Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dünya

Kapsül Haber Ajansı - Dünya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dünya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BMW Group'tan 2025’te Güçlü Finansal Performans ve Elektrifikasyon Atağı Haber

BMW Group'tan 2025’te Güçlü Finansal Performans ve Elektrifikasyon Atağı

7,4 milyar euro net kâr elde eden BMW Group, 2025 yılında global pazarda 2,46 milyon araç teslimatı gerçekleştirirken, elektrikli araç satışlarını artırarak premium segmentteki liderliğini güçlendirdi. Yeni BMW iX3 ile NEUE KLASSE dönemini başlatan şirket, 2027 yılına kadar 40’tan fazla yeni modeli pazara sunmayı hedefliyor. BMW Group, zorlu küresel ekonomik koşullar ve artan gümrük tarifelerine rağmen güçlü ürün portföyü, dengeli küresel operasyonları ve disiplinli maliyet yönetimi sayesinde 2025 yılında istikrarlı performansını sürdürdü. 2025 yılında BMW Group’un vergi öncesi kârı 10,2 milyar euro olarak gerçekleşirken, şirketin vergi öncesi kâr marjı yüzde 7,7 seviyesinde gerçekleşti. Grup net kârı ise 7,45 milyar euro ile bir önceki yılın üzerinde gerçekleşen güçlü performansını korudu. BMW AG Yönetim Kurulu Başkanı Oliver Zipse, sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde şirketin uzun vadeli stratejik yaklaşımının önemine dikkat çekerek, “Teknolojiye açık yaklaşımımız, küresel ölçekte güçlü operasyonel yapımız ve ilham veren markalarımız sayesinde geleceğe yönelik doğru stratejik konumlanmayı yıllar önce oluşturduk. Bugün zorlu bir ortamda dahi yön değiştirmek zorunda kalmadan stratejimizi kararlılıkla uygulamaya devam edebiliyoruz. Güçlü finansal performansımız, geniş ürün portföyümüz ve teknolojiye açık yaklaşımımız sayesinde 2025’te premium segmentteki liderliğimizi daha da güçlendirdik. NEUE KLASSE ile başlattığımız yeni dönem, şirketimizin gelecekteki büyümesi için önemli bir ivme yaratıyor” dedi. Elektrifikasyon Büyümenin İtici Gücü Olmaya Devam Ediyor BMW Group’un elektrifikasyon stratejisi 2025 yılında da büyümenin önemli itici güçlerinden biri olmayı sürdürdü. Şirket, yıl boyunca dünya genelinde 442 binin üzerinde tamamen elektrikli araç teslimatı gerçekleştirdi. Böylece satılan her altı BMW Group aracından biri tamamen elektrikli oldu. Plug-in hibrit modellerle birlikte değerlendirildiğinde ise toplam elektrikli araç teslimatı 642 bin adedi aşarak toplam satışların yaklaşık yüzde 25’ini oluşturdu BMW Group, elektrikli mobilite yolculuğunda önemli kilometre taşlarına da ulaştı. 2013 yılında BMW i3 ve BMW i8 modelleriyle başlayan elektrikli mobilite sürecinde Haziran 2025’te 1,5 milyonuncu tamamen elektrikli araç teslim edildi. Şirket, 2026 yılı içinde iki milyonuncu tamamen elektrikli aracını teslim etmeyi hedefliyor. Dünya Genelinde 2,4 Milyon Teslimat BMW Group, 2025 yılında dünya genelinde toplam 2,46 milyon premium araç teslimatı gerçekleştirerek satışlarını bir önceki yıl seviyesinde korudu. BMW markasında en güçlü büyüme gösteren modeller arasında BMW 5 Serisi ve kompakt sınıfta yer alan BMW X2 öne çıktı. Performans odaklı BMW M markası ise üst üste on dördüncü kez satış rekoru kırarak 213 binin üzerinde araç teslimatı gerçekleştirdi ve marka tarihindeki en yüksek satış seviyesine ulaştı. Tarihte ilk kez, teslim edilen her 10 BMW’den biri BMW M modeli oldu. MINI, yeni model ailesinin etkisiyle satışlarını yüzde 17,7 artırarak 288 bin adedin üzerine çıkarırken, satışların yüzde 36’dan fazlasını tamamen elektrikli modeller oluşturdu. Böylece dünya genelinde satılan her üç MINI’den biri elektrikli oldu. BMW Motorrad ise global motosiklet pazarındaki daralmaya rağmen üst üste dördüncü yıl 200 bin adedin üzerinde satış gerçekleştirdi. Özellikle R 1300 GS ve F 900 GS modelleri markanın büyümesinde önemli rol oynadı. 2027 Yılına Kadar 40 Yeni Model BMW Group’un geleceğe yönelik stratejisinin merkezinde yer alan NEUE KLASSE, şirketin elektrikli mobilite dönüşümünde yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. Platformun ilk modeli olan tamamen elektrikli Yeni BMW iX3, 2025 yılında gerçekleştirilen dünya prömiyerinin ardından özellikle Avrupa pazarında güçlü talep gördü. Avrupa’daki tamamen elektrikli BMW siparişlerinin yaklaşık üçte biri BMW iX3 modeline yönelik gerçekleşti. Yüksek talep nedeniyle Macaristan’ın Debrecen kentindeki üretim tesisinde üretim iki vardiya halinde gerçekleştirilmeye başlandı. NEUE KLASSE ailesinin ikinci modeli olan tamamen elektrikli BMW i3’ün tasarım tanıtımının ise 18 Mart’ta Münih’te gerçekleştirilmesi planlanıyor. BMW Group, 2027 yılına kadar 40’tan fazla yeni veya yenilenmiş modeli pazara sunarak ürün gamını genişletmeyi hedefliyor. Bu modeller arasında BMW 3 Serisi ve BMW X5’in yeni nesilleri de yer alacak ve tüm sürüş teknolojilerini kapsayan seçeneklerle sunulacak. 2026’da İstikrarlı Büyüme BMW Group, 2026 yılında küresel otomotiv pazarının genel olarak istikrarlı bir seyir izlemesini bekliyor. Avrupa ve Amerika pazarlarında büyüme potansiyelinin devam etmesi öngörülürken Çin’de satışların önceki yıl seviyesine yakın gerçekleşmesi bekleniyor. Şirket, 2026 yılında küresel teslimatların 2025 yılı seviyesine yakın gerçekleşmesini ve tamamen elektrikli araçların toplam satışlar içindeki payını korumasını öngörüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Nefroloji Derneği’nden Dünya Böbrek Günü’nde Uyarı Haber

Türk Nefroloji Derneği’nden Dünya Böbrek Günü’nde Uyarı

Kronik böbrek hastalığı son yıllarda tüm dünyada artış gösteren ciddi hastalıklar arasında yer alıyor. Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kişinin kronik böbrek hastalığıyla yaşadığı tahmin ediliyor. Türkiye’de ise kronik böbrek hastalığı prevalansı yaklaşık %15,7 olarak hesaplanıyor. Bu oran, Türkiye’de yaklaşık her 6–7 yetişkinden birinin kronik böbrek hastası olduğunu ortaya koyuyor. Kronik böbrek hastalığı yalnızca önemli bir sağlık sorunu oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere birçok ciddi hastalığın gelişimine de zemin hazırlayabiliyor[3]. Hastalığın ortaya çıkmasında hipertansiyon, diyabet, ileri yaş, ailede böbrek hastalığı öyküsü, sık idrar yolu enfeksiyonları ve böbrek taşı gibi faktörler önemli rol oynarken; hipertansiyon hastalarında kan basıncının ve diyabet hastalarında kan şekerinin kontrol altında tutulmaması da hastalığın ilerlemesine neden olabiliyor.[4] Türk Nefroloji Derneği, Dünya Böbrek Günü kapsamında düzenlediği basın toplantısında, dünyada ve Türkiye’de görülme sıklığı giderek artan kronik böbrek hastalığında erken teşhisin önemine ve kardiyovasküler, renal (böbrek) ve metabolik hastalıklar arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekti. “Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al” temasıyla gerçekleştirilen basın toplantısı; Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ve derneğin yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla, Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz katkılarıyla düzenlendi. Toplantıda kronik böbrek hastalığına ilişkin toplumsal farkındalığın artırılması, hastalığa yol açan risk faktörleri ve erken tanının böbrek fonksiyonlarını korumadaki kritik rolü hakkında bilgiler paylaşıldı. Toplantıda ayrıca Türk Nefroloji Derneği’nin destekleyici olduğu Boehringer Ingelheim Türkiye tarafından gerçekleştirilen KRM United projesine de start verildi. Futbolun takım ruhundan ilham alan KRM United kardiyovasküler, renal (böbrek) ve metabolik hastalıklar arasındaki güçlü ilişkiye vurgu yaparak bu sistemlerden birinde ortaya çıkan sorunun diğerlerini de etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Proje kapsamında sağlık profesyonelleri, kurumlar ve toplum arasında farkındalık yaratmaya yönelik iletişim ve bilgilendirme çalışmaları yürütülmesi planlanıyor. Kronik Böbrek Hastalığı Önemli Bir Halk Sağlığı Sorunudur Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, böbrek yetmezliğinin ileri evrelerinde en etkili tedavi yönteminin böbrek nakli olduğunu belirterek şunları söyledi: “İleri evre böbrek yetersizliğinde en ideal tedavi yöntemi böbrek naklidir. Böbrek transplantasyonu diyalize kıyasla hem daha uzun yaşam süresi hem de daha iyi bir yaşam kalitesi sunar. Ancak ülkemizde her yıl 10 binden fazla hasta diyalize başlarken yılda yaklaşık 3.500–4.000 civarında böbrek nakli yapılabiliyor. Organ bağışı bilincinin artırılması hem hastalarımız hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.” Türkmen ayrıca Türkiye’de gerçekleştirilen böbrek nakillerinin %80’den fazlasının canlı donörlerden yapıldığını, kadavradan organ bağışının artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Obezite, Diyabet ve Kalp Hastalıkları Böbrek Sağlığını Etkiliyor Türk Nefroloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Elif Arı Bakır, kronik böbrek hastalığının küresel ölçekte artışına dikkat çekerek; “Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası bulunuyor ve bu hastaların önemli bir kısmında diyabet kaynaklı kronik böbrek hastalığı görülüyor. Diyabetin giderek yaygınlaşması kronik böbrek hastalığını daha görünür bir sağlık sorunu haline getiriyor. Son yıllarda geliştirilen yeni tedavi seçenekleri sayesinde böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Bu tedavilerin yaygınlaştırılması ve erken tanı ile kronik böbrek hastalığının hem bireyler hem de sağlık sistemi üzerindeki yükünü azaltabileceğimize inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu Kardiyovasküler, böbrek ve metabolik hastalıkların birbirini tetikleyen bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Türk Nefroloji Derneği İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Savaş Öztürk ise; “Kronik böbrek hastalığı tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu. Obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları böbrek hastalığının en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Özellikle obezitenin artışı diyabet ve hipertansiyon sıklığını artırarak böbrek hastalıklarının görülme oranını da yükseltiyor. Böbrek hastalığı ile kalp-damar hastalıkları arasında çift yönlü bir ilişki bulunuyor. Bu nedenle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, düzenli sağlık kontrolleri ve erken tanı böbrek fonksiyonlarının korunmasında kritik rol oynuyor” ifadelerini kullandı. Nefroloji Alanında Uzman İhtiyacı Artıyor Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özkan Güngör ise nefroloji alanının sağlık sistemi açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti: “Diyabet, hipertansiyon ve obezitenin giderek artması böbrek hastalıklarının görülme sıklığını da artırıyor ve bu durum nefrolojiyi sağlık sistemi açısından kritik bir branş haline getiriyor. Ancak nefroloji uzmanı sayımız mevcut ihtiyacın oldukça altında. Ülkemizde yaklaşık 500 erişkin nefroloji uzmanı bulunuyor ve bu oran Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça düşük. Artan hasta yükü ve azalan uzman sayısı önümüzdeki yıllarda ciddi bir sağlık hizmeti sorunu yaratabilir. Bu nedenle nefroloji branşının güçlendirilmesi ve uzmanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi büyük önem taşıyor.” Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ulusoy ise; “ Kronik böbrek hastalığı sinsi bir hastalıktır ve birçok kişi yıllarca herhangi bir belirti hissetmeden yaşamına devam edebilir. Oysa böbrekler yalnızca vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlamaz; sıvı ve elektrolit dengesinin korunmasından kan basıncının düzenlenmesine, kemik sağlığından kan yapımına kadar yaşam için hayati pek çok görevi üstlenir. Bu nedenle kronik böbrek hastalığı yalnızca böbrekleri değil, kalp-damar sağlığını, kemik yapısını, yaşam kalitesini ve hatta yaşam süresini etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ancak sevindirici olan şu ki hastalık erken dönemde basit kan ve idrar testleriyle saptanabilir. Erken tanı sayesinde tansiyon ve diyabet kontrolü, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve uygun tedavi yaklaşımlarıyla hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir, komplikasyonlar azaltılabilir ve hastaların yaşam kalitesi korunabilir. Biz nefrologlar sadece böbrek yetmezliğini tedavi etmek istemiyoruz; böbrek hastalığını erken fark etmek, ilerlemesini önlemek ve toplumda böbrek sağlığı bilincini güçlendirmek istiyoruz. Dünya Böbrek Günü’nün bu açıdan çok önemli bir farkındalık fırsatı olduğuna inanıyoruz. Çünkü böbrek hastalığı sessiz ilerleyebilir; ama toplumun, hekimlerin ve sağlık sisteminin bu konuda sessiz kalmaması gerekir.” Kalp, Böbrek ve Metabolizma Bir Takım Gibi Çalışıyor Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü ve İnsan Sağlığı Direktörü Okan Güner ise, dünya çapında yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası, 589 milyon diyabet hastası[5] ve 64 milyon kalp yetersizliği[6] hastasının bulunduğunu ancak FIFA verilerine göre, dünyanın en yaygın takip edilen sporu olan futbolun, yaklaşık 5 milyar kişi tarafından ilgiyle takip edildiğini söyledi. Bu içgörüden hareketle KRM United projesini başlattıklarını vurgulayan Güner şunları söyledi: “Kardiyovasküler, renal ve metabolik sistemler arasındaki ilişki, aslında bir takım oyunu gibidir. Tıpkı sahadaki bir futbol takımında olduğu gibi, diyabet, kalp yetersizliği ya da kronik böbrek hastalığı gibi sorunlar yalnızca tek bir organı değil, tüm sistemi ve dolayısıyla tüm vücudu etkileyebilir. KRM United projesiyle bu bağlantıyı odağımıza alıyor, Türk Nefroloji Derneği gibi değerli paydaşlarımızla iş birliği yaparak, bu hastalıklarda erken teşhisin önemine dair farkındalık oluşturmak istiyoruz. Bugün yeni tedavi seçenekleri sayesinde bazı hastalarda diyalize gidişin 10–15 yıla kadar geciktirilebildiğini görüyoruz. Bu gelişme, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırırken aynı zamanda sağlık sisteminin üzerindeki yükün de ciddi oranda azalmasına katkı sağlıyor. Çünkü Boehringer Ingelheim olarak sadece ilaç geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda sağlığa katkı sunmayı da faaliyetlerimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

17 Kasım Dünya Prematüre Günü’nde Prematüre Bebek Annelerine Özel Öneriler Haber

17 Kasım Dünya Prematüre Günü’nde Prematüre Bebek Annelerine Özel Öneriler

Yataş Uyku Kurulu uzmanları Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Berhan Bayram, Fizyoterapist Zafer K. Aksungur ve Uzman Psikolog Tuba Dadaşoğlu prematüre bebek annelerine özel öneriler sunuyor. Her yıl dünya genelinde 10 bebekten 1’i prematüre olarak dünyaya geliyor. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre prematüre doğum oranı %12,9 seviyelerinde seyrediyor. Erken doğan bebekler gelişimlerini henüz tamamlamadıkları için beyin, kalp, akciğer gibi hayati organlarında çeşitli risklerle karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle prematüre bebekler için doğumdan hemen sonra gerekli sağlık koşulları sağlanması gerekiyor. Dünya Prematüre Günü, prematüre bebeklerin ve annelerinin varlığını topluma hatırlatmak, sorunlara dikkat çekmek ve farkındalığı sürdürmek amacıyla, Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl 17 Kasım tarihinde kutlanıyor. Prematüre doğum sonrası süreç; mücadelenin, sabrın, umudun ve koşulsuz sevginin en yoğun yaşandığı çok özel bir dönem. Bu süreçte annelerin hem duygusal hem de fiziksel olarak güçlü kalabilmesi, yalnızca kendi sağlıkları değil, bebeklerinin gelişimi için de kritik öneme sahip. Yataş Bedding’in uyku-sağlık ilişkisi konusunda farkındalık yaratmak amacıyla 2021 yılında hayata geçirdiği Yataş Uyku Kurulu uzmanları, Dünya Prematüre Günü kapsamında prematüre bebek annelerine özel öneriler sunuyor. Anne İyi Olursa, Bebek de İyi Olur Prematüre doğumun, annenin zihinsel ve bedensel hazırlığını tamamlayamadan ani bir geçişle anneliğe adım atmasına neden olduğunu ve bu geçişin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda güçlü bir duygusal sarsıntı yarattığını belirten Yataş Uyku Kurulu Üyesi Uzman Psikolog Tuba Dadaşoğlu; “Prematüre doğum sonrası birçok anne, bebeği hastanedeyse sürekli onun durumu hakkında endişelenir. Her an bir haber alacakmış gibi tetikte olur. Kalbi sürekli hızlı atar, aklı sürekli meşguldür. Gece yastığa başını koysa bile beden gevşeyemez; çünkü zihin hep uyanıktır. Bazı anneler ise duygusal yoğunluktan dolayı aşırı uyku hali yaşayabilir. Gece tetiklenmeleri, yani aniden uyanmalar da sık görülür. Tüm bunlar, annenin beyninin hâlâ ‘alarm’ modunda olduğunun göstergesidir. Beden gevşemeyi bilmiyorsa, ruh da dinlenemez” diyor. Tuba Dadaşoğlu, bu dönemde annelerin yaşadığı duygusal yoğunluğa karşı kendilerine daha şefkatli yaklaşmalarının çok önemli olduğunu söylüyor ve şu önerilerde bulunuyor: “Öncelikle ruh halinizi suçlamayın, anlamaya çalışın. Kaygı, üzüntü, korku, suçluluk… Bunların hepsi insanidir. Uyuyamıyorsanız kendinize kızmayın. ‘Ben niye böyleyim?’ demek yerine, kendine ‘Zihnim çok yorgun, o da korunmaya çalışıyor’ demek daha iyileştirici olur. Derin ve kesintisiz uyuyamıyorsanız bile, gün içinde kısa molalar vermeyi ihmal etmeyin. Kendinizle konuşmayı değiştirin. ‘Yetersizim’ ya da ‘güçsüzüm’ gibi iç sesleri fark edin. Bunlar gerçek değil, sadece kaygının sesidir. Onların yerine ‘Zor bir süreçten geçiyorum ve elimden gelenin en iyisini yapıyorum’ demeyi deneyin. Yalnız kalmayın. Duygular, paylaşıldıkça hafifler. Bu süreçte psikolojik destek almak bir zayıflık değil, annenin hem kendine hem bebeğine en büyük hediyesidir. Son olarak, prematüre bir bebek annesi olmak zaten başlı başına güçlü olmaktır. Her şeyi mükemmel yapmak zorunda değilsiniz. Yeterince iyi anne olmak, zaten fazlasıyla yeterlidir.” “Anneler, omurganızı unutmayın” Yataş Uyku Kurulu Üyesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Berhan Bayram, annelik dönemi boyunca omurga sağlığını korumanın, kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor. Berhan Bayram sözlerine şöyle devam ediyor: “Araştırmalar, postpartum dönemde kadınların %50'den fazlasının sırt ve bel ağrısı yaşadığını göstermektedir. Uyku sırasında bel bölgesinin desteklenmemesi, fazla yumuşak ya da çok sert yataklar ve yanlış yastık kullanımı, bu şikayetlerin artmasına neden olur. Özellikle yan veya sırt üstü pozisyonda, dizler arasına konulacak bir yastıkla omurganın doğal eğriliğini korumak, basit ama etkili bir önlemdir. Gündelik hayatta, özellikle bebeği hep aynı kolda taşımak ya da sürekli tek taraflı omuz çantası kullanmak da omuz kuşağında asimetriye ve skolyoz benzeri postüral sorunlara yol açabilir. Annelere önerilen ergonomik taşıma çözümleri ve simetrik taşıma alışkanlıkları, bu riskleri azaltabilir. Emzirme sırasında öne eğilerek uzun süre sabit kalmak da boyun ve sırt bölgesindeki kaslarda spazmlara ve ağrılara neden olabilir. Bunun yerine sırtı destekleyen yastıklar kullanmak, ayakları hafifçe yükseltmek ve bebeği göğse yaklaştıran destek yastıkları tercih etmek, hem konforu artırır hem de omurgayı korur. Postpartum dönemde yaşanan uyku problemleri, annelerin fiziksel ve zihinsel yorgunluğunu artırmaktadır. Uyku kalitesinin düşmesi, fiziksel semptomlara ve bebek bakımına ilişkin sorunlara bağlı olarak annelerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Uyku ortamının doğru seçimi, ergonomik destekler ve bilinçli taşıma alışkanlıkları sayesinde anneler, hem bebekleriyle dolu dolu vakit geçirebilir hem de kendi beden sağlıklarını koruyarak bu süreci sağlıklı bir şekilde sürdürebilirler.” Düşük Şiddetli Egzersizler, Annenin Fiziksel Sağlığını ve Ruh Halini İyileştiriyor Yataş Uyku Kurulu Üyesi Fizyoterapist K. Zafer Aksungur ise prematüre doğum sonrası dönemde annenin bedeninin yaşadığı yüklenmelere dikkat çekerek, bu süreçte hafif egzersizlerin etkisine vurgu yapıyor. Aksungur, “Anneler bu süreçte bebeklerinin ihtiyaçlarını önceledikleri için kendi fiziksel sınırlarını ihmal edebiliyorlar. Ancak unutulmamalıdır ki, uzun süreli stres, uyku bölünmeleri ve hareketsizlik; boyun, sırt ve bel bölgesinde kas gerilimlerine, postür bozukluklarına ve kronik yorgunluğa neden olabilir. Vücut, bu dönemde hem hormonal değişimlerle hem de duygusal yüklerle mücadele halindedir. Bu yüzden annenin fiziksel rahatlaması çok önemlidir” diyor. Evde rahatlıkla uygulanabilecek düşük şiddetli egzersizlerin bu dönemde hem kas-iskelet sistemini desteklediğini hem de sinir sistemini rahatlattığını belirten Aksungur, sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle omurgayı destekleyen ve dolaşımı artıran çocuk pozisyonu, kobra esnemesi, omurga rotasyonları ve kalça bölgesi germe hareketlerinin düzenli uygulanması, annenin kaslarında gevşeme sağladığı gibi beden farkındalığında artış ve stres düzeyinde azalma sa sağlar. Basit hareketler, annenin hem fiziksel olarak toparlanmasına hem de içsel olarak dengelenmesine yardımcı olur. Bu egzersizler yalnızca bedeni değil, aynı zamanda nefes yoluyla zihni de sakinleştirir. Gece uykularının kalitesini artırmak, gün içinde enerji seviyesini yükseltmek için oldukça etkilidir.”

Toprak Razgatlıoğlu, Memleketi Alanya’da Coşkuyla Karşılandı Haber

Toprak Razgatlıoğlu, Memleketi Alanya’da Coşkuyla Karşılandı

Dünyanın en prestijli motor sporları organizasyonlarından biri olan Dünya Superbike Şampiyonası’nın 2025 sezonunu zirvede tamamlayarak kariyerinin üçüncü dünya şampiyonluğunu kazanan Red Bull sporcusu Toprak Razgatlıoğlu, memleketi Alanya’ya döndü. Alanya Belediyesi’nin ev sahipliğinde Red Bull'un desteğiyle düzenlenen karşılama etkinliği, sporcunun doğup büyüdüğü şehirde coşkulu anlara sahne oldu. Motosiklet konvoyuyla başlayan karşılamada yüzlerce motosiklet tutkunu, Dinek mevkiinden hareket ederek Razgatlıoğlu’nu karşıladı. Konvoy, Alanya İskele Meydanı’na kadar uzanarak şampiyona sevincini sokaklara taşıdı. Alanya halkı, Türk bayraklarıyla sporcuyu alkışlarla selamladı. Red Bull sporcusu, Alanya’da şampiyonluk sevincini paylaşarak teşekkürlerini dile getirdi. Razgatlıoğlu, “Sizler benim için çok değerlisiniz. Şampiyon olduğumuzda hep ‘Biz birlikte başardık’ diyorum. Sizlerin bize olan sevgisi, bizi çok güçlendiriyor. Beni burada da yalnız bırakmadığınız için teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. Zor bir sezon geçirdiğini belirten Toprak Razgatlıoğlu, “Son yarışımız da stresliydi. Ama bir şekilde şampiyonluğu ilan ettik. Artık MotoGP’de yarışacağım ve burada yarışan ilk Türk olacağım. Ülkemizi orada da en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. Organizasyonda konuşan Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik ve Alanyaspor Kulübü Başkanı Hasan Çavuşoğlu, Toprak’ı tebrik etti. Toprak daha sonra kendisini karşılamaya gelen sevenleriyle fotoğraf çektirdi. Red Bull sporcusu Toprak Razgatlıoğlu, 2026’da MotoGP’ye geçmeden önce WSBK kariyerini zirvede tamamlayarak Türk spor tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone, Elektronik Atık Farkındalığını Artırmak İçin Çalışıyor Haber

Vodafone, Elektronik Atık Farkındalığını Artırmak İçin Çalışıyor

Daha sürdürülebilir bir dünya hedefiyle çalışmalarını sürdüren Vodafone, WWF-Türkiye ve Habitat Derneği işbirliğiyle hayata geçirdiği “Dünya İçin Lazım” projesiyle herkesi kullanım ömrünü tamamlamış elektronik cihazlarını geri dönüştürmeye davet ediyor. Proje kapsamında Dünya Elektronik Atık Günü’ne özel olarak Vodafone çalışanları, bayileri, müşterileri ile öğrenciler ve tüm topluma değen farkındalık çalışmaları planlandı. Vodafone ayrıca, İstanbul, Ankara, Trabzon ve Erzurum’daki 4 mağazasında “E-Atık Günü” düzenledi. Bu mağazaların her birinde özel bir “E-Atık Günü” köşesi kuruldu. Mağazalara gelen ve e-atıklarını bağışlayan müşteriler çarkı çevirerek ücretsiz 5 GB internet hediyesi ve sürpriz ödüller kazandı. Dünya Elektronik Atık Günü vesilesiyle açıklama yapan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları söyledi: “Vodafone olarak, global değerlerimiz olan ‘İnsanlara Değer Katmak’, ‘Gezegeni Korumak’ ve ‘Güveni Korumak’ anlayışımız doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz. E-atıkları dönüştürmekte öncü şirketlerden biri olmak ve e-atık dönüştürme projemize müşterilerimizi de dahil ederek sürdürülebilir bir süreç ortaya çıkarmak istiyoruz. ‘Dünya İçin Lazım’ projemizle dönüştürülen e-atıklar, hem doğa ve sürdürülebilirlik eğitimlerine dönüşüyor, hem de bu eğitimler sayesinde doğa bilinci artmış topluluklar ortaya çıkıyor. Projemizde müşterilerimiz başta olmak üzere tüm ekosistemimizin dahiliyetine özel önem veriyoruz. Ekosistemimizin katkısıyla Türkiye genelinde yürüttüğümüz projede toplanan e-atıkların tamamını geri dönüştürerek doğanın korunmasına katkı sağlıyoruz. Böylece, bayilerimizden müşteri hizmetlerine, tüm ekosistemimiz aslında gezegenimiz için birer iyilik merkezine dönüşüyor. Dünya Elektronik Atık Günü’nü birçok etkinlikle tüm paydaşlarımızla kutluyoruz. Projemize destek veren tüm iş ortaklarımıza teşekkür ediyoruz.” Şirket içinde etkinlik yapıldı Vodafone, Dünya Elektronik Atık Günü için şirket içinde bir etkinlik de düzenledi. Bu kapsamda, mağazalar ve genel müdürlükteki toplama kutularına bıraktıkları e-atıkların fotoğraflarını paylaşan çalışanlara çekilişle hediye çeki verildi. Ayrıca, “Dünya İçin Lazım – GreenFest” yarışmasını kazanan resimler sergilendi ve bu resimlerle hazırlanan kartpostallar çalışanlara dağıtıldı. Etkinlik boyunca katılımcılarla “Bunları biliyor muydunuz?” adı altında bilinçlendirici içerikler de paylaşıldı. Dünya Elektronik Atık Günü’ne özel yapay zeka destekli uygulamalar Vodafone ayrıca, Dünya Elektronik Atık Günü’ne özel olarak yapay zekaya dayalı dijital asistanı TOBi içinde “Dünya İçin Lazım” projesini öne çıkaran bir içerik geliştirdi. Yine Dünya Elektronik Atık Günü’ne özel gerisayım hikayesi Vodafone Yanımda uygulaması içinde yerini aldı. Yanımda uygulaması özelinde Ekim ayı boyunca e-atık farkındalığını artırmak amacıyla kullanılacak yeni hikaye ve uygulama içi özellikler geliştirildi. Bunlardan birini de 10 soruluk “E-atık Testi” oluşturdu. “Elektronik atıklara ne kadar hakimsin, haydi gel birlikte test edelim?” çağrısı ile kullanıcıları e-atık bilgilerini test etmeye davet eden Vodafone, Vodafone Yanımda uygulamasında testi çözen kullanıcıları sonuçların gösterildiği ekranda e-atık bağışı yapmaya yönlendiriyor. E-atık bağışlayan herkes doğayı korumaya destek olurken, Vodafone müşterileri 5 gün geçerli 5 GB kazanabiliyor. Çocuklar için eğitimler düzenlendi Vodafone, “Dünya İçin Lazım” projesi kapsamında Dünya Elektronik Atık Günü’ne özel saha eğitimleri de düzenledi. Vodafone, WWF-Türkiye ve Habitat Derneği ortaklığında hayata geçirilen “Dünya İçin Lazım” projesi kapsamında, Türkiye genelinde 7-14 yaş arasındaki çocuklara, e-atık ve sürdürülebilirlik bilinci kazandırmak amacıyla e-atık nedir, neden geri dönüştürülmeli, e-atıklar nasıl geri dönüştürülür, geri dönüşüm nedir, neler geri dönüştürülebilir, geri dönüşüme gelene kadar neler yapılabilir (yeniden kullanım, tamir, vb.), iklim değişikliği nedir, bizi nasıl etkiliyor, sürdürülebilirlik nedir, bizler neler yapabiliriz gibi konularda eğitimler veriliyor. Dünya Elektronik Atık Günü’ne özel olarak İstanbul’da çocuklara yönelik e-atık eğitimi ve atölyesi düzenlendi. Ayrıca, “Dünya İçin Lazım” proje gönüllülerine ve WWF-Türkiye ile Habitat Derneği’nin ekosistemindeki tüm gönüllülere e-atık bağış kampanyası duyurusu ve onlar üzerinden çocuklara e-atık bağışı çağrısı yapıldı. En çok e-atık Doğu Karadeniz’de toplandı “Dünya İçin Lazım” projesine Vodafone mağazaları da e-atık toplayarak destek veriyor. Projede e-atık toplamada kilogram performansı en yüksek bölgeler sırasıyla Doğu Karadeniz (347 kilogram), Doğu Anadolu (265 kilogram), İç Anadolu (195 kilogram) ve İstanbul Avrupa (158 kilogam) oldu. Projede e-atık toplayan mağaza oranı %40 portala kayıtlı mağaza oranı %85 olarak ölçüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Makarna İhracatında 1 Milyar Doları Hedefliyor Haber

Türkiye Makarna İhracatında 1 Milyar Doları Hedefliyor

Makarna, pek çok ürüne eşlik eden, lezzetini artıran bir gıda maddesi. Peynirli, tavuklu, domatesli, kıymalı, balıklı, yoğurtlu, mantarlı, kremalı, sebzeli, fesleğenli çeşitleriyle her damak tadına hitap eden, insanlığın açlığını giderirken mutluluk veren bir lezzet. Türkiye’nin makarna ihracatının son 10 yılda yüzde 125’lik artışla 418 milyon dolardan 940 milyon dolara yükseldiği belirten Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, 2025 yılının dokuz aylık döneminde 627 milyon dolarlık makarna ihraç ettiğimizi yıl sonunda makarna ihracatının 1 milyar doları aşmasını beklediklerini kaydetti. Makarna ihracatında yeni hedef 1,5 milyar dolar Makarna ihracatında İtalya’dan sonra ikinci sırada yer aldığımız bilgisini veren Öztürk, “Türkiye hububat, bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri sektöründe güçlü bir oyuncu. Yıllık 12 milyar dolar ihracat hacmine sahibiz. Türkiye’nin gıda ihracatından yüzde 45 pay alıyoruz. Makarnada gücümüze güç katıyor. Türkiye’nin toplam gıda ihracatının yüzde 3,5’ini makarna oluşturuyor. Sektörümüzdeki 6 ihracatçı birliği, Türkiye Gıda İhracatçıları markasıyla dünya genelinde gıda fuarlarına katılıyoruz, 2026 yılında İstanbul’da Türkiye Gıda Platformu’nun (TGP) güçlü desteğiyle gıda sektöründe Türkiye’nin en kapsamlı ve en verimli fuarı olacak Foodist İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri Fuarı’nı 1-4 Eylül 2026 tarihlerinde Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenleyeceğiz. Dünya’nın dört bir tarafından gıda sektöründeki karar vericileri bir araya getireceğiz. Bu pazarlama faaliyetleriyle 5 yıllık vadede Türkiye’nin gıda ihracatını 50 milyar dolara, makarna ihracatını da 1,5 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Türk makarnasının Avrupa’dan Uzakdoğu’ya, Amerika’dan Afrika’ya, Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya dünyanın dört bir tarafında güçlü bir şekilde yerini aldığına temas eden Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: “Kaliteli durum buğdayı üretimimiz, geniş ürün yelpazesine sahip oluşumuz güçlü taraflarımız. Türkiye olarak, dünya makarna ihracatının yüzde 20’sini tek başına karşılıyor. Ürettiğimiz makarnanın yüzde 70’ten fazlasını ihraç ediyoruz. İhracatımızda ilk üç ülke Gana, Somali, Japonya şeklinde sıralanıyor. 2025 yılının ocak – eylül döneminde Gana’ya 72 milyon dolarlık, Somali’ye 68 milyon dolarlık ve Japonya’ya 56 milyon dolarlık makarna ihraç ettik.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GUESS’ten Meme Kanseri Farkındalık Ayı’na Anlamlı Destek Haber

GUESS’ten Meme Kanseri Farkındalık Ayı’na Anlamlı Destek

Moda dünyasında cesur, zamansız ve anlamlı tasarımlarıyla öne çıkan GUESS, bu yıl Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda “Zamanında Fark Et, Hayata Dokun” mottosuyla yürüttüğü farkındalık kampanyası kapsamında, MEMEDER (Meme Sağlığı Derneği) iş birliğiyle güçlü bir sosyal sorumluluk projesine imza atıyor. GUESS, SAAT&SAAT ve MEMEDER iş birliği kapsamında hazırlanan videoda MEMEDER Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sibel Özkan Gürdal; erken teşhisin hayat kurtarıcı önemine dikkat çekerken, kadınları meme sağlıklarını düzenli olarak takip etmeye, tarama programlarını aksatmamaya ve kendi kendine muayeneyi ihmal etmeden zamanı kendilerine ayırmaya davet ediyor. GUESS’in Meme Kanseri Farkındalık Ayı’na özel olarak satışa sunduğu kadın ve erkek saat modellerinin gelirleri, markanın uzun yıllardır desteklediği; dünya genelinde meme sağlığı eğitimi ve farkındalık projelerine kaynak sağlayarak, binlerce kadının erken teşhisle hayata tutunmasına destek olan Amerika merkezli Get In Touch Foundation’a bağışlanıyor. GUESS’in ikonik tasarım anlayışını farkındalıkla buluşturan saat modellerinden; kadınlar için tasarlanan Sparkling Pink; pembe silikon kordonu ve rose gold çelik kasasıyla şıklığı dayanışmayla birleştiriyor. Saatin parlak pembe renkteki kadranı ise, dünya çapında meme kanseri farkındalığının sembolü olan pembe kurdeleye atıfta bulunuyor. Erkekler için tasarlanan Sporting Pink saat modeli ise pembe detaylı çelik kasası ve siyah silikon kayışıyla güçlü, sportif bir duruş sergilerken; farkındalığın ve duyarlılığın sembolü oluyor. GUESS, MEMEDER ile birlikte “Zamanında Fark Et, Hayata Dokun” diyerek; zamanı farkındalığa, farkındalığı ise yaşama dönüştürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Büyükşehir sporcusu dünya dördüncüsü oldu Haber

Büyükşehir sporcusu dünya dördüncüsü oldu

KAHA - Uluslararası Masa Tenisi Federasyonu’nun (ITTF) 2025 faaliyet programında yer alan WTT Gençler Kapadokya Turnuvası, Nevşehir’de düzenlendi. 50 ülkeden 350 sporcunun katıldığı turnuvada Muğla Büyükşehir Belediyesi Masa Tenisi Sporcusu Aybige Feride Üstündağ U11 Kızlarda birinci oldu. Aybige Feride Üstündağ bu başarısı ile puanını 57’ye yükseltti ve Dünya dördüncüsü olarak büyük bir başarıya imza attı.   Uluslararası Masa Tenisi Federasyonu’nun 2025 yılı faaliyet programında yer alan WTT (World Table Tennis) Youth Contender (Genç Yetenekler) Kapadokya Uluslararası Turnuva Nevşehir’de düzenlendi. Turnuvada, tek erkekler ve tek kadınlar kategorilerinde gerçekleştirilen grup maçlarında, sporcular üstün performanslarını sergileyerek eleme aşamalarına yükselmeye hak kazandı. Yüksek rekabetin yaşandığı maçlarda, hem teknik hem de stratejik beceriler ön plana çıktı. Üstündağ Dünya Dördüncüsü Oldu WTT Gençler Kapadokya 2025 Turnuvası’nda Muğla Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü sporcusu Aybige Feride Üstündağ U11 Tek Kızlarda 1.liği ile puanını 57'ye yükselterek ITTF U11 Kızlar Dünya sıralamasında 4.sıraya yerleşti. Aybige Feride Üstündağ daha önce de Sivas’ta düzenlenen seçmelerde U11 kategorisinde 208 sporcu arasında ve Amasya En İyi 16'lar yarışmasında Türkiye Şampiyonu olmuştu. Başkan Aras “Aybige Kızımızla Gurur Duyuyorum” Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras Kapadokya’da düzenlenen ve 50 ülkeden 350 sporcunun katıldığı Turnuvada elde ettiği başarıyla Dünya dördüncülüğüne yükselen Büyükşehir Belediyesi sporcusu Aybige Feride Üstündağ ve antrenörünü kutladı. Başkan Aras, "Muğla Büyükşehir Belediyemiz bünyesinde faaliyetlerine devam eden sporcularımız bizleri gururlandırmaya, ulusal ve uluslararası turnuvalarda büyük başarılar elde etmeye devam ediyor. Masa tenisi sporcumuz Aybige’de Kapadokya düzenlenen turnuvada elde ettiği başarılarla dünya dördüncülüğüne yükseldi ve bizleri gururlandırdı. Bu başarıda emeği olan başta masa tenisi antrenörümüz Hale Balım Üstündağ olmak üzere tüm ekibimizi, Aybige evladımızı kutluyorum. Büyükşehir Belediyesi olarak spora ve sporcularımıza desteğimizi sürdüreceğiz. Sporcularımız elde ettikleri başarılarla Muğlamızı, ülkemizi gururlandırmaya, kendilerini geliştirmeye, fikri, irfanı, vicdanı hür nesiller olarak örnek olmaya devam edecek ” dedi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.