Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#E-Ticaret

Kapsül Haber Ajansı - E-Ticaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, E-Ticaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Markalar Kasım Rekabetinde Yeni Oyuncuya Hazır mı? Haber

Markalar Kasım Rekabetinde Yeni Oyuncuya Hazır mı?

Dijital reklamcılıkta yeni bir mecra daha devreye girdi. Arama motorları ve sosyal medya platformlarının ardından, tüketicilerin ürün araştırmak, alternatifleri karşılaştırmak ve satın alma kararlarını şekillendirmek için giderek daha fazla kullandığı yapay zeka platformları da reklam pazarının parçası olmaya başladı. ChatGPT reklamlarının Türkiye’de reklamverenlere açılmasıyla birlikte, e-ticaret şirketleri açısından da yeni bir trafik ve satış kanalı ortaya çıktı. Kasım indirimleri başlarken markalar yine en etkileyici kampanyayı hazırlamaya, tüketicinin ekranına düşmeye ve sepete girmeye çalışıyor. Ancak alışveriş yolculuğunda artık yeni bir oyuncu var: Kullanıcının ihtiyacını yorumlayan, ürünleri karşılaştıran ve seçenekleri daraltan yapay zekâ asistanları. Tüketici, bir markanın internet sitesine uğramadan önce hangi ürünleri değerlendireceğine karar verebiliyor. Böylece müşteri kazanma mücadelesi, ilk tıklamadan önce başlıyor. Bu dönüşümde markaların iki muhatabı bulunduğunu belirten Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “Ürünü kullanacak insan ve seçenekleri onun adına değerlendiren yapay zekâ. Tüketici artık yalnızca iyi bir bilgisayar aramıyor; bütçesini, kullanım alışkanlıklarını ve vazgeçemeyeceği özellikleri anlatıyor. Markanın rekabet gücü de bu ihtiyaca ne kadar uygun olduğunu açık ve doğrulanabilir bilgilerle gösterebilmesine bağlı hale geliyor” diyor. SLOGANDAN SOMUT BİLGİYE Markaların insan ve arama motorlarının yanına üçüncü bir okuyucuyu eklemesi gerektiğini de vurgulayan Çiğdemli, “Bu yeni okuyucu, kullanıcı adına araştırma yapan yapay zekâ. Bu nedenle üstün kalite, benzersiz deneyim gibi ifadelerin somut bilgilerle desteklenmesi gerekiyor. Ürünün özellikleri, kimler için uygun olduğu, fiyatı, stok durumu, teslimat süresi ve iade koşulları açık, güncel ve farklı kanallarda tutarlı olmalı” diye konuşuyor. Markaların artık iki soruya birlikte yanıt vermesi gerektiğine değinen Çiğdemli şunları aktarıyor: “Bu sorular, ‘Tüketici beni neden tercih etsin?’ ve ‘Yapay zekâ beni hangi ihtiyaca karşılık önersin?’ sorularıdır. Çünkü asistanlara danışan kullanıcılar çoğu zaman marka adıyla değil, çözmek istedikleri sorunla yola çıkıyor. Küçük bir ev için sessiz süpürge arayan tüketiciye ulaşmak isteyen markanın, ürününü bu ihtiyaçla ilişkilendirebilmesi gerekiyor. Arama motorlarında üst sıralarda bulunmak, yapay zekânın önerileri arasına girmeyi garanti etmiyor. SEO önemini korurken, üretken yapay zekâ yanıtlarında görünürlüğe odaklanan GEO çalışmaları da gündeme geliyor. Burada markanın adının geçmesi, kaynak gösterilmesi ve doğrudan tavsiye edilmesi farklı göstergeler olarak değerlendiriliyor. Ölçümün de buna göre değişmesi gerekiyor. Markalar, gerçek müşteri sorularını farklı asistanlarda düzenli olarak deneyerek hangi ihtiyaçlarla ilişkilendirildiklerini, hangi rakiplerle birlikte önerildiklerini ve bilgilerinin doğruluğunu izlemeli.” KÜÇÜK SATICIYA FIRSAT, MARKALARA GÜVEN SINAVI Yapay zekâ destekli keşif döneminin, belirli bir ihtiyaca güçlü yanıt veren küçük işletmelere yepyeni fırsatlar sunabileceğinin altını çizen Çiğdemli, “Ancak bunun için eksiksiz ürün bilgisi, erişilebilir içerik ve güvenilir müşteri deneyimi gerekiyor. Büyük reklam bütçesi kadar, gerçek kullanıcı yorumları ve markanın internette biriken itibarı da önem kazanıyor. Doğru öneri yanlış verilerden üretilemez. Ürün açıklamalarıyla gerçek deneyim çelişiyorsa yapay zekâ bu sorunu çözmek yerine daha görünür hale getirebilir. Bu nedenle hazırlık yalnızca pazarlamanın değil; ürün, satış, teknoloji ve müşteri hizmetleri ekiplerinin ortak sorumluluğundadır” açıklamasında bulunuyor. TİCİMAX’TAN YENİ HAMLE OpenAI’nin güncel Ads Manager ülke listesinde Türkiye, self-servis reklamveren erişiminin açık olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Buna göre Türkiye’de bulunan ve reklam harcamaları Türkiye’de faturalandırılan tüzel kişiler, OpenAI Ads Manager üzerinden doğrudan hesap oluşturarak ChatGPT reklamlarına erişebiliyor. Bu gelişme üzerine Ticimax, altyapısını kullanan e-ticaret markalarının ürünlerini OpenAI Ads’e taşımasına ve ChatGPT üzerinden gelen reklam trafiği ile dönüşümleri ölçmesine olanak sağlayan yeni entegrasyonunu devreye aldı. Entegrasyon, Ticimax altyapısını kullanan işletmelerin mağazalarındaki ürünleri OpenAI Ads platformuna taşımalarını ve reklam kampanyalarının performansını ölçmelerini kolaylaştırıyor. Ticimax OpenAI Ads entegrasyonu ile işletmeler, e-ticaret mağazalarındaki ürün bilgilerini OpenAI Ads platformuna aktarabiliyor. Ürün adı, fiyat, stok durumu, ürün görseli ve ürün sayfası gibi temel bilgiler Ticimax tarafından otomatik olarak hazırlanarak OpenAI Ads’in ihtiyaç duyduğu formatta sunuluyor. Böylece işletmelerin ürünlerini yeni reklam kanalına aktarabilmek için ayrı bir teknik geliştirme sürecine ihtiyaç duymaması hedefleniyor. Ürün bilgilerindeki güncellemeler de otomatik senkronizasyonla platforma aktarılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İhracatçıları Çin’e 10 Milyar Dolar İhracat Hedefliyor Haber

Türk İhracatçıları Çin’e 10 Milyar Dolar İhracat Hedefliyor

Türkiye’nin Çin’e yaptığı ihracatın 2026 yılının ocak – eylül döneminde yüzde 41’lik artışla 2,1 milyar dolardan 3 milyar dolara çıktığını, hedeflerinin orta vadede Çin’e ihracatı 10 milyar dolara çıkarmak olduğunu dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Çin Uluslararası İthalat Fuarı’na 9. kez Türkiye Milli Katılım Organizasyonu yapacaklarını, gıda, kozmetik, tekstil ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren 15 firmayla Türkiye’nin Çin’e ihracatının artması için mesai vereceklerini belirtti. Çin’in, 2025 yılında 3 trilyon 772 milyar dolar ihracatla dünya lideri olduğuna dikkati çeken Öztürk, “Çin, ithalat için uzak bir ülke olmadığı gibi ihracat içinde uzak bir ülke değil. Çin, 2025 yılında 2 trilyon 583 milyar dolarlık ithalatla dünyanın en büyük ikinci ithalatçısı ülke konumunda. Çin’i bir ülke olarak değil, bir kıta olarak değerlendirmek gerekiyor” şeklinde konuştu. Çin’de sağlıklı ürünlere talep artıyor “Son yıllarda Çin pazarına yönelik yoğun çalışma yürüyoruz” diyen Öztürk şöyle devam etti; “Çin pazarında özellikle gıda ürünlerine yönelik tüketim alışkanlıklarında önemli bir dönüşüm yaşanıyor. “Sağlıklı ürünler”, ürün içeriğinin açık ve şeffaf biçimde belirtildiği clean label yaklaşımı ve doğal koruyucuların kullanımı gibi trendler giderek güçleniyor. İhracatımızı mevcut hammaddeden yüksek katma değerli ve tüketici odaklı ürünlere kaydırmakta. Burada üç alan özellikle öne çıkıyor: Kozmetik ve kişisel bakım ürünleri: Türk gülünden elde edilen doğal kozmetik ürünleri, doğal içerikli bakım ürünleri, aromatik ürünler ve premium kişisel bakım ürünleri. Sağlıklı ve fonksiyonel gıda: Kuru meyveler, Antep fıstığı, bal, zeytinyağı, doğal atıştırmalıklar, sağlıklı/organik ürünler ve hazır tüketilebilir gıdalar. Premium Türk gıda ürünleri: Zeytinyağı, kuru meyve, fındık, Antep fıstığı, bal ve seçilmiş işlenmiş gıda ürünleri. Çin'de sağlık odaklı, hazır tüketilebilir ve hazır pişirilebilir gıdalara yönelik talebin arttığına ilişkin güncel tüketim araştırmaları bulunuyor. Türkiye bu sektörlerde güçlü üretici. Çin pazarında sağlıklı gıda ürünleri sektörlerinde büyüyecek potansiyele sahibiz.” Çin’de 300 milyon alım gücü yüksek tüketici var Çin’de alım gücü Avrupalı tüketiciler seviyesinde 300 milyon insan yaşadığını paylaşan Öztürk, “Türk firmalarının Çin pazarında başarılı olması için Çin'in Z kuşağı tüketicilerine kişiselleştirilmiş ve niş ürünlerle ulaşabiliriz. Firmalarımız Çince ambalajları olan Z kuşağının taleplerine uygun ürün gamıyla Çin pazarında daha kalıcı olabilirler. Çin pazarında batı benzeri tüketim alışkanlıkları hızla artmakta. Eskiden tasarruf odaklı olan Çinli tüketiciler, artık kaliteli ve sağlıklı ürünlere daha çok harcama yapıyor, dünyayı geziyor, farklı mutfakları ve yaşam tarzlarını deneyimliyor. Biz de bu değişime cevap verebilmek için, Türk zeytinyağı, kuru incir, üzüm, kayısı, şarap gibi Ege Bölgesi’nin öne çıkan ürünlerini, ayrıca organik tarım ürünlerimizi ve yüksek kaliteli sanayi ürünlerimizi Çinli tüketiciler için potansiyel arz ediyor. Çin’de sosyal medya kullanımı çok yaygın ve Çinlilerin tüketim tercihlerinde etkili oluyor. Bu kapsamda Birliğimizin wechat hesabı üzerinden firmalarımızı ve ürünlerini tanıtmaya devam ediyoruz. İsteyen firmalarımıza da kendi hesabımızdan üzerinden tanıtım yapma olanağı veriyoruz” ifadelerini kullandı. Ülkemizde yetişen pek çok ürünün Çin'in karantina listesinde olduğu için ihraç edilemediğini aktaran Öztürk, Türkiye ile Çin arasında 15 Ekim 2025 tarihinde yetiştiricilik ve avcılık yoluyla elde edilen su ürünlerini kapsayan iki yeni protokol hayata geçirildiğini bu gelişme sonrasında Türkiye’den Çin’e su ürünleri ihracatının 2026 yılının ocak – eylül döneminde 3 kat artışla 18 milyon dolara ulaştığını ifade etti. Türkiye’den defne yaprağı ihracatına olanak sağlayacak anlaşmanın kısa süre önce imzalandığını hatırlatan Öztürk, “Ülkemizden Çin’e yapılan defne yaprağı ihracatı geçtiğimiz yıllarda 15 milyon doları aşmıştı. Bu anlaşmayla defne yaprağı ihracatında bu parlak günlere geri dönmeyi hedefliyoruz. Ülkemizde yetişen pek çok ürün Çin’in karantina listesinde olduğu için ihraç edilemiyor. Kanatlı sektörü, Çin’in karantina listesinden çıkmayı bekliyor. Ülkemizin yıllara göre değişmekle birlikte, yıllık 60–75 bin ton arası işlenmiş tavuk ayağı ihracat kapasitesi bulunmakta. Buna benzer anlaşmaların hızla yürürlüğe girmesi iki ülke arası ticaret dengesi açısından kritik öneme sahip. Çin’e ihracat için bitki sağlığı sertifikası yapılmasını beklediğimiz bir diğer ürün kiraz. Türk ürünlerinin Çin’e ihracatıyla ilgili karşılıklı anlaşmalar hayata geçtiği takdirde Çin’e orta vadede ihracatımız 10 milyar dolara ulaşacak. Çin İthalat Fuarı’nda bu zeminin oluşması için çaba göstereceğiz” dedi. “Türkiye’nin Çin’e yaptığı her 100 dolarlık ihracatın 18 dolarında Ege İhracatçı Birlikleri’nin imzası var” diye konuşan EİB Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Çin Uluslararası İthalat Fuarı sırasında Çin’in en büyük e-ticaret platformlarından JD.com, China General Chamber of Commerce ve Çin’in en büyük kargo firmalarından YTO Express firması ile görüşmeler yapacaklarını sözlerine ekledi. Türk ihracatçılarla Çinli ithalatçılar 9 Kasım’da networking etkinliğinde buluşacak Ege İhracatçı Birlikleri, Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda geçen yıllardaki gibi 2026 yılında da, Türk ihracatçılarla, Çinli ithalatçıların ikili iş görüşmeleri yapabilmesine zemin hazırlayacak Türkiye’nin Çin’e ihracatının ivme kazanmasını sağlayacak networking etkinliği düzenleyecek. EİB, 9 Kasım 2026 Pazartesi günü yapılacak bu etkinlikte Türkiye’nin Çin’e ihracatta sektörel çeşitliliğin artması için mesai verecek. EİB 2026’da Çin pazarında dört kez boy gösterdi Ege İhracatçı Birlikleri 2026 yılında Xiamen International Stone Fuarı ve Çin’in Batıya açılan kapısı olan Urumçi’de ‘2026 Çin Avrasya Expo Fuarı’nın Milli Katılım organizasyonu gerçekleştirmiş, Türkiye İhracatçılar Meclisi’yle iş birliğinde gıda ihracatçılarına yönelik Guanco Gıda Sektörel Ticaret Heyeti düzenlemişti. Türkiye’nin Çin’e ihracatı yüzde 41 arttı Türkiye’nin Çin’e ihracatı, 2026 yılının ocak-eylül döneminde yüzde 41’lik artışla 2 milyar 121 milyon dolardan 2 milyar 994 milyon dolara yükseldi. Madencilik sektörü Çin’e 1 milyar 648 milyon dolarlık ihracatla açık ara zirvede yer alırken, kimya sektörü 618,5 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Türk gıda ihracatçıları Çin’e yaptıkları ihracatla 210 milyon doları hanelerine yazdırdı. 2026 yılının Ocak – Eylül döneminde Ege İhracatçı Birlikleri’nden Çin’e yapılan ihracat yüzde 43’lük artışla 378 milyon dolardan 542 milyon dolara ulaştı. Madencilik sektörü 454 milyon dolarlık ihracatla Ege İhracatçı Birlikleri’nden Çin’e yapılan ihracatın aslan payını aldı. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Çin’e 25,5 milyon dolar ihracat yaparken, Çin’e ihracatta üçüncü 10,5 milyon dolarla Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mısırlı Underwear and Socks Web Sitesini 4,9 Milyonluk Engelli Nüfus İçin Yeniden Tasarladı Haber

Mısırlı Underwear and Socks Web Sitesini 4,9 Milyonluk Engelli Nüfus İçin Yeniden Tasarladı

TÜİK verilerine göre Türkiye'de en az bir fonksiyonda zorluk yaşayan kişi sayısı 4 milyon 882 bin 841 olup toplam nüfusun yüzde 6,6'sı en az bir engele sahip. Bu nüfusun dijital alışveriş süreçlerine eşit katılımı ise bugüne kadar büyük ölçüde göz ardı edildi. Yasal zorunluluk da gündeme girmiş durumda. 21 Haziran 2025 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 2025/10 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile e-ticaret altyapılarının uluslararası WCAG 2.2 standartları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayımlanan Kontrol Listesi A Seviyesi kriterlerine uyum sağlaması zorunlu tutulmaktadır. E-ticaret kuruluşları için son uyum tarihi 20 Haziran 2027 olarak belirlenmiştir. Yasal süre dolmadan önce bu adımı atan Mısırlı Underwear and Socks, misirli.com.tr'de kapsamlı bir dijital erişilebilirlik altyapısı hayata geçirdi. 7 Profil, Onlarca Kişiselleştirme Seçeneği Mısırlı Underwear and Socks web sitesine entegre edilen erişilebilirlik sistemi, farklı engel gruplarına yönelik özelleştirilmiş profiller sunuyor: Nöbet Güvenli Profil, ADHD Dostu Profil, Renk Körlüğü Profili, Görme Engelli Profili, Ekran Okuyucu Desteği, Klavye Navigasyonu ve Bilişsel Engellilik Profili bunların başında geliyor. Kullanıcılar bu profillerin ötesinde deneyimlerini dilediği gibi kişiselleştirebiliyor. Sayfanın renk kontrastı yüksek kontrast moduna alınabiliyor, renkler ters çevrilebiliyor. Font ailesi; standart, sans-serif ya da disleksi dostu seçenekler arasından değiştirilebiliyor. Yazı büyüklüğü ve satır-harf aralıkları ayarlanabiliyor. Bağlantılar pembe çerçeve ve parlama efektiyle, başlıklar ise arka plan vurgusuyla öne çıkarılabiliyor. Bunların yanı sıra görseller gizlenebiliyor, animasyonlar ve videolar durdurulabiliyor, sesler kapatılabiliyor. Metin rengi, başlık rengi ve arka plan rengi de kullanıcının tercihine göre özelleştirilebiliyor. Sektörde Geri Kalan Boşluk Türkiye e-ticaret sektörü bu alanda henüz sistematik bir dönüşüm yaşamış değil. 21 Haziran 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile bankalardan özel hastanelere, e-ticaret platformlarına kadar geniş bir kuruluş kitlesine erişilebilirlik yükümlülüğü getirildi. Ancak pek çok moda ve iç giyim markası bu süreci henüz başlatmış değil. Erişilebilir olduğu belirlenen web siteleri ve mobil uygulamalar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 2 yıl süreyle "Erişilebilirlik Logosu" kullanma hakkına sahip olacak. Mısırlı Underwear and Socks bu sertifika sürecini de başlattı. "Kaliteli Ürün Yeterli Değil, Eşit Erişim de Gerekiyor" Mısırlı Underwear and Socks Yönetim Kurulu Üyesi Murat Eren Taşçı konuya ilişkin şunları söyledi: "1927'den bu yana Türkiye'de üretiyoruz ve her geçen gün daha fazla insana ulaşmayı hedefliyoruz. Kaliteli ürün sunmak tek başına yeterli değil, o ürüne herkesin eşit ve konforlu biçimde erişebilmesi de bizim sorumluluğumuzdur. Web sitemizi yeniden tasarlarken 4,9 milyon engelli vatandaşımızın da bu deneyimin dışında kalmaması gerektiğini düşündük. Bu adım, marka olarak taşıdığımız sorumluluğun bir parçası." Mısırlı Underwear and Socks’ın bu adımı ile yükümlülük gelmeden önce harekete geçerek, sektörde henüz yaygınlaşmamış bu alanda farkındalık yaratmayı da hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası’ndan Üretici Kadınlara Özel Yeni Ürün:  Çiftçi Kadın İmece Kart Haber

İş Bankası’ndan Üretici Kadınlara Özel Yeni Ürün: Çiftçi Kadın İmece Kart

"Kadının Gücü: Geleceğin Tarımı" projesi çerçevesinde geliştirilen “Çiftçi Kadın İmece Kart”, kadın üreticilerin tarımsal girdi ihtiyaçlarını karşılamalarına ve ödemelerini hasat dönemine göre planlamalarına yardımcı oluyor. 15 Ekim Dünya Çiftçi Kadınlar Günü’nde tanıtımı yapılan kart, tohum, fide, gübre, zirai ilaç, mazot, yem ve tarımsal ekipman gibi tüm tarımsal ihtiyaçların kolayca karşılanması için özel bir finansman aracı olarak hayata geçirildi. Çiftçi Kadın İmece Kart’ın Sağladığı Ayrıcalıklar Anlaşmalı üye işyerlerinden yaptıkları tarımsal girdi alışverişlerinde 6 aya kadar ödemesiz dönem ve 1 yıla kadar vade imkânından yararlanan çiftçi kadınlar, mazot ve akaryakıt dışındaki alışverişlerinde "İmece Puan" kazanıyor. Harcama erteleme seçeneği üreticilere finansal planlamalarında esneklik sağlarken, kartla yapılan Tarsim Sigortası poliçe ödemelerinde 9 aya varan faizsiz ve hasatta geri ödeme avantajı sunuluyor. Ayrıca Çiftçi Kadın İmece Kart sahipleri, kart limitlerinden %10’a varan nakit çekim yapabiliyor. Üretici kadınlar, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) belgesi, Hayvan Varlık Belgesi, Arıcılık Belgesi gibi belgelerle, İş Bankası Şubelerinden başvuru yaparak Çiftçi Kadın İmece Kart sahibi olabiliyor. Üretici kadınlara finansmanın ötesinde destek "Kadının Gücü: Geleceğin Tarımı" projesiyle kadınların tarımsal üretimde güçlü bir yer edinmesini ve üretici kadınlar için bütünsel bir ekosistem yaratmayı hedefleyen İş Bankası, farklı illerde gerçekleşen "Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları" ile yüzlerce kadına dijitalleşme, teknoloji ve markalaşma eğitimleri veriyor. Banka, ayrıca üretici kadınların ve tarımsal üretim yapan kadın kooperatiflerin katma değerli ürünlerini e ticaret alanındaki iştiraki Pazarama platformuyla Türkiye'nin dört bir yanından geniş kitlelerle buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin En Güvenilir Markaları Hangileri? Haber

Türkiye'nin En Güvenilir Markaları Hangileri?

Türkiye'nin en güvenilir markaları, Global Marketing Summit 2026 kapsamında düzenlenen Trusted Brand Awards 2026 ödül töreninde açıklandı. KREA M.I.C.E. tarafından geliştirilen Trusted Brands platformu kapsamında, araştırma iş ortakları FutureBright Group ve RepMan iş birliğiyle gerçekleştirilen kapsamlı araştırmada, Türkiye genelini temsil eden 17.200 kişinin değerlendirmeleriyle 14 farklı sektördeki markalar güven ve itibar performanslarına göre incelendi. Toplam 154 şirket ve markanın, 7 ana boyut ve 18 alt kriter üzerinden değerlendirildiği araştırma sonucunda, kategorilerinde en yüksek puanı alan markalar, 15 Ekim 2026 tarihinde Mandarin Oriental Bosphorus İstanbul'da düzenlenen ödül töreninde onurlandırıldı. Türkiye'nin En Güvenilir Markaları 14 Kategoride Ödüllendirildi Trusted Brand Awards 2026 araştırmasının sonuçlarına göre Türkiye'nin en güvenilir markaları şöyle belirlendi: Akaryakıt: OPETBankacılık: Garanti BBVABeyaz Eşya, TV ve Küçük Ev Aletleri: SamsungE-Market: Uber Eats Trendyol GoE-Ticaret: TrendyolHızlı Tüketim Gıda Ürünleri: ETİHolding ve Grup Şirketleri: Koç Holdingİnternet Sağlayıcıları: Turkcell SuperonlineMobilya ve Yaşam: PaşabahçeSigorta: AllianzSüt ve Süt Ürünleri: SütaşTelekomünikasyon: TurkcellZincir Restoranlar: Köfteci YusufZincir Marketler: Migros Araştırma, tüketicilerin markalara duyduğu güveni farklı boyutlarıyla ele alarak sektörler arasında kapsamlı bir karşılaştırma yapılmasına olanak sağladı. Markaların En Değerli Sermayesi: Güven Trusted Brands 2026 araştırması, markaların yalnızca ticari performanslarını değil, tüketicilerin zihninde ve duygusal dünyasında oluşturdukları güveni de odağına aldı. Araştırmada, tüketicilerin markalara ilişkin derin algı ve çağrışımlarını anlamak amacıyla Harvard Üniversitesi'nde geliştirilen ZMET yaklaşımından da yararlanıldı. Araştırma sonuçları, güvenin sürdürülebilir büyüme, müşteri bağlılığı ve uzun vadeli marka değeri açısından taşıdığı önemi bir kez daha gündeme getirdi. İlk kez düzenlenen Trusted Brand Awards, farklı sektörlerde tüketicilerin güvenini kazanmayı başaran markaları ödüllendirirken, iş dünyasına güven ve itibar yönetimi konusunda yeni bir referans noktası sundu. "Güven, Geleceğin En Güçlü Marka Sermayesi" Global Marketing Summit Zirve Başkanı ve KREA M.I.C.E. Kurucusu Seda Mızraklı Ferik, Trusted Brand Awards'ın hayata geçirilmesine ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Markaların geleceğini artık yalnızca sundukları ürünler, hizmetler veya teknolojiler değil, insanların hayatında yarattıkları değer ve inşa ettikleri güven belirliyor. KREA M.I.C.E. olarak geliştirdiğimiz Trusted Brands platformunu, güveni ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve sürdürülebilir bir marka değeri olarak ele almak amacıyla hayata geçirdik. Araştırma iş ortaklarımız FutureBright Group ve RepMan'in uzmanlıklarıyla, 17.200 kişinin değerlendirmelerine dayanan kapsamlı bir çalışmayı gerçekleştirdik. Hedefimiz, tüketicilerin güvenini kazanan markaları görünür kılarken Türkiye'de güven odaklı marka yönetiminin gelişimine uzun vadeli katkı sağlamak." Global Marketing Summit 2026 Altıncı Yılını Tamamladı KREA M.I.C.E. tarafından altıncı kez düzenlenen Global Marketing Summit, 14–15 Ekim 2026 tarihlerinde Mandarin Oriental Bosphorus İstanbul'da gerçekleştirildi. "Pazarlamanın Yeni Çağı: İnsan Deneyimi + Yapay Zekâ Gücüyle Marka Başarısını İnşa Etmek" temasıyla düzenlenen Zirve, Türkiye'den ve dünyadan iş dünyası liderlerini, pazarlama profesyonellerini, akademisyenleri ve uluslararası fikir önderlerini bir araya getirdi. İki gün boyunca gerçekleştirilen keynote konuşmaları, paneller, söyleşiler, masterclass'lar ve akademi oturumlarında; insan deneyimi, yapay zekâ, marka stratejileri, yaratıcılık, müşteri ilişkileri, satış ve sürdürülebilir büyüme gibi pazarlama dünyasının geleceğini şekillendiren konular ele alındı. Zirve'nin kapanış programında ise Trusted Brands 2026 araştırmasının sonuçları paylaşıldı ve ödül kazanan markalara ödülleri takdim edildi. GMS'in Beş Yeni Akademisi Farklı Disiplinleri Buluşturdu Global Marketing Summit 2026'nın öne çıkan yeniliklerinden biri de bu yıl ilk kez hayata geçirilen beş akademi oldu. GMS Brand Strategy & Growth Institute, GMS Satış Akademisi, GMS Kurumsal İletişim Akademisi, GMS Yapay Zekâ Akademisi ve GMS Sürdürülebilir Etki ve Değer Akademisi kapsamında düzenlenen oturumlar, farklı uzmanlık alanlarından liderleri ve sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Akademilerde marka stratejilerinden satışın dönüşümüne, kurumsal iletişimden yapay zekâya ve sürdürülebilir değer yaratmaya kadar geniş bir yelpazede bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirildi. Beş akademi, pazarlamanın farklı disiplinlerini bütünsel bir yaklaşımla ele alarak katılımcılara yeni bakış açıları kazandırdı. Global Marketing Summit 2027'nin Tarihi Açıklandı KREA M.I.C.E. tarafından hayata geçirilen ve altıncı yılını geride bırakan Global Marketing Summit, uluslararası konuşmacıları, iş dünyası liderlerini ve farklı disiplinlerden profesyonelleri aynı platformda buluşturmaya devam ediyor. Global Marketing Summit 2027, 19–20 Ekim 2027 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sel Suları Çekildi, Mağduriyetler Şikayetvar'a Taşındı Haber

Sel Suları Çekildi, Mağduriyetler Şikayetvar'a Taşındı

İstanbul'da etkili olan şiddetli yağışların ardından selin yol açtığı hasarların giderilmesine yönelik çalışmalar sürerken, tüketicilerin yaşadığı sorunlar farklı alanlara yayıldı. Evleri su basan, araçları zarar gören ve elektrik kesintileriyle karşılaşan tüketiciler, bu kez hasarlarının karşılanması, hizmetlere yeniden erişim ve kullanamadıkları hizmetlerin ücretlerinin iadesi için çözüm aramaya başladı. Tüketici şikayet platformu Şikayetvar'a yansıyan başvurular, selin etkilerinin yalnızca fiziksel hasarla sınırlı kalmadığını, afet sonrasında başlayan çözüm süreçlerinde de yeni mağduriyetlerin ortaya çıktığını gösterdi. Şikayetvar'a ulaşan başvurularda hasar tespitinin yapılması, araçların onarım sürecine alınması, kesintiye uğrayan hizmetlerin yeniden sağlanması ve afet nedeniyle yerine getirilemeyen işlemlerde tüketici taleplerinin karşılanması öne çıktı. Başvurular, afetin ardından yaşanan mağduriyetlerde yalnızca maddi kayıpların değil, hizmet sağlayıcılarla yürütülen süreçlerdeki belirsizliklerin ve iletişim sorunlarının da etkili olduğunu ortaya koydu. Evlerini su bastı, beyaz eşyaları ve parkeleri zarar gördü Şikayetvar'a yansıyan başvurularda konutlarda meydana gelen su baskınları ve altyapı sorunları da gündeme geldi. Tüketiciler, yoğun yağışın ardından giderlerden evlere dolan suların beyaz eşyalara ve zemin kaplamalarına zarar verdiğini belirterek hasar tespiti yapılmasını ve maddi kayıplarının karşılanmasını talep etti. Büyükçekmece'den başvuran bir tüketici, 14 Ekim sabahı yaşanan yağış sırasında rögarların suyu taşıyamadığını, suların klozet, küvet ve giderlerden geri teperek evine dolduğunu belirtti. Çamaşır makinesi, buzdolabı ve parkelerinin zarar gördüğünü anlatan tüketici, yardım hattına da ulaşamadığını ifade ederek hasar tespiti ve zararının karşılanmasını istedi. İlgili kurum ise başvurunun işleme alınabilmesi için ek bilgi gerektiğini ve tüketiciye telefonla ulaşılamadığını bildirdi. Selde zarar gören araçlara bir de servis sorunu eklendi Su baskınlarında zarar gören araçların servis ve onarım süreçleri de şikayetlere konu oldu. Başvurularda araçların servise kabul edilmemesi, farklı servislere yönlendirilmesi ve hasar tespiti sürecine ilişkin yeterli bilgilendirme yapılmaması gibi sorunlar dile getirildi. Kağıthane'de otoparkı su basan bir tüketici, aracını kendi imkanlarıyla bulunduğu yerden çıkardıktan sonra sigorta aracılığıyla servise gönderdiğini ancak iki farklı servisin yer bulunmadığı gerekçesiyle aracı kabul etmediğini öne sürdü. Aracının üçüncü bir servise yönlendirildiğini belirten tüketici, hasar tespiti ve onarım süreci hakkında yeterli bilgi alamadığını ifade etti. Elektrik kesintileri maddi kayba dönüştü Selin ardından yaşanan elektrik kesintileri de Şikayetvar'a taşındı. Kesintilerin uzaması, tahmini onarım saatlerinin değişmesi ve hizmetin ne zaman yeniden başlayacağına ilişkin belirsizlikler tüketicilerin şikayetlerinde öne çıktı. Bazı başvurularda ise uzun süreli kesintilerin gıda ürünlerinin bozulmasına yol açtığı belirtildi. Sarıyer Ayazağa'dan başvuran bir tüketici, 14 Ekim'deki selin ardından yaklaşık üç gün elektrik hizmeti alamadığını ileri sürdü. Elektriğin kısa sürede verileceği yönünde defalarca bilgilendirildiğini ancak kesintinin devam ettiğini belirten tüketici, buzdolabı ve derin dondurucusundaki gıdaların bozulması nedeniyle maddi kayba uğradığını bildirdi. Afet nedeniyle kullanılamayan biletlere iade tartışması Şiddetli yağışların ulaşımda yarattığı aksamalar, önceden satın alınan etkinlik biletlerini de şikayet konusu haline getirdi. Afet nedeniyle etkinliklere katılamadıklarını belirten tüketiciler, ücret iadesi veya bilet değişikliği talep ederken bazı başvurularda bu taleplerin kabul edilmediği öne sürüldü. İstanbul'da 14 Ekim'de düzenlenen bir tiyatro oyununa katılmak üzere 5 bin 500 TL'lik bilet satın alan tüketici, şiddetli yağış nedeniyle yolda kaldığını ve etkinliğe ulaşamadığını ifade etti. Olumsuz hava koşullarının kendi kontrolü dışında geliştiğini belirterek ücret iadesi isteyen tüketici, talebinin reddedildiğini öne sürdü. Sel nedeniyle siparişini gönderemedi, mağaza kısıtlamasıyla karşılaştığını öne sürdü Selin etkileri, e-ticaret platformları üzerinden satış yapan işletmelerin faaliyetlerine de yansıdı. Afet nedeniyle iş yerine ulaşamayan ve siparişlerini zamanında gönderemeyen satıcıların yaşadığı sorunlar, olağanüstü koşullarda teslimat yükümlülüklerinin nasıl değerlendirildiği sorusunu gündeme getirdi. Sarıyer'de yaşayan bir e-ticaret satıcısı, sel nedeniyle evini su bastığını, aracının kullanılamaz duruma geldiğini ve iş yerine ulaşamadığını bildirdi. Bu nedenle sipariş teslim süresinin uzatılmasını talep ettiğini ancak çözüm alamadığını belirten satıcı, siparişini zamanında gönderemediği gerekçesiyle mağazasının riskli olarak sınıflandırıldığını ve görünürlüğünün azaltıldığını ileri sürdü. Şikayetvar'a yansıyan başvurular, selin yol açtığı mağduriyetlerin suların çekilmesiyle sona ermediğini ortaya koydu. Konut ve araçlarda oluşan hasarların giderilmesinden kesintiye uğrayan hizmetlere, ücret iadelerinden e-ticaret işlemlerine kadar farklı alanlarda çözüm arayan tüketicilerin şikayetleri, afet sonrasında hizmet sağlayıcıların müdahale, bilgilendirme ve çözüm süreçlerinin de önem kazandığını gösterdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Online Market Alışverişi  Avrupa’nın 28 Puan Üzerinde Haber

Türkiye’de Online Market Alışverişi Avrupa’nın 28 Puan Üzerinde

Yıl sonu kampanyaları için geri sayım başlarken Avrupa’daki tüketiciler indirim gününü beklemiyor. RTB House adına Censuswide tarafından yürütülen yeni Avrupa Alışveriş Trendleri araştırması, fırsat arayışının kampanya tarihinden haftalar önce başladığını ve satın alma kararının markalar, siteler, uygulamalar ve fiziksel mağazalar arasında ilerleyen uzun bir sürece dönüştüğünü gösteriyor. Araştırmaya göre Avrupalı tüketicilerin yüzde 36,5’i büyük satış ve indirim dönemlerinden en az iki hafta önce fırsatları araştırmaya başlıyor; yüzde 19,4’ü ise bu arayışa bir ay veya daha erken giriyor. Türkiye’de tüketicilerin yüzde 10’dan fazlası fırsatları iki aydan uzun süre önceden izliyor. Bulgular, Ekim ayını yalnızca hazırlık dönemi olmaktan çıkarıp fiyatların karşılaştırıldığı, seçeneklerin daraltıldığı ve marka tercihlerinin şekillendiği aktif bir alışveriş dönemine dönüştürüyor. Ekim ayında tüketiciler yalnızca indirim beklemiyor; fiyat hafızası oluşturuyor, seçeneklerini daraltıyor ve hangi markalara güveneceğine karar verdiği bilgisini veren RTB House Türkiye Ülke Müdürü Can Tunçer, “Bu nedenle yıl sonu başarısı, kampanya haftasında daha fazla görünür olmaktan önce tüketicinin karar sürecine daha erken ve daha anlamlı katkı sunmaya bağlı. Türkiye’deki yüksek dijital kullanım ile güçlü karşılaştırma davranışının bir arada bulunması, markalara hem büyük bir fırsat hem de net bir relevans sorumluluğu yüklüyor” dedi. Türkiye Avrupa’nın Dijital Alışveriş Haritasında Ayrışıyor Türkiye araştırmada dijital alışveriş davranışının en yoğun görüldüğü ülkelerden biri. Avrupa genelinde online market alışverişi yüzde 41,5 seviyesindeyken Türkiye’de bu oran yüzde 69,6’ya ulaşıyor. Türkiye’de satın almaların yüzde 80,4’ü online tamamlanırken yalnızca yüzde 5,6’lık bir kesim perakendeci uygulaması kullanmadığını belirtiyor. Yüksek dijital kullanım, tüketicinin daha hızlı karar verdiği anlamına gelmiyor. Türkiye’de e-ticaret sitesi ziyaretçilerinin yüzde 44,2’si fiyat ve özellik karşılaştırıyor; yüzde 51,8’i online reklamlarda daha önce görmediği ürünlerle karşılaşmak istiyor. Bu iki bulgu, Türkiye’de tüketicinin hem teklifi dikkatle inceleyen hem de yeni seçeneklere açık kalan bir profile sahip olduğuna işaret ediyor. İlk Ziyarette Satın Almayan Tüketici Kaybedilmiş Sayılmıyor Avrupalı tüketicilerin yüzde 81,5’i satın alma öncesinde birden fazla markayı, yüzde 75,1’i ise birden fazla siteyi değerlendiriyor. Yalnızca yüzde 26,7’si ilk site ziyaretinde satın alma yapıyor. İlk ziyaretten ayrılmanın başlıca nedenleri arasında başka sitelerde fiyat karşılaştırmak yüzde 28,5, yorum okumak yüzde 19,6 ve indirim kodu aramak yüzde 17,1 ile öne çıkıyor. Araştırma ayrıca dijital etki ile satış kanalının her zaman aynı olmadığını ortaya koyuyor. Tüketicilerin yüzde 60,6’sı araştırmayı ve satın almayı online tamamlarken yüzde 22,4’ü online araştırdıktan sonra fiziksel mağazadan satın alıyor. Bu sonuç, dijital temasın mağaza satışındaki rolünü yalnızca son tıklamayla ölçmenin eksik kalabileceğini gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trendyol, Yapay Zeka İle e-ticaretin Geleceğini Şekillendiriyor Haber

Trendyol, Yapay Zeka İle e-ticaretin Geleceğini Şekillendiriyor

İnan, Trendyol’da kodların %20’sinin otonom yapay zeka tarafından yazıldığını, satıcıların Trendyol LLM ile 10 dilde ihracat yapabildiğini belirterek yeni teknolojilerin KOBİ’lerin operasyonel verimliliği ve küresel rekabet gücündeki kritik rolüne dikkat çekti. Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, dünyanın önde gelen girişimcilik ve teknoloji etkinliklerinden Slush’ın İstanbul ayağı olan Slush’D İstanbul etkinliğinde düzenlenen "Agentic Pazaryeri: Yapay Zeka Ticareti Nasıl Yeniden Şekillendirecek" başlıklı panele katılarak e-ticaretin geleceğini şekillendirecek yapay zeka stratejilerini, agentic (ajan tabanlı) alışveriş vizyonunu ve Trendyol’un iç süreçlerindeki dijital dönüşümü paylaştı. Her kullanıcıya özel deneyim, her ürüne farklı bir alışveriş yolculuğu "Yapay zeka, e-ticarette mevcut süreçleri hızlandırmanın ötesine geçerek iş yapış biçimlerini yeniden tanımlayan temel bir teknolojiye dönüşüyor" diyen İnan, yeni teknolojilerin kullanıcı deneyimini kişiye özel ve dinamik bir yapıya taşıyacağını belirtti: "Yeni teknolojilerle birlikte Trendyol’u ziyaret eden günlük 17 milyon kullanıcının her birine özel bir deneyim sunabilir, platformun görünümünü ve içeriklerini neredeyse gerçek zamanlı olarak değiştirebiliriz. E-ticarette asıl dönüşümün önemli bir parçası bu olacak. Bununla birlikte, gelecekte tüm alışverişlerin yapay zeka ajanları tarafından baştan sona tamamlanmasını beklemiyoruz. Özellikle moda ve yaşam tarzı kategorilerinde kullanıcılar, satın alacakları ürünü önceden belirlemek yerine farklı seçenekleri keşfetmek ve karşılaştırmak istiyor. Yapay zeka ajanlarının alışveriş sürecini uçtan uca yönettiği modelin ise ürün tercihinin önceden belli olduğu kategorilerde daha fazla yaygınlaşacağını öngörüyoruz." Yapay zeka, küçük işletmelerin küresel rekabet gücünü artırıyor Yapay zekanın satıcılar için sunduğu fırsatlara da değinen İnan, Trendyol’un KOBİ’lere sağladığı teknolojik altyapıyı şöyle detaylandırdı: "Dijital asistan Ortak sayesinde satıcılarımızın iş süreçlerini kolaylaştırarak verimliliklerini artırıyoruz. Trendyol LLM büyük dil modeli sayesinde iş ortaklarımız dil bariyerine takılmadan 10 farklı dilde uluslararası pazarlara açılabiliyor. Ayrıca yapay zeka destekli veri analizleriyle, satıcılarımızın stok yönetimi ve ürün tasarımı gibi konularda hedef pazardaki talebe göre doğru kararlar almalarını destekliyoruz." dedi. Trendyol’un iç organizasyonuna da değinen Erdem İnan, teknoloji ekiplerinde yapay zeka asistanı kullanım oranının %90’a ulaştığını, yazılan kodun yaklaşık yüzde 20’sinin yapay zeka tarafından üretildiğini ve 16 binden fazla görevin otonom yürütüldüğünü paylaştı. İnan, Slush’D İstanbul’da girişimcilik ekosistemiyle bir araya gelerek Trendyol’un geleceğin e-ticaret dünyasında hem tüketiciler hem de satıcılar için en güvenilir ve yenilikçi platform olma vizyonunun altını çizdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MANGO'ya Yeni İnsan Kaynakları Direktörü Haber

MANGO'ya Yeni İnsan Kaynakları Direktörü

Moda dünyasının uluslararası liderlerinden MANGO, mevcut Online Operasyonlar ve Müşteri İlişkileri Direktörü Marlies Hersbach’ın, Ocak 2027 itibarıyla David Payeras’ın yerine İnsan Kaynakları Direktörlüğü görevini üstleneceğini duyurdu. Yeni atamaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan MANGO Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Toni Ruiz, “Marlies’in İnsan Kaynakları Direktörlüğü görevine atanması, MANGO’nun kültürünü ve değerlerini iş stratejimiz ve gerçeklerimizle daha da uyumlu hale getirme hedefimizin yanı sıra, şirketimizin küreselleşmesine olan inancımızı da yansıtıyor. Bu atama aynı zamanda şirket içindeki yetenekleri destekleme ve üst yönetimde kadın liderliğini güçlendirme konusundaki kararlılığımızın da bir göstergesi.” dedi. Hersbach, Kiabi ve Pimkie gibi moda sektöründeki şirketlerde edindiği deneyimlerle güçlü bir uluslararası kariyere sahip. MANGO’nun iş yapısı ve kurum kültürünü de yakından tanıyan Hersbach, 2020 yılında Uluslararası Perakende Direktörü olarak şirkete katıldı. 2024 yılında E-ticaret İcra Direktörü görevini üstlendikten sonra, Temmuz 2025’te Online Operasyonlar ve Müşteri İlişkileri Direktörlüğü görevine terfi ederek Katalonya merkezli uluslararası şirketin İcra Kurulu’na katıldı. Yeni göreviyle ilgili konuşan Marlies Hersbach, "İnsan Kaynakları Direktörlüğü görevini üstlenmek, benim için heyecanla karşıladığım yeni bir meydan okuma. MANGO’daki kariyerim boyunca asıl farkı yaratanın çalışanlarımız, ekiplerimiz ve kurum kültürümüz olduğunu bizzat deneyimledim. Hedefim, yetenekleri geliştiren, iş birliğini teşvik eden ve çalışanların ve işimizin birlikte büyümesini sağlayacak koşulları yaratan bir organizasyonu desteklemeye devam ederek MANGO’nun büyümesine ve dönüşümüne eşlik etmektir.” dedi. Öte yandan, mevcut İnsan Kaynakları Direktörü David Payeras, yıl sonunda yeni mesleki projelere yönelerek kariyerinde yeni bir yolculuğa çıkacak. 2021 yılında MANGO’ya katılmasından bu yana İnsan Kaynakları alanının gelişiminde önemli bir rol üstlenen Payeras, çalışanları merkeze alan yaklaşımıyla şirketin cirosunu neredeyse ikiye katladığı ve çalışan sayısını 13.000’den 18.000’in üzerine çıkardığı kapsamlı büyüme ve organizasyonel dönüşüm sürecine katkıda bulundu. MANGO, David Payeras’a şirketteki görev süresi boyunca gösterdiği özveri, stratejik vizyonu ve organizasyonel dönüşüm ve yetenek gelişimine sağladığı olağanüstü katkılarından dolayı teşekkürlerini sundu. Payeras’ın çalışmaları, şirketin uluslararası genişleme sürecini desteklemede ve geleceğin MANGO’sunun temellerini atmada önemli bir rol oynadı. Bu başarılar, Top Employer 2026 ünvanının kazanılması ve MANGO’nun Financial Times ve Forbes’un prestijli sıralamalarında çalışılacak en iyi şirketler arasında yer alması gibi uluslararası ödüllerle de tescillendi. Sorunsuz bir geçiş süreci sağlamak ve devam eden projelerin sürekliliğini korumak amacıyla David, önümüzdeki aylarda Marlies ile yakın iş birliği içinde çalışarak görev devrini yönetecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.