Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Drone

Kapsül Haber Ajansı - Drone haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Drone haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarımda Verimlilik Teknolojileri Neyi Değiştiriyor? Haber

Tarımda Verimlilik Teknolojileri Neyi Değiştiriyor?

Bir tarlada alınan yanlış sulama kararı artık sadece su kaybı anlamına gelmiyor. Gübre maliyetinin yükseldiği, iklim dalgalanmalarının sıklaştığı ve iş gücü planlamasının zorlaştığı bir dönemde, tek bir hatalı uygulama sezon karlılığını doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle tarımda verimlilik teknolojileri artık yenilik merakının değil, operasyonel zorunluluğun konusu haline gelmiş durumda. Tarım sektörü uzun yıllar deneyim, gözlem ve yerel bilgiyle ilerledi. Bu yapı bugün hâlâ değerini koruyor. Ancak sahadaki kararların yalnızca tecrübeye bırakılması, özellikle ölçek büyüdükçe yetersiz kalabiliyor. Sensörlerden uydu görüntülerine, otomatik sulama altyapılarından yapay zeka destekli tahmin sistemlerine kadar uzanan yeni araçlar, üreticinin sezgisel bilgisini veriyle destekleyerek daha ölçülebilir bir işletme modeli kuruyor. Tarımda verimlilik teknolojileri neden gündemin merkezinde? Konu yalnızca daha fazla ürün almak değil. Asıl mesele, birim su, birim enerji, birim gübre ve birim iş gücü başına daha yüksek çıktı üretebilmek. Tarımsal işletmeler için verimlilik, artık doğrudan finansal dayanıklılık anlamına geliyor. Girdi fiyatları yükselirken satış fiyatlarının aynı hızda öngörülebilir olmaması, çiftçiyi ve tarım şirketlerini daha hassas planlama yapmaya zorluyor. Buna iklim baskısı da ekleniyor. Aynı bölgede bir yıl kuraklık, bir sonraki yıl ani yağış görülebiliyor. Hastalık ve zararlı riski de buna paralel değişiyor. Bu oynaklık içinde veriye dayalı üretim, belirsizliği tamamen ortadan kaldırmasa da yönetilebilir hale getiriyor. Özellikle büyük ölçekli işletmeler, kooperatifler, sözleşmeli üretim yapan firmalar ve tarım teknolojisi yatırımcıları için bu dönüşüm artık stratejik bir başlık. Verimliliği artıran ana teknoloji katmanları Sahada en görünür dönüşüm, hassas tarım uygulamalarında yaşanıyor. Toprak nem sensörleri, hava istasyonları, yaprak ıslaklığı ölçümleri ve uzaktan izleme sistemleri sayesinde üretici, tüm araziyi tek tip kabul etmek yerine farklı bölgeleri ayrı ayrı yönetebiliyor. Bunun pratik sonucu, gereğinden fazla sulama veya gübreleme yapılmaması oluyor. Uydu görüntüleri ve drone tabanlı analizler de benzer şekilde önemli. Bitki gelişimindeki stres, insan gözüyle fark edilmeden önce görüntü işleme araçlarıyla tespit edilebiliyor. Bu sayede sorun tüm tarlaya yayılmadan müdahale imkanı doğuyor. Özellikle yüksek değerli ürünlerde bu erken uyarı sistemi ciddi ekonomik karşılık üretiyor. Otomasyon tarafında ise sulama sistemleri öne çıkıyor. Belirli eşik değerlere göre çalışan akıllı sulama altyapıları, suyun zamanlamasını ve miktarını optimize ediyor. Seracılıkta iklim kontrolü, açık alanda değişken oranlı uygulama makineleri ve süt hayvancılığında otomatik sağım sistemleri de aynı mantıkla çalışıyor. Amaç, insan emeğini tamamen devre dışı bırakmak değil; karar ve uygulama kalitesini standardize etmek. Yapay zeka destekli tarımsal yazılımlar ise verinin üst katmanını oluşturuyor. Bu sistemler hava durumu, geçmiş verim kayıtları, toprak analizleri ve sahadan gelen anlık verileri bir araya getirerek öneri sunabiliyor. Hangi parsele ne zaman müdahale edileceği, hangi ürün deseninin daha rasyonel olduğu ya da hastalık riskinin ne zaman yükseldiği daha net görülebiliyor. Her teknoloji aynı etkiyi yaratmıyor Burada kritik nokta, teknoloji alımının tek başına verimlilik getirmemesi. Sahada sık görülen hata, çözümden önce ekipman satın alınması. Örneğin sensör kurmak, veri üretir; fakat o veriyi okuyacak ekip, karar mekanizması ve uygulama disiplini yoksa yatırım atıl kalabilir. Benzer biçimde drone görüntüsü almak ile o görüntüye dayalı agronomik karar üretmek aynı şey değil. Bu yüzden tarımda verimlilik teknolojileri değerlendirilirken üç soru öne çıkıyor: Sorun gerçekten ne, bu teknoloji o sorunu ölçülebilir şekilde çözüyor mu, yatırımın geri dönüşü hangi zaman aralığında alınacak? İşletme büyüklüğü, ürün tipi, su erişimi, mekanizasyon seviyesi ve teknik kadro kapasitesi bu yanıtları doğrudan değiştiriyor. Küçük aile işletmeleri için bazen en yüksek verim artışı ileri seviye yazılımlardan değil, basit sulama otomasyonu ve doğru gübre planlamasından gelebiliyor. Büyük entegre işletmelerde ise fayda, veri entegrasyonu ve çoklu saha yönetiminden doğuyor. Yani teknoloji seçimi, modaya değil iş modeline göre yapılmalı. Maliyet baskısı altında yatırım kararı nasıl şekilleniyor? Tarım teknolojilerinde yatırım iştahı artıyor, ancak finansman gerçekliği hâlâ belirleyici. Donanım maliyetleri, bakım giderleri, yazılım abonelikleri ve eğitim ihtiyaçları birlikte düşünüldüğünde birçok üretici için ilk adım temkinli atılıyor. Özellikle döviz bazlı ekipmanlarda geri dönüş hesabı daha hassas yapılıyor. Buna rağmen tablo tamamen ihtiyat yönünde değil. Çünkü teknoloji yatırımı çoğu zaman yalnızca verim artışıyla değil, kayıp azaltımıyla değer yaratıyor. Bir üretici için yüzde 10 daha fazla verim almak kadar, yüzde 15 su tasarrufu sağlamak veya hastalık nedeniyle oluşacak kaybı erkenden önlemek de kritik olabilir. İşletmeler tam da bu nedenle yatırım kararını sezonluk değil, birkaç yıllık performans perspektifiyle ele alıyor. Kamu destekleri, kalkınma programları ve özel sektör iş birlikleri de bu alanda belirleyici olabilir. Ancak teşvikle alınan her ekipmanın etkin kullanıldığı varsayımı doğru değil. Eğitim, servis altyapısı ve veri okuryazarlığı eksikse, destekli yatırımın etkisi sınırlı kalabiliyor. Verinin değeri arttıkça yeni rekabet alanları doğuyor Tarım artık yalnızca tohum, gübre ve makine rekabetiyle tanımlanmıyor. Veri yönetimi de yeni rekabet eksenlerinden biri haline geliyor. Hangi işletmenin üretim geçmişini daha iyi kaydettiği, hangi kurumun saha verisini daha iyi analiz ettiği ve hangi tedarikçinin karar destek sistemini daha güvenilir sunduğu önem kazanıyor. Bu durum, tarım şirketleri kadar medya ve içerik ekosistemi için de dikkat çekici. Çünkü sektördeki dönüşüm sadece sahada değil, bilgi dolaşımında da yaşanıyor. Karar vericiler artık ürün tanıtımı değil, ölçülebilir sonuç ve uygulanabilir vaka arıyor. Bu nedenle sektör haberciliğinde teknoloji başlığının daha analitik, daha karşılaştırmalı ve daha iş odaklı ele alınması gerekiyor. Tarımda verimlilik teknolojileri için Türkiye’nin fırsat alanı Türkiye açısından en büyük avantaj, farklı iklim ve ürün desenlerine sahip geniş bir uygulama sahasının bulunması. Bu çeşitlilik, yerli tarım teknolojileri geliştiren girişimler için ciddi bir test ortamı yaratıyor. Sulama, sera otomasyonu, görüntü analizi, tarımsal ERP çözümleri ve makine entegrasyonu gibi alanlarda oluşan yerel kapasite, önümüzdeki dönemde daha görünür hale gelebilir. Ancak fırsat kadar yapısal sınırlar da var. Parçalı arazi yapısı, dijital altyapı eşitsizliği, eğitim ihtiyacı ve teknolojinin farklı ölçeklerde farklı sonuç üretmesi, yaygınlaşmanın önündeki temel başlıklar arasında. Ayrıca teknoloji tedarikçilerinin sahaya ürün satmakla yetinmeyip danışmanlık ve ölçümleme kapasitesi de sunması gerekiyor. Aksi halde beklenti ile sonuç arasındaki fark büyüyor. Kurumsal alıcılar açısından burada yeni bir iş alanı da oluşuyor. Gıda sanayi şirketleri, ihracatçılar, perakende zincirleri ve finans kuruluşları, tedarik ağındaki üreticilerin verimlilik düzeyini yakından izlemek istiyor. Çünkü tarımsal verimlilik artık sadece çiftçinin meselesi değil; tedarik güvenliği, kalite standardı ve maliyet istikrarı açısından tüm değer zincirini etkileyen bir değişken. Önümüzdeki dönem neye işaret ediyor? Gelecek birkaç yılda en hızlı büyümenin, tekil cihaz satışından çok entegre çözümlerde görülmesi beklenebilir. Sensör, yazılım, uzaktan izleme ve saha danışmanlığını birlikte sunan modeller daha fazla karşılık bulacak. Çünkü üretici giderek daha net bir soru soruyor: Bu teknoloji bana hangi kararı daha doğru aldıracak? Aynı şekilde yapay zeka uygulamalarının etkisi de, gösterişli demolarla değil, sahadaki isabet oranıyla ölçülecek. Hastalık tahmini, sulama optimizasyonu, verim projeksiyonu ve girdi planlamasında somut fayda üreten sistemler öne çıkacak. Diğerleri ise kısa süreli ilginin ötesine geçemeyecek. Tarımda teknoloji konuşurken en sağlıklı yaklaşım, ne aşırı iyimserlik ne de refleks halinde kuşkuculuk. Her işletme için tek reçete yok. Ama açık olan şu: Veriye dayalı üretim yapısı kurmayan tarımsal işletmeler, önümüzdeki dönemde maliyet, kalite ve rekabet baskısını daha sert hissedecek. Sektörün asıl meselesi teknolojiye sahip olmak değil, teknolojiyi sahada sonuç üreten bir yönetişim modeline dönüştürmek. Bu dönüşümü erken okuyanlar, yalnızca daha çok üretmeyecek; daha öngörülebilir, daha dayanıklı ve daha sürdürülebilir bir iş yapısı kuracak.

HEPA Türkiye’den, Agroexpo 2026 Sonrası Uluslararası İş Birliklerinde Güçlü Atılım Haber

HEPA Türkiye’den, Agroexpo 2026 Sonrası Uluslararası İş Birliklerinde Güçlü Atılım

HEPA Türkiye’nin koordinasyonuyla, Agroexpo 2026 Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında kurulan uluslararası temaslar, fuar sonrasında somut iş birliklerine dönüşerek önemli bir başarıya imza attı. Tarım teknolojileri ve sürdürülebilir üretim çözümleri alanlarında faaliyet gösteren Macar firmalar ile Türkiye merkezli paydaşlar arasında geliştirilen bu stratejik ortaklıkların, sektörün dönüşümüne ve verimlilik odaklı büyümesine katkı sağlaması hedefleniyor. Fuar boyunca yürütülen yoğun temaslar ve etkin iş geliştirme çalışmaları sonucunda, farklı alanlarda faaliyet gösteren şirketler arasında kritik anlaşmalar hayata geçirildi. DroneFiller ile Stratejik İş Birliği Hayata Geçirildi Avrupa ve dünya genelinde 15 ülkede kullanılan drone dolum sistemleri geliştiren DroneFiller, tarımsal ilaçlama süreçlerini daha hızlı, temiz ve verimli hale getiren çözümleriyle öne çıkıyor. Agroexpo 2026 kapsamında DroneFiller yetkilisi Mate Kovacs ile Zafer Güder Havacılık ve Uzay şirketi sahibi Zafer Güder arasında kurulan ilk temas, HEPA Türkiye’nin katkılarıyla somut bir iş birliğine dönüştü. Bu kapsamda 17 Mart'ta Macaristan’ın Mezotur kentinde faaliyet gösteren DroneFiller firmasına bir ziyaret gerçekleştirilerek, teknik ve ticari değerlendirmeler yapıldı. Görüşmelerin ardından taraflar arasında iyi niyet anlaşması imzalandı. ABZ Innovation Türkiye Pazarına Giriyor İHA tabanlı tarımsal ilaçlama sistemleri ve otonom drone teknolojileri geliştiren ABZ Innovation ile Türkiye’de havacılık sistemleri, İHA operasyonları alanında faaliyet gösteren Zafer Güder Aviation arasında distribütörlük anlaşması imzalandı. HEPA Türkiye’nin iş geliştirme desteğiyle hayata geçirilen bu iş birliği, ABZ Innovation’ın Türkiye pazarındaki varlığını güçlendirmesi açısından önemli bir adım taşı niteliği taşıyor. Aynı zamanda yüksek verimli havadan uygulama çözümleri ile hassas tarım teknolojilerinin yaygınlaşmasına katkı sağlaması bekleniyor. Agrofeed Türkiye’de Entegre İş Birliklerini Genişletiyor Premiks ve hayvan besleme çözümleri alanında faaliyet gösteren Agrofeed, Türkiye’deki iş birliklerini geliştirmeye devam ediyor. Bu kapsamda; Bytoprak Tarım ile hayvan sağlığı, sürü yönetimi ve veterinerlik hizmetleri alanında uzmanlaşmış Pusula Veterinerlik Hizmetleri ile anlaşmalar imzalandı. HEPA Türkiye’nin katkılarıyla geliştirilen bu iş birliklerinin, Türkiye’de tarım ve hayvancılıkta entegre ve verimlilik odaklı çözümlerin yaygınlaşmasın katkı sunması hedefleniyor. WeedEye ve Tekno Kurgu’dan Akıllı Tarımda Stratejik Hamle Akıllı tarım teknolojileri geliştiren WeedEye, yabani otları gerçek zamanlı tespit ederek yalnızca hedeflenen alanlara uygulama yaparak herbisit kullanımını %90’a kadar azaltabilen yenilikçi çözümleriyle dikkat çekiyor. HEPA Türkiye’nin yürüttüğü iş geliştirme süreci kapsamında, WeedEye ile Tekno Kurgu firması Agroexpo 2026 sonrasında stratejik iş birliği için önemli bir adım atarak iyi niyet anlaşması imzalandı. Taraflar, Haziran ayında Macaristan’ın Györ kentinde gerçekleştirilecek demo gününe katılarak WeedEye teknolojilerinin sahadaki performansını test edecek. Elde edilecek sonuçlara göre iş birliğinin kapsamı ve geleceği netleşecek. Ayrıca, Agroexpo sürecinde başlatılan görüşmeler kapsamında başta S.S. Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi olmak üzere iki ayrı ön anlaşmanın da imza aşamasına geldiği belirtilmektedir. Bu kapsamda Györ’de düzenlenecek demo gününe Türkiye’den geniş katılımlı bir delegasyonun iştirak etmesi planlanıyor. HEPA Türkiye Uluslararası İş Birliklerinde Köprü Olmaya Devam Ediyor Agroexpo 2026 sonrasında elde edilen bu somut çıktılar, HEPA Türkiye’nin uluslararası iş birliklerini geliştirme, yatırım ve teknoloji transferine katkı sağlama misyonunun güçlü bir göstergesi niteliğindedir. HEPA Türkiye, önümüzdeki dönemde de tarım, teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında uluslararası paydaşları bir araya getirerek Türkiye’de katma değerli projelerin hayata geçirilmesine katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tiryaki Agro’dan Anadolu’ya Sürdürülebilir Tarım Hamlesi Haber

Tiryaki Agro’dan Anadolu’ya Sürdürülebilir Tarım Hamlesi

Küresel değer platformu Tiryaki Agro’nun sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda hayata geçirilen Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları’nın ilki, bölgenin lider üreticilerinin katılımıyla Muş’taki Tiryaki Tarım İşletmesi’nde düzenlendi Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları’nda “İklime Uyumlu Tarım Uygulamaları: Yenileyici ve Yeni Nesil Yaklaşımlar” başlığı altında kapsamlı bir eğitim verildi. Bölgenin lider çiftçilerinin katılımıyla gerçekleşen buluşmada, Tiryaki agronomları ve alanında deneyimli uzmanların katkılarıyla; iklimle uyumlu tarım uygulamaları, buğdayda verim artışı, maliyetlerin azaltılması ve karbon ayak izinin ne anlama geldiği gibi başlıklarda somut örnekler ve hesaplamalar paylaşıldı. Program, çiftçilerin ihtiyaçları doğrultusunda, teorik eğitimin yanı sıra uygulama becerisi kazandırmaya da odaklandı. İklim uyumlu tarım uygulamaları eğitimine yoğun ilgi Eğitim programı, Tiryaki Tarım Bölge Müdürü Recep Mergen ve Tiryaki Tohum Bölge Müdürü Tevfik Fikret Köse’nin açılış konuşmalarının ardından Dr. Nihat Mıdıkoğlu’nun yürüttüğü eğitimden oluştu. İlk bölümde, yenileyici tarımın toprak sağlığı, su kullanımı ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkileri; konvansiyonel tarımla farkları ve Muş koşullarına uyarlanabilir teknikler ele alındı. Anlatımlar, üreticilerin sahadaki gözlemlerine ve mevcut üretim pratiklerine uygun örneklerle desteklendi. İkinci bölümde ise “yeni nesil uygulamalar” odağında, dijital tarım teknolojilerinin gübre, enerji ve bitki koruma ürünlerinin kullanımını optimize etme potansiyeli paylaşıldı. Program, yalnızca teorik bilgi aktarımıyla sınırlı kalmayarak uygulamaya da odaklandı. Eğitim öncesinde her katılımcı için gerçekleştirilen toprak analizleri doğrultusunda hazırlanan bütçeleme ve maliyet çalışmaları sayesinde, çiftçiler kendi üretim yapılarını gerçek veriler üzerinden değerlendirme imkânı buldu. Aynı zamanda eğitim sonrası yapılan değerlendirme anketleri ve soru-cevap oturumları da içeriğin bölge koşullarıyla güçlü bir uyum taşıdığını ortaya koydu. Program kapsamında yıl boyunca toprak analizleri, uydu tabanlı izleme verileri, bilgilendirme mesajları ve dijital platformlar aracılığıyla çiftçilere sürdürülebilir danışmanlık desteği sağlanacak. Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları’nın Muş’taki pilot uygulamanın ötesine geçerek orta vadede Konya ve Gaziantep gibi farklı tarım havzalarında yaygınlaştırılması planlanıyor. Bu program, üretim verimliliğini artırmakla birlikte kırsal kalkınmayı desteklemeyi de amaçlayan bütüncül bir yaklaşım sunuyor. Amaç; bilgi temelli, iklim değişikliğine dayanıklı ve sürdürülebilir üretimi benimseyen bir üretici topluluğunun oluşmasına katkı sunmak. Çiftçilerle birlikte sürdürülebilir üretimin altyapısını kuruyoruz Sahadaki iş birliğinin önemine dikkat çeken Tiryaki Tarım Bölge Müdürü Recep Mergen, “Muş’taki bu ilk buluşma ile bölgemizdeki çiftçilerle birlikte hem toprağın ihtiyaçlarını hem de iklim değişikliğinin getirdiği yeni koşulları değerlendirme fırsatı bulduk. Yenileyici tarım uygulamalarını doğru şekilde aktararak çiftçilerin verimliliğini artırmayı ve daha sürdürülebilir bir üretim modeline katkı sunmayı amaçlıyoruz” dedi. Tiryaki Agro Holding Global Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Direktörü Arzu Örsel ise programın sosyal etki boyutuna dikkat çekerek, “Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları, yalnızca bir eğitim girişimi değil; Anadolu’nun bereketli topraklarına ve üretimin asıl emekçilerine yapılan uzun vadeli bir yatırımdır. Bu programla hem iklim değişikliğine uyumlu üretim modellerini yaygınlaştırmayı hem de kırsal kalkınmayı destekleyen sosyal faydayı güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Sahada paylaşılan her bilgi, bölgenin ekonomik dayanıklılığına doğrudan katkı sunuyor” diye ekledi. Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları’na katılan lider çiftçiler ise özellikle verim–maliyet dengesi ve bütçeleme çalışmasının kendileri için çok öğretici ve yol gösterici olduğunu; ele alınan konuların sahadaki kararlarını doğrudan etkileyen, faydalı içerikler sunduğunu ifade etti. Muş Alparslan Çiftliği: Tiryaki Agro’nun rejeneratif tarım üssü Tiryaki Agro Holding’in 60 bin dönümlük Tiryaki Tarım İşletmesi, son yıllarda bölge çiftçilerine yön veren yenilikçi tarım uygulamalarının merkezi haline geldi. Akıllı sulama sistemleri, sensörler, drone’lar ve toprak sağlığına yönelik uygulamalar, bölgede rejeneratif tarımın yaygınlaşması için kritik rol oynuyor. Bu nedenle Çiftçi Buluşmaları’nın ilk durağı olarak Muş’un seçilmesi, programın sahayla bütünleşik tasarımının doğal bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ar-Ge ve Teknoloji Yatırımlarıyla Ülke Ekonomisine 521 Milyar TL’lik Destek Haber

Ar-Ge ve Teknoloji Yatırımlarıyla Ülke Ekonomisine 521 Milyar TL’lik Destek

İnsan ve teknoloji odaklı dönüşüm projeleriyle hizmet kalitesini artırmayı sürdüren Dicle Elektrik, Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarını aralıksız olarak sürdürüyor. Yaptığı yatırımlarla bir yandan enerji şebekesinde büyük bir dijital dönüşüm sağlayan şirket, diğer yandan da hizmet bölgesindeki kayıp-kaçak oranını %76 seviyesinden %37’ye kadar düşürmeyi başardı. Türkiye'deki dağıtım şirketleri arasında kurulan ilk Ar-Ge merkezine sahip olan Dicle Elektrik, bugüne kadar Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından onaylanan 84 projenin 29’unu aktif olarak sürdürüyor. Aynı zamanda EPDK’nın 2023 Yerli Yazılım Çağrısı’nda en fazla proje onayı alan dağıtım şirketi olan Dicle Elektrik, bu alandaki liderliğini teknoloji üretimindeki başarısıyla pekiştiriyor. “Kayıp kaçakla uçtan uca teknoloji çözümlerle mücadele ediyoruz” 2013’ten bu yana hayata geçirdikleri Ar-Ge ve teknoloji projelerinin sadece şirketlerinin ve bölgenin ihtiyaçlarını karşılamakla kalmadığını ve çoğu projenin sektör için de örnek olduğunu belirten Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas şunları söyledi: “SCADA, akıllı şebeke, dijital sayaçlar ve OT sistemlerini sahada yaygınlaştırırken diğer yandan da veri temelli karar alma süreçlerimizi yapay zeka destekli projelerle güçlendiriyoruz. Bununla birlikte İHA destekli hat kontrolleri, robotik bakım sistemleri ve yeraltı tarama teknolojileri gibi uygulamaları da enerji altyapımıza dahil ettik. Bugün sahip olduğumuz üst düzey teknolojik yetkinliklerimiz sayesinde kayıp kaçakla mücadelede yapay zekâ, drone, uydu görüntüleri ve dijital takip sistemlerini entegre şekilde kullanabiliyoruz. Yani kayıp kaçakla uçtan uca teknolojik çözümlerle mücadele ediyoruz. Bunun yanı sıra, akıllı ölçüm sistemlerine hız verdiğimiz yatırımlar sayesinde Türkiye’deki toplam OSOS (Otomatik Sayaç Okuma Sistemi) abonelerinin yaklaşık yarısına karşılık gelen 1,3 milyon abonemizi de bu sisteme dahil ettik. Tüm bu yatırımlarımızla birlikte hizmet bölgemizdeki şehir merkezlerinde kayıp kaçak oranını yüzde 15 seviyelerine kadar düşürmeyi başardık. Kayıt dışı tüketimin azaltılması sayesinde ülke ekonomisine bugüne kadar 521 milyar TL’yi aşan bir katkı sağladık.” “Ar-Ge merkezimizde etkin teknolojiler üretiyoruz” Ar-Ge merkeziyle de ilgili bilgiler veren Arvas sözlerine şöyle devam etti: “Bugüne kadar hizmet bölgemize gerçekleştirdiğimiz yatırımların miktarı toplamda 60 milyar TL’ye ulaştı. Bu yatırımlarımızın %25’ini ise akıllı şebeke projelerimiz oluşturuyor. Enerji altyapımızın ihtiyaçlarına özel teknolojiler geliştirildiğimiz Ar-Ge merkezimizde, EPDK tarafından onaylanan projelerin çalışmalarını aktif şekilde sürdürüyoruz. Merkezimiz yalnızca saha odaklı inovasyon üretmiyor, aynı zamanda 25’in üzerinde akademik yayın ve tescilli buluşla sektöre bilgi aktarımı sağlayan bir teknoloji üssü olarak konumlanıyor. 15’ten fazla üniversite ve 50’nin üzerinde firma ile yürüttüğümüz ortak çalışmalar, yerli mühendislik kapasitemizi güçlendirirken, kısa süre önce hayata geçirdiğimiz yerli RPA projesi ile manuel süreçlerimizi robotik yazılımlar üzerinden otomatikleştirerek operasyonel verimliliğimizi önemli ölçüde artırdık. Bunun yanında Transform projemiz ile dağıtım trafolarını yapay zeka destekli analiz platformu üzerinden sürekli izliyor, şebeke sağlığını gerçek zamanlı takip ederek enerji kayıplarını düşürüyoruz.” Karbon salımı Ar-Ge projeleriyle azaltılıyor Dicle Elektrik’in Ar-Ge merkezinde ürettiği projeler aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğe de katkı sağlanıyor. Merkez tarafından geliştirilen Makaralı Aydınlatma Direği, elektrik direklerinde bulunan lambaların makaralı mekanizma ile yere indirilebilmesi ve sepetli araç kullanımını azaltılmasını hedefliyor. Kullanımının yaygınlaşmasıyla her 100 kilometrede yaklaşık yüzde 30 oranında karbon ayak izinin azaltılabileceği öngörülüyor. AR-GE Projelerinden Örnekler: Datalink Projesi GSM kapsamasının sınırlı olduğu kırsal bölgelerde sayaç okuma ve şebeke izleme sorununu ortadan kaldıran Datalink, tamamen yerli mühendislik ile geliştirilen radyo frekans teknolojisiyle çalışıyor. Sinyalin olmadığı alanlarda modemler veri toplayıcılarla entegre biçimde kesintisiz bilgi akışı sağlıyor. Ar-Ge çalışmalarının ardından sistem, şebekenin ulaşmadığı 2–3 km mesafelerde dahi veri transferi yapabilecek seviyeye getirildi. Bu teknoloji kırsal bölgelerde akıllı şebeke altyapısını güçlendirirken saha ekiplerinin fiziksel erişim ihtiyacını azaltıyor. Köstebek Köstebek Projesi, yeraltı kablolarında gerçekleşen kayıpları ileri analiz yöntemleri ile tespit eden yerli bir teknoloji. Sistem, kablolara iletilen özel bir frekansın yansımasını takip ediyor. Herhangi bir bozulma; kaçak, hasar, ek ya da tahribat noktasıyla ilgili mesafeyi belirlemeye imkân tanıyor. Bu sayede müdahale süreleri kısalıyor, enerji verimliliği artıyor ve görünmeyen kayıpların önlenmesinde stratejik bir avantaj sağlanıyor. Mobil Süper Şarj EPDK Ar-Ge Çalıştayı’nda ödül alan Mobil Süper Şarj, geleneksel jeneratörlerin yerine sessiz, çevreci ve yüksek verimli bir alternatif sunuyor. Afetlerde, kriz anlarında ve şebeke arızalarında binaların enerji ihtiyacını karşılayabilen cihaz, aynı zamanda elektrikli araçları da şarj edebiliyor. Hem tek fazlı hem de üç fazlı şarjı destekleyen sistem, arama–kurtarma operasyonları ve saha onarımları için mobil güç istasyonları kurulmasına olanak tanıyor.

Red Bull Tetris Dünya Şampiyonu Fehmi Atalar Oldu Haber

Red Bull Tetris Dünya Şampiyonu Fehmi Atalar Oldu

Red Bull ve The Tetris Company iş birliğiyle düzenlenen Red Bull Tetris Dünya Finali, Dubai Frame’de gerçekleşti. 150 metre yüksekliğindeki ve 93 metre genişliğindeki ikonik yapının yüzeyinde, 2 binden fazla senkronize drone ile oluşturulan dev ekran üzerinden oynanan final, izleyenlere benzersiz bir görsel deneyim sundu. Bu yıl ilk kez düzenlenen global turnuva, 60 ülkeden en iyi oyuncunun mücadele ettiği uluslararası bir buluşmaya dönüştü. Fehmi Atalar Dünya Şampiyonu Oldu Türkiye genelindeki açık mobil elemelerden yükselerek İstanbul’da düzenlenen Red Bull Tetris Türkiye Finali’nde şampiyonluğa ulaşan Fehmi Atalar, Dubai’deki büyük finalde Türkiye’yi temsil etti. Final karşılaşmasında Peru’dan Leo Solórzano ile karşılaşan Atalar, rakibine karşı etkileyici bir performans sergileyerek Red Bull Tetris Dünya Şampiyonu oldu. Final etkinliğinde Türkiye’den oyun dünyasının sevilen isimlerinden Enis Kirazoğlu da yer aldı. Fehmi Atalar: “Kazanmak Gerçekten İnanılmaz” Dünya şampiyonluğunun ardından duygularını paylaşan Fehmi Atalar, “Yarı finallerden sonra kazanırsam bunun hem ülkem hem de benim için çok büyük bir başarı olacağını söylemiştim. Bugün kazanmak gerçekten inanılmaz, hâlâ gerçek gibi gelmiyor. Beş yıllık Tetris kariyerimdeki en özel an buydu. Bu etkinlik de gerçekten eşsizdi. Oyun boyunca adeta bir makine gibi oynadım, hiçbir maçta tek bir puan bile kaçırmadım. Başardım ve şu an kendimi çok iyi hissediyorum. Bu yüzden çok mutluyum.” ifadelerini kullandı. 2 Bin Drone ile Gökyüzünde Tetris Red Bull Tetris Dünya Finali, yalnızca bir turnuva değil aynı zamanda Tetris’in 40 yıllık kültürel mirasını kutlayan bir deneyim sundu. Binlerce drone’un senkronize hareketiyle oluşturulan dev Tetris ekranı, Dubai Frame’i dünyanın en büyük oyun sahnesine dönüştürdü.

Dicle Elektrik’ten Drone ve Yapay Zeka Destekli Kaçak Trafo Operasyonu Haber

Dicle Elektrik’ten Drone ve Yapay Zeka Destekli Kaçak Trafo Operasyonu

Bu trafoların gücünün 900 hanenin enerji ihtiyacını karşılayacak seviyede olduğu belirlendi. Denetlenen arazilerin bir bölümünde sulama amacıyla güneş paneliyle enerji üretilmesine rağmen kaçak trafo kullanıldığı ve su yataklarının kuruduğu görüntülendi. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji hedefiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki altı ilde elektrik dağıtım hizmeti veren Dicle Elektrik, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde drone ve yapay zeka destekli bir kaçak elektrik operasyonuna imza attı. Denetimlerde, kırsal Gözeli ve Kılıç mahallelerinde buğday tarlalarının sulanmasında kullanılan toplam 1.980 KVA gücünde 9 kaçak trafo tespit edilirken bu trafoların gücünün yaklaşık 900 hanenin enerji ihtiyacını karşılayacak seviyede olduğu belirlendi. Dicle Elektrik ekiplerinin drone ile kayda aldığı görüntülerde, kaçak trafoları fark eden bazı kişilerin trafoları söküp uzaklaşmaya çalıştıkları anlar da kayıt altına alındı. Bu kişilerin, Dicle Elektrik çalışanlarının kullandığı iş kıyafetlerine benzer yelekler giyerek dikkat çekmemeye çalışmaları da kameraya yansıdı.  Güneş paneli kurulu arazide kaçak trafo kullandılar Kontroller sırasında bazı tarım arazilerinde güneş enerji sistemlerine ait panellerin bulunmasına rağmen sulamanın kaçak trafolarla yapıldığı gözlendi. Diğer yandan her yıl kuraklığın arttığı ve ürün veriminin azaldığı bölgede, salma (vahşi) sulamanın yol açtığı tahribatla birlikte, tarlaların çevresindeki su yataklarının kuruduğu görüldü. Hukuki süreç başlatıldı Dicle Elektrik, tespit edilen 9 kaçak trafonun enerji sistemine verdiği zarar sebebiyle gerekli yasal işlemleri başlattı. Şirket avukatları, kaçak trafolara el konulması için ve Dicle Elektrik’in adını kötüye kullanabilecek şekilde saha çalışanlarının kıyafetlerini taklit eden kişiler hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulundu. İl genelinde 90 farklı proje yürütülüyor Şanlıurfa’ya 2013 yılından bu yana toplam 17 milyar TL yatırım yapan Dicle Elektrik, 2025 yılı özelinde kente 3 milyar TL tutarında yatırım gerçekleştirecek. İlde şebeke yenilemeleri, kapasite artışları ve akıllı şebeke uygulamaları başta olmak üzere 90 farklı proje yürütüldüğü bilgisini veren dağıtım şirketi, milyarlarca liralık yatırımlara rağmen, enerji altyapısına zarar veren bu tür davranışların hizmet sürekliliğini sekteye uğrattığı açıklamasında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.