden erişimi, yapay zekâyı ve blokzinciri bir araya getirerek operasyonlarını ölçeklendirdi. Bu durum, kurumların yalnızca sistemlerini değil, bu sistemleri destekleyen insan ağlarını da güvence altına almasını zorunlu kılıyor.” Kaspersky’nin 2026 finans sektörü için öngörüleri WhatsApp üzerinden dağıtılmak üzere yeniden yazılan bankacılık truva atları: Suç gruplarının bankacılık truva atlarını yeniden yazıp WhatsApp gibi mesajlaşma uygulamaları aracılığıyla dağıtması bekleniyor. Bu yöntem özellikle masaüstü tabanlı çevrim içi bankacılığa bağımlı kurum ve kamu yapıları için risk oluşturacak. Derin sahte/AI tabanlı sosyal mühendislik hizmetlerinde artış: Gerçekçi deepfake üretimi ve yapay zekâ destekli sosyal mühendislik kampanyalarının yeraltı pazarında büyümesi; sahte iş görüşmeleri, sahte teklif dolandırıcılıkları ve KYC doğrulamalarını aşmaya yönelik araçların yaygınlaşması bekleniyor. Bölgesel bilgi hırsızlarının ortaya çıkışı: Lumma, Redline ve diğer bilgi hırsızlarının faaliyetlerinin sürmesiyle birlikte belirli ülke ve bölgeleri hedef alan yeni bölgesel bilgi hırsızlarının ortaya çıkması ve bu alanın hizmet olarak zararlı yazılım (MaaS) modelini genişletmesi bekleniyor. NFC ödemelerine yönelik saldırılarda artış: NFC, ödeme sistemlerinin temel teknolojilerinden biri olmaya devam ettikçe bu alana yönelik araçlar, kötü amaçlı yazılımlar ve saldırı türlerinin çeşitlenmesi öngörülüyor. Agentic AI yapay zekâ kötü amaçlı yazılımlarının yükselişi: Bu yeni nesil kötü amaçlı yazılımlar, çalışma anında davranışını dinamik olarak değiştirebiliyor. Önceden tanımlı komutlara bağlı olmayan Agentic AI zararlılar bulunduğu ortama göre analiz yaparak taktiklerini değiştirebiliyor; bu sayede tek bir zararlı yazılım hem sızma hem veri sızdırma hem de sistem bozma gibi farklı yetenekleri duruma göre sergileyebiliyor. Klasik dolandırıcılık yöntemlerinin yeni dağıtım kanalları: Dolandırıcılık kullanıcılar için önemli bir tehdit olmaya devam edecek, ancak saldırganlar mesajlaşma platformları ve yeni dijital hizmetlere hızla uyum sağlayarak yöntemlerini değiştirecek. Fabrika Çıkışlı (Önceden) Enfekte Cihaz Tehdidinin Sürmesi: Triada gibi truva atlarını barındıran sahte ya da kayıt dışı akıllı cihazların (telefon, TV vb.) piyasaya sürülmesi de devam edecek. Bu cihazlar, bankacılık bilgilerini çalabilen gelişmiş kötü amaçlı yazılımlarla önceden enfekte halde geliyor. Kaspersky uzmanları güvenliği sağlamak için şu önerilerde bulunuyor: Hesaplarınızı ve finansal işlemlerinizi düzenli olarak takip ederek şüpheli aktiviteleri kontrol edin.Uygulamaları yalnızca resmi mağazalardan indirin ve geliştirici bilgilerinin doğruluğunu teyit edin.NFC özelliğini kullanmadığınız durumlarda kapatın ve yetkisiz iletişimi engelleyen cüzdan çözümlerinden yararlanın.Kaspersky Premium’un Safe Money özelliğini kullanarak finansal işlemlerinizi güvence altına alın. Bu özellik, bilinen çevrimiçi ödeme sistemlerinin ve bankacılık sitelerinin doğruluğunu kontrol eder. Finansal kurumlar, insanları, süreçleri ve teknolojiyi bir araya getiren ekosistem temelli bir siber güvenlik stratejisi benimseyebilir: Tüm altyapıyı kapsamlı şekilde değerlendirerek zafiyetleri giderin ve gizli riskleri ortaya çıkarabilecek dış uzmanların desteğini değerlendirin.Tüm saldırı vektörlerinin izlenmesi ve kontrolü için entegre platformlar kullanın; hızlı tespit ve hızlı müdahaleyi mümkün kılın. Bu amaçla Kaspersky Next ürün ailesi, gerçek zamanlı koruma, tehdit görünürlüğü, analiz, EDR/XDR ve ölçeklenebilirlik sağlayarak her büyüklükteki ve her sektördeki organizasyonlar için çözüm sunar.Tehdit ortamını yakından takip etmek için Kaspersky threat intelligence ve analitik hizmetlerinden yararlanın; düzenli farkındalık eğitimleriyle tehditleri tanıyabilen ve güvenlik politikalarını uygulayan bir “insan güvenlik duvarı” oluşturun. Riskleri azaltmaya yönelik uygun siber güvenlik çözümleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için finansal kuruluşlar web sitesini ziyaret edebilir.

E-cüzdan Şikayetleri Bir Haftada Yüzde 186 Arttı Haber

E-cüzdan Şikayetleri Bir Haftada Yüzde 186 Arttı

Çözüm platformu Şikayetvar, e-cüzdan-elektronik para uygulamalarını inceledi. Platform tarafından yapılan açıklamaya göre son bir haftada e-cüzdan-elektronik para uygulamaları şikayetleri yüzde 186 artış gösterdi. Sektörün yıllık şikayet artış oranıysa yüzde 9 olarak kaydedildi. 2024’te 59 bin 395 olan şikayet sayısı 63 bin 774 şikayete yükseldi. Açıklanan verilere göre sektör özelinde ziyaretçi sayısı da artış gösterdi. Son bir haftada yüzde 153 artan ziyaretçi sayısı 64 bin 188’den 153 bin 554’e çıktı. Şikayetvar verilerine göre e-cüzdanlarla (elektronik para uygulamaları) ilgili en çok çözüm bekleyen konular şöyle sıralandı: İşlem ve Bakiye Yönetimi Sorunları: Para yatırma gecikmeleri: Yatırılan tutarların hesaba geç yansıması. Para çekme problemleri: Hesaptaki bakiyeye erişememe veya çekim işlemlerinin başarısız olması. Havale/EFT gecikmeleri: Bankacılık tarafında transferlerin geç gerçekleşmesi. ATM kaynaklı sorunlar: Para sıkışması, eksik verme gibi fiziksel işlem problemleri. Kredi kartı / hesap ekstresi uyumsuzlukları: Yanlış borçlandırma ve hesap hareketi hataları. Hesap Güvenliği ve Yetkisiz İşlemler Hesap blokeleri: Şüpheli işlem gerekçesiyle hesapların dondurulması. Yetkisiz işlem iddiaları: Kullanıcı izni olmadan para çekilmesi veya hareket yapılması. Dolandırıcılık vakaları: Özellikle sosyal mühendislik saldırıları ve kimlik avı yöntemleri. Güvenlik açıkları ve kimlik doğrulama sorunları: Yetersiz güvenlik önlemleri veya doğrulama adımlarında yaşanan problemler. İade, Geri Ödeme ve Kesinti Problemleri İade süreçlerinin başarısız olması: Yanlış veya tamamlanamayan işlemlerin geri ödenmemesi. Komisyon ve kesintiler: Beklenmedik ücretler, yüksek komisyon oranları ve açıklaması yapılmayan kesintiler. Uygulama, Teknik Altyapı ve Erişim Sorunları Mobil/internet bankacılığına erişim problemleri: Uygulamaya giriş hataları ve sistem kesintileri. E-cüzdan uygulamalarında teknik hata ve işlem başarısızlıkları: Transferlerin veya yükleme işlemlerinin teknik sebeplerle tamamlanamaması. Müşteri Hizmetleri ve İletişim Eksikliği Destek hattına ulaşamama: Kullanıcıların taleplerine yanıt verilmemesi veya geç dönüş yapılması. Yetersiz bilgilendirme: Hesap blokesi, bekleyen işlem veya güvenlik incelemesi gibi durumlarda kullanıcıya net açıklama sağlanmaması. Platforma ulaşan bazı şikayetlerse şöyle sıralandı: Param e-cüzdan hesabımda kaldı, haftalardır bekletiliyorum “Bir e-cüzdan uygulamasının kapanması sonucu hesaplarımız donduruldu. Hiçbir şekilde alışveriş, para gönderme veya çekim işlemleri yapılamıyor ve bu nedenle birçok kullanıcı mağdur oldu. Bize bir bilgilendirme yazısı gönderildi ve bu yazıda hesaplarımızdaki paranın bir şekilde geri iade edileceği belirtildi. Fakat bu olaylar birkaç hafta önce gerçekleşti ve hala iademi alamadım. Kullanıcıların çoğu öğrencilerden oluşuyor ve ben de bir öğrenci olarak daha fazla mağdur edilmek istemiyorum. Lütfen en kısa zamanda paramızı geri iade etsinler.” Kıymetli maden varlıklarımı 3 haftadır çekemiyorum “E-cüzdan uygulamasındaki altın ve gümüş varlıklarımı kasım ayı boyunca çekmek istedim ancak sürekli ‘kıymetli maden işlemleri durdurulmuştur’ uyarısı alıyorum. Bu durum yaklaşık 3 haftadır devam ediyor ve paraya acil ihtiyacım var. Müşteri hizmetleri yalnızca konuyla ilgilendiklerini söylemekle yetindi, ancak çözüm sunulmadı. Daha önce böyle bir sorun yaşamamıştım. Hesabımdaki kıymetli maden varlıklarımın aciliyetim nedeniyle en kısa sürede hesabıma aktarılmasını talep ediyorum.” Hesabımdaki 4 bin 600 TL’ye 20 gündür ulaşamıyorum “Hesabımda bulunan 4 bin 600 TL, yaklaşık 20 gündür tarafıma iade edilmiyor. Bu süre zarfında müşteri hizmetleriyle iletişime geçtiğimde, sürecin kendileri tarafından yönetilmediğini ve bir şey yapamayacaklarını söylediler. Parama acil olarak ihtiyacım var ve mağduriyetimin bir an önce giderilmesini talep ediyorum. Hesabımda bekleyen 4 bin 600 TL’nin en kısa sürede iade edilmesini istiyorum.” 30 bin TL’yi 10 aydır çekemiyorum “Hesabıma yaklaşık 10 ay önce 30 bin TL yükledim. Ancak bu tutarı banka hesabıma çekmeye çalıştığımda her seferinde ‘ağ hatası’ uyarısı alıyorum ve işlem gerçekleşmiyor. Sorunu hem kendi banka hesabıma hem de farklı banka hesaplarına para çekmeyi deneyerek test ettim, ancak her denememde aynı hatayla karşılaştım. İşlemleri mobil uygulama üzerinden gerçekleştirdim ve herhangi bir ücret ya da kesintiyle karşılaşmadım. Konu hakkında müşteri hizmetleriyle iletişime geçtiğimde, çalışmaların sürdüğü belirtildi fakat 10 aydır herhangi bir çözüm sunulmadı.” İzinsiz açılan hesap derhal kapatılsın “Adıma iznim ve bilgim dışında hesap açıldığını e-Devlet üzerinden yeni fark ettim. Hesap açılırken bana ait olmayan e-posta adresi ve telefon numarası kullanılmış. Bu durumdan dolayı son derece rahatsızım ve mağduriyet yaşadım. Hesabın açılmasıyla ilgili herhangi bir işlem veya para hareketi olup olmadığını bilmiyorum. Elimde kimliğime ve e-Devlet ekran görüntüsüne dair belgeler mevcut. Adıma açılan bu hesabın derhal kapatılmasını, maddi ve manevi olarak oluşabilecek tüm zararların giderilmesini ve konuyla ilgili tarafıma yazılı veya telefonla resmi bir bilgilendirme yapılmasını talep ediyorum.”

T3 Finansal Suç Birimi, Dondurulmuş Kripto Varlıklarda 300 Milyon Doları Aştı Haber

T3 Finansal Suç Birimi, Dondurulmuş Kripto Varlıklarda 300 Milyon Doları Aştı

Tether, TRON ve TRM Labs iş birliğiyle kurulan T3 Mali Suç Birimi (T3 FCU), dünya genelinde 300 milyon doların üzerinde suç gelirini dondurarak kripto varlık kaynaklı mali suçlarla mücadelede önemli bir başarı elde etti. Eylül 2024’te kurulan birim, kara para aklama, yatırım dolandırıcılığı ve terörün finansmanı gibi alanlarda uluslararası operasyonlara destek veriyor. Kolluk kuvvetleriyle iş birliği içinde çalışan T3 FCU, blokzincir güvenliğinde kamu–özel sektör ortaklığının örnek modeli haline geldi. Brezilya Federal Polisi’nin “Operasyon Lusocoin” kapsamında birime verdiği takdir, bu iş birliğinin küresel ölçekteki etkisini bir kez daha ortaya koydu. Operasyonda suç örgütlerine ait 4,3 milyon USDT dahil 3 milyar realin üzerinde varlık donduruldu. Sadece bir yıl içinde 23 farklı yargı bölgesinde aktif hale gelen T3 Mali Suç Birimi (T3 FCU), Afrika hariç tüm kıtalarda kolluk kuvvetlerine destek sağlayarak küresel ölçekte etkisini genişletti. ABD, Brezilya, Almanya ve Birleşik Krallık gibi ülkelerde yürütülen operasyonlarda toplamda yüz milyonlarca dolar değerinde suç gelirine müdahale edildi. En yaygın suç türleri arasında yasa dışı ticaret, dolandırıcılık, siber saldırılar ve Kuzey Kore bağlantılı hack olayları yer aldı. T3 FCU, ayrıca kripto varlıklarla ilişkili fiziksel şiddet ve “wrench attack” vakalarındaki artışa dikkat çekti. Bu durum, finansal suçlarla mücadelede hızlı müdahale ve uluslararası koordinasyonun önemini bir kez daha ortaya koydu. Tether, TRON ve TRM Labs ise bu ortak yapıyla küresel kripto ekosisteminin güvenliğini güçlendirmeye devam ediyor. “Stablecoin ekosisteminde güven ve şeffaflığı güçlendirmek adına dünya çapında iş birliklerimizi sürdüreceğiz” Finansal suçlarla mücadele hakkında değerlendirmelerde bulunan Tether CEO’su Paolo Ardoino, “Tether olarak dünya genelinde 280’in üzerinde kolluk kuvvetiyle iş birliği yaparak finansal ekosistemin bütünlüğünü korumaya kararlıyız. 300 milyon dolarlık dönüm noktası, blokzincir teknolojisinin finansal suçlarla mücadeledeki gerçek etkisini gösteriyor. Bu inancı her zaman eyleme dönüştürdük, küresel güvenlik kurumlarıyla yakın çalışarak işlemleri izliyor, suç faaliyetlerini engelliyoruz. Şeffaflık ve güvenliğin temel taşı olarak stablecoin’lerin gücünü artırmak için dünya çapındaki iş birliklerimizi sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı. TRON Kurucusu Justin Sun ise şunları söyledi: “Blokzincir teknolojisi sadece güç kazandırmaz, aynı zamanda koruma sağlar. Küresel finans sisteminde daha fazla şeffaflık, güvenlik ve kapsayıcılığın temelidir. T3 Mali Suç Birimi’nin 300 milyon dolarlık başarısı, teknolojinin, kurumların ve insanların birlikte hareket ettiğinde nasıl ilerleme kaydedebileceğini kanıtlıyor. Sınır ötesi güven ve iş birliği inşa ederek dijital ekonomiyi herkes için daha güvenli ve erişilebilir hale getirebiliriz.” TRM Labs Kurucu Ortağı ve CEO’su Esteban Castaño da şu ifadeleri kullandı: “T3 FCU, kamu–özel sektör iş birliğinin yalnızca önemli değil, aynı zamanda vazgeçilmez olduğunu kanıtladı. Tek bir kurum veya şirket finansal suçlarla tek başına mücadele edemez. Gerçek ilerleme, araştırmacıların, platformların ve analiz ekiplerinin aynı haritadan, gerçek zamanlı olarak çalıştığında mümkün olur. T3 ortaklarını ve dünya genelindeki kolluk kuvvetlerini desteklemekten onur duyuyoruz; bu iş birliği modeli, küresel ölçekte uygulanabilir bir örnek oluşturuyor.” T3 Mali Suç Birimi (T3 FCU), Europol başta olmak üzere dünya genelindeki güvenlik kurumlarıyla aktif iş birliklerini sürdürüyor. Kara para aklama, yatırım dolandırıcılığı, şantaj ve terörün finansmanı gibi suçlara odaklanan birim, uluslararası koordinasyonu güçlendirmek için Ağustos 2025’te T3+ Küresel İş Birliği Programı’nı başlattı. Programın ilk üyesi olan Binance, kamu–özel sektör arasındaki bilgi paylaşımını ve operasyonel iş birliğini artırmaya katkı sağladı. Ekim 2025’te Viyana’da düzenlenen Küresel Suç Finansmanı ve Kripto Paralar Konferansı’nda T3 FCU, TRON DAO, Tether, Binance, TRM Labs ve Europol temsilcileri “Kripto Varlıkların Dondurulmasında Kamu–Özel Sektör İş Birliği” oturumunda bir araya geldi. Oturumda, T3 modelinin finansal suçlarla mücadelede etkili bir uluslararası çerçeve sunduğu vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ, Üretkenliğin Yanında Sahteciliği de Kolaylaştırıyor! Haber

Yapay Zekâ, Üretkenliğin Yanında Sahteciliği de Kolaylaştırıyor!

"Deepfake" teknolojisi nedir? Yapay zekâ destekli ses ve görüntü üretiminin, genel olarak "deepfake" teknolojisi olarak adlandırıldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, “Kelime oluşumu itibariyle Deepfake, ‘deep learning’ (derin öğrenme) ve ‘fake’ (sahte) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmektedir. Bu teknoloji, yüz tanıma, ses analizi ve görüntü işleme gibi alanlarda geliştirilen derin öğrenme algoritmalarını kullanarak, gerçeğe son derece yakın sahte video, ses veya görüntüler üretir.” dedi. Kötü niyetli kişiler tarafından kullanılabiliyor Deepfake teknlojisini kullanılarak bir kişinin yüzü, mimikleri veya sesinin taklit edilebildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, “Bu sayede gerçekte yaşanmamış bir konuşma veya olay sanki gerçekleşmiş gibi sunulabilir. Bu teknoloji, yaratıcı içerikler üretmek için kullanılabileceği gibi, kötü niyetli kişiler tarafından dezenformasyon yaymak veya dolandırıcılık yapmak amacıyla da kullanılabilir.” diye konuştu. Sahte haber üretimi yapılabiliyor Yapay zekâ ile üretilen video ve ses içeriklerinin günümüzde sinema, eğitim, reklam, oyun ve medya gibi pek çok alanda yaygın olarak kullanıldığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, “Reklamlar, uzaktan eğitim videoları, dijital oyunlardaki karakterler, sanal haber sunucuları ve farklı dillere çevrilen içerikler bu teknoloji sayesinde hızlı ve düşük maliyetle hazırlanmaktadır. Öte yandan, aynı teknolojiler sahte haber üretimi, dolandırıcılık ve bilgi kirliliği yaratmak gibi amaçlarla da kötüye kullanılabilmektedir.” ifadesinde bulundu. Deepfake videoların bu denli ikna edici olmasının temelinde ne var? Deepfake videoların bu denli ikna edici olmasının temelinde, yapay zeka teknolojilerinin, özellikle de derin öğrenme modellerinin, görüntü ve ses üretiminde sunduğu artan gerçekçilik ve ayrıntı düzeyinin yattığını anlatan Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, “Yüz ifadeleri, göz kırpma, ışıklandırma ve ten dokusu gibi detaylar artık çok daha doğal biçimde taklit edilebiliyor. Ses klonlama teknolojileri ise konuşma ritmi ve tonlamayı başarıyla kopyalayabiliyor. Görüntü ve ses kalitesindeki bu ilerleme, sahte içerikleri her geçen gün daha inandırıcı kılıyor ve bu da onların insan gözüyle ya da kulağıyla fark edilmesini giderek zorlaştırıyor.” şeklinde konuştu. Dijital çağda “gerçeklik” kavramı köklü bir dönüşüm geçiriyor Yapay zeka, deepfake ve benzeri teknolojilerle birlikte dijital çağda “gerçeklik” kavramının köklü bir dönüşüm geçirdiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, “Artık gördüğümüz, duyduğumuz, hatta okuduğumuz içeriklerin gerçekten olup olmadığını sorgulamamız gerekiyor. Bu durum, bilgiye erişimde daha fazla şüpheciliği beraberinde getirirken, doğruluğu ve güvenilirliği teyit edebilecek yeni yöntemlere ve etik standartlara olan ihtiyacı da artırıyor.” dedi. Deepfake videolarda ayırt edici unsurlar neler? Bir görüntünün veya sesin yapay zekâ ürünü olup olmadığını tespit etmeye yönelik teknik ve yöntemlerin giderek geliştiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, şöyle devam etti: “Bu tespit süreçleri; görüntü işleme, ses analizi ve makine öğrenimi tekniklerine dayanmaktadır. Görsellerde yüz ifadeleri ve mimikler analiz edilerek sahte içerik belirlenmeye çalışılır. Deepfake videolarda dikkat edilebilecek bazı ayırt edici unsurlar şunlardır; göz kırpmanın doğal olmaması, ağız hareketleri ile ses arasında senkronizasyon problemleri, ten rengi geçişlerindeki yapaylık, ışık yansımalarının doğallıktan uzak olması, saç ve kenar detaylarında görülen bozulmalar. Ses analizinde ise frekans spektrumu, vurgu, tonlama ve nefes alma gibi ayrıntılar incelenir. Bunun yanı sıra, özel olarak eğitilmiş derin öğrenme modelleri de sahte içeriklerin tespitinde etkin bir şekilde kullanılmaktadır.” İleri düzey deepfake teknolojileri; mimiklerden göz hareketlerine kadar başarılı Günümüzde yapay zekâ ile üretilen görüntü ve seslerin, çoğu zaman insan gözü ve kulağının ayırt edemeyeceği kadar gerçekçi hale geldiğini de anlatan Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, “Her ne kadar dikkatli bir incelemeyle hala bazı yapaylıklar sezilebilse de örneğin yüz ifadelerinin doğallıktan uzak olması, göz hareketlerindeki tutarsızlık ya da sesin mekanik tınısı gibi, bu farklar giderek daha az belirgin hale gelmektedir. Özellikle ileri düzey deepfake teknolojileri; mimiklerden göz hareketlerine, ses tonundan nefes alma düzenine kadar birçok ayrıntıyı yüksek başarıyla taklit edebilmektedir. Bu nedenle kısa süreli ya da düşük çözünürlüklü sahte içerikler, çoğu zaman gerçekmiş gibi algılanabilmektedir.” dedi. Videonun paylaşıldığı hesabın güvenilirliği değerlendirilmeli Sosyal medyada paylaşılan bir videonun doğruluğunu sorgulamak için bireylerin öncelikle içeriğin kaynağını araştırması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Kristin Surpuhi Benli, sözlerini şöyle tamamladı: “Videonun paylaşıldığı hesabın güvenilirliği değerlendirilmeli, içeriğin resmi ya da tanınmış platformlardan yayımlanıp yayımlanmadığı kontrol edilmelidir. Aynı olaya dair farklı kaynaklardan gelen videolar veya haberlerle karşılaştırma yapmak, içeriğin doğruluğunu teyit etmek açısından etkili bir yöntemdir. Ayrıca videodaki ses ve görüntü arasındaki tutarsızlıklar dikkatle analiz edilmelidir. Tüm bunlara ek olarak, yapay zekâ destekli tespit araçları da sahte içeriklerin belirlenmesinde önemli bir destek sunar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.