Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Duygusal Güvenlik

Kapsül Haber Ajansı - Duygusal Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Duygusal Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çocuklar Değerleri Gözlem ve Deneyim Yoluyla Öğreniyor! Haber

Çocuklar Değerleri Gözlem ve Deneyim Yoluyla Öğreniyor!

Çocukların değerleri en çok gözlem ve deneyim yoluyla öğrendiğini aktaran Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Aile bireylerinin bayramlaşması, çocukların büyüklerinin elini öpüp bayram harçlığı alması, ailece yapılan kahvaltılar ve akraba ziyaretleri; çocuğun kendisini ailesine ve kültürüne ait hissetmesini destekleyen önemli sosyal yaşantılar arasında yer alır.” dedi. Aile büyükleriyle geçirilen zamanın, paylaşma, saygı ve empati gibi değerlerin gelişmesine katkı sağladığına dikkat çeken Aytop, dijitalleşmenin artmasıyla yüz yüze etkileşimlerin azalmasının bu öğrenme sürecini zayıflatabileceğine vurgu yaptı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bayramlarda çocuklara kültürel değerlerin, sosyal becerilerin ve aidiyet duygusunun nasıl aktarıldığı hakkında açıklamalarda bulundu. Bayramlar, değerlerin somutlaştığı sosyal alanlar! Bayramların, bireyleri ortak değerler etrafında bir araya getirerek toplumsal bağları güçlendiren ve kültürel mirasın nesilden nesile aktarılmasına katkı sağlayan özel zamanlar olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Çocuk gelişimi açısından değerlendirildiğinde, çocuklar özellikle erken yaşlarda gözlem ve model alma yoluyla öğrenirler. Bu noktada bayramlar; sevgi, saygı, empati, paylaşma, dayanışma ve yardımlaşma temelli ilişkilerin somut hale geldiği önemli sosyal alanlardır.” dedi. Bayram öncesinde yapılan hazırlıklara değinen Aytop, “Aile bireylerinin bayramlaşması, çocukların büyüklerinin elini öpüp bayram harçlığı alması, ailece yapılan kahvaltılar ve akraba ziyaretleri; çocuğun kendisini ailesine ve kültürüne ait hissetmesini destekleyen önemli sosyal yaşantılar arasında yer alır.” şeklinde konuştu. Gelenekler bireylere kimlik ve aidiyet duygusu kazandırıyor! Geleneklerin çocukluk döneminde öğrenilmesinin önemli olduğunu aktaran Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Gelenek, bir toplumda kuşaktan kuşağa aktarılan değerler, alışkanlıklar ve davranış kalıpları bütünüdür. Gelenekler bireylere kimlik ve aidiyet duygusu kazandırır, toplumsal düzenin sürdürülmesine katkı sağlar.” dedi. Çocukluk döneminin, kimlik gelişiminin ve sosyal öğrenmenin yoğun olduğu dönemlerden biri olduğunu hatırlatan Aytop, “Tekrarlayan aile ritüelleri ve kültürel uygulamalar; çocuğun yaşamı daha düzenli ve öngörülebilir algılamasına katkı sağlar. Bu öngörülebilirlik, çocuğun duygusal güvenlik geliştirmesini destekler. Ayrıca gelenekler; çocukların sevgi, saygı, empati, paylaşma, dayanışma ve iletişim gibi sosyal becerileri gözlem ve deneyim yoluyla içselleştirmesine katkı sağlar. Geleneklerin hiç ya da yetersiz aktarılması durumunda çocukta sosyal kimlik gelişimi ve duygusal güven gibi alanlarda sınırlılıklar görülebileceği dikkate alınmalıdır.” ifadelerini kullandı. Çocuklar sosyal davranışları gözlem ve ilişkisel etkileşim yoluyla öğreniyor! Büyüklerle geçirilen zamanın, çocukların sosyal becerilerinin gelişiminde önemli bir rol oynadığına işaret eden Aytop, şöyle devam etti: “Çocuklar sosyal davranışları gözlem ve ilişkisel etkileşim yoluyla öğrenirler. Bu süreçte ebeveynler ve aile büyükleri güçlü sosyal modeller olarak işlev görür. Çocuğun gelişim düzeyine uygun şekilde ev içi sorumluluklara katılması da önemlidir. Sofra hazırlığına yardım etme ve günlük rutinleri birlikte yürütme gibi deneyimler; sorumluluk bilincinin gelişmesini destekler. Aynı zamanda iş birliği yapma ve aidiyet geliştirme becerilerine katkı sağlar. Büyüklerle kurulan sağlıklı ilişkiler, iletişim becerilerinin gelişimini destekler. Yüz yüze etkileşimler kelime dağarcığını genişletir, kendini ifade etme becerisini güçlendirir ve sosyal iletişim kurallarının öğrenilmesine katkı sağlar. Kuşaklararası etkileşimler empati ve duygu düzenleme açısından da önem taşır. Farklı yaş gruplarındaki bireylerin yaşam deneyimlerini gözlemlemek, çocuğun bakış açısı geliştirmesine yardımcı olur. Aile büyüklerinden dinlenen yaşam deneyimleri ve gelenekler çocuğun aidiyet duygusunu ve kimlik gelişimini destekler.” Bayramlar, doğrudan insan temasıyla kurulan etkileşimlerin öne çıktığı kıymetli zaman dilimleri! Dijitalleşmenin arttığı günümüzde, çocukların etkileşimlerinin giderek daha fazla ekranlar üzerinden gerçekleştiğini dile getiren Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu durum, yüz yüze etkileşimlerin azalmasına yol açabiliyor.” dedi. Kuşaklararası temasın azalmasının sosyal bağların çeşitliliğini sınırlayabileceği uyarısını yapan Aytop, “Bu noktada bayramlar, doğrudan insan temasıyla kurulan etkileşimlerin öne çıktığı kıymetli zaman dilimlerinden biri olarak değerlendirilebilir. Aile bireyleriyle fiziksel bir araya gelme, ziyaretleşme ve birlikte zaman geçirme; çocukların sosyal etkileşim repertuvarını zenginleştiren özel bir alan sunar. Bu deneyimlerin sınırlı kalması ise aidiyet hissi açısından bazı gelişimsel alanların daha zayıf deneyimlenmesine yol açabilir.” açıklamasını yaptı. Anlatımlar, çocuğun deneyimi anlamlandırmasına yardımcı olur ancak tek başına yeterli değil! Ebeveynlerin bayram kültürünü çocuklara aktarırken en etkili yaklaşımın, yaşantısal deneyimi merkeze alan bir tutum olduğunu vurgulayan Emine Akın Aytop, “Çocuklar değerleri ve kültürel ritüelleri çoğunlukla gözlem ve tekrar eden deneyimler yoluyla öğrenirler. Bu noktada bayramın; ziyaretleşme, bayramlaşma, paylaşma ve aile büyükleriyle bir araya gelme gibi boyutlarına çocuğun dahil edilmesi önem taşır.” dedi. Anlatımın ise bu yaşantıyı anlamlandıran tamamlayıcı bir unsur olduğu bilgisini veren Aytop, “Ebeveynin bayramın anlamını açıklaması ve geleneklerin neden önemli olduğunu sade bir dille ifade etmesi, çocuğun deneyimi anlamlandırmasına yardımcı olur. Ancak tek başına anlatım genellikle sınırlı kalır. Aile içi bağlar açısından bayram deneyimleri, kaliteli ortak zaman geçirme ve yüz yüze etkileşim yoluyla ilişkisel yakınlığın güçlenmesine katkı sağlar. Birlikte geçirilen bu zamanlar, aile bireyleri arasında aidiyet hissinin pekişmesine olanak tanır.” diye konuştu. Yüz yüze etkileşimin azalması, geleneksel değerlerin deneyim yoluyla öğrenilmesini sınırlandırabilir! Bayramların ‘tatile dönüşmesi’nin kültürel açıdan modern yaşamın getirdiği bir dönüşüm olarak ele alınabileceğini ifade eden Aytop, “Bu süreç, bir yandan bayramların geleneksel ritüellerinden uzaklaşma eğilimini beraberinde getirirken, diğer yandan aileyle bir araya gelme ve dinlenme ihtiyacına da karşılık verebilir.” dedi. Kültürel açıdan en belirgin sınırlılığın, bayramın yalnızca bir tatil zamanına indirgenmesiyle birlikte yüz yüze etkileşim boyutunun zayıflaması olduğunu aktaran Aytop, sözlerini şöyle tamamladı: “Özellikle çocuklar açısından bu durum, geleneksel değerlerin deneyim yoluyla öğrenilmesini sınırlandırabilir. Bayram vesilesiyle çocuklara aktarılması gereken en önemli gelenekler, bayramlaşma, akraba ziyaretleri ve paylaşma kültürüdür. Çocuğun büyüklerle yüz yüze iletişim kurması; nezaket, saygı ve sosyal iletişim becerilerinin gelişmesine katkı sağlar. Paylaşma ve ikram kültürü ise çocukta cömertlik, empati ve sosyal karşılıklılık duygusunun gelişmesini destekler. Aile içi birlikte zaman geçirme ve ritüeller de çocuğun aidiyet duygusunu güçlendirir. Bu geleneklerin korunmasının temel nedeni, çocukların bu değerleri çoğunlukla yaşantı içinden öğreniyor olmasıdır. Bayramlar bu açıdan, kültürel değerlerin davranışa dönüştüğü doğal sosyal öğrenme alanlarından biridir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayram Ziyaretleri Ruh Sağlığını Güçlendiriyor! Haber

Bayram Ziyaretleri Ruh Sağlığını Güçlendiriyor!

Çocukların, aile büyükleriyle vakit geçirerek empati, saygı ve kimlik duygusunu geliştirebileceklerini ifade eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Yaşlı bireyler içinse bayram ziyaretleri çoğu zaman yalnızlık hissini azaltan ve sosyal görünürlüklerini artıran güçlü bir deneyim.” dedi. Dijital iletişim araçlarının mesafe olduğunda yüz yüze etkileşimi tamamlayıcı bir rol oynadığına dikkat çeken Tunçel, bayram ritüellerinin, pozitif psikoloji, mindfulness ve bağlanma temelli terapi yaklaşımlarını günlük hayatta destekleyebileceğine vurgu yaptı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, bayram ziyaretlerinin çocuk, genç ve yaşlılar üzerindeki psikolojik ve duygusal etkileri ile aile bağlarını güçlendirmedeki rolü hakkında açıklamalarda bulundu. Bayram ziyaretleri, aidiyet ve bağlılığı güçlendiriyor! Bayram ziyaretlerinin bireylerin aidiyet ve bağlılık duygularını güçlendiren önemli sosyal ritüellerden biri olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Özellikle Ramazan Bayramı gibi kültürel ve dini bayramlarda yapılan ziyaretler, bireylerin sosyal destek ağlarını canlı tutmasına yardımcı olur.” dedi. Aile büyüklerini ziyaret etmenin bireylerde bazı duyguları tetikleyebileceğini aktaran Tunçel, “Kişi kendisini bir ailenin ve geçmişin parçası olarak hisseder bu da Aidiyet ve köklenme duygusunu açığa çıkarır. Büyüklerin yaşam deneyimlerini görmek bireyde takdir, minnettarlık ve saygı duygularını artırır. Tanıdık aile ortamı stresin azalmasına katkı sağlar, güven ve duygusal rahatlama hissedilir. Çocukluk anıları ve ortak ritüeller olumlu duyguları güçlendirir, mutluluk artar. Bu tür sosyal temaslar, psikolojide ‘koruyucu faktör’ olarak adlandırdığımız unsurlar arasında yer alır ve kişinin stresle başa çıkma kapasitesini artırabilir.” şeklinde konuştu. Bayram ziyaretleri, yaşlılara hâlâ değerli olduklarını hissettirir! Yaşlı bireyler için bayram ziyaretlerinin çoğu zaman yalnızlık hissini azaltan ve sosyal görünürlüklerini artıran güçlü bir deneyim olduğuna değinen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Yaş ilerledikçe sosyal çevre daralabilir ve birey kendini toplumdan kopmuş hissedebilir. Bayram ziyaretleri ise yaşlı bireylere ‘sen hâlâ ailenin merkezindesin ve değerlisin’ mesajı verir.” dedi. Bu ziyaretlerin yaşlı bireyler için önemli olduğuna vurgu yapan Tunçel, “Değerli ve hatırlanmış hissetmelerini sağlar, yaşam deneyimlerini aktarma fırsatı sunar, yalnızlık ve izolasyon duygularını azaltır, yaşam doyumlarını artırabilir. Klinik gözlemler, düzenli sosyal temasın yaşlı bireylerde depresif duygulanımı azaltabildiğini ve genel psikolojik dayanıklılığı desteklediğini gösteriyor.” açıklamasını yaptı. Aile büyükleriyle vakit geçirmek, çocukların duygusal gelişimi için çok değerli Çocuklar ve gençler için de aile büyükleriyle vakit geçirmenin, duygusal gelişim ve kimlik oluşumu açısından oldukça değerli olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel şunları söyledi: “Bu süreçte çocuklar; kuşaklar arası bağ kurmayı öğrenirler, empati ve saygı gibi sosyal beceriler geliştirirler, aile hikâyeleri aracılığıyla kimlik ve aidiyet duygusu kazanırlar, sabır, hoşgörü ve farklı yaşam deneyimlerini anlamayı öğrenirler. Ayrıca büyükanne ve büyükbabalar genellikle çocuklara koşulsuz kabul ve sıcaklık sunan figürler olabilir. Bu da çocukların duygusal güvenlik hissini güçlendirebilir.” Dijital iletişim, yüz yüze etkileşimin yerine geçen değil, onu tamamlayan bir araç! Görüntülü konuşma, mesajlaşma gibi dijital iletişim araçlarının özellikle mesafe nedeniyle ziyaretlerin mümkün olmadığı durumlarda çok değerli bir alternatif olabileceğini kaydeden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Ancak psikolojik açıdan yüz yüze etkileşimin bazı benzersiz yönleri vardır.” dedi. Yüz yüze iletişimde beden dili, sarılma, el öpme gibi dokunsal temas, ortak fiziksel ortam gibi unsurlar bulunduğunu ve bunların duygusal bağın güçlenmesinde önemli rol oynadığını ifade eden Tuncel, bu nedenle dijital iletişimin tam bir ‘yerine geçme’ değil, daha çok ‘tamamlayıcı bir araç’ olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Anlamlı ilişkiler ruh sağlığını koruyan en güçlü faktörlerden biri! Aile bağlarını güçlendiren bayram ritüellerinin, bazı terapi yaklaşımlarının günlük hayatta uygulanmasını destekleyebileceğini de dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, sözlerini şöyle tamamladı: “Minnettarlık ve takdir duygularını ifade etmek pozitif psikoloji yaklaşımı, kuşaklar arası iletişimi güçlendirmek aile terapisi perspektifi, güvenli ilişkiler kurmayı pekiştirmek bağlanma temelli yaklaşımlar ve aileyle geçirilen anın değerini fark etmek mindfulness (farkındalık) yaklaşımlarını destekleyebilir. Kişinin anlamlı ilişkiler kurması ve sürdürmesi, ruh sağlığını koruyan en güçlü faktörlerden biridir. Bayram ziyaretleri de bu ilişkileri canlı tutan önemli sosyal ve kültürel pratikler arasında yer alır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.