Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ebru Arıcı

Kapsül Haber Ajansı - Ebru Arıcı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ebru Arıcı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2035 Hedeflerine Ulaşmak için Süreç 18 Aya Düşüyor Haber

2035 Hedeflerine Ulaşmak için Süreç 18 Aya Düşüyor

Süreçlerin sadeleşmesi ve eş zamanlı ilerlemesiyle yatırım sürelerinin yaklaşık 36 aydan 18 aya kadar düşürülmesi hedefleniyor. Süreçlerin sadeleşmesi ve eş zamanlı ilerleyebilmesi sayesinde yatırım sürelerinin yaklaşık 36 aydan 18 aya kadar düşürülmesi hedeflenirken, projelerin daha hızlı devreye alınması ve finansman tarafında öngörülebilirliğin artması bekleniyor. ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, söz konusu dönüşümün hem yatırım iştahını artıracağını hem de Türkiye’nin 2035 yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynayacağının altını çizdi. İZİN VE KAMULAŞTIRMADA KRİTİK ADIM Yeni düzenlemeler, uzun süredir sektörün gündeminde olan izin süreçleri, arazi temini ve kurumlar arası koordinasyon sorunlarına doğrudan müdahale ediyor. EPDK tarafından yapılan düzenleme ile yenilenebilir enerji santralleri için özel mülkiyet arazilerinde acele kamulaştırmanın önü açılırken, süreçlerin daha bütüncül ilerlemesi mümkün hale geliyor. Türkiye’nin yenilenebilir enerji gelişimine bakıldığında, 2005 yılında 19 MW olan rüzgar kurulu gücünün bugün 15.000 MW seviyesine ulaştığı görülüyor. Önümüzdeki 3–4 yıl içinde ise yaklaşık 26.000 MW’lık yeni kapasitenin izin süreçlerinden geçmesi gerekiyor. Bu tablo, süreçlerin hızlandırılmasını sektör açısından kritik bir başlık haline getiriyor. “MEVCUT YAPIYLA BU HEDEFLERE ULAŞMAK MÜMKÜN DEĞİL” Yenilenebilir enerji yatırımlarında süreçlerin hızlandırılmasının sektörün büyüme ivmesi açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin önünde çok ciddi bir kapasite artışı hedefi var. Önümüzdeki 3–4 yıl içinde yaklaşık 26.000 MW’lık yeni kapasitenin izin süreçlerinden geçmesi gerekiyor. Bu da mevcut yapıyla ilerlemenin mümkün olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarında en büyük darboğazlardan biri, izin süreçlerinin uzunluğu ve kurumlar arası parçalı yapıydı. Yeni düzenlemelerle birlikte bu süreçlerin eş zamanlı ilerleyebilmesi mümkün hale geliyor. Bu da proje geliştirme süresini kısaltarak yatırımların sahaya daha hızlı yansımasını sağlayacaktır. Süreçlerin kısalması yalnızca operasyonel bir kazanım değil; aynı zamanda finansman açısından da kritik bir güven unsurudur. Yatırımın ne zaman devreye alınacağının öngörülebilir olması, yatırımcı kararlarını doğrudan hızlandırır. Bu gelişmelerin hem yerli hem de uluslararası yatırımcı ilgisini artırmasını bekliyoruz.” YENİ NESİL YATIRIMLAR İÇİN ZEMİN GÜÇLENİYOR Düzenlemelerin özellikle depolamalı rüzgar ve güneş projeleri başta olmak üzere yeni nesil yatırımların önünü açması bekleniyor. Geçmişte 4–5 yıla kadar uzayabilen devreye alma sürelerinin önemli ölçüde kısalmasıyla birlikte, Türkiye’nin enerji dönüşümünde daha rekabetçi bir konuma gelmesi öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yenilenebilir Enerji Yatırımlarında Süreçler Yarı Yarıya Kısalıyor Haber

Yenilenebilir Enerji Yatırımlarında Süreçler Yarı Yarıya Kısalıyor

Süreçlerin sadeleşmesi ve eş zamanlı ilerlemesiyle yatırım sürelerinin yaklaşık 36 aydan 18 aya kadar düşürülmesi hedefleniyor. Süreçlerin sadeleşmesi ve eş zamanlı ilerleyebilmesi sayesinde yatırım sürelerinin yaklaşık 36 aydan 18 aya kadar düşürülmesi hedeflenirken, projelerin daha hızlı devreye alınması ve finansman tarafında öngörülebilirliğin artması bekleniyor. ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, söz konusu dönüşümün hem yatırım iştahını artıracağını hem de Türkiye’nin 2035 yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynayacağının altını çizdi. İZİN VE KAMULAŞTIRMADA KRİTİK ADIM Yeni düzenlemeler, uzun süredir sektörün gündeminde olan izin süreçleri, arazi temini ve kurumlar arası koordinasyon sorunlarına doğrudan müdahale ediyor. EPDK tarafından yapılan düzenleme ile yenilenebilir enerji santralleri için özel mülkiyet arazilerinde acele kamulaştırmanın önü açılırken, süreçlerin daha bütüncül ilerlemesi mümkün hale geliyor. Türkiye’nin yenilenebilir enerji gelişimine bakıldığında, 2005 yılında 19 MW olan rüzgar kurulu gücünün bugün 15.000 MW seviyesine ulaştığı görülüyor. Önümüzdeki 3–4 yıl içinde ise yaklaşık 26.000 MW’lık yeni kapasitenin izin süreçlerinden geçmesi gerekiyor. Bu tablo, süreçlerin hızlandırılmasını sektör açısından kritik bir başlık haline getiriyor. “MEVCUT YAPIYLA BU HEDEFLERE ULAŞMAK MÜMKÜN DEĞİL” Yenilenebilir enerji yatırımlarında süreçlerin hızlandırılmasının sektörün büyüme ivmesi açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin önünde çok ciddi bir kapasite artışı hedefi var. Önümüzdeki 3–4 yıl içinde yaklaşık 26.000 MW’lık yeni kapasitenin izin süreçlerinden geçmesi gerekiyor. Bu da mevcut yapıyla ilerlemenin mümkün olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarında en büyük darboğazlardan biri, izin süreçlerinin uzunluğu ve kurumlar arası parçalı yapıydı. Yeni düzenlemelerle birlikte bu süreçlerin eş zamanlı ilerleyebilmesi mümkün hale geliyor. Bu da proje geliştirme süresini kısaltarak yatırımların sahaya daha hızlı yansımasını sağlayacaktır. Süreçlerin kısalması yalnızca operasyonel bir kazanım değil; aynı zamanda finansman açısından da kritik bir güven unsurudur. Yatırımın ne zaman devreye alınacağının öngörülebilir olması, yatırımcı kararlarını doğrudan hızlandırır. Bu gelişmelerin hem yerli hem de uluslararası yatırımcı ilgisini artırmasını bekliyoruz.” YENİ NESİL YATIRIMLAR İÇİN ZEMİN GÜÇLENİYOR Düzenlemelerin özellikle depolamalı rüzgar ve güneş projeleri başta olmak üzere yeni nesil yatırımların önünü açması bekleniyor. Geçmişte 4–5 yıla kadar uzayabilen devreye alma sürelerinin önemli ölçüde kısalmasıyla birlikte, Türkiye’nin enerji dönüşümünde daha rekabetçi bir konuma gelmesi öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rüzgâr ve Güneş Projelerinde Yatırıma Dönüş Hız Kazanıyor Haber

Rüzgâr ve Güneş Projelerinde Yatırıma Dönüş Hız Kazanıyor

Özellikle izin süreçlerini tamamlamış ve uzun süredir hazırlığı yapılan rüzgâr projelerinin 2026 yılı itibarıyla sahada karşılık bulması öngörülürken; yatırım süreçlerinde zaman yönetimi ve sahadaki uygulama disiplininin sektör açısından belirleyici hale geldiği görülüyor. 2025 yılı ile 2026’nın ilk çeyreği, izin süreçlerindeki iyileştirmeler açısından bugüne kadarki en yapıcı dönemler arasında yer alıyor. Geride kalan iki kritik düzenleme ve uygulamada yapılması öngörülen sadeleştirmelerle, bugün ortalama 5,4 yıl olan yatırıma geçiş sürelerinin orta vadede 15–18 ay bandına çekilmesi mümkün hale gelebilecektir. Bu kapsamda ARI-ES Enerji, 2026 yılına yönelik beklentilerini Türkiye’nin 2035 yenilenebilir enerji hedefleri çerçevesinde değerlendiriyor. Türkiye’nin rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi doğrultusunda, yatırım süreçlerinde zaman yönetimi ve sahadaki uygulama kalitesinin belirleyici hale geldiğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, yatırımların hız kaybetmeden devreye alınmasının sektörün gücünü ve yatırım iştahını koruması açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Arıcı, önümüzdeki dönemde devreye alma performansının sektörün ana gündem başlıklarından biri olacağını ifade ediyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi alanında proje geliştirme, mühendislik ve uygulama süreçlerinde faaliyet gösteren ARI-ES Enerji; özellikle izin süreçlerini tamamlamış projelerin sahaya taşınması, devreye alma yönetimi ve uygulama kalitesi konularında uzmanlaşıyor. Farklı ölçeklerdeki yenilenebilir enerji yatırımlarında saha deneyimi ve zaman yönetimi odaklı yaklaşımıyla öne çıkan şirket; 15.000 MW işletmedeki, 25.000 MW izin süreçlerindeki toplam 40.000 MW’lık yenilenebilir enerji portföyünün (rüzgâr + güneş) yüzde 25’ine karşılık gelen 10.000 MW’lık bölümünde, rüzgâr projeleri olmak üzere aktif olarak proje geliştirme süreçlerini yürütüyor. Bu portföy içerisinde, rüzgâr enerjisine dayalı 25.000 MW’lık RES portföyünün 20.000 MW’lık bölümünde edinilen saha tecrübesinin, 2026 yılı itibarıyla rüzgâr yatırımlarının daha hızlı ve öngörülebilir şekilde devreye alınmasına katkı sağlayacağı değerlendiriliyor. ARI-ES Enerji’nin rüzgâr enerjisine dayalı 25.000 MW’lık RES portföyünün önemli bir bölümünün 2026 yılı itibarıyla sahaya taşınması öngörülürken; bu süreçte devreye alma aşamaları ve zaman planlamasının belirleyici olduğu görülüyor. Mevcut proje stoğunun fiili yatırıma dönüşmesi, rüzgâr enerjisinde yatırım temposunun korunması ve sektör genelindeki uygulama performansı açısından kritik önem taşıyor. TEK BİR MEGAVATI BİLE KAYBETME LÜKSÜMÜZ YOK Rüzgâr enerjisinde bugüne kadar oluşan proje birikiminin artık sahada karşılık bulması gerektiğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı şunları söyledi: “Türkiye’de rüzgâr enerjisinde ciddi bir proje birikimi oluştu. Bugün yaklaşık 15 bin MW seviyesindeki kurulu güç, güçlü bir ekosisteme işaret ediyor. Ancak bu birikimin gerçek karşılığı, projelerin sahaya ne kadar hızlı ve sağlıklı taşındığıyla ölçülecek. Rüzgâr projelerinde yatırıma geçiş sürelerinin kısaltılması ve tek bir megavatın bile sahada kaybedilmemesi, sektör açısından kritik önemde.” 2035 HEDEFLERİ HIZ VE UYGULAMA KALİTESİNİ ÖNE ÇIKARIYOR Türkiye’nin 2035 yılına kadar rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi, her yıl ortalama 7,5–8 bin MW yeni kapasitenin devreye alınmasını gerektiriyor. Bu ölçekte bir dönüşümün yalnızca yeni projelerin geliştirilmesiyle değil; yatırım süreçlerinin etkin yönetilmesi ve sahadaki uygulama kalitesinin artırılmasıyla mümkün olabileceğini vurgulayan Arıcı, önümüzdeki dönemde hız, zaman yönetimi ve devreye alma performansının sektör açısından belirleyici başlıklar olacağını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026 Rüzgâr ve Güneş Yatırımlarının Sahada Karşılık Bulduğu Yıl Olacak Haber

2026 Rüzgâr ve Güneş Yatırımlarının Sahada Karşılık Bulduğu Yıl Olacak

Bu kapsamda ARI-ES Enerji, 2026 yılına yönelik beklentilerini Türkiye’nin 2035 yenilenebilir enerji hedefleri çerçevesinde değerlendiriyor. Türkiye’nin rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi doğrultusunda, yatırım süreçlerinde zaman yönetimi ve sahadaki uygulama kalitesinin belirleyici hale geldiğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, yatırımların hız kaybetmeden devreye alınmasının sektörün gücünü ve yatırım iştahını koruması açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Arıcı, önümüzdeki dönemde devreye alma performansının sektörün ana gündem başlıklarından biri olacağını ifade ediyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi alanında proje geliştirme, mühendislik ve uygulama süreçlerinde faaliyet gösteren ARI-ES Enerji; özellikle izin süreçlerini tamamlamış projelerin sahaya taşınması, devreye alma yönetimi ve uygulama kalitesi konularında uzmanlaşıyor. Farklı ölçeklerdeki yenilenebilir enerji yatırımlarında saha deneyimi ve zaman yönetimi odaklı yaklaşımıyla öne çıkan şirket; 15.000 MW işletmedeki, 25.000 MW izin süreçlerindeki toplam 40.000 MW’lık yenilenebilir enerji portföyünün (rüzgâr + güneş) yüzde 25’ine karşılık gelen 10.000 MW’lık bölümünde, rüzgâr projeleri olmak üzere aktif olarak proje geliştirme süreçlerini yürütüyor. Bu portföy içerisinde, rüzgâr enerjisine dayalı 25.000 MW’lık RES portföyünün 20.000 MW’lık bölümünde edinilen saha tecrübesinin, 2026 yılı itibarıyla rüzgâr yatırımlarının daha hızlı ve öngörülebilir şekilde devreye alınmasına katkı sağlayacağı değerlendiriliyor. ARI-ES Enerji’nin rüzgâr enerjisine dayalı 25.000 MW’lık RES portföyünün önemli bir bölümünün 2026 yılı itibarıyla sahaya taşınması öngörülürken; bu süreçte devreye alma aşamaları ve zaman planlamasının belirleyici olduğu görülüyor. Mevcut proje stoğunun fiili yatırıma dönüşmesi, rüzgâr enerjisinde yatırım temposunun korunması ve sektör genelindeki uygulama performansı açısından kritik önem taşıyor. TEK BİR MEGAVATI BİLE KAYBETME LÜKSÜMÜZ YOK Rüzgâr enerjisinde bugüne kadar oluşan proje birikiminin artık sahada karşılık bulması gerektiğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı şunları söyledi: “Türkiye’de rüzgâr enerjisinde ciddi bir proje birikimi oluştu. Bugün yaklaşık 15 bin MW seviyesindeki kurulu güç, güçlü bir ekosisteme işaret ediyor. Ancak bu birikimin gerçek karşılığı, projelerin sahaya ne kadar hızlı ve sağlıklı taşındığıyla ölçülecek. Rüzgâr projelerinde yatırıma geçiş sürelerinin kısaltılması ve tek bir megavatın bile sahada kaybedilmemesi, sektör açısından kritik önemde.” 2035 HEDEFLERİ HIZ VE UYGULAMA KALİTESİNİ ÖNE ÇIKARIYOR Türkiye’nin 2035 yılına kadar rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi, her yıl ortalama 7,5–8 bin MW yeni kapasitenin devreye alınmasını gerektiriyor. Bu ölçekte bir dönüşümün yalnızca yeni projelerin geliştirilmesiyle değil; yatırım süreçlerinin etkin yönetilmesi ve sahadaki uygulama kalitesinin artırılmasıyla mümkün olabileceğini vurgulayan Arıcı, önümüzdeki dönemde hız, zaman yönetimi ve devreye alma performansının sektör açısından belirleyici başlıklar olacağını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Enerji Stratejisi Masaya Yatırıldı Haber

Türkiye’nin Enerji Stratejisi Masaya Yatırıldı

SolarVizyon Enerji Dönüşümü Zirvesi ve Fuarı kapsamında düzenlenen “Rüzgar, Güneş ve Depolama” sunumu sektör profesyonelleri tarafından yoğun ilgi gördü. Ateş Uğurel’in Modertatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Rüzgar, Güneş ve Depolama konu başlığında ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, Enerjiyi Yönetmekten Fazlası: Hibrit Varlıkları Karlı Bir İş Modeline Dönüştürmek başlığı ile Senkron Digital Head of Data Nuri Şensoy, Büyük Ölçekli 5.1h Lisanssız GES’lerin Geleceği balığı ile EÜD Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Çalışır, Yurtdışı Yatırımları ve JES-GES Hibritleri konusunda Naturel Holding, CEO / Yönetim Kurulu Üyesi Tolgay Benderli yer aldı. “GÜNEŞ VE RÜZGÂR BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜ BİR POTANSİYEL SUNUYOR” Yenilenebilir enerji sektöründeki dönüşüme dikkat çeken TÜREB Başkan Yardımcısı ve ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, güneş, rüzgâr ve depolama yatırımlarının kritik önemine vurgu yaptı. Arıcı, 19 Kasım 2022 itibarıyla sektörde yeni bir dönemin başladığını belirterek, “Güneş ve rüzgâr için depolamalı santraller dönemiyle birlikte enerji yatırımlarında yeni bir sayfa açıldı. 2035 hedeflerine ulaşma konusunda her zaman şunu söylüyorum: Lisanslı ya da lisanssız, depolamalı ya da depolamasız fark etmeksizin her bir MW’a ihtiyacımız var. Bu nedenle süreci kan kaybetmeden ilerletmemiz gerekiyor,” dedi. TÜRKİYE TARİHİNİN EN YÜKSEK PROJE SAYISINA ULAŞILDI 2019’lu yıllarda ağırlıklı olarak kapasite artışlarının beklendiğini hatırlatan Arıcı, lisanssız projelerin sektöre bir miktar can suyu sağladığını ancak bu projelerin kapasite açısından sınırlı kaldığını ifade etti. Bugün gelinen noktada ise Türkiye’nin, tarihinin en yüksek proje sayısına ulaştığı bir dönemden geçtiğini vurguladı. Hibrit yatırımların gelişimine de değinen Arıcı, “Bu süreci ilk başlatanlar jeotermal yatırımcılar oldu; ancak en büyük faydayı rüzgâr sektörü sağladı. Yaklaşık yüzde 25’lik hibrit kurulum oranıyla santrallerin optimum verimliliğe ulaştığını görüyoruz. Elbette bu oran bölgeden bölgeye değişiklik gösterebiliyor,” değerlendirmesinde bulundu. RÜZGÂRDA 2.200 MW’LIK HİBRİT GÜNEŞ KAPASİTESİ Bugün itibarıyla rüzgâr enerji santrallerinde 1.160 MW’lık hibrit güneş kapasitesinin işletmede olduğunu belirten Arıcı, izin süreçleri devam eden projelerle birlikte bu rakamın toplamda 2.200 MW seviyesine ulaştığını aktardı. Ayrıca rüzgâr yatırımcılarının artık jeotermal ve hidroelektrik yatırımcılarıyla aynı kota içerisinde yer aldığını ve yalnızca açıklanan kapasite tahsislerinden pay alabildiğini ifade etti. Lisanssız projelere ilişkin yaygın bir yanılgıya da dikkat çeken Arıcı, bu projelerin sanılanın aksine lisanslı projelerden daha zor bir sürece sahip olduğunu söyledi. Kamulaştırma süreci bulunmamasına rağmen, ruhsat aşamasına kadar uzanan ciddi bir izin sürecinden geçildiğini vurguladı. “SÜPER İZİN” DÜZENLEMESİ 2026’DA GÜNDEMDE 2035 hedefleri, YEKA yarışmaları ve son iki yılda gündeme gelen “Süper İzin” düzenlemelerine de değinen Arıcı, bu kapsamda en önemli başlıklardan birinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na imar ve ruhsat yetkisinin verilmesi olduğunu belirtti. Bu konuya ilişkin bir yönetmelik taslağının hazırlandığını ve konuşulan tarih olarak 2026 yılı Ocak ayının öne çıktığını aktardı. İmar ve ruhsat sürecinin öncelikle YEKA projeleriyle başlamasının öngörüldüğünü de sözlerine ekledi. Arıcı, sözlerini sektör açısından önemli bir buluşmaya dikkat çekerek tamamladı. “Bu yıl için ‘yuvaya dönüş’ diyoruz” ifadelerini kullanan Arıcı, Türkiye Rüzgâr Enerjisi Kongresi (TÜREK)’in dört yıl aranın ardından 12–13 Mayıs tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirileceğini belirtti. Bu buluşmanın sektör ile kamu arasındaki diyaloğun güçlenmesi açısından önemli bir zemin oluşturacağını vurgulayan Arıcı, etkinliğin yapılacağı yerin ise önümüzdeki günlerde açıklanacağını söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.