Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Garanti BBVA, Sürdürülebilir Finansmanda 1 Trilyon TL Eşiğini Aştı Haber

Garanti BBVA, Sürdürülebilir Finansmanda 1 Trilyon TL Eşiğini Aştı

Garanti BBVA, sürdürülebilir finansman alanında açıkladığı uzun vadeli taahhüt kapsamında önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Banka, 2018–2029 yıllarını kapsayan 3,5 trilyon TL’lik yeni sürdürülebilir finansman hedefi doğrultusunda, Ocak 2026 itibariyle 1 Trilyon TL'yi aştığını duyurdu. “Sürdürülebilirliği işimizin sebebi olarak görüyoruz” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Biz Garanti BBVA olarak sürdürülebilirliği ulaşılması gereken bir hedef değil, işimizin sebebi olarak ele alıyoruz. Kaynak tahsisinden risk yönetimine kadar tüm süreçlerimizi iklim ve doğa pozitif bir bakış açısıyla yeniden şekillendirirken, yenilenebilir enerji yatırımlarından yeşil dönüşüm projelerine, kapsayıcı büyümeden toplumsal etkiye uzanan geniş bir alanda dönüşümün finansal altyapısını inşa etmeyi sürdürüyoruz. Geldiğimiz noktada sürdürülebilir finansmanda 1 trilyon TL eşiğini aşmamızı yatırımcılarımızın, müşterilerimizin ve diğer tüm paydaşlarımızın bize duyduğu güvenin somut bir göstergesi olarak görüyoruz. Amacımız bugünün ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılarken, gelecek nesiller için de daha yaşanabilir, daha dayanıklı ve daha sürdürülebilir bir dünya bırakılmasına katkı sağlamak. Bu doğrultuda, uzun vadeli taahhüdümüz kapsamında sürdürülebilir finansmanı Türkiye’de dönüşümün en önemli kaldıraçlarından biri olarak geliştirmeye devam edeceğiz.” Finansmanın yanı sıra danışmanlık ve rehberlik rolü Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, sürdürülebilir konut finansmanı, düşük karbonlu üretim, kadın girişimcilik ve sosyal altyapı projeleri gibi pek çok alanda sağlanan finansmanla Garanti BBVA, kaynakları çevresel ve toplumsal etki yaratacak alanlara yönlendirmeye devam ediyor. Banka, müşterilerine yalnızca finansman sunmakla kalmayıp, karbonsuzlaşma planlarının oluşturulmasından iklim risklerinin yönetilmesine kadar dönüşüm yolculuklarında danışmanlık ve rehberlik rolünü de üstleniyor. Garanti BBVA, sürdürülebilir finansman yaklaşımını uluslararası standartlarda şeffaflık ve ölçümleme esaslarıyla yürütüyor. Banka, CDP’nin 2025 değerlendirmesinde İklim Değişikliği, Su Güvenliği ve Orman temalarının tamamında “A” notu alarak küresel ölçekte “Üç A” derecesine ulaşan sayılı finansal kurumlardan biri olmuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SOCAR Türkiye, Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) Ticaretine Başlıyor Haber

SOCAR Türkiye, Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) Ticaretine Başlıyor

SOCAR Türkiye, Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) ekosisteminin gelişimini destekleme yaklaşımı doğrultusunda, sektör paydaşlarıyla iş birliklerini güçlendirerek havacılıkta emisyon azaltımına yönelik dönüşüm adımlarına katkı sağlamayı hedefliyor. Bu kapsamda SOCAR Türkiye ile Türk Hava Yolları arasında 13 Ağustos 2025 tarihinde Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) alanında iş birliğini kapsayan bir “Mutabakat Zaptı”, imzalanmış; iki kurum enerji ve havacılık sektörlerinde sürdürülebilirlik odaklı stratejik adımlar üzerinde uzlaşmıştı. Hayata geçecek ilk ticari operasyon, bu iş birliğinin önemli bir aşamasını oluşturuyor. SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin temel unsurlarından biri olarak görüyor; çevresel ve toplumsal etkileri gözeten bir dönüşüm anlayışıyla hareket ediyoruz. Enerji sektöründeki geniş bilgi birikimimiz ve entegre iş modelimiz, sürdürülebilir bir gelecek için somut adımlar atmamıza olanak sağlıyor. Grup şirketimiz STAR Rafineri’nin kapasitesi, AR-GE gücü ve dijital yetkinliği ile yürüttüğümüz Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) girişimimiz de bu vizyonun önemli bir yansıması. Jet yakıtı alanındaki çalışmalarımızın önümüzdeki dönemde daha da gelişeceğine ve yeni iş birliklerinin önünü açacağına inanıyoruz. SOCAR Türkiye olarak çevresel ve toplumsal faydayı merkeze alan çalışmalarımızı ve yatırımlarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” Yenilenebilir kaynaklardan üretilen SAF, emisyon azaltımına yönelik önemli bir seçenek Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) ve ICAO tarafından belirlenen sürdürülebilirlik kriterlerine uygun olarak üretilen Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF), uygun hammaddeler ve yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA) koşullarına bağlı olarak geleneksel jet yakıtına kıyasla önemli ölçüde daha düşük yaşam döngüsü emisyonu sağlayabilmektedir. Kullanılmış kızartma yağları ve diğer biyolojik atıklar gibi uygun yenilenebilir kaynaklardan elde edilen HEFA bazlı SAF, havacılık sektöründe emisyon azaltımına yönelik uluslararası çerçevelerde tanımlanan önemli araçlardan biri olarak değerlendirilmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin İş Dünyası 10 Şubat’ta UGİK’26’da Buluşuyor Haber

Geleceğin İş Dünyası 10 Şubat’ta UGİK’26’da Buluşuyor

Türkiye’nin en büyük gençlik sivil toplum kuruluşlarından biri olan Genç MÜSİAD, iki yılda bir düzenlediği UGİK’in 9’uncusunu Wyndham Grand İstanbul Levent Hotel’de gerçekleştirecek. “Future: Today” temasıyla düzenlenecek kongrede; geleceğin hızla bugüne yaklaştığı bu dönemde, iş dünyasının dönüşen dinamiklerinin nasıl doğru okunup bugünden yönetebileceği ele alınacak. İş dünyası, sivil toplum ve fikir dünyası liderleri UGİK’26’da Gün boyu sürecek oturumlara ev sahipliği yapacak kongrenin açılış konuşmaları; MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, Genç MÜSİAD Başkanı Mağsum Usta ve Genç MÜSİAD Girişimcilikten Sorumlu Başkanı Yardımcısı Ömer Faruk Çelik tarafından yapılacak. Açılış konuşmalarının ardından, günün ilk oturumunda “Süreklilik ve Yenilik” başlığı altında Avrupa ve Afrika’nın en önemli ve stratejik demir-çelik şirketlerinden biri olan Tosyalı Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı yer alacak. Sanayide uzun vadeli vizyon, dönüşüm ve istikrar arasındaki dengenin değerlendirileceği oturumda, gelenekten beslenen ama geleceği odağına alan iş yapma modelleri masaya yatırılacak. Adem Metan moderatörlüğünde “Kendini Bul” panelinde ise Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç ile Türk felsefe ve bilim tarihçisi Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu, modern çağda bireyin kendisiyle, değerleriyle ve anlamla kurduğu ilişkiyi psikoloji ve felsefe ekseninde ele alacak. Kuşaklar arası liderlik ve kurumsal hafıza masaya yatırılıyor “Geçmişi Kaybetmeden Geleceği Yeniden Yazmak” panelinde; Rauf Ateş moderatörlüğünde, Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Selim Akın ve Akfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi Pelin Akın Özalp, kurumsal hafıza, kuşaklar arası liderlik ve sürdürülebilir yönetim anlayışını deneyimler üzerinden aktaracak. Dijital ekonomi; girişimcilik ve yatırım ekseninde konuşulacak Öğleden sonra gerçekleştirlecek “Dijital Ekonomi” başlıklı oturumda, Türkiye, Doğu Avrupa ve Baltik bölgesinde erken aşama teknoloji girişimlerine yaptığı yatırımlarla tanınan girişim sermayesi fonu e2vc Genel Ortağı Enis Hulli ile veri teknolojileri, analitik ve içgörü alanlarında çalışmalarıyla öne çıkan FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula yer alacak. Bu oturum, dijitalleşmenin iş modellerini nasıl dönüştürdüğüne, girişimcilik ve yatırım ekosisteminde öne çıkan yeni dinamiklere ışık tutacak. Havacılık ile teknoloji liderleri aynı oturumda buluşuyor “Liderlerin Ajandası” başlığıyla Türkiye iş dünyasının iki önemli lideri bir araya gelecek. Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk ile HPE Türkiye, Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya Bölgesi Genel Müdürü Güngör Kaymak’ın yer alacağı oturumda, liderlerin değişen küresel ve dijital gündemde stratejik öncelikleri, dönüşüm ajandaları ve gelecek vizyonları ele alınacak. Programın dikkat çeken başlıklarından biri olan “Ufkun Ucunda İş Yapmak” oturumunda ise Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir yer alacak. Özdemir, küresel ölçekte iş yapma pratiklerinden sürdürülebilir büyümeye, yeni pazarlarda değer yaratma stratejilerinden liderlik perspektifine uzanan deneyimlerini katılımcılarla paylaşacak. Büyük dönüşümler tarihsel perspektiften okunacak UGİK’26 kapsamında düzenlenecek “Büyük Değişimler Zamanı” başlıklı oturumda, yakın tarih ve askeri strateji alanındaki derin birikimi ve akademik çalışmalarıyla tanınan Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Türkiye’nin akademik ve entelektüel dünyasında önemli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Gültekin Yıldız ile bir araya gelecek. Oturumda, tarihsel perspektiften günümüze uzanan büyük dönüşümler, küresel kırılmalar ve bu değişimlerin devletler, toplumlar ve kurumlar üzerindeki etkileri ele alınacak. Otomobil Sporları Federasyonu Genel Sekreteri Serhan Acar moderatörlüğünde gerçekleşecek “Zinde Kal – Oyunda Kal” başlıklı son oturumda ise, motor sporları alanındaki deneyimi ve liderlik rolleriyle tanınan Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu Başkanı Eren Üçlertoprağı yer alacak. Panelde, sporcuların ve motor sporları camiasının performans, zihinsel dayanıklılık ve motivasyon süreçleri, teknik ve stratejik perspektiflerle ele alınacak; yarış dünyasındaki başarıya giden yol, fiziksel ve zihinsel hazırlık bağlamında tartışılacak. Mağsum Usta: “UGİK’26 genç girişimciler ve liderler için yol haritası sunacak” UGİK’26’nın genç girişimcilerin ve liderlerin ihtiyaç duyduğu vizyonu şekillendirecek önemli bir buluşma olacağını vurgulayan Genç MÜSİAD Başkanı Mağsum Usta, “Future:Today” teması hakkında şunları kaydetti: “Gelecek, bugüne hızla yaklaştı; artık ‘gelecek’ dediğimiz kavram bugünün ta kendisi. Bu nedenle artık geleceği yalnızca konuşmak değil; bugünden doğru okumak ve yönetmek zorundayız. Yapay zekâ, otomasyon, veri zekâsı ve yeni nesil üretim teknikleri gibi konular artık “yarının konusu” olmaktan çıkmış ve iş dünyasının bugünkü temel dinamikleri hâline gelmiştir. ‘Future: Today’ teması ile katılımcıların, iş dünyasında yaşanan dönüşümü doğru okumalarını, bu dönüşüme uygun stratejiler geliştirmelerini ve küresel ölçekte rekabet edebilecek bir bakış açısı kazanmalarını hedefliyoruz.” UGİK’in her yıl düzenlendiği hafta boyunca Türkiye gündeminde güçlü bir etki oluşturduğuna dikkat çeken Usta, güçlü konuşmacı profili ve kapsamlı içeriğiyle UGİK 2026’da da bu etkiyi sürdürmeyi hedeflediklerini ifade etti. Dijital ekonomi, uluslararası iş dünyasının güncel başlıkları, Türkiye’den çıkan ilham verici başarı hikâyeleri ve daha birçok konunun UGİK 2026 sahnesinde ele alınacağını belirten Usta, tüm gençleri 10 Şubat’ta kongrede buluşmaya davet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford Avrupa’da Binek Araçlar İçin Yeni Dönem: Christian Weingaertner Genel Müdür Oldu Haber

Ford Avrupa’da Binek Araçlar İçin Yeni Dönem: Christian Weingaertner Genel Müdür Oldu

Ford, Avrupa otomotiv pazarındaki binek araç segmentini güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir üst düzey atamaya imza attı. Şirket, Christian Weingaertner’i, 1 Şubat 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, Ford Europe Binek Araçlar Genel Müdürü olarak görevlendirdi. Yeni oluşturulan bu pozisyon, Ford’un geçtiğimiz aralık ayında duyurduğu ve Avrupa’da binek otomobil pazarına yeniden güçlü bir şekilde dönmeyi amaçlayan stratejik planın önemli bir parçası olarak hayata geçirildi. Yeni Nesil, Ulaşılabilir Modeller Öncelik Olacak Weingaertner, yeni görevinde binek araçlar divizyonunun stratejik ve operasyonel yönetiminden sorumlu olacak. Öncelikli hedefi ise farklı güç aktarma seçeneklerine sahip, yeni nesil ve uygun fiyatlı Ford modellerini Avrupa pazarına sunmak olacak. Bunun yanı sıra Weingaertner, Avrupa genelinde oluşturulan stratejik ekip ile iş birlikleri ve ortaklıklar üzerine odaklanan yeni bir yapılanmaya da liderlik edecek. Strateji ve Dönüşüm Deneyimiyle Göreve Geliyor Christian Weingaertner, bu atamadan önce Ford Avrupa İş Dönüşümü Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyordu. Bu pozisyonda şirketin Avrupa’ya yönelik uzun vadeli stratejisinin şekillendirilmesinde ve kritik ortaklık projelerinin yönetilmesinde aktif rol üstlendi. Ford Europe Başkanı Jim Baumbick, atamaya ilişkin yaptığı açıklamada, şirketin yeni bir döneme girdiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Avrupa’daki müşterilerimize daha erişilebilir ve ikonik Ford modelleri sunmak için stratejik ortaklıklardan faydalanıyoruz. Christian, strateji ve iş yönetimi konusundaki derin bilgisiyle bu dönüşümü başarıyla yönetecek ideal liderdir.” Ticari Araçlar Tarafında İstikrar Sürüyor Ford’un yeni organizasyon yapısı, markanın Avrupa’daki güçlü ticari araç operasyonlarını tamamlayıcı nitelik taşıyor. Hans Schep, Ford Pro Avrupa Genel Müdürü olarak görevine devam edecek ve markanın ticari araçlardaki lider konumunu güçlendirmeyi sürdürecek. Öte yandan Jon Williams, Avrupa Satışlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak satış ağı ve merkezi ticari operasyonların yönetimini sürdürmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üretim Sahası ile Ofis Arasındaki Görünmez Duvar Yıkılıyor Haber

Üretim Sahası ile Ofis Arasındaki Görünmez Duvar Yıkılıyor

İş hayatı, büyük bir sessiz dönüşümün eşiğinde. Eskiden sadece "ekmek kapısı" olarak görülen fabrikalar ve atölyeler, şimdilerde çalışanların kendilerini organizasyonun bir parçası hissetmek istediği yeni birer yaşam alanına dönüşüyor. Tekstil atölyelerinden lojistik merkezlerine kadar geniş bir yelpazede, sahada ter döken binlerce çalışan için artık en büyük motivasyon kaynağı meyve sepetleri ya da şık ofis mobilyaları değil; emeğinin bir usta, bir zanaatkâr olarak takdir edilmesi. Kıdemli ustanın beklentisi: Saygı ve Şeffaflık Araştırmalar, özellikle üretim sahasında çalışanların en hassas olduğu noktanın "hakkaniyet" olduğunu gösteriyor. Bir atölyede çalışan ustanın, şirketinin geleceğine dair planları genel müdürle eş zamanlı duyması, sadece bir bilgi paylaşımı değil, aynı zamanda bir güven beyanı olarak kabul ediliyor. Sektör temsilcileri, çalışanların artık sadece teknik iş güvenliği değil, fikirlerini özgürce söyleyebildikleri bir "psikolojik güvenlik" ortamı aradıklarını vurguluyor. "Güven unvan tanımaz" Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Great Place To Work® Türkiye CEO'su Eyüp Toprak, bu tablonun bir lüks değil, her seviyedeki çalışanın hakkı olduğunu hatırlatarak şunları söylüyor: "Harika bir iş yeri deneyimi için unvan veya lokasyonun bir önemi yok; eğer tezgâh başındaki sesin yankı bulduğu bir güven iklimi yaratabiliyorsanız, o şirket gerçek bir dönüşüm başlatmış d emektir." Yeni Nesil Liderlik Sahaya İniyor 2026 yılında şirketlerin başarısını, üretim bandı ile yönetim ofisleri arasındaki o görünmez mesafeyi ne kadar kısalttıkları belirleyecek. Hiyerarşinin yerini karşılıklı saygıya bıraktığı, lokasyon fark etmeksizin herkesin "değerli" hissettiği kurumlar, yetenek savaşında bir adım önde yer alıyor. Görünüşe göre geleceğin iş dünyası, sahayı plazadan, ustayı yöneticiden ayırmayanların omuzlarında yükselecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Roca Galeri’nin 8’incisi Hindistan’da Açıldı Haber

Roca Galeri’nin 8’incisi Hindistan’da Açıldı

Roca Grup, mimarlık, iç mekan tasarımı, inovasyon ve sürdürülebilirliği buluşturan; disiplinler arası etkileşimi teşvik eden kültürel buluşma noktaları Roca Galeri ağını büyütmeye devam ediyor. Grup; Barselona, Madrid, Lizbon, Londra, Şanghay, Pekin ve São Paulo’da yer alan tasarım odaklı merkezlerden oluşan uluslararası Roca Galerileri arasına son olarak Hindistan’ı da ekledi. Hindistan’daki ilk temsil noktası olan Roca Delhi Galeri, mimarlık, tasarım ve inovasyon için yeni bir buluşma alanı olarak konumlanıyor. Galeri, Roca Grup’un en dinamik ve stratejik küresel pazarlarından biri olan Hindistan’a yönelik uzun vadeli vizyonunun önemli bir göstergesi niteliği taşıyor. “Kaleydoskop” kavramından ilham alan tasarım yaklaşımı Hindistan’da perakende mağaza tasarımı konusunda uzmanlaşmış Ultraconfidential tasarım stüdyosu tarafından tasarlanan Roca Delhi Galeri, insan odaklı tasarım anlayışı, kapsayıcı deneyim kurgusu ve yenilikçi yaklaşımıyla öne çıkıyor. Roca Delhi Galeri, çeşitlilik, dönüşüm ve çoklu bakış açılarını simgeleyen “kaleydoskop” kavramından ilham alıyor. Bu yaklaşım, mekanın genel kurgusunu belirlerken sade çizgiler, yalın yüzeyler ve dengeli aydınlatma ile sakin bir mimari dil oluşturuyor. Özel tasarım akrilik çubuk elemanlar, harekete ve ışığa tepki veren kromatik filtreler olarak mekana ritim ve akışkanlık kazandırırken, Hindistanlı zanaatkarlar tarafından üretilen el yapımı karolar dokunsal ve yerel bir katman ekleyerek küresel tasarım kültürü ile bölgesel zanaat gelenekleri arasındaki bağı güçlendiriyor. Yapının bir diğer katı ise ana galeriyi tamamlayan ve kendine özgü bir atmosfere sahip olan Roca Grup’un bir diğer markası LAUFEN Delhi alanına ayrıldı. Daha koyu ve içe dönük bir renk paletiyle kurgulanan bu bölüm, LAUFEN’in premium koleksiyonlarının heykelsi niteliklerini ve tasarımdaki inceliğini güçlü bir biçimde öne çıkarıyor. Ortaya çıkan bütüncül deneyim, her iki markanın ayrı kimliklerini net bir şekilde yansıtırken, tasarım mükemmeliyetine yönelik ortak yaklaşımlarını da pekiştirerek uyumlu ve dengeli bir mekansal anlatı sunuyor. İki markayı buluşturan mimari deneyim Roca Grup’un 2006 yılında Parryware ile kurduğu ortak girişimle başlayan Hindistan’daki varlığı, 2011 yılında şirketin tamamının devralınmasıyla daha da güçlendi. Bugün Roca Grup, ileri teknolojiye sahip üretim tesisi ve ülke geneline yayılan güçlü dağıtım ağıyla Hindistan banyo sektöründe lider konumda yer alıyor. Chennai’de bulunan genel merkezinden faaliyetlerini yürüten Grup, sürdürülebilirlik, teknoloji ve tasarıma yönelik istikrarlı yatırımlarını sürdürürken, küresel uzmanlığını Hindistan’daki yaşam alışkanlıklarına dair derin yerel bilgisiyle birleştiriyor. “Bu proje, grup adına önemli bir adım” Roca Grup Hindistan Genel Müdürü Nirmal Kumar, Delhi Galeri hakkında şunları söylüyor: “Roca Delhi Galeri, Hindistan’ın küresel stratejimizdeki güçlü konumunu pekiştiren önemli bir adım. Bu proje, müşterilerimize yüksek standartlarda banyo çözümleri sunma hedefimizin somut bir göstergesi. Roca ve LAUFEN markalarını aynı mekanda bir araya getiren galeri, Hindistan pazarına duyduğumuz güveni ve tasarım ile inovasyona katkı sağlama vizyonumuzu ortaya koyuyor.” Ürün sergilemenin ötesinde, düşünsel paylaşım ve kültürel etkileşim için bir platform olarak kurgulanan Roca Delhi Galeri; mimarlık ve tasarımın çağdaş toplumdaki dönüşen rolünü ele alan sergilere, söyleşilere ve profesyonel buluşmalara ev sahipliği yapacak. Dünya genelinde sekizinci Roca Galeri ve Hindistan’daki ilk galeri olma özelliğini taşıyan Delhi projesi, Avrupa, Asya ve Amerika’daki Roca Galerileri küresel ağını daha da güçlendirirken; sürdürülebilirlik, tasarım kültürü ve geleceğe odaklı inovasyon ekseninde uluslararası etkileşime katkı sunmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır Hedefi Doğrultusunda İklim Aksiyonlarını Güçlendirdi Haber

Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır Hedefi Doğrultusunda İklim Aksiyonlarını Güçlendirdi

GRI Standartları’na göre hazırlanan rapor, şirketin yıl boyunca yürüttüğü iklim aksiyonları, yerel üretim, sürdürülebilir balıkçılık, izlenebilirlik, hayvan refahı ve çalışan deneyimi gibi alanlarda elde ettiği sonuçları ortaya koyuyor. Türk mutfağının değerlerini koruma ve geleceğe aktarma misyonuyla faaliyetlerini sürdüren Metro Türkiye, sürdürülebilirlik performansını ve ekosistem üzerindeki etkilerini ortaya koyduğu beşinci Etki Raporu’nu yayımladı. 2016’da başlayan raporlama yolculuğunu 2020 itibarıyla Etki Raporu formatına taşıyan Metro Türkiye, 2024 boyunca attığı adımları, elde ettiği sonuçları ve uzun vadeli hedeflere yönelik ilerlemesini paydaşlarıyla şeffaf biçimde paylaştı. Rapor, şirketin iş yapış biçimini tanımlayan “Metro Usulü” anlayışının ve sorumlu çözüm ortağı yaklaşımının sürdürülebilirlik stratejisinin merkezinde daha da güçlendiğini gösteriyor. 2024 yılında sürdürülebilirlik stratejisini Müşteriler İçin Sorumlu Çözüm Ortağı, Sürdürülebilir Satın Alma, İklim Aksiyonları ve Sorumlu İşveren odak alanları çerçevesinde yürüten şirketin Etki Raporu'nun önceliklendirme analizine göre öne çıkan başlıklar ise yerel üretimin desteklenmesi, sürdürülebilir balıkçılık, sağlıklı ve kaliteli gıdaya erişim, sürdürülebilir ürün ve çözümler ile hayvan refahı oldu. Bu yaklaşım, hem perakende sektöründe hem yeme içme profesyonelleriyle kurulan ilişkilerde Metro Türkiye'yi daha sorumlu, daha kapsayıcı ve daha dayanıklı bir çözüm ortağı konumuna taşıdı. Antunes: Değer zinciri boyunca dönüşümün öncüsü olmayı sorumluluk olarak görüyoruz Metro Türkiye CEO’su David Antunes, iklim krizinin etkilerinin daha görünür hale geldiği bir dönemde dönüşümün yalnızca bir tercih değil, temel bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, “Metro Türkiye olarak yalnızca kendi operasyonlarımızda değil, tüm değer zincirimizde dönüşümün öncüsü olmayı sorumluluğumuz olarak görüyoruz. 2024 yılında yerel üreticilerden tedarik zincirimize, iklim aksiyonlarından sürdürülebilir ürünlere, sağlıklı gıdaya erişimden hayvan refahına kadar geniş bir çerçevede ilerlemeye devam ettik. Sorumlu çözüm ortağı yaklaşımımızla müşterilerimizin sürdürülebilir seçimler yapmasını kolaylaştırırken, 2040 yılında iklim nötr olma hedefimize doğru önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Bu yılki Etki Raporu, hem bugün yarattığımız etkiyi hem de geleceğe dair kararlılığımızı ortaya koyuyor” dedi. Enerji tüketiminin %40’ı GES yatırımıyla sağlandı Güneş enerjisi sistemleri yatırımları 2023’te olduğu gibi 2024 yılında da kararlılıkla devam etti. Aralık 2024’e kadar geçen sürede mağazaların toplam 55.000 MWh elektrik enerjisi ihtiyacının 21.400 MWh’ı çatı GES’lerden karşılandı; böylece Metro Türkiye enerji tüketiminin yaklaşık %40’ını doğrudan yenilenebilir kaynaklardan sağlamış oldu. Bu dönüşüm, şirketin iklim hedefleriyle uyumlu olarak yenilenebilir enerji kullanımında önemli bir eşiğin aşılmasını sağladı. Yereli destekleme misyonuyla 740 Cİ tescilli ve aday ürün raflara taşındı Yerel üretimin sürdürülebilirliğine yönelik çalışmalar 2024 yılında da kesintisiz biçimde sürdü. 2012’den bu yana yürütülen Coğrafi İşaretli Ürünler projesi kapsamında mağaza raflarında yer alan coğrafi işaret tescilli ya da tescile aday ürün sayısı geçen yılki 560 seviyesinden 740’a ulaştı. “Yerelin İzinde” projesiyle yöresel tariflerin görünürlüğü artarken, üretici örgütleri ve kooperatiflerle yürütülen iş birlikleri sayesinde yerel ürünlerin değer zincirindeki payı güçlendirildi. Sağlıklı ve kaliteli gıdaya erişim için sürdürülebilir ürün portföyü genişletildi Metro Türkiye, sağlıklı, besleyici ve kaliteli ürünlere erişimi artırma hedefi doğrultusunda 2024 yılında sürdürülebilir ürün portföyünü önemli ölçüde genişletti. Bu yıl raflarda 493 sağlıklı ve besleyici Metro markalı ürün, 78 organik ürün ve 177 organik etiketli ürün yer aldı. Ürün içeriklerini iyileştirmeye yönelik çalışmalar kapsamında, 103 ürün daha az şeker, tuz ve yağ içerecek şekilde reformüle edildi, 48 ürünün koruyucu içeriği azaltıldı ve 18 ürünün yağ oranı düşürüldü. Ayrıca 69 Metro markalı üründe trans yağ tamamen kaldırılarak daha sağlıklı seçenekler sunuldu. Gıda kategorisindeki Metro markalı ürünlerin %27’sinin sağlıklı ve besleyici özelliklere sahip olması, şirketin ürün politikalarını sürdürülebilirlik ve kalite standartları doğrultusunda şekillendirdiğini bir kez daha ortaya koydu. Güvenli gıdanın ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla mağaza et üretimlerinde, tüm meyve sebzelerde, Metro markalı organik ürünlerde, Metro Premium markalı ballarda, tüm karkas, vakum etlerde ve kültür balıklarında, Metro markalı organik ürünlerin tamamında, kendi markalı 61 adet coğrafi işaretli üründe ve yine kendi markalı 12 zeytinyağı çeşidinde izlenebilirlik sunmaya devam etti. Bu yaklaşım, tüketicilere ürünlerinin kaynağına dair tam şeffaflık sunarken, gıda güvenliği standartlarını da üst seviyeye taşıdı. Sürdürülebilir balıkçılıkla deniz ekosistemini koruyor Deniz ekosistemlerini koruma ve balık popülasyonlarının sürdürülebilirliğini destekleme hedefi doğrultusunda Metro Türkiye, 2024 yılında müşterilerine izlenebilir, sorumlu ve güvenilir balık ürünleri sunma amacıyla Metro markalı balıkların %73’ünü, diğer balık ürünlerinin ise %64’ünü sürdürülebilirlik sertifikasına sahip kaynaklardan tedarik etti. Denetimlerle hayvan refahını ve gıda güvenilirliğini sağlıyor Hayvanların sağlıklı, güvenli ve doğal yaşam koşullarında yetişmesini önemseyen Metro Türkiye, hayvan refahı konusunda ulusal ve uluslararası standartların ötesine geçen uygulamaları hayata geçirmeye 2024 yılında da devam etti. 2012'den bu yana tüm kırmızı ve kanatlı et tedarikçilerinde düzenli hayvan refahı denetimleri gerçekleştiren şirketin Metro markalı tüm taze ve dondurulmuş et ürünleri, %100 hayvan sağlığı ve refahı standartlarına uygun şekilde üretiliyor. Bu yaklaşım, hem ürün güvenilirliğini hem de hayvanların yaşam koşullarının iyileştirilmesini güvence altına alıyor. 2.530 ton gıda atığı yeniden değerlendirildi Gıda atığını kaynağında önlemeye yönelik çalışmalarını 2024 yılında güçlendiren Metro Türkiye, hem çevresel hem de sosyal alanda önemli sonuçlar elde etti. Yıl boyunca toplam 2.862 ton gıda atığı oluşurken, bunun 2.530 tonunu yeniden değerlendirmeyi başaran şirket, doğal kaynakların korunmasına ve ihtiyaç sahiplerine erişimin desteklenmesine güçlü bir katkı sundu. Bu kapsamda, 1.017 ton gıda, gıda bankalarına bağışlanarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılırken 222 ton ürün Fazla iş birliğiyle yeniden satışa sunuldu. 140 ton gıdanın hayvan yemine dönüştürülmesi, 942 ton ürünün hayvan barınaklarına iletilmesi, 209 ton ürünün ise kompostlama yoluyla döngüsel ekonomiye kazandırılması sağlandı. Sorumlu işveren yaklaşımıyla eşitlikçi ve kapsayıcı çalışma kültürü Metro Türkiye, sorumlu işveren anlayışı doğrultusunda sosyal sürdürülebilirliği eşitlik ve kapsayıcılık odağında ele almayı sürdürdü. Çalışanlarının kendilerini güvende, değerli ve mutlu hissettikleri bir iş ortamı yaratmayı temel bir kurum değeri olarak benimseyen şirket, tüm çalışanlarını işinin ve geleceğinin doğal bir paydaşı olarak konumlandırıyor. Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık ilkelerini işe alımdan kariyer yolculuğunun her aşamasına entegre eden Metro Türkiye, kadınların ve gençlerin iş hayatına katılımını destekleyen uygulamalarıyla çalışan memnuniyetini odağına alırken, kapsayıcı kurum kültürünü uzun vadeli ve sürdürülebilir başarısının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.

Yapay Zekâ, Üretim Süreçlerinde Dönüşümün Anahtarı Haber

Yapay Zekâ, Üretim Süreçlerinde Dönüşümün Anahtarı

Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Pazarlama Koordinatörü Jacek Smoluch, dünya genelinde bin üretim tesisinden yalnızca birinin gelişmiş yapay zekâ çözümlerini etkin biçimde kullanabildiğini belirterek, teknolojinin vaat ettikleriyle mevcut uygulama düzeyi arasındaki farkı ortaya koyuyor. Dijital Dönüşüm Bir Maraton Otomasyon alanında son yıllarda yaşanan gelişmeler, üretim süreçlerinde önemli bir dönüm noktası yarattı. Uzmanlar, dijital dönüşümün kısa vadeli değil, uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekiyor. Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Pazarlama Koordinatörü Jacek Smoluch, “İnsanlar genellikle bir yılda yapılabilecekleri abartırken, on yılda başarılabilecekleri küçümser” diyerek dönüşüm sürecine uzun vadeli bir bakışın gerekliliğini vurguluyor. Yüksek Enerji Maliyetleri, Sürdürülebilirliği Zorunlu Kıldı Küresel ölçekte artan enerji maliyetleri, sürdürülebilirliği bir pazarlama söylemi olmaktan çıkararak işletmeler için stratejik bir zorunluluk haline getirdi. Smoluch, “Enerji verimliliği artık yalnızca çevreci bir mesaj değil. Elektrik fiyatlarının rekor seviyelere ulaştığı bir dönemde, enerji tüketimini iyileştirmek kârlılığı korumanın anahtarı haline geldi” diyor. Bu gelişme, maliyet optimizasyonuna odaklanan yapay zekâ destekli enerji yönetim sistemlerinin üretim tesislerinde hızla yaygınlaşmasını sağladı. Tedarik Zincirinde Yerelleşme Öne Çıkıyor Küresel tedarik zincirlerinde, özellikle Asya kaynaklı sevkiyatlarda yaşanan aksaklıklar, üreticileri yerel tedarik ve kaynak kullanımına yönlendiren güçlü bir eğilimi beraberinde getirdi. Bu dönüşüm tedarik süreçlerinde güvenilirliği artırırken, daha kısa taşıma mesafeleriyle çevresel etkinin azalmasına katkı sağlıyor. Böylece işletmeler, sürdürülebilirliği ve operasyonel verimliliği doğal bir denge içinde bir araya getirebiliyor. Zaman Bazlı Bakım, Yerini Anlık Kestirime Bırakıyor Yapay zekâ destekli bakım sistemlerinde son dönemde önemli ilerlemeler kaydedildi. Bu sistemler, ekipmanlardan gelen verileri gerçek zamanlı analiz ederek olası arızaları önceden tahmin ediyor ve performansı oldukça verimli bir düzeyde tutuyor. Smoluch, “Artık bir robotun hızını yüzde 70’e düşürerek ömrünü uzatırken üretim verimliliğini korumayı önerebiliyoruz” diyerek bu dönüşümün etkisini özetliyor. Böylece işletmeler, planlı bakım anlayışından kestirimci bakıma geçiş yaparak hem plansız duruşları hem de gereksiz parça değişimlerini önemli ölçüde azaltabiliyor. Yapay Zekâ İnsanı Değil, İşi Dönüştürüyor Yapay zekâ uygulamaları, iş gücü alanında insanları tamamen sistem dışına itmek yerine, görev dağılımını yeniden şekillendiren ve yeniden beceri kazandırmaya odaklanan projelere ortam hazırlıyor. Yine de her çalışan bu dönüşüme aynı hızda uyum sağlayamıyor; bu da dijital dönüşümde değişim yönetiminin kritik önemini gösteriyor. Smoluch, “Sanayi devrimlerinin her biri insan emeğini yeniden tanımladı. Motorlar, elektrik ve bilgisayarlar iş yapış biçimimizi değiştirdi ama bugün onlarsız bir hayat düşünemiyoruz. Yapay zekâ da benzer bir dönüm noktasında” dedi. Henüz sınırlı sayıda tesiste uygulanıyor olsa da yapay zekâ destekli gerçek zamanlı optimizasyon sistemleri, üretimde anlık ayarlamalar yaparak verimliliği artırıyor ve israfı azaltıyor. Bu yaklaşım, klasik veri toplama-analiz döngüsünden çıkarak anında tepki veren, otomatik sistemlere geçişin önünü açıyor. Yeni Dönemde Yapay Zekâ Odaklı Üretim Smoluch, “Yapay zekâda başarı, sağlam temeller üzerine inşa edilen küçük ama istikrarlı adımlarla gelir. Bu bir yolculuktur, varış noktası değil” diyerek sürecin uzun vadeli doğasına dikkat çekiyor. Üretimde “AI yoğunluğu” artık büyük ölçekli tesis dönüşümlerinden ziyade, yapay zekâ özellikleriyle donatılmış makine, robot ve cihazların eklenmesiyle artıyor. Tak-çalıştır nitelikli bu çözümler, sadelikleri ve etkinlikleriyle yapay zekâ uygulamalarında yeni bir dönemi başlatıyor. Yapay zekâ destekli sürdürülebilirlik, yerelleşen tedarik zincirleri, optimizasyon sistemleri ve iş gücü dönüşümü gibi eğilimlerin birleşimi, üretim süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Henüz sınırlı sayıda tesis gelişmiş yapay zekâ çözümleri kullanıyor olsa da kısa sürede elde edilen somut faydalar, yakın gelecekte bu teknolojilerin benimsenme hızını artıracak gibi görünüyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.