Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Edirne

Kapsül Haber Ajansı - Edirne haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Edirne haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

5. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı Edirne'de Gerçekleştirildi Haber

5. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı Edirne'de Gerçekleştirildi

Bu kez “Edirne Kırmızısı”nı çağdaş sanatın ilham kaynaklarından biri haline getiren çalıştaya; Türkiye'nin farklı şehirlerinin yanı sıra ABD, İtalya, Çin, Japonya, Moğolistan, Kanada, Romanya ve Azerbaycan'dan 20 sanatçı katıldı. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı Kurucusu ve Danışma Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer tarafından hayata geçirilen, küratörlüğünü ise sanatçı Fırat Neziroğlu'nun üstlendiği çalıştayın 5. yılında sanatçılar, “Edirne Kırmızısı”nın kökeni, geçmişle bugün ve gelecek arasında kurduğu bağa odaklanarak, kentin çok katmanlı kültürel belleğini resimden heykele, vitraydan dijital sanata uzanan farklı disiplinlerde yeniden yorumladı. Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin Karaağaç Yerleşkesi'nde gerçekleşen 5. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı’na Türkiye'nin farklı şehirlerinin yanı sıra ABD, İtalya, Çin, Japonya, Moğolistan, Kanada, Romanya ve Azerbaycan'dan 20 sanatçı katıldı. Çalıştay boyunca farklı disiplinlerde hayat bulan ve boyanın yanı sıra kumaş, cam, balmumu ve farklı malzemelerle üretilen eserler, kadim bir kültürün izlerini günümüz sanatına yansıttı. Beş Yılda Uluslararası Bir Çalıştaya Dönüştü Arnica Art Land Sanat Çalıştayı Kurucusu ve Danışma Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer, çalıştayın beşinci yılında ulaştığı uluslararası niteliğin kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirterek şunları söyledi: "Markamızın kurucusu babam Hasan Akın'ın ruhuna saygı duruşu niteliği taşıyan Arnica Art Land Sanat Çalıştayımızın beşincisini düzenlemenin mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Sanatın büyük kentlere sıkışmasını önlemek, sanat okuryazarlığını artırmak ve ülkemizin adını uluslararası sanat camiasında daha sık geçirmeye katkı koymak hedefleriyle yola çıkmıştık. Her yıl daha iyisini yapma amacıyla bizi bu hedeflerimize ulaştıracak adımlar attık. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı giderek uluslararası katılımı artan bir sanatçı buluşması haline geldi. Edirne'nin tarihçesi 15. yüzyıla dayanan değerini, “Edirne Kırmızısı”nı bu yılki çalıştayımızın odak noktasına aldık. Sanatçılarımızla birlikte 'Renkten Dokuya, Edirne'den Dünyaya' dedik. Çalıştayımızı Edirne'de yapma fikrimizi paylaştığımız ilk andan itibaren hep yanımızda olan Edirne Valisi Sayın Yunus Sezer’e, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin'e ve Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne iş birlikleri ve kıymetli destekleri için gönülden teşekkürlerimi sunarım.” Farklı coğrafyalardan gelen sanatçıların ortak üretim deneyimine dikkat çeken çalıştayın küratörü Fırat Neziroğlu ise: "Sanat buluşmaları sınırları aşarak bizi birbirimize çok daha kökten, derinden bağlıyor. 5. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı da çok farklı ülkelerden, coğrafyalardan gelen katılımcıların sanatın ortak dilinde buluştuğu, geçmişin değerlerini geleceğe bağlayan çok önemli bir etkinlik oldu. Edirne'nin çağlar öncesine dayanan değeri, Edirne Kırmızısı 21. yüzyıl sanatçılarıyla sanatın çok farklı dallarında kullandığımız bir malzemeye dönüştü. Farklı yaş gruplarından sanatçılar deneyimlerini paylaştı, öğrendi, öğretti. Bu yönüyle de çalıştayımız sanat pratiğine ve atmosferine önemli katkılar yaptı bana göre. Hepimiz büyük bir mutluluğu yaşadık, sanatı ve hayatı paylaştık." Çalıştay boyunca resim, heykel, vitray, dijital sanat ve tekstil başta olmak üzere farklı disiplinlerde ortaya çıkan eserler; Edirne’nin en önemli tarihi yapılarından Ekmekçizade Kervansarayı’nda sanatseverlerle buluştu. 5. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı Sergisi açılışına Edirne Vali Vekili Şevket Atlı, Edirne Belediye Başkanı Filiz Şencan, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, Arnica Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serhan Akın ve Arnica Pazarlama ve Operasyon Yöneticisi Yasemin Biçer ile çok sayıda sanatsever katıldı. Eserler bir hafta süreyle görülebilecek. Sergi, Edirne'nin ardından İstanbul'da da sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Üretim, 2.500’den Fazla Çocuğu Sporun Birleştirici Gücüyle Buluşturdu Haber

Enerjisa Üretim, 2.500’den Fazla Çocuğu Sporun Birleştirici Gücüyle Buluşturdu

Enerjisa Üretim’in, çocukları sporun birleştirici ve iyileştirici gücüyle buluşturmak amacıyla Güler Legacy iş birliğiyle hayata geçirdiği Çocuk Basketbol Kampları’nın yeni durağı Edirne Keşan oldu. Keşan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün destekleriyle düzenlenen üç günlük kamp kapsamında, Keşan’ın çevre köylerinden ulaşımı sağlanan çocuklar temel basketbol eğitimi aldı. Kamp boyunca çocuklar, top sürme, pas, şut, savunma, koordinasyon ve takım oyunu gibi temel basketbol becerilerini öğrenirken; fair play anlayışı, iş birliği, özgüven ve takım ruhu gibi değerleri de uygulamalı etkinliklerle deneyimledi. Çocuklar, kamp süresince basketbol becerilerini geliştirmenin yanı sıra, Enerjisa Üretim ekipleri tarafından verilen çevre, sürdürülebilirlik ve yenilenebilir enerji eğitimleriyle bu alanlarda farkındalık kazandı. Kamp boyunca çocuklara basketbol formaları ve temel spor ekipmanları sağlanarak eğitim deneyimleri desteklendi. 2.500’den Fazla Çocuk Basketbolla Buluştu Enerjisa Üretim ve Güler Legacy iş birliğiyle hayata geçirilen Çocuk Basketbol Kampları, bugüne kadar Türkiye’nin farklı bölgelerinde 2.500’den fazla çocuğu basketbolla buluşturdu. Çocukların spora erişimini destekleyen proje, sporun kapsayıcı gücüyle sosyal gelişimlerine katkı sunarken, Türkiye’nin dört bir yanında daha fazla çocuğu basketbolla buluşturmaya devam ediyor. Enerjisa Üretim Kurumsal İletişim Lideri Enes Battal, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Enerjisa Üretim olarak faaliyet gösterdiğimiz ve yatırım yaptığımız bölgelerde yalnızca enerji üretmeyi değil, sosyal gelişime katkı sunmayı da sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Güler Legacy iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk Basketbol Kampları, çocukların sporla tanışmasına, takım ruhunu deneyimlemesine ve özgüven kazanmasına katkı sağlıyor. Keşan’da bizim için en kıymetli noktalardan biri, çevre köylerden gelen çocuklarımızın bu deneyime ortak olmasıydı. Bu kamp kapsamında çocuklarımızla yalnızca basketbol sahasında değil; çevre, sürdürülebilirlik ve yenilenebilir enerji başlıklarında da bir araya geldik. Edirne RES projemiz tamamlandığında Türkiye’nin en büyük rüzgâr santrali olacak ve bu büyük yatırım vesilesiyle bölgedeki çocuklarımıza sorumluluk bilincimizle daha yeşil, daha temiz bir gelecek bırakma şansına sahip olacağız. ” Güler Legacy Kurucusu Muratcan Güler ise şunları ifade etti: “Basketbol, çocuklara yalnızca bir spor dalını öğretmekle kalmıyor; birlikte başarmayı, mücadele etmeyi, paylaşmayı ve kendine güvenmeyi de öğretiyor. Keşan’da çevre köylerden gelen çocuklarla sahada olmak bizim için çok değerliydi. Her çocuğun sporla tanışma ve kendi potansiyelini keşfetme fırsatına sahip olması gerektiğine inanıyoruz. Enerjisa Üretim ile birlikte yürüttüğümüz bu iş birliği sayesinde daha fazla çocuğa ulaşmaktan ve onların hayatında güzel bir anıya ortak olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ve Avrupa’nın en Modern Yaban Mersini Üretim Çiftliği Hayata Geçti Haber

Türkiye ve Avrupa’nın en Modern Yaban Mersini Üretim Çiftliği Hayata Geçti

4,5 milyon Euro yatırımla, yaklaşık 265 dönümlük alan üzerinde kurulması planlanan Bluefarm Tarım Yaban Mersini Üretim Çiftliği, Türkiye’de modern tarım girişimlerinin ölçek kazanması, ihracata entegre olması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından da önemli bir stratejik hamle niteliği taşıyor. Bluefarm Tarım’ı, yalnızca bir üretici olarak değil, “tarımda dönüşüm lideri” olarak konumlandırdıklarını söyleyen DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, “Yatırımımız tamamlandığında Türkiye’yi başta Avrupa olmak üzere dünyanın yükselen yaban mersini tedarikçisi konumuna getirirken tarımda ileri teknoloji kullanımında bölgesel bir merkez konumuna yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi. Tarımdan teknolojiye uzanan büyüme stratejisiyle Türkiye’nin tarım emtiası alanında önde gelen şirketlerinden DCT Trading, bağlı ortaklığı Bluefarm Tarım Teknolojileri ve Üretim A.Ş.’nin ilk yatırımı olan Yaban Mersini Üretim Çiftliği’ni tanıttı. Türkiye İş Bankası’nın iştiraki olan Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi A.Ş. Karma Strateji Fonu ortaklığıyla Edirne İpsala’da kurulacak olan çiftliğin lansmanı 5 Haziran’da gerçekleştirildi. DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet ve Maxis Genel Müdürü Özgür Temel’in ev sahipliğinde düzenlenen törene Edirne Valisi Edirne Valisi Sayın Yunus Sezer katıldı. 150 bin fidan dikilecek Türkiye’nin ve Avrupa’nın en gelişmiş ve modern yaban mersini üretim çiftliği olarak hayata geçirilmesi planlanan yatırımın, arazi alımlarının ardından yaklaşık 265 dönümlük alan üzerinde fazlar halinde kurulması planlandı. Proje kapsamında yaklaşık 150 bin yaban mersini ağacı dikilmesi hedefleniyor. Tamamen otomasyon tabanlı bir üretim altyapısıyla faaliyet gösterecek çiftliğin; modern tarım teknolojileri, uluslararası tedarik zinciri yönetimi ve stratejik finansman ortaklıklarını entegre eden örnek bir model oluşturması amaçlanıyor. Üretimin tamamen saksılarda yapılmasının planlandığı proje, sulamadan gübrelemeye, bitki sağlığından iklim kontrolüne kadar tüm aşamaların dijital olarak takip edileceği, veri odaklı bir üretim modeliyle kurgulanıyor. Toplam 4,5 milyon Euro yatırımla hayata geçirilecek Bluefarm Tarım Yaban Mersini Üretim Çiftliği, Türkiye’de modern tarım girişimlerinin ölçek kazanması, ihracata entegre olması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından da önemli bir stratejik hamle niteliği taşıyor. Vali Sezer: Alternatif ürünlere ihtiyacımız var Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne ve İpsala’nın Türkiye’nin tarım alanında başarılı il ve ilçeleri arasında yer aldığına dikkat çekerek Edirne’nin tek başına Türkiye’nin çeltik üretiminin yüzde 50’sinden fazlasını, İpsala’nın ise yüzde 25’ini gerçekleştirdiğini söyledi. Bölgede ay çekirdeği, buğday ve kanola gibi ürünlerin tarımının da başarıyla yapıldığını vurgulayan Sezer, “Özellikle katma değeri fazla olan, çiftçimizin faydalanabileceği ve istihdama da katkı sağlayacak alternatif tarım ürünlerine çok ihtiyacımız var. Bu yüzden Bluefarm Tarım’ın yaban mersini projesi de bizim için çok önemli bir proje” dedi. Bluefarm Tarım yatırımının, Gümülcine ve Batı Trakya Türkleri’nin gönlüne taht kuran Sadık Ahmet’in eşi ve evladı tarafından hayata geçiriliyor olmasından ayrıca gurur duyduklarını ifade eden Sezer, “Şirketin Gümülcine’de tarım alanında yakalamış olduğu bu başarıyı hemen sınırın ötesine, İpsala’ya taşımaları da bizim için çok heyecan verici bir gelişme oldu” diye konuştu. Projenin bölgede yaygınlaşmasının önemine değinen Vali Sezer, şunları söyledi: “Levent Sadık Ahmet’le ilk görüşmemizde, kendilerine sağlayabileceğimiz tüm boş arazilerde ekim yapabileceklerini, çiftçilerin kullanılmayan arazilerini de değerlendirebileceklerini belirtti. Bugün açılışını yaptığımız bu yatırım, inşallah bir başlangıç olur. Bugün 265 dönümde 150 bin fidan hedefi bulunuyor. Bu sayı inşallah 1 milyona ulaşır ve binlerce dönüm alanda bu faaliyeti yapma imkanımız olur.” Tarımda dönüşüm lideri olma hedefi DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, Bluefarm Tarım’ı, yalnızca bir üretici olarak değil, “tarımda dönüşüm lideri” olarak konumlandırdıklarını söyledi. Şirketin ilk yatırımını da bu vizyon doğrultusunda planladıklarını ifade eden Levent Sadık Ahmet, “Bluefarm Tarım ile iddialı bir sayfa açıyoruz. Yatırımımız tamamlandığında Türkiye’yi başta Avrupa olmak üzere dünyanın yükselen yaban mersini tedarikçisi konumuna getirirken tarımda ileri teknoloji kullanımında bölgesel bir merkez konumuna yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi. İhracat odaklı tarım ekosistemi Yüksek katma değerli ve dış talebi güçlü bir ürün olan yaban mersini ile İpsala’nın tarım ekonomisine yepyeni bir yön bir yön kazandıracağını da vurgulayan Levent Sadık Ahmet, şunları söyledi: “İhracat kapasitesiyle Türkiye’nin tarımsal gelirlerine önemli bir katkı sunacak olan bu yatırımla bölgede istihdam sağlayacağız. Özellikle kadın istihdamını destekleyecek olan projeyle aynı zamanda Yunanistan’da başarıyla yürüttüğümüz anlaşmalı tarım modelini, Türkiye’de de uygulayacağız. Bu kapsamda kendi üretimimizi gerçekleştirirken bölgede yaban mersini üretmek isteyen çiftçilere bitki ve malzeme tedariki, eğitim ve teknik danışmanlık, sulama-fertilizasyon protokolleri ile lojistik ve satış desteği gibi uçtan uca çözümler sunmayı; onların da büyüyen pazara dahil etmeyi planlıyoruz. Böylece bölgede sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve ihracat odaklı bir tarım ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz.” Entegre değer zinciri DCT Trading’in Bluefarm Tarım’ın İpsala’daki yeni yatırımıyla birlikte, Yunanistan’da edindiği yaban mersini üretimi, paketleme ve lojistik alanındaki tecrübeyi Türkiye’ye taşıma fırsatı elde ettiğini kaydeden Levent Sadık Ahmet, “Yunanistan’da faaliyet gösteren ve ülkenin en büyük yaban mersini üreticisi olan bağlı ortaklığımız Bluefarm IKE, uzun yıllara dayanan üretim deneyimiyle Bluefarm Tarım projesine doğrudan katkı sağlıyor. Bluefarm IKE’nin Yunanistan’daki operasyonlarından elde ettiğimiz yüksek verimli çeşit seçimi, sulama ve besleme protokolleri, hasat yönetimi ile ihracat süreçlerine ilişkin bilgi birikimi ve operasyonel deneyimi, İpsala’daki yatırımımıza entegre ederek projeyi güçlü bir altyapıyla hayata geçiriyoruz” dedi. İpsala’da Avrupa pazarında talebi yüksek olan premium kalite yaban mersini üretimine odaklanacaklarını ifade eden Levent Sadık Ahmet, “Bluefarm Tarım’ın ürün paketleme ve lojistik süreçleri ise ilk aşamada yine Yunanistan’daki bir diğer bağlı ortaklığımız YAKA IKE tarafından yürütülecek. Böylece üretimden paketlemeye, ihracattan raflara uzanan entegre bir değer zinciri oluşturacağız” açıklamasında bulundu. “Potansiyel taşıyan güçlü bir adım” Maxis Genel Müdürü Özgür Temel ise Bluefarm Tarım’ın Maxis Karma Strateji Fonu’nun ilk yatırımı olduğunu belirterek “Bu yatırım şirketimizin tarıma, üretime ve ihracat potansiyeli yüksek alanlara bakışını güçlü biçimde yansıtıyor” dedi. Maxis Girişim Sermayesi’nin 19 fon altında yaklaşık 600 milyon dolar tutarında varlık yönettiğini kaydeden Temel, “Yönettiğimiz sermayeyi yalnızca büyümenin finansmanı olarak değil, doğru iş modellerinin kurumsallaşması ve ölçek kazanması için stratejik bir araç olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Bu perspektifle Bluefarm Tarım yatırımını; tarımda teknoloji kullanımı, entegre değer zinciri ve sürdürülebilir üretim yaklaşımı sayesinde hem ülkemiz hem de yatırım dünyası açısından güçlü potansiyel taşıyan bir adım olarak görüyoruz” diye konuştu. Yaban mersininin yüksek katma değerli ve dış talebi güçlü bir ürün olduğuna dikkat çeken Temel, şunları söyledi: “Yaban mersini üzerinden Türkiye’nin özellikle Avrupa pazarında daha güçlü bir tedarikçi konumuna gelmesi, bu yatırımın ülkemiz açısından önemli stratejik çıktılarından biri olacaktır. Projenin bölgesel istihdama, özellikle de kadın istihdamına katkı sunacak olması ve çevredeki üreticileri ekosisteme dahil etmeyi hedeflemesi, bizim açımızdan finansal getirinin ötesinde anlamlı sosyal ve ekonomik değer yaratmaktadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DCT Trading Teknoloji Entegreli Tarım Yatırımlarıyla Büyüyor Haber

DCT Trading Teknoloji Entegreli Tarım Yatırımlarıyla Büyüyor

Şirket, Edirne’de 206 dönüm arazi üzerinde hayata geçirilen Bluefarm yaban mersini yatırımıyla yüksek katma değerli tarım üretimindeki faaliyetlerini güçlendirirken; 2025 yılında 370,4 milyon TL brüt kâr ve 177,9 milyon TL faaliyet kârı elde ederek operasyonel kârlılığını da önemli ölçüde artırdı. 2007 yılında Levent Sadık Ahmet tarafından kurulan ve merhum Dr. Sadık Ahmet’in değerleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren DCT Trading, bugün pamuk ticaretinden yüksek katma değerli tarımsal üretime ve finansal teknolojilere uzanan geniş bir faaliyet alanına sahip bir yapıya dönüştü. Bu doğrultuda Edirne’nin İpsala ilçesinde Bluefarm markasıyla 206 dönüm arazi üzerinde yaban mersini üretim yatırımını hayata geçiren DCT Trading, Bluefarm’ın büyüme sürecini hızlandırmak amacıyla Maxis Girişim Sermayesi ile stratejik bir yatırım anlaşması da imzaladı. Şirket, 2025 yılı finansal sonuçlarıyla birlikte bu yatırımlara ilişkin yol haritasını kamuoyuyla paylaştı. 2025 yılında finansal performansında operasyonel kârlılığının güçlendiği görülen DCT Trading’in brüt kârı 370,4 milyon TL’ye ulaşırken brüt kâr marjında ise 14,9 puanlık artış kaydedildi. Aynı dönemde faaliyet kârı 177,9 milyon TL seviyesine yükselirken faaliyet kâr marjı %6,6 olarak gerçekleşti. Toplam varlıklar 1.845,7 milyon TL’ye, hasılatı 2.709,2 milyon TL’ye ulaştı. Bluefarm yatırımı hayata geçirildi DCT Trading Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, 2025 yılının DCT Trading için yalnızca finansal sonuçların değerlendirildiği bir yıl olmadığını belirterek şöyle konuştu: “2025 yılı aynı zamanda geleceğin üretim modelini inşa ettiğimiz bir yatırım yılı oldu. Bluefarm Tarım Teknolojileri ve Üretim A.Ş.’yi Eylül ayında kurarak, yüksek katma değerli tarım üretimine yönelik Yunanistan’da yürütülen faaliyetleri ülkemize taşıyoruz. Şirketimiz bu amaçla Edirne’nin İpsala ilçesinde satın aldığı 206 dönümlük arazi ile yatırımın ilk adımını attı. 100.000 ağaçlık kapasiteye sahip olacak yatırımımız kapsamındaki soğuk hava deposu projemiz de bakanlık tarafından yatırım teşvik belgesi kapsamına alındı.” 1,5 milyon euro yatırım aldı Grubun tarımsal üretim konusundaki deneyiminin, vizyonunun ve hedeflerinin Maxis Girişim Sermayesi’nin yatırım stratejileri ile örtüştüğünü dile getiren Levent Sadık Ahmet, “Bluefarm’ın büyüme yolculuğunu güçlendirmek amacıyla stratejik bir yatırımcıyı da yapımıza dahil ettik. Maxis Girişim Sermayesi ile imzaladığımız anlaşma kapsamında Bluefarm’a 1,5 milyon euro tutarında yatırım yapılması planlanıyor. Rekabet Kurulu onayının ardından tamamlanacak bu işlemle birlikte Maxis’in Karma Strateji Girişim Sermayesi fonu şirketin yüzde 21,43’üne ortak olacak. Bu yatırımın Bluefarm’ın devam eden üretim yatırımlarının finansmanı ve ölçek büyütme stratejimizi hızlandırması açısından önemli bir katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi. “Rakamlar arkasındaki stratejik dönüşümü görmek gerekiyor” Yaban mersini üretimi fikrini 2021 yılında Yunanistan’da kurdukları çiftlik ile hayata geçirdiklerini dile getiren Levent Sadık Ahmet, “O dönemde küresel pazarda güçlü talebe sahip ve yüksek katma değer yaratan ürünün ne olduğunu sorguladık ve bu sorunun cevabını yaban mersininde bulduk. Sürdürülebilir bir hasat grafiği elde etmek için 1,5 yıl ÜRGE süreci yürüttük. Ulaştığımız sonuçlar bizi sadece tarım yatırımı değil, aynı zamanda teknoloji yatırımı yapmaya da götürdü. Şu anda toplama kısmı hariç, tüm bakım süreçlerini mekanize sistemler ve yazılımlarla yaptığımız Yunanistan’daki çiftliğimizde yıl sonuna kadar yapılacak dikimlerle toplamda 70 bin ağaca ulaşacağız. Türkiye’deki çiftliğimiz bu deneyim üzerine daha büyük bir kapasite ile kuruluyor. Bu nedenle finansalları değerlendirirken rakamların arkasındaki stratejik dönüşümü görmek gerekiyor. Çünkü attığımız bu adımlar, karlılık rasyolarımızı birkaç yıl içerisinde önemli düzeyde pozitif etkileyecek dönüşümün başlangıcıdır” ifadelerini kullandı. “Hedef Türkiye’nin en büyük yaban mersini üreticisi olmak” Levent Sadık Ahmet önümüzdeki yıllar için hedeflerinin çok net olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “2031 itibarıyla yalnızca kendi üretimimizle 1000 ton seviyesine ulaşmayı hedefliyoruz. Yunanistan’daki yaban mersini üretiminde elde ettiğimiz liderliği Türkiye’ye taşıyarak, burada en büyük üretici ve tüccar olmayı amaçlıyoruz. Bunun yanında sözleşmeli tarım modeliyle üretim ekosistemimizi genişleterek bölgesel kalkınmaya katkı sağlayan ölçeklenebilir bir yapı kuracağız. Bu dönüşümün sonuçlarını 2027 konsolide mali verilerimizde görmeye başlayacağız ancak kar marjlarımıza asıl pozitif katkının kalıcı şekilde 3 yıl içerisinde yansıyacağına inanıyoruz. Amacımız yalnızca büyümek değil; teknoloji entegre tarım modeliyle Türkiye’de yüksek katma değerli tarımın dönüşümüne liderlik eden bir yapı inşa etmek.” “Pamuktan teknolojiye uzanan bir ekosistem kurduk” “2025 yılında pamuk ticaretindeki güçlü uluslararası ağımız sayesinde başta Pakistan, Vietnam ve Endonezya olmak üzere birçok ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Bununla birlikte faaliyet alanımızı yalnızca emtia ticaretiyle sınırlı tutmuyor; kiraz ve yaban mersini üretimi gibi yüksek katma değerli tarım yatırımlarıyla Avrupa pazarındaki varlığımızı güçlendiriyoruz. DCT Trading olarak emtia ticaretinden gelen varlığımızı tarımsal üretim ve teknoloji yatırımlarımızla sürdürülebilir büyümeyi ve topluma değer üretmeyi hedefliyoruz.” DCT Trading’in güçlü iş ortaklıkları ve iştirakleri DCT Trading’in Yunanistan merkezli bağlı ortaklıkları Yaka ve Bluefarm, Avrupa’daki büyük zincir marketlere doğrudan kiraz ve yaban mersini tedariki sağlıyor. 2015 yılında Batı Trakya’da kurulan Yaka, taze meyve işleme, paketleme ve ihracat alanında faaliyet gösteriyor. Yaka, aldığı BRC AA+ ve IFS %100 kalite sertifikalarıyla bölgesel liderlik iddiasını güçlendirirken, 200’ü aşkın GLOBAL GAP sertifikalı üretici ile çalışarak Avrupa pazarlarına kesintisiz tedarik sağlıyor ve bölge halkına ekonomik katkı sunuyor. 2021’de kurulan Bluefarm ise, yaban mersini üretiminde ön plana çıkıyor. Yalnızca üretim yapmakla kalmayıp, her yıl hasat sezonunda istihdam ettiği 100’ün üzerindeki kadın çalışanla bölgesel kalkınmaya da katkı sağlıyor. Pamuk ve emtia piyasalarındaki dijital dönüşüm alanında da öncü olan DCT Trading, 2024 yılında kurulan İzmir merkezli Pulse Finansal Teknolojiler ve Danışmanlık A.Ş.’nin kurucu ortaklığı ile üyelerine toplulaştırılmış veri hizmeti, yapay zekâ tabanlı analiz ve öngörü hizmetleri sunan Yatırımcı.AI platformunu hayata geçirdi. Bu platform bugün 4.000’in üzerinde aktif kullanıcıya ulaştı. Aynı yıl, New York Pamuk Borsası'nda pamuk fiyatlarını beş gün önceden tahmin eden Cotcast AI ve ham petrol, altın, gümüş gibi emtiaların gelecek fiyatlarını yapay zekâ ile öngören TRK Technology ile ortaklıklar gerçekleştirilerek emtia piyasalarında dijital dönüşüme katkı sağlanıyor. 2025 yılı itibarıyla savunma sanayisine de adım atan şirket, NORM Technologies ile yaptığı iş birliği sayesinde KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer) koruyucu sistemler ve balistik ürünlerin satış süreçlerine dahil olarak yüksek katma değerli alanlara yönelme stratejisini güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yudum’dan Yerli Ayçiçeği Tohumuna Güçlü Destek Haber

Yudum’dan Yerli Ayçiçeği Tohumuna Güçlü Destek

Proje dahilinde Konya, Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli’nde çiftçilere hibe yerli ayçiçeği tohumu desteği sağlandı. Yudum ve Tohum Derneği iş birliğiyle 2021 yılında başlatılan “Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi”, 6. yılında da ülkemizdeki ayçiçeği üreticilerini desteklemeye devam ediyor. Yüksek verimli yerli ayçiçeği tohumu geliştirmek ve çeşitliliği artırmak amacıyla başlatılan proje, Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü başta olmak üzere ülke çapındaki farklı tarımsal araştırma enstitülerinin teknik desteğiyle yürütülüyor. Projeye dahil olan önder çiftçilere verilen destekle, Türkiye’nin önemli ayçiçeği üretim merkezleri olan Trakya, Konya, Adana, Eskişehir ve Çorum’da 2021’den bu yana deneme ekimleri gerçekleştirildi. Her yıl yapılan analizlerde verimlilik ve yağ oranı açısından en üst sırada olan yerli tohuma Yudum markasından esinlenilerek “YDM 2239” adı verildi. Tescillenen bu yeni yerli tohum; hastalık ve zararlılara karşı dirençli yapısı ve hem sulanan alanlarda hem de kuru ekimde verimli olmasıyla öne çıkıyor. Konya’daki denemelerde YDM 2239’un verimliliğinin dekarda 235 kilograma kadar çıktığı görüldü. Yerli Ayçiçeği Tohumu 4 ilde dağıtıldı Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi kapsamında 2026 yılında dört farklı ilde çiftçilere hibe tohum dağıtımı gerçekleştirildi. Türkiye’nin en fazla ayçiçeği üreten bölgeleri arasında yer alan Konya Karatay, Tekirdağ Malkara, Edirne Uzunköprü ve Kırklareli Lüleburgaz’da toplam 180 torba “YDM 2239” tohumu üreticilere ulaştırıldı. 12 Mart’ta Konya’daki tohum dağıtımına Tiryaki Markalı Ürünler Genel Müdürü Kemal Güven de katıldı. Söz konusu ilçelerde Ziraat Odaları ile koordinasyon sağlanarak, ayçiçeği ekiminin yoğun olduğu köylerde online başvuru sistemi devreye alındı. Üreticiler çevrim içi başvuru formunu doldurarak hibe programına katıldı; değerlendirme sürecinin ardından destekten yararlanacak çiftçiler belirlendi. Bu süreçte genç ve kadın çiftçilere öncelik verildi. Yudum’un üreticisi Tiryaki Anadolu tarafından sürdürülen proje, yerli tohum kaynaklarının güçlendirilmesini ve üreticinin desteklenmesini esas alarak Türkiye’de ayçiçeği üretiminin daha dirençli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına katkı sunmayı hedefliyor. Yerli tohumla üretim gücümüzü artırıyoruz Tiryaki Markalı Ürünler Genel Müdürü Kemal Güven, Konya’daki tohum dağıtımında çiftçilerle bir araya geldi. Yerli tohum geliştirme ve üreticiyi destekleme çalışmalarını uzun vadeli bir sorumluluk olarak gördüklerini belirten Güven şunları söyledi: “Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi, tarım sektöründe kamu, özel sektör ve sivil toplumu bir araya getiren uzun soluklu bir proje oldu. Bu girişim sayesinde verimliliği kanıtlanmış yerli ayçiçeği tohumlarını üreticiyle buluşturuyoruz. Böylece hem tarımsal sürdürülebilirliğe hem de ülkemizin ayçiçeği üretim kapasitesinin güçlenmesine katkı sağlıyoruz. Bu yıl dört farklı ilde ayçiçeği üretimi yapan çiftçilerimizi, hastalıklara dirençli ve yüksek verime sahip YDM 2239 ile buluşturduk. Konya’da destek verdiğimiz üreticilerle bir araya gelmek, sahadaki deneyimlerini dinlemek bizim için çok kıymetliydi. Yeni yerli tohumumuzun bu sezon da iyi sonuçlar vermesini diliyoruz.” Tohum Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Musa Kaya ise projenin 2021 yılından bu yana çiftçileri çok yönlü desteklediğini belirterek şunları ekledi: “Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi’nde çiftçileri her anlamda desteklemeyi ve sürdürülebilirliği esas aldık. İlk yıldan bu yana büyüyen çiftçi ağımız bugün 1.000’i aşkın üreticiye ulaştı. Trakya, Konya, Adana, Eskişehir ve Çorum’dan çiftçiler bu ağa dahil oldu. Üreticilere hem yüz yüze eğitim hem teknik uygulama hem de yerli tohum desteği sağlıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de Tohumlar Geleceğe Emanet Haber

Nilüfer’de Tohumlar Geleceğe Emanet

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen 11. Tohum Takas Şenliği’nde yerel tohumlar toprakla buluşmak üzere vatandaşlarla paylaşıldı. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) ve Nilüfer Kent Konseyi iş birliğinde düzenlenen 11. Tohum Takas Şenliği, Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünde gerçekleştirildi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği şenliğe Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan yardımcıları, Meclis üyeleri, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi ve farklı şehirlerin yerel yönetim temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri katıldı. Şenlik, Nilüfer Belediyesi Halk Dansları Topluluğu’nun gösterisiyle başladı. Etkinlikte vatandaşlar, Nilüfer Belediyesi tarafından üretilen yerel tohumlardan oluşan paketleri alarak tohum takasına katıldı. “TOHUM YAŞAMIN TA KENDİSİDİR” Şenlikte konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, yerel tohumların korunmasının hem tarımsal üretim hem de gıda güvenliği açısından büyük önem taşıdığına dikkati çekti. Tohumun yaşamın başlangıç noktası olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Tohum, yaşamın ta kendisidir. Tarımsal üretimin ilk halkasıdır. Bitki sağlığının, gıda güvencesinin ve güvenliğinin temelidir. Tohumsuz tarım olmaz, tarımsız hayat olmaz. Bu nedenle yerel tohumları korumak ve çoğaltmak, geleceğe bırakacağımız en değerli miraslardan biridir. Bundan 11 yıl önce küçük bir adımla yola çıktık. Yaklaşık 500 metrekarelik bir alanda birkaç çeşit yerel tohumla başladığımız bu yolculuk, bugün Ürünlü Mahallesi’nde yaklaşık 6 dekarlık kent bostanlarına dönüştü. Kent bostanlarımızda 70 parselde yüzlerce çeşit yerel tohumu üretiyor ve çoğaltıyoruz. Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifimiz ile birlikte bu tohumları büyük bir özenle koruyor, çoğaltıyor ve yeniden toprakla buluşmasını sağlıyoruz. Bu çalışmalar yalnızca Nilüfer için değil, Türkiye’de yerel tohumların korunması açısından da önemli bir dayanışma hareketine dönüştü.” YEREL TOHUMLAR TÜRKİYE’YE YAYILIYOR Nilüfer’de başlayan bu hareketin İzmir’den Eskişehir’e, Edirne’den Çanakkale’ye, Kırklareli’nden Muğla’ya kadar pek çok kente ilham verdiğini söyleyen Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer’de ektiğimiz tohumlar Türkiye’nin dört bir yanında filizlenmeye devam ediyor” diyerek şöyle konuştu: “Bu yıl şenliğimizde 30 farklı yerel çeşitten 15 bin paket tohumu sizlerle buluşturuyoruz. Bakla, bezelye, biber, domates, fasulye, kavun, karpuz, patlıcan ve daha birçok yerel çeşit kendi kent bostanlarımızda üretildi ve çimlenme testlerinden geçirilerek toprakla buluşmaya hazır hale getirildi. Üstelik burada yalnızca tohum dağıtmıyoruz, aynı zamanda bir dayanışma zinciri kuruyoruz. Sizler bu tohumları ekip çoğaltacak, komşularınızla ve yakınlarınızla paylaşacaksınız. Böylece yerel tohumlarımız nesilden nesle aktarılmaya devam edecek. Tohum Takas Şenliği sadece bir tarım etkinliği değil; aynı zamanda doğayla kurduğumuz bağın, paylaşmanın ve dayanışmanın bir simgesidir. Bugün burada atölyeler, etkinlikler ve buluşmalarla hep birlikte doğanın bereketini kutluyoruz.” Açılış konuşmalarında söz alan Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın ile Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kayın, geçmişin mirasını geleceğe aktaran, coğrafyamızın en değerli hazinesi olan tohumların geleceğe aktarılması adına bu etkinliğin çok önemli olduğunu belirttiler. Şenlik kapsamında vatandaşlar gün boyunca düzenlenen etkinliklere katıldı. Konserlerin yanı sıra Tohum Ekim Atölyesi, Tohum Topu Atölyesi, Atık Yağlardan Sabun Yapım Atölyesi ve Ağaç Kardeşliği Atölyesi gibi etkinlikler gerçekleştirildi. Vatandaşlar hem yerel tohumlarla buluştu hem de doğa dostu üretim konusunda bilgi edinme fırsatı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ramazan Ruhunu Yaşatan 5 Şehir Haber

Ramazan Ruhunu Yaşatan 5 Şehir

Ramazan ayının huzur veren atmosferi, tarihi ve dini mekanlara yapılan ziyaretlerle birleştiğinde unutulmaz bir seyahat deneyimine dönüşüyor. ENUYGUN.com’un hazırladığı listeye göre mahyaları ve iftar çadırlarıyla İstanbul, tasavvufun kalbi Konya, peygamberler şehri Şanlıurfa ve Osmanlı’nın eşsiz mimari mirasını taşıyan Bursa ile Edirne bu özel ayda ziyaretçilerini bekliyor. İstanbul Pek çok medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle her dönemde olduğu gibi ramazan ayında da eşsiz bir şehir. Tarihi camileri, manevi atmosferi ve geleneksel ramazan etkinliklerinin öne çıktığı İstanbul’da ziyaretçilerin ilk durağı genellikle Sultanahmet oluyor. Sultanahmet Meydanı ve Sultanahmet Camii’nin yanı sıra Eyüp Sultan Camii, Süleymaniye Camii, Fatih Camii ve Yeni Camii gibi tarihi ve dini mekanları ziyaret ederek ramazanın ruhunu doyasıya yaşayabilirsiniz. Ramazanda İstanbul’u doyasıya yaşamak isterseniz Hacivat-Karagöz gösterileri ve tasavvuf musikisi dinletilerine katılabilir, Yerebatan ve Şerefiye Sarnıcı gibi tarihi alanları ücretsiz ziyaret edebilirsiniz. Konya Ramazan ayında Konya’ya giderseniz Mevlâna Türbesi ve Mevlâna Müzesi başta olmak üzere Şems-i Tebrizi Türbesi, Şeyh Sadrettin Konevi Türbesi ve Alaeddin Camii Eşrefoğlu Camii, Aziziye Camii, Kapu Camii’yi ziyaret edebilirsiniz. Selçuklu mirasını yakından tanımak için Karatay Medresesi, Sırçalı Medrese ve İnce Minareli Medrese’yi gezebilirsiniz. Ramazan duygusunu Konya’nın tarihi ve manevi atmosferi içinde doyasıya yaşayabilirsiniz. Bursa Ramazan ruhunu yaşamak ve Osmanlı mutfağının eşsiz lezzetlerini iftar sofralarında tatmak isteyenler için ziyaret edilebilecek şehirlerden bir diğeri de Bursa. Bursa’da Ramazan boyunca tarihi ve manevi atmosferi ile öne çıkan İznik’teki Ayasofya Camii, Ulu Camii, Gazi Orhan Bey Camii, Muradiye Camii, Muradiye Külliyesi ve Emir Sultan Külliyesi gibi önemli noktaları ziyaret edebilirsiniz. Bursa lezzetleriyle bezeli geleneksel iftar sofraları da mutlaka denenmeli. Şanlıurfa ENUYGUN.com’un listesinde yer alan diğer şehir de Şanlıurfa. Şanlıurfa’da İbrahim peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen Balıklıgöl ve Şuayb peygamberin yaşadığına inanılan Harran'a bağlı Özkent Köyü, Selahaddin Eyyubi Camii, Hasan Padişah Camii, Mevlevihane Camii, Yusuf Paşa Camii ve Rızvaniye Camii gibi önemli tarihi ve dini mekanları ziyaret ederek ramazanın ruhunu derinden hissedebilirsiniz. Şanlıurfa’ya yolunuz düşerse Harran Evleri, antik Harran Üniversitesi kalıntıları, Haleplibahçe Mozaik Müzesi, Şanlıurfa Müzesi, Kızlar Sarayı ve Göbeklitepe gibi tarihi yerleri gezerek eşsiz bir kültürel deneyim de yaşayabilirsiniz. Edirne Şehrin en önemli simgesi olan, aynı zamanda Mimar Sinan’ın ustalık eserim dediği Selimiye Camii, özellikle ramazan ayında en çok ziyaret edilen yerlerden. Edirne’de, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Selimiye Camii’nin yanı sıra Muradiye Camii, Eski Camii, Gazimihal Camii, Üç Şerefeli Cami de mutlaka görülmeli. Edirne’ye yolunuz düşerse, Mimar Sinan’ın eserleri arasında bulunan Rüstem Paşa Kervansarayı, Sokullu Hamamı, Kanuni Sultan Süleyman ve Yalnızgöz Köprüleri ile Defterdar Mustafa Paşa Camii gibi önemli yerleri de görülmesi gereken listenize ekleyebilirsiniz. Şehirde ayrıca Lozan Anıtı, Milli Mücadele ve Lozan Müzesi, Karaağaç Tren İstasyonu gibi yakın tarihe ilişkin mekanların yanı sıra yeşilliğiyle de dikkat çeken açık hava müzesi görünümündeki Karaağaç ilçesine de kısa bir gezi planlayabilirsiniz. Özellikle İstanbul’a yakın konumu ve otobüs bileti alarak kolayca gidilebilen Edirne, hem iftar sofralarına hem de tarihi geziler için ideal bir rota. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa’da Fethin 700. Yıl Heyecanı Haber

Bursa’da Fethin 700. Yıl Heyecanı

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Bursa’nın Fethinin 700. Yılı’ kapsamında düzenlenecek etkinliklerin tanıtım toplantısı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Fethin 700. yılı kapsamında yapılacak olan bilimsel, akademik ve kültürel etkinlikler hakkında bilgilerin verildiği toplantıya, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, programın Danışma Kurulu üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve derneklerin temsilcileri, akademisyenler ve araştırmacılar katıldı. “BURSA, GEÇMİŞİN MİRASI, GELECEĞİN İMZASIDIR” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 7 asrı aşan bir hafızayı, yürüyüşü, iradeyi ve büyük medeniyeti hep birlikte geleceğe taşıma kararlılığını ortaya koymak için bir arada olduklarını söyledi. Bursa’nın 700 yıl önce başlayan büyük dönüşümünü ve yolculuğunu, köklerindeki eşsiz mirasa sahip çıkarak aynı kararlılıkla gelecek asırlara taşıyacaklarını ve miras bırakacaklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa, geçmişin mirası, geleceğin imzasıdır. Bu büyük yıl dönümünü yıl boyunca düzenleyeceğimiz etkinliklerle onurlandıracağız. Kentimizin her köşesinde geçmişten geleceğe güçlü bir bağ kuracağız. 2026 yılının tamamını ‘700. Fetih Yılı’ olarak ilan ettik” diye konuştu. “BİZLER BUGÜN O ÇINARIN GÖLGESİNDE DURUYORUZ” Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı bünyesinde; Bursa Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Düzce Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Yaşayanlar ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Suna Çağaptay’dan oluşan Danışma Kurulu ile birlikte sürecin yönetileceğini ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “Hazırlıklarımızı Ekim 2024’te başlattık. Bursa’nın özellikleri ve tarihsel kimliği hakkında araştırmalar yapan bilim insanlarını kentimize davet ettik. Bu yılı sadece anma yılı olarak değerlendirmiyoruz. Hatırlama, anlama, sahiplenme ve geleceğe taşıma yılı olarak görüyoruz. 700 yıl önce bu topraklara düşen tohum, sıradan bir tohum değildi. Adaletle filizlenen, emekle büyüyen, inançla kök salan, yüzyıllara meydan okuyan bir çınarın tohumudur. Bizler bugün o çınarın gölgesinde duruyoruz. Tarihimizin yeni bir eşiğine hep birlikte adım atmanın onurunu taşıyoruz” dedi. OSMANLI’YA ÜÇ KEZ BAŞKENTLİK YAPAN ŞEHİR, BURSA Bursa’nın, fethinin 700. yılında köklerinden aldığı güçle asırlara meydan okumaya devam ettiğinin altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın dünya tarihine adını altın harflerle yazdıran bir milletin devlet olma iradesinin filizlendiği eşsiz bir kent olduğunu vurguladı. 1302 yılında Yenişehir Ovası ve çevresinin fethedilmesiyle Osmanlı’nın ilk merkezinin Yenişehir olduğunu, 1326 yılında Bursa’nın fethine kadar geçen 24 yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin Yenişehir’de şekillendiğini, köklerini burada derinleştirdiğini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın 1326’daki fetihle birlikte bir ‘payitaht’ kimliği kazandığını anlattı. Orhan Gazi'nin, 1331’de İznik’in fethiyle birlikte şehri imar etmek ve İslam kültürünü yerleştirmek amacıyla başkenti bir süreliğine İznik’e taşıdığını hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, ilk Osmanlı Medresesi olan İznik Medresesi’nin de bu dönemde açıldığını ifade etti. 1335’de ise payitahtlık unvanının tekrar Bursa’ya döndüğünü belirten Başkan Mustafa Bozbey, kentin kuruluştan İstanbul’un fethine kadar geçen süreçte Osmanlı’ya üç kez başkentlik yaptığını, devletin asıl ruhunun şekillendiği yer olduğunu dile getirdi. “KÖKLERİMİZDEN GELECEĞE…” Bursa’nın sadece bir fetih kenti olmadığına, bir devlet aklının, bir yönetim anlayışının ve bir medeniyetin doğduğu merkez olduğuna dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, “Yalnızca 7 asırlık takvim yapraklarını çevirmiyoruz. Aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu uzun yürüyüşün, bu topraklarda yeşeren ortak hafızasını geleceğe taşıyoruz. Bu noktada diyoruz ki: Köklerimizden geleceğe… Biliyoruz ki köklerini unutan bir gelecek güçlü olamaz. Geçmişiyle bağ kuramayan bir yarın, kalıcı olamaz. Bursamızın köklerinden aldığımız ilhamla, tarihten güç alarak, geleceğe güvenle bakıyoruz. Bu yüzden 700. Fetih Yılı’nı; yaşanan, hissedilen ve paylaşılan bir yıl haline getiriyoruz” diye konuştu. “2026 YILINDA, ÜÇ BAŞKENT KOL KOLA OLACAK” 2026 yılı boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerin tarihi sergilerden akademik buluşmalara, sanat etkinliklerinden çocuklara özel programlara, söyleşilerden keşif rotalarına kadar zengin ve kapsayıcı bir içerikle Bursa’nın dört bir yanına yayılacağını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, tarihin yalnızca kitaplarda değil, sokaklarda, meydanlarda ve insan hafızasında yaşadığını hatırlattı. Bu anlayışla 700. Fetih Yılı’nı Bursa’nın sınırlarının dışına taşıdıklarının altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, “2026 yılında, üç başkent kol kola olacak. Bursa, Edirne ve İstanbul. Üç başkent… Üç dönem… Üç büyük hikâye… Bursamızda filizlenen çınar, Edirne’de köklerini sağlamlaştırdı. İstanbul’dan şahlanarak dünyayı kuşattı. Böylesi bir tarih, dünya tarihinde çok az kente nasip olmuştur. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak Edirne ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri ile birlikte bu büyük mirasın sorumluluğunu omuzluyor, yıl boyunca yaşayarak ve yaşatarak gelecek nesillere aktarıyoruz” dedi. “TURİZM AÇISINDAN FIRSATA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ” “Bu gurur hepimizin! Bu tarih hepimizin!” diyen Başkan Mustafa Bozbey, “Gelin, hep birlikte yedi asırlık bir çınarın hikâyesini kutlayalım. Gelin, Bursamızın 700. Fetih Yılı’nı 2026 yılı boyunca sürecek etkinliklerle birlikte yaşayalım, birlikte yaşatalım. Bursamızın fethinin 700. yılı, köklerimizden geleceğe uzanan bu büyük yürüyüşte hepimize kutlu olsun. Yedi asırlık çınarımızın gölgesi daim, yarınlarımız aydınlık olsun. Bursa’nın, fethin 700. yılını turizm açısından da fırsata dönüştürmesi gerektiğine inanıyorum. Bu fırsatı değerlendirmek, Bursa’yı dünyaya tanıtmak zorundayız” dedi. ÇARŞIBAŞI BÖLGESİNDE SES VE IŞIK GÖSTERİSİ Etkinlikler hakkında da bilgi veren Başkan Mustafa Bozbey, anma törenlerinin Osmanlı’nın ilk kuruluş hutbesinin okunduğu Yenişehir Kumluk Camii’ndeki mevlit programıyla başlayacağını açıkladı. Çarşıbaşı bölgesinde dijital mapping teknolojisi, müzik, ışık ve sahne sanatlarının bir araya geldiği görkemli bir görsel şölen ve kutlama programı gerçekleştirileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “3-4-5 Nisan’da ’Bursa’nın Fethinin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu’ ve 14-15-16 Mayıs’ta ‘Topraktan Gelen Hafıza’ Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu düzenlenecek. İstanbul Heritage Fuarı’nın basın toplantısı da Bursa’da yapılacak. Hazırlayacağımız stantta 700. yıl etkinliklerini ve mirasa yaklaşımlarımızı aktaracağız. KUDEB aracılığıyla kentin çok katmanlı mirasının bilimsel ve denetimli restorasyon süreçleri yürütülerek gelecek kuşaklara aktarılması sağlanacak. Sur kapılarından türbelere ve saraylara uzanan bir hafıza yolculuğu sunan rota düzenlenecek” dedi. 700. YIL ANISINA ÖZEL GÜN PULU Osmanlı’nın ilk camilerinden biri olan Alaaddin Bey Camii’nin haziresinin aslına uygun olarak onarıldığını aktaran Başkan Mustafa Bozbey, ilk altı Osmanlı padişahının türbelerine yerleştirilen QR kodlar aracılığıyla Türkçe, İngilizce, Arapça sesli rehberlik hizmeti sunulacağını belirtti. Osmanlı hanedanlarına ait puşidelerin serim töreni yapılacağını ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “‘İktidarın yüzü, gücün sembolü’ sikke sergisi, Yoğurtçu Baba haziresi restorasyonu, Emir Sultan Cami’nin hazire-mezarlık alanı restorasyonu, Tarihi Bursa Surları Fetihkapı kazamat mahali bakım onarımı yürütülecek. ‘Hüsn-i hat ve medeniyet’ hat levhaları sergisi düzenlenecek. ‘700. yılda Ortak Bellek: Çengiç Ailesi koleksiyonu sergisi’ tanıtılacak. ‘Yansımalar’ Bursa Kent Akademisi yıl sonu sergisi hazırlanacak. ‘Kutlu Rüya’ sanal gerçeklik gezici sergisini de Bursalılarla buluşturacağız. Pınarbaşı Parkı için hazırlanan ve fethi anlatan orijinal İznik çinisi pano, 6 Nisan’daki fetih yürüyüşünün ardından törenle açılacak. 700. yıl anısına özel gün pulu yaptırıyoruz. Hazırlanan pulda, kuruluş dönemine ait ilk altı padişahın minyatür portreleri yer alacak” diye konuştu. 700. YILI ANISINA 700 ÇINAR FİDANI Bursa’nın fethinin 700. yılı anısına 700 çınar fidanı dikileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Fetih Kupası adı altında Geleneksel Türk Okçuluğu Yarışması düzenleneceğini ifade etti. Bursa’nın Fethi’nin 700. yılına özel Uludağ zirve tırmanışı gerçekleştirileceğini aktaran Başkan Mustafa Bozbey, “Pınarbaşı Parkı’nda özel olarak tasarlanan zaman yolculuğu alanında çocuklar, Osmanlı dönemini oyun, canlandırma ve atölyeler aracılığıyla yaşayarak öğrenecek. UNIMA Bursa Şubesi tarafından hazırlanan ‘Fetih’ konulu gölge oyunu, yıl boyunca Karagöz Müzesi ve çeşitli dış alanlarda izleyiciyle buluşacak. 700. yıl temalı müze atölyeleri ve çocuk etkinlikleri düzenlenecek. Osmanlı mutfağı temasıyla düzenlenecek Gastronomi Festivali, 700. Yıla özel lezzetleri Bursa’nın günlük yaşamına taşıyacak. BURFAŞ sosyal tesislerinde 700. yıl menüsü adıyla Bursa’nın köklü mutfak kültürünü yansıtan ‘Osmanlı mutfağı menüsü’ eklenecek” dedi. Programın Danışma Kurulu üyeleri adına konuşan BUÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Bursa’nın fethiyle Osmanlı Beyliği’nin cihan devletine evrildiğini ve toprağa düşen bir tohumun asırlık çınara dönüştüğünü söyledi. Amerika, Avrupa ve Türkiye’den alanında uzman akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla 3-5 Nisan 2026’da ‘Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu'nun düzenleneceğini açıklayan Abacı, sempozyumun sonunda bir kitap hazırlanarak kent tarihine kazandırılacağını anlattı. 2026 yılı boyunca tarih, arkeoloji, edebiyat, iktisat, mimari ve sanat tarihi alanlarında çalışmalar yapan akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla panel ve söyleşiler düzenlenerek Bursa’nın fethinden 700 yıl sonrasına kadar uzanan sürecin ele alınacağını belirten Abacı, tüm etkinliklerin Bursa’nın tarihsel ve kültürel belleğinde belirgin bir iz bırakmasını amaçladıklarını dile getirdi. Soru cevap bölümünün ardından Tiyatro Şube Müdürlüğü tarafından Orkestra Şube Müdürlüğü’nün katkılarıyla ‘Gök Kubbenin Altında Bir Gümüş Kubbe’ eserinin sunumu gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kutes GRI Uyumlu 2024 Yılı Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı Haber

Kutes GRI Uyumlu 2024 Yılı Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı

Döküm sektörünün öncü markalarından Kutes, Küresel Raporlama Girişimi (Global Reporting Initiatives- GRI) Standartları, temel seçeneğine uyumlu olarak hazırlanan sürdürülebilirlik raporunu yayınladı. Sürdürülebilirlik raporunu dört yıldır aralıksız olarak kamuoyuyla paylaşan Kutes, 2024 yılında da sektörüne örnek olacak uygulamalar hayata geçirdi. 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’na ilişkin değerlendirmede bulunan Kutes İcra Kurulu Başkanı Ali Esat Kutmangil, kuruluşlarından bu yana yalnızca yüksek kaliteli üretim hedefiyle değil, toplumsal, çevresel ve ekonomik sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerini vurgulayarak, sürdürülebilirliği iş yapış biçimlerinin merkezine yerleştirdiklerini belirtti. Kutmangil, “Yönetim kurulumuzun doğrudan takibinde faaliyet gösteren Sürdürülebilirlik Komitemiz ile birlikte, teknik yetkinlikleri artırmaya yönelik eğitim ve gelişim programlarını hayata geçirdik. Tüm değer zincirimizi kapsayan sürdürülebilirlik hedeflerini üst yönetim performans kriterlerine entegre ettiğimiz yeni bir izleme sistemini devreye aldık. Bu sayede sürdürülebilirliği sadece bir hedef değil, aynı zamanda hesap verebilirlik ilkesiyle desteklenen bir liderlik vizyonu olarak konumlandırıyoruz. Üretim süreçlerimizde dijitalleşme, yeşil enerji yatırımları ve etik tedarik zinciri uygulamalarını güçlendirmeye devam ederken; genç mühendisler, kadın çalışanlar ve yerel toplum için kapsayıcı uygulamalar geliştirmeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz. Tüm bu çabalarımızda bizi en çok motive eden unsur, paydaşlarımızın güveni ve geri bildirimleridir. Hep birlikte daha yeşil, daha adil ve daha dirençli bir gelecek inşa etmek için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Yenilenebilir enerji ve döngüsel ekonomi ile geleceğe yatırım Çevresel etkilerini azaltmak amacıyla enerji verimliliği, iklim değişikliğiyle mücadele, su ve atık yönetimi ile kaynak verimliliği alanlarında kapsamlı bir sürdürülebilirlik stratejisi yürüten Kutes, düşük karbonlu üretim teknolojileri, yenilenebilir enerji yatırımları ve verimlilik projeleriyle sürdürülebilir üretime geçişini hızlandırıyor. 2024’te Kırklareli ve Edirne’de toplam 38 milyon kWh kapasiteli GES yatırımı tamamlayarak toplam enerji ihtiyacının %45’ini yenilenebilir enerjiden karşılayan şirket, IE3-IE4 motorlar ve Progelta yatırımları sayesinde ise %5 enerji tasarrufu sağladı. 2024’te kapsam 1 ve 2 emisyonlarını sırasıyla %4,7 ve %6,6 oranında azaltan Kutes, 2030’a kadar toplam emisyonlarda %30 azalma hedefliyor. 7.222.800 kg hurda geri dönüştürülerek hammadde ihtiyacının %53’ünü hurdadan karşılayan şirket, kaynak verimliliği konusunda da önemli bir gelişmeye imza attı. Atık miktarını ,se bir önceki yıla göre %26, tehlikeli atık miktarını ise %19 azalttı. Döngüsel ekonomi ilkelerini kurumsal kültürüne entegre etmeyi hedefleyen şirket, 2025’te planlanan Döngüsel Ekonomi Eğitimi ile çalışan farkındalığını artırarak atıkların yeniden kullanımı, geri dönüşümü ve ürün ömrünün uzatılmasına yönelik uygulamaları sistematik hale getirmeyi amaçlıyor. 2026 itibarıyla ise karbon ayak izini CDP platformunda raporlamayı hedefliyor. Kutes, dijital dönüşümle sürdürülebilirlik ve verimliliği güçlendiriyor 2021’den bu yana yürüttüğü dijital dönüşüm çalışmalarını 2024’te ileri bir seviyeye taşıyan Kutes, teknolojiyi verimlilikle beraber sürdürülebilirlik, müşteri memnuniyeti ve küresel rekabet gücü için stratejik bir araç olarak görüyor. Şirket, ERP sistemini MS Dynamics 365 versiyonuna yükselterek tedarik zinciri, üretim ve finans süreçlerinde hız, şeffaflık ve entegrasyonu güçlendirdi. TISAX sertifikasıyla otomotiv sektöründe bilgi güvenliği standartlarına tam uyum sağladı, ISO 27001 ile başlayan siber güvenlik yolculuğunu uluslararası düzeye taşıdı. Anlık raporlama sistemleri sayesinde üretimden yönetime tüm süreçlerde gerçek zamanlı veri izleme ve karar alma kapasitesini artırdı. 2024’te dijital arşiv, enerji optimizasyonu ve atık azaltma çözümleriyle çevresel sürdürülebilirliği destekledi, otomasyon ve kestirimci bakım teknolojileriyle İSG performansı güçlendirdi. Dijital dönüşüm yatırımları kapsamında MaestroHub, DigiTheta, MS Power BI, Flowmeo ve altyapı güncellemeleriyle “tek doğruluk noktası (Single Point of Truth)” vizyonunu hayata geçirdi. Kutes, 2025 ve sonrasında üretim hatlarını %100 dijital izlenebilir hale getirmeyi, kestirimci bakım oranını artırmayı, üretim başına enerji tüketiminde %10 azalma ve dijital tedarik zinciri entegrasyonu hedefliyor. Operasyonel mükemmeliyet ile 2027’de global TPM ödülü hedefleniyor Kutes, operasyonel mükemmeliyet yaklaşımı doğrultusunda hazırladığı TPM Master Planı ile komite yapılarını, hedef KPI/KAI değerlerini ve gelişim adımlarını sistematik hale getirdi. TPM Yürütme Kurulu liderliğinde Kaizen, Planlı Bakım, Otonom Bakım, SEÇ, Eğitim ve Erken Ekipman Yönetimi gibi başlıklar altında tüm çalışanları kapsayan bir yapı kurdu. Yalın üretim, Kaizen, 5S ve SMED uygulamalarıyla verimlilik, kalite ve sürekliliği artırmaya yönelik iyileştirmeler yapan şirket, 2024’te GF hattında çapak kaynaklı duruşların ve setup sürelerinin azaltılmasıyla önemli kazanımlar elde etti. Şirket, 2027’de global TPM Ödülü hedefi doğrultusunda Japon danışmanlık desteğiyle yalın üretim tekniklerini TPM sistemine entegre ederek uzun vadeli rekabetçiliğini güçlendirirken sürdürülebilir üretim ve kaynak yönetimine katkı sağlıyor. Kadın çalışan oranını %22’ye çıkarmayı planlıyor İnsan kaynağını en değerli varlığı olarak gören ve çalışanlarının gelişimi, güvenliği ile memnuniyetini kurumsal sürdürülebilirliğin temeli kabul eden Kutes, fırsat eşitliği, katılımcı yönetim ve güçlü bir iş sağlığı-güvenliği kültürü üzerine kurulu insan kaynakları yaklaşımıyla hareket ediyor. Şirket, KUTES Akademi aracılığıyla teknik ve kişisel gelişim eğitimlerini artırırken, kadın istihdamını ve yönetimde kadın oranını yükseltmeyi hedefliyor. 2026’ya kadar kadın çalışan oranını %22’ye, yönetimde kadın oranını %20’ye çıkarma ve tüm çalışanlara yılda en az bir kez ayrımcılık karşıtı eğitim verme hedefi bulunuyor. Teknik bilgi, çevresel sürdürülebilirlik, liderlik ve İSG konularında eğitimler düzenleyen şirket 2021–2024 döneminde eğitim saatlerini %195, eğitim sayısını %186 artırmayı başardı. Kutes, çalışan memnuniyeti ve mutluluğunu artırmak için prim, kira ve aile yardımı, sağlık sigortası, doğum desteği, kreş indirimi, hibrit çalışma ve burs imkanları gibi kapsamlı yan haklar sunuyor. Sosyal sorumluluk çalışmaları da yürüten Kutes, Türk Eğitim Vakfı (TEV) iş birliğinde hayata geçirdiği Mehmet Bekir Kutmangil Burs Fonu aracılığıyla 2022 yılından beri öğrencilere burs vermeye devam ediyor. Aynı zamanda TEV’in staj programına da dahil olarak öğrencilere staj imkanı da sunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.