Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Döviz Bazlı Gelir

Kapsül Haber Ajansı - Döviz Bazlı Gelir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Döviz Bazlı Gelir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Turizm ve Gayrimenkulde Değer Yaratmanın Yeni Adı İkinci Yetişkinlik Haber

Turizm ve Gayrimenkulde Değer Yaratmanın Yeni Adı İkinci Yetişkinlik

Bu dönüşümün somut örneklerinden birinin Akfen GYO’nun Florida’da geliştirdiği bağımsız yaşam modeli olduğunu belirten Demirpençe, yıl boyu talep yaratan, uzun süreli konaklamalarla öngörülebilir nakit akışı sağlayan bu yapının yatırımcılar için güçlü bir alternatif sunduğunu söyledi. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) tarafından Four Seasons Hotel Bosphorus’da düzenlenen Turizm Yatırım Forumu (TIF) 2026, turizm sektörünün önde gelen temsilcileri ile yatırımcıları bir araya getirdi. Bu yıl 5’ncisi gerçekleşen Turizm Yatırım Forumu (TIF) 2026, turizm yatırımlarının bugünü ve geleceğini ele alan panellerle başladı. Forum kapsamında gerçekleştirilen “Konaklama Sektörüne Yatırım: Yatırımcılar Ne Arıyor?” başlıklı panelde, Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (Akfen GYO) Genel Müdürü Ece Demirpençe konuşmacı olarak yer aldı. Demirpençe, konuşmasında finansal inovasyon, sürdürülebilirlik ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımının turizm ve gayrimenkul yatırımlarındaki belirleyici rolüne dikkat çekti. HARCAMALARI ARTAN 65 YAŞ ÜZERİ NÜFUS İKİNCİ YETİŞKİNLİK TALEP EDİYOR Yatırımcıların artık tek bir turizm segmentine odaklanmak istemediğini belirten Ece Demirpençe; Independent Living (Bağımsız Yaşam), sağlık turizmi ve deneyim odaklı varlıklardan oluşan karma projelerin, portföyleri piyasa dalgalanmalarına karşı daha dirençli hale getirdiğini ifade etti. Euro Bölgesi’nde 65 yaş ve üzeri nüfusun harcamalarının, diğer tüm yaş gruplarına kıyasla daha hızlı arttığına dikkat çeken Demirpençe, bu grubun “bakım” odaklı çözümlerden ziyade premium bir yaşam tarzı, yani bir “İkinci Yetişkinlik” talep ettiğini söyledi. Bu yeni talebin; otel gibi görünen ancak kalıcı konutlar olarak işleyen, yüksek hizmet seviyesine sahip yaşam alanlarına yönelimi beraberinde getirdiğini anlatan Demirpençe, sözlerine şöyle devam etti: “Bocconi Üniversitesi ve Allianz’ın 2025 raporundaki en güncel bulgulara göre, “Silver Economy” (50 yaş ve üzeri nüfus) hali hazırda küresel GSYH’nin %34’ünü — yaklaşık 39 trilyon avroyu — üretiyor ve küresel tüketim harcamalarının yarısını oluşturuyor. Euro Bölgesi’nde 65 yaş ve üzeri nüfusun harcamaları, diğer tüm yaş gruplarına kıyasla daha hızlı artıyor. Bu bireyler “bakım” arayışında değil; premium bir yaşam tarzı, yani bir “İkinci Yetişkinlik” talep ediyor. Otel gibi görünen, ancak kalıcı konutlar olarak işleyen, yüksek hizmet seviyesine sahip ortamlar istiyorlar.” FLORİDA’DA GELİŞTİRİLEN BAĞIMSIZ YAŞAM MODELİ İspanya ve Portekiz’de bu yaklaşımın turizm altyapısıyla başarıyla birleştiği güçlü örnekler bulunduğunu belirten Demirpençe, Akfen GYO’nun Florida’da geliştirmekte olduğu bağımsız yaşam projesinin, bu kesişimin en somut örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Demirpençe, “Mevsimselliği ortadan kaldıran yıl boyu talep, uzun süreli konaklamalar sayesinde öngörülebilir nakit akışları, sadece oda gelirinin ötesine geçen hizmet odaklı gelirler sağlıyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin iklim avantajı, sağlık altyapısı, doğal zenginlikleri ve güçlü havayolu ağıyla önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Demirpençe, atıl durumdaki otel varlıklarının profesyonelce yönetilen ve devredilebilir kullanım haklarına sahip birimlere dönüştürülebileceğini belirtti. Bu yaklaşımın, döviz bazlı gelir ve istikrarlı operasyonel kalite sunan uygulanabilir bir yatırım modeli oluşturduğunu söyledi. TERMİNAL KADIKÖY: KENTSEL REJENERASYONUN SOMUT BİR ÖRNEĞİ Günümüzde GYO’ların yalnızca gelir getiren varlıkların sahibi olmadığına da değinen Demirpençe, bu yapıların ekonomi için uzun vadeli değer üreten platformlara dönüştüğünü söyledi. Demirpençe ayrıca uzun vadeli değer yaratmanın kentsel gelişimin temel yapı taşlarından biri olduğunun altını çizdi. Bu yaklaşımın güçlü bir örneği olarak Kadıköy’de hayata geçirilen Terminal Kadıköy projesini gösteren Demirpençe, Terminal Kadıköy’ün güçlü bir rejenerasyon yaklaşımıyla geliştirildiğini ifade etti. Akfen GYO tarafından hayata geçirilen projenin, sağlam ve sürdürülebilir bir ticari yapı üzerine kurgulandığını belirten Demirpençe, canlı ve turistik bir kentsel bölgenin merkezinde konumlanan Terminal Kadıköy’ün, ticari fizibilitesinin yanı sıra güçlü sosyal ve mekânsal değer ürettiğini vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kira İçin Konut Yatırımı Cazibesini Kaybediyor: Dubai'ye İlgi Arttı Haber

Kira İçin Konut Yatırımı Cazibesini Kaybediyor: Dubai'ye İlgi Arttı

Buna karşılık Dubai’de daha öngörülebilir kira piyasası ve döviz bazlı getiri, Türk yatırımcıların rotasını yurt dışına çeviriyor. Uzmanlara göre, iki ülke arasındaki kira getirisi farkı artık sadece oranlarla değil, yatırımın sürdürülebilirliğiyle ölçülüyor. Türkiye’de uzun yıllar boyunca güvenli liman olarak görülen “konut al, kiraya ver” modeli, son dönemde yatırımcı açısından cazibesini kaybetmeye başladı. Konut fiyatlarındaki hızlı artışa rağmen kira gelirlerinin aynı oranda yükselmemesi, yatırımın geri dönüş süresini uzatırken, Türk yatırımcıları alternatif piyasalara yöneltiyor. Bu alternatiflerin başında ise Dubai geliyor. Türkiye’de kira artıyor ama yatırımın geri dönüşü uzuyor TÜİK verilerine göre Türkiye’de kira artış oranları yüksek seyrini korurken, uzmanlar bu artışın yatırımcıya reel anlamda güçlü bir getiri sunmadığına dikkat çekiyor. Konut fiyatlarının geldiği seviye, bakım ve yenileme giderleri, vergiler ve tahsilat riskleri bir araya geldiğinde, kira gelirinin yatırım maliyetini karşılama süresi giderek uzuyor. Sektörde “kira çarpanı” olarak adlandırılan ve bir konutun kira geliriyle kendini kaç yılda amorti ettiğini gösteren gösterge, Türkiye genelinde yatırımcıyı zorlayan seviyelere işaret ediyor. Büyük şehirlerde bu sürenin 18–25 yıl bandına kadar uzadığı görülüyor. İstanbul–Dubai kıyası: Aynı metrekare, farklı kira gerçeği Bu farkın, rakamlarla somutlaştığında daha net görüldüğünü söyleyen Uluslararası Gayrimenkul Uzmanı ve AngelshineProperty Kurucusu Betül Işık, “İstanbul’da merkezi bir ilçede aylık kirası 20–30 bin TL bandında olan ortalama bir 1+1 dairenin satış fiyatı 5–7 milyon TL seviyelerinde bulunuyor. Buna karşılık Dubai’de benzer nitelikte, aylık kirası 6 bin–8 bin dirhem (yaklaşık 1.600–2.200 dolar) olan 1+1 bir konutun satış fiyatı ise ortalama 250 bin–350 bin dolar bandında seyrediyor. Döviz bazında değerlendirildiğinde, Dubai’de kira gelirinin konut fiyatına oranla daha dengeli bir geri dönüş sunduğu görülüyor. Bu durum, yatırımın geri dönüş süresini kısaltırken, kira gelirinin sürdürülebilirliği açısından da yatırımcıya daha öngörülebilir bir tablo sunuyor. Ortaya çıkan tablo, “aynı metrekare, benzer kira” algısının yatırım maliyeti ve geri dönüş açısından pratikte geçerli olmadığını net biçimde ortaya koyuyor.” dedi. Dubai’de denge daha öngörülebilir Dubai’de ise tablo farklı bir seyir izliyor. Güçlü arz planlaması, yüksek işlem hacmi ve yabancı yatırımcı dostu yapı sayesinde kira piyasası daha öngörülebilir bir zeminde ilerliyor. Konut fiyatları ile kira gelirleri arasındaki denge, yatırımcıya daha kısa geri dönüş süresi sunabiliyor. Dubai’de özellikle daire segmentinde kira çarpanlarının 11–15 yıl aralığında seyretmesi, yatırımcı açısından dikkat çekici bir fark yaratıyor. Ayrıca kira gelirlerinin döviz bazlı olması, Türk yatırımcı için ek bir güven unsuru olarak öne çıkıyor. “Artık yatırımcı brüt oranlara değil, net getiriye bakıyor” Dubai’de gayrimenkul alım satımı alanında faaliyet gösteren Angelshine Property Kurucusu Betül Işık, yatırımcı davranışındaki değişimi şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye’de kiralar artsa bile, konutun toplam maliyeti yatırımcıyı yoruyor. Vergiler, bakım giderleri, boş kalma riski ve belirsizlikler, kira gelirinin anlamını zayıflatıyor. Dubai’de ise yatırımcı daha öngörülebilir bir piyasa, daha net kurallar ve daha disiplinli bir yapı görüyor. Artık kararları brüt kira oranları değil, net getiri belirliyor.” Kâğıt üzerinde benzer, pratikte farklı Uzmanlara göre Türkiye ve Dubai arasındaki kira getirisi farkı, yalnızca yüzdesel oranlarla açıklanamıyor. Kâğıt üzerinde birbirine yakın görünen brüt kira getirileri, uygulamada ciddi şekilde ayrışıyor. Dubai’de kira sözleşmelerinin daha net olması, tahsilat süreçlerinin düzenli işlemesi ve piyasadaki yüksek likidite, yatırımcıya hem gelir hem de çıkış kolaylığı sağlıyor. Türkiye’de ise yatırımcı, kira gelirinin sürekliliği konusunda daha temkinli davranmak zorunda kalıyor. Türk yatırımcı neden yön değiştiriyor? TCMB ödemeler dengesi verileri, Türk yatırımcıların yurt dışı gayrimenkul alımlarında belirgin bir artışa işaret ediyor. Uzmanlara göre bu eğilimin temelinde; döviz bazlı gelir beklentisi, daha kısa geri dönüş süresi ve varlık çeşitlendirme isteği yer alıyor. Betül Işık’a göre bu yön değişimi geçici değil: “Yatırımcı artık ‘bugün ne kadar kira alırım’ sorusundan çok, ‘bu yatırım beş yıl sonra beni nerede konumlandırır’ sorusunu soruyor. Bu açıdan bakıldığında Dubai, Türk yatırımcı için sadece alternatif değil, yeni bir denge noktası haline geliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kıbrıs Gayrimenkulünde %7–10 Döviz Bazlı Getiri Yatırımcıyı Cezbediyor Haber

Kıbrıs Gayrimenkulünde %7–10 Döviz Bazlı Getiri Yatırımcıyı Cezbediyor

Gayrimenkul sektörü, 2025 yılında Türkiye’de ve yakın coğrafyada yüksek enflasyon, artan maliyetler ve finansmana erişimdeki zorluklara rağmen dayanıklılığını koruyan sektörlerden biri oldu. Bu görünüm içinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) gayrimenkul piyasası, sunduğu döviz bazlı gelir modeliyle ayrışıyor. Özellikle İngiliz Sterlini üzerinden %7–10 aralığında seyreden yıllık kira getirileri, Kıbrıs’ı yatırımcılar için güçlü ve istikrarlı bir alternatif haline getiriyor. Son dönemde konut fiyatlarında görülen %30–40 seviyesindeki artış, bölgenin yalnızca yazlık bir destinasyon değil, uzun vadeli yatırım odağı olarak konumlandığını ortaya koyuyor. Devam eden inşaat yatırımları, artan proje sayısı ve yapılan yasal düzenlemeler piyasayı daha öngörülebilir kılarken; güçlü kira talebi ve yabancı yatırımcı ilgisinin 2026’da da sürmesi bekleniyor. SOA Holding ise Kıbrıs’ta geliştirdiği projelerle, yatırımcılara kısa vadeli kazançtan çok döviz bazlı gelir ve kalıcı değer artışını birlikte sunan sürdürülebilir fırsatlar yaratmayı hedefliyor… Kıbrıs’ta gelişen inşaat sektörü, yeni projeler ve yasal düzenlemelerle birlikte yatırımcıya daha güvenli ve öngörülebilir bir zemin sunuyor. Döviz getirisi, güçlü kira talebi ve artan yabancı ilgisi, 2026’da da Kıbrıs gayrimenkul piyasasının büyüme potansiyelini koruyacağını gösteriyor. SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, 2025 gayrimenkul piyasası ve 2026 beklentilerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “2025 yılı, gayrimenkul sektöründe tüm zorluklara rağmen yatırımcının ilgisini koruduğu bir yıl oldu. Özellikle Kıbrıs, döviz bazlı getirisi ve sürdürülebilir kira potansiyeliyle öne çıktı. Artık Kıbrıs sadece alternatif bir pazar değil, stratejik bir yatırım merkezi konumunda. 2026’da daha dengeli, seçici ve kaliteli projelerin öne çıktığı bir piyasa yapısı bekliyoruz. SOA Holding olarak yatırımcılara güvenli, şeffaf ve uzun vadeli değer sunan projeler geliştirmeye devam ediyoruz.”

Global Menkul Değerler, Çimsa (CIMSA) için Araştırma Raporu Yayınladı Haber

Global Menkul Değerler, Çimsa (CIMSA) için Araştırma Raporu Yayınladı

Şirket raporunda, Çimsa’nın yüksek katma değerli ürün portföyü, coğrafi çeşitliliği, yüksek döviz bazlı geliri ve yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde sektörde ayrıştığı; bu doğrultuda uzun vadeli değer yaratma potansiyelinin güçlü olduğu vurgulanmıştır. Çimsa, beyaz çimentoda dünyada ikinci; kalsiyum alüminat çimentosunda (CAC) ilk üç üretici arasındadır. Yurt dışı yatırımların hızlanmasıyla 2021’de İspanya Buñol tesisinin devralınması sonucu beyaz çimento kapasitesi 600 bin ton artmış; 2024’te İrlanda Mannok satın alımıyla 1,2 milyon ton gri çimento kapasitesi ve yapı malzemeleri segmenti portföye eklenerek döviz bazlı gelir payını %70 seviyesine taşımıştır. ABD Houston’da 2019’da devreye alınan 300 bin ton beyaz çimento öğütme tesisi, 4Ç25’te 600 bin ton gri çimento öğütme kapasitesiyle genişletilmiştir. Şirket, 2026’da CAC kapasitesini 131 bin tondan 60 bin ton artışla 191 bin tona çıkarmayı hedeflemektedir. Yenilenebilir tarafta, Eskişehir GES projesi 1Ç25’te faaliyete geçerek Eskişehir fabrikasının elektrik ihtiyacının yaklaşık %15’ini karşılamaktadır. Raporda, Eskişehir Atık Isı Geri Kazanım (AIGK) tesisinin 2026’da devreye alınmasının beklendiği; bu yatırımın fabrikanın enerji ihtiyacının yaklaşık %25’ini karşılayarak enerji maliyetlerinde kalıcı iyileşme sağlayacağının öngörüldüğü ifade edilmiştir. Bu adımlar, kapasiteyi artırırken ürün portföyünü de zenginleştirerek kârlılığı desteklemektedir. Güçlü Bilanço, Küresel Ölçekte Büyüyen Faaliyet Alanı, Düşük Kaldıraç ve Cazip Değerleme ile Desteklenen Yatırım Görünümü Global Menkul Değerler, Çimsa’nın Mannok ve Buñol yatırımlarıyla Avrupa’da, Houston tesisiyle ise Kuzey Amerika’da güçlenen konumuna dikkat çekmekte; yüksek katma değerli ürün portföyü ve coğrafi olarak çeşitlenen gelir yapısının şirketin uzun vadeli sürdürülebilir büyüme görünümünü desteklediğini belirtmektedir. Global Menkul Değerler’in beklentilerine göre satış gelirleri 2025’te 45,47 milyar TL’ye, 2026’da 58,26 milyar TL’ye ulaşacak; FAVÖK’ün ise sırasıyla 8,17 milyar TL ve 11,21 milyar TL seviyelerinde gerçekleşmesi öngörülmektedir. Net kârın 2025’te 3,43 milyar TL’ye, 2026’da ise 5,56 milyar TL’ye yükselmesinin beklendiği ifade edilmektedir. Ayrıca şirketin Net Borç/FAVÖK oranının 2024 sonunda 2,38x, 2025 sonunda 2,64x ve 2026’da 2,48x seviyesinde gerçekleşmesinin öngörüldüğü; Çimsa’nın 2026 tahminlerine göre 5,5x FD/FAVÖK ve 7,2x F/K çarpanlarıyla global benzerlerine kıyasla sırasıyla %33 ve %46 iskontolu işlem gördüğü vurgulandı. Riskler ve katalistler Raporda riskler; petrokok maliyetlerinde artış, talepte zayıf seyir ve rekabet baskısı olarak sıralanmıştır. Katalistler ise yurt içi ve yurt dışı çimento talebindeki artış, düşük petrokok fiyatları ve tüketime bağlı ürün fiyat ayarlamaları olarak değerlendirilmiştir.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.