Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dünya Bankası

Kapsül Haber Ajansı - Dünya Bankası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dünya Bankası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yumaklı: 2026’da 5 Organize Tarım Bölgesini Daha Üretime Kazandıracağız Haber

Yumaklı: 2026’da 5 Organize Tarım Bölgesini Daha Üretime Kazandıracağız

Bakan Yumaklı programda yaptığı konuşmada, ​​Türkiye'nin hem gıda arz güvenliği hem de gıda ürünleri ihracatı açısından dünyada saygın bir konuma geldiğini söyledi. ​Bakan Yumaklı, tarımın stratejik bir sektör olduğunun bütün ülkeler tarafından ifade edildiğini hatta milli güvenlik meselesi olarak tanımlanmasının da doğru olacağını belirtti. Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı tarımsal altyapının geliştirilmesi noktasında birçok yatırım yapıldığını, "Bugün geldiğimiz noktada hem gıda arz güvenliği hem de gıda ürünleri ihracatı açısından ülkemiz, bütün dünyada saygın bir konuma gelmiş durumda. Birkaç gün önce Dünya Bankası tarafından açıklanan 2025 yılı sonuçlarına göre ülkemiz, 83,2 milyar dolar tarımsal hasılayla Avrupa'da 1'inci, dünyada 7'nci sırada yerini almış durumda. Bunların hepsi Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğindeki yatırımların sonucu." diye konuştu. BU YIL 5 ORGANİZE TARIM BÖLGESİ DAHA ÜRETİME KAZANDIRILACAK Bakan Yumaklı, organize tarım bölgelerini iklim değişikliği başta olmak üzere üretim yapılan alanların tüketim yerlerine yakınlığı ve doğal kaynaklar gibi birçok konuyu dikkate alarak stratejik alanlar olarak belirlediklerini vurguladı. "42 ilde 61 organize tarım bölgesi gerçekleştiriyoruz." diyen Yumaklı, şöyle devam etti: "Bunlardan 46'sında tüzel kişilik gerçekleşti. 20'sinin altyapı yatırımları tamamlandı, 15'inde de üretime başlandı. Şu ana kadar üretime başlanan yerlerde 10 bin istihdam gerçekleşti. 60 bin ton üretim gerçekleşti ve 160 bin büyükbaş hayvan üretimi ki organize tarım bölgelerinin bazıları hayvansal üretimi yapacak şekilde dizayn edildi. Toplam itibarıyla bir hesap yapacak olursak ekonomiye katkıları yıllık 20 milyar liraya ulaştı. 2026 yılında 5 organize tarım bölgesini daha üretime kazandırmış olacağız inşallah." Yatırım aşamasındaki organize tarım bölgelerinin de bulunduğuna dikkati çeken Bakan Yumaklı, "Özellikle altyapı inşaatları için güncel fiyatlarla 10 milyar liralık bir bütçeyi de ayırmış durumdayız. Şu anda harcamaya devam ediyoruz. Peki 46 organize tarım bölgesi yani tüzel kişilik kazananlar, üretime geçtiğinde ne olacak? Yaklaşık 1,1 milyon tonluk bir bitkisel karşılığı üretim yapmış olacaklar. 600 bin büyükbaş hayvanın üretimi buralarda gerçekleşecek ve 1 milyar dolarlık bir ihracatı inşallah yakalamış olacağız bunlarla." dedi. Banaz Jeotermal Sera Organize Tarım Bölgesi'nin 12 milyar liralık yatırımla hayata geçirileceğini söyleyen Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, 1300 dekarlık sera alanı ve 400 dekarlık tarımsal sanayi alanı olmak üzere toplamda yaklaşık 1700 dekarlık alanı bu iş için ayırdıklarını anlattı. Yumaklı, yatırımın yapıldığı alanda 70 derece sıcaklığında su çıktığını, bu sayede 12 ay üretim gerçekleştirileceğini dile getirerek, "Yaklaşık 65 bin ton domates karşılığı üretim yapılacak. Ekonomiye faaliyete geçtikten sonraki katkısı, yıllık yaklaşık 5 milyar lira olacak. 2 bin 500 kişilik bir istihdamı öngörüyoruz burada. Bunların da yüzde 75'ini kadın olarak öngörüyoruz. Dolayısıyla hem bulunduğu bölge hem de bizim tarımsal üretimde gençlerin ve kadınların yer alması açısından son derece önemli bir sonuç getirecek bize." ifadelerini kullandı. Bakan Yumaklı, Manisa Salihli Jeotermal Organize Tarım Bölgesi'nin de tüzel kişilik kazanan bölgelerden olduğunu sözlerine ekledi.​ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Offshore’da Yeni Dönem Türkiye İlk 1.000 Mw İçin Yatırım Çerçevesini Çizdi Haber

 Offshore’da Yeni Dönem Türkiye İlk 1.000 Mw İçin Yatırım Çerçevesini Çizdi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından görüşe açılan YEKA DÜRES-2026 Şartname Taslağı, Türkiye’de deniz üstü rüzgâr enerjisi yatırımlarının çerçevesini ilk kez bu ölçekte somutlaştırdı. Toplam 1.000 MW kapasiteli deniz üstü rüzgâr santraline ilişkin bağlantı kapasitesi tahsisini ve ilgili YEKA kullanım hakkını düzenleyen taslak, yalnızca yeni bir ihale sürecini değil; Türkiye’nin offshore rüzgârda nasıl bir yatırım modeli kurmak istediğini de ortaya koyuyor. ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, taslağın Türkiye açısından önemli bir başlangıç olduğunu ancak offshore’da asıl belirleyici unsurun, açıklanan modelin yatırımcı açısından sürdürülebilir ve uygulanabilir hale gelmesi olacağını söyledi. TÜRKİYE’NİN DENİZÜSTÜ POTANSİYELİ, BİRÇOK AVRUPA ÜLKESİNİN ÜZERİNDE Dünya Bankası’nın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile birlikte yürüttüğü “Offshore Wind Roadmap for Türkiye” çalışmasına göre, Türkiye’nin karasularındaki teknik denizüstü rüzgâr potansiyeli yaklaşık 75 GW seviyesinde bulunuyor. Bu potansiyelin büyük bölümü başta Ege ve Marmara olmak üzere belirlenen ana bölgelerde yoğunlaşıyor. Aynı yol haritası, Türkiye’nin 2035’e kadar yaklaşık 5 GW denizüstü rüzgâr kapasitesine ulaşabileceği bir gelişim senaryosu öngörüyor. Türkiye’nin denizüstü rüzgâr potansiyelinin birçok Avrupa ülkesinin üzerinde olduğunu vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, “Yaklaşık 75 GW’lık teknik potansiyel, Türkiye açısından offshore’un bir ‘olur mu’ sorusu değil, bir zamanlama ve model sorusu olduğunu gösteriyor. 1.000 MW’lık ilk yarışma, bu potansiyelin yalnızca küçük bir bölümüne karşılık geliyor; ancak doğru kurgulandığında arkasından gelecek çok daha büyük kapasitenin de yolunu açacak bir pilot işlevi görüyor. Kara rüzgârında Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden biri olan Türkiye’nin sanayi birikimi, gemi inşa geleneği ve liman altyapısı, bu potansiyeli yalnızca bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda bir tedarik zinciri ve ihracat fırsatı olarak değerlendirme imkânı sunuyor” dedi. TASLAK, GELİŞTİRME RİSKİNİ KISMEN TANIMLIYOR Taslağa göre yarışmayı kazanan yatırımcının, sözleşme imzasından itibaren en geç 1 yıl içinde ölçümlere başlaması ve en az 12 aylık meteorolojik/oşinografik ölçüm yapması gerekiyor. Ölçümler sonucunda kapasite faktörünün yüzde 40’ın altında çıkması halinde ise yatırımcı, gerekçe raporu sunarak sözleşmenin feshini talep edebiliyor. Benzer şekilde deniz tabanı araştırmaları sonrasında kapasitenin yüzde 50’sine kadar tadil edilmesi veya sözleşmeden çekilme imkânı da tanımlanıyor. Bu hakların ilk 4 yıl içinde kullanılabilmesi öngörülüyor. Şartname taslağında yatırımcı açısından en dikkat çekici başlıklardan birinin, ölçüm ve fizibilite sonuçlarına bağlı olarak tanımlanan çıkış mekanizmaları olduğunu belirten Arıcı: “YEKA DÜRES-2026 taslağı bu anlamda önemli; çünkü ilk kez offshore tarafında yalnızca potansiyel değil, ihalenin ekonomik, teknik ve operasyonel çerçevesi de tarif ediliyor. Ancak offshore gibi sermaye yoğun ve geliştirme süresi uzun bir alanda asıl mesele ihaleyi açmak değil; yatırımcının riskini doğru tarif eden, finansmanı mümkün kılan ve sahada uygulanabilir bir model kurabilmek. Bu yaklaşım önemli çünkü offshore projeler masa başında değil, sahada netleşen çok sayıda teknik veriye bağlı. Rüzgâr rejimi, deniz tabanı, temel tasarımı, kablo güzergâhı, liman lojistiği gibi değişkenler yatırımın nihai fizibilitesini ciddi biçimde etkiliyor. Taslağın bu belirsizlikleri yok saymak yerine belli ölçüde tanımlaması, yatırımcı açısından olumlu bir sinyal” diye konuştu. YERLİLİK YAKLAŞIMI DEĞERLİ, ANCAK OFFSHORE’UN GERÇEK MALİYET YAPISIYLA BİRLİKTE ELE ALINMALI Taslakta yer alan asgari yüzde 25 yerlilik zorunluluğunun ve bu oranın altında kalınması halinde eksik her yüzde 1’lik dilim için 5 milyon ABD doları ceza öngörülmesinin, Bakanlığın offshore’u yalnızca bir elektrik üretim yatırımı olarak değil, aynı zamanda sanayi politikası aracı olarak da kurguladığını gösterdiğini belirten Arıcı, “Türkiye’nin rüzgâr sanayisinde ciddi bir birikimi var; ancak offshore, karasal rüzgârdan çok daha farklı bir tedarik zinciri gerektiriyor. Burada yalnızca türbin ekipmanı değil; deniz üstü temel yapıları, denizaltı kablolama, liman altyapısı, kurulum ekipmanları, servis yapısı ve uzman insan kaynağı da devreye giriyor. Dolayısıyla yerlilik hedefi değerli olmakla birlikte, bu hedefin sektörün bugünkü kapasitesi ve offshore’un gerçek maliyet yapısı ile uyumlu bir geçiş planı içinde değerlendirilmesi kritik” dedi. Taslak yerlilikte yalnızca yaptırım değil, teşvik de tanımlıyor. Asgari %25 yerlilik oranının sağlanması kaydıyla, Ek-1’de listelenen aksamın Yerli Malı Belgeli kullanılması durumunda Nihai Alım Fiyatının uygulanmaya başladığı ilk 5 yıl boyunca fiyata ek bedel ekleniyor: jeneratör ve dişli kutusu/doğrudan tahrikli jeneratör için 0,60; kanat için 0,30; temel yapısı ve denizaltı kablolar için 0,20’şer; kule için 0,10 ABD Doları-cent/kWh. En yüksek katsayının jeneratör ve kanatta belirlenmesi, Bakanlığın yerlileştirmede hangi tedarik kalemlerini önceliklendirdiğini de ortaya koyuyor. FİYAT MEKANİZMASI YATIRIMCI İŞTAHI KADAR FİNANSMAN TARAFI İÇİN DE BELİRLEYİCİ OLACAK YEKA DÜRES-2026 taslağında yarışma için 11,00 ABD Doları-cent/kWh tavan fiyat ve 7,00 ABD Doları-cent/kWh taban fiyat belirlendiğini hatırlatan Arıcı, kapalı zarf tekliflerin ardından en düşük teklif sahipleri arasında açık eksiltme yapılacak olmasının, fiyat rekabetini artıracağını ancak offshore projelerde yalnızca yarışma fiyatına odaklanmanın eksik kalacağını ifade etti. Arıcı, “Taslağa göre ilk kabulün sözleşme imza tarihinden itibaren ilk 7 yıl içinde yapılması halinde, bu ilk 7 yıl boyunca üretilen elektrik için 12,00 ABD Doları-cent/kWh fiyat uygulanacak. İlk kabul sonrası dördüncü yılın bitiminden itibaren ise kapasite faktörü performansına bağlı nihai alım fiyatı devreye girecek. Erken devreye alma için getirilen 12 cent’lik mekanizma önemli bir teşvik unsuru. Ancak offshore projelerde finansman kuruluşlarının bakacağı başlık yalnızca ilk fiyat değil; izin süreçleri, inşaat takvimi, tedarik güvenliği, deniz operasyonlarının yönetimi ve sözleşme çerçevesinin öngörülebilirliği olacak. Dolayısıyla bu modelin gerçek gücü, sadece ihale günündeki rekabetten değil, finansman tarafında ne kadar bankable bulunduğundan anlaşılacak” değerlendirmesinde bulundu. Taslak, fiyatı üretim performansına da bağlıyor: ekonomik açıdan en avantajlı teklif %43 kapasite faktörüne göre verilmiş sayılıyor (Sözleşme Fiyatı) ve kapasite faktöründeki her bir birimlik düşüş için alım fiyatı %2,5 artırılıyor; faktörün %40’ın altına inmesi halinde %40 seviyesine karşılık gelen fiyat geçerli oluyor. Santral için Lisans süresi 49 yıl, elektrik alım süresi ise 27 yıl olarak tanımlanıyor. Bu kademelendirme, üretim performansı ile gelir arasındaki ilişkiyi finansman kuruluşları açısından öngörülebilir kılması bakımından önem taşıyor. TEMİNAT BÜYÜKLÜĞÜ VE TAKVİM, GÜÇLÜ YATIRIMCIYI ÇAĞIRIYOR AMA HATA PAYINI DARALTIYOR Taslakta başvuru aşamasında 50 milyon ABD doları, sözleşme öncesinde ise 200 milyon ABD doları tutarında teminat mektubu öngörülmesinin, Bakanlığın projeyi güçlü sermaye yapısına sahip yatırımcılarla ilerletmek istediğini gösterdiğini belirten Arıcı, “Şartnameye göre DÜRES için önlisans süresi azami 36 ay, lisans sonrası inşaat süresi de azami 36 ay olarak belirlenirken, belirli koşullarda inşaat süresine 12 aya kadar ek uzatma imkânı tanımlanıyor. Offshore projelerde takvim yalnızca yatırımcının performansına bağlı ilerlemez; deniz koşulları, tedarik takvimi, liman hazırlıkları, izin süreçleri ve şebeke bağlantısı gibi çok katmanlı unsurlar devreye girer. Bu nedenle belirlenen takvimin gerçekçi saha koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi, hem yatırımcı iştahı hem de projenin başarıyla tamamlanması açısından kritik” dedi. YEKA MODELİNİN ASIL AVANTAJI, İZİN VE ALTYAPI SÜREÇLERİNDE KAMUYU SÜRECİN İÇİNE ALMASI Taslağın yatırımcı açısından en güçlü yanlarından birinin, projeyi salt bir lisans tahsisi olmaktan çıkarıp kamuyu sürecin tarafı haline getirmesi olduğunu belirten Arıcı, “YEKA modelinin offshore’daki asıl katkısı, yatırımcıyı izin ve altyapı süreçlerinde yalnız bırakmaması. Taslakta Bakanlık; YEKA’nın yatırıma hazırlanması ve kamu kurumlarından alınması gereken izin ve onayların süresinde tamamlanması için iyi niyetle hareket etmeyi, iletim tesisleri ve nakil hatlarında koordinasyonu sağlamayı, alanın verimliliğini olumsuz etkileyecek imar düzenlemelerine karşı önlem almayı ve gerektiğinde şalt sahası ile enerji nakil hattı için acele kamulaştırma yapılabilmesini taahhüt ediyor. Bağlantı kapasitesinin baştan tahsis edilmiş olması, sahanın Resmî Gazete’de YEKA olarak ilan edilmesi ve 49 yıllık kullanım hakkı; izin ve arazi riskinin yüksek olduğu offshore’da yatırımcıya ciddi bir öngörülebilirlik sağlıyor. Buna YEKDEM kapsamındaki döviz bazlı ve uzun süreli alım garantisi eklendiğinde, model finansman tarafında güçlü bir zemin kazanıyor” dedi. Modelin sağladığı mali avantajlar da bununla sınırlı değil. Taslağa göre üretilen elektrik için TEİAŞ’a ödenen iletim tarifesi bedelleri 27 yıl boyunca YEKDEM kapsamında yatırımcıya geri ödeniyor; yatırımcı tarafından yapılan enerji nakil hattı bedelinin TEİAŞ tarafından geri ödenmesinde ise süre 1 yıl olarak uygulanıyor. Sistem işletmecisinden kaynaklanan kısıt talimatları nedeniyle oluşan gelir kayıplarının da alım süresi boyunca telafi edilmesi, yatırımcının operasyonel riskini kamu tarafıyla paylaşan bir çerçeve ortaya koyuyor. TÜRKİYE İÇİN ASIL SORU, OFFSHORE’UN BAŞLAYIP BAŞLAMAYACAĞI DEĞİL; NASIL BİR EKOSİSTEMLE BAŞLAYACAĞI Türkiye’nin deniz üstü rüzgârda sahip olduğu potansiyelin artık yalnızca enerji üretimi açısından değil; sanayi, teknoloji, mühendislik ve tedarik zinciri perspektifiyle de ele alınması gerektiğini vurgulayan Arıcı, “Bugün Türkiye açısından asıl soru offshore’a geçilip geçilmeyeceği değil; bunun nasıl bir yatırım ekosistemiyle yapılacağı. Eğer ilk proje, yatırımcıyı, tedarikçiyi, finansmanı ve kamu tarafını aynı zeminde buluşturan dengeli bir modelle ilerlerse, bu yalnızca 1.000 MW’lık bir proje olmaz; Türkiye’nin offshore rüzgâr yolculuğunun referans çerçevesine dönüşür. Bu nedenle YEKA DÜRES-2026 taslağını, ilk saha tahsisinden çok daha büyük bir yapısal başlangıç olarak okumak gerekiyor” diye konuştu. YEKA DÜRES-2026 Şartname Taslağı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından görüşe açılmış olup; taslağa ilişkin görüş ve öneriler en geç 17 Ağustos 2026 tarihine kadar resmi yazıyla veya yeka@enerji.gov.tr adresine e-posta yoluyla Bakanlığa iletilebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Erciyes Zirvesi-1’den İklim, Su ve Gıda Güvenliğinde Ortak Eylem Çağrısı  Haber

Erciyes Zirvesi-1’den İklim, Su ve Gıda Güvenliğinde Ortak Eylem Çağrısı 

“İklim, Su, Gıda ve Güvenlik” temasıyla düzenlenen Erciyes Zirvesi-1, kamu, akademi, uluslararası kuruluşlar ve özel sektör temsilcilerini Kayseri’de buluşturdu. AK Parti Kayseri Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ile AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler koordinasyonunda, Erciyes Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede, iklim değişikliği, su güvenliği, gıda arzı ve sürdürülebilir kalkınma başlıkları çok boyutlu şekilde ele alındı. Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, FAO, Dünya Gıda Programı (WFP), üniversiteler, araştırma kuruluşları ve kamu kurumlarından uzman isimlerin katılımıyla etki alanı genişleyen Zirve, iklim değişikliği, su yönetimi, gıda güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında ulusal ve uluslararası düzeyde bilgi paylaşımına katkı sağladı. Zirvede öne çıkan ortak mesaj, iklim değişikliğinin artık yalnızca çevresel bir sorun olarak değil, ekonomik kalkınma, toplumsal istikrar, gıda arzı ve ulusal güvenliği doğrudan etkileyen stratejik bir konu olarak ele alınması gerektiği oldu. Katılımcılar, artan küresel risklere karşı dirençli üretim sistemlerinin kurulması, su kaynaklarının etkin yönetimi, yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarının hızlandırılması ve sürdürülebilir kalkınma politikalarının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Akademi, kamu, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla şekillenen görüş ve öneriler zirve sonunda kamuoyuyla paylaşıldı. AK Parti Kayseri Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Erciyes Zirvesi-1’in kapanışında yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin, su yönetiminin ve gıda güvenliği konularının, toplumun tamamnı ilgilendirdiği, bu nedenle bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti. Toplumda ortak bir farkındalık oluşturulmasının önemine değinen Akar, tasarruf kültürü, israf etmeme ve kaynaklara saygı anlayışının korunmasının şart olduğunu vurguladı. TÜRKİYE’NİN İKLİM, GIDA VE SU GÜNDEMİNE YÖN VEREN İSİMLER BİR ARAYA GELDİ Zirve, Türkiye’nin sürdürülebilirlik gündemine ilişkin değerlendirme ve önerilerle, ulusal ve uluslararası alanda uzman isimlerin katılımıyla, küresel sorunlara karşı ortak çözüm arayışlarının güçlendirilmesine, yeni iş birliği imkanlarının geliştirilmesine ve sürdürülebilir gelecek vizyonunun desteklenmesine yönelik önemli bir platform oluşturdu. AK Parti Kayseri Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar moderatörlüğündeki açılış oturumu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun’un katılımıyla gerçekleştirildi. Oturumda, iklim değişikliğinin etkilerinin giderek derinleştiği, su kaynaklarının korunmasının stratejik önem taşıdığı ve gıda güvenliğinin yalnızca tarımsal üretimin değil ekonomik istikrarın, toplumsal refahın ve ulusal güvenliğin de temel unsurlarından biri haline geldiği vurgulandı. KÜRESEL RİSKLER VE ÇÖZÜM YOLLARI DÖRT AYRI PANELDE DEĞERLENDİRİLDİ Zirvede alanında uzman ulusal ve uluslararası isimler ise dört ayrı panelde görüşlerini paylaştı. İklim değişikliğinin jeopolitik etkilerinden gıda güvenliğine, su yönetiminden sürdürülebilir kalkınma politikalarına kadar birçok konu farklı perspektiflerden ele alındı. “İklim Değişikliği ve Jeopolitik” panelinde iklim değişikliğinin tarımsal üretim ve su kaynakları üzerindeki etkileri değerlendirilirken, “Gıda Güvenliği” panelinde gıdanın ekonomik, sosyal ve stratejik boyutları masaya yatırıldı. “İklim Aşırılıkları ve Su Yönetimi” panelinde, su güvenliğinde mevcut ve potansiyel riskler, iş birliği imkanları ve çözüm önerileri tartışıldı. Zirvenin koordinasyonunu üstlenen isimlerden AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler’in moderatörlüğündeki “Sürdürülebilir Kalkınma” panelinde ise sürdürülebilir kalkınma hedefleri, iklim politikaları ve çevresel yönetişim konuları farklı perspektiflerden değerlendirildi. Kamu kurumları, araştırma kuruluşları, sivil toplum temsilcileri ve politika yapıcılar sürdürülebilir gelecek vizyonuna ilişkin görüş ve önerilerini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Değişikliği, Su Yönetimi Ve Gıda Güvenliği Alanının Öncü İsimleri Erciyes Zirve-1’de Buluşuyor Haber

İklim Değişikliği, Su Yönetimi Ve Gıda Güvenliği Alanının Öncü İsimleri Erciyes Zirve-1’de Buluşuyor

Küresel önemdeki iklim değişikliği, su yönetimi, gıda güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma başlıkları, 19 Haziran 2026’da Kayseri’de “İklim, Su, Gıda ve Güvenlik" temasıyla gerçekleştirilecek Erciyes Zirve-1’de masaya yatırılacak. Zirveyle, iklim değişikliği, su kaynakları, gıda sistemleri ve bunlarla bağlantılı çevresel ve toplumsal sorunların bütüncül çerçevede ele alınması ve çözüm odaklı bir istişare zemini oluşturulması hedefleniyor. Büyük Sanat Vakfı’nın organizasyonu ve Erciyes Üniversitesi’nin ev sahipliğindeki zirve, Kayseri Valiliği, Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve Orta Anadolu Kalkınma Ajansı iş birliğiyle düzenlenecek. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Sıfır Atık Vakfı, Su Politikaları Derneği, TARPOL Vakfı, TEMA Vakfı ve Türk Kızılay’ın katkı verdiği zirvenin paydaş üniversiteleri ise Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Abdullah Gül Üniversitesi, Kayseri Üniversitesi, Kapadokya Üniversitesi ve Nuh Naci Yazgan Üniversitesi olacak. Zirvede Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Kayseri Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyon Başkanı Hulusi Akar başta olmak üzere alanında uzman politika yapıcıları, uluslararası kurum yöneticileri ve akademisyenler konuşmacı olarak yer alacak. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ve Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun da zirvede hitaplarını gerçekleştirecek. Riskler, iş birliği olanakları ve çözüm önerileri tüm yönleriyle ele alınacak Alanında uzman uluslararası ve ulusal katılımcıların sunumlarını yapacağı zirvenin ilk paneli "İklim Değişikliği ve Jeopolitik” başlığını taşıyor. İklim değişikliğinin tarımsal üretim ve su kaynakları üzerindeki etkilerinin ele alınacağı oturumda, sınır aşan sular, ortak havzalar, su alt yapısı, su güvenliği ve su diplomasisi konuları kapsamlı şekilde tartışılacak. Akdeniz Havzası ve Anadolu coğrafyasında su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve geleceğe yönelik kurumsal yapılanma ihtiyaçları uzman görüşleri ışığında ele alınacak. İkinci panelde ise tarladan sofraya bir güvenlik meselesi haline gelen “Gıda Güvenliği” başlığı masaya yatırılacak. Tarımsal üretim, halk sağlığı, insani yardım, ticaret ve hayvan sağlığı boyutlarıyla gıda sistemlerinin mevcut durumunun değerlendirileceği, gıda güvenliğinin geleceğine ilişkin öngörülerin paylaşılacağı panelde darboğazlar ve fırsatlar da masaya yatırılacak. "İklim Aşırılıkları ve Su Yönetimi " başlıklı üçüncü panelde ise gelecekteki çatışma dinamikleri açısından stratejik önem taşıyan su güvenliği konusunda mevcut ve potansiyel kriz riski, iş birliği imkânları ve çözüm önerileri tartışılacak. "Sürdürülebilir Kalkınma " başlıklı son panelde ise sürdürülebilir kalkınma hedefleri, iklim politikaları ve çevresel yönetişim konuları farklı perspektiflerden ele alınacak. Kamu kurumları, araştırma kuruluşları, sivil toplum temsilcileri ve politika yapıcılar, sürdürülebilir gelecek vizyonuna ilişkin değerlendirmelerini paylaşacak. Kayseri’den dünyaya sürdürülebilirlikle ilgili güçlü mesajlar verilecek Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, FAO, Dünya Gıda Programı (WFP), üniversiteler, araştırma kuruluşları ve kamu kurumlarından alanında uzman isimleri Kayseri’de buluşturacak zirveyle, sürdürülebilirlikle ilgili küresel sorunlara karşı ortak çözüm arayışının güçlendirilmesi ve güvenli bir gelecek için dünyaya güçlü mesajlar verilmesi hedefleniyor. İklim değişikliği, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi, gıda güvenliği ve kalkınma politikaları arasındaki ilişkinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınacağı Erciyes Zirve-1’de, ulusal ve uluslararası düzeyde bilgi paylaşımına, iş birliklerinin geliştirilmesine ve çözüm odaklı politika önerilerinin ortaya konulmasına katkı sağlayacak. Akademi, kamu, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla zirvede geliştirilecek değerlendirme ve öneriler kamuoyuyla paylaşılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Antalya'da Manavgat Gündoğdu’ya 500 Milyon TL’lik Dev Yatırım Haber

Antalya'da Manavgat Gündoğdu’ya 500 Milyon TL’lik Dev Yatırım

Dünya Bankası kredisiyle finanse edilen ve yaklaşık 500 milyon TL bedelle gerçekleştirilen proje, bölgenin içme suyu altyapısını çağın ihtiyaçlarına uygun, güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyor. ASAT Genel Müdürlüğü, Manavgat’ta gerçekleştirdiği proje ile yalnızca bugünün ihtiyaçlarına çözüm üretmiyor. Bölgenin dirençli kent vizyonuna katkı sağlayarak aynı zamanda deprem, sel ve yangın gibi olası afet durumlarına karşı altyapının dayanıklılığını artırıyor. Güçlendirilen içme suyu sistemi sayesinde afet anlarında hizmet sürekliliğinin korunması ve olası risklerin en aza indirilmesi amaçlanıyor. GÜNDOĞDU’YA YENİ NESİL İÇME SUYU ALTYAPISI Manavgat Gündoğdu Bölgesi İçme Suyu Hatları ve Depo Yapım İşi kapsamında 5 bin metreküp kapasiteli modern bir içme suyu deposu inşa ediliyor. Proje çerçevesinde, ana iletim ve dağıtım hatlarının imalatı da eş zamanlı olarak sürdürülüyor. Bu kapsamda yaklaşık 16,5 kilometre uzunluğunda, 630 mm çapında ana içme suyu hattı projelendirilirken, bölge içi dağıtımı sağlamak üzere 100 ile 225 mm çapları arasında değişen yaklaşık 11,5 kilometrelik şebeke hatları da hayata geçiriliyor. ÇALIŞMALAR PLANLANDIĞI GİBİ İLERLİYOR Sahada çalışmalar aralıksız devam ederken, 5 bin metreküp kapasiteli içme suyu deposunun imalatı sürüyor. Aynı zamanda yaklaşık 3 kilometrelik içme suyu hattı tamamlanmış durumda. Proje, belirlenen iş programı doğrultusunda planlı ve kontrollü bir şekilde ilerliyor. KESİNTİSİZ VE SAĞLIKLI İÇME SUYU HEDEFİ Projenin tamamlanmasıyla birlikte Manavgat Gündoğdu Mahallesi’nin içme suyu ihtiyacının daha sağlıklı, kesintisiz ve sürdürülebilir bir şekilde karşılanması sağlanacak. ASAT Genel Müdürlüğü, hayata geçirdiği bu yatırımla hem mevcut altyapıyı güçlendiriyor hem de bölgenin gelecekteki nüfus ve su ihtiyacına yönelik kalıcı bir çözüm sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul’da Kritik Enerji Zirvesi: Stratejik Yatırımlar ve Güvenlik Gündemde Haber

İstanbul’da Kritik Enerji Zirvesi: Stratejik Yatırımlar ve Güvenlik Gündemde

Hürmüz krizi gibi bölgesel gerilimlerin giderek arttığı bir süreçte İstanbul, doğal kaynaklar alanında önemli bir zirveye hazırlanıyor. İNRES 2026, 22 Mayıs’ta Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın ev sahipliğinde düzenlenecek zirvenin açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yapacak. Ayrıca Bakan Bayraktar da açılış töreninde katılımcılara hitap edecek. 45 Ülkeden Katılım Konuya ilişkin sosyal medya hesaplarından bir paylaşım yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle bu yıl ikincisini gerçekleştireceğimiz İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi başlıyor. 9 ülkeden 7 bakan ve 3 bakan yardımcısının yanı sıra 45 ülkeden enerji ve maden sektörü temsilcileri, uluslararası kuruluşlar, akademisyenler ve iş dünyasının önde gelen isimleri; küresel enerji güvenliğinden stratejik yatırım modellerine, hidrokarbonlardan kritik minerallere kadar sektörün geleceğini ele almak üzere bir araya gelecek. Ortak akılla, zorlu zamanlarda daha güvenli bir gelecek inşa etmek adına 22 Mayıs'ta İstanbul’da buluşuyoruz.” dedi. Bakanlar ‘Enerji Güvenliğini’ Konuşacak Zirvede 3 ayrı oturum düzenlenecek. Zirvenin en önemli konu başlıklarından biri ‘enerji güvenliği’ olacak. Bu kapsamda, “Değişen Küresel Manzarada Enerji Güvenliği: Bağlantısallık ve İşbirliği” başlıklı bir Bakanlar Oturumu gerçekleştirilecek. Söz konusu oturumda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanı sıra Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Shahbazov, Bulgaristan Enerji Bakanı Iva Petrova, Gürcistan Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Mariam Kvrıvıshvılı, Libya Petrol ve Gaz Bakanı Khalifa Rajab Khalifa Rajab Abdulsadıq, Moldova Enerji Bakanı Dorin Junghietu, Nijerya Katı Mineraller Geliştirme Bakanı Oladele Henry Alake ile Somali Petrol ve Maden Kaynakları Bakanı Dahir Shire Mohamed yer alacak. Yatırım Stratejileri de Gündemde Zirvenin önemli konularından biri de finansman ve yatırım olacak. Bu çerçevede, zirvede “Belirsizliği Yönetmek: Hidrokarbonlar ve Mineraller İçin Yatırım Stratejileri” başlığıyla bir oturum düzenlenecek. Bakan Yardımcıları ve uluslararası enerji şirketlerinin CEO’larının bir araya geleceği oturumda enerji ve maden sektöründeki yatırım fırsatları, finansman modelleri ve küresel ekonomik gelişmeler değerlendirilecek. Söz konusu zirvede; Suriye Petrolden Sorumlu Enerji Bakan Yardımcısı Sn. Giyas Dıyap, Sonatrach CEO’su Noureddine Daoudı, Subsea 7 Conventional Kıdemli Başkan Yardımcısı Olivier Blarıngham, TÜPRAG Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yilmaz ve EDISON Başkan Yardımcısı Fabrizio Mattana yer alacak. Zorluklar ve Fırsatlar Değerlendirilecek Zirvede, “Dönüşümü Tasarlamak: Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı bir oturum da düzenlenecektir. Söz konusu oturumda enerji ve yatırım politikalarında devletlerin üstlenmesi gereken roller tartışılacak. Katılımcılar, enerji dönüşümü sürecinde kamu politikalarının önemini, finansmanı ve ülkeler arası iş birliği imkanlarını ele alacak. Söz konusu zirvede; Bulgaristan Enerji Bakan Yardımcısı. Kiril Temelkov, Romanya Enerji Bakanlığı Devlet Sekreteri Cristian Silviu Buşoi, EPİAŞ CEO’su Taha ARVAS, Dünya Bankası Kıdemli Enerji Ekonomisti Claire Nicolas, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Başkan Yardımcısı Mehmet Erdem Yaşar yer alacak. İkili Görüşmeler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, İNRES 2026’ya iştirak eden konuk bakanlar ile ikili görüşmeler de gerçekleştirecek. Bu görüşmelerde, ülkeler arasındaki mevcut ve potansiyel iş birliği konularının görüşülmesi bekleniyor. Ayrıca, zirve marjında bazı anlaşmalara da imza atılması öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vakıfbank’tan 1,2 Milyar Dolar Sürdürülebilirlik Temalı Sendikasyon Kredisi Haber

Vakıfbank’tan 1,2 Milyar Dolar Sürdürülebilirlik Temalı Sendikasyon Kredisi

VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, “Sendikasyon kredimize 16 bankanın en yüksek seviyede katılım sağlaması ve geçen yılın aynı döneminde olmayan 5 yeni bankanın sendikasyonumuza dahil olması, hem Bankamızın uluslararası piyasalardaki etkinliğinin güçlü şekilde devam ettiğini hem de Türk ekonomisine duyulan güveni açıkça ortaya koymaktadır” dedi. Küresel piyasalarda belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin devam ettiği mevcut konjonktürde VakıfBank, sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisi kapsamında 484 milyon dolar ve 574 milyon Euro olmak üzere toplam 1,2 milyar dolar eşdeğerinde kaynak temin etti. 367 gün vadeli kredinin maliyeti; dolar dilimi için SOFR + %1,25; Euro dilimi için ise Euribor + %1,10 seviyesinde gerçekleşti. Yüzde 110’un üzerinde yenileme oranı Sendikasyon işlemiyle ilgili değerlemelerde bulunan VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, “18 ülkeden 44 bankanın katılımıyla %110’un üzerinde yenilediğimiz işlem, Bankamızın uluslararası piyasalarda uzun yıllara dayanan muhabir ilişkilerinin önemli bir yansıması olmuştur. İşlemde 16 bankanın en yüksek seviyede katılım sağlaması ve geçen yılın aynı döneminde olmayan 5 yeni bankanın sendikasyonumuza dahil olması, hem Bankamızın uluslararası piyasalardaki etkinliğinin güçlü şekilde devam ettiğini hem de Türk ekonomisine duyulan güveni açıkça ortaya koymaktadır” dedi. “İlk 5 ayda uluslararası piyasalardan 5,8 milyar dolar tutarında yeni kaynak sağladık” 2026 yılında yurt dışı kaynak teminine güçlü bir ivmeyle devam ettiklerini belirten Arslan, açıklamasını şu şekilde tamamladı: “Disiplinli bilanço yönetimimiz, çeşitlendirilmiş fonlama yapımız ve sürdürülebilir büyüme odaklı yaklaşımımız sayesinde uluslararası piyasalardan kaynak temin etmeyi sürdürüyoruz. 2026 yılının ilk çeyreğinde Dünya Bankası’nın garantisi altında sağlanan 1,5 milyar Euro tutarındaki fonlama ve yılın ikinci çeyreğinde dünyanın önde gelen varlık yönetim şirketlerinden biri olan Apollo ile gerçekleştirdiğimiz 1,3 milyar dolar tutarındaki DPR işleminin ardından yenilediğimiz sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredimizle birlikte ilk 5 ayda uluslararası piyasalardan 5,8 milyar dolar tutarında yeni kaynak sağladık. Yurt dışından temin ettiğimiz bu kaynakları, kalkınma odaklı değer bankacılığı vizyonumuz doğrultusunda ihracat, istihdam, teknoloji, verimlilik ve dijital dönüşüm odaklı alanlara yönlendirmeyi sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VakıfBank’tan Rekor Finansman Haber

VakıfBank’tan Rekor Finansman

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın karşı-garantisi ve Dünya Bankası Grubu üyesi IBRD’nin kısmi garantisi altında sağlanan finansman, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen en yüksek tutarlı işlemlerden biri oldu. Temin edilen bu kaynak; VakıfBank’ın “Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı” yaklaşımı çerçevesinde geliştirilen ürünler aracılığıyla, başta kadınlar, gençler, kadın ve genç girişimciler olmak üzere istihdamın artırılması, afet bölgesindeki ekonomik hayatın güçlendirilmesi ve kalkınmada öncelikli illerde üretimin desteklenmesi amacıyla kullandırılacak. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın karşı-garantisi ve Dünya Bankası Grubu üyesi IBRD’nin kısmi garantisi altında VakıfBank, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen rekor seviyede işlemlerden birine imza attı. İstanbul Finans Merkezi’nde bulunan VakıfBank Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen imza törenine T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek ve Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez ile paydaş finansal kuruluşların üst düzey temsilcilerinin yanı sıra iş dünyası, girişimcilik ekosistemi ve finans sektöründen davetliler katıldı. 1,5 milyar Euro tutarındaki kaynağın; başta kadınlar ve gençler olmak üzere girişimcilerin desteklenmesi, afet bölgesinin yeniden ekonomik olarak güçlendirilmesi ve kalkınmada öncelikli illerde üretimin artırılması amacıyla kullandırılması planlanıyor. “KOBİ’lerimizin finansmana erişimini desteklemeye devam ediyoruz” Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin üretim ekosistemini güçlendirecek her türlü konuda Dünya Bankası ile tesis edilen iş birliğinin, kararlılıkla sürdürüleceğine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: “KOBİ’lerimizin uzun vadeli ve uygun koşullu finansmana erişimini desteklemeye devam ediyoruz. Sağlanacak 1,5 milyar avro tutarındaki kaynak; istihdamın artırılması, özellikle genç ve kadın girişimcilerin desteklenmesi amacıyla kullanılacaktır. Uyguladığımız ekonomi programına duyulan güven, uluslararası kalkınma bankaları ile ilişkilerimize doğrudan yansımaktadır” dedi. “Bu finansman, ülkemize duyulan güvenin somut göstergesi” İmza töreninde konuşan VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, gerçekleştirilen işlemin yalnızca finansman sağlamakla sınırlı olmadığını belirterek şunları söyledi: “Dünya Bankası İcra Kurulu tarafından onaylanan bu proje kapsamında, uluslararası finans kuruluşlarıyla 1,5 milyar Euro tutarında, 10 yıl vadeli bir kredi anlaşmasına imza attık. Bu işlem, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen en yüksek tutarlı fonlama işlemlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Bu iş birliği, uluslararası finans çevrelerinin hem Bankamıza hem de ülkemize duyduğu güvenin güçlü bir göstergesidir.” “200 bin kadın ve gencin iş hayatına katkı sağlayacağız” “VakıfBank olarak ülkemizin üretim gücünü, istihdam kapasitesini ve toplumsal refahını destekleyen kalıcı değerler üretmeyi önceliklendiriyoruz. Bu anlayışla, özellikle gelişim potansiyeli yüksek alanlarda sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen finansman modelleri geliştiriyoruz. Çünkü biz inanıyoruz ki, sürdürülebilir bir yaşam sadece ekonomik büyüme ile değil, kapsayıcılıkla, eşit fırsatlarla ve insanı merkeze alan bir anlayışla mümkündür” diyen Osman Arslan, Finansmanın kapsayıcı büyümeye hizmet edecek şekilde yapılandırıldığını vurgulayarak “Kaynağın önemli bir bölümünü kadınlar ve gençler için ayırıyoruz. Kadınların ve gençlerin üretim süreçlerine daha güçlü katılımı, ekonomik büyümeyi hızlandırırken toplumsal kalkınmayı da destekliyor. VakıfBank olarak 200 bin kadın ve gencin iş hayatına katılmasına katkı sağlayarak bu hedefin güçlü bir parçası olacağız. İnşallah attığımız bu adımlarla kadın ve genç istihdamına ölçülebilir düzeyde önemli bir katkı sağlayacağız” dedi. Afet bölgesine yönelik çalışmalara da özel önem verdiklerini belirten Arslan sözlerini şöyle tamamladı: “Afet bölgesinde ekonomik hayatın yeniden güçlenmesi için finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz. İşletme ve yatırım kredileriyle üretimin yeniden canlanmasına katkı sağlarken, istihdam odaklı kredi programlarımızla kadınların ve gençlerin iş gücüne katılımını destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde 150 bin kadın ve 50 bin gencin istihdama katılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.