Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Edsi̇s

Kapsül Haber Ajansı - Edsi̇s haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Edsi̇s haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerji Depolamada Global Sistemler ESS Summıt 2026’da Ele Alınacak Haber

Enerji Depolamada Global Sistemler ESS Summıt 2026’da Ele Alınacak

Enerjide Dijitalleşme Derneği (EDİDER) ve Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) tarafından düzenlenen 4. Enerji Depolama Sistemleri Zirvesi – ESS Summit 2026, 8 Ekim 2026 tarihinde JW Marriott Ankara’da gerçekleştirilecek. Davet usulüyle düzenlenecek zirve; kamu kurumları, enerji şirketleri, yatırımcılar, finans kuruluşları ve teknoloji sağlayıcılarının üst düzey temsilcilerini bir araya getirecek. DEPOLAMADA ŞEBEKE ESNEKLİĞİ VE ARZ GÜVENLİĞİNİN ROLÜ BÜYÜYOR Zirve özelinde açıklamalarda bulunan Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı: “Enerji depolama sistemleri üretim fazlasının depolanarak ihtiyaç anında sisteme aktarılmasına, şebekedeki dalgalanmaların yönetilmesine ve yenilenebilir kaynakların daha etkin kullanılmasına imkân sağlıyor. Türkiye’de enerji depolamaya yönelik yatırımların gelişmesiyle birlikte sektörün gündemi de yeni bir aşamaya taşınıyor. Projelerin yalnızca kurulması değil; doğru boyutlandırılması, şebekeye entegrasyonu, kabul süreçlerinin yönetilmesi, finansman modellerinin oluşturulması ve işletme döneminde gelir yaratabilmesi yatırım kararlarında belirleyici hale geliyor. Enerji depolamanın neden gerekli olduğunu tartıştığımız dönemi artık geride bırakıyoruz. Yenilenebilir kaynakların sistemdeki ağırlığı arttıkça depolamanın şebeke esnekliği ve arz güvenliği açısından üstleneceği rol de büyüyor. Şimdi önümüzdeki temel konu, planlanan yatırımların doğru teknik ve ticari modellerle hayata geçirilmesi. Bir depolama yatırımının hangi kapasitede kurulacağından şebekeye nasıl entegre edileceğine, finansmanından hangi piyasalarda nasıl gelir yaratacağına kadar bütün süreci birlikte değerlendirmemiz gerekiyor. ESS Summit 2026’da sektörün yeni dönemini tam olarak bu perspektifle ele alacağız. Konu başlıklarımız; enerji depolama tesislerinin teknik-ticari fizibilitesi ve boyutlandırılması, şebeke entegrasyonu ve tesis kabul süreçleri, ticari işletme ve gelir optimizasyonu ile yurt dışı yatırım fırsatları ve finansman modelleri, sektör temsilcilerinin deneyimleri ve somut uygulama örnekleri üzerinden değerlendirilecek” dedi. Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) Hakkında: Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS), enerji depolama teknolojilerinin Türkiye’de gelişimini desteklemek, sektör paydaşları arasında iş birliğini artırmak ve enerji dönüşüm sürecine katkı sağlamak amacıyla faaliyet gösteren bir sektörel organizasyondur. Dernek; kamu, özel sektör ve akademi arasında bilgi paylaşımını güçlendirmeyi, enerji depolama çözümlerine yönelik farkındalığı artırmayı ve Türkiye’nin enerji sisteminde depolama teknolojilerinin yaygınlaşmasına katkı sunmayı hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vergi Düzenlemesiyle Depolama Yatırımlarında Zaman Yarışı Başladı Haber

Vergi Düzenlemesiyle Depolama Yatırımlarında Zaman Yarışı Başladı

Enerji depolama sektörünün uzun süredir beklediği düzenleme, Resmî Gazete’de yayımlanan 11508 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile hayata geçti. Karar kapsamında, belirlenen teknik özelliklere sahip LFP batarya hücrelerinin ithalatında uygulanan ilave gümrük vergisi yıl sonuna kadar kaldırıldı. Düzenlemenin, batarya hücrelerinin enerji depolama projelerindeki en önemli maliyet kalemlerinden biri olması nedeniyle, yıl sonuna kadar gerçekleştirilecek tedariklerde yatırım maliyetlerini doğrudan etkilemesi bekleniyor. Özellikle geliştirme, finansman ve tedarik süreçleri devam eden projeler açısından oluşan geçici maliyet avantajının, projelerin finansman ve tedarik süreçlerine ivme kazandırması bekleniyor. VERGİ DÜZENLEMESİ FİZİBİLİTELERİ ETKİLEYECEK Enerji depolama yatırımlarının 2025 sonu itibarıyla uygulama ve devreye alma aşamasına geçtiğine dikkat çeken EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı: “Enerji depolama sektörü, kapasite tahsislerinin ve proje geliştirme süreçlerinin ardından yatırımların sahaya indiği önemli bir döneme girdi. LFP batarya hücrelerine uygulanan ilave gümrük vergisinin yıl sonuna kadar kaldırılması, özellikle tedarik ve yatırım planlaması devam eden projeler açısından maliyet avantajı sağlayacaktır. Batarya hücreleri, enerji depolama sistemlerinin maliyetli bileşenleri arasında yer aldığı için bu düzenlemenin yatırım kararlarını hızlandırmasını ve 2027 yılının ilk yarısında tamamlanması planlanan projeleri desteklemesini bekliyoruz. Özellikle de vurgulamak gerekir ki, enerji depolama yatırımları uzun hazırlık ve uygulama süreçleri gerektiren projeler. Dolayısıyla bugün alınacak tedarik kararları, yarın devreye girecek tesislerin maliyet yapısını belirliyor. Bu nedenle yıl sonuna kadar oluşan maliyet avantajı, özellikle yatırım hazırlıkları devam eden projeler açısından önemli bir fırsat sunuyor.” açıklamalarında bulundu. KISA VADELİ TEŞVİK, UZUN VADELİ YERLİLEŞME Düzenlemenin belirli bir süreyle sınırlı olduğuna da dikkat çeken Tutaşı: “Uygulamanın 31 Aralık 2026 tarihine kadar geçerli olması, yatırımcıların tedarik, finansman ve lojistik planlarını bu takvime göre hızlandırmasını gerektiriyor. Küresel batarya fiyatlarının gerilediği bir dönemde vergi yükünün de geçici olarak kaldırılması, yılın ikinci yarısında sektörde ciddi bir hareketlilik yaratabilir. Bununla birlikte Türkiye’nin uzun vadeli hedefi yalnızca daha uygun maliyetlerle batarya hücresi ithal etmek değildir. Hücre üretiminden batarya yönetim sistemlerine, enerji yönetim yazılımlarından konteyner ve sistem entegrasyonu çözümlerine kadar uzanan bütüncül bir yerli üretim ekosisteminin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Bu düzenleme, kısa vadede yatırımların önünü açarken sektöre ölçek, deneyim ve teknik yetkinlik kazandırarak ithalata dayalı yapıdan yüksek yerlilik oranına sahip, sürdürülebilir bir batarya sanayisine geçişte önemli bir basamak oluşturacaktır.” ÇİN KARARI KÜRESEL TEDARİK DENGESİNİ DEĞİŞTİRİYOR Küresel batarya pazarında yılın ikinci yarısında önemli bir hareketlilik beklendiğini belirten Tutaşı: “Çin'in batarya ürünlerine yönelik ihracat KDV iadesini yıl sonunda tamamen sonlandıracak olması ve Türkiye'de LFP batarya hücrelerine uygulanan ilave gümrük vergisinin geçici olarak kaldırılması, küresel batarya ticaretinde yılın ikinci yarısını kritik bir tedarik dönemine dönüştürüyor. Bu nedenle önümüzdeki birkaç ay yalnızca fiyat avantajı açısından değil, yatırım kararları ve tedarik stratejilerinin şekillenmesi açısından da belirleyici olacak. Bu dönemin doğru değerlendirilmesi, 2027 yılında devreye alınması planlanan projelerin maliyet yapısını ve rekabet gücünü doğrudan etkileyecektir" dedi. VERGİ AVANTAJI STOK YÖNETİMİ VE ÜRÜN KALİTESİYLE DESTEKLENMELİ Düzenlemeyi değerlendiren EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, vergi avantajının sektör açısından önemli bir fırsat olduğunu ancak sürecin yalnızca maliyet odağında ele alınmaması gerektiğini belirtti. Tutaşı, “Bu fırsatın ihtiyaçların üzerinde hücre ithalatı yaparak aşırı stok oluşturmak şeklinde değerlendirilmemesi gerekiyor. İthalat miktarlarının gerçek üretim planları, kesinleşmiş siparişler ve proje takvimleriyle de uyumlu belirlenmesi büyük önem taşıyor.” dedi. Batarya hücrelerinin hassas ürünler olduğuna dikkat çeken Tutaşı, “Bu hücreler raf ömrü olan bileşenler, dolayısıyla kullanılmasalar dahi zamana ve depolama koşullarına bağlı olarak yaşlanıyor. Üretim tarihi, stok ve taşıma koşulları; hücrenin kapasitesini, verimini, ömrünü ve güvenliğini doğrudan etkileyebiliyor. Dolayısıyla uygun koşullarda yönetilmeyen stoklar, kısa vadede sağlanan maliyet avantajını ilerleyen dönemde performans kaybı, garanti sorunu ve kalite riski olarak karşımıza çıkarabilir.” ifadelerini kullandı. EDSİS HAKKINDA Enerji Depolama Sistemleri Derneği; enerji depolama sistemlerini üreten, geliştiren, uygulayan, mühendislik hizmeti sunan ve bu alanda yatırım yapan tüm paydaşları aynı çatı altında bir araya getirmek amacıyla kurulmuştur. Dernek, Türkiye’de enerji depolama sektörünün gelişmesine, ihtisaslaşmasına ve ulusal enerji politikalarına doğrudan katkı sunmayı hedefleyen bir yapı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Depolama Yatırımlarında Finansal Güvence ve Risk Yönetimi İçin Kritik Eğitim Haber

Enerji Depolama Yatırımlarında Finansal Güvence ve Risk Yönetimi İçin Kritik Eğitim

Enerji depolama sistemlerinin kurulu güç içerisindeki payı hızla artarken, yatırım modelleri de yalnızca mühendislik ve finansman boyutuyla değil; sigorta, risk yönetimi ve uzun vadeli finansal sürdürülebilirlik açısından da değerlendiriliyor. Özellikle batarya enerji depolama sistemlerinde termal kaçak, performans kaybı, siber saldırılar, üretici garantileri, çevresel sorumluluklar ve gelir kaybı gibi risklerin doğru yönetilmesi, yatırım güvenliğinin temel unsurları arasında yer alıyor. Enerji sektörüne özel sigorta çözümleri geliştiren Kotra Sigorta tarafından verilen eğitimde; ESS projelerinde yatırımcıların karşılaşabileceği riskler, mevcut sigorta uygulamaları ve uluslararası örnekler detaylı şekilde değerlendirildi. "AMACIMIZ RİSK YÖNETİMİ KONUSUNDA ORTAK BİR BİLGİ ALTYAPISI OLUŞTURMAK" Enerji depolama sektöründe bilgi paylaşımını artıracak eğitimlerin büyük önem taşıdığını belirten EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, “Enerji depolama ekosistemi büyürken sektörün yalnızca yatırım hacmiyle değil, teknik standartları ve risk yönetimi kültürüyle de gelişmesi gerekiyor. Finansman, mühendislik, işletme ve sigorta süreçlerinin aynı bakış açısıyla ele alınması sürdürülebilir büyüme açısından kritik önem taşıyor. EDSİS olarak üyelerimizin uzmanlığını sektörle buluşturacak teknik eğitimleri artırmayı ve ortak bilgi altyapısının oluşmasına katkı sağlamayı sürdüreceğiz" dedi. "DOĞRU SİGORTA KURGUSU YATIRIMIN AYRILMAZ PARÇASI OLMALI" Enerji depolama projelerinde sigorta yaklaşımının yalnızca poliçe düzenlemekten ibaret olmadığını belirten Kotra Sigorta Kurucu Genel Müdürü Osman Tüken, "Batarya enerji depolama sistemlerinde en büyük risk, yalnızca yangın gibi görünür hasarlar değildir. Asıl risk; yatırımcı açısından kritik öneme sahip termal kaçak, batarya performansındaki kapasite kayıpları, BMS ve EMS yazılım arızaları, siber saldırılar, arbitraj gelir kayıpları, üretici garantisinin uygulanamaması veya OEM kaynaklı riskler gibi birçok başlığın standart poliçelerde yeterli karşılık bulmamasıdır. Bugün piyasada kullanılan işletme dönemi poliçeleri yangın, yıldırım, sel veya makine kırılması gibi klasik riskleri karşılıyor. Ancak BESS yatırımları klasik bir enerji yatırımı değil. Bu nedenle yatırım modeline özgü risklerin poliçeye özel klozlarla dahil edilmesi gerekiyor. Aksi halde yatırımcı, büyük bir hasar yaşadığında zararın önemli bir kısmını kendi üzerinde taşımak zorunda kalabiliyor. Özellikle termal kaçak bunun en somut örneklerinden biri. Her termal kaçak yangına dönüşmeyebilir ancak sistemi tamamen devre dışı bırakabilir ve ciddi gelir kaybına yol açabilir. Benzer şekilde garanti kapsamındaki ekipman değişimleri sırasında oluşan iş durmaları, arbitraj gelir kayıpları veya yazılım kaynaklı sistem arızaları da çoğu zaman yatırımcıların fark etmediği sigorta boşluklarını oluşturuyor. Enerji depolama yatırımlarında doğru yaklaşım, hazır poliçe satın almak değil; yatırımın teknik yapısını analiz ederek riskleri önceden tanımlayan ve buna göre özel sigorta programı oluşturmaktır. Artık başarılı bir BESS yatırımının ayrılmaz parçalarından biri doğru mühendislik kadar doğru risk yönetimi ve doğru sigorta kurgusudur" açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Enerji Yatırımlarında Asıl Risk Sigorta Boşlukları Haber

 Enerji Yatırımlarında Asıl Risk Sigorta Boşlukları

Bu kapsamda Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS), enerji sektörüne yönelik sigorta çözümleri geliştiren üyesi Kotra Sigorta iş birliğiyle "ESS Yatırımlarında Risk ve Sigorta Yönetimi" başlıklı online eğitim gerçekleştirdi. Eğitimde; batarya enerji depolama sistemlerinde kritik sigorta teminatlarından termal kaçak risklerine, performans güvence mekanizmalarından siber risk sigortalarına, arbitraj kaynaklı gelir kayıplarından hasar yönetimine kadar yatırımcılar açısından kritik öneme sahip başlıklar teknik yönleriyle ele alındı. ESS PROJELERİNDE KRİTİK RİSKLER ELE ALINDI Enerji depolama sistemlerinin kurulu güç içerisindeki payı hızla artarken, yatırım modelleri de yalnızca mühendislik ve finansman boyutuyla değil; sigorta, risk yönetimi ve uzun vadeli finansal sürdürülebilirlik açısından da değerlendiriliyor. Özellikle batarya enerji depolama sistemlerinde termal kaçak, performans kaybı, siber saldırılar, üretici garantileri, çevresel sorumluluklar ve gelir kaybı gibi risklerin doğru yönetilmesi, yatırım güvenliğinin temel unsurları arasında yer alıyor. Enerji sektörüne özel sigorta çözümleri geliştiren Kotra Sigorta tarafından verilen eğitimde; ESS projelerinde yatırımcıların karşılaşabileceği riskler, mevcut sigorta uygulamaları ve uluslararası örnekler detaylı şekilde değerlendirildi. "AMACIMIZ RİSK YÖNETİMİ KONUSUNDA ORTAK BİR BİLGİ ALTYAPISI OLUŞTURMAK" Enerji depolama sektöründe bilgi paylaşımını artıracak eğitimlerin büyük önem taşıdığını belirten EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, “Enerji depolama ekosistemi büyürken sektörün yalnızca yatırım hacmiyle değil, teknik standartları ve risk yönetimi kültürüyle de gelişmesi gerekiyor. Finansman, mühendislik, işletme ve sigorta süreçlerinin aynı bakış açısıyla ele alınması sürdürülebilir büyüme açısından kritik önem taşıyor. EDSİS olarak üyelerimizin uzmanlığını sektörle buluşturacak teknik eğitimleri artırmayı ve ortak bilgi altyapısının oluşmasına katkı sağlamayı sürdüreceğiz" dedi. "DOĞRU SİGORTA KURGUSU YATIRIMIN AYRILMAZ PARÇASI OLMALI" Enerji depolama projelerinde sigorta yaklaşımının yalnızca poliçe düzenlemekten ibaret olmadığını belirten Kotra Sigorta Kurucu Genel Müdürü Osman Tüken, "Batarya enerji depolama sistemlerinde en büyük risk, yalnızca yangın gibi görünür hasarlar değildir. Asıl risk; yatırımcı açısından kritik öneme sahip termal kaçak, batarya performansındaki kapasite kayıpları, BMS ve EMS yazılım arızaları, siber saldırılar, arbitraj gelir kayıpları, üretici garantisinin uygulanamaması veya OEM kaynaklı riskler gibi birçok başlığın standart poliçelerde yeterli karşılık bulmamasıdır. Bugün piyasada kullanılan işletme dönemi poliçeleri yangın, yıldırım, sel veya makine kırılması gibi klasik riskleri karşılıyor. Ancak BESS yatırımları klasik bir enerji yatırımı değil. Bu nedenle yatırım modeline özgü risklerin poliçeye özel klozlarla dahil edilmesi gerekiyor. Aksi halde yatırımcı, büyük bir hasar yaşadığında zararın önemli bir kısmını kendi üzerinde taşımak zorunda kalabiliyor. Özellikle termal kaçak bunun en somut örneklerinden biri. Her termal kaçak yangına dönüşmeyebilir ancak sistemi tamamen devre dışı bırakabilir ve ciddi gelir kaybına yol açabilir. Benzer şekilde garanti kapsamındaki ekipman değişimleri sırasında oluşan iş durmaları, arbitraj gelir kayıpları veya yazılım kaynaklı sistem arızaları da çoğu zaman yatırımcıların fark etmediği sigorta boşluklarını oluşturuyor. Enerji depolama yatırımlarında doğru yaklaşım, hazır poliçe satın almak değil; yatırımın teknik yapısını analiz ederek riskleri önceden tanımlayan ve buna göre özel sigorta programı oluşturmaktır. Artık başarılı bir BESS yatırımının ayrılmaz parçalarından biri doğru mühendislik kadar doğru risk yönetimi ve doğru sigorta kurgusudur" açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Riskler Enerjide Depolama Dönemini Başlatıyor Haber

Küresel Riskler Enerjide Depolama Dönemini Başlatıyor

Dünyada son dönemde yaşanan gelişmeler enerji arz güvenliğinin ülkeler için ne kadar hayati bir konu olduğunu bir kez daha ortaya koyarken, küresel enerji ticaretinin önemli bölümünün geçtiği bölgelerde yaşanan hareketlilik enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açıyor. Doğal afetler, elektrik altyapısında yaşanabilecek kesintiler veya beklenmeyen kriz durumlarında enerji sistemlerinin kesintisiz çalışabilmesi açısından da depolama önemli bir rol üstleniyor… ŞEBEKE DAYANIKLILIĞI KRİZLERDE DAHA DA ÖNEM KAZANIYOR Enerji depolama sistemleri yalnızca yenilenebilir üretimin dengelenmesi ve şebeke stabilitesinin artırılmasıyla sınırlı değildir; doğal afetler, geniş çaplı kesintiler ve jeopolitik riskler gibi olağanüstü durumlarda da enerji arz güvenliğinin sağlanmasında kritik rol oynar. Depolama sistemleri, kesinti öncesi, sırası ve sonrasında üç aşamada katkı sunar. Kesinti öncesinde arz-talep dengesini sağlayarak ve yük dalgalanmalarını absorbe ederek geniş çaplı kesintilerin önüne geçer. Kesinti sırasında, önceden şarj edilmiş kapasitesiyle hastaneler, veri merkezleri ve kritik altyapılar için güvenilir yedek enerji kaynağı sağlar. Kesinti sonrasında ise şebekenin yeniden devreye alınması (black start) ve sistem stabilitesinin yeniden tesis edilmesinde aktif rol oynar. Bu yönüyle enerji depolama teknolojileri, yalnızca operasyonel verimlilik değil, aynı zamanda enerji altyapısının dayanıklılığını artıran stratejik çözümler sunar. ENERJİDE BAĞIMSIZLIK İÇİN YENİLENEBİLİR BÜYÜME, DEPOLAMAYI KAÇINILMAZ KILIYOR Jeopolitik gerilimler ve tedarik zinciri kırılganlıkları, ülkeleri enerji politikalarında bağımsızlığı önceliklendirmeye yönlendiriyor. Bu doğrultuda yenilenebilir enerji kaynaklarının payını artırmak, yalnızca çevresel değil aynı zamanda stratejik bir gereklilik haline geliyor. Fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar ve arz riskleri, güneş ve rüzgâr enerjisini öne çıkarırken; bu kaynakların değişken üretim yapısı, sistemin dengeli ve güvenli yönetimi için enerji depolama çözümlerini zorunlu kılıyor. Türkiye’de de yenilenebilir yatırımlar hız kazanırken sistem esnekliği ihtiyacı artıyor. 2025 sonu itibarıyla kurulu gücün yaklaşık yüzde 20’si güneş, yüzde 12’si rüzgâr olmak üzere toplamda yüzde 32’si yenilenebilir kaynaklardan oluşurken, elektrik üretimindeki payları yaklaşık yüzde 22 seviyesinde kalıyor. Kurulu güç ile üretim arasındaki bu fark, yenilenebilir kaynakların doğasındaki değişkenlikten kaynaklanıyor. Bu nedenle, artan kapasitenin etkin yönetimi için enerji depolama teknolojilerinin her yeni yatırım sürecine entegre edilmesi kritik önem taşıyor. KRİZLER MALİYETİ ARTIRIYOR, DÖNÜŞÜMÜ HIZLANDIRIYOR Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı konuya ilişkin değerlendirmelerinde; “Jeopolitik gerilimler, yenilenebilir enerji ve batarya depolama sektörünü hem kısa vadede maliyetler ve tedarik zinciri üzerindeki baskılarla hem de uzun vadede enerji güvenliği perspektifiyle doğrudan etkilemektedir. Batarya sektörü; ham madde fiyatları, hücre maliyetleri, lojistik süreçler ve talep beklentileri açısından bu gelişmelere oldukça duyarlıdır. Mart ayı başında Çin’de lityum fiyatları, zayıf elektrikli araç talebi ve jeopolitik belirsizlikler nedeniyle düşüş göstermiş; Nisan ayında ise petrol arzına yönelik endişelerin artmasıyla birlikte yeniden yükselişe geçmiştir. Bu dalgalanma, jeopolitik gelişmelerin batarya hammaddeleri üzerinde tek yönlü değil, hem talebi baskılayan hem de elektrifikasyon eğilimini güçlendiren çift yönlü bir etki yarattığını ortaya koymaktadır. Artan yakıt fiyatları ve arz güvenliği endişeleri, özellikle petrol ithalatçısı ülkelerde elektrifikasyonu ve buna bağlı olarak batarya talebini desteklemektedir. Bu çerçevede jeopolitik gelişmeler, kısa vadede maliyet ve finansman baskısı yaratırken; orta ve uzun vadede yenilenebilir enerji, depolama ve elektrifikasyon yatırımlarını hızlandıran bir katalizör etkisi oluşturmaktadır,” açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EDSİS Üyeleri DEİK Enerji İş Konseyi Yönetimine Dâhil Oldu Haber

EDSİS Üyeleri DEİK Enerji İş Konseyi Yönetimine Dâhil Oldu

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) İş Konseyleri 2025 Yılı Seçimli Olağan Genel Kurulu kapsamında belirlenen yeni yönetim yapısıyla birlikte DEİK Enerji İş Konseyi’nde yeni bir dönem başladı. Başkanlık görevini devralan Sarper Cengiz öncülüğünde şekillenen yönetim listesi; enerji sektörünün üretim, yenilenebilir enerji, enerji teknolojileri, sürdürülebilirlik ve yatırım alanlarında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların üst düzey temsilcilerini bir araya getirdi. Limak, Kalyon, OYAK, SOCAR, Aksa, Sıfır Atık Vakfı, CCT Enerji, Girişim, EGESA, Naturel, Win Solar, YEO ve IC Enterra gibi enerji ekosisteminin farklı alanlarında faaliyet gösteren önemli paydaşların yer aldığı bu yapı, kamu ve özel sektör iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan kapsayıcı bir perspektif sunuyor. Yeni dönemde DEİK Enerji İş Konseyi’nin; Türkiye’nin enerji vizyonunu uluslararası platformlarda daha etkin biçimde temsil etmesi, yatırım ve ticaret kanallarını güçlendirmesi ve küresel enerji dönüşümü sürecinde daha görünür bir rol üstlenmesi hedeflenmektedir. Yapılan seçimler ile birlikte DEİK Enerji Konseyi olarak Türkiye’nin enerji vizyonuna ve uluslararası iş birliklerine güçlü katkılar sunmayı hedeflediklerini vurgulayan EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı, DEİK Enerji İş Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve CCT Enerji & SolPEG Turkiye Kurucusu C. Can Tutaşı, yeni döneme ilişkin değerlendirmesinde şu noktalara değindi: “Sarper Cengiz Başkanlığında oldukça güçlü bir kadro oluşturduk. Yönetim Kurulumuz enerji sektöründe globalde önemli güce sahip isimlerden oluşuyor. Bu güç birliğini ülkemizin enerji potansiyeli kapsamında uluslararası arenada söz sahibi olması için kullanacağız. DEİK Enerji İş Konseyi yönetiminde yer almak, enerji depolama alanında faaliyet gösteren paydaşların ihtiyaç ve önceliklerinin daha geniş bir perspektifle ele alınmasına katkı sunmak açısından önemli bir sorumluluk. Bu süreçte, kamu ve özel sektör arasındaki iş birliğini güçlendiren, yatırım ortamını destekleyen ve sektörün uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaya katkı sağlayacak çalışmalara yapıcı bir yaklaşımla katkı sunmayı amaçlıyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Türkiye Enerji Depolama Haritası Geliyor Haber

 Türkiye Enerji Depolama Haritası Geliyor

Ocak ayı itibarıyla çalışmalarına hız veren dernek; 2026 yılı içinde Türkiye Enerji Depolama Haritası’nı hazırlamayı planlarken, bilgi üretiminden insan kaynağı gelişimine, uluslararası iş birliklerinden sektörel rehberlere kadar uzanan çok boyutlu bir programla enerji depolama ekosistemine yön vermeyi hedefliyor. Bu kapsamda EDSİS, sektörün temel ihtiyaçlarına yanıt verecek “Enerji Depolama Sözlüğü ve Kılavuz Rehber” çalışmalarını başlattığını duyururken, enerji depolamayı tüm paydaşlar için anlaşılır ve erişilebilir hale getirmeyi amaçlayan “Depolama 101” içerik serisini de hayata geçiriyor. Akademi, sanayi, yatırımcılar, kamu ve medya başta olmak üzere geniş bir hedef kitleye yönelik kurgulanan bu seri; enerji depolama teknolojilerinin temel kavramlarından mevzuata, uygulama örneklerinden gelecek projeksiyonlarına kadar pek çok başlığı kapsayacak. EDSİS’in 2026 ilk yarı projeleri; bilgi, insan kaynağı, veri ve uluslararası iş birliği eksenlerinde şekillenen bütüncül bir yaklaşımı yansıtıyor. Dernek, yıl boyunca yayımlanacak içerikler, raporlar ve iş birlikleriyle enerji depolama alanında hem ulusal hem de uluslararası ölçekte referans bir kurum olma hedefini sürdürüyor. Enerji depolamanın geleceğine yön verecek bu çalışmaların, Türkiye’nin enerji dönüşüm yolculuğunda önemli bir yapı taşı olması bekleniyor. TÜRKİYE ENERJİ DEPOLAMA HARİTASI GELİYOR EDSİS, 2026 yılı içinde Türkiye Enerji Depolama Haritasını tamamlamak üzere... Bu çalışma ile Türkiye genelindeki mevcut ve planlanan enerji depolama projelerinin, kurulu güçlerin, teknolojik dağılımların ve bölgesel yoğunlukların görünür hale getirilmesi amaçlanıyor. Haritanın; yatırımcılar, politika yapıcılar ve sektör profesyonelleri için stratejik bir referans kaynağı olması öngörülüyor. ULUSLARARASI İŞ BİRLİKLERİ VE KÜRESEL KARŞILAŞTIRMA Dernek, yalnızca ulusal ölçekte değil, küresel enerji depolama ekosisteminde de aktif rol üstlenmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda EDSİS, yurt dışındaki enerji depolama dernekleriyle ortak projeler geliştirmeye başladı. Eş zamanlı olarak hazırlıkları süren “Dünya Geneli Ülkeler Arası Enerji Depolama Sistemleri Tablosu”, farklı ülkelerdeki depolama kapasitelerini, regülasyon yapılarını ve teknolojik yaklaşımları karşılaştırmalı olarak ortaya koyacak. Bu çalışmanın, Türkiye’nin küresel enerji depolama ligindeki konumunun daha net analiz edilmesine katkı sağlaması bekleniyor. “ENERJİ DEPOLAMA ARTIK ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜN MERKEZİNDE” Açıklanan projelere ilişkin değerlendirmesinde enerji depolamanın kritik rolüne dikkat çeken EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, “Enerji depolama, artık yalnızca tamamlayıcı bir teknoloji değil; yenilenebilir enerji entegrasyonunun, şebeke esnekliğinin ve enerji arz güvenliğinin merkezinde yer alan stratejik bir alan. EDSİS olarak 2026’ya girerken önceliğimizi; doğru bilgi üretimi, ortak bir dil oluşturulması ve sektörün tüm paydaşlarını kapsayan sürdürülebilir bir ekosistem inşası olarak belirledik. Enerji Depolama Sözlüğü ve ‘Depolama 101’ serisi ile sektördeki bilgi dağınıklığını azaltmayı; staj programımızla genç yetenekleri bu alana kazandırmayı; ulusal harita ve uluslararası karşılaştırmalarla da Türkiye’nin enerji depolamadaki potansiyelini görünür kılmayı hedefliyoruz. Enerji dönüşümünün hızlandığı bu dönemde, depolamanın doğru anlaşılması ve doğru konumlanması her zamankinden daha önemli” dedi. BİLGİ ÜRETİMİ VE STANDARTLAŞMA ODAKTA EDSİS’in tamamlamak üzere olduğu Enerji Depolama Sözlüğü, sektörde sıklıkla kullanılan teknik kavramların Türkçe karşılıklarıyla standart bir referans kaynağı oluşturmayı hedefliyor. Bu sözlük çalışması yatırımcılar, geliştiriciler ve uygulayıcılar için teknik, hukuki ve operasyonel çerçeveyi tek bir dokümanda toplamayı amaçlıyor. Sözlüğün, enerji depolama yatırımlarının daha sağlıklı ve sürdürülebilir biçimde hayata geçirilmesine katkı sunması bekleniyor. ENERJİ DEPOLAMADA GENÇLER SEKTÖRE KAZANDIRILIYOR 2026 ilk yarı projeleri kapsamında EDSİS, insan kaynağına yönelik önemli bir adım daha attı. Enerji depolama alanına ilgi duyan üniversite öğrencileri için staj programını başlatan dernek, genç yeteneklerin sektöre erken aşamada dahil olmasını hedefliyor. Program kapsamında katılımcılar; teknik içerik üretiminden araştırma projelerine, uluslararası çalışmaların takibinden raporlama süreçlerine kadar birçok alanda aktif rol alacak.

Türkiye, 2026 Enerji Depolama Dönüşümüne Hazırlanıyor Haber

Türkiye, 2026 Enerji Depolama Dönüşümüne Hazırlanıyor

Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS), 25 Kasım 2025’te İstanbul’da gerçekleştirdiği basın toplantısında sektörün güncel görünümünü, 2026 yol haritasını ve Türkiye’nin küresel rekabetini artıracak stratejik adımları kamuoyu ile paylaştı. Basın toplantısında dünya çapında 90 milyar doları aşan enerji depolama pazarına dikkat çeken EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, küresel enerji sistemlerindeki verimsizliklerin, artan elektrik kayıplarının ve yenilenebilir enerjinin dalgalı yapısının depolamayı artık zorunlu hale getirdiğini belirtti. 25 Kasım 2025’te İstanbul’da gerçekleştirilen toplantı, Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, Başkan Yardımcısı Dr. Alper Terciyanlı ile birlikte sektör temsilcilerinden Bülent Mindek, Akgün Diker, Ergün Atasoy, Mustafa Tekdaş, Ekrem Gültekin, Ercan Dinçer, Edip Katayıfçı ve Ferhat Dumlu katılımıyla düzenlendi. Toplantıda, enerji depolama ekosisteminin mevcut durumu, mevzuat değişiklikleri, 2026 projeksiyonları ve sektörde hızlanan yerli üretim adımları kapsamlı şekilde ele alındı; Türkiye’nin enerji dönüşümünde depolamanın üstleneceği kritik rol hazırlandı. KÜRESEL ENERJİNİN %66’SI BOŞA GİDİYOR Dünya genelinde üretilen primer enerjinin yaklaşık %66’sının dönüşüm süreçlerinde kaybolduğunu belirten EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı; “Birçok ülkede iletim ve dağıtım kayıplarının %8–22 aralığında seyrettiğini, yenilenebilir üretimde ise %5–30 arasında değişen curtailment nedeniyle milyonlarca megavatsaat enerjinin şebekeye aktarılamadığını görüyoruz. Bu tablo, küresel ölçekte üretim artsa bile elektriğin önemli bir bölümünün kullanılmadan boşa gittiğini gösteriyor. Dolayısıyla depolama teknolojileri artık yalnızca destekleyici bir unsur değil, enerji mimarisinin merkezinde yer alıyor. Türkiye’de artan sanayi talebi, yükselen yenilenebilir kurulu güç ve enerji arz güvenliğinin stratejik önemi depolamayı ulusal ölçekte zorunlu kılıyor. Özellikle güneş enerjisinde yaşanan mevsimsel üretim dengesizlikleri ancak depolama yoluyla yönetilebilir. Yaz aylarında yüksek üretim şebekeyi zorlayıp sisteme tam olarak aktarılamazken; kış aylarında güneşlenme süresinin sert biçimde düşmesi arz açığı yaratıyor. Bu da şu anlama geliyor: Yazın üretilen fazla enerjiyi depolayıp kışa taşıyamadığınız sürece yenilenebilir enerji yatırımlarının gerçek anlamda sürdürülebilirliğinden söz edemezsiniz. Bu örnek yalnızca güneş için geçerli değil; sınırlı olan tüm enerji kaynakları için aynı durum söz konusu. Enerjiyi depolamadığımız sürece hiçbir kaynağı sürdürülebilir hale getiremeyiz.” dedi. 2026 TÜRKİYE’DE DEPOLAMA YATIRIMLARININ SAHAYA İNDİĞİ YIL OLACAK 2026 yılının enerji depolama sektörü için bir dönüm noktası olacağını belirten Tutaşı; Tahsis edilen 33.000 MW’lık hibrit kapasitenin yanı sıra 6.000–7.000 MW aralığında öngörülen müstakil depolama projelerinin önemli bir bölümünün yıl içinde fiziki inşaat ve devreye alma aşamasına geçmesini bekliyoruz. 2026’da Türkiye’nin ilk büyük ölçekli batarya destekli güneş ve rüzgâr santrallerinin işletmeye alınmasıyla birlikte bu tesislerin şebekede yan hizmetler, pik yönetimi ve frekans regülasyonu gibi kritik alanlarda aktif rol üstlenmesini öngörüyoruz. Yerli batarya üretimi için yapılan OEM başvurularının sonuçlanması, enerji yönetim yazılımlarının ticarileşmesi ve konteyner–BMS çözümlerinde yerli tedarik zincirinin olgunlaşmasıyla 2026, depolama teknolojilerinin ithal edilmekten çıkıp Türkiye’de üretilen bir yapıya dönüşmeye başladığı bir yıl olacak. Bu gelişmeler ışığında 2026, yalnızca kapasite tahsis edilen bir dönem değil; depolama teknolojilerinin sahada gerçek anlamda devreye alındığı bir döneme geçiş yılı olacaktır.” Açıklamasında bulundu. 11 KASIM ADIMI, ŞEBEKE ESNEKLİĞİNİN DEPOLAMAYLA SAĞLANABİLECEĞİNİ ORTAYA KOYUYOR depolama yatırımlarının önünü açan en kritik unsurun regülasyon dinamikleri olduğunu vurgulayan Tutaşı, “Türkiye, 2022 sonrası yayımlanan enerji depolama yönetmeliğiyle son derece agresif ve yatırımcı dostu bir çerçeve oluşturdu. Standartların, sertifikasyon süreçlerinin ve teknik kriterlerin netleşmesiyle birlikte yatırım ortamı her geçen gün daha da güçleniyor. Uzun vadeli planlama yapabilmek için öngörülebilir fiyatlandırma mekanizmalarının oluşturulması ise sektörün sürdürülebilir büyümesi açısından kritik önem taşıyor. 11 Kasım 2025 düzenlemesi de depolamanın sistemdeki zorunlu rolünün en güncel örneklerinden biridir. Bu düzenlemeyle birlikte üreticilere belirli bir dönem boyunca anlaşma güçlerinin üzerinde enerji verebilme imkânı tanındı. Bu adım, arz güvenliğini desteklerken özellikle kış döneminde sistem esnekliğini artırdı. Aynı zamanda bu gelişme, depolamanın ani talep artışları ile şebekedeki dengesizliklerin yönetimi açısından ne kadar kritik bir rol üstlendiğini net biçimde ortaya koydu. Fazla üretimin depolanabilmesi hâlinde, bu tür dönemsel baskıların çok daha etkin şekilde yönetilebileceğini açıkça görüyoruz.” Dedi. ELEKTRİKTE %40 TALEP ARTIŞINA KARŞI DEPOLAMA GEREKSİNİMİ HIZLA BÜYÜYOR Basın toplantısında Küresel depolama piyasası ve 2030 görünümüne değinen EDSİS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Alper Terciyanlı; “Dünya Enerji Görünümü 2025 açıkça gösteriyor ki, elektrikleşme hızlandıkça esneklik artık sistemin kırılgan noktası haline geliyor. Küresel elektrik talebinin 2035’e kadar %40 artacağı bir ortamda; serinleme yükleri, veri merkezleri ve sanayideki elektrifikasyon dalgası şebekeleri benzeri görülmemiş bir baskı altında bırakıyor. Bugün yaşanan kesintilerin %85’inin şebeke ekipmanlarından kaynaklanması, artan hava olayları ve 400 TWh’i aşan veri merkezi talebiyle birleşince depolama yalnızca bir ‘dengeleme unsuru’ olmaktan çıkıyor; doğrudan bir güvenlik bileşenine dönüşüyor. Kısa süreli depolama güneş ağırlıklı sistemlerde, orta–uzun süreli depolama ise rüzgâr ağırlıklı yapılarda kesintisiz bir işletme için artık zorunlu. Üretim yatırımları son 10 yılda %70 artarken şebeke yatırımlarının yalnızca %25 artmış olması da tabloyu netleştiriyor: Depolama olmadan yüksek yenilenebilir penetrasyonu ekonomik değil, sürdürülebilir değil ve güvenli değil. Geleceğin enerji sistemi; talep yönetimi, verimlilik ve depolamanın entegre edildiği, esnekliği merkezine alan bir modelle ayakta kalacak.” Açıklamalarında bulundu. Enerji depolama sektörünün yalnızca bugünün değil, önümüzdeki on yılın da en kritik teknoloji alanlarından biri olduğunu vurgulayan Terciyanlı, “Ham maddeden yazılıma, ekipmandan konteyner üretimine kadar tüm bileşenlerde yerli kapasite oluşturmalıyız. Bunu başardığımızda Türkiye yalnızca depolama teknolojisini kullanan değil, teknoloji ihraç eden bir ülke haline gelir. Sektörün hızla büyüyen doğası, start-up ekosistemi için de güçlü bir potansiyel barındırıyor. Yakın dönemde Türkiye’den ses getirecek yeni enerji teknolojilerinin çıkacağına inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.