Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ege Üniversitesi

Kapsül Haber Ajansı - Ege Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ege Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tüpraş, Temel Rafinericilik Staj Programıyla Meslek Yüksekokulu Öğrencilerini Destekliyor Haber

Tüpraş, Temel Rafinericilik Staj Programıyla Meslek Yüksekokulu Öğrencilerini Destekliyor

Temel rafinericilik eğitimleri, saha uygulamaları, kariyer gelişim oturumları ve sürdürülebilirlik içerikleriyle desteklenen programı başarıyla tamamlayan öğrenciler sertifikalarını aldı. Türkiye’nin lider enerji şirketi Tüpraş, “Enerjimiz Geleceğe” yaklaşımı ve toplumsal sorumluluk anlayışı doğrultusunda rafinerilerinin bulunduğu illerde üniversitelerle geliştirdiği iş birlikleriyle Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin gelişimini destekliyor, yerel kalkınmayı güçlendirecek yetkin insan kaynağının yetişmesine katkı sunuyor. Temel Rafinericilik Staj Programı, Tüpraş’ın rafinerilerinin bulunduğu dört ilde Kırıkkale Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Batman Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirildi. Yaklaşık bir ay süren Staj Programı’nda öğrenciler, temel rafinericilik eğitimlerinin yanı sıra saha uygulamaları ve teknik gelişim içerikleriyle de enerji sektörünü yakından tanıma fırsatı buldu. Teknik bilgi ile pratik uygulamaları bir araya getiren program, öğrencilerin mesleki yetkinliklerini geliştirirken kariyer yolculuklarına yönelik içeriklerle çok yönlü bir öğrenim süreci sağladı. Staj Programı’na Meslek Yüksekokulları’nın rafineri ve petrokimya, kimya teknolojileri, elektrik, makine ve metal teknolojileri gibi alanlarında öğrenim gören öğrenciler katıldı. Tüpraş Kırıkkale, İzmir, Batman ve İzmit Rafinerilerinde düzenlenen kapanış törenlerinde, programı başarıyla tamamlayan öğrencilere sertifikaları takdim edildi. “Yerel kalkınmaya katkı sağlayan üniversite-sanayi iş birliklerini güçlendirmeyi sürdüreceğiz” Tüpraş İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Önder Korkmaz Temel Rafinericilik Staj Programı ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Gençlerin mesleki gelişimlerini destekleyen, onları iş hayatına ve geleceğin yetkinliklerine hazırlayan programlar geliştirmeyi çok değerli buluyoruz. Temel Rafinericilik Staj Programı ile meslek yüksekokulu öğrencilerimizin rafinerilerimizi ve enerji sektörünü yakından tanımalarının yanı sıra, edindikleri teorik bilgileri sahada deneyimleme fırsatı bulmalarını hedefledik. Bu programın bizim için bir diğer boyutu ise rafinerilerimizin bulunduğu illerde üniversitelerimizle kurduğumuz güçlü iş birlikleri. Ortak geliştirdiğimiz bu program ile faaliyet gösterdiğimiz bölgelerin geleceğine nitelikli insan kaynağı yetiştirerek katkı sağlıyoruz. Bu yıl programın kapsamını sürdürülebilirlik içerikleriyle daha da zenginleştirdik. Gençlerin enerji dönüşümünü, sürdürülebilirliği ve geleceğin enerji dünyasını bugünden kavramalarını önemsiyoruz. Çünkü enerjinin geleceğini şekillendirecek olanlar, bugün eğitim gören gençlerimiz. Tüpraş olarak gençlerimize alan açan bu tür programları yaygınlaştırmaya, kariyer yolculuklarında destek olmaya ve üniversitelerimizle iş birliklerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz.” Sertifika törenlerine Tüpraş rafineri müdürleri ile üniversitelerin rektörleri ve rektör yardımcıları da katıldı. Törende, Tüpraş çalışanlarının öğrencilerle mesleki deneyimlerini paylaştığı panelin yanı sıra, Tüpraş İnsan Kaynakları yöneticileri tarafından özgeçmiş hazırlama ve mülakat süreçlerine yönelik kariyer gelişim oturumları gerçekleştirildi. Öğrenciler böylece enerji sektörüne ilişkin merak ettikleri soruları sektör profesyonellerine doğrudan yöneltme fırsatı yakaladı. Bu yıl program kapsamında ilk kez düzenlenen sürdürülebilirlik oturumunda da öğrenciler, Tüpraş Sürdürülebilirlik ekibiyle bir araya gelerek şirketin 2050 Karbon Nötr hedefi ve sürdürülebilirlik çalışmaları hakkında bilgi edindi. Oturumla, gençlerin sürdürülebilirlik ve enerji dönüşümüne yönelik farkındalıklarının artırılması hedeflendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüpraş, Temel Rafinericilik Staj Programıyla Meslek Yüksekokulu Öğrencilerini Destekliyor Haber

Tüpraş, Temel Rafinericilik Staj Programıyla Meslek Yüksekokulu Öğrencilerini Destekliyor

Türkiye’nin lider enerji şirketi Tüpraş, “Enerjimiz Geleceğe” yaklaşımı ve toplumsal sorumluluk anlayışı doğrultusunda rafinerilerinin bulunduğu illerde üniversitelerle geliştirdiği iş birlikleriyle Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin gelişimini destekliyor, yerel kalkınmayı güçlendirecek yetkin insan kaynağının yetişmesine katkı sunuyor. Temel Rafinericilik Staj Programı, Tüpraş’ın rafinerilerinin bulunduğu dört ilde Kırıkkale Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Batman Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirildi. Yaklaşık bir ay süren Staj Programı’nda öğrenciler, temel rafinericilik eğitimlerinin yanı sıra saha uygulamaları ve teknik gelişim içerikleriyle de enerji sektörünü yakından tanıma fırsatı buldu. Teknik bilgi ile pratik uygulamaları bir araya getiren program, öğrencilerin mesleki yetkinliklerini geliştirirken kariyer yolculuklarına yönelik içeriklerle çok yönlü bir öğrenim süreci sağladı. Staj Programı’na Meslek Yüksekokulları’nın rafineri ve petrokimya, kimya teknolojileri, elektrik, makine ve metal teknolojileri gibi alanlarında öğrenim gören öğrenciler katıldı. Tüpraş Kırıkkale, İzmir, Batman ve İzmit Rafinerilerinde düzenlenen kapanış törenlerinde, programı başarıyla tamamlayan öğrencilere sertifikaları takdim edildi. “Yerel kalkınmaya katkı sağlayan üniversite-sanayi iş birliklerini güçlendirmeyi sürdüreceğiz” Tüpraş İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Önder Korkmaz Temel Rafinericilik Staj Programı ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Gençlerin mesleki gelişimlerini destekleyen, onları iş hayatına ve geleceğin yetkinliklerine hazırlayan programlar geliştirmeyi çok değerli buluyoruz. Temel Rafinericilik Staj Programı ile meslek yüksekokulu öğrencilerimizin rafinerilerimizi ve enerji sektörünü yakından tanımalarının yanı sıra, edindikleri teorik bilgileri sahada deneyimleme fırsatı bulmalarını hedefledik. Bu programın bizim için bir diğer boyutu ise rafinerilerimizin bulunduğu illerde üniversitelerimizle kurduğumuz güçlü iş birlikleri. Ortak geliştirdiğimiz bu program ile faaliyet gösterdiğimiz bölgelerin geleceğine nitelikli insan kaynağı yetiştirerek katkı sağlıyoruz. Bu yıl programın kapsamını sürdürülebilirlik içerikleriyle daha da zenginleştirdik. Gençlerin enerji dönüşümünü, sürdürülebilirliği ve geleceğin enerji dünyasını bugünden kavramalarını önemsiyoruz. Çünkü enerjinin geleceğini şekillendirecek olanlar, bugün eğitim gören gençlerimiz. Tüpraş olarak gençlerimize alan açan bu tür programları yaygınlaştırmaya, kariyer yolculuklarında destek olmaya ve üniversitelerimizle iş birliklerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz.” Sertifika törenlerine Tüpraş rafineri müdürleri ile üniversitelerin rektörleri ve rektör yardımcıları da katıldı. Törende, Tüpraş çalışanlarının öğrencilerle mesleki deneyimlerini paylaştığı panelin yanı sıra, Tüpraş İnsan Kaynakları yöneticileri tarafından özgeçmiş hazırlama ve mülakat süreçlerine yönelik kariyer gelişim oturumları gerçekleştirildi. Öğrenciler böylece enerji sektörüne ilişkin merak ettikleri soruları sektör profesyonellerine doğrudan yöneltme fırsatı yakaladı. Bu yıl program kapsamında ilk kez düzenlenen sürdürülebilirlik oturumunda da öğrenciler, Tüpraş Sürdürülebilirlik ekibiyle bir araya gelerek şirketin 2050 Karbon Nötr hedefi ve sürdürülebilirlik çalışmaları hakkında bilgi edindi. Oturumla, gençlerin sürdürülebilirlik ve enerji dönüşümüne yönelik farkındalıklarının artırılması hedeflendi. Tüpraş Staj Programları Hakkında: Kısa Dönem Staj Programı: Tüpraş’ın üniversite öğrencilerine yönelik sunduğu kısa dönem staj programı, gençlerin iş hayatını ve rafineri operasyonlarını yakından tanımalarını, akademik bilgilerini uygulama deneyimiyle desteklemelerini ve kariyer hedeflerini şekillendirmelerini amaçlıyor. Nextremers: Üniversitelerin 3. ve 4. sınıf öğrencileri, yüksek lisans öğrencileri ve yeni mezunlara yönelik yürütülen genç yetenek programı, yaklaşık 30.000 başvuru arasından seçilen 60 üniversite öğrencisine proje bazlı çalışma deneyimi, eğitim ve gelişim fırsatları sunarak profesyonel hayata hazırlanmalarına katkı sağlıyor. Temel Rafinericilik Staj Programı: Tüpraş’ın rafinerilerinin bulunduğu Kırıkkale, İzmir, Batman ve Kocaeli’nde üniversite iş birlikleriyle hayata geçirilen program, sürdürülebilir yerel kalkınmayı güçlendirecek nitelikli insan kaynağının yetişmesini hedefliyor. Meslek yüksekokulu öğrencilerine yönelik program; temel rafinericilik eğitimleri, saha uygulamaları, teknik ve kariyer gelişim oturumlarıyla gençlere enerji sektörünü yakından tanıma fırsatı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Saya Holding Klaros Kazılarına Desteğini Sürdürüyor Haber

Saya Holding Klaros Kazılarına Desteğini Sürdürüyor

Saya Holding, 2025 yılında başladığı İzmir’in Menderes ilçesinde yer alan, antik dünyanın üç büyük Apollon kehanet merkezinden biri olan Klaros Antik Alanı kazılarına ana sponsorluğunu yeni dönemde sürdürecek. Saya Holding, Klaros’un araştırılması, korunması ve daha geniş çevrelerce tanınması için destek verecek. Saya Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Mengi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni ve Ege Üniversitesi’nin bilimsel koordinasyonuyla süren kazılara verdikleri desteği uzun vadeli bir kültürel sorumluluk olarak değerlendirdiklerini belirterek, “Klaros, yalnızca arkeolojik buluntularıyla değil, taşıdığı bilgi, inanç ve kent tarihiyle de çok katmanlı bir miras. Burada sürdürülen bilimsel çalışmalara katkı sağlamak, bizim için geçmişin izlerini korurken İzmir’in geleceğine de yatırım yapmak anlamına geliyor” dedi. İzmir’in kültürel ve arkeolojik değerlerinin kentin turizm kimliği açısından taşıdığı öneme de değinen Mengi, sözlerini şöyle sürdürdü: “İzmir’in geçmişinin bilgeliği ve hikâyeleriyle anılmasını önemsiyoruz. Klaros gibi alanlar bilimsel çalışmalarla gün yüzüne çıktıkça kentin kültür ve miras turizmindeki yeri de güçlenecek. Bu birikimin korunmasına ve doğru biçimde anlatılmasına katkıda bulunmayı sürdüreceğiz.” Klaros Kazısı Başkanı Doç. Dr. Onur Zunal ise konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Klaros’ta bu yıl kazı çalışmalarına iki farklı sektörde devam edilecek. İlk çalışma alanı, Propylon’un (anıtsal giriş yapısı) doğusunda yer alıyor. İkinci kazı alanı ise Hellenistik temenosun güneyinde bulunan Roma Dönemi yapısıdır. Bu sektörde, yapının kesin işlevini belirlemek ve mimari sınırlarını ortaya koymak amacıyla çalışmalar sürdürülecek.” Onur Zunal, şöyle devam etti: “Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izin ve maddi destekleriyle yürütülen Klaros Kazısı'nın, 2025 yılında olduğu gibi bu yıl da ana sponsorluğunu Saya Holding üstlendi. Kültürel mirasımızın korunması, bilimsel araştırmalarla gelecek kuşaklara aktarılması ve arkeolojik çalışmaların sürdürülebilirliği açısından sağladıkları değerli katkılar nedeniyle Saya Holding’e ve Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Cem Mengi’ye içten teşekkürlerimi sunarım. Özel sektörün kültürel mirasa yönelik bu duyarlı ve uzun soluklu desteği, ülkemizin ortak tarihî mirasının korunmasına ve bilim dünyasına önemli katkılar sağlamaktadır.” Klaros Kehanet Merkezi İzmir’in Menderes ilçesine bağlı Ahmetbeyli Mahallesi yakınlarında, denizden sadece birkaç kilometre içeride saklı duran Klaros Antik Kazı Alanı, binlerce yıl boyunca insanların kaderlerine yön veren bir kehanet merkeziydi. Burada, tanrı Apollon’un sesiyle konuştuğuna inanılan kahinler, kralların ve halkların geleceğini şekillendirdi. Klaros, yalnızca inançların değil; aynı zamanda antik dünyanın politik kararlarının da şekillendiği yerlerden biriydi. Antik çağda Klaros, Kolophon adlı kente bağlıydı. Kolophon’un kutsal alanı olarak işlev gören bu merkez, aynı zamanda Notion antik kentiyle de kutsal yollar aracılığıyla bağlıydı. Bu stratejik konum, Klaros’u dini bir merkez olmanın ötesine taşıyarak, bölgesel bir hafıza ve karar mekânı haline getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’in Binlerce Yıllık Şifa Mirası Belgesel Oldu Haber

İzmir’in Binlerce Yıllık Şifa Mirası Belgesel Oldu

Başkan Tugay, “İzmir bir miras ve o mirası anlamak lazım” diyerek kentin binlerce yıllık sağlık geleneğine dikkat çekti. Ercan Kesal’ın seslendirdiği belgesel, İzmir’in kültürel ve sağlık mirasını izleyiciyle buluşturacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve antik çağın kutsal sağlık merkezi Bergama Asklepion’dan Eşrefpaşa Hastanesi’ne uzanan sağlık hizmetleri tarihine ışık tutan “Asklepion’un Mirası: Antik Bir İnançtan Eşrefpaşa Hastanesi’ne” belgeselinin galası yapıldı. İzmir Sanat'taki programa, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gül Ergör, Ege Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, belgeselin seslendirmesini yapan sanatçı ve hekim Ercan Kesal, belgeselde yer alan hekimler ile akademisyenler, sivil toplum temsilcileri, sanatçılar, öğrenciler ve çok sayıda İzmirli katıldı. Büyük beğeni toplayan belgesel gösterimi alkışlarla sona erdi. “İzmir bir miras ve o mirası anlamak lazım” Gösterimin ardından konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, projeye emek veren herkese teşekkür ederek, hekimliğin hayatında 36 yıl süren bir meslek olduğunu belirtti. İzmir’in kadim kültürüne dikkat çeken Tugay, “Gerçekten çok özel bir şehirde yaşıyoruz. 8 bin 500 yıllık tarihiyle, önemli insanların nefes aldığı, ayak bastığı topraklardayız. İzmir bir miras ve o mirası anlamak lazım. Üzerinde yaşadığımız toprağın ve paylaştığımız kültürün geçmişini bilmek, hayatı anlamlı kılan unsurlardan biridir. Bu kısa ama asil filmin hazırlanmasında gösterilen emek de saygı uyandırıyor” dedi. Hayata ve hekimliğe dair rehber sözler Başkan Tugay, konuşmasını belgeselin seslendirmesini de yapan sanatçı Ercan Kesal’ın “Hekimlik Sanatları” adlı kitabının son bölümünden alıntı yaparak sonlandırdı. Kitapta, “Hekim kardeşim…” diye başlayan bölümde şu ifadeler yer alıyor: "Beden üzerinde hak iddia eden tıp biliminin hevesli polislerinden olma. Yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan ve olan bitene sessiz kaldıklarımızdan da sorumluyuz. Yeryüzü bizden önce vardı ve bizden sonra da var olmaya devam edecek. Biz, büyük bir sofranın tesadüfen bu çağda yerini almış misafirlerinden başka bir şey değiliz. Nasibimize düşeni alıp, sofrayı dağıtmadan edebimizle kalkıp gideceğiz." Kesal: İyi ki İzmir’e aşık olmuşum Ercan Kesal, konuşmasında İzmir’de olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek şunları söyledi: "Bu filmin ortaya çıkmasına vesile olan herkese teşekkür ederim. Katkıda bulunabildiysem ne mutlu. Film beni derinden duygulandırdı ve burada olma sebebimi daha iyi anlamamı sağladı. İzmir hayatımda hep çok önemli oldu. Tıp fakültesinden sadece hekim değil, her şey çıkar; yaptıklarımız ve uğraştıklarımız hekimlik mesleğiyle taçlanıyor. Film, iyi ki İzmir’de okumuşum, iyi ki İzmir’e aşık olmuşum, iyi ki Ege Üniversitesi mezunuyum dedirtti. Bu emeğin bir parçası olduğum için çok mutluyum." Prof. Dr. Bayındır: Asklepeion’un izleri, Eşrefpaşa’da devam ediyor” Başkan Tugay’ın Tıp Fakültesi eğitiminde öğretim üyeliği yapmış olan Ege Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın da hocası olan Ege Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, belgeselin bir parçası olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, “Asklepeion kendi zamanında önemli bir tıp merkezi ve çevresine örnek olmuştu. Eşrefpaşa Hastanesi de benzer şekilde, semtin ortasında, hiç ücret almadan sağlık hizmeti veren özgün bir merkezdir. Türkiye’ye tanıtılması gereken bir sosyal belediyecilik örneğidir. Asklepeion’un bıraktığı izleri, Eşrefpaşa da bize bırakmaktadır” dedi. Prof. Dr. Okyay: Dokunulmayana dokunmaya çalışıyoruz Projenin İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından titizlikle yürütüldüğünü anlatan Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “Birlikte çalıştığımızda farklı disiplinler bir araya geldiğinde ne güzel işler ortaya çıkıyor. Bu proje, belediyenin kendi personelinin emeğiyle gerçekleşti. Kentler, farklı insanlarla karşılaşmalara olanak sağlar; bu karşılaşmalarda en büyük farklılık ise dezavantajlı kesimlerle ilgilidir. Biz de Eşrefpaşa Hastanesi aracılığıyla en dokunulmayana dokunmaya çalışıyoruz. Bu, halkın kimsesiz olmadığını gösteriyor ve farklı bir yerel yönetim anlayışını ortaya koyuyor” diye konuştu. 6 aylık emeğin ürünü Projenin mimarlarından Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, belgeselin 6 aylık yoğun bir emeğin ürünü olduğunu belirterek, “Hekimlik, insanın acılarını gören ve hisseden bir meslektir. Her tedavi ve her ölüm, bizde bir iz bırakır. Binalara sadece yapı olarak bakmıyoruz; onlara anlam yüklüyoruz. Hekimlik, insan ayrımı yapmadan çalışılan bir meslek. Bunları size hissettirmek bizim için çok önemliydi” ifadelerini kullandı. Asklepion’dan Eşrefpaşa’ya: İzmir’in Sağlık Mirası İzmir Büyükşehir Belediyesi imzalı belgeselin yönetmenliğini Kültür Sanat Şube Müdürlüğü Sinema Destek Birimi’nden Ahmet Utku Soylu üstlendi. Seslendirmesini ünlü oyuncu, yönetmen, yazar ve hekim Ercan Kesal yaptı. Danışmanlığını Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram ve Dr. Turhan Sofuoğlu’nun yürüttüğü belgeselde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ile Prof. Dr. Fehmi Akçiçek, Prof. Dr. Ülkü Bayındır, Prof. Dr. Şerafettin Canda, Prof. Dr. Tülay Canda, Doç. Dr. Akın Ersoy, Prof. Dr. Veli Lök, Prof. Dr. Zafer Öztek, Prof. Dr. Felix Pirson, Orhan Beşikçi ve Ayşegül Güngören konuşmacı olarak yer aldı. Televizyonlardan üniversitelere gösterim planlanıyor İlk gösterimini yapan “Asklepion’un Mirası: Antik Bir İnançtan Eşrefpaşa Hastanesi’ne” belgeselinin ilerleyen dönemde ulusal ve yerel televizyonlarda yayınlanması hedefleniyor. Ayrıca, belgeselin üniversitelerde, festival ve film günlerinde, özel gösterimlerde, kongrelerde ve dijital platformlarda da izleyiciyle bluşması planlaıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Üniversitesi ve Tüpraş İş Birliği ile Temel Rafinericilik Staj Programı  Haber

Ege Üniversitesi ve Tüpraş İş Birliği ile Temel Rafinericilik Staj Programı 

Lider enerji şirketi Tüpraş, rafinerilerinin bulunduğu illerde üniversite iş birlikleriyle enerji sektörüne nitelikli iş gücü yetiştirmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Ege Üniversitesi ile düzenlenen Temel Rafinericilik Staj Programı, öğrencilerin teorik bilgilerini saha deneyimiyle pekiştirmelerine imkân vererek mesleki gelişimlerini destekliyor. Ege Üniversitesi bünyesindeki Aliağa Meslek Yüksekokulu ve Ege Meslek Yüksekokulu’nda öğrenim gören Rafineri ve Petrokimya, Elektrik, Makine ve Kimya Teknolojisi öğrencilerinin başvurularına açık olan program 20 Temmuz – 14 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Katılımcılar, Temel Rafinericilik Eğitimi’nin yanı sıra rafineri sahasında yürütülen işbaşı uygulamalara dahil olacak. Öğrenciler, üretim ve operasyon süreçlerini yerinde deneyimleyerek mesleki yetkinliklerini geliştirme fırsatı yakalayacak. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılara, Tüpraş Akademi tarafından “Temel Rafinericilik Katılım Sertifikası” verilecek. Program sonunda Tüpraş İnsan Kaynakları ve rafineri yöneticileri, öğrencilere teknik kariyer yolculuğuna ilişkin deneyimlerini aktaracak. Protokolün imza töreni, Ege Üniversitesi Senato Salonunda gerçekleştirildi. Törene EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Murat Boyacı, Rektör Danışmanları Prof. Dr. Mehmet Ali Yurdusev, Prof. Dr. Fevzi Bedir, Aliağa Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Sevil Şener, Ege Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Emre Ercan, Tüpraş İzmir Rafineri Müdürü Volkan Demirtaş ve Tüpraş Kurumsal İletişim Direktörü Çiler Teber katıldı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı iş birliği protokolüne ilişkin şunları söyledi: “Program, Meslek Yüksekokullarımızın Rafineri ve Petro-Kimya, Elektrik, Makine ve Kimya Teknolojisi programlarında eğitim gören öğrencilerimizi kapsıyor. Öğrencilerimiz, teorik eğitimlerini doğrudan sahada, sektörün profesyonelleriyle birlikte deneyimleme fırsatı bulacak. YÖK’ün uygulamalı eğitimde başlattığı dönüşüm doğrultusunda, Meslek Yüksekokullarında eğitim gören öğrencilerimizi, sanayi ile buluşturmaya ve mesleklerine daha kolay adapte olabilmeleri için çalışmaya devam edeceğiz. İmzalanan protokolün her iki kurum ve öğrencilerimiz için hayırlı olmasını diliyorum.” Tüpraş İzmir Rafineri Müdürü Volkan Demirtaş ise programın önemine şu sözlerle dikkat çekti: “Ege Üniversitesi ile hayata geçirdiğimiz Temel Rafinericilik Staj Programı ile öğrencilerimizin teorik bilgilerini doğrudan sahada, gerçek rafineri ortamında deneyimlemelerini sağlıyoruz. Böylece mezun olduklarında enerji sektörüne daha hazır, daha donanımlı bireyler olarak katılmalarını hedefliyoruz. Aynı zamanda bu iş birliği, enerji sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını bugünden yetiştirme yaklaşımımızın önemli bir parçası. Gençlerimizi yalnızca izleyen değil, sürecin içinde yer alan, sorumluluk alan ve değer üreten bireyler olarak yetiştirmeyi önemsiyoruz. Bu programın hem öğrencilerimizin gelişimine hem de sektörümüz ve ülkemizin insan kaynağının gelişimine güçlü bir katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Yerel ekonomiye ve yetenek gelişimine katkı sağlanmasını hedefleyen program, üniversite–sanayi iş birliğinin güçlü ve sürdürülebilir örneklerinden biri olarak konumlanıyor. Şirket, aynı zamanda Ege Üniversitesi tarafından düzenlenen Danışma Kurulu toplantılarında da rol alarak akademi–sanayi etkileşimini çok yönlü olarak destekliyor. Başvuru süreci boyunca Ege Üniversitesi’nde düzenlenecek bilgilendirme toplantıları ile öğrencilere programın kapsamı ve başvuru süreçlerine ilişkin detaylı bilgi sunulacak. Tüpraş, bu programı rafinerilerinin bulunduğu Kırıkkale, Batman ve Kocaeli illerinde de gerçekleştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Üniversitesi’nde Gıda Sektöründe Bilim Temelli Yaklaşımlar Ele Alındı Haber

Ege Üniversitesi’nde Gıda Sektöründe Bilim Temelli Yaklaşımlar Ele Alındı

Tekstil, gıda ve yağ sektörleri dahil olmak üzere farklı alanlardan konuşmacıların yer aldığı etkinlikte, özellikle palm yağı ve bitkisel yağlar hakkında kamuoyunda yaygın olan yanlış algılar bilimsel veriler ışığında değerlendirildi. Gıda üretimi ve içeriklerine yönelik tartışmaların bilimsel kanıtlarla desteklenmesi, sektörün gelişimi açısından belirleyici rol oynuyor. Bu bilginin önemine dikkat çekmek amacıyla 29 Nisan’da Ege Üniversitesi’nde, öğrenciler ve sektör profesyonelleri bir araya gelerek, özellikle palm yağı ve bitkisel yağlar hakkında kamuoyunda yaygın olan yanlış algıyı bilimsel veriler ışığında değerlendirdi. Farklı disiplinlerden alanlarında uzman, konuşmacılar; konuları, üretim süreçlerinden inovasyona uzanan geniş bir perspektifle ele aldı. Dr. Fahri Yemişçioğlu: “Palm yağı, gıda sistemleri için işlevsel ve sürdürülebilir bir kaynaktır.” Etkinlikte konuşan Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu, gıda üretiminde yağların çok yönlü işlevlerine dikkat çekerek şunları söyledi: “Gıda üretimi, “tarladan sofraya” yaklaşımıyla farklı disiplinleri ve meslek gruplarını bir araya getiren çok boyutlu bir süreç. Günümüzde tüketici beklentilerindeki değişimle birlikte gıda sektörü, teknoloji ve inovasyona en açık alanlardan biri haline geldi. Bitkisel yağların gıdalardaki kullanım alanı ve işlevselliği dikkate alındığında, palm yağı ve fraksiyonlarının önemi açıkça ortaya çıkıyor. Tropikal bir meyve olan palmiye ağacından ve çekirdeğinden elde edilen palm yağı ve palm çekirdeği yağı, artan dünya nüfusunun beslenmesi açısından önemli ve sürdürülebilir bir kaynak niteliği taşıyor.” “Bilimsel verilerle desteklenmeyen algılar, gıda üretim zincirini doğrudan etkileyebiliyor.” Dr. Fahri Yemişçioğlu bitkisel yağlara ilişkin sözlerine ayrıca şu bilgileri de ekledi: “Palm yağı fraksiyonları, sahip oldukları yağ asidi ve trigliserit yapıları sayesinde gıda endüstrisinde geniş bir kullanım alanına sahip. Dondurmadan şekerlemeye, krem çikolatadan fırıncılık ürünlerine kadar pek çok üründe, ürünün gerektirdiği fonksiyonel özelliklerin sağlanmasına katkıda bulunuyor ve inovatif ürün geliştirme süreçlerini destekliyor. Ayrıca palm yağı ve türevleri, dengeli yağ asidi bileşimleri sayesinde oksidatif bozulmaya karşı direnç göstererek ürünlerin raf ömrü boyunca tazeliğini ve güvenliğini korumaya yardımcı oluyor. Duygu Polat: “Önemli olan yağın türü değil, üretim kalitesi ve teknoloji düzeyidir.” Etkinlikte konuşan Kalite Kontrol Uzmanı Duygu Polat ise şunları söyledi: Bir yağ üretim tesisi açısından palm yağı ve fraksiyonları, diğer bitkisel tohum yağlarında olduğu gibi, nihai ürün formülasyonunun temel bileşenlerinden biri. Bu doğrultuda üretimden çıkan ürünler, kullanılacakları gıdanın özelliklerine bağlı olarak farklı yağ bileşimlerinden oluşturuluyor.Palm yağı ve türevleri, hem kullanım miktarı hem de sağladığı fonksiyonel katkılar açısından üretim süreçlerinde kritik bir rol üstleniyor. Bu yoğun kullanım, içerdiği bazı bileşenler nedeniyle son yıllarda hem akademinin hem de sektörün daha fazla dikkatini çekiyor. “Gıda Güvenliğinde Netleşen Standartlar” Sektörde son yıllarda geliştirilen üretim teknolojileri sayesinde, risk oluşturabilecek bileşenler büyük ölçüde kontrol altına alınıyor ve güvenli üretim standartları daha sistematik bir şekilde sağlanıyor. Türkiye’de de Avrupa Birliği ile uyumlu yasal düzenlemelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte, bu alandaki tartışmaların daha çok bilimsel ve yasal çerçevede ele alındığı görülüyor. Gıda ve kalite yönetimi perspektifinden bakıldığında, yağları “iyi” ya da “kötü” olarak sınıflandırmak yerine hammadde kalitesi ve üretim teknolojisine odaklanmak daha sağlıklı bir yaklaşım sunuyor. Nitekim kaliteli hammadde ve gelişmiş üretim süreçleri, güvenli ve yüksek kaliteli ürünlerin temelini oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch Türkiye’de Üst Düzey Atama Haber

Bosch Türkiye’de Üst Düzey Atama

Bosch’taki kariyerine 19 yıl önce adım atan Pınar Kurt, 1 Şubat 2026 itibarıyla Bosch Home Comfort Türkiye, Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve Güney Doğu Avrupa’dan sorumlu Ticari Genel Müdür görevine atandı. Kurt son olarak, 2025 yılında Bosch Home Comfort Grubu’nun Almanya’daki merkezinde, şirket tarihinin en büyük satın alması olarak tanımlanan Johnson Controls'ten konut ve hafif ticari ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) işinin ve Johnson Controls-Hitachi Air Conditioning ortak girişiminin satın alma projesinin finans, bütçe, raporlama ve satın alma süreçlerine liderlik etti. Yeni sorumluluk alanında Türkiye’den Güneydoğu Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada finansal stratejilerin oluşturulması, kârlılık hedeflerinin yayılımı ve ticari süreçlerin yönetimine liderlik eden Kurt, Bosch’un uluslararası yapısında edindiği tecrübeyi bölgedeki büyüme stratejilerine aktarmayı hedefliyor. Pınar Kurt kimdir? Bosch kariyerine 2007 yılında Manisa’da Muhasebe Departmanı'nda başlayan Kurt, 2010-2013 yılları arasında İstanbul’da Satış Bütçe ve Raporlama Sorumlusu olarak görev aldı. Bu dönemde SAP uygulamaları ve kontrol fonksiyonlarının kurulması süreçlerini yönetti. 2013 yılında Almanya Wernau’da Yalın Yönetim alanında Avrupa’daki farklı ülkelerde proje liderliği üstlenen Kurt, ardından kariyerine Portekiz’de devam etti. 2016-2022 yılları arasında Portekiz Aveiro’da bulunan tüzel kişiliğin ve ürün grubunun Bütçe ve Raporlama Direktörlüğü ve ardından Ticari Birimlerden Sorumlu Direktör pozisyonlarını üstlenen Kurt, finansal yönetim ve yeniden yapılandırma projelerini yürüttü. 2022 yılından itibaren Almanya Wetzlar’da Grup Bütçe ve Raporlama Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Kurt, son olarak Bosch Home Comfort’un Almanya’daki merkezi Wernau’daki entegrasyon projesinde Başkan Yardımcısı olarak görev aldı. Ege Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan Pınar Kurt, yüksek lisans eğitimini Bahçeşehir Üniversitesi’nde Yönetim Bilişim Sistemleri (MBA) alanında tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gediz Nehri Mercek Altında Haber

Gediz Nehri Mercek Altında

İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda Gediz Nehri’ni mercek altına alındı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yapılan deniz kirliliğine ilişkin ceza ve denetim yetkisi talebinin reddedilmesine rağmen, gemi kaynaklı kirliliği dron taramalarıyla tespit eden Büyükşehir, İzmir Körfezi’ndeki kirliliğin ana nedenlerinden biri olan Gediz Nehri’ndeki kirliliği ortaya koymak için de su analizlerini sürdürüyor. Aylık rapor hazırlanıyor Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu öncülüğünde, İZSU tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, Gediz Nehri’nin İzmir’e giriş noktası Emiralem Boğazı’ndan başlayarak İzmir Körfezi’ne ulaştığı noktaya kadar belirlenen 7 farklı noktadan düzenli olarak numuneler alınıyor ve elde edilen veriler aylık raporlar halinde değerlendiriliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışmaya, Gediz Nehri’nin büyük bölümüne ev sahipliği yapan Manisa Büyükşehir Belediyesi de aylık raporlarıyla destek veriyor. İzmir ve Manisa’dan elde edilen veriler, yıllık bir raporda bir araya getirilerek Gediz’in kaynağından temiz çıkmasına rağmen kirlenmesine neden olan unsurlar, bir yıllık süreçte tespit edilecek. Böylece hem İzmir Körfezi’ni hem de bölge tarımını tehdit eden kirliliğe karşı daha güçlü ve etkili bir mücadele yürütülecek. Kirliliğin acısını en çok çeken il İzmir Gediz’in kirliliğinin sadece İzmir’in sorunu olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Havzanın sonunda yer alması nedeniyle İzmir, en çok etkilenen ilimiz. Nehir, geçmişte can verdiği tarım arazilerini artık tehdit etmekle kalmıyor, körfez gibi büyük bir canlı rezervuarı da olumsuz etkiliyor. Gediz’in yaklaşık 400 kilometrelik uzunluğu ve yan dereleriyle taşınan kirlilik, İzmir’de hem tarımı hem de körfezi ciddi şekilde etkiliyor. Bu nedenle iyileştirme çalışmalarında hızlı adımlar atılması gerekiyor” şeklinde konuştu. Kirlilik sadece körfezi değil tarımı da etkiliyor Araştırma hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz Nehri’nin hem nehir hem de körfez ekosistemi için kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Körfezde yaşanan alg patlamaları, balık ölümleri ve koku sorunlarının temel nedeninin kirlilik olduğunu vurgulayan Kurucu, bu durumun tarımsal sulamayı da olumsuz etkilediğini ifade etti. Çalışmada, kirliliğin kaynağından ziyade nehrin mevcut durumuna odaklandıklarını belirten Kurucu, kirleticilerin türü, yoğunluğu ve dağılımını tespit etmeyi amaçladıklarını söyledi. Gediz’in yıllık kirlilik raporu hazırlanıyor Kurucu, Gediz Nehri’nin İzmir’e girdiği noktadan İzmir Körfezi’ne kadar belirlenen örnekleme noktalarında İZSU ile yürüttükleri çalışmalarda aylık kirlilik raporları hazırladıklarını söyledi. Kasım ayından itibaren yapılan ölçümlerle her ay rapor çıkarılacağını belirten Kurucu, yıllık rapor sayesinde mevsimsel değişimler ve kirliliğin yoğunlaştığı noktalar tespit edilerek karar vericilere yol gösterileceğini vurguladı. Gediz’in yanı sıra Ağıl Deresi de izleniyor Gediz’in eski yatağı olan ve iç körfeze ulaşan Ağıl Deresi’nde de izlemelere başlandığını aktaran Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Ağıl Deresi, Gediz Nehri’nden Süleymanlı Regülatörü’nde mansaplanarak sulama kanalı olarak devam ediyor. Sulamadan dönen sular, Menemen’deki arıtma tesislerinden geçtikten sonra İzmir Körfezi’ne ulaşıyor. Dereye Maltepe Deresi de katılıyor. İZSU, aylık izlemeleri 2 noktadan 10 noktaya çıkardı ve sonuçları bütünleşik olarak değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu. “Gediz Nehri her geçtiği ilde kirleniyor” Prof. Kurucu, Gediz Nehri’nin Kütahya Murat Dağı’ndan doğup Uşak ve Manisa’dan geçerek İzmir Körfezi’ne ulaştığında kirlenmiş olduğunu belirtti. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin de yürüttüğü çalışmayla, nehrin Manisa sınırları içindeki bölümünde yapılan ölçümler suyun girişten itibaren kirlendiğini gösterdi. Kurucu, “Gediz’in kaynağı temiz, ancak yol üzerindeki illeri geçtikçe kirlilik yükü artıyor. Bu proje, aylık izlemelerle nehrin durumunu bütüncül olarak ortaya koyacak. Bu çalışmalar bu güne kadar parça parça yapılmış. Kurumlar ya ayrı dönemlerde çalışma yapmış ya da bir kere örneklemişler. Biz bunu aylık olarak düzenli izleyeceğiz. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, bu projeye çok önem veriyor. Su, tarımsal kullanım ve gıda güvenliği açısından çok önemli; bu nedenle İzmir ve Manisa genelinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi. Durum ciddi; üç aylık veriler uyarıyor Kasım ayından itibaren yapılan aylık analizlerin sonuçlarını açıklayan Prof. Kurucu, “Durum ciddi. Üç aylık veriler, özellikle aralık ve ocak aylarında tonlarca azot ve fosforun İzmir Körfezi’ne aktığını gösteriyor. Bu besin elementleri ötrofikasyona yol açıyor, alg patlamaları oluşuyor ve sucul yaşam tehlikeye giriyor; balık ölümleri yaşanıyor. Ayrıca alüminyum, brom, kadmiyum, demir, çinko gibi ağır metaller de sanayi kaynaklı olarak nehre karışıyor. Tarımsal gübreler ve hayvancılığın yan derelere veya doğrudan nehre bıraktığı sıvılar da kirliliğe katkı sağlıyor. Tüm bunlar hem nehir hem de körfez ekosistemi için ciddi bir yük oluşturuyor; herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor” dedi. Tarımı ve gıda güvenliğini de tehdit ediyor Prof. Kurucu, Gediz Nehri kirliliğinin sadece körfezi değil, tarımsal sulamayı ve gıda güvenliğini de tehdit ettiğini belirtti. Kurucu, “Durumu tespit ediyoruz: kirliliğin kaynağı sanayi ve tarım. Tarımı ve gübre yönetimini daha iyi yapmamız gerekiyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız bu konunun üzerine kararlılıkla gidiyor ve gıda güvenliğine de çok önem veriyor. Gediz’in suyu tarımsal üretimde kullanılıyor ve uzun vadede toprağın çoraklaşmasına yol açabilir. Bu nedenle önlem almak zorundayız” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arı Sütü, Propolis ve Polen Üretimi Kadın Arıcılarımızın Ellerinde Değerlenecek Haber

Arı Sütü, Propolis ve Polen Üretimi Kadın Arıcılarımızın Ellerinde Değerlenecek

Dünyanın en büyük bal üreticileri arasında ilk onda yer alan Türkiye, arı sütü, polen ve propolis gibi katma değeri yüksek arı ürünlerinde de başarıyı hedefliyor. Beslenmeden gıda takviyesine, kozmetikten ilaç sanayiine kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan bu ürünlerin üretiminde ise kadın emeği önemli bir rol üstleniyor. Kadın ve genç arıcıları mesleğe kazandırma misyonuyla çalışmalarını sürdüren Balparmak Arıcılık Akademisi, 2026 yılında Milas’ta gerçekleştirdiği ilk eğitimin ardından ikinci programını 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle kadın arıcılara yönelik olarak düzenledi. Balparmak Kampüs’te gerçekleştirilen eğitime 80’i aşkın kadın arıcı katılım sağladı. Dr. Emel Damarlı: Kadınların ürettiği kaliteli arı ürünlerine talibiz Eğitimin açılış konuşmasında Türkiye’de arıcıların ağırlıklı olarak bal üretimine odaklandığını ancak dünyanın bal dışındaki diğer arı ürünlerine olan ihtiyacının her geçen gün arttığını belirten Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, “Ülkemiz, yedi bölgesinin tamamında arıcılık yapılabilecek zengin bir floraya sahip. Arıcılarımız ata yadigarı olarak sürdürdükleri arıcılık mesleğinde daha çok bal üretimine yöneliyor, oysa arı sütü, polen, propolis gibi katma değeri yüksek arı ürünleri var. Ben buradan kadın arıcılarımıza sesleniyorum. Bu ürünleri üretmek bal üretimine göre çok farklı. Özellikle arı sütü üretimi el becerisi istiyor. Genellikle erkek arıcılar bal dışındaki arı ürünlerinin üretimini tercih etmiyor ama biliyoruz ki siz kadınlar bunu en iyi şekilde yapabilecek doğal bir yeteneğe sahipsiniz. Sizin üreteceğiniz kaliteli arı ürünlerinize talibiz” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Banu Yücel: Arı sütünün çok büyük ekonomik değeri var Doğru kullanım koşuluyla tüm arı ürünlerinin çok değerli olduğunu belirten Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Banu Yücel, şunları söyledi: “Bal dahil tüm arı ürünleri kaliteli yaşamın sürdürülebilirliği açısından çok güçlü ürünler. Özellikle ilaç sanayiinde, gıda takviyesinde ve kozmetikte arı ürünlerinin payı her geçen gün artıyor. Dolayısıyla dünya çapında bu ürünlere ihtiyaç da artıyor. Dünyada “tam gıda” olarak tanımlanan birkaç üründen biri arı poleni. Yine dünyada en kaliteli besin olarak kabul edilen balın yanına arı sütünü, propolisi, poleni koyduğunuzda gelirinizi daha da artırmış olacaksınız. Bu ürünlerin üretim süreçleri meşakkatli ancak bu değerli arı ürünlerimizin üretiminde kadınlar olursa Türkiye arı ürünleri konusunda çağ atlar. Siz bu sektörün garantisisiniz.” Kovanları gezdirmek yerine, arının diğer ürünlerine yönelin Kadın arıcılara tavsiyelerde bulunan Prof. Banu Yücel, şu kritik bilgileri verdi: Kışın kullandığınız kovanları üretim döneminde kullanmayın. İlkbahar mevsimine girerken kovanlarınızı mutlaka kostik soda eritilerek eklenmiş sıcak su ile dezenfekte edin. Ardından kovanı iyice kurutun ve pürmüz ile alazlayın.Bal dahil tüm arı ürünleri üretiminde birinci kural hijyen... Mutlaka yedek eldiveniniz, yedek maskeniz, arılığa özel çizme veya ayakkabınız olsun. Sürekli kayıt tutun, hangi kovanın neye ihtiyacı var, hangisine besleme yaptınız, hangisi oğul verdi, ana arı durumu nedir, kuluçka ve ergin arı gelişimi nasıl bunları mutlaka not edin. Eğer çerçevenin 2/3’ünden fazlası açık bal gözü içeriyorsa bal süzme işlemi için mutlaka sırlanmayı bekleyin. Arılar açık petek gözlerindeki olgunlaşmamış ham balların suyunu uçurup, olgunlaştırdıktan ve petekleri sırladıktan sonra sağıma başlayın ve böylece doğal balı elde edin. Aksi halde bal sulu ve ham olarak kalır, hızla fermente olarak bozulur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.