Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dubai

Kapsül Haber Ajansı - Dubai haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dubai haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İMS Lojistik Körfez Ülkelerinde Kritik Sınır Kapılarını Ziyaret Etti Haber

İMS Lojistik Körfez Ülkelerinde Kritik Sınır Kapılarını Ziyaret Etti

Gerçekleştirilen ziyaret kapsamında başta Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Umman ve Bahreyn olmak üzere Körfez bölgesindeki lojistik hatlar, gümrük süreçleri ve sınır geçiş operasyonları detaylı şekilde incelendi. Bölgedeki mevcut iş ortakları ile yapılan görüşmeler sayesinde operasyonel verimliliğin artırılmasına yönelik önemli adımlar atıldı. Mustafa İmrak: “Temaslarımızı Sürdürüyoruz” Ürdün’deki sınır kapısında değerlendirmelerde bulunan İMS Lojistik Genel Müdürü Mustafa İmrak, “Jaber Sınır Kapısı Ürdün’ün giriş kapısı ve buradan biraz önce bir aracımızı El-Omeri Sınır Kapısı’a yani çıkış kapısına uğurladık. Oradan Hadise Sınır Kapısı’ndan devam edecek. Suudi Arabistan’a giriş yapacak. Oradan da Dubai, Katar gibi diğer Körfez ülkelerine geçişler sağlayacağız. Şu anda Satış Direktörümüz Serhat Bey’le sahada birebir kontrollerimizi gerçekleştirdik. Olası bürokratik sıkıntıları not ettik. Bunlarla ilgili iletebildiğimiz yerlerle temasa geçtik. Biz birebir sahadayız. Temaslarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu. Operasyon Sürecinin Her Aşamasında! İMS Lojistik, Avrupa ve Türkiye çıkışlı taşımalarında faaliyetlerini sürdürdü ve Körfez ülkelerine yönelik lojistik süreçlerini titizlikle yönetti. Güçlü acente ağı, deneyimli operasyon ekibi ve sahadaki aktif yönetim anlayışı ile müşterilerine kesintisiz ve güvenilir hizmet sundu. Gerçekleştirilen bu ziyaretler, İMS Lojistik’in uluslararası taşımacılıktaki etkinliğini artırdı ve Avrupa’dan Körfez bölgesine uzanan lojistik hatlarında daha hızlı, daha güvenilir ve daha sürdürülebilir çözümler sunma vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai’den Çıkış Eğilimi Hızlandı, Talep Hızlı Pasaport ve Avrupa Oturum Programlarına Kayıyor Haber

Dubai’den Çıkış Eğilimi Hızlandı, Talep Hızlı Pasaport ve Avrupa Oturum Programlarına Kayıyor

Level Immigration & Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, özellikle hızlı vatandaşlık ve Avrupa oturum programlarına yönelimin arttığını belirterek Letonya Altın Vizesi’nin öne çıkan seçeneklerden biri haline geldiğini söyledi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemeleriyle birlikte Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim, yatırımcı davranışlarını doğrudan etkilemeye başladı. Bölgedeki güvenlik risklerinin artmasıyla birlikte Dubai’de yaşayan ve yatırım yapan yabancı yatırımcıların bir kısmı alternatif ülkelere yönelirken, bölgede kalmaya devam edenler ise ikinci bir plan oluşturma arayışına girdi. Bu süreçte hızlı vatandaşlık programları ve Avrupa’da oturum sağlayan Golden Visa seçenekleri yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Küresel yatırım hareketlerindeki değişimi değerlendiren Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, yatırımcıların risk yönetimi odaklı hareket etmeye başladığını söyledi. “Dubai’den çıkış var, kalanlar B planı arıyor” Alamarioğlu, bölgedeki son gelişmelerin yatırımcı psikolojisini değiştirdiğini belirterek, “Son dönemde Dubai’den ayrılan yatırımcı sayısında artış gözlemliyoruz. Bölgede kalmaya devam eden yatırımcılar ise alternatif planlarını hızla devreye almak istiyor. Artık yatırımcılar yalnızca getiriye değil, güvenliğe ve öngörülebilirliğe odaklanıyor” dedi. Hızlı pasaport ve Avrupa oturumu öne çıktı Yatırımcıların yeni dönemde iki ana çözüm aradığını ifade eden Alamarioğlu, şunları söyledi: “Birinci grup hızlı vatandaşlık programlarına yöneliyor. Özellikle Karayipler’de 4-6 ay gibi kısa sürede sonuçlanan programlar ciddi talep görüyor. İkinci grup ise Avrupa’da oturum sağlayan Golden Visa programlarına odaklanıyor. Bu da hem güvenli bir yaşam alanı hem de Schengen erişimi sağladığı için tercih ediliyor.” Letonya Altın Vizesi öne çıkan seçeneklerden biri Avrupa’da yatırımcıların dikkatini çeken programlardan birinin de Letonya olduğunu belirten Alamarioğlu, düşük yatırım eşiği ve esnek yapının talebi artırdığını söyledi.Alamarioğlu, “Letonya Altın Vizesi, Türk yatırımcılar için Avrupa’ya erişimin en akıllı ve verimli yollarından biri haline geldi. 50 bin eurodan başlayan yatırım seçenekleriyle AB oturum hakkı sunuyor. Bu, Avrupa’da yatırım yapmak isteyen ancak daha düşük bütçeyle hareket etmek isteyen yatırımcılar için önemli bir avantaj” dedi. “Schengen erişimi ve esneklik talebi artırıyor” Programın sunduğu avantajlara değinen Alamarioğlu, şu ifadeleri kullandı: “Letonya oturum izni ile Schengen bölgesinde serbest dolaşım mümkün. Ayrıca programda düşük fiziksel bulunma şartı olması, yatırımcıların Türkiye’deki işlerini bırakmadan Avrupa’da oturum elde etmesini sağlıyor. Aile bireylerinin de tek dosya üzerinden programa dahil edilebilmesi önemli bir avantaj.” “Yatırımcı artık alternatiflerini çeşitlendiriyor” Yatırımcı davranışlarında kalıcı bir değişim yaşandığını vurgulayan Alamarioğlu, “Bugün yatırımcılar tek bir ülkeye bağlı kalmak istemiyor. Portföy çeşitlendirmesi, farklı coğrafyalarda varlık bulundurma ve alternatif oturum hakları oluşturma öncelik haline geldi. Bu nedenle Avrupa’daki oturum programlarına olan talep daha yapısal bir şekilde büyüyor” diye konuştu. Türkiye’de Letonya başvurularında güçlü konum Level Immigration & Properties’in www.levelimmigration.com Letonya programında Türkiye’de önemli bir paya sahip olduğunu belirten Alamarioğlu, “Türkiye’de yapılan Letonya Altın Vize başvurularının yaklaşık yarısı şirketimiz aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu da hem deneyimimizi hem de yatırımcı güvenini gösteriyor” dedi. “Avrupa planı artık lüks değil ihtiyaç” Alamarioğlu, mevcut küresel tabloda yatırımcıların bakış açısının netleştiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:“Bugün küresel hareketlilik ve güçlü bir B planı artık lüks değil, bir gereklilik. Jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde yatırımcılar için Avrupa’da bir oturum hakkı elde etmek, hem yaşam hem de finansal güvenlik açısından stratejik bir adım haline geldi.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai’de Savaş Gölgesine Rağmen Konut Satışları Sürdü Haber

Dubai’de Savaş Gölgesine Rağmen Konut Satışları Sürdü

Gerilimin yoğun şekilde hissedildiği son 3 haftada 9,4 milyar dolarlık gayrimenkul satışı yapılırken, Türk yatırımcılar da Dubai’de alımlarını sürdürdü. Angel Shine Property Kurucusu ve Uluslararası Gayrimenkul Uzmanı Betül Işık, Dubai’nin güçlü altyapısı, hızlı kriz yönetimi ve uluslararası yatırımcı güveni sayesinde bölgesel risklere rağmen dayanıklılığını koruduğunu belirtti. Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan, İran’ın misillemeleriyle bölgesel ölçekte daha da derinleşen gerilim, yatırım piyasalarında yakından takip edilirken, Dubai gayrimenkul sektöründe satışların durmadığı görüldü. Birleşik Arap Emirlikleri Arazi ve Emlak Dairesi verileri ile sektörün haftalık piyasa özetlerine göre 28 Şubat-22 Mart 2026 dönemini kapsayan üç haftalık süreçte Dubai gayrimenkul piyasasında toplam işlem hacmi 34,5 milyar dirhemi aştı. ABD dolarına sabit kurla bağlı olan BAE dirheminde 1 doların 3,6725 dirheme eşit olması dikkate alındığında bu tutar yaklaşık 9,4 milyar dolara karşılık geliyor. Aynı dönemde 2-8 Mart haftasında 8,29 milyar dirhem (yaklaşık 2,26 milyar dolar), 9-15 Mart haftasında 15,66 milyar dirhem (yaklaşık 4,26 milyar dolar) ve 16-22 Mart haftasında 10,54 milyar dirhem (yaklaşık 2,87 milyar dolar) seviyesinde işlem hacmi oluştu. Söz konusu üç haftalık görünüm, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilime rağmen Dubai emlak piyasasında yatırım iştahının tamamen ortadan kalkmadığını, aksine piyasanın güçlü işlem kapasitesini koruduğunu ortaya koydu. Gerilimin en yoğun hissedildiği günlerden biri olan 2 Mart tarihinde, Dubai’ye füze düştüğü yönündeki haberlerin gündeme gelmesine rağmen yaklaşık 670 milyon dolarlık gayrimenkul satışı gerçekleşti. Sektör temsilcileri, bu verilerin Dubai emlak piyasasının kriz dönemlerinde dahi yatırımcı talebini koruyabildiğini gösterdiğine işaret ediyor. Türk yatırımcı ilgisi devam etti Bölgedeki gelişmelere rağmen Türk yatırımcıların Dubai’ye ilgisinde belirgin bir zayıflama yaşanmadı. Sektörden edinilen bilgilere göre Türk vatandaşları söz konusu bir haftalık dönemde iki ayrı projeden, biri villa olmak üzere yaklaşık 10,5 milyon dolarlık gayrimenkul satın aldı. Bu alımların 7’sini lüks segmentte yer alan stüdyo daireler oluşturdu. Türk yatırımcıların son yıllarda Dubai gayrimenkul piyasasındaki ağırlığının giderek arttığını belirten Betül Işık, 2025 yılında Türk vatandaşlarının Dubai’den konut satın alan yabancılar arasında ikinci sıraya yükselmesinin de bu eğilimi açık şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. “Panik satışları ya da iptal dalgası görmüyoruz” Angel Shine Property Kurucusu ve Uluslararası Gayrimenkul Uzmanı Betül Işık, jeopolitik gelişmelerin yatırımcı psikolojisi üzerinde kısa vadeli etkiler oluşturabileceğini ancak bunun piyasada sert bir kırılmaya dönüşmediğini belirterek, “Bölgede yaşanan gelişmeler doğal olarak yatırımcıların karar süreçlerinde daha temkinli hareket etmesine neden oluyor. Ancak sahada gördüğümüz tablo, panik satışları ya da yaygın iptal talepleri yönünde değil. Türk yatırımcılar başta olmak üzere birçok alıcı, süreci yakından izliyor fakat yatırımlarını tamamen askıya almıyor.” değerlendirmesinde bulundu. Mevcut projelerde inşaat faaliyetlerinin sürdüğünü, satış süreçlerinde belirgin bir duraksama yaşanmadığını ve yatırımcıların daha çok seçici davranarak hareket ettiğini vurgulayan Işık, Dubai piyasasının kriz anlarında refleks gösterme kapasitesinin yüksek olduğunu söyledi. “Dubai yatırımcı güvenini koruyan bir merkez” Betül Işık, Dubai’nin yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte güçlü bir yatırım merkezi haline geldiğine dikkati çekerek şunları kaydetti: “Dubai, kriz dönemlerinde dahi işleyen sistemi, güçlü altyapısı ve yatırımcı dostu yapısıyla öne çıkıyor. Günlük hayatın büyük ölçüde normal akışını koruması, projelerin planlandığı şekilde ilerlemesi ve resmi kurumların hızlı aksiyon alabilmesi yatırımcı açısından güven veriyor. Bu nedenle kısa vadeli jeopolitik dalgalanmalar, alım iştahını tamamen ortadan kaldırmıyor.” Dubai’nin uluslararası yatırımcılar açısından cazibesini korumaya devam ettiğini belirten Işık, vergi avantajları, döviz bazlı kira geliri, yüksek talep ve güçlü likiditenin bu dayanıklılığı destekleyen temel unsurlar arasında yer aldığını söyledi. “Birçok yatırımcı için Dubai artık yalnızca bölgesel bir pazar değil, küresel ölçekte güvenli ve erişilebilir bir yatırım merkezi. Bu nedenle belirsizlik dönemlerinde dahi talep tamamen kaybolmuyor. Hatta bazı yatırımcılar bu tür süreçleri, doğru proje ve doğru fiyatla pozisyon almak adına fırsat olarak değerlendirebiliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

E-ticaret, Körfez’e Alternatif Arıyor Haber

E-ticaret, Körfez’e Alternatif Arıyor

İran savaşı Dubai’yi kilitledi. İran’ın füze ve drone saldırıları ile ticaretin durma noktasına geldiği, birçok iş insanının terk etmeye başladığı Dubai’de pazar da darbe aldı. Türkiye’den bölgeye e-ticaret yapan firmalar yeni pazar arayışında. Dubai ile dijital ticaretin büyük darbe aldığını ifade eden TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “E-ticaret firmalarımız farklı pazarlar aramaya başladı. Şirketlerimiz Dubai’nin de içinde yer aldığı Körfez ülkelerine karşı temkinli, alternatif pazar arayışları hızlandı. Daha çok Avrupa pazarına yoğunlaşma görülüyor” dedi. SAVAŞ, STRATEJİ DEĞİŞİMİNE ZORLUYOR Önemli sayıda Türk e-ticaret firmasının pazarlama kampanyalarını ve operasyonlarını Körfez odaklı yaptığını hatırlatan Çiğdemli, “Savaş bu stratejiyi değiştirmeye zorluyor. Bölgeye yönelik çalışan şirketler ve üreticiler için, yeni alanlara ve yeni fırsatlara bakma zamanı artık. Türkiye’nin e-ticaret ihracatında Körfez, özellikle Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, son yıllarda yüksek sepet ortalaması, lüks ve hızlı tüketim talebi ve Türk markalarının güçlü algısı nedeniyle premium büyüme pazarıydı. Ama bölgedeki jeopolitik riskler, lojistik sürelerini uzattı, sigorta maliyetlerini artırdı, talepte dalgalanma yarattı ve platform risklerini yükseltti. Türk e-ticaret şirketleri tek pazara bağımlılık riskini fark etmeye başladı” diye konuştu. ÖNCELİKLİ PAZARLAR Yeni pazar arayışında Türk şirketler için Avrupa ülkelerinin başı çektiğinin bilgisini veren Çiğdemli, “Kuzey Afrika, Türk cumhuriyetleri ve özellikle Doğu Avrupa şu anda sektörün gündeminde olan yeni pazarlar. Bu pazarlarda zaten vardık ama şimdi yatırımlar, pazarlama bütçeleri de buralara doğru kayıyor” dedi. PLATFORMLAR DAHA KIRILGAN Kriz zamanlarında platformlara bağlı çalışan e-ticaret şirketlerinin daha kırılgan hale geldiği bilgisini de aktaran Çiğdemli sözlerini şöyle tamamladı: “Çünkü platformlar kriz anlarında sizin değil, kendi risklerini yönetir. Algoritmalar değişir, görünürlüğünüz düşer, lojistik ve ödeme altyapıları sekteye uğrayabilir. Siz satış yaptığınızı sanırken aslında müşteriye erişiminizi kontrol eden bir ara katmana bağımlı hale gelirsiniz. Bu nedenle şirketlerin kendi web sitelerini ve doğrudan müşteri ilişkilerini (D2C) kurmaları artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk. Platformlar normal zamanlarda büyümeyi hızlandırır, ancak kriz anlarında kontrol kaybı yaratır. Görünürlükten lojistiğe kadar birçok değişken sizin dışınızda yönetildiği için risk artar. Kendi web sitenizi kurmak ise hem müşteriyle doğrudan ilişki kurmanızı hem de bu tür dalgalanmalara karşı daha dayanıklı olmanızı sağlar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rolls-Royce’dan yepyeni bir vizyon: Coachbuild Koleksiyonu Haber

Rolls-Royce’dan yepyeni bir vizyon: Coachbuild Koleksiyonu

Küresel müşteri taleplerine yanıt olarak Rolls-Royce Motor Cars, Coachbuild Koleksiyonu’nu sunuyor. Bu koleksiyon, süper lüks dünyasında tamamen yeni bir vizyon olup, gerçek bir coachbuild otomobil ile olağanüstü, yıllara yayılan deneyim programının tek bir bütün olarak tasarlandığı benzersiz bir yapıdan oluşuyor. Her bir Coacbuild Koleksiyonu nadir ve seçkin olurken, asla tekrarlanmıyor, tamamı Rolls-Royce tarafından tasarlanıyor ve tamamen yeni bir zemin üzerinde yaratılıyor. Markaya özel bir yakınlık ve bağlılık hisseden müşteriler, yalnızca davet yoluyla Rolls-Royce’un küresel Private Office ağı üzerinden programa katılmaya davet ediliyor. Dünyanın farklı noktalarında, lüksün zirvesini arayan ve Rolls-Royce tasarımına olağanüstü bir tutku ile bağlı olan müşterilerle tanışma fırsatını bulduğunu belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars), sözlerine şöyle devam etti: “Müşterilerin, Rolls-Royce’un tamamen kendi hayal gücüne bırakıldığında ve coachbuilding’in sunduğu özgürlükle neler yaratabileceğini görmek istediklerini ve aynı zamanda bu yaratım yolculuğunu her aşamada deneyimlemek istediklerini açıkça gördüm. Coachbuild Koleksiyonu bu vizyonun bir sonucu. Bu, süper lüks dünyasında daha önce benzeri görülmemiş bir şey. Bu programın deneyimi, otomobilden ayrı düşünülemez; her ikisi de ilham kaynağı olan koleksiyonerlerin ve Rolls-Royce’un kendisinin mirasına yakışır bir özen ve vizyonla hayata geçirilecek.” Eşi benzeri görülmemiş bir Coachbuilding mirası Coachbuilding, marka kurulduğundan bu yana Rolls-Royce’un merkezinde yer alıyor. İlk yıllarda, şasi platformu uzman coachbuilder’lara teslim edilirdi. Bu ustalar, müşterinin en ince detayına kadar belirlenmiş talepleri doğrultusunda neredeyse sınırsız gövde formlarında tasarlar ve inşa ederdi – tıpkı Savile Row’da özel dikim bir takım elbise ya da Parisli bir haute couture atölyesinde tasarlanan bir elbise gibi. Charles Rolls ve Henry Royce, tek ve kritik bir kural getirdi: radyatör etrafında tanımlanan sabit oranlar, her otomobilin tartışmasız bir Rolls-Royce olarak kalmasını sağladı. Bu disiplin bugün de varlığını sürdürürken, 120 yılı aşkın bir süredir şekillenen kimliği koruyor ve yaratıcı özgürlüğe alan açıyor. Dünyanın tasarım konusunda en sofistike koleksiyonerleri Goodwood döneminde tanıtılan eşsiz coachbuild otomobiller – 2017’de Sweptail, 2021’de Boat Tail ve 2023’te Droptail – dünyanın en etkili koleksiyonerlerinin Rolls-Royce tasarımına uzun süredir beslediği derin bağlılığı daha da güçlendirdi. Aralarındaki önemli ve giderek artan bir kesim için bu hayranlık, zamanla çok daha derin bir duyguya dönüştü. Bu grubu farklı kılan, sahip oldukları vizyonun niteliğiydi, tasarım sürecini doğrudan yönlendirmeyi amaçlamıyorlardı. Bunun yerine, Rolls-Royce’a tamamen kendisine ait bir eseri yaratması için güven duyma fikrine ilgi duydular ve markanın tasarım prensiplerini coachbuilding’in tam özgürlüğüyle ifade ettiğinde ortaya çıkacak olanı görmek istediler. Yıllar ve farklı coğrafyalar boyunca sürdürülen bu diyalog, Coachbuild Koleksiyonu’nun temelini oluşturdu. Coachbuild Koleksiyonu programı Bir Coachbuild Koleksiyonu programı, Rolls-Royce’un Coachbuild departmanı tarafından tasarlanan, inşa edilen ve tamamen el işçiliği ile hayata geçirilen, bütünüyle benzersiz bir gövdeye sahip gerçek bir coachbuild otomobille başlıyor. Bu otomobiller tamamen homolog edilmiş, yasal olarak trafiğe uygun ve sürmeye hazır üretilmiş oluyorlar. Her Coachbuild Koleksiyonu, sayıca kesin olarak sınırlı olup asla tekrarlanmıyor. Rolls-Royce markasına özel bir yakınlığı olduğu bilenen ve markanın böylesine olağanüstü bir projenin parçası olmaktan etkileneceğine inandığı müşteriler, programa markanın küresel Private Office ağı aracılığıyla davet ediliyor – Private Office’ler Dubai, Seul, Şanghay, New York ve Goodwood’daki Rolls-Royce merkezinde bulunan benzersiz, yaratıcı ve sosyal alanlardan oluşan lokasyonlardır. Rolls-Royce, bu konsepte ilgi duyan koleksiyonerlerin aynı zamanda eşsiz deneyimlerin de koleksiyonerleri olduğunu fark ederek, bu anlayışı yansıtan, büyük bir özenle kurgulanmış bir program tasarladı. İlk Coacbuild Koleksiyonu kapsamında müşterilere, kapalı test tesislerine özel erişim imkânı sunularak otomobilin performans ve zorlu iklim koşullarındaki geliştirme sürecine doğrudan tanıklık etme imkânı veriliyor. Ayrıca, bu otomobilin hikayesiyle derin bir bağa sahip seçilmiş destinasyonlara özel yolculuklar gerçekleştiriliyor. Rolls-Royce içindeki en özel tasarım stüdyolarına nadir ve ayrıcalıklı erişim hakkı veriliyor. Süper lüks dünyasının farklı disiplinlerinden usta zanaatkârların atölyelerine kabul edilirlerken, bu zanaatkârların mükemmelliğe olan bağlılığı, Rolls-Royce’un kendi bağlılığıyla aynı değerde bulunuyor. Müşteriler ayrıca dünyanın en arzu edilen destinasyonlarında, her Coachbuild Koleksiyonu’nun arkasındaki tasarımcıların, projeyi şekillendiren ilham kaynaklarını ve tasarım felsefelerini paylaşacağı seçkin ve özenle kurgulanmış özel etkinliklerde bir araya geliyor. İlk Coachbuild Koleksiyonu Bir Rolls-Royce Coachbuild Koleksiyonu’nun tasarım ve mühendislik yaklaşımı – ayrıca üretilen otomobil sayısı, içindeki özellikler ve katılımın sunduğu deneyimler – sabit olmayıp her koleksiyonun benzersiz vizyonunu yansıtacak şekilde küratörlükle belirleniyor. İlk Rolls-Royce Coachbuild Koleksiyonu, tamamen elektrikli bir otomobil olacak ve birçok müşterinin tamamen elektrikli bir Rolls-Royce’a duyduğu tutkuyu da yansıtacak. Coachbuild Collections programına ilham veren koleksiyonerlerin çoğu, elektrikli güç aktarma sisteminin Rolls-Royce deneyimini nasıl yükselttiğini kutlayan mevcut Spectre sahiplerinden oluşuyor. Bu kişiler için ilk Coachbuild Koleksiyonu’nun nasıl güçlendirileceği sorusunun tek cevabı vardı. Dünyanın en titiz koleksiyonerlerinin bu şekilde yanıt vermesi, Rolls-Royce’un elektrifikasyonla elde ettiği başarının en gerçek göstergesi oldu. Coachbuild Koleksiyonu müşterilerinin, Rolls-Royce zanaatının mutlak zirvesini deneyimlemek istediğini belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars), sözlerine şöyle devam etti; “Nisan ayında açıklayacağımız şey, çağdaş Rolls-Royce coachbuilding’in zarif, dingin ve olağanüstü bir ifadesi olacak.” İlk Coachbuild Koleksiyonu, derinlemesine kurgulanmış bir ilk ifade niteliğinde olup, koleksiyonerlerin vizyonu ve inançları kadar markanın kendi felsefesi tarafından da şekillendirildi. Daha fazla detay Nisan 2026’da açıklanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Xsolla’dan Oyun Sektöründe Kadın Liderliğine Küresel Destek Haber

Xsolla’dan Oyun Sektöründe Kadın Liderliğine Küresel Destek

Küresel video oyun ticareti şirketi Xsolla, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında oyun ekosisteminde kadın liderliğinin güçlendirilmesine yönelik yürüttüğü küresel çalışmalara dikkat çekti. Türkiye, Dubai ve Kıbrıs gibi hızlı büyüyen oyun pazarlarında düzenlenen sektör etkinlikleri, topluluk buluşmaları ve mentorluk odaklı inisiyatiflerle kadın girişimcilerin ve liderlerin sektördeki görünürlüğünün artırılması hedefleniyor. Oyun sektörünün hızla büyüdüğü bir dönemde, kadın profesyonellerin liderlik rollerindeki temsilinin artması inovasyon, oyuncu deneyimi ve sürdürülebilir büyüme açısından önemli bir unsur olarak görülüyor. Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) oyun pazarının 2030 yılına kadar 9,57 milyar dolar büyüklüğe ulaşması beklenirken, Türkiye ise 2025 itibarıyla 1,01 milyar dolarlık oyun pazarı ile küresel ölçekte hızlı büyüyen ekosistemlerden biri olarak öne çıkıyor. Xsolla, bu yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlarda kadın profesyonellerin ve girişimcilerin daha görünür hale gelmesini destekleyen inisiyatiflere odaklanıyor. Kadın Liderler Oyun Ekosistemine Farklı Bir Perspektif Katıyor Oyun dünyasında oyuncu kitlesi giderek daha çeşitli hale gelirken, liderlik ekiplerinde farklı deneyimlere sahip profesyonellerin yer alması stratejik karar alma süreçlerini de etkiliyor. Xsolla EMEA İş Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı İlayda Bayari, konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Temsiliyet yalnızca yönetim seviyesinde değil, oyun ekosisteminin tüm katmanlarında önem taşıyor. Mentorluk ilişkilerinin güçlenmesi, rol modellerin görünür olması ve bölgesel yeteneklerin küresel ağlarla bağlantı kurabilmesi, sektöre adım atan yeni nesil kadın profesyoneller için gerçek fırsatlar yaratıyor. Daha kapsayıcı bir ekosistem; daha güçlü inovasyon, daha sağlıklı karar alma süreçleri ve sektörün uzun vadeli büyümesi için kritik bir rol oynuyor.” Oyun Sektöründe Kadın Liderler İçin Küresel Buluşmalar Xsolla, oyun ekosisteminde kadın girişimciler ve profesyoneller arasındaki bağlantıları güçlendirmek amacıyla farklı oyun pazarlarında sektör buluşmaları düzenliyor. Şirketin Dubai’de gerçekleştirdiği son etkinlik kapsamında düzenlenen Women in Games buluşması, Orta Doğu ve çevre pazarlardan kadın kurucuları ve sektör liderlerini bir araya getirdi. Etkinlikte kadın girişimciler ve profesyoneller deneyimlerini paylaşma, sektörde karşılaşılan zorlukları tartışma ve yeni iş birlikleri geliştirme fırsatı buldu. Bu tür buluşmaların, kadın profesyoneller arasında güçlü ağların oluşmasına ve bölgesel stüdyoların uluslararası pazarlara erişiminin kolaylaşmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Xsolla ayrıca 2025 yılında Axlebolt, WN ve Women in Games Association ile birlikte Women in Games Cyprus konferansının eş organizatörleri arasında yer aldı. 70’ten fazla sektör liderinin katıldığı konferans; paneller, yuvarlak masa toplantıları ve atölye çalışmaları aracılığıyla kadın profesyonellerin sektördeki görünürlüğünü artırmaya yönelik önemli bir platform sundu. Türkiye Oyun Ekosisteminde Kadın Profesyonellerin Güçlü Potansiyeli Türkiye, genç ve dijital odaklı nüfusu ile küresel oyun ekosisteminde önemli bir büyüme potansiyeline sahip. Ürün geliştirme, tasarım ve büyüme alanlarında kadın profesyonellerin görünürlüğü giderek artarken, liderlik rollerinde bu potansiyelin henüz tam olarak yansımadığı görülüyor. Xsolla, uluslararası ağı ve sektörel uzmanlığı sayesinde bölgesel yetenekleri küresel oyun ekosistemiyle buluşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda şirket; kadın liderlerin ve girişimcilerin görünürlüğünü artırmayı, mentorluk ve bilgi paylaşımını teşvik etmeyi ve bölgesel stüdyoların küresel pazarlara erişimini destekleyen çalışmalar yürütüyor. Xsolla’da Kadın Liderler Farklı Alanlarda Aktif Rol Alıyor Xsolla bünyesinde kadın liderler; hukuk, insan kaynakları, iş geliştirme, eğitim ve müşteri başarısı gibi birçok farklı alanda ekipleri yönetiyor. Şirket içinde ve sektör genelinde kapsayıcı liderliği destekleyen bu yaklaşım, Women in Games ve Women in Games International gibi organizasyonlarla yapılan iş birlikleri ve sektör etkinliklerine aktif katılımla da destekleniyor. Xsolla liderleri ayrıca Women We Admire ve OnConferences tarafından düzenlenen Top Leaders gibi uluslararası platformlarda da tanınırlık elde ederken, oyun sektöründe kadın profesyonellerin görünürlüğünü artıran etkinliklerde konuşmacı ve moderatör olarak yer almaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gayrimenkulde Dubai’ye İlgi Ramazan’da da Hızlanacak Haber

Gayrimenkulde Dubai’ye İlgi Ramazan’da da Hızlanacak

Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte Dubai gayrimenkul piyasasında hareketliliğin sürmesi beklenirken, özellikle bölge ülkelerinden gelen yatırım talebinde artış öngörülüyor. ParcelEstates CEO’su Özden Çimen, yılın ilk aylarında satışların artış eğilimini koruduğunu ve Ramazan döneminde bu ivmenin devam edeceğini belirtti. Çimen, “Ocak-Şubat döneminde şehir genelinde konut satışlarının artış eğilimini sürdürdüğünü gözlemledik. Geçen yılın aynı dönemine göre toplam alım-satım hacmi ortalama yüzde 3 oranında yükseldi. Ramazan boyunca da satış eğiliminin devam etmesini bekliyoruz. Özellikle BAE’ye yakın ülkelerden Dubai’ye olan ilginin bu dönemde artması bizim açımızdan sürpriz olmayacaktır.” dedi. Yeni projeler yatırımın odağında Dubai’de yatırımcı davranışının önemli ölçüde yeni projelere yöneldiğini belirten Çimen, “Dubai konut yatırımcısını diğer pazarlardan ayıran en önemli özelliklerden biri, yatırımların yaklaşık yüzde 70’inin yeni projelere yönelmesi. 2025 yılında gerçekleşen toplam 249 milyar dolarlık satışın büyük bölümü yeni tamamlanmış veya yapım aşamasındaki projelerden oluştu. Ramazan döneminde sunulan yeni fırsatlar ve kampanyalar da yatırım yapılabilirlik algısını güçlendiriyor.” ifadelerini kullandı. Müslüman ülkelerden talep artışı bekleniyor Dubai’de konut alıcılarının büyük bölümünü yabancı yatırımcıların oluşturduğunu vurgulayan Çimen, geçen yıl 200 binden fazla konut satışında Çin, Hindistan, İngiltere, ABD, Türkiye, Pakistan, İran ve İtalya’nın öne çıkan ülkeler arasında yer aldığını aktardı. Ramazan döneminde yatırımcı profilinde kısmi bir değişim yaşanabileceğini belirten Çimen, “Bu süreçte özellikle Müslüman ülkelerden gelen talebin artmasını bekliyoruz. Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve İran gibi ülkelerden yatırımcılar önceki yıllarda satışlardan önemli pay aldı. Ramazan boyunca sunulan ödeme kolaylıkları ve yeni proje lansmanları, bu ülkelerden gelen ilgiyi daha da artırabilir.” değerlendirmesinde bulundu. Vergi avantajı ve yüksek getiri etkili oluyor Dubai’nin yatırımcılar açısından sunduğu yapısal avantajlara da değinen Çimen, şehrin vergi politikalarının ve yüksek getiri potansiyelinin talebi desteklediğini belirterek, şunları kaydetti: “Dubai, her yıl yayımlanan küresel servet göçü raporlarında en çok tercih edilen şehirler arasında yer alıyor. 2025 yılında yaklaşık 10 bin milyonerin şehre taşındığı tahmin ediliyor. ABD, İngiltere, Çin, Türkiye, Hindistan ve İran başta olmak üzere birçok ülkeden yüksek gelir grubundaki yatırımcılar Dubai’de gayrimenkule milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Daha geniş yatırımcı kitlesi için ise düşük faizli finansman imkanları önemli bir avantaj oluşturuyor. Yüksek kira çarpanı da yatırım kararını destekleyen temel unsurlar arasında bulunuyor.” Çimen, Ramazan döneminde bu avantajların etkisiyle özellikle Müslüman ülkeler başta olmak üzere daha fazla yatırımcının Dubai piyasasına yönelmesinin beklendiğini ifade etti. Kurumsal danışmanlık ve doğru zamanlama kritik Ramazan ayında yatırım yapmayı planlayanlara önerilerde bulunan Çimen, yatırım sürecinde kurumsal danışmanlık ve doğru proje seçiminin önemine dikkat çekerek, “Doğru projeye yatırım ve doğru zamanda çıkış stratejisi ancak kurumsal ve tecrübeli yapılarla mümkün oluyor. Yatırımcıların piyasa deneyimi olan firmalarla çalışması, riskleri azaltırken getiriyi optimize ediyor. Biz de Parcel Estates olarak yatırımcılarımıza doğru zamanlama ve yüksek getiri potansiyeli sunan projeleri titizlikle analiz ederek rehberlik ediyoruz.” dedi. Çimen, Dubai’nin güçlü talep yapısı, uluslararası yatırımcı ilgisi ve düzenli büyüyen gayrimenkul piyasasıyla Ramazan döneminde de fırsat sunmaya devam ettiğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Keskinoğlu,  Dubai Gulfood 2026’da Lezzetli Ürünlerini Dünyayla Buluşturdu  Haber

Keskinoğlu, Dubai Gulfood 2026’da Lezzetli Ürünlerini Dünyayla Buluşturdu 

Beş gün süren ve gıda sektöründe dünyanın en prestijli fuarlarından biri olan Gulfood’a, uzman yönetici kadrosuyla katılan Keskinoğlu, toptan ve perakende alanında dünya çapında sektör profesyonelleri ile birebir görüşmeler yaparak yeni ve önemli iş birliklerine imza attı. Yüksek kalite standartları, güçlü üretim alt yapısı ve gıda güvenliği konusundaki hassasiyetiyle ürünlerini tüketicilerine sunan ve küresel pazarlara taşıyan Keskinoğlu, dünyanın en prestijli gıda fuarlarından biri kabul edilen Dubai Gulfood’a katılarak geniş ürün yelpazesini ve yeni ürünlerini ziyaretçilerle buluşturdu. Dubai Dünya Ticaret Merkezi ile Expo City Dubai bünyesindeki Dubai Fuar Merkezi’nde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen, 195 ülkeden 12 sektör ve 8.500 firmanın katılımıyla, 1,5 milyondan fazla ürünün yer aldığı fuarda, Keskinoğlu standı yoğun ilgi gördü. Standında, piliç eti, pratik ürünler ve yumurta olmak üzere tüm ürün gruplarını tanıtan Keskinoğlu, Fileturka, Mexico Shots ürünleri ile yumurta ve pastörize sıvı yumurta ürünleri ile hazırlanan lezzetlerinin de tadımını gerçekleştirdi. İhracat, satış, pazarlama ve ticaret alanında uzman ve deneyimli ekibi ile, beş gün boyunca toptan ve perakende alanında gıda sektörünün profesyonelleri ile bir araya gelen Keskinoğlu, ikili görüşmelerle de yeni iş birlikleri geliştirdi. Dünya çapında gıda devlerini ağırlayan fuarda, mevcut pazarlarını güçlendirmek ve hedef pazarlarını geliştirmek üzere verimli adımlar atan Keskinoğlu, son aylarda AB ülkelerine gerçekleştirdiği pastörize sıvı yumurta ve ileri işlem ürünlerinin ihracatlarıyla da öne çıkıyor. İhracat vizyonunu destekleyen yatırımlarıyla hem ülke ekonomisine katkı sağlamayı hem de küresel ölçekte daha güçlü bir üretici olmayı hedefleyen Keskinoğlu, iç pazarda tüketicilerine, beklentilere yönelik katma değerli ürünler sunmaya devam ederken, uluslararası arenada ise güvenilir, sağlıklı ve yüksek kaliteli üretim anlayışını kararlılıkla ileri taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kira İçin Konut Yatırımı Cazibesini Kaybediyor: Dubai'ye İlgi Arttı Haber

Kira İçin Konut Yatırımı Cazibesini Kaybediyor: Dubai'ye İlgi Arttı

Buna karşılık Dubai’de daha öngörülebilir kira piyasası ve döviz bazlı getiri, Türk yatırımcıların rotasını yurt dışına çeviriyor. Uzmanlara göre, iki ülke arasındaki kira getirisi farkı artık sadece oranlarla değil, yatırımın sürdürülebilirliğiyle ölçülüyor. Türkiye’de uzun yıllar boyunca güvenli liman olarak görülen “konut al, kiraya ver” modeli, son dönemde yatırımcı açısından cazibesini kaybetmeye başladı. Konut fiyatlarındaki hızlı artışa rağmen kira gelirlerinin aynı oranda yükselmemesi, yatırımın geri dönüş süresini uzatırken, Türk yatırımcıları alternatif piyasalara yöneltiyor. Bu alternatiflerin başında ise Dubai geliyor. Türkiye’de kira artıyor ama yatırımın geri dönüşü uzuyor TÜİK verilerine göre Türkiye’de kira artış oranları yüksek seyrini korurken, uzmanlar bu artışın yatırımcıya reel anlamda güçlü bir getiri sunmadığına dikkat çekiyor. Konut fiyatlarının geldiği seviye, bakım ve yenileme giderleri, vergiler ve tahsilat riskleri bir araya geldiğinde, kira gelirinin yatırım maliyetini karşılama süresi giderek uzuyor. Sektörde “kira çarpanı” olarak adlandırılan ve bir konutun kira geliriyle kendini kaç yılda amorti ettiğini gösteren gösterge, Türkiye genelinde yatırımcıyı zorlayan seviyelere işaret ediyor. Büyük şehirlerde bu sürenin 18–25 yıl bandına kadar uzadığı görülüyor. İstanbul–Dubai kıyası: Aynı metrekare, farklı kira gerçeği Bu farkın, rakamlarla somutlaştığında daha net görüldüğünü söyleyen Uluslararası Gayrimenkul Uzmanı ve AngelshineProperty Kurucusu Betül Işık, “İstanbul’da merkezi bir ilçede aylık kirası 20–30 bin TL bandında olan ortalama bir 1+1 dairenin satış fiyatı 5–7 milyon TL seviyelerinde bulunuyor. Buna karşılık Dubai’de benzer nitelikte, aylık kirası 6 bin–8 bin dirhem (yaklaşık 1.600–2.200 dolar) olan 1+1 bir konutun satış fiyatı ise ortalama 250 bin–350 bin dolar bandında seyrediyor. Döviz bazında değerlendirildiğinde, Dubai’de kira gelirinin konut fiyatına oranla daha dengeli bir geri dönüş sunduğu görülüyor. Bu durum, yatırımın geri dönüş süresini kısaltırken, kira gelirinin sürdürülebilirliği açısından da yatırımcıya daha öngörülebilir bir tablo sunuyor. Ortaya çıkan tablo, “aynı metrekare, benzer kira” algısının yatırım maliyeti ve geri dönüş açısından pratikte geçerli olmadığını net biçimde ortaya koyuyor.” dedi. Dubai’de denge daha öngörülebilir Dubai’de ise tablo farklı bir seyir izliyor. Güçlü arz planlaması, yüksek işlem hacmi ve yabancı yatırımcı dostu yapı sayesinde kira piyasası daha öngörülebilir bir zeminde ilerliyor. Konut fiyatları ile kira gelirleri arasındaki denge, yatırımcıya daha kısa geri dönüş süresi sunabiliyor. Dubai’de özellikle daire segmentinde kira çarpanlarının 11–15 yıl aralığında seyretmesi, yatırımcı açısından dikkat çekici bir fark yaratıyor. Ayrıca kira gelirlerinin döviz bazlı olması, Türk yatırımcı için ek bir güven unsuru olarak öne çıkıyor. “Artık yatırımcı brüt oranlara değil, net getiriye bakıyor” Dubai’de gayrimenkul alım satımı alanında faaliyet gösteren Angelshine Property Kurucusu Betül Işık, yatırımcı davranışındaki değişimi şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye’de kiralar artsa bile, konutun toplam maliyeti yatırımcıyı yoruyor. Vergiler, bakım giderleri, boş kalma riski ve belirsizlikler, kira gelirinin anlamını zayıflatıyor. Dubai’de ise yatırımcı daha öngörülebilir bir piyasa, daha net kurallar ve daha disiplinli bir yapı görüyor. Artık kararları brüt kira oranları değil, net getiri belirliyor.” Kâğıt üzerinde benzer, pratikte farklı Uzmanlara göre Türkiye ve Dubai arasındaki kira getirisi farkı, yalnızca yüzdesel oranlarla açıklanamıyor. Kâğıt üzerinde birbirine yakın görünen brüt kira getirileri, uygulamada ciddi şekilde ayrışıyor. Dubai’de kira sözleşmelerinin daha net olması, tahsilat süreçlerinin düzenli işlemesi ve piyasadaki yüksek likidite, yatırımcıya hem gelir hem de çıkış kolaylığı sağlıyor. Türkiye’de ise yatırımcı, kira gelirinin sürekliliği konusunda daha temkinli davranmak zorunda kalıyor. Türk yatırımcı neden yön değiştiriyor? TCMB ödemeler dengesi verileri, Türk yatırımcıların yurt dışı gayrimenkul alımlarında belirgin bir artışa işaret ediyor. Uzmanlara göre bu eğilimin temelinde; döviz bazlı gelir beklentisi, daha kısa geri dönüş süresi ve varlık çeşitlendirme isteği yer alıyor. Betül Işık’a göre bu yön değişimi geçici değil: “Yatırımcı artık ‘bugün ne kadar kira alırım’ sorusundan çok, ‘bu yatırım beş yıl sonra beni nerede konumlandırır’ sorusunu soruyor. Bu açıdan bakıldığında Dubai, Türk yatırımcı için sadece alternatif değil, yeni bir denge noktası haline geliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.