Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İBB’den Kentsel Dönüşümde Stratejik Hamle Haber

İBB’den Kentsel Dönüşümde Stratejik Hamle

İBB Meclisi’ne sunulan teklifle, güçlendirme ruhsatı alan binalar kira yardımı kapsamına alınırken; Bakanlığın kira yardımı vermediği İBB yetkisindeki riskli ve rezerv yapı alanlarında da yardım miktarları artırıldı. İBB, saha çalışmalarında kentsel dönüşümü yavaşlatan mali ve teknik engelleri gidermek adına mevcut uygulamalarında önemli düzenlemeler yaptı. Yapılan çalışma, özellikle kentsel dönüşüm alanlarındaki uzlaşma süreçlerini hızlandırmayı ve riskli yapıların tahliyesini kolaylaştırmayı hedefliyor. GÜÇLENDİRME ÇALIŞMALARI KAPSAMA ALINDI Düzenlemedeki en önemli yeniliklerden biri güçlendirme yöntemine yönelik oldu. İBB’nin “Hızlı Tarama” yöntemiyle incelenen ve statik açıdan riskli olduğu tespit edilen binalar için Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği standartlarına uygun güçlendirme ruhsatı alınması halinde, hak sahipleri kira yardımı sistemine dahil edilecek. Bu sayede, binasını tamamen yıkarak yeniden inşa etmek yerine teknik olarak güçlendirmeyi tercih eden vatandaşların üzerindeki mali yük hafifletilerek, güvenli yapı stokuna geçiş süreci desteklenecek. BAKANLIK DESTEĞİ OLMAYAN ALANLARDA GÜNCELLEME İkinci düzenleme ise Bakanlık tarafından kira yardımı yapılmayan “Riskli Alan” ve “Rezerv Yapı Alanı” sınırlarındaki binaları kapsıyor. Sadece İBB tarafından kira yardımı sağlanan bu riskli ve rezerv yapı alanlarında, mevcut tutarların İstanbul’daki kira rayiçleri karşısında düşük kalması nedeniyle miktarların artırılması talep edildi. Yapılacak kira artışı ile söz konusu riskli alanlardaki tahliye süreçlerinin hızlandırılması öngörülüyor. VERİLERLE İBB’NİN DÖNÜŞÜM DESTEĞİ İBB, bugüne kadar toplam 4.287 bağımsız birimde 5.223 hak sahibine 372.181.307,56 TL kira yardımı ödemesi gerçekleştirdi. Yeni düzenlemelerle birlikte, özellikle uzlaşma görüşmelerinin tıkandığı bölgelerde çözüm üretilmesi ve İstanbul’un deprem direncinin artırılması hedefleniyor. Süreç, İBB’nin yetki alanındaki projeler dahilinde şeffaf ve çözüm odaklı bir şekilde yönetilmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin İlk ve En Kapsamlı 5G Deneyim Merkezi Açıldı Haber

Türkiye’nin İlk ve En Kapsamlı 5G Deneyim Merkezi Açıldı

ürkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğuna liderlik eden Türk Telekom, Gayrettepe Genel Müdürlük yerleşkesinde 5G odağıyla tasarlanan ve yeni nesil bağlantı teknolojilerindeki liderliğini somut kullanım senaryoları ile gerçek zamanlı uygulamalar üzerinden görünür kılmayı amaçlayan “Türk Telekom Teknoloji ve İnovasyon Merkezi”ni hizmete açtı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı İsmail İlhan Hatipoğlu ile Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin’in katılımıyla gerçekleştirilen açılışta Bakan Uraloğlu; merkezde yer alan hologram teknolojisi, VR deneyim alanı, simülasyon çözümleri ve 5G deneyim alanlarını inceleyerek dijital dönüşüm senaryolarını deneyimledi. Bakan Uraloğlu ayrıca deneyim merkezinde bulunan 1915 Çanakkale Köprüsü’nün küçültülmüş minyatür modeli önünden 5G bağlantısı üzerinden 1915 Çanakkale Köprüsü Yönetim Merkezi’ne canlı bağlanarak sistem hakkında bilgi aldı. Türk Telekom Teknoloji ve İnovasyon Merkezi içerisinde hologram, toplantı odaları, interaktif ekranlar, VR deneyim alanı, briefing alanı ve 5G deneyim alanı yer alırken; endüstriyel otomasyon uygulamaları kapsamında dijital ikiz, robotik çözümler, görüntü işleme sistemi ile uzaktan bakım ve destek sistemi gibi 5G destekli dönüşüm senaryoları da sergileniyor. Merkez, kurum içi ve kurum dışı paydaşların yanı sıra özellikle kurumsal müşterilerin 5G teknolojisinin sunduğu yüksek hız, düşük gecikme ve ileri bağlantı kabiliyetlerini birebir deneyimleyebileceği yenilikçi bir etkileşim alanı sunarken, akıllı üretim, robotik uygulamalar, artırılmış gerçeklik ve uzaktan kontrol senaryoları gibi farklı sektörlere yönelik dijital dönüşüm kullanım örnekleriyle, kurumsal müşterilerin ihtiyaçlarına uygun 5G çözümlerini somut şekilde gözlemleyebileceği bir yapı olarak tasarlandı. Merkezde ayrıca yerlilik vizyonu doğrultusunda yerli paydaşların geliştirdiği çözümler ve yerli girişimlerin ürünleri de yer alıyor. “Yeni nesil teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaşmasında öncü rol üstleniyoruz” Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, merkezin açılışına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türk Telekom olarak Türkiye'nin dijital dönüşümüne liderlik ediyor, geleceği şekillendirecek yeni nesil teknolojilerin hayata geçirilmesinde öncü çalışmalar yapıyoruz. İletişimin her çağında olduğu gibi 5G çağının da öncüsüyüz. Gayrettepe Genel Müdürlük Yerleşkemiz’de Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sayın Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla açtığımız Türk Telekom Teknoloji ve İnovasyon Merkezi ile 5G teknolojisinin sunduğu imkanları somut kullanım senaryoları ve gerçek zamanlı uygulamalarla deneyimlenebilir hale getiriyoruz. Merkezimiz, 5G’nin sunduğu yüksek hız, düşük gecikme ve yüksek kapasite gibi avantajların, endüstriyel dönüşümden akıllı şehir çözümlerine, simülasyon teknolojilerinden artırılmış gerçeklik çözümlerine kadar geniş bir yelpazede nasıl değer yarattığını gerçek senaryolar üzerinden deneyimlemeyi mümkün kılıyor. Merkezimizde, milli teknoloji hamlesi vizyonumuz doğrultusunda Türk mühendisler tarafından geliştirilen yerli dijital çözümler ile yerli girişimlerin ürünleri yer alıyor. Uzun yıllardır devam eden 5G’ye yönelik yatırımlarımız ve farklı alanlardaki öncü çalışmalarımızla 5G’ye en hazır operatör konumundayız. Türk Telekom Teknoloji ve İnovasyon Merkezi de bu hazırlıklarımızın somut bir yansıması olarak öne çıkıyor.” Türk Telekom’dan hayatın her alanında 5G deneyimi 5G ile ilk çevrimiçi uzaktan ameliyat, akıllı tarım, limanlarda akıllı taşıt takibi ve güvenli ulaşım, 5G Haptic (Dokunsal) Eldivenli VR Kukla Tiyatrosu, 5G ile ilk canlı maç yayını, ilk milli endüstriyel 5G şebeke, 5G altyapısı ile ana destekçisi olduğumuz Atatürk Kültür Merkezi’nde VR gözlükle yenilikçi sanat deneyimi gibi öncü uygulamaları hayata geçirdiklerini vurgulayan Ebubekir Şahin, “Trendyol Süper Lig’de gerçekleştirdiğimiz 5G Engelsiz Tribün uygulamasıyla görme engelli bireylerin tribünde maç heyecanını eş zamanlı deneyimlemesini sağladık. Şimdi de Gayrettepe’de Türk Telekom Teknoloji ve İnovasyon Merkezi ile endüstriden son tüketiciye kadar herkesin 5G teknolojisinin sunduğu imkanları deneyimleyebileceği bir alan sunuyoruz” dedi. 17 farklı kullanım senaryosu yer alıyor 600 metrekarelik bir alan üzerinde hayata geçirilen Türk Telekom Teknoloji ve İnovasyon Merkezi’nde toplam 17 farklı kullanım senaryosu yer alıyor. Merkezde yer alan kullanım senaryoları, Türk mühendislerin geliştirdiği yerli dijital çözümlerden oluşuyor. Merkez, 5G’nin sunduğu yüksek hız, düşük gecikme ve yüksek kapasite gibi avantajların, endüstriyel dönüşümden akıllı şehir çözümlerine, simülasyon teknolojilerinden artırılmış gerçeklik çözümlerine kadar geniş bir yelpazede nasıl değer yarattığını gerçek senaryolar üzerinden deneyimlemeyi sağlıyor. IoT uygulamaları tarafında görüntü işleme çözümleri, alçak seviye uydu iletişim sistemleri ve kestirimci bakım çözümü gibi çözümler yer alırken, deneyim alanını zenginleştiren farklı simülasyon ve etkileşim alanları da merkezin önemli bileşenleri arasında konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pusula Holding’in CEO’luğuna Sait Aytaç atandı Haber

Pusula Holding’in CEO’luğuna Sait Aytaç atandı

“Tek pusula, güçlü bir finansal ekosistem” vizyonuyla büyüyen Pusula Holding’te CEO’luk görevine sektörde 33 yıllık tecrübeye sahip bir isim olan Sait Aytaç atandı. Aytaç, Pusula Holding’in finansın farklı alanlarında faaliyet gösteren “İktisat Katılım Bankası, Katılımevim, Birevim, Pusula Portföy ve Pusula Menkul Değerler” şirketlerini holding çatısı altında buluşturan, “bütünleşik finansal mimari” yaklaşımının liderliğini üstlenecek. İKTİSAT KATILIM BANKASI İLE EN STRATEJİK HALKA DA TAMAMLANDI Finansal gücü, kurumsal yönetim anlayışı, uzun vadeli bakış açısı ile güçlü ve sürdürülebilir değer yaratma hedefi ile faaliyet gösteren Pusula Holding, son olarak İktisat Katılım Bankası ile katılım bankacılığına adım atarken, zincirin en stratejik halkasını da tamamlamış oldu. Yeni organizasyon yapısıyla birlikte her bir marka kendi uzmanlık alanındaki derinliğini korurken, Holding çatısı altında birbirini tamamlayan ve güçlendiren bir yapı oluşturulması amaçlanıyor. Bu strateji ile Pusula Holding’te CEO’luk görevini üstlenen Sait Aytaç, “Hedefimiz; tasarruf finansmanının samimiyetini, katılım bankacılığının evrensel disiplinini ve sermaye piyasalarının stratejik bakış açısını tek bir finansal platformda bütünleştirmek. Müşterimize her adımda değer üreten, Türkiye’nin en çevik finansal mimarisini inşa ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu. SAİT AYTAÇ KİMDİR? 3 Mart 2026 tarihi itibarı ile Pusula Holding Ailesi’ne katılan Sait Aytaç, lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamladıktan sonra yüksek lisansını Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde sosyoloji alanında yaptı. Finans sektöründeki kariyerine 1993 yılında katılım bankacılığı alanında adım atan Aytaç, kamu ve özel sektörün önde gelen katılım bankalarında uzun yıllar çalıştı. 2003-2015 yıllara arasında Türkiye Finans Katılım Bankası’nda şube müdürlüğü, bölge müdürlüğü ve grup müdürlüğü gibi stratejik kademelerde bulunan Sait Aytaç, 2015-2018 yıllarında Vakıf Katılım Bankası’nda pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı olarak görev yaptı. Tasarruf finansmanı alanında da önemli deneyimleri bulunan ve 2021 yılında Eminevim’de genel müdürlük görevini üstlenen Aytaç, kurumun büyüme ve dönüşüm süreçlerinde önemli rol oynadı. Son olarak Kasım 2022 - Şubat 2026 döneminde Fuzul Tasarruf bünyesinde genel müdür olarak görev alarak üst düzey yönetim ve strateji geliştirme süreçlerini yürüten Aytaç, sahip olduğu bilgi ve tecrübe ile Pusula Holding’in güçlü finans ekosistemine katkı sunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Antalya'da Girişimde Kadın Zirvesi’nin İkincisi Düzenlendi Haber

Antalya'da Girişimde Kadın Zirvesi’nin İkincisi Düzenlendi

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve AGİDER işbirliğinde geçtiğimiz yıl ilki gerçekleştirilen ‘Girişimde Kadın Zirvesi'nin ikincisi Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu'nda gerçekleştirildi. Zirvede, Antalyalı kadınlar ve öğrenciler ilham veren hikayelerini baş aktörlerinden dinledi. KADIN ÜRETİNCE AİLESİ, ŞEHRİ VE ÜLKESİ GELİŞİR Zirvenin açılış konuşmasını yapan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, bir toplumun kalkınmasının kadınların üretimde, ekonomi, sanatta ve karar mekanizmalarda güçlü şekilde yer almasından geçtiğine vurgu yaptı. Başkan Vekili Özdemir, “Kadın girişimciliği sadece iş kurmak değildir. Bir fikri bir cesareti gerçeğe dönüştürmektir. Bir kadın üretmeye başladığında yalnızca bir işletme büyümez. Bir aile güçlenir, bir şehir gelişir, bir ülkenin geleceği değişir” diye konuştu. CESUR FİKİRLER YARININ GÜÇLÜ EKONOMİSİNİ KURACAK Büşra Özdemir, Antalya’nın doğasıyla kültürüyle üretim gücü ve girişimcilik ruhuyla Türkiye’nin en güçlü şehirlerinden biri olduğunu, bu şehrin en büyük gücünün hayallerinden vazgeçmeyen, üreten, risk alan ve geleceğe inanan kadınlar olduğunu kaydetti. Başkan Vekili Özdemir, konuşmasında şunlara değindi: “Kadınların ekonomik hayatta daha fazla yer alması için sizlerle beraber projeler üretmeye, girişimciliği güçlendirmeye ve kadınların fikirlerini büyütebileceği fırsatlar yaratmaya devam ediyoruz. Bugünün küçük fikirleri yarının büyük markalarıdır. Bugünün cesur adımları yarının güçlü ekonomisini kurar. Zirvenin yeni başarı hikayelerinin başladığı bir yolculuk olduğunu düşünüyorum. Zirvenin ilham dolu verimli ve güçlü işbirliklerine vesile olmasını diliyorum. Kadın varsa üretim vardır, umut vardır. Kadın varsa gelecek vardır.” DÜNYA DÖNÜŞÜMDE GİRİŞİMCİLİK ÖNEM TAŞIYOR AGİDER Başkanı Gökçen Atmaca da Antalya Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle zirvenin ikincisini düzenlemekten dolayı çok mutlu olduklarını söyleyerek, “İlk zirveyi düzenlerken iken amacımız girişimcilik eko sistemine katkı sağlayacak bir buluşma noktası oluşturmak, deneyim paylaşımını teşvik etmek ve yeni işbirliklerine zemin hazırlamaktı. Bugün bu buluşmanın büyüyerek devam ettiğini görmek bizler için kıymetli. Dünya hızlı bir dönüşüm süreci içinde. Teknolojide yaşanan gelişmeler yeni iş modelleri ve değişen ekonomik dinamikler girişimciliği her zamankinden önemli yere taşıyor. Kurumların sivil toplumun ve girişimcilik ekosisteminin birlikte hareket etmesi sürdürülebilir ve güçlü ekonomik yapı için önemli bir gerekliliktir” diye konuştu. DENEYİMLERİNİ GENÇLERLE PAYLAŞTILAR Gökçen Atmaca moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; kadın girişimciler Başak Topbaştekin, Gaye Gül Ersan ve Zeynep Özcan deneyimlerini, yola nasıl çıktıklarını, başarı hikayelerini, finansal ve sosyal konularda karşılaştıkları zorlukları katılımcılarla paylaştı. Zirvenin sonunda S2B (Öğrenci-Girişimci Eşleşmesi) etkinliği de gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyasında Harcanan Çabanın 20'si Sonuçların Yüzde 80'nini Oluşturuyor Haber

İş Dünyasında Harcanan Çabanın 20'si Sonuçların Yüzde 80'nini Oluşturuyor

Sabahın ilk saatlerinde başlayan iş yoğunluğu, gün boyunca devam eden toplantılar ve akşam saatlerine sarkan sorumluluklar, kişisel zamanı neredeyse tamamen ortadan kaldırıyor. Çoğu birey, daha fazla çalışmanın mutlak başarı getireceği düşüncesiyle hareket etse de aslında enerjisini verimsiz ve sonuç getirmeyen işlere harcayabiliyor. Tüm dünyada kabul gören Pareto İlkesi'ne dayanarak harcanan çabanın yalnızca yüzde 20'sinin, elde edilen sonuçların yüzde 80'ini oluşturduğunu savunan pazarlama dünyasının önde gelen isimlerinden Perry Marshall, Ceres Yayınları etiketli "80/20 Satış Pazarlama" kitabı ile okuyuculara başarının büyük kısmını sağlayan o kritik yüzde 20'lik dilimi nasıl tespit edeceklerini adım adım gösteriyor. Günlük iş hayatına bakıldığında, zamanın büyük bölümünün e-posta trafiği, uzun toplantılar ve sürekli artan görev listeleri arasında geçtiği görülüyor. Ancak bu yoğunluk çoğu zaman gerçek anlamda sonuç üreten işlerle aynı oranda ilerlemiyor. Birçok kişi gün boyunca meşgul olmasına rağmen günün sonunda somut bir ilerleme sağlayamadığını fark edebiliyor. Benzer durum şirketler için de geçerli. Ürünlerin, müşterilerin ya da projelerin tamamı aynı etkiyi yaratmıyor. Kimi zaman sınırlı sayıda müşteri, toplam gelirin büyük bölümünü oluşturabiliyor; bazı ürünler ise satışların büyük kısmını tek başına taşıyabiliyor. İş dünyasında giderek daha fazla konuşulan verimlilik tartışmalarının merkezinde de tam olarak bu durum yer alıyor. Bu noktada tüm dünyada kabul gören Pareto İlkesi'ne dayanan pazarlama dünyasının önde gelen isimlerinden Perry Marshall kaleminden çıkan Ceres Yayınları etiketli "80/20 Satış Pazarlama" kitabı, iş hayatındaki karmaşayı daha sade bir bakışla değerlendirmeyi mümkün kılıyor. Katlanarak Büyüyen Verimlilik Gücü Yazara göre her 80/20'nin içinde başka bir 80/20 daha gizli duruyor. Bu durum, çabalarınızın en verimli yüzde 4'lük kısmının aslında toplam sonucun yüzde 64'ünü getirdiği anlamına geliyor. Eser, okuyucuya bu "altın dilimi" nasıl bulacağını ve enerjisini buraya nasıl kanalize edeceğini adım adım gösteriyor. Özellikle "Güç Üçgeni" olarak adlandırdığı Trafik, Dönüşüm ve Ekonomi kavramlarıyla, karmaşık pazarlama süreçlerini herkesin anlayabileceği bir basitliğe indirgiyor. Zaman Kaybettiren Müşterileri Beş Güç Diskalifiye Edicisi Formülüyle Eleyin Kitabın en dikkat çekici bölümlerinden birini ise "Av Tüfeğini Doldurmak" (Racking the Shotgun) yöntemi oluşturuyor. Bu yöntemle Marshall, geniş kitleler içinden gerçekten potansiyel barındıran müşterileri ayıklamanın yollarını anlatıyor. Zamanı boşa tüketen ve düşük getiri sağlayan işlerin hızla elenmesi gerektiğini savunan yazar, "Beş Güç Diskalifiye Edicisi" kriterleriyle satış süreçlerini hızlandırmanın formülünü paylaşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Genç Mucitler İzmir’de Buluştu Haber

Genç Mucitler İzmir’de Buluştu

Her yıl, 9-16 yaş arası çocuk ve gençlerin kendilerini “topluma duyarlı bilim insanı ve mühendis olarak görmelerini” amaçlayan ve dünya genelinde 100’ü aşkın ülkeden 300 binden fazla çocuğun katıldığı FIRST LEGO League Challenge turnuvalarının 22’nci sezon Ulusal Turnuvası bu yıl İzmir’in ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. UNEARTHED temasıyla düzenlenen turnuvada takımlar; geçmişin izini sürerek arkeolojik süreçleri, yer altı yapılarıyla gizli kalmış alanları ve eski uygarlıkların izlerini araştırıyor. Öğrenciler, karşılaştıkları sorunlara yenilikçi çözümler geliştirirken tasarlayıp kodladıkları robotlarla görevleri tamamlamaya çalışıyor. Gençlerin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarına ilgisini artırmayı hedefleyen organizasyonda öğrenciler robot tasarımı, yazılım geliştirme, problem çözme ve ekip çalışması gibi becerilerini ortaya koyuyor. 74 takım yarışıyor Fuar İzmir A Hol’de gerçekleştirilen Ulusal Turnuva’ya Türkiye’nin 21 farklı şehrinden toplam 74 takım, yaklaşık 750 öğrenci ve öğretmenleri katıldı. Turnuvanın açılış törenine, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, Bilim Kahramanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Bilim Kahramanları Derneği ve İZFAŞ yöneticileri, akademisyenler, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Büyükşehir ve İZFAŞ'a teşekkür Turnuvanın açılışında konuşan Bilim Kahramanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir, 22 yıldır düzenlenen Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvalarıyla bugüne kadar 47 bini aşkın çocuk ve gençle bir araya geldiklerini belirterek, “Bugünse hepimiz için bir kutlama günü. Bu sezon 501 takım ve 4 bin 500’ü aşkın çocuk ve gencin katıldığı bir programı mümkün kılmış olmanın gururunu yaşıyoruz. Her yıl daha fazla çocuğa ulaşma hayaliyle çalışmaya ve üretmeye devam edeceğimizi bilmek bana büyük bir güç veriyor” diyerek yıllardır İzmir yerel ve ulusal turnuvalarına ev sahipliği yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve İZFAŞ’a teşekkür etti. “Turnuvaya ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu ise “10 yıldır bu turnuvaya ev sahipliği yapmaktan çok büyük mutluluk duyuyoruz. Fuar İzmir’de biz hep ticaret, sanayi fuarları yapıyoruz, ama hiçbiri bu kadar neşeli, hiçbiri bu kadar bilim dolu, hiçbiri bu kadar coşkulu değil. O yüzden önümüzdeki yıllarda da burada sizlerle hep birlikte olmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. İki gün boyunca hepinize bol şans, bol keyif dolu, bilim dolu, heyecan dolu, tadını çıkaracağınız zaman diliyorum. İyi ki geldiniz, ayağınıza sağlık” dedi. Turnuva programında dönüşüm Bilim Kahramanları Derneği Genel Sekreteri Aslı Yıkıcı Yurtsever ise önümüzdeki yıldan itibaren First Lego League Challenge turnuvalarında yeni bir modele geçileceğini belirtti. Değişen ve gelişen dünyaya uyum sağlamak amacıyla programda dönüşüm sürecinin başlayacağını ifade eden Yurtsever, yapay zekanın da dahil olacağı yeni uygulamalarla programın daha katılımcı bir yapıya kavuşmasının hedeflendiğini vurguladı. Turnuva kapsamında iki gün boyunca robot yarışmaları, proje sunumları ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek. Turnuva sonunda dereceye giren 6 takım, ülkemizi uluslararası turnuvada temsil edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İlham Veren Kadınlar “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” İçin Buluştu Haber

İlham Veren Kadınlar “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” İçin Buluştu

Türkiye İş Bankası tarafından düzenlenen “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” paneli, farklı alanlarda önemli başarılar elde etmiş kadınların deneyimlerini aktarmalarına, bireysel gelişim ile toplumsal dönüşüm arasındaki ilişkinin farklı bir boyutta ele alınmasına vesile olmak amacıyla dört yıldır düzenleniyor. Bu yılki etkinliğin Beslenme uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu, The Godwild Kurucu Ortağı Dilara Koçak’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Dönüşüm: Topraktan Geleceğe” başlıklı ilk oturumunda sürdürülebilir yaşama yaptıkları katkılarla dikkat çeken konuşmacılar yer aldı. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur ABD’deki akademik kariyerini bırakarak annesinin kuraklıkla mücadele eden köyünde başlattığı susuz tarım dönüşümünü anlatırken; Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın sürdürülebilir yaşama geçiş için küçük adımların önemine değindi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise gıda israfının önlenmesine yönelik çalışmaları hakkında bilgi verdi. Gazeteci Gülay Afşar moderatörlüğündeki “Kendi Hikâyesini Yazanlar” oturumunda Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler kadın şef olarak bazı zorluklar yaşamış olsa da emek ve istikrarın iyi bir yere gelmek için büyük önem taşıdığını anlattı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney kadınların teknolojide ve yaşamın her alanında daha etkin roller üstlenmesinin önemine dikkat çekti. Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de kadınlara yönelik bir alanda başladığı girişim yolculuğunda karşılaştığı önyargılara değindi. SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Sınırların Ötesinde” oturumunda Ödüllü Oyuncu Fadik Sevin Atasoy Türkiye’nin ilk kadın samurayı olma sürecinde yaşadığı değişim ve dönüşümleri anlatırken; Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli başarılarındansa yenilgilerinin kendisi için daha öğretici olduğunu söyledi. Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse de dijital sanat alanında Japonya’ya uzanan başarılı kariyer yolculuğunu aktardı. Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda ise Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula beyaz yakalı kadınlar arasında yaptıkları araştırmanın Türkiye’de kadınlar için bir potansiyel sorununa değil bir sistem sorununa işaret ettiğini belirtti. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem kız çocuklarının doğru rol modellerle yönlendirilmesinin önemine işaret etti. PANEL KONUŞMALARI Dönüşüm: Topraktan Geleceğe Panelin “Dönüşüm: Topraktan Geleceğe” oturumu Beslenme Uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu ve The Good Wild Kurucu Ortağı Dilara Koçak moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Toprağın, suyun, havanın hasta olduğu bir ortamda insanların iyi olmasının mümkün olmadığını söyleyen Koçak, “Karnımızı doyuramadığımız, gıdaya erişemediğimiz bir ortamda barış, istihdam, eşitlik, eğitim de olmaz. Hem kendimizi hem geleceği iyi beslemek konusunda dönüşüm yaratmış kadınların hikayeleri bu açıdan çok ilham verici” diye konuştu. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur, ABD’de akademik kariyerini sürdürürken dedesinin vefatının ardından annesinin doğduğu köye döndüğünde, köyün adeta savaşa maruz kalmış gibi bir yıkıntıya uğradığını gördüğünü belirterek, şöyle konuştu: “Burada birileri bir şeyler yapmalı, biz yapmazsak kim yapar diye düşündüm. Kullanılabilir suyun yüzde 80’inin tarımda kullanıldığını, bu suyun neredeyse yarısının da israf edildiğini öğrenince su kullanmadan üretim yapabilir miyiz diye yola çıktık. Önce kuraklık canavarıyla savaşmaya çalıştım ama fark ettim ki kuraklıkla savaşamam. Doğayla barışırsam savaşmama da gerek kalmayacak. Akademik araştırmalarımı Anadolu kadınlarının kadim bilgisiyle birleştirince dönüşüm başladı. Bugün köyde Toprağın Melekleri kolektifiyle 42 çeşit tıbbi aromatik bitki, 6-7 çeşit baharat ve çay üretimini zehirsiz ve sulama olmadan yapıyoruz. Bugün gençlerin susuz tarıma ilgi duyduğunu görmek; köyde tekrar istihdam yaratmak, gençlerin, çocukların cıvıltılarını duymak çok güzel.” Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın, sadeleşme yolculuğunda öncelikle kişinin kendisinden ve evinden başlaması gerektiğini belirterek, “Sürdürülebilirlik sadece bireyle ilgili bir süreç değil ama devletler ve kurumların yanında bireylerin de yapabilecekleri var. Akıllara bir fikir düşürmek ve yüzde 5-10 değişim bile değerli. Eşyaları azaltınca evlerimizdeki alan artıyor. Evi derleyip toplamak, hayatla ilgili işleri yönetmek pratiklik gerektiriyor, eşyaları azaltmak bu pratikliği getiriyor ve zaman kazandırıyor. Gereksiz alışverişlerin daha fazla farkına vardığınızda eşya değil deneyimi önceliklendiriyorsunuz böylece para kazanıyorsunuz. O yüzden sadeleşmek aslında zenginleştiriyor” dedi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise, gıda kaybına dikkat çektiği konuşmasında “100 birim üretim yapıyorsak 25’ini yiyoruz, geri kalanı israf oluyor. Ancak burada değişim kesinlikle mümkün. Bunun için doğru satın alma ve saklama, bozulan ürünleri anlama, bozulduysa dönüştürme ve değerlendirme yollarını da içeren 9 adımdan oluşan bir rehber oluşturduk” dedi. Kurtuluşun topraktan olduğuna inandığını söyleyen Birgül, “Youtube kanalımızın adı Yemek Okuluydu; hedefim onu yavaş yavaş Tarım Okuluna çevirmek, toprağa dönmek ve bu yolculuğu daha iyi anlayarak matematikselleştirip, başkalarına da anlatabilmek” diye konuştu. Kendi Hikayesini Yazanlar Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler, yeme-içme sektörüne yönetici olarak başladığını ve hayatın evrilmesiyle restoranda şef olduğunu anlatarak, şunları söyledi: “Aslında yemek yapmakla ilgili bir eğitim almadım. Öğrendiklerim annemin evde öğrettiklerinden ibaretti. Bir nevi okyanusta çırpınarak yüzmeyi öğrendim. İlk zamanlar elbette kadın şefe pek alışkın olunmadığı için meraklı gözleri, ataerkil yaklaşımı hissettim. Halbuki mutfakta cinsiyetin değil emeğin ve istikrarın yarışması gerekiyor.” Kadınların görünür olmasının, tabuları yıkmalarının kendi ellerinde olduğunu ifade eden Özler, kadınların hayallerini gerçekleştirdiği süreçte emek ve istikrarın yanı sıra hiç vazgeçmemenin çok büyük önem taşıdığını, ancak bu yaklaşımla kadınların toplumda iyi bir yerlere gelebileceğini vurguladı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney de bir insanın en büyük gücünün anlık değişim, dönüşümle uyum sağlayabilmesi olduğuna dikkat çekerek, “Ben 12 yıl kadar turizm alanında çalıştıktan sonra bir GSM şirketinde çalışmaya başladım. Sürekli öğrenip gelişmek, hiçbir riskten ve sorundan korkmamak sayesinde bambaşka bir sektöre geçiş yapabildim” dedi. Öney, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz artık bir teknoloji servisi ya da ürün çağının içinde değil yepyeni bir sistemin içindeyiz. Bunu öğrenmek yetmeyecek, içini dizayn etmemiz gerekecek. Kadınlar da sadece teknolojik değil toplumsal, psikolojik, felsefi bütün unsurların bir araya toplandığı etik dizaynın yaratıcıları olmalı. ‘Ben bunu öğreneyim’ yaklaşımı yerine tavır değiştirip, “yardım etmeyelim, biz kadınlar olarak kolları sıvayalım, bu konuyu gerçek bir konu olarak üstlenelim” demeliyiz. Binlerce yapay zekâ aracına verdiğimiz bilgiler yarın insanlar açısından etik sorunlar yaratabilir. O yüzden sadece öğrenmekle kalmayalım yapay zeka dünyasında etik kısmın dizaynında da çalışalım.” Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de özellikle bir erkek olarak kadınlara yönelik bir alanda girişim yolculuğuna başladığında etrafında birçok kişinin bu durumu anlamlandıramadığını, garipsediğini söyledi. İyi bir ekiple ürünü ortaya çıkarıp hangi noktalarda farklı oldukları bilinir hale geldikçe olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Akpek, “Şirketimizde çalışanların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Zaten cinsiyetten bağımsız bir iş ortamı söz konusu olduğunda, insana ‘kadın’ veya ‘erkek’ değil de ‘insan’ olarak yaklaştığınızda sorunlar da azalıyor” diye konuştu. Sınırların Ötesinde “Sınırların Ötesinde” oturumunun moderatörlüğünü üstlenen SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin, “Sınırları aşmak derken hem uluslararası düzeyde başarılara imza atmak hem de kadınların önüne konulan sınırların ötesine geçmekten bahsediyoruz. Sınır dediğimiz şey bazen kendi içimizde başlıyor ama bunları aşmak da kadınların süper güçlerinden biri. Bunu çoğu zaman normalleştiriyor olsak da günlük hayattan kariyere kadar bu süper güç hepimizin omuzlarında” dedi. Ödüllü Oyuncu ve Türkiye’nin ilk kadın samurayı Fadik Sevin Atasoy, kendisini bir arketip olarak tanımladığı konuşmasında, “Ben farklı coğrafya ve zaman dilimlerinde birbirlerinden habersiz olmasına rağmen aynı onurlu duruşu paylaşan kadınların bir arketipiyim. Tarihin bir döneminde feodal bir coğrafyada savaşa giden kadınlar varken, başka bir zamanda Anadolu’da sırtında bebeğiyle cephane taşıyan kadınlar vardı. Bu kadınlar ortak bir duruş sergilediler” dedi. İçindeki bu arketiple tanışmasının vücudunda yayılmaya hazır bir tümör bulunduğunu haber almasının ardından gerçekleştiğini söyleyen Atasoy, samuray eğitimi ve sonrasındaki dönüşümünü şöyle anlattı: “16 onurlu duruşu olan kadın ile eğitim alırken 4,5 yıllık kanser mücadelemi kimseyle paylaşmamıştım. Son gün zihnim ve bedenim arasında bir mücadele başladı. Sınırları aşmak uğruna kendi sınırlarımı ihlal mi edecektim? Gerçeğimi reddetmedim, daha fazla devam edemeyeceğimi söyleyip bir ağaç gölgesinin altına oturdum. Ne kadar kırılgan, zaafları olan, yardıma muhtaç biri olduğumu o ağacın altında anladım. Gerçek gücüm kırılganlığımda, onu reddetmekte değil kabullenmekte saklıydı.” Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli ise, acının insanın hayatındaki yol gösterici rolüne işaret eden konuşmasında, “Doktora omuzum ağrıyor dediğimde, ‘Sınırını bilmemişsin, çok zorlamışsın’ demişti. Sonrasında yine çok zorladım. Üç ameliyat geçirdim. Şimdi sınırımı biliyorum. Bence hem psikolojik hem fiziksel anlamda acı hepimiz için bir yol arkadaşı. Nerede durmamız nerede harekete geçmemiz gerektiğini söylüyor” diye konuştu. Öte yandan acısız başarının da mümkün olmadığını; en büyük madalyalarını en kötü yenilgilerine borçlu olduğunu söyleyen Sürmeneli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ringe çıkıyorsun ve tek başınasın. Gününde olmayabilirsin, yenilebilirsin. Sonuçta hepimiz insanız, duygularımız var ama anda kalmak önemli. Kazandıklarımın değil kaybettiklerimin bana çok şey öğrettiğini düşünüyorum. Tokyo’da olimpiyat şampiyonu oldum. O zaman bu yolun güzelliğini anlayamamıştım. 2024 Paris Olimpiyatları’nda yenildim. Soyunma odasına gittim, ağladım, dışarıda ekibim bekliyordu. 17 senelik hocama sarıldım ve ‘Şu an ağlıyorum ama bu yenilgiden çok şey kazandığımı biliyorum’ dedim. 4 ay sonra da dünya şampiyonu oldum. Önemli olan düşmek değil tekrar tekrar kalkmayı bilebilmektir.” Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse, sanat dünyasını “sanatçı arkadaşlarıyla yarışmadığı, sadece herkesin farklı olduğu bir ortam” şeklinde gördüğünü belirterek, “Bizim kariyerimizde bir sergiyle kendinizden vazgeçersiniz, diğer serginizde yeniden inşa edersiniz. Yakın zamanda bir sergi yaptım. Orada bir Ecem’i bitirdim, bir Ecem’i gösterdim, bir sonrakinde yeniden bir Ecem kuracağım. Ben, daha iyi bir dünya olabileceğine inanıyorum. Teknolojinin yanında ve karşısında insanın nereye gideceğini düşündüğüm genel bir bakışla eserlerimi üretiyorum. Daha iyi bir insan topluluğu için daha iyi bir dünya kurulabilir gibi bir niyetle kendi sanatımı yapıyorum” diye konuştu. Son kişisel sergisini Japonya’da gerçekleştirdiğini ve burada teknoloji ile samimiyet arasındaki ilişkiyi sorguladığını aktaran Köse, Samimiyeti Japonya’da aradığım bir sergi yaptım. Kültürlerinde bunu saklamak var. O yüzden termal kameralarla çektiğim günlük hayat fotoğraflarını sergiledim. En sonunda bilgisayarımı da çekmeye başladım çünkü o da ısınıyordu. Böylece insan ve teknoloji arasında birbirine dönen, birbirini sorgulayan bir sergi oldu” dedi. Kız çocukları için doğru rol modellerin önemi Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula da Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, beyaz yakalı kadınlar arasında bir araştırma yaptıklarını belirterek, araştırmaya ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Araştırmaya katılan beyaz yakalı kadınların %73’ü ‘cinsiyet eşitliği yok’, %75’i ‘şirketimin sistemi erkeklere göre kurulmuş’, %72’si ‘hayatımın en az bir mülakatında cinsiyetçi sorularla karşı karşıya kaldım’, %40’ı çocuk sahibi olmam kariyerimi ciddi şekilde etkiledi’ dedi. İstifa edenlerin %25’i ‘erkek sisteminden dolayı istifa ettiğim için ‘istifa ettim’ gibi değil ‘istifa ettirildim’ gibi hissettim’ düşüncesinde. Ayrıca yükselen kadınların önemli bir kısmında sistemin cam tavanlarını yıkmak için erkek mentöre destek duyulmuş.” Abdula, bu sonuçlara bile bakıldığında Türkiye’de çok net bir şekilde kız çocukları ve kadınlarla ilgili bir potansiyel sorunu değil sistem sorunu olduğunun görüldüğünü, bu konuda daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Türkiye’deki doğurganlık oranlarıyla ekonominin erkek işgücü üzerine oturtulamayacağını, sitemin sürdürülebilirliği için çok hızlı bir şekilde kadın istihdamının %50’lere çıkarılması gerektiğini ifade eden Abdula, şirketlerden önce evlerde özellikle iş yükü, çocuk bakımı gibi konularda sosyolojik bir dönüşümün şart olduğunu söyledi. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem de kız erkek fark etmeksizin her çocuğun hayal kurma potansiyeliyle doğduğunu, ancak bu potansiyelin sürdürülebilirliğinin büyük ölçüde çevre etkenlerine bağlı olduğunu söyleyerek şöyle konuştu: “Süreç içerisinde kız çocukları okula başladığında bir yerde sistematik olarak başarı/başarısızlıklar, doğru/yanlışlar derken yavaş yavaş geriye çekilme oluyor. Doğal öğrenme sürecinde aslında ‘yapabilirim’ diye başlıyor, ‘ama’larla kitleniyor, öz yeterlilik dediğimiz duygu yavaş yavaş yok oluyor. Bu nedenle doğru rol modellerin mutlaka kız çocuklarını yönlendirmesi çok önemli. Sıkıştığında kendini güvenli alanlara kaydırıyor, kendi sınırlarını koyuyor. Böylelikle ‘ben ancak bu kadarını yapabilirim’ gibi yaklaşımla toplumsal algı kodlamaları oluyor. Sistem eşit bir güven zemini oluşturmuyorsa bireysel cesaret yavaş yavaş yorgunlaşıyor, kırılıyor.” Hiçbir zaman umutsuz olmadıklarını dile getiren Erdem, “Özellikle eşit koşullar, destek mekanizmaları sağlandığında kadınların yapamayacağı hiçbir şey olmadığına inanıyoruz. Yeter ki eşitlik politikalarını içselleştirelim. Sorunumuz kültürel kodlamalarda ve bunlar için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Üretim, Kadınlarla Güçlenen Enerji Ekosistemi İnşa Ediyor Haber

Enerjisa Üretim, Kadınlarla Güçlenen Enerji Ekosistemi İnşa Ediyor

Enerji sektöründe kadınların artan rolü, sahadan gelen gerçek deneyimler ve somut çıktılarla giderek daha görünür hale geliyor. Tamamı kadınlardan oluşan operasyon yapısıyla Çanakkale’de yer alan Ovacık RES, sahada yüksek performansla yürütülen ölçekli ve güçlü bir dönüşümü temsil ediyor. Kadın mühendis ve teknisyenlerin aktif rol aldığı bu model, teknik alanlarda temsiliyetin sürdürülebilir biçimde güçlendiğini ve kalıcı bir gelişim ivmesi kazandığını gösteriyor. Kadınların Gücüyle Enerji Dönüşümü Enerjisa Üretim’in insan ve kültür stratejisinin güçlü bir ayağını oluşturan REDKA (Rüzgârı Enerjiye Dönüştüren Kadınlar) programından yetişen kadın profesyoneller bugün rüzgâr santrallerinde operasyonun aktif bir parçası olarak görev alırken, Ovacık RES ölçeklenebilir ve ilham veren bir kapsayıcı dönüşüm modeli olarak konumlanıyor. REDKA Mühendis ve Teknisyen programları kapsamında 25 kadın mühendis ve teknisyen Enerjisa Üretim bünyesine kazandırıldı. Bu güçlü yetenek yapısı, REDKA’nın nitelikli, sürdürülebilir ve uzun vadeli bir yetenek geliştirme platformu olarak enerji sektörüne kalıcı değer sunduğunu ortaya koyuyor. Kapsayıcı Enerji Ekosistemi Enerjisa Üretim, yenilenebilir enerji yatırımlarını büyütürken, fırsat eşitliğini kurumsal kültürünün merkezine yerleştiriyor, kapasite artışını güçlü bir yetenek altyapısıyla birlikte ilerletiyor. 2026’da REDKA Teknisyen programı yeni dönemiyle devam edecek. Mayıs ayında duyuruları yapılacak program kapsamında katılımcılar birebir ve uygulamalı teknik eğitimlerle sahaya hazırlanacak. Sınırlı kontenjanla ilerleyen bu yapı, derinlemesine öğrenme ve kalıcı istihdam etkisi yaratmayı hedefliyor. “Kadınların gücüyle büyüyen bir gelecek” Megavatların ötesinde insan odaklı dönüşümü vurgulayan Enerjisa Üretim İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Gürkale, “Enerji dönüşümünün kalıcı ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesi, teknoloji yatırımlarının yanı sıra güçlü bir yetenek dönüşümünü de gerektiriyor. Bugün dünyada sürdürülebilir büyümenin en güçlü itici güçlerinden biri çeşitlilik ve kapsayıcılıktır. Enerjide dönüşümü yalnızca teknolojik bir ilerleme olarak görmüyoruz; bunun aynı zamanda derin bir kültürel dönüşüm olduğuna inanıyoruz. Veriye dayalı iş modelleriyle dijitalleşmeyi ve sürdürülebilirliği odağına alan sektörümüzde, giderek daha karmaşık ve teknik sorulara yanıt üretebilmek için yüksek yetkinliklere sahip güçlü bir yetenek havuzu oluşturmak kritik önem taşıyor. Tam da bu noktada, fırsat eşitliğini güçlendiren adımların sektörün dönüşüm hızını artırdığına inanıyoruz. REDKA programımızla kadın mühendis ve teknisyenleri sektörün teknik kalbine taşıyor, yetkinlik temelli bir fırsat eşitliği modeli inşa ediyoruz. Çanakkale Ovacık RES’te tamamen kadınlardan oluşan operasyon yapımız, bu yaklaşımın sahadaki en somut göstergelerinden biri. Burada ortaya koyduğumuz model, yüksek ölçekli bir yenilenebilir enerji yatırımında kadınların her rolde güçlü performansla yer alabildiğini gösteren net bir dönüşüm hikâyesi. Enerji sektöründeki büyüme ve değişimin beraberinde getirdiği fırsatların, kadınların önündeki görünmez bariyerleri ortadan kaldırmasını hedefliyoruz. Bu işin kadını erkeği olmadığı bilincini önce zihinlerde, ardından sahada kalıcı hale getirmek için kararlılıkla çalışıyoruz” dedi. Gürkale sözlerine şöyle devam etti: “30. yılımızda rüzgâr enerjisinde 1.000 MW kurulu güç eşiğini aşan ilk şirket olarak sektörde önemli bir kilometre taşına ulaştık. Bu başarıyı bizim için anlamlı kılan; organizasyonumuzda hayata geçirdiğimiz dönüşüm, açtığımız kariyer yolları ve güçlendirdiğimiz yetenek ekosistemidir. Büyüklüğü megavatların ötesine taşıyor, inşa ettiğimiz kapsayıcı ve sürdürülebilir yetenek ekosistemiyle birlikte daha güçlü, daha kalıcı ve daha anlamlı bir değer yaratıyoruz. Enerjinin geleceğinde kadınların imzası her geçen gün daha belirginleşiyor. Biz de bu dönüşümü söylemle sınırlamıyor, sahada somut uygulamalarla büyütüyor ve kalıcı hale getiriyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB, “Sanayinin ve Dönüşümün Yeni Hikâyesi: Çevresel Ürünler” Raporunu Yayımladı Haber

TSKB, “Sanayinin ve Dönüşümün Yeni Hikâyesi: Çevresel Ürünler” Raporunu Yayımladı

TSKB Ekonomik Araştırmalar, Türkiye’nin üretim ve ticaret yapısında giderek daha stratejik bir alan haline gelen çevresel ürünlere ilişkin yeni raporunu yayımladı. “Sanayinin ve Dönüşümün Yeni Hikâyesi: Çevresel Ürünler” başlıklı raporda, Türkiye’nin çevresel ürün üretimini artırmasının üretim desenini daha bilgi yoğun ve yüksek katma değerli ürünlere kaydırabileceği vurgulanıyor. Raporda Türkiye’nin çevresel ürünlerdeki konumu; ihracat performansı, Avrupa Birliği pazarındaki payı ve ekonomik kompleksite göstergeleri üzerinden analiz ediliyor. Raporda öne çıkan satır başları şöyle sıralanıyor: • OECD’nin son güncellemesine göre çevresel ürünler 345 sanayi ürününü kapsıyor. Yenilenebilir enerji ekipmanlarından atık ve su yönetimi teknolojilerine uzanan bu ürün grubu, hem ekosistem dostu dönüşüm için temel girdileri sağlıyor hem de daha bilgi yoğun üretimi temsil ediyor. • Türkiye’nin çevresel ürün ihracatı 2025 yılı üçüncü çeyrek itibarıyla yıllıklandırılmış verilerle 31,5 milyar dolara ulaştı. Çevresel ürün ihracatı diğer ürün gruplarına kıyasla daha hızlı büyürken, ihracat birim fiyatlarındaki artış da daha güçlü seyrediyor. • Türkiye’nin toplam ihracatı içinde çevresel ürünlerin payı 2025 üçüncü çeyrek itibarıyla yıllıklandırılmış verilere göre yaklaşık %12 seviyesine ulaştı. Öte yandan çevresel ürünlerin AB ithalatından aldığı pay da bilhassa 2017 yılından sonra ivmeli bir artış ile dikkat çekiyor. • Ekonomik Kompleksite Atlası metodolojisi kullanılarak yapılan analizler, çevresel ürünlerin diğer ürünlere kıyasla daha kompleks ve üretken bilgi yoğun olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’nin henüz rekabet gücünün bulunmadığı yeni çevresel ürünlerin dahi diğer yeni ürünlere göre daha sofistike olduğu görülüyor. • Çevresel ürünleri üretmek için gerekli yetenek stokunun, diğer ürün gruplarına kıyasla daha fazla yeni ürüne geçiş imkânı sunduğu değerlendiriliyor. Türkiye daha fazla çevresel ürün üreterek hem diğer ürünleri üretmede kullanabileceği yetenekleri kazanabilir hem de üretim desenini daha bilgi yoğun ürünlere kaydırabilir. • Çevresel ürünlerde rekabet gücünün artırılması; Türkiye’nin ihracat artışı, yapısal dönüşüm yönünde yetenek birikimi ve ekosistem dostu küresel dönüşüm için gerekli girdilerin üretimi olmak üzere üç temel alanda katkı sağlayabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.