Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dünya Bankası

Kapsül Haber Ajansı - Dünya Bankası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dünya Bankası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KAGİDER ve Garanti BBVA, Kadın Girişimciliğinde 20 Yıllık İş Birliğini Birleşmiş Milletler’de Anlattı Haber

KAGİDER ve Garanti BBVA, Kadın Girişimciliğinde 20 Yıllık İş Birliğini Birleşmiş Milletler’de Anlattı

Kadın girişimciliğini destekleyerek kadınların ekonomik hayatta daha güçlü bir yer edinmesini amaçlayan Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun (CSW) 70. oturumu kapsamında New York’ta Garanti BBVA ile önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. 12 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen “Kadın Girişimciler İçin Eşit Fırsatlar ve Eşit Erişim Yaratmak: Yirmi Yıllık Bir Yolculuk” başlıklı etkinlikte, kadınların iş dünyasına erişimini ve ekonomik hayattaki varlığını güçlendirmeye yönelik projeler ve iş birlikleri ele alınırken; KAGİDER ve Garanti BBVA’nın 2006 yılından bu yana kadın girişimciliğini desteklemek amacıyla yürüttüğü çalışmaların yarattığı etki ve kazanımlar da paylaşıldı. Etkinliğin onur konuğu ise T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş oldu. Etkinlikte KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu ve Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya konuşmacı olarak yer aldı. Açılış konuşmalarını ise açılış konuşmalarını ise GlobeWomen Yönetim Kurulu Başkanı Irene Natividad ve UN Women Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond gerçekleştirdi. Panelin moderatörlüğünü August Leadership Ortağı, Beba Foundation Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Ümran Beba üstlenirken; KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi Beyza Berkol, Garanti BBVA Girişim Bankacılığı Müdürü Selin Öz, IFC (International Finance Corporation) “Banking on Women” Programı Küresel Başkanı Jessica Schnabel ve Dünya Bankası Grubu Kıdemli Özel Sektör Kalkınma Uzmanı Julia Constanze Braunmiller panelist olarak yer aldı. Etkinlikte bir konuşma gerçekleştiren T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ‘’Kadın girişimciliğine yapılan her yatırım, yalnızca ekonomik büyümeye değil, aynı zamanda ailelerin güçlenmesine, yerel kalkınmanın desteklenmesine ve daha kapsayıcı bir geleceğin inşasına katkı sunmaktadır. Kadınların girişimcilik becerilerine yapılan her yatırım, ülke kalkınmasına yapılan bir yatırımdır. Çünkü kadın girişimcilerin hayata geçirdiği her işletme, ekonomik hareketliliği artırırken ailelerin güçlenmesine de katkı sunmaktadır. Aynı zamanda şehirlerin sosyal ve ticari canlılığını beslemekte, yerel değerlerin yaşatılmasına imkân tanımakta ve yeni fırsatların önünü açmaktadır.’’ ifadelerini kullandı. “20 Yıllık İş Birliği Kadın Girişimciliğinde Güçlü Bir Model Yarattı” KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, konuşmasında KAGİDER’in 2011 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) nezdinde Özel Danışmanlık Statüsü’ne sahip olduğunu ve 2012 yılından itibaren Kadının Statüsü Komisyonu (CSW) toplantılarında Türkiye’de hayata geçirilen iyi uygulama örneklerini uluslararası platformlara taşıdıklarını belirtti. Kadın girişimciliğinin güçlenmesinde çok paydaşlı iş birliklerinin kritik rol oynadığını vurgulayan Bezircioğlu, Garanti BBVA ile yirmi yıldır sürdürülen iş birliğinin kadınların ekonomik hayata katılımını destekleyen güçlü ve sürdürülebilir bir model oluşturduğunu ifade etti. Bezircioğlu, KAGİDER ve Garanti BBVA’nın uzun yıllardır kadın girişimcilerin görünürlüğünü artırmak, işlerini büyütmelerine katkı sağlamak ve yeni fırsatlara erişimlerini desteklemek amacıyla birçok projeyi hayata geçirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Garanti BBVA ile 20 yıldır sürdürdüğümüz güçlü iş birliği sayesinde kadın girişimciliğini destekleyen pek çok projeyi hayata geçirdik. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması ile kadın girişimcilerin başarı hikâyelerini görünür kılarak rol model olmalarını sağlarken, Ticaretin Kadınları Platformu ile kadın girişimcilerin ürün ve hizmetlerini daha geniş pazarlara ulaştırmalarını destekliyoruz. Kadınların girişimcilik yolculuğunda karşılaştıkları engelleri azaltmak, finansmana erişimlerini kolaylaştırmak ve işlerini büyütebilmeleri için gerekli bilgi, ağ ve görünürlük fırsatlarını artırmak büyük önem taşıyor. Bu nedenle yürüttüğümüz çalışmalar girişimciliği teşvik etmekle sınırlı kalmıyor; kadınların işlerini sürdürülebilir şekilde büyütebilmeleri, yeni pazarlara açılabilmeleri ve daha güçlü bir iş ağına dahil olabilmeleri için kapsamlı bir destek mekanizması da sunuyor. Kadın girişimcilerin güçlenmesi, ekonomik kalkınmanın daha kapsayıcı ve dengeli bir yapıya kavuşmasına da katkı sağlıyor. Bu anlayışla geliştirdiğimiz projeler; eğitim, mentorluk, görünürlük ve iş birliği fırsatları aracılığıyla kadınların iş dünyasında daha güçlü bir şekilde var olmalarına destek oluyor. Aynı zamanda kadın girişimcilerin birbirleriyle ve farklı sektörlerle bağlantı kurabilecekleri, deneyim paylaşımında bulunabilecekleri bir ekosistemin gelişmesine de katkıda bulunuyoruz. Kadınların ekonomik olarak güçlenmesi bireysel başarı hikâyeleri yaratmakla kalmaz; daha kapsayıcı, daha kapsayıcı, daha yenilikçi ve daha dirençli bir ekonomi için de kritik bir unsurdur.Bu nedenle kadın girişimciliğini destekleyen her adımın, sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal refah açısından uzun vadeli bir etki yarattığına inanıyoruz.” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya konuşmasında, kadın girişimciliğinin güçlenmesinin yalnızca eşitlik meselesi olmadığını, aynı zamanda daha güçlü ve kapsayıcı ekonomilerin anahtarı olduğunu vurguladı. Kaya, “Garanti BBVA olarak bankacılığı yalnızca finansman sağlamak olarak görmüyoruz; yol arkadaşlığı, rehberlik ve uzun vadeli ortaklık olarak tanımlıyoruz. Bu anlayışla 2006 yılından bu yana KAGİDER ile birlikte kadın girişimciler için eşit fırsatlar ve eşit erişim yaratma hedefiyle çalışıyoruz. Kadın girişimcileri finansmana erişim, eğitim, cesaretlendirme ve yeni pazarlara erişim olmak üzere dört temel alanda destekliyoruz. Son beş yılda kadın girişimcilere sağladığımız finansman 350 milyar TL’yi aştı. Bu deneyimimizi UN Women başta olmak üzere uluslararası kurumlarla paylaşmak ve kadın girişimciliğini güçlendiren modelleri küresel ölçekte görünür kılmak bizim için büyük önem taşıyor. Kadınların ekonomiye eşit katılımı sağlandığında yalnızca bireysel başarı hikâyeleri değil, toplumsal dönüşüm de mümkün oluyor,” dedi. Kadın Girişimciliğini Destekleyen Bütüncül Bir Yaklaşım Etkinlikte ayrıca Women, Business and the Law 2024 (WBL 2024) raporunun ortaya koyduğu veriler ışığında kadınların ekonomik güçlenmesinin önündeki yapısal engeller de ele alındı. Rapora göre kadınların ekonomik hayata katılımını etkileyen başlıca alanlar; kadınların yasal hakları, bu hakların uygulanmasını destekleyen politika araçları ve bu hakların uygulamada hayata geçirilme düzeyi olarak öne çıkıyor. Panelde, kadın ve erkek arasında iş fırsatları açısından yasal eşitliğe daha fazla yaklaşan ülkelerde kadın girişimci oranlarının da daha yüksek olduğuna dikkat çekilerek; politika yapıcılara yönelik farkındalık ve savunuculuk çalışmalarından kapasite geliştirme programlarına, kadın girişimcileri teşvik eden uygulamalardan somut sonuçlara kadar uzanan bütüncül bir yaklaşımın nasıl hayata geçirildiğine ilişkin deneyimler paylaşıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Dutlulu Gelenbe’de 4 Milyon Euro'luk Altyapı Yatırımını Başlattı Haber

Başkan Dutlulu Gelenbe’de 4 Milyon Euro'luk Altyapı Yatırımını Başlattı

Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek 4 milyon Euro bütçeli proje için Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun katılımıyla yüklenici firma ile resmi yapım sözleşmesi imzalandı. ‎Mahalle meydanında düzenlenen törenle resmen başlatılan projeyle bölgenin 57 yıllık köhnemiş altyapısının tamamen yenilenmesi hedefleniyor. Dünya Bankası finansmanıyla gerçekleştirilecek olan bu dev yatırımın imza törenine, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu katıldı. Törende yüklenici firma ile yapım sözleşmesi imzalandı. Törene; Başkan Dutlulu’nun yanı sıra CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Kırkağaç Belediye Başkanı Üstün Dönmez, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Ahmet Ata Temiz ve Erk Kayabaş, MASKİ Genel Müdür Yardımcıları Özgür Avşar ve Bircan Kaynak, Büyükşehir Belediyesi ve MASKİ daire başkanları, CHP Akhisar ve Kırkağaç ilçe örgütü ile mahalle muhtarları katıldı. Projenin Kapsamı Geniş Gelenbe Mahallesi’nin altyapısının tamamen yenileneceği proje kapsamında; 23 kilometre içme suyu hattı, 13 kilometre kanalizasyon hattı, 2 kilometre terfili içme suyu isale hattı, 1 adet pompa istasyonu ve 400 metreküp kapasiteli içme suyu deposu inşa edilecek. ‎‎ ‎“Yıllarca Beklenen Önemli Bir Yatırım”‎ ‎Törende konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Gelenbe Mahallesi’nde hayata geçirilecek çalışmanın uzun yıllardır beklenen önemli bir yatırım olduğunu belirtti. Başkan Dutlulu, merhum Ferdi Zeyrek’i rahmetle anarak başladığı konuşmasında, Gelenbe’nin kronikleşen altyapı sorununu çözmenin kendilerine nasip olduğunu belirtti. “Hedefimiz 12 Aylık İşi 8 Ayda Tamamlamak” Projenin İller Bankası himayesinde, çok titiz bir ihale süreciyle hayata geçirildiğini vurgulayan Dutlulu, şunları söyledi: “Altyapı çalışmaları doğası gereği meşakkatlidir; yolların kazılması, toz ve çamur kaçınılmazdır. Ancak bu zahmetin sonunda Gelenbe, modern bir altyapıya kavuşacak. İhale süresini 12 ay olarak planladık ancak hedeflerimiz doğrultusunda bu süreci 8 aya indirerek çalışmaları daha hızlı bitirmeyi amaçlıyoruz. Kırkağaç’taki en büyük yatırımlardan birini gerçekleştiriyoruz; süreci bizzat yakından takip edeceğiz.” Başkan Dutlulu, projenin Kırkağaç ilçesine kazandırılmasında emeği geçen tüm bürokratlara ve paydaşlara teşekkürlerini iletti.

Kadınların İşgücüne Katılımında Alarm:  Artış Var Ama İvme Kayboluyor Haber

Kadınların İşgücüne Katılımında Alarm: Artış Var Ama İvme Kayboluyor

. İstinye Üniversitesi iktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Figen Yıldırım’ın verdiği bilgilere göre veriler, sorunun yalnızca istihdam yaratmakla çözülemeyeceğini; bakım yükü, cam tavan ve ücret eşitsizliği gibi yapısal engellerin eş zamanlı ele alınması gerektiğini gösteriyor. Kadınların işgücüne katılım oranı, bir ülkenin yalnızca ekonomik performansını değil, aynı zamanda toplumsal eşitlik düzeyini ve sosyal politikalarının etkinliğini de yansıtan temel göstergelerden biri. Küresel ölçekte kadın istihdamında artış eğilimi sürse de son yıllarda bu ivmenin yavaşladığı görülüyor. İstinye Üniversitesi iktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Figen Yıldırım’ın verdiği bilgilere göre, Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı artmakla birlikte hem dünya hem de Avrupa Birliği ortalamalarının gerisinde kalıyor. Uzmanlara göre tablo, kadınların istihdama erişiminde ve kariyer ilerlemesinde süregelen yapısal sorunlara işaret ediyor. “Kadınların iş gücüne katılım artışı yavaşladı” Kadınların işgücüne katılım oranı artışının son yıllarda yavaşladığını belirten Prof. Dr. Figen Yıldırım, şunları söyledi: “Kadınların işgücüne katılım oranı, çalışma çağındaki kadın nüfusun ne kadarının istihdamda ya da aktif olarak iş aradığını gösteren temel bir göstergedir. Bu oran, yalnızca ekonomik büyümeyi değil, aynı zamanda toplumsal eşitlik, eğitim düzeyi ve sosyal politika etkinliğini de yansıtır. Dünya genelinde, kadınların işgücüne katılım oranı uzun vadede artış eğiliminde olmakla birlikte son yıllarda bu artışın belirgin biçimde yavaşladığı görülmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Bankası verilerine göre, küresel kadın işgücüne katılım oranı bugün yaklaşık yüzde 50 düzeyindedir. 2014 sonrası dönemde özellikle gelişmekte olan ülkelerde artış sürmüş, ancak pandemi sonrası toparlanma süreci bu ivmeyi sınırlamıştır. Küresel ölçekte hâlâ erkeklerle kadınlar arasında yaklaşık 18–20 puanlık bir katılım farkı bulunmaktadır.” Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı artış gösteriyor “Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı, 2000’li yılların başına kıyasla artmış olsa da bu artış yavaş ve kırılgan bir seyir izlemektedir” diyen Yıldırım, şöyle devam etti: “Dünya Bankası ve TÜİK verilerine göre Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı 2002’de yaklaşık yüzde 27,9 iken 2023’te yüzde 35,8’e, 2024 itibarıyla ise yaklaşık yüzde 36 düzeyine yükselmiştir. Bu durum uzun vadede bir ilerlemeye işaret etse de, son beş yılda artış hızının belirgin biçimde düştüğü görülmektedir. Pandemi dönemi kadın istihdamını olumsuz etkilemiş, toparlanma ise sınırlı kalmıştır. Dolayısıyla Türkiye’de eğilim yön olarak yukarı, ancak hız açısından zayıflamış durumdadır. Ancak bu oranları yalnızca toplam katılım üzerinden okumak yeterli değildir. Alt kırılımlara bakıldığında tablo daha çarpıcıdır. Türkiye’de kadın istihdam oranı yaklaşık yüzde 31–35 bandında seyrederken, kadınların yönetici pozisyonlarındaki payı yüzde 20’ler düzeyindedir. Bu oran, Avrupa Birliği ülkelerinin belirgin biçimde gerisindedir. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de kadınlar istihdama girmekte zorlandıkları gibi, girdiklerinde de yukarı doğru ilerlemede ciddi bir ‘cam tavan’ ile karşılaşmaktadır.” “AB’de kadınların istihdam oranı yüzde 70,8 düzeyine ulaşmış durumda” Avrupa Birliği ülkelerinde farklı bir tablo olduğuna dikkat çeken Profesör, “Avrupa Birliği ülkelerinde ise tablo farklıdır. Eurostat verilerine göre AB’de kadınların istihdam oranı yüzde 70,8 düzeyine ulaşmış durumdadır. Kadınların işgücüne katılımı yüksek ve istikrarlıdır. Ayrıca son on yılda beyaz yaka kadın istihdamı düzenli biçimde artarken, mavi yaka kadın istihdamının payı azalmaktadır. Bu durum, Avrupa’da mesleki dönüşümün ve nitelikli istihdama geçişin kadınlar açısından daha sistematik biçimde yönetildiğini göstermektedir. Buna karşın AB ülkelerinde de kadınların üst ve karar verici pozisyonlarda temsili, toplam istihdam içindeki paylarına kıyasla daha düşüktür. Yani Avrupa’da temel sorun istihdama katılım değil, yüksek düzeyli görevlerde eşit temsil meselesidir. Türkiye ile Avrupa arasındaki fark tam da bu noktada belirginleşmektedir. Avrupa’da sorun daha çok ‘yükseliş’, Türkiye’de ise hem ‘katılım’ hem ‘yükseliş’tir. Türkiye’de kadınlar istihdamda nicel olarak sınırlı temsil edilirken, nitel olarak da yönetim kademelerinde yoğun bir ayrışma yaşamaktadır. 2014–2023 döneminde beyaz yaka kadın istihdamı artmış olsa da bu artış yönetici pozisyonlarına aynı oranda yansımamıştır” dedi. “Kadın yönetici oranının yüzde 20’lerde” Kadınlar iş dünyasında karşılaştığı en büyük zorluklarla ilgili de bilgi veren Prof. Dr. Yıldırım, şöyle konuştu: “Kadınların iş dünyasında karşılaştığı sorunlar tek bir başlık altında toplanamaz; yapısal, kültürel ve kurumsal engeller iç içedir. Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı artış eğiliminde olsa da hâlâ AB ve dünya ortalamalarının oldukça altındadır; bu da sorunun yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını göstermektedir. En temel sorunlardan biri bakım yükünün büyük ölçüde kadınların üzerinde olmasıdır. Çocuk, yaşlı ve hasta bakımına yönelik kamusal hizmetlerin yetersizliği ile esnek çalışma modellerinin yaygın olmaması, kadınların istihdama katılımını ve işte kalıcılığını olumsuz etkilemektedir. Bir diğer önemli alan kariyer ilerlemesidir. Kadınlar istihdama girseler bile yönetici pozisyonlara yükselmede ciddi bir cam tavanla karşılaşmakta; kadın yönetici oranının yüzde 20’lerde kalması bu durumu ortaya koymaktadır. Toplumsal cinsiyet rolleri, görünmez önyargılar ve ücret eşitsizliği de bu tabloyu pekiştirmektedir. AB ve küresel örnekler, kalıcı ilerlemenin eğitim, bakım altyapısı, esnek çalışma ve eşitlikçi politikaların birlikte uygulanmasıyla mümkün olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda kadın istihdamını destekleyen ekosistemler ve buna özgü üretim alanları geliştirilmelidir.” “Ücret eşitsizliği kader değildir” “Türkiye’de cinsiyete dayalı ücret farkı, bireysel bir adaletsizlikten çok yapısal bir eşitsizliktir” diyen Yıldırım, şöyle devam etti: “TÜİK ve OECD verilerine göre kadınların ortalama kazancı erkeklere kıyasla yaklaşık yüzde 15–20 daha düşüktür. Eğitim düzeyi yükseldikçe fark azalsa da tamamen ortadan kalkmamaktadır. Bu durum, sorunun doğrudan ‘aynı iş–aynı ücret’ ihlalinden ziyade dolaylı ve yapısal mekanizmalarla ortaya çıktığını göstermektedir. Ücret farkının temel nedenlerinden biri kadınların daha düşük ücretli sektör ve pozisyonlarda yoğunlaşmasıdır. Kadınlar daha çok hizmet sektöründe, kayıt dışı ya da yarı zamanlı işlerde yer alırken; erkekler ücret ve terfi imkânı daha yüksek alanlarda çalışmaktadır. Dolayısıyla fark çoğu zaman aynı unvandan değil, farklı kariyer yollarından kaynaklanmaktadır. Bir diğer önemli neden kariyer kesintileridir. Çocuk ve bakım sorumlulukları nedeniyle kadınlar iş yaşamına ara verebilmekte, daha yavaş terfi etmekte ya da daha düşük ücretli esnek işleri tercih etmek zorunda kalmaktadır. Buna ek olarak, yönetici pozisyonlarda kadınların düşük temsili, görünmez önyargılar, ücret pazarlığında dezavantaj ve şeffaf olmayan ücret politikaları da farkı derinleştirmektedir. Uluslararası örnekler bu sorunun çözülebilir olduğunu göstermektedir. İzlanda’da eşit ücret belgelendirme zorunluluğu, AB’de ise 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek ücret şeffaflığı düzenlemeleri ücret farkının azaltılmasında etkili araçlardır. İskandinav ülkelerinde babalık izninin zorunlu ve devredilemez olması da kadınların kariyer kesintilerini azaltarak uzun vadede ücret eşitsizliğini düşürmüştür. Türkiye’de ücret eşitsizliğinin azaltılması için ücret şeffaflığının artırılması, objektif ücret ve terfi sistemlerinin kurulması, düzenli ücret eşitliği analizlerinin yapılması ve kadınların yönetici pozisyonlara yükselmesini destekleyen politikaların güçlendirilmesi kritik önem taşımaktadır. Sonuç olarak, ücret eşitsizliği kader değildir; kamu ve özel sektörün eş zamanlı ve kararlı adımlarıyla kalıcı biçimde azaltılabilir.” “Bütüncül ve kararlı bir dönüşüm iradesi gerekli” Prof. Dr. Figen Yıldırım, daha fazla kadının iş gücüne katılımı alınabilecek önlemlerle ilgili ise şunları söylüyor: “Türkiye’nin kadın istihdamında gerçek bir sıçrama yapabilmesi için parça parça çözümler yerine bütüncül ve kararlı bir dönüşüm iradesi gerekmektedir. Yalnızca istihdam yaratmak yeterli değildir; kadınların işgücüne katılımını sınırlayan yapısal engeller eş zamanlı ele alınmalıdır. Bu noktada bakım yükünü hafifletecek kamusal mekanizmaların güçlendirilmesi, özellikle yaygın kreşler ve yaşlı bakım hizmetleri, kadın istihdamında en hızlı ve kalıcı etkiyi yaratmaktadır. İkinci kritik alan, esnek ama güvenceli çalışma modellerinin yaygınlaştırılmasıdır. Uzaktan çalışma, esnek saatler ve sosyal güvenceden kopmayan yarı zamanlı istihdam, özellikle eğitimli kadınların işgücünde kalıcılığını artırmaktadır. Avrupa Birliği deneyimleri, bu modellerin kadın istihdamını istikrarlı biçimde yükselttiğini göstermektedir. Ancak kalıcı dönüşüm, kadınların yönetici ve karar alma pozisyonlarına erişimiyle mümkündür. Şeffaf terfi sistemleri, mentorluk programları ve üst yönetimde cinsiyet dengesi hedefleri; ücret eşitsizliği ve cam tavan sorununu azaltan en etkili araçlardır. Bu çerçevede USİKAD ve İstinye Üniversitesi iş birliğiyle geliştirilen Kadın Organize Sanayi Bölgesi projesi, kamu, özel sektör ve akademiyi bir araya getiren bütüncül bir model sunmaktadır. Kadın OSB; bakım altyapısı, nitelikli istihdam ve liderlik programlarıyla kadınların üretimden yönetime uzanan değer zincirine katılımını hedefleyen ölçeklenebilir bir iş birliği örneğidir. Kadın odaklı kamu ve özel sektör projelerinin yaygınlaşması, yalnızca farkındalık değil, kalıcı çözüm üretir. Gerçek eşitlik ise kız çocuklarını ailede söz sahibi bireyler ve iş yaşamında güçlü aktörler olarak yetiştirmekle başlar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kalkınma Ve Yatırım Bankası’nın Aktifleri  204 Milyar TL’ye Ulaştı Haber

Türkiye Kalkınma Ve Yatırım Bankası’nın Aktifleri 204 Milyar TL’ye Ulaştı

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, 2025 yılına ilişkin finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) açıkladı. Banka, 2025 yıl sonu itibarıyla aktiflerini bir önceki yıl sonuna göre yüzde 32,6 artırarak 204 milyar TL’ye yükseltti. Kredi hacmi bir önceki yıl sonuna göre yüzde 30,5 artışla 124 milyar TL seviyesine ulaşırken, aktif kalitesinin önemli bir göstergesi olan brüt takipteki kredilerin toplam kredilere oranı ise yüzde 0,46 düzeyinde seyretti. Bankanın ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 33 seviyesinde gerçekleşirken, net kârı bir önceki yıla göre yüzde 46 artışla 9 milyar TL’ye yükseldi. Güçlü uluslararası iş birliklerimizle, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına destek sağlıyoruz 2025 yılında uluslararası kalkınma ve finans kuruluşlarıyla güçlü iş birliklerini sürdüren Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, uzun vadeli ve uygun koşullu finansman kaynaklarıyla Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya devam etti. Dünya Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası, Çin Kalkınma Bankası, Asya Kalkınma Bankası ve İtalyan Kalkınma Bankası başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşla tesis edilen iş birlikleri, bankanın sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınma hedeflerini destekleyen önemli adımlar arasında yer aldı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Öztop, “Geçtiğimiz yıl boyunca uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz güçlü iş birlikleri sayesinde ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamayı sürdürdük. Mayıs ayında Dünya Bankası ile imzaladığımız 500 milyon ABD doları tutarındaki anlaşma ile deprem bölgesinde istihdamın artırılmasına yönelik önemli bir kaynak sağladık. Ağustos ve Eylül aylarında ise Asya Altyapı Yatırım Bankası ve Çin Kalkınma Bankası ile toplamda 400 milyon ABD doları tutarında yeni finansman anlaşmalarına imza atarak bölgesel kalkınmanın gelişiminde önemli rol üstlendik” dedi. Öztop, yılın son çeyreğinde bankanın imzaladığı yeni anlaşmalara da dikkat çekerek, “Asya Kalkınma Bankası ile yenilenebilir enerji ve imalat sanayi yatırımlarının finansmanına yönelik 325 milyon ABD doları eş değerinde, İtalyan Kalkınma Bankası ile ise deprem bölgesinde güneş enerjisi yatırımlarını desteklemek amacıyla 50 milyon Avro tutarında kredi anlaşmaları imzaladık. Bu kaynaklarla istihdamın güçlendirilmesi, yeşil dönüşümün hızlandırılması, dijital altyapının geliştirilmesi ve üretim kapasitesinin artırılması gibi ülkemiz için öncelikli alanlara katkı sunuyoruz” ifadelerini kullandı. Yatırım bankacılığı faaliyetleriyle reel ekonominin güçlenmesine katkı sunuyoruz Yatırım bankacılığı faaliyetleri kapsamında reel ekonomiye katma değer oluşturan projelerle destek sağladıklarını vurgulayan Öztop, “2025 yılında da kamu kurumları ve özel sektör şirketlerine birleşme ve satın alma danışmanlığı, sermaye piyasaları ve finansal danışmanlık hizmetleri sunularak ülkemizin yatırım ekosisteminin büyümesinde desteklerimizi sürdürdük. Bu çerçevede, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bünyesinde yürütülen enerji santralleri ve liman projelerinde finansal danışmanlık hizmetleri devam ederken, özel sektörde ise gıda, perakende, döngüsel ekonomi, teknoloji ve turizm gibi stratejik alanlarda münhasır finansal danışmanlık hizmetleri sunduk” dedi. Sermaye piyasaları alanında önde gelen kuruluşların halka arz ve sukuk ihraçlarını başarı ile gerçekleştirdiklerinin altını çizen Öztop, “Yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik sermaye piyasası finansmanının güçlendirilmesi kapsamında Kalyon PV’nin 3,3 milyar TL büyüklüğündeki halka arzı Bankamızın danışmanlığıyla tamamlandı. Bunun yanı sıra, TARFİN’in 800 milyon TL ve Vakıf Leasing’in 330 milyon TL tutarındaki kira sertifikası ihraçlarında, yapılandırmadan satış sürecinin tamamlanmasına kadar Bankamız tarafından sağlanan danışmanlık ve aracılık hizmetleriyle işlemler başarıyla gerçekleştirdik” değerlendirmesinde bulundu. Kalkınma odaklı yatırımlarla girişimcilik ekosistemini destekliyoruz Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın bünyesinde kurulan Türkiye Kalkınma Fonu (TKF), yenilikçi ve yüksek katma değerli yatırımları destekleme hedefi doğrultusunda 2025 yılında da girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıyı sürdürdü. Yıl sonunda 6,3 milyar TL yönetilen kaynak büyüklüğüne ve 210 yatırımcıya ulaşan TKF, doğrudan yatırımlar ve fon yatırımları aracılığıyla girişimcilik ekosisteminin farklı katmanlarında etkin bir rol üstlendi. Girişimcilik ekosistemine sağladıkları katkıları değerlendiren Öztop, “2025 yılı boyunca Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla girişimcilik ekosisteminin gelişimini destekleyen stratejik yatırımlar gerçekleştirdik. 2025 Aralık ayında kurduğumuz Fon Sepeti GSYF ile beraber fon sayımızın 10’a yükselttik. TKYB Üst Fonu aracılığıyla Mediterra Capital, Revo Capital, ACT Venture Partners, 212 ve e2vc olmak üzere beş fona toplam 22 milyon ABD doları taahhütte bulunduk. Yıl sonu itibarıyla; 21’i yeni, 5’i devam eden olmak üzere toplam 26 şirkete 20,7 milyon ABD doları tutarında doğrudan yatırım yaptık. Bunun yanı sıra, TÜBİTAK BiGG Fonu kapsamında 185 tohum öncesi girişime toplam 4,1 milyon ABD doları yatırım yaparak erken aşama girişimciliğin güçlenmesine katkı sağladık” ifadelerini kullandı. Türkiye Kalkınma Fonu’nun kuruluşundan bu yana girişimcilik ekosistemine sağladığı toplam kaynağın 88 milyon ABD doları seviyesine ulaştığını vurgulayan Öztop, “2026 yılında da gerçekleştireceğimiz yeni doğrudan ve fon yatırımlarıyla Türkiye girişimcilik ekosisteminin derinleşmesine, teknoloji yetkinliğinin artırılmasına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine uzun vadeli katkı sunmayı kararlılıkla sürdüreceğiz” şeklinde konuştu. Sürdürülebilir kalkınma tüm faaliyetlerimizin merkezinde konumlanıyor Bankanın 2025 yılı boyunca çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanlarında sergilediği performansına ilişkin açıklamalarında bulunan Öztop, “Sürdürülebilirlik temalı kredi portföyümüzün toplam portföyümüz içerisindeki payı yüzde 96 seviyesine ulaştı. Türkiye’deki yenilenebilir enerji projelerinin yüzde 7,3’ünün finansmanını üstlenerek 4,2 milyon ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. TSRS ile uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu ve GRI standartlarına uygun Entegre Raporu’muzu yayımlarken, Etki Prensipleri ile uyumlu dördüncü Etki Raporumuzu da kamuoyuyla paylaştık. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın; ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiğimiz ödüllerle teyit edilmesi, bu alandaki kararlılığımızın önemli bir göstergesidir. Önümüzdeki dönemde de ülkemizin iklim hedefleriyle uyumlu finansman çözümleri sunmaya, reel sektörün yeşil dönüşümü sürecini desteklemeye ve finans sektöründe iyi uygulamalara öncülük etmeye kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın Aktifleri  204 milyar TL’ye Ulaştı Haber

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın Aktifleri 204 milyar TL’ye Ulaştı

ürkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, 2025 yılına ilişkin finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) açıkladı. Banka, 2025 yıl sonu itibarıyla aktiflerini bir önceki yıl sonuna göre yüzde 32,6 artırarak 204 milyar TL’ye yükseltti. Kredi hacmi bir önceki yıl sonuna göre yüzde 30,5 artışla 124 milyar TL seviyesine ulaşırken, aktif kalitesinin önemli bir göstergesi olan brüt takipteki kredilerin toplam kredilere oranı ise yüzde 0,46 düzeyinde seyretti. Bankanın ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 33 seviyesinde gerçekleşirken, net kârı bir önceki yıla göre yüzde 46 artışla 9 milyar TL’ye yükseldi. Güçlü uluslararası iş birliklerimizle, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına destek sağlıyoruz 2025 yılında uluslararası kalkınma ve finans kuruluşlarıyla güçlü iş birliklerini sürdüren Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, uzun vadeli ve uygun koşullu finansman kaynaklarıyla Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya devam etti. Dünya Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası, Çin Kalkınma Bankası, Asya Kalkınma Bankası ve İtalyan Kalkınma Bankası başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşla tesis edilen iş birlikleri, bankanın sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınma hedeflerini destekleyen önemli adımlar arasında yer aldı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Öztop, “Geçtiğimiz yıl boyunca uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz güçlü iş birlikleri sayesinde ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamayı sürdürdük. Mayıs ayında Dünya Bankası ile imzaladığımız 500 milyon ABD doları tutarındaki anlaşma ile deprem bölgesinde istihdamın artırılmasına yönelik önemli bir kaynak sağladık. Ağustos ve Eylül aylarında ise Asya Altyapı Yatırım Bankası ve Çin Kalkınma Bankası ile toplamda 400 milyon ABD doları tutarında yeni finansman anlaşmalarına imza atarak bölgesel kalkınmanın gelişiminde önemli rol üstlendik” dedi. Öztop, yılın son çeyreğinde bankanın imzaladığı yeni anlaşmalara da dikkat çekerek, “Asya Kalkınma Bankası ile yenilenebilir enerji ve imalat sanayi yatırımlarının finansmanına yönelik 325 milyon ABD doları eş değerinde, İtalyan Kalkınma Bankası ile ise deprem bölgesinde güneş enerjisi yatırımlarını desteklemek amacıyla 50 milyon Avro tutarında kredi anlaşmaları imzaladık. Bu kaynaklarla istihdamın güçlendirilmesi, yeşil dönüşümün hızlandırılması, dijital altyapının geliştirilmesi ve üretim kapasitesinin artırılması gibi ülkemiz için öncelikli alanlara katkı sunuyoruz” ifadelerini kullandı. Yatırım bankacılığı faaliyetleriyle reel ekonominin güçlenmesine katkı sunuyoruz Yatırım bankacılığı faaliyetleri kapsamında reel ekonomiye katma değer oluşturan projelerle destek sağladıklarını vurgulayan Öztop, “2025 yılında da kamu kurumları ve özel sektör şirketlerine birleşme ve satın alma danışmanlığı, sermaye piyasaları ve finansal danışmanlık hizmetleri sunularak ülkemizin yatırım ekosisteminin büyümesinde desteklerimizi sürdürdük. Bu çerçevede, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bünyesinde yürütülen enerji santralleri ve liman projelerinde finansal danışmanlık hizmetleri devam ederken, özel sektörde ise gıda, perakende, döngüsel ekonomi, teknoloji ve turizm gibi stratejik alanlarda münhasır finansal danışmanlık hizmetleri sunduk” dedi. Sermaye piyasaları alanında önde gelen kuruluşların halka arz ve sukuk ihraçlarını başarı ile gerçekleştirdiklerinin altını çizen Öztop, “Yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik sermaye piyasası finansmanının güçlendirilmesi kapsamında Kalyon PV’nin 3,3 milyar TL büyüklüğündeki halka arzı Bankamızın danışmanlığıyla tamamlandı. Bunun yanı sıra, TARFİN’in 800 milyon TL ve Vakıf Leasing’in 330 milyon TL tutarındaki kira sertifikası ihraçlarında, yapılandırmadan satış sürecinin tamamlanmasına kadar Bankamız tarafından sağlanan danışmanlık ve aracılık hizmetleriyle işlemler başarıyla gerçekleştirdik” değerlendirmesinde bulundu. Kalkınma odaklı yatırımlarla girişimcilik ekosistemini destekliyoruz Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın bünyesinde kurulan Türkiye Kalkınma Fonu (TKF), yenilikçi ve yüksek katma değerli yatırımları destekleme hedefi doğrultusunda 2025 yılında da girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıyı sürdürdü. Yıl sonunda 6,3 milyar TL yönetilen kaynak büyüklüğüne ve 210 yatırımcıya ulaşan TKF, doğrudan yatırımlar ve fon yatırımları aracılığıyla girişimcilik ekosisteminin farklı katmanlarında etkin bir rol üstlendi. Girişimcilik ekosistemine sağladıkları katkıları değerlendiren Öztop, “2025 yılı boyunca Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla girişimcilik ekosisteminin gelişimini destekleyen stratejik yatırımlar gerçekleştirdik. 2025 Aralık ayında kurduğumuz Fon Sepeti GSYF ile beraber fon sayımızın 10’a yükselttik. TKYB Üst Fonu aracılığıyla Mediterra Capital, Revo Capital, ACT Venture Partners, 212 ve e2vc olmak üzere beş fona toplam 22 milyon ABD doları taahhütte bulunduk. Yıl sonu itibarıyla; 21’i yeni, 5’i devam eden olmak üzere toplam 26 şirkete 20,7 milyon ABD doları tutarında doğrudan yatırım yaptık. Bunun yanı sıra, TÜBİTAK BiGG Fonu kapsamında 185 tohum öncesi girişime toplam 4,1 milyon ABD doları yatırım yaparak erken aşama girişimciliğin güçlenmesine katkı sağladık” ifadelerini kullandı. Türkiye Kalkınma Fonu’nun kuruluşundan bu yana girişimcilik ekosistemine sağladığı toplam kaynağın 88 milyon ABD doları seviyesine ulaştığını vurgulayan Öztop, “2026 yılında da gerçekleştireceğimiz yeni doğrudan ve fon yatırımlarıyla Türkiye girişimcilik ekosisteminin derinleşmesine, teknoloji yetkinliğinin artırılmasına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine uzun vadeli katkı sunmayı kararlılıkla sürdüreceğiz” şeklinde konuştu. Sürdürülebilir kalkınma tüm faaliyetlerimizin merkezinde konumlanıyor Bankanın 2025 yılı boyunca çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanlarında sergilediği performansına ilişkin açıklamalarında bulunan Öztop, “Sürdürülebilirlik temalı kredi portföyümüzün toplam portföyümüz içerisindeki payı yüzde 96 seviyesine ulaştı. Türkiye’deki yenilenebilir enerji projelerinin yüzde 7,3’ünün finansmanını üstlenerek 4,2 milyon ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. TSRS ile uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu ve GRI standartlarına uygun Entegre Raporu’muzu yayımlarken, Etki Prensipleri ile uyumlu dördüncü Etki Raporumuzu da kamuoyuyla paylaştık. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın; ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiğimiz ödüllerle teyit edilmesi, bu alandaki kararlılığımızın önemli bir göstergesidir. Önümüzdeki dönemde de ülkemizin iklim hedefleriyle uyumlu finansman çözümleri sunmaya, reel sektörün yeşil dönüşümü sürecini desteklemeye ve finans sektöründe iyi uygulamalara öncülük etmeye kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB'den Kalkınma Odağında Yaklaşık 2 Milyar ABD Doları Uzun Vadeli Kredi Haber

TSKB'den Kalkınma Odağında Yaklaşık 2 Milyar ABD Doları Uzun Vadeli Kredi

Aynı dönemde, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması için sağladığı uzun vadeli nakdi finansman desteği yaklaşık 2 milyar ABD dolarına ulaşan banka, kurdan arındırılmış bazda %11,2 büyüme sağlayarak kredi portföyü büyüklüğünü 235,9 milyar TL’ye çıkardı. TSKB bu dönemde, %29,3 oranında özkaynak kârlılığı elde etti. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “Bankamızın 75. yaşını kutladığımız 2025 yılını, ülkemizin çok yönlü kalkınma hedefleri ve sürdürülebilirlik vizyonumuz doğrultusunda belirlediğimiz hedeflerle uyumlu, sektörümüzden ayrışan güçlü bir performansla tamamlamayı başardık. 2026 yılında da ülkemizin etki odaklı kalkınması için değer yaratma stratejimizi sürdüreceğiz” dedi. Türkiye’nin ilk özel sermayeli kalkınma ve yatırım bankası TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası), 2025 yılına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Konsolide olmayan finansal tablolara göre yıl genelinde Türkiye ekonomisine sağladığı uzun vadeli nakdi finansman desteği yaklaşık 2 milyar ABD doları seviyesine ulaşan TSKB’nin toplam aktif büyüklüğü 326,7 milyar TL olarak gerçekleşti. Kurdan arındırılmış bazda %11,2 oranında büyüyen TSKB’nin kredi portföyü 235,9 milyar TL seviyesine ulaştı. SKA bağlantılı kredilerin toplam krediler içindeki oranı %92 olarak gerçekleşirken, bu kredilerin yaklaşık %60’ı ise iklim ve çevre odaklı kredilerden oluştu. Kümüle net dönem kârı 11,4 milyar TL’ye ulaşan Banka, sürdürülebilir kârlılık performansıyla hali hazırda yasal yükümlülüklerin oldukça üzerinde olan sermaye yeterlilik oranlarını güçlü bir şekilde desteklemeyi sürdürdü. TSKB, 2025 yıl sonu itibarıyla %29,3 özkaynak kârlılığı ve %25,7 sermaye yeterlilik oranı elde etti. 1,8 milyar ABD doları ile 2025 yılında rekor seviyede kaynak sağlandı TSKB, 2025 yılı boyunca kaynak sağlama faaliyetleriyle toplamda 1,8 milyar ABD doları uluslararası finansman temin ederek güçlü likiditesini ve çeşitlendirilmiş kaynak yapısını destekledi. İlk dokuz ayda kalkınma finansmanı kurumları ile dört kredi anlaşmasına imza atan Banka, yılın son çeyreğinde Dünya Bankası Grubu üyesi Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) kısmi garantisi ve T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın karşı-garantisiyle toplam 300 milyon Euro tutarında kredi anlaşması imzaladı. Söz konusu kaynak ile Türkiye genelinde iklim direncinin gelişmesine yenilikçi bir şekilde katkıda bulunarak, firmaların iklim risklerine karşı daha dirençli ve rekabetçi bir yapıya kavuşmalarına yardımcı olarak Türkiye’nin genel uyum kapasitesini güçlendirecek uygulamaların desteklenmesi amaçlanıyor. Banka yılın son çeyreğinde ise KfW Kalkınma Bankası ile 250 milyon Euro tutarında iklim finansmanı anlaşması imzaladı. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde sağlanan iki kurum arasında uzun yıllara dayanan iş birliğini daha da güçlendiren bu kaynakla yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, iklim değişikliğine uyum, döngüsel ekonomi ve çevresel ürünler başta olmak üzere iklim temalı yatırımların finansmanı hedefleniyor. “Son üç yıldır kurdan arındırılmış bazda ortalama yaklaşık %10 seviyesinde kredi büyümesi elde eden Bankamız, 2026’da da sürdürülebilir kalkınma stratejisi yönünde kararlı adımlar atmaya devam edecek” TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, 2025 yıl sonu sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “2025 yılını, ülkemizin etki odaklı kalkınması için değer yaratmak üzere belirlediğimiz hedeflerle uyumlu, iştiraklerimizle sinerji içinde ve sektörümüzden ayrışan güçlü bir performansla tamamlamayı başardık. Yıl boyunca 2 milyar ABD dolarına yakın sağladığımız uzun vadeli kredilerle ülkemizin ekonomik, çevresel, sosyal ve kültürel dönüşümünü önceliklendiren, kalıcı değer yaratan projelere odaklandık. 2030’a kadar iklim ve çevre odaklı SKA bağlantılı 4 milyar ABD doları tutarında finansman hedefimizin %43’ünü gerçekleştirdik. Aynı zamanda depremden etkilenen bölgelerdeki firmaların desteklenmesi ve kapsayıcılık temalarıyla sosyal etki finansmanına da devam ettik. Son üç yıldır kurdan arındırılmış bazda ortalama yaklaşık %10 seviyesinde kredi büyümesi elde eden Bankamız, 2026’da da sürdürülebilir kalkınma stratejisi yönünde kararlı adımlar atmaya devam edecek. 2024 yılında hayata geçirdiğimiz, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası’ndan temin edilen kaynakla kurulan, Türkiye’de ve dünyada ilk olan, ana yatırımcısı olduğumuz, emisyon salımı azaltım ve kapsayıcı dönüşüm odaklı girişim sermayesi Türkiye Yeşil Fonu’nun ilk yatırımını 2025 yılında gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşadık. 2026 yılında yeni yatırımlara imza atmak üzere azimli bir şekilde proje değerlendirmelerine devam ediyoruz. Ayrıca, danışmanlık ve yatırım bankacılığı hizmetimizle de müşterilerimizin dönüşüm yolculuklarına eşlik etmeyi, paydaşlarımıza yenilikçi çözümler sunmayı ve ülkemizin sürdürülebilir geleceği için çok yönlü değer yaratmayı sürdüreceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Soma, Dev Yatırım İçin Gün Sayıyor Haber

Soma, Dev Yatırım İçin Gün Sayıyor

Dünya Bankası ve İller Bankası iş birliğiyle yürütülen ‘İklim ve Afete Dayanıklı Şehirler Projesi’ kapsamında 20 milyon euroluk dev bir altyapı hamlesi başlatan Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, Soma Cenkyeri İçme Suyu ve Kanalizasyon Hattı Şebekesi Projesi’nin hazırlıklarını tamamladı. Gerçekleştirilen halk toplantısı ile vatandaşlar proje hakkında bilgilendirildi, görüş ve önerileri alındı. Toplantıya Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, MASKİ Genel Müdür Yardımcısı Bircan Kaynak, Projeler Daire Başkanı Hami Berk Yakıcı, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Kredi Onayının Ardından İlk Kepçe Vurulacak Cenkyeri’nin su güvenliğini ve altyapı dayanıklılığını güçlendirecek yatırım için kredi kullanım onayıyla birlikte, 2026 yılında ilk kepçenin vurulması hedefleniyor. Bu önemli yatırımla birlikte Cenkyeri artık altyapı sorunlarını çözüme kavuşturmuş, modernleşen yüzüyle vatandaşlara hizmet verecek. Sağlıklı Su ve Kanalizasyon Sistemi Kazandırılacak Proje hakkında bilgi veren MASKİ Genel Müdür Yardımcısı Bircan Kaynak, “İklim ve Afete Dayanıklı Şehirler Projesi kapsamında belirlenen 3 yerimiz var. Bunlardan bir tanesi Manisa Merkez Ana İsale Hattı, ikincisi Hacırahmanlı İçme Suyu ve Kanalizasyon Hattı Şebekesi, üçüncüsü ise Cenkyeri İçme Suyu ve Kanalizasyon Hattı Şebekesi Projesi. Bu projeler için 20 milyon euroluk bir kredi ayrıldı. Projeyle ilgili bilgilendirme toplantısını Soma Cenkyeri’nde gerçekleştirdik. Toplantıya vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. Projeyle ilgili gerekli bilgileri verdik. Vatandaşlarımıza sağlıklı su ve sağlıklı bir kanalizasyon sistemi kazandıracağız. Kanalizasyon suları da Soma Atıksu Arıtma Tesisi’ne yönlendirilecek. 20’şer kilometrelik hat döşemeyi planlıyoruz. 2026 Ocak ayı içinde Dünya Bankası tarafından kredi onayı verilmiş olacaktır ve sözleşme aşamasına gelinecek. Sözleşmenin ardından inşaat ve müşavir firma ihaleleri gerçekleşecek. 2026 yılında inşallah inşaat çalışmalarına başlamış olacağız” dedi. “Sorunları Teker Teker Çözüyoruz” Cenkyeri’nin geçmişten bu yana altyapı sorunları yaşayan bir mahalle olduğunu söyleyen Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, nihayet bu sorunların çözümü noktasında önemli bir aşamaya gelindiğini, vatandaşların artık rahat bir nefes alacağını söyledi. Başkan Okur, "Musluklardan çamurlu su geliyordu. Konuyu geçtiğimiz yıllarda yetkililere iletmiştik. Vatandaşların yaptıkları eylemlere ve toplantılara katılmıştık. Bugün nihayet bu sorunların çözümü noktasında önemli bir aşamaya geldik. İnşallah hızlı bir şekilde ihale aşaması tamamlanır, 2026 yılı içinde de bu projeye başlamayı hedefliyoruz. Projenin tamamlanmasıyla birlikte uzunca bir süre altyapı ve içme suyu problemi olmayacak. Vatandaşlarımıza rahat bir nefes aldırmış olacağız. Konuya duyarlılığı için ve sorunu görmezden gelmeyerek bizlere yardım elini uzatan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya teşekkür ediyorum. Sorunları teker teker çözmeye devam edeceğiz” diye konuştu. “Ciddi Sorunlarımız Vardı” Uzun yıllardır ciddi sıkıntılar çektiklerini ifade eden Cenkyeri Mahalle Muhtarı Mükerrem Kaya, “İçme suyu ve kanalizasyon şebekesi çok eski. Cenkyeri’nin belde belediyesi olmadan önce köy olduğu zamanda yapılmış. Şebekeden akan sular kirli ve içilemiyor. Kanalizasyon sorunları var. Vatandaş, ‘Muhtarım yıl olmuş 2025, millet uzaya gidiyor, biz hala foseptik çukuruyla uğraşıyoruz. Kanalizasyonumuz yok’ diyor. Böyle ciddi sorunlarımız var. Mahallemiz büyük ve gelişmekte olan bir mahalle. Bu proje vatandaşlarımızı heyecanlandırıyor. 2014’ten beri beklediğimiz bir proje. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu ve Soma Belediye Başkanımız Sercan Okur’un katkılarıyla bu projenin gerçekleştiriliyor olmasının mutluluğunu yaşıyoruz. İnşallah Cenkyeri’mize hayırlı, uğurlu olur” ifadelerini kullandı. Dev Projede Manisa Merkez ve Saruhanlı da Var İklim ve Afete Dayanıklı Şehirler Projesi kapsamında il merkezine yeni içme suyu isale hattı ve terfi hattı ile depoların kazandırılması planlanıyor. Saruhanlı ilçesi Hacırahmanlı Mahallesi’nde yeni içme suyu ve kanalizasyon hattı inşa edilmesi planlanıyor. Hacırahmanlı Mahallesi’nin ilk kez kanalizasyon altyapısına kavuşturacak bu projeyle birlikte bölgenin yaşam kalitesi ve çevre sağlığı önemli artmış olacak.

Vakıfbank, Asya Altyapı Yatırım Bankası’ndan 300 Milyon Dolarlık Fonlama Sağladı Haber

Vakıfbank, Asya Altyapı Yatırım Bankası’ndan 300 Milyon Dolarlık Fonlama Sağladı

Uluslararası fonlama işlemlerinde sektör öncüsü konumunda olan VakıfBank, 10 yıl vadeli 300 milyon dolar tutarındaki kredi ile sağladığı bu kaynağı, depremden etkilenen bölgelerde konut ve sosyal altyapının yeniden inşasına ve KOBİ’lerin finansmanına yönlendirerek ülke ekonomisine katma değer sağlamayı hedefliyor. Uluslararası sermaye piyasalarında Türkiye’nin lider bankası VakıfBank, çeşitlendirilmiş fonlama stratejisi kapsamında ilklere imza atmaya ve ülkemize yurt dışından uygun maliyetli kaynak getirmeye devam ediyor. Türk bankacılık sektöründe çok uluslu kalkınma kuruluşlarıyla imzalanan en yüksek tutarlı kredi olma özelliği taşıyan ve 1,5 milyar Euro tutarındaki işlemin Dünya Bankası İcra Kurulu’nda onaylanmasının ardından, VakıfBank şimdi de Asya Altyapı Yatırım Bankası ile ilk iş birliğini hayata geçiriyor. İmzalanan kredi anlaşması ile 10 yıl vadeli 300 milyon dolar tutarındaki kaynak depremden etkilenen bölgelerde konut ve sosyal altyapının inşası ile KOBİ’lerin ihtiyaçlarına yönlendirilerek bu alanlardaki finansman ihtiyacına uluslararası bir çözüm getiriyor. Asya Altyapı Yatırım Bankası ile gerçekleştirilen ilk fonlama işlemi Tarihi işlemle ilgili değerlendirmelerde bulunan VakıfBank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih, milli ekonominin hedefleri doğrultusunda üstlendikleri sorumluluğu yerine getirmek için adanmış bir şekilde faaliyet gösterdiklerine vurgu yaparak “Uluslararası fonların ülkemize kazandırılması için bütün enstrümanları etkin şekilde kullanıyoruz. VakıfBank ile Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) arasında gerçekleştirilen bu ilk fonlama işlemi, çok uluslu kalkınma kuruluşlarıyla iş birliklerimizi coğrafi olarak çeşitlendirdiğimiz ve derinleştirdiğimiz önemli bir adım niteliği taşıyor” dedi. Bu işlemin Türkiye ekonomisine duyulan güvenin yanı sıra VakıfBank’ın çok uluslu kalkınma kuruluşları nezdindeki güçlü konumunun açık bir göstergesi olduğunu belirten Üstünsalih, sözlerine şöyle devam etti: “2025 yılının başından itibaren yurt dışı fonlama stratejimizde, çok uluslu kalkınma bankalarıyla ilişkilerimizi derinleştirmeyi ve yeni iş birlikleri geliştirmeyi önceliklendirdik. Mayıs ayında Çin Kalkınma Bankası ile gerçekleştirdiğimiz 4 milyar RMB (Yuan) tutarındaki kredi anlaşmasıyla, uzun bir aradan sonra iş birliği içerisinde bulunduğu tek Türk bankası olduk. Ardından Dünya Bankası Grubu üyesi Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) İcra Kurulu, 1,5 milyar Euro tutarında ve 10 yıl vadeli krediyi onayladı. Böylelikle Türk bankacılık sektöründe çok uluslu kalkınma kuruluşlarıyla gerçekleştirilen en yüksek tutarlı işlemi hayata geçiriyoruz.” Krediyi deprem bölgesine ve KOBİ’lerin gelişimine aktaracağız Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ile gerçekleştirdiğimiz 300 milyon dolar tutarındaki bu yeni iş birliğiyle birlikte, çok uluslu kalkınma kuruluşlarından toplamda 3 milyar dolara yakın yeni kaynak temin ettiklerini belirten Üstünsalih, “Asya Altyapı Yatırım Bankası’ndan sağladığımız söz konusu fonlama ile bir yandan depremden etkilenen bölgelerde konut ve sosyal altyapının yeniden inşasına katkı sağlayacak projeleri, diğer yandan da KOBİ’lerin yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi gibi iklim dostu yatırımlarını desteklemeyi hedefliyoruz. Yurt dışından sağladığımız uygun maliyetli ve uzun vadeli kaynakları reel sektöre yönlendirirken, ilave döviz geliri üretme potansiyeli sunan verimlilik odaklı yatırım kredilerine öncelik vererek Türkiye ekonomisine katma değer sağlamaya devam edeceğiz” dedi.

“ASO, hayata geçirdiği projelerle, Ankara'nın marka değerini artırıyor” Haber

“ASO, hayata geçirdiği projelerle, Ankara'nın marka değerini artırıyor”

Ankara'nın savunma sanayisinden sağlık teknolojisine iş ve inşaat makinelerinden yüksek teknoloji üretimine kadar her alanda adından söz ettiren, dünyanın her köşesine ve 190'dan fazla ülkeye sanayi ürünleri ihraç eden bir şehir olduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu, ASO'nun buradaki emeklerine dikkati çekti. Otellerdeki "yıldız" sistemi gibi dünyada odalar için de benzer bir standart olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu "Çok şükür bugün Türkiye'de neredeyse 367 odadan 290 tanesi bu akrediteye ve 5 yıldızlı konuma geldi." diye konuştu. Hisarcıklıoğlu, uluslararası akredite kuruluşlarınca odaların denetlendiğini belirterek, "Bu denetlemenin sonucunda, Ankara Sanayi Odamız tam 5 yıldızlı hizmet verdiğinin somut göstergesini teyit etmiş oldu." ifadesini kullandı. ASO'nun her yıl geliştirdiği, artırdığı faaliyetleriyle kurumsal kapasitesiyle iş insanlarının temsil mekanizması olma sorumluluğunu yerine getirdiğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, "ASO, hayata geçirdiği projelerle, çalışmalarla Ankara'nın marka değerini artırıyor ve şehrimizi geleceğe taşıyor. Hem bir sanayici hem de TOBB başkanı olarak ASO'nun köklü geçmişiyle icraatlarıyla iftihar ediyorum." değerlendirmelerinde bulundu. -Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise konuşmasında, "Yeniden ana eğilimine, düşüş eğilimine girmiş durumda enflasyon. Bu ayın enflasyonunun da iyi bir noktada geleceğini öncü göstergelerden tahmin edebiliyoruz." dedi. Yılmaz, dünya ekonomisinin büyümesinin tarihsel ortalamalarının altında seyrettiğini, dünya ticaretinin bunun da altında büyüdüğünü, savaşların yanı sıra ticaret savaşlarının da yaşandığını söyledi. ABD, Çin ve Avrupa Birliği gibi büyük ekonomik aktörlerin politikalarının ciddi şekilde yakından takip edilmesi ve Türkiye'nin buna göre stratejik olarak konumlandırılması gerektiğine işaret eden Yılmaz, "Dünyanın bu hali içinde Türkiye ekonomisi son 22-23 yılda dünyadan çok daha hızlı bir şekilde büyüdü. Dünya ortalama yüzde 3,5 büyürken, bizim ekonomimiz yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüme kaydetti. Dünyadan 1,9 puan her yıl daha fazla büyüdük. Bu önemli bir başarı." ifadelerini kullandı. Yılmaz, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,3 büyümesini beklediklerini dile getirerek, şunları kaydetti: "Bu yıl ekonomimiz 1,5 trilyon dolar seviyesini aşmış olacak. Bundan 22-23 yıl önce 238 milyar dolarlık bir ekonomimiz vardı. Bu sene inşallah 1,5 trilyon doları aşan bir ekonomik büyüklüğü görmüş olacağız. Geçen yıl itibarıyla nominal dolar bazında dünyanın 17. büyük ekonomisiyiz. Satın alma gücüne göre 12. büyük ekonomisiyiz. Bu yıl IMF'nin dünyadaki ülkelerle ilgili tahminlerinin gerçekleşmesi halinde Türkiye nominal dolar bazında dünyanın 16. büyük ekonomisi olacak. Satın alma gücü paritesiyle ise 11. büyük ekonomi olacağız, IMF'nin tahminlerinin gerçekleşmesi halinde. Diğer taraftan Dünya Bankasının sınıflandırması var. Ülkeleri dört gruba ayırıyorlar, düşük gelirli ülkeler, alt orta gelirli ülkeler, üst orta gelirli ülkeler ve yüksek gelirli ülkeler şeklinde. 'Son çeyrek asırda Türkiye neyi başardı?' diye soracak olursanız, Türkiye alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi ve burada kalıcı hale geldi. Şimdi ise bu yıl özellikle tam bu kritik eşikteyiz. Bu yılki gerçekleşmeler ışığında Türkiye, tarihinde ilk defa yüksek gelirli ülkelerden biri haline gelecek Dünya Bankası hesaplamalarına göre. İlk defa yüksek gelirli ülkeler ligine alt basamaktan da olsa bir adım atmış olacak. Ama bu daha zorlu bir dönem. Burada kalıcı olmak önemli olan ve ilerlemek. Bu da rakamsal dönüşümlerin ötesinde niteliksel bir değişimi gerektiriyor. Sadece rakamları büyüterek bu ligde kalamazsınız. Kurumlarınızı dönüştürmeniz lazım. Reformlar yapmanız lazım. Sadece devlet olarak değil, firmalar, kamu, sivil toplum bütün unsurlarıyla, ülkemizin bir dönüşüm sürecinden geçmesi gerekiyor." - "İhracatımızın yüzde 90'ından fazlası sanayi ürünlerinden oluşuyor" ASO Başkanı Ardıç ise Ankara'nın OSTİM, Sincan, Temelli bölgesi, İvedik, Kahramankazan, Akyurt ve Siteler başta olmak üzere, savunma ve havacılık sanayisini de kapsayan geniş üretim ekosistemiyle, ülkenin bilgi ve teknoloji üretiminin üssü olduğuna işaret etti. Sanayi ekosisteminin etkin işlerliği ve istikrarlı gelişimi için 40 meslek grubunda 10 bini aşan üye firmasıyla ASO'nun, Türkiye'nin büyüme ve kalkınma sürecine en fazla katkıyı sağlamayı vizyon edindiğini belirten Ardıç, "Onun için bu akşamı sadece bir ödül takdim töreni olarak değil, Ankara'nın ve ülkemizin rekabetçilik, yenilikçilik ve kapsayıcılık ekseninde daha müreffeh bir geleceğe ilerleyişinin güçlü beyanı olarak görüyoruz." dedi. Ardıç, Ankara'nın bugün, savunma sanayisinden yazılıma, medikalden makineye, kimyadan elektroniğe uzanan geniş üretim zinciriyle ülkenin ihracat ve istihdamında en stratejik merkezlerden biri haline geldiğine dikkati çekerek, "Şehrimiz sadece bir başkent değil, aynı zamanda üretimin, teknolojinin ve ihracatın merkezi olma iddiasını her geçen gün daha yüksek sesle dile getiriyor." dedi. ASO 62. Kuruluş Yılı Ödül Organizasyonu kapsamında, ihracat, istihdam, karlılık, AR-GE ve yenilik, ikiz dönüşüm olmak üzere 5 kategoride 28 sanayi firması ödüllendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.