Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dünya Su Günü

Kapsül Haber Ajansı - Dünya Su Günü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dünya Su Günü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İSKİ’nin Resim Yarışmasında Ödüller Verildi  Haber

İSKİ’nin Resim Yarışmasında Ödüller Verildi 

İSKİ Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen “Suya Adil Erişim, Toplumsal Eşitlik” temalı resim yarışması ödül törenine, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa, öğrenciler, öğretmenler ve veliler katıldı. İSKİ’nin ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik düzenlediği yarışmaya 182 eser katılırken, törende dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Törende konuşan Nuri Aslan, katılımcılara hitap etti. “BİR YILDIR SİLİVRİ’DE HUKUKSUZCA TUTSAK EDİLEN EKREM İMAMOĞLU’NUN SELAMINI GETİRDİM” Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “Sizlere, bir yıldır Silivri’de hukuksuzca tutsak edilen İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı ve Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu’nun; çocuklarımızın Ekrem amcasının selamlarını getirdim” dedi. Aslan, “Ekrem Başkanımız her yıl olduğu gibi bugün de burada olmayı çok isterdi. Ama biliyorum ki en kısa sürede yine sizlerle beraber olacak, çocuklarımıza sarılacak” ifadelerini kullandı. “SU YAŞAMIN TA KENDİSİDİR” Dünya Su Günü’nün anlamına değinen Aslan, “Su günü ne demek, neden böyle bir güne ihtiyaç duyduk? Çünkü su yaşamın ta kendisidir” diye konuştu. Bugün dünyada 2,2 milyar insanın sağlıklı içme suyuna erişemediğini belirten Aslan, “Oysa güvenli suya erişim insan hakkıdır. Suya erişim insan hakkıdır. Bizlerin de en önemli vazifesi bu hakkı korumaktır. İşte Dünya Su Günü bize bu sorumluluğumuzu bir daha hatırlatıyor” dedi. “KURAKLIK ÇAĞIMIZIN EN ÖNEMLİ PROBLEMİ” Dünyanın yaşlandığını ve kalabalıklaştığını vurgulayan Aslan, “Ve ne yazık ki kuraklık çağımızın en önemli problemi olarak karşımıza çıkıyor. Önlem almak zorundayız. Harekete geçmek zorundayız. Bu dünya hepimizin. Bu dünya bizim olduğu kadar bizden sonraki nesillerin de” ifadelerini kullandı. İstanbul’un suyundan sorumlu kurum olarak İSKİ’nin gece gündüz su kaynaklarını korumak için çalıştığını belirten Aslan, “Bugün çok şükür İstanbul’da su sorunu yok. Ancak yarın da olmaması için canla başla uğraşıyoruz. Ayrıca çocuklarımıza da doğamızı ve geleceğimizi nasıl koruyacaklarının bilincini aşılıyoruz” dedi. “SUYA ADİL ERİŞİM TOPLUMSAL EŞİTLİK” İSKİ’nin 2021 yılından bu yana Dünya Su Günü’nde farkındalık oluşturmak için resim yarışması düzenlediğini hatırlatan Aslan, bugüne kadar düzenlenen 5 yarışmaya 2 bin 115 öğrencinin katıldığını söyledi. Bu yıl altıncısı düzenlenen yarışmanın temasının “Suya Adil Erişim Toplumsal Eşitlik” olduğunu belirten Aslan, “Bu tema bizlere suya yalnızca doğanın sessiz ve vazgeçilmez armağanı olarak değil yaşamı, emeği, sağlığı ve eşitliği belirleyen temel bir hak olarak bakmamız gerektiğini gösteriyor” diye konuştu. “SU AKMAYA DEVAM ETTİKÇE HEPİMİZ EŞİTLENECEĞİZ” Suyun sadece kuruyan nehirler ve azalan rezervler olmadığını vurgulayan Aslan, “Su aynı zamanda eve kim tarafından taşındığı, yokluğunda kimin yaşamının daha fazla daraldığı ve kimin omuzlarına görünmeden yüklendiğiyle de iç içe bir konu. Suyun aktığı yer eşitlenir. Su akmaya devam ettikçe hepimiz bu hayatta eşitleneceğiz. Bu yüzden suyu korumak adaleti, insan onurunu ve yaşamı da korumaktır” ifadelerini kullandı. “NE MUTLU Kİ BU BİLİNCE SAHİP EVLATLARIMIZ VAR” Yarışmaya katılan tüm öğrencilere teşekkür eden Aslan, “Ne mutlu ki bu bilince sahip evlatlarımız var. Bugün de yarışmamızda ödül almaya hak kazanan öğrencilerimizle birlikteyiz. Yarışmaya katılan tüm öğrencilerimize teşekkür ediyor, kazananları yürekten kutluyorum” dedi. Yıllardır yarışmayı düzenleyen İSKİ’ye, Genel Müdür Doç. Dr. Şafak Başa’ya ve çalışma arkadaşlarına teşekkür eden Aslan, “Suyumuzu korumak, hepimizin en önemli sorumluluğu. Doğayla uyumlu, doğamızı suyumuzu koruduğumuz bir İstanbul için çalışmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı. İSKİ GENEL MÜDÜRÜ DOÇ. DR. ŞAFAK BAŞA: “İSTANBUL’UN GÜNLÜK SU TÜKETİMİNİN ORTALAMA 3,5 MİLYON METREKÜPE ULAŞTI İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa, törende yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen gün artırdığını belirterek, “Küresel ölçekte artan sıcaklıklar, değişen yağış rejimleri ve daha sık yaşanan kuraklıklar, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini her zamankinden daha önemli hale getirmiştir. Nüfusu 16 milyonu aşan bir metropol olan İstanbul’da su yönetimi ise bizlere çok daha büyük bir sorumluluk yüklemektedir. İstanbul’un günlük su tüketimi ortalama 3,5 milyon metreküpe ulaşmış durumdadır” dedi. “81 BİN ÖĞRENCİYE SU BİLİNCİ KAZANDIRDIK” İSKİ olarak bir yandan yeni su kaynakları geliştirmek, altyapıyı güçlendirmek ve su kayıp-kaçaklarını azaltmak için çalıştıklarını, diğer yandan suyun korunması ve tasarruflu kullanılması konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasına büyük önem verdiklerini vurgulayan Başa, 2019-2026 yılları arasında düzenlenen etkinliklerle 421 su kullanma bilinci semineri, 469 eğitim gezisi, 472 teknik gezi, 6 yarışma, 50 tiyatro gösterisi ve 16 kukla gösterisi ile yaklaşık 81 bin öğrenciye su bilinci kazandırdıklarını açıkladı. Başa, Birleşmiş Milletler Su Örgütü tarafından 2026 yılının temasının “Su ve Cinsiyet” olarak belirlendiğini hatırlatarak, bu tema doğrultusunda “Suya Adil Erişim, Toplumsal Eşitlik” başlığıyla düzenlenen resim yarışmasına 1-27 Şubat 2026 tarihleri arasında lise kategorisinde 70, ortaokul kategorisinde 112 olmak üzere toplam 182 eserin gönderildiğini söyledi. Dereceye giren öğrencileri tebrik eden Başa, “Sizlerin duyarlılığı ve yaratıcı bakış açısı, daha yaşanabilir bir dünya için hepimize umut vermektedir” diyerek konuşmasını tamamladı. DERECEYE GİREN ÖĞRENCİLERE ÖDÜLLERİ VERİLDİ Konuşmaların ardından dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Ortaokul kategorisinde birincilik ödülünü kazanan Azra Tokgöz’e ödülünü İBB Başkanvekili Nuri Aslan verirken, lise kategorisinde birinci olan Meryem Albaş’ın ödülünü İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa takdim etti. Yarışmada dereceye giren öğrenciler şöyle oldu: Ortaokul Kategorisi: Azra Tokgöz (Ümraniye Yaman Evler Şehit Emre Büyükyıldırım Ortaokulu, 7/E) Hatice Kübra İzyurdu (Yılmaz Mızrak Ortaokulu, 8/D) Hatice Kübra Çağlar (Özel Mavigün Ortaokulu, 7/B) Lise Kategorisi: Meryem Albaş (Kağıthane İTO Ticaret Meslek Teknik Anadolu Lisesi, 11/C) Başak Erdem (Galata Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi, 11/A) Lola Puchkova (Kağıthane İTO Ticaret Meslek Teknik Anadolu Lisesi, 11/C) Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vestel'den Son Bir Yılda 44 Milyon Litre Su Tasarrufu Haber

Vestel'den Son Bir Yılda 44 Milyon Litre Su Tasarrufu

Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde milyarlarca insan güvenli suya erişimde zorluk yaşıyor. Bu nedenle su verimliliği sağlayan teknolojiler, sürdürülebilir geleceğin en kritik araçlarından biri olarak görülüyor. Vestel, bu yaklaşımla ürün ve teknolojileriyle su kaynaklarının korunmasına katkı sağlamaya devam ediyor. Dünya Su Günü vesilesiyle paylaştığı veriler, Vestel’in akıllı teknolojilerinin su verimliliği konusunda önemli kazanımlar sunduğunu ortaya koyuyor. Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi Satış Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, “Su kaynaklarının korunmasını, sadece çevresel bir gereklilik değil; gelecek nesillere olan borcumuz ve ertelenemez bir ortak sorumluluk olarak görüyoruz. Çatısı altında faaliyet gösterdiğimiz Zorlu Grubu’nun Akıllı Hayat 2030 vizyonuyla uyumlu şekilde; çevresel ve sosyal etkiyi işimizin doğal bir bileşeni olarak ele alıyoruz. Sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın merkezine alırken, sadece üretim süreçlerimizde değil, ürünlerimizin kullanım aşamasında da su ve enerji verimliliğini en üst seviyeye taşımak için çalışıyoruz. Teknolojinin dönüştürücü gücüyle tüketicilerimizi de sürdürülebilirlik yolculuğuna aktif birer paydaş olarak dahil edip; kaynak kullanımını optimize eden akıllı çözümlerimizle, doğayla uyumlu bir yaşam kültürünü hep birlikte inşa etmeyi amaçlıyoruz. Teknolojiye dayalı bu vizyonumuzun somut etkilerini, paylaştığımız veriler net bir şekilde ortaya koyuyor. Akıllı cihazlarımızın sağladığı yüksek verimlilik sayesinde, sadece son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu elde ettik. Bu rakam, 17,5 olimpik yüzme havuzunun doluluğuna denk geliyor. Yeni nesil çamaşır ve bulaşık makinelerinde su tüketimi, önceki nesil Vestel modellerinin ortalama tüketimi ile karşılaştırıldığında yüzde 27,7 azalırken, ‘Eco’ program ve ‘otomatik yük algılama’ gibi inovasyonlarımızla suyun daha verimli kullanılmasına katkı sağlayan teknolojiler geliştiriyoruz. Özellikle kullanıcılarımızın bilinçli tercihleriyle sadece ‘Eco’ program kullanımı üzerinden 2,5 milyon litrelik su tüketiminin önüne geçilmesi, teknoloji ile tüketicinin farkındalık davranışı birleştiğinde dünyamız için ne kadar önemli bir etki yaratabileceğini ortaya koyuyor” dedi. 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk su tasarrufu Vestel’in paylaştığı verilere göre akıllı cihazların sağladığı verimlilik sayesinde son bir yılda bulaşık makinelerinde yaklaşık 24 milyon litre, çamaşır makinelerinde ise yaklaşık 20 milyon litre olmak üzere, yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı. Bu miktar 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk gelen bir su hacmine karşılık geliyor. Vestel, geliştirdiği enerji ve su verimliliği yüksek ürünler, akıllı program seçenekleri ve kullanıcı farkındalığını artıran teknolojileriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına katkı sağlıyor. Dünya Su Günü kapsamında paylaşılan veriler, teknolojinin doğru kullanıldığında doğal kaynakların korunmasında ne kadar önemli rol oynayabileceğini gösteriyor. Yeni nesil dönüşüm sürüyor Eski nesil bulaşık ve çamaşır makineleri yerine Vestel’in son teknoloji bulaşık ve çamaşır makineleri ile kullanıcıların ortalama su tüketimi yüzde 27,7 oranında azalmış ve yıkayıcı ürünlerinin daha verimli hale geldiğini gösteriyor. Vestel akıllı ürünlerindeki ‘Eco’ program ile standart program arasındaki su tüketimi farkı da dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Bulaşık makinelerinde ‘Eco’ program tercih edildiğinde standart programlara kıyasla yüzde 20 daha az su kullanılıyor. Çamaşır makinelerinde bu oran yüzde 39’a çıkıyor. ‘Eco’ programla 2,5 milyon litre su tüketimi önlendi Kullanıcı tercihlerine uygun şekilde Vestel’in akıllı cihazlarından elde edilen verilere göre kullanıcılar son bir yılda bulaşık makinelerinde 478 bin 658 kez, çamaşır makinelerinde ise 96 bin 895 kez ‘Eco’ programını tercih etti. Daha yoğun programlar yerine ‘Eco’ programını tercih eden kullanıcılar, yaklaşık 2,5 milyon litre su tüketiminin önüne geçti. Ortaya çıkan veriler, Vestel kullanıcıların bilinçli tercihlerinin somut etkisini ortaya koyuyor. Otomatik yük algılama ile gereksiz tüketime son Vestel çamaşır makinelerinde bulunan ‘otomatik yük algılama’ teknolojisi gereksiz su tüketimini azaltmaya yardımcı olan önemli bir özellik. ‘Eco’ programında tam yük yerine yarım yük algılandığında yüzde 43, çeyrek yük algılandığında ise yüzde 55 su tasarrufu sağlanıyor. ‘Pamuklu’ programında yarım yük algılanması halinde, tam yük tüketimine kıyasla yüzde 41 su tasarrufu sağlanıyor. Bu teknoloji sayesinde makineler, yıkama sırasında çamaşır miktarını analiz ederek su tüketimini otomatik olarak optimize ediyor. Vestel, geliştirdiği yeni nesil ürünlerle su ve enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEMA Vakfı’ndan Orman ve Su Uyarısı Haber

TEMA Vakfı’ndan Orman ve Su Uyarısı

Ormanlar ve su varlıkları, yaşamın sürekliliğini sağlayan ekosistemlerin temelini oluştururken, ekonomik yaşamın görünmez altyapısını ve toplumsal refahın güvencesini de sağlıyor. Ancak bugün, gezegenimizin yaşanabilirliği için vazgeçilmez olan bu doğal varlıklar hiç olmadığı kadar baskı altında. Artan nüfus ve insan kaynaklı iklim krizinin etkileri, ormanlar ile su varlıklarını giderek daha kırılgan hale getiriyor. Büyük resme baktığımızda ise acilen önleyici adımların atılması gerekiyor. Birleşmiş Milletler bu yıl, Ormancılık Haftası’nın da başlangıcı olan 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nün temasını "Ormanlar ve Ekonomiler", 22 Mart Dünya Su Günü’nün temasını ise "Su ve Cinsiyet" olarak belirledi. Bu iki tema, ormanlar ve su varlıklarının doğal sistemlerin bir parçası olduğunu yeniden hatırlatırken, toplumsal eşitliğin ve ekonomik refahın temelini de oluşturduklarına dikkat çekiyor. Dünyada 45 milyon insan geçimini ormanlardan sağlıyor Karbon depolamadan iklimin düzenlenmesine, toprağın korunmasından su üretimine kadar sayısız ekosistem hizmeti sunan ormanlar, aynı zamanda insan refahı ve ekonomik yaşamın ana bileşenlerinden biri. Dünya genelinde 45 milyon insan geçimini doğrudan ormanlardan sağlarken, milyarlarca insanın yaşamı, ormanların sağladığı gıdaya ve düzenlediği su döngüsüne bağlı olarak sürüyor. Tüm bu hizmetlerin ekonomik karşılığını hesaplamak ise mümkün bile değil. Ancak küresel ölçekte orman kaybı hız kesmeden devam ediyor. 1990–2025 yılları arasında dünyada yaklaşık 489 milyon hektar orman alanı yok edildi. Son 10 yılda ise her yıl yaklaşık 11 milyon hektar, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi kadar, doğal orman alanı kaybedildi. Yangınların yol açtığı tahribatlar giderek artarken son 20 yılda yangınlardan zarar gören orman alanı iki katına çıktı. Orman kaybı su güvencesini de zayıflatıyor Ormanların zayıflaması sadece ekolojik bir kayıp değil, su güvenliği açısından da ciddi bir risk oluşturuyor. Çünkü ormanlar su döngüsünün önemli bir parçasını oluşturuyor; havzaları koruyor, yağışları ve suyun kalitesini artırıyor, kuraklık ve taşkın riskini azaltıyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, ormanların korunmasının yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret olmayan; suyun sürekliliğini sağlayan, ekonomiyi ayakta tutan ve yaşamı mümkün kılan doğal sistemlerdir. Ormanlar zayıfladığında su güvenliği de zayıflar. Bu nedenle ormanları korumak, suyu ve yaşamın devamlılığını da korumak demektir." Su yoksunluğu en çok kadınları ve çocukları etkiliyor Suyun coğrafi bölgelere ve ülkelere dağılımı konusunda görülen eşitsizlikler ise toplumsal yaşamda daha da derinleşiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada kadınlar ve kız çocukları her gün yaklaşık 250 milyon saatlerini su bulmak ve taşımak için harcıyor. Bu durum eğitimden kopuş, ekonomik dışlanma ve zaman yoksulluğu gibi eşitsizlikleri derinleştiren sonuçlar doğuruyor. İklim krizinin etkileriyle artan kuraklık, su kıtlığı ve aşırı hava olayları da özellikle kırılgan toplulukların yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor. Bu duruma ilişkin değerlendirmede bulunan Deniz Ataç, "Su yoksunluğu, bir eşitsizlik krizidir. Suya erişimin zorlaştığı her yerde bakım yükünü en çok kadınlar ve kız çocukları üstleniyor; eğitimden, çalışma hayatından ve yaşam fırsatlarından feragat etmek zorunda kalıyorlar. Oysa suya erişim bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır. Aynı iklim koşullarına sahip toplumlar arasında suya erişim yönetsel nedenlerle üç kata kadar değişebiliyorsa bu bize su yoksunluğunun çözümünde sadece altyapıya değil, adil ve katılımcı yönetime de odaklanmamız gerektiğini gösterir." ifadelerini kullandı. Dünya "su iflası" riskiyle karşı karşıya Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü tarafından yayımlanan yeni bir rapor ise dünyanın artık, “küresel su iflası” olarak tanımlanan yeni bir döneme girdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre insanlık nehirleri, gölleri ve yer altı su varlıklarını doğanın kendini yenileyebileceğinden çok daha hızlı tüketiyor ve birçok su sistemi geri dönülmesi zor bir eşik noktasına yaklaşıyor. Ataç, endişe verici bu tabloya karşı uyarıda bulundu: "Tatlı su varlığı azalan Dünyamız küresel bir su iflası riskiyle karşı karşıya. Ormanları korumadan ise su güvencesini sağlamak mümkün değil." "Doğal varlıkların korunması, birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün" Deniz Ataç, su güvencesinin sağlanabilmesi için suyun alınıp satılan bir kaynak olarak görülmesinden vazgeçilmesinin, orman ekosistemlerinin korunmasının, su havzalarının bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesinin ve suya erişimin temel bir insan hakkı olarak ele alınmasının büyük önem taşıdığını söyledi: "İklim krizine karşı yaşanabilir bir gelecek için orman kaybını durduracak politikaların güçlendirilmesi, su varlıklarının doğanın yenilenme kapasitesini gözeten bir anlayışla yönetilmesi ve su yönetiminde kadınların ve yerel toplulukların karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması gerekiyor. Doğal varlıkların korunması, su güvencesinin sağlanması ve toplumsal eşitsizliklerin azaltılması ancak birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Banvit MBRF, 2025’te Arıttığı Suyun Yüzde 44’ünü İçme Suyu Kalitesinde Geri Dönüştürdü Haber

Banvit MBRF, 2025’te Arıttığı Suyun Yüzde 44’ünü İçme Suyu Kalitesinde Geri Dönüştürdü

Şirket, Bandırma’daki Atık Su Geri Kazanım Tesisi ile 2025 yılında arıtılan suyun yüzde 44’ünü içme suyu kalitesinde geri kazandırıyor, yer altı su kaynaklarının korunmasına destek oluyor. 22 Mart Dünya Su Günü vesilesiyle suyun korunmasına yönelik çalışmalarını paylaşan Banvit MBRF, su ayak izini azaltma konusundaki kararlılığını bir kez daha vurguladı. Sürdürülebilirliği kurum kültürünün merkezine yerleştirdiklerini belirten Banvit MBRF CEO’su Tolga Gündüz, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Bu bilinç, üretimden operasyona kadar tüm süreçlerimizin temelini oluşturuyor. 2025 yılı sonunda Bandırma tesisimizde arıtılan suyun yüzde 44’ünü içme suyu kalitesinde geri kazanmayı başardık.” Gündüz, elde edilen bu kazanımın operasyonel süreçlerin merkezinde yer alan sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir sonucu olduğunu belirterek, bu adımı yalnızca bir verimlilik artışı olarak değil, aynı zamanda şirketin “Net Sıfır” yolculuğunda kritik bir kilometre taşı olarak değerlendirdiklerini ifade etti. Arıtılan suyun bir bölümünü, toplam su kullanımına bağlı olarak ikinci bir arıtma sürecinden geçirerek değişen oranlarda içme suyu kalitesinde geri kazanan Banvit MBRF, bu çalışmaları küresel sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda doğal kaynakların korunmasına katkı sağlamak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma taahhüdünün somut bir göstergesi olarak görüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

22 Mart Dünya Su Günü’nde Kritik Uyarı Haber

22 Mart Dünya Su Günü’nde Kritik Uyarı

Türkiye’de son 65 yılda kuraklık nedeniyle 11 milyar metreküp kullanılabilir su kaybı yaşandı. Yer altı su kaynaklarında ise son 20 yılda 40–50 metreye varan çekilmeler gözlemleniyor. Sadece Şanlıurfa’da 17 bin ruhsatlı kuyu bulunurken, kayıt dışı kuyuların sayısının 65 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor. Bu tablo, su yönetiminin artık ertelenemez bir konu olduğunu ortaya koyuyor. COP31 Yolculuğunda “Su” Başlığı Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleşecek COP31 sürecine hazırlık kapsamında çalışmalarını sürdüren Sürdürülebilir Gelecek Platformu, özel sektörün iklim gündemindeki rolünü güçlendirmeyi hedefliyor. Platform; sürdürülebilirlik stratejileri, ölçülebilir etki, iklim iletişimi ve sorumlu dönüşüm başlıklarını çok paydaşlı bir yaklaşımla ele alırken, “Su” temasında ana sponsor olarak ARC Water Energy ile su güvenliği konusunu önceliklendiriyor. “Alternatif su üretimi zorunluluk haline geldi” ARC Water Energy Yönetim Kurulu Başkanı Alkan Canbay, Dünya Su Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Su güvenliği artık yalnızca çevresel bir mesele değil; ekonomik istikrarın temelidir. Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Yer altı su seviyelerindeki dramatik düşüş, tarımsal üretim ve gıda güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Alternatif su üretim teknolojilerine yatırım yapmak artık bir tercih değil, zorunluluktur.” Tatlı su kaynaklarından elde edilen suyun ortalama maliyetinin 0,45 euro seviyelerinde olduğu belirtilirken, küresel ölçekte ülkeler alternatif su yatırımlarını hızlandırıyor. Birleşik Arap Emirlikleri deniz suyu arıtımına 80 milyar dolar, Mısır ise 30 milyar dolar yatırım gerçekleştirdi. Bu yatırımlar, deniz suyu arıtımının stratejik bir güvenlik başlığı olarak ele alındığını gösteriyor. Canbay, özellikle kuraklık riski yüksek bölgelerde deniz suyu arıtımı teknolojilerinin sürdürülebilir tarım açısından önemli bir çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Su–enerji–gıda dengesi bütüncül bir stratejiyle ele alınmalı. COP31 süreci, suyu iklim müzakerelerinin merkezine yerleştirmek için önemli bir fırsat sunuyor. Bugün atılacak yatırımlar, yarının ekonomik dayanıklılığını belirleyecek.” 22 Mart’ta Güçlü Mesaj ARC Water Energy, COP31 “Su” teması ana sponsorluğu kapsamında 22 Mart Dünya Su Günü’nde su verimliliği, alternatif su kaynakları ve ileri arıtma teknolojileri konularında farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Su güvenliğinin sağlanmasının; ekonomik büyüme, tarımsal sürdürülebilirlik ve toplumsal istikrar açısından kritik olduğu vurgulanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.