Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Döviz

Kapsül Haber Ajansı - Döviz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Döviz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

En Karlı Yatırım Araçları Hangileri? Bu Yıl Hangi Yatırım Daha Çok Kazandırabilir? Haber

En Karlı Yatırım Araçları Hangileri? Bu Yıl Hangi Yatırım Daha Çok Kazandırabilir?

2026'da Yatırım Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli? Yatırım kararı almadan önce piyasa koşulları, enflasyon, faiz oranları, döviz hareketleri ve küresel ekonomik gelişmeler yakından takip edilmeli. Uzmanlara göre tek bir yatırım aracına yönelmek yerine portföyü çeşitlendirmek, olası riskleri azaltmanın en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor. Yatırım sürecinde dikkat edilmesi gereken başlıca noktalar ise şöyle sıralanıyor: Risk seviyesini doğru belirlemekUzun vadeli yatırım stratejisi oluşturmakPiyasaları düzenli takip etmekFarklı yatırım araçlarını değerlendirmekAni kararlar yerine planlı hareket etmekAltın Güvenli Liman Özelliğini Koruyor Belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların ilk tercihleri arasında yer alan altın, 2026 yılında da güvenli liman olma özelliğini sürdürüyor. Jeopolitik gelişmeler, merkez bankalarının politikaları ve küresel ekonomik görünüm altın fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Uzmanlar, özellikle uzun vadeli yatırım düşünenler için altının portföylerde önemli bir denge unsuru olabileceğini ifade ediyor. Borsa Uzun Vadede Dikkat Çekiyor Şirketlerin büyüme potansiyeline ortak olma imkânı sunan borsa, doğru hisse seçimi ve uzun vadeli bakış açısıyla yatırımcılar için önemli fırsatlar sunabiliyor. Uzmanlar, kısa vadeli fiyat hareketlerinden ziyade güçlü finansal yapıya sahip şirketlere odaklanmanın daha sağlıklı bir yatırım yaklaşımı olacağını vurguluyor. Mevduat Faizleri Hâlâ Tercih Ediliyor Faiz oranlarının yatırım kararları üzerindeki etkisi devam ediyor. Özellikle düşük risk tercih eden yatırımcılar için vadeli mevduat hesapları, düzenli getiri sağlaması nedeniyle dikkat çekiyor. Mevduat faizleri, piyasa koşullarına bağlı olarak değişiklik gösterdiğinden yatırımcıların güncel oranları takip etmeleri öneriliyor. Döviz Yatırımları Yakından İzleniyor Dolar ve euro gibi yabancı para birimleri, küresel ekonomik gelişmeler doğrultusunda yatırımcıların radarında yer almayı sürdürüyor. Döviz yatırımlarında yalnızca kur hareketlerine değil; merkez bankalarının faiz kararları, enflasyon verileri ve uluslararası piyasalardaki gelişmelere de dikkat edilmesi gerekiyor. Gümüş ve Değerli Metaller İlgi Görüyor Son yıllarda yatırımcıların ilgisinin arttığı gümüş, hem sanayi kullanım alanlarının genişlemesi hem de değerli metal olması nedeniyle alternatif yatırım araçları arasında gösteriliyor. Platin ve paladyum gibi diğer değerli metaller de belirli dönemlerde yatırımcıların ilgisini çekebiliyor. Kripto Varlıklarda Temkinli Yaklaşım Öneriliyor Kripto varlıklar yüksek getiri potansiyeli sunarken aynı zamanda yüksek risk de barındırıyor. Uzmanlar, bu alanda yatırım yapmayı düşünenlerin yalnızca kaybetmeyi göze alabilecekleri tutarlarla işlem yapmaları ve güvenilir platformları tercih etmeleri gerektiğini belirtiyor. Gayrimenkul Uzun Vadeli Yatırımcıların Gündeminde Konut, arsa ve ticari gayrimenkuller uzun vadeli yatırım araçları arasında önemini koruyor. Bölgesel gelişim potansiyeli, kira getirisi ve değer artışı beklentisi, yatırım kararlarında belirleyici faktörler arasında yer alıyor. Yenilenebilir Enerji Yatırımları Yükselişini Sürdürüyor Küresel enerji dönüşümüyle birlikte güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve enerji depolama sistemleri gibi alanlar da yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor. Özellikle enerji sektöründeki teknolojik gelişmeler ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlar, uzun vadeli büyüme potansiyeli taşıyan alanlar arasında değerlendiriliyor. Uzmanlardan Portföy Çeşitliliği Uyarısı Ekonomi uzmanları, 2026 yılında yatırım yaparken tek bir yatırım aracına bağlı kalmanın risk oluşturabileceğini belirtiyor. Altın, borsa, mevduat, döviz ve diğer yatırım araçlarının dengeli şekilde değerlendirildiği çeşitlendirilmiş bir portföyün, olası piyasa dalgalanmalarına karşı daha dayanıklı olabileceği ifade ediliyor. Yatırım kararlarının kişisel finansal hedefler, risk algısı ve yatırım süresi doğrultusunda verilmesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, yatırımcıların güncel ekonomik verileri ve piyasa gelişmelerini yakından takip etmelerinin önemine dikkat çekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CoinTR, Geleceğin Finansal Hizmet Merkezi Kur+’ı Duyurdu Haber

CoinTR, Geleceğin Finansal Hizmet Merkezi Kur+’ı Duyurdu

CoinTR’nin uzun vadeli ürün stratejisinin önemli bir parçası olarak konumlanan Kur+, finansal çözümleri tek bir çatı altında toplayan dinamik bir platform olarak öne çıkıyor. Kur+, zamanla gelişerek farklı finansal servisleri de bünyesinde barındıracak bir yapı olarak hizmet verecek. Platformun ilk aşamasında ise kullanıcılar, Türk Lirası’nı daha avantajlı koşullarla dönüştürebilecek. Kullanıcı içgörüsü ile geliştirildi Al. Sat. Sakla Artısıyla sloganı ile lanse edilen Kur+, CoinTR kullanıcılarının davranışları ve beklentileri doğrultusunda geliştirildi. Yapılan analizler, kullanıcıların yalnızca alım-satım işlemleriyle sınırlı kalmak istemediğini; dijital varlıklarını daha pratik, avantajlı ve hızlı bir deneyimle yönetmek istediğini ortaya koydu. Bu içgörüden yola çıkılarak geliştirilen Kur+, kullanıcıların farklı finansal ihtiyaçlarına tek bir noktadan ulaşabileceği ve zamanla yeni servislerle zenginleşecek bir finansal merkez olarak tasarlandı. Türkiye’nin güvenilir kripto borsalarından CoinTR, bu yapı ile kullanıcı ihtiyaçlarını daha iyi anlayan ve bu ihtiyaçlara göre şekillenen daha akıllı bir deneyim sunmayı hedefliyor. CoinTR Ürün ve Operasyon Direktörü Büşra Özsipahi yaptığı açıklamada: “Geleneksel yatırım araçları ile kripto varlık ekosistemi birbiri ile iç içe geçmiş durumda. Kullanıcı yatırımlarını yönetirken kendisi için en uygun ve avantajlı araca yatırım yapmak istiyor. Bunu yaparken de fiyat kontrolünü hala geleneksel yöntemlerle döviz büroları üzerinden yapıyor. Kur+ ile amacımız kullanıcılara kripto varlıklar alım satımının yanı sıra döviz için de bir alternatif sunmak. Kullanıcılarımızın geri bildirimlerine dayanarak geliştirdiğimiz Kur+’ta ilk etapta Türk Lirasını avantajlı olarak dönüştürebilecekler. Kur+ ile, kullanıcılarımıza sadece bir işlem platformu değil; tüm finansal ihtiyaçlarını tek bir çatı altında karşılayabilecekleri kapsamlı bir alım satım deneyimi sunmayı amaçlıyoruz. Kur+’ı yeni servislerle zenginleştirerek CoinTR’yi bir finansal hizmet merkezine dönüştürmeyi hedefliyoruz.” sözlerine yer verildi. CoinTR Kur+’ı kullanıcıları ile birlikte kutluyor. Kur+’ın kullanıma sunulmasına özel katılım koşullarını sağlayan yeni kullanıcılar 400 TL değerinde hediye alabilecek. Bunun yanı sıra KYC ve KYB sürecini tamamlayan uygun yeni ve mevcut kullanıcılar ise KUR+ işlem hacimlerine ve Net TL Yatırma kademelerine göre Hediye Merkezi Bonus Puanı kazanabilecek. Katılım şartları ile ilgili bilgi almak için linke gidiniz. Kur+ kullanıma sunulması için düzenlenen hediye bonus günleri 20 Temmuz 2026 saat 19:00 – 23 Ağustos 2026 saat 18:59 (TSİ) tarihleri arasında geçerlidir. Sorumluluk Reddi Beyanı Bu bültende yer alan bilgiler, yorumlar ve değerlendirmeler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla sunulmakta olup hiçbir şekilde yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. İçerikler, okuyucuların mali durumu, risk ve getiri tercihleri ya da yatırım hedefleri dikkate alınarak hazırlanmamıştır. Kripto varlıklar yüksek risk içermekte olup fiyatlarında ciddi dalgalanmalar yaşanabilir. Bu bültende yer alan bilgilere dayanarak alınacak yatırım kararlarının sonuçlarından okuyucular kendileri sorumludur. Herhangi bir yatırım kararı almadan önce kendi araştırmanızı yapmanız ve gerekli durumlarda yetkili bir finansal danışmana başvurmanız tavsiye edilir. Bültende sunulan bilgilerin doğruluğu ve güncelliği için azami özen gösterilmekle birlikte, bu bilgilerin eksiksiz veya hatasız olduğu garanti edilmez. Bu bültenin kullanımından doğabilecek doğrudan veya dolaylı zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması 2026 Yılı 1. Çeyrek Sonuçları Açıklandı Haber

Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması 2026 Yılı 1. Çeyrek Sonuçları Açıklandı

TL vadeli hesapların tercih edilme oranı ise önceki döneme 6 puanlık bir artış göstererek yüzde 24’e ulaştı. Bu çeyrekte kısa vadeli tasarrufların getiri beklentisinin düştüğü, yatırımcıların uzun vadeli yatırımlardan beklentisinin yükseldiği görüldü. Tasarruf sahiplerinin yüzde 45’i uzun vadeli, yüzde 42’si orta vadeli ve yüzde 13’ü de kısa vadeli getiri beklentisine sahip. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren ING Türkiye Özel Bankacılık ve Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Sezin Erken: “Araştırmamıza göre yatırımcıların giderek uzun vadeli getiriye yönelmesi, yatırım tarafında daha bilinçli karar ihtiyacını artırıyor. ING Türkiye olarak bu içgörüden hareketle, ING Mobil’i yalnızca bir bankacılık uygulaması değil, müşterilerimizin yatırım araçlarını analiz edebildiği, karşılaştırabildiği ve doğru kararlar almasını destekleyen güçlü bir yatırım platformu olarak konumluyoruz.” En sevilen dijital banka olma hedefiyle ilerleyen ING Türkiye, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında finansal sağlığa katkı sunmak amacıyla NielsenIQ iş birliğiyle gerçekleştirdiği Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması’nın 2026 yılı birinci çeyrek sonuçlarını paylaştı. Araştırmaya göre Türkiye’de tasarruf sahipliği oranı yüzde 51,3 seviyesinde gerçekleşirken, düzenli tasarruf yaptığını belirtenlerin oranı yüzde 84 oldu. Tasarrufu bulunmayanların yüzde 22’si ise yakın gelecekte birikim yapmayı planladığını ifade etti. Tasarruf motivasyonlarında ise geleceğe yatırım yapma isteği yüzde 34 ile ilk sırada yer alırken, beklenmedik durumlara karşı güvence oluşturma ihtiyacı yüzde 23 ile öne çıkan nedenlerden biri oldu. Araştırma sonuçlarına göre, tasarruf sahipleri ortalama iki farklı araç üzerinden birikim yapmayı sürdürüyor. Bu çeyrekte, ilk sırayı yüzde 44 ile yastık altı altın ve değerli madenler alırken, yastık altı döviz ve TL nakit ise önceki çeyreğe göre 8 puan artış göstererek yüzde 40 oranıyla ikinci sırada konumlandı. TL vadeli hesapların tercih edilme oranı ise önceki döneme 6 puanlık bir artış göstererek yüzde 24’e ulaştı. TL vadesiz hesaplar da önceki çeyreğe göre 4 puan artışla yüzde 13 oldu. Hisse senedi ve borsa yatırımları yüzde 18 seviyesinde gerçekleşti. 45 yaş üstü kişilerin yastık altı altın ve diğer değerli madenler, yastık altı döviz ve TL araçlarını daha sık kullandığı dikkat çekti. Ayrıca araştırma; altın ve değerli metal hesapları ile hisse senedi ve borsa ürünlerini kullananlar genç yatırımcıların da öne çıktığını gösterdi. Uzun vadeli getiri beklentisi güçleniyor. Bu çeyrekte kısa vadeli tasarrufların getiri beklentisinin düştüğü, yatırımcıların uzun vadeli yatırımlardan beklentisinin yükseldiği görüldü. Yatırımcıların uzun vadeli getiri beklentilerinde 5 puanlık artış görülürken, kısa vadeli getiri beklentilerinde 4 puan düşüş yaşandı. Tasarruf sahiplerinin yüzde 45’i uzun vadeli, yüzde 42’si orta vadeli ve yüzde 13’ü de kısa vadeli getiri beklentisine sahip. Katılımcıların yüzde 92’si bankacılık hizmetlerinden yararlanırken, son bir ay içinde internet veya mobil bankacılık hizmeti kullananların oranı yüzde 93’e yükseldi. Yatırım ürünleri hakkında bilgi sahibi olduğunu belirtenlerin oranı ise yüzde 37 seviyesinde gerçekleşti. 25-34 yaş grubundaki katılımcılar yüzde 45 ile yatırım ve birikim ürünleri konusunda kendisini en bilgili grup olarak tanımladı. Sezin Erken: Yenilikçi yatırım çözümlerimizle müşterilerimizin uzun vadeli getiri hedeflerini destekliyoruz. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren ING Türkiye Özel Bankacılık ve Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Sezin Erken: “Araştırmamız, Türkiye’de tasarruf bilincinin güçlü olduğunu ancak yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi ve finansal okuryazarlığın artırılması gerektiğini gösteriyor. Özellikle yatırımcıların giderek uzun vadeli getiriye yönelmesi, yatırım tarafında daha bilinçli karar ihtiyacını artırıyor. ING Türkiye olarak bu içgörüden yola çıkarak, ING Mobil’i yalnızca bir bankacılık uygulaması değil; müşterilerimizin yatırım araçlarını analiz edip farklı dönem performanslarını karşılaştırabildiği, daha bilinçli yatırım kararları almasını destekleyen güçlü bir yatırım platformu olarak konumluyoruz. Türkiye’nin Z kuşağı yatırımcılara özel ilk ve tek yatırım fonu olan GNZ ile tasarruf bilincinin genç yaşta kazanılmasını destekliyoruz. Yalnızca 1996–2012 doğumlu ING müşterilerine sunulan bu yenilikçi fon sayesinde, genç yatırımcıların birikim yapma ve yatırım alışkanlığı geliştirme süreçlerine katkı sağlıyoruz. Ayrıca yakın zamanda devreye aldığımız gümüş ve platin işlemleri ile döviz menümüzü zenginleştirirken, döviz ve kıymetli maden tarafında sunduğumuz alarm kurma ve emir bırakma özellikleriyle müşterilerimizin fırsatları anlık takip etmeden yakalayabilmelerini ve işlemlerini daha etkin şekilde gerçekleştirebilmelerini sağlıyoruz. ING Mobil’e yeni eklenen tematik fonlar ve fon listeleri ile yatırım fonlarını keşfetmeyi ve ihtiyaca uygun seçeneklere ulaşmayı kolaylaştırıyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Odeabank “Yatırım Odaklı Podcast”in 4. Sezonu Başlıyor Haber

Odeabank “Yatırım Odaklı Podcast”in 4. Sezonu Başlıyor

Odeabank’ın birikimlerini yatırıma dönüştürmek isteyenler için hazırladığı “Yatırım Odaklı Podcast” programı, 4. sezonuyla dinleyicilerle buluşuyor. Yatırım dünyasına ilgi duyan geniş bir kitleye hitap eden podcast, güncel ve merak edilen konuları alanında uzman isimlerle ele alırken, Ekonomi Gazetecisi Zeliha Saraç moderatörlüğünde hazırlanan yeni sezon, 28 Nisan’da başlıyor. Yatırım odaklı içerik üretimini uzun vadeli bir yaklaşım olarak ele alan Odeabank, bu seriyle finansal okuryazarlığın gelişimine katkı sağlamayı ve dinleyicilerin yatırım kararlarını daha bilinçli şekilde şekillendirmelerine destek olmayı hedefliyor. Yeni sezonda da ekonomi ve finans dünyasının önde gelen isimleri, yatırımcıların gündemindeki başlıkları farklı bakış açılarıyla ele alıyor. Dördüncü sezonun içeriği; enflasyonla değişen yatırım alışkanlıklarından altın ve döviz gibi varlıkların portföydeki yerine, fonlar ve çeşitlendirme yaklaşımlarından maaştan yatırıma uzanan planlamalara kadar geniş bir çerçevede değerlendiriliyor. Finansın teknolojiyle kesişimi, yapay zekâ destekli yatırım yaklaşımları ve dolandırıcılık gibi güncel konular da yeni sezonun öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Dinleyici içgörüleriyle şekillenen interaktif yapısıyla podcast, yatırım dünyasına dair merak edilen konuları yatırımcı davranışları üzerinden örneklendirerek dinleyicilere aktarıyor. Türkiye’nin en çok takip edilen ekonomi podcastleri arasında yer alan “Yatırım Odaklı Podcast”, her hafta Salı günü yeni bölümleriyle tüm podcast platformlarının yanı sıra Odea Radyo ve Karnaval üzerinden dinlenebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mehmet Şimşek’ten  UEZ’de Güçlü Ekonomi Vurgusu Haber

Mehmet Şimşek’ten UEZ’de Güçlü Ekonomi Vurgusu

İş ve ekonomi dünyasının kalbinin attığı Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026) başladı. 2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen UEZ, bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor. Zirvenin ana konuşmacısı olan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dirençli olduğunu belirtti. İran savaşının etkilerinden bahseden Şimşek, “Bu büyük bir şok. Geçmişe oranla baktığınızda, bugünkü savaşın enerji piyasalarına etkisi çok büyük. Hürmüz Boğazı çok kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol değil, gübre ve doğalgaz açısından da öyle. Geçmiş benzer savaş ve şoklarla karşılaştırdığımız zaman, petrol ve doğalgazda artışın çok fazla olduğunu görürsünüz. Ateşkes sürse dahi maalesef bir miktar küresel ve Türkiye ekonomisi açısından tahribat söz konusu. Enflasyon yukarı yönlü, büyüme aşağı yönlü, tedarikte sorunlar devam edecek. Bunun farkındayız. Çok daha kalıcı etkiler doğurduğunun farkındayız. Savaşın getirdiği yıkım ve rehabilitasyon biraz zaman alacak. Jeopolitik olarak ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek” dedi. “Şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık” “Ümit ederim ABD ve Çin anlaşır ve daha büyük savaşlar olmaz” diyen Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız. Geçen yıl ticaret savaşlarının yarattığı hareketlilik, volatilite, 12 günlük savaş, kuraklık; bütün bunlar önemli gündem maddeleriydi. Bu şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık. Program kendini kanıtladı, kendi rüştünü ispat etti. Peki bu sene içinden geçtiğimiz sıkıntıları atlatabilecek miyiz? Enerjide o bölgeye olan bağımlılığımız çok az. Petrolde hemen hemen bağımlılığımız yok. Türkiye’nin dayanıklılığının en önemli ayağı, maliye politikasının sağlam yapıda olması. 2023’te büyük bir deprem yaşadık. EYT gibi konular da vardı; bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3’ün altına düşürdük. Açığın millî gelire oranının düşük olması önemli. Bu da bize politikada manevra alanı sağlıyor. Bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Reel kurda önemli bir artış yaşansa bile, faizlerde önemli bir artış yaşansa bile, büyümede düşüş görsek bile, Türkiye’nin kamu borcunun millî gelire oranı düşük olduğu için rahat atlatabiliyoruz. Özel ve kamu borçluluğunun toplamına baktığımızda da geçmişe oranla düşük. Bu nedenle bu şoku da atlatacağız.” Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor Savaş döneminde Türkiye’nin olumlu yönde ayrıştığını ifade eden Mehmet Şimşek, şöyle konuştu: “Vatandaşların bize ve programa olan güveni önemli. Vatandaşların dövize olan talebi geçmişte çok yüksek olurdu. Bugün o kadar değil. Altına yönelik talebin olduğunu ise görüyoruz. Programın raydan çıkmasını engelleyeceğiz. Fiyat istikrarı ve mali disiplin konusunda gerekeni yapacağız. Bu savaşın etkilerini rakama dökecek olursak; yılbaşından itibaren petrol fiyatı yılın tamamı için 81 dolar öngörülüyor. Bunu baz alırsak bizim enflasyon 3 puan yüksek seyredebilir. Bizim öngörümüz 65 dolardı. Cari açık bir puan yükselir, onu yönetebiliriz. Büyüme yarım puan veya bir puan düşebilir. Benim buradaki mesajım şu: Bütün bu etkiler yönetilebilir. Dolayısıyla programı rayından çıkarmaz. Programı etkiler ama rayından çıkarmaz. Bu önemli bir şok ama bu şoku yönetilebilir görüyoruz. Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor. 65’lerden 30’lara düştü. Hedefimiz 20’lerin altıydı. Piyasa enflasyonu 25 civarı görüyor. Ateşkes devam ettiği takdirde enflasyonu düşük tutmak için çalışmaya devam edeceğiz. Uzun vadede cari açıkta azalma bekliyoruz. Petrol ve doğalgazda üretimimiz artıyor. Daha fazla enerjiyi yenilenebilir enerjiden üretiyoruz. Bizim hizmet ihracatında çok güçlü bir pozisyonumuz var. En önemlisi, biz şu anda sanayi politikalarıyla sanayide dönüşümü başarıyoruz.” Philip Hammond: “ABD, Çin'in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu” Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond ise “Jeopolitik Parçalanma Çağında Global Ekonominin Geleceği” başlıklı konuşmasında; yapay zekâ destekli teknolojiler, demografik dönüşüm ve iklim değişikliğiyle bağlantılı enerji güvenliği gibi başlıkların küresel gündemi belirlemeyi sürdürdüğünü vurguladı. Teknolojik dönüşümün küresel güç dengelerini yeniden şekillendirdiğine dikkati çeken Hammond, 2015 yılına atıfta bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı: “2015 yılında ben mesela bireysel olarak şuna şahit oldum. ABD, Çin'in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu. Çünkü gerçekten bu çok çok büyük, önemli sonuçları olacak bir stratejik hataydı. Özellikle de daha sofistike teknolojilere erişim açısından…Bu konuda bir pişmanlık yaşadılar. Ama maalesef çok geç olmuştu. Çünkü Çin dünyanın en önemli teknoloji merkezlerinden ve kuvvet merkezlerinden biri oldu.” Philip Hammond, Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın yalnızca karbonsuzlaşma hedefleriyle değil aynı zamanda yüksek enerji maliyetleri ve rekabet kaybı riskiyle de karşı karşıya kaldığını kaydetti. Avrupa’nın 2050 net sıfır hedeflerine ulaşmasına şüphe ile yaklaştığını belirten Hammond, “Çünkü burada gerçekten çok görünür olmayan bir takım beklenmedik etkiler olacak. Ve bu etkiler nedeniyle de bazı fırsatlar gözden kaçmış olacak. Kısa vadede beklenen pozitif etkiler gerçekleşmedi. Rekabetçilik perspektifinden bakıldığında, birçok ülkenin karbonsuzlaşma hedeflerine yaklaşmakta dahi zorlanacağını düşünüyorum.” dedi. Küresel ekonominin yeniden şekillendiğini ifade eden Hammond,son dönemdeki küresek gelişmelerin özellikle enerji güvenliği üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını ve mevcut ekonomik trendleri doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi. Jeopolitik gelişmeler belirleyici oluyor RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel, açılışta yaptığı konuşmada jeopolitik gelişmelere dikkat çekti. Çamlıbel, “Ekonomi ve iş hayatında atabileceğimiz adımlar, alabileceğimiz kararlar ve bu kararların etkileri giderek daha fazla bu sınırın içinde şekilleniyor. Küresel enflasyon, altın fiyatları, döviz pariteleri, petrol fiyatları ve tedarik zincirleri; artık büyük ölçüde jeopolitik, uluslararası ve askeri gelişmeler tarafından belirleniyor” dedi. Orta ve uzun vadede Türkiye adına olumlu bir tablo olduğunu dile getiren Çamlıbel, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak kısa vadede karşı karşıya olduğumuz dalgalanmalarla nasıl mücadele edeceğimiz en kritik sorulardan biri olarak öne çıkıyor. Bu belirsizlik ortamında şirketler de stratejilerini ve süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Gündemlerine üç temel kavramı almış durumdalar: Dayanıklılık, risk azaltma ve çeşitlendirme. Amaç, belirsizlikleri yönetebilmek ve sürprizlere karşı hazırlıklı olmak. Ben de bu zirvede yer alan değerli konuşmacıların ve oturumların, tam da bu çerçevede yol gösterici öngörüler sunmasını bekliyorum. Elbette yalnızca jeopolitik cam tavanı değil, onun altındaki oyun alanımızı da konuşmalıyız. Yapay zekâ, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, dayanıklılık, değişen küresel dengeler ve start-up ekosistemi gibi başlıklarda yapılacak tartışmaları da büyük bir heyecanla takip ediyorum.” Geleceğe dair yön belirleyecek liderler bir arada UEZ 2026’nın açılış konuşmasını yapan Capital&Ekonomist&StartUp Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük, bu yılki zirveyi dünya çapında yaşanan büyük kırılmayı birlikte analiz edebilecek bir kurguyla tasarladıklarını belirtti. “Geleceğe dair yönümüzü belirlememize katkı sağlayacak değerli fikir liderlerini bir araya getirdik” diyen Büyük, dünya ekonomisinin artık öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı olmaktan hızla uzaklaştığını vurguladı. Sedef Seçkin Büyük, şunları söyledi: “Jeopolitik fay hatları derinleşiyor, ticaret blokları sertleşiyor. Dünyanın en güçlü ülkeleri arasındaki teknoloji rekabeti stratejik bir mücadeleye dönüşüyor. Bu yeni düzende büyüme ve kârlılık artık temel parametreler olarak yeterli değil. Dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve stratejik konumlanma belirleyici hale geliyor. Bu nedenle UEZ 2026’nın ana temasını ‘Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası’ olarak belirledik. Çünkü artık mesele değişimin olup olmayacağı değil; bu değişimin kim tarafından, nasıl ve hangi kurallarla yönetileceği. Bugün küresel ekonomi yalnızca piyasa dinamikleriyle şekillenmiyor. Siyasi kararlar; sosyal hayatın, iş dünyasının ve ticaretin kurallarını doğrudan yeniden yazıyor. Artık mesele sadece değişime uyum sağlamak değil. Mesele, belirsizliği yönetmek ve yön tayin edebilmek. UEZ 2026 bu nedenle bir konferans olmanın ötesinde; derinlikli bir fikir ve yön belirleme platformudur. Burada ortaya konacak fikirler ve öneriler, yalnızca bugünü değil, önümüzdeki on yılın ekonomik mimarisini de şekillendirecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

En İyi Ekonomi Haber Kaynakları Hangileri? Haber

En İyi Ekonomi Haber Kaynakları Hangileri?

Piyasalar açılmadan önce görülen tek bir veri, öğleden sonra değişen tek bir merkez bankası tonu ya da akşam saatlerinde gelen tek bir sektör açıklaması, ertesi günün iş gündemini tamamen değiştirebilir. Bu yüzden en iyi ekonomi haber kaynakları sorusu, sıradan bir medya tercihi değil; yatırımcıdan kurumsal iletişim yöneticisine, editörden sanayi temsilcisine kadar karar kalitesini doğrudan etkileyen bir ihtiyaçtır. Ekonomi haberciliğinde sorun, bilgiye ulaşmak değil; doğru bilgiyi, doğru bağlamla ve doğru hızda ayıklamaktır. Çok sayıda platform aynı başlığı geçebilir, ancak hepsi aynı editoryal disiplini, veri okuma becerisini ya da sektör derinliğini sunmaz. Özellikle iş dünyası açısından değerli olan, sadece “ne oldu”yu veren değil, “neden önemli” sorusuna güvenilir bir yanıt üreten kaynaklardır. En iyi ekonomi haber kaynakları nasıl seçilir? Ekonomi odaklı yayınları değerlendirirken ilk bakılması gereken unsur hızdır, ancak hız tek başına yeterli değildir. Erken verilen ama eksik kalan bir haber, geç gelen doğrulanmış bir içerikten daha zararlı olabilir. Özellikle makroekonomi, para politikası, enerji fiyatlaması, dış ticaret ve şirket haberlerinde teyit mekanizması güçlü olmayan kaynaklar, kısa vadede ilgi çekse de uzun vadede güven kaybeder. İkinci kritik başlık uzmanlıktır. Her haber platformu ekonomi kategorisi açabilir, fakat ekonomi haberciliği yalnızca rakam aktarmaktan ibaret değildir. Enflasyon verisinin etkisiyle bir sanayi şirketinin maliyet yapısı arasındaki ilişkiyi kurabilen, faiz kararının lojistik, tarım veya teknoloji şirketleri üzerindeki olası yansımalarını görebilen yayınlar öne çıkar. Karar vericiler için asıl farkı yaratan da bu analitik çerçevedir. Üçüncü unsur ise kapsamdır. Bazı kaynaklar yalnızca makro gündeme odaklanır. Bu yaklaşım belirli bir okur kitlesi için yeterli olabilir. Ancak bugün ekonomi gündemi, savunma sanayii yatırımlarından enerji dönüşümüne, yapay zeka şirketlerinden tarımsal üretim zincirine kadar çok daha geniş bir alanda şekilleniyor. Bu nedenle iyi bir ekonomi kaynağı, finans ile reel sektörü aynı resim içinde okuyabilmelidir. Genel ekonomi medyası ile niş sektör yayınları arasındaki fark Genel ekonomi medyası, faiz kararı, döviz hareketi, büyüme verisi, bütçe dengesi ve küresel piyasa gelişmeleri gibi başlıklarda hızlı bir referans noktası sunar. Günün ana akışını görmek için bu kaynaklar işlevseldir. Özellikle yöneticiler ve editörler için sabah saatlerinde ana çerçeveyi kurmak adına bu tür yayınlar hâlâ önemini korur. Buna karşılık niş sektör yayınları daha farklı bir değer üretir. Örneğin enerji alanında regülasyon değişikliği, savunma sanayiinde yeni bir tedarik anlaşması ya da lojistikte liman kapasitesine ilişkin gelişme, genel ekonomi medyasında kısa bir haber olarak yer alabilir. Oysa sektörel uzmanlaşmış yayın bunu tedarik zinciri, maliyet yapısı, rekabet dengesi ve yatırım iştahı açısından daha iyi işler. Kurumlar açısından aksiyon alınabilir bilgi çoğu zaman burada oluşur. Bu yüzden en doğru yaklaşım tek bir kaynağa bağlı kalmak değildir. Ana ekonomi gündemini takip eden güçlü bir çatı kaynak ile belirli sektörlerde derinleşen yayınları birlikte izlemek daha sağlıklı sonuç verir. Özellikle editoryal planlama yapan dijital yayınlar için bu kombinasyon, hem hız hem de içerik çeşitliliği sağlar. Güvenilir bir ekonomi kaynağında hangi işaretler aranmalı? Bir kaynağın güvenilir olup olmadığını anlamak için başlıklardan çok editoryal davranışa bakmak gerekir. Haberde veri varsa kaynağı açık mı, kurum adı net mi, tarih doğru mu, önceki gelişmelerle bağlantı kurulmuş mu? Bunlar basit görünebilir, fakat ekonomi haberciliğinde küçük bir eksik bile yanlış algı üretir. Ayrıca kullanılan dil de önemli bir göstergedir. Abartılı kesinlik içeren, sürekli yön tayin eden ya da her gelişmeyi kriz ya da fırsat etiketiyle sunan yayınlar dikkatle değerlendirilmelidir. Ekonomi haberciliği ölçülü olmak zorundadır. Çünkü birçok veri, tek başına değil ancak zaman içinde anlam kazanır. İyi kaynaklar okuru heyecana değil, analize taşır. Uzman görüşü kullanımı da ayırıcı bir kriterdir. Burada mesele sadece ekrana çıkan yorumcu sayısı değildir. Alan bilgisi güçlü isimlerin, veriye dayalı ve çelişkileri saklamayan değerlendirmeleri haberin kalitesini artırır. Tek yönlü iyimserlik ya da sürekli karamsarlık, ekonomi yayıncılığında aynı ölçüde sorunludur. Kurumsal kullanıcılar için farklı bir ihtiyaç var Bireysel okur ile kurumsal kullanıcı aynı haberi farklı gerekçelerle tüketir. Bir yatırım profesyoneli fiyatlama etkisini izlerken, kurumsal iletişim ekibi gündemin itibar boyutunu takip eder. Dijital yayın editörü ise haberi yeniden paketleyip kendi okuyucu kitlesine uygun biçimde sunmak ister. Bu nedenle ekonomi haber kaynaklarının değeri, yalnızca içerik kalitesiyle değil, kullanılabilirlik düzeyiyle de ölçülür. Kurumsal ihtiyaçlarda başlık netliği, haberin yeniden işlenebilir yapısı, kategori bazlı ayrışma ve görsel destek önemli avantajlardır. Telifsiz ve ücretsiz içerik sunan, aynı zamanda iş dünyasının kritik sektörlerine odaklanan platformlar bu noktada farklılaşır. Kapsül Haber Ajansı gibi yapılar, yalnızca gündem takibi değil; yayın akışını besleyen, sektör bazlı ve yüksek kullanılabilirlik sunan bir haber modeliyle öne çıkar. En iyi ekonomi haber kaynakları neden tek tip değildir? Çünkü ekonomi dediğimiz alan homojen değil. Bankacılık, sanayi, girişimcilik, enerji, tarım, ihracat, savunma, teknoloji ve kamu politikası aynı başlık altında toplansa da bilgi ihtiyacı farklıdır. İhracatçı için kur ve pazar erişimi öne çıkarken, bir teknoloji yöneticisi için fonlama iklimi ve regülasyon daha kritik olabilir. Enerji şirketi ise emtia, kapasite yatırımı ve kamu kararlarını daha yakından izler. Bu nedenle “en iyi” kaynak tanımı, kullanıcı profiline göre değişir. Eğer amaç gün içi hızlı nabız tutmaksa kısa ve sık güncellenen akışlar öne çıkar. Eğer amaç stratejik planlama ise veri destekli analizler ve sektör odaklı dosyalar daha değerlidir. Editörler ve yayıncılar içinse her iki katman birlikte gereklidir; çünkü okuyucu artık sadece sıcak başlığı değil, onun etkisini de görmek istiyor. Haber kaynağının hız ve derinlik dengesi neden kritik? Hızlı kaynaklar ilk sinyali verir. Derinlikli kaynaklar ise o sinyalin gerçekten ne anlama geldiğini açıklar. Sorun şu ki birçok yayın bu iki özelliği aynı ölçüde sunamaz. Çok hızlı olan platformlar bağlamı zayıflatabilir. Çok derin olanlar ise karar anını kaçırabilir. Profesyonel kullanıcıların yapması gereken, bu iki yayın mantığını karşı karşıya koymak değil, birbirini tamamlayan bir izleme düzeni kurmaktır. Örneğin sabah saatlerinde veri ve başlık akışını izlemek, gün içinde sektör bazlı etkileri okumak, akşam ise uzman görüşleriyle resmi tamamlamak daha verimli bir yöntemdir. Bu yaklaşım özellikle kurumsal ekiplerde yanlış alarm riskini düşürür. Her manşet stratejik kırılma değildir; ama bazı küçük görünen gelişmeler ciddi sonuçlar doğurabilir. Yerel kaynaklar mı, küresel kaynaklar mı? Burada da net bir tek cevap yoktur. Türkiye ekonomisini anlamak için yerel kaynaklar zorunludur; çünkü düzenleyici kararlar, şirket açıklamaları ve iç piyasa dinamikleri yerel bağlam olmadan okunamaz. Buna karşılık küresel merkez bankaları, emtia fiyatları, jeopolitik riskler ve uluslararası yatırım eğilimleri için küresel kaynaklar tamamlayıcı rol oynar. En sağlıklı çerçeve, yerel kaynakları ana omurga olarak kullanmak ve küresel akışı buna eklemlemektir. Aksi halde ya dış dünyadan kopuk bir iç gündem oluşur ya da yerel gerçeklikten uzak, fazla soyut bir ekonomi okuması ortaya çıkar. Sosyal medya hesapları kaynak sayılır mı? Sosyal medya artık haber dağıtımında etkili bir kanal. Ancak tek başına kaynak olarak görülmemelidir. Resmi kurum hesapları, şirket duyuruları ve bazı uzman yorumları erken sinyal verebilir. Buna rağmen editoryal süzgeçten geçmeyen içerikler yanlış yönlendirme riski taşır. Profesyonel kullanımda sosyal medya, doğrulanacak ilk işaret olarak değerlidir; nihai referans olarak değil. Özellikle ekonomi gibi fiyatlama hassasiyeti yüksek alanlarda bu ayrım daha da önemlidir. İyi ekonomi haberciliği, karar kalitesini yükseltir Ekonomi haberi yalnızca piyasa oyuncularının değil, üretim yapan şirketlerin, kurum yöneticilerinin, medya editörlerinin ve kamu paydaşlarının ortak çalışma zeminidir. Bu yüzden iyi kaynak seçimi, bilgi tüketimi kadar itibar yönetimi ve stratejik hazırlık açısından da belirleyicidir. Yanlış kaynak, yanlış zamanlama kadar zararlı olabilir. Doğru yaklaşım, manşete değil editoryal kaliteye bakmaktır. Veriyi bağlama oturtan, sektörel etkileri gören, aşırı iddiadan kaçınan ve kurumsal kullanıma uygun bir yapı sunan yayınlar uzun vadede daha değerlidir. Ekonomi gündemi hızlandıkça, güvenilir kaynağın kıymeti daha da artıyor. Günün sonunda mesele en çok haber veren yeri bulmak değil, en çok işe yarayan bilgiyi düzenli olarak üreten kaynakları seçmektir. İyi bir ekonomi kaynağı, sadece olanı anlatmaz; yarının kararlarına daha hazırlıklı olmanızı sağlar.

Zeytin ve Zeytinyağı Sektöründe İhracat Şampiyonları Ödüllerine Kavuştu Haber

Zeytin ve Zeytinyağı Sektöründe İhracat Şampiyonları Ödüllerine Kavuştu

Türk zeytinyağı sektörü, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen “Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması”nda bir araya geldi. Sektörün geleceğiyle ilgili yol haritasını belirledi. Sektör buluşmasında rekoltenin doğru tespit edilmesi ve AB’nden kota alınması başlıkları öne çıktı. Zeytin ve zeytinyağı sektöründe ihracat şampiyonları ödüllerine kavuştu Zeytin ağacının tarladan başlayan serüvenini bilimsel temellere oturtarak uluslararası pazarlardaki konumunu ele alma gayreti içinde olduklarını dile getiren Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, sektörün gelişimi için Bakanlıklar, odalar, borsalar, ihracatçı birlikleri dâhil tüm paydaşların omuz omuza hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi. Önceliğimiz öngörülebilir ihracat ortamının tesisi Önümüzdeki dönemde en büyük önceliklerinin öngörülebilir bir ihracat ortamının tesis edilmesi, fiyat istikrarının sağlanması ve ambalajlı ihracatı destekleyen mekanizmaların güçlendirilmesi olacağını vurgulayan Uygun, “Sektörümüz, ithal girdiye bağımlı olmayan yapısı ile ülkemize net döviz kazandıran stratejik bir sektör. Bu gücün sürdürülebilir biçimde ihracata yansıtılması hem üretici hem de ihracatçı açısından hayati önem taşımaktadır. Bu öngörülebilirliği sağlamanın, başarılı bir ihracat stratejisinin ilk adımı; eldeki ürünün, yani rekoltenin doğru tespit edilmesinden geçiyor. Maalesef eksik veya hatalı rekolte verileri, sektörümüz açısından telafisi güç zararlar doğurabilecek yanlış politikaların temelini oluşturuyor” diye konuştu. AB’nden beklentimiz serbest ticaretin ruhuna uygun adil bir rekabet ortamı Türkiye’nin zeytinyağında İspanya’nın ardından dünyanın en büyük ikinci üreticisi konumuna ulaştığını hatırlatan Başkan Uygun sözlerini şöyle sürdürdü; “Avrupa Birliği pazarında karşımıza çıkarılan sembolik 100 tonluk kota; üretim kapasitemiz ve hedeflerimizle bağdaşmamaktadır. Özellikle Kuzey Afrika’daki rakip üretici ülkelere on binlerce tonluk gümrüksüz giriş hakkı tanınırken, Türkiye’ye uygulanan bu sınırlama açık bir negatif ayrımcılık teşkil etmektedir. Bizim beklentimiz bir ayrıcalık değil; serbest ticaretin ruhuna uygun, adil bir rekabet ortamıdır. Avrupa pazarı, katma değerli ve ambalajlı ihracat vizyonumuz açısından kritik öneme sahiptir. Kendi coğrafyamızın bu eşsiz ürününü Avrupa’daki tüketicilere kendi markalarımızla sunabilmemizin önündeki bu tarife engelinin mutlaka aşılması gerekmektedir. Bu noktada, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinde zeytinyağının hak ettiği kotaya kavuşması, Avrupa pazarındaki konumumuzu doğrudan etkileyecektir. Bu süreçte Brüksel’de müzakere yürüten kıymetli bürokratlarımızın elini güçlendirmek, onlara gerekli tüm veriyi sağlamak ve sektör olarak tek ses hâlinde hareket etmek büyük önem taşımaktadır. Bugün bu salondan çıkacak ortak irade, devletimizin en güçlü dayanağı olacaktır.” Dünya ekonomisinin ve Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın hassas bir dönemden geçtiğini dile getiren İhracat Genel Müdür Yardımcısı Tayfun Kılıç, ticaret savaşları ve korumacılık eğilimlerinin her geçen gün güç kazandığını vurguladı. Gıda milliyetçiliği kavramı öne çıktı Dünya’da öngörülebilir dış ticaret politikalarının pandemi ve savaşlar ortamında yıkıldığını aktaran Kılıç, “Belirsizlikler üzerine kurulan dünya dış ticareti devam ediyor. Her sabah Çin ile ABD arasında ticaret savaşları devam ederken bölgemizdeki savaşlarla karşı karşıya kaldık. Bölgemizdeki savaşlar ve jeopolitik gerilimler gıdanın artık sadece bir ticaret kalemi olmadığını bizlere bir kez daha göstermiştir. Gıda bugün toplumsal istikrarın ve ulusal güvenliğin en stratejik parçası haline gelmiştir. Birçok ülkenin gıda ihracatına kısıtlamağa getirdiği, gıda milliyetçiliği kavramının öne çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Bu süreci geçici bir kriz olarak değil, küresel ticaretin yeni ve yapısal bir gerçeği olarak okuyoruz. Ticaret Bakanlığı olarak bu riskli ortamda hem iç piyasa dengemizi korumak hem de Türkiye'yi dünyanın en güvenilir gıda tedarikçisi olarak konumlandırmanın çalışmalarını yapıyoruz” ifadelerini kullandı. Türk tarım sektörünün 75 milyar dolarlık bir tarımsal hasılaya sahip olduğunu ifade eden Kılıç şöyle devam etti; “Bu rakam ülkemizin üretim gücünü ve emek yoğun çalışmasını temsil ediyor. 2025 yılı itibariyle tarım ürünleri ihracatımız 32,6 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2026 yılında bu performansımız devam edecek. Zeytinyağı ihracatımızda ambalajlı ürünün genel toplam içerisindeki payı 2025 yılında yüzde 70 seviyesine ulaştı. Geçen yıl zeytinyağında yaşadığımız ihracat gerilemesinin yanında ambalajlı ihracat yüzümüzü güldüren bir taraf oldu.” Fuar desteklerinden TURQUALITY’ye, e-ihracattan URGE projelerine kadar geniş bir yelpazede ihracatı desteklediklerini aktaran Kılıç, “2025 yılında ihracatçılarımıza toplam 33 milyar TL kaynak sunduk. 2026'da ise bu desteği 45 milyar TL'ye yükselttik. URGE projelerimiz kapsamında tarım sektörlerinde 20 aktif projemiz devam etmekte. Bu projelerde 478 firmamız yer alıyor. 2025 yılında tarım söktürüne yönelik 14 sektörel ticaret heyeti ve 5 alım heyeti düzenledik. Bu heyetlerin ikisi doğrudan zeytin ve zeytinyağı sektörüne yönelik gerçekleştirildi” dedi. Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması’nın “Sürdürülebilir Zeytin Tarımı için Bilimsel Rekolte Tespit Yöntemleri” başlıklı ilk oturumunu Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım modere etti. Panelde; İspanya Tarım Bakanlığı Zeytinyağı ve Endüstriyel Bitkiler Dairesi’nden Fernando Mosquera Escribano, Endülüs Bölgesel Hükümeti Tarım Departmanı Araştırma ve İstatistik Başkanı Juan Bascón Fernández, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Murat Özaltaş ve Doktar Kurucu Ortağı Tanzer Bilgen konuşmacı olarak yer aldı. İkinci oturum olan “Türk Zeytinyağının Rekabet Gücü ve Avrupa Birliği Kotaları” paneli de yine Ali Ekber Yıldırım moderatörlüğünde düzenlendi. Panelde; Tarım ve Orman Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Volkan Güngören, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü Tarım Dairesi Başkanı Halis Kaya, Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Avrupa Birliği ile Kurumsal İlişkiler ve Tarım Dairesi Başkanı Ahmet Selçuk Nalbant ve Türkiye İhracatçılar Meclisi Brüksel Temsilcisi Mehmet Tan görüş ve değerlendirmelerini paylaştı. Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması sonrasında 2025 yılında sofralık zeytin ve zeytinyağı sektöründe 6 kategoride 32 firmanın ödüllendirildiği “Zeytin ve Zeytinyağı İhracatının Yıldızları Ödül Töreni” gerçekleştirildi. Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması’na Verde Yağ Altın Sponsor olurken, Uygun Rafine Yağ Sanayi., Yunuslar Tarım Ürünleri, İzmir Ticaret Borsası, Kozoliv Gıda Ürünleri ve Ticaret ve Sanayi Kontuvarı Gümüş Sponsor olarak destek verdiler. Günkar Gıda, Eroğlu Gıda, Yeniçağ Gıda, Eker Gıda, Zer Zeytincilik, Balsarı Yağ ve Aydın Ticaret Borsası Bronz Sponsor olarak yer aldılar. EGE ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İHRACATÇILARI BİRLİĞİ İHRACATIN YILDIZLARI ÖDÜL TÖRENİ ÖDÜL ALAN FİRMALAR LİSTESİ SOFRALIK ZEYTİN İHRACATINDA İLK 10 FİRMA EKER GIDA NAK. İNŞ. SAN. TİC. LTD. ŞTİ. YUNUSLAR TARIM ÜR. GIDA İNŞ. SAN. VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. AYDONA GIDA İNŞ. PETR. İLETİŞİM KUY. TUR. NAK.OTO.SAN.İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. MAROLİ GIDA SAN. VE DIŞ TİC. A.Ş. ZER ZEYTİNCİLİK TARIM ÜRÜNLERİ GIDA SAN.VE TİC. A. Ş. SAHA TARIM ÜR. İTH. İHR. LTD. ŞTİ. GÜNKAR İNŞAAT GIDA TEKS. İTH. İHR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. UGS-URLA GIDA VE TARIM ÜR. SAN. VE TİC. A.Ş. AKSA ZEYTİNCİLİK GIDA SAN. TİC. LTD. ŞTİ. EROĞLU YERLİ ÜRÜNLER GIDA TUR. İHR. İTH.SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ ZEYTİNYAĞI İHRACATINDA İLK 10 FİRMA VERDE YAĞ BESİN MADDELERİ SAN. VE TİC.A.Ş. KOZMOPOLİTAN GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. SAVOLA GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. TİCARET VE SANAYİ KONTUVARI TÜRK A.Ş. YONCA GIDA SAN. İŞL. İÇ VE DIŞ TİC. A.Ş. KAHRAMAN YAĞ VE GIDA SAN. TİC. LTD. ŞTİ. POYRAZ ZEYTİNYAĞI TAR. SAN. VE TİC. A.Ş. BUNGE GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. OVE GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. ALHATOĞLU ZEYTİNCİLİK GIDA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. SOFRALIK ZEYTİN EN KATMA DEĞERLİ İHRACAT ÖDÜLLERİ 1878 ZEYTİN ÜRÜNLERİ SAN. TİC. A.Ş. RAPUNZEL ORGANİK TAR. ÜR. VE GIDA TİC. LTD. ŞTİ. HENRY LAMOTTE GIDA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. SOFRALIK ZEYTİN İHRACAT ARTIŞI SIRALI LİSTE LİDER DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. SÜLEYMAN AYDIN GIDA NAK. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. ÇOBANOĞLU ZEYTİNCİLİK SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. ZEYTİNYAĞI EN KATMA DEĞERLİ İHRACAT ÖDÜLLERİ HERŞEYMERŞEY MAĞAZACILIK A.Ş. DARDANOS İHR.İTH. TİC. LTD. ŞTİ. NOVA VERA GIDA VE TAR. SAN.TİC.A.Ş. ZEYTİNYAĞI İHRACAT ARTIŞI SIRALI LİSTE ERORHAN GIDA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. ZER SALÇA KONSERVE TAR. ÜR. GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. BESTOLİO GIDA LTD. ŞTİ. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkler Yunanistan Golden Visa’da İkinci Sıraya Yükseldi Haber

Türkler Yunanistan Golden Visa’da İkinci Sıraya Yükseldi

Level Immigration & Properties CEO’su HaithamAhmet Alamarioğlu, artan ilginin yalnızca turizm değil, uzun vadeli oturum ve yatırım stratejilerinden kaynaklandığını söyledi. Ramazan Bayramı tatilinde Türk vatandaşlarının yurt dışı seyahat planlarında Yunanistan öne çıkan destinasyonlardan biri oldu. Schengen vizesine yönelik yoğun talep ve artan seyahat isteği, kısa vadeli ziyaretlerin ötesinde kalıcı oturum ve yatırım seçeneklerine olan ilgiyi de artırdı. Bu eğilim, Yunanistan’ın Golden Visa programına yansıdı. 2025 yılı itibarıyla Türk yatırımcılar, yüzde 160’lık artışla programda ikinci sıraya yükselirken, toplam başvurular içindeki payları yüzde 15,9’a ulaştı. Türk yatırımcılar ilk 2’de Verilere göre Yunanistan’da Golden Visa kapsamında verilen izin sayısı 2025 yılında 8 bin 879’a yükselirken, Türk vatandaşları 3 bini aşan başvuru sayısı ile Çin’in ardından en büyük ikinci yatırımcı grubu oldu. Son yıllarda hızlanan talep, Türkiye’den gelen yatırımcıların program içindeki ağırlığını belirgin şekilde artırdı. “Bayram talebi yatırım ilgisini de tetikliyor” Konuyu değerlendiren Level Immigration & PropertiesDanışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, bayram dönemlerinde artan seyahat talebinin yatırım kararlarını da etkilediğini belirtti. “Ramazan Bayramı gibi dönemlerde yurt dışına olan ilgi ciddi şekilde artıyor. Yunanistan hem yakınlığı hem de kültürel benzerliği nedeniyle ilk tercih edilen ülkelerden biri. Ancak bu ilgi yalnızca turizmle sınırlı kalmıyor. Yatırımcılar bu süreçte ülkeleri daha yakından tanıma fırsatı buluyor ve sonrasında oturum veya gayrimenkul yatırımı gibi daha uzun vadeli kararlar alabiliyor,” dedi. “Türk yatırımcı artık pazarın belirleyici aktörü” Türk yatırımcıların Yunanistan pazarındaki konumunun güçlendiğini vurgulayan Alamarioğlu, şunları söyledi: “Türk yatırımcılar artık alternatif değil, pazarın ana oyuncularından biri haline geldi. Son dört yılda çok hızlı bir artış var ve bu talep geçici değil. Yatırımcılar euro bazlı varlık edinmek, portföylerini çeşitlendirmek ve Avrupa’da bir yaşam alternatifi oluşturmak istiyor.” Schengen avantajı talebi artırıyor Yunanistan Golden Visa programının sunduğu en önemli avantajlardan birinin Schengen erişimi olduğunu belirten Alamarioğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Bu program yatırımcılara yalnızca bir oturum izni değil, aynı zamanda 26 Schengen ülkesinde serbest dolaşım imkânı sunuyor. Bu da iş dünyası ve aileler açısından önemli bir esneklik sağlıyor. Eğitim, sağlık ve yaşam planlaması açısından Avrupa’da güçlü bir alternatif oluşturuyor.” Talep yapısal olarak büyüyor Uzmanlara göre Türkiye’den Yunanistan’a yönelik Golden Visa talebinin arkasında yalnızca kısa vadeli faktörler değil, daha derin ekonomik ve stratejik nedenler bulunuyor. Enflasyona karşı varlık koruma ihtiyacı, döviz bazlı yatırım arayışı ve Avrupa’da uzun vadeli yaşam planı, bu talebin temel dinamikleri arasında yer alıyor. Alamarioğlu, “Bugün yatırım yoluyla oturum programları yalnızca seyahat kolaylığı değil, aynı zamanda uzun vadeli bir güvenlik ve yaşam stratejisinin parçası olarak görülüyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde talebin güçlü kalmaya devam etmesini bekliyoruz,” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.