Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Döviz Girdisi

Kapsül Haber Ajansı - Döviz Girdisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Döviz Girdisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sanovel'den Küresel Büyüme Hamlesi: Ar-Ge ve Onkoloji Yatırımları Güçleniyor Haber

Sanovel'den Küresel Büyüme Hamlesi: Ar-Ge ve Onkoloji Yatırımları Güçleniyor

Sanovel’in CEO’su Hülya Yalın, şirketin sahip olduğu köklü birikim ve üretim gücüyle halihazırda önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayarak, uluslararası yatırımcıların sağladığı desteğin bu güçlü yapıyı daha da ileri taşıdığını ifade etti. Yalın, söz konusu yatırımların Sanovel’in küresel ilaç pazarındaki yükselişine ivme kazandırırken, Türkiye’yi daha güçlü bir üretim ve ihracat üssü haline getirme hedeflerine de katkı sağladığını; aynı zamanda ülkeye giren doğrudan yabancı yatırımın, Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltma vizyonunu destekleyen önemli bir unsur olduğunu belirtti. Yalın, küresel yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve ilaç sanayisinin potansiyeline duyduğu güvenin bir kez daha ortaya konduğunu vurguladı. Bu stratejik hamlenin, Türkiye’nin yerli üretim gücünü ve küresel pazarlardaki konumunu bir üst seviyeye taşıyacağını da sözlerine ekledi. "43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyüyoruz" Sanovel CEO’su Hülya Yalın, şirketin geçmişi, kurumsal yapısı ve mevcut operasyonel büyüklüğüne ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Sanovel, temelleri 1983 yılında merhum Eczacı Erol Toksöz tarafından atılmış, 43 yıldır Türkiye ilaç sanayisinin gelişimine öncülük eden lider şirketlerden biridir. Kökleri bu topraklarda olan Sanovel, şeffaflık, kalite, bilim ve insan odaklı değerlerden ödün vermeden büyümüş; bugün hem ülkemiz hem de küresel pazarlar için son derece güvenilir bir çözüm ortağı haline gelmiştir. Gücünü Türkiye’den alan, yüzde 100 yerli üretimiyle ülkemizin sağlık ekosistemindeki konumunu her geçen gün daha da kuvvetlendiren bir Türk şirketiyiz. Faaliyetlerimizi Türkiye merkezli olarak sürdürüyor; Ar-Ge’mizi, üretimimizi, kalite süreçlerimizi ve tüm ihracat operasyonlarımızı İstanbul Levent’teki Genel Müdürlüğümüz ile Silivri’deki yüksek teknolojili Ar-Ge Merkezi ve Üretim Kampüsümüzden yönetiyoruz. Bugün yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayan güçlü yapımızla hareket ediyoruz. 43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyürken, ülkemizi dünyada en iyi şekilde temsil etmeyi milli bir sorumluluk olarak görüyoruz." "60'tan fazla marka, 400'ün üzerinde ruhsatlı ürün" Yerli üretimin dışa bağımlılığı azaltmadaki rolünü ve Silivri'deki üretim üssünü vurgulayan Yalın, portföy yapısını şöyle aktardı: "Biz yerli üretimi desteklemeyi ve Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltmayı kurumsal bir ödevden öte, milli bir görev olarak kabul ediyoruz. Ürün portföyümüzün tamamı reçeteli ilaçlardan oluşuyor. Ağrı ve inflamasyon, endokrin ve metabolizma, gastrointestinal, hematoloji, hepatoloji, kardiyovasküler, multipl skleroz (MS), nöroloji ve psikiyatri gibi akut ve kronik tedavi alanlarında faaliyet gösteriyoruz. 60’tan fazla marka ve 180’i aşkın üründen oluşan çok geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Toplamda 400’ün üzerinde ruhsatlı ürünümüz bulunuyor. En büyük gurur kaynaklarımızdan biri, birçok tedavi alanında pazara ilk eşdeğer ürün sunan şirket konumunda olmamızdır. Tüm bu faaliyetlerin kalbi Silivri’deki tesisimizde atıyor. Burası yaklaşık 800 ekip arkadaşımızın emekleriyle neredeyse tüm formlarda ilaç üretimi gerçekleştirebildiğimiz, Türkiye’nin adeta bir Ar-Ge ve üretim üssüdür. Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtada 50’den fazla ülkenin de ilaç ihtiyacını her koşulda güvenle karşılıyoruz." Rakamlarla Sanovel ve onkoloji hamlesi Son 5 yıldaki büyüme rakamlarını ve 2035 vizyonunu detaylandıran Yalın şu verileri paylaştı: "IQVIA’ya göre değer bazında 10,5 kat, kutu bazında ise 1,5 kat büyüme gösterdik. Diyabet alanında jenerik firmalar arasında lider konumdayız. Kardiyoloji alanında jenerik firmalar arasında 2. sırada, merkezi sinir sistemi alanında ise total pazarda ikinci sıradayız. MS pazarında ise jenerik firmalar arasında 2. sırada, total pazarda ise 3. sırada yer alıyoruz. Yurt içi pazarda yükselişimizi sürdürürken uluslararası pazarlarda ihracatımızı yaklaşık 4 kat büyüttük. Üretim miktarımızı 60 milyon kutudan 91,5 milyon kutuya taşıdık. Son 5 yılda fabrikamıza yaptığımız 26 milyon ABD doları yatırımla yeni ekipmanlar temin ettik. 2035 vizyonumuz doğrultusunda verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir gelecek planıyla ilerliyoruz. Oluşturduğumuz proje takımlarından biri onkoloji odağında faaliyet gösteriyor. Çoğunluğu ithal olan onkoloji ürünlerini ülkemizde üreterek bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmayı, sürdürülebilir sağlığa katkı sunmayı ve ülkemizin döviz kaynaklarının korunmasına destek olmayı önemsiyoruz. 2035 vizyonumuz kapsamında etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz." "50 ülkede varız, 200'den fazla ruhsat onayı bekliyoruz" Küresel pazarlardaki varlıkları ve uluslararası denetim başarıları hakkında konuşan Yalın şunları aktardı: "2005 yılında başladığımız ihracat yolculuğunu bugün çok ileri bir boyuta taşıdık. Şu anda 400’ün üzerinde ruhsat ile Kanada’dan ABD ve Avrupa’ya kadar 50 ülkedeki ihracat faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin cari açığının azaltılmasına ve net döviz girdisi sağlanmasına stratejik bir destek sunuyoruz. Fabrikamızdaki süreçlerin uluslararası standartlara uygunluğunu Avrupa’da EMA ve EU GMP, ABD’de ise US FDA onaylarımızla tescillemiş olmaktan gurur duyıyoruz. Şu an bulunduğumuz ve yeni giriş yapmayı planladığımız pazarlarda 200’den fazla ruhsat onayı bekliyoruz. Gelecek hedeflerimiz doğrultusunda AB, ABD, Kanada, MENA, Sahra Altı Afrika, Güneydoğu Asya, LATAM ve CIS bölgelerinde varlığımızı genişletmeye odaklanıyoruz." Ar-Ge kadrosu ve teknolojik altyapıya ilişkin açıklamalarda bulunan CEO Hülya Yalın şöyle devam etti: "80 bilim insanıyla Ar-Ge çalışmalarını yürüten Sanovel olarak, sektörde Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran lider şirketlerden biriyiz. Alman mühendislik şirketi PharmaPlan tarafından tasarlanan tesisimizdeki Ar-Ge Merkezimizde; konvansiyonel ilaçların ötesine geçerek kombinasyon ürünler, yeni üretim teknolojileriyle farklı dozaj şekilleri içeren ürünler ve ODT (ağızda dağılan tablet) projeleri geliştiriyoruz. Bu projeleri Türkiye, ABD, Kanada ve Avrupa pazarları için 'ilk eşdeğer' olma hedefiyle kurguluyoruz. Çalışmalarımızda cGMP ve cGLP kurallarını en üst seviyede uygularken, Kalite Tasarımı (QbD) yaklaşımıyla regüle pazarların kapısını açıyoruz. Fikri mülkiyet ve patent alanında ilaç sektöründe elde ettiğimiz şampiyonluğu bu yoğun emeğin sonucu olarak görüyoruz. Türkiye’deki tüm sektörler bazında yapılan patent başvuru sayısı sıralamalarında ilk 3 şirket arasında yer alıyoruz." Sürdürülebilirlik, Sosyal Sorumluluk ve "En İyi İşveren" Ödülü Çevresel hedefler, sosyal projeler ve insan kaynakları başarılarına değinen Yalın tüm faaliyetlerinde Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı rehber aldıklarını ifade ederek, “Çevresel performansımızı düzenli takip ederek 2025 yılında karbon ayak izimizde yüzde 14,3, su ayak izimizde ise yüzde 13,9 oranında net azaltım sağladık. Cumhuriyetimizin 102. yılında 102 kız öğrencimize profesyonel koçluk desteği sağladık. Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası’nı almaya hak kazanarak toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımımızı tescilledik. Ayrıca Forbes Türkiye ve Statista iş birliğiyle gerçekleştirilen 'Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026' listesinde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. 10 binden fazla çalışanın anonim geri bildirimleri doğrultusunda oluşturulan bu listede yer almak, çalışan deneyimine verdiğimiz önemin bir göstergesidir” diye konuştu. “Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyoruz” Şirketin devredildiği veya değerinin altında satıldığı yönündeki iddialara açıklık getiren Yalın, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle çok net ifade etmek isterim ki, Sanovel ile ilgili ortaya atılan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Sanovel, bir Türk şirketi olarak 43 yıldır olduğu gibi bugün de ülkesi için yatırım yapmaya, istihdam yaratmaya, Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam etmektedir. Her şirkette olduğu gibi Sanovel’in idari süreçleriyle ilgili oluşan değişimler, şirketimizin güçlü geleceğini desteklemek, operasyonel mükemmeliyet ve organizasyonel çevikliği güçlendirmek adına atılan doğal dönüşüm adımlarıdır. Dönem dönem gündeme getirilen geçmiş hissedarlarımızla ilgili süreçler ise Sanovel’in tüzel kişiliğini ve bugünkü operasyonel faaliyetlerini ilgilendiren bir konu değildir. Uluslararası yatırımcılardan gösterilen ilgi, hem ülkemizin makroekonomik istikrarına hem de Sanovel'in küresel potansiyeline duyulan sarsılmaz güvenin bir yansımasıdır." "Uluslararası Yatırım Türkiye'nin Üretim Gücünün Tescilidir" Uluslararası ortaklığın sağladığı katkıya değinen Hülya Yalın şunları ekledi: "Uluslararası yatırımcıların hissedarlar arasında yer alması, Türk ilaç sektörünün ve Türkiye’nin üretim gücünün uluslararası arenada ne kadar büyük bir itici güç olduğunun tescilidir. 2020 yılı ve sonrasında gerçekleşen bu stratejik yatırım; şirketimizin üretim gücünü, Ar-Ge kabiliyetini, istihdamını, ihracat potansiyelini ve yerli üretime olan katkısını çok daha yukarılara taşıyacak hayati bir adım olmuştur. Sanovel, 2020 yılı itibarıyla kurumsallaşma yolculuğunu stratejik yatırımlarla halihazırda güçlendirmeye başlamış; büyüme, globalleşme, sürdürülebilirlik hedeflerinde önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Uluslararası yatırımcıların sağladığı bu yeni katkı ve güven ortamı, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü çok daha fazla geliştirecek ve perçinleyecektir. Sanovel bu ülkenin milli bir değeridir ve geleceğini kararlılıkla Türkiye’de inşa etmektedir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

E-İhracat, Türkiye'nin Yeni Büyüme Gücü Oldu Haber

E-İhracat, Türkiye'nin Yeni Büyüme Gücü Oldu

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), her yıl geleneksel olarak düzenlediği törenle ihracat şampiyonlarını açıkladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleşen 'İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni'nde, Türkiye'den yurt dışına gönderilen ürün ve hizmetlerin 2025 yılında yeni bir rekor kırarak 396 milyar dolarlık bir ihracata ulaştığı ilan edildi. Bu yıl yeni hedefin 410 milyar doları olduğunu söyleyen TİM Başkanı Mustafa Gültepe, ihracatı sınırları aşan stratejik bir güç olarak gördüklerini belirtti. TİM Başkanı Gültepe, küresel rekabette geleneksel ihracatın yanı sıra e-ihracatın da artık kritik bir rol oynadığını kaydetti: "E-ihracat yerli üretici, KOBİ'ler ve esnafımız için büyük fırsatlar sunuyor. Bu nedenle üç yıldır İhracatın Şampiyonları listesinde e-ihracatı ayrı bir kategoride değerlendiriyoruz ve ödüllendiriyoruz. Her gün yüz binlerce "Made in Türkiye" etiketli ürün dünyanın dört bir yanına e-ihracat kanalıyla ulaşıyor. Küresel ticarette oyunun kurallarının yeniden yazıldığı ve teknolojinin fark yarattığı günümüzde, Türkiye'den onlarca ülkeye e-ihracat gerçekleştiriyoruz. E-ihracat hacmimiz küresel risklere rağmen her yıl artıyor. Türkiye’yi ihracatta ilk 10 ülke arasına çıkarma hedefimize giden süreçte e-ihracatın önemli kaldıraçlardan biri olacağına inanıyorum." 'İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni'nde üç kez üst üste e-ihracat kategorisinin birincisi seçilen Trendyol, geçen yıl Türkiye'den yola çıkan 55 milyonu aşkın ürünü 35 ülkede 10 milyonu aşkın müşteriyle buluşturdu. Trendyol Grubu CEO'su Erdem İnan, arka arkaya üçüncü kez verilen ödülün e-ihracat yapan 120 bini aşkın Trendyol iş ortağının başarısı olduğunu vurguladı: "Bugün ihracatın tanımı değişiyor. Geleneksel ihracatın yanına artık e-ihracat da güçlü bir büyüme alanı olarak eklenmiş durumda. Özellikle KOBİ'ler, yerli üreticiler ve esnafımız için e-ihracat, dünyanın her yerindeki yeni müşterilere ulaşmayı mümkün kılıyor. 2025 yılında e-ihracat operasyonlarımızı büyütmek amacıyla 1 milyar doların üzerinde yatırım gerçekleştirdik. Çoğunluğu KOBİ'lerden oluşan iş ortaklarımızın e-ihracat hacmi, geçtiğimiz yıl 1,5 milyar doları aştı. E-ihracatın sağladığı döviz girdisi, istihdam ve katma değer sayesinde Türkiye'nin ekonomik büyümesinde stratejik bir rol oynadığına inanıyoruz. Ülkemizin üretim gücü, girişimci ekosistemi, stratejik konumu ve 'Made in Türkiye' markasının dünyada giderek artan itibarıyla; Türkiye'nin bölgesel e-ihracatın lider ülkesi olacağına inanıyoruz." Dört yıl önce e-ihracat operasyonlarına başlayan Trendyol, bugün Türk markalarını e-ihracatla Orta ve Doğu Avrupa, Körfez bölgesi ve Azerbaycan'a ulaştırıyor. Trendyol'daki satıcılar, Türkiye içinde Ankara'dan Antalya'ya satış yapar gibi tek bir tuşa basarak e-ihracat gerçekleştirebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trendyol, Üst Üste Üçüncü Kez Türkiye’nin e-ihracat Şampiyonu Haber

Trendyol, Üst Üste Üçüncü Kez Türkiye’nin e-ihracat Şampiyonu

Türkiye’nin lider, dünyanın önde gelen e-ticaret platformu Trendyol, yerli üretici ve KOBİ'leri küresel pazarlara bağlayan e-ihracat altyapısıyla "Made in Türkiye" etiketli ürünleri dünyanın dört bir yanına ulaştırıyor. Trendyol, her gün 200 binden fazla ürünü Avrupa ve Asya’daki 35 ülkede 10 milyonu aşkın müşteriyle buluştururken, büyük bölümü KOBİ'lerden oluşan iş ortaklarının e-ihracat hacmi geçen yıl 1,5 milyar doları aştı. Dünya KOBİ Günü öncesinde, küresel pazarlarda yerli üretimi ve üreticiyi destekleyen bu vizyonuyla Trendyol'un e-ihracattaki başarısı bir kez daha tescillendi. Trendyol, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından gerçekleştirilen “İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni”nde e-ihracat kategorisinde yine zirvede yer alarak, üst üste üçüncü kez "E-İhracat Şampiyonu" oldu. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve TİM Başkanı Mustafa Gültepe tarafından Trendyol Grubu Başkan Yardımcısı Sinan Cem Şahin’e takdim edilen ödül, platformun Türkiye ekonomisine sağladığı sürdürülebilir katkıyı gözler önüne serdi. "E-ihracat, KOBİ'lerin küresel pazarlara açılmasının en güçlü araçlarından biri" Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, konuyla ilgili açıklamasında e-ihracatı Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi için stratejik bir kaldıraç olarak gördüklerini ifade ederek şunları söyledi: “Bugün platformumuz üzerinden faaliyet gösteren satıcılarımızın önemli bir bölümünü küçük ve orta ölçekli işletmeler oluşturuyor. Teknoloji, lojistik ve pazarlama gücümüzle bu işletmelerin Türkiye sınırlarının ötesine geçmesini ve yeni müşterilere ulaşmasını sağlıyoruz. Dünya Kobi Günü öncesinde verilen bu anlamlı ödül, e-ihracat gerçekleştiren 120 bini aşkın iş ortağımız, yerli üreticilerimiz ve esnafımızın başarısı. 2025 yılında e-ihracat operasyonlarımızı büyütmek için 1 milyar doların üzerinde bir yatırım gerçekleştirdik. E-ihracat döviz girdisi ve ortaya çıkardığı istihdamla, ülkemizin ekonomisi için kalıcı değer yaratıyor. Türkiye'nin üretim gücüne güveniyoruz; marka bilinirliğini ve kalitesini ispatlayan 'Made in Türkiye' etiketli ürünler yurt dışındaki kullanıcılar tarafından tercih ediliyor. Markalarımızın gücünün yanı sıra Türkiye'nin benzersiz stratejik konumu, sürekli yükselen kültürel etkisi ve turizm, e-ihracatın artmasında ciddi bir avantajı beraberinde getiriyor. Geride bıraktığımız yılda her gün ortalama 200 binden fazla ürünü yurt dışındaki müşterilerimize ulaştırdık ve gelecekte Türkiye'nin e-ihracatta bölgesel bir güç haline gelmesini hedefliyoruz.” Trendyol'un bir e-ticaret platformundan öte Türkiye ekonomisine katkı sunan ve dijital dönüşümünü destekleyen bir ekosistem haline geldiğini belirten İnan, "Dijital çözümlerimiz, erişim gücümüz ve yapay zeka teknolojilerimizle, KOBİ'lerimiz ve yerli üreticilerimizin işlerini büyütmelerine verdiğimiz güçlü desteği sürdüreceğiz. Bütün iş ortaklarımızın Dünya KOBİ Günü'nü kutluyoruz. Geçtiğimiz günlerde açıkladığımız 2025 Sosyoekonomik Etki Raporu, ekosistemimizdeki hareketliliğin üretim, istihdam ve gelir artışıyla geniş bir alana yayıldığını, Trendyol'un her 1 TL'lik faaliyetinin Türkiye ekonomisinde 6,94 TL'lik etki oluşturduğunu ortaya koydu. Toplam etkiyi 7’ye katlayan bu değeri, yerli üreticilerimiz, KOBİ'lerimiz ve esnafımızla birlikte ürettik" dedi. 2022 yılında yerli üretimi e-ihracatla sınır ötesine taşımaya başlayan Trendyol, Türk markalarını Orta ve Doğu Avrupa, Körfez bölgesi ülkeleri ve Azerbaycan'a ulaştırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Su Ürünlerinde Üretim ve İhracatta Gücünü Artırıyor Haber

Türkiye Su Ürünlerinde Üretim ve İhracatta Gücünü Artırıyor

Cumhuriyet tarihinin en yüksek üretim seviyesine ulaşan sektör, yaklaşık 100 ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla Türkiye ekonomisine milyarlarca dolarlık katkı sağlarken, yetiştiricilikte Avrupa Birliği ülkeleri arasında lider konumunu sürdürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, toplam su ürünleri üretiminin 1 milyon 37 bin tona ulaşarak rekor kırdığını belirterek, Avrupa Birliği ülkelerinin yüksek kalite standartları sayesinde Türk balığını tercih ettiğini söyledi. Tarım ve gıda sektörünün yükselen yıldızlarından biri haline gelen su ürünleri sektörü, üretim kapasitesi ve ihracat performansıyla dikkat çekiyor. Üç tarafı denizlerle çevrili olmanın avantajını üretim, yetiştiricilik ve ihracat gücüne dönüştüren Türkiye, artık yalnızca balık avlayan değil, balık üreten, işleyen ve dünya pazarlarına ihraç eden ülkeler arasında öne çıkıyor. Türkiye, son yıllarda yetiştiricilik alanında elde ettiği başarı sayesinde Avrupa'nın lider üreticileri arasına girerken, yıllık 2,3 milyar doları aşan ihracat geliriyle dış ticarette de önemli bir başarı hikayesi yazıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, Türkiye’nin su ürünleri üretiminde Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını belirterek, toplam üretimin 1 milyon 37 bin tona ulaştığını açıkladı. Av sezonunun son yılların en bereketli dönemlerinden biri olarak tamamlandığını ifade eden Türkyılmaz, avcılıktan elde edilen üretimin bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 15 arttığını söyledi. Yetiştiricilikte Avrupa Lideri Su ürünleri yetiştiriciliğinde Türkiye’nin güçlü bir konuma ulaştığını vurgulayan Türkyılmaz, Türkiye’nin dünya sıralamasında 15’inci, Avrupa Birliği ülkeleri arasında ise birinci sırada yer aldığını belirtti. Çipura ve levrek üretiminde Avrupa lideri olduklarını ifade eden Türkyılmaz, alabalık üretiminde de Türkiye’nin dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunduğunu kaydetti. Sektörün ekonomik katkısına da dikkat çeken Türkyılmaz, 2025 yılında su ürünleri ihracatından yaklaşık 2,3 milyar dolar döviz girdisi sağlandığını söyledi. Türkiye’nin yaklaşık 100 ülkeye su ürünleri ihraç ettiğini belirten Türkyılmaz, Rusya ve Avrupa Birliği ülkelerinin en önemli pazarlar arasında yer aldığını dile getirdi. "Avrupa Birliği Türk Balığını Tercih Ediyor" Avrupa Birliği ülkelerine su ürünleri ihracatının yüksek standartlar gerektirdiğini ifade eden Türkyılmaz, Türkiye’nin üretimden tüketime kadar tüm süreçlerde güçlü denetim mekanizmalarına sahip olduğunu belirterek, "Avrupa Birliği ülkeleri Türk balığını tercih ediyor. Çünkü sağlıklı, güvenilir ve izlenebilir ürünler sunuyoruz. Deniz suyu kalitesinden yem içeriğine, üretim tesislerinden işleme süreçlerine kadar her aşama kontrol altında tutuluyor. Bu denetimler yalnızca ihracata giden ürünler için değil, iç piyasaya sunulan tüm su ürünleri için uygulanıyor. Vatandaşlarımız Türk balığını gönül rahatlığıyla tüketebilir." dedi. Türk Somonu Dünya Pazarında Markalaşıyor Türk somonunun son yıllarda dünya pazarlarında önemli bir marka haline geldiğini belirten Türkyılmaz, Türk somonunun Türkiye’nin ihracat gücünü artıran stratejik ürünlerden biri olduğunu söyledi. Çipura, levrek ve alabalığın da Türkiye’nin güçlü olduğu ürün grupları arasında yer aldığını ifade eden Türkyılmaz, önümüzdeki dönemde “Türk Havyarı” markasını da dünya pazarına kazandırmayı hedeflediklerini açıkladı. Türkyılmaz, 2027 yılından itibaren Türkiye’de siyah havyar üretiminin ticari ölçekte gerçekleştirileceğini belirterek, bu alanda önemli bir ihracat potansiyeli bulunduğunu vurguladı. Kişi Başı Tüketimin Artırılması Hedefleniyor Türkiye’de kişi başı yıllık balık tüketiminin yaklaşık 8 kilogram seviyesinde olduğunu hatırlatan Türkyılmaz, bu rakamın dünya ortalamasının altında kaldığını belirtti. Balığın özellikle çocuk gelişimi, sağlıklı beslenme ve hayvansal protein ihtiyacının karşılanması açısından büyük önem taşıdığını söyleyen Türkyılmaz, balık tüketiminin artırılması için okullardan sosyal medya kampanyalarına kadar birçok alanda farkındalık çalışmaları yürüttüklerini ifade etti. Su ürünleri sektörünün üretim, ihracat, istihdam, kırsal kalkınma ve sağlıklı beslenme açısından stratejik bir alan olduğunu belirten Türkyılmaz, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelle küresel pazarlardaki payını daha da artırmayı hedeflediğini kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beta Enerji’nin Halka Arzına SPK’dan Onay Haber

Beta Enerji’nin Halka Arzına SPK’dan Onay

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ve Ziraat Yatırım’ın liderliğini, Yatırım Finansman Menkul Değerler’in (YF) eş liderliğini üstlendiği Beta Enerji’nin halka arzında pay başına satış fiyatı 40 TL olarak belirlendi. Halka arzda 55 milyon TL nominal değerli paylar sermaye artırımı, 5 milyon 750 bin TL nominal değerli paylar ortak satışı şeklinde olmak üzere toplam 60 milyon 750 bin TL nominal değerli paylar, sabit fiyatla talep toplama ve en iyi gayret aracılığı yöntemiyle satışa sunulacak. Halka arz büyüklüğünün yaklaşık 2,4 milyar TL’ye ulaşması hedeflenirken, halka açıklık oranının ise yüzde 15 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. Kurulduğu günden bu yana 80’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdi Beta Enerji, Adana’da farklı tip güç ve gerilimlerde yağlı ve kuru tip dağıtım transformatörü, güç transformatörü ve köşk üretimine devam ediyor. Adana'daki tesislerinin yanı sıra Almanya, Ukrayna ve Amerika bölgelerindeki dağıtım ağıyla dünyanın dört bir yanına ürünlerini ulaştıran şirket, kurulduğu günden bu yana 80’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirerek ülkemize döviz girdisi sağlıyor. Beta Enerji, katma değerli ürünler üretme hedefiyle, alanında uzman 730’un üzerinde çalışanıyla faaliyetlerine devam ediyor. Yaklaşık 130 milyon dolarlık yatırım Beta Enerji sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda önemli yatırımlara imza atıyor. Şirketin, Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde hayata geçirdiği Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü, tam kapasite faaliyete girdiğinde Avrupa’nın en büyük teknoloji kampüslerinden biri olacak. Toplamda yaklaşık 130 milyon dolar yatırım ile hayata geçirilen kampüs, yaklaşık 115 bin 155 metrekare alana sahip. LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) sertifikasına uyumlu bir yapıda hayata geçirilen tesis, transformatörlerden yüksek gerilim anahtarlama ürünleri ve beton köşk ürünlerine kadar uçtan uca üretim yetkinliğine sahip olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turizm Haftası’nda Kruvaziyer Rüzgârı! Haber

Turizm Haftası’nda Kruvaziyer Rüzgârı!

Turizm Haftası dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Sea Genesis Group Başkanı Ahmet Yazıcı, kruvaziyer turizminin sadece tatil tercihi değil, aynı zamanda yüksek ekonomik katkı yaratan stratejik bir alan olduğuna dikkat çekti. 15–22 Nisan Turizm Haftası kapsamında turizm sektörünün farklı alanlarına yönelik değerlendirmeler gündeme gelirken, bu yıl öne çıkan başlıklardan biri de kruvaziyer turizmi oldu. Havaların ısınması, yaz sezonuna dönük erken planlamaların hızlanması ve özellikle tatilcilerin fiyat-performans dengesine daha fazla önem vermesi, gemi turizmine olan ilgiyi belirgin şekilde artırdı. Son dönemde hem yerli hem yabancı turistin daha planlı, daha kontrollü ve daha avantajlı tatil alternatiflerine yönelmesi, kruvaziyer turlarını yeniden güçlü bir seçenek haline getirdi. Konuyla ilgili açıklama yapan Sea Genesis Group Başkanı Ahmet Yazıcı, kruvaziyer turizminin artık yalnızca belli bir gelir grubuna hitap eden sınırlı bir tatil modeli olmadığını, değişen tüketici alışkanlıklarıyla birlikte çok daha geniş bir kitle tarafından tercih edilmeye başlandığını belirtti. Yazıcı, “Bugün tatil planı yapan insanlar sadece destinasyona değil, toplam deneyime, maliyet avantajına ve zaman yönetimine de bakıyor. Kruvaziyer turizmi bu anlamda çok güçlü bir alternatif sunuyor. Konaklama, ulaşım, yeme-içme ve farklı destinasyonları tek bir plan içinde birleştirebilmesi, bu alanı her geçen gün daha cazip hale getiriyor” dedi. Fiyat Avantajı Talebi Hızlandırdı Turizm sektöründe son yıllarda en belirleyici unsurlardan biri maliyet yönetimi olurken, kruvaziyer turizmi sunduğu bütünleşik yapı sayesinde tüketici tarafında daha kontrollü bir tatil modeli olarak öne çıkıyor. Otel, restoran, ulaşım ve ekstra harcamaların ayrı ayrı planlandığı klasik tatil anlayışına kıyasla, kruvaziyer turlarının tek paket içinde sunduğu avantajlar özellikle erken rezervasyon döneminde ciddi talep görüyor. Tabloya ilişkin değerlendirme yapan Ahmet Yazıcı, “Özellikle havaların ısınmasıyla birlikte tatil planları daha görünür hale geliyor. Bu dönemde insanlar bütçelerini daha dikkatli kullanmak istiyor. Kruvaziyer turizmi ise birçok hizmeti tek çatı altında sunduğu için fiyat avantajı yaratıyor. Bu da gemi turlarına olan ilgiyi artırıyor. Sadece lüks segmentte değil, farklı bütçelere hitap eden seçeneklerde de talebin yükseldiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı. Yazıcı, tüketici davranışlarında yaşanan değişimin kruvaziyer turizmini daha görünür hale getirdiğini vurgulayarak, artık tatilcilerin yalnızca bir yerde konaklamayı değil, tek seyahatte birden fazla deneyim yaşamayı önemsediğini söyledi. Bu durumun kruvaziyer turizmini klasik tatil anlayışından ayrıştırdığını belirten Yazıcı, gemi turlarının hem ekonomik hem de deneyim odaklı yeni bir seyahat modeli sunduğunu ifade etti. Kruvaziyer Turizmi Ekonomik Katma Değeriyle Öne Çıkıyor Kruvaziyer turizmi yalnızca yolcu sayılarıyla değil, yarattığı ekonomik etkiyle de dikkat çekiyor. Liman şehirlerine gelen kruvaziyer yolcuları; yeme-içme, alışveriş, ulaşım, rehberlik ve tur hizmetleri başta olmak üzere birçok sektörde doğrudan ekonomik hareketlilik yaratıyor. Kısa süreli ziyaretlerine rağmen yüksek harcama eğilimi gösteren bu yolcu profili, özellikle şehir ekonomileri açısından önemli bir değer oluşturuyor. Kruvaziyer turizminin Türkiye açısından çok boyutlu bir ekonomik katkı sunduğunu belirten Yazıcı, “Bu alanı yalnızca bir tatil modeli olarak değerlendirmek eksik olur. Kruvaziyer turizmi, liman şehirlerinde esnaftan hizmet sektörüne kadar geniş bir ekonomik zinciri harekete geçiriyor. Aynı zamanda döviz girdisi sağlıyor, turizm gelirlerinin çeşitlenmesine katkıda bulunuyor ve sezonu daha dengeli hale getiriyor. Dolayısıyla burada oluşan hareketlilik yalnızca sektörel değil, doğrudan ekonomik bir değer üretiyor” diye konuştu. Kruvaziyer turizminin bir diğer önemli etkisinin de turizmi belirli aylara sıkışan yapıdan uzaklaştırması olduğuna dikkat çeken Yazıcı, seferlerin yılın farklı dönemlerine yayılmasının sektör açısından daha sürdürülebilir bir yapı oluşturduğunu belirtti. Yazıcı, bu modelin hem turizm profesyonelleri hem de şehir ekonomileri için daha istikrarlı bir gelir yapısı oluşturduğunu vurguladı. Turizm Haftası’nda Dikkatler Gemi Turizmine Çevrildi Turizm Haftası’nın, sektörün mevcut performansını değerlendirmek ve gelecek dönem hedeflerini konuşmak açısından önemli bir zaman dilimi olduğuna işaret eden Ahmet Yazıcı, bu yıl kruvaziyer turizminin daha fazla gündeme gelmesinin tesadüf olmadığını söyledi. Yazıcı, artan talep, fiyat avantajı ve değişen küresel tatil alışkanlıklarının bu alanı daha görünür hale getirdiğini belirterek, “Turizm Haftası, sadece elde edilen rakamların konuşulduğu bir dönem değil; aynı zamanda geleceğin turizm modelinin tartışıldığı bir alan. Bugün baktığımızda kruvaziyer turizmi hem ekonomik katkısı hem de değişen seyahat beklentilerine verdiği cevapla öne çıkıyor. İnsanlar artık daha pratik, daha avantajlı ve daha çok deneyim sunan tatil modellerine yöneliyor. Gemi turizmi de tam bu noktada güçlü bir karşılık veriyor” dedi. Yeni Dönemin Tatil Anlayışında Gemiler Daha Güçlü Yer Tutuyor Son yıllarda seyahat tercihlerinde öne çıkan en önemli başlıklardan biri de “tek seyahatte çoklu deneyim” yaklaşımı oldu. Tatilciler artık yalnızca bir otelde kalmayı değil, farklı durakları görebilmeyi, zamanlarını daha verimli kullanmayı ve harcamalarını daha kontrollü yapabilmeyi önemsiyor. Bu yeni tatil anlayışı, kruvaziyer turizmini daha geniş kitlelere açan başlıca nedenlerden biri olarak değerlendirildiğini söyleyen Yazıcı, “Kruvaziyer turizmi bugün artık sadece denizde yapılan bir tatil değil; planlama kolaylığı, maliyet avantajı, çoklu destinasyon deneyimi ve ekonomik katkısı ile çok yönlü bir değer alanı. Turizm Haftası vesilesiyle bu alanın daha fazla konuşulmasını çok kıymetli buluyoruz. Türkiye’nin kruvaziyer turizminde daha güçlü bir konuma ulaşacağına ve bu alandaki hareketliliğin önümüzdeki dönemde daha da artacağına inanıyoruz.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Turizmi 2025’te 3 Milyar Dolar Eşiğini Aştı Haber

Sağlık Turizmi 2025’te 3 Milyar Dolar Eşiğini Aştı

Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal: “Sağlık turizmi yalnızca bir sağlık hizmeti değil, aynı zamanda Türkiye için güçlü bir hizmet ihracatı ve döviz girdisi alanı” dedi. Türkiye, sağlık turizminde büyümesini sürdürürken, sektör 2025’te hem ziyaretçi sayısı hem de gelir tarafında 3 milyar dolar bandına yerleşti. Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ’nin (USHAŞ) yayımladığı verilere göre, 2025 yılında sağlık hizmeti almak amacıyla Türkiye’yi ziyaret eden kişi sayısı 1 milyon 398 bin 580’e ulaşırken, sağlık turizmi geliri 3 milyar 22 milyon 452 bin dolar olarak gerçekleşti. Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal, söz konusu performansın klasik turizme kıyasla daha yüksek katma değer üreten bir ihracat kalemi olduğunu belirterek, “Sağlık turizmi, doğrudan sağlık harcamasının yanı sıra konaklama, ulaşım ve şehir içi tüketimle çarpan etkisi yaratıyor. Bu nedenle ekonomi yönetimi açısından ‘nitelikli döviz geliri’ üreten stratejik bir alan” dedi. Dr. Bal, sektörde rekabetin sürdürülebilirliği için fiyatlamanın disiplinli ve şeffaf yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kur hareketleriyle fırsatçı fiyatlama kısa vadede gelir gibi görünse de, orta vadede talebi başka destinasyonlara kaydırabilir. Türkiye’nin rekabet zemini uygun fiyattan çok; klinik kalite, hasta güveni ve sonuç başarısıdır” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin genel turizm gelirindeki yükselişin, sağlık turizmine de zemin oluşturduğuna işaret eden Dr. Bal, TÜİK’in açıkladığı verilere göre 2025’te turizm gelirinin 65,2 milyar dolara yükseldiğini hatırlatarak, “Bu ölçek içinde sağlık turizmi, kişi başı harcaması yüksek bir segment olarak öne çıkıyor. Ürün çeşitliliği (medikal, estetik, diş, göz, saç ekimi, rehabilitasyon) ve hizmet standardı korunursa payın büyümesi mümkün” diye konuştu. Dr. Bal, uluslararası hastaların en çok talep gösterdiği alanlar arasında burun estetiği, yüz gençleştirme uygulamaları, vücut şekillendirme işlemleri ve saç ekiminin yer aldığını belirterek, “Planlı süreç, kısa bekleme süresi, deneyimli ekip ve sonuç odaklı yaklaşım Türkiye’nin tercih edilirliğini artırıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün ekonomiye katkısı artıyor Türkiye, son yıllarda hızla büyüyen sağlık turizmi sektörüyle hizmet ihracatında önemli bir gelir kalemi oluştururken, özellikle estetik ve medikal uygulamalardaki uluslararası talep sektörün ekonomik katkısını artırıyor. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim maliyetlerinin yükselmesi ve bekleme sürelerinin uzaması, hastaları alternatif ülkelere yönlendirirken; Türkiye, güçlü sağlık altyapısı, deneyimli hekim kadrosu ve hızlı hizmet kapasitesiyle öne çıkıyor. Uzmanlara göre sektör, önümüzdeki dönemde hem hasta sayısı hem de kişi başı harcama açısından büyüme potansiyelini koruyor. Hizmet ihracatında güçlü artış Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal, Türkiye’nin sağlık turizminde dünyanın en hızlı büyüyen ülkeleri arasında yer aldığını belirterek, sektörün ekonomik boyutuna dikkat çekti. Bal, “Sağlık turizmi, Türkiye açısından klasik turizmden farklı olarak yüksek katma değer üreten bir alan. Tedavi için gelen hastalar hem sağlık hizmeti alıyor hem konaklama, ulaşım ve turizm harcamalarıyla ekonomiye çok yönlü katkı sağlıyor” dedi. Türkiye’nin sağlık hizmeti ihracat gelirlerinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını ifade eden Bal, özellikle estetik ve medikal uygulamaların sektörün büyümesinde belirleyici rol oynadığını kaydetti. Estetik ve medikal uygulamalar öne çıkıyor Uluslararası hastaların en çok tercih ettiği alanlar arasında burun estetiği, yüz gençleştirme uygulamaları, vücut şekillendirme işlemleri ve saç ekiminin bulunduğunu belirten Bal, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Amerika’dan yoğun talep geldiğini söyledi. Bal, “Hastalar Türkiye’yi yalnızca fiyat avantajı için değil, yüksek kalite, deneyimli hekimler ve kısa sürede planlanabilen tedavi süreçleri nedeniyle tercih ediyor. Bu durum Türkiye’yi estetik ve medikal uygulamalarda küresel bir merkez haline getiriyor” diye konuştu. Fiyat rekabeti ve sürdürülebilir büyüme Sektörde sürdürülebilir büyüme için fiyat dengesinin korunması gerektiğini vurgulayan Bal, döviz kurundaki dalgalanmalar ve bazı merkezlerde uygulanan yüksek fiyat politikalarının rekabet gücünü zayıflatabileceğini ifade etti. Bal, “Avrupa’daki bazı ülkelerde fiyatların Türkiye’ye yaklaşması, maliyet avantajının tek başına yeterli olmayacağını gösteriyor. Türkiye’nin rekabet gücü uygun fiyatın ötesinde kalite, güven ve hasta memnuniyetine dayanmalı” değerlendirmesinde bulundu. Yüksek katma değerli turizm modeli Sağlık turizminin kişi başı harcama açısından klasik turizmin üzerinde gelir sağladığını belirten Bal, tedavi süreci ile turizm deneyiminin birlikte sunulmasının Türkiye’ye önemli bir avantaj kazandırdığını söyledi. Bal, “Sağlık turizmi, yüksek katma değer üreten yapısıyla Türkiye’nin hizmet ihracatında stratejik alanlardan biri haline geldi. Doğru fiyat politikası, kalite standardının korunması ve uluslararası tanıtım faaliyetleriyle sektörün büyümesi hızlanacaktır” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şekercilik Mamullerinde 2,3 Milyar Dolarlık İhracat Haber

Şekercilik Mamullerinde 2,3 Milyar Dolarlık İhracat

Çikolatalı şekercilik mamulleri ihracatı yüzde 57’lik artışla 830 milyon dolardan 1 milyar 303 milyon dolara sıçrarken, şekercilik mamulleri sektörü ihracatta yüzde 7 düşüş yaşasa da 975 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Türkiye’nin hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı 2025 yılının ocak – ekim döneminde yüzde 4,4’lük artışla 10 milyar 134 milyon dolar olurken, şekercilik mamulleri sektörü yüzde 23’lük pay aldı. Ege Bölgesi’nden ihracat yüzde 22 arttı Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, 2025 yılının ocak – ekim döneminde ihracatlarının yüzde 16’lık artışla 947 milyon dolara ulaştığını, aynı dönemde Ege Bölgesi’nde şekercilik mamulleri sektörünün ihracatının ortalamanın üzerinde yüzde 22’lik artışla 92 milyon dolardan 113 milyon dolara yükseldiğini dile getirdi. Başkan Öztürk, “Türkiye geneline bakıldığında en çok ihraç edilen ürünler; 511 milyon dolarla sakızlı şekerler, 164 milyon dolarla diğer şekercilik mamulleri, 104 milyon dolar saf fruktoz. En çok ihracat yapılan ilk üç ülke: ABD, Birleşik Krallık ve Irak. EİB’e bakıldığında en çok ihraç ettiğimiz ürün geçen senenin aynı döneminde hiç ihracatı olmayan kristal şekerde 8,9 milyon dolarlık döviz girdisi sağladık. Bu dönem EİB’den yapılan 18 milyon dolarlık şekerli mamuller ihracatının %50’si kristal şeker ihracatı olarak görünmektedir. En çok kristal şekerin ihraç edildiği ülke Irak. En çok ihraç yapılan ülkeler sırasıyla: Irak, ABD, Birleşik Krallık.” dedi. 5-10 Kasım 2025 tarihleri arasında Çin’de düzenlenen Çin Uluslararası İthalat Fuarı’na katıldığını paylaşan Öztürk, “Çin’de şekerleme ürünlerine yoğun bir ilgi gözlemledik. Çin’de özellikle Z kuşağı yeni lezzetlere deneyimlemek istiyor. Şekerleme, çikolatalı şekerleme, helva, lokum gibi ürünlerimizi 2026 yılındaki Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda daha yoğun bir şekilde Çinli ithalatçılarla buluşturmak için bugünden çalışmalara başlayacağız. Sektörümüzde Türkiye genelinde bulunan 6 ihracatçı birliğinin URGE Projelerine katılan ihracatçılarımızla CIIE’de yerimi almak istiyoruz. Çikolatalı şekercilik ve şekercilik mamulleri sektöründe 2025 yılı sonunda 3 milyar dolar orta vadede 5 milyar dolar ihracat hedefliyoruz” diye konuştu.

Kruvaziyer Turizmi Cari Denge Hedefinin Görünmeyen Kahramanı Oldu Haber

Kruvaziyer Turizmi Cari Denge Hedefinin Görünmeyen Kahramanı Oldu

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıkladığı verilere göre, Türkiye’nin turizm gelirleri 2025’in üçüncü çeyreğinde yüzde 3,9 artarak 63,8 milyar dolara ulaşırken, turizmdeki bu istikrarlı yükseliş ve ihracattaki güçlü performans, sürdürülebilir cari denge hedeflerine önemli bir destek sağladı. Açıklamanın ardından, gelişmeleri değerlendiren Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “Cari denge, turizmde sürdürülebilir büyüme ile mümkündür” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin turizm gelirlerinde süren artış, deniz turizminin yükselen payını da beraberinde getiriyor. Kruvaziyer turizmi, hem liman şehirlerinde ekonomik canlılık yaratıyor hem de cari dengeye katkı sağlayan görünmeyen bir döviz kaynağı haline geliyor. Bakan Şimşek, eylül ayı dış ticaret verileri ve yılın üçüncü çeyrek turizm istatistiklerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin turizm gelirlerinin yıllık yüzde 3,9 artışla 63,8 milyar dolara ulaştığını, ihracatın ise 270 milyar dolar seviyesine yükseldiğini belirtti. Türkiye limanlarına uğrayan gemi ve yolcu sayısında son iki yılda yaşanan artış, hem turizm gelirlerine hem de cari dengeye olumlu yansıyor. Kruvaziyer Turizmi, Görünmeyen Bir İhracat Kalemidir Turizm gelirlerindeki bu yükselişin en dikkat çekici unsurlarından biri, kruvaziyer turizmi oldu. Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, deniz turizminin Türkiye’nin hizmet ihracatı içinde önemli bir yer edindiğini belirterek, “Kruvaziyer turizmi, aslında görünmeyen bir ihracat kalemidir. Her gemi seferi, her liman ziyareti, ülkeye döviz girişi ve istihdam anlamına gelir. Bu da doğrudan cari dengeye katkı demektir. Türkiye’nin güçlü turizm performansının sürdürülebilir hale gelmesi, deniz turizmi gibi yüksek katma değerli alanlara yapılacak yatırımlarla mümkün olacaktır.” dedi. Cari Denge Yalnızca Bir Ekonomik Hedef Değil, Milli Bir Sorumluluk Türkiye’nin sahip olduğu doğal limanlar, kıyı şehirleri ve deniz turizmine elverişli altyapı sayesinde Akdeniz çanağında güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, turizmdeki yükselişin cari denge hedeflerine doğrudan katkı sunduğunu belirtti. Çavuşoğlu, “Turizm gelirleri Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinde kritik bir unsur. Kruvaziyer turizmi, hizmet ihracatının en hızlı büyüyen kollarından biri. Her gemi seferi, her liman durağı ülkemize yeni bir döviz girdisi anlamına geliyor. Cari denge yalnızca ekonomik bir hedef değil, aynı zamanda milli bir sorumluluk olarak görülmeli. Kruvaziyer turizmi, yalnızca turistik değil aynı zamanda ekonomik bir diplomasi aracıdır. Türkiye’nin bu alanda güçlenmesi, ihracat kalemlerinin çeşitlenmesine ve cari açığın azaltılmasına yardımcı olacaktır. Kamu politikalarıyla özel sektörün ortak hedefte buluşması, sürdürülebilir bir cari dengeye ulaşmada kilit rol oynayacaktır.” açıklamasını yaptı. Kruvaziyer Turizminde Sürdürülebilir Büyüme Dünya kruvaziyer pazarında yeniden konumlanan Türkiye’nin, markalaşma ve çevreci liman yatırımları sayesinde gelecekte çok daha büyük bir pay alacağını belirten Çavuşoğlu, “Her liman, her yeni rota ülkemize döviz, istihdam ve prestij kazandırıyor. Biz bu alanda hem sürdürülebilirlik hem de hizmet ihracatı ekseninde büyümeyi sürdüreceğiz. Hedefimiz, Türkiye’nin deniz turizminde bölgesel bir merkez haline gelmesine katkı sunmak.’’ ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.