Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ege İhracatçı Birlikleri

Kapsül Haber Ajansı - Ege İhracatçı Birlikleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ege İhracatçı Birlikleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuru Meyve İhracatçılarında Yusuf Gabay Seçimi Kazandı Haber

Kuru Meyve İhracatçılarında Yusuf Gabay Seçimi Kazandı

Yusuf Gabay, 2008-10 yılları arasında Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanlığı yapan Menaşe Gabay’dan sonra Gabay Ailesinden başkanlık yapacak ikinci isim olacak. Ege İhracatçı Birlikleri’nde genel kurul maratonu Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’yle devam etti. EİB’de bu yılki genel kurullarda 8 birliğin genel kurulu tek listeyle gerçekleşirken, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği çift listeli genel kurula sahne oldu. Uzun yıllar sonra ilk kez çift listeyle gidilen seçimlerde mevcut Başkan Mehmet Ali Işık aday olmazken, mevcut yönetimde Başkan Yardımcısı olan Yusuf Gabay ve Denetim Kurulu Üyesi olan Fatma Behit yarıştı. Yusuf Gabay 74 oyla seçimi kazanırken, Fatma Behit’in listesi 70 oy aldı. Genel kurulda konuşan Başkan Yusuf Gabay, Son birkaç yıldır kuru meyve sektöründe yaşanan süreçlerin sektörün tüm taraflarını zorladığını bu zorlukları hem sahada hem de masada hissettiklerini dile getirdi. Kuru incir için kriz masası kuracağız “Özellikle incir tarafında… kalite sorunları yaşadık, Avrupa Birliği denetimleri arttı, RASSF bildirimleri çoğaldı, ürünler geri döndü… ve ihracatçımız ciddi şekilde hem maddi kayıp hem de itibar kaybı yaşadı” diyen Gabay, “Yani… bu süreçte hepimizin canı yandı. Bunu yok sayamayız. Görmezden gelemeyiz. Biz bu tabloyu net görüyoruz. Ve şunu söylüyoruz. Bunu değiştirmek zorundayız. Bunu yapacak bilgiye de sahibiz, tecrübeye de sahibiz, hazırlığa da sahibiz. Elbette bazı konular tek başına birlik yönetiminin çözebileceği konular değil. Bu iş tek başına olmaz. Üretici ayrı, tüccar ayrı, ihracatçı ayrı hareket ederse… kazanamıyoruz. Ama birlikte hareket edersek… iş değişir. Biz de tam olarak bunu yapmak istiyoruz. Daha fazla insanın içinde olduğu sektör toplantıları, ürün bazlı çalışan ekipler kuracağız. Yedek üyelerin de aktif olduğu bir yapı, daha düzenli geri bildirim mekanizmaları… Özellikle incir için ayrı bir kriz masası kurmak istiyoruz. Teknik ekiplerle çalışan, sahaya dokunan bir yapı. Daha şeffaf, daha sürekli bir iletişim…” şeklinde konuştu. Yenilenme şart ama geçmişi yok sayamayız “Bu sektörü bu süreçten kim daha sağlıklı çıkarabilir?” diye soran Gabay, “Eleştirmek kolay… Hepimiz yapabiliriz bunu. Ama çözüm üretmek… sahayı bilmeyi gerektirir, kurumları tanımayı gerektirir, uluslararası dengeleri bilmeyi gerektirir… Sektörün ihtiyacı sadece değişim değil. Evet, yenilenme şart. Biz de bunun farkındayız. Zaten listemizde ciddi bir yenilenme yaptık. Ama bizim söylediğimiz şu: Bu değişim… geçmişi yok sayan bir değişim değil. Tecrübeyle yeniliği bir araya getiren, her üretim bölgesinde Manisa, İzmir, Aydın, Malatya ve kuru üzüm / kuru Kayısı / Kuru incir için dengeyi gözeten ve göreve geldiği gün çalışmaya başlayabilecek bir yapı. İşte asıl güç de burada” dedi. Başkan Gabay, Kuru meyve sektörünün üç lokomotif ürünü kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısıda önümüzdeki dönem yapacaklarını da şöyle özetledi; “Kuru İncirde… sorunu sadece ihracatta değil, en başında, üretimde ele alacağız. Eğitimle, sahayla, sistemli bir yapıyla ilerleyeceğiz. Geçici değil, kalıcı çözümler hedefleyeceğiz. Bu sorunların çözümü için her aşamada mücadele etmek istiyoruz. Üreticiyle birlikte /Bakanlıkta /AB nezdinde Üniversite, Tübitak ve İncir Araştırma Merkezi ile koordineli projeler yürüteceğiz. Kuru Kayısıda… Maalesef geçen sene yaşadığımız don felaketi ve fiyat dalgalanmaları Türk Kayısının raflardaki yerini başka orijinden olan kayısılara bırakmasına neden oldu. Tekrar raflardaki yerimizi geri kazanmak için gerekli pazarlama ve reklam faaliyetlerinde bulunacağız. Kuru Üzümde…Çoklu pestisit konusunu ve TMO’nun etkilerini daha güçlü şekilde gündeme alacağız. Bu konuda her zaman bize destek olan Tariş Üzüm birliğine sektörümüz adına teşekkür etmek istiyorum. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Genel Kurulu’nda 2026 yılı iş programı ve bütçesi kabul edildikten sonra seçimlere geçildi. Yusuf Gabay’ın Yönetim Kurulu Listesi; “Şemsettin Özgür, Ferhat Şen, Birol Celep, Osman Öz, Ahmet Bilge Göksan, Eliya Alharal, Nejat Almış, Barış Bayhan, Naci Çetin ve Mehmet Usta”dan oluşurken, Denetim Kurulu’nda; “Ziya Aksüt, Erkan Geyik ve Emre Tuğrul” yer aldı. Yusuf Gabay kimdir? 1980 yılında İzmir’de dünyaya gelen Yusuf Gabay, Ege Üniversitesi İktisat Bölümü’ndan mezun oldu. Kuru meyve sektöründe Türkiye’nin en köklü firmalarından Gabay Dış Tic. ve Gıda Sanayi A.Ş.’de kuru meyve sektöründe 4. nesil temsilcisi olarak, 25 yıldır aktif iş hayatında yer alan Gabay, 2014 yılında Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu’na girdi. 2022 yılında Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı olan Gabay, İngilizce ve Fransızca biliyor. Evli ve iki çocuk babası. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege İhracatçı Birlikleri’nde İkinci Göksan Dönemi Haber

Ege İhracatçı Birlikleri’nde İkinci Göksan Dönemi

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanlığı görevini de sürdüren Jak Eskinazi, mayıs ayındaki koordinatör başkanlık seçimine kadar bu görevini sürdürecek. Turan Göksan’ın babası Ahmet Bilge Göksan, 1994-97 yılları arasında Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı olarak görev yapmıştı. Turan Göksan’ın birlik başkanı seçilmesiyle Ege İhracatçı Birlikleri’nde ikinci Göksan dönemi başladı. Turan Göksan, 2018 yılından bu yana ETHİB Başkan Yardımcılığı görevini sürdürüyordu. 42 yaşındaki Turan Göksan, Ege İhracatçı Birlikleri’ndeki 12 ihracatçı birliği başkanı arasında en genç birlik başkanı olarak dikkat çekti. Genel kurulda konuşan Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Turan Göksan, “Pamuk bizim tedarik zincirimizin başında bir ürün. Daha fazla desteklenmesi gerekiyor. Devlet destekleri konusunda üyelerimizi daha fazla bilgilendirmeliyiz. Finansman en büyük sorunların başında geliyor, bankalarla daha fazla iletişime geçeceğiz. Döviz dönüşüm desteğinin, istihdam desteğinin artmasını istiyoruz. Yeşil dönüşüm konusunda çalışmalara devam edeceğiz. Yeni URGE başvurularımız var, yapay zeka üzerine çalışıyoruz. İhracatımız için ekip halinde çok çalışacağız ve başaracağız” dedi. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 8 yllık başkanlığı döneminde sürdürülen projeleri özetledi. Ulusal Pamuk Konseyi’nde “GMO Free Turkish Cotton” markasıyla pamuğa katma değer kattıklarının altını çizen Eskinazi, İzmir Ticaret Borsası’yla pamuk rekoltesi çalışmalarında yer aldıklarını, Uluslararası Alanda: EURATEX’te AB politikalarına doğrudan katkı sunduklarını, Uluslararası Pamuk İstişare Konseyi’nde Türkiye’yi temsil ettiklerini dile getirdi. Sürdürülebilirlik konusunda yoğun mesai verdiklerinin altını çizen Eskinazi, “ İyi Pamuk Uygulamaları Derneği Better Cotton Standardı, kenevir çalıştayı, Tekstil ve deri teknolojileri sempozyumları, “Tekstil Sektöründe Sürdürülebilir Rekabetin Geliştirilmesi” URGE projesi sürdürülebilirlik alanında attığımız adımlar oldu. LCA Danışmanlığı faaliyetimiz Bakanlık tarafından en iyi uygulama örneği seçildi. Almanya Techtextil, Texprocess ve Heimtextil fuarları, ITMA Milano, Fashion Prime alım heyetleri, Hollanda ziyaretleri gerçekleştirdik” dedi. Halı URGE Projesiyle; Halı Firmaları için Birleşik Arap Emirlikleri ve İngiltere ticaret heyetleri yaptıklarına değinen Eskinazi, önümüzdeki Mayıs ayında Malezya’ya heyet düzenleyeceklerini aktardı. Yoğun mesai verdikleri konu başlıklarından birisinin geri dönüşüm olduğunun altını çizen Eskinazi sözlerini şöyle tamamladı; “Uşak geri dönüşümün başkenti konumunda. Uşak’la yoğun ilişkiler kurduk. Uluslararası projelerle Avrupa fonları GREENTEX, MEDinCHAMBERS ve Ufuk Avrupa Projesi, “Tercihim Tekstil Mühendisliği” için mesai harcadık. Ticaret Bakanlığı, TİM, İzmir Ticaret Odası, İzmir Ticaret Borsası, EBSO gibi kurumlarla güçlü iş birlikleri kurduk. Üye firma ziyaretleriyle üyelerimizin yanında olduk.” Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Genel Kurulu’nda 2026 yılı bütçesi ve iş programı kabul edildikten sonra seçimlere geçildi. Seçimlere tek aday olarak giren Turan Göksan Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı seçilirken Yönetim Kurulu’nda; “Muzaffer Turgut Kayhan, Onur Uçak, İshak Aydın Öztürk, Serdar Sağıroğlu, Ferruh Mehmet Uz, Tolga Uskuç, Jak Eskinazi, Mehmet Ünsal Gürhan Kanlı ve Murat Halıcıoğlu” yer aldı. Denetim Kurulu ise; “Mustafa Sabri Ünlütürk, Laurent Lochner ve Tevfik Aksu” isimlerinden oluştu. Turan Göksan kimdir? 1984 yılında İzmir’de doğan Turan Göksan, orta ve lise eğitimini İzmir Amerikan Koleji’nde tamamlamıştır. 2006 yılında Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü'nden mezun olan Turan Göksan, 2006-2008 yılları arasında Amerika’da New York Pace Üniversitesi'nde Finans Yüksek Lisansını tamamlayıp 2008 yılında aile şirketleri olan Akça Holding bünyesinde çalışmaya başlamıştır. Tekstil, kuru meyve, yenilenebilir enerji, araç muayene istasyonları işletmeciliği, seracılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Akça Holding’in Yönetim Kurulu Üyesi ve Finans Direktörü olan Göksan, sektörel sivil toplum kuruluşlarında da aktif roller üstlenmiştir. 2014 yılında Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu üyesi olarak görev almıştır ve TİM delegesi olmuştur. 2018’den bu yana Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği'nde (ETHİB) Başkan Yardımcılığı görevini sürdürmektedir. TÜSİAD, EGİAD ve TAİDER üyelikleri bulunmaktadır. Turan Göksan evli ve üç çocuk babasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye - Çin Arasında Dış Ticaret Hamlesi Haber

Türkiye - Çin Arasında Dış Ticaret Hamlesi

54 üniversite ve 62 araştırma merkezine sahip olan Nanjing, İzmir Büyükşehir Belediyesi’yle Kardeş Şehir Protokolünü imzalamadan önce Ege İhracatçı Birlikleri’ni ziyaret etti. Ziyaretten konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Nanjing’in, bilim, teknoloji ve sanayi alanlarında hızlı gelişim gösteren, Çin’in en prestijli üniversitelerine ev sahipliği yapan ve tarihi boyunca önemli bir merkez olmuş çok kıymetli bir şehir olduğunun altını çizdi. Nanjing heyetine İzmir ve Ege İhracatçı Birlikleri hakkında bilgi veren Eskinazi, “İzmir, Batı Anadolu ve Ege Bölgesi’nin merkezi ve Türkiye’nin üçüncü büyük şehridir. Yaklaşık 4,5 milyonluk nüfusu ile ülke ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Tarih boyunca üretim ve ticaretin merkezlerinden biri olmuş olan İzmir, bir liman kenti olmanın avantajıyla çok yönlü bir ekonomik yapıya sahiptir. Nitelikli iş gücü, güçlü tarımsal altyapısı, gelişmiş ulaşım ağları, kültürel zenginliği ve yaşam kalitesi ile yatırım açısından son derece cazip bir şehirdir” diyerek Çinlileri İzmir’de yatırıma davet etti. İzmir’in sürdürülebilirlik alanında Avrupa Birliği’nin İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu’nda yer alan kentlerden biri olduğu bilgisini veren Eskinazi, İzmir’i bu özelliğiyle vizyonunu ortaya koyan bir kent olarak tanımladı. “10 üniversitesi ve artan eğitimli nüfusu ile İzmir, Türkiye’nin modern ve yenilikçi yüzlerinden biridir” diyen Eskinazi şöyle devam etti; “Coğrafi konumu ve gelişmiş lojistik altyapısı sayesinde İzmir, Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli kapılarından biridir. Bu yönüyle Türkiye, Çin açısından yalnızca bir pazar değil, aynı zamanda Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya erişim sağlayan stratejik bir bölgesel ticaret ve lojistik merkezi (hub) niteliğindedir. Adnan Menderes Havalimanı’ndan 36 ülkeye doğrudan bağlantımız var. 16 limanına sahibiz. Türkiye’deki toplam yükün yüzde 17’si ve konteyner yüklerinin yüzde 15’i İzmir limanlarında elleçleniyor. 5 Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde faaliyet gösteren yüzlerce firma ve binlerce Ar-Ge personelimiz bulunuyor. Çok sayıda Ar-Ge ve tasarım merkezi ile inovasyon kapasitesi giderek artıyor. Yenilenebilir enerji alanında ise rüzgâr, güneş, biyokütle ve jeotermal olmak üzere dört ana kaynağı bir arada barındıran nadir şehirlerden biriyiz. Türkiye’nin rüzgâr enerjisi kurulu gücünün önemli bir kısmı İzmir’de bulunuyor. Ege İhracatçı Birlikleri'nde 12 sektörde 8 bin aktif ihracatçısı bulunuyor. Sektörel zenginliğimiz üst seviyede. 2025 yılı itibariyle Ege Bölgesi’nden 43,6 Milyar dolar ihracat yaparak, Türkiye ihracatından yüzde 16’lık bir pay aldık. 2019 yılından itibaren ülkemizin Çin ile ticaretini geliştirmek için pek çok ticaret heyeti, fuar, eğitim organize ettik. Çin ile geliştirilecek çeşitli fırsatlara kapımızı açık tutuyoruz. WeChat platformunu da aktif kullanarak Çin’i yakın markaja almış durumdayız. Bu kapsamda, Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkilerin mevcut potansiyelinin çok daha üzerinde olduğuna inanıyoruz. Karşılıklı yatırımların ve ticaret hacminin artırılması, her iki ülke için de önemli fırsatlar sunacağına inanıyoruz.” Çin’in önemli ticaret merkezlerinden Nanjing ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin her yıl arttığını 2025 yılında yüzde 2,3’lük artışla itibarıyla 830 milyon dolara ulaştığını dile getiren Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huo Huiping, Nanjing yönetimi olarak, Türk firmalarını Çin pazarına davet ettiklerini özellikle gıda ve tarım ürünlerinde iş birliğini artırmak istediklerini açıkladı. Huiping, “Türk markalarını Nanjing’de mağaza, fuar ve organizasyonlara katılımını teşvik ediyoruz” dedi. Nanjing’in 36 milyonluk nüfusuyla, 272 milyar doları aşan ekonomik büyüklüğü ve 280 milyar dolara yaklaşan perakende hacmi ve kişi başı 12 bin dolara ulaşan kişibaşı milli gelirle önemli bir tüketim merkezi olduğunu vurgulayan Huiping, Nanjing’in hızla büyüyen tüketim pazarıyla Türk ihracatçılar için önemli fırsatlar sunduğunu, özellikle tarım ve gıda ürünlerinde iş birliğini artırmak istediklerini ifade etti. Huiping şöyle devam etti; “Türk menşeli kaliteli un, makarna, zeytinyağı, kuru meyve ve kuruyemiş gibi ürünlerin Nanjing pazarında daha fazla yer almasını memnuniyetle karşılıyoruz. Nanjing yönetimi olarak, Türk markalarını doğrudan Çin pazarına davet ediyor ve somut iş birliklerinin artırılmasını hedefliyoruz. İki taraf arasında sadece ticaret değil, üretim ve sanayi alanında da iş birliği olsun istiyoruz. Özellikle maden, tekstil, hazır giyim ve yeni malzemeler gibi alanlarda tedarik zinciri entegrasyonunun güçlendirilmesini hedefliyoruz.” Huiping, İzmir ziyareti kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Nanjing arasında dostane ilişkilerin geliştirilmesine yönelik “Kardeş Şehir Protokolü” imzalanacağı da sözlerine ekledi. Öztürk: “Tarım ve gıda sektörlerinde iş birliği potansiyeli yüksek” Türkiye ile Çin arasında özellikle tarım ve gıda sektörlerinde iki ülke arasında önemli bir iş birliği potansiyeli bulunduğuna değinen Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Bölgesi’nin, Türkiye’nin en verimli tarım alanlarına sahip bölgelerinden birisi olduğunu, iklim çeşitliliği, verimli toprakları ve güçlü üretim altyapısı sayesinde geniş bir ürün yelpazesinde yüksek kalite ve sürdürülebilir üretim gerçekleştirdiğini, son yıllarda Çin pazarının Türk tarım ürünlerine olan ilgisinin arttığını, Türk gıda sektörünün bu ilgiye cevap verecek üretim gücüne sahip olduğunu vurguladı. Şekerlemeler, kuru meyveler, zeytinyağları, su ürünleri ve hayvansal mamuller, meyve sebze mamulleri, baharatlar gibi ürünlerde Çin pazarında önemli potansiyel olduğunun altını çizen Öztürk, “Ege İhracatçı Birlikleri olarak; hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve bitkisel yağlar başta olmak üzere, zeytinyağı-kuru meyve-yaş meyve, su ürünleri ve hayvansal mamuller gibi gıda ürünlerinde önemli ihracatçı üyelere sahibiz. Üyelerimiz, uluslararası kalite standartlarına uygun, güvenilir ve izlenebilir ürünler sunuyor. Bu noktada, Çinli tüketicilerin güvenilir ve kaliteli gıdaya olan talebinin artması, Türk ürünleri için önemli fırsatlar sunmaktadır. Bizler de bu talebi karşılayacak üretim gücüne ve kalite altyapısına sahibiz” şeklinde konuştu. Türkiye Gıda Platformu çatısı altında 1–4 Eylül 2026 tarihleri arasında Tüyap İstanbul’da; Foodist İstanbul Fuarı 2026’yı düzenleyeceklerini aktaran Öztürk, Dünyanın ilk üç gıda fuarı arasına girme hedefiyle hayata geçirdikleri organizasyonun, Türkiye’nin gıda sektöründeki uluslararası konumunu güçlendirecek önemli bir buluşma noktası olacağını, Çinli iş insanlarını da Foodist İstanbul Fuarı 2026’nda görmek istediklerini sözlerine ekledi. Girit: “Çin’e tavuk ayağı ihracatının açılmasını sabırsızlıkla bekliyoruz” Türkiye’nin su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründe pek çok üründe dünyanın ilk 10 üreticisi arasında yer aldığını belirten Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Bedri Girit, balık, kanatlı, süt ürünleri, bal, yumurta gibi ürünlerde dünyanın protein ihtiyacını karşıladıklarını, 102 ülkeye kaliteli ve güvenli gıda ürünleri ihraç ettiklerini, Çin’e de ihracat yapacak altyapıya sahip olduklarını, son yıllarda büyük gelişim gösteren Türk somununda iş birliği yapabileceklerini, Çin’e tavuk ayağı ihracatının tekrar başlamasını sabırsızlıkla beklediklerini dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadın Girişimciler İhracatta Daha Güçlü Adım Atacak Haber

Kadın Girişimciler İhracatta Daha Güçlü Adım Atacak

“İhracat Yolculuğuna Başlarken: Küresel Perspektif ve İlham” başlığıyla düzenlenen programda; küresel ekonomideki dönüşüm, girişimciliğin geleceği ve ilk ihracat hikâyeleri ele alındı. İlham Buluşmaları kapsamında ise TOBB İzmir KGK İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayhan Seyfeli ve Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk ilk ihracat deneyimlerini aktararak katılımcılara yol gösterdi. Prof. Dr. Yaşar Uysal’ın moderasyonunda gerçekleşen oturumda; “Değişen Dünya Ekonomisi ve Geleceğin Girişimcisi” başlığıyla önemli değerlendirmeler paylaşıldı. Sektörümüz üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve ihracat performansı ile ülke ekonomisinin temel taşlarından biri Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, “Burada “İhracatta Kadın Gücü” başlığı altında bir araya gelmemiz, aslında yalnızca bir farkındalık oluşturma çabası değil; aynı zamanda ülkemizin ihracat hedeflerine ulaşmasında kadın girişimcilerimizin üstleneceği kritik rolün de güçlü bir göstergesidir. Başkanı olduğum sektör, yani hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü; üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve ihracat performansı ile ülke ekonomisinin temel taşlarından biri konumundadır. Bugün 190’dan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren sektörümüz, küresel pazarlarda güçlü bir yer edinmiş durumdadır.” dedi. Kadınların iş dünyasına kattığı bakış açısı, ihracatımızın niteliğini artıracak en önemli unsurlardan biri Başkan Öztürk, “Artık yalnızca üretmek ve ihraç etmek yeterli değil. Değişen dünya ekonomisinde; katma değerli üretim, markalaşma, sürdürülebilirlik ve inovasyon gibi alanlarda kendimizi sürekli geliştirmek zorundayız. İşte tam da bu noktada, kadın girişimcilerimizin sürece daha fazla dahil olması büyük önem taşıyor. Kadınların iş dünyasına kattığı bakış açısı, disiplin ve sürdürülebilirlik yaklaşımı, ihracatımızın niteliğini artıracak en önemli unsurlardan biridir. Bugün konuşacağımız ihracat yolculuğu; yalnızca yeni pazarlara açılmak değil, aynı zamanda daha güçlü markalar yaratmak, küresel rekabette kalıcı olmak ve ülkemizi daha yüksek katma değerli üretimle öne çıkarmak anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Bizi daha ileriye taşıyacak olan kadın girişimcilerimizin daha aktif rol alması Ege Bölgesi olarak güçlü bir üretim ve ihracat altyapısına sahip olduklarını belirten Öztürk, “Bu gücü daha ileriye taşıyacak olan ise kadın girişimcilerimizin bu yapının içinde daha aktif rol almasıdır. Ege İhracatçı Birlikleri olarak, kadın girişimcilerimizin ihracata yönlendirilmesi, uluslararası pazarlara erişimlerinin artırılması ve rekabet güçlerinin geliştirilmesi için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Programımızın yeni bakış açıları kazandıracağına, ilham verici hikâyelerle hepimize yol göstereceğine ve güçlü iş birliklerinin oluşmasına katkı sağlayacağına inanıyorum.” diyerek sözlerini tamamladı. Süreç yönetiminden devlet desteklerine, markalaşmadan e-ihracata, liderlikten yapay zekâ destekli pazar araştırmasına TOBB İzmir KGK İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayhan Seyfeli, “Geçtiğimiz yıl ilk kez başlattığımız bu program, kadın girişimcilerden gördüğümüz yoğun ilgi ve ortaya çıkan güçlü sonuçlar doğrultusunda bu yıl ikinci kez uygulanıyor. Bu durum, kadın girişimcilerimizin ihracata yönelik gelişim talebinin ne kadar güçlü olduğunu ve bu alandaki çalışmaların ne kadar doğru bir ihtiyaca karşılık verdiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bugün gerçekleştirdiğimiz açılış dersi, yalnızca bir eğitim programının başlangıcı değil; aynı zamanda kadın girişimcilerimizin yerel pazardan küresel pazara uzanan yolculuğunda atılan stratejik bir adımdır. “İhracat Yolculuğuna Başlarken: Küresel Perspektif ve İlham” başlığıyla başlayan bu süreç, önümüzdeki haftalarda ihracat süreç yönetiminden devlet desteklerine, markalaşmadan e-ihracata, liderlikten yapay zekâ destekli pazar araştırmasına kadar birçok kritik başlığı kapsayan bütüncül bir gelişim programı olarak ilerleyecektir.” dedi. Temel hedefimiz kadın girişimcilerimizin ihracata daha bilinçli, daha güçlü ve daha özgüvenli adım atması Seyfeli, “Günümüzde kadın girişimcilerin sürdürülebilir büyüme sağlayabilmesi, markalarını güçlendirebilmesi ve rekabet gücünü artırabilmesi için ihracat artık bir seçenek değil, stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu programın temel hedefi de tam olarak bu noktada; kadın girişimcilerimizin ihracata daha bilinçli, daha güçlü ve daha özgüvenli adım atmasını sağlamaktır. İnanıyoruz ki bu süreç sonunda yalnızca bilgi kazanan değil; aynı zamanda ihracata yönelen, yeni pazarlara açılan ve başarı hikâyeleriyle örnek olacak kadın girişimciler kazanmış olacağız.” diye konuştu. Kadın girişimcilerimizin ihracata erişimini kolaylaştıracak, onları sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirecek bu programı hayata geçirdik Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz, küresel ticaretin hızla dönüştüğü bir dönemden geçtiğini, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve veri odaklı karar alma süreçlerinin artık ihracatın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Bu yeni düzende başarılı olmak, yalnızca üretmekle değil; doğru stratejiyle, doğru araçlarla ve doğru bilgiyle hareket etmekle mümkün. Biz de Ege İhracatçı Birlikleri olarak bu ihtiyacı çok net görüyoruz. Bu nedenle, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulumuz ile birlikte, kadın girişimcilerimizin ihracata erişimini kolaylaştıracak, onları sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirecek bu programı hayata geçirdik. Bu programı klasik bir eğitim sürecinden farklı olarak kurguladık. Katılımcılarımız yalnızca bilgi edinmeyecek; aynı zamanda kendi firmaları için somut çıktılar üretecekler.” Her bir katılımcımız kendi ihracat yol haritasını oluşturmuş olacak. İşbırakmaz, “Program süresince; ihracata hazırlık seviyelerini objektif olarak değerlendirecek, rekabet ve marka stratejilerini geliştirecek, satış ve B2B kapasitelerini güçlendirecek, e-ihracat ve dijital pazarlama süreçlerini öğrenecek ve yapay zekâ destekli pazar araştırması araçlarını etkin şekilde kullanmayı deneyimleyecekler. En önemlisi ise, program sonunda her bir katılımcımız kendi ihracat yol haritasını oluşturmuş olacak. Yaklaşık 10 haftaya yayılan bu süreçte; eğitimlerin yanı sıra ilham buluşmaları, B2B eşleştirme günü ve final zirvesi ile katılımcılarımıza yalnızca bilgi değil, aynı zamanda güçlü bir iş ağı da sunuyoruz. Kadın girişimcilerimizin ihracattaki varlığı güçlendikçe, ülkemizin ihracat kapasitesi de aynı ölçüde güçlenecektir.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Tüketimle Değil, Üretim ve İhracatla Büyümelidir Haber

Türkiye Tüketimle Değil, Üretim ve İhracatla Büyümelidir

EGİAD Uluslararası İlişkiler ve Dış Ticaret Komisyonu öncülüğünde düzenlenen toplantıda; ihracata yönelik finansman olanakları, devlet destekleri, küresel ticarette değişen dinamikler ve Türk şirketlerinin uluslararası pazarlarda sürdürülebilir büyüme stratejileri kapsamlı biçimde ele alındı. Toplantıya; Türk Eximbank Ege Bölge Müdürü Gülom Kudal, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Eximbank ve EİB yöneticileri ile EGİAD Dış Ticaret Elçileri ve Konsey üyeleri katılım sağladı. Toplantının “Onur Konuğu” olarak yer alan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 40 yılı aşan ihracat birikimi ve liderlik tecrübesiyle, küresel ticaretin dönüşen dinamiklerine ilişkin stratejik değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Türkiye tüketimle değil, üretim ve ihracatla büyümelidir Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, ihracatı bir ülkenin kalkınma iradesi olarak tanımlayarak, “Türkiye gibi gelişmekte olan bir ekonomi için üretim kadar önemli olan şey, o üretimi dünya pazarlarında değerli hale getirebilmektir. İhracat, döviz kazandırır, istihdam yaratır, firmaları disipline eder, kaliteyi yükseltir, verimliliği artırır ve ülkeyi küresel rekabetin bir parçası yapar. İhracat yapmayan bir şirket sadece kendi büyüme fırsatını kaçırmış olmaz. Aynı zamanda ülkenin dış ticaret dengesine, üretim kapasitesine, teknoloji gelişimine ve döviz gelirine de katkı sunmamış olur. Ben her zaman şuna inandım: Türkiye tüketimle değil, üretim ve ihracatla büyümelidir. Sağlıklı büyümenin yolu budur.” dedi. Türk ihracatçısı bu kırılma anlarının her birinde adapte olmayı başardı Jak Eskinazi, Türk şirketlerinin dünyaya açılmasında gerçek anlamda ‘oyunu değiştiren’ kırılma anlarını şöyle sıraladı; “İlk olarak Turquality bize markalaşmayı öğretti. İkincisi 2008 krizi bize pazar çeşitlendirmeyi öğretti. Üçüncüsü pandemi bize yakın üretimin değerini hatırlattı. Dördüncüsü de bugünkü ekonomik şartlar ise bize katma değer üretmeden ayakta kalamayacağımızı gösteriyor. Türk ihracatçısı bu kırılma anlarının her birinde adapte olmayı başardı. Bundan sonra da başarı, bu adaptasyon kabiliyetini ne kadar stratejik bir şekilde kullanabildiğimize bağlı olacak.” Türkiye’nin kendi ülke algısı marka olmalı Türk şirketlerinin global pazarlarda büyümesini sınırlayan en büyük üç hatadan bahseden Başkan Eskinazi, “Ülke olarak marka olamamamız ilk hatamız. Bugün dünyada birçok ülke, kendi ülke algısını bir marka gibi yönetiyor. Sadece şirketlerin değil, Türkiye’nin de marka olması gerekiyor. İkinci hata, pazara uygun üretim yapmamak. Her pazarda aynı ürün karşılık bulmaz. Avrupa’nın beklentisi farklıdır, Amerika’nın farklıdır. Başarılı olmak için üretimi pazara göre şekillendirmek gerekir. Üçüncü önemli eksik ise satış sonrası hizmet ve sürdürülebilir ilişki yönetimi. Müşteri sizinle sadece bir sipariş için değil, uzun vadeli güven ilişkisi için çalışır. Türk ihracatçısının DNA’sında rekabetçilik, pratiklik, çabuk kavrama ve adaptasyon, müşteri ilişkilerinde güçlü bir refleks var.” dedi. Çin ve Hindistan ile maliyet yarışına giremeyiz ama hızda, kalitede ve tasarımda onları geçebiliriz Çin, Hindistan ve Uzak Doğu rekabetinde Türkiye’nin geride kalmasını değerlendiren Eskinazi, “Türkiye, Çin ve Hindistan ile aynı kulvarda değil. Onlar ölçek ekonomisiyle, düşük maliyetle, çok büyük hacimlerle rekabet ediyor. Bizim o yarışa girmemiz doğru değil, mümkün de değil. Bizim rekabet alanımız: tasarım, kalite, hız, esneklik, güven olmalı. Yani Türkiye, “en ucuz üretici” değil, “en akıllı ve en hızlı çözüm ortağı” olmalı. Bugün siparişlerin Çin, Hindistan ve Uzak Doğu’ya kaymasının en önemli nedeni maliyet avantajı. Türkiye’nin geri kaldığı noktalardan biri de burada: küresel ticaret sistemine yeterince entegre olamamak. Özellikle Hindistan–AB Serbest Ticaret Anlaşması bu açıdan çok kritik, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çok kritik. Çin ve Hindistan ile maliyet yarışına giremeyiz ama hızda, kalitede ve tasarımda onları geçebiliriz.” diye konuştu. E-ticarette, dijital markalarda çok ciddi bir büyüme yakalayabiliriz Toplantıda öne çıkan bir diğer başlık ise dijitalleşme oldu. Başkan Eskinazi, “Artık 10 yıllık projeksiyon yapmak eskisi kadar kolay değil. Dünya çok hızlı değişiyor. Ben bundan 5 yıl önce şunu söylemiştim: “Mevcut işlerin en az %30’u ortadan kalkacak.” Bugün baktığımızda bunun gerçekleşmeye başladığını görüyoruz. Çünkü artık oyunun içinde çok güçlü bir faktör var: yapay zeka ve dijital dönüşüm. En büyük fırsat Bence Türkiye’nin en büyük avantajı şu: Genç ihracatçılarımız dünyayı iyi tanıyor. Daha global bakıyorlar, daha hızlı adapte oluyorlar, teknolojiyi daha iyi kullanıyorlar. Eğer bu bakış açısını doğru yönlendirirsek, özellikle: tüketici odaklı sektörlerde, e-ticarette, dijital markalarda çok ciddi bir büyüme yakalayabiliriz. Bugün dünyada tüketici şunu istiyor: zahmetsiz, hızlı, kaliteli ürün ve hizmet. Bu talebe cevap verebilen herkes kazanacak. Çünkü artık dünya şuna evrildi: hız + teknoloji + deneyim. Bu üçlü yoksa, rekabet de yok. Bugün 30 yaşında bir ihracatçı olsaydım, dijitalleşmeyi merkeze alırdım. E-ihracat, dijital markalaşma, veri odaklı satış, hızlı teslimat altyapısı bunlara yatırım yapardım. Pazar olarak; Avrupa hâlâ ana pazar, ABD yüksek katma değerli fırsatlar sunuyor, dijital sayesinde artık “pazar” kavramı da değişiyor. Doğru ürünü doğru platformda sunduğunuzda, dünya zaten sizin pazarınız oluyor.” dedi. Yeni Pazarlara Açılmanın Stratejik Platformu Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, küresel ticaretin artık sadece üretim ve satış değil; strateji, finansman ve risk yönetimi boyutlarıyla ele alınması gereken çok katmanlı bir süreç haline geldiğine dikkat çekti. Özhelvacı konuşmasında, Dış Ticaret Konseyi’nin yalnızca bir toplantı platformu değil, üyelerin küresel rekabet gücünü artıracak kalıcı bir yapı olarak tasarlandığını vurgulayarak, “Bugün hayata geçirdiğimiz Dış Ticaret Konseyi ile amacımız; yalnızca güncel gelişmeleri takip etmek değil, üyelerimizin yeni pazarlara açılmasına, riskleri daha iyi yönetmesine ve fırsatları daha hızlı değerlendirmesine katkı sağlayacak güçlü bir yapı oluşturmaktır.” dedi. İhracatın artık klasik bir ticari faaliyet olmaktan çıktığını belirten Özhelvacı, “Bugün ihracat; sadece ürün satmak değil, teknoloji üretmek, sürdürülebilir değer yaratmak ve küresel rekabette doğru konum almak anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Ortak Akıl ve İş Birliği Kültürü Güçleniyor Toplantının sonunda konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, Dış Ticaret Konseyi’nin iş dünyasında kolektif öğrenme ve stratejik iş birliği kültürünü güçlendireceğini belirterek şu mesajı verdi: “Bugün burada yapılan paylaşımların yalnızca bilgi düzeyinde kalmayacağına, üyelerimizin iş süreçlerine doğrudan katkı sağlayacak somut çıktılar üreteceğine inanıyoruz.” EGİAD: Bölgesel Kalkınmanın ve Küresel Açılımın Güçlü Aktörü Konuşmasında EGİAD’ın 35 yıllık kurumsal birikimine de değinen Özhelvacı, derneğin ekonomik ve sosyal etkisine dikkat çekerek, “1990 yılında 47 genç iş insanının ortak bir ideal etrafında kurduğu EGİAD, bugün 900’ün üzerinde üyesi ve temsil ettiği binlerce şirket ile yalnızca bir dernek değil; bölgesel kalkınmaya yön veren güçlü bir ekonomik aktördür.” dedi. Özhelvacı, dış ticaretin Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine de vurgu yaparak, özellikle finansmana erişim ve doğru pazar stratejilerinin kritik hale geldiğini ifade etti. İhracata Yönelik Destek Mekanizmaları Masaya Yatırıldı Toplantının ilk bölümünde Türk Eximbank tarafından sunulan finansman ve sigorta mekanizmaları detaylı biçimde ele alındı. Türkiye’nin resmi ihracat destek kuruluşu olan Eximbank’ın sunduğu kredi ve sigorta programları kapsamında; 5 yıla varan vadeli ihracat kredileri, sevk öncesi ve sevk sonrası finansman modelleri, döviz kazandırıcı hizmetlere yönelik kredi imkanları, ihracat alacak sigortası ve risk yönetimi çözümleri katılımcılarla paylaşıldı. Ayrıca toplantıda, ihracatçı firmaların pazara giriş süreçlerini destekleyen devlet teşvikleri de kapsamlı biçimde ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye, Japonya’ya 1 Milyar Dolarlık Gıda Ürünleri İhracatı Hedefliyor Haber

Türkiye, Japonya’ya 1 Milyar Dolarlık Gıda Ürünleri İhracatı Hedefliyor

Işık: “Japonya’ya gıda ihracatında hedefimiz 1 milyar dolar” Türkiye’nin 2025 yılında küresel iklim krizinin olumsuz etkilerine rağmen Japonya’ya 337 milyon dolarlık gıda ürünleri ihraç ettiği bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, hedeflerinin orta vadede Japonya’ya gıda ihracatını 1 milyar doların üzerine çıkarmak olduğunu bu hedefe ulaşmak için Foodex Fuarı’nda büyük bir adım attıklarını dile getirdi. Japonya’nın yıllık 70 milyar doların üzerinde gıda ürünleri ithal eden büyük bir ülke olduğuna dikkati çeken Işık, “Türkiye’nin Japonya’ya gıda ihracatının yüzde 30’unu Ege Bölgesi’nden yapıyoruz. Fuar kapsamında gerçekleştirdiğimiz tanıtım ve pazarlama faaliyetleri büyük ilgi gördü. Firmalarımız 400 adet ikili iş görüşmesi (B2B) gerçekleştirdi. Japon alıcılarla önceden eşleştirme çalışmaları yapıldı. Türkiye standı, dikkat çekici tasarımı ve konumuyla yoğun ziyaretçi çekti. Türkiye’nin görünürlüğünü artırmak amacıyla fuar alanında reklamlar, dijital tanıtımlar ve influencer iş birlikleri de gerçekleştirildi. İki ülke arasındaki ticaretin geliştirilmesi ve devam eden Serbest Ticaret Anlaşması sürecinin hızlandırılması, Türk ürünlerinin rekabet gücünü artıracak kritik unsurlar arasında yer alıyor” şeklinde konuştu. Öztürk: “Japonya Stratejik Öneme Sahip Bir Pazar” FOODEX Japan Fuarı’nın yalnızca Japonya’ya değil; Güney Kore, ABD, Kanada ve Avrupa’dan gelen alıcılarıyla bölgesel bir ticaret merkezi niteliği taşıdığının altını çizen Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, FOODEX Japan Fuarı’nın Türk firmaları için hem yeni iş bağlantıları kurma hem de Uzak Doğu pazarını yakından tanıma fırsatı sağladığının ifade etti. Türk firmalarının Japon tüketicisinin kalite ve sağlıklı ürünlere verdiği önem doğrultusunda, pazara uygun ürün ve stratejiler geliştirdiğine vurgu yapan Öztürk şöyle konuştu; “Zeytinyağından makarnaya, dondurulmuş ürünlerden çikolataya kadar geniş bir ürün yelpazesi Japon ve uluslararası alıcılara sunuldu. Bu temasların sonuçlarını önümüzdeki dönemde alacağımıza inanıyoruz.” Girit: “Türk Mutfağı Japonya’da İlgi Odağı Oldu” FOODEX Japan Fuarı süresince düzenlenen tadım etkinliklerinin ziyaretçilerden büyük beğeni topladığı bilgisini veren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Michelin yıldızlı Şef Osman Serdaroğlu’nun katkılarıyla Türk ürünleri Japon damak tadına uygun şekilde sunulduğunu kaydetti. Öne çıkan etkinlikler hakkında bilgi veren Girit, “Türk somonu ve orkinosuyla hazırlanan suşi ve saşimi sunumları, Türk şarapları ve Türk kahvesi tadımları, Türk zeytinyağı seminerleri, Türk çayı semineri Türk ürünlerinin kalite ve çeşitliliğini doğrudan deneyimleme fırsatı sundu. 2025 yılında Japonya’ya 337 milyon dolarlık gıda ihracatımızın yüzde 33’üne tekabül eden 113 milyon dolarlık kısmını su ürünleri oluşturdu” ifadelerini kullandı. Uygun: “Kurumsal Temaslar ve İş Birliği Görüşmeleri Yaptık” Japonya’da Foodex Fuarı kapsamında yalnızca stand faaliyetleriyle sınırlı kalmadıklarını, Türkiye ile Japonya arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik temaslarda bulunduklarını anlatan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, EİB heyeti olarak Japonya’nın önde gelen kurum ve kuruluşları arasında yer alan Japonya Ulusal Deniz Suyu Balık Yetiştiriciliği Birliği, Japonya Kuruyemiş Birliği, Otsuma Kadın Üniversitesi, Japonya Bitkisel Yağ Derneği ve Japonya Yönetim Birliği görüşmeler yaptıklarını vurguladı. Japonya’nın Türk zeytinyağı sektörünün ihracat yaptığı ülkeler arasında ABD’den sonra ikinci sıraya oturduğu bilgisini veren Uygun, “Japonya, 2024/25 sezonunda Türkiye’nin 251 milyon dolarlık zeytinyağı ihracatından yüzde 9 pay aldı. Japonya’ya ihracatımızın kısa vadede 100 milyon dolara ulaşacağına inanıyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. Türkiye'nin Japonya'ya gerçekleştirdiği ihracatta öne çıkan ürünler; Taze veya soğutulmuş balıklar, makarnalar ve kuskus, zeytinyağı kurutulmuş üzümler, meyve ve sebze suları, balık filetoları ve diğer balık etleri, hazırlanmış veya konserve edilmiş domatesler, taze veya kurutulmuş hurma, incir, fındık, taze veya kurutulmuş turunçgiller, dondurulmuş balıklar oldu. 2026 yılında yaklaşık 3.238 firmanın katıldığı fuarda, Türkiye’den milli katılım kapsamında 45, bireysel olarak 4 firma olmak üzere toplam 49 Türk firması yer aldı. 4 gün süren fuarı 73.842 ziyaretçi gezdi. Tokyo Büyükelçisi Oğuzhan Ertuğrul ile Ticaret Başmüşavirleri Mukaddes Nur Yılmaz ve Sedat Yıldız, Türk firmalarının yer aldığı stantları ziyaret ederek katılımcılarla bir araya geldi. Ziyaret kapsamında Japon pazarı hakkında değerlendirmelerde bulunulurken, firmaların talepleri ve karşılaştıkları hususlar da ele alındı. Ege İhracatçı Birlikleri heyetinde, Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun ve Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rıza Seyyar yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Lezzetleri Amerika'da Vitrine Çıktı Haber

Türk Lezzetleri Amerika'da Vitrine Çıktı

Gala Yemeğine ABD’li distribütörler ve şeflerin katılırken, öğle saatinde Türk Kahvesi ve atıştırmalıklarla bir etkinlik düzenlendi. Amerikalılar, Türk lezzetlerine hayran kaldı. Işık: “ABD’de kalıcı gastronomi köprüsü kurmayı amaçlıyoruz” Amerika Birleşik Devletleri, gıda sektörünün seçkin temsilcilerini Türk lezzetleriyle buluşturmaktan büyük bir mutluluk duyduklarını dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Türkiye’nin 35 milyar dolara ulaşan tarım ve gıda ürünleri ihracatında Amerika Birleşik Devletleri’nin her geçen yıl daha da stratejik bir önem kazandığını, ABD’ye gıda ihracatında yeni hedeflerinin 5 milyar dolar olduğunu dillendirdi. Türkiye’nin, dünya kuru meyve üretiminde ve ihracatında lider ülkelerden biri olduğu bilgisini veren Işık, “İncir, kayısı, üzüm ve diğer geleneksel ürünlerle ABD pazarında güçlü bir konuma sahibiz. ABD pazarında yalnızca hacim değil; sürdürülebilirlik, gıda güvenliği, izlenebilirlik ve yüksek kalite standartlarıyla uzun vadeli bir iş birliği kurmayı arzu ediyoruz. Bu amaçla Turkish Tastes TURQUALITY Projesini hayata geçirdik. Turkish Tastes Projesi kapsamında, ülkemizi ziyaret eden değerli şeflere üretim tesislerimizi, tarım altyapımızı ve binlerce yıllık gastronomi kültürümüzü tanıtma imkânı bulduk. Onlardan aldığımız olumlu geri bildirimler, doğru bir yolda ilerlediğimizi gösterdi ve projeye olan inancımızı daha da güçlendirdi. Aynı şekilde siz değerli misafirlerimizin görüşleri, beklentileri ve önerileri de bizim için son derece kıymetli. ABD pazarında daha güçlü ve kalıcı olabilmemiz için sizlerin geri bildirimleri yol gösterici olacak. ABD’nin farklı bölgelerinde katıldığımız fuarlarda hem Amerikalı hem de Türk şeflerle birlikte çalışarak ziyaretçilere Türk ürünlerinden oluşan özel tadım menüleri sunuyoruz. Amacımız yalnızca ürün tanıtmak değil; Türk lezzetlerini Amerikan damak tadıyla buluşturarak kalıcı bir gastronomi köprüsü kurmak. Bu vesileyle sizleri, haziran ayı sonunda New York’ta düzenlenecek Fancy Food Fuarı’nda Türkiye Standımızda gerçekleştireceğimiz tadım etkinliğine ve ihhaziran firmalarımızı ziyaret etmeye davet etmek isterim. Aynı şekilde, önümüzdeki hafta Anaheim’da gerçekleşecek Expo West Fuarı’nda da Türkiye’den ihracatçılarımız yer alacak. Stantlarımıza yapacağınız ziyaretler, iki ülke arasındaki gıda ticaretinin daha da gelişmesine önemli katkı sağlayacaktır” dedi. Öztürk: “ABD’ye ihracatımız 350 milyon dolardan 900 milyon dolara çıktı” Ege Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Hububatlardan bakliyatlara, baharatlardan pastacılık ürünlerine, yağlı tohumlardan bitkisel yağlara, şekerli ve çikolatalı mamullerden kedi ve köpek mamalarına geniş ve zengin bir ürün yelpazesini temsil ettiklerini ABD’ye ihracatlarının 2020 yılında 350 milyon dolar seviyesindeyken, 2025 yılı sonunda 900 milyon dolara ulaştığı bilgisini verdi. “Akşam yemeğinde, özel bir kutlamada ya da keyifli bir kahve molasında mutlaka bizim ürünlerimiz sofranızda yer alıyor. Çünkü biz; mutfağın temelini, lezzetin yapı taşlarını ve tatlı anların vazgeçilmezlerini temsil ediyoruz” şeklinde konuşan Öztürk, “Ege Bölgesinde ve ülkemizde bu ürünleri yüksek kalite standartlarında üreten, uluslararası normlara uygun şekilde işleyen ve dünyanın dört bir yanına ihraç eden güçlü firmalarımızın bulunması bizler için büyük bir gurur kaynağı. Türkiye’nin üretim gücü ile ABD’nin dinamik ve yenilikçi pazarı buluştuğunda ortaya çıkan sinerji ise ihracat rakamlarına açıkça yansımakta. ABD’ye ihracatımızın önemli bir bölümünü şekerli ve çikolatalı mamuller oluştursa da sunduğumuz ürün çeşitliliği çok daha geniş. Turkish Tastes Projemiz ile bu zenginliği ve ürün portföyümüzün derinliğini ABD pazarında daha görünür kılmayı hedefliyoruz. Amacımız yalnızca ürün satmak değil; Türk mutfağının temel lezzetlerini Amerikan sofralarında kalıcı hale getirmek” ifadelerini kullandı. Girit: “ABD’nin Protein ihtiyacınızı karşılıyoruz” Et, balık, kanatlı ürünleri, yumurta, peynir ve bal gibi Türkiye’nin yüksek kaliteli protein kaynaklarını dünyaya ulaştırdıklarını dillendiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, ABD ile Türkiye arasındaki gıda ticaretinin her geçen yıl daha da güçlendiğinin altını çizdi. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün ABD’ye ihracatının 2025 yılında 150 milyon dolara ulaşmasını iki ülke arasındaki gıda ticaretinin artmasının en en somut göstergesi olarak nitelendiren Girit sözlerini şöyle tamamladı: “Bu başarı yalnızca üreticilerimizin ve firmalarımızın değil, aynı zamanda bizlere güvenen, ürünlerimizi tercih eden ve iş birliğimizi büyüten siz Amerikalı dostlarımızın da başarısıdır. Bu nedenle teşekkürlerimi özellikle sizlere sunmak isterim. İhracatımız yalnızca hacim olarak değil, çeşitlilik açısından da önemli bir gelişim gösteriyor. ABD pazarındaki yolculuğumuza ağırlıklı olarak levrek ve çipura ile başlamıştık. Bugün ise Türk yumurtasını, peynirlerini, balını ve diğer hayvansal ürünlerini de burada daha sık görmenin gururunu yaşıyoruz. Bu çeşitlenme sayesinde son beş yılda su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatımızı üç katına çıkarmayı başardık. Bu büyüme, iki ülke arasındaki karşılıklı güvenin, kalite anlayışının ve uzun vadeli iş birliğinin bir sonucudur. Dallas’ta bu etkinliği ilk kez gerçekleştiriyor olmaktan ayrıca büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu bölgenin sunduğu potansiyele inanıyoruz ve Türk ürünlerinin burada daha güçlü bir şekilde konumlanması için sabırsızlanıyoruz. ABD’nin farklı bölgelerinde büyüyen bu iş birliği ağı, Türkiye–ABD gıda ticaretinin geleceğine dair bizlere büyük bir umut veriyor.” Uygun: “Ege Bölgesi, Türk zeytin ve zeytinyağının kalbi” Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu, Ege Bölgesi’nin de Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünün kalbi olduğunu ifade eden Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, ABD’nin Türk zeytin ve zeytinyağı sektörü açısından en stratejik ve en öncelikli pazarlardan biri konumunda olduğuna işaret etti. ABD pazarında Türk zeytin ve zeytinyağını daha görünür kılmak için yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Uygun, “New York, Chicago, Anaheim ve Las Vegas gibi önemli ticaret ve gastronomi merkezlerinde gerçekleştirdiğimiz etkinliklerle Türk gıda ürünlerini tanıtırken; 2025 yılında özellikle zeytin ve zeytinyağı sektörüne odaklanan başarılı bir Ticaret Heyeti programını da hayata geçirdik.Bu yıl da yeni bir heyet organizasyonu ile ABD’li iş ortaklarımızla daha güçlü, daha sürdürülebilir ve uzun vadeli iş birlikleri kurmayı hedefliyoruz. En büyük arzumuz; sağlık yönüyle ön planda olan Türk zeytinyağının ABD’deki market raflarında daha fazla yer alması ve Amerikan sofralarında kalıcı bir konuma ulaşmasıdır. Binlerce yıllık zeytin kültürümüzü modern üretim tesisleri ve uluslararası kalite standartlarıyla buluşturuyoruz. Daha önce ülkemizi ziyaret eden Şef Greg’in Türkiye izlenimlerini büyük bir heyecan ve takdirle paylaşması bizler için çok kıymetliydi. Önümüzdeki dönemde de ABD’li dostlarımızı Türkiye’de ağırlamaktan, zeytinliklerimizi ve modern tesislerimizi yerinde göstermekten büyük mutluluk duyacağımızı özellikle ifade etmek isterim” diyerek ABD’li şefleri ve satın almacıları Türkiye’ye davet etti. Gala Yemeğine Türkiye’nin Houston Başkonsolosu Ahmet Akıntı, Ticaret Ateşesi Hasan Önal, Turkish Tastes Elçisi Greg Matchett, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, Amerikalı şefler, satın alma yöneticileri katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

8. Uluslararası Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması’nda Finalistler Belli Oldu Haber

8. Uluslararası Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması’nda Finalistler Belli Oldu

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından 14–17 Nisan 2026 tarihleri arasında Fuar İzmir’de yapılacak 31. Marble İzmir Fuarı kapsamında düzenlenen yarışma, genç tasarımcıları doğal taş sektörüyle buluşturuyor. Dekoratif ev eşyaları temasıyla gerçekleştirilen yarışmaya, bu yıl, Türkiye, Almanya, Arnavutluk, Bulgaristan ve Polonya’nın da aralarında bulunduğu 8 ülkeden toplam 724 proje başvurusu yapıldı. Tasarımcılar ve firma temsilcileri Fuar İzmir’de buluştu Jüri değerlendirmesi ve sektör temsilcileriyle yapılan görüşmelerin ardından 19 tasarım finale kalarak projelerin üretime geçirilmesine karar verildi. Finale kalan genç tasarımcılar, Fuar İzmir’deki tasarımcı ve firma buluşmasında projelerini sektörün önde gelen üretici firmalarına sundu. Değerlendirmeler sonucunda tasarımcı ve firma eşleşmeleri; Arda Uluç Aydın – Gürmas Makina, Begüm Sucu – Megamer, Berke Güntürk, Begüm Kübra Çetin ve Beste Çetin – Kar Maden, Beyza Doğan – Alimoğlu Marble – Granite İzmir, Ece İldeniz – Sirmersan Mermer, Defne Turan – Çizgi Mermer Granit, Gülşah Kamacı – Megamer, Hilal Akyüz – Ebla Stone, Hümeyra Kocayiğit iki projesiyle Başaranlar Marble, Kerem Iskar – İz Granit Madencilik, Tuğba Koşak – Dokuz Eylül Üniversitesi Meslek Yüksekokulu, Ulviye Akgul, Büşra Nur Kılınçarslan ve Arda Deniz Yücel – Laodikeia Marble, Ayşe Melek Güngör – Şenler Marble, Batuhan Duran – Mercan Tasarım, Oğuz Erten – Alimoğlu Marble Afyon, Oğuz Erten – Sirmersan Mermer, Şüheda Nur Akpınar – Megamer, Yağmur Çelik – Mercan Tasarım şeklinde oluştu. Erdoğan Akbulak’ın adı Değişik Tasarım Yarışması’nda yaşatılacak İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, yarışmanın sektöre sağladığı katkıya dikkat çekerek, “Bu yarışmayı, doğal taş sektörünün geleceğine yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz. Yarışma, genç tasarımcıların sektöre adım atmasına imkan sağlarken firmalarımızın üretim kabiliyetini ve katma değerli üretim potansiyelini de görünür hale getiriyor. Bu sürecin oluşmasında emeği olan tüm üretici firmalarımıza, jüri üyelerimize ve öğrencilere teşekkür ediyorum” dedi. Cumalıoğlu, bu yıl yarışma kapsamında, doğal taş sektörüne ve Marble İzmir’e uzun yıllar katkı sunan, kısa süre önce yaşama veda eden Silkar Madencilik’in sahibi iş insanı Erdoğan Akbulak anısına bir özel ödül vermeyi planladıklarını belirterek, Akbulak’ın sektöre bıraktığı izi bu yarışma aracılığıyla yaşatmak istediklerini dile getirdi. Üreticilerden yarışmaya güçlü destek Yarışmaya üretici olarak destek veren firma temsilcileri de organizasyonun sektöre sağladığı katkılara dikkat çekti. Çizgi Mermer Granit Kurucu Ortağı ve yarışmanın jüri üyesi Remzi Boncuk, Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması’nın format olarak benzer yarışmalardan ayrıştığını belirterek, “Uzun yıllardır bu yarışmada üretici firma olarak yer alıyoruz, aynı zamanda jüride de bulunuyorum. Bu yarışma, finale kalan ürünlerin üretilmesi ve jüri tarafından birebir gerçek boyutları üzerinden değerlendirilmesiyle öne çıkıyor. Diğer yarışmalarda görseller ve renderlar üzerinden kararlar verilirken, üretim aşamasında bazı ürünlerin hayata geçirilemediğini görüyoruz. Bu yönüyle yarışmanın dünyada da örnek olabilecek bir format sunduğunu düşünüyorum. Burada kamusal bir fayda var; öğrencilere sunum yapma ve tasarımlarını üretme imkanı tanınması da süreci güçlü bir eğitim deneyimine dönüştürüyor” dedi. “Uluslararası platformda da en başarılı yarışmalardan biri haline geldi” Üretici olarak yarışmaya destek veren TÜMMER Başkan Vekili ve Başaranlar Mermer Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Serter ise yarışmanın sektörün geleceği açısından taşıdığı önemi vurgulayarak, “Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması’nı çok önemsiyorum çünkü son yıllarda yalnızca ulusal ölçekte değil, uluslararası platformda da en başarılı yarışmalardan biri haline geldi. Bu yarışma sayesinde mimar ve tasarımcı adayı gençler doğal taşı teorinin ötesinde, proje ve üretim süreci içinde birebir tanıyor. Türkiye’de doğal taşın mimari projelerde ve özel objelerde her alanda kullanılabildiğini ve birçok firmanın bu ürünleri üretebilecek kapasiteye sahip olduğunu görüyorlar. Sektörün geleceğin tasarımcıları ve mimarlarıyla buluşması açısından bu süreci çok değerli buluyorum. Katma değerli üretim ve verimlilik açısından da önemli olan bu organizasyona önümüzdeki yıl daha fazla firmanın katılmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. “Gençler için tasarımdan üretime açılan kapı” Jüri Üyesi ve Proje Koordinatörü Doç. Dr. Selçuk Demirci, “Bu yarışma, öğrenciler için tasarımdan üretime geçişi görme ve sektöre ilk adımı atma fırsatı sunuyor. Tasarladıkları ürünlerin hayata geçtiğini görmek, gençler için çok değerli bir deneyim. Bu sürecin hayata geçirilmesini sağlayan İZFAŞ’a ve katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ediyorum” dedi. Ödüller açılış günü sahibini bulacak Üretimi gerçekleştirilecek tasarımlar, 14 Nisan 2026 tarihinde Marble İzmir Fuarı kapsamında düzenlenecek final ve ödül töreniyle birlikte sergilenecek. Yarışmada birincilik ödülü 200 bin TL, ikincilik ödülü 130 bin TL, üçüncülük ödülü ise 65 bin TL olarak belirlendi. Bunun yanı sıra Ege İhracatçı Birlikleri Özel Ödülü, firma özel ödülleri, tasarım tescil desteği, yazılım ve tatil ödülleri, üretim ve staj olanakları da yarışma kapsamında yer alacak. En fazla başvuru yapan üniversiteye ise 3D yazıcı hediye edilecek. Yarışmanın hedefi, katma değer ve rekabet gücü sağlamak Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması; katma değeri yüksek tasarımların ortaya çıkarılmasını, doğal taş sektörünün uluslararası pazardaki rekabet gücünün artırılmasını ve genç tasarımcıların desteklenmesini amaçlıyor. Yarışmacılar; mevcut doğal taşlar veya doğal taş artıklarını kullanarak geliştirdikleri dekoratif ev aksesuarları, tekil mobilyalar, ev ve ofis kullanımına yönelik katma değerli ürünler ile lavabo ve küvet gibi tasarımlarla yarışmaya katılıyor. Tasarımların üretilebilir nitelikte olması ise değerlendirmede önemli kriterler arasında yer alıyor. Yarışmanın değerlendirme süreci ise akademi, tasarım dünyası ve sektörün deneyimli isimlerinden oluşan jüri tarafından yürütülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.