Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Edirne

Kapsül Haber Ajansı - Edirne haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Edirne haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DCT Trading Teknoloji Entegreli Tarım Yatırımlarıyla Büyüyor Haber

DCT Trading Teknoloji Entegreli Tarım Yatırımlarıyla Büyüyor

Şirket, Edirne’de 206 dönüm arazi üzerinde hayata geçirilen Bluefarm yaban mersini yatırımıyla yüksek katma değerli tarım üretimindeki faaliyetlerini güçlendirirken; 2025 yılında 370,4 milyon TL brüt kâr ve 177,9 milyon TL faaliyet kârı elde ederek operasyonel kârlılığını da önemli ölçüde artırdı. 2007 yılında Levent Sadık Ahmet tarafından kurulan ve merhum Dr. Sadık Ahmet’in değerleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren DCT Trading, bugün pamuk ticaretinden yüksek katma değerli tarımsal üretime ve finansal teknolojilere uzanan geniş bir faaliyet alanına sahip bir yapıya dönüştü. Bu doğrultuda Edirne’nin İpsala ilçesinde Bluefarm markasıyla 206 dönüm arazi üzerinde yaban mersini üretim yatırımını hayata geçiren DCT Trading, Bluefarm’ın büyüme sürecini hızlandırmak amacıyla Maxis Girişim Sermayesi ile stratejik bir yatırım anlaşması da imzaladı. Şirket, 2025 yılı finansal sonuçlarıyla birlikte bu yatırımlara ilişkin yol haritasını kamuoyuyla paylaştı. 2025 yılında finansal performansında operasyonel kârlılığının güçlendiği görülen DCT Trading’in brüt kârı 370,4 milyon TL’ye ulaşırken brüt kâr marjında ise 14,9 puanlık artış kaydedildi. Aynı dönemde faaliyet kârı 177,9 milyon TL seviyesine yükselirken faaliyet kâr marjı %6,6 olarak gerçekleşti. Toplam varlıklar 1.845,7 milyon TL’ye, hasılatı 2.709,2 milyon TL’ye ulaştı. Bluefarm yatırımı hayata geçirildi DCT Trading Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, 2025 yılının DCT Trading için yalnızca finansal sonuçların değerlendirildiği bir yıl olmadığını belirterek şöyle konuştu: “2025 yılı aynı zamanda geleceğin üretim modelini inşa ettiğimiz bir yatırım yılı oldu. Bluefarm Tarım Teknolojileri ve Üretim A.Ş.’yi Eylül ayında kurarak, yüksek katma değerli tarım üretimine yönelik Yunanistan’da yürütülen faaliyetleri ülkemize taşıyoruz. Şirketimiz bu amaçla Edirne’nin İpsala ilçesinde satın aldığı 206 dönümlük arazi ile yatırımın ilk adımını attı. 100.000 ağaçlık kapasiteye sahip olacak yatırımımız kapsamındaki soğuk hava deposu projemiz de bakanlık tarafından yatırım teşvik belgesi kapsamına alındı.” 1,5 milyon euro yatırım aldı Grubun tarımsal üretim konusundaki deneyiminin, vizyonunun ve hedeflerinin Maxis Girişim Sermayesi’nin yatırım stratejileri ile örtüştüğünü dile getiren Levent Sadık Ahmet, “Bluefarm’ın büyüme yolculuğunu güçlendirmek amacıyla stratejik bir yatırımcıyı da yapımıza dahil ettik. Maxis Girişim Sermayesi ile imzaladığımız anlaşma kapsamında Bluefarm’a 1,5 milyon euro tutarında yatırım yapılması planlanıyor. Rekabet Kurulu onayının ardından tamamlanacak bu işlemle birlikte Maxis’in Karma Strateji Girişim Sermayesi fonu şirketin yüzde 21,43’üne ortak olacak. Bu yatırımın Bluefarm’ın devam eden üretim yatırımlarının finansmanı ve ölçek büyütme stratejimizi hızlandırması açısından önemli bir katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi. “Rakamlar arkasındaki stratejik dönüşümü görmek gerekiyor” Yaban mersini üretimi fikrini 2021 yılında Yunanistan’da kurdukları çiftlik ile hayata geçirdiklerini dile getiren Levent Sadık Ahmet, “O dönemde küresel pazarda güçlü talebe sahip ve yüksek katma değer yaratan ürünün ne olduğunu sorguladık ve bu sorunun cevabını yaban mersininde bulduk. Sürdürülebilir bir hasat grafiği elde etmek için 1,5 yıl ÜRGE süreci yürüttük. Ulaştığımız sonuçlar bizi sadece tarım yatırımı değil, aynı zamanda teknoloji yatırımı yapmaya da götürdü. Şu anda toplama kısmı hariç, tüm bakım süreçlerini mekanize sistemler ve yazılımlarla yaptığımız Yunanistan’daki çiftliğimizde yıl sonuna kadar yapılacak dikimlerle toplamda 70 bin ağaca ulaşacağız. Türkiye’deki çiftliğimiz bu deneyim üzerine daha büyük bir kapasite ile kuruluyor. Bu nedenle finansalları değerlendirirken rakamların arkasındaki stratejik dönüşümü görmek gerekiyor. Çünkü attığımız bu adımlar, karlılık rasyolarımızı birkaç yıl içerisinde önemli düzeyde pozitif etkileyecek dönüşümün başlangıcıdır” ifadelerini kullandı. “Hedef Türkiye’nin en büyük yaban mersini üreticisi olmak” Levent Sadık Ahmet önümüzdeki yıllar için hedeflerinin çok net olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “2031 itibarıyla yalnızca kendi üretimimizle 1000 ton seviyesine ulaşmayı hedefliyoruz. Yunanistan’daki yaban mersini üretiminde elde ettiğimiz liderliği Türkiye’ye taşıyarak, burada en büyük üretici ve tüccar olmayı amaçlıyoruz. Bunun yanında sözleşmeli tarım modeliyle üretim ekosistemimizi genişleterek bölgesel kalkınmaya katkı sağlayan ölçeklenebilir bir yapı kuracağız. Bu dönüşümün sonuçlarını 2027 konsolide mali verilerimizde görmeye başlayacağız ancak kar marjlarımıza asıl pozitif katkının kalıcı şekilde 3 yıl içerisinde yansıyacağına inanıyoruz. Amacımız yalnızca büyümek değil; teknoloji entegre tarım modeliyle Türkiye’de yüksek katma değerli tarımın dönüşümüne liderlik eden bir yapı inşa etmek.” “Pamuktan teknolojiye uzanan bir ekosistem kurduk” “2025 yılında pamuk ticaretindeki güçlü uluslararası ağımız sayesinde başta Pakistan, Vietnam ve Endonezya olmak üzere birçok ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Bununla birlikte faaliyet alanımızı yalnızca emtia ticaretiyle sınırlı tutmuyor; kiraz ve yaban mersini üretimi gibi yüksek katma değerli tarım yatırımlarıyla Avrupa pazarındaki varlığımızı güçlendiriyoruz. DCT Trading olarak emtia ticaretinden gelen varlığımızı tarımsal üretim ve teknoloji yatırımlarımızla sürdürülebilir büyümeyi ve topluma değer üretmeyi hedefliyoruz.” DCT Trading’in güçlü iş ortaklıkları ve iştirakleri DCT Trading’in Yunanistan merkezli bağlı ortaklıkları Yaka ve Bluefarm, Avrupa’daki büyük zincir marketlere doğrudan kiraz ve yaban mersini tedariki sağlıyor. 2015 yılında Batı Trakya’da kurulan Yaka, taze meyve işleme, paketleme ve ihracat alanında faaliyet gösteriyor. Yaka, aldığı BRC AA+ ve IFS %100 kalite sertifikalarıyla bölgesel liderlik iddiasını güçlendirirken, 200’ü aşkın GLOBAL GAP sertifikalı üretici ile çalışarak Avrupa pazarlarına kesintisiz tedarik sağlıyor ve bölge halkına ekonomik katkı sunuyor. 2021’de kurulan Bluefarm ise, yaban mersini üretiminde ön plana çıkıyor. Yalnızca üretim yapmakla kalmayıp, her yıl hasat sezonunda istihdam ettiği 100’ün üzerindeki kadın çalışanla bölgesel kalkınmaya da katkı sağlıyor. Pamuk ve emtia piyasalarındaki dijital dönüşüm alanında da öncü olan DCT Trading, 2024 yılında kurulan İzmir merkezli Pulse Finansal Teknolojiler ve Danışmanlık A.Ş.’nin kurucu ortaklığı ile üyelerine toplulaştırılmış veri hizmeti, yapay zekâ tabanlı analiz ve öngörü hizmetleri sunan Yatırımcı.AI platformunu hayata geçirdi. Bu platform bugün 4.000’in üzerinde aktif kullanıcıya ulaştı. Aynı yıl, New York Pamuk Borsası'nda pamuk fiyatlarını beş gün önceden tahmin eden Cotcast AI ve ham petrol, altın, gümüş gibi emtiaların gelecek fiyatlarını yapay zekâ ile öngören TRK Technology ile ortaklıklar gerçekleştirilerek emtia piyasalarında dijital dönüşüme katkı sağlanıyor. 2025 yılı itibarıyla savunma sanayisine de adım atan şirket, NORM Technologies ile yaptığı iş birliği sayesinde KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer) koruyucu sistemler ve balistik ürünlerin satış süreçlerine dahil olarak yüksek katma değerli alanlara yönelme stratejisini güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yudum’dan Yerli Ayçiçeği Tohumuna Güçlü Destek Haber

Yudum’dan Yerli Ayçiçeği Tohumuna Güçlü Destek

Proje dahilinde Konya, Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli’nde çiftçilere hibe yerli ayçiçeği tohumu desteği sağlandı. Yudum ve Tohum Derneği iş birliğiyle 2021 yılında başlatılan “Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi”, 6. yılında da ülkemizdeki ayçiçeği üreticilerini desteklemeye devam ediyor. Yüksek verimli yerli ayçiçeği tohumu geliştirmek ve çeşitliliği artırmak amacıyla başlatılan proje, Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü başta olmak üzere ülke çapındaki farklı tarımsal araştırma enstitülerinin teknik desteğiyle yürütülüyor. Projeye dahil olan önder çiftçilere verilen destekle, Türkiye’nin önemli ayçiçeği üretim merkezleri olan Trakya, Konya, Adana, Eskişehir ve Çorum’da 2021’den bu yana deneme ekimleri gerçekleştirildi. Her yıl yapılan analizlerde verimlilik ve yağ oranı açısından en üst sırada olan yerli tohuma Yudum markasından esinlenilerek “YDM 2239” adı verildi. Tescillenen bu yeni yerli tohum; hastalık ve zararlılara karşı dirençli yapısı ve hem sulanan alanlarda hem de kuru ekimde verimli olmasıyla öne çıkıyor. Konya’daki denemelerde YDM 2239’un verimliliğinin dekarda 235 kilograma kadar çıktığı görüldü. Yerli Ayçiçeği Tohumu 4 ilde dağıtıldı Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi kapsamında 2026 yılında dört farklı ilde çiftçilere hibe tohum dağıtımı gerçekleştirildi. Türkiye’nin en fazla ayçiçeği üreten bölgeleri arasında yer alan Konya Karatay, Tekirdağ Malkara, Edirne Uzunköprü ve Kırklareli Lüleburgaz’da toplam 180 torba “YDM 2239” tohumu üreticilere ulaştırıldı. 12 Mart’ta Konya’daki tohum dağıtımına Tiryaki Markalı Ürünler Genel Müdürü Kemal Güven de katıldı. Söz konusu ilçelerde Ziraat Odaları ile koordinasyon sağlanarak, ayçiçeği ekiminin yoğun olduğu köylerde online başvuru sistemi devreye alındı. Üreticiler çevrim içi başvuru formunu doldurarak hibe programına katıldı; değerlendirme sürecinin ardından destekten yararlanacak çiftçiler belirlendi. Bu süreçte genç ve kadın çiftçilere öncelik verildi. Yudum’un üreticisi Tiryaki Anadolu tarafından sürdürülen proje, yerli tohum kaynaklarının güçlendirilmesini ve üreticinin desteklenmesini esas alarak Türkiye’de ayçiçeği üretiminin daha dirençli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına katkı sunmayı hedefliyor. Yerli tohumla üretim gücümüzü artırıyoruz Tiryaki Markalı Ürünler Genel Müdürü Kemal Güven, Konya’daki tohum dağıtımında çiftçilerle bir araya geldi. Yerli tohum geliştirme ve üreticiyi destekleme çalışmalarını uzun vadeli bir sorumluluk olarak gördüklerini belirten Güven şunları söyledi: “Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi, tarım sektöründe kamu, özel sektör ve sivil toplumu bir araya getiren uzun soluklu bir proje oldu. Bu girişim sayesinde verimliliği kanıtlanmış yerli ayçiçeği tohumlarını üreticiyle buluşturuyoruz. Böylece hem tarımsal sürdürülebilirliğe hem de ülkemizin ayçiçeği üretim kapasitesinin güçlenmesine katkı sağlıyoruz. Bu yıl dört farklı ilde ayçiçeği üretimi yapan çiftçilerimizi, hastalıklara dirençli ve yüksek verime sahip YDM 2239 ile buluşturduk. Konya’da destek verdiğimiz üreticilerle bir araya gelmek, sahadaki deneyimlerini dinlemek bizim için çok kıymetliydi. Yeni yerli tohumumuzun bu sezon da iyi sonuçlar vermesini diliyoruz.” Tohum Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Musa Kaya ise projenin 2021 yılından bu yana çiftçileri çok yönlü desteklediğini belirterek şunları ekledi: “Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi’nde çiftçileri her anlamda desteklemeyi ve sürdürülebilirliği esas aldık. İlk yıldan bu yana büyüyen çiftçi ağımız bugün 1.000’i aşkın üreticiye ulaştı. Trakya, Konya, Adana, Eskişehir ve Çorum’dan çiftçiler bu ağa dahil oldu. Üreticilere hem yüz yüze eğitim hem teknik uygulama hem de yerli tohum desteği sağlıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de Tohumlar Geleceğe Emanet Haber

Nilüfer’de Tohumlar Geleceğe Emanet

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen 11. Tohum Takas Şenliği’nde yerel tohumlar toprakla buluşmak üzere vatandaşlarla paylaşıldı. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) ve Nilüfer Kent Konseyi iş birliğinde düzenlenen 11. Tohum Takas Şenliği, Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünde gerçekleştirildi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği şenliğe Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan yardımcıları, Meclis üyeleri, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi ve farklı şehirlerin yerel yönetim temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri katıldı. Şenlik, Nilüfer Belediyesi Halk Dansları Topluluğu’nun gösterisiyle başladı. Etkinlikte vatandaşlar, Nilüfer Belediyesi tarafından üretilen yerel tohumlardan oluşan paketleri alarak tohum takasına katıldı. “TOHUM YAŞAMIN TA KENDİSİDİR” Şenlikte konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, yerel tohumların korunmasının hem tarımsal üretim hem de gıda güvenliği açısından büyük önem taşıdığına dikkati çekti. Tohumun yaşamın başlangıç noktası olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Tohum, yaşamın ta kendisidir. Tarımsal üretimin ilk halkasıdır. Bitki sağlığının, gıda güvencesinin ve güvenliğinin temelidir. Tohumsuz tarım olmaz, tarımsız hayat olmaz. Bu nedenle yerel tohumları korumak ve çoğaltmak, geleceğe bırakacağımız en değerli miraslardan biridir. Bundan 11 yıl önce küçük bir adımla yola çıktık. Yaklaşık 500 metrekarelik bir alanda birkaç çeşit yerel tohumla başladığımız bu yolculuk, bugün Ürünlü Mahallesi’nde yaklaşık 6 dekarlık kent bostanlarına dönüştü. Kent bostanlarımızda 70 parselde yüzlerce çeşit yerel tohumu üretiyor ve çoğaltıyoruz. Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifimiz ile birlikte bu tohumları büyük bir özenle koruyor, çoğaltıyor ve yeniden toprakla buluşmasını sağlıyoruz. Bu çalışmalar yalnızca Nilüfer için değil, Türkiye’de yerel tohumların korunması açısından da önemli bir dayanışma hareketine dönüştü.” YEREL TOHUMLAR TÜRKİYE’YE YAYILIYOR Nilüfer’de başlayan bu hareketin İzmir’den Eskişehir’e, Edirne’den Çanakkale’ye, Kırklareli’nden Muğla’ya kadar pek çok kente ilham verdiğini söyleyen Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer’de ektiğimiz tohumlar Türkiye’nin dört bir yanında filizlenmeye devam ediyor” diyerek şöyle konuştu: “Bu yıl şenliğimizde 30 farklı yerel çeşitten 15 bin paket tohumu sizlerle buluşturuyoruz. Bakla, bezelye, biber, domates, fasulye, kavun, karpuz, patlıcan ve daha birçok yerel çeşit kendi kent bostanlarımızda üretildi ve çimlenme testlerinden geçirilerek toprakla buluşmaya hazır hale getirildi. Üstelik burada yalnızca tohum dağıtmıyoruz, aynı zamanda bir dayanışma zinciri kuruyoruz. Sizler bu tohumları ekip çoğaltacak, komşularınızla ve yakınlarınızla paylaşacaksınız. Böylece yerel tohumlarımız nesilden nesle aktarılmaya devam edecek. Tohum Takas Şenliği sadece bir tarım etkinliği değil; aynı zamanda doğayla kurduğumuz bağın, paylaşmanın ve dayanışmanın bir simgesidir. Bugün burada atölyeler, etkinlikler ve buluşmalarla hep birlikte doğanın bereketini kutluyoruz.” Açılış konuşmalarında söz alan Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın ile Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kayın, geçmişin mirasını geleceğe aktaran, coğrafyamızın en değerli hazinesi olan tohumların geleceğe aktarılması adına bu etkinliğin çok önemli olduğunu belirttiler. Şenlik kapsamında vatandaşlar gün boyunca düzenlenen etkinliklere katıldı. Konserlerin yanı sıra Tohum Ekim Atölyesi, Tohum Topu Atölyesi, Atık Yağlardan Sabun Yapım Atölyesi ve Ağaç Kardeşliği Atölyesi gibi etkinlikler gerçekleştirildi. Vatandaşlar hem yerel tohumlarla buluştu hem de doğa dostu üretim konusunda bilgi edinme fırsatı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ramazan Ruhunu Yaşatan 5 Şehir Haber

Ramazan Ruhunu Yaşatan 5 Şehir

Ramazan ayının huzur veren atmosferi, tarihi ve dini mekanlara yapılan ziyaretlerle birleştiğinde unutulmaz bir seyahat deneyimine dönüşüyor. ENUYGUN.com’un hazırladığı listeye göre mahyaları ve iftar çadırlarıyla İstanbul, tasavvufun kalbi Konya, peygamberler şehri Şanlıurfa ve Osmanlı’nın eşsiz mimari mirasını taşıyan Bursa ile Edirne bu özel ayda ziyaretçilerini bekliyor. İstanbul Pek çok medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle her dönemde olduğu gibi ramazan ayında da eşsiz bir şehir. Tarihi camileri, manevi atmosferi ve geleneksel ramazan etkinliklerinin öne çıktığı İstanbul’da ziyaretçilerin ilk durağı genellikle Sultanahmet oluyor. Sultanahmet Meydanı ve Sultanahmet Camii’nin yanı sıra Eyüp Sultan Camii, Süleymaniye Camii, Fatih Camii ve Yeni Camii gibi tarihi ve dini mekanları ziyaret ederek ramazanın ruhunu doyasıya yaşayabilirsiniz. Ramazanda İstanbul’u doyasıya yaşamak isterseniz Hacivat-Karagöz gösterileri ve tasavvuf musikisi dinletilerine katılabilir, Yerebatan ve Şerefiye Sarnıcı gibi tarihi alanları ücretsiz ziyaret edebilirsiniz. Konya Ramazan ayında Konya’ya giderseniz Mevlâna Türbesi ve Mevlâna Müzesi başta olmak üzere Şems-i Tebrizi Türbesi, Şeyh Sadrettin Konevi Türbesi ve Alaeddin Camii Eşrefoğlu Camii, Aziziye Camii, Kapu Camii’yi ziyaret edebilirsiniz. Selçuklu mirasını yakından tanımak için Karatay Medresesi, Sırçalı Medrese ve İnce Minareli Medrese’yi gezebilirsiniz. Ramazan duygusunu Konya’nın tarihi ve manevi atmosferi içinde doyasıya yaşayabilirsiniz. Bursa Ramazan ruhunu yaşamak ve Osmanlı mutfağının eşsiz lezzetlerini iftar sofralarında tatmak isteyenler için ziyaret edilebilecek şehirlerden bir diğeri de Bursa. Bursa’da Ramazan boyunca tarihi ve manevi atmosferi ile öne çıkan İznik’teki Ayasofya Camii, Ulu Camii, Gazi Orhan Bey Camii, Muradiye Camii, Muradiye Külliyesi ve Emir Sultan Külliyesi gibi önemli noktaları ziyaret edebilirsiniz. Bursa lezzetleriyle bezeli geleneksel iftar sofraları da mutlaka denenmeli. Şanlıurfa ENUYGUN.com’un listesinde yer alan diğer şehir de Şanlıurfa. Şanlıurfa’da İbrahim peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen Balıklıgöl ve Şuayb peygamberin yaşadığına inanılan Harran'a bağlı Özkent Köyü, Selahaddin Eyyubi Camii, Hasan Padişah Camii, Mevlevihane Camii, Yusuf Paşa Camii ve Rızvaniye Camii gibi önemli tarihi ve dini mekanları ziyaret ederek ramazanın ruhunu derinden hissedebilirsiniz. Şanlıurfa’ya yolunuz düşerse Harran Evleri, antik Harran Üniversitesi kalıntıları, Haleplibahçe Mozaik Müzesi, Şanlıurfa Müzesi, Kızlar Sarayı ve Göbeklitepe gibi tarihi yerleri gezerek eşsiz bir kültürel deneyim de yaşayabilirsiniz. Edirne Şehrin en önemli simgesi olan, aynı zamanda Mimar Sinan’ın ustalık eserim dediği Selimiye Camii, özellikle ramazan ayında en çok ziyaret edilen yerlerden. Edirne’de, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Selimiye Camii’nin yanı sıra Muradiye Camii, Eski Camii, Gazimihal Camii, Üç Şerefeli Cami de mutlaka görülmeli. Edirne’ye yolunuz düşerse, Mimar Sinan’ın eserleri arasında bulunan Rüstem Paşa Kervansarayı, Sokullu Hamamı, Kanuni Sultan Süleyman ve Yalnızgöz Köprüleri ile Defterdar Mustafa Paşa Camii gibi önemli yerleri de görülmesi gereken listenize ekleyebilirsiniz. Şehirde ayrıca Lozan Anıtı, Milli Mücadele ve Lozan Müzesi, Karaağaç Tren İstasyonu gibi yakın tarihe ilişkin mekanların yanı sıra yeşilliğiyle de dikkat çeken açık hava müzesi görünümündeki Karaağaç ilçesine de kısa bir gezi planlayabilirsiniz. Özellikle İstanbul’a yakın konumu ve otobüs bileti alarak kolayca gidilebilen Edirne, hem iftar sofralarına hem de tarihi geziler için ideal bir rota. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa’da Fethin 700. Yıl Heyecanı Haber

Bursa’da Fethin 700. Yıl Heyecanı

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Bursa’nın Fethinin 700. Yılı’ kapsamında düzenlenecek etkinliklerin tanıtım toplantısı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Fethin 700. yılı kapsamında yapılacak olan bilimsel, akademik ve kültürel etkinlikler hakkında bilgilerin verildiği toplantıya, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, programın Danışma Kurulu üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve derneklerin temsilcileri, akademisyenler ve araştırmacılar katıldı. “BURSA, GEÇMİŞİN MİRASI, GELECEĞİN İMZASIDIR” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 7 asrı aşan bir hafızayı, yürüyüşü, iradeyi ve büyük medeniyeti hep birlikte geleceğe taşıma kararlılığını ortaya koymak için bir arada olduklarını söyledi. Bursa’nın 700 yıl önce başlayan büyük dönüşümünü ve yolculuğunu, köklerindeki eşsiz mirasa sahip çıkarak aynı kararlılıkla gelecek asırlara taşıyacaklarını ve miras bırakacaklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa, geçmişin mirası, geleceğin imzasıdır. Bu büyük yıl dönümünü yıl boyunca düzenleyeceğimiz etkinliklerle onurlandıracağız. Kentimizin her köşesinde geçmişten geleceğe güçlü bir bağ kuracağız. 2026 yılının tamamını ‘700. Fetih Yılı’ olarak ilan ettik” diye konuştu. “BİZLER BUGÜN O ÇINARIN GÖLGESİNDE DURUYORUZ” Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı bünyesinde; Bursa Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Düzce Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Yaşayanlar ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Suna Çağaptay’dan oluşan Danışma Kurulu ile birlikte sürecin yönetileceğini ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “Hazırlıklarımızı Ekim 2024’te başlattık. Bursa’nın özellikleri ve tarihsel kimliği hakkında araştırmalar yapan bilim insanlarını kentimize davet ettik. Bu yılı sadece anma yılı olarak değerlendirmiyoruz. Hatırlama, anlama, sahiplenme ve geleceğe taşıma yılı olarak görüyoruz. 700 yıl önce bu topraklara düşen tohum, sıradan bir tohum değildi. Adaletle filizlenen, emekle büyüyen, inançla kök salan, yüzyıllara meydan okuyan bir çınarın tohumudur. Bizler bugün o çınarın gölgesinde duruyoruz. Tarihimizin yeni bir eşiğine hep birlikte adım atmanın onurunu taşıyoruz” dedi. OSMANLI’YA ÜÇ KEZ BAŞKENTLİK YAPAN ŞEHİR, BURSA Bursa’nın, fethinin 700. yılında köklerinden aldığı güçle asırlara meydan okumaya devam ettiğinin altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın dünya tarihine adını altın harflerle yazdıran bir milletin devlet olma iradesinin filizlendiği eşsiz bir kent olduğunu vurguladı. 1302 yılında Yenişehir Ovası ve çevresinin fethedilmesiyle Osmanlı’nın ilk merkezinin Yenişehir olduğunu, 1326 yılında Bursa’nın fethine kadar geçen 24 yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin Yenişehir’de şekillendiğini, köklerini burada derinleştirdiğini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın 1326’daki fetihle birlikte bir ‘payitaht’ kimliği kazandığını anlattı. Orhan Gazi'nin, 1331’de İznik’in fethiyle birlikte şehri imar etmek ve İslam kültürünü yerleştirmek amacıyla başkenti bir süreliğine İznik’e taşıdığını hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, ilk Osmanlı Medresesi olan İznik Medresesi’nin de bu dönemde açıldığını ifade etti. 1335’de ise payitahtlık unvanının tekrar Bursa’ya döndüğünü belirten Başkan Mustafa Bozbey, kentin kuruluştan İstanbul’un fethine kadar geçen süreçte Osmanlı’ya üç kez başkentlik yaptığını, devletin asıl ruhunun şekillendiği yer olduğunu dile getirdi. “KÖKLERİMİZDEN GELECEĞE…” Bursa’nın sadece bir fetih kenti olmadığına, bir devlet aklının, bir yönetim anlayışının ve bir medeniyetin doğduğu merkez olduğuna dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, “Yalnızca 7 asırlık takvim yapraklarını çevirmiyoruz. Aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu uzun yürüyüşün, bu topraklarda yeşeren ortak hafızasını geleceğe taşıyoruz. Bu noktada diyoruz ki: Köklerimizden geleceğe… Biliyoruz ki köklerini unutan bir gelecek güçlü olamaz. Geçmişiyle bağ kuramayan bir yarın, kalıcı olamaz. Bursamızın köklerinden aldığımız ilhamla, tarihten güç alarak, geleceğe güvenle bakıyoruz. Bu yüzden 700. Fetih Yılı’nı; yaşanan, hissedilen ve paylaşılan bir yıl haline getiriyoruz” diye konuştu. “2026 YILINDA, ÜÇ BAŞKENT KOL KOLA OLACAK” 2026 yılı boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerin tarihi sergilerden akademik buluşmalara, sanat etkinliklerinden çocuklara özel programlara, söyleşilerden keşif rotalarına kadar zengin ve kapsayıcı bir içerikle Bursa’nın dört bir yanına yayılacağını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, tarihin yalnızca kitaplarda değil, sokaklarda, meydanlarda ve insan hafızasında yaşadığını hatırlattı. Bu anlayışla 700. Fetih Yılı’nı Bursa’nın sınırlarının dışına taşıdıklarının altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, “2026 yılında, üç başkent kol kola olacak. Bursa, Edirne ve İstanbul. Üç başkent… Üç dönem… Üç büyük hikâye… Bursamızda filizlenen çınar, Edirne’de köklerini sağlamlaştırdı. İstanbul’dan şahlanarak dünyayı kuşattı. Böylesi bir tarih, dünya tarihinde çok az kente nasip olmuştur. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak Edirne ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri ile birlikte bu büyük mirasın sorumluluğunu omuzluyor, yıl boyunca yaşayarak ve yaşatarak gelecek nesillere aktarıyoruz” dedi. “TURİZM AÇISINDAN FIRSATA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ” “Bu gurur hepimizin! Bu tarih hepimizin!” diyen Başkan Mustafa Bozbey, “Gelin, hep birlikte yedi asırlık bir çınarın hikâyesini kutlayalım. Gelin, Bursamızın 700. Fetih Yılı’nı 2026 yılı boyunca sürecek etkinliklerle birlikte yaşayalım, birlikte yaşatalım. Bursamızın fethinin 700. yılı, köklerimizden geleceğe uzanan bu büyük yürüyüşte hepimize kutlu olsun. Yedi asırlık çınarımızın gölgesi daim, yarınlarımız aydınlık olsun. Bursa’nın, fethin 700. yılını turizm açısından da fırsata dönüştürmesi gerektiğine inanıyorum. Bu fırsatı değerlendirmek, Bursa’yı dünyaya tanıtmak zorundayız” dedi. ÇARŞIBAŞI BÖLGESİNDE SES VE IŞIK GÖSTERİSİ Etkinlikler hakkında da bilgi veren Başkan Mustafa Bozbey, anma törenlerinin Osmanlı’nın ilk kuruluş hutbesinin okunduğu Yenişehir Kumluk Camii’ndeki mevlit programıyla başlayacağını açıkladı. Çarşıbaşı bölgesinde dijital mapping teknolojisi, müzik, ışık ve sahne sanatlarının bir araya geldiği görkemli bir görsel şölen ve kutlama programı gerçekleştirileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “3-4-5 Nisan’da ’Bursa’nın Fethinin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu’ ve 14-15-16 Mayıs’ta ‘Topraktan Gelen Hafıza’ Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu düzenlenecek. İstanbul Heritage Fuarı’nın basın toplantısı da Bursa’da yapılacak. Hazırlayacağımız stantta 700. yıl etkinliklerini ve mirasa yaklaşımlarımızı aktaracağız. KUDEB aracılığıyla kentin çok katmanlı mirasının bilimsel ve denetimli restorasyon süreçleri yürütülerek gelecek kuşaklara aktarılması sağlanacak. Sur kapılarından türbelere ve saraylara uzanan bir hafıza yolculuğu sunan rota düzenlenecek” dedi. 700. YIL ANISINA ÖZEL GÜN PULU Osmanlı’nın ilk camilerinden biri olan Alaaddin Bey Camii’nin haziresinin aslına uygun olarak onarıldığını aktaran Başkan Mustafa Bozbey, ilk altı Osmanlı padişahının türbelerine yerleştirilen QR kodlar aracılığıyla Türkçe, İngilizce, Arapça sesli rehberlik hizmeti sunulacağını belirtti. Osmanlı hanedanlarına ait puşidelerin serim töreni yapılacağını ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “‘İktidarın yüzü, gücün sembolü’ sikke sergisi, Yoğurtçu Baba haziresi restorasyonu, Emir Sultan Cami’nin hazire-mezarlık alanı restorasyonu, Tarihi Bursa Surları Fetihkapı kazamat mahali bakım onarımı yürütülecek. ‘Hüsn-i hat ve medeniyet’ hat levhaları sergisi düzenlenecek. ‘700. yılda Ortak Bellek: Çengiç Ailesi koleksiyonu sergisi’ tanıtılacak. ‘Yansımalar’ Bursa Kent Akademisi yıl sonu sergisi hazırlanacak. ‘Kutlu Rüya’ sanal gerçeklik gezici sergisini de Bursalılarla buluşturacağız. Pınarbaşı Parkı için hazırlanan ve fethi anlatan orijinal İznik çinisi pano, 6 Nisan’daki fetih yürüyüşünün ardından törenle açılacak. 700. yıl anısına özel gün pulu yaptırıyoruz. Hazırlanan pulda, kuruluş dönemine ait ilk altı padişahın minyatür portreleri yer alacak” diye konuştu. 700. YILI ANISINA 700 ÇINAR FİDANI Bursa’nın fethinin 700. yılı anısına 700 çınar fidanı dikileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Fetih Kupası adı altında Geleneksel Türk Okçuluğu Yarışması düzenleneceğini ifade etti. Bursa’nın Fethi’nin 700. yılına özel Uludağ zirve tırmanışı gerçekleştirileceğini aktaran Başkan Mustafa Bozbey, “Pınarbaşı Parkı’nda özel olarak tasarlanan zaman yolculuğu alanında çocuklar, Osmanlı dönemini oyun, canlandırma ve atölyeler aracılığıyla yaşayarak öğrenecek. UNIMA Bursa Şubesi tarafından hazırlanan ‘Fetih’ konulu gölge oyunu, yıl boyunca Karagöz Müzesi ve çeşitli dış alanlarda izleyiciyle buluşacak. 700. yıl temalı müze atölyeleri ve çocuk etkinlikleri düzenlenecek. Osmanlı mutfağı temasıyla düzenlenecek Gastronomi Festivali, 700. Yıla özel lezzetleri Bursa’nın günlük yaşamına taşıyacak. BURFAŞ sosyal tesislerinde 700. yıl menüsü adıyla Bursa’nın köklü mutfak kültürünü yansıtan ‘Osmanlı mutfağı menüsü’ eklenecek” dedi. Programın Danışma Kurulu üyeleri adına konuşan BUÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Bursa’nın fethiyle Osmanlı Beyliği’nin cihan devletine evrildiğini ve toprağa düşen bir tohumun asırlık çınara dönüştüğünü söyledi. Amerika, Avrupa ve Türkiye’den alanında uzman akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla 3-5 Nisan 2026’da ‘Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu'nun düzenleneceğini açıklayan Abacı, sempozyumun sonunda bir kitap hazırlanarak kent tarihine kazandırılacağını anlattı. 2026 yılı boyunca tarih, arkeoloji, edebiyat, iktisat, mimari ve sanat tarihi alanlarında çalışmalar yapan akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla panel ve söyleşiler düzenlenerek Bursa’nın fethinden 700 yıl sonrasına kadar uzanan sürecin ele alınacağını belirten Abacı, tüm etkinliklerin Bursa’nın tarihsel ve kültürel belleğinde belirgin bir iz bırakmasını amaçladıklarını dile getirdi. Soru cevap bölümünün ardından Tiyatro Şube Müdürlüğü tarafından Orkestra Şube Müdürlüğü’nün katkılarıyla ‘Gök Kubbenin Altında Bir Gümüş Kubbe’ eserinin sunumu gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kutes GRI Uyumlu 2024 Yılı Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı Haber

Kutes GRI Uyumlu 2024 Yılı Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı

Döküm sektörünün öncü markalarından Kutes, Küresel Raporlama Girişimi (Global Reporting Initiatives- GRI) Standartları, temel seçeneğine uyumlu olarak hazırlanan sürdürülebilirlik raporunu yayınladı. Sürdürülebilirlik raporunu dört yıldır aralıksız olarak kamuoyuyla paylaşan Kutes, 2024 yılında da sektörüne örnek olacak uygulamalar hayata geçirdi. 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’na ilişkin değerlendirmede bulunan Kutes İcra Kurulu Başkanı Ali Esat Kutmangil, kuruluşlarından bu yana yalnızca yüksek kaliteli üretim hedefiyle değil, toplumsal, çevresel ve ekonomik sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerini vurgulayarak, sürdürülebilirliği iş yapış biçimlerinin merkezine yerleştirdiklerini belirtti. Kutmangil, “Yönetim kurulumuzun doğrudan takibinde faaliyet gösteren Sürdürülebilirlik Komitemiz ile birlikte, teknik yetkinlikleri artırmaya yönelik eğitim ve gelişim programlarını hayata geçirdik. Tüm değer zincirimizi kapsayan sürdürülebilirlik hedeflerini üst yönetim performans kriterlerine entegre ettiğimiz yeni bir izleme sistemini devreye aldık. Bu sayede sürdürülebilirliği sadece bir hedef değil, aynı zamanda hesap verebilirlik ilkesiyle desteklenen bir liderlik vizyonu olarak konumlandırıyoruz. Üretim süreçlerimizde dijitalleşme, yeşil enerji yatırımları ve etik tedarik zinciri uygulamalarını güçlendirmeye devam ederken; genç mühendisler, kadın çalışanlar ve yerel toplum için kapsayıcı uygulamalar geliştirmeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz. Tüm bu çabalarımızda bizi en çok motive eden unsur, paydaşlarımızın güveni ve geri bildirimleridir. Hep birlikte daha yeşil, daha adil ve daha dirençli bir gelecek inşa etmek için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Yenilenebilir enerji ve döngüsel ekonomi ile geleceğe yatırım Çevresel etkilerini azaltmak amacıyla enerji verimliliği, iklim değişikliğiyle mücadele, su ve atık yönetimi ile kaynak verimliliği alanlarında kapsamlı bir sürdürülebilirlik stratejisi yürüten Kutes, düşük karbonlu üretim teknolojileri, yenilenebilir enerji yatırımları ve verimlilik projeleriyle sürdürülebilir üretime geçişini hızlandırıyor. 2024’te Kırklareli ve Edirne’de toplam 38 milyon kWh kapasiteli GES yatırımı tamamlayarak toplam enerji ihtiyacının %45’ini yenilenebilir enerjiden karşılayan şirket, IE3-IE4 motorlar ve Progelta yatırımları sayesinde ise %5 enerji tasarrufu sağladı. 2024’te kapsam 1 ve 2 emisyonlarını sırasıyla %4,7 ve %6,6 oranında azaltan Kutes, 2030’a kadar toplam emisyonlarda %30 azalma hedefliyor. 7.222.800 kg hurda geri dönüştürülerek hammadde ihtiyacının %53’ünü hurdadan karşılayan şirket, kaynak verimliliği konusunda da önemli bir gelişmeye imza attı. Atık miktarını ,se bir önceki yıla göre %26, tehlikeli atık miktarını ise %19 azalttı. Döngüsel ekonomi ilkelerini kurumsal kültürüne entegre etmeyi hedefleyen şirket, 2025’te planlanan Döngüsel Ekonomi Eğitimi ile çalışan farkındalığını artırarak atıkların yeniden kullanımı, geri dönüşümü ve ürün ömrünün uzatılmasına yönelik uygulamaları sistematik hale getirmeyi amaçlıyor. 2026 itibarıyla ise karbon ayak izini CDP platformunda raporlamayı hedefliyor. Kutes, dijital dönüşümle sürdürülebilirlik ve verimliliği güçlendiriyor 2021’den bu yana yürüttüğü dijital dönüşüm çalışmalarını 2024’te ileri bir seviyeye taşıyan Kutes, teknolojiyi verimlilikle beraber sürdürülebilirlik, müşteri memnuniyeti ve küresel rekabet gücü için stratejik bir araç olarak görüyor. Şirket, ERP sistemini MS Dynamics 365 versiyonuna yükselterek tedarik zinciri, üretim ve finans süreçlerinde hız, şeffaflık ve entegrasyonu güçlendirdi. TISAX sertifikasıyla otomotiv sektöründe bilgi güvenliği standartlarına tam uyum sağladı, ISO 27001 ile başlayan siber güvenlik yolculuğunu uluslararası düzeye taşıdı. Anlık raporlama sistemleri sayesinde üretimden yönetime tüm süreçlerde gerçek zamanlı veri izleme ve karar alma kapasitesini artırdı. 2024’te dijital arşiv, enerji optimizasyonu ve atık azaltma çözümleriyle çevresel sürdürülebilirliği destekledi, otomasyon ve kestirimci bakım teknolojileriyle İSG performansı güçlendirdi. Dijital dönüşüm yatırımları kapsamında MaestroHub, DigiTheta, MS Power BI, Flowmeo ve altyapı güncellemeleriyle “tek doğruluk noktası (Single Point of Truth)” vizyonunu hayata geçirdi. Kutes, 2025 ve sonrasında üretim hatlarını %100 dijital izlenebilir hale getirmeyi, kestirimci bakım oranını artırmayı, üretim başına enerji tüketiminde %10 azalma ve dijital tedarik zinciri entegrasyonu hedefliyor. Operasyonel mükemmeliyet ile 2027’de global TPM ödülü hedefleniyor Kutes, operasyonel mükemmeliyet yaklaşımı doğrultusunda hazırladığı TPM Master Planı ile komite yapılarını, hedef KPI/KAI değerlerini ve gelişim adımlarını sistematik hale getirdi. TPM Yürütme Kurulu liderliğinde Kaizen, Planlı Bakım, Otonom Bakım, SEÇ, Eğitim ve Erken Ekipman Yönetimi gibi başlıklar altında tüm çalışanları kapsayan bir yapı kurdu. Yalın üretim, Kaizen, 5S ve SMED uygulamalarıyla verimlilik, kalite ve sürekliliği artırmaya yönelik iyileştirmeler yapan şirket, 2024’te GF hattında çapak kaynaklı duruşların ve setup sürelerinin azaltılmasıyla önemli kazanımlar elde etti. Şirket, 2027’de global TPM Ödülü hedefi doğrultusunda Japon danışmanlık desteğiyle yalın üretim tekniklerini TPM sistemine entegre ederek uzun vadeli rekabetçiliğini güçlendirirken sürdürülebilir üretim ve kaynak yönetimine katkı sağlıyor. Kadın çalışan oranını %22’ye çıkarmayı planlıyor İnsan kaynağını en değerli varlığı olarak gören ve çalışanlarının gelişimi, güvenliği ile memnuniyetini kurumsal sürdürülebilirliğin temeli kabul eden Kutes, fırsat eşitliği, katılımcı yönetim ve güçlü bir iş sağlığı-güvenliği kültürü üzerine kurulu insan kaynakları yaklaşımıyla hareket ediyor. Şirket, KUTES Akademi aracılığıyla teknik ve kişisel gelişim eğitimlerini artırırken, kadın istihdamını ve yönetimde kadın oranını yükseltmeyi hedefliyor. 2026’ya kadar kadın çalışan oranını %22’ye, yönetimde kadın oranını %20’ye çıkarma ve tüm çalışanlara yılda en az bir kez ayrımcılık karşıtı eğitim verme hedefi bulunuyor. Teknik bilgi, çevresel sürdürülebilirlik, liderlik ve İSG konularında eğitimler düzenleyen şirket 2021–2024 döneminde eğitim saatlerini %195, eğitim sayısını %186 artırmayı başardı. Kutes, çalışan memnuniyeti ve mutluluğunu artırmak için prim, kira ve aile yardımı, sağlık sigortası, doğum desteği, kreş indirimi, hibrit çalışma ve burs imkanları gibi kapsamlı yan haklar sunuyor. Sosyal sorumluluk çalışmaları da yürüten Kutes, Türk Eğitim Vakfı (TEV) iş birliğinde hayata geçirdiği Mehmet Bekir Kutmangil Burs Fonu aracılığıyla 2022 yılından beri öğrencilere burs vermeye devam ediyor. Aynı zamanda TEV’in staj programına da dahil olarak öğrencilere staj imkanı da sunuyor.

Pasifik Holding Halka Arz Gelirinin Yüzde 80’ini Yeni Yatırımlarda Kullanacak Haber

Pasifik Holding Halka Arz Gelirinin Yüzde 80’ini Yeni Yatırımlarda Kullanacak

Teknolojiden lojistiğe, gayrimenkulden enerji ve madenciliğe kadar farklı alanlarda vizyoner yatırımları ile dikkat çeken Pasifik Holding halka arz oluyor. SPK’nın 7 Kasım tarihli bültenine göre; Pasifik Holding’in 2 milyar TL’si sermaye artırımı, 2 milyar TL’si ortak satışı olmak üzere toplam 4 milyar TL nominal değerli hissesi Halk Yatırım ve İntegral Yatırım liderliğinde 12, 13 ve 14 Kasım tarihlerinde 1,50 TL’den sabit fiyatla talep toplama yöntemiyle satışa sunulacak. Halka arz sonrasında Pasifik Holding’in halka açıklık oranı yüzde 20 olacak. Pasifik Holding’in halka arzına konu payların yüzde 40’ı bireysel yatırımcılara, yüzde 10’u 100 bin lot üzeri yüksek başvurulu yatırımcılara ve yüzde 50’si yurt içi kurumsal yatırımcılara tahsis edilecek. Borsa İstanbul Yıldız Pazar’da işlem görecek Pasifik Holding, halka arzdan elde edilecek gelirin yüzde 80’ini teknoloji, lojistik, gayrimenkul ve enerji sektörleri başta olmak üzere yeni yatırımlarda, yüzde 10’unu işletme sermayesinde, kalan yüzde 10’luk kısmı da finansal borçların ödenmesinde kullanacak. Geleceği tasarlamak en büyük tutkumuz Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, daha güçlü bir kurumsal yapı hedefiyle farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerini 2023 yılında holding çatısı altında topladıklarını hatırlattı. Pasifik Holding olarak, bulundukları her alanda geleceği tasarlamanın en büyük tutkuları olduğunu anlatan Fatih Erdoğan, Pasifik Okyanusu’ndan ilham aldıklarını belirterek, “İşte bu yüzden cesaretle adım atıyor, tutkuyla çalışıyor, bereketle büyüyoruz” diye konuştu. Pasifik Holding’in 30 Haziran 2025 itibariyle özkaynaklarının 30,2 milyar TL’ye ulaştığını, net dönem karının ise 1,4 milyar TL olduğunu ifade eden Fatih Erdoğan, şunları söyledi: “Holdingleşme, yönetim kolaylığının yanı sıra şirketlerimiz arasındaki sinerjinin, iş birliği ve kaynak paylaşımının, finansal güç kabiliyetinin artmasını, marka ve imaj gücünün birbirini beslemesini sağladı. Halka arzla da yepyeni bir sürece giriyoruz. Bildiğiniz gibi Pasifik olarak bugüne kadar dört halka arz gerçekleştirdik. Bunlardan ilki 40 yıllık bir geçmişe sahip aile şirketimiz Orçay’dı. Hemen ardından Next Level markalı projeleriyle bulunduğu bölgeye ilkleri getiren Pasifik GYO, sonrasında Türkiye’nin uluslararası demiryolu lojistiği alanında öncü şirketi Pasifik Eurasia, son olarak ise savunma sanayii teknolojilerinden bilişim teknolojilerine kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunan, yerli ve milli teknoloji ile Türkiye’nin ilk ve tek insansız helikopterini üreten Pasifik Teknoloji’yi halka açtık. Halka açılma vizyonunu geleceğe bırakacağımız en büyük miras olarak gördüğümüz için Pasifik Holding’i de halka açmaya karar verdik. SPK’dan aldığımız onay doğrultusunda da 12-14 Kasım tarihleri arasında talep toplamaya başlayacağız. Halka arzımızla birlikte yeni yatırımcılarla Pasifik ailesi daha da büyüyecek ve güçlü sermaye yapımız, hızlı karar alma kabiliyetimiz ve özgün sektör karmamızla faaliyet gösterdiğimiz tüm alanlardaki liderlik hedefimize çok daha emin adımlarla yürüyeceğiz.” Halka arz gelirini stratejik büyüme yatırımlarına yönlendireceğiz Halka arzdan elde edilecek kaynağın lojistikten enerjiye, teknoloji yatırımlarından gayrimenkule uzanan geniş bir yelpazede Türkiye’nin bölgesel rekabet gücünü artırmak için kullanılacağını açıklayan Fatih Erdoğan şöyle konuştu: “Biz Pasifik Holding olarak halka arzdan elde edeceğimiz geliri; hem grubumuzun stratejik büyüme yol haritasını hızlandırmak hem de Türkiye’nin bölgesel rekabet gücüne kalıcı değer katmak için kullanacağız. Lojistikte BTK hattı üzerinde bugün ulaştığımız hacmi daha ileri taşıyacağız. Çin’den Avrupa’ya uzanan Orta Koridor’da kesintisiz taşımayı mümkün kılmak için lokomotif, vagon ve konteyner yatırımlarını, terminal altyapı güçlendirmelerini hızlandıracağız. Türkiye’nin bu koridorda ‘transit ülke’ değil, ‘merkez ülke’ olarak konumlanmasına katkı sunacağız. Teknoloji tarafında ise yüzde 100 yerli ve milli teknoloji hedefimiz doğrultusunda savunma sanayii teknolojilerinde Türkiye’nin uluslararası pazardaki payını artırmayı hedefliyoruz. İnsansız sistemler alanında performansı yüksek, dayanıklı ve küresel çapta rekabetçi ürün yelpazemiz için üretim kapasitemizi artıracağız. Bilişim teknolojilerinde akıllı şehirlerden güvenli dokümanlara, biyometrik sistemlerden kimlik yönetimine kadar yenilikçi çözümler geliştirmeye devam edeceğiz. Mevcut projelerimizi hızlandırıp yeni ürün ve patent geliştirme süreçlerine yatırım yapacağız. Grubumuzun lokomotifi gayrimenkulde ‘Next Level’ markamız ile şehir yaşamının geleceğini tasarlıyoruz. Bu anlayışla Next Level markamızla sürdürülebilir proje vizyonumuzu güçlendirecek ve hep ‘bir sonraki seviyeyi’ hedefleyerek yeni projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Enerji ve madencilik yatırımlarımız da devam ediyor. Ön lisans, Ar-Ge, fizibilite ve potansiyel tespit çalışmalarımız tamamlandı. Şimdi tesis kurulum aşamasına geçiyoruz. Bu yatırımların, yenilenebilir ve sürdürülebilir kaynaklarla katma değeri yüksek enerji üretim kapasitemizi artıracağına inanıyorum. Aden Pellet ile sürdürdüğümüz atık orman ürünlerinin geri dönüşümü projesi de bunun güzel bir örneğidir. Sadece mevcut alanlarımızı değil, potansiyeli yüksek yeni sektörleri de radarımızda tutuyoruz. Fırsat gördüğümüz her alana cesaretle adım atmaya, yatırım yapmaya devam edeceğiz. Halka arzdan elde edeceğimiz kaynakları sürdürülebilir büyümeyi, yüksek teknolojiyi, küresel rekabetimizi ve Türkiye’nin bölgesel liderlik vizyonunu destekleyecek şekilde kullanacağız. Aldığımız her stratejik kararda küresel düşünüp, yerli üretmeye ve kalıcı değer yaratmaya devam edeceğiz.” Pasifik Teknoloji’de ihracatın cirodaki payını yüzde 50’ye çıkaracağız Teknoloji tarafında Pasifik Teknoloji ile Türkiye’nin dijital geleceğinde ve savunma sanayiinde kritik rol oynamaya devam ettiklerini anlatan Fatih Erdoğan, “Bir taraftan savunma sanayiinde insansız hava araçlarımızla önemli başarılara imza atarken, diğer taraftan da bilişim teknolojilerinde birçok ilki hayata geçirmeye devam ediyoruz. Kapsamlı mühendislik altyapımızla savunma sanayiinden siber güvenliğe, biyometrik kimlik çözümlerinden seyahat teknolojilerine ve finansal sistemlere kadar geniş bir yelpazede entegre çözümler sunuyoruz. Ana hedefimiz uluslararası pazardaki konumumuzu güçlendirmek” diye konuştu. Savunma sanayii teknolojileri alanında ülkeye katma değer sağlayacak projeler ürettiklerini vurgulayan Erdoğan, özellikle döner kanatlı insansız hava araçları ve kamikaze İHA’lar gibi yenilikçi ürünlerle Türkiye’nin uluslararası pazardaki rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerini belirtti ve şunları ekledi: “Savunma sanayii ihracatının ciromuzdaki payını yüzde 50’ye çıkarmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda, ürünlerimizin AB pazarındaki varlığını güçlendirerek Avrupa’nın savunma bütçesinden daha etkin yararlanmamızı sağlayacak adımlar atıyoruz.” Erdoğan, şirketin geliştirdiği sistemlere ilişkin de şu bilgileri verdi: “Türkiye’nin ilk ve tek insansız helikopteri ALPİN-2 Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girdi, teslimat süreci devam ediyor. Bunun yanında Türkiye’nin ilk ve tek silahlı mini insansız helikopteri DUMRUL ile MERKÜT Kamikaze İHA ürünlerimizin ilk teslimatları tamamlandı, bu sistemler de envantere alındı. Sabit kanatlı kamikaze İHA ürünlerimiz olan DELİ ailesinin 50 km menzilli versiyonunun ürün geliştirme süreci tamamlandı, envantere girme süreci devam ediyor. 500 km, 1.000 km ve 3.000 km menzilli versiyonlarının geliştirme çalışmalarına başlandı. İnsansız hava araçları teknolojilerinde ilk önce drone İHA’lar, sonra sabit kanatlı İHA’lar ve en son döner kanatlı helikopter İHA’lar geliştirildi. Biz bu üç ayrı teknolojinin üçünü de üretebilen dünyadaki ender şirketlerden biriyiz. Bu özelliğimiz savunma sanayii tarafındaki gelecek beklentilerimizi oldukça güçlü tutuyor.” Fatih Erdoğan, “Stratejimiz ve vizyonumuz doğrultusunda, başta ülkemiz olmak üzere uluslararası alanda da bu özel sistemlerimizin yer alması için çalışıyoruz. Pasifik Teknoloji çatısı altında geliştirdiğimiz her yeni platform ve sistem, bizi hedeflerimize bir adım daha yaklaştırıyor. Amacımız, Türkiye’nin savunma sanayiinde kazandığı gücü daha da ileriye taşıyacak projeler geliştirerek, ülkemizin küresel güç olma hedefine katkı sağlamak” dedi. Orta Koridorun ana oyuncusu Pasifik Eurasia Lojistik sektöründe ise 2019 yılından bu yana uluslararası önemli anlaşmalara ve taşımalara imza attıklarını hatırlatan Fatih Erdoğan, “Pasifik Eurasia olarak Çin’den Avrupa’ya uzanan Orta Koridor üzerinde ülkemizin lojistik merkez olarak konumlanmasını amaçlayan bir anlayışla Bakü-Tiflis-Kars (BTK) hattı başta olmak üzere yeni taşıma koridorlarının gelişimini sağlayacak pek çok önemli adım attık” dedi. Pasifik Eurasia’nın ana oyuncu olduğu Orta Koridor üzerinde çalışmalarını sürdürdüğüne dikkat çeken Erdoğan, şunları söyledi: “Orta Koridor hem mevcut jeopolitik konjonktür hem de yapısal gerçeklik gereği bölgesel bir geçiş hattı olmanın ötesinde, stratejik önemi yüksek kıtalar arası bir koridora dönüşüyor. Türkiye, bu koridorun kilit ülkesi olarak lojistik, enerji, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında kritik avantajlara sahip. Biz de Pasifik Eurasia olarak bu koridorun gelişmesi ve gerçek potansiyeline ulaşması için ulusal ve uluslararası bazda çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda 2025 yılı boyunca önemli anlaşmalara imza attık. Bu anlaşmalar sayesinde Orta Koridorun yakın gelecekte, Çin ile Avrupa arasında gelişen demiryolu taşımalarında payını artıracağına inanıyoruz. Yapılan anlaşmalar çerçevesinde ilk olarak yılda 1.000 trene ulaşmasını hedeflediğimiz Orta Koridor üzerinde Türkiye merkez ülke haline dönüşecek. Biz de Pasifik Eurasia ile bu stratejik hedefler doğrultusunda önemli yatırımlar ve iş birlikleri yapmaya devam ediyoruz. Hedefimiz, ana oyuncusu olduğumuz Orta Koridorun etkinliğini artırmak ve taşıma hacmini hızla büyütmek.” Faizler düştü, gayrimenkul piyasasında hareketlilik başladı Faaliyet gösterdikleri tüm alanlarda sektöre yön veren öncü bir rol üstlendiklerini anlatan Fatih Erdoğan, gayrimenkul sektöründe şehri değiştiren, hayatı farklılaştıran ve şehircilik kavramına yeni bakış açıları getiren projeleriyle dikkat çektiklerini anlattı. Pasifik GYO’nun holdingleşme yolundaki en önemli yapı taşlarından biri olduğunu ifade eden Fatih Erdoğan, ödüllü Next Level markasının İstanbul’un en özel lokasyonlarında hızla yükseldiğini belirterek şöyle konuştu: “Next Level İstanbul’un ardından Next Level Kemer ile Göktürk’te ‘next level’ bir yaşamın kapısını açtık. Ekim ayı sonunda lansmanını yaptığımız Next Level Kemer’e oldukça yoğun bir ilgi var. Bu projemizi 2026 yılı sonunda teslim edeceğiz.” Şehrin merkezinde doğayla iç içe, modern bir yaşam alanı sunmayı hedefleyen Next Level İstanbul’un, Etiler-Levent bölgesinde yükseldiğinin altını çizen Erdoğan, Next Level İstanbul’un sakinlerine şehir merkezinde eşsiz bir doğa keyfi yaşatacağını ve İstanbulluların beklentilerinin üzerinde, şehir yaşamını zenginleştirecek özelliklere sahip olduğunu ifade etti. Erdoğan, “Next Level İstanbul ismindeki iddianın altını dolduran bir proje. İstanbul’un en değerli lokasyonunda şehre sınıf atlatan özellikleriyle İstanbul’un en değerli gayrimenkul yatırımlarından biri olma özelliği taşıyor” dedi. Fatih Erdoğan, başkentteki projeleri hakkında da şu bilgileri verdi: “Ankara’nın tam kalbinde yer alan ve tek parselde bir milyon 200 bin metrekare inşaat alanı ve Türkiye’nin en büyük karma yaşam projelerinden özelliği ile öne çıkan Merkez Ankara’da, konut inşaatlarımız tamamlandı ve yaşam başladı. Ankara’nın açık havayla bütünleşen yeni nesil alışveriş ve yaşam merkezi Merkez Ankara AVM ise Mayıs 2026’da açılacak. Merkez Ankara AVM hem perakende markalarının hem de yeme-içme markalarının bir araya gelebildiği, 600 metrelik alışveriş caddesi konsepti, biri açık biri kapalı olan iki kat üzerine kurulu tasarımı ile Ankara’nın merkezinde yepyeni bir buluşma noktası olacak. Next Level Bodrum ve Next Level Country tarafında da hazırlıklarımız sürüyor. Dolayısıyla Pasifik Holding’in temelinde önemli bir yeri olan gayrimenkul ve inşaat tarafındaki yatırımlarımıza, bulunduğumuz bölgeyi ‘next level’a taşıyacak projelerimize hızla devam ediyoruz.” Enerjide odak noktamız ‘yenilenebilir enerji’ Enerji sektöründe ise yenilenebilir enerjiye odaklandıklarını anlatan Erdoğan, depolamalı rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarının Türkiye’de Mardin ve Edirne’de, Avrupa’da ise Romanya’da hayata geçeceğini söyledi. Doğaya ve dünyaya karşı sorumluluk bilinciyle yola çıkarak, orman artıklarından yenilenebilir enerji yakıtı olan pelet üretimi yapan çok modern bir fabrika yatırımını Giresun’da hayata geçirdiklerini ve yenilenebilir enerji sektörüne farklı bir yaklaşım getirdiklerini anlatan Erdoğan, madencilik tarafında da çalışmalarımız devam ediyor. Sivas-Erzincan bölgesinde alınan 3 işletme ruhsatı ile kurşun-çinko ağırlıklı maden arama ve hazırlık çalışmalarına başladık. Sondaj ve laboratuvar testlerimiz şu sıralarda devam ediyor” dedi. Fatih Erdoğan, halka arzdan aldıkları güçle birlikte Pasifik Holding olarak faaliyet gösterdikleri tüm sektörlerde geleceği tasarlamaya, stratejik milli ürünlerle Türkiye’ye ve tüm paydaşlarına katma değer sunmaya ve farklı rotalar keşfederek büyümeye devam edeceklerini belirterek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İGSAŞ Bayi Toplantısı “Gelecek Bereketli Gelecek” Temasıyla Gerçekleştirildi Haber

İGSAŞ Bayi Toplantısı “Gelecek Bereketli Gelecek” Temasıyla Gerçekleştirildi

Yıldızlar Yatırım Holding bünyesinde faaliyet gösteren İGSAŞ, Türkiye gübre sektörünün öncü markalarından biri olarak ülke tarımının sürdürülebilir geleceğine katkı sağlıyor. 16 Ekim’de Tekirdağ’da düzenlediği bölge bayi toplantısında İstanbul, Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli’nden iş ortaklarıyla bir araya geldi. “Gelecek Bereketli Gelecek” temasıyla gerçekleştirilen toplantıda şirketin vizyonu ve hedefleri aktarılarak İGSAŞ’ın büyüme stratejileri, sürdürülebilir tarım hedefleri ve dijital dönüşüm yatırımları hakkında bilgi verildi. Bunun yanı sıra bayilerin iş süreçlerini dijitalleştirecek yeni platform İGSAŞ Connect mobil uygulamasının lansmanı yapıldı. “İGSAŞ Connect uygulaması ile bayilerimizin iş süreçlerini kolaylaştıracağız” İGSAŞ Genel Müdürü İlkay Ünal, “İGSAŞ olarak geleceğin bereketini bugünden inşa etmek için çalışıyoruz. Bu hedef doğrultusunda ürün gamımızı inovatif ürünlerle geliştiriyor, toprağın verimliliğini artıracak çözümler üretiyoruz. Şimdi bu yaklaşımı dijital dünyaya taşıyarak bayilerimizin iş süreçlerini kolaylaştıran İGSAŞ Connect uygulamasını hayata geçiriyoruz. Uygulama sayesinde bayilerimiz siparişten ödemeye, stok takibinden kampanya duyurularına kadar tüm operasyonlarını tek platform üzerinden, hızlı ve güvenli biçimde yönetebiliyor. İGSAŞ Connect uygulamamızla bayilerimizin operasyonel verimliliklerini artırırken, aynı zamanda veriyle beslenen bir iş modeli oluşturuyoruz” dedi. Gübre sektöründe uçtan uca hizmet sunan ilk B2B mobil uygulama: İGSAŞ Connect Lansmanı yapılan İGSAŞ Connect mobil uygulaması, bayilerin sipariş, stok takibi, ödeme ve kampanya süreçlerini tek platformdan yönetmelerini sağlıyor. Gübre sektöründe uçtan uca hizmet sunan ilk B2B mobil uygulama olan İGSAŞ Connect, Salesforce entegrasyonu sayesinde tüm işlemleri ve geri bildirimleri müşteri kartlarına anlık olarak işliyor. Böylece bayilerin geçmiş işlemleri kayıt altında tutuluyor, taleplerine daha hızlı ve etkin yanıt verilebiliyor. Uygulama, bayilere istedikleri zaman ve istedikleri yerden işlem yapma kolaylığı sunarken, tüm duyuru ve bildirimleri anlık olarak ileterek kesintisiz iletişim sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.