Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Döviz Kuru

Kapsül Haber Ajansı - Döviz Kuru haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Döviz Kuru haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yatırım Finansman’ın Ekonomik Tahmin Başarısı Üst Üste Üçüncü Yılda da Tescillendi Haber

Yatırım Finansman’ın Ekonomik Tahmin Başarısı Üst Üste Üçüncü Yılda da Tescillendi

Türkiye’nin ilk borsa aracı kurumu Yatırım Finansman, küresel makroekonomik verileri toplayan ve raporlayan FocusEconomics’in prestijli ödüllerinde bu yıl da zirveye yerleşti. Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğü’nden Başekonomist Erol Gürcan ve Yusuf Özdemir’in 2025 yılı döviz kuru (Dolar/TL) tahminiyle Türkiye birinciliği ödülünü kazanan kurum, böylece son üç yılı üst üste ödülle kapatmış oldu. Daha önce 2024 yılı ödüllerinde 2023 yılı büyüme tahminiyle birincilik kazanan Yatırım Finansman, 2025 yılı ödüllerinde ise 2024 enflasyon tahmininde birinci ve politika faizi tahmininde ikinci olma başarısını göstermişti. Dünya çapında 100'den fazla ülkede ve 30’dan fazla emtiada, altı temel makroekonomik gösterge (GSYİH, Mali Denge, Enflasyon, Faiz Oranı, Döviz Kuru ve Cari Hesap) üzerinden en doğru ekonomik tahminleri yapan kurum ve ekonomistleri ödüllendiren FocusEconomics tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler, yüzlerce kurumun uzun bir dönem boyunca sunduğu reel sektör tahminlerinin doğruluğu incelenerek yapılıyor. Çok sayıda yerli ve yabancı kurumun yer aldığı bu uluslararası organizasyonda elde edilen dereceler, kurumların analiz kabiliyetini ve pazar öngörülerini küresel standartlarda ortaya koyuyor. 2026 yılı ödülleriyle birlikte Yatırım Finansman, dört farklı kategoride elde ettiği başarılar ile Türkiye’de ekonomik araştırma alanındaki lider konumunu pekiştirmiş oldu. FocusEconomics Analist Tahmin Ödülleri’nde üst üste üçüncü yılı da birincilikle taçlandırmaktan büyük bir gurur duyduklarını belirten Yatırım Finansman Genel Müdürü Eralp Arslankurt, “Küresel ölçekte yüzlerce kurumun değerlendirildiği bu prestijli platformda, 2025 yılı döviz kuru tahminlerimizle Türkiye birincisi seçilmemiz, ekonomik öngörülerimizdeki tutarlılığın ve analiz kabiliyetimizin bir yansıması. Son üç yılda büyüme, enflasyon, politika faizi ve döviz kuru olmak üzere dört farklı kategoride elde ettiğimiz bu dereceler, Başekonomistimiz Erol Gürcan liderliğindeki Ekonomik Araştırmalar ekibimizin titiz ve disiplinli çalışmasının bir sonucu. Yatırım Finansman olarak, değişken piyasa koşullarında yatırımcılarımıza en doğru rehberliği sunma misyonumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz. Uluslararası arenada tescillenen bu başarımız, müşterilerimize yüksek kaliteli ve güvenilir ekonomik içgörüler sağlama konusundaki motivasyonumuzu daha da artırıyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pilot Maaşları 2026: Güncel Rakamlar, Şaşırtıcı Artışlar ve Detaylı Rehber (7 Kritik Faktör) Haber

Pilot Maaşları 2026: Güncel Rakamlar, Şaşırtıcı Artışlar ve Detaylı Rehber (7 Kritik Faktör)

Pilot Maaşları Nedir ve Nasıl Belirlenir? Pilot maaşları, havacılık sektöründe çalışan pilotların kazandığı ücretleri ifade eder ve birçok değişkene bağlı olarak farklılık gösterir. 2026 yılı itibarıyla pilot maaşları hem Türkiye’de hem de dünyada önemli ölçüde artış göstermiştir. Özellikle pandemi sonrası artan uçuş talebi, pilot ihtiyacını yükseltmiş ve bu da maaşlara doğrudan yansımıştır. Pilot maaşları belirlenirken yalnızca deneyim değil, aynı zamanda çalışılan havayolu şirketi, uçuş tipi (kargo veya yolcu), uçulan hatlar (kısa/uzun mesafe) ve pilotun sahip olduğu lisanslar da önemli rol oynar. Ayrıca, döviz bazlı gelirler de özellikle uluslararası uçuş yapan pilotlar için büyük avantaj sağlar. Havacılık sektörü global bir yapı olduğu için pilot maaşları ülkeden ülkeye ciddi farklılıklar gösterebilir. Örneğin Türkiye’de bir kaptan pilot ile ABD’de çalışan bir kaptan pilot arasında 2-3 kat maaş farkı olabilir. Pilot Maaşlarını Etkileyen Temel Faktörler Deneyim Seviyesi Pilotluk kariyerinde deneyim en kritik unsurdur. Yeni başlayan bir pilot ile 10+ yıl deneyimli bir kaptan pilot arasında ciddi maaş farkı bulunur. Havayolu Şirketi Türk Hava Yolları gibi büyük şirketler genellikle daha yüksek maaşlar sunarken, düşük bütçeli havayolları daha sınırlı ücretler verebilir. Uçuş Saatleri Pilotlar genellikle uçuş saatine göre ek gelir elde eder. Daha fazla uçuş, daha yüksek maaş anlamına gelir. Ülkelere Göre Maaş Farklılıkları Pilot maaşları ülkelerin ekonomik koşullarına, havacılık sektörünün büyüklüğüne ve şirket politikalarına göre değişiklik gösterir. Gelişmiş pazarlarda maaşlar daha yüksek olabilirken, gelişmekte olan ülkelerde bu rakamlar daha sınırlı kalabilir. Türkiye’de Pilot Maaşları 2026 Türkiye’de pilot maaşları son yıllarda döviz kuru ve sektör büyümesiyle birlikte önemli ölçüde artmıştır. Yeni Mezun Pilot Maaşları Yeni mezun pilotlar genellikle 70.000 TL ile 120.000 TL arasında maaşla işe başlar. Bu rakam, çalışılan şirkete göre değişebilir. First Officer (İkinci Pilot) Maaşları İkinci pilotlar ortalama olarak 120.000 TL ile 250.000 TL arasında maaş alır. Uçuş saati arttıkça bu rakam yükselir. Kaptan Pilot Maaşları Kaptan pilotlar Türkiye’de 250.000 TL ile 600.000 TL arasında maaş kazanabilir. Uluslararası uçuş yapan kaptanlar bu aralığın üstüne çıkabilir. Yurtdışında Pilot Maaşları Pilot maaşları global ölçekte oldukça caziptir. Avrupa Pilot Maaşları Avrupa’da pilot maaşları aylık ortalama 5.000 € ile 15.000 € arasındadır. ABD Pilot Maaşları ABD’de pilotlar yıllık 120.000 $ ile 350.000 $ arasında kazanabilir. Orta Doğu Pilot Maaşları Dubai ve Katar gibi bölgelerde pilot maaşları vergisiz olup 10.000 $ ile 25.000 $ arasında değişir. Pilot Maaşları Neden Bu Kadar Yüksek? Eğitim Maliyeti Pilot olmak oldukça maliyetlidir. Eğitim ücretleri 50.000 €’yu aşabilir. Sorumluluk ve Risk Yüzlerce yolcunun hayatı pilotlara emanet edilir. Bu da mesleğin değerini artırır. Uluslararası Talep Dünya genelinde pilot açığı bulunması maaşları yükseltir. Pilot Maaşlarını Artırmanın Yolları Ek Sertifikalar Tip eğitimi ve özel lisanslar maaşı ciddi şekilde artırır. Yabancı Dil Yetkinliği İyi seviyede İngilizce ve ek diller kariyeri hızlandırır. Uluslararası Kariyer Yurtdışında çalışmak maaşı katlayabilir. Pilot Olmanın Avantajları ve Dezavantajları Avantajlar Yüksek gelir Dünya seyahati Prestijli meslek Dezavantajlar Yoğun çalışma saatleri Jet lag ve sağlık sorunları Aileden uzak kalma Pilot Maaşları ile İlgili Sık Sorulan Sorular 1. Pilot maaşları aylık mı yıllık mı verilir? Genellikle aylık olarak ödenir ancak bazı ülkelerde yıllık kontratlar yapılır. 2. Pilot olmak için ne kadar yatırım gerekir? Ortalama 40.000 € – 100.000 € arasında değişir. 3. En yüksek pilot maaşı hangi ülkede? ABD ve Orta Doğu ülkeleri en yüksek maaşları sunar. 4. Kadın pilot maaşları farklı mı? Hayır, maaşlar cinsiyete göre değişmez. 5. Pilotlar ek gelir elde edebilir mi? Evet, uçuş saatine bağlı bonuslar alabilirler. 6. Pilot maaşları gelecekte artar mı? Artan talep nedeniyle yükselmeye devam etmesi bekleniyor. Sonuç ve Değerlendirme Pilot maaşları, yüksek sorumluluk ve uzmanlık gerektiren bu mesleğin doğal bir sonucu olarak oldukça cazip seviyelerdedir. 2026 yılı itibarıyla hem Türkiye’de hem de dünyada pilot maaşları ciddi bir yükseliş trendindedir. Eğer havacılığa ilginiz varsa ve gerekli yatırımı yapabilecek durumdaysanız, pilotluk hem maddi hem de manevi açıdan tatmin edici bir kariyer olabilir. Daha fazla detay için resmi havacılık verilerine göz atabilirsiniz: IATA

2026 Türkiye Ekonomisi Paneli Düzenlendi Haber

2026 Türkiye Ekonomisi Paneli Düzenlendi

Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat ve Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu’nun katıldığı panelde artan gıda enflasyonu, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gelişmelerin ekonomiye yansımaları değerlendirildi. İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi ile Finansal Uygulama ve Araştırma Merkezi (BİLGİ CEFIS) Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmelerin ve 2026 yılına ilişkin görünümün ele alındığı bir panel düzenledi. Panelde 2025 yılında uygulanan dezenflasyon ve dengelenme politikalarının sonuçları değerlendirilirken, 2026 yılına girerken artan gıda enflasyonu, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkileri çok boyutlu olarak ele alındı. Kur dinamikleri, cari denge ve para politikasının karşı karşıya olduğu yeni kısıtlar panelin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serda Selin Öztürk moderatörlüğünde düzenlenen panelde, İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat ve Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Serda Selin Öztürk, açılış konuşmasında 2025 yılının dezenflasyon süreci ile 2026 yılında öne çıkan yeni risklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Panelde İran-İsrail gerilimiyle petrol fiyatlarında oluşan yukarı yönlü baskının enflasyon, üretim maliyetleri, kârlılıklar, cari açık ve döviz talebi üzerindeki etkileri ele alındı. Ayrıca gıda fiyatları ve arz yönlü gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkisi ile enerji fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisine yansımaları değerlendirildi. ‘Enflasyon iyileşirken başka dengesizlikler birikiyor’ 2025 yılı Türkiye ekonomisini değerlendiren Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, enflasyonda yaşanan kısmi iyileşmeye rağmen ekonomide farklı alanlarda dengesizliklerin biriktiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Akat, “2025 yılında yüzde 3.6 büyümeye rağmen istihdamda bir artış yaşanmadığını görüyoruz. Yumuşak bir dezenflasyon olsa da verimlilik, rekabet gücü, talebin yapısı ve yatırımlar açısından ciddi sorunlarımız var ve bu sorunlar birikiyor. Bu tabloda enflasyon yükselmiyor, ancak düşmüyor da. Bu durum enflasyonun giderek yapışkan hale geldiğini gösteriyor. Böylesine tekrar eden, kronik bir hastalığa dönüşmüş enflasyon klasik mücadele yöntemleriyle çözülemez, daha köklü müdahaleler gerektiren bir operasyon işidir” dedi. ‘Fiyatlama davranışında belirgin bir kırılma yaşıyoruz’ Enflasyonla mücadelede politika alanının sınırlı olduğunu ve çözümün fiyatlama davranışının düzelmesi ile güvenin yeniden inşa edilmesine bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. M. Ege Yazgan, “2022’den itibaren Türkiye’de hizmetler sektöründe fiyatlama davranışında çok belirgin bir kırılma yaşıyoruz. Fiyatların değişme sıklığı artarken bu güncellemeler çok daha yüksek oranlarda yapılıyor. Hizmetler sektörü döviz kuru şoklarına cevabını fiyat hareketlerini yukarıya doğru çekerek veriyor. Bu ortamda yeni bir döviz kuru hareketi de benzer şekilde etki edecektir. Krediyi artırırsanız bu sadece fiyatlara yansır. Bu nedenle mevcut koşullarda politika alanı oldukça sınırlı” diye konuştu. Mevcut ekonomik durumu iyileştirmek için üretimin artırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yazgan, “Üretimi artırıcı yatırımları, gerekirse teşviklerle desteklemek gerekiyor. Kısa sürede sonuç alınabilecek alanlardan biri ise tarım. Arz tarafının güçlendirilmesi kritik önem taşıyor” dedi. ‘Tarımsal arz ve verimlilikte gerileme yaşanıyor’ Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ise artan gıda enflasyonunun arkasındaki yapısal sorunlara dikkat çekti. Türkiye’nin nüfus dinamikleri, göç ve turizm hareketliliği nedeniyle güçlü bir talep yapısına sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Aslanoğlu, buna karşın tarımsal arz ve verimlilikte gerileme yaşandığını ifade etti. Prof. Dr. Aslanoğlu, “Planlama eksikliği ve günlük politikaların etkisiyle tarımla uğraşanların sayısı azalırken üretim verimliliği düşüyor. Bu durum temel bir yapısal sorun yaratıyor. Türkiye’nin arz kapasitesini artırmadan ve uzun vadeli, kapsamlı bir planlama yapmadan gıda enflasyonunu kalıcı biçimde düşürmek mümkün değil” dedi. ‘Jeopolitik gelişmeler ekonomi politikalarının yönünü belirleyebilir’ Türkiye ekonomisinin mevcut koşullarını ve önümüzdeki döneme ilişkin temel riskleri değerlendiren Prof. Dr. Aslanoğlu, jeopolitik gelişmelerin belirleyici rolüne dikkat çekti: “Bugün en büyük belirsizlik, bölgedeki gerilimlerin ne kadar süreceğidir. Sürecin kısa sürmesi halinde tablo yönetilebilir; ancak uzaması durumunda ekonomi politikası hedeflerinin ve çerçevesinin yeniden değerlendirilmesi gerekebilir. Bu süreçte büyümeden sert şekilde vazgeçmek ya da kurda ani ve sert hareketlere izin vermek ekonomiye zarar verir. Önümüzdeki dönemde iç talebin desteklendiği bir yapı sürerken enflasyonun görece yüksek seyretmesi olasıdır. Uzun vadede ise temel ihtiyaç, doğru fiyatların oluştuğu, beklentilerin çıpalandığı ve dış talebe dayalı büyüme ile desteklenen güçlü bir ekonomik çerçevedir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Allianz Türkiye BES Altın Fonlarına Bir Yenisini Daha Ekledi Haber

Allianz Türkiye BES Altın Fonlarına Bir Yenisini Daha Ekledi

Geniş fon yelpazesi ve uzun yıllara dayanan güçlü performansıyla öne çıkan Allianz Türkiye, farklı yatırım alanlarını kapsayan fon portföyüyle yatırımcıların birikimlerine değer katmaya devam ediyor. Sektörde farklı portföy yönetim şirketleriyle iş birliği yapan az sayıdaki kurumdan biri olan Allianz, altın fonları alanındaki seçeneklerini de çeşitlendiriyor. Yapı Kredi Portföy iş birliği ile mevcut AMZ Allianz Altın Emeklilik Yatırım Fonu’nun ardından, şimdi de İş Portföy iş birliğiyle geliştirilen NZA Allianz Altın Katılım Emeklilik Yatırım Fonu’nu müşterilerine sunan Allianz Türkiye, böylece altın temalı BES fonlarında yatırımcılara farklı tercihlere hitap eden alternatifler sağlıyor. Yeni fon; özellikle enflasyon, döviz kuru ve ekonomik belirsizliklere karşı birikimlerini altın odaklı değerlendirmek isteyen katılımcılar için önemli bir seçenek sunuyor. Katılım esasları doğrultusunda yapılandırılan NZA Allianz Altın Katılım Emeklilik Yatırım Fonu, uzun vadeli BES yatırım stratejisi kapsamında altın ve altına dayalı varlıklar, altın sertifikaları ve benzeri katılım esaslı menkul kıymetler gibi araçlardan oluşuyor. Katılım prensiplerine uygun olmayan yatırım araçları ise fon portföyüne dahil edilmiyor. Allianz Türkiye, altın fonlarıyla; birikimlerini yıllar içinde daha sağlam adımlarla büyütmek isteyen, ekonomik krizler, enflasyon ve küresel belirsizlik dönemlerinde dalgalanmalara karşı daha dayanıklı bir yatırım yapısı arayan ve uzun vadeli getiri hedefleyen katılımcılara hitap ediyor. Altın ve altına dayalı yatırım araçlarına odaklanan bu fonlar, özellikle ekonomik belirsizlik, enflasyon ve döviz kuru hareketlerinin öne çıktığı dönemlerde portföy çeşitlendirmesi açısından önemli bir alternatif sunuyor. Allianz’ım mobil uygulamasıyla fon işlemleri 7/24 yapılabiliyor Allianz Türkiye Hayat Sigortaları ve Bireysel Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı Fisun Koç Doğan, “Katılımcılarımızın birikim tercihleri giderek daha bilinçli ve daha çeşitlendirilmiş bir yapıya doğru evriliyor. Biz de bu doğrultuda fon portföyümüzü zenginleştirmeye ve farklı ihtiyaçlara yanıt verecek seçenekler sunmaya devam ediyoruz. BES altın fonlarımıza eklediğimiz NZA Allianz Altın Katılım Emeklilik Yatırım Fonu ile hem altının uzun vadeli değer koruma potansiyelinden yararlanmak isteyen hem de birikim tercihlerinde katılım esaslarını gözeten katılımcılarımıza güçlü bir alternatif sunuyoruz. Özellikle dalgalı ekonomilerde hangi fona ne zaman yatırım yapılması gerektiği çok kritik bir konu. İş Portföy’ün uzmanlığı ve Allianz’ın uzun yıllara dayanan başarılı performansının bir ürünü olan bu fonun, katılımcılarımızın portföylerinde dengeli ve stratejik bir rol üstleneceğine inanıyoruz. Müşterilerimiz fon yönetimi ve fon dağılım değişikliği gibi işlemleri 7/24 Allianz’ım mobil uygulamamız üzerinden kolayca yapabilir; ayrıca sektörün bağımsız profesyonellerinden oluşan Allianz Yatırım Komitesi’nin düzenli analizlerini ve fon önerilerini de anlık olarak takip ederek uygulayabilir” dedi. Doğru zamanda doğru seçim için uzman desteği Allianz, yatırımlarını yönlendirmeye yönelik olarak da müşterilerine sunduğu ayrıcalıklı hizmetlerle fark yaratıyor. 2022 yılında kurulan ve bağımsız finans uzmanlarını da içeren Allianz Yatırım Komitesi, düzenli olarak paylaştığı analiz ve değerlendirmeleriyle güncel piyasa trendleri ve yatırım araçları arasında doğru zamanda doğru seçimler yapılmasına yardımcı oluyor. Allianz Finansal Danışmanlık Hizmeti ise tasarruf etmek isteyen ve birikimlerini nasıl değerlendireceği konusunda soru işaretleri olan yatırımcılara destek oluyor, her ay Allianz müşterilerine özel, uygulanabilir fon önerileri sunuyor. Allianz’ım mobil uygulamasından kolayca ulaşılabilen bu hizmet, piyasayı takip etme endişesini de ortadan kaldırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Polisan Holding, 2025 Yılı Finansal Sonuçlarını Açıkladı Haber

Polisan Holding, 2025 Yılı Finansal Sonuçlarını Açıkladı

Şirket, küresel ve yerel ekonomik koşullardaki zorluklara rağmen operasyonel verimliliğini ve bilanço disiplinini korumaya odaklanırken, 2025 yılında stratejik öncelikleri doğrultusunda önemli yeniden yapılanma adımlarını hayata geçirmiştir. Bu kapsamda boya grubu iştiraklerinin kısmi bölünme yoluyla ayrıştırılması tamamlanmış; operasyonel performansı uzun süredir baskı altında olan Polisan Hellas’ta faaliyetler durdurularak pay satış süreci başlatılmış ve söz konusu süreç Ocak 2026 itibarıyla tamamlanmıştır. Portföy yapısında gerçekleştirilen düzenlemelerin orta vadede finansal performansın daha sağlıklı bir zemine oturmasına katkı sağlaması hedeflenmektedir. 2025 yılı finansal sonuçları üzerinde; Polisan Hellas kredilerinin Holding’e taşınmasına bağlı kur farkı giderleri, yatırım amaçlı gayrimenkullerde kaydedilen değer düşüklüğü ve VUK kapsamında enflasyon muhasebesinin yılın son çeyreğinde sona ermesine bağlı olarak kaydedilen ertelenmiş vergi giderleri etkili olmuştur. Bunun yanında özkaynak yöntemiyle değerlenen yatırımlardan kaydedilen zarar net dönem sonucu üzerinde ilave baskı oluşturmuştur. Enflasyon ile döviz kuru arasındaki makasın açılması ve hem yurt içi hem Avrupa pazarlarında talep daralması operasyonel kârlılğı etkileyen unsurlar arasında yer almıştır. Söz konusu etkilerin önemli bir bölümü, yıl içerisinde gerçekleştirilen portföy yeniden yapılanması ve muhasebesel düzenlemelerden kaynaklanmaktadır. POLİSAN HELLAS’A İLİŞKİN GELİŞMELER Polisan Holding, Haziran 2025’te faaliyetleri durdurulan Polisan Hellas S.A.’nın paylarının satış sürecini Ocak 2026 itibarıyla tamamlamıştır. Bu kapsamda Polisan Hellas’taki payların tamamı Polar Teknoloji Yatırım A.Ş. aracılığıyla nihai alıcılar olan Ilvief S.A. ve Sunrise Hellas M.I.K.E.’ye devredilmiş olup, işlemle birlikte Polisan Holding’in söz konusu şirketteki pay sahipliği sona ermiştir. Polisan Hellas, Avrupa PET pazarında son yıllarda yaşanan talep daralması, yüksek enerji maliyetleri ve artan rekabet nedeniyle uzun süredir zayıf bir faaliyet performansı sergilemiştir. Şirketin geçmiş yıllarda oluşan zararları ve yüksek borçluluk seviyesi dikkate alınarak, finansal borçların yönetilmesi ve teknik iflas riskinin ortadan kaldırılması amacıyla 2025 yılı içerisinde Polisan Holding tarafından önemli tutarda sermaye artışı gerçekleştirilmiş ve söz konusu kaynak finansal borçların kapatılmasında kullanılmıştır. Bu çerçevede satış bedeli, geçmiş yatırım tutarlarından bağımsız olarak şirketin satış tarihindeki faaliyet durumu, finansal yapısı ve gelecekte yaratması beklenen ekonomik değer dikkate alınarak belirlenmiştir. “STRATEJİK ÖNCELİKLERİMİZE ODAKLANDIK” Polisan Holding İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Esra Yazıcı yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “2025 yılı, küresel ve yerel ölçekte zorlu makroekonomik koşulların etkisini sürdürdüğü bir dönem oldu. Bu süreçte Polisan Holding olarak operasyonel verimliliğimizi korumaya, mali disiplinimizi güçlendirmeye ve stratejik önceliklerimiz doğrultusunda portföyümüzü daha odaklı bir yapıya dönüştürmeye yönelik önemli adımlar attık. Yıl içinde gerçekleştirdiğimiz yeniden yapılanma kararlarının, önümüzdeki dönemde daha sade ve güçlü bir bilanço yapısı ile sürdürülebilir büyüme için sağlam bir zemin oluşturacağına inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bölgesel Kriz ve Türk İhracatçıları Bekleyen Riskler Haber

Bölgesel Kriz ve Türk İhracatçıları Bekleyen Riskler

İran Krizi ve Türkiye İhracatı:Riskler, Senaryolar ve Hazırlık Stratejileri 28 Şubat 2026'da başlayan ABD-İsrail ortak askeri operasyonu, bölgeyi son on yılların en ciddi güvenlik kriziyle karşı karşıya bırakmıştır. Hürmüz Boğazı'nın fiilen abluka altına alınması, 170'ten fazla konteyner gemisinin Körfez'de mahsur kalması, Dubai dahil birçok uluslararası havalimanının kapanması ve 5 Mart itibarıyla savaş riski sigortalarının iptal edilecek olması, küresel ticareti derinden etkileyen gelişmelerdir. Türk ihracatçıları açısından enerji ithalat maliyetlerindeki artış, TL üzerindeki kur baskısı, navlun ve sigorta primlerindeki sıçrama ile Tebriz-Ankara doğalgaz boru hattı sözleşmesinin Temmuz 2026'da dolacak olması en acil risk unsurları olarak öne çıkmaktadır. The Globby Araştırma Ekibi, bu riskleri ve olası gelişmeleri ITC TradeMap verileri, petrol fiyat senaryoları ve ambargo rejimi analizleri çerçevesinde değerlendiren kapsamlı bir rapor hazırladı. Tablo 1: Türk İhracatçılar İçin Temel Risk Alanları Risk Alanı Mevcut Durum İhracata Potansiyel Etki Hürmüz Boğazı Ablukası Fiilen kapalı; 150+ tanker demir attı Körfez'e sevkiyat durma noktasında; alternatif rota zorunlu Enerji Maliyeti Brent 77 $'a sıçradı (zirve 82+$) Girdi maliyeti artışı; enerji yoğun sektörlerde marj baskısı Navlun ve Sigorta Navlun +%50-100; sigorta primi 2 katına çıktı FOB/CIF fiyat dengesini bozar; teklif fiyatlarının güncellenmesi şart Döviz Kuru TL/USD 43,92-43,97 (rekor düşük yakını) İthal girdi maliyeti artışı; ancak dolar bazlı rekabet gücü desteği Doğalgaz Arzı Tebriz-Ankara sözleşmesi Temmuz 2026'da doluyor Arz kesintisi riski; pahalı spot LNG'ye yönelim Yaptırım Riski İran ile ticaret yapana %25 ABD tarifesi tehdidi ABD pazarı kaybı riski; uyum politikası zorunlu Kızıldeniz Tehdidi Hûsiler saldırıları yeniden başlattı Süveyş alternatif rotası da risk altında; çift darboğaz krizi Dört Senaryo, Dört Farklı Hazırlık Düzlemi Krizin gidişatına bağlı olarak Türkiye ihracatı farklı risk ve dönüşüm senaryolarıyla karşı karşıyadır. The Globby Araştırma Ekibi'nin TradeMap verileri üzerinden modellediği dört senaryoda, her birinin ihracatçılar için farklı risk profilleri ve hazırlık gereksinimleri bulunmaktadır. Enerji maliyeti artışı, navlun/sigorta şoku ve kur baskısı tüm senaryolarda önemli baskı unsurlarıdır. Öte yandan İran arz kesintisinin yarattığı pazar boşluğu, Körfez ülkelerinin yeniden inşa ihtiyacı, kara koridorlarının önem kazanması ve nearshoring eğilimi; bu baskıları dengeleyebilecek ve proaktif davranan ihracatçılara yeni kapılar açabilecek dinamikler olarak değerlendirilmektedir. Tablo 2: Senaryo Karşılaştırması, Parametreler ve Beklenen Etki Parametre S1: Kısa Çatışma S2: Uzayan Savaş S3: Rejim Değişimi S4: Kısıtlama Kalkması Süre 1-2 hafta 1-3 ay 6-12 ay 12-24 ay Brent Petrol ~80 $/varil ~95 $/varil ~75 $/varil ~65 $/varil TL/USD Ek Baskı +%3 +%8 +%5 -%2 (toparlanma) Hürmüz Boğazı Kısa kapalı Uzun süreli kapalı Kademeli açılış Tam açık İran Arz Kaybı %30 %80 %60 Toparlanma başlar Yaptırım Rejimi Mevcut devam Sıkılaşır Geçiş dönemi Kaldırılır Maliyet Baskısı -1,3 milyar $ -4,0 milyar $ -0,75 milyar $ +0,9 milyar $ (rahatlama) Dengeleyici Etki +1,6 milyar $ +5,0 milyar $ +4,0 milyar $ +1,4 milyar $ Net Etki (Tahmini) +300 milyon $ +1,0 milyar $ +3,25 milyar $ +2,3 milyar $ Sektörel Etki Haritası: Hangi Sektörlerde Ne Beklenmeli? İran'ın 13,6 milyar dolarlık yıllık ihracatında Türkiye ile doğrudan rekabet edilen kalemlerin ağırlığı dikkat çekicidir. Plastik, demir-çelik, meyve-sebze, alüminyum ve bakır gibi ürün gruplarında Türkiye'nin üretim kapasitesi İran'ın birkaç katı düzeyindedir. Kriz derinleştikçe İran arzının kesildiği pazarlarda, başta Irak, BAE, Pakistan ve Azerbaycan, tedarik arayışının hızlanması beklenmektedir. Öte yandan enerji yoğun sektörlerde (cam, seramik, demir-çelik) maliyet baskısı ciddi boyutlara ulaşabilir. Savunma sektörü ise küresel silahlanma eğilimi ve NATO bütçe artışlarıyla krizden bağımsız güçlü bir büyüme ivmesi taşımaktadır. Aşağıdaki tabloda ana sektörlerin senaryo bazlı etki projeksiyonları yer almaktadır. Tablo 3: Sektörel Etki Projeksiyonu (Milyon $, Yıllık Tahmini Ek Etki) Sektör Senaryo 1 Senaryo 2 Senaryo 3 Senaryo 4 Kritik Not Plastik (HS39) +100 +350 +250 -50 İran'ın en büyük kalemi; Çin/Pakistan ikamesi Demir-Çelik (HS72) +80 +250 +200 +50 Körfez inşaat talebi sürücü Meyve/Sebze (HS07-08) +80 +200 +150 -30 Irak, BAE'de doğrudan ikame Savunma (HS93) +200 +500 +400 +100 Krizden bağımsız +%80 büyüme trendi Çimento/İnşaat (HS25,68) +50 +180 +250 +100 Uzun vadeli Körfez/Suriye inşası Alüminyum (HS76) +40 +120 +100 +30 İran kapasitesi hasar; TR alternatif Makine (HS84) +30 +80 +150 +300 S4'te İran pazarı açılırsa dev potansiyel Otomotiv (HS87) +10 +30 +80 +200 80M nüfuslu İran pazarı uzun vade fırsatı Mineral Yakıt (HS27) -100 -300 -50 +50 Maliyet şoku; marj daralması riski İhracatçılara Çağrı: Hazırlıklı Olmak, Fark Yaratacak The Globby'nin Veri Analizinden Sorumlu Kurucu Ortağı Barış Yaşbala, kriz döneminde ihracatçıların yapması gerekenleri şu şekilde özetlemektedir: "Bu kriz, Türk ihracatçıları için ciddi riskler barındırmakla birlikte, hazırlıklı ve çevik davrananlar için önemli dönüşüm fırsatları da yaratmaktadır. Öncelik, mevcut riskleri doğru yönetmektir, sevkiyat rotalarının ve sigorta klozlarının derhal gözden geçirilmesi, teklif fiyatlamalarına enerji ve kur volatilitesinin yansıtılması, Körfez ve Irak'taki müşterilerle proaktif temasın kurulması ilk adımlardır. Orta vadede Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi kara ticaret alternatiflerinin değerlendirilmesi, İran arzı kesilen pazarlarda stratejik konumlanma ve Avrupa alıcılarına nearshoring avantajının sunulması kritik önem taşımaktadır." Yaşbala, krizin süresinin ve yaptırım rejiminin evriminin belirleyici değişkenler olduğunu, ancak Türkiye'nin coğrafyası, üretim kapasitesi ve bölgesel ilişkiler ağının her senaryoda stratejik avantaj sağladığını vurgulamaktadır. Tablo 4: İhracatçılar İçin Acil Eylem Kontrol Listesi Vade Eylem Alanı Önerilen Adım 0-3 Ay Lojistik Güvenliği Hürmüz ve Kızıldeniz alternatif rotalarını haritalanmalı; Mersin/Akdeniz rotası anlaşmalarını güncellemeli 0-3 Ay Sigorta ve Kontrat Savaş riski klozlarını gözden geçirilmeli; force majeure maddelerini kontrol et; eskalasyon klozları eklenmeli 0-3 Ay Fiyatlama Stratejisi Enerji ve kur volatilitesini teklif fiyatlarına dahil edilmeli; vadeli döviz satış kontratları yapılmalı 0-3 Ay Müşteri İletişimi Körfez ve Irak müşterilerine proaktif tedarik güvencesi verilmeli; stok seviyeleri artırılmalı 3-12 Ay Kara Koridorları Orta Koridor (Bakü-Tiflis-Kars) ve Kalkınma Yolu rotaları aktif kullanılmalı 3-12 Ay Pazar İkamesi İran arzı kesilen pazarlarda (Irak, Pakistan, BAE) sektörel satış kampanyaları başlatılmalı 3-12 Ay Nearshoring Avrupa alıcılarına Asya navlun artışı alternatifi olarak yakınlık avantajı sunulmalı 12-24 Ay İran Pazarı Hazırlığı Rejim değişikliği/kısıtlama kalkması senaryosu için pazar istihbaratı ve dağıtım ağı planlanmalı 12-24 Ay Körfez Yeniden İnşa Hasar gören altyapı projelerine (havalimanı, liman, enerji) katılım için temas başlatılmalı Tablo 5: Krizin Kritik Sayıları Gösterge Değer Günlük Hürmüz geçişi ~15 milyon varil petrol + küresel LNG'nin %20'si Körfez'de mahsur gemi sayısı 170+ konteyner gemisi (450.000 TEU) Savaş riski sigortası iptal tarihi 5 Mart 2026 (7 P&I kulübü) Tebriz-Ankara gaz sözleşmesi bitişi Temmuz 2026 İran'ın ikame edilebilir ihracat hacmi ~2,86 milyar $ (TR kapasitesi mevcut) Türkiye'nin İran ihracatındaki payı (2025) %37,6 (2006'da %8 idi) Savunma sektörü büyümesi (YoY) +%80 (2,6 → 4,7 milyar $)

Stellantis 2026 yılında Güçlü Operasyonel Uygulamalara Odaklanacak! Haber

Stellantis 2026 yılında Güçlü Operasyonel Uygulamalara Odaklanacak!

Net gelirlerde yıllık bazda yüzde 10 artışla üst satır büyüme yeniden sağlandı. 2025 ikinci yarısındaki eksi 1,5 milyar Euro endüstriyel serbest nakit akışı, 2025 ilk yarısına kıyasla yaklaşık yüzde 50, 2024 ikinci yarısına kıyasla ise yüzde 73 oranında iyileşmeye işaret ediyor. Şirketin 2025 yıl sonu itibarıyla endüstriyel kullanılabilir likiditesi 46 milyar Euro seviyesinde gerçekleşirken, Yönetim Kurulu, 2026 temettüsünün askıya alınmasına ve 5 milyar Euro’ya kadar hibrit tahvil ihracına onay verdi. Kuzey Amerika, Genişletilmiş Avrupa, Güney Amerika ve Orta Doğu & Afrika’da, pazar kapsamını genişleterek yeni segmentler ve farklı güç aktarma seçenekleriyle kârlı büyüme fırsatlarını hedefleyen şirket, 2026 yılında net gelirler, AOI marjı ve endüstriyel serbest nakit akışında kademeli iyileşme beklendiğini, yılın ilk yarısından ikinci yarısına doğru ilerleyici bir toparlanma öngördüğünü kaydetti. Mobilitenin her alanına yatırım yapan dünyanın en büyük mobilite şirketlerinden Stellantis N.V., 2025 yılı tam yıl finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin net gelirleri, güçlü döviz kuru baskıları ve 2025’in ilk yarısındaki net fiyat düşüşlerine rağmen yüzde 2 düşüşle 153,5 milyar Euro olarak gerçekleşti. Şirketin daha yüksek satış hacmi ve ürün karmasının olumlu katkısıyla düşüş kısmen dengelendi. 2026’da kârlı büyüme için yeni fırsatlar değerlendirilecek! Konu hakkında değerlendirme yapan Stellantis CEO’su Antonio Filosa, “2025 yılı tam yıl sonuçlarımız, enerji dönüşümünün hızının olduğundan fazla öngörülmesinin ve işimizi müşterilerimizin elektrikli, hibrit ve içten yanmalı teknolojiler arasındaki seçim özgürlüğü etrafında yeniden yapılandırma gerekliliğinin maliyetini yansıtıyor. Yılın ikinci yarısında kaliteyi artırma yönündeki çalışmalarımızın ilk olumlu sonuçlarını, yeni ürün lansmanlarımızdaki güçlü uygulama performansını ve büyümeye dönüşü görmeye başladık. 2026’da odak noktamız, geçmişteki uygulama boşluklarını kapatmaya devam etmek ve kârlı büyümeye dönüşümüze ivme kazandırmak olacaktır” dedi. Şirket, ağırlıklı olarak müşteri tercihlerine uyum sağlamak ve değişen düzenleyici çerçeveleri yansıtmak amacıyla gerçekleştirilen kapsamlı stratejik dönüşümle bağlantılı 25,4 milyar Euro tutarındaki giderlerin etkisiyle 22,3 milyar Euro net zarar açıkladı. Stellantis, 2026 yılında genişleyen ürün atağı ile pazar kapsamını artırarak kârlı büyüme için yeni fırsatları hedefliyor. Bunlar arasında yer alan Kuzey Amerika’da, Jeep® Cherokee ve Dodge Charger SIXPACK modelleri, orta boy SUV ve içten yanmalı motorlu (ICE) “muscle car” segmentlerine güçlü bir geri dönüşü temsil ediyor. 2025’in sonlarında pazara sunulması planlanan Ram 1500 HEMI® V8 ve Express versiyonlarının da bu ivmeyi desteklemesi bekleniyor. Güney Amerika’da orta boy pick-up modeli Ram Dakota ürün gamının temelini oluştururken; Genişletilmiş Avrupa’da Citroën C5 Aircross BEV, Jeep® Compass BEV ve yakın zamanda lanse edilen Fiat 500 Hybrid modelleri, şirketin müşterilerinin farklı güç aktarma ve mobilite ihtiyaçlarına kapsamlı şekilde yanıt verme kapasitesini daha da güçlendiriyor. Gelir artışı 2025’in ikinci yarısında güçlendi! Stellantis, 2025’in ikinci yarısında güçlü bir performans sergileyerek konsolide sevkiyatlarını 2,8 milyon adede yükseltti. Bu, yıllık bazda 277 bin adetlik (+ yüzde 11) artışa işaret ediyor. Büyüme geniş tabanlı gerçekleşirken olup, tüm bölgelerde hacim artışı kaydedildi. Kuzey Amerika, 231 bin adetlik ilave sevkiyatla (+ yüzde 39) en güçlü katkıyı sağladı. Bu artış, bir önceki yıl uygulanan stok azaltım programına kıyasla normalleşen stok dinamiklerinin yanı sıra bölgedeki artan ticari ivmenin olumlu etkilerini yansıtıyor. Stellantis’in 2025 ikinci yarı net gelirleri, 2024’ün aynı dönemine kıyasla yüzde 10 artış gösterdi. Bu sonuçlarla Stellantis, operasyonel verimlilikte sağlanan iyileşmelerin, disiplinli ticari stratejilerin ve şirketin güçlü küresel marka portföyünün ilk etkilerini açıkça ortaya koyuyor. Ayrıca kalite yönetimine yeniden odaklanılması erken sonuçlar vermeye başlarken, 2025 başından bu yana araçların ilk kullanım ayındaki servis sorun bildirimleri Kuzey Amerika’da yüzde 50’nin üzerinde, Genişletilmiş Avrupa’da ise yüzde 30’un üzerinde azaldı. Kârlı büyüme için kararlı dönüşüm hamlesi! 6 Şubat 2026’da iş yapısında kapsamlı bir dönüşüm süreci başlattığını açıklayan Stellantis; bu kapsamda, 2025’in ikinci yarısına ilişkin AOI dışında tutulan yaklaşık 22,2 milyar Euro tutarında gider kaydederken, bunun yaklaşık 6,5 milyar Euro’luk kısmının önümüzdeki dört yıl içinde nakit çıkışı yaratması bekleniyor. Söz konusu giderler şunları içeriyor: Ürün planının ve elektrikli araç (EV) tedarik zincirinin müşteri talebi ve değişen regülasyonlara uyum sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılması, Sözleşmeye dayalı garanti karşılıklarının tahmin metodolojisinde yapılan değişiklikler, Genişletilmiş Avrupa’da daha önce duyurulan iş gücü azaltım programlarına ilişkin giderler. Şirketin gerçekleştirilen dönüşüm süreci, bölgesel ekiplerin karar alma mekanizmalarını hızlandırmalarını ve tüm iş alanlarında etkinliği artırmalarını sağladı. Bu süreç, aynı zamanda bayiler, tedarikçiler, kurumsal paydaşlar ve sendikalarla daha yakın ve verimli iş birliklerinin geliştirilmesine zemin hazırladı. 2026’de kademeli iyileşme öngörülüyor! Şirket, 2026 yılında net gelirlerde orta tek haneli yüzdelerde artış, AOI marjında düşük tek haneli seviyeler ve endüstriyel serbest nakit akışında yıllık bazda iyileşme bekliyor. Ayrıca şirket, yılın ilk yarısından ikinci yarısına doğru kademeli bir performans artışı öngörüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.