Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ege Bölgesi

Kapsül Haber Ajansı - Ege Bölgesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ege Bölgesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ege Bölgesi’nin Tarım Ürünleri İhracatı 7,5 Milyar Doları Aştı Haber

Ege Bölgesi’nin Tarım Ürünleri İhracatı 7,5 Milyar Doları Aştı

Ege Bölgesi, Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatından yüzde 21 pay alarak liderliğini sürdürdü. İlk üç sektör su ürünleri, hububat ve kuru meyve Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü, 2025 yılında ihracatını yüzde 6’lık artışla 1 milyar 880 milyon dolardan 1 milyar 999 milyon dolara yükseltti ve 2 milyar dolar barajının sadece 1 milyon dolar uzaklığında kalarak Ege Bölgesi’nde tarım sektörleri arasında ihracat şampiyonu oldu. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü Balıkesir, Aydın, Muğla ve Uşak’ta en çok ihracat yapan tarım sektörü olmayı başardı. Ege Bölgesi’nde tarım sektörleri arasında ikinci sıranın yeni sahibi hububat bakliyat yağlı tohumlar sektörü oldu. 2024 yılındaki 889 milyon dolar olan ihracatını 2025 yılında yüzde 27’lik artışla 1 milyar 128 milyon dolara çıkaran hububat bakliyat yağlı tohumlar sektörü kuru meyve sektörünü geçerek zirvenin ikinci basamağına yerleşti. Sektör yüzde 27’lik ihracat artış hızıyla da Ege Bölgesi’nde ihracatını en çok artıran tarım sektörü oldu. İklim krizinden en çok etkilenen sektörlerden biri olan kuru meyve sektörünün ihracatı 2025 yılında yüzde 3 sınırlı düşüşle 1 milyar 123 milyon dolardan 1 milyar 87 milyon dolara gerilese de 1 milyar doları aşan sektörler arasında yerini korudu. Kuru meyve sektörü, Manisa ve Aydın’da ihracat liderliğini sürdürdü. İzmir, Ege Bölgesi’nin tarım ürünleri ihracatının yüzde 58’ini tek başına yaptı İzmir, 4 milyar 401 milyon dolarlık tarım ürünleri ihracatıyla Ege Bölgesi’nin tarım ürünleri ihracatının yüzde 58’ini tek başına gerçekleştirdi. Hububat bakliyat yağlı tohumlar sektörü 4 basamak yükseldi İzmir’den yapılan tarım ürünleri ihracatında ilk sırayı 760 milyon dolarla hububat bakliyat yağlı tohumlar sektörü aldı. Hububat bakliyat yağlı tohumlar sektörü 2024 yılında 560 milyon dolar olan ihracatını yüzde 36 geliştirdi ve beşinci sıradan dört basamak yükselerek zirveye tırmandı. İhracatını yüzde 6’lık artışla 665 milyon dolardan 704 milyon dolara ilerleten tütün sektörü ikinci sırada yer alırken, üçüncü sırada ihracatını yüzde 8 artırarak 600 milyon dolardan 649 milyon dolara ulaşan kuru meyve sektörü yer aldı. Tarım ürünleri ihracatında Muğla, Manisa’yı geçti Su ürünleri ihracatının başkenti Muğla, 2025 yılında tarım ürünleri ihracatını yüzde 20’lik artışla 893 milyon dolardan 1 milyar 73 milyon dolara taşıdı. Muğla bu başarısıyla hem Manisa’yı geçti hem de tarihinde ilk kez 1 milyar dolar barajını aşma başarısı gösterdi. Muğla’da su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü ihracatını yüzde 22 geliştirerek 814 milyon dolardan 992 milyon dolara yükseltti ve Muğla’nın tarım ürünleri ihracatının yüzde 92’sini tek başına gerçekleştirdi. Kuru meyve sektörü Manisa’nın tarım ürünleri ihracatında zirvede Türkiye’nin en büyük tarımsal üretim merkezlerinden biri olan Manisa, 2025 yılında 991 milyon dolarlık tarım ürünleri ihraç ederken, kuru meyve sektörü 239 milyon dolarla zirvedeki yerini korudu. Manisa’nın tarım ürünleri ihracatına Meyve sebze mamulleri sektörü 228 milyon dolar, hububat bakliyat yağlı tohumlar sektörü 201 milyon dolar, tütün sektörü 138,5 milyon dolar, zeytin ve zeytinyağı sektörü 60 milyon dolar katkı sağladı. Denizli her gün 1 milyon dolarlık tarım ürünleri ihraç etti Denizli, 2024 yılında 347 milyon dolar olan tarım ürünleri ihracatını 2025 yılında 5 ileri taşıdı ve 365 milyon dolara çıkardı. Denizli, bu performansıyla 2025 yılının her günü 1 milyon dolarlık tarım ürünleri ihraç etme başarısı gösterdi. Denizli’den yapılan tarım ürünleri ihracatında ilk sıraya 162 milyon dolarlık ihracatla su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü adını yazdırdı. İkincilik 70 milyon dolarla hububat bakliyat yağlı tohumlar sektörünün olurken, üçüncü basamakta 30 milyon dolarla kuru meyve sektörü yer aldı. Aydın’ın lezzetleri 322 milyon dolar kazandırdı Evliya Çelebi’nin “Dağlarından yağ, ovalarından bal akar” diye tasvir ettiği Aydın, 2025 yılında 322 milyon dolarlık tarım ürünleri ihraç ederken, kuru meyve sektörü 166 milyon dolarlık ihracatla tarım ürünleri ihracat şampiyonluğuna yeni bir halka ekledi. Aydın’ın tarım ürünleri ihracatına meyve sebze mamulleri sektörü 68 milyon dolar, zeytin ve zeytinyağı sektörü 51 milyon dolar katkı sağladı. Balıkesir’in tarım ürünleri ihracatını zeytinyağı aşağı çekti 2025 yılında Ege Bölgesi’nde tarım ürünleri ihracatında en keskin düşüş Balıkesir’de yaşandı. 2024 yılında 316 milyon dolarlık tarım ürünleri ihraç eden Balıkesir, 2025 yılında yüzde 20’lik kayıp yaşadı ve 252 milyon dolara düştü. Balıkesir’in tarım ürünleri ihracatı sektörler bazında irdelendiğinde düşüşün zeytin ve zeytinyağı sektörünün ihracat performansındaki kayıptan kaynaklı olduğu göze çarpıyor. Balıkesir’den 2024 yılında 63,4 milyon dolar olan zeytin ve zeytinyağı ihracatının 2025 yılında yüzde 77’lik sert düşüşle 14,6 milyon dolara çakıldığı görülüyor. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü 153 milyon dolarlık ihracatla Balıkesir’in tarım ürünleri ihracatını domine etmesi sürdürdü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Su Ürünleri Sektöründen Uluslararası Sürdürülebilirlik Hamlesi Haber

Su Ürünleri Sektöründen Uluslararası Sürdürülebilirlik Hamlesi

FEAP ve FAO-GFCM iş birliğinde, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği organizasyonuyla İzmir’de gerçekleştirilen “Programme on Sustainable Aquaculture Practices for Young Women” etkinliği; Türkiye’nin su ürünleri yetiştiriciliğindeki güçlü altyapısını, sürdürülebilir üretim anlayışını ve kadınların sektörde giderek artan rolünü uluslararası katılımcılarla buluşturdu. Türk Su Ürünleri Sektörü 7 Ülkeden Katılımcılara Aktarıldı Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, “Etkinlik kapsamında ülkemizin su ürünleri yetiştiriciliği sektörünü Yunanistan, Fas, İspanya, Ukrayna, Cezayir, İtalya ve Tunus’tan seçilen katılımcılara aktardık. Yetiştiricilik sektöründe araştırma, işleme ve paketleme gibi aşamalarda kadınların aktif rolü ve sektördeki katkıları firma ziyaretleri ile gözlemlendi. İlknak Aquaculture firmasının Kuluçkahane Tesisi, Akvatek Su Ürünleri Firmasının Kuluçkahane Tesisi, Marex Seafood tesisi, Emel Balık ve Balık Ağı firması, Ertuğ Balık (More Aquaculture) Firmasının balık işleme tesisini ziyaret ettik. Etkinliğin son gününde Ege Üniversitesinde Türkiye su ürünleri yetiştiriciliği ve kadınların su ürünleri sektöründeki ülkemizin konumuna dair detaylı sunumlar gerçekleştirdik, laboratuvar ziyaretleri ve akvaryum gezisi gerçekleştirdik.” dedi. Türk su ürünleri ihracatının yüzde 66’sı Ege’den Başkan Girit, “2025 yılında Türkiye’nin su ürünleri ihracatı 2,2 milyar dolara ulaşırken, bu ihracatın yaklaşık yüzde 66’sı Ege Bölgesi’nden gerçekleştirildi. Bu güçlü performans, Ege Bölgesi’nin su ürünleri sektöründeki liderliğini ve uluslararası rekabet gücünü bir kez daha ortaya koydu. Ülkemizin su ürünleri yetiştiriciliğinde sahip olduğu güçlü altyapı, modern üretim tesisleri, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı ve nitelikli insan kaynağıyla bilgi birikiminin ve iyi uygulamalarının uluslararası paydaşlarla paylaşılmasına imkân tanıyan etkinliğimiz, kadınların sektördeki rolünü güçlendirmesi ve sürdürülebilir yetiştiricilik anlayışının yaygınlaşmasına katkı sağlaması bakımından son derece değerli.” diye konuştu. Kadınların güçlenmesi sektöre dayanıklılık ve inovasyon kazandırıyor Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi ve Ege İş Kadınları Derneği (EGİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şahika Aşkıner, “Açılış ve kapanış etkinliklerimizde kadınların su ürünleri zincirinde üretimden işleme, araştırma ve yönetime kadar çeşitli alanlarda önemli rol oynadığını, Türkiye’de kadınların sektöre katılımı ve güçlendirilmesinin giderek daha fazla önem kazandığını vurguladık.” dedi. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Atakan Demir, “Kadınların sektöre dahil edilmesinin yalnızca eşitlik meselesi olmadığı, aynı zamanda inovasyonu, dayanıklılığı ve sürdürülebilir uzun vadeli gelişmeyi destekleyen kritik bir unsur olduğunu ifade ettik. Kapanış toplantısında en başarılı proje taslağına ödül takdim edildi ve tüm katılımcılar için sertifika töreni düzenledik. Programa katılım sağlayarak deneyimlerini paylaşan, katkılarıyla etkinliğin başarısına ortak olan tüm uluslararası katılımcılara, eğitmenlere ve paydaş kurum temsilcilerine teşekkür eder, kurulan iş birliklerinin önümüzdeki dönemde artarak devam etmesini temenni ederiz.” dedi. İlgili toplantılara FEAP Politika ve Proje Yöneticisi Szilvia Mihalffy, FAO-GFCM Yetiştiricilik Bölümü Sorumlusu Houssam Awadh Hamza, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Girit ve Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Atakan Demir, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiricilik Daire Başkanlığı Şube Müdürü Nimet Kavuz, Ege İş Kadınları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Şahika Aşkıner, Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Deniz Celep ve İzmirli kadın girişimci Pelin Ömüroğlu katılım sağladı.

2025 İhracatının Yıldızları Ödüllerine Kavuştu Haber

2025 İhracatının Yıldızları Ödüllerine Kavuştu

Ege İhracatçı Birlikleri, düzenlediği “İhracatın Yıldızları Ödül Töreni”nde 17 kategoride 51 ödül verdi. Türkiye ekonomisi 2025 yılında çok katmanlı bir sınavdan geçti Ödül töreninde konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “2025 yılı dünya ekonomisi açısından “ılımlı ama kırılgan büyüme” ile yüksek jeopolitik ve finansal risklerin birlikte seyrettiği bir yıl oldu. Bu küresel ortamda Türkiye ekonomisi de 2025 yılında çok katmanlı bir sınavdan geçti. Euro bölgesine ihracat yapan sektörler kısmen avantaj sağlarken, dolar bazlı ihracat yapan sektörler daha fazla zorlandı. Finansman maliyetlerinin yüksek seyri, özel sektörün döviz cinsi borçlanmasını artırmış; bu durum olası kur şoklarında ciddi kırılganlık yaratmaktadır.” dedi. Parite etkisi olmasaydı, EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı Özellikle tekstil ve hazır giyim gibi emek yoğun sektörlerde istihdam kayıplarının yaşandığını anlatan Başkan Eskinazi sözlerine şöyle devam etti: “Bazı firmalar üretimlerini maliyet avantajı olan ülkelere taşımaya devam etmiştir. Ege İhracatçı Birlikleri olarak 2025 yılı ihracatımız 18,5 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. EİB’nin 2025 yılı toplam ihracatı 2024 yılına göre %1 oranında artmasına karşın, bunu parite etkisinden arındırdığımızda aslında ihracatımız 2025 yılında 2024 yılına göre %1,7 oranında azalmıştır. Parite etkisi olmasaydı, muhtemelen EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı.” Ege Bölgesi, 2025’te Türkiye’nin ihracat artışından payına düşeni alamadı Başkan Eskinazi, “Ticaret Bakanlığı 2025 yılına ait faaliyet illerine göre ihracat istatistiklerine göre Ege Bölgesi, 2025 yılında Türkiye’ye 43,7 milyar dolar kazandırırken Türkiye’nin ihracat artışından payına düşeni alamadı. Türkiye’nin ihracatı 2025 yılında yüzde 4,5’luk artışla 261,7 milyar dolardan 273,4 milyar dolara çıkarken, Ege Bölgesi’nin ihracat artış hızı yüzde 0,6’da kaldı. İzmir, 2025 yılında 23 milyar 614 milyon dolarlık ihracatla Türkiye genelinde en çok ihracat yapan üçüncü şehir oldu. Ege Bölgesinde ikinci sırada Manisa 2025 yılında ihracatta yüzde 3,5 azalış yaşasa da 7,4 milyar dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Üçüncü sıradaki Denizli’nin ihracatı yüzde 6,4’lük artışla 4,5 milyar dolara ulaştı.” diye konuştu. Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır? Jak Eskinazi, “2025 yılındaki ihracatımızda 8 binden fazla firmamızın emeği var. İlk 100 firmamız toplam ihracatın yüzde 59’unu yaptılar. Bugün 17 kategoride 51 ödül takdim edeceğiz. İhracatımızın yüzde 38’ini yapan ödül alacak firmalarımızın 7 milyar dolar ihracatı var. Bütün firmalarımızın her birine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Ancak şunu açıkça ifade etmek isterim: Toplam ihracat rakamı, sahadaki gerçekliği tek başına anlatmaya yetmemektedir. Asıl sorulması gereken soru şudur: Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır?” Öngörülebilirliğin olmadığı yerde uzun vadeli plan yapılmaz, yatırım ertelenir, risk alınmaz Birçok sektör için 2025 yılının bir büyüme yılı değil; ayakta kalma ve direnme yılı olduğunu anlatan Başkan Eskinazi şu değerlendirmelerde bulundu: “Enflasyonu düşürme programının en büyük yan etkisi, emek yoğun ihracat sektörlerinde karlılık ve özsermaye erimesi olmuştur. 2026 yılına girerken en büyük sorunumuz öngörülebilirliğin zayıflamasıdır. Öngörülebilirliğin olmadığı yerde uzun vadeli plan yapılmaz, yatırım ertelenir, risk alınmaz. Biz inanıyoruz ki; üretimi merkeze alan, uzun vadeyi ödüllendiren ve sanayiyi güçlendiren bir yaklaşım mümkündür ve artık zorunludur.” 2026 yılı beklentileri Başkan Eskinazi 2026 yılı için beklentilerini şöyle özetledi; “Para politikasında sıkı duruşun süreceğini, Türk Lirası’nın reel değerinin korunacağını, Enflasyonla mücadelede değerli TL politikasının devam edeceğini, Euro/Dolar paritesinde Euro lehine hareketin sürebileceğini, Kredi kanallarında belirgin bir rahatlama beklemediğimizi, Emek yoğun sektörlerde sıkıntıların devam edeceğini öngörüyoruz.” dedi. İhracatçılarımız bugüne kadar büyük fedakârlıklar yaptı 2026’nın, birçok sektör için dayanıklılığın sınandığı bir yıl olmaya devam edeceğini söyleyen Eskinazi, “İhracatçılarımız bugüne kadar büyük fedakârlıklar yaptı. Ancak bu fedakârlığın sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi artık zorunludur. 2026 yılının; Üretenin ödüllendirildiği, Yatırım yapanın cesaretlendirildiği, Beklemenin değil harekete geçmenin yılı olmasını diliyorum.” diyerek sözlerini noktaladı. TİM Başkanı Mustafa Gültepe, “İhracatımız için 2024 zor bir yıldı. 2025 daha da zor bir yıl oldu. Tüm güçlüklere rağmen geçen yıl ihracatımızı yüzde 4,5 artırarak 273,4 milyar dolara çıkardık. Böylece yıllık ihracatta en yüksek değere ulaştık. Aralıkta da 26,4 milyar dolarla bugüne kadarki en yüksek aylık ihracat performansımızı gerçekleştirdik. 2025’te değer olarak 11,6 milyar dolarlık bir ihracat artışı gerçekleştirdik. Bu farkın 7,7 milyar dolarlık kısmı otomotiv, savunma sanayi ve mücevher sektörlerindeki sadece beş firmanın ihracatından geldi.” dedi. Parite ve beş firmanın katkısı olmasaydı 2025’i ekside tamamlayabilirdik 2025 yılındaki ihracatta 5,4 milyar dolarlık parite kaynaklı artıya dikkat çeken Gültepe, “Parite ve beş firmanın katkısı olmasaydı 2025’i ekside tamamlayabilirdik. Net ihracat dört çeyrektir, büyümeyi aşağı çekiyor. Çünkü maliyetlerle kur arasındaki denge bozuldu. Ocak 2022’den Ocak 2026’ya dört yılda; Asgari ücret yüzde 560, Enflasyon yüzde 367, Dolar kuru yüzde 217, Euro kuru ise yüzde 228 arttı. Mevcut koşullarda kuru rekabetçi seviyeye çıkaracak bir ortam görünmüyor. Dolayısıyla rekabetçiliğimizi kazandıracak farklı destek mekanizmalarını devreye almak durumundayız.” diye konuştu. Taleplerimizin hasar daha fazla büyümeden karşılık bulacağını umuyoruz Başkan Gültepe, emek yoğun sektörlerde rekabetçiliğin yeniden kazanılabilmesi için yapılması gerekenlere değindi. “İstihdam desteğinin 6 bin liraya, asgari ücret desteğinin 2 bin 500 liraya çıkarılması; döviz dönüşüm desteğinin daha etkin ve verimli bir şekilde uygulanacak düzenlemelerin yapılması; ihracatçımızın uzun vadeli ve düşük faizli finansmana erişimini sağlayacak politikaların devreye alınması gerekiyor. Dört başlık altında topladığımız ve Cumhurbaşkanımıza da arz ettiğimiz taleplerimizin hasar daha fazla büyümeden karşılık bulacağını umuyoruz. Bizim temel sorunumuz yüksek üretim maliyetleri… Son 2-3 yıldır, dünyaya sadece ürün satmıyoruz. Ürünün yanında enflasyonumuzu da ihraç etmeye çalışıyoruz.” Bu şartlar altında küresel arenada rekabet edemeyiz Mustafa Gültepe, “Dünya ticaret savaşlarını konuşuyor. Ülkeler birbirlerine gümrük duvarları örüyor, ek vergiler getiriyor. Bize ek vergi koymalarına gerek kalmıyor. Çünkü hiç vergi ödemesek bile gittiğimiz pazarlarda rakiplerimize göre yine pahalı kalabiliyoruz. Bu şartlar altında küresel arenada rekabet edemeyiz. Ancak en zor dönemlerde bile fırsatların olabileceğini biliyoruz. Geçen yıl EİB çatısı altında 6 bin 800’ü aşkın firmamız ihracat yaptı. İhracat ekosistemimize değer katan tüm firmalarımıza teşekkür ediyorum.” diyerek sözlerini noktaladı. 2026 yılında toplamda 45 milyar TL’yi ihracatçılarımıza sunacağız Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, “2025 yılında, Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) kapsamında 25,5 milyar TL’si mal, 7,3 milyar TL’si hizmet ihracatına yönelik olmak üzere yaklaşık 33 milyar TL’lik bir destek sağladık. 2026 yılında da 32,8 milyar TL’si mal, 12,2 milyar TL’si hizmet olmak üzere, toplamda 45 milyar TL’yi ihracatçılarımızın istifadelerine sunmayı planlıyoruz. İzmir ilimizin değerli ihracatçıları örnek bir tablo ortaya koymuşlardır. İzmir ilimizde de 2026 yılı içerisinde EİB ile İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle İhracat Akademisi İhracat Uzmanlığı Eğitim Programı gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalarımıza devam ediyoruz.” dedi. En fazla ihracat gerçekleştiren 3. İl İzmir Kılıçkaya, “Ülkemiz ihracatında da her zaman ilk sıralarda yer alan İzmir, 2025 yılında 23,6 milyar dolar1 (2024: 23,8 milyar dolar) ile en fazla ihracat gerçekleştiren 3. il olmuştur. İzmir’in ihracatçı sayısı 2025 yılında 15 bine yaklaşmıştır. İzmir’den ulaşılan ülke sayısı 200’ü, ürün sayısı ise 7.400’ü aşmıştır. Her adımda, küresel arenada daha güçlü bir Türkiye hedefiyle yürüyen İzmirli ihracatçılarımıza sağlanan devlet yardımları, bu hedefin somut bir göstergesi olarak sürekli artmaktadır. Nitekim, 2024 yılında İzmir ilimize verilen yaklaşık 1,2 milyar TL tutarındaki devlet yardımları, 2025 yılına gelindiğinde 2 milyar TL’ye ulaşmıştır.” diye konuştu. EGE İHRACATÇI BİRLİKLERİ ÜYELERİ ARASINDA EN ÇOK İHRACAT YAPAN FİRMALAR İLK ÜÇ FİRMA; Birincilik ödülü PETKİM PETROKİMYA HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ, İkincilik ödülü KILIÇ DENİZ ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ İHRACAT İTHALAT VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Üçüncülük ödülü PERGAMON STATUS DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Demir ve Demir Dışı Metaller İhr. Bir. SIRALAMA İHRACATÇI FİRMA Üçüncü İsminin Açıklanmasını İstemeyen Firma İkinci İZMİR DEMİR ÇELİK SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ Birinci BAŞAK METAL TİC.VE SAN.A.Ş. Ege Deri ve Mamulleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü NARİNBEBE AYAKKABI VE TEKSTİL SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ İkinci MARC CHANTAL DERİ VE TEKSTİL ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Birinci LİDER DERİ ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü ROTEKS TEKSTİL İHRACAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci SUN TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci ÜNİTEKS TEKSTİL GIDA SANAYİ DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Hububat,Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü İsminin açıklanmasını istemiyor İkinci YONCA GIDA SANAYİ İŞLETMELERİ İÇ VE DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci ABALIOĞLU YAĞ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü OSMAN AKÇA TARIM ÜRÜNLERİ İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci IŞIK TARIM ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci ÖZGÜR TARIM ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Maden İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü CTC ENERJİ MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci KALTUN MADENCİLİK SANAYİ NAKLİYE VE AKARYAKIT TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci TÜPRAG METAL MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü MM GRAPHIA İZMİR KARTON SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci EUROPAP TEZOL KAĞIT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci TETRA PAK PAKETLEME SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü NOORDZEE SU ÜRÜNLERİ İHRACATI SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci GÜMÜŞDOĞA SU ÜRÜNLERİ ÜRETİM İHRACAT VE İTHALAT ANONİM ŞİRKETİ Birinci KILIÇ DENİZ ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ İHRACAT İTHALAT VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü BALTA FLOORCOVE RING YER DÖŞM. SAN. VE DIŞ TİC. AŞ İkinci EKOTEN TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci UÇAK TEKSTİL TURİZM İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Tütün İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü PHILIP MORRIS TÜTÜN MAMULLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci İsminin açıklanmasını istemiyor Birinci JTI TÜTÜN ÜRÜNLERİ SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü YONCA GIDA SANAYİ İŞLETMELERİ İÇ VE DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci İsminin açıklanmasını istemiyor Birinci UÇAK KARDEŞLER GIDA ANONİM ŞİRKETİ Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü KOZAKLI TARIM ÜRÜNLERİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ İkinci KOZMOPOLİTAN GIDA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci VERDE YAĞ BESİN MADDELERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Elektrik/Elektronik SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü UĞUR SOĞUTMA MAKİNALARI SANAYİ VE TİCARET A.Ş. İkinci SCHNEIDER ELEKTRİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Birinci ELTAŞ TRANSFORMATÖR SANAYİ VE TİCARET A.Ş. İklimlendirme SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü PEKSA PROFİL SANAYİ VE TİCARET A.Ş. İkinci UĞUR SOĞUTMA MAKİNALARI SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Birinci İsminin açıklanmasını istemiyor Kimya SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü POLİBAK PLASTİK FİLM SANAYİ VE TİCARET A.Ş. İkinci AKDENİZ CHEMSON KİMYASAL ÜRÜNLER PAZARLAMA İÇ VE DIŞ TİCARET A.Ş. Birinci PETKİM PETROKİMYA HOLDİNG A.Ş. Otomotiv SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü KRONE TİCARİ ARAÇLAR SANAYİ VE TİCARET A.Ş İkinci JANTSA JANT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Birinci CMS JANT VE MAKİNA SANAYİİ A.Ş.

Ege İhracatçı Birlikleri’nden 2025 Değerlendirmesi: “Bu Yıl Büyüme Değil, Dayanıklılık Yılıydı”  Haber

Ege İhracatçı Birlikleri’nden 2025 Değerlendirmesi: “Bu Yıl Büyüme Değil, Dayanıklılık Yılıydı” 

Küresel belirsizliklere rağmen 18,5 milyar dolar ihracat gerçekleştiren Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), 2026 için “bekleme değil, üretim ve ihracat zamanı” mesajı verdi. 2025 yılında ihracat rakamları geçtiğimiz seneki seviyeyi korurken, sahadaki gerçekliğin çok daha zorlu olduğuna işaret eden Ege İhracatçı Birlikleri, Sektörel Değerlendirme Toplantısında ihracatçının karşı karşıya kaldığı maliyet baskısını, kârlılık erozyonunu ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntıları masaya yatırdı. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 2025’te dünya ekonomisinin, “ılımlı ama kırılgan büyüme” ve yüksek jeopolitik/finansal risklerin birlikte seyrettiği bir yıl görünümünde olduğunu söyledi. “Ne sert bir resesyon ne de güçlü bir sıçrama ekonomik büyümede yaşandı. Büyüme oranları tarihsel ortalamaların altında kalırken, enflasyonun çoğu büyük ekonomide kademeli olarak gerilediğini gördük, fakat bu durum hala tamamen çözülmüş değil. Faizlerdeki kademeli düşüş, özellikle 2024’te baskılanan özel talep ve yatırımlar için kısmi destek sağlarken, borçlanma maliyetleri hâlâ pandemi öncesine göre yüksek kalıyor. Artan korumacılık ve ticaret bariyerleri, küresel ticaret hacmini baskılıyor; 2025 ve sonrasında ticaret politikası belirsizliğinin yüksek seyretmesi bekleniyor.” Emek yoğun sektörlerdeki ihracatçılarımız Mısır gibi ülkelere üretimlerini taşıdı Euro bölgesine ihracat yapan sektörlerde artış görülürken, USD cinsi ihracat yapan sektörlerini daha zorlandığı bir yıl olduğunun altını çizen Eskinazi sözlerine şöyle devam etti: “2025 yılı, ihracatçılarımız açısından şirket kârlılığının azaldığı bir yıl oldu. Artan üretim maliyetleri ve finansmana erişimdeki maliyet sorunları nedeniyle birçok firmamızın 2025 yılında da yurtdışı borçlanmaya devam ettiğini gördük. Bu da olası döviz şoklarında ciddi finansal risk ve kırılganlık oluşturmaktadır. 2025 yılı, tekstil ve hazır giyim bazı emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren ihracatçılarımızın; Mısır gibi enerji ve işgücü maliyetlerinin nispeten düşük olduğu ülkelere üretimlerini taşımaya devam ettikleri bir yıl oldu. Hazır giyim ve tekstil sektörü, 2025 yılında ciddi istihdam kaybı yaşadı.” İthalata bağımlılık artıyorsa, bu durum uzun vadede katma değerin yurt dışına transferidir Başkan Eskinazi, Türkiye'nin ihracatının yüksek ithal girdi bağımlılığı nedeniyle katma değeri düşük kalmakta ve dış ticaret açığını beslemekte olduğuna değindi. “Özellikle imalat sanayinde ara malların %60-70'i ithal edilerek ihracat üretimi yapılmaktadır. Bu yapısal sorun, döviz rezervlerini eritmekte ve ekonomik kırılganlığı arttırmaktadır. Bu tablo iki temel gerçeği aynı anda ortaya koymaktadır: Birincisi Türkiye’de ana sanayinin üretim hacmi ve çeşitliliğinin arttığı, İkincisi bu üretimi besleyen yerli tedarik zincirinin aynı hızda güçlenemediği gerçeğidir. Ana sanayi büyürken yan sanayide ithalata bağımlılık artıyorsa, bu durum uzun vadede katma değerin yurt dışına transferi anlamına gelir.” Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır? Sahadaki üretim ve ithalat verilerinin bu hedeflerle uygulama arasındaki gerilimin açıkça ortada olduğunu vurgulayan Jak Eskinazi şu değerlendirmelerde bulundu: Bu tablo, sanayi ve tarımda teknolojik yenilenmenin ve verimlilik yatırımlarının daha da ötelenmesi anlamına gelmektedir. Yatırım yapılmayan her yıl, rekabet gücünde kalıcı kayıp riskini artırmaktadır. Ancak burada altını çizmek isterim ki: Toplam ihracat rakamı, sahadaki gerçekliği tek başına anlatmaya yetmemektedir. Bugün asıl sorulması gereken soru şudur: Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır? Birçok sektör için 2025 yılı, bir büyüme yılı değil; ayakta kalma, direnme ve uyum sağlama yılı olmuştur.” Parite etkisi olmasaydı, muhtemelen EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı Başkan Eskinazi, Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2025 yılı ihracatının 18 milyar 505 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini açıkladı. “Artış gösteren sektörlerimiz: Hububat, Bakliyat ve Yağlı Tohumlar, Demir ve Demir Dışı Metaller, Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller, Tütün, Maden. Bazı sektörler maliyet baskısına rağmen üretimi sürdürmüş, bazı sektörler ise kârlılığı korumak adına bilinçli daralma yaşamıştır. Yıllık bazda parite artışı ortalama % 6 olmuştur. İhracatımızın yaklaşık %45’nin Euro bölgesine olduğunu düşünürsek, 2025 yılındaki ihracatımızın 2024 yılına göre fazla olmasında artışın yaklaşık %2,7’si parite etkisinden kaynaklanmaktadır. EİB’nin 2025 yılı toplam ihracatı 2024 yılına göre %1 oranında artmasına karşın, bunu parite etkisinden arındırdığımızda aslında ihracatımız 2025 yılında 2024 yılına göre %1,7 oranında azalmıştır. Parite etkisi olmasaydı, muhtemelen EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı.” Bu krizi kalıcı hale getirmemeliyiz 2022–2025 dönemindeki konkordato rakamlarının reel sektördeki bozulmanın hızını net biçimde ortaya koyduğunu söyleyen Başkan Eskinazi, “2022’de yaklaşık 1.587, 2023’te 1.516 olan konkordato başvuru sayısı, 2024’te 3.497’ye çıkarak bir yılda yaklaşık %130 artış göstermiştir; 2025’te ise henüz yıl tamamlanmadan, sadece ilk 9 ayda 4.424 dosya açılarak 2024’ün tamamı aşılmıştır. 2025 verileri, mevcut politika ve finansman koşulları değişmediği sürece geçici değil, kalıcı bir krize doğru ilerliyoruz. Bu krizi kalıcı hale getirmemeliyiz. Tekstil sektörümüzü de değerlendirdiğimde 2025 yılında tekstil ve hammaddeleri ihracatı 9,4 milyar dolar olurken, bölgemiz 452 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir.” dedi. 2026, birçok sektör için dayanıklılığın zorlandığı bir yıl olmaya devam edecektir Jak Eskinazi, Türkiye’nin en büyük sorununun öngörülebilirliğin zayıflaması olduğunu ve öngörülebilirliğin olmadığı yerde uzun vadeli plan yapılamayacağını, yatırımın erteleneceğini, riskin alınamayacağına değindi. “2026 yılına girerken şuna inanıyoruz: Üretimi merkeze alan, uzun vadeyi ödüllendiren, risk alanı koruyan ve sanayiyi güçlendiren bir yaklaşım mümkün ve gereklidir. Aksi halde 2026, birçok sektör için dayanıklılığın zorlandığı bir yıl olmaya devam edecektir. İhracatçının 2026 yılında kurdan dolayı yurtdışı satış gelirlerinde enflasyon üzerinde bir artış beklemiyoruz. Karlılık için, üretim maliyetlerini düşürmek yine burada tek seçenek olarak kalıyor. Makro ihtiyati tedbirlerde bir gevşemeyi henüz görmemekle birlikte, kredi kanallarında bir rahatlama da beklemiyoruz. USD bazında kredi kullanımının 2026 yılında da devam edeceğini düşünüyoruz. Emek yoğun sektörlerdeki sıkıntıların devam edeceğini öngörüyoruz. Biz Ege İhracatçı Birlikleri olarak; Sorunları görmezden gelen değil, sahadaki gerçekleri dile getiren bir duruşu benimsiyoruz. İhracatçımız bugüne kadar büyük fedakârlıklar yaptı. Ancak bu fedakârlığın sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi artık zorunludur.” 2025 yılında da 2 milyar 591 milyon dolarlık ihracat yaptık Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, “Yüksek enerji maliyetleri ve diğer girdilerin olumsuzlukları sebebiyle Uzakdoğu’daki çelik üreticileriyle Avrupa pazarlarında boy ölçüşemez hale geldik. Avrupa'daki yüzde 45 olan pazar payımız yüzde 31'lere kadar geriledi. Her ne kadar yoğun çaba sarf etsek de 2023 yılı bizim için çok zorlu, sıkıntılı bir yıl olarak geçti. Başlıca rakiplerimiz Çin, Vietnam, Güney Kore, Malezya, Endonezya gibi ülkeler bizi Avrupa pazarlarında ve diğer pazarlarda rekabetçilik açısından çok sıkıntılı bir sürece soktular. 2025 yılında geçtiğimiz 3 yıla nispeten daha iyi bir yıl geçirdik. 2024 yılında 2 milyar 351 milyon dolarlık ihracat yapmıştık. 2025 yılında da 2 milyar 591 milyon dolarlık ihracat yaptık. İki yıl arasındaki geçen yılla bu yıl arasındaki ihracat artışımız %10'lara tekabül ediyor. Türkiye genelinde de 16,5 milyar doları çelik, 13,3 milyar doları demir ve demir dışı mamuller olmak üzere 29,8 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik.” dedi. Başkan Ertan, “Türkiye dünyanın 7. büyük demir çelik üreticisi. Avrupa'nın da en büyük demir çelik üreticisi. Bizden sonra Almanya geliyor Avrupa'da. Başlıca ihracat pazarlarımız Almanya, Fas, İtalya, Birleşik Krallık, Mısır, Bulgaristan, Fransa, İspanya, Romanya, Yemen, Yunanistan, Hollanda gibi ülkeler. Bunun yanı sıra Rusya, Ukrayna, Kuzey Afrika, Mısır, Fas, Güney Amerika'ya yoğun ihracat yapmaktayız. Şimdi biz geçen yıl 2025 yılında yaptığımız ihracat tonaj olarak hala 2021 yılındaki çelik ürünleri tonajını üretimini yakalayabilmiş değiliz. Bizim kapasite kullanımı oranımız %73-yüzde 74'lerden 2023 yılında %51'lere kadar düştü. Şu andaki kapasite kullanım oranımız %62. Dünya konjonktürü sürekli bir değişim içerisinde ve belirsizlikler çok fazla. Bütün rakip ülkeler, çeşitli kotalar, ek vergilerle korumacılık önlemleri alıyorlar. Sınırda karbon vergisinin kapsamı belli olunca rakiplerimizden olan bir nebze olsun daha avantajlı durumda olacağız.” diye konuştu. 2025 yılı sonunda ihracatımızı 1 milyar 232 milyon dolara ulaştırmayı başardık Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, “2025 yılı sektörümüz için zorlu, olumsuz etkilerinin derinden hissettiğimiz ve tekrarını yaşamak istemediğimiz bir yıl olarak tarihe geçti. 2025 yılının Mart ve Nisan aylarında yaşadığımız zirai don olayları ile kiraz, elma, şeftali ve kayısı ürünlerimiz başta olmak üzere birçok üründe büyük kayıplar yaşadık. Dünyanın en büyük üreticisi olmakla gurur duyduğumuz kiraz üretiminde %90lara varan hasat kayıpları yaşandı. 2025 yılı sonunda ihracatımızı küçük bir kayıpla 1 milyar 232 milyon dolara ulaştırmayı başardık. 2025 yılında toplamda 128 ülkeye ihracat yaptığımız taze ve işlenmiş meyve sebze ürünlerinde, en fazla ihracat yaptığımız ilk 5 ülke sırasıyla Almanya, ABD, İngiltere, Rusya ve İtalya olarak gerçekleşti. Moldova, Avusturya, Irak, Çekya ve Kanada ülkeleri ihracatımızı önemli ölçüde artırdığımız ülkeler olarak karşımıza çıkmaktadır.” dedi. 2026 yılı 2025'ten farklı olmayacak ihracatımız daha da düşecek Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, “Deri ve deri mamulleri sektörü olarak bu sene, %10'a yakın bir ihracat kaybı yaşasak da genelde %60'lık bir kapasite kaybı yaşadı. %9'luk düşüş sadece Ege'de. Türkiye genelinde %5,5. Kümülatife baktığınız zaman son 2 yıl içinde Türkiye genelinde %2, Ege Bölgesi genelinde %17,5 düştü. Sadece ihracatımız 34 yıl önce ihraç fazlası veren bir sektörken şu anda ithalatımız, ihracatımızın üzerine çıktı. Deri ve deri mamulleri sektörü maalesef oyunu kaybetti. 2018'den bu yana çok iyi bir ivmeyle artan bir sektörümüz maalesef 2 yıl içinde hiç göze alınmayacak noktalara geldi. 2026 yılı 2025'ten farklı olmayacak ki bence daha da düşecek. İhracatımızı artırmaya yönelik hiçbir gelişme görmüyoruz. %40'lık kapasitemizin de %10'unu tekrar yitireceğimizi düşünüyorum.” dedi. Ege Bölgesi hazır giyim ihracatı, %8 azalarak 1 milyar 268 milyon dolar seviyesine geriledi Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, “Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, uzun yıllar boyunca Türkiye’nin en güçlü ihracat kalemlerinden biri olmuştur. Ancak içinde bulunduğumuz yıl itibarıyla, en fazla ihracat yapan sektörler sıralamasında üçüncülükten dördüncülüğe gerilemiştir. Yıl sonu itibarıyla Türkiye hazır giyim ihracatı, bir önceki yıla göre %6 düşüşle 16,7 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Ege Bölgesi özelinde ise hazır giyim ihracatı, %8 oranında azalarak 1 milyar 268 milyon dolar seviyesine gerilemiştir. Birliğimizin En Büyük 5 İhracat Pazarı; İspanya, Almanya, Hollanda, İngiltere, İtalya. Bugün ülkemizin en katma değerli sektörleri arasında yer almamızda tasarıma yaptığımız yatırımın büyük rolü var. Türkiye geneli ortalama ihraç birim fiyatı 1,6 dolar. Türkiye hazırgiyim ortalama ihraç birim fiyatı 16,21 dolar, EHKİB ortalama ihraç birim fiyatı: 21,19 dolar.” dedi. 2026 yılı için ihracat hedefimizi 1,4 milyar dolar olarak belirledik Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı, Muhammet Öztürk, “2025 yılı hem Birliğimiz hem de sektörümüz açısından büyümenin yeniden başladığı, güçlü bir toparlanma yılı oldu. Sektör genelinde Türkiye çapında ihracat %4 artışla 12 milyar 366 milyon dolar ihracat ile tarım ve gıda ihracatında en önemli paya sahip sektör oldu. Tarım sektöründe yapılan ihracatın %34’ü Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri sektörü ihracatı olarak dikkat çekmektedir. Birliğimiz özelinde ise çok daha olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği olarak 2025 yılında %23 artışla 1 milyar 185 milyon doları ihracat rakamını yakalamış bulunuyoruz. En çok ihracat yaptığımız ülkeler ağırlıkla Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olarak öne çıkmaktadır. Birlik olarak hedeflerimizi büyütmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda 2026 yılı için ihracat hedefimizi 1,4 milyar dolar olarak belirledik.” diye konuştu. Kuru meyve sektörü 1,7 milyar dolarlık döviz girdisi sağladı EİB Organik Ürünler ve Sürdürülebilirlik Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, "Türkiye’nin en stratejik sektörlerinden biri olan kuru meyve sektörü; güçlü üretim altyapısı ve küresel pazarlardaki konumuyla ülkemize 1,74 milyar dolarlık net döviz girdisi sağlamıştır. 2024 yılına göre ihracatımızda yaşanan yüzde 6’lık düşüşe rağmen, mevcut zorlukları yöneterek sektörümüzün rekabet gücünü korumayı ve sürdürülebilir üretim ve ihracat artışı sağlamayı temel önceliğimiz olarak görüyoruz. Ege İhracatçı Birlikleri olarak, toplam kuru meyve ihracatının %60’ına karşılık gelen 1,05 milyar ABD dolarlık ihracat Birliğimiz tarafından gerçekleştirilmiştir. Başlıca ihracat kalemlerinden, çekirdeksiz kuru üzümde 496 milyon dolar, kuru incirde 316 milyon dolar, kuru kayısıdan ise 140 milyon dolarlık ihracat geliri elde edilmiştir. 2026 yılında da, sürdürülebilir üretim, iklim değişikliğine uyum, gıda güvenliği ve markalaşma sektörümüzün temel öncelikleri arasında yer almaktadır.” diye konuştu. EMİB’in ihracatı %6 artış göstererek 2025 yılında 1,3 milyar dolar oldu Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, “Maden sektörü olarak 2025 yılında 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Böylece, 2024 yılında 6 milyar dolar olan ihracatımız 2025 yılında %3’e yükselmiş oldu. İhracatımızın yaklaşık üçte birine denk gelen 2 milyar dolarlık bölümü doğal taş ihracatı olarak gerçekleşti. Türkiye geneli maden ihracatımıza paralel olarak Birliğimizin ihracatı da %6 artış göstererek 2025 yılında 1,38 milyar dolar oldu. Birliğimizin en çok ihracat gerçekleştirdiği ilk üç ülke ise geçen yıl olduğu gibi Çin, ABD ve İspanya oldu. Çin ve ABD’ye ihracatımız 2024 yılına kıyasla sırasıyla %12 ve %7 artarken İspanya’ya ihracatımız %3 düşüş gösterdi. Birliğimizin doğal taş özelinde ihracat gerçekleştirdiği ilk 3 ülke ise sırasıyla ABD, Çin ve Fransa oldu. 2024 yılına kıyasla bu ülkelere ihracatımız sırasıyla %8, %29 ve %7 artış gösterdi.” diye konuştu. Mobilya kâğıt ve orman ürünleri ihracatı 914 milyon dolar Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hikmet Güngör, “Ülke genelinde üç sektörümüzün ihracatı 2024 yılında 7,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiş, 2025 yılında ise yaklaşık 8 milyar dolar bandında kalmıştır. Ege Bölgesi özelinde baktığımızda; 2024’te 946 milyon dolar olan ihracatımız, 2025’te 914 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Alt sektörler bazında; Kâğıt mamulleri ihracatımız 558 milyon dolar, Odun dışı orman ürünleri ihracatımız ise %3 artışla 122 milyon dolar seviyesindedir. Bu alanda Türkiye ihracatının %68’i Ege Bölgesi’nden yapılmaktadır. Mobilya sektöründe ise Birliğimiz üzerinden gerçekleşen ihracat, 2025 yılında 203 milyon dolar olmuştur. 2025 yılı; döviz kurundaki sınırlı artışa karşılık, hammadde, enerji ve işçilik maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle ihracatçılarımız açısından zor bir yıl olmuştur. Odun dışı orman ürünlerinde ABD, Almanya ve Japonya; Kâğıt sektöründe İran, Mısır ve İngiltere; Mobilya sektöründe ise Almanya, Hollanda ve Fransa öne çıkan pazarlarımız olmuştur. 2026 yılında Birliğimiz ihracatını 1 milyar dolar seviyesine ulaştırmayı hedefliyoruz.” dedi. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründen yüzde 7 artış Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, “2025’te güçlü bir ihracat performansı sergileyerek; Türkiye geneli su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatımız %4,5 artışla 4 milyar doları aşarak zorlu koşullara rağmen uluslararası rekabetçiliğimizi koruduğumuzu göstermiştir. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz yüzde 7 artışla 1 milyar 840 milyon dolar ihracat yaparak güçlü performansını sürdürdü. 2025 yılında su ürünleri sektörü ihracatımızın lokomotifi olmaya devam etmiş; levrek ve çipurada istikrarlı artış sürerken Türk somonunun güçlü büyümesi ürün çeşitliliği ve pazar derinleşmesi açısından önemli bir kazanım sağlamıştır. 2025’te ihracat ivmesini taşıyan su ürünleri başta olmak üzere, tüm alt sektörlerde rekabet gücünü artıran yatırım ve dönüşüm adımları, 2026 performansımızı belirleyecektir.” dedi. Tütün ihracatçıları 2025 yılını yüzde 8,4’lük artışla kapatmayı başardı Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Ömer Celal Umur, “Tütün ve Tütün Mamulleri sektörümüzün Türkiye geneli ihracatını 2025 yılında %8,4’lük artışla 1 milyar 60 milyon dolar ile kapatmayı başardık. Toplam 112 ülkeye tütün ve tütün mamulleri ihracatı gerçekleştirdiğimiz 2025 yılında en fazla ihracat yaptığımız ilk 5 ülke sırasıyla Irak, ABD, Belçika, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri oldu. Önemli ihraç pazarlarımızdan ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Endonezya’ya ihracatımızı önemli ölçüde artırmayı başardık. 2025 yılı boyunca Türkiye’de tarımsal üretim, iklim krizinin giderek derinleşen olumsuz etkileri nedeniyle ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Bu zorlu yılda sektör olarak, kilogram başı 9 doların üzerinde ortalama ihraç fiyatı ve yıllık 1 milyar dolarlık ihracat ile ülkemiz tarım sektörüne önemli bir katkı sağladığımızı düşünüyoruz. Ege Tütün İhracatçıları Birliği olarak, tarımsal üretimdeki risklerin farkındayız ve bu nedenle sürdürülebilirliği her zaman çalışmalarımızın merkezine alıyoruz.” diye konuştu. Piyasa kuralları net olduğunda, ihracatçı işini yapıyor Ege Zeytin Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, “2024-25 hasat yılında, Türk zeytincisi, Tarım Bakanlığı verilerine göre, 750 bin ton Sofralık Zeytin ve 475 bin tonluk zeytinyağı üretti. Dünya üretiminde İspanya’nın ardından ikinci sırada oldu. Ama dünya zeytinyağı ticaretinden aldığımız pay sadece yüzde 7. 2024/2025 sezonu bize şunu net biçimde gösterdi: Türkiye zeytinyağında üretimde dünya ikincisi olabilir; ama istikrarlı ve öngörülebilir bir ihracat politikası olmadan bu gücün hiçbir anlamı yoktur. 2025 yılında, Zeytinyağı ihracatımız, dünya fiyatlarındaki düşüşle birlikte değer bazında yaklaşık yüzde 65 gerileyerek 189 milyon dolar seviyesine indi. Bu gerilemenin nedeni; belirsizliktir, öngörülemezliktir ve sık değişen uygulamalardır. Buna karşılık sofralık zeytinde rekor kırdık. 258 milyon dolarlık ihracatla tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştık. Bu tablo bize çok net bir mesaj veriyor: Piyasa kuralları net olduğunda, ihracatçı işini yapıyor. Üreticinin, ihracatçının ve markalaşmanın aynı anda ayakta kalabildiği bir yapı istiyoruz. UZZK’nın Ekim 2025’te paylaştığı rekolte tahminine göre 2025/26 sezonunda toplam zeytin üretiminin 2 milyon 450 bin ton, bunun 740 bin tonunun sofralık, kalan kısmın ise yaklaşık 310 bin ton zeytinyağı üretimine karşılık geleceği öngörülüyor. Ancak sahadan gelen değerlendirmeler; don ve kuraklık etkisi başta olmak üzere bölgesel riskler nedeniyle bu tahminlerin aşağı yönlü revize edilmesi gerektiğini gösteriyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

JYSK'un Türkiye Büyümesi Aydın'dan Devam Ediyor Haber

JYSK'un Türkiye Büyümesi Aydın'dan Devam Ediyor

1.238 metrekarelik alanına sahip yeni mağaza, markanın "Herkes İçin Harika Bir İskandinav Teklifi" sunma hedefini Ege Bölgesi'ne taşıyor. 2026 yılı sonuna kadar mağaza sayısını 18'e çıkarmayı planladıklarını belirten JYSK Türkiye Ülke Direktörü Fatih Tezcan, "Türkiye pazarında çok güçlü bir potansiyel görüyoruz. Doğru lokasyonları belirledikçe yatırımlarımızı hızlandırarak büyümemizi sürdüreceğiz" dedi. 1979 yılında aile şirketi olarak kurulan Danimarka merkezli JYSK, bugün 50 ülkede 3.600'den fazla mağazasıyla faaliyet gösterirken, "uyku ve yaşam alanlarında herkes için harika bir İskandinav teklifi sunma" misyonunu Türkiye'deki büyüme stratejisi kapsamında Ege bölgesine taşıyor. İskandinav "hygge" yaşam anlayışını yansıtan ev ve yaşam ürünleriyle Türkiye pazarında son iki yılda güçlü bir büyüme ivmesi yakalayan JYSK, Mayıs 2023'te girdiği Türkiye pazarında İstanbul ve Bursa'daki yatırımlarının ardından Marmara Bölgesi dışına açılarak doğrudan yatırımla 9'uncu mağazasını Aydın Ops Mall'da hizmete açtı. Toplam 1.238 metrekarelik alana sahip yeni mağaza; ev dekorasyonundan mobilyaya, ev tekstilinden uyku ürünlerine kadar uzanan geniş ürün yelpazesiyle modern, sade ve fonksiyonel İskandinav tasarımlarını uygun fiyatlarla sunuyor. Ferah mağaza kurgusu ve kullanıcı dostu yerleşimiyle ziyaretçilerine konforlu ve erişilebilir bir alışveriş deneyimi yaşatmayı hedefliyor. Türkiye Ev ve Yaşam Pazarında Güçlü Bir Potansiyel Sunuyor Türkiye'de pazarın büyüme potansiyeline inandıklarını vurgulayan JYSK Türkiye Ülke Direktörü Fatih Tezcan, "Ülkemiz 85 milyonu aşan nüfusu, genç demografik yapısı ile yüksek evlilik ve konut üretim oranları, ev ve yaşam kategorisindeki markalar için güçlü bir potansiyel sunuyor. Biz de bu potansiyele inanarak hem mağazalarımızda hem de tedarik zincirlerimizde yerel istihdam yaratmaya devam ediyoruz. Yatırımlarımızla ülkemize, halkımıza ve faaliyet gösterdiğimiz şehirlere değer katmayı sürdüreceğiz. Marmara Bölgesi dışındaki ilk mağazamız olan Aydın, bu stratejide önemli bir rol üstlenirken; Kuşadası, Adapazarı, Tekirdağ, Muğla, İzmir ve Ankara gibi şehirler de büyüme planlarımızda öncelikli lokasyonlar arasında yer alıyor" dedi. "İskandinav Yaşam Tarzını Ege'ye Taşımanın Heyecanını Yaşıyoruz" İskandinav yaşam tarzını Ege'ye taşıdıkları için büyük bir heyecan duyduklarını belirten Tezcan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Aydın mağazamız, markamızın Türkiye'deki büyüme yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olacak. Fonksiyonellik, sadelik ve şıklığı bir araya getiren İskandinav anlayışını yansıtan mağazamız; ilham veren köşeleri, özel aydınlatmaları ve sıcak renklerdeki kaplama ve döşemeleriyle müşteri deneyimini en üst seviyeye taşıyacak şekilde tasarlandı. Ürün kategorilerimizi tamamlayıcı ihtiyaçlara hızlı ve kolay çözüm sunacak biçimde planladık. Kaliteli, estetik ve erişilebilir fiyatlı ürünlerimizle her yaşam alanına farklı bir dokunuş katmayı amaçlıyoruz. Ayrıca FSC sertifikalı ahşap ürünlerimizle kaliteden ödün vermeden sürdürülebilirliği de önceliklendiriyoruz."

Hilton, Türkiye’de Lifestyle Otel Portföyünü Büyütüyor Haber

Hilton, Türkiye’de Lifestyle Otel Portföyünü Büyütüyor

Hilton (NYSE: HLT), Canopy by Hilton markasını bu ay İstanbul ve İzmir’de açılacak iki yeni otelle Türkiye pazarına sunuyor. Bu giriş, yılın başında Tapestry Collection by Hilton markasının Türkiye’deki ilk açılışının ardından geliyor ve Curio Collection by Hilton’un ülkedeki istikrarlı büyümesini destekliyor. Bu lansman, Hilton’un lifestyle kategorisinin küresel ölçekte rekor bir büyüme yakaladığı bir dönemde gerçekleşiyor. Lifestyle oteller bugün Hilton’un geliştirme aşamasındaki portföyünün beşte birini oluşturuyor ve dünya genelinde 400’ün üzerinde lifestyle otel halihazırda hizmet veriyor. Canopy by Hilton, iki tesisin açılışıyla birlikte Hilton’un Türkiye portföyüne katılan en yeni lifestyle markası olacak. Canopy by Hilton İstanbul Taksim Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi’ne yalnızca birkaç adım mesafede konumlanan otel, modern tasarımı Beyoğlu’nun zengin kültürel mirasıyla buluştururken, 110 oda ile misafirlerini ağırlıyor. Misafirler ve İstanbullular, Türk ve dünya mutfaklarını buluşturan gün boyu hizmet veren bir restoranın yanı sıra, 150 yıllık tarihi bir sarnıç içinde yer alan özel bir şarap barının da keyfini çıkaracak. Canopy by Hilton İzmir Bomonti Mahall Bomonti kompleksinde yer alan 191 odalı bu otel, misafirler ve İzmirliler için, modern olanakları İzmir’in kendine özgü cazibesi içinde yerel esintiler taşıyan bir tasarımla buluşturacak. Ege Bölgesi’nin doğal dokuları ve renklerinden ilham alan şık odaların yanı sıra, bölgesel dokunuşlarla zenginleştirilmiş yeme-içme alanları ve Bomonti semtinin ruhunu yansıtan, tarihi bir bölgenin kültürel ve sosyal bir merkez olarak yeniden doğuşunu simgeleyen canlı sosyal alanlar sunacak. Hilton Orta ve Doğu Avrupa’dan Sorumlu Geliştirme Başkan Yardımcısı Michael Collini konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Hilton’un Türkiye’deki 70. yılını kutladığımız bu dönemde, hem misafirler hem de otel yatırımcıları tarafından nitelikli lifestyle konaklama seçeneklerine yönelik talebin belirgin şekilde arttığını görüyoruz. Seyahat edenler artık kaliteyi, tasarımı ve yerel ruhu bir arada sunan deneyimlere yöneliyor. Lifestyle markalarımız da bu artan talebi güçlü bir şekilde karşılıyor ve bugün geliştirme aşamasındaki portföyümüzün beşte birini oluşturuyor. 2022 itibarıyla Türkiye’de faaliyette ve geliştirme sürecinde toplam beş lifestyle otelimiz bulunurken, bu sayı yalnızca üç yıl içinde üç katına çıkmış durumda. Canlı şehir kaçamaklarından kültürel açıdan zengin destinasyonlara uzanan geniş bir yelpazede, bulundukları çevrenin ruhunu yansıtan ve unutulmaz misafir deneyimleri sunan tesislerle büyümeyi sürdürmekten gurur duyuyoruz. Türkiye’de Canopy by Hilton markasını, İstanbul ve İzmir gibi önemli şehirlerde açılacak iki etkileyici tesisle kazandıracağımız için heyecanlıyız.” Türkiye genelinde benzersiz, tasarım odaklı ve yerel dokuyu hissettiren konaklama deneyimlerine yönelik artan talep doğrultusunda, Hilton 2025 yılı itibarıyla Canopy by Hilton, Curio Collection by Hilton ve Tapestry Collection by Hilton markaları altında toplam dört lifestyle tesisi hizmete açmış olacak. Bu kapsamda, yılın başlarında The Ritus Hotel Istanbul Sultanahmet, Tapestry Collection by Hilton ile markanın Türkiye’deki ilk açılışı gerçekleştirilirken, Altunizade Suites Istanbul, Curio Collection by Hilton da İstanbul’un ikinci Curio Collection tesisi olarak portföye ekleniyor. Buna ek olarak, Türkiye genelinde geliştirme aşamasında olan dokuz lifestyle otel daha bulunuyor. Önümüzdeki yıl açılması planlanan beş tesis arasında ise Hilton’un ilk mağara oteli Elika Cave Suites Cappadocia, Curio Collection by Hilton; Porto Chiara İstanbul Karaköy, Curio Collection by Hilton; Les Temps İstanbul Karaköy, Curio Collection by Hilton; Palazzo Donizetti İstanbul, Tapestry Collection by Hilton ve Myrna İzmir Konak, Tapestry Collection by Hilton yer alıyor. Yeni tesisler, Hilton’un Avrupa genelinde yaklaşık 90 lifestyle otelden oluşan geniş portföyüne katılırken; bu portföy, İspanya’nın Extremadura bölgesinde 16. yüzyıldan kalma bir sarayın restore edilmesiyle hayata geçirilen Palacio de Godoy Caceres, Curio Collection by Hilton, İtalya’daki Rosetta Hotel Perugia, Tapestry Collection by Hilton ve Hırvatistan’da Zadar kıyılarına yakın bir adada konumlanan resort otel Hotel Preko Ugljan Island, Curio Collection by Hilton gibi yakın dönemde açılan seçkin tesisleri de kapsıyor.

Kırıntı Madencilik Nedir? Derelerde Altın Arama ve Yeni Trend (2025 Rehberi) Haber

Kırıntı Madencilik Nedir? Derelerde Altın Arama ve Yeni Trend (2025 Rehberi)

Kırıntı madencilik, dere, çay veya akarsu yataklarında su ve yoğunluk farkı ile biriken altın ve ağır minerallerin topraktan ayrıştırılarak çıkarılması işlemine verilen isimdir. Bu tür yataklara “plaser” yataklar da denir; mineraller alüvyon etkisiyle birikir ve küçük parçacıklar halinde bulunur. Bu parçacıkların çıkarılmasına yönelik aktiviteler kırıntı madencilik olarak adlandırılır. Bu yöntem genellikle yüzeysel, düşük teknoloji ile yapılabildiği için hobi amaçlı altın avcılarının yanı sıra yerel etkinliklerde de popülerdir. Türkiye’de Kırıntı Madencilik ve Altın Arama Son yıllarda özellikle Ege Bölgesi’nde, başta Manisa çevresi olmak üzere çok sayıda kişi ve grup kırıntı madencilik etkinlikleri düzenliyor. Bu etkinliklerde amatör altın arayıcıları dere yataklarında kürek, elek, çapa ve pan gibi basit ekipmanlarla çalışarak altın kırıntıları topluyor. Manisa’da gerçekleştirilen bir organizasyonda katılımcılar iki gün boyunca çalışarak toplamda yaklaşık 20 gram altın bulmayı başardı. Bu süreçte toplanan altınlar kuyumcuya satılarak gelir elde ediliyor. Kırıntı Madencilik Nasıl Yapılır? Kırıntı madencilik için kullanılan yöntemler, diğer geleneksel altın madenciliği tekniklerine göre daha basittir: Basit ekipmanlar: Kürek, elek, pan, çapa gibi ucuz araçlar yeterlidir. Su ile ayırma: Kırıntılı malzeme su yardımıyla elenir, ağır mineraller dibe çöker. Konsantrasyon: Elde edilen materyal, hafif malzemelerden ayrıştırılır ve altın parçaları toplanır. Bu süreç, altın kırıntılarını diğer kum ve toprak parçalarından ayırmak için kullanılan basit yoğunluk farkı prensibine dayanır. Kazanç ve Maliyet Kırıntı madencilik genellikle yüksek yatırım gerektirmez. Birçok altın arayıcısı için bu, hem hobi hem de ek gelir imkânı sunuyor. Basit ekipmanlarla bir günde 2–8 gram arası altın bulunabildiği bildiriliyor ki bu da piyasa fiyatlarına göre önemli bir gelir sağlayabiliyor. Ekipman maliyeti: Kürek, elek, pan gibi araçlar düşük maliyetli. Günlük kazanç: Elde edilen altına ve piyasa koşullarına bağlı olarak farklılık gösterir. Yasal Durum ve Tartışmalar Kırıntı madencilik, temel olarak doğal akarsu yataklarında yapılan yüzeysel bir faaliyet olduğu için Türkiye’de belirli koşullarda yasal kabul ediliyor. Ancak bu tür çalışmaların yapılacağı yerlerde ilgili mevzuat ve izinlere dikkat edilmesi gerekiyor. Bazı meraklılar, altın arayanları defineci veya yasa dışı faaliyetlerle karıştırabiliyor. Yetkililer, izinsiz toprak ve su yatağı kazılarının çevre ve kamu güvenliği açısından sorun yaratabileceğini belirtiyor. Bu nedenle yerel düzenlemeler ve çevresel etki kurallarına uyulması kritik.

Engelli Sorunları ve Talepleri İzmir’de Masaya Yatırıldı Haber

Engelli Sorunları ve Talepleri İzmir’de Masaya Yatırıldı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in engellilik alanındaki çalışmalarıyla Türkiye’ye örnek olduğunu belirterek “Bugün de yapacağımız çalışmalarla geldiğimiz noktayı çok daha iyi bir seviyeye götürmeliyiz. İçinde bulunduğumuz çağı da düşünerek, teknolojiyi olabildiğince engellilerin yaşamını kolaylaştıracak şekilde kullanarak, çok başarılı işler yapabileceğimizi biliyoruz” dedi. Engelli bireylerin toplumsal hayata katılımlarının güçlendirilmesi, karşılaştıkları sorunların tespit edilmesi ve bu sorunlara kalıcı çözümler üretilmesi amacıyla kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı (TBMM) Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu’nun İzmir İktisat Kongresi Binası’nda düzenlenen Ege Bölgesi İstişare Toplantısı, komisyon başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıya İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, komisyon üyeleri, İzmir, Afyonkarahisar, Aydın, Denizli, Kütahya, Manisa, Muğla ve Uşak illerinden yetkililer, engellilik alanında çalışan sivil toplum kuruluşu temsilcileri, engelliler ve aileleri katıldı. Toplantı öncesinde İzmir Otizm Orkestrası (İZOT) ve İzmir Demokrasi Üniversitesi Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin konseri gerçekleştirildi. Başkan Tugay, görünmeyen engelliliğe dikkat çekti Toplantının açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Bu buluşma fırsatını bize verdikleri için çok değerli komisyonumuza ve komisyon üyelerimize teşekkür ediyoruz. Bugün sizlerden gelecek öneri, talep ve değerlendirmeleri dinlemek bu toplantının en değerli kısmı ama kısaca İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak engellilik konusuna nasıl baktığımızı ifade etmek isterim. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı altında Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğümüz var. Burada hak temelli, bütüncül ve kapsayıcı bir modelle engelli yurttaşlarımıza hizmet vermeye çalışıyoruz. Engellilik konusunun, görünür engelliliğin ötesinde görünmeyen engelliliği de kapsaması gerekiyor. Görünmeyen engellilik yaşayan da pek çok yurttaşımız var. Aslında yüz binlerce insanın zorluk yaşadığını, desteğe ihtiyacı olduğunu biliyoruz” dedi. Başkan Tugay, bu yılki 3 Aralık Dünya Engelliler Günü etkinliklerinin görünen ve görünmeyen engelliliklere dikkat çekmek amacıyla uğur böceği logosu ve “Farkında olalım, birlikte olalım” sloganı ile yapıldığını belirtti. Bu yıl 30 bin 829 kişi, merkezlerden hizmet aldı İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve tüm engel gruplarını kapsayan ilk yerel eylem planı olma özelliğini taşıyan Engelli Hizmetlerine Yönelik İzmir Yaklaşımı ve Eylem Planı’nı anlatan Başkan Tugay, “Bu eylem planında 7 ana amaç 22 alt hedef ve 90 faaliyet alanı belirlendi. Amacımız, engelli yurttaşlarımızın hizmetlere, olanaklara erişim konusunda karşılaştıkları zorlukları ortadan kaldırmak, onları iş yaşamında, sosyal yaşamda, eğitimde diğer yurttaşlarımızla eşit duruma getirmek. Spor, sanat, kültürel faaliyetler, hepsi değerli alanlar. Bugün kentin farklı yerlerinde 10 engelli merkezimiz var. Bu merkezlerde özel eğitim, psikososyal danışmanlık, spor ve sanat atölyeleri, duyusal destek, izcilik, doğa temelli programlarda çalışılıyor. Okuma yazmadan sosyal beceriye kadar pek çok farklı başlıkta eğitimler veriliyor. 2025 yılında bu merkezlerde 30 bin 829 kişiye eğitim, danışmanlık, destek sağlandı ve atölye çalışmaları yapıldı” diye konuştu. “İzmir Türkiye’ye örnek oldu” 500 binden fazla engelli yurttaşın İzmir’de yaşadığını sözlerine ekleyen Başkan Tugay, “Yapacak mutlaka çok işimiz var. İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2000’li yılların başından bu yana sivil toplum kuruluşlarıyla, ilgili kurumlarla, Engelsiz İzmir Komisyonu ile İzmir’de pek çok çalışma yürüttü ve bu açıdan Türkiye’ye örnek oldu. Bugün de yapacağımız çalışmalarla geldiğimiz noktayı çok daha iyi bir seviyeye götürmeliyiz. İçinde bulunduğumuz çağı da düşünerek, teknolojiyi olabildiğince engellilerin yaşamını kolaylaştıracak şekilde kullanarak, çok başarılı işler yapabileceğimizi biliyoruz. Her türlü başarı, katılımcı bir anlayışla gerçekleşir. Samimi olarak sizlerin önerilerinize her zaman açık olduğumuzu ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı. “Partiler üstü bir konu” Komisyon Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, “Bu toplantılar komisyon çalışmaları için kıymetli ve aydınlatıcı. Toplantıları, komisyon çalışmalarının omurgasını oluşturan ve yerinden dinleme mekanizmasının en önemli aşaması olarak görüyoruz. Bu buluşmalarda engellilere ilişkin kurulan her cümleyi veri olarak kaydediyoruz. Sizlerin tespiti altın kadar kıymetli” ifadelerini kullandı. Toplantıda erişilebilirlik, eğitim, istihdam, sosyal destek ve bağımsız yaşam konuları üzerinde durulacağını belirten Kasapoğlu, “Bu çalışma, Türkiye’nin çalışmasıdır, 86 milyonun konusudur, partiler üstüdür. Tüm komisyon üyelerinin de bu bilinçle burada olmasını kıymetli buluyoruz” dedi. Kasapoğlu, İzmir’e ilişkin de “İzmir’in vizyonu kıymetli. İzmir, Türkiye’nin öncü şehri ve alanda marka bir şehir. Bireylerin bağımsız yaşamın temel aktörü olmaları için iyi uygulamalar önemli” diye konuştu. “Denetim ve çalışmalar devam ediyor” İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban da resmi verilere göre İzmir’in 4 milyon 479 bin nüfusa sahip olduğunu ifade ederek “Nüfusun yüzde 5,88’i engelli. Yani resmi verilere göre 260 bin engelli vatandaş var. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda 30 bin 627 yavrumuz özel eğitimden yararlanıyor. Engellilerle ilgili barınma konusunda resmi tesisler, yüzde 100’e yakın dolulukla hizmet veriyor. Erişilebilirlik konusunda kamu kurum ve kuruluşlarında eksiklikleri gidermek için denetim ve çalışmalar devam ediyor. Bu denetimlerde kurallara uymayan yerlere yasal müeyyideleri uyguluyoruz. Aynı zamanda o eksikliğin giderilmesi konusunda takipçi oluyoruz. Kanunlarla engellilerle ilgili çıkarılan hakların tamamını takip ediyoruz” sözlerine yer verdi. “Yalnız hissettirmediler” Toplantıda, engellilik alanında yaşanan sorunlar, talepler ve öneriler tek tek dinlenerek notlar alındı. Cebelitarık Boğazı’nı solo yüzerek geçen dünyadaki ilk otizmli maraton yüzücüsü ve Manş Denizi’ni yüzerek geçen ilk otizmli erkek sporcu olan İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü ultra maraton yüzücüsü Tuna Tunca ve annesi Gülnur Tunca da toplantıda söz aldı. Gülnur Tunca, “Engellilik, çok katmanlı bir konu ama hep birlikte bunun çözülmemesi mümkün değil. Tuna mutlu, ailesi olarak biz çok mutluyuz. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, Başkan Cemil Tugay’ın, Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun bakanlık dönemindeki destekleri çok önemliydi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübünün yanımızda olması çok değerliydi. Yalnız hissettirmediler. Bütün engel gruplarının yalnız hissetmediği bir Türkiye olsun” diye belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Japon Şefler Türk Yemeklerini Öğrenerek Mezun Olacak Haber

Japon Şefler Türk Yemeklerini Öğrenerek Mezun Olacak

Türkiye’nin Michelin yıldızlı restoranı TERUAR’ın kurucusu ve şefi Osman Serdaroğlu, Otsuma Women’s Üniversitesi’nde öğrenciler ve akademisyenlere 3 seansta Türk mutfağını anlattı. Türk mutfağının lezzetlerinden menüler hazırladı, Japon öğrencilerin ve akademisyenler Türk menülerine hayran kaldı. Şef Osman Serdaroğlu, Türk orkinosu, zeytinyağı, kuru meyve, baharat, bulgur, nar ekşisi gibi öne çıkan ürünlerimizin kullanıldığı menüleri öğrencilere sundu. Ayrıca bakır cezve ve çaydanlıkla hazırlanan Türk çayı ve Türk kahvesi seremonisi de programa ayrı bir zenginlik kattı. Türk mutfağının önümüzdeki süreçte Otsuma Women’s Üniversitesi ders programına girmesi için Ege İhracatçı Birlikleri ve Üniversite Yönetimi arasındaki görüşmeler olumlu bir zeminde ilerliyor. Uçak: “Japonya’ya gıda ihracatında hedefimiz 1 milyar dolar” Türk gıda ihracatçıları olarak Japonya’ya son 5 yılda ihracatlarını yüzde 75’lik artışla 209 milyon dolardan 367 milyon dolara çıkardıklarını dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, Otsuma Women’s Üniversitesi’yle yapılan iş birliği sayesinde Türkiye’nin Japonya’ya gıda ihracatının yeni bir atılım göstermesini beklediklerini belirtti. “Türkiye dünyanın gıda ambarı” diyen Uçak, “Japonya’ya meyve sebzeler ve meyve sebze mamullerinden su ürünlerine, kuru meyvelerden hububat bakliyat yağlı tohumlara, odun dışı orman ürünlerinden zeytin ve zeytinyağına geniş bir ürün gamında lezzetler sunuyoruz. Otsuma Women’s Üniversitesi’nde gastronomi okuyan şef adayları bu projeyle Türk mutfağını öğrenerek mezun olacaklar. Türk lezzetlerine profesyonel kariyerlerinde yer verecekler. Ege Bölgesi’nden Japonya’ya 2024 yılında ihracatımız yüzde 42’lik artışla 89 milyon dolardan 126 milyon dolara yükseldi. Türkiye’nin Japonya’ya gıda ürünleri ihracatını orta vadede 1 milyar dolara çıkaracak güzel bir iş birliğini başlattık” diye konuştu. Işık: “Turkish Tastes’te ikinci durak Japonya olacak” Japonya’nın yıllık 80 milyar dolar gıda ürünleri ithal ettiğine dikkati çeken Ege İhracatçı Birlileri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Otsuma Women’s Üniversitesi’yle iş birliğinin tohumlarının 11-14 Mart 2025 tarihleri arasında düzenlenen Foodex Fuarı’nda atıldığını kaydetti. Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altındaki 6 gıda birliğinin ABD pazarında başarıyla sürdürdüğü Turkish Tastes isimli TURQUALITY Projesi’nde 6. Yıla girdikleri bilgisini veren Işık şöyle devam etti: “Turkish Tastes Projesi’nde başarının altında yatan etkenlerden birisi ABD’li şeflerle ve üniversitelerle yürüttüğümüz ortak projeler oldu. Japonya pazarında da yürüteceğimiz TURQUALITY Projesini sağlam zemine inşa ediyoruz. Japonya’da tek kişilik yaşam ve çalışan çiftlerdeki artış nedeniyle hazır yemeklere yöneliş var. Bu da işlenmiş ve dondurulmuş sebzelere olan talepleri artıyor. Türkiye bu noktada güçlü üreticilere sahip. Ege Bölgesi’nden Japonya’ya ihracatta 2024 yılında kuru meyve sektörümüz 42 milyon dolarlık performansla lider oldu. Hedefimiz Japonya’ya kuru meyve ihracatını orta vadede 100 milyon dolara çıkarmak.” Girit: “Foodex Fuarına 25 yıldır katılıyoruz” Uzakdoğu’nun en büyük gıda fuarı olan Japan Foodex Fuarı’nın Türkiye Milli Katılım Organizasyonunu 25 yıldır Ege İhracatçı Birlikleri’nin yaptığı bilgisini veren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, her yıl 40’ın üzerinde gıda ihracatçısı Türk firmasının Foodex Fuarı’na katıldığını, Japon tüketicilerin beklentilerine göre üretim kültürünün Türk gıda sektöründe yerleştiğini ifade etti. Türkiye’nin su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatının Japonya’ya 2024 yılında yüzde 121’lik artışla 53 milyon dolardan 118 milyon dolara çıktığını dillendiren Girit, “Japonların milli yiyeceği suşi Türkiye’den ihraç edilen orkinoslarla yapılıyor. Etkinlik süresince Türkiye’nin Michelin yıldızlı restoranı TERUAR’ın kurucusu ve şefi Osman Serdaroğlu, Türk orkinosundan menüler hazırladı. Bu iş birliğinin meyvelerini önümüzdeki yıllarda yiyeceğiz” ifadelerini kullandı. Öztürk: “Japonlar Türk makarnasına hayran” Japon tüketicilerin öncelikli talebinin kaliteli ve sağlıklı gıda olduğunun altını çizen Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Japon tüketicilerin kaliteli ve sağlıklı gıdaya hak ettiği fiyatı ödediğine vurgu yaptı. Japonların Türk makarnasına yoğun ilgi gösterdiğini paylaşan Öztürk sözlerini şöyle tamamladı; “Japonya’da 2024 yılında 72 milyon dolarlık makarna ihraç ettik. Makarna ihracatında Japonya ikinci büyük pazarımız oldu. Bitkisel yağlar, baharatlar, şekerleme ürünleriyle Japonya’ya 2024 yılında ihracatımızı yüzde 11’lik artışla 95 milyon dolardan 107 milyon dolara yükselttik. Japonya’ya gıda ihracatımızı 1 milyar dolara taşırken, 250 milyon dolarının bizim sektörümüzden olması için çaba göstereceğiz.” Uygun: “Japonya ikinci büyük ihraç pazarımız oldu” Türk zeytin ve zeytinyağı sektörü olarak üretici olmayan pazarlara odaklandıklarına değinen Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, Japonya’nın stratejilerinin merkezindeki ülkelerden birisi olduğunu, Japonya’da 90’lı yıllarda 5 bin ton seviyesinde olan zeytinyağı tüketiminin günümüzde 50 bin tona ulaştığını dile getirdi. ABD’de sürdürdükleri Turkish Tastes isimli TURQUALITY Projesi sonrasında Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında ABD’nin payının yüzde 46’ya yükseldiğini söyleyen Uygun, “ABD pazarındaki benzer bir başarıyı Japonya’da tekrarlamak istiyoruz. Japonya mevcut ihracat rakamıyla bizleri umutlandırıyor. Türkiye olarak, 2024/25 sezonunu 50 bin 713 tonluk zeytinyağı ihracatıyla geride bıraktık. Bu ihracatta ABD’den sonra ikinci sırada 22 milyon 511 bin dolarla Japonya yer aldı. Amacımız Japonya’ya zeytinyağı ihracatında yüzde 10 pazar payına ulaşmak” dedi. Gürle: “Baharatlar tüm yemeklere lezzet katıyor” Japon mutfağında baharatların yoğun kullanıldığını ifade eden Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, Türkiye’den baharat ürünleri ihracatında Japonya’nın 4,8 milyon dolarla ön sıralarda yer aldığını, Otsuma Women’s Üniversitesi’yle yapılan iş birliğinin Türk baharatlarının Japon mutfağındaki temsiliyetini artıracağını vurguladı. Defne ve kekikte Türkiye’nin dünya birincisi olduğunu paylaşan Gürle şöyle konuştu: “Türkiye’nin Michelin yıldızlı restoranı TERUAR’ın kurucusu ve şefi Osman Serdaroğlu etkinlik kapsamında Türk mutfağının ve baharatlarının kültürel zenginliğini, pişirme tekniklerini ve gastronomik mirası üniversitenin akademisyen ve öğrencilerine kapsamlı bir şekilde aktardı. Programa Tokyo Ticaret Başmüşavirlerimiz Mukaddes Nur Yılmaz ve Sedat Yıldız, Müşavirliğimiz Uzmanı Mehmet Ayaz katılım sağladı ve bize büyük destek verdiler. Etkinlik boyunca toplamda yaklaşık 80 öğrenci, Türk mutfağını hem teorik hem de uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Katılımcılardan “Türk mutfağının dünya mutfakları arasındaki güçlü konumunu yeniden fark ettim” ve “Türkiye’yi ziyaret ederek yemekleri yerinde tatmak istiyorum” gibi olumlu geri bildirimler aldık. Türk mutfağına yönelik ilginin belirgin şekilde arttığı gözlemledik.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.