Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TIW2026, “Humanity 6.0” Temasıyla Geleceğe Işık Tutacak Haber

TIW2026, “Humanity 6.0” Temasıyla Geleceğe Işık Tutacak

Türkiye'nin ve yakın coğrafyanın en büyük inovasyon buluşması Türkiye Innovation Week 2026'nın basın tanıtım programı, TİM Başkanı Mustafa Gültepe, TİM Başkan Vekili Kutlu Karavelioğlu ve teknoloji-inovasyon ekosistemi paydaşlarının katılımıyla TİM Dış Ticaret Kompleksi'nde gerçekleştirildi. Programa, Türkiye Innovation Week 2026'nın Ana Stratejik Partneri Trendyol'un yanı sıra Stratejik Partnerler İhracatı Geliştirme AŞ, Türk Ticaret Bankası, Türkiye Sigorta, Ziraat Bankası, VakıfBank, Halkbank ve Doğuş Teknoloji'nin temsilcileri de katıldı. Programda, 15-17 Ekim tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenecek Türkiye Innovation Week 2026'nın teması, kapsamı ve programına ilişkin detaylar paylaşıldı. Bu yıl “Humanity 6.0 – İnsanlığın Yeni Evresi” temasıyla düzenlenecek etkinlikte; yapay zekâ, robotik, biyoteknoloji ve veri teknolojilerinin şekillendirdiği yeni dönemde insanın değişen rolü, üretimin ve iş yapış biçimlerinin geleceği ile inovasyonun toplumsal dönüşümdeki yeri farklı disiplinlerden uzmanların katılımıyla ele alınacak. “Yeni çağın pusulası insanı gösteriyor” Tanıtım programında konuşan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, insanlığın yeni bir dönüşüm evresinin eşiğinde bulunduğunu belirterek, “Humanity 6.0: İnsanlığın yeni evresi. Buharla başlayan dönüşüm, elektrikle, otomasyonla ve dijitalleşmeyle sürdü. Her evre üretimi, ticareti ve hayatı yeniden şekillendirdi. Bugün yapay zekâ, robotik, biyoteknoloji ve veri sistemleriyle çok daha hızlı bir değişim sürecinden geçiyoruz. Peki, dünya bu değişim ve dönüşüme ne kadar hazır?” dedi. Yeni çağın pusulasının bu kez ne Batı'yı ne de Doğu'yu gösterdiğini ifade eden Gültepe, insanın bu dönüşümün merkezinde yer aldığını vurguladı. Anadolu'nun insanlık tarihindeki birçok önemli dönüşüme ev sahipliği yaptığını hatırlatan Gültepe, bu güçlü tarihsel mirasın temsilcileri olarak Türkiye'nin yeni dönüşüm sürecinde de söz sahibi olması gerektiğini söyledi. “Dönüşümün yalnız kullanıcısı değil, üreticisi olmak istiyoruz” Türkiye'nin inovasyon kapasitesini her geçen yıl daha ileri taşıdığını belirten Gültepe, Küresel İnovasyon Endeksi'nde 2013 yılından bu yana 23 basamak yükseldiklerini hatırlattı. Sıralamada daha üst basamaklara çıkmayı hedeflediklerini kaydeden Gültepe, bunun yolunun daha fazla düşünmekten, tasarlamaktan ve sınırları zorlamaktan geçtiğini ifade etti. TİM tarafından her yıl hazırlanan “İnovasyon ve İhracat Raporu”nun sonuçlarına da değinen Gültepe, markalı ihracat yapan firmaların AR-GE harcamaları ve patent birikimlerinin belirgin biçimde yüksek olduğunun altını çizdi. İnoSuit Programı'nın etki analizinin de inovasyonun ihracata sağladığı katkıyı ortaya koyduğunu belirten Gültepe, programı tamamlayan firmaların tamamının ihracat kilogram birim değerinin Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu söyledi. Gültepe, “Biz içinde bulunduğumuz dönüşümün yalnız kullanıcısı değil, aynı zamanda üreticisi olmak istiyoruz. Teknolojiyi geliştiren ve ihraç eden bir ülke hayal ediyoruz. Türkiye'yi ihracatta ilk 10 ülke arasına taşıma hedefimize ancak bu yolla ulaşabileceğimizi biliyoruz.” ifadelerini kullandı. İnovaLİG şampiyonları ödüllerini alacak İnovasyon kültürünün Türkiye genelinde yaygınlaşmasına katkı sağlayan İnovaLİG programına bu yıl 70 ilden 2 bin 641 firmanın başvurduğunu belirten Gültepe, İnovaLİG şampiyonlarının ödüllerini Türkiye Innovation Week'in ikinci gününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden alacağını söyledi. “İnsanı teknolojinin merkezinde konumlandırıyoruz” TİM Başkan Vekili Kutlu Karavelioğlu ise Türkiye Innovation Week'i her yıl daha ileri bir noktaya taşıdıklarını belirterek, bu yılki temayla teknolojiden önce insana odaklandıklarını söyledi. Teknolojide yaşanan baş döndürücü gelişmelerin yalnızca kullanılan araçları değil; çalışma ve dinlenme biçimlerini, kurumları, sosyal hayatı ve insanın kendisini de dönüştürdüğünü ifade eden Karavelioğlu, yapay zekânın bu değişimin en önemli unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Karavelioğlu, “Önünde durduğumuz eşiği, insanı bilgiye ulaşmada muazzam yeteneklere kavuşturmuş olan ve bu vasfıyla insanlık tarihinin en göz kamaştırıcı eserlerinden biri olan yapay zekâyla uzlaşarak, uyumlanarak birlikte aşmamız gerektiğine inanıyoruz.” dedi. Meselenin teknoloji ile insanı karşı karşıya getirmek olmadığını belirten Karavelioğlu, teknolojinin insanlığın yapabileceklerini değiştirdiği bir dönemde, insanın gelecekte neye dönüşeceğinin de tartışılması gerektiğini dile getirdi. İnovasyon kavramına yalnızca teknoloji penceresinden bakmadıklarını vurgulayan Karavelioğlu, “İnovasyon bizim için AR-GE'dir, üretimdir, ihracattır, girişimciliktir, teknolojidir, gençliktir. Ama hepsinden önce de insandır. Bunun gözden kaçmasını hiç istemedik.” ifadelerini kullandı. Türkiye Innovation Week'in bu yıl insanı odağına alan güçlü bir tartışma zemini oluşturacağını belirten Karavelioğlu, teknolojik gelişmeler ile insan arasındaki uyumun geleceğin en önemli başlıklarından biri olacağını söyledi. 9 program alanında 120'den fazla konuşmacı Türkiye Innovation Week'in her geçen yıl daha geniş bir etkileşim alanına ulaştığını belirten Karavelioğlu, etkinliğin sosyal medya etkileşiminin geçen hafta 2,7 milyona ulaştığını aktardı. Etkinliğin farklı kesimleri aynı platformda buluşturmasının önemine işaret eden Karavelioğlu, “Biz bir öğrencinin bir girişimciyle, bir akademisyenin bir sanayiciyle, bir yatırımcının yepyeni bir fikirle karşılaşabilmesi ihtimalini seviyoruz. Verdiğimiz emeğin ve oluşturduğumuz etkinin uluslararası alanda karşılık bulmasından da büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi. Türkiye'den çıkan bir platformun inovasyon gibi sofistike bir alanda kalite ve içerik bakımından örnek gösterilen bir yapıya dönüşmesinin önem taşıdığını ifade eden Karavelioğlu, Türkiye Innovation Week 2026 kapsamında 9 farklı program alanı ve sahnede 120'den fazla konuşmacının yer alacağını söyledi. Üç günlük etkinliğin ötesinde bir inovasyon ekosistemi Türkiye Innovation Week'in yalnızca üç günlük bir etkinlik olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Karavelioğlu, organizasyonun yıl boyunca sürdürülen AR-GE, girişimcilik, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik çalışmalarının geniş kitlelerle buluştuğu önemli bir platform olduğunu söyledi. İş dünyası temsilcilerinden gençlere, yeni teknolojilerden sanat ve deneyim alanlarına kadar geniş bir içerik sunacak Türkiye Innovation Week 2026'nın, inovasyon konusunda toplumsal farkındalığı artırarak Türkiye'nin inovasyon ekosistemini daha da güçlendirmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

10. Çanakkale Bienali Başlıyor Haber

10. Çanakkale Bienali Başlıyor

2006 yılında başlayan ve ilk edisyonunu 2008'de gerçekleştiren Çanakkale Bienali, kültür-sanat alanında 20 yıllık birikimini yansıtan yeni üretimler, uluslararası iş birlikleri, yerel ortaklıklar ve farklı disiplinleri bir araya getiren kapsamlı bir programla kurguladığı 10. edisyonuyla sanatseverlerle buluşuyor. Bu yıl "Metcezir // Ebb & Flow" başlığı altında gerçekleşen bienal; suyun çekilmesi ve yükselmesiyle ortaya çıkan hareketi, yalnızca fiziksel bir doğa olayı olmasının ötesinde, hafızanın, coğrafyanın ve zamanın sürekli dönüşümünü çağrıştıran bir metafor olarak ele alıyor. Su, toprak, hafıza ve dönüşüm kavramları etrafında şekillenen program, biriken zamanın ve değişen hafızanın izlerini çağdaş sanat aracılığıyla takip ediyor. Bienal kentin farklı katmanlarına yayılıyor Çanakkale Bienali'nin yıllar içinde kente kazandırdığı ve bugün kültürel işlevlerini sürdüren tarihî yapıların yanı sıra kentin farklı noktalarda ve gündelik yaşamın içindeki alternatif mekânlar da 10. edisyon kapsamında sanatla buluşuyor. Bienalin yıl boyunca etkinlik ve projelerine ev sahipliği yapan eski palamut depoları bölgesindeki MAHAL, StudioMAHAL ve DemirHAN; Türkiye'nin önemli arkeoloji ihtisas kütüphanesi Troia Vakfı Korfmann Kütüphanesi ve özgün mimarisiyle bölgenin arkeoloji mirasını dünyaya taşıyan Troya Müzesi, bienalin ana mekânları arasında yer alıyor. Çarşı içinde kültürel belleğin izlerini taşıyan Mavi Ev; Cuma Pazarı'na komşu bir park kalıcı bir kamusal sanat eserine ev sahipliği yaparken; yeni kuşak sanatçı ve tasarımcıların bir araya geldiği sanayi bölgesi ASTİM de bienal programına dahil oluyor. Çanakkale'nin denizle kurduğu tarihsel, kültürel ve gündelik ilişkinin önemli durağı Balıkhane ise bu yıl su ve deniz ekseninde hazırlanan özel bir seçkiye ev sahipliği yapıyor. Bienal, kent merkezinin ötesine geçerek Ayvacık, Assos ve Küçükkuyu'ya da uzanıyor. Ayvacık'ın Yukarı Tartışık Köyü'ndeki özgün kümelenme, 25 yıldır Küçükkuyu'da faaliyet gösteren Adatepe Zeytinyağı Müzesi, Assos'ta çocukları doğa ve sanatla buluşturan Güneşane Vakfı ve sanata alan açan İda Blue Adatepe, bu yıl bienal programının parçası olan mekânlar arasında yer alıyor. Seramikten ekolojik geçişlere, yeni üretimler ve uluslararası iş birlikleri 10. Çanakkale Bienali'nin programında, Çanakkale'nin güçlü seramik mirasına ayrılan "Özel Odak: Seramik" de önemli bir yer tutuyor. Seramiği bir üretim tekniği olarak görmenin dışında; hafıza, arkeoloji, tarih, coğrafya ve dönüşümle ilişkili bir malzeme olarak ele alan seçki, Troya Müzesi başta olmak üzere MAHAL, Korfmann Kütüphanesi ve Mavi Ev'de farklı kuşaklardan sanatçıların üretimlerini bir araya getiriyor. Çanakkale'nin tarihsel üretim geleneğiyle çağdaş sanat pratikleri arasında bir bağ kuran seçki, kentin arkeolojik ve kültürel mirasının güncel sanat üzerinden yeniden okunmasına da alan açıyor. Güçlü yerel ortaklıklar ve uluslararası destek ağı 10. Çanakkale Bienali, geniş bir destek ve iş birliği ağıyla hayata geçiriliyor. Bienalin ana destekçiliğini Dardanel ve Kale Grubu - Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM) üstleniyor. Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve Çanakkale Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilen bienale; Troya Kazı Başkanlığı, ÇATKAV ve Troia Vakfı yerel paydaş olarak katkı sunuyor. 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu ise kurumsal destekçiler arasında yer alıyor. Bienalin uluslararası program ve yeni üretimleri; Institut français de Turquie, Goethe-Institut, British Council, Tarabya Kültür Akademisi, Hollanda Konsolosluğu ve CutureCIVIC programının yanı sıra SAHA Derneği ve Clubhouse'un üretim destekleriyle hayata geçiyor. Bienalin, çağdaş sanatın diliyle suyun hareketini, toprağın hafızasını, zamanın izlerini ve dönüşümleri ele alan eserlerin yer aldığı "Metcezir // Ebb & Flow" başlıklı 10. edisyonu, tüm sanatseverleri 10 Ekim'den itibaren Çanakkale'yi yeniden keşfetmeye davet ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Mimarın Yerini Alacak mı? Haber

Yapay Zekâ Mimarın Yerini Alacak mı?

Bugün için yanıt, mimarlığın yalnızca biçim üretmekten ibaret olmadığını hatırlamakta yatıyor. Mimarlık; bağlamı okumayı, kullanıcıyı anlamayı, teknik, ekonomik ve çevresel veriler arasında seçim yapmayı ve çoğu zaman birbiriyle çelişen koşulları bütüncül bir tasarım düşüncesine dönüştürmeyi gerektiriyor. Üstelik mimar yalnızca tasarlamıyor; aldığı kararların mesleki ve hukuki sorumluluğunu da üstleniyor. Tasarlamaktan Çok, Tasarım Süreci Değişiyor Yapay zekânın yakın dönemdeki en büyük etkisinin mimarı ortadan kaldırmaktan çok, mimarın çalışma biçimini değiştirmesi bekleniyor. Araştırma, alternatif üretimi, görselleştirme, şartname ve dokümantasyon gibi zaman alan süreçlerin bir bölümünün hızlanması, mimarın zamanını daha fazla tasarım düşüncesine, karar vermeye ve kullanıcıyla kurduğu ilişkiye ayırmasına olanak sağlayabilir. Ancak bunun başka bir sonucu daha var: Yapay zekâyı çalışma modeline doğru biçimde entegre eden mimarlık ofisleri ile geleneksel yöntemlerle çalışanlar arasındaki üretim hızı ve kapasite farkının giderek açılması mümkün görünüyor. Hatırlı Mimarlık’ın kurucu ortağı ve mimar Yeşim Hatırlı bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “Kısa vadede yapay zekânın mimarın yerini alacağını düşünmüyorum. Ancak yapay zekâyı doğru kullanan mimarların ve onu çalışma biçiminin bir parçası haline getiren mimarlık ofislerinin öne çıkacağı açık. Asıl belirsizlik daha uzun vadede başlıyor.” Mimarın Rolü Yeniden Tanımlanabilir mi? Dönüşüm yalnızca üretim hızından ibaret değil. Bugün genç mimarların mesleği öğrenmesinde önemli yer tutan çizim, modelleme, dokümantasyon ve araştırma gibi işlerin bir bölümünün yapay zekâ tarafından üstlenilmesi, ofis içindeki görev dağılımını ve mimarın yetişme biçimini de değiştirebilir. Bu durumda geleceğin mimarı için teknik üretim kadar; doğru soruyu kurabilmek, seçenekler arasından seçim yapabilmek, bağlamı yorumlamak ve üretilen bilginin doğruluğunu sorgulamak önem kazanacak. Yapay zekânın ürettiği bir tasarımın kime ait olduğu, kullanılan verinin güvenilirliği, fikri mülkiyet, mahremiyet ve mesleki sorumluluk gibi konular da mimarlığın önündeki yeni tartışma alanları arasında. Yeşim Hatırlı’ya göre: “Bugün yapay zekâyı güçlü bir araç olarak görüyoruz. Ama teknolojinin gelişme hızı düşünüldüğünde, on ya da yirmi yıl sonra mimarın rolünün nerede başlayıp nerede biteceğini kesin olarak söylemek mümkün değil. Belki de önemli olan bu belirsizlikten korkmak değil; değişimi izlemek, öğrenmek ve mimari düşüncenin merkezindeki insanı kaybetmeden yeni çalışma biçimlerine açık olmak.” Bu nedenle asıl soru belki de “Yapay zekâ mimarın yerini alacak mı?” değil, “Yapay zekâ çağında mimarın işlevi nerede, ne zaman ve nasıl yeniden tanımlanacak?” sorusu olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sivil Toplum ve Özel Sektör Temsilcileri Sürdürülebilirlik Gündemine “Başka Türlü” Bir Yaklaşım İçin Buluştu Haber

Sivil Toplum ve Özel Sektör Temsilcileri Sürdürülebilirlik Gündemine “Başka Türlü” Bir Yaklaşım İçin Buluştu

Toplumsal sorunların çözümünde yenilikçi yaklaşımların geliştirilmesi ve uygulanması amacıyla kurulan bir sosyal girişim olan SİM (Sosyal İnovasyon Merkezi); yeni oluşumu Başka Türlü Akademi ile sürdürülebilirlik alanında farklı bir öğrenme ve düşünme alanı açıyor. Sosyal girişimcilik, kurumsal sosyal sorumluluk ve gönüllülük, sivil toplum kapasite geliştirme ve kurumsal gelişim alanlarında çalışmalar yürüten SİM, Başka Türlü Akademi bünyesindeki ilk eğitim buluşmasını, sivil toplum ve özel sektörden sürdürülebilirlik alanında çalışan profesyonellerin katılımıyla gerçekleştirdi. Tam gün süren programda katılımcılar; sürdürülebilirliği yalnızca hedefler, göstergeler ve taahhütler üzerinden değil, insanların gündelik tercihleri, karar verme biçimleri ve doğayla kurdukları ilişki üzerinden yeniden düşünmeye odaklandı. Sürdürülebilirlik gündeminin giderek daha fazla strateji, politika ve performans göstergeleri üzerinden ele alındığı bir dönemde Başka Türlü Akademi, tartışmayı bu çerçevenin ötesine taşımayı amaçlıyor. Programın çıkış noktası, sürdürülebilir dönüşümün yalnızca ne yaptığımızla değil, nasıl düşündüğümüzle, hangi varsayımlarla hareket ettiğimizle ve kendimizi doğanın neresinde konumlandırdığımızla da ilgili olduğu fikrine dayanıyor. Sürdürülebilirlik konusunda karşılaşılan etik ikilemlerin simüle edildiği tartışmalardan toprağın yeniden üretim kapasitesini deneyimlemeye uzanan farklı çalışmalarla, bireysel tercihler ile sistemik sorunlar arasındaki ilişkiye bakmaya odaklanan program, katılımcıları sürdürülebilirlik alanındaki kimi temel çelişkilerle doğrudan karşılaştırma yaklaşımıyla kurgulandı. Bu yaklaşımla, sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel değil tasarım, inovasyon, davranış bilimi, kurum kültürü ve karar alma süreçleriyle kesişen bir alan olarak yeniden ele alındı. Başka Türlü Bakmak, Sosyal İnovasyonun Doğasında Var 2011 yılında Türkiye’nin ilk Sosyal İnovasyon Merkezi olarak akademisyenler ve sivil toplum profesyonellerinin bir araya gelmesiyle kurulan SİM; toplumsal, kültürel, ekonomik ve çevresel sorunlara yenilikçi çözümler geliştirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bugüne kadar özel sektör, kamu, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla çok sayıda danışmanlık, araştırma, stratejik planlama, kapasite geliştirme ve eğitim çalışmasına imza atan SİM, bu birikimini şimdi Başka Türlü Akademi çatısı altında daha deneyimsel ve disiplinlerarası bir öğrenme yaklaşımına taşıyor. “Sürdürülebilirlik bugün çoğu zaman hedefler, göstergeler ve taahhütler üzerinden konuşuluyor. Oysa gerçek dönüşüm, önce düşünme ve bakma biçimlerimizi değiştirmemizi gerektiriyor.” diyen SİM Kurucu Direktörü Başak Yalvaç Özçağdaş, konuyla ilgili şunları söyledi: “Başka Türlü Akademi’yi, sürdürülebilirliği yalnızca bir gündem başlığı olarak değil; gündelik hayatımızdan kurumların karar alma biçimlerine kadar uzanan bir dönüşüm alanı olarak birlikte düşünmek için tasarladık. Alışılmış cevapları tekrarlamak yerine sorulara başka türlü bakıyor; sürdürülebilirliği yalnızca bir uyum alanı değil, yeni düşünme, tasarlama ve birlikte hareket etme biçimlerinin başlangıç noktası olarak görüyoruz. Başka Türlü Akademi’de bir “doğru cevaplar” alanı oluşturmaktan çok, farklı soruların birlikte sorulabileceği bir düşünme platformu yaratmayı hedefliyoruz.” Sürdürülebilirliğe farklı uzmanlık alanlarından bakan disiplinlerarası bir öğrenme topluluğunu bir araya getiren Başka Türlü Akademi’nin eğitmenleri arasında eğitim politikaları, ekolojik okuryazarlık ve biyomimikri alanlarında uzmanlaşan eğitimci ve araştırmacı Burcu Meltem Arık; sivil toplum, örgüt yönetimi, ekoloji ve hak temelli yaklaşım uzmanı Dr. Ali Alper Akyüz; toplumsal cinsiyet eşitliği, kapsayıcılık ve örgütsel kültür uzmanı Doç. Dr. Ece Öztan; uzman psikolog ve sosyal etki tasarımcısı Ayşe Yapıcı; sosyolog ve sosyal araştırmacı Çiğdem Akça; kent, çevre ve kentsel tarım araştırmacısı Dr. Melike Selin Ekenler, gastronomi ve sürdürülebilir mutfak alanlarında uzmanlaşan Şef Hande Matakan ile sosyal inovasyon, gönüllülük ve topluluk yönetimi uzmanı Başak Yalvaç Özçağdaş yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kesişen Riskler Çağında İş Dünyasının Yeni Başarı Tanımı Sustainable Brands Türkiye 2026'da Şekillenecek Haber

Kesişen Riskler Çağında İş Dünyasının Yeni Başarı Tanımı Sustainable Brands Türkiye 2026'da Şekillenecek

Dünyanın önde gelen sürdürülebilirlik platformlarından Sustainable Brands’in Türkiye organizasyonu olan ve bu yıl 14’üncü kez düzenlenecek Sustainable Brands Türkiye; iş dünyasının gündemine yön veren içerikleri, küresel perspektifleri ve farklı sektörlerden temsilcileri aynı çatı altında buluşturacak. Bugüne kadar 20 binden fazla katılımcı, 1.600’ü aşkın konuşmacı ve 400’den fazla oturuma ev sahipliği yapan Sustainable Brands Türkiye, 29-30 Eylül tarihlerinde kurumların değişen ekonomik, çevresel ve toplumsal koşullar karşısında nasıl daha dayanıklı, çevik ve etkili yapılar oluşturabileceğine odaklanacak. Kesişen Riskler Çağında Kolektif Yükseliş İklim, regülasyon ve dönüşüm gündeminde COP31 ile hız kazanan küresel gelişmeler de konferansın önemli başlıkları arasında yer alacak. Bu gelişmelerin iş dünyası, marka stratejileri ve rekabet gücü üzerindeki etkileri farklı sektörlerden uzmanların katkılarıyla değerlendirilecek. Konferans boyunca dayanıklılığı, güveni ve uzun vadeli değer yaratmayı destekleyen stratejiler; yapay zekâdan tüketici davranışlarına, değer zincirlerinden yeni iş modellerine kadar farklı disiplinlerden uzmanların katkılarıyla ele alınacak. Belirsizlikler karşısında güven inşa eden, dayanıklılığını artıran ve değişime yön verebilen şirketlerin rekabet avantajını nasıl güçlendirebileceği, konferansın temel tartışma başlıkları arasında yer alacak. Sustainable Brands Türkiye Ülke Başkanı Semra Sevinç, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Bugün iş dünyası, birbirini besleyen ekonomik, jeopolitik, teknolojik ve toplumsal risklerin aynı anda yaşandığı yeni bir gerçeklikle karşı karşıya. Bu yeni dönemde başarıyı belirleyen yalnızca büyümek değil; belirsizlikler karşısında dayanıklı, güvenilir ve geleceğe hazır kalabilmek. Sürdürülebilirlik de artık yalnızca çevresel ya da sosyal bir sorumluluk alanı değil; kurumların rekabet gücünü, güvenini ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesini şekillendiren stratejik bir iş yaklaşımı. Sustainable Brands Türkiye 2026'da amacımız; farklı sektörlerden liderleri ortak bir zeminde buluşturarak yeni fikirlerin, güçlü iş birliklerinin ve geleceğe hazır iş modellerinin gelişimine katkı sağlamak. Çünkü kesişen riskler çağında dönüşüm tek başına değil, birlikte mümkün." Dayanıklı Büyümenin Yeni Gündemi Masaya Yatırılacak Sustainable Brands Türkiye 2026’nın programında dayanıklı büyümenin yeni koşulları, teknoloji ve yapay zekâ destekli dönüşüm, yeni tüketici dinamikleri, değer zincirlerinin yeniden tasarlanması, döngüsel ve yenileyici iş modelleri, davranış değişimi ele alınacak. Ayrıca, sürdürülebilir yaşam ile COP31'in öne çıkardığı iklim ve regülasyon gündemi farklı disiplinlerden uzmanların katkılarıyla odak noktasına taşınacak. Yerli ve yabancı konuşmacılar, değişen küresel dinamikler karşısında kurumların ihtiyaç duyduğu yeni stratejileri, ilham veren uygulamaları ve farklı bakış açılarını paylaşacak. Konferans, 29-30 Eylül tarihlerinde Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da gerçekleşecek. 2026’nın Öncü Sponsorları Sustainable Brands Türkiye 2026’ya bu yıl dönüşüme liderlik edecek markalar arasında Borusan Otomotiv, Eti, Ferrero Fındık, Akademi Çevre, L'Oréal Türkiye, Cargill ve Nestlé yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özer Matlı’dan Güçlü Mesaj: “60 Bin Üyemiz Dönüşüme Hazır, Asıl Yürüyüş Şimdi Başlıyor” Haber

Özer Matlı’dan Güçlü Mesaj: “60 Bin Üyemiz Dönüşüme Hazır, Asıl Yürüyüş Şimdi Başlıyor”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Özer Matlı ekibinin öncülüğünde açılanl Birlikte Çalışma Merkezi, geniş katılımlı bir törenle açıldı. Merkezin önündeki alanı dolduran sanayiciler, tüccarlar, KOBİ temsilcileri, küçük işletme sahipleri, girişimciler, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve basın mensupları, Bursa iş dünyasının geleceğine ilişkin güçlü bir buluşmaya imza attı. Yoğun katılımın yaşandığı törende Bursa iş dünyasına seslenen Özer Matlı, açılışın bir seçim ofisinin faaliyete geçmesinden çok daha büyük bir anlam taşıdığını belirtti. “Bursa iş dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz” Birlikte Çalışma Merkezi’nin kuruluş amacını anlatan Matlı, konuşmasına şu sözlerle başladı: “Bu akşam burada yalnızca bir merkezin kapılarını açmıyoruz. Bursa iş dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz. Buraya özellikle ‘seçim ofisi’ demedik. Çünkü bizim meselemiz yalnızca bir seçimi kazanmak değildir. Bizim meselemiz; Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nı 60 bin üyesinin tamamıyla yeniden buluşturmak, her üyemizi odasının gerçek sahibi yapmak ve Bursa’nın geleceğini birlikte kurmaktır. Bu nedenle buranın adı Birlikte Çalışma Merkezi.” Üyelere uzaktan seslenen değil, her komitede, sektörde ve iş kolunda üyeleriyle yan yana çalışan bir yönetim anlayışı oluşturacaklarını belirten Matlı, “Bir kişinin etrafında toplanmaya değil, bütün üyelerimizin gücünü aynı hedefte buluşturmaya geliyoruz. Biz daha yeni başladık” dedi. “Bursa’nın güçlü bir dönüşüme ihtiyacı var” Bursa’nın Türkiye’ye yön veren üretim, ticaret, ihracat ve istihdam merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Matlı, küresel değişim karşısında BTSO’nun mevcut yöntemlerle yoluna devam edemeyeceğini söyledi. Matlı şöyle konuştu: “Bugün çarşıda da fabrikada da atölyede de ofiste de aynı ihtiyacı duyuyoruz: Bursa’nın bir dönüşüme ihtiyacı var. Ticaretin kuralları değişiyor. Teknoloji, finansman, rekabet ve pazarlar değişiyor. Böylesine büyük bir değişim yaşanırken Bursa yerinde sayamaz. BTSO da alışılmış yöntemlerle yoluna devam edemez. Bursa’nın ihtiyacı sadece günü kurtaran adımlar değil, bütün sektörleri kapsayan güçlü bir dönüşümdür. İşte biz bu dönüşümü başlatmak için adayız.” Adaylığının yalnızca bir alternatif oluşturma amacı taşımadığını vurgulayan Matlı, göreve gelmek, sorumluluk almak ve Bursa iş dünyasını geleceğe hazırlamak için yola çıktıklarını söyledi. “Başarı, üyelerin hayatında oluşturulan etkiyle ölçülür” BTSO’nun kurumsal geçmişine ve kuruluş mirasına sahip çıkacaklarını dile getiren Matlı, birkaç gün önce BTSO’nun kurucusu Osman Fevzi Efendi’nin kabrini ziyaret ettiklerini hatırlattı. Kuruluşundan bugüne kadar emek veren bütün başkanlara, meclis üyelerine, meslek komitesi temsilcilerine ve çalışanlara teşekkür eden Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapılan her doğru işi Bursa’nın değeri kabul ediyoruz. Ancak geçmişe vefa göstermek, bugünün ihtiyacını söylemeye engel değildir. Tam tersine, o büyük mirasa sahip çıkmanın yolu; kurumu zamanın ihtiyaçlarına göre yenilemek ve daha ileri taşımaktır. Çünkü kurumlar binalarıyla değil, üyeleriyle yaşar. Başarı, yapılan işlerin sayısıyla değil, üyelerin hayatında oluşturulan etkiyle ölçülür. Kurumlar gücünü makamlarından değil, temsil ettikleri insanların güveninden alır.” “Ben bir koltuğa değil, Bursa iş dünyasının sorumluluğunu taşımaya talibim” Üretimin içinden gelen bir iş insanı olduğunu belirten Özer Matlı, yatırım yapmanın, istihdam oluşturmanın ve binlerce çalışanın sorumluluğunu taşımanın ne anlama geldiğini bildiğini ifade etti. Bugün 32 şirket, 31 marka, 11 sektör, 81 il ve 7 bini aşkın çalışma arkadaşına ulaşan bir yapıyı birlikte kurduklarını belirten Matlı, Bursa Ticaret Borsası’ndaki görev dönemlerinde de kurumun gücünü ve etkinliğini artıran önemli çalışmalara imza attıklarını kaydetti. Matlı, “Bunları kendimi anlatmak için değil; Bursa iş dünyasının önündeki dönüşümü yönetecek tecrübeye, cesarete ve icra gücüne sahip bir ekip olduğumuzu belirtmek için söylüyorum. Ben bir koltuğa değil; Bursa iş dünyasının yükünü, beklentisini ve umudunu taşımaya talibim” dedi. “60 bin üyenin tamamının yönetimi olacağız” 60 Bin üyenin odalarından ayrıcalık değil adalet, mesafe değil temas, söz değil sonuç beklediğini ifade eden Matlı, destek veren ya da farklı düşünen her üyenin BTSO’nun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı: “Göreve geldiğimizde yalnızca bize oy verenlerin değil, 60 bin üyenin tamamının yönetimi olacağız” diyen Matlı, ticaret ve sanayinin birbirinin rakibi olmadığını belirtti: “Küçük işletmemiz, tüccarımız, KOBİ’miz, sanayicimiz, hizmet sektörümüz ve girişimcimiz bu odanın eşit sahibidir. Bir sektörün gücü diğerinin önüne geçmeyecek. Bir üyenin ölçeği, cirosu, çevresi ya da adresi aldığı hizmetin ölçüsü olmayacak. Odanın imkânları bütün üyelerimize adaletle ulaşacak.” 70 meslek komitesine hedef, yetki ve çalışma bütçesi Yeni yönetim anlayışında BTSO’nun 70 meslek komitesine daha güçlü ve işlevsel bir yapı kazandıracaklarını açıklayan Matlı, komitelerin yalnızca sorun aktaran ve toplantı yapan yapılar olmaktan çıkarılacağını söyledi. Matlı, “Komitelerimiz kendi sektörlerinin geleceğine yön veren, karar süreçlerine katılan ve sonuçları takip eden güçlü çalışma merkezleri olacak. Her komitenin hedefleri olacak, yetkisi olacak, çalışma bütçesi olacak. Komitelerimiz kaynak kullanan, proje geliştiren ve sonuç üreten yapılar hâline gelecek. Çünkü sektörünü en iyi bilenler, o sektörün içinde emek verenlerdir” ifadelerini kullandı. “BTSO’nun tek kuruşunu kullanmadan çalışıyoruz” Birlikte Çalışma Merkezi’nin ve bugüne kadar yürütülen bütün çalışmaların kendi imkânlarıyla hayata geçirildiğini açıklayan Matlı, bu süreçte BTSO bütçesinden herhangi bir kaynak kullanılmadığının altını çizdi: “Bu merkezi de yürüttüğümüz bütün çalışmaları da kendi imkânlarımızla, kendi emeğimizle ve kendi bütçemizle hayata geçiriyoruz. BTSO’nun tek kuruşunu kullanmadan çalışıyoruz. Bizim arkamızda odanın bütçesi değil, üyelerimizin güveni var. Bizim gücümüz makamdan değil, sahadan geliyor.” Sahada yürütülen çalışmalara katkı sunan yol arkadaşlarına da teşekkür eden Matlı, ulaşılmayan tek bir üye kalmayana kadar çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Bursa Dönüşüm Planı kamuoyuna açıklanacak Konuşmasında önümüzdeki dönemin çalışma takvimine ilişkin açıklamalarda da bulunan Matlı, Bursa’nın bütün ticaret ve sanayi alanlarını kapsayacak Bursa Dönüşüm Planı’nın yakın zamanda düzenlenecek bir basın toplantısıyla kamuoyuna sunulacağını duyurdu. Planın çarşıdaki esnaftan ihracatçı sanayiciye, küçük işletmelerden teknoloji girişimlerine kadar bütün üyeleri kapsayacağını belirten Matlı, “Hiçbir sektör dışarıda kalmayacak. Hiçbir üye geride bırakılmayacak. Açıkladığımız hiçbir çalışma kâğıt üzerinde kalmayacak. Tek merkez odaklı değil, bütün kentin kapsam içinde tutulduğu bir dönüşüm planı sunacağız.” dedi. Düzenlenecek basın toplantısının tek yönlü bir sunum olmayacağını vurgulayan Matlı şu ifadeleri kullandı: “Bu basın toplantısında amacımız yalnızca bizim konuşmamız değil; basın mensuplarımızın özgürce soru sorması ve her soruya açık yüreklilikle cevap verilmesi olacak. Son dönemde Bursa kamuoyunun haber alma hakkı adına görev yapan basın mensuplarının soru soramadığı, cevap alamadığı, tek yönlü ve seyirlik BTSO etkinliklerinin giderek alışkanlığa dönüştüğünü görüyoruz. Biz sorudan da şeffaflıktan da çekinmeyeceğiz.” Eylül ayında büyük Bursa buluşması Bursa Dönüşüm Planı’nın açıklanmasının ardından Eylül ayı içerisinde Bursa iş dünyasının bütün kesimlerini buluşturacak geniş katılımlı büyük bir organizasyon düzenleneceğini açıklayan Matlı, açılışın çalışmaların sonu değil başlangıcı olduğunu söyledi. “Kimse bugünkü açılışla yetineceğimizi düşünmesin. Bu akşam yalnızca kapıyı açıyoruz, asıl yürüyüş şimdi başlıyor” diyen Matlı, Bursa iş dünyasına şu çağrıda bulundu: “Gelin, bu yürüyüşe katılın. Fikrinizi, tecrübenizi, itirazınızı ve önerinizi getirin. Komitenizde bir üyemize daha ulaşın. Sektörünüzde bir kapıyı daha çalın. Çünkü dokunduğumuz her üyeyle daha güçlüyüz. Yan yana geldiğimiz her sektörle hedefimize daha yakınız.” Konuşmasını “Birlikte Güçlü, Birlikte İleri” sözleriyle tamamlayan Özer Matlı, Birlikte Çalışma Merkezi’nin 60 bin BTSO üyesinin tamamına açık olacağını vurguladı: “Bu merkez Özer Matlı’nın merkezi değildir. Bu merkez, 60 bin BTSO üyesinin evidir. Birlikte Çalışma Merkezimiz Bursa’mıza ve 60 bin üyemize hayırlı olsun.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrasya Tüneli'nde Döngüsel Tasarım Örneği Haber

Avrasya Tüneli'nde Döngüsel Tasarım Örneği

Dünya, baştan sona bir dönüşüm hikayesidir. Doğada hiçbir şey olduğu gibi kalmaz; taş aşınır toprak olur, ağaç yaşlanır toprağa karışır, su buhara dönüşür, mevsimler birbirinin içinden geçerek yeni başlangıçlara kapı aralar. İnsan eliyle üretilen nesneler de bu döngünün dışında değildir. Kimi zaman kırılır, yırtılır, eskir ya da işlevini yitirir. Oysa her son, yeni bir başlangıcın ihtimalini içinde taşır. Çünkü gerçek dönüşüm, bir nesnenin yalnızca biçimini değil, ona yüklenen anlamı da yeniden yaratabilmektir. Bu hikayenin başlangıcı da doğanın küçük ama beklenmedik bir dokunuşuyla oldu. Bir karganın düşürdüğü taş nedeniyle zarar gören ve enerji üretme işlevini kaybeden güneş paneli, Avrasya Tüneli tarafından atığa dönüştürülmek yerine yeniden değerlendirilmek üzere sanatçı ve akademisyen Dr. Işıl Eğrikavuk’la buluşturuldu. Sürecin merkezinde yalnızca panelin dönüşümü değil, çalışanların da bu dönüşümün bir parçası olması yer aldı. Işıl Eğrikavuk’un çalışanlarla gerçekleştirdiği atölyede, eserin taşıyacağı ortak niyetler ve yerleştirmede kullanılacak bitkiler birlikte belirlendi. Böylece panel, bu kez güneşten aldığı ışığı enerjiye dönüştürmek için değil; sürdürülebilirlik, yaratıcılık ve döngüsel yaşam fikrine ilham vermek için bir sanatçının elinde yeniden hayat buldu. Eğrikavuk: Bu yerleştirme birlikte düşünmenin yaşayan bir daveti Esere, “Birlikte: Diyalog Çemberi” adını veren Işıl Eğrikavuk, eseri şöyle anlatıyor: “Eser, Avrasya Tüneli çalışanlarıyla birlikte gerçekleştirilen bir sürecin sonucunda ortaya çıkan, yaşayan bir katılımcı sanat yerleştirmesidir. Proje, kullanım ömrünü tamamlamış bir güneş panelini yeniden işlevlendirerek sohbeti, karşılaşmayı ve birlikte düşünmeyi teşvik eden ortak bir buluşma alanına dönüştürür. Yerleştirmede bulunan bitkiler ve toprakta yer alan kelimeler, çalışanlarla gerçekleştirilen atölyede birlikte üretilen değerleri ve ortak niyetleri temsil ediyor. Bu eser zamanla değişir, büyür ve onu kullanan insanların hikayeleriyle yaşamaya devam eder. Bu yerleştirme, birlikte düşünmenin ve bakım vermenin yaşayan bir davetidir.” Avrasya Tüneli Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener: Kullanım ömrünü tamamlayan malzemeye yeni bir değer kazandırdık Eserin, 28 Temmuz 2026, Salı gerçekleştirilen açılışında Avrasya Tüneli çalışanları birlikte eserin etrafına tohum ekti. Böylece ‘Birlikte: Diyalog Çemberi’ zamanla büyüyen, değişen ve Avrasya Tüneli çalışanlarının katkısıyla yaşamaya devam eden bir bahçe ve diyalog alanına dönüşecek. Avrasya Tüneli’nin sürdürülebilirlik çalışmalarını ve bu çalışmaların güneş panelinin dönüşüm hikayesine nasıl ilham verdiğini anlatan Avrasya Tüneli Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener, süreçle ilgili şunları söylüyor: "Avrasya Tüneli, tasarımdan inşaata ve işletme sürecine kadar her aşaması sürdürülebilirlik yaklaşımıyla ele alınan bir proje. Bu anlayış, yatırımcılarımız Yapı Merkezi ve SK ecoplant'ın kurumsal kültürünü ve uzun vadeli vizyonunu da yansıtıyor. Çevresel, sosyal ve yönetişim ilkelerini odağına alan bu yaklaşım, bugün gerçekleştirdiğimiz her uygulamaya yön veriyor. İşletme binamız LEED Gold Sertifikası alacak şekilde tasarlandı ve inşa edildi. Elektrik tüketimimizin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak Uluslararası Yeşil Enerji Sertifikası (I-REC) ile belgelendirildik. Ayrıca 2021 yılından bu yana sera gazı emisyonlarımızı ISO 14064 standardına göre hesaplayıp uygun karbon kredileriyle dengeleyerek karbon nötr proje statümüzü koruyoruz. Bu yıl aldığımız ISO 14046 Su Ayak İzi Sertifikası ile su yönetiminde de uluslararası standartlara uyumumuzu güçlendirdik. Ancak sürdürülebilirlik bizim için yalnızca enerji verimliliği, karbon yönetimi ya da çevresel performans göstergelerinden ibaret değil. Aynı zamanda kaynakların yaşam döngüsünü yeniden düşünmek, kullanım ömrünü tamamlayan malzemeleri farklı bir değerle yeniden hayata kazandırmak ve bu süreçte insanı merkeze alan çözümler üretmek anlamına da geliyor. Bu yaklaşımla, zarar gören güneş panelini bir atık olarak değil, yeni bir hikayenin başlangıcı olarak gördük. Bir zamanlar temiz enerji üretimine katkı sağlayan bir panelin bugün çalışanları bir araya getiren, birlikte düşünmeyi teşvik eden yaşayan bir bahçe ve diyalog alanına dönüşmesi, sürdürülebilirliğin yalnızca teknik çözümlerden değil, aynı zamanda yaratıcılık, iş birliği ve ilham veren fikirlerden beslendiğini gösteriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.