Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Döngüsel Ekonomi

Kapsül Haber Ajansı - Döngüsel Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Döngüsel Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Kalkınma Ve Yatırım Bankası’nın Aktifleri  204 Milyar TL’ye Ulaştı Haber

Türkiye Kalkınma Ve Yatırım Bankası’nın Aktifleri 204 Milyar TL’ye Ulaştı

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, 2025 yılına ilişkin finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) açıkladı. Banka, 2025 yıl sonu itibarıyla aktiflerini bir önceki yıl sonuna göre yüzde 32,6 artırarak 204 milyar TL’ye yükseltti. Kredi hacmi bir önceki yıl sonuna göre yüzde 30,5 artışla 124 milyar TL seviyesine ulaşırken, aktif kalitesinin önemli bir göstergesi olan brüt takipteki kredilerin toplam kredilere oranı ise yüzde 0,46 düzeyinde seyretti. Bankanın ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 33 seviyesinde gerçekleşirken, net kârı bir önceki yıla göre yüzde 46 artışla 9 milyar TL’ye yükseldi. Güçlü uluslararası iş birliklerimizle, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına destek sağlıyoruz 2025 yılında uluslararası kalkınma ve finans kuruluşlarıyla güçlü iş birliklerini sürdüren Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, uzun vadeli ve uygun koşullu finansman kaynaklarıyla Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya devam etti. Dünya Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası, Çin Kalkınma Bankası, Asya Kalkınma Bankası ve İtalyan Kalkınma Bankası başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşla tesis edilen iş birlikleri, bankanın sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınma hedeflerini destekleyen önemli adımlar arasında yer aldı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Öztop, “Geçtiğimiz yıl boyunca uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz güçlü iş birlikleri sayesinde ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamayı sürdürdük. Mayıs ayında Dünya Bankası ile imzaladığımız 500 milyon ABD doları tutarındaki anlaşma ile deprem bölgesinde istihdamın artırılmasına yönelik önemli bir kaynak sağladık. Ağustos ve Eylül aylarında ise Asya Altyapı Yatırım Bankası ve Çin Kalkınma Bankası ile toplamda 400 milyon ABD doları tutarında yeni finansman anlaşmalarına imza atarak bölgesel kalkınmanın gelişiminde önemli rol üstlendik” dedi. Öztop, yılın son çeyreğinde bankanın imzaladığı yeni anlaşmalara da dikkat çekerek, “Asya Kalkınma Bankası ile yenilenebilir enerji ve imalat sanayi yatırımlarının finansmanına yönelik 325 milyon ABD doları eş değerinde, İtalyan Kalkınma Bankası ile ise deprem bölgesinde güneş enerjisi yatırımlarını desteklemek amacıyla 50 milyon Avro tutarında kredi anlaşmaları imzaladık. Bu kaynaklarla istihdamın güçlendirilmesi, yeşil dönüşümün hızlandırılması, dijital altyapının geliştirilmesi ve üretim kapasitesinin artırılması gibi ülkemiz için öncelikli alanlara katkı sunuyoruz” ifadelerini kullandı. Yatırım bankacılığı faaliyetleriyle reel ekonominin güçlenmesine katkı sunuyoruz Yatırım bankacılığı faaliyetleri kapsamında reel ekonomiye katma değer oluşturan projelerle destek sağladıklarını vurgulayan Öztop, “2025 yılında da kamu kurumları ve özel sektör şirketlerine birleşme ve satın alma danışmanlığı, sermaye piyasaları ve finansal danışmanlık hizmetleri sunularak ülkemizin yatırım ekosisteminin büyümesinde desteklerimizi sürdürdük. Bu çerçevede, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bünyesinde yürütülen enerji santralleri ve liman projelerinde finansal danışmanlık hizmetleri devam ederken, özel sektörde ise gıda, perakende, döngüsel ekonomi, teknoloji ve turizm gibi stratejik alanlarda münhasır finansal danışmanlık hizmetleri sunduk” dedi. Sermaye piyasaları alanında önde gelen kuruluşların halka arz ve sukuk ihraçlarını başarı ile gerçekleştirdiklerinin altını çizen Öztop, “Yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik sermaye piyasası finansmanının güçlendirilmesi kapsamında Kalyon PV’nin 3,3 milyar TL büyüklüğündeki halka arzı Bankamızın danışmanlığıyla tamamlandı. Bunun yanı sıra, TARFİN’in 800 milyon TL ve Vakıf Leasing’in 330 milyon TL tutarındaki kira sertifikası ihraçlarında, yapılandırmadan satış sürecinin tamamlanmasına kadar Bankamız tarafından sağlanan danışmanlık ve aracılık hizmetleriyle işlemler başarıyla gerçekleştirdik” değerlendirmesinde bulundu. Kalkınma odaklı yatırımlarla girişimcilik ekosistemini destekliyoruz Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın bünyesinde kurulan Türkiye Kalkınma Fonu (TKF), yenilikçi ve yüksek katma değerli yatırımları destekleme hedefi doğrultusunda 2025 yılında da girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıyı sürdürdü. Yıl sonunda 6,3 milyar TL yönetilen kaynak büyüklüğüne ve 210 yatırımcıya ulaşan TKF, doğrudan yatırımlar ve fon yatırımları aracılığıyla girişimcilik ekosisteminin farklı katmanlarında etkin bir rol üstlendi. Girişimcilik ekosistemine sağladıkları katkıları değerlendiren Öztop, “2025 yılı boyunca Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla girişimcilik ekosisteminin gelişimini destekleyen stratejik yatırımlar gerçekleştirdik. 2025 Aralık ayında kurduğumuz Fon Sepeti GSYF ile beraber fon sayımızın 10’a yükselttik. TKYB Üst Fonu aracılığıyla Mediterra Capital, Revo Capital, ACT Venture Partners, 212 ve e2vc olmak üzere beş fona toplam 22 milyon ABD doları taahhütte bulunduk. Yıl sonu itibarıyla; 21’i yeni, 5’i devam eden olmak üzere toplam 26 şirkete 20,7 milyon ABD doları tutarında doğrudan yatırım yaptık. Bunun yanı sıra, TÜBİTAK BiGG Fonu kapsamında 185 tohum öncesi girişime toplam 4,1 milyon ABD doları yatırım yaparak erken aşama girişimciliğin güçlenmesine katkı sağladık” ifadelerini kullandı. Türkiye Kalkınma Fonu’nun kuruluşundan bu yana girişimcilik ekosistemine sağladığı toplam kaynağın 88 milyon ABD doları seviyesine ulaştığını vurgulayan Öztop, “2026 yılında da gerçekleştireceğimiz yeni doğrudan ve fon yatırımlarıyla Türkiye girişimcilik ekosisteminin derinleşmesine, teknoloji yetkinliğinin artırılmasına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine uzun vadeli katkı sunmayı kararlılıkla sürdüreceğiz” şeklinde konuştu. Sürdürülebilir kalkınma tüm faaliyetlerimizin merkezinde konumlanıyor Bankanın 2025 yılı boyunca çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanlarında sergilediği performansına ilişkin açıklamalarında bulunan Öztop, “Sürdürülebilirlik temalı kredi portföyümüzün toplam portföyümüz içerisindeki payı yüzde 96 seviyesine ulaştı. Türkiye’deki yenilenebilir enerji projelerinin yüzde 7,3’ünün finansmanını üstlenerek 4,2 milyon ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. TSRS ile uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu ve GRI standartlarına uygun Entegre Raporu’muzu yayımlarken, Etki Prensipleri ile uyumlu dördüncü Etki Raporumuzu da kamuoyuyla paylaştık. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın; ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiğimiz ödüllerle teyit edilmesi, bu alandaki kararlılığımızın önemli bir göstergesidir. Önümüzdeki dönemde de ülkemizin iklim hedefleriyle uyumlu finansman çözümleri sunmaya, reel sektörün yeşil dönüşümü sürecini desteklemeye ve finans sektöründe iyi uygulamalara öncülük etmeye kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin En Çok Satan Otomobili Clio, Yeni Nesliyle Türkiye’de Haber

Türkiye’nin En Çok Satan Otomobili Clio, Yeni Nesliyle Türkiye’de

Bugüne kadar dünya çapında 17 milyon, Türkiye’de ise 600 binden fazla satılan Renault Clio; ilk neslinden bu yana farklı kuşakların hayatına dokunan, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelen modellerden biri oldu. Yıllar içinde değişen beklentilere uyum sağlayarak her jenerasyonda kendini yenileyen Clio, B segmentinde standartları belirleyen güçlü bir referans noktası haline geldi. Bu güçlü bağ ve istikrarlı başarı, 2025 yılında 51.717 adetlik satışla bir kez daha tescillendi. Renault Clio, bu sonuçla Türkiye’nin en çok satan otomobili oldu ve altıncı nesliyle başarı hikayesini bir üst seviyeye taşıyor. Clio; yenilenen tasarımı, artan donanım seviyesi ile 1.799.000 TL’den başlayan liste fiyatları ve ilk 1.000 müşteriye özel 1.749.000 TL’den başlayan fiyatlarıyla Türkiye yollarına çıkıyor. Mevcut Clio sahiplerine özel 50.000 TL takas desteği ile 1.699.000 TL’den sunulurken takas desteğine ek olarak kampanya kapsamında 200.000 TL’ye kadar 6 ay %0 faizli kredi imkânı da sağlanıyor. MAİS A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bahaettin Tatoğlu "Renault Clio yalnızca bir otomobil değil, Türkiye’de nesiller boyunca, milyonlarca kullanıcının kalbine dokunan ve hikayesine eşlik eden bir yol arkadaşı. Türkiye otomotiv pazarının en güçlü yapı taşlarından biri olan Clio, 2025 yılını Türkiye’nin en çok satan otomobili olarak tamamladı. Clio, Bursa Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nın yüksek üretim kalitesi ve ülkemizin sahip olduğu küresel mühendislik tecrübesiyle hayat buluyor. ‘Türkiye’de üretilen, Türkiye’nin en çok sevilen modeli’ ünvanını korumak bizim için büyük bir gurur. Yeni Clio, hem sadık kullanıcılarımızın kalbindeki yerini güçlendiriyor hem de yeni nesil otomobil severlerle güçlü bir bağ kuruyor. Clio ile kurulan bu güçlü bağın, Türkiye yollarında daha uzun yıllar devam edeceğine inanıyoruz” Türkiye’den Dünyaya: Bursa’da Üretiliyor Yeni Clio’nun kalbi, Bursa Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda atıyor. Günde 1.000’den fazla Clio’nun banttan indiği ve bugüne kadar 5 milyondan fazla Clio’nun üretildiği tesis, yeni neslin de küresel üretim üssü konumunda. Yeni Renault Clio’nun Bursa’daki Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda üretilmesi, modelin Türkiye için taşıdığı stratejik önemi bir kez daha ortaya koyuyor. Renault Grubu’nun Türkiye’ye duyduğu güvenin en somut göstergesi olan bu üretim ekosistemi, yerlilik oranıyla da dikkat çekiyor. Fabrikanın satın alma hacminin yüzde 50’sinden fazlası, 90 farklı yerel tedarikçi tarafından karşılanıyor. Ayrıca üretim sürecine ek olarak, Renault Technology Türkiye mühendislik merkezi de Yeni Clio’nun geliştirme aşamalarında aktif rol oynayarak modelin yerli kimliğini güçlendiriyor. Yeni TCe 115 hp Benzinli Motor Yeni Renault Clio, Türkiye pazarında satışa sunulduğu ilk andan itibaren performans ve verimliliği odağına alan yeni nesil motoruyla fark yaratıyor. Önceki nesillerden tamamen ayrışan bu motor; Austral ve Rafale modellerinde kullanılan hibrit sistemlere güç veren içten yanmalı motorla aynı temeli taşıyor. Yüksek Verimlilik: 1,2 litrelik 3 silindirli turbo benzinli motor, direkt enjeksiyon ve Miller çevrimi teknolojileri sayesinde yakıtı en verimli şekilde kullanıyor. Performans: 115 beygir güç ve 190 Nm tork üreten motor, EDC 6 ileri çift kavramalı otomatik şanzıman ile kombine ediliyor. Tüketim Değerleri: 0’dan 100 km/s hıza 10 saniyede ulaşan bu ünite, 100 km’de ortalama 5,0 litre’den başlayan yakıt tüketimi ve 114 g/km’den başlayan CO₂ emisyon değeri sunuyor. Yeni TCe 115 hp benzinli motora ek olarak, ürün gamı 2026 yılında iki güçlü ve verimli seçenekle daha da genişleyecek: 160 hp Full Hybrid E-Tech: Şehir içi sürüşün %80’ini elektrikli modda yapabilen, 1.000 km menzilli ve 3,9 lt/100 km tüketim değerine sahip hibrit motor, 2026’nın ilerleyen dönemlerinde sunulacak.Eco-G 120 EDC: Benzin/LPG çift yakıtlı ve otomatik vitesli bu seçenek, 50 litrelik yeni LPG tankıyla toplamda 1.450 km’ye varan rekor bir menzil ile 2026 yılı içerisinde aileye katılacak. Yeni Nesil Tasarım: Daha Atletik, Daha Güçlü Renault tasarım ekibi, Yeni Clio’da markanın yeni "duygusal teknoloji" dilini merkeze aldı. Önceki jenerasyona göre belirgin şekilde büyüyen boyutlar ve artan iz mesafesi, araca çok daha oturaklı ve kaslı bir görünüm kazandırıyor: Uzunluk: 4,12 m (+66 mm artış)Genişlik: 1,77 m (+39 mm artış)Aks Mesafesi: 2.591 mm Ön tasarımda kullanılan üç boyutlu elmas desenli ızgara ve yeni ışık imzası, aracın karakterini güçlendiriyor. Kompakt bir coupe hissi veren tavan çizgisi, keskin açılı arka cam ve belirgin omuz hatları, Yeni Clio’nun dinamizmini vurguluyor. 18 inç jantlar ve geniş iz mesafesi aracın yolda daha tok durmasını sağlıyor. Yeni Clio, ikisi yeni olmak üzere yedi renk seçeneğiyle geliyor: Yakut Kırmızı, Zümrüt Yeşil, Beyaz, Kaya Gri, Mineral Gri, Yıldız Siyah ve Demir Mavi. Üst Segment Teknolojisi ve Akıllı Sürüş Deneyimi Yeni Clio’nun iç mekânı, çift 10,1 inçlik ekran kombinasyonu ve Renault Austral ile Rafale modellerinden ilham alan kompakt direksiyon simidiyle premium bir atmosfer sunuyor. 48 renkli ortam aydınlatması ve esprit Alpine versiyonunda sunulan Alcantara döşeme seçenekleriyle kabin, modern bir kimliğe bürünüyor. Dijital Ekosistem ve Gemini Yapay Zekâsı segmentinde standartları belirleyen Google Entegre OpenR Link sistemi; Google Maps, Google Play ve Google Asistan ile eksiksiz bir dijital deneyim sağlıyor. Ayrıca, ilerleyen dönemlerde Google’ın yeni yapay zekâ asistanı Gemini, kablosuz güncellemeyle OpenR Link sistemine dahil olacak. Gemini; doğal sohbet yeteneği ve kesintisiz konuşma algılama özellikleriyle sürüş deneyimini asiste edecek. Yeni Clio, B segmentinde eşi görülmemiş 25 adet gelişmiş sürüş destek sistemi (ADAS) ile donatıldı. GSR2.3 standartlarına tam uyumlu olan modelde; Aktif Sürüş Yardımı, 360° çevre görüş kamerası ve acil duruş asistanı gibi özellikler öne çıkıyor. Renault’nun yenilikçi çözümü My Safety butonu sayesinde sürücüler, yasal olarak her çalıştırmada devreye giren güvenlik ayarlarını tek bir tuşla kişiselleştirebiliyor. Geliştirilmiş Şasi ve Aerodinamik Verimlilik CMF-B platformu üzerinde yükselen Yeni Clio, artırılan aks mesafesi (2.591 mm) ve iz genişliği sayesinde daha kararlı bir sürüş sunuyor. Mühendislik çalışmaları sonucunda sürtünme katsayısı (cW) 0,32’den 0,30’a düşürülerek yakıt verimliliği ve rüzgâr direnci optimize edildi. Yeni Clio’nun akustik konfor ve manevra kabiliyeti de yükseltildi. Ön cam sütunlarında kullanılan yeni yalıtım köpükleri, kabin gürültüsünü üst segment standartlarına çekerken; 10,4 metrelik dönüş çapı şehir içi manevraları kolaylaştırıyor. 391 litreye ulaşan bagaj hacmi ve 40 mm alçaltılan bagaj eşiği ise günlük kullanım pratikliğini artırıyor. Döngüsel Ekonomi ve Sürdürülebilirlik Yeni Clio, çevre dostu üretim vizyonunu her detayında hissettiriyor. Araçta kullanılan malzemelerin yüzde 33,9’u döngüsel ekonomiden elde edilirken, döşeme kumaşlarının yüzde 92’si geri dönüştürülmüş elyaflardan oluşuyor. Esprit Alpine versiyonun jantlarında kullanılan yüzde 50 geri dönüştürülmüş alüminyum, model başına 350 kg CO₂ tasarrufu sağlıyor. Teknik özellikler Boyutlar ve ağırlık Uzunluk: 4.116 mm Genişlik: 1.768 mm Yükseklik: 1.451 mm Aks mesafesi: 2.591 mm Ön uzantı: 859 mm Arka uzantı: 667 mm Yerden yükseklik: 142 mm yüksüz (119 mm yüklü) Ağırlık: 1.155 kilodan başlıyor Bagaj kapasitesi: 391 litre (güç aktarma sistemine bağlı olarak) Yükseklik: 735 mm Çekme kapasitesi: 900 kg Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Legrand Türkiye’den Toplumsal Fayda Odaklı Yaklaşım Haber

Legrand Türkiye’den Toplumsal Fayda Odaklı Yaklaşım

Legrand Türkiye Grubu’nun benimsediği kurumsal kültür; kapsayıcılığı ve çeşitliliği odağına alan, çeşitliliği iş yapış süreçlerine yansıtan, güvenilir ve sade iş yapış biçimini esas alan bir anlayışla şekilleniyor. Bu anlayış doğrultusunda sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel etkilerle sınırlı bir alan olarak değil, çalışanlardan iş ortaklarına, tedarikçilerden son kullanıcıya uzanan tüm değer zincirinde uzun vadeli değer yaratmanın temel unsuru olarak ele alınıyor. Bu yaklaşımın somutlaştığı 2025–2027 dönemini kapsayan 6. Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası, grubun stratejik önceliklerini sürdürülebilirlik odağında bir araya getiren, etki temelli bir çerçeve ortaya koyuyor. Söz konusu yol haritası, sürdürülebilir bir gelecek inşa etme hedefini beş temel taahhüt etrafında ele alıyor: çeşitlilik ve kapsayıcılığı teşvik etmek, iklim değişikliğiyle mücadele etmek, daha döngüsel bir ekonomi geliştirmek, müşteriler için değer yaratmak ve sorumlu bir işletme olmak. Legrand Türkiye Grubu, bu taahhütleri stratejik karar alma süreçlerinden operasyonel uygulamalara uzanan entegre bir dönüşüm yaklaşımının merkezine yerleştiriyor. Legrand Türkiye Grubu, Sürdürülebilirliği Ölçülebilir Hedeflerle Güçlendiriyor Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası kapsamında Legrand Türkiye Grubu, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında somut ve ölçülebilir hedeflerle ilerliyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı doğrultusunda yeni ürün geliştirme süreçlerinde eko-tasarım kriterlerini esas almayı, ürünlerde kullanılan malzemelerin en az üçte birini geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağlamayı hedefliyor. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında doğrudan ve dolaylı sera gazı emisyonlarında %10, tedarik zinciri kaynaklı emisyonlarda ise %30 oranında azalma hedefi bulunuyor. Müşterilere sunulan enerji verimliliği çözümleriyle toplamda 20 milyon ton karbon emisyonunun önlenmesi amaçlanırken, sosyal boyutta ise kapsayıcı istihdam hedefleriyle her yıl kariyerinin başındaki bireylere 4.000 yeni fırsat sunulması ve yönetim kademelerinde kadın temsilinin artırılması öncelikler arasında yer alıyor. Tüm bu hedefler, sorumlu işletme anlayışı çerçevesinde iş güvenliği, etik ve şeffaflık standartlarının güçlendirilmesiyle destekleniyor. “Ölçülebilir ve Kalıcı Değer Üretmeyi Amaçlıyoruz” Legrand Türkiye Grubu’nun sürdürülebilirlik hedefleri hakkında değerlendirmede bulunan Legrand Türkiye Grubu CMO’su Gül Sevinç Selçuk, “Yeni dönem stratejimizi yalnızca finansal performansla sınırlı görmüyor, gezegenin ve toplumun değişen ihtiyaçlarını merkeze alan, uzun vadeli etki yaratmayı hedefleyen somut eylemler bütünü olarak ele alıyoruz. ESG kriterlerini tüm iş süreçlerimize entegre ederek, iklim kriziyle mücadeleden toplumsal cinsiyet eşitliğine, döngüsel ekonomiden sorumlu iş yapış biçimlerine kadar geniş bir alanda ölçülebilir ve kalıcı değer üretmeyi amaçlıyoruz. Bu yaklaşımı, yalnızca kendi operasyonlarımızla sınırlı tutmadan tedarikçilerimizden iş ortaklarımıza, çalışanlarımızdan son kullanıcılarımıza uzanan geniş ekosistemimizde ortak bir dönüşüm anlayışıyla hayata geçiriyoruz. Daha yaşanabilir bir çevre, daha kapsayıcı bir toplum ve daha duyarlı bir iş dünyası için üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Legrand Türkiye Grubu, Sürdürülebilir Büyümeyi Destekliyor Haber

Legrand Türkiye Grubu, Sürdürülebilir Büyümeyi Destekliyor

“Yaşamları iyileştiriyoruz” misyonuyla ilerleyen Grup, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu olarak oluşturduğu kurumsal sosyal sorumluluk yol haritalarıyla, çevresel ve toplumsal sorumluluğu operasyonlarının ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. Legrand Türkiye Grubu’nun benimsediği kurumsal kültür; kapsayıcılığı ve çeşitliliği odağına alan, çeşitliliği iş yapış süreçlerine yansıtan, güvenilir ve sade iş yapış biçimini esas alan bir anlayışla şekilleniyor. Bu anlayış doğrultusunda sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel etkilerle sınırlı bir alan olarak değil, çalışanlardan iş ortaklarına, tedarikçilerden son kullanıcıya uzanan tüm değer zincirinde uzun vadeli değer yaratmanın temel unsuru olarak ele alınıyor. Bu yaklaşımın somutlaştığı 2025–2027 dönemini kapsayan 6. Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası, grubun stratejik önceliklerini sürdürülebilirlik odağında bir araya getiren, etki temelli bir çerçeve ortaya koyuyor. Söz konusu yol haritası, sürdürülebilir bir gelecek inşa etme hedefini beş temel taahhüt etrafında ele alıyor: çeşitlilik ve kapsayıcılığı teşvik etmek, iklim değişikliğiyle mücadele etmek, daha döngüsel bir ekonomi geliştirmek, müşteriler için değer yaratmak ve sorumlu bir işletme olmak. Legrand Türkiye Grubu, bu taahhütleri stratejik karar alma süreçlerinden operasyonel uygulamalara uzanan entegre bir dönüşüm yaklaşımının merkezine yerleştiriyor. Legrand Türkiye Grubu, Sürdürülebilirliği Ölçülebilir Hedeflerle Güçlendiriyor Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası kapsamında Legrand Türkiye Grubu, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında somut ve ölçülebilir hedeflerle ilerliyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı doğrultusunda yeni ürün geliştirme süreçlerinde eko-tasarım kriterlerini esas almayı, ürünlerde kullanılan malzemelerin en az üçte birini geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağlamayı hedefliyor. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında doğrudan ve dolaylı sera gazı emisyonlarında %10, tedarik zinciri kaynaklı emisyonlarda ise %30 oranında azalma hedefi bulunuyor. Müşterilere sunulan enerji verimliliği çözümleriyle toplamda 20 milyon ton karbon emisyonunun önlenmesi amaçlanırken, sosyal boyutta ise kapsayıcı istihdam hedefleriyle her yıl kariyerinin başındaki bireylere 4.000 yeni fırsat sunulması ve yönetim kademelerinde kadın temsilinin artırılması öncelikler arasında yer alıyor. Tüm bu hedefler, sorumlu işletme anlayışı çerçevesinde iş güvenliği, etik ve şeffaflık standartlarının güçlendirilmesiyle destekleniyor. “Ölçülebilir ve Kalıcı Değer Üretmeyi Amaçlıyoruz” Legrand Türkiye Grubu’nun sürdürülebilirlik hedefleri hakkında değerlendirmede bulunan Legrand Türkiye Grubu CMO’su Gül Sevinç Selçuk, “Yeni dönem stratejimizi yalnızca finansal performansla sınırlı görmüyor, gezegenin ve toplumun değişen ihtiyaçlarını merkeze alan, uzun vadeli etki yaratmayı hedefleyen somut eylemler bütünü olarak ele alıyoruz. ESG kriterlerini tüm iş süreçlerimize entegre ederek, iklim kriziyle mücadeleden toplumsal cinsiyet eşitliğine, döngüsel ekonomiden sorumlu iş yapış biçimlerine kadar geniş bir alanda ölçülebilir ve kalıcı değer üretmeyi amaçlıyoruz. Bu yaklaşımı, yalnızca kendi operasyonlarımızla sınırlı tutmadan tedarikçilerimizden iş ortaklarımıza, çalışanlarımızdan son kullanıcılarımıza uzanan geniş ekosistemimizde ortak bir dönüşüm anlayışıyla hayata geçiriyoruz. Daha yaşanabilir bir çevre, daha kapsayıcı bir toplum ve daha duyarlı bir iş dünyası için üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA, Global Finance Sürdürülebilir Finansman Ödülleri’nde Üç Kategoride Birden Ödüle Layık Görüldü Haber

Garanti BBVA, Global Finance Sürdürülebilir Finansman Ödülleri’nde Üç Kategoride Birden Ödüle Layık Görüldü

Sürdürülebilir finansman alanında uzun vadeli stratejisi, yenilikçi ürünleri ve ölçülebilir etkisiyle öne çıkan Garanti BBVA, dünyanın önde gelen finans yayınlarından Global Finance tarafından düzenlenen 2026 Sustainable Finance Awards kapsamında üç ayrı kategoride ödüle layık görüldü. Garanti BBVA; “Türkiye’nin En İyi Sürdürülebilir Finansman Bankası” ödülünü alırken aynı zamanda Antalya–Alanya Otoyolu Projesi için sağlanan sürdürülebilirlikle bağlantılı finansmanla “Orta ve Doğu Avrupa’da Yılın Sürdürülebilir Finansman Anlaşması” ve “Orta ve Doğu Avrupa’da Toplulukları Destekleyen En İyi Banka” ödüllerinin de sahibi oldu. Global Finance editörleri tarafından yapılan değerlendirmede; Garanti BBVA’nın sürdürülebilir finansmanı iş modelinin merkezine alan yaklaşımı, çevresel ve sosyal etkiyi odağına koyan finansman çözümleri ile Türkiye ve Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde yarattığı somut ve ölçülebilir katkılar belirleyici oldu. Banka, 2018–2025 dönemi için açıkladığı sürdürülebilir finansman hedefini planlanandan önce tamamlamış ve ardından, 2018–2029 dönemini kapsayan 3,5 trilyon TL’lik sürdürülebilir finansman taahhüdünde bulunmuştu. Banka bu hedefler doğrultusunda; yeşil, sosyal ve sürdürülebilirlikle bağlantılı finansman ürünleriyle reel sektörün dönüşümünü desteklemeyi sürdürüyor. Yenilenebilir enerji projelerinden yeşil dönüşüm yatırımlarına, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir konut, turizm ve tarım finansmanından kapsayıcı büyüme odaklı çözümlere kadar geniş bir yelpazede sunulan finansman, Garanti BBVA’nın sürdürülebilirliği uzun vadeli bir değer sistemi olarak ele alan yaklaşımının temelini oluşturuyor. “Uzun vadeli değer yaratma odağımızın güçlü bir yansıması” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, ödüllerle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Garanti BBVA’da sürdürülebilirliği bir ürün ya da dönemsel bir gündem olarak değil, iş yapış biçimimizin temel bir unsuru olarak ele alıyoruz. İklim kriziyle mücadeleden kapsayıcı büyümeye, altyapı yatırımlarından toplumsal kalkınmaya kadar geniş bir alanda müşterilerimizle birlikte uzun vadeli değer üreten çözümler geliştiriyoruz. Global Finance gibi uluslararası itibarı yüksek bir kurum tarafından üç ayrı kategoride ödüle layık görülmek, bu yaklaşımımızın somut olarak karşılık bulduğunu ve doğru yönde ilerlediğimizi göstermesi açısından bizim için son derece kıymetli. Türkiye’nin ve bölgemizin sürdürülebilir dönüşümüne katkı sağlamaya, reel sektörü bu yolculukta güçlü ve yenilikçi finansman çözümleriyle desteklemeye devam edeceğiz.” Antalya–Alanya Otoyolu Projesi’nde örnek bir sürdürülebilir finansman modeli Garanti BBVA’nın ödüle layık görülen projelerinden biri olan Antalya–Alanya Otoyolu Projesi için sağlanan 1,7 milyar euro tutarındaki sürdürülebilirlikle bağlantılı finansman, Türkiye’de kurumsal bir şirkete sağlanmış en büyük sürdürülebilirlikle bağlantılı kredi işlemlerinden biri* olma özelliğini taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Bakır’dan 2025’te Entegre Üretim ve Sürdürülebilirlik Atağı Haber

Eti Bakır’dan 2025’te Entegre Üretim ve Sürdürülebilirlik Atağı

Türkiye’nin bakır ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini karşılayan Eti Bakır, 2025 yılında üretim faaliyetlerini yalnızca kapasite artışı odağında değil; üretim sürekliliği, kaynak verimliliği ve uzun vadeli sürdürülebilirlik perspektifiyle ele aldı. Cevherden nihai ürüne uzanan entegre üretim yapısı ve bakırdan gübreye uzanan değer zinciriyle şirket, stratejik sanayi girdileri ile gübre ihtiyacında yerli üretimin güçlendirilmesine katkı sunmayı sürdürdü. Şirketin 2025 yılı boyunca izlediği yaklaşımı değerlendiren Eti Bakır Genel Müdürü Asım Akbaş, “Bakır ve gübre gibi stratejik ürünlerde yerli ve entegre üretim, yalnızca kapasite artışıyla sınırlı değildir. Eti Bakır olarak bu yaklaşımı; üretim sürekliliğini esas alan, kaynakları daha verimli kullanan ve çevresel etkileri gözeten entegre bir yapı üzerinden hayata geçiriyoruz. 2025 yılında tesislerimizde yürüttüğümüz planlı revizyonlar ile enerji ve su verimliliğine yönelik projeler sayesinde üretim sürekliliğimizi güçlendirdik. Samsun’da devreye aldığımız yeni gübre tesisimizle ise döngüsel ekonomi yaklaşımını sanayi ve tarım kesişiminde somut bir uygulamaya dönüştürdük. Yerli üretimi yalnızca bugünün ihtiyacı olarak değil, ülkemizin geleceğine yönelik stratejik bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu doğrultuda çevresel etkileri azaltan ve uzun vadeli değer yaratan bir üretim modeliyle yolumuza devam ediyoruz” dedi. 1 MİLYON TON KATOT BAKIR ÜRETİMİYLE ENTEGRE ÜRETİM GÜCÜ PEKİŞTİRİLDİ Eti Bakır, güçlü teknik altyapısı ve sürdürülebilir üretim anlayışı doğrultusunda bugüne kadar 1 milyon ton katot bakır üretimine ulaştı. Uluslararası standartlara uygun olarak, yüzde 99,99 saflıkta (LME Grade A) üretilen katot bakır; enerji, kablo, otomotiv ve elektronik başta olmak üzere birçok stratejik sektöre kesintisiz ve güvenilir tedarik sağlıyor. Bu üretim hacmi, Eti Bakır’ın büyük ölçekli üretimi entegre bir yapı içinde yönetme kapasitesini, operasyonel süreklilik yaklaşımını ve stratejik sanayi girdilerinde yerli üretime sunduğu güçlü katkıyı ortaya koyuyor. YERLİ ÜRETİMDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İÇİN ALTYAPI GÜÇLENDİRİLDİ Yerli üretimin kesintisiz ve güvenli şekilde sürdürülmesi hedefi doğrultusunda Eti Bakır’ın Mardin Mazıdağı’ndaki Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisi’nde 2025 yaz döneminde planlı revizyon duruşu gerçekleştirildi. Bakım, modernizasyon ve otomasyon çalışmalarıyla tesisin üretim güvenliği ve verimliliği artırılırken, planlı duruş süreci üretim sürekliliğini destekleyecek şekilde tamamlandı. SAMSUN’DA YENİ GÜBRE TESİSİ ÜRETİME ALINDI 2025 yılında Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisi’ne entegre olarak kurulan yeni gübre tesisi üretime geçti. Yaklaşık 300 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen tesis, yıllık 450 bin ton DAP gübre üretim kapasitesine sahip. Bu yatırımla birlikte Eti Bakır’ın toplam gübre üretim kapasitesi yıllık 850 bin tona ulaşırken, şirket üretime başladığı günden bu yana 3 milyon tonun üzerinde gübre üretimini geride bıraktı. Bu bütünleşik yapı kapsamında DAP ve NP grubu gübre ürünleri üretiliyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı doğrultusunda sanayi ile tarım arasında kurulan katma değerli üretim zinciri sayesinde, yerli ve sürdürülebilir tarımsal girdi arzına güçlü katkı sunuluyor. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK PERFORMANSI İLK KEZ BÜTÜNCÜL OLARAK PAYLAŞILDI Eti Bakır, 2025 yılında yayımladığı ilk Sürdürülebilirlik Raporu ile çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performansını ilk kez bütüncül bir çerçevede kamuoyuyla paylaştı. Uluslararası raporlama standartlarıyla uyumlu hazırlanan rapor, şirketin sürdürülebilir iş modelinin kurumsallaşması açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Enerji verimliliği projeleri sayesinde 12.672 ton karbon emisyonunun önlenmesine katkı sağlanırken, su yönetimi alanında gerçekleştirilen sistem iyileştirmeleriyle 3,2 milyon metreküp su tasarrufu elde edildi. AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARIYLA ÇEVRESEL KATKI ARTIRILDI Eti Bakır, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında Samsun’dan Siirt’e uzanan sekiz işletmesinde gerçekleştirdiği ağaçlandırma çalışmalarıyla çevresel sorumluluk uygulamalarını sahaya taşıdı. Çalışanlar ve yerel paydaşların katılımıyla yürütülen faaliyetlerde toplam 41 bin fidan toprakla buluşturulurken, şirket bugüne kadar gerçekleştirdiği toplam 2,3 milyon fidan dikimini sürdürülebilirlik raporunda kamuoyuyla paylaştı. Eti Bakır, Orman Genel Müdürlüğü ile imzaladığı protokol kapsamında ise önümüzdeki dört yıl boyunca dört farklı bölgede toplam 1 milyon fidan dikmeyi hedefleyen ağaçlandırma çalışmalarını kurumsal bir program çerçevesinde sürdürmeyi planlıyor. ÇEVRE BİLİNCİ ODAKLI EĞİTİM ÇALIŞMALARI YAYGINLAŞTIRILDI Eti Bakır tarafından 2021 yılında başlatılan “Çevre Müfettişleri” projesi kapsamında, çocuklar ve gençler aracılığıyla çevre bilincinin yaygınlaştırılmasına yönelik eğitim çalışmaları 2025 yılında da sürdürüldü. 2024–2025 eğitim öğretim döneminde Adıyaman, Artvin, İzmir, Kastamonu, Mardin ve Siirt’te toplam 82 okulda 3.448 öğrenciye ulaşılan proje kapsamında, başlangıcından bu yana ulaşılan öğrenci sayısı 7.154’e ulaştı. Eti Bakır bünyesinde görev yapan mühendislerin gönüllülük esasıyla sürece dahil olduğu uygulama, çevreye duyarlı üretim yaklaşımının uzun soluklu bir eğitim programı olarak sürdürülmesini sağladı. KÜLTÜREL MİRAS ALANLARINDAKİ ÇALIŞMALARA DESTEK SÜRDÜRÜLDÜ Eti Bakır, üretim faaliyetlerini sürdürdüğü bölgelerde yer alan kültürel miras alanlarına yönelik desteklerini 2025 yılında da sürdürdü. Bu kapsamda Samsun İkiztepe Höyüğü, Çanakkale İnkaya Mağarası ve Elazığ Salkaya’daki arkeolojik kazı çalışmalarına destek sağlanarak, ilgili alanlarda yürütülen bilimsel çalışmaların devamına katkıda bulunuldu. Eti Bakır, önümüzdeki dönemde de yerli ve entegre üretim kapasitesini güçlendiren, çevresel etkileri azaltan ve toplumsal katkıyı gözeten yatırımlarını sürdürmeyi hedefliyor. Sürdürülebilir madencilik anlayışı doğrultusunda sanayi, tarım ve çevre dengesini esas alan uzun vadeli bir değer zinciri oluşturulması amaçlanırken, bu yaklaşımın üretim süreçlerinden insan kaynağına kadar tüm faaliyet alanlarına yansıtılması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik’ten Sürdürülebilirlikte Global Başarı Haber

Arçelik’ten Sürdürülebilirlikte Global Başarı

Corporate Knights’ın “Global 100” listesine art arda altıncı kez girme başarısını gösteren şirket, dünya genelinde 45’inci ve Dayanıklı Ev Eşyaları Endüstrisi'nde geçen yıl da olduğu gibi 1’inci sırada yer aldı. Şirket, aynı zamanda Karbon Saydamlık Projesi (CDP) tarafından “İklim Değişikliği” ve “Su Güvenliği” alanlarının her ikisinde de art arda ikinci kez “A” notu ile değerlendirilerek çevresel şeffaflık ve performansta küresel liderler arasında konumlandı. Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu, “Avrupa’nın en büyük ev teknolojileri şirketi olarak sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın merkezinde konumluyor; üretimden ürün tasarımı ve yatırım kararlarımıza kadar her aşamada bu bakış açısıyla hareket ediyoruz. Döngüsel ekonomi yaklaşımımız doğrultusunda şimdiye kadar üretim süreçlerimizde 59.901 GJ enerji tasarrufu sağlarken, verimlilik projelerimizle 5.800 ton CO₂e emisyonun önüne geçtik. Bugün, düşük karbonlu ürünler toplam gelirimizin %71,5’ini oluştururken, enerji verimli ürünler bu payın önemli bir bölümüne sahip. Corporate Knights ve Karbon Saydamlık Projesi gibi kuruluşlardan aldığımız bu değerlendirmeler, yaklaşımımızın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu bir kez daha gösteriyor” dedi. Tüm operasyonlarında karbon ayak izini azaltmaya, enerji verimliliğini artırmaya ve yenilenebilir enerji kapasitesini güçlendirmeye odaklanan Arçelik, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarıyla uluslararası prestijli listelerde üst sıralarda yer almaya devam ediyor. Sürdürülebilirlik alanında çalışan Toronto merkezli medya ve araştırma şirketi Corporate Knights tarafından 22’ncisi hazırlanan “Global 100 – Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesinde bu yıl altıncı kez yer alan Arçelik, dünya genelindeki sıralamada 23 sıra yükselerek 45’inci, geçen yıl olduğu gibi Dayanıklı Ev Eşyaları Endüstrisi’nde 1’inci sırada listelendi. Şirket, ayrıca, Karbon Saydamlık Projesi (CDP) tarafından “İklim Değişikliği” ve “Su Güvenliği” alanlarının her ikisinde de art arda ikinci kez “A” notu ile değerlendirilerek çevresel şeffaflık ve performansta küresel liderler arasında yer aldı. Corporate Knights, sürdürülebilirlik ve yeşil ekonomi alanına odaklanan, dünyanın en yüksek tirajlı yayınları arasında yer alıyor. Corporate Knights Research tarafından yayınlanan “Global 100” sıralamasında 1 milyar doların üzerinde cirosu olan, halka açık 8 binin üzerinde şirket sürdürülebilir gelir, sürdürülebilir yatırım ve büyüme ivmesi olmak üzere 3 temel performans göstergesi üzerinden değerlendirilirken, ESG performansı bu değerlendirme için asgari bir eşik kriteri olarak yer alıyor. Dünyanın tek bağımsız çevresel raporlama sistemi olan Karbon Saydamlık Projesi (CDP) ise şirketlerin özellikle iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma gibi kritik alanlarda etkilerini; yönetişim yapıları, risk ve fırsat yönetimi, bilim temelli hedefler ve ölçülebilir çevresel sonuçlar çerçevesinde küresel ölçekte karşılaştırmalı olarak analiz ediyor. “A” notu, bu alanlarda şeffaflık ve performansta en yüksek liderlik seviyesini temsil ediyor. Hakan Bulgurlu: “Döngüsel ekonomi yaklaşımımızla, sektörümüzde sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüme liderlik ediyoruz” Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Avrupa’nın en büyük ev teknolojileri şirketi olarak iklim kriziyle mücadelede sektörümüze düşen sorumluluğun bilinciyle sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın merkezinde konumluyor; üretimden ürün tasarımı ve yatırım kararlarımıza kadar her aşamada bu bakış açısıyla hareket ediyoruz. Döngüsel ekonomi yaklaşımımızla, sektörümüzde sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüme somut uygulamalarla öncülük ediyoruz” dedi. Arçelik’in Bilim Temelli Hedefler girişimi (SBTi) tarafından onaylı 2050 hedefi doğrultusunda net sıfır yolculuğunda kararlılıkla yürüdüğünü vurgulayan Hakan Bulgurlu, “Bu yaklaşımımız operasyonel performansımızda da somut karşılık buluyor. Üretim süreçlerimizde 59.901 GJ enerji tasarrufu sağlarken, verimlilik projelerimizle 5.800 ton CO₂e emisyonun önüne geçtik. Bugün, düşük karbonlu ürünler toplam gelirimizin %71,5’ini oluştururken, enerji verimli ürünler bu payın önemli bir bölümüne sahip. 2024 yılında ürünlerimizde 27 bin 835 ton geri dönüştürülmüş plastik kullandık.1,86 milyon atık elektrikli-elektronik ürünü yeniden ekonomiye kazandırdık. Yenilenebilir enerji alanında 90,2 MW kurulu güce ulaştık. Küresel yenileme ağı aracılığıyla 2024 yılında 114.000’den fazla ürünün ömrünü uzattık. 2024 yılında Çevresel yatırım ve harcamalarımız 6 milyar TL’yi aştı. Corporate Knights ve Karbon Saydamlık Projesi gibi küresel ölçekte titiz metodolojilere sahip kuruluşlardan aldığımız bu değerlendirmeler, yaklaşımımızın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu bir kez daha gösteriyor. Kaynakları verimli kullanarak, çevresel ve toplumsal sorumluluğumuzu iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası olarak sürdürmeye devam edeceğiz” diye ekledi. Arçelik, sürdürülebilirlik alanındaki performansıyla dünyanın en prestijli listelerinde üst sıralarda yer alıyor Arçelik, 2025 S&P Global Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde 79 şirket arasında 100 üzerinden 86 puan alarak yedinci kez üst üste Dayanıklı Tüketim Sektöründe en yüksek skoru elde eden şirket oldu. Şirket, Real Leaders’ın “2025 Top Impact Companies” listesinde 1’inci sırada yer aldı. Şirket, aynı zamanda TIME dergisinin önde gelen istatistik kuruluşu Statista iş birliğinde bu yıl ikincisini yayımladığı ve 5700 şirketi değerlendirip 500 şirketi listelediği “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesinde 17. sırada yer aldı. “Perakende, Toptan ve Tüketici Ürünleri” kategorisinde lider konumunu korurken; Türkiye’den listeye giren şirketler arasında zirvede yer aldı. Bununla birlikte LSEG (London Stock Exchange Group) ESG performansı ile Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer almaya devam ediyor. Ayrıca, BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne dahil edilerek Borsa İstanbul’da sürdürülebilirlik alanındaki en seçkin şirketler arasında sıralanmaya devam ediyor. Şirket çevre, çalışan-insan hakları ve sürdürülebilir tedarik alanlarında göstermiş olduğu performans ile 2025 EcoVadis Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi'nde 82 puan alarak değerlendiren şirketler arasında ilk %3’lük dilime girdi ve Altın EcoVadis madalyası ile ödüllendirildi.

2026'ya Damga Vuracak 6 E-ticaret Trendi Haber

2026'ya Damga Vuracak 6 E-ticaret Trendi

2026’da ekosistemin dinamiklerinin kökten değişeceğini söyleyen TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “Tüketici artık arama yapmak yerine yönlendiriliyor, sepetten çok deneyim satın alıyor. Yapay zeka destekli keşif, sosyal platformlar üzerinden gerçekleşen alışveriş ve hız odaklı teslimat modelleri, küresel ölçekte yeni bir rekabet zemini yaratmış durumda” dedi. Bu dönüşümün yalnızca Amazon, Google veya Çinli devleri değil, Türkiye’deki tüm e-ticaret oyuncularını da doğrudan etkileyeceğine işaret eden Çiğdemli, “Önümüzdeki dönemde kazananlar, teknoloji trendlerini izleyenler değil, bu trendleri iş modeline dönüştürebilenler olacak” diye konuştu. 2026’da hem dünyada hem de Türkiye’de öne çıkacak e-ticaret trendleri konusunda bilgi veren TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “2026’da müşteri yolculuğu, artık sadece sitenin içinde değil, sitenin dışında başlayacak bir çizgiye doğru evriliyor. Ürün keşfi, arama motorundan, sosyal ağlardan ve pazar yerlerinden çıkarak yapay zeka sohbet ekranlarına taşınıyor. Google’ın Gemini üzerinden ‘sohbet içinde alışveriş’i Walmart gibi devlerle entegre etmesi, bu kanalın bir deney değil, yeni bir alışveriş katmanı olduğuna işaret ediyor. Benzer şekilde Copilot tarafında PayPal iş birliğiyle ‘chat içinde ödeme’ hamlesi de, bu anlamda önemli adımlar. Bu dönüşüm Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Çünkü Türkiye e-ticaretinde büyümenin önemli kısmı pazar yerleri ve mobil üzerinden geliyor. Yani kullanıcılar zaten platform alışkanlığına sahip. 2026’da yarış, sadece fiyat/ürün yarışından çıkıp yapay zeka odaklı keşif kanalı çerçevesinde devam edecek” dedi. Ticimax olarak da yapay zekâ (AI) alanında geliştirmeler yapmaya devam edeceklerini ifade eden Çiğdemli, “Örneğin tekstilciler için, giysileri modellere giydiren bir AI çözümümüz var. 10 dakikada e-ticaret sitesi kurulabilmesine yardımcı olan bir AI uygulamamız var. 2026’da yenileri de gelecek. Öte yandan Avrupa merkezli çatı şirketimiz team.blue, doğal dilde verilen komutlarla herkesin tam teşekküllü web uygulamaları oluşturmasını sağlayan bir AI vibe coding platformu olan Macaly’yi satın aldı. Macaly, kullanıcı niyetini çalışan yazılıma dönüştürüyor. Kullanıcılar istedikleri işlevi doğal dilde ifade ediyor; yapay zekâ ise bunu modern bir web ortamında üretime hazır koda çeviriyor. Bu satın alma da 2026’nın e-ticaret için AI yılı olacağını gösteren önemli adımlardan biri” açıklamasında bulundu. Çiğdemli 2026 e-ticaret trend öngörülerini 6 maddede anlattı. 1) Agentic ticaret: “Ben seçtim” değil, “Asistanım seçti” Yeni nesil tüketici, ürün aramaktan çok “niyetini söyleyip” seçenekleri daraltmak istiyor. AI alışveriş asistanları, kıyaslama, yorum okuma, sepet oluşturma ve hatta ödeme adımına kadar uzanıyor. Deloitte, e-ticarette keşif ve kararın giderek AI aracı katmanlara kaydığına dikkat çekmişti. Bu tablo markalar için yeni bir SEO doğuruyor. Buna GenAI görünürlüğü diyebiliriz. Ürün verisi, kullanıcı yorumları, sık sorulan sorular, iade/teslimat netliği gibi bilgilerin hepsi asistanın anlayacağı formatta olmak zorunda artık. Markalar için kendi e-ticaret sitelerini hazırlamaları ve “AI vitrini” de kritik olacak. 2) Checkout savaşı bitmedi: Yüzde 70 terk Yeni kanallar çıksa da dönüşümün en kırılgan yeri hala ödeme ve son adım. Baymard’ın derlediği çalışmalara göre ortalama sepet terk oranı yaklaşık yüzde 70 seviyesinde. 2026’nın kazananları, “müşteriyi ikna edenler” değil, müşteriyi yormayanlar olacak. Tek sayfa ödeme, misafir ödeme, şeffaf kargo/teslimat, doğru taksit seçenekleri ve sorunsuz iade çok kritik. Taksit, cüzdanlar, havale/EFT kolaylığı, kapıda ödeme gibi yerel alışkanlıkların sunulması dönüşümü belirgin şekilde artırmaya devam edecektir. Ödeme çeşitliliği artık kayıp sepeti azaltan bir zorunluluk haline geliyor. 3) Teslimat + iade = Yeni pazarlama DHL’nin 2025 trend okuması, teslimat ve iadenin dönüşümde belirleyici olduğunu, sosyal ticaret ve AI ile birlikte büyüyen ana eksenlerden biri haline geldiğini vurguluyor. 2026’da hızlı teslimat tek başına yetmeyecek. Tüketici “nerede, ne zaman, nasıl gelir?” sorusuna anlık cevap isteyecek. İade süreçleri de “müşteri hizmeti” olmaktan çıkıp sadakat mekanizmasına dönüşecek. Büyükşehirlerde aynı gün/ertesi gün standardı daha da yayılırken, Anadolu’da maliyet optimizasyonu, mikro-depo ve iade toplama noktaları rekabet avantajı yaratacaktır. 4) Sosyal & Canlı Ticaret: İçerik satışı ile alışveriş eğlencesi Sosyal ticaret 2026’da sadece “link koymak” değil; uygulama içi ödeme, canlı yayın satışları, creator iş birlikleri ve topluluk üzerinden güven inşası demek. DHL de sosyal ticaretin yükselişini ana başlıklardan biri olarak işaretliyor. Türkiye’de influencer ekonomisi zaten güçlü. 2026 farkı, kampanya bazlı içerikten sürekli shoppertainment (alışveriş eğlencesi) akışına geçiş olacak. Kısa videolar, canlı yayınlar, sınırlı stok satışları ve hızlı teslimat seçenekleri artık sosyal medyada daha çok karşımıza çıkacak. 5) Perakende Medya: Pazar yerleri reklam ağına dönüşüyor Markalar için görünürlük, giderek platform içi reklama yaslanıyor. Retail media (perakende medya), performans pazarlamanın en hızlı büyüyen alanlarından biri olmaya devam ediyor; çünkü satın alma anına en yakın veri orada. 2026’da görünürlük satın almanın maliyeti daha da artarken, organik sıralama daha da zorlaşacak gibi görünüyor. Bu yüzden marka siteleri, sadakat programları ve üyelik modelleri tekrar önem kazanacak. 6) Döngüsel ekonomi ve ikinci el: Yeni ürün tek seçenek değil Sürdürülebilirlik, 2026’da etik bir başlık olmanın ötesinde; maliyet baskısı ve kaynak verimliliği nedeniyle operasyonel bir stratejiye dönüşüyor. DHL’nin sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi odağı da bu yönelimi güçlendiriyor. Yenilenmiş ürün, ikinci el pazarları ve onarım ekosistemi, özellikle elektronik ve moda tarafında büyümesini sürdürecek.

2026'ya Damga Vuracak 6 E-Ticaret Trendi Haber

2026'ya Damga Vuracak 6 E-Ticaret Trendi

2026’da hem dünyada hem de Türkiye’de öne çıkacak e-ticaret trendleri konusunda bilgi veren TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “2026’da müşteri yolculuğu, artık sadece sitenin içinde değil, sitenin dışında başlayacak bir çizgiye doğru evriliyor. Ürün keşfi, arama motorundan, sosyal ağlardan ve pazar yerlerinden çıkarak yapay zeka sohbet ekranlarına taşınıyor. Google’ın Gemini üzerinden ‘sohbet içinde alışveriş’i Walmart gibi devlerle entegre etmesi, bu kanalın bir deney değil, yeni bir alışveriş katmanı olduğuna işaret ediyor. Benzer şekilde Copilot tarafında PayPal iş birliğiyle ‘chat içinde ödeme’ hamlesi de, bu anlamda önemli adımlar. Bu dönüşüm Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Çünkü Türkiye e-ticaretinde büyümenin önemli kısmı pazar yerleri ve mobil üzerinden geliyor. Yani kullanıcılar zaten platform alışkanlığına sahip. 2026’da yarış, sadece fiyat/ürün yarışından çıkıp yapay zeka odaklı keşif kanalı çerçevesinde devam edecek” dedi. Ticimax olarak da yapay zekâ (AI) alanında geliştirmeler yapmaya devam edeceklerini ifade eden Çiğdemli, “Örneğin tekstilciler için, giysileri modellere giydiren bir AI çözümümüz var. 10 dakikada e-ticaret sitesi kurulabilmesine yardımcı olan bir AI uygulamamız var. 2026’da yenileri de gelecek. Öte yandan Avrupa merkezli çatı şirketimiz team.blue, doğal dilde verilen komutlarla herkesin tam teşekküllü web uygulamaları oluşturmasını sağlayan bir AI vibe coding platformu olan Macaly’yi satın aldı. Macaly, kullanıcı niyetini çalışan yazılıma dönüştürüyor. Kullanıcılar istedikleri işlevi doğal dilde ifade ediyor; yapay zekâ ise bunu modern bir web ortamında üretime hazır koda çeviriyor. Bu satın alma da 2026’nın e-ticaret için AI yılı olacağını gösteren önemli adımlardan biri” açıklamasında bulundu. Çiğdemli 2026 e-ticaret trend öngörülerini 6 maddede anlattı. 1) Agentic ticaret: “Ben seçtim” değil, “Asistanım seçti” Yeni nesil tüketici, ürün aramaktan çok “niyetini söyleyip” seçenekleri daraltmak istiyor. AI alışveriş asistanları, kıyaslama, yorum okuma, sepet oluşturma ve hatta ödeme adımına kadar uzanıyor. Deloitte, e-ticarette keşif ve kararın giderek AI aracı katmanlara kaydığına dikkat çekmişti. Bu tablo markalar için yeni bir SEO doğuruyor. Buna GenAI görünürlüğü diyebiliriz. Ürün verisi, kullanıcı yorumları, sık sorulan sorular, iade/teslimat netliği gibi bilgilerin hepsi asistanın anlayacağı formatta olmak zorunda artık. Markalar için kendi e-ticaret sitelerini hazırlamaları ve “AI vitrini” de kritik olacak. 2) Checkout savaşı bitmedi: Yüzde 70 terk Yeni kanallar çıksa da dönüşümün en kırılgan yeri hala ödeme ve son adım. Baymard’ın derlediği çalışmalara göre ortalama sepet terk oranı yaklaşık yüzde 70 seviyesinde. 2026’nın kazananları, “müşteriyi ikna edenler” değil, müşteriyi yormayanlar olacak. Tek sayfa ödeme, misafir ödeme, şeffaf kargo/teslimat, doğru taksit seçenekleri ve sorunsuz iade çok kritik. Taksit, cüzdanlar, havale/EFT kolaylığı, kapıda ödeme gibi yerel alışkanlıkların sunulması dönüşümü belirgin şekilde artırmaya devam edecektir. Ödeme çeşitliliği artık kayıp sepeti azaltan bir zorunluluk haline geliyor. 3) Teslimat + iade = Yeni pazarlama DHL’nin 2025 trend okuması, teslimat ve iadenin dönüşümde belirleyici olduğunu, sosyal ticaret ve AI ile birlikte büyüyen ana eksenlerden biri haline geldiğini vurguluyor. 2026’da hızlı teslimat tek başına yetmeyecek. Tüketici “nerede, ne zaman, nasıl gelir?” sorusuna anlık cevap isteyecek. İade süreçleri de “müşteri hizmeti” olmaktan çıkıp sadakat mekanizmasına dönüşecek. Büyükşehirlerde aynı gün/ertesi gün standardı daha da yayılırken, Anadolu’da maliyet optimizasyonu, mikro-depo ve iade toplama noktaları rekabet avantajı yaratacaktır. 4) Sosyal & Canlı Ticaret: İçerik satışı ile alışveriş eğlencesi Sosyal ticaret 2026’da sadece “link koymak” değil; uygulama içi ödeme, canlı yayın satışları, creator iş birlikleri ve topluluk üzerinden güven inşası demek. DHL de sosyal ticaretin yükselişini ana başlıklardan biri olarak işaretliyor. Türkiye’de influencer ekonomisi zaten güçlü. 2026 farkı, kampanya bazlı içerikten sürekli shoppertainment (alışveriş eğlencesi) akışına geçiş olacak. Kısa videolar, canlı yayınlar, sınırlı stok satışları ve hızlı teslimat seçenekleri artık sosyal medyada daha çok karşımıza çıkacak. 5) Perakende Medya: Pazar yerleri reklam ağına dönüşüyor Markalar için görünürlük, giderek platform içi reklama yaslanıyor. Retail media (perakende medya), performans pazarlamanın en hızlı büyüyen alanlarından biri olmaya devam ediyor; çünkü satın alma anına en yakın veri orada. 2026’da görünürlük satın almanın maliyeti daha da artarken, organik sıralama daha da zorlaşacak gibi görünüyor. Bu yüzden marka siteleri, sadakat programları ve üyelik modelleri tekrar önem kazanacak. 6) Döngüsel ekonomi ve ikinci el: Yeni ürün tek seçenek değil Sürdürülebilirlik, 2026’da etik bir başlık olmanın ötesinde; maliyet baskısı ve kaynak verimliliği nedeniyle operasyonel bir stratejiye dönüşüyor. DHL’nin sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi odağı da bu yönelimi güçlendiriyor. Yenilenmiş ürün, ikinci el pazarları ve onarım ekosistemi, özellikle elektronik ve moda tarafında büyümesini sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.