Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Döngüsel Ekonomi

Kapsül Haber Ajansı - Döngüsel Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Döngüsel Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Continental, Otonom Araçlara Özel Lastik Çözümlerini Sergileyecek Haber

Continental, Otonom Araçlara Özel Lastik Çözümlerini Sergileyecek

Şirket, fuar kapsamında otonom araçların teknik ihtiyaçlarına özel çözümlerinin yanı sıra sürdürülebilirlik ve regülasyon alanındaki çalışmalarını da sektörle buluşturacak. Otonom araçların yükselişiyle birlikte mobilite dünyası köklü bir değişimden geçiyor. Ancak bu araçlar bir sürücüye ihtiyaç duymasa bile, güvenli sürüşün en temel unsuru olan lastiklerin düzenli kontrolü ve bakımı hala kritik bir gereklilik olmaya devam ediyor. Continental, otonom araçların operasyonel gerekliliklerine yanıt vermek üzere geliştirdiği, araç sistemleriyle entegre çalışan ve performans parametrelerini optimize eden yeni nesil lastik teknolojilerini Tire Technology Expo’da sektörle paylaşacak. Otonom Sürüşe Entegre Akıllı Lastik Çözümleri Continental Binek Araç Lastikleri Platform Geliştirme ve Endüstriyelleştirme Başkanı Dr. Andreas Topp, otonom mobilitenin artık geleceğin değil bugünün konusu olduğunu belirterek şunları söyledi: Otonom araçlar mobilite dünyasında giderek daha güçlü bir yer ediniyor. Bu dönüşüm, lastiklerden beklenen performans kriterlerini de yeniden tanımlıyor. Otonom araçlar, gelişmiş sensör sistemleri, yüksek veri işleme kapasitesi ve sürüş destek teknolojileri nedeniyle geleneksel araçlardan farklı performans parametrelerine ihtiyaç duyuyor Biz de otonom araçların özgün teknik gereksinimlerini merkeze alan, araç yazılımı ve dinamik kontrol sistemleriyle entegre çalışan, veri temelli ve yüksek verimlilik odaklı lastik çözümleri geliştiriyoruz. Bu doğrultuda dayanıklılık, öngörülebilir aşınma performansı ve güçlü sistem entegrasyonu geliştirme çalışmalarımızın temel odak alanlarını oluşturuyor.“ Geleceğin Lastik Dünyası Continental, bu yıl 25.yılını kutlayan Tire Technology Expo kapsamında sürdürülebilirlik ve regülasyon başlıklarında önemli sunumlar gerçekleştirerek, geleceğin lastik dünyasına ışık tutacak. Ömrünü tamamlamış lastiklerden elde edilen geri kazanılmış karbon siyahının (rCB) teknik analizi ve endüstriyel uygulamaları, döngüsel ekonomi yaklaşımı çerçevesinde ele alınacak. Bunun yanı sıra, lastik aşınma emisyonlarına ilişkin nanopartikül salınımı ve çevresel etkileşim süreçleri bilimsel veriler ışığında değerlendirilecek. Avrupa Birliği’nin yeni Euro 7 regülasyonu doğrultusunda lastik aşınmasına yönelik standartların Ar-Ge süreçlerine etkisi ve bu alandaki inovasyon fırsatları da konferans gündeminin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Continental lider lastik üreticisi ve sektör uzmanıdır. 1871 yılında kurulan şirket, 2024 yılında 39,7 milyar Euro satış gerçekleştirmiş ve günümüzde 54 ülke ve pazarda yaklaşık 95.000 kişiyi istihdam etmektedir. Lastik Grubunun çözümleri, mobiliteyi daha güvenli, daha akıllı ve daha sürdürülebilir hale getirmektedir. Premium portföyünde otomobil, kamyon, tır, otobüs, bisiklet, motosiklet lastikleri ve özel lastiklerin yanı sıra filolar ve lastik perakendecileri için akıllı çözümler ve hizmetler yer almaktadır. 150 yılı aşkın süredir yenilikçi üstün performans sunan Continental, dünyanın en büyük lastik üreticilerinden biridir. 2024 mali yılında Lastik Grubu 13,9 milyar Euro satış gerçekleştirmiştir. Continental’in lastik bölümü dünya genelinde 19 üretim ve 16 geliştirme tesisinde 57.000’den fazla kişiyi istihdam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emirates Flight Catering’den Dev Yatırım Haber

Emirates Flight Catering’den Dev Yatırım

Biyodigester, oksijen, ısı ve mikroorganizmalarla çalışan aerobik sindirim süreci sayesinde organik atıkları ayrıştırıyor. Süreç sonunda ortaya çıkan gri su, içme suyu dışındaki alanlarda yeniden kullanılabiliyor. Geleneksel mekanik sistemlerin aksine biyodigesterler, mikrobiyal kültür geliştikçe daha verimli hale geliyor ve farklı atık türlerine uyum sağlayabiliyor. Atık sahaya gitmeden dönüşüyor Emirates Flight Catering CEO’su Shahreyar Nawabi konuyla ilgili şunları söyledi: “En büyük farkı atıkları sorumlu şekilde yöneterek yaratabileceğimize inanıyoruz. Bu ölçekte bir biyodigesterin devreye alınması, düzenli depolama sahalarına gönderilen atık miktarını azaltma hedefimizde önemli bir operasyonel adımdır. Sahadaki ekiplerimizin istikrarlı ayrıştırma çalışmaları ve şirket içi iş birliği bu başarının temelini oluşturdu.” Günlük 6 ton atık işleme kapasitesi Aralık 2025’te devreye alınan sistem halihazırda günde ortalama 3,5 ton organik atık işliyor. Biyolojik olgunluğa ulaştığında günlük yaklaşık 6 ton kapasiteye erişmesi bekleniyor. Birleşik Krallık Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı (DEFRA) dönüşüm katsayılarına göre, 1 ton gıda atığının düzenli depolama sahasına gönderilmemesi yaklaşık 0,7 ton CO₂ emisyonunu önlüyor. Sistem tam kapasiteyle çalıştığında yıllık 2.000 tonun üzerinde CO₂ emisyonunun engellenmesi öngörülüyor. Birleşik Krallık Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı (DEFRA) ile uyumlu sera gazı (GHG) dönüşüm katsayılarını esas alan hesaplamalara göre EKFC, bir ton gıda atığının düzenli depolama sahasına gönderilmemesinin, başta metan salımının önlenmesi sayesinde yaklaşık 0,7 ton CO₂ emisyonunu engellediğini öngörüyor. Sistem tam kapasiteye ve biyolojik olgunluğa ulaştığında, yıllık 2.000 tonun üzerinde CO₂ emisyonunun önüne geçilebilecek. Sürdürülebilirlik yolculuğunun bir parçası Biyodigester yatırımı, EKFC’nin sürdürülebilirliği operasyonlarının merkezine yerleştiren daha geniş kapsamlı dönüşüm programının önemli bir adımını oluşturuyor. Şirket geçtiğimiz yıl güneş panelleri aracılığıyla 4.000 MWh enerji üreterek 1.600 ton CO₂ emisyonunu önledi; operasyonlarında elektrikli araç kullanımını yaygınlaştırdı ve bölgedeki ilk elektrikli hi-loader prototipini 2026 ortasında devreye almak üzere hazırlıklarını sürdürdü. Atık yönetimi ve döngüsel ekonomi alanında ise LFC-50 biyodigester aracılığıyla yaklaşık 75.000 kilogram gıda atığı işlendi; ambalaj değişiklikleri sayesinde yıllık 45.000 kilogram plastik kullanımı ortadan kaldırıldı. Üretim artıklarıyla geliştirilen 47 yeni tarif potansiyel gıda israfını azaltırken, Bustanica’da pestisit kullanılmadan yetiştirilen marullar geçen yıl günlük 28.000 Emirates salatasında kullanıldı. Yapay zekâ destekli otomasyon ve akıllı kamera sistemleri de üretim kalitesini artırırken atık miktarının azaltılmasına katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emirates Flight Catering’den Dev Yatırım Haber

Emirates Flight Catering’den Dev Yatırım

Biyodigester, oksijen, ısı ve mikroorganizmalarla çalışan aerobik sindirim süreci sayesinde organik atıkları ayrıştırıyor. Süreç sonunda ortaya çıkan gri su, içme suyu dışındaki alanlarda yeniden kullanılabiliyor. Geleneksel mekanik sistemlerin aksine biyodigesterler, mikrobiyal kültür geliştikçe daha verimli hale geliyor ve farklı atık türlerine uyum sağlayabiliyor. Atık sahaya gitmeden dönüşüyor Emirates Flight Catering CEO’su Shahreyar Nawabi konuyla ilgili şunları söyledi: “En büyük farkı atıkları sorumlu şekilde yöneterek yaratabileceğimize inanıyoruz. Bu ölçekte bir biyodigesterin devreye alınması, düzenli depolama sahalarına gönderilen atık miktarını azaltma hedefimizde önemli bir operasyonel adımdır. Sahadaki ekiplerimizin istikrarlı ayrıştırma çalışmaları ve şirket içi iş birliği bu başarının temelini oluşturdu.” Günlük 6 ton atık işleme kapasitesi Aralık 2025’te devreye alınan sistem halihazırda günde ortalama 3,5 ton organik atık işliyor. Biyolojik olgunluğa ulaştığında günlük yaklaşık 6 ton kapasiteye erişmesi bekleniyor. Birleşik Krallık Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı (DEFRA) dönüşüm katsayılarına göre, 1 ton gıda atığının düzenli depolama sahasına gönderilmemesi yaklaşık 0,7 ton CO₂ emisyonunu önlüyor. Sistem tam kapasiteyle çalıştığında yıllık 2.000 tonun üzerinde CO₂ emisyonunun engellenmesi öngörülüyor. Birleşik Krallık Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı (DEFRA) ile uyumlu sera gazı (GHG) dönüşüm katsayılarını esas alan hesaplamalara göre EKFC, bir ton gıda atığının düzenli depolama sahasına gönderilmemesinin, başta metan salımının önlenmesi sayesinde yaklaşık 0,7 ton CO₂ emisyonunu engellediğini öngörüyor. Sistem tam kapasiteye ve biyolojik olgunluğa ulaştığında, yıllık 2.000 tonun üzerinde CO₂ emisyonunun önüne geçilebilecek. Sürdürülebilirlik yolculuğunun bir parçası Biyodigester yatırımı, EKFC’nin sürdürülebilirliği operasyonlarının merkezine yerleştiren daha geniş kapsamlı dönüşüm programının önemli bir adımını oluşturuyor. Şirket geçtiğimiz yıl güneş panelleri aracılığıyla 4.000 MWh enerji üreterek 1.600 ton CO₂ emisyonunu önledi; operasyonlarında elektrikli araç kullanımını yaygınlaştırdı ve bölgedeki ilk elektrikli hi-loader prototipini 2026 ortasında devreye almak üzere hazırlıklarını sürdürdü. Atık yönetimi ve döngüsel ekonomi alanında ise LFC-50 biyodigester aracılığıyla yaklaşık 75.000 kilogram gıda atığı işlendi; ambalaj değişiklikleri sayesinde yıllık 45.000 kilogram plastik kullanımı ortadan kaldırıldı. Üretim artıklarıyla geliştirilen 47 yeni tarif potansiyel gıda israfını azaltırken, Bustanica’da pestisit kullanılmadan yetiştirilen marullar geçen yıl günlük 28.000 Emirates salatasında kullanıldı. Yapay zekâ destekli otomasyon ve akıllı kamera sistemleri de üretim kalitesini artırırken atık miktarının azaltılmasına katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel üretim yatırımlarında yapay zekâ en önemli öncelik Haber

Endüstriyel üretim yatırımlarında yapay zekâ en önemli öncelik

Küresel endüstriyel üretim sektörü, son yıllarda önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Jeopolitik gerilimler, ticaret politikalarındaki belirsizlikler, enerji ve hammadde maliyetlerindeki oynaklık ile birlikte tedarik zincirlerinde yaşanan kırılganlıklar; üretim modellerini, yatırım kararlarını ve liderlik önceliklerini köklü biçimde yeniden şekillendiriyor. KPMG de bu dönüşüm ortamında endüstriyel üretim sektörünün karşı karşıya olduğu yapısal değişimleri, liderlerin gündemlerini ve stratejik önceliklerini ortaya koymak amacıyla “2025 Endüstriyel Üretim ve Otomotiv CEO Bakışı" raporunu hazırlandı. Sektör genelinde iyimserliğin hâkim olduğunu ortaya koyan rapora göre, endüstriyel üretim CEO'larının yüzde 81'i sektörün büyüme potansiyeline güven duyuyor. Bu güvene paralel olarak liderlerin yüzde 77'si de kendi şirketlerinin büyüme potansiyeli konusunda pozitif bir tablo çiziyor ki bu oran, 2024 yılındaki yüzde 73'lük güven seviyesine göre dikkate değer bir artışa işaret ediyor. Ayrıca, önümüzdeki üç yıl için yüzde 2,5'in üzerinde kazanç artışı öngören liderlerin oranı, 2024'te yüzde 52 iken 2025'te yüzde 61'e çıkarak dikkat çekici bir artış gösterdi. “Üretim ekosistemi ve süreçler yeni teknolojilerle entegre olacak şekilde yapılandırılıyor” Rapor hakkında değerlendirmede bulunan KPMG Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı ve Endüstriyel Üretim Sektör Lideri Hande Şenova, “Endüstriyel üretim artık yalnızca verimlilik ve ölçek kavramlarıyla tanımlanmıyor. Günümüzde üretim ortamları; ürünler, makineler ve hatta hizmetler; gelişmiş robotik sistemler, dijital ikizler ve yapay zekâ destekli öngörücü sistemlerle entegre olacak şekilde yeniden yapılandırılıyor. Bu değişimler daha fazla esneklik ve dayanıklılık sağlarken, aynı zamanda yeni yetkinlikler ve iş ortaklıklarını da gerektiriyor. Geleneksel sektörlerin ötesinde imalat sanayi; savunma, havacılık ve uzay teknolojileri gibi stratejik alanlara doğru genişliyor. Bu alanlar, ileri düzey inovasyonun yanı sıra güçlü düzenleyici uyum ve sağlam mevzuat altyapısını zorunlu kılıyor. CEO'ların, sektörler arasındaki sınırların giderek belirsizleştiği bu dünyada rekabetçiliği koruyabilmek için teknolojik mükemmeliyeti çeviklikle birleştiren ekosistemler geliştirmesi gerekiyor. Bu raporumuzda da bu konularda CEO'lara yol gösterecek çok önemli içgörüler sunuyoruz.” dedi. Operasyonel öncelikler ve yatırımlar Araştırmada görüşleri alınan CEO'ların yüzde 63'ü için tedarik zinciri dayanıklılığı en önemli operasyonel öncelik konumunda bulunuyor. Hatta CEO'larının yüzde 51'i tedarik zinciri dayanıklılığı ve operasyonel sürekliliğe yönelik yatırımlarını da artırıyor. CEO'ların yüzde 49'u da önümüzdeki 3 yıl içinde M&A (şirket alım satım) işlemlerinin sektöre etkisinin daha yüksek olacağını bekliyor; bu oran 2024 yılında yüzde 45 seviyesindeydi. Şirketler özellikle savunma ve enerji gibi hızlı büyüme potansiyeline sahip alanlara yönelerek faaliyetlerini çeşitlendirmeyi ve yeni dijital yetkinlikler edinmeyi amaçlıyor. Maliyetler açısından sektördeki en büyük zorluklar arasında ise yüzde 83 ile enflasyon baskısı yer alıyor. Ayrıca teknoloji altyapısına ilişkin maliyetlerin (yüzde 79) ve yapay zekâ için iş gücü hazırlığının (yüzde 74) sektöre önemli etkileri olacağı öngörülüyor. Teknoloji ve yapay zekâ Rapora göre endüstriyel üretim sektöründeki CEO'larının yüzde 68'i yapay zekâyı en önemli yatırım önceliği olarak görüyor; bu oran geçen yıl yüzde 57'ydi. Liderlerin yüzde 70'i de önümüzdeki bir yıl içinde bütçelerinin yüzde 10 ila yüzde 20'sini yapay zekâya ayırmayı planlıyor. Sektör liderlerinin yüzde 63'ü ise yapay zekâ yatırımlarının karşılığını 1 ila 3 yıl içinde almayı bekliyor. Katılımcıların yüzde 22'si, yapay zekâ uygulamalarının hayata geçirilmesinden elde edilecek en önemli faydanın verimlilik ve üretkenlik artışı olacağını düşünüyor. Sektördeki liderlerin yüzde 33'ü yapay zekâ yeteneklerini çekme ve elde tutmadaki en büyük zorluğun, mevcut beceriler ile ihtiyaç duyulan yetkinlikler arasındaki farkın kapatılması olduğunu belirtiyor. Liderlik ve gelecek vizyonu Günümüz iş dünyasının artan karmaşıklığı ve belirsizliği, yönetim fonksiyonlarının özellikle de CEO rolünün köklü bir dönüşüm geçirmesini kaçınılmaz kılıyor. CEO'luk artık sadece operasyonel ve finansal süreçleri yönetmekle sınırlı bir görev olmaktan çıkıyor; stratejik çeviklik, kurumsal dayanıklılık ve büyük ölçekli dönüşümlere liderlik etme yetkinliği gerektiren bir rol haline geliyor. Nitekim endüstriyel üretim sektöründeki CEO'ların yüzde 48'i de rollerinin son 5 yılda artan karmaşıklıkla birlikte önemli ölçüde değiştiğini ifade ediyor. Günümüzün öngörülemez ortamında en temel liderlik yetkinlikleri ise riskleri belirleme ve yönetme (yüzde 29), çeviklik ve hızlı karar verme (yüzde 24) ile stratejik öngörü (yüzde 23) olarak belirtiliyor. Endüstriyel üretimde sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi stratejik öncelik haline geliyor Araştırmaya göre endüstriyel üretim sektöründe sürdürülebilirlik artık yalnızca bir regülasyon gerekliliği değil, uzun vadeli değer yaratımının temel unsurlarından biri olarak görülüyor. Endüstriyel üretim CEO'larının yüzde 74'ü sürdürülebilirliğin iş stratejilerinin merkezine yerleştiğini ifade ederken, yüzde 36'sı sürdürülebilirlik maliyetlerini ve yatırım geri dönüşünü tüm büyük sermaye kararlarına entegre ettiklerini belirtiyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı; atık ve emisyonların azaltılması, ürün ve malzemelerin kullanım süresinin uzatılması ve kritik tedarik bağımlılıklarının azaltılması açısından sektör için önemli fırsatlar sunuyor. CEO'lar, enerji dönüşümü ve sürdürülebilir üretim modellerine geçiş sürecinde inovasyon ve iş birliklerini hızlandırırken, yapay zekânın da bu dönüşümde önemli bir rol üstleneceğini vurguluyor. Nitekim endüstriyel üretim CEO'larının yüzde 81'i yapay zekânın emisyonların azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılmasına katkı sağlayacağını düşünüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Automechanika Istanbul’dan Çeyrek Asırlık Başarı Kutlaması Haber

Automechanika Istanbul’dan Çeyrek Asırlık Başarı Kutlaması

Messe Frankfurt Istanbul ve Hannover Fairs Turkey iş birliğiyle düzenlenen Automechanika Istanbul, 25 yıllık yolculuğunu vurgulayarak sektörün liderlerini buluşturdu. Otomotiv satış sonrası pazarının dünü, bugünü ve yarınının konuşulduğu “25. Yıl Sektör Buluşması”, sektöre yön veren kapsamlı bir panele ev sahipliği yaptı. Sektörün “En”leri Aynı Sahnede: İnovasyon, köklülük ve hız Hande Berktan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen “Çeyrek Asırlık Yolculuk: Automechanika Istanbul ile Dönüşümün Hikayesi” paneli, sektörün farklı dinamiklerini temsil eden özgün bir kurguyla izleyicilerin karşısına çıktı. Panelde; dünyanın en büyük yedek parça üreticisi ZF Aftermarket’in Türkiye & Azerbaycan Genel Müdürü Selim Aydınlıoğlu “global ölçeği ve endüstriyel gücü”, fuarın en eski katılımcılarından Lucas Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Aytuğ Sakallıoğlu “köklü geçmişi ve sadakati”, efsanevi Ralli Pilotu Volkan Işık ise “hızı, tutkuyu ve motor sporlarının duygusal yönünü” temsil ederek sektörü farklı perspektiflerden ele aldılar. Konuşmacılar; Türk otomotiv sanayisinin yerel üretimden global bir ihracat devine dönüşümünü ve Automechanika Istanbul’un bu süreçteki stratejik rolünü, kendi tecrübeleriyle harmanlayarak paylaştılar. Volkan Işık’ın motor sporları dünyasından verdiği örnekler, yedek parça sektörünün sadece mekanik bir iş değil, aynı zamanda büyük bir tutku ve performans arenası olduğunu gözler önüne serdi. Frankfurt 2026 Vizyonu: “Yapay Zeka, Dönüşüm ve Genç Yetenekler” Etkinlikte sahne alan Messe Frankfurt Mobilite & Lojistik Başkan Yardımcısı ve Automechanika Marka Müdürü Michael Johannes, sektörün globaldeki ana buluşma noktası olan Automechanika Frankfurt 2026’nın vizyonunu paylaştı. Johannes, 8-12 Eylül 2026 tarihlerinde Almanya’da kapılarını açacak fuarın; “Sürdürülebilirlik”, “Yapay Zeka”, “Dijitalleşme” ve “Yeni Mobilite Konseptleri” üzerine kurgulandığını belirtti. Özellikle Z kuşağına yönelik ödüllü “AMBITION” etkinlik formatı, yazılım tabanlı araç teknolojilerine odaklanan “HighTech4Mobility” forumu ve klasik araç sergisi fuarın öne çıkan yenilikleri arasında yer alıyor. Michael Johannes konuşmasında; “Automechanika Frankfurt 2026, dijitalleşmeden sürdürülebilirliğe, yapay zekadan döngüsel ekonomiye kadar sektörü dönüştüren tüm kritik trendleri tek bir çatı altında toplayacak. 80'den fazla ülkeden beklediğimiz 4.500 katılımcı ile Frankfurt, inovasyonun küresel merkezi olmaya devam ederken; HighTech4Mobility ve AMBITION gibi yeni formatlarımızla geleceğin mobilite dünyasını ve genç yetenekleri odağımıza alıyoruz.” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir Gelecek İçin Güçlü İş Birliği: APRA ve Döngüsel Ekonomi Etkinliğin bir diğer önemli gündem maddesi ise sürdürülebilirlik oldu. Otomotiv parçalarının yeniden üretimi konusunda global otorite olan APRA (Automotive Parts Remanufacturers Association) ile gerçekleştirilen stratejik iş birliğine dikkat çekildi. Bu iş birliği sayesinde, ömrünü tamamlamış parçaların ekonomiye geri kazandırılması, karbon ayak izinin azaltılması ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesi hedefleniyor. Automechanika Istanbul, APRA ile yürüttüğü bu ortaklıkla sektörün yeşil dönüşümüne öncülük etmeye devam edecek. Geçmişten Geleceğe Güçlü Bir Köprü Sektörün duayenlerini, basın mensuplarını ve iş dünyasını bir araya getiren davet; Automechanika Istanbul’un 25 yıllık mirasının sadece bir kutlama değil, aynı zamanda geleceğin teknolojilerine ve yeni iş modellerine açılan bir kapı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Geçmişin tecrübesini geleceğin vizyonuyla birleştiren etkinlik, sektörün önümüzdeki çeyrek asırda da global rekabette söz sahibi olacağının sinyallerini verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İtalya ve Türkiye Ambalaj Sektörü Temsilcileri Geleceğin Çözümleri İçin Bir Araya Geldi Haber

İtalya ve Türkiye Ambalaj Sektörü Temsilcileri Geleceğin Çözümleri İçin Bir Araya Geldi

İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği (CCIIST), Türkiye ve İtalya ambalaj sektörünün temsilcilerini güncel ekonomik gelişmeler ve sektörel dönüşüm başlıklarını değerlendirmek üzere İstanbul’da düzenlenen kapsamlı bir istişare toplantısında bir araya getirdi. Swissotel’de gerçekleştirilen etkinlikte, sektörün mevcut durumu ve önümüzdeki döneme ilişkin öngörüler ele alınırken; özellikle artan maliyet baskıları ve uluslararası pazarlardaki rekabet koşulları toplantının ana gündemini oluşturdu. Toplantıda küresel ölçekte yükselen enflasyon oranlarının üretim maliyetleri ve fiyatlama stratejileri üzerindeki etkisi detaylı biçimde değerlendirildi. Enflasyonist ortamın, firmaların hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücünü zorlaştırdığı; öngörülebilirlik ve finansal planlama açısından yeni riskler doğurduğu vurgulandı. Bununla birlikte hammadde temininde yaşanan dönemsel tedarik sorunları, artan lojistik giderleri ve işçilik maliyetlerindeki yükselişin sektör üzerinde yarattığı baskılar sektör temsilcileri tarafından karşılıklı olarak paylaşıldı. Özellikle enerji ve iş gücü maliyetlerindeki artışın, ambalaj üretiminde maliyet optimizasyonunu daha kritik hale getirdiği ifade edildi. Toplantıda ayrıca Avrupa Birliği düzenlemeleri (EU regulations) ve özellikle sürdürülebilirlik odaklı yeni mevzuatın sektöre etkileri gündeme geldi. AB pazarına ihracat yapan ya da bu pazarda büyümeyi hedefleyen firmalar açısından çevresel standartlara uyum, geri dönüştürülebilirlik kriterleri ve döngüsel ekonomi uygulamalarının artık stratejik bir zorunluluk olduğu vurgulandı. Bu çerçevede şirketlerin regülasyonlara uyum süreçlerinde karşılaştıkları operasyonel ve mali zorluklar da ele alındı. Etkinlikte sürdürülebilir ambalaj uygulamaları ve üretim süreçlerinde verimlilik artışı sağlayacak dijital çözümler de gündeme gelirken, sektör temsilcileri arasında açık ve yapıcı bir diyalog ortamı oluşturuldu. Toplantı, firmaların ortak sorun alanlarını daha net tanımlamalarına ve çözüm odaklı iş birliği imkanlarını değerlendirmelerine katkı sağladı. CCIIST Onursal Başkanı ve Bell Holding Yönetim Kurulu Başkanı Livio Manzini, etkinliğin önemine değinerek şunları söyledi: “Ambalaj sektörü, hem üretim zincirinin merkezinde yer alması hem de ihracat potansiyeli açısından stratejik bir konuma sahip. Ancak bugün sektörümüz; enflasyon, maliyet baskıları ve regülasyon kaynaklı dönüşüm gereklilikleri gibi çok katmanlı bir süreçten geçiyor. Bu tür istişare platformları, karşılıklı deneyim paylaşımı ve ortak çözüm arayışı açısından büyük değer taşıyor.” CCIIST Yönetim Kurulu Üyesi Andrea Leo ise konuşmasında ekonomik gerçekliklere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Küresel ölçekte artan maliyetler ve Avrupa Birliği mevzuatındaki dönüşüm, firmaları daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi üretim modellerine yönlendiriyor. Bugün gerçekleştirdiğimiz toplantı, sektör temsilcilerinin mevcut zorlukları açıkça ortaya koyduğu ve ortak akıl çerçevesinde değerlendirdiği önemli bir buluşma oldu. Önümüzdeki dönemde bu diyalog zeminini güçlendirerek somut iş birliği alanları oluşturmayı hedefliyoruz.” CCIIST, önümüzdeki dönemde de farklı sektörlerde düzenleyeceği tematik toplantılarla üyeleri arasında bilgi paylaşımını ve stratejik iş birliklerini desteklemeye devam edecektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kalkınma Ve Yatırım Bankası’nın Aktifleri  204 Milyar TL’ye Ulaştı Haber

Türkiye Kalkınma Ve Yatırım Bankası’nın Aktifleri 204 Milyar TL’ye Ulaştı

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, 2025 yılına ilişkin finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) açıkladı. Banka, 2025 yıl sonu itibarıyla aktiflerini bir önceki yıl sonuna göre yüzde 32,6 artırarak 204 milyar TL’ye yükseltti. Kredi hacmi bir önceki yıl sonuna göre yüzde 30,5 artışla 124 milyar TL seviyesine ulaşırken, aktif kalitesinin önemli bir göstergesi olan brüt takipteki kredilerin toplam kredilere oranı ise yüzde 0,46 düzeyinde seyretti. Bankanın ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 33 seviyesinde gerçekleşirken, net kârı bir önceki yıla göre yüzde 46 artışla 9 milyar TL’ye yükseldi. Güçlü uluslararası iş birliklerimizle, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına destek sağlıyoruz 2025 yılında uluslararası kalkınma ve finans kuruluşlarıyla güçlü iş birliklerini sürdüren Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, uzun vadeli ve uygun koşullu finansman kaynaklarıyla Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya devam etti. Dünya Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası, Çin Kalkınma Bankası, Asya Kalkınma Bankası ve İtalyan Kalkınma Bankası başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşla tesis edilen iş birlikleri, bankanın sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınma hedeflerini destekleyen önemli adımlar arasında yer aldı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Öztop, “Geçtiğimiz yıl boyunca uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz güçlü iş birlikleri sayesinde ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamayı sürdürdük. Mayıs ayında Dünya Bankası ile imzaladığımız 500 milyon ABD doları tutarındaki anlaşma ile deprem bölgesinde istihdamın artırılmasına yönelik önemli bir kaynak sağladık. Ağustos ve Eylül aylarında ise Asya Altyapı Yatırım Bankası ve Çin Kalkınma Bankası ile toplamda 400 milyon ABD doları tutarında yeni finansman anlaşmalarına imza atarak bölgesel kalkınmanın gelişiminde önemli rol üstlendik” dedi. Öztop, yılın son çeyreğinde bankanın imzaladığı yeni anlaşmalara da dikkat çekerek, “Asya Kalkınma Bankası ile yenilenebilir enerji ve imalat sanayi yatırımlarının finansmanına yönelik 325 milyon ABD doları eş değerinde, İtalyan Kalkınma Bankası ile ise deprem bölgesinde güneş enerjisi yatırımlarını desteklemek amacıyla 50 milyon Avro tutarında kredi anlaşmaları imzaladık. Bu kaynaklarla istihdamın güçlendirilmesi, yeşil dönüşümün hızlandırılması, dijital altyapının geliştirilmesi ve üretim kapasitesinin artırılması gibi ülkemiz için öncelikli alanlara katkı sunuyoruz” ifadelerini kullandı. Yatırım bankacılığı faaliyetleriyle reel ekonominin güçlenmesine katkı sunuyoruz Yatırım bankacılığı faaliyetleri kapsamında reel ekonomiye katma değer oluşturan projelerle destek sağladıklarını vurgulayan Öztop, “2025 yılında da kamu kurumları ve özel sektör şirketlerine birleşme ve satın alma danışmanlığı, sermaye piyasaları ve finansal danışmanlık hizmetleri sunularak ülkemizin yatırım ekosisteminin büyümesinde desteklerimizi sürdürdük. Bu çerçevede, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bünyesinde yürütülen enerji santralleri ve liman projelerinde finansal danışmanlık hizmetleri devam ederken, özel sektörde ise gıda, perakende, döngüsel ekonomi, teknoloji ve turizm gibi stratejik alanlarda münhasır finansal danışmanlık hizmetleri sunduk” dedi. Sermaye piyasaları alanında önde gelen kuruluşların halka arz ve sukuk ihraçlarını başarı ile gerçekleştirdiklerinin altını çizen Öztop, “Yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik sermaye piyasası finansmanının güçlendirilmesi kapsamında Kalyon PV’nin 3,3 milyar TL büyüklüğündeki halka arzı Bankamızın danışmanlığıyla tamamlandı. Bunun yanı sıra, TARFİN’in 800 milyon TL ve Vakıf Leasing’in 330 milyon TL tutarındaki kira sertifikası ihraçlarında, yapılandırmadan satış sürecinin tamamlanmasına kadar Bankamız tarafından sağlanan danışmanlık ve aracılık hizmetleriyle işlemler başarıyla gerçekleştirdik” değerlendirmesinde bulundu. Kalkınma odaklı yatırımlarla girişimcilik ekosistemini destekliyoruz Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın bünyesinde kurulan Türkiye Kalkınma Fonu (TKF), yenilikçi ve yüksek katma değerli yatırımları destekleme hedefi doğrultusunda 2025 yılında da girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıyı sürdürdü. Yıl sonunda 6,3 milyar TL yönetilen kaynak büyüklüğüne ve 210 yatırımcıya ulaşan TKF, doğrudan yatırımlar ve fon yatırımları aracılığıyla girişimcilik ekosisteminin farklı katmanlarında etkin bir rol üstlendi. Girişimcilik ekosistemine sağladıkları katkıları değerlendiren Öztop, “2025 yılı boyunca Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla girişimcilik ekosisteminin gelişimini destekleyen stratejik yatırımlar gerçekleştirdik. 2025 Aralık ayında kurduğumuz Fon Sepeti GSYF ile beraber fon sayımızın 10’a yükselttik. TKYB Üst Fonu aracılığıyla Mediterra Capital, Revo Capital, ACT Venture Partners, 212 ve e2vc olmak üzere beş fona toplam 22 milyon ABD doları taahhütte bulunduk. Yıl sonu itibarıyla; 21’i yeni, 5’i devam eden olmak üzere toplam 26 şirkete 20,7 milyon ABD doları tutarında doğrudan yatırım yaptık. Bunun yanı sıra, TÜBİTAK BiGG Fonu kapsamında 185 tohum öncesi girişime toplam 4,1 milyon ABD doları yatırım yaparak erken aşama girişimciliğin güçlenmesine katkı sağladık” ifadelerini kullandı. Türkiye Kalkınma Fonu’nun kuruluşundan bu yana girişimcilik ekosistemine sağladığı toplam kaynağın 88 milyon ABD doları seviyesine ulaştığını vurgulayan Öztop, “2026 yılında da gerçekleştireceğimiz yeni doğrudan ve fon yatırımlarıyla Türkiye girişimcilik ekosisteminin derinleşmesine, teknoloji yetkinliğinin artırılmasına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine uzun vadeli katkı sunmayı kararlılıkla sürdüreceğiz” şeklinde konuştu. Sürdürülebilir kalkınma tüm faaliyetlerimizin merkezinde konumlanıyor Bankanın 2025 yılı boyunca çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanlarında sergilediği performansına ilişkin açıklamalarında bulunan Öztop, “Sürdürülebilirlik temalı kredi portföyümüzün toplam portföyümüz içerisindeki payı yüzde 96 seviyesine ulaştı. Türkiye’deki yenilenebilir enerji projelerinin yüzde 7,3’ünün finansmanını üstlenerek 4,2 milyon ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. TSRS ile uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu ve GRI standartlarına uygun Entegre Raporu’muzu yayımlarken, Etki Prensipleri ile uyumlu dördüncü Etki Raporumuzu da kamuoyuyla paylaştık. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın; ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiğimiz ödüllerle teyit edilmesi, bu alandaki kararlılığımızın önemli bir göstergesidir. Önümüzdeki dönemde de ülkemizin iklim hedefleriyle uyumlu finansman çözümleri sunmaya, reel sektörün yeşil dönüşümü sürecini desteklemeye ve finans sektöründe iyi uygulamalara öncülük etmeye kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.